ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
Karar Günü:30.12.1997
R.G. Tarih-Sayı:06.05.1998-23334
İPTAL İSTEMİNDE BULUNAN : Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip BUCAK
İSTEMİN KONUSU : Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 11.12.1997 günlü,
527 sayılı kararının iptali istemidir.
I- OLAY
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı'nca 30.1.1997 günlü, 1997/221
Hazırlık 1997/1 Esas sayılı fezleke ile Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın, cürüm işlemek
için silâhlı teşekkül meydana getirmek, gıyabî tutuklu sanığın gizlenmesine yardım etmek ve
6136 sayılı Yasa'ya aykırı davranmak suçlarından Türk Ceza Kanunu'nun 313/2-3., 296. ve 6136
sayılı Yasa'nın 13/2. maddeleri uyarınca hakkında dava açılmak üzere yasama
dokunulmazlığının kaldırılması istenmiştir. Buna ilişkin dosya Adalet Bakanlığı kanalı ile
Başbakanlığa gönderilmiş, Başbakanlığın 6.5.1997 günlü 3/780 sayılı tezkeresi ile de Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gelmiştir. Başkanlıkça 6.5.1997 tarihinde Anayasa ve Adalet
Komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyona havale edilen dosya, komisyonun 20.5.1997
günlü toplantısında gündeme alınarak, incelenmek üzere İçtüzüğün 132. maddesine göre
oluşturulan Hazırlık Komisyonuna verilmiştir.
Hazırlık Komisyonu 14.8.1997 günlü raporu ile Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip
Bucak'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına gerek bulunmadığına, bu nedenle de
hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar
vermiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu
Karma Komisyon, 14.8.1997 günü Sedat Edip Bucak hakkındaki Hazırlık Komisyonu raporunu
inceledikten sonra, kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine
çoğunlukla karar vererek raporunu Başkanlığa intikal ettirmiştir. Ancak, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına üç üye tarafından itirazda bulunularak, Karma Komisyonun anılan
toplantısının Genel Kurulun çalışma saatinde ve İçtüzüğün 35. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı
olarak Başkanlık Divanından izin alınmadan yapıldığının belirtilmesi üzerine Başkanlık,
15.8.1997 günlü bir yazı ile söz konusu toplantının yinelenmesini, aksi halde alınan kararların
geçersiz sayılacağını bildirmiştir. Karma Komisyon Başkanı ise 15.8.1997 günlü cevap yazısında
toplantı gündeminin 11.8.1997 günü dağıtıldığını, bunun Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığınca bastırılan gündemde yer almasının sarih izin anlamı taşıdığını, toplantının büyük
bir katılımla yapıldığını, Başkanlığın Komisyon kararını yok ya da geçersiz sayacak bir
yetkisinin bulunmadığını bildirmiştir. Meclis Başkanlığı bu yazıya verdiği aynı günlü cevapta,
İçtüzüğün 35. maddesi hükmü karşısında, bu konunun Karma Komisyonda bir ön mesele olarak
görüşülüp karara bağlanması gerektiğini belirterek dosyayı Karma Komisyona geri göndermiştir.
20. Dönem üçüncü yasama yılında, seçimle yenilenen oluşumu ile 2.11.1997 günü
toplanan Karma Komisyonda bu konu ayrıntılı bir biçimde ele alınarak tartışılmış, 14.8.1997
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
2
günlü Karma Komisyon toplantısının, İçtüzüğün 35. maddesine aykırı olması nedeniyle alınan
kararların geçersiz olduğuna, üç üyenin toplantıya katılamaması dolayısıyla 44. maddenin
uygulanmasına gerek bulunmadığına, toplantının yeni komisyon üyelerinin Hazırlık Komisyonu
raporu ile adı geçen milletvekilinin savunmasını görüşmek üzere 4.12.1997 gününe
ertelenmesine karar verilmiştir.
4.12.1997 günü toplanan Komisyonda, öncelikle fezlekede adı geçen Elazığ Milletvekili
Mehmet Kemal Ağar ile Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın savunmaları okunmuş, daha
sonra da yönteme ilişkin iki konu üzerinde durulmuştur. İlk olarak iki milletvekiline ait iddiaların
birlikte mi, ayrı ayrı mı ele alınması gerektiği konusu tartışılmış, her iki milletvekiline ilişkin
iddiaların tek fezlekede yer alması, birbirini kesen ve karşılaşan bir dizi olayın söz konusu olması
gözönüne alınarak konunun birlikte görüşülmesine karar verilerek Elazığ Milletvekili Mehmet
Kemal Ağar'a ilişkin yöntem sorunları üzerinde durulmuş, bununla ilgili itirazların da yargılama
makamlarınca çözülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bundan sonra konunun esası üzerindeki
incelemelere geçilmiş, fezleke ve eki dosyalarda yer alan ciddi ve ağır isnadların açıklığa
kavuşmasının kamu düzeni ve yararı açısından önemi gözönünde tutularak, yargı organlarının
gecikmeksizin karar verebilmelerini sağlamak amacı ile her iki milletvekili için ayrı ayrı oylama
yapılarak yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Karma Komisyonca hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilen
bu rapor, genel kurulun 11.12.1997 günlü 27. birleşiminde görüşülmüş adı geçenlerin yasama
dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ayrı ayrı oylama yapılarak karar verilmiştir.
