ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1994/18
Karar Sayısı:1994/37
Karar Günü:21.3.1994
R.G. Tarih-Sayı:R.G.'de yayımlanmamıştır. (İptal)
İPTAL İSTEMİNE BULUNAN : 1) Selim Sadak Şırnak Milletvekili Vekilleri Av. Hasip
Kaplan Av. Feridun Yazar Av. Yusuf Alataş Av. M. Nuri Özmen
2) Zübeyir Aydar Siirt Milletvekili
Naif Güneş Siirt "
Remzi Kartal Van "
Ali Yiğit Mardin "
İPTAL İSTEMİNİN KONUSU : Şırnak Milletvekili Selim Sadak'ın yasama
dokunulmazlığının kaldırılması hakkında, Anayasa ve Adalet Komisyonlarından kurulu Karma
Komisyon'ca hazırlanan raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 3.3.1994 günlü, 79 uncu
birleşiminde aynen kabul edilmesine ilişkin 309 sayılı kararın, Anayasa'ya ve İçtüzük
hükümlerine aykırılığı savıyla Anayasa'nın 85. ve 2949 sayılı Yasa'nın 34. maddeleri uyarınca
iptali istemidir.
I- OLAY:
Şırnak Milletvekili Selim Sadak'ın, 27.9.1992 tarihinde Halkın Emek Partisi'nce
düzenlenen "Şırnak Halkı ile Dayanışma Gecesi" konulu kapalı salon toplantısında yaptığı
konuşmada; TCK'nun 159. maddesinde öngörülen hükümetin manevî şahsiyetini ve devletin
askerî ve emniyeti muhafaza kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etme suçu niteliğinde görülerek
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18.5.1993 günlü, 1993/3145 Hz. sayılı fezleke
ile dava açılması için, adı geçen milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılması
istenmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa ve Adalet Komisyonlarından Kurulu Karma
Komisyonu, Şırnak Milletvekili Selim Sadak hakkındaki I. Hazırlık Komisyonu raporunu
inceleyip, adı geçenin savunmasını dinledikten sonra, dokunulmazlığının kaldırılmasına karar
vermiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 3.3.1994 günlü 79. birleşiminde, Karma Komisyon
raporunu aynen benimseyerek adı geçenin dokunulmazlığının kaldırılmasına karar vermesi
üzerine, Selim Sadak ve diğer milletvekilleri TBMM'nin 309 sayılı bu kararının iptalini
istemişlerdir.
II. İPTALİ İSTENEN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KARARI:
3.3.1994 günlü, 21866 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulu'nun 3.3.1994 günlü, 309 sayılı kararı aynen şöyledir:
2
"Şırnak Milletvekili Selim Sadak'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair
Anayasa ve Adalet Komisyonlarından kurulu Karma Komisyonca hazırlanan ilişikteki rapor,
Genel Kurulun 3.3.1994 tarihli 79 uncu Birleşiminde kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Başkanlığınızca, 28.6.1993 tarihinde Komisyonumuza gönderilen, Şırnak Milletvekili
Selim Sadak'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi,
Komisyonumuzun 11.1.1993 tarihli toplantı gündemine alınmış ve İçtüzüğün 109 uncu
maddesine göre kurulan Hazırlık Komisyonuna incelenmek üzere verilmiştir.
Komisyonumuzun 20.1.1994 tarihli toplantısında, Başbakanlık Tezkeresi ekinde sunulan
dosya ile Hazırlık Komisyonunun Raporu incelenmiştir. Şırnak Milletvekili Selim Sadak
Komisyonumuzca dinlenmiştir.
Hükümetin manevî şahsiyetini ve devletin emniyeti muhafaza kuvvetlerini alenen tahkir
ve tezyif suçunu işlediği iddia olunan Şırnak Millevekili Selim Sadak hakkında Hazırlık
Komisyonu bir karar verememiştir.
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 18.5.1993 tarihli ve Hazırlık: 1993/3145 sayılı
dosyasında; İzmit'de düzenlenen Halkın Emek Partisinin Şırnak Halkı ile Dayanışma Gecesi
konulu kapalı salon toplantısında yaptığı konuşmada, Hükümetin manevî şahsiyetini ve Devletin
askerî ve emniyeti muhafaza kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif ettiği iddia edilmektedir.
Bilindiği gibi, Anayasanın 83 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca milletvekillerinin,
meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, mecliste ileri sürdükleri düşüncelerinden, Genel
Kurul tarafından ayrıca bir karar alınmadıkça bunları meclis dışında tekrarlamaktan ve açığa
vurmaktan sorumlu tutulamayacakları esastır.
Karma Komisyon, incelemelerinde; Anayasanın 83 üncü maddesinde ifade edilen
"dokunulmazlık ilkesinin" milletvekillerinin yasama görevlerini gereği gibi yerine
getirebilmelerini sağlamak amacıyla düzenlendiğini, bu şekilde farklı bir statüye tabi tutmanın
amacının onları imtiyazlı ve hukukun üstünde bir grup haline getirmek olmadığını, demokrasinin
devleti yıkmak, ülkeyi bölmek için bir araç olarak kullanılamayacağını, ayrıca, Anayasanın 14
üncü maddesinde ifade edildiği gibi, Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiç birinin
Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla kullanılamayacağını, bu
yasaklara aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak müeyyidelerin kanunla düzenleneceğini
göz önüne almıştır.
Karma Komisyon, Şırnak Milletvekili Selim Sadak'ın konuşmasını millî birliği bozmaya
yönelik bulmuş, demokrasinin Devleti yıkmak, ülkeyi bölmek için bir araç olarak
kullanılamayacağı düşüncesinden hareketle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevî
şahsiyetinin korunması, kamu düzeni ve kamu yararı açısından gecikilmeksizin kararı yargı
organlarının vermesinin doğru olacağı görüşünde birleşmiş ve Şırnak Milletvekili Selim Sadak
hakkında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca 18.5.1993 tarih ve Hazırlık: 1993/3145 sayı ile
açılan soruşturmanın bitirilebilmesi için yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar
vermiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile arz
olunur."
III- BİRLEŞTİRME KARARI
3
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 3.3.1994 günlü, 309 sayılı kararının iptali istemiyle
milletvekilleri Zübeyir Aydar, Naif Güneş, Remzi Kartal, Ali Yiğit tarafından Anayasa'nın 85.
ve 2949 sayılı Yasa'nın 32. ve 34. maddeleri uyarınca yapılan başvuruya ilişkin 1994/23 esas
sayılı dosya ile TBMM'nin aynı tarih ve sayılı kararının iptali istemiyle Selim Sadak vekilleri
tarafından yapılan iptal başvurusuna ilişkin 1994/18 esas sayılı dosyalardaki başvuruların Millet
Meclisi Genel Kurulu'nun 3.3.1994 günlü 309 sayılı kararına yönelmiş olması, başvuruların
7.3.1994 gününde yapılmış bulunması, dosyaların her ikisinin de Milletvekili Selim Sadak'a
ilişkin olması, getirtilen belge ve bilgilerin her iki dosya içinde müşterek oluşu dolayısıyla,
incelemeyi de kolaylaştıracağı gözönünde tutularak dosyaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
V- İNCELEME
İptal istemini kapsayan dilekçeler, hazırlanan rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı'ndan ve Adalet Bakanlığı'ndan getirtilen belge ve bilgiler, konu ile ilgili Millet
Meclisi Tutanak Dergileri, siyasi partilerin grup toplantı tutanakları, iptal istemine ilişkin
Anayasa ve İçtüzük kuralları ve öteki metinler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
A- Biçim Yönünden Aykırılık Savlarının İncelenmesi
1- Dokunulmazlıkların Kaldırılması Sürecinde Anayasanın 83 üncü Maddesine Aykırı
Davranıldığı Savı
İptal istemine ilişkin dilekçelerde, Anayasa'nın 83 üncü maddesinin beşinci fıkrasına
aykırı davranılarak siyasî parti gruplarında görüşme yapıldığı, açık ya da gizli kararlar alındığı,
dokunulmazlığın kaldırılması sürecinin "siyasî amaçlarla" hızlandırıldığı belirtilmektedir.
Dokunulmazlığın kaldırılmasının siyasî parti gruplarında görüşülmesi ve karar alınması
savı, biçimden çok özü ilgilendiren bir konudur. Bu nedenle bu sorunun esasa ilişkin incelemede
tartışılması yerinde olacaktır.
2- Karma Komisyon Raporu'nun Genel Kurulda Öncelikle Görüşülmesi
İstemde bulunanlar tarafından dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin görüşmede öncelik
nedeninin olmadığı, Doğru Yol Partisi Grubunca bu konunun Meclis Genel Kurulu'nda öncelikle
görüşülmesini sağlamak amacıyla Danışma Kurulu'nun toplantıya çağrılması ve karar
alınmasının Anayasa ve İçtüzük hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürülmüştür.
Selim Sadak'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin rapor, hükümetin istemi
üzerine, Genel Kurulun 3.3.1994 günlü 79. Birleşiminde öncelikle görüşülmüştür.
TBMM Genel Kurulu'nun konu ile ilgili görüşme tutanakları incelendiğinde, Anavatan
Partisi ve Doğru Yol Partisi Gruplarınca, Danışma Kurulu'nun 28.2.1994 günlü toplantısında
görüş birliği sağlanamadığı belirtilerek iki ayrı önerge ile verilen öncelik teklifinin Genel
Kurulun onayına sunulduğu anlaşılmaktadır.
TBMM İçtüzüğü'nün 50. maddesinin beşinci fıkrasında; Başkanlıkça gerek görülen
hallerde 7. bentteki işlerin (bunlar arasında komisyonlardan gelen diğer işler de bulunmaktadır.)
Görüşme sırasının Danışma Kurulu'nca Genel Kurul'a teklif olunabileceği, hükümet, esas
komisyonlar ve kanun teklifi sahiplerinin bu konu ile ilgili istemlerinin de Danışma Kurulu'nda
görüşüleceği açıklanmıştır. 19. maddenin son fıkrasında ise, Danışma Kurulu'nun tespitine,
teklifine veya görüş bildirmesine bağlanmış olan bütün hallerde, Danışma Kurulu, yapılan ilk
çağrıda toplanamaz, oybirliğiyle tespit, teklif yapamaz veya görüş bildiremezse, Meclis Başkanı
4
yada siyasî parti gruplarının ayrı ayrı, istemlerini doğrudan Genel Kurula sunabilecekleri
öngörülmüştür.
Görülüyor ki, yasa tasarı ve tekliflerinin yanısıra, Komisyonlardan gelen diğer işlerin,
Danışma Kurulunda görüşülerek Genel Kurul'daki sırasının değiştirilmesine ilişkin istemlerin,
Başkanlık, Hükümet, esas komisyonlar ve yasa teklifi sahiplerince yapılması gerekir.
Konunun TBMM Genel Kurulu'nda öncelikle görüşülmesi, Başbakanlığın; Karma
Komisyon'dan gelen işlerin, kırksekiz saat geçmeden gündemin 24. sırasına alınması, Genel
Kurul'un bu konuları sonuçlandırmak için 2 Mart 1994 günü toplanması, görüşmelerin
tamamlanamaması halinde ise, 3 Mart 1994 günü çalışmalara devam edilmesini isteyen
28.2.1994 tarihli tezkeresi üzerine olmuştur. İçtüzüğün 53. maddesinde Genel Kurula sevk edilen
bir komisyon raporu veya herhangi bir metinin, aksine karar alınmadıkça dağıtımı tarihinden
itibaren kırksekiz saat geçmeden görüşülemeyeceği ve bu süre geçmeden gündeme alınması,
gündemdeki kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işlerden birine öncelik
verilerek bu kısmın ilk sırasına geçirilmesinin ise, Hükümet veya esas komisyon tarafından
istenebileceği öngörülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, konunun TBMM Genel Kurulunda öncelikle
görüşülmesinde İçtüzük hükümlerine aykırı bir durum bulunmamaktadır.
3- Komisyonlarda ve Genel Kurul'daki İnceleme ve Görüşme Yöntemlerine Uyulmadığı
Savı
İptal istemine ilişkin dilekçelerde Selim Sadak'ın dokunulmazlığının kaldırılmasına
ilişkin dosyaların Komisyonların incelemesine elverişli gerekçe ve kanıtları içerip içermediğinin
belli olmadığı; İçtüzüğün 109. maddesinin "bütün kağıtların incelenmesini" özellikle vurgulamış
olmasının, Alt Komisyon incelemesinin son derece dikkatli ve ayrıntılı olması gereğinin
gösterdiği, ancak konunun ele alınış ve Meclis'e götürülüşündeki yaklaşımlar gözönüne
alındığında İçtüzük gereğinin yerine getirildiği konusunda kuşku duyulduğu, aynı durumun
Meclis görüşmelerinde de söz konusu olduğu ileri sürülmektedir.
TBMM'nin çalışmalarında ve kararlarında esas olan, konunun bütün yönleriyle ele
alınabilmesi, milletvekillerinin görüşlerinin eksiksiz ortaya konulabilmesi ve kararların Meclis
iradesini tartışmasız bir biçimde belirtici nitelikte olmasıdır.
Anayasa'da ve TBMM İçtüzüğü'nde, dokunulmazlığın kaldırılmasına özel bir önem
verilmiştir. Anayasa'nın 85. maddesinde yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin
kararın Anayasa ve İçtüzük hükümlerine aykırılığı nedeniyle iptal isteminde bulunulabileceği
öngörülmüş; TBMM İçtüzüğünde ise dokunulmazlığın kaldırılması isteminin önce
komisyonlarda karara bağlanması zorunluluğu getirilmiştir.
İçtüzüğün 109. maddesinde; Hazırlık Komisyonu'nun bütün kağıtları inceleyip gerekirse
o milletvekilini dinleyeceği, fakat tanık dinleyemeyeceği, raporunu göreve başlamasından
itibaren en geç bir ayda vereceği, bu raporun Karma Komisyonda da bir ayda incelenerek
sonuçlandırılacağı belirtilmiştir.
Maddedeki "Bütün kağıtlar" ifadesi ile havale edilen belgelerin tümünün amaçlandığı,
komisyonun elindeki belgeler bir kanıya varılmasına yeterli değilse, eksik bulduğu ve gerekli
gördüğü belgeleri getirtebileceği ortadadır. Komisyonun yapacağı, delilleri takdir etmek ve
suçun gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak değil, suçlamanın ciddî bir nitelik taşıyıp
taşımadığı yolunda bir sonuca varmaktır.
5
Hazırlık Komisyonu ve Karma Komisyon, çalışmalarında Anayasa ve İçtüzük
hükümlerine uygun olarak raporlarını içtüzükte öngörülen bir aylık sürede tamamlamıştır.
Konunun Komisyonlarda ve Meclis Genel Kurulu'nda görüşülüp karara bağlanmasında
Anayasa ve İçtüzük kurallarına aykırı bir yön bulunmamaktadır.
4- Komisyonlarda ve Genel Kurul'da Savunma Hakkının Gözardı Edildiği ve Kısıtlandığı
Savı
İptal isteminde bulunanlar, komisyonlarda dokunulmazlıklarının kaldırılması istenen
milletvekillerinin haklarındaki tüm dosyalar için savunmalarının alınmadığı, Meclis'teki
görüşmelerde de savunma haklarını kullanmalarına tahammül gösterilmeyerek bu hakkın tam
olarak kullanıldığı konusunda kuşkular yaratıldığı, görüşmeler devam ederken iki milletvekilinin
gözaltına alınmış olmalarının da savunma hakkının kullanılmasını olumsuz yönde etkilediğini
ileri sürmektedir.
Savunma hakkı, kişilerin temel haklarındandır. Bu hakkın anlamını ve özünü yok edecek
bir sınırlandırılmanın kişinin savunma hakkından yoksun bırakılması sonucunu doğuracağı
kuşkusuzdur. Bu nedenledir ki Anayasa'nın 36 ncı maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve
savunma hakkına sahiptir." denilmiştir.
TBMM İçtüzüğü'nün, yasama dokunulmazlığının kaldırılması ve milletvekilliğinin
düşmesi konusunu düzenleyen Yedinci Kısmı'nda yer alan 111. maddesinde ise;
"Dokunulmazlığının kaldırılması istenen milletvekili, isterse hazırlık komisyonunda, karma
komisyonda ve Genel Kurul'da kendini savunur veya bir üyeye savundurur. Savunma için çağrıda
bulunulan milletvekili davete uymazsa evrak üzerinde karar verilir. Son söz herhalde
savunmanındır." denilerek, milletvekiline dokunulmazlığının kaldırılması sürecinin her
evresinde parlamentoda kendini savunma hakkının tanındığı görülmektedir.
Anayasa'nın ve TBMM İçtüzüğü'nün savunma hakkı ile ilgili yukarıda belirtilen
hükümleri, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile koşutluk göstermekte, yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasında, suçlanan milletvekiline İçtüzük hükümleri ile parlâmentoda
da savunma hakkı tanınması ve bunun uygulanması 1961 Anayasası döneminden beri
süregelmektedir. Nitekim bu konu, 1961 Anayasası döneminde Cumhuriyet Senatosu
İçtüzüğü'nün 142., bugün uygulanmakta olan 5.3.1973 günlü Millet Meclisi İçtüzüğü'nün de 111.
maddelerinde düzenlenmiştir.
Olayda, Selim Sadak'a TBMM Komisyonlarında ve Genel Kurulu'nda dokunulmazlığın
kaldırılması istemine neden olan eylemlere karşı savunma hakkını kullanabilmesi için gerekli
hukuksal olanağın sağlandığı görülmüştür. Şırnak milletvekili Selim Sadak I. Hazırlık
Komisyonu tarafından İçtüzüğün 109. maddesi uyarınca 9.12.1993 günü dinlenilmek üzere davet
edilmesine rağmen savunma yapmamıştır. Komisyon savunmadan sonra dosya üzerindeki
incelemesini İçtüzük'te belirtilen bir aylık sürenin dolduğu 16.12.1993'de bitirmiştir. İlgili
hakkındaki Hazırlık Komisyonu raporu ve eklerinin Karma Komisyona gelmesi üzerine, Karma
Komisyon Başkanı Komisyon üyelerine Hazırlık Komisyonu raporlarını 23.12.1993'de gündeme
aldığını bildirmiştir. 20.1.1994 gününde Hazırlık Komisyonu raporu incelendikten ve Selim
Sadak dinlendikten sonra dokunulmazlığın kaldırılması yolundaki rapor oyçokluğuyla kabul
edilmiştir.
Hazırlık Komisyonu, Karma Komisyon ve Genel Kurul'un 79. birleşimine ilişkin
görüşme tutanaklarından açıkca anlaşılacağı gibi, ilgili milletvekili Hazırlık Komisyonunca
6
savunması dinlenilmek üzere davet edilmiş, gelmediğinden inceleme dosya üzerinde
tamamlanmıştır. Ancak gerek Karma Komisyonda gerekse Genel Kurulda savunmasını yapmış
olup, bu yönden İçtüzük hükümlerine aykırılık savları yerinde görülmemiştir.
B- Esas Yönünden Aykırılık Savlarının İncelenmesi
1- Yasama Dokunulmazlığı ve Sorumsuzluğunun Anlamı
Bütün demokratik ülkelerde, Yasama Meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi
yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bazı bağışıklılıklar ve dokunulmazlıklar tanınmıştır.
Yasama Meclisi üyelerini bu biçimde diğer vatandaşlardan farklı bir statüye bağlı tutmanın
amacı, kuşkusuz onları ayrıcalıklı ve hukukun üstünde bir grup durumuna getirmek olarak
anlaşılamaz.
Yasama dokunulmazlığı, bir amaç olmayıp milletvekillerinin halkın iradesini meclise tam
olarak yansıtarak millî iradenin eksiksiz gerçekleşmesini sağlamalarının aracıdır.
Anayasa'nın 83. maddesi "Yasama dokunulmazlığı" başlığını taşımakta ise de içeriğinde
"yasama sorumsuzluğu" ve "yasama dokunulmazlığı" olmak üzere farklı iki kurum
düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, Meclis
çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Meclis'te ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki
Başkanlık Divanı'nın teklifi üzerine Meclis'ce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında
tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamayacakları belirtilmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir
milletvekilinin, Meclis'in kararı olmadıkça tutulamayacağı, sorguya çekilemeyeceği,
tutuklanamayacağı ve yargılanamayacağı kuralı konulmuş, yalnızca ağır cezayı gerektiren
suçüstü hali ile seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak koşuluyla Anayasa'nın 14.
maddesindeki durumlar bu hükmün dışında bırakılmıştır.
Anayasa'nın 83. maddesinde; yasama dokunulmazlığının hangi durumlarda
kaldırılabileceği belirtilmediği gibi Meclis İçtüzüğü'nde de bunun koşullarına ilişkin herhangi bir
hükme yer verilmediği görülmektedir. Ancak, bu durum yasama organının dokunulmazlığı
kaldırma konusunda mutlak bir takdir yetkisine sahip bulunduğu anlamına gelmemektedir.
"Dokunulmazlık" kurumunun, kabul ediliş nedeni ile tarihsel gelişimi yasama organının
dokunulmazlığın kaldırılması konusunda mutlak değil sınırlı bir yetkiye sahip olduğunu
göstermektedir. Dokunulmazlık kurumuna Anayasa'da yer verilmesi, bu kurumun temelini
oluşturan kuralların ve amaçların da Anayasal kural ve amaçlar yönünde biçimlenmesini
gerektirir. Kuşkusuz anayasakoyucunun yasama dokunulmazlığına 83. maddede yer vermekle
güttüğü erek, yasama görevini yürütenlerin bu görevi her türlü kaygı ve baskıdan uzak olarak
güvenceli bir biçimde ve gereği gibi yapmalarını sağlamaktır. Diğer bir deyişle, yasama
dokunulmazlığının amacı, milletvekillerinin, keyfî bir ceza kovuşturmasıyla, geçici bir süre için
de olsa, görevlerini yapmaktan alıkonulmalarını önlemektir. Böyle olunca, yasama organının bu
konudaki takdiri, kurumun Anayasa'ya getiriliş amacıyla sınırlıdır.
Anayasa'nın 85. maddesinde, "Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya üyeliğin
düştüğüne Meclis'ce karar verilmesi hallerinde, karar tarihinden başlayarak bir hafta içinde, ilgili
üye veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden herhangi biri, bu kararın, Anayasa veya
İçtüzük hükümlerine aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa
Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün içinde karara bağlar" denilmektedir. Buna göre, TBMM'nin
dokunulmazlığın kaldırılması yolunda aldığı kararların, Anayasa Mahkemesi'nce yalnız
7
Anayasa'ya uygunluk yönünden değil aynı zamanda İçtüzük kurallarına uygunluk yönünden de
denetime bağlı tutulması öngörülmüştür.
TBMM'nin bu konuda aldığı kararların denetiminde suçlamanın ciddiyeti ve siyasal
maksatlara dayanıp dayanmadığı üzerinde durulmalıdır. Ayrıca bu kararlar dokunulmazlığın bir
anayasal kurum olarak getiriliş amacına da uygun olmalıdır.
Yasama dokunulmazlığının kaldırılması, ceza kovuşturmasının açılması ya da ceza
verilmesi niteliğinde olmayan, yalnızca yasama meclisleri üyelerini kimi ayrık durumlarda üyelik
teminatından sıyırarak adalet karşısında öteki yurttaşlarla bir düzeye getirmekten ibaret bir
işlemdir. Yasama dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili, ceza yargılamasında herhangi bir
yurttaş gibidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarının tanıdığı bütün güvencelerden
yararlanabilir. Tüm vatandaşlara uygulanan hükümler ona da aynen uygulanır. Bu bağlamda,
gözlem altına alınabilir, sorguya çekilebilir, tutuklanabilir ve sonuç olarak herhangi bir yurttaş
gibi yargılamanın bütün kurallarına bağlı olur.
2- Olayın İncelenmesi
a- Dokunulmazlığın Kaldırılmasına Neden Olan Eylemlerin Sorumsuzluk Kapsamında
Olup Olmadığı Sorunu
Anayasa'nın 83. maddesinin birinci fıkrasında yer alan yasama sorumsuzluğunun amacı,
TBMM üyelerinin Meclis çalışmalarında görevlerini yaparken söyleyecekleri söz ve
düşüncelerinden ve belirtecekleri oylarından dolayı herhangi bir soruşturmaya uğramalarını
önlemektir.
İptal istemlerinde, dokunulmazlığın kaldırılmasına konu olan eylemlerin, parti programı
doğrultusunda düşünce açıklamaları olduğu ve daha önce de Meclis kürsüsünde söylendiği ileri
sürülmektedir.
İzmit'te 27.9.1992 gününde düzenlenen Şırnak halkı ile dayanışma gecesi toplantısında
Selim Sadak'ın yaptığı konuşma nedeniyle fezlekede suç oluştuğu kabul edilen söz ve eylemlerle
28.8.1992 gününde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 97. Birleşimi'nde Selim Sadak'ın yaptığı
konuşmanın birbirinden farklı olduğu dosyadaki belgelerin ve Meclis tutanaklarının
incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, İzmit'te yapılan konuşmanın yasama sorumsuzluğu kapsamına girdiği savı
yerinde görülmemiştir.
b- Suçlamanın Dokunulmazlığın Kaldırılmasını Gerektirecek Nitelikte Olup Olmadığı
Sorunu
Selim Sadak'a ilişkin suçlamanın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasını gerektirecek
ciddîlikte olup olmadığı konusunda bir sonuca varmak için suçlamanın dayanaklarına inilmesi
zorunludur. Bu konuda yapılacak inceleme delillerin takdiri niteliğinde değildir. Delillerin
takdiri, hükme yönelen bir tartma ve ölçme olup, suçun işlenip işlenmediğini araştıran ve ceza
yargılaması yapan yargı yerlerine özgü bir yetkidir. Burada yapılacak inceleme ise, yüklenen
suçun işlenip işlenmediği yönünden değil, yalnızca suçlamanın ciddî olup olmadığı yönündendir.
Selim Sadak'a yapılan suçlamanın Türk Ceza Yasası'nın 159. maddesi kapsamına girdiği
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.5.1993 günlü, 1993/3145 Hz. sayılı Fezlekesinde
belirtilmiştir. Bu madde de, "Türklüğün, Cumhuriyetin, Büyük Millet Meclisinin, Hükümetin
manevî şahsiyetinin, Bakanlıkların, Devletin askerî veya emniyeti muhafaza kuvvetlerinin veya
8
Adliyenin manevî şahsiyetini alenen tahkir ve tezyif"i suç sayılmakta ve faili için uygulanacak
ceza gösterilmektedir.
Fezlekede, Selim Sadak'ın 27.9.1992 günü Kocaeli'nde Halkın Emek Partisi'nce
düzenlenen Şırnak halkı ile dayanışma gecesi toplantısında atılan sloganlara, Kürdistan'da
katledilen şehitler için yapılan saygı duruşuna ve söylenen Kürt istiklâl marşına katıldığı,
konuşmasında geçen "hepinizin bildiği gibi Şırnak'ta bir katliam meydana geldi", "katliamı
protesto için dayanışma gecesi", "Şırnak'a vardım. Ne yazık ki bomba altında idi roketatar
yağmuru altında idi, viraneye dönmüştü", "çünkü arkadaşlarımızı saran timler, konuşursanız sizi
katledip öldüreceğiz", "Maalesef insan düşmanı özel timler kendi görevini bilmez, özel timler",
"Oradaki devlet yetkilileri Kürtleri çekemedikleri için... insanların üzerine her türlü silâhlarla
saldırmışlardır", "Kürdistan faşizme mezar olacak", "meydana gelen katliâmların hepsi",
"Hükûmet kendilerine vatandaş muamelesi yapmıyor. Meydana gelen olayları saptırarak,
değiştirerek yalan söyleyerek anlatıyorlar" tümceleri ile konuşmasının tümünün birlikte
değerlendirilmesinden Hükûmetin manevî şahsiyetini ve Devletin emniyet muhafaza
kuvvetlerinin manevî şahsiyetini alenen tahkir suçunu işlediği, Hükümetin ve güvenlik
güçlerinin katliam yapmayacağı, kendi insanını bombalamayacağı, katletmeyeceği için üzerine
atılı suçun oluştuğu ileri sürülmektedir.
