ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1974/29
Karar Sayısı:1974/33
Karar günü:25/7/1974
Resmi Gazete tarih/sayı:17.8.1974/14979
İptal isteminde bulunan: Kudret Bayhan - Cumhuriyet Senatosu Niğde Bağımsız üyesi.
Vekili: Avukat Sadi Yaşar
İptal isteminin konusu: Cumhuriyet Senatosu Niğde Bağımsız Üyesi Kudret Bayhan
hakkında Anayasa'nın 80. maddesi uyarınca, 2/3/1972 tarihi itibariyle üyelik sıfatının düşmüş
olduğuna dair Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunca 11/7/1974 gününde 76. Birleşimde alınan
11/7/1974 günlü, 131 sayılı kararın Anayasa'nın 80 ve 82. ve Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 6
ve 149. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüş ve iptali için Anayasa'nın 81. maddesine dayanılarak
Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.
I- OLAY :
Cumhuriyet Senatosu Niğde bağımsız üyesi Kudret
Bayhan'ın, yurt dışına Cumhuriyet Senatosu Başkanlığından izin almadan çıkarak, 5/3/1972
gününde Fransa'ya yasak uyuşturucu maddelerden sayılan 146 kilo baz morfini bilerek sokmasından
ötürü tutuklu olarak yargılanması sonunda 15 yıl süre hapsine ve 2.980,000 Fransız frangı para
cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Nice Asliye Ceza Mahkemesinin 27/2/İ973 günlü kararı,
Fransız Bölge İstinaf Mahkemesinin 24/5/1973 günlü ve Fransız Yargıtayının da 9/1/1974 günlü
13/92-171 sayılı kararları ile onanması yoluyla kesinleşmesi üzerine, Cumhuriyet Senatosu Genel
Kurulunun 11/7/1974 günlü, 76 sayılı birleşiminde Anayasa'nın 80. maddesi uyarınca ve 2/3/1972
tarihi itibariyle üyelik sıfatının düşmüş bulunduğuna 11/7/1974 gününde 131 sayı ile karar verilmiş
bulunmaktadır.
II- İPTAL İSTEMİNDE BULUNANIN DİLEKÇESİ ÖZETİ:
İptal istemim kapsayan 17/7/1974 günlü dilekçede özetle:
(İçtüzüğün 6. maddesi hükmü karşısında Cumhuriyet Senatosu başkanlık Divanınca bu
yolda bir karar alınması, bir öneride bulunulması veya bir eğilim gösterilmesi kanunsuzdur ve hukuk
dışıdır. Esasında Başkanlık Divanı Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunca onaylanmasını istediği
bir karar dahi almış değildir. Sadece temayülünü yazmıştır. Böyle hukuk dışı bir yazı oya
sunulamaz. Bir an için Başkanlık Divanının böyle bir karar alma yetkisi var sayılsa dahi, 11/7/1974
gününde alınması istenen bir kararın 2/3/1972 gününden geçerli sayılması, hukukun genel
prensipleriyle kazanılmış hakların geçmişte yitirilemiyeceği ve cezanın geriye yürüyemiyeceği
kurallarına ters düşer. Salt bu nedenle karar doğuştan sağlıksız ve sakattır. Olayda Anayasa ve
Adalet Komisyonunun daha önce açıkladığı kesin hüküm verilinceye kadar üyelik sıfatının devam
edeceği yolundaki düşüncesiyle kararın çelişkisi meydandadır. Aslında 1/3/1973 gününe kadar
yolluğu ve ödenekleri ödendiğine göre, hiç değilse, 1/3/1973 gününde bu sıfatı vardır. Bu bakımdan
üyelik sıfatının 2/3/1972 tarihi itibariyle düşmüş olduğu kabul edilemez. Cumhuriyet Senatosu
Genel Kurulu Kararı, Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 149. maddesine de aykırıdır. Çünkü, karar
Anayasa ve Adalet Komisyonunca bir rapora bağlanmamıştır veya böyle bir rapor Genci Kurulda
Esas Sayısı:1974/29
Karar Sayısı:1974/33
2
görüşüldükten sonra karar alınmamıştır. Karar, Cumhuriyet Senatosu Başkanlık Divanı kararı veya
temayülü olarak oylanmıştır.
