ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
Karar Günü:21.3.1994
R.G. Tarih-Sayı:R.G.'de yayımlanmamıştır. (Red)
İPTAL İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1) Orhan Doğan Şırnak Milletvekili Vekilleri
Av. Hasip Kaplan Av. Feridun Yazar Av. Yusuf Alataş Av. M. Nuri Özmen
2) Zübeyir Aydar Siirt Milletvekili
Naif Güneş Siirt "
Remzi Kartal Van "
Ali Yiğit Mardin "
Selim Sadak Şırnak "
Mahmut Kılınç Adıyaman "
Sedat Yurtdaş Diyarbakır "
İPTAL İSTEMİNİN KONUSU : Şırnak Milletvekili Orhan Doğan'ın yasama
dokunulmazlığının kaldırılması hakkında, Anayasa ve Adalet Komisyonlarından kurulu Karma
Komisyonca hazırlanan raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 2.3.1994 günlü 79 uncu
birleşiminde aynen kabul edilmesine ilişkin 290 sayılı kararın, Anayasa'ya ve İçtüzük
hükümlerine aykırılığı savıyla, Anayasa'nın 85. ve 2949 sayılı Yasa'nın 34. maddeleri uyarınca
iptali istemidir.
I- OLAY
Şırnak Milletvekili Orhan Doğan'ın milletvekili seçilmeden önce ve seçildikten sonraki
eylemleri, Türk Ceza Yasası'nın 125. maddesinde öngörülen devlet topraklarının tamamını veya
bir kısmını yabancı bir devletin hâkimiyeti altına koymaya veya Devletin istiklâlini tenkise veya
birliğini bozmaya veya Devletin hâkimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet
idaresinden ayırmaya yönelik harekette bulunma suçu niteliğinde görülerek, Ankara Devlet
Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 1991/5 esas sayılı fezleke ile
dava açılması için, adı geçen milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılması istenmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa ve Adalet Komisyonlarından kurulu Karma Komisyon,
13.1.1994 günü Şırnak Milletvekili Orhan Doğan hakkındaki I. Hazırlık Komisyonu raporu ile
adı geçenin yazılı savunmasını inceledikten sonra, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına
karar vermiştir. TBMM Genel Kurulunda aynen benimsenen bu karar üzerine, Orhan Doğan ve
Diğer milletvekilleri Orhan Doğan'ın dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin TBMM kararının
iptalini istemişlerdir.
II. İPTALİ İSTENİLEN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KARARI
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nun 2.3.1994 günlü, 290 sayılı ve aynı gün
21865 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı aynen şöyledir:
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
2
"Şırnak Milletvekili Orhan Doğan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair
Anayasa ve Adalet Komisyonlarından Kurulu Karma Komisyonca hazırlanan ilişikteki rapor,
Genel Kurulun 2.3.1994 tarihli 78 inci Birleşiminde kabul edilmiştir.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Başkanlığınızca, 21.5.1992 tarihinde Komisyonumuza gönderilen, Diyarbakır
Milletvekili Fehmi Işıklar, Siirt Milletvekili Zübeyir Aydar, Batman Milletvekili Adnan Ekmen,
Muş Milletvekili Mehmet Emin Sever, Mardin Milletvekili Ahmet Türk, Diyarbakır Milletvekili
Sedat Yurtdaş, Batman Milletvekili Nizamettin Toğuç, Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana,
Batman Milletvekili Abdülkerim Zilan, Şırnak Milletvekili Mahmut Alınak, Van Milletvekili
Remzi Kartal, Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Diyarbakır Milletvekili Mahmut Uyanık, Diyarbakır
Milletvekili Salih Sümer, Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle, Mardin Milletvekili Mehmet
Sincar, Mardin Milletvekili Ali Yiğit, Şırnak Milletvekili Selim Sadak, Muş Milletvekili
Muzaffer Demir, Şırnak Milletvekili Orhan Doğan, Adıyaman Milletvekili Mahmut Kılınç ve
Siirt Milletvekili Naif Güneş'in yasama dokunulmazlıklarının kaldırılması hakkında Başbakanlık
Tezkeresi Komisyonumuzun 11.11.1993 tarihli toplantı Gündemine alınmış ve İçtüzüğün 109
uncu maddesine göre kurulan Hazırlık Komisyonuna incelenmek üzere verilmiştir.
Komisyonumuzun 13.1.1994 tarihli toplantısında, Başbakanlık Tezkeresi ekinde sunulan
dosya ile Hazırlık Komisyonunun Raporu incelenmiştir. Şırnak Milletvekili Orhan Doğan bu
toplantıya dinlenilmek üzere davet edilmiş, gelmediğinden, dosya üzerinde karar verilmiştir.
Hazırlık Komisyonu Raporunda da belirtildiği gibi, Başbakanlık Tezkeresinde adı geçen
Diyarbakır Milletvekili Fehmi Işıklar'ın milletvekilliği sıfatının, Anayasa Mahkemesinin
14.7.1993 tarihli ve Esas: 1992/1; Karar: 1993/1 sayılı Kararı ile sona erdiğini, Mardin
Milletvekili Mehmet Sincar'ın da 4.9.1993 tarihinde vefat ettiğini gözönüne alan
Komisyonumuz; adı geçen milletvekilleri hakkında karar verilmesine gerek olmadığından,
incelemelerini diğer milletvekilleri üzerinde yapmıştır.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 1991/5 sayı ile
hazırlanan fezlekede; yukarıda isimleri sayılan milletvekillerinin 6.11.1991 ve daha önceki
günlerden başlayarak milletvekili seçilmeden evvel seçim toplantılarında gerçekleştirdikleri
eylemleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan yemin töreninde ve törenden sonra
gerçekleştirdikleri eylemleri birlikte ele alınarak, anılan milletvekillerine, Devlet topraklarının
tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin hâkimiyeti altına koymaya veya devletin
istiklâlini tenkise veya Devletin hâkimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet
hâkimiyetinden ayırmaya yönelik harekette bulunmak suçu isnad edilmektedir.