Milletvekili Sedat Edip Bucak 17.12.1997 günü Anayasa Mahkemesi'ne süresi içinde
başvurarak, bu kararın iptalini istemiştir.
II- İPTALİ İSTENEN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KARARI
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nun 11.12.1997 günlü, 527 sayılı ve
13.12.1997 günlü, 23199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı aynen şöyledir:
"Elazığ Milletvekili Mehmet Kemal Ağar ve Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın
yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına dair Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyonca hazırlanan ilişikteki rapor, Genel Kurulun 11.12.1997 tarihli 27 nci
Birleşiminde kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Başkanlığınızca, 6.5.1997 tarihinde Komisyonumuza gönderilen, Şanlıurfa Milletvekili
Sedat Edip Bucak ve Elazığ Milletvekili Mehmet Kemal Ağar'ın Yasama Dokunulmazlıklarının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/780), ile eklerini oluşturan dosya
Komisyonumuzun 20.5.1997 tarihli toplantısında gündeme alınmış ve İçtüzüğün 132 nci
maddesine göre kurulan Hazırlık Komisyonuna incelenmek üzere verilmiştir.
Komisyon Raporu;
1. Hazırlık Komisyonu 19.6.1997 tarihli raporu ile Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip
Bucak ve Elazığ Milletvekili Mehmet Kemal Ağar'ın yasama dokunulmazlıklarının
kaldırılmasına gerek bulunmadığına, bu nedenle haklarındaki kovuşturmanın milletvekilliği
sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine iki oya karşı üç oyla ve oyçokluğu ile karar vermiştir.
2. Karma Komisyonun, 14.8.1997 tarihli toplantısında Hazırlık Komisyonu raporu
incelenmiştir. İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 30.1.1997 gün ve Hazırlık: 1997/221
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
3
sayı ile hazırlanan fezleke ile 6 klasör içinde 31 dosyadan oluşan ekleri incelemeye alınmış olup,
bu dosya ile Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın cürüm işlemek için silâhlı teşekkül
meydana getirmek, gıyabi tutuklu sanığın gizlenmesine yardım, 6136 sayılı Kanuna muhalefet;
Elazığ Milletvekili Mehmet Kemal Ağar'ın cürüm işlemek için silâhlı teşekkül meydana
getirmek, gıyabi tutuklu sanığın gizlenmesine yardım ve görevi suiistimal suçlarını işlediklerinin
iddia edildiği görülmüştür.
Anayasanın 83 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan hükümle milletvekillerinin
Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerinden, Genel
Kurul tarafından ayrıca bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamaktan ve açığa
vurmaktan sorumlu tutulmayacakları esası milletvekillerine tanınan kişisel bir ayrıcalık olmayıp,
yasama işlevini gereği gibi yerine getirebilmeleri amacına yöneliktir.
Komisyonumuzda, isnadın ciddiyeti, dokunulmazlığın kaldırılması isteminin siyasal bir
amaç taşıyıp taşımadığı, kovuşturma konusu eylemin kamuoyundaki etkisi ve benzeri ölçütler
çerçevesinde dosya değerlendirilmiş ve çoğunluk görüşü "kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının
sona ermesine kadar ertelenmesi" şeklinde oluşmuş, Karma Komisyonun bu doğrultudaki raporu
Başkanlığa intikal ettirilmiştir.
3. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına üç üyenin yaptığı itirazda Karma
Komisyonun anılan toplantısının Genel Kurulun çalışma saatinde ve İçtüzüğün 35 inci
maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Başkanlık Divanından izin alınmadan yapıldığı
belirtilmiştir. Başkanlık, Komisyonumuza 15.8.1997 tarihinde gönderdiği yazı ile sözkonusu
toplantının yinelenmesini, aksi halde alınan kararların geçersiz sayılacağını bildirmiştir. Karma
Komisyon Başkanı 15.8.1997 tarihli cevap yazısı ile toplantı gündeminin 11.8.1997 tarihinde
dağıtıldığını ve bunun TBMM Başkanlığınca bastırılan gündemde yer aldığını belirtmiş, bunun
sarih izin anlamına geldiğini ayrıca toplantının büyük bir katılımla gerçekleştiğini ve izinle ilgili
bir itirazın vaki olmadığını bunun yanısıra Başkanlığın bir Komisyon kararını yok sayacak ya da
geçersiz kılacak bir yetkisinin bulunmadığını ifade etmiştir. Meclis Başkanlığı aynı tarihli cevabî
yazısında bu konunun Karma Komisyonda bir ön mesele olarak görüşülüp karara bağlanması
gerektiğini belirterek dosyayı Karma Komisyona geri göndermiştir.