(TEK) andlaşmasının 36. ve Türk Ceza Kanununun 403. maddeleri hükümleri konu ile hiç
ilgili değildir; Sadece, Türk Ceza Kanununun 3. maddesi hükmünün olayla yakın ilgisi vardır. Bu
madde hükmü karşısında müvekkilim Türkiye'de yargılanıp hüküm giymediğinden herhangi bir
suçu ve hükümlülüğü söz konusu olamaz. Hatta Türk Ceza Kanununun değişik 5. maddesi hükmü
dahi müvekkilim hakkında uygulanmamıştır.
Anayasa'nın 4. maddesi uyarınca Egemenlik kayıtsız ve şartsız Türk Milletinin olduğuna, 7.
maddesine göre de yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanıldığına göre
mülkilik ilkesine davalı bulunan Türk Ceza Kanununun 8. maddesi gereğince sözü geçen
mahkûmiyet hükmünün Türk Kanunlarına uygunluğu hakkında Türk Mahkemelerinden karar
alınmadan üyelik sıfatının Anayasa'nın 80. maddesi gereğince düşürülmesine olanak yoktur.
Burada, Anayasa'nın 80. maddesinin ilk hükmünden başka hükümleri dahi söz konusu
olamaz. Çünkü, müvekkilimin senato çalışmalarına katılamaması tam kavramı ile eylemli bir özrün
sonucudur.
Bu itibarla, karar Anayasa'nın 80. maddesine her yönü ile aykırıdır.
Diğer bakımdan yasama organı üyelerinin ödenekleri ve yollukları onların bu sıfatları ile
bağlantılıdır. Müvekkilimin dışarıda tutuklandıktan sonra bir bölüm istihkaklarının ödenmesi ve bir
bölümünün de bloke edilmesi, salt bu açıdan da üyelik sıfatının sürüp gittiğini belgelemektedir.
Kararın geriye götürülmesi ve kazanılmış hakları sakatlaması yönünden de, Anayasa'nın 82.
maddesine aykırı, düşmesini gerektirmektedir) gerekçeleri yer almakta ve 11/7/1974 günlü 131
sayılı kararın Anayasa'nın 80 ve 82. ve Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 6 ve 149. maddelerine
aykırılığından ötürü müvekkili adına iptali istenmektedir.
III- İPTALİ İSTENEN CUMHURİYET SENATOSU KARARI:
İptali istenen Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun 11/7/1974 günlü 131 sayılı kararı -
22/7/1974 günlü, 14953 sayılı Resmî Gazete'de çıkan metne göre - Şöyledir :
"Cumhuriyet Senatosu kararı.
Cumhuriyet Senatosu Niğde bağımsız üyesi Kudret Bayhan'ın üyelik sıfatının düştüğü
hakkında.
Karar No : 131
Cumhuriyet Senatosu Niğde Bağımsız Üyesi Kudret Bayhan'ın, Anayasa'nın 80. maddesi
uyarınca, 2/3/1972 tarihi itibariyle, üyelik sıfatının düşmüş olduğuna Cumhuriyet Senatosu Genel
Kurulunun 11/7/1974 tarihli 76 ncı birleşiminde karar verilmiştir."
IV- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesince 25/7/1974 gününde yapılan toplantıda aşağıda açıklanan konu
üzerinde durulmuştur:
l- İptal isteminin yasa kurallarına uygun olarak yapılıp yapılmadığı sorunu :
a) Cumhuriyet Senatosu Başkanlık Divanının 11/7/1974 günlü 25 sayılı kararında şu satırlar
yer almıştır : "Adalet Bakanlığının yazısında ayrıca şu hususlara yer verilmiştir: (Fransız
Esas Sayısı:1974/29
Karar Sayısı:1974/33
3
Mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün adı geçenin yasama üyeliğinin
düşmesi konusunda yeterli olacağına dair mevzuatımızda bir hüküm bulunmadığı gibi, Fransız
Mahkemelerince ve vatandaşlarımız hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının Türkiye'de infazı
hususunda iki ülke arasında bir anlaşma da mevcut değildir. Ancak İstanbul Cumhuriyet
Savcılığınca haklarında soruşturma yapılan sanıklara müstenit yurt dışına baz morfin ihraç etmek
suçu T. C. K. nun 403. maddesine uygun bulunmaktadır. Türk Ceza Kanununun 87/4 bendinde
yabancı memleket mahkemelerinden verilen hükümlerin tekerrüre esas olamayacağı kaidesi
vazedilirken, başka suçlarla birlikte, Türk Ceza Kanununun 403. maddesinde yazılı suçdan dolayı
yabancı mahkemelerden verilmiş mahkûmiyet hükümlerinin tekerrüre esas tutulacağı istisna olarak
kabul edilmiştir.
Tekerrür hükümlerinin tatbikini gerektirecek ikinci suçun Türkiye'de işlenmemiş
bulunmasına rağmen bu hüküm yasama üyeliğinin düşmesi konusunda esas alınıp alınamayacağı
hususunun takdirlerinin Yüksek Cumhuriyet Senatosuna ait bulunduğu düşünülmektedir.)
Adalet Bakanlığının yazısında baz morfinin Türkiye'den gitmiş olduğunun anlaşıldığı
ifadesi, Fransa'daki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiğinin resmî belgelerle tesbiti, yukarıda anılan
TEK anlaşmasının 36. maddesinin ikinci bendinin üçüncü fıkrasında bu nevi suçların yabancı
memleketlerde hükmolunan mahkûmiyet kararlarının sabıka teşkili amacı ile gözönünde
bulundurulacağı, keza T. C. K. nun 403. maddesinin yabancı ülkelerde verilen mahkûmiyet
kararlarının bu gibi suçlarda tekerrürde dikkate alınacağı, mevzuatımızda başkaca hüküm
bulunmadığının görülmesi sebepleriyle ve Anayasa'nın 80. maddesi gereğince Niğde Senatörü
Kudret Bayhan'ın Cumhuriyet Senatosu Üyeliği sıfatının düşmesi gerektiği sonucuna varılmıştır."
Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun 11/7/1974 günlü, 76. Birleşiminde Başkanlık Divanı
Kararı üzerinde görüşme açıldıktan sonra Genel Kurul 131 sayılı kararı almıştır.
b) Davacı vekili, 17/7/1974 gününde kaydı yapılan dava dilekçesine ekli olarak iki
vekâletname ibraz etmiş ve ayrıca 18/7/1974 gününde bir vekâletname daha vermiştir.
Bu vekâletnamelerde şu hususlar yazılıdır :
"Türkiye'nin her yerinde bulunan menkul ve gayrimenkul mallarının idareye, vergilerini
vermeye, gelirlerini toplamağa, satıp bedellerini almağa, kooperatif ve şirketlerdeki hisselerimi
idare ve tasfiyeye, alacaklarımı tahsile, borçlarımı ödemeye ve her üç ayda bir almakta olduğum
emekli maaşımı ve senatörlüğüm devam ettiği müddetçe alacağım ödenek ve yolluklarımı almağa
ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının tanıdığı bütün hakları benim adıma kullanmağa, gerekirse
başkalarının da tevkil ve azle yetkili olmak üzere Ankara'da Fevzi Çakmak Sokak 41/9 da mukim
eşim Nebahat Bayhan ile Ankara Barosu avukatlarından Ruhi Nail Ongun'u umumî vekil tayin
ettim.
Nice 17 Nisan
1972
İmza
Kudret Bayhan
"Leh ve aleyhinde açılmış ve açılacak bilûmum dava ve takiplerden dolayı Türkiye
Cumhuriyeti Mahkemelerinin, meclislerinin daire ve müesseselerinin her kısım ve derecesinde her
sıfat, tarik ve suretle beni temsile, hak ve menfaatlerimin muhafaza ve temini için münasip göreceği
Esas Sayısı:1974/29
Karar Sayısı:1974/33
4
muameleleri ifaya, tebliğ ve tebellüğe, protesto keşide ve cevaplar itasına, verilecek rapor ve
kararlara itirazda bulunmağa, şahit ikame ve istima veya reddine, yemin teklifine, teklif olunan
yemini kabul veya redde, dava açmağa, icra takibine, ihtiyatî ve icraî hacizler vaz ve fekkine,
ehlivukuf, ehlihibre tayin ve azline kesifler icrasına, nakli davaya, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay
ve diğer devairi devletin kâffesinde takibi umur ve muameleye, murafaaya ve müdafaaya, temyizi
davaya, tashihi karar ve iadei muhakeme talebinde bulunmaya her nevi evrak, istida ve lâyihaları
İmza ve takdime, tahkime, reddi hakim ve kâtibe, velhasıl kanunen bu hususlarda yapılması icap
eden bilcümle işleri son dereceye kadar takip ve intaca ve dava açmaya, davadan feragat ve feragatı
davayı kabule ve başkalarını da tevkil, teşrik ve azle mezun ve yetkili olmak üzere Ankara Barosu
Avukatlarından Sadi Yaşar'ı vekil tayin eyledim. 17/7/1974
Emine Nebahat
Sayhan
İmza
"Müvekkilim Kudret Bayhan'ın leh ve aleyhinde açılmış ve açılacak bilûmum davalarla
takiplerden dolayı Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinin, meclislerinin, daire ve müesseselerinin
her kısım ve derecesinde her sıfat, tarik ve suretle müvekkilimi temsile, hak ve menfaatlerini
muhafaza ve temini için münasip göreceği muameleleri ifaya, tebliğ ve tebellüğe, protesto keşide
ve cevaplar itasına, verilecek rapor ve kararlara itirazda bulunmağa, şahit ikame ve istima veya
reddine, yemin teklifine, teklif olunan yemini kabul veya redde, dava açmaya, icra takibine, ihtiyatî
ve icraî hacizler vaz ve fekkine, ehlivukuf, ehlihibre tayin ve azline, keşifler icrasına, nakli davaya
Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay ve diğer devairi devletin kâffesinde takibi umur ve muameleye,
murafaaya ve müdafaaya, temyizi davaya tashihi karar ve iadei muhakeme talebinde bulunmağa ve
her nevi evrak, istida ve layihaları imza ve takdime, tahkime, reddi hâkim ve kâtibe, velhasıl
kanunen bu hususlarda yapılması icap eden bilcümle işleri son dereceye kadar takip ve intaca ve
dava açmağa davadan feragat ve feragati davayı kabule ve başkalarını da tevkil, teşrik ve azle yetkili
olmak üzere Ankara Barosu avukatlarından Sadi Yaşar'ı müvekkilim Kudret Bayhan adına
vekâleten vekil tayin ettim.
Kudret Bayhan
Vekili
Emine Nebahat
Bayhan
İmza
Bu vekâletname altındaki imzanın kimliği ibraz edilen Çankaya Nüfus İdaresinden verilme
1/2/1974 tarih ve 062454 M. Serili nüfus sahibi 1337 doğumlu Hakkı kızı Emine Nebahat Bayhan'ın
olup yine ibraz edilen T. C. Marsilya Başkonsoloğluğundan onaylı 18/4/1972 tarih ve 656/8 sayılı
vekâletnameye istinaden müvekkili Kudret Bayhan adına vekâleten imzaladığını onarım. 18/7/1974
Esas Sayısı:1974/29
Karar Sayısı:1974/33
5
Ankara Onuncu
Noter Vekili"
c) İptal isteminde temsile dayanaklık ve kaynaklık yapan vekâletnamenin Marsilya
Başkonsoloğluğunda 17 Nisan 1972 gününde düzenlenmiş olan vekâletname olduğu kuşkusuzdur.
Bu vekâletname ile buna dayanılarak düzenlenen diğer vekâletname incelendiğinde bunların genel
vekâletname oldukları. Özel bir vekâletname niteliğini taşımadıkları, başka bir deyimle Anayasa
Mahkemesine başvurmak için vekile özel bir temsil yetkisinin verilmesini içermedikleri açıkça
görülür. Oysa 22/4/1962 gün ve 44 sayılı "Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun" vekâletname hususunda ayrıntılı ve Özel hükümler düzenlemiştir. Bu hükümler
şöyledir :
"Vekâletname :
Madde 31- Anayasa Mahkemesine müracaat hakkını haiz olan makam, kurul, kurum ve
kişiler, kendilerini, noterden tasdikli özel vekâletnameli bir veya birkaç avukat tarafından temsil
ettirebilirler"
"Dokunulmazlığın kaldırılması ve T. B. M. M. Üyeliği sıfatının düşmesi hallerinde iptal
istemleri :
Madde 33- 20. maddenin altıncı bendi gereğince, dokunulmazlığı kaldırılan Milletvekili
veya Cumhuriyet Senatosu Üyesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi olmayan Bakan veyahut
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden herhangi biri tarafından yapılan iptal istemleri, Anayasa
Mahkemesince 15 gün içinde karara bağlanır.
İptal istemlerine konu teşkil eden yasama meclisleri kararları aleyhine Anayasa
Mahkemesine başvurma hakkı, karar tarihinden itibaren bir hafta sonra düşer.
26. maddenin l ve 2. fıkralarının, 28. maddesinin birinci fıkrasının, 29. maddesinin birinci
fıkrasının, 30. maddesinin birinci fıkrasının ve 31. maddenin hükümleri bu halde de uygulanır.
Bahis konusu iptal istemlerinde Anayasa Mahkemesi Başkanlığı, ilgilinin ibraz etmesini
beklemeksizin, gereken evrakı resen celbeder"
Madde hükümlerini bu biçimde düzenleyerek kurallaştıran yasa koyucu, Anayasa
Mahkemesinin özelliğine ve gördüğü işin niteliğine verdiği önem çerçevesinde vekâletname ile
temsili de ele almış ve bu yönden birtakım ayrıcalıklı hükümler getirmek zorunluğu duymuştur.
Gerçekten temsil yolu ile yapılan başvurmalarda, gerek Anayasa'ya uygunluk denetimi ve gerekse
iptal istemleri münasebetiyle Anayasa Mahkemesinde yapılacak incelemelerin, vekâletname
koşuluna bağlanmasında hukuki istikrar ve kamu düzeni yönlerinden zorunluluk bulunmadığını ileri
sürmeğe olanak yoktur. Nitekim adıgeçen Kanunun gerekçesinde "vekâletnamenin özel olması
kaydı, evvelce verilmiş genel vekâletnamelere istinaden Anayasa Mahkemesine dava ikame
edilmemesini temin ve bu suretle iptal taleplerinin hak sahibinin davaya lâhik hususî muvafakat ve
vekâletine bağlı olması zarureti gözönünde tutularak konulmuştur. M. M. Tutanak Dergisi Cilt: 4,
S. sayısı : 54, Sahife : 7" sözlerinin yer alması yasa koyucunun konuyu bu açıdan değerlendirdiğini
kanıtlamaktadır. Ve böyle bir düzenlemenin gereği ve yararı da açıkça ortadadır.
Özetlemek gerekirse, 17/4/1972 ve 18/7/1974 günlü vekâletnamede yazılı olan hususlar ve
Anayasa'nın 81. maddesinde bu tür kararların iptali istemlerinde öngörülen bir haftalık süre içinde
de usulüne uygun özel vekâletname ibraz edilmemiş olması karşısında, davacı vekilinin iptal
Esas Sayısı:1974/29
Karar Sayısı:1974/33
6
isteminde bulunma yetkisi mevcut olmadığından yapılan başvurmanın başka gerekçelerin
tartışılmasına gerek bulunmadan salt bu nedenle yetkisizlik yönünden reddine karar verilmesi
gerekir.
Muhittin Taylan, Kani Vrana, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Şevket Müftügil ve Ahmet H.
Boyacıoğlu, başvurmadaki yetkisizliğin ayrıca ek gerekçede belirtilen sebebe de dayandırılmasını
öne sürmüşler ve ek gerekçe yazmak haklarını saklı tutmuşlardır.
V- SONUÇ:
Cumhuriyet Senatosu Niğde Bağımsız Üyesi Kudret Bayhan'ın, Anayasa'nın 80. maddesi
uyarınca, 2/3/1972 tarihi itibariyle, üyelik sıfatının düşmüş olduğuna ilişkin Cumhuriyet Senatosu
Genel Kurulunun 22/7/1974 günlü, 14953 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmış bulunan 11/7/1974
günlü, 131 sayılı kararının iptaline ilişkin istemin, 44 sayılı Kanunun 33. maddesinin üçüncü fıkrası
yolu ile aynı Kanunun 31. maddesi uyarınca başvuranın yetkisizliği nedeniyle reddine Muhittin
Taylan, Kani Vrana, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun ek
gerekçe yazmak hakları saklı kalmak üzere, 25/7/1974 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Kani Vrana
Üye
Kemal Berkem
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Nihat O.
Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
EK GERKEÇE YAZISI
Anayasa'nın 150. maddesinde iptal davasından ve 81. maddesinde de iptal isteminden
bahsedilmiş olması, iptal istemi biçiminde yapılmış olan bir başvurmanın "iptal davası" türünden
sayılmamasını gerektirmez. Anayasa Mahkemesine, yargı yolu ile çözüme bağlanarak iptal edilmesi
Esas Sayısı:1974/29
Karar Sayısı:1974/33
7
istemi ile bir anlaşmazlık getirilmiştir. Hukuk dilinde bu başvurmanın adı davadır. Nitekim 44 sayılı
Yasanın iptal istemlerinde uygulanacak hükümleri belli eden 33. maddesinde, yasanın davalar için
öngördüğü kurallara gönderme yapması da 44 sayılı yasa tarafından iptal istemlerini dava olarak
benimsenmiş bulunduğunu kanıtlar.
Bu nedenle açılan bu davada temsile dayanaktık ve kaynaklık yapan vekâletnamenin
Marsilya Başkonsolosluğunda 17 Nisan 1972 gününde düzenlenmiş vekâletname olduğunda kuşku
edilemez. Bu vekâletname incelendiğinde bunun genel bir vekâletname olduğu ve temsil yetkisi
verdiği kişilere ayrıca Mahkemelerde dava açmak için bir yetkiyi içermediği açıkça görülür. Oysa
bu çeşit bir genel vekâletname vekile dava açmak yetkisini vermez. Vekilin müvekkilini temsilen
dava açabilmesi, ya umumî vekâletnamede özel bir yetki verildiğinin yazılı olması veya dava açma
yetkisini belirten özel bir vekâletnamenin düzenlenmiş bulunması koşullan ile mümkün olur.
Nitekim Borçlar Kanununun 388. maddesinin üçüncü fıkrasında "hususî bir selâhiyeti haiz
olmadıkça vekil dava ikame edemez, sulh olamaz, tahkim edemez, kambiyo taahhüdünde
bulunamaz, bağışlayamaz, bir gayrimenkulu temlik veya bir hak ile takyit edemez" buyruğu yer
almıştır. İbraz edilmiş olan 17/4/1972 günlü vekâletnamede ise dava açmağa yetki veren özel bir
açıklama yer almamıştır. O halde asıl müvekkil bulunan Kudret Bayhan'ın vekili olarak dava
dilekçesini veren vekilin bu davayı açmağa bu yönden yetkisi yoktur. Diğer yönden asılın vekiline
vermemiş olduğu bir yetkiyi o vekil tarafından müvekkili adına düzenlediği bir vekâletname ile
başka bir vekile vermesine ve onu dava açma yetkisi ile donatmasına hukukun bilinen kuralları
karşısında olanak yoktur. Bu bakımdan da 18/7/1974 günlü vekâletnamede yazılı olan dava açma
yetkisi geçerlilik koşulundan yoksundur.
Kararın dördüncü bölümünde yer alan gerekçeye ek olarak bu gerekçe ile de istem yetkisizlik
yönünden red edilmelidir. 25/7/1974
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Kani Vrana
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
Full & Egal Universal Law Academy