Komisyonumuz, bu dosyayı, isnad edilen fiilin niteliğine göre ve içinde bulunduğumuz
dünya ve yurt şartları ve en önemlisi de bölücülük hareketinin ulaştığı bugünkü durumu ve
neticelerini göz önüne alarak değerlendirmiş, ancak, dosyada adı geçen milletvekillerinin
durumlarını, konuşma ve eylemlerini dikkate alarak ayrı ayrı incelenmesini ve bu inceleme
neticesinde de ayrı ayrı karara bağlanmasını kabul etmiştir.
Bilindiği gibi, Anayasanın 83 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca milletvekillerinin,
meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, mecliste ileri sürdükleri düşüncelerinden, Genel
Kurul tarafından ayrıca bir karar alınmadıkça bunları meclis dışında tekrarlamaktan ve açığa
vurmaktan sorumlu tutulamayacakları esastır.
Karma Komisyon, incelemelerinde; Anayasanın 83 üncü maddesinde ifade edilen
"dokunulmazlık ilkesinin" milletvekillerinin yasama görevlerini gereği gibi yerine
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
3
getirebilmelerini sağlamak amacıyla düzenlendiğini, bu şekilde farklı bir statüye tabi tutmanın
amacının onları imtiyazlı ve hukukun üstünde bir grup haline getirmek olmadığını, demokrasinin
Devleti yıkmak, ülkeyi bölmek için bir araç olarak kullanılamayacağını, ayrıca, Anayasanın 14
üncü maddesinde ifade edildiği gibi, Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiç birinin
Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla kullanılamayacağını, bu
yasaklara aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak müeyyidelerin kanunla düzenleneceğini
göz önüne almıştır.
Karma Komisyon, Şırnak Milletvekili Orhan Doğan'ın Gündemde bulunan aynı suç
isnadları ile hazırlanan diğer dosyalarını da bu dosya ile birlikte değerlendirdiğinde, yaptığı her
konuşma ve çalışmalarında Türkiye Cumhuriyetinin birliğini bozmaya yönelik bir ısrarın
içerisinde bulunduğunu tespit etmiştir.
Bu nedenlerle, Devletin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmeye yönelik bu isnad
karşısında, demokrasinin Devleti yıkmak, ülkeyi bölmek için bir araç olarak kullanılamayacağı
düşüncesinden hareketle Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevî şahsiyetinin korunması, kamu
düzeni ve kamu yararı açısından gecikilmeksizin kararı yargı organlarının vermesinin doğru
olacağı görüşünde birleşen Karma Komisyon; Şırnak Milletvekili Orhan Doğan'ın hakkında
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.11.1991 gün ve 1993/5 sayı
ile açılan soruşturmanın bitirilebilmesi için yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar
vermiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile arz
olunur."
III- BİRLEŞTİRME
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 2.3.1994 günlü, 290 sayılı kararının iptali istemi ile
Milletvekilleri Zübeyir Aydar, Naif Güneş, Remzi Kartal, Ali Yiğit, Selim Sadak, Mahmut Kılınç
ve Sedat Yurtdaş tarafından Anayasa'nın 85. ve 2949 sayılı Yasa'nın 32. ve 34. maddeleri
uyarınca yapılan başvuruya ilişkin 1994/41 Esas sayılı dosya ile TBMM'nin aynı gün ve sayılı
kararının iptali istemi ile Orhan Doğan vekilleri tarafından yapılan iptal başvurusuna ilişkin
1994/10 Esas sayılı dosyalardaki başvuruların Millet Meclisi Genel Kurulu'nun 2.3.1994 günlü,
290 sayılı kararına yönelmiş olması, başvuruların 7.3.1994 gününde yapılmış bulunması,
dosyaların her ikisinin de Milletvekili Orhan Doğan'a ilişkin olması, getirtilen belge ve bilgilerin
her iki dosya için de ortak bulunması nedeniyle, incelemeyi de kolaylaştıracağı gözönünde
tutularak dosyaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
V- İNCELEME
İptal istemini kapsayan dilekçeler, hazırlanan rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı'ndan ve Adalet Bakanlığı'ndan getirtilen belge ve bilgiler, konu ile ilgili Millet
Meclisi Tutanak Dergileri, siyasî partilerin grup toplantı tutanakları, iptal istemine ilişkin
Anayasa ve İçtüzük hükümleri ve öteki metinler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
A- Biçim Yönünden Aykırılık Savlarının İncelenmesi
1- Dokunulmazlıkların Kaldırılması Sürecinde Anayasanın 83. Maddesine Aykırı
Davranıldığı Savı
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
4
İptal istemine ilişkin dilekçelerde, Anayasa'nın 83. maddesinin beşinci fıkrasına aykırı
davranılarak siyasî parti gruplarında görüşme yapıldığı, açık ya da gizli kararlar alındığı,
dokunulmazlığın kaldırılması sürecinin "siyasî amaçlarla" hızlandırıldığı ileri sürülmektedir.
Dokunulmazlığın kaldırılmasının siyasî parti gruplarında görüşülmesi ve karar alınması
savı, biçimden çok özü ilgilendiren bir konudur. Bu nedenle bu sorunun esasa ilişkin incelemede
tartışılması yerinde olacaktır.
2- Karma Komisyon Raporunun Genel Kurulda Öncelikle Görüşülmesi Savı
Orhan Doğan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin rapor, hükümetin
istemi üzerine, TBMM Genel Kurulu'nun 2.3.1994 günlü 78. Birleşiminde öncelikle
görüşülmüştür.
İstemde bulunanlar hakkında, dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin görüşmede öncelik
nedeninin olmadığı, Doğru Yol Partisi Grubunca bu konunun Meclis Genel Kurulu'nda öncelikle
görüşülmesini sağlamak amacıyla Danışma Kurulu'nun toplantıya çağrılması ve karar
alınmasının Anayasa ve İçtüzük hükümlerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
TBMM Genel Kurulu'nun konu ile ilgili görüşme tutanakları incelendiğinde, Anavatan
Partisi ve Doğru Yol Partisi Gruplarınca, Danışma Kurulu'nun 28.2.1994 günlü toplantısında
görüş birliği sağlanamadığı belirtilerek iki ayrı önerge ile verilen öncelikli görüşme teklifinin
Genel Kurulun onayına sunulduğu anlaşılmaktadır.
TBMM İçtüzüğü'nün 50. maddesinin beşinci fıkrasında; Başkanlıkça gerek görülen
hallerde Yedinci Bentteki işlerin (bunlar arasında komisyonlardan gelen diğer işler de
bulunmaktadır) Görüşmeler sırasının Danışma Kurulu'nca Genel Kurula teklif olunabileceği,
Hükümet, esas komisyonlar ve kanun teklifi sahiplerinin bu konu ile ilgili istemlerinin de
Danışma Kurulu'nda görüşüleceği açıklanmıştır. 19. maddenin son fıkrasında ise, Danışma
Kurulu'nun tespitine, teklifine veya görüş bildirmesine bağlanmış olan bütün hallerde, Danışma
Kurulu, yapılan ilk çağrıda toplanamaz, oy birliğiyle tespit, teklif yapamaz veya görüş
bildiremezse, Meclis Başkanı veya siyasî parti gruplarının ayrı ayrı, istemlerini doğrudan Genel
Kurul'a sunabilecekleri öngörülmüştür.
Görülüyor ki, yasa tasarı ve tekliflerinin yanısıra, komisyonlardan gelen diğer işlerin,
Danışma Kurulunda görüşülerek Genel Kuruldaki gündem sırasının değiştirilmesine ilişkin
istemler, Başkanlık, Hükümet, esas komisyonlar ya da yasa teklifi sahiplerince
yapılabilmektedir.
Konunun TBMM Genel Kurulunda öncelikle görüşülmesi, Karma Komisyondan gelen
işlerin, kırksekiz saat geçmeden gündemin 24. sırasına alınması, Genel Kurulun bu konuları
sonuçlandırmak için 2 Mart 1994 günü toplanması, görüşmelerin tamamlanamaması halinde ise,
3 Mart 1994 günü çalışmalara devam edilmesini isteyen Başbakanlığın; 28.2.1994 günlü
tezkeresi üzerine olmuştur. İçtüzüğün 53. maddesinde Genel Kurula sevk edilen bir komisyon
raporu veya herhangi bir metnin, aksine karar alınmadıkça dağıtımı tarihinden itibaren kırksekiz
saat geçmeden görüşülemeyeceği ve bu süre geçmeden gündeme alınması, gündemdeki kanun
tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işlerden birine öncelik verilerek bu kısmın ilk
sırasına geçirilmesinin ise, Hükümet veya esas komisyon tarafından istenebileceği
öngörülmüştür.
Yukarda açıklanan nedenlerle konunun TBMM Genel Kurulunda öncelikle
görüşülmesinde İçtüzük hükümlerine aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
5
3- Komisyonlarda ve Genel Kuruldaki İnceleme ve Görüşme Yöntemlerine Uyulmadığı
Savı
İptal istemine ilişkin dilekçelerde Orhan Doğan'ın dokunulmazlığının kaldırılmasına
ilişkin dosyaların Komisyonların incelemesine elverişli gerekçe ve kanıtları içerip içermediğinin
belli olmadığı; İçtüzüğün 109. maddesinin "bütün kağıtların incelenmesini" özellikle vurgulamış
olmasının, alt komisyon incelemesinin son derece dikkatli ve ayrıntılı olması gereğini gösterdiği,
ancak konunun ele alınış ve Meclis'e götürülüşündeki yaklaşımlar gözönüne alındığında İçtüzük
gereğinin yerine getirildiği konusunda kuşku duyulduğu, aynı durumun Meclis görüşmelerinde
de söz konusu olduğu ileri sürülmektedir.
TBMM'nin çalışmalarında ve kararlarında esas olan, konunun bütün yönleriyle ele
alınabilmesi, milletvekillerinin görüşlerinin eksiksiz ortaya konulabilmesi ve kararların Meclis
iradesini tartışmasız bir biçimde belirtici nitelikte olmasıdır.
Anayasa'da ve TBMM İçtüzüğü'nde, dokunulmazlığın kaldırılmasına özel bir önem
verilmiştir. Anayasa'nın 85. maddesinde yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin
kararın Anayasa ve İçtüzük hükümlerine aykırılığı nedeniyle iptal isteminde bulunulabileceği
öngörülmüş; TBMM İçtüzüğünde ise dokunulmazlığın kaldırılması isteminin önce
komisyonlarda karara bağlanması zorunluluğu getirilmiştir.
İçtüzüğün 109. maddesinde; Hazırlık Komisyonu'nun bütün kağıtları inceleyip gerekirse
o milletvekilini dinleyeceği, fakat tanık dinleyemeyeceği, raporunu göreve başlamasından
itibaren en geç bir ayda vereceği, bu raporun Karma Komisyon'da da bir ayda incelenerek
sonuçlandırılacağı belirtilmiştir.
Maddedeki "Bütün kağıtlar" ifadesi ile havale edilen belgelerin tümünün amaçlandığı,
komisyonun elindeki belgeler bir kanıya varılmasına yeterli değilse, eksik bulduğu ve gerekli
gördüğü belgeleri getirtebileceği ortadadır. Komisyonun yapacağı, delilleri takdir etmek ve
suçun gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak değil, suçlamanın ciddî bir nitelik taşıyıp
taşımadığı yolunda bir sonuca varmaktır.
Hazırlık Komisyonu ve Karma Komisyon, çalışmalarında Anayasa ve İçtüzük
hükümlerine uygun olarak raporlarını içtüzükte öngörülen bir aylık sürede tamamlamıştır.
Konunun Komisyonlarda ve Meclis Genel Kurulu'nda görüşülüp karara bağlanmasında
Anayasa ve İçtüzük kurallarına aykırı bir yön bulunmamaktadır.
4- Komisyonlarda ve Genel Kurul'da Savunma Hakkının Gözardı Edildiği ve Kısıtlandığı
Savı
İptal isteminde bulunanlar, komisyonlarda dokunulmazlıklarının kaldırılması istenen
milletvekillerinin haklarındaki tüm dosyalar için savunmalarının alınmadığı, Meclis'teki
görüşmelerde de savunma haklarını kullanmalarına tahammül gösterilmeyerek bu hakkın tam
olarak kullanıldığı konusunda kuşkular yaratıldığı, görüşmeler devam ederken iki milletvekilinin
gözaltına alınmış olmalarının da savunma hakkının kullanılmasını olumsuz yönde etkilediğini
ileri sürmektedir.
Savunma hakkı, kişilerin temel haklarındandır. Bu hakkın anlamını ve özünü yok edecek
bir sınırlandırılmanın kişinin savunma hakkından yoksun bırakılması sonucunu doğuracağı
kuşkusuzdur. Bu nedenledirki Anayasa 36 ncı maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma
hakkına sahiptir." denilmiştir.
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
6
TBMM İçtüzüğü'nün yasama dokunulmazlığının kaldırılması ve milletvekilliğinin
düşmesi konusunu düzenleyen Yedinci Kısmında yer alan 111. maddesinde ise;
"Dokunulmazlığının kaldırılması istenen milletvekili, isterse hazırlık komisyonunda, karma
komisyonda ve Genel Kurul'da kendini savunur veya bir üyeye savundurur. Savunma için çağrıda
bulunulan milletvekili davete uymazsa evrak üzerinde karar verilir. Son söz herhalde
savunmanındır." denilerek, milletvekiline dokunulmazlığının kaldırılması sürecinin her
evresinde parlamentoda kendini savunma hakkının tanındığı görülmektedir.
Anayasa'nın ve TBMM İçtüzüğü'nün savunma hakkı ile ilgili yukarıda belirtilen
hükümleri, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile koşutluk göstermekte, yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasında, suçlanan milletvekiline İçtüzük hükümleri ile parlâmentoda
da savunma hakkı tanınması ve bunun uygulanması 1961 Anayasası döneminden beri
süregelmektedir. Nitekim bu konu, 1961 Anayasası döneminde Cumhuriyet Senatosu
İçtüzüğü'nün 142., bugün uygulanmakta olan 5.3.1973 günlü Millet Meclisi İçtüzüğü'nün de 111.
maddelerinde düzenlenmiştir.
Olayda, Orhan Doğan'a TBMM Komisyonlarında ve Genel Kurulu'nda dokunulmazlığın
kaldırılması istemine neden olan eylemlere karşı savunma hakkını kullanabilmesi için gerekli
hukuksal olanağın sağlandığı görülmüştür. Şırnak milletvekili Orhan Doğan I. Hazırlık
Komisyonu tarafından İçtüzüğün 109. maddesi uyarınca 9.12.1993 günü dinlenilmek üzere davet
edilmiş ve adı geçen dinlenmiştir. Komisyon savunmadan sonra dosya üzerindeki incelemesini
İçtüzük'te belirtilen bir aylık sürenin dolduğu 16.12.1993'de bitirmiştir. İlgili hakkındaki Hazırlık
Komisyonu raporu ve eklerinin Karma Komisyona gelmesi üzerine, Karma Komisyon Başkanı
Komisyon üyelerine Hazırlık Komisyonu raporlarını 23.12.1993'de gündeme aldığını
bildirmiştir. Belirtilen günde Orhan Doğan'ın gelmemesi üzerine, toplantı 13.1.1994 tarihine
ertelenmiş, bu günde ilgilinin yazılı savunması ve Hazırlık Komisyonu raporu okunduktan sonra,
dokunulmazlığının kaldırılması yolundaki Rapor oyçokluğu ile kabul edilmiştir.
Orhan Doğan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin Karma Komisyon
Raporunun Meclis Genel Kurulu'nda 2.3.1994 günlü 78. Birleşimde görüşülmesi sırasında da
savunmasını yapmıştır. Görüşmeler sonucunda 290 sayılı kararla yasama dokunulmazlığının
kaldırılmasına, İçtüzüğün 53. maddesine uygun olarak işaret oyuyla karar verilmiştir.
Hazırlık Komisyonu, Karma Komisyon ile TBMM Genel Kurulu'nun 78. birleşimine
ilişkin görüşme tutanaklarından açıkca anlaşılacağı gibi, Orhan Doğan gerek komisyonlarda
gerekse Genel Kurul'da savunmasını yapmış olup, bu yönden Anayasa ve İçtüzük kurallarına
aykırılık savları yerinde görülmemiştir.
B- Esas Yönünden Aykırılık Savlarının İncelenmesi
a- Yasama Dokunulmazlığı ve Sorumsuzluğunun Anlamı
Bütün demokratik ülkelerde, Yasama Meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi
yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bazı bağışıklılıklar ve dokunulmazlıklar tanınmıştır.
Yasama Meclisi üyelerini bu biçimde diğer vatandaşlardan farklı bir statüye bağlı tutmanın
amacı, kuşkusuz onları ayrıcalıklı ve hukukun üstünde bir grup durumuna getirmek olarak
anlaşılamaz.
Yasama dokunulmazlığı, bir amaç olmayıp milletvekillerinin halkın iradesini meclise tam
olarak yansıtarak millî iradenin eksiksiz gerçekleşmesini sağlamalarının aracıdır.
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
7
Anayasa'nın 83. maddesi "Yasama dokunulmazlığı" başlığını taşımakta ise de içeriğinde
yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı olmak üzere farklı iki kurum
düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, Meclis
çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki
Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında
tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamayacakları belirtilmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir
milletvekilinin, Meclisin kararı olmadıkça tutulamıyacağı, sorguya çekilemeyeceği,
tutuklanamayacağı ve yargılanamayacağı kuralı konulmuş, yalnızca ağır cezayı gerektiren
suçüstü hali ile seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak koşuluyla Anayasa'nın 14.
maddesindeki durumlar bu hükmün dışında bırakılmıştır.
Anayasa'nın 83. maddesinde; yasama dokunulmazlığının hangi durumlarda
kaldırılabileceği belirtilmediği gibi Meclis İçtüzüğünde de bunun koşullarına ilişkin herhangi bir
hükme yer verilmediği görülmektedir. Ancak, bu durum yasama organının dokunulmazlığı
kaldırma konusunda mutlak bir takdir yetkisine sahip bulunduğu anlamına gelmemektedir.
"Dokunulmazlık" kurumunun, kabul ediliş nedeni ile tarihsel gelişimi yasama organının
dokunulmazlığın kaldırılması konusunda mutlak değil sınırlı bir yetkiye sahip olduğunu
göstermektedir. Dokunulmazlık kurumuna Anayasa'da yer verilmesi, bu kurumun temelini
oluşturan kuralların ve amaçların da Anayasal kural ve amaçlar yönünde biçimlenmesini
gerektirir. Kuşkusuz anayasakoyucunun yasama dokunulmazlığına 83. maddede yer vermekle
güttüğü erek, yasama görevini yürütenlerin bu görevi her türlü kaygı ve baskıdan uzak olarak
güvenceli bir biçimde ve gereği gibi yapmalarını sağlamaktır. Diğer bir deyişle, yasama
dokunulmazlığının amacı, milletvekillerinin, keyfî bir ceza kovuşturmasıyla, geçici bir süre için
de olsa, görevlerini yapmaktan alıkonulmalarını önlemektir. Böyle olunca, yasama organının bu
konudaki takdiri, kurumun Anayasa'ya getiriliş amacıyla sınırlıdır.
Anayasa'nın 85. maddesinde "Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya üyeliğin
düştüğüne Meclisce karar verilmesi hallerinde, karar tarihinden başlayarak bir hafta içinde, ilgili
üye veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden herhangi biri, bu kararın, Anayasa veya
İçtüzük hükümlerine aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa
Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün içinde karara bağlar." denilmektedir. Buna göre TBMM'nin
dokunulmazlığın kaldırılması yolunda aldığı kararların, Anayasa Mahkemesi'nce yalnız
Anayasa'ya uygunluk yönünden değil aynı zamanda İçtüzük kurallarına uygunluk yönünden de
denetime bağlı tutulması öngörülmüştür.
TBMM'nin bu konuda aldığı kararların denetiminde isnadın ciddiyeti ve siyasal
maksatlara dayanıp dayanmadığı üzerinde durulmalıdır. Ayrıca bu kararlar dokunulmazlığın bir
anayasal kurum olarak kuruluş amacına da uygun olmalıdır.
b- Olayın İncelenmesi
1- Dokunulmazlığın Kaldırılmasına Neden Olan Eylemlerin Sorumsuzluk Kapsamında
Olup Olmadığı Sorunu:
Anayasa'nın 83. maddesinin birinci fıkrasında yer alan yasama sorumsuzluğunun amacı,
TBMM üyelerinin Meclis çalışmalarında görevlerini yaparken söyleyecekleri söz ve
düşüncelerinden ve belirtecekleri oylarından dolayı herhangibir soruşturmaya uğramalarını
önlemekdir.
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
8
İptal istemlerinde, dokunulmazlığın kaldırılmasına konu olan eylemlerin, parti programı
doğrultusunda düşünce açıklamaları olduğu ve daha önce de Meclis kürsüsünde söylendiği ileri
sürülmektedir.
Yasama dokunulmazlığı kaldırılan Orhan Doğan'ın, milletvekili sıfatını kazandığı
6.11.1991 gününden dokunulmazlığının kaldırıldığı 2.3.1994 gününe kadar yayımlanmış
bulunan Meclis tutanaklarının incelenmesinden Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmaların
üzerine atılı suçu oluşturduğu ileri sürülen söz veya eylemlerden, değişik ve ilgisiz olduğu
görülmektedir.
Bu nedenle, adı geçenin 83. maddeye ilişkin Anayasa'ya aykırılık savı yerinde
görülmemiştir.
2- Suçlamanın, dokunulmazlığın kaldırılmasını gerektirecek ciddilikte olup olmadığı
sorunu :
Orhan Doğan'a yüklenen, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına yol açan suçlamanın
dokunulmazlığın kaldırılmasını gerektiren ciddilikte olup olmadığı konusunda bir sonuca
varmak için, suçlamanın dayanaklarına inilmesi zorunludur.
Bu konuda yapılacak inceleme delillerin takdiri niteliğinde değildir. Delillerin takdiri,
hükme yönelen bir değerlendirme ve ölçme olup, suçun işlenip işlenmediğini araştıran ve ceza
yargılaması yapan yargı yerlerine özgü bir yetkidir. Burada yapılacak inceleme ise, yüklenen
suçun işlenip işlenmediği yönünden değil, yalnızca suçlamanın ciddî olup olmadığı yönündendir.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 1991/5 sayılı
fezlekesine göre; Orhan Doğan'a yüklenen suç Türk Ceza Yasası'nın 125. maddesi
kapsamındadır. Bu maddede; Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin
hakimiyeti altına koymak veya Devletin istiklâlini tenkise veya Devletin hâkimiyeti altında
bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemde bulunmak, suç
sayılmakta ve faili için uygulanacak ceza belirlenmektedir.
Fezlekede; Orhan Doğan'ın, açıkça Türkiye Cumhuriyeti topraklarını bölüp parçalamak
amacı ile hareket ettiği ve bu kasıt altında PKK terör örgütü mensuplarına mesaj vererek "Biz de
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bağımsız bir Kürt devleti kurulması çabası içindeyiz." demek
istediği eylemleri ile PKK'nın faaliyetleri arasında ilişki kurularak, PKK'nın vatanı bölüp
parçalama konusundaki hareketlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında da sürdürmek
istediği; adı geçenin eylemlerini milletvekili seçilmeden önce seçim konuşmalarında, öteki HEP
kökenli milletvekilleri ile birlikte yemin töreninden önce yaptıkları basın toplantısında
yayımladıkları bildiride, yemin töreninden sonra da seçim bölgesine giderek yaptığı toplantılarda
ve diğer arkadaşlarıyla birlikte TBMM Başkanlığı'nca istenen hal kağıdındaki sorulara verdiği
yanıtlar ile devam ettiği, sürüp giden bu eylemlerden her birinin bir zincirin halkaları olup
birbirinden ayrılmasına olanak bulunmadığı, devletin varlığına yönelik bir tehlike suçu olan Türk
Ceza Kanunu'nun 125. maddesindeki fiilin oluşması için neticenin meydana gelmesi gerekli
olmayıp bu suçta hazırlık hareketlerinin de suçun oluşması için yeterli olduğu, sanığın tüm
eylemleri birlikte ele alındığında üzerine atılı suçun oluştuğu ileri sürülmektedir.
Karma Komisyon, Şırnak Milletvekili Orhan Doğan'ın gündemde bulunan ve aynı
suçlamalarla ile hazırlanan diğer dosyalarını da bu dosya ile birlikte değerlendirerek, adı geçenin
yaptığı her konuşma ve çalışmada Türkiye Cumhuriyeti'nin birliğini bozmaya yönelik bir ısrarın
içerisinde bulunduğunu; devletin ve cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmeye yönelik bu isnad
karşısında, demokrasinin devleti yıkmak, ülkeyi bölmek için bir araç olarak kullanılamıyacağı
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
9
düşüncesinden hareketle Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevî şahsiyetinin korunması, kamu
düzeni ve kamu yararı açısından gecikilmeksizin kararı yargı organlarının vermesinin doğru
olacağı görüşü ile dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar vermiş, bu karar TBMM Genel
Kurulu'nca da aynen benimsenmiştir.
Bu aşamada üzerinde durulması gereken konu, suçlamanın ciddî olup olmadığıdır.
Suçlamanın ciddiliğine ilişkin kanıtlar incelenirken Orhan Doğan'a yüklenen suça ilişkin ve
TBMM komisyonları ve Genel Kurulunda ele alınan dosyalar birlikte değerlendirilmiştir.
Şırnak Milletvekili Orhan Doğan hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet
Başsavcılığı'nca hazırlanan 1991/5 fezleke sayılı dosya da;
- 5.11.1991 günü HEP kökenli milletvekillerinin Fehmi Işıklar başkanlığında
düzenledikleri basın toplantısında: Bu Anayasa'nın 81. maddesindeki yeni seçilen milletvekilleri
için düzenlenen yemin metni ırkçı, şoven düşüncelerle hazırlanmıştır. Bu yemin metninde Kürt
halkının inkârı vardır...Biz aşağıda imzaları bulunan milletvekilleri tümüne karşı olduğumuz
1982 Anayasasının bu yemin metninin içeriğine katılmıyoruz. Ancak, Anayasal zorunluluktan
dolayı TBMM'de okumak zorundayız. Kamuoyuna duyurulur." dedikleri Anadolu Ajansı
aracılığıyla elde edilen bu bildiride milletvekili Orhan Doğan'ın da bulunduğu (DSN: 1/124)
- 6.11.1991 günü TBMM'deki yemin töreninde Orhan Doğan'ın da içinde bulunduğu HEP
kökenli milletvekillerinin yasa dışı PKK örgütünün Kürt halkı ile tanımladığı bir topluluğun
bayrağı olduğunu simgelediği "sarı-yeşil-kırmızı" renklerden yapılmış mendilleri ceketlerinin üst
ceplerine taktıkları.
- İçlerinde Orhan Doğan'ın da bulunduğu 7 milletvekilinin Meclis Albümü için TBMM
Başkanlığı'na verdikleri bilgi formlarına bildikleri yabancı dilin ne olduğu sorusuna "Kürtçe"
olarak cevap verdikleri (DDNo: 1/102).
- HEP 1. Olağanüstü Kongresine ilişkin gazete küpürlerinin incelenmesinde: "HEP
Kongresinde İhanet Tablosu" başlığı altında; kongrenin baştan sona PKK'nın gövde gösterisi ile
geçtiği, İstiklâl Marşı'nın okunmadığı ve hiçbir Türk bayrağının bulunmadığı kongrede
Kürdistan bayrakları dalgalandırıldığı, yaşasın Apo vesaire gibi övücü sloganlar atıldığı, PKK
lideri Abdullah Öcalan'ın annesi Esma Öcalan'ın salona girişinde Orhan Doğan ve Sedat
Yurtdaş'ın ana Öcalan'ı protokol sırasında oturtup HEP milletvekillerinin el öpme kuyruğuna
girdikleri, kendisinin Divan Başkanı tarafından "Anaların anası" olarak takdim edildiği görülen
fotoğrafta eliyle bu kişinin zafer işareti yaptığı, bir gazete muhabirinin kim olduğunu sorması
üzerine kendisine "Başkanın annesi" olarak tanıtıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda Orhan Doğan'a yöneltilen suçlamanın milletvekilliği dokunulmazlığının
kaldırılmasını gerektirecek ciddilikte olduğu sonucuna varılmıştır.
3- Dokunulmazlığın Kaldırılması Kararının Siyasal Amaçlarla Alınıp Alınmadığı Sorunu
Yasama dokunulmazlığı, yasama organı üyelerini siyasal iktidarlara karşı işlevleri
yönünden korumak amacıyla tarihsel bir gelişmenin sonucunda oluşmuştur. Dokunulmazlığın
temelde yasama organı üyesinin şahsında, yasama işlevini koruduğu bir gerçektir. Bu kurumun
amacı parlâmento üyelerine bir ayrıcalık sağlamak olmayıp, onları siyasal nedenlerle açılacak
kavuşturmalara karşı korumaktır. Dokunulmazlığın, kızgınlıkla siyasal amaçla karşıtları
sindirmek ya da kimi düşüncelerin parlamentodan dışlanmak için kaldırılmaması gerekir.
Dokunulmazlığın kaldırılması kararında siyasal amaçların etken olup olmadığının
saptanması için, dokunulmazlığın kaldırılma isteminde karara kadar olan süreç içindeki
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
10
işlemlerdeki davranışlar, dokunulmazlığın kaldırılmasına karar veren çoğunluğun tutumu,
komisyon ve genel kuruldaki konuşmalar, dokunulmazlığın kaldırılmasına yol açan suçun
niteliği, ileri sürülen gerekçeler ve doğruluğu, ortaya konulan kanıtlar, kararın alındığı dönemin
genel siyasal ortam içinde kararın alınmasında uygulanan yöntemler gibi hususlar, alınan kararın
salt politik amaca yönelik olup olmadığını aydınlatacaktır.
Bu bağlamda, öncelikle üzerinde durulması gereken konu, dilekçede biçime ilişkin iptal
nedenleri arasında ileri sürülen ancak, bu başlık altında incelenmesi uygun görülen, parti meclis
gruplarında dokunulmazlık konusunun tartışıldığı, açık ya da gizli kararlar alındığı, bunun da
amacın siyasî olduğunu gösterdiği yolundaki savlardır.
Anayasa'nın 83. maddesinin son fıkrasında, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki parti
gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz." kuralı
konulmuştur. Maddedeki "görüşme yapılamaz" ve "karar alınamaz" sözcüklerinin anlamı
üzerinde durulması gerekir. "Görüşme" bir konu üzerinde konuşmak ve tartışmaktadır. "Karar
alma" ise bir konuda sonuca varmaktır. Anayasakoyucunun 83. maddenin son fıkrasındaki bu
sözcükleri hangi anlamda kullandığını saptayabilmek için, bu düzenlemenin amacı
belirlenmektedir. Anayasa'da siyasal parti gruplarında dokunulmazlıkların kaldırılması
konusunda, parti üyelerinin görüş ve düşüncelerinin tartışılarak ortaya konulmasını ve
milletvekillerini bağlayıcı bir karar alınmasını önlemek amacıyla bu hüküm getirilmiştir. Çünkü,
parlâmenter rejim, günümüzde siyasal partiler düzeni ile işlemekte, parlâmenterlerin bağlı
bulundukları partilerinin aldığı kimi grup kararlarına uymaları, bir zorunluluk sayılmaktadır.
Parti disiplinini gerçekleştiremeyen partilerin ise, iktidar ya da muhalefet sorumluluğunda
önemli güçlüklerle karşılaşabilecekleri kabul edilmektedir. Bu nedenledir ki Anayasa'da,
dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin konularda, milletvekillerinin hiçbir biçimde bağlı
bulundukları partinin tutumundan etkilenmelerini istemediği ve parti disiplini olmadan kendi
vicdanî sorumlulukları ile davranmaları belirlendiği için, hukuksal yönde bağlayıcı parti grup
kararı alınamıyacağı ve parti disiplininin bu konuda işletilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
Böylece Anayasa'da, dokunulmazlık konusuna verilen önem ve gösterilen duyarlık bu kuralla
pekiştirilmiştir.
Dilekçelerde ileri sürülen bu konudaki sav hakkında sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi
için, Türkiye Büyük Millet Meclisi Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi ve Refah Partisi Grup
Başkanlıklarından karar öncesi günlerde yapılan grup toplantıları ile ilgili tutanaklar TBMM'den
getirtilerek incelenmiştir.
Refah Partisi'nin 11.3.1994 günlü cevap yazısında; partinin grup toplantılarında tutanak
tutulmadığı, 17.2.1994 ve 24.2.1994 ve 1.3.1994 tarihlerinde olmak üzere üç grup toplantısı
yapıldığı, bu toplantılarda ise Meclis çalışmaları ile yerel seçim çalışmalarının görüşüldüğü,
dokunulmazlık dosyaları üzerinde bir görüşme olmadığı gibi grup kararı da alınmadığı
bildirilmiştir.
Anavatan Partisi'nin 9.3.1994 günlü yazısı ekindeki 15.2.1994'den sonraki grup toplantı
tutanakları incelenmiş, dokunulmazlık dosyalarına ilişkin konuşma, görüşme yapılmadığı ve
karar alınmadığı görülmüştür.
Doğru Yol Partisi'nin 9.3.1994 günlü yazısında ise grup toplantılarında tutanak
tutulmadığı, Genel Başkanın basına açık olarak yaptığı konuşmaların teyp bandına alındığı
belirtilmiş, 22.2.1994 ile 2.3.1994 günlü konuşma metinleri yazı ekinde Anayasa Mahkemesi'ne
gönderilmiştir.
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
11
Başbakanın 22.2.1994 tarihinde basın mensuplarının da bulunduğu DYP grubunda
yaptığı konuşmada, Bosna-Hersek, Kıbrıs, mahallî idare seçimleri, terör, ekonomik sorunların
yanısıra DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin kişisel düşüncelerini
de açıkladığı görülmektedir. DYP grubunun 2.3.1994 günlü toplantısında da Başbakan, Bosna
sorunu, esnafa yapılan yardımlar, terör ve PKK'nın eylemlerine değinmiştir.
Görülüyor ki, Başbakan, DYP grubunda basına açık olarak yaptığı konuşmalarda diğer
konuların yanısıra, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda kişisel düşüncelerini ortaya
koymuş, ancak bu konuda grupta görüşme yapılmadığı gibi bir karar da alınmamıştır. Başbakanın
konuşması tek taraflı bir düşünce açıklaması niteliğinde olup yapılan bir görüşmenin parçası da
değildir. Ortada bir grup kararı da bulunmadığına göre, bu konuşmanın bağlayıcı nitelikte olduğu
düşünülemez. Sonuç olarak Başbakanın konuşmalarının, işlemin esasına olumsuz etki yaparak
onun iptalini gerektirecek parti grubu görüşmesi ve kararı olarak nitelenmesine olanak
bulunmadığından, bu sav yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, iptal isteminde bulunanların dayandığı uluslararası sözleşmeler
savunmalarını doğrulamamakta, bu metinlerin koruduğu devlet yapısı ve öğeleriyle yasakladığı
eylemler gözetildiğinde itiraz geçersiz kalmaktadır.
VI- SONUÇ :
Şırnak Milletvekili Orhan Doğan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin,
2.3.1994 günlü, 21865 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 2.3.1994 günlü, 290 sayılı Türkiye
Büyük Millet Meclisi Kararı'nın Anayasa'ya ve TBMM İçtüzüğü'ne aykırı olduğu savıyla iptaline
yönelik başvurunun REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE;
21.3.1994 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye Üye
Esas Sayısı:1994/10
Karar Sayısı:1994/29
12
Ali HÜNER Lütfi F. TUNCEL
Full & Egal Universal Law Academy