4. 20 nci Dönem üçüncü yasama yılında 27.11.1997 tarihinde toplanan Komisyonumuzda
öncelikle bu konu görüşmeye açılmıştır. Görüşmeler iki noktada odaklanmıştır. Bir görüşe göre,
İçtüzükte yer alan ve "seçimi yenilenen komisyon, aynı komisyonca daha evvel verilmiş rapor
hakkında yeni bir karar alacağını, görev bölümü yaptıktan sonra en geç bir ay içinde Meclis
Başkanlığına bildirmemiş olursa eski raporu benimsemiş sayılır" hükmünü düzenleyen 44 üncü
maddenin uygulanması ve konunun yeniden incelenmesi önerilmiştir. Diğer görüşe göre ise
Komisyonların Başkanlık Divanının kararı olmaksızın Genel Kurulun toplantı saatlerinde
görüşme yapamayacakları hükmünü düzenleyen 35 inci madde doğrultusunda konunun
çözülmesi önerilmiştir.
Sonuçta, 14.8.1997 tarihli Karma Komisyon toplantısının İçtüzüğün 35 inci maddesine
aykırı olması nedeniyle alınan kararların geçersiz olduğu, itiraz eden üç üyenin toplantıya
katılamadığı, dolayısıyla burada 44 üncü maddenin uygulanma gereğinin bulunmadığı hususu
oylanmış ve oy çokluğu ile 3/780 esas sayılı dosya ile ilgili 14.8.1997 günlü toplantının
geçersizliğine ve bu toplantıda alınan kararların yokluğuna karar verilmiştir. (21 oya karşı 26
oyla)
Böylece komisyonca dosyanın eksik kalan işlemlerin yapılması ve gerekli kararın
verilmesi için gündeme alınmasına da karar verilmiş olmaktadır.
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
4
Bu aşamada yeni komisyon üyelerinin Hazırlık Komisyonu raporunu ve dosyaları
inceleme imkânına kavuşmaları ve adıgeçen milletvekillerinin içtüzüğe uygun olarak savunma
hakkı kullanabilmeleri için kendilerine çağrı yapılması ve toplantının 4.12.1997 gününe
ertelenmesi kararlaştırılmıştır.
5. Komisyonumuz 3/780 esas sayılı dosya ile ilgili Hazırlık Komisyonu raporunu ve
adıgeçen milletvekillerinin savunmalarını görüşmek üzere 4.12.1997 günü toplanmıştır.
Bu toplantıda rapor yinelenmiş ve her iki milletvekilinin yazılı olarak verdikleri
savunmalar öncelikle okunmuştur. Yapılan görüşmelerde iki usul sorununun öncelikle çözülmesi
gerektiği ortaya çıkmıştır:
a) Sedat Edip Bucak ve Mehmet Kemal Ağar'la ilgili iddiaların ayrı ayrı değerlendirilmesi
ve iki milletvekiline ait dosyaların ayrılması gerekmektedir.
b) Mehmet Ağar'a ilişkin suçlamalar milletvekili olmadan önce ve genel müdürlük
görevini yerine getirdiği döneme ait olduğu, bir eylemin de bakanlık dönemine ilişkin olması
nedeniyle soruşturmanın DGM Başsavcılığının görev alanına girmediği, Memurin Muhakematı
Hakkında Kanunu Muvakkat hükümleri ile Anayasanın 100 üncü maddesine göre uygulama
gerektiği, fezlekenin şekil yönünden sakat olduğu ve dosyanın bu düzenlemelere uyulmadan
TBMM Başkanlığına intikal ettirildiği, ayrıca Mehmet Kemal Ağar hakkındaki iddiaların yine
adıgeçen milletvekiline ait 3/982 esas nolu dosya ile birlikte ele alınması gerektiği öne
sürülmüştür.
Karma Komisyonun yetkisinin sadece dokunulmazlığın kaldırılması ile sınırlı olduğu,
yargılama yapma gibi bir yetkisi bulunmadığı, yargının önü açılarak bu milletvekillerine
kendilerini aklama hakkı tanınması gerektiği, usulî itirazların ilgili yargılama makamlarına
yapılmasının CMUK'da yeraldığı ifade edilmiştir. (Bu konu ile ilgili tefrik edilen evraklar ve
görevsizlik kararlarının fezleke eki 5 inci klasör 1 inci dosyada yeraldığı anlaşılmıştır.) DGM
Cumhuriyet Başsavcılığı fezlekede "TCK'nun 313 üncü maddesine mümas cürüm işlemek
maksadıyla teşekkül meydana getirmek suçu ile ilgili hazırlık tahkikatı yapılırken zikredilen
diğer suçlara ilişkin delillerin birlikte toplandığını; tahkikatın bu aşamasında bu suçlarla ilgili
evrakların ve delillerin tefrik edilerek ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilmesi halinde
tüm olarak tahkikatın sürüncemede kalacağı, delillerin dağılacağı ve yok olacağı, ayrıca tüm
delillerin birlikte değerlendirilmesi zorunluluğu nazara alındığında, evrakların tefrik edilmesinde
fiilî ve hukukî imkânsızlık olduğunun görüldüğünü belirtmekte ve fezlekenin bu suçları da
kapsayacak şekilde düzenlendiğine" dikkat çekmektedir.
6. Bu aşamada iki milletvekiline ait dosyaların birlikte mi, ayrı ayrı mı ele alınması
gerektiği konusunda usul tartışması açılmıştır. İki milletvekiline ait iddiaların tek fezlekede
yeralması birbirini kesen ve karşılaşan bir dizi olayların sözkonusu olması da gözönüne alınarak
irtibatlı dosyanın birlikte görüşülmesi gerektiği yönünde Komisyon görüşü oluşmuştur. (22 ye
karşı 26 oyla)
7. Konunun esası üzerinde yapılan görüşmelerde iki milletvekiline ilişkin istemin
yeraldığı fezlekede şu bulguların tespit edildiği görülmüştür:
a) Türkiye'de hakkında gıyabî tutuklama kararı olan ve yurtdışında uyuşturucu kaçakçısı
ve cezaevi firarisi olarak İnterpol tarafından çeşitli suçlardan aranan Abdullah Çatlı'nın üst düzey
bir emniyet görevlisi ve milletvekili Sedat Edip Bucak ile yakın ilişki içinde olmaları dikkati
çekmektedir. (Fezlekede bu ilişkiye geniş yer verilmiştir.)
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
5
b) Kaza yapan aracın koruma amaçlı olmadığı ispatlanmış sahte plaka taşıması ve içinde
pek çok sahte evrak ile savunma amacını aşan ağır silâhların bulunması, bu kişilerin oldukça
önceye dayanan ilişkileri; tesadüfen biraraya gelmelerinin basit bir gezi maksadına
dayanmadığını ortaya koymaktadır.
c) Araçta bulunan silahlardan ve mermilerden bir bölümünün özel Harekat Daire
Başkanlığı kaynaklı oldukları ve dönemin Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar ile Özel
Harekat Daire Başkan Vekili olan İbrahim Şahin'in talimat ve bilgileri dahilinde adıgeçen kişilere
verildiği yönünde kanaat oluşmuştur.
d) Abdullah Çatlı adına düzenlenen belge ve pasaportlarla, Yaşar öz adına düzenlenen
silâh taşıma izin belgeleri ve pasaportların Mehmet Ağar'ın bilgisi ve talimatı doğrultusunda
düzenlendiği anlaşılmaktadır.
e) Ömer Lütfi Topal cinayeti sanıklarının gözaltından kurtarılmaları için Sedat Edip
Bucak'ın defalarca girişimde bulunduğu; daha sonra da Mehmet Ağar'ın talimatıyla İbrahim
Şahin'in bizzat bu kişileri İstanbul'dan Ankara'ya Emniyet Genel Müdürlüğüne götürüp yüzeysel
bir incelemeden sonra serbest bırakılmaları sözkonusu olmuştur.
f) Tarık Ümit'in Abdullah Çatlı ve adamları tarafından kaçırılarak sorgulandığı ve bu
durumdan Mehmet Ağar'la İbrahim Şahin'in haberdar oldukları Mehmet Eymür tarafından ifade
edilmiştir.
g) Tüm bu saptamalar ve elde olunan fotoğraf, belge ve çeşitli kanıtlar ile tanıklıklar,
haklarında fezleke düzenlenen kişilerle dosyada isimleri geçen ve haklarında dava açılan kişilerin
yakın ilişki içinde bulunduğunu, adıgeçen milletvekillerinin her ikisinin cürüm işlemek için
teşekkül oluşturmak, çeşitli suçlardan aranan, gıyabî tutuklu sanığın gizlenmesine yardım suçları,
ayrıca Sedat Edip Bucak'ın sayı ve nitelikleri vahim olan silah ve mermileri ruhsatsız taşıyarak
6136 sayılı Kanuna muhalefet; Mehmet Kemal Ağar'ın ise Emniyet Genel Müdürü olarak görevli
olduğu dönemde Yaşar öz olayındaki fiil ve hareketi ile TCK'nun 240 ıncı maddesi kapsamında
görevini suiistimal ettiği yönünde ciddi kuşkuların olduğunu ortaya koymaktadır.
Fezlekede bu birlik ve beraberliğin tesadüflerden ibaret olmadığı polis memurları
sanıkların sadece koruma görevi yapmak maksadı ile tayin ve tahsis edilmediği ve bunların özel
kasıt altında biraraya toplandıkları ve bu suretle devlet tarafından aranan muhtelif kişiler,
kumarhane işletmecileri, bir kısım yönetici ve siyasetçiler ile özel Harekât Daire Başkanlığında
görevli bazı polis memurlarının cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları veya bu teşekküle
katıldıkları sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmektedir.
8. Fezlekede "cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçu" şöylece nitelendirilmiştir .
TCK'nun 313 üncü maddesinde düzenlenen bir tehlike suçudur. Bu madde ile Türk Ceza
Hukukundaki genel ilkeye bir istisna getirilmek suretiyle toplum yararına, hazırlık hareketleri de
cezalandırılmaktadır. Amaç müstakbel suçları önlemektir. Suçun oluşumu için iki veya daha çok
kişinin aynı gaye doğrultusunda yani suç işlemek için irade mutabakatı içinde bulunmaları
yeterlidir. Şu halde anlaşma ile suç oluşacağından herhangi bir cürüm işlenmesine gerek
bulunmayacaktır. Başka bir deyişle cürüm işlemek için teşekkül meydana getirmek suçunun
oluşabilmesi için bu teşekkülün herhangi bir suçu işlemesi ve tamamlamış olması gerekli
bulunmamaktadır. Yukarıda ifade edildiği gibi hazırlık hareketleri yeterlidir. Ayrıca teşekkül
üyelerinin aynı derecede görev almaları da gerekli değildir. Bir kısmı koruma kollama, bir kısmı
ikmal, bir kısmı talimat ve direktif, bir kısmı icracı, bir kısmının ise suçtan menfaat temin etmiş
olması suçun oluşumu için yeterlidir.
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
6
Bu nedenlerle fezlekede bu eylemle birlikte Sedat Edip Bucak ve Mehmet Ağar'ın
haklarında yakalama ve tevkif müzekkeresi bulunan Abdullah Çatlı'nın saklı bulunduğu yeri
bildikleri halde yetkili mercilere haber vermedikleri aksine gizlenmesine yardım ettikleri;
Sedat Edip Bucak'ın ayrıca sayı ve nitelik bakımından vahim olan silâh ve mermileri
ruhsatsız olarak taşıdığı;
Mehmet Ağar'ın Emniyet Genel Müdürü olarak görevli olduğu tarihte Yaşar öz olayında
izah edilen fiil ve hareketi ile görevini suiistimal ettiği sonuç ve kanaatinin oluştuğu belirtilmiştir.
Ayrıca yine fezlekede, DGM Başsavcılığının görev alanına giren TCK'nun 313 üncü maddesine
mümaş "cürüm işlemek maksadıyla teşekkül meydana getirmek suçu" ile ilgili hazırlık tahkikatı
yapılırken yukarıda zikredilen diğer suçlara ilişkin deliller de birlikte toplanmıştır. Tahkikatın bu
aşamasında bu suçlarla ilgili evrak ve delillerin tefrik edilerek ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına
gönderilmesi halinde tüm olarak tahkikatın sürüncemede kalacağı ve delillerin dağıtılacağı ve
yok olacağı; tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi zorunluluğu da nazara alındığında, evrakın
tefrik edilmesinde fiil ve hukukî imkânsızlık olduğunun görüldüğü belirtilmiş ve bu nedenlerle
fezlekenin yukarıda zikredilen suçları kapsayacak şekilde düzenlendiği açıklanmıştır.
Fezlekede; "Susurluk kazası" olarak Türkiye'nin gündeminde yeralan olayların, ülke
genelinde tüm yönleri ile aydınlığa kavuşması ve olaylarda iştiraki olan başka kişilerin de
varlığının belirlenmesi için; Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığınca tahkikatı sürdürülen Ömer Lütfi
Topal'ın öldürülmesi olayı, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca tahkikatları sürdürülen Tarık
Ümit'in kaybolması ve İran uyruklu asker Smitko-Lasem Ecmaili'nin öldürülmesi olayları,
Sapanca Cumhuriyet Başsavcılığınca tahkikatı sürdürülen Behçet Cantürk ve arkadaşlarının
öldürülmesi olayı, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca tahkikatı sürdürülen Mehmet Ali
Yaprak'ın kaçırılması olaylarının tahkikatlarının ikmal edilmesi, olay faillerinin somut delilleri
ile ortaya çıkarılması gerekmektedir. bu tahkikatların sonuçlanmaları halinde, olaylara iştirak
ettikleri tespit edilen sanıklar hakkında, görevli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yapılacak yasal
işlemlere ek olarak, İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığının görev alanına giren, cürüm
işlemek için teşekkül meydana getirmek suçundan da ayrıca ek mukteza tayin olunacağı da
açıklanmakta ve denmektedir ki;
"Zaten, bu olaylarda adıgeçen ve halen firarda olup yakalama ve gıyabî tutuklama
kararları ile aranan bir kısım sanıklar ile bu olaylara ilişkin bir kısım ihbar ve iddialarla ilgili
tahkikat halen İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığınca sürdürülmektedir:"
Bütün bu açıklamalardan sonra fezlekenin '"sonuç ve talep" bölümünde; "halen 20 nci
Dönem Şanlıurfa Milletvekili olan Sedat Edip Bucak ve 20 nci Dönem Elazığ Milletvekili
Mehmet Kemal Ağar haklarında müsnet suçlardan eylemlerine uyan ve yukarıda zikredilen
kanun maddeleri gereğince takibat yapılabilmesi, TC. Anayasasının 83/2 maddesi gereğince
Türkiye Büyük Millet Meclisinin, adıgeçen milletvekilleri hakkında yasama
dokunulmazlıklarının kaldırılması kararına bağlı bulunmaktadır."
"Türkiye Büyük Millet Meclisinin takdirine tevdi olunmak üzere fezleke düzenlenerek,
hazırlık tahkikat evrakı ile ilişikte sunulmuştur" denmektedir.
Sonuç ve karar :
Komisyonumuz fezleke ve eki dosyalarda yeralan bu ciddi ve ağır iddiaların açıklığa
kavuşmasının kamu düzeni ve yararı açısından önemini göz önüne alarak yargı organlarının
gecikmeksizin karar verebilmesini sağlamak amacıyla Elazığ Milletvekili Mehmet Kemal Ağar
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
7
ile Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına, her
iki milletvekili için ayrı ayrı oylama yaparak karar vermiştir."
IV- İNCELEME
İptal istemini içeren dilekçe, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'ndan ve İstanbul
Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı'ndan getirtilen belge ve bilgiler, konu ile ilgili Millet
Meclisi tutanakları, bu konuyla ilgili rapor, iptal istemine ilişkin Anayasa ve İçtüzük hükümleri
ve öteki metinler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Biçim Yönünden İnceleme
1- Hazırlık Komisyonu'nun Kuruluşu Yönünden
Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 131. maddesine göre, bir milletvekilinin dokunulmazlığının
kaldırılmasına ilişkin istemler, Meclis Başkanlığı'nca, Anayasa ve Adalet Komisyonlarından
kurulu Karma Komisyon'a gönderilir. Bunun üzerine Komisyon Başkanı, dokunulmazlık
dosyalarını incelemek üzere ad çekme yolu ile beş üyeli bir hazırlık komisyonu oluşturur.
(İçtüzük m. 132)
Millet Meclisi Başkanlığı'nca Anayasa Mahkemesi'ne gönderilen Karma Komisyon
tutanaklarının incelenmesinden, siyasi parti gruplarının Meclisteki "kuvvetleri oranında" temsil
ilkesi göz önünde tutularak, en çok üyeye sahip olandan başlayarak yapılan ad çekme işleminin
ve bunun sonucunda oluşturulan Hazırlık Komisyonu'nun kuruluşunda Anayasa ve İçtüzük
kurallarına aykırı bir yönün bulunmadığı saptanmıştır.
Ayrıca her iki üyenin de savunma hakkını kullanmasına olanak tanıyan komisyon
raporunu bir ayda hazırlayarak Karma Komisyona göndermiştir.
2- Karma Komisyon'un Kuruluşu Yönünden
Karma Komisyonun yasa tasarı ve tekliflerini inceleyen komisyonlara göre daha özel bir
durumu vardır. Yasa tasarı ve tekliflerinin komisyonlarda belirli bir süre içinde incelenip
sonuçlandırılmaması durumunda doğrudan doğruya gündeme alınarak Genel Kurul'da
görüşülmesi yolunun açık olmasına karşın, (İçtüzük m. 38) yasama dokunulmazlığı konusunda
böyle bir yönteme yer verilmemiştir. İşin mutlaka Hazırlık Komisyonu'nda ve Karma
Komisyon'da incelenmesi ve karara bağlanması zorunludur.
Anayasa'nın 95. maddesinin ikinci fıkrasında, İçtüzük kurallarının siyasi parti gruplarının
Meclisin tüm çalışmalarına üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak biçimde düzenlenmesi
öngörülmektedir. Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 21. maddesinde de, komisyonlarda siyasi parti
gruplarına düşen üye sayısının, 11. maddenin birinci fıkrası uyarınca, parti grupları toplam sayısı
içindeki yüzde oranlarına göre saptanacağı belirtilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'ndan getirtilen belgelerin incelenmesinden,
Karma Komisyonun kuruluşunda, Anayasa ve İçtüzük kurallarına aykırılık bulunmadığı
görülmüştür.
3- Karma Komisyon Görüşmelerinde İçtüzüğe Uyulmadığı Savı Yönünden
Sedat Edip Bucak, Anayasa ve Adalet Komisyonlarından oluşan Karma Komisyonun,
İçtüzük hükümlerine uygun olarak aldığı kovuşturmanın dönem sonuna bırakılmasına ilişkin
14.8.1997 günlü kararını içeren raporunu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na gönderdiği
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
8
halde, yeni yasama yılında oluşumu seçimle yenilenen komisyonun, İçtüzüğün 35. maddesine
aykırı olduğu gerekçesi ile önceki kararı yok hükmünde sayarak yeni bir karar almasının,
İçtüzüğün 44. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Sedat Edip Bucak bu savını şu gerekçeye dayandırmaktadır:
Komisyonun İçtüzükteki müzakere ve karar usullerine uygun biçimde, gerekli nisabı da
sağlayarak almış olduğu bir karar, Meclis Başkanlık Divanı'nca ya da aynı Komisyonca geçersiz
ve yok sayılamaz. TBMM İçtüzüğü, Meclis Başkanlık Divanına ve Komisyonlarına böyle bir
yetki vermemiştir. Önceki Komisyon kararının "yok hükmünde" sayılması İçtüzüğün 35.
maddesine de dayandırılamaz. Çünkü, sözkonusu kararın alınmasından önce, toplantı günü
Komisyon Başkanlığı tarafından Meclis Başkanlığına bildirilmiş olup, bu bildirim doğası gereği
izni de içermektedir. Bu bildirim üzerine sessiz kalınması, zımnen izin verildiği anlamına geldiği
gibi, TBMM'nin 14.8.1997 günlü basılı gündeminde Karma Komisyon toplantısının yer alması
da bunun kanıtıdır. Bu durumda 14.8.1997 günlü karar hukuken geçerli olduğuna göre, aynı
konudaki 4.12.1997 günlü karar hukuken geçersiz sayılmalı ve geçersiz bir kararın oylanması ile
oluşan yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin 11.12.1997 günlü 527 sayılı karar iptal
edilmelidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığından getirtilen 19.12.1997 günlü 9998/25657
sayılı yazı ekindeki belgeler incelendiğinde, Hazırlık Komisyonunun 19.6.1997 günlü
toplantısında milletvekili Sedat Edip Bucak'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına gerek
bulunmadığına ve hakkındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar
ertelenmesine karar verildiği görülmektedir.
Dosyayı inceleyen Karma Komisyon ise, 14.8.1997 günlü toplantıda, Hazırlık
Komisyonu raporunu benimseyerek aynı doğrultuda bir karar vermiş ve raporunu 15.8.1997 günü
Meclis Başkanlığı'na vermiştir.
Karma Komisyon üyesi olan üç milletvekilinin Meclis Başkanlığı'na yaptıkları
başvuruda, Genel Kurul toplantısında bulunmalarından dolayı katılamadıkları Karma Komisyon
toplantısının İçtüzüğün 35. maddesine aykırılığı nedeniyle yok sayılmasını ve aynı gündemle
toplantı ve görüşme yapılmasını istemeleri üzerine, TBMM Başkanlığı 15.8.1997 günlü yazısı
ile İçtüzüğe aykırı olarak yapılan toplantının yenilenmesini, bu olmazsa alınan kararın geçersiz
sayılacağını bildirmiştir.
Karma Komisyon Başkanı, aynı gün Meclis Başkanlığına verdiği yanıtla, Meclis
Başkanının Komisyonların kararlarını geçersiz sayma veya yönlendirme gibi bir yetkisinin
bulunmadığını, ayrıca toplantının 11.8.1997'de Meclis Başkanlığına bildirilip cevap
verilmemesinin zımnî izin anlamı taşıdığını, Genel Kurul çalışmalarına engel olunma veya
erteleme yönünde herhangi bir itiraz ve İçtüzüğün 63. maddesinin uygulanmasını gerektirecek
bir istem de ileri sürülmediğini belirterek, gündemine, iç düzenine ve Tüzük çerçevesinde
bağımsızlığına hâkim olan komisyonun kararını tartışma konusu yapma yetkisinin, Meclis
Başkanlık Divanına ait bulunmadığını bildirmiş ve dosyayı tekrar Başkanlığa göndermiştir.
Bunun üzerine Meclis Başkanı, İçtüzük uyarınca konunun bir ön sorun olarak görüşülüp karara
bağlanması istemiyle dosyayı Karma Komisyon Başkanlığı'na geri göndermiştir.
20. Dönem yeni yasama yılında seçimle yenilenen Karma Komisyon'da dosya yeniden
ele alınmış; 27.11.1997 günlü toplantıda sorunun İçtüzüğün 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre
çözümü gerektiği görüşü benimsenerek, 14.8.1997 günlü toplantının ve bu toplantıda alınan
kararın geçersizliğine karar verilmiştir. 4.12.1997'de tekrar toplanan Karma Komisyon'da ilgili
Milletvekilinin yazılı savunmasının okunmasından sonra, yasama dokunulmazlığının
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
9
kaldırılmasına oyçokluğu ile karar verilerek, buna ilişkin rapor Millet Meclisi Başkanlığı'na
gönderilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre,
komisyonlar, Başkanlık Divanı'nın kararı olmaksızın genel kurulun toplantı saatlerinde görüşme
yapamazlar. İçtüzüğün bu hükmü emredici nitelikte olup konuluş amacının genel kurul
toplantılarına büyük ölçüde katılımın sağlanması, bir başka anlatımla önemli toplantılara
katılımın kimi bahanelerle savsaklanmasının önlenmesi olduğu anlaşılmaktadır. Olayda, Karma
Komisyon'un Genel Kurulun toplantı saatinde Başkanlık Divanı'nın kararı olmaksızın
toplanarak, 14.8.1997 günü, milletvekili Sedat Edip Bucak'ın yasama dokunulmazlığına ilişkin
istem hakkında kovuşturmanın dönem sonuna bırakılmasına karar vermesi, Millet Meclisi
İçtüzüğü'nün yukarıdaki emredici hükmüne aykırıdır.
Bu açık kural karşısında, Meclisin basılı gündeminde Karma Komisyon toplantısının yer
alması toplantıya izin verildiği biçiminde yorumlanamayacağı gibi toplantı gündeminin
Başkanlık Divanına gönderilmesi de örtülü izin anlamını taşımaz.
Ayrıca, Karma Komisyon toplantısına itiraz yapılmadığı savının yerinde olmadığı,
toplantıya katılmayan üyelerin başvurularından anlaşılmıştır.
Bu durumda Karma Komisyon'un, İçtüzük kurallarına aykırı olarak yaptığı toplantı
sonucunda aldığı karardan Meclis Başkanının uyarısı üzerine dönmesinde, İçtüzükle çelişen bir
yön bulunmamaktadır. Kaldıki İçtüzüğün 44. maddesi, yanlışlık veya sakatlığın bu aşamada
düzeltilmesine olanak vermektedir. Buna göre, seçimi yenilenen komisyonun, daha önce verilmiş
bir rapor hakkında yeni bir karar alması, görev bölümü yapıldıktan sonra en geç bir ay içinde
bunu Meclis Başkanlığına bildirmesi ile olanaklıdır. Bu gereğe uyulmaması durumunda
komisyon eski raporu benimsemiş sayılır. Olayda 44. madde uygulanmamış da olsa bu maddenin
koşulları kendiliğinden yerine geldiğinden, İçtüzüğe aykırılığın 35. madde ile giderilmiş olması
veya 44. maddenin uygulanmaması sonuca etkili değildir.
Açıklanan nedenlerle, yeni yasama yılında, Karma Komisyonun dokunulmazlığın
kaldırılmasına ilişkin görüşme ve karar alma yönteminde İçtüzük hükümlerine aykırılık
bulunmadığından, ilgilinin bu hususa ilişkin savları yerinde görülmemiştir.
4- TBMM Komisyonu ve Genel Kurulunun Konuyu, Öncelik ve İvedilikle Ele Alması
Yönünden
Sedat Edip Bucak, TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonlarında yüze yakın
dokunulmazlığın kaldırılması istemi bulunduğunu, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına
ilişkin istemleri, Meclis Başkanlığının ve Karma Komisyonunun esas defterindeki sıraya göre
görüşmek zorunda olduğunu, bunlar incelenip karara bağlanmamışken, çok daha sonra gelen bu
istemin yasal bir nedene dayanmaksızın, "kamu düzeni" ve "kamu yararı" gerekçesiyle ele
alınmasının, Anayasa'nın 10. maddesindeki "Kanun önünde eşitlik" ilkesine aykırı olduğunu öne
sürmekte ve kararın bu yönden iptalini istemektedir.
İçtüzüğün 27. maddesinin birinci fıkrasına göre, "Komisyonlar, başkanlarının
yönetiminde çalışır. Başkan bulunmadığı zaman başkanvekili, o da yoksa sözcü komisyona
başkanlık eder." 26. maddesine göre de, komisyonlar, başkanlarınca toplantıya çağrılır. Bu
çağrıda, komisyon başkanınca hazırlanan gündem de belirtilir. Ancak, komisyon gündemine
egemen olup, üyeleri tarafından gündeme alınması önerilen işler hakkında karar verir. Maddenin
son fıkrasında ise, üyelerinin üçte biri tarafından teklif edilecek gündem üzerine de
komisyonların, Başkanlarınca toplantıya çağrılması öngörülmektedir.
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
10
Yasama meclisinin gündemine egemen olması genel bir ilkedir. Bu ilkenin onun adına
çalışan komisyonlar hakkında da geçerli olduğunda duraksamaya yer yoktur. Nitekim, İçtüzüğün
yukarıya alınan maddelerinde de bu konu açıkça düzenlenmiştir.
20.5.1997 günlü tutanaktan, kimi üyelerin başvurusu üzerine İçtüzük hükümleri
çerçevesinde dokunulmazlık dosyalarını görüşmek üzere Başkanlıkça toplantıya çağrılan
komisyonun gündeminin ikinci maddesinin, söz konusu iki milletvekiline ait dosyaların hazırlık
komisyonunun oluşturulması ve bir aylık kesin süre içinde raporun hazırlanarak ana komisyona
gönderilmesi olduğu anlaşılmaktadır.
Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 49. maddesinin beşinci fıkrasında, Başkanlıkça gerek görülen
hallerde 8. bentteki işlerin görüşme sırasının Danışma Kurulu'nca Genel Kurula teklif
olunabileceği, hükümet, esas komisyonlar ve kanun teklifi sahiplerinin bu konu ile ilgili
istemlerinin de Danışma Kurulunda görüşüleceği açıklanmıştır. 19. maddenin son fıkrasında ise,
İçtüzükte Danışma Kurulu'nun tespitine, teklifine veya görüş bildirmesine bağlanmış olan bütün
hallerde, Danışma Kurulu, yapılan ilk çağrıda toplanamaz, oybirliğiyle tespit, teklif yapamaz
veya görüş bildiremezse, Meclis Başkanı veya siyasî parti gruplarının ayrı ayrı, istemlerini
doğrudan Genel Kurula sunabilecekleri öngörülmüştür.
Konunun, Meclis Genel Kurulu'nda öncelikle görüşülmesi, Karma Komisyon'dan gelen
işlerin kırksekiz saat geçmeden gündemