ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
Karar Günü:21.3.1994
R.G. Tarih-Sayı:R.G.'de yayımlanmamıştır. (Red)
İPTAL İSTEMİNDE BULUNANLAR :
1) Mehmet Hatip Dicle
Diyarbakır Milletvekili
Vekilleri Av. Hasip Kaplan
Av. Feridun Yazar
Av. Yusuf Alataş
Av. M. Nuri Özmen
2) Zübeyir Aydar Siirt Milletvekili
Naif Güneş Siirt "
Remzi Kartal Van "
Ali Yiğit Mardin "
Selim Sadak Şırnak "
Mahmut Kılınç Adıyaman "
Sedat Yurtdaş Diyarbakır "
İPTAL İSTEMİNİN KONUSU : Diyarbakır Milletvekili M. Hatip Dicle'nin yasama
dokunulmazlığının kaldırılması hakkında, Anayasa ve Adalet Komisyonlarından kurulu Karma
Komisyonca hazırlanan raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 3.3.1994 günlü 79 uncu
birleşiminde aynen kabul edilmesine ilişkin 298 sayılı kararın, Anayasa'ya ve İçtüzük
hükümlerine aykırılığı savıyla, Anayasa'nın 85. ve 2949 sayılı Yasa'nın 34. maddeleri uyarınca
iptali istemidir.
I- OLAY
Diyarbakır Milletvekili M. Hatip Dicle'nin 19.9.1992 gününde yapılan 2. Halkın Emek
Partisi Olağanüstü Kongresinde ve bu kongre öncesinde yaptığı konuşmaları, yerli ve yabancı
basına verdiği beyanatları, Türk Ceza Yasası'nın 125. maddesinde öngörülen devlet topraklarının
tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin hâkimiyeti altına koymaya veya Devletin
istiklâlini tenkise veya birliğini bozmaya veya Devletin hâkimiyeti altında bulunan topraklardan
bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik harekette bulunma suçu niteliğinde görülerek;
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 1992/3 esas sayılı
fezleke ile dava açılması için, adı geçen milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılması
istenmiştir.
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
2
Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa ve Adalet Komisyonlarından kurulu Karma
Komisyon, 23.12.1993 günü Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle hakkındaki I. Hazırlık
Komisyonu raporu ile adı geçenin yazılı savunmasını inceledikten sonra, yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasına karar vermiştir. TBMM Genel Kurulunda aynen benimsenen
bu karar üzerine, M. Hatip Dicle ve Diğer Milletvekilleri M. Hatip Dicle'nin dokunulmazlığının
kaldırılmasına ilişkin TBMM kararının iptalini istemişlerdir.
II. İPTALİ İSTENİLEN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KARARI
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nun 3.3.1994 günlü, 298 sayılı ve aynı gün
21866 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı aynen şöyledir:
"Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle'nin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair
Anayasa ve Adalet Komisyonlarından Kurulu Karma Komisyonca hazırlanan ilişikteki rapor,
Genel Kurulun 3.3.1994 tarihli 79 uncu birleşiminde kabul edilmiştir.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Başkanlığınızca, 20.1.1993 tarihinde Komisyonumuza gönderilen, Mardin Milletvekilleri
Ahmet TÜRK, Mehmet Sincar ve Ali Yiğit, Adıyaman Milletvekili Mahmut Kılınç, Şırnak
Milletvekilleri Mahmut Alınak, Orhan Doğan ve Selim Sadak, Diyarbakır Milletvekilleri Hatip
Dicle, Leyla Zana, Mahmut Uyanık ve Sedat Yurtdaş, Muş Milletvekilleri Sırrı Sakık, Mehmet
Emin Sever ve Muzaffer Demir, Batman Milletvekili Nizamettin Toğuç, Siirt Milletvekilleri
Zübeyir Aydar ve Naif Güneş ve Van Milletvekili Remzi Kartal'ın yasama dokunulmazlıklarının
kaldırılması hakkında Başbakanlık Tezkeresi Komisyonumuzun 11.11.1993 tarihli toplantı
gündemine alınmış ve İçtüzüğün 109 uncu maddesine göre kurulan Hazırlık Komisyonuna
incelenmek üzere verilmiştir.
Komisyonumuzun 23.12.1993 tarihli toplantısında, Başbakanlık Tezkeresi ekinde
sunulan dosya ile Hazırlık Komisyonunun Raporu incelenmiştir. Diyarbakır Milletvekili Hatip
Dicle savunma için davet edilmesine rağmen gelmediğinden, dosya üzerinden karar verilmiştir.
Hazırlık Komisyonu Raporunda da belirtildiği gibi, Mardin Milletvekili Mehmet
Sincar'ın 4.9.1993 tarihinde vefat ettiğini gözönüne alan Komisyonumuz; adı geçen milletvekili
hakkında karar verilmesine gerek olmaması nedeniyle incelemelerini diğer milletvekilleri
üzerinde yapmıştır.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.12.1992 tarih ve
Hazırlık: 1992/309; Fezleke: 1992/3 sayı ile hazırlanan dosyada; yukarıda isimleri sayılan
milletvekillerinin 19.9.1992 tarihinde yapılan 2 nci Halkın Emek Partisi Olağanüstü Kongresinde
ve ayrıca bu kongre öncesinde ve sonrasında yaptıkları konuşmalarda, yerli ve yabancı basına
verdikleri beyanatlarda, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin birliğini bozmak ve Devletin
hâkimiyeti altında bulunan topraklar üzerinde müstakil bir Kürt Devleti kurulmasını sağlamak
gayesi ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini Kürt kökenli vatandaşları katletmekle suçlayarak, halkı
yasa dışı PKK örgütü ile birlikte Devlete karşı kışkırttıkları iddia edilmektedir.
Komisyonumuz, bu dosyayı, isnad edilen fiilin niteliğine göre ve içinde bulunduğumuz
dünya ve yurt şartları ve en önemlisi de bölücülük hareketinin ulaştığı bu günkü durumu ve
neticelerini göz önüne alarak değerlendirmiş, ancak, dosyada adı geçen milletvekillerinin
durumlarını, konuşma ve eylemlerini dikkate alarak ayrı ayrı incelenmesini ve bu inceleme
neticesinde de ayrı ayrı karara bağlanmasını kabul etmiştir.
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
3
Bilindiği gibi, Anayasanın 83 üncü maddesinin birinci fıkra sı uyarınca milletvekillerinin,
Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, mecliste ileri sürdükleri düşüncelerinden, Genel
Kurul tarafından ayrıca bir karar alınmadıkça bunları meclis dışında tekrarlamaktan ve açığa
vurmaktan sorumlu tutulamayacakları esastır.
Karma Komisyon, incelemelerinde; Anayasanın 83 üncü madde sinde ifade edilen
"dokunulmazlık ilkesinin" milletvekillerinin yasama görevlerini gereği gibi yerine
getirebilmelerini sağlamak amacıyla düzenlendiğini, bu şekilde farklı bir statüye tabi tutmanın
amacının onları imtiyazlı ve hukukun üstünde bir grup haline getirmek olmadığını, demokrasinin
Devleti yıkmak, ülkeyi bölmek için bir araç olarak kullanılamayacağını, ayrıca, Anayasanın 14
üncü maddesinde ifade edildiği gibi, Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiç birinin
Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla kullanılamayacağını, bu
yasaklara aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak müeyyidelerin kanunla düzenleneceğini
göz önüne almıştır.
Karma Komisyon, Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle'nin Gündemde bulunan aynı suç
isnadları ile hazırlanan diğer dosyalarını da bu dosya ile birlikte değerlendirdiğinde, yaptığı her
konuşma ve çalışmalarında Türkiye Cumhuriyetinin birliğini bozmaya yönelik bir ısrarın
içerisinde bulunduğunu tespit etmiştir.
Bu nedenlerle, Devletin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmeye yönelik bu isnad
karşısında, demokrasinin Devleti yıkmak, ülkeyi bölmek için bir araç olarak kullanılamayacağı
düşüncesinden hareketle Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevî şahsiyetinin korunması, kamu
düzeni ve kamu yararı açısından gecikilmeksizin kararı yargı organlarının vermesinin doğru
olacağı görüşünde birleşen Karma Komisyon; Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle Hakkında
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.12.1992 gün ve Hazırlık:
1992/309; Fezleke: 1992/3 sayı ile açılan soruşturmanın bitirilebilmesi için yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasına karar vermiştir.
Raporumuz Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla arz
olunur."
III- BİRLEŞTİRME
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 3.3.1994 günlü, 298 sayılı kararının iptali istemi ile
Milletvekilleri Zübeyir Aydar, Naif Güneş, Remzi Kartal, Ali Yiğit, Selim Sadak, Mahmut Kılınç
ve Sedat Yurtdaş tarafından Anayasa'nın 85. ve 2949 sayılı Yasa'nın 32. ve 34. maddeleri
uyarınca yapılan başvuruya ilişkin 1994/36 Esas sayı lı dosya ile TBMM'nin aynı gün ve sayılı
kararının iptali istemi ile M. Hatip Dicle vekilleri tarafından yapılan iptal başvurusuna ilişkin
1994/4 Esas sayılı dosyalardaki başvuruların Millet Meclisi Genel Kurulu'nun 3.3.1994 günlü,
298 sayılı kararına yönelmiş olma sı, başvuruların 7.3.1994 gününde yapılmış bulunması,
dosyaların her ikisinin de Milletvekili M. Hatip Dicle'ye ilişkin olması, getirtilen belge ve
bilgilerin her iki dosya için de ortak bulunması nedeniyle, incelemeyi de kolaylaştıracağı
gözönünde tutularak dosyaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
V- İNCELEME
İptal istemini kapsayan dilekçeler, hazırlanan rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı'ndan ve Adalet Bakanlığı'ndan getirtilen belge ve bilgiler, konu ile ilgili Millet
Meclisi Tutanak Dergileri, siyasî partilerin grup toplantı tutanakları, iptal istemine ilişkin
Anayasa ve İçtüzük hükümleri ve öteki metinler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
4
A- Biçim Yönünden Aykırılık Savlarının İncelenmesi
1- Dokunulmazlıkların Kaldırılması Sürecinde Anayasanın 83. Maddesine Aykırı
Davranıldığı Savı
İptal istemine ilişkin dilekçelerde, Anayasa'nın 83. madde sinin beşinci fıkrasına aykırı
davranılarak siyasî parti gruplarında görüşme yapıldığı, açık ya da gizli kararlar alındığı,
dokunulmazlığın kaldırılması sürecinin "siyasî amaçlarla" hızlandırıldığı ileri sürülmektedir.
Dokunulmazlığın kaldırılmasının siyasî parti gruplarında görüşülmesi ve karar alınması
savı, biçimden çok özü ilgilendiren bir konudur. Bu nedenle bu sorunun esasa ilişkin incelemede
tartışılması yerinde olacaktır.
2- Karma Komisyon Raporunun Genel Kurulda Öncelikle Görüşülmesi Savı
M. Hatip Dicle'nin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin rapor, hükümetin
istemi üzerine, TBMM Genel Kurulu'nun 3.3.1994 günlü 79. Birleşiminde öncelikle
görüşülmüştür.
İstemde bulunanlar tarafından dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin görüşmede öncelik
nedeninin olmadığı, Doğru Yol Partisi Grubunca bu konunun Meclis Genel Kurulu'nda öncelikle
görüşülmesini sağlamak amacıyla Danışma Kurulu'nun toplantıya çağrılması ve karar
alınmasının Anayasa ve İçtüzük hükümlerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
TBMM Genel Kurulu'nun konu ile ilgili görüşme tutanakları incelendiğinde, Anavatan
Partisi ve Doğru Yol Partisi Gruplarınca, Danışma Kurulu'nun 28.2.1994 günlü toplantısında
görüş birliği sağlanamadığı belirtilerek iki ayrı önerge ile verilen öncelikli görüşme teklifinin
Genel Kurulun onayına sunulduğu anlaşılmaktadır.
TBMM İçtüzüğü'nün 50. maddesinin beşinci fıkrasında; Başkanlıkça gerek görülen
hallerde Yedinci Bentteki işlerin (bunlar arasında komisyonlardan gelen diğer işler de
bulunmaktadır) Görüşmeler sırasının Danışma Kurulu'nca Genel Kurula teklif olunabileceği,
Hükümet, esas komisyonlar ve kanun teklifi sahipleri nin bu konu ile ilgili istemlerinin de
Danışma Kurulu'nda görüşüleceği açıklanmıştır. 19. maddenin son fıkrasında ise, Danışma
Kurulu'nun tespitine, teklifine veya görüş bildirmesine bağlanmış olan bütün hallerde, Danışma
Kurulu, yapılan ilk çağrıda toplanamaz, oy birliğiyle tespit, teklif yapamaz veya görüş
bildiremezse, Meclis Başkanı veya siyasî parti gruplarının ayrı ayrı, istemlerini doğrudan Genel
Kurul'a sunabilecekleri öngörülmüştür.
Görülüyor ki, yasa tasarı ve tekliflerinin yanısıra, komisyonlardan gelen diğer işlerin,
Danışma Kurulunda görüşülerek Genel Kuruldaki gündem sırasının değiştirilmesine ilişkin
istemler, Başkanlık, Hükümet, esas komisyonlar ya da yasa teklifi sahiplerince
yapılabilmektedir.
Konunun TBMM Genel Kurulunda öncelikle görüşülmesi, Karma Komisyondan gelen
işlerin, kırksekiz saat geçmeden gündemin 24. sırasına alınması, Genel Kurulun bu konuları
sonuçlandırmak için 2 Mart 1994 günü toplanması, görüşmelerin tamamlanamaması halinde ise,
3 Mart 1994 günü çalışmalara devam edilmesini isteyen Başbakanlığın; 28.2.1994 günlü
tezkeresi üzerine olmuştur. İçtüzüğün 53. maddesinde Genel Kurula sevk edilen bir komisyon
raporu veya herhangi bir metnin, aksine karar alınmadıkça dağıtımı tarihinden itibaren kırksekiz
saat geçmeden görüşülemeyeceği ve bu süre geçmeden gündeme alınması, gündemdeki kanun
tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işlerden birine öncelik verilerek bu kısmın ilk
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
5
sırasına geçirilmesinin ise, Hükümet veya esas komisyon tarafından istenebileceği
öngörülmüştür.
Yukarda açıklanan nedenlerle konunun TBMM Genel Kurulunda öncelikle
görüşülmesinde İçtüzük hükümlerine aykırı bir durum bulunmamaktadır.
3- Komisyonlarda ve Genel Kuruldaki İnceleme ve Görüşme Yöntemlerine Uyulmadığı
Savı
İptal istemine ilişkin dilekçelerde M. Hatip Dicle'nin dokunulmazlığının kaldırılmasına
ilişkin dosyaların Komisyonların incelemesine elverişli gerekçe ve kanıtları içerip içermediğinin
belli olmadığı; İçtüzüğün 109. maddesinin "bütün kağıtların incelenmesini" özellikle vurgulamış
olmasının, alt komisyon incelemesinin son derece dikkatli ve ayrıntılı olması gereğini gösterdiği,
ancak konunun ele alınış ve Meclis'e götürülüşündeki yaklaşımlar gözönüne alındığında İçtüzük
gereğinin yerine getirildiği konusunda kuşku duyulduğu, aynı durumun Meclis görüşmelerinde
de söz konusu olduğu ileri sürülmektedir.
TBMM'nin çalışmalarında ve kararlarında esas olan, konunun bütün yönleriyle ele
alınabilmesi, milletvekillerinin görüşlerinin eksiksiz ortaya konulabilmesi ve kararların Meclis
iradesini tartışmasız bir biçimde belirtici nitelikte olmasıdır.
Anayasa'da ve TBMM İçtüzüğü'nde, dokunulmazlığın kaldırılmasına özel bir önem
verilmiştir. Anayasa'nın 85. madde sinde yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin
kararın Anayasa ve İçtüzük hükümlerine aykırılığı nedeniyle iptal isteminde bulunulabileceği
öngörülmüş; TBMM İçtüzüğünde ise dokunulmazlığın kaldırılması isteminin önce
komisyonlarda karara bağlanması zorunluluğu getirilmiştir.
İçtüzüğün 109. maddesinde; Hazırlık Komisyonu'nun bütün kağıtları inceleyip gerekirse
o milletvekilini dinleyeceği, fakat tanık dinleyemeyeceği, raporunu göreve başlamasından
itibaren en geç bir ayda vereceği, bu raporun Karma Komisyon'da da bir ayda incelenerek
sonuçlandırılacağı belirtilmiştir.
Maddedeki "Bütün kağıtlar" ifadesi ile havale edilen belgelerin tümünün amaçlandığı,
komisyonun elindeki belgeler bir kanıya varılmasına yeterli değilse, eksik bulduğu ve gerekli
gördüğü belgeleri getirtebileceği ortadadır. Komisyonun yapacağı, delilleri takdir etmek ve
suçun gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak değil, suçlamanın ciddî bir nitelik taşıyıp
taşımadığı yolunda bir sonuca varmaktır.
Hazırlık Komisyonu ve Karma Komisyon, çalışmalarında Anayasa ve İçtüzük
hükümlerine uygun olarak raporlarını içtüzükte öngörülen bir aylık sürede tamamlamıştır.
Konunun Komisyonlarda ve Meclis Genel Kurulu'nda görüşülüp karara bağlanmasında
Anayasa ve İçtüzük kurallarına aykırı bir yön bulunmamaktadır.
4- Komisyonlarda ve Genel Kurul'da Savunma Hakkının Gözardı Edildiği ve Kısıtlandığı
Savı
İptal isteminde bulunanlar, komisyonlarda dokunulmazlıklarının kaldırılması istenen
milletvekillerinin haklarındaki tüm dosyalar için savunmalarının alınmadığı, Meclis'teki
görüşmelerde de savunma haklarını kullanmalarına tahammül gösterilmeyerek bu hakkın tam
olarak kullanıldığı konusunda kuşkular yaratıldığı, görüşmeler devam ederken iki milletvekilinin
gözaltına alınmış olmalarının da savunma hakkının kullanılmasını olumsuz yönde etkilediğini
ileri sürmektedir.
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
6
Savunma hakkı, kişilerin temel haklarındandır. Bu hakkın anlamını ve özünü yok edecek
bir sınırlandırılmanın kişinin savunma hakkından yoksun bırakılması sonucunu doğuracağı
kuşkusuzdur. Bu nedenledir ki Anayasa 36 ncı maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma
hakkına sahiptir." denilmiştir.
TBMM İçtüzüğü'nün yasama dokunulmazlığının kaldırılması ve milletvekilliğinin
düşmesi konusunu düzenleyen Yedinci Kısmında yer alan 111. maddesinde ise;
"Dokunulmazlığının kaldırılması istenen milletvekili, isterse hazırlık komisyonunda, karma
komisyonda ve Genel Kurul'da kendini savunur veya bir üyeye savundurur. Savunma için çağrıda
bulunulan milletvekili davete uymazsa evrak üzerinde karar verilir. Son söz herhalde
savunmanındır." denilerek, milletvekiline dokunulmazlığının kaldırılması sürecinin her evresin
de parlamentoda kendini savunma hakkının tanındığı görülmektedir.
Anayasa'nın ve TBMM İçtüzüğü'nün savunma hakkı ile ilgili yukarıda belirtilen
hükümleri, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile koşutluk göstermekte, yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasında, suçlanan milletvekiline İçtüzük hükümleri ile parlamentoda
da savunma hakkı tanınması ve bunun uygulanması 1961 Ana yasası döneminden beri
süregelmektedir. Nitekim bu konu, 1961 Ana yasası döneminde Cumhuriyet Senatosu
İçtüzüğü'nün 142., bugün uygulanmakta olan 5.3.1973 günlü Millet Meclisi İçtüzüğü'nün de 111.
maddelerinde düzenlenmiştir.
Olayda, M. Hatip Dicle'ye TBMM Komisyonlarında ve Genel Kurulu'nda
dokunulmazlığın kaldırılması istemine neden olan eylemle re karşı savunma hakkını
kullanabilmesi için gerekli hukuksal olanağın sağlandığı görülmüştür. Diyarbakır milletvekili M.
Hatip Dicle I. Hazırlık Komisyonu tarafından İçtüzüğün 109. maddesi uyarınca 9.12.1993 günü
dinlenilmek üzere davet edilmiş, ancak mazeret bildirmesi nedeniyle dinlenilme ertelenmiştir.
İlgili savunmasını 13.12.1993 gününde yapmıştır. Komisyon savunmadan sonra dosya
üzerindeki incelemesini İçtüzük'te belirtilen bir aylık süre nin dolduğu 16.12.1993'de bitirmiştir.
İlgili hakkındaki Hazırlık Komisyonu raporu ve eklerinin Karma Komisyona gelmesi üzerine,
Karma Komisyon Başkanı Komisyon üyelerine Hazırlık Komisyonu raporlarını 23.12.1993'de
gündeme aldığını bildirmiştir. Belirtilen günde M. Hatip Dicle hakkındaki Hazırlık Komisyonu
raporu ile ilgilinin yazı lı savunması okunduktan sonra, dokunulmazlığının kaldırılması
yolundaki Rapor oyçokluğu ile kabul edilmiştir.
M. Hatip Dicle'nin, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin Karma Komisyon
Raporunun Mecliste görüşüldüğü 3.3.1994 gü nünde, gözaltında bulunan M. Hatip Dicle ve
Orhan Doğan, TBMM Başkanlığı'na DGM'ce gönderilen ve imzaları da bulunan tutanakda: "ayrı
ayrı savunma yapmak bizim ihtiyarımıza kalmış bir husustur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin vereceği karar önceden bellidir. Bu sebeple savunma
hakkımızı kullanmayacağız, bir başkasını da yerimize savunma hakkımızı kullanmak üzere vekil
tayin etmeyeceğiz, savunma hakkımızı başkasına devretmeyeceğiz" demişlerdir. Bu tutanak
ayrıca Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından da imzalanmıştır. Bu
durumda M. Hatip Dicle'nin kendisini savunmaktan vazgeçtiğinin kabulü gerekir. Görüşmeler
sonucunda 298 sayılı kararla yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına, İçtüzüğün 53.
maddesine uygun olarak işaret oyuyla karar verilmiştir.
Hazırlık Komisyonu, Karma Komisyon ile TBMM Genel Kurulu'nun 79. birleşimine
ilişkin görüşme tutanaklarından açıkca anlaşılacağı gibi, M. Hatip Dicle'nin komisyonlarda
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
7
savunmasını yaptığı Genel Kurul'da da savunma yapmaktan vazgeçtiği anlaşıldığından bu
yönden Anayasa ve İçtüzük kurallarına aykırılık savları yerinde görülmemiştir.
B- Esas Yönünden Aykırılık Savlarının İncelenmesi
a- Yasama Dokunulmazlığı ve Sorumsuzluğunun Anlamı
Bütün demokratik ülkelerde, Yasama Meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi
yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bazı bağışıklılıklar ve dokunulmazlıklar tanınmıştır.
Yasama Meclisi üyelerini bu biçimde diğer vatandaşlardan farklı bir statüye bağlı tutmanın
amacı, kuşkusuz onları ayrıcalıklı ve hukukun üstünde bir grup durumuna getirmek olarak
anlaşılamaz.
Yasama dokunulmazlığı, bir amaç olmayıp milletvekillerinin halkın iradesini meclise tam
olarak yansıtarak millî iradenin eksik siz gerçekleşmesini sağlamalarının aracıdır.
Anayasa'nın 83. maddesi "Yasama dokunulmazlığı" başlığını taşımakta ise de içeriğinde
yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı olmak üzere farklı iki kurum
düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, Meclis
çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki
Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında
tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamayacakları belirtilmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir
milletvekilinin, Meclisin kararı olmadıkça tutulamayacağı, sorguya çekilemeyeceği,
tutuklanamayacağı ve yargılanamayacağı kuralı konulmuş, yalnızca ağır cezayı gerekti ren
suçüstü hali ile seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak koşuluyla Anayasa'nın 14.
maddesindeki durumlar bu hükmün dışında bırakılmıştır.
Anayasa'nın 83. maddesinde; yasama dokunulmazlığının hangi durumlarda
kaldırılabileceği belirtilmediği gibi Meclis İçtüzüğünde de bunun koşullarına ilişkin herhangi bir
hükme yer verilmediği görülmektedir. Ancak, bu durum yasama organının dokunulmazlığı
kaldırma konusunda mutlak bir takdir yetkisine sahip bulunduğu anlamına gelmemektedir.
"Dokunulmazlık" kurumunun, kabul ediliş nedeni ile tarihsel gelişimi yasama organının
dokunulmazlığın kaldırılması konusunda mutlak değil sınırlı bir yetkiye sahip olduğunu
göstermektedir. Dokunulmazlık kurumuna Anayasa'da yer verilmesi, bu kurumun temelini
oluşturan kuralların ve amaçların da Anayasal kural ve amaçlar yönünde biçimlenmesini
gerektirir. Kuşkusuz anayasakoyucunun yasama dokunulmazlığına 83. maddede yer vermekle
güttüğü erek, yasama görevini yürütenlerin bu görevi her türlü kaygı ve baskıdan uzak olarak
güvenceli bir biçimde ve gereği gibi yapma larını sağlamaktır. Diğer bir deyişle, yasama
dokunulmazlığının amacı, milletvekillerinin, keyfî bir ceza kovuşturmasıyla, geçici bir süre için
de olsa, görevlerini yapmaktan alıkonulmalarını önlemektir. Böyle olunca, yasama organının bu
konudaki takdiri, kurumun Anayasa'ya getiriliş amacıyla sınırlıdır.
Anayasa'nın 85. maddesinde "Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya üyeliğin
düştüğüne Meclisçe karar verilmesi hallerin de, karar tarihinden başlayarak bir hafta içinde, ilgili
üye veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden herhangi biri, bu kararın, Anayasa veya
İçtüzük hükümlerine aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa
Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün içinde karara bağlar." denilmektedir. Buna göre TBMM'nin
dokunulmazlığın kaldırılması yolunda aldığı kararların, Anayasa Mahkemesi'nce yalnız
Anayasa'ya uygunluk yönünden değil aynı zamanda İçtüzük kurallarına uygunluk yönünden de
denetime bağlı tutulması öngörülmüştür.
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
8
TBMM'nin bu konuda aldığı kararların denetiminde isnadın ciddiyeti ve siyasal
maksatlara dayanıp dayanmadığı üzerinde durul malıdır. Ayrıca bu kararlar dokunulmazlığın bir
anayasal kurum olarak kuruluş amacına da uygun olmalıdır.
Yasama dokunulmazlığının kaldırılması, ceza kovuşturmasının açılması ya da ceza
verilmesi niteliğinde olmayan, yalnızca yasama meclisleri üyelerini kimi ayrık durumlarda üyelik
teminatından sıyırarak adalet karşısında öteki yurttaşlarla bir düzeye getirmekten ibaret bir
işlemdir. Yasama dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili ceza yargılamasında herhangibir yurttaş
gibidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarının tanıdığı bütün güvencelerden
yararlanabilir. Tüm vatandaşlara uygulanan hükümler ona da aynen uygulanır. Bu bağlamda
gözlem altına alınabilir, sorguya çekilebilir, tutuklanabilir ve sonuç olarak herhangi bir yurttaş
gibi yargılamanın bütün kurallarına bağlı olur.
b- Olayın İncelenmesi
1- Dokunulmazlığın Kaldırılmasına Neden Olan Eylemlerin Sorumsuzluk Kapsamında
Olup Olmadığı Sorunu:
Anayasa'nın 83. maddesinin birinci fıkrasında yer alan yasama sorumsuzluğunun amacı,
TBMM üyelerinin Meclis çalışmalarında görevlerini yaparken söyleyecekleri söz ve
düşüncelerinden ve belirtecekleri oylarından dolayı herhangibir soruşturmaya uğramalarını
önlemektir.
İptal istemlerinde, dokunulmazlığın kaldırılmasına konu olan eylemlerin, parti programı
doğrultusunda düşünce açıklamaları olduğu ve daha önce de Meclis kürsüsünde söylendiği ileri
sürülmektedir.
Yasama dokunulmazlığı kaldırılan M. Hatip Dicle'nin, milletvekili sıfatını kazandığı
6.11.1991 gününden dokunulmazlığının kaldırıldığı 2.3.1994 gününe kadar yayımlanmış
bulunan Meclis tutanaklarının incelenmesinden, Meclis Genel Kurulu'nda 30 Mart 1993 günü,
84. Birleşimde yaptığı konuşmadan başka bir konuşmasının bulunmadığı, bu konuşmanın da,
üzerine atılı suçu oluşturduğu ileri sürülen söz veya eylemlerden, değişik ve ilgisiz olduğu
görülmektedir.
Bu nedenle, adı geçenin 83. maddeye ilişkin Anayasa'ya aykırılık savı yerinde
görülmemiştir.
2- Suçlamanın, dokunulmazlığın kaldırılmasını gerektirecek ciddilikte olup olmadığı
sorunu :
M. Hatip Dicle'ye yüklenen, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına yol açan
suçlamanın dokunulmazlığın kaldırılmasını gerektiren ciddilikte olup olmadığı konusunda bir
sonuca varmak için, suçlamanın dayanaklarına inilmesi zorunludur.
Bu konuda yapılacak inceleme delillerin takdiri niteliğinde değildir. Delillerin takdiri,
hükme yönelen bir değerlendirme ve ölçme olup, suçun işlenip işlenmediğini araştıran ve ceza
yargılama sı yapan yargı yerlerine özgü bir yetkidir. Burada yapılacak ince leme ise, yüklenen
suçun işlenip işlenmediği yönünden değil, yalnız ca suçlamanın ciddî olup olmadığı
yönündendir.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 1992/3 sayılı
fezlekesine göre; M. Hatip Dicle'ye yüklenen suç Türk Ceza Yasası'nın 125. maddesi
kapsamındadır Bu maddede; Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
9
hakimi yeti altına koymak veya Devletin istiklâlini tenkise veya Devletin hâkimiyeti altında
bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresin den ayırmaya yönelik eylemde bulunmak, suç
sayılmakta ve faili için uygulanacak ceza belirlenmektedir.
Fezlekede, M. Hatip Dicle'nin Türkiye Cumhuriyeti topraklarını bölüp parçalamak
amacıyla hareket ettiği ve PKK terör örgütü ile ilişki içinde bulunduğu, yurt içinde ve dışında
Türkiye aleyhine, PKK lehine kamuoyu yaratmak, uluslararası kuruluşların doğrudan doğruya
veya dolaylı olarak PKK lehine Türkiye'ye müdahale sini sağlamak ve güvenlik güçlerini PKK
karşısında pasifize etmek için propaganda yaptığı, operasyonlar sonucunda büyük kayıplar veren
PKK'yı desteklemek için basın bildirisi yayımlayarak 12.11.1992 günü Abdullah Öcalan'ın emri
ile açlık grevi yaptığı, Kürt halkının soy kırım yöntemleri ile ezildiğini söylediği ve Türkiye
Cumhuriyeti'nin 21-23 Mart 1992 Nevroz kutlamaları ile, 18-20 Ağustos 1992 tarihle rinde
savunmasız halkı katlettiğini, Şırnak kentini bombaladığını, şehri yağmaladığını söylediği, sürüp
giden bu eylemlerden her biri nin bir zincirin halkaları olup, birbirinden ayrılmasına olanak
bulunmadığı, devletin varlığına yönelik bir tehlike suçu olan Türk Ceza Kanunu'nun 125.
maddesindeki fiilin oluşması için neticenin meydana gelmesi gerekli olmayıp bu suçta hazırlık
hareketlerinin de suçun oluşması için yeterli olduğu, sanığın tüm eylemleri birlikte ele
alındığında üzerine atılı suçun oluştuğu ileri sürülmektedir.
Karma Komisyon, Diyarbakır Milletvekili M. Hatip Dicle'nin gündemde bulunan ve aynı
suçlamalarla ile hazırlanan diğer dosyalarını da bu dosya ile birlikte değerlendirerek, adı geçenin
yaptığı her konuşma ve çalışmada Türkiye Cumhuriyeti'nin birliğini bozmaya yönelik bir ısrarın
içerisinde bulunduğunu; devletin ve cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmeye yönelik bu isnad
karşısında, demokrasinin devleti yıkmak, ülkeyi bölmek için bir araç olarak kullanılamayacağı
düşüncesinden hareketle Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevî şahsiyetinin korunması, kamu
düzeni ve kamu yararı açısından gecikilmeksizin kararı yargı organlarının vermesinin doğru
olacağı görüşü ile dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar vermiş, bu karar TBMM Genel
Kurulu'nca da aynen benimsenmiştir.
Bu aşamada üzerinde durulması gereken konu, suçlamanın ciddî olup olmadığıdır.
Suçlamanın ciddiliğine ilişkin kanıtlar incelenirken M. Hatip Dicle'ye yüklenen suça ilişkin ve
TBMM komisyonları ve Genel Kurulunda ele alınan dosyalar birlikte değerlendirilmiştir.
Diyarbakır milletvekili M. Hatip Dicle hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi
Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan 1992/3 fezleke sayılı dosya da;
- Savaşta diyalogdan hükümetin kaçındığına dair bildiri. (Dosya Dizi No: 89)
- "Türkiye'nin 70 yıldır ırkçı, asimilasyoncu, baskıcı politikalar güttüğü Kürt kimlikli
kimselere eşit davranılmadığı gibi bunu ileri sürenlerin bölücü diye cezalandırıldığı, Kürt
sorununu çözmeye çalışan konuşma ve yazıların sahiplerinin terörist sayıldığı, 1925-1938
arasında Dersim'de soykırım yapıldığı, Kürt halkıyla ilgili çalışma yapanların işkenceye tabi
tutulduğu, 18-20 Mart'ta Şırnak'ın yağmalandığı, köylü öldürülüp PKK mensubu öldürdük
diyerek Kürt-Türk düşmanlığının körüklendiğini, bu nedenlerle açlık grevi yaptıklarını" şeklinde
bildiri yayımlayarak açlık grevi yapmak.
-Belçika'da yayımlanan "La libre Belgique" gazetesine "bizi gerillanın ortaya çıkışını
desteklemeye, Kürt halkına uygulanan şartlar mecbur tutuyor. Silahlı gerillayı desteklemek
zorundayız.", "Parlamento da demokratik tartışma yok. Alternatif yok.", "bize kuvvetle
işkenceyle cevap veriliyor.", "eğer Türklerle aynı haklara sahip olursak federasyonu
reddetmeyiz. Bağımız devlet bir ideal teşkil eder.", "Türkiye bu silahları bize karşı kullanıyor.
Bu silahları Türkiye'ye vermemek lazım.", "1923'ten bu yana ulusal kurtuluş mücadelesi
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
10
veriyoruz. Lozan Andlaşması Kürdistan'ı böldü. Fakat bir Kürt Kürdistan'ı yok.... insan gibi
yaşamayı ve başkaldırıyla aynı siyasî haklara sahip olmayı istiyoruz. Masaya oturup siyasî
çözümler aramayı istiyoruz. Bir federasyonu peşin olarak reddetmiyoruz.", "...askerler ateş
ettiler, 15 kişiden fazla insan öldü, Kürtler ise buna kepenklerini kapatarak cevap verdiler.
Askerler ise yangın bombalarıyla geldiler." şeklinde beyanat verdiğine dair Sabah Gazetesi'nin
10.1.1992 günlü haberi (1 ve 2), Adalet Bakanlığı yazısı ekinden Dışişleri Tercümesi. (Doya Sıra
No: 36-39)
-Anadolu Ajansına "PKK halk içinde taban bulmuş bir hareket tir. Beni ve arkadaşlarımı
parlamentoya Kürt halkı gönderdi. Bu sorun TBMM içinde çözülmezse, Doğu'da çok kan akar."
şeklinde beyanatını içeren 19.1.1992 günlü Tercüman haberi (Dosya haberi geçen muhabirin
ifadesi (21) Anadolu Ajansı bülteni (22), 16.12.1992 tarihli Zaman (24), (25), Milliyet muhabiri
Sinan Toros'un ifadesi (32)
- Abdullah Öcalan'la görüşülmesi gerektiğini, Apo'nun kendi siyle görüşmeyeceklerini
bildiği için 22 milletvekili ile görüşsünler dediğini belirttiği ve Belçika'da "Bağımsız Kürt
Devleti kurmak istiyoruz demediğini ifade ettiği 12.1.1992 günlü Milliyet (10)
Viyana'da yaptığı basın toplantısında;
- "PKK terörü haklı ve meşrudur", "Biz ... siyasî cözümden yanayız ... bir kere
başvurulmuş Devletin şiddete son vermesi lazım. Yoksa karşı şiddet her zaman olacaktır. Kimse
Kürtlerin mermilere çiçekle cevap vermesini bekleyemez" dediğini ve Filistin ile Elsalvador
sorunları ile PKK sorununu benzettiğine ilişkin 10.1.1992 günlü Milliyet.
- Benzer nitelikte ve şiddeti istemediklerini ancak mecbur olduklarını belirttiği Avusturya
Radyosunda yapılan röportaj (Adalet Bakanlığı yazısı eki 48)
- PKK'nın HEP'li milletvekillerine direktif verdiğine dair 23.11.1992 günlü Hürriyet'te
yayımlanan makale (79)
- 3.9.1992 günlü Milliyet'te çıkan "PKK tabanda tutmuştur. Çözümü istemeyen PKK
değil devlettir", "HEP milletvekilleri olarak sorunun çözümünde bizim de yapabileceğimiz çok
şey var. PKK'nın elinde esir bulunan askerlerin kurtarılmasına kadar birçok etkinlik te
bulunabiliriz." şeklindeki beyanatı (91) ve gazetecinin ifadesi (97)
- 21.9.1992 günlü, 2. HEP Kongresinde yaptığı özetle "Gaspedilen bütün ulusal haklarını,
kendi geleceğini belirleme hak kını, dünya uluslarının eşit haklı bir üyesi olması azim ve kararlı
lığındadır. Kürt halkı gemileri yakmıştır. Dönüş yoktur. (222) Biz ulus olduğumuzu söylüyoruz.
Güney Afrika, Afrika Ulusal Kongresini, İsrail FK.Ö.'nü terörist olarak nitelerken ne kadar haklı
ise TC. de PKK'yı nitelerken o kadar haklıdır. Cenevre Sözleşmesine göre savaşan taraftır. İlan
edilmemiş bir savaş var. Ordu var, geniş çatışma ve bir bölgede hakimiyet var. Diğer ülkeler
tanıyor, üniforma açıkça giyiliyor. Cenevre Anlaşmasına göre bir savaş var. Bir tarafı TC. bir
tarafı PKK'dır. Silahlı güç çekilince Kürt halkı kendi kararını verecektir. Referandum özgürce
yapılacaktır. Düşmanlık tohumları iyice ekilmişse Kürt halkı birlikte yaşamaktan yanadır.
Şiarımız şehitlerin kanıyla yazdığı, halkımızın mücadele ruhundan kaynaklanan direnmek,
yaşamaktır. TC. üst düzeyi savaş suçlusudur. Son günlerdeki gerilla savaşında oğlum
serhinhanda şehitler kervanına katıldı." şeklindeki 5 kişinin çözdüğü ve 43 sayfa olduğu belirtilen
12 sayfalık konuşma metni (223)
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
11
- Bir teröristin üzerinden çıkan bandın çözümünde PKK lideri Abdullah Öcalan'ın
Türkiye Cumhuriyeti'nde milletvekili seçilen bu şahsı militanları seviyesinde görerek örgütle
ilgili talimatlar verdiği anlaşılmaktadır. (DS. No 254)
Bu durumda M. Hatip Dicle'ye yöneltilen suçlamanın, milletvekilliği dokunulmazlığının
kaldırılmasını gerektirecek ciddilikte olduğu sonucuna varılmıştır.
3- Dokunulmazlığın Kaldırılması Kararının Siyasal Amaçlarla Alınıp Alınmadığı Sorunu
Yasama dokunulmazlığı, yasama organı üyelerini siyasal ikti darlara karşı işlevleri
yönünden korumak amacıyla tarihsel bir gelişmenin sonucunda oluşmuştur. Dokunulmazlığın
temelde yasama organı üyesinin şahsında, yasama işlevini koruduğu bir gerçektir. Bu kurumun
amacı parlâmento üyelerine bir ayrıcalık sağlamak olma yıp, onları siyasal nedenlerle açılacak
kavuşturmalara karşı korumaktır. Dokunulmazlığın, kızgınlıkla siyasal amaçla karşıtları
sindirmek ya da kimi düşüncelerin parlamentodan dışlanmak için kaldırılmaması gerekir.
Dokunulmazlığın kaldırılması kararında siyasal amaçların etken olup olmadığının
saptanması için, dokunulmazlığın kaldırılma isteminde karara kadar olan süreç içindeki
işlemlerdeki davranışlar, dokunulmazlığın kaldırılmasına karar veren çoğunluğun tutumu,
komisyon ve genel kuruldaki konuşmalar, dokunulmazlığın kaldırılmasına yol açan suçun
niteliği, ileri sürülen gerekçeler ve doğruluğu, ortaya konulan kanıtlar, kararın alındığı dönemin
genel siyasal ortam içinde kararın alınmasında uygulanan yöntemler gibi hususlar, alınan kararın
salt politik amaca yönelik olup olmadığını aydınlatacaktır.
Bu bağlamda, öncelikle üzerinde durulması gereken konu, dilekçede biçime ilişkin iptal
nedenleri arasında ileri sürülen ancak, bu başlık altında incelenmesi uygun görülen, parti meclis
gruplarında dokunulmazlık konusunun tartışıldığı, açık ya da gizli kararlar alındığı, bunun da
amacın siyasî olduğunu gösterdiği yolundaki savlardır.
Anayasa'nın 83. maddesinin son fıkrasında, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki parti
gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz." kuralı
konulmuştur. Maddedeki "görüşme yapılamaz" ve "karar alınamaz" sözcüklerinin anlamı
üzerinde durulması gerekir. "Görüşme" bir konu üzerinde konuşmak ve tartışmaktadır. "Karar
alma" ise bir konuda sonuca varmaktır. Anayasakoyucunun 83. maddenin son fıkrasındaki bu
sözcükleri hangi anlamda kullandığını saptayabilmek için, bu düzenlemenin amacı
belirlenmektedir. Anayasa'da siyasal parti grupların da dokunulmazlıkların kaldırılması
konusunda, parti üyelerinin görüş ve düşüncelerinin tartışılarak ortaya konulmasını ve
milletvekillerini bağlayıcı bir karar alınmasını önlemek amacıyla bu hüküm getirilmiştir. Çünkü,
parlâmenter rejim, günümüzde siyasal partiler düzeni ile işlemekte, parlâmenterlerin bağlı
bulundukları partilerinin aldığı kimi grup kararlarına uymaları, bir zorunluluk sayılmaktadır.
Parti disiplinini gerçekleştiremeyen partilerin ise, iktidar ya da muhalefet sorumluluğunda
önemli güçlüklerle karşılaşabilecekleri kabul edilmektedir. Bu nedenledir ki Anayasa'da,
dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin konularda, milletvekillerinin hiçbir biçimde bağlı
bulundukları partinin tutumundan etkilenmelerini istemediği ve parti disiplini olmadan kendi
vicdanî sorumlulukları ile davranmaları belirlendiği için, hukuksal yönde bağlayıcı parti grup
kararı alınamayacağı ve parti disiplini nin bu konuda işletilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
Böylece Anayasa'da, dokunulmazlık konusuna verilen önem ve gösterilen duyar lık bu kuralla
pekiştirilmiştir.
Dilekçelerde ileri sürülen bu konudaki sav hakkında sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi
için, Türkiye Büyük Millet Meclisi Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi ve Refah Partisi Grup
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
12
Başkanlıklarından karar öncesi günlerde yapılan grup toplantıları ile ilgili tutanaklar TBMM'den
getirtilerek incelenmiştir.
Refah Partisi'nin 11.3.1994 günlü cevap yazısında; partinin grup toplantılarında tutanak
tutulmadığı, 17.2.1994 ve 24.2.1994 ve 1.3.1994 tarihlerinde olmak üzere üç grup toplantısı
yapıldığı, bu toplantılarda ise Meclis çalışmaları ile yerel seçim çalışmalarının görüşüldüğü,
dokunulmazlık dosyaları üzerinde bir görüşme olmadığı gibi grup kararı da alınmadığı
bildirilmiştir.
Anavatan Partisi'nin 9.3.1994 günlü yazısı ekindeki 15.2.1994'den sonraki grup toplantı
tutanakları incelenmiş, dokunulmazlık dosyalarına ilişkin konuşma, görüşme yapılmadığı ve
karar alınmadığı görülmüştür.
Doğru Yol Partisi'nin 9.3.1994 günlü yazısında ise grup toplantılarında tutanak
tutulmadığı, Genel Başkanın basına açık olarak yaptığı konuşmaların teyp bandına alındığı
belirtilmiş, 22.2.1994 ile 2.3.1994 günlü konuşma metinleri yazı ekinde Anayasa Mahkemesi'ne
gönderilmiştir.
Başbakanın 22.2.1994 tarihinde basın mensuplarının da bulunduğu DYP grubunda
yaptığı konuşmada, Bosna-Hersek, Kıbrıs, mahallî idare seçimleri, terör, ekonomik sorunların
yanısıra DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin kişisel düşüncelerini
de açıkladığı görülmektedir. DYP grubunun 2.3.1994 günlü toplantısında da Başbakan, Bosna
sorunu, esnafa yapılan yardımlar, terör ve PKK'nın eylemlerine değinmiştir.
Görülüyor ki, Başbakan, DYP grubunda basına açık olarak yaptığı konuşmalarda diğer
konuların yanısıra, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda kişisel düşüncelerini ortaya
koymuş, ancak bu konuda grupta görüşme yapılmadığı gibi bir karar da alınmamıştır. Başbakanın
konuşması tek taraflı bir düşünce açıklaması niteliğinde olup yapılan bir görüşmenin parçası da
değildir. Ortada bir grup kararı da bulunmadığına göre, bu konuşmanın bağlayıcı nitelikte olduğu
düşünülemez. Sonuç olarak Başbakanın konuşmalarının, işlemin esasına olumsuz etki yaparak
onun iptalini gerektirecek parti grubu görüşmesi ve kararı olarak nitelenmesine olanak
bulunmadığından, bu sav yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, iptal isteminde bulunanların dayandığı uluslararası sözleşmeler
savunmalarını doğrulamamakta, bu metinlerin koruduğu devlet yapısı ve öğeleriyle yasakladığı
eylemler gözetildiğinde itiraz geçersiz kalmaktadır.
V- SONUÇ :
Diyarbakır Milletvekili M. Hatip Dicle'nin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına
ilişkin, 3.3.1994 günlü, 21866 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 3.3.1994 günlü, 298 sayılı
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı'nın Anayasa'ya ve TBMM İçtüzüğü'ne aykırı olduğu
savıyla iptaline yönelik başvurunun REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE;
21.3.1994 gününde karar verildi.
Esas Sayısı:1994/4
Karar Sayısı:1994/23
13
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Full & Egal Universal Law Academy