Selim Sadak'a yapılan suçlama, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasını gerektirir
nitelikte olmadığından, Selim Sadak'ın dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin TBMM kararı
Anayasa'nın 83. maddesine aykırıdır; iptali gerekir.
İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN ve Lütfi F. TUNCEL bu görüşe katılmamışlardır.
V- SONUÇ :
Şırnak Milletvekili Selim Sadak'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin,
3.3.1994 günlü, 21866 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 3.3.1994 günlü, 309 sayılı Türkiye
Büyük Millet Meclisi kararının Anayasa'ya ve TBMM İçtüzüğü'ne aykırı olduğu savıyla iptaline
yönelik başvurunun:
A. Yönteme ilişkin aykırılıklar nedeniyle iptali isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B. Esasa yönelik aykırılık savının kabulüyle yukarıda belirtilen TBMM kararının
İPTALİNE, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN ile Lütfi F. TUNCEL'in karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,
21.3.1994 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
İhsan PEKEL
Üye Üye Üye
9
Selçuk TÜZÜN Ahmet N. SEZER Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
KARŞIOY YAZISI
Esas Sayısı:1994/18
Karar Sayısı:1994/37
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.5.1993 günlü fezlekesinde Selim Sadak'a atılı
eylemin Türk Ceza Kanunu'nun 159. maddesi kapsamında olduğu belirtilmiştir. Bu maddede;
"Türklüğü, Cumhuriyeti, Büyük Millet Meclisini, Hükümetin manevî şahsiyetini, Bakanlıkları,
Devletin Askerî veya emniyet muhafaza kuvvetlerini veya Adliyenin manevî şahsiyetini alenen
tahkir ve tezyif edenler" olarak müsnet suçun kapsam, nitelik ve unsurları açıklanmıştır.
Fezlekede Selim Sadak'ın 27.9.1992 gününde, Kocaeli'nde Halkın Emek Partisi'nce
Şırnak Halkı ile dayanışma gecesi adı ile düzenlenen salon toplantısına, saygı duruşuna ve
söylenen Kürt İstiklal Marşına katıldığı konuşmasının özellikle belirlenen kısımları ve tümü
itibariyle eyleminin Türk Ceza Kanunu'nun 159. maddesine aykırılık suçunu oluşturduğu ileri
sürülmüştür.
Yasama dokunulmazlığının amacı nazara alındığında, Yasama Organı'nın bu konudaki
takdirinin kurumun anayasal amacı ile sınırlı olduğu görülmektedir.
Yasama dokunulmazlığının kaldırılması; ceza kovuşturmasının açılması veya ceza
verilmesi niteliğinde olmayıp kimi ayrık durumlarda üyelik güvencesinden yoksun kılarak adalet
karşısında öteki yurttaşlarla aynı düzeye getirmekten ibaret bir işlemdir.
Bu konuda yapılacak inceleme yargı yerlerine özgü bir yetki olan delillerin takdiri
niteliğinde değildir.
Dosyada bu sava ilişkin kanıtlar isnadın, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasını
gerektirecek nitelikte ciddi olduğunu göstermektedir.
Anayasa'nın 83. maddesine aykırılık saptanamamıştır.
Bu nedenlerle Şırnak milletvekili Selim Sadak'ın yasama dokunulmazlığının
kaldırılmasına ilişkin, 3.3.1994 günlü, 309 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı'nın
Anayasa'ya ve TBMM İçtüzüğü'ne aykırı olduğu savıyla iptaline yönelik başvurusunun reddine
karar verilmesi gerektiği kanısında olduğumuzdan "esasa yönelik aykırılık savının kabulüyle
yukarıda belirtilen TBMM Kararı'nın iptaline" dair çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
10
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Full & Egal Universal Law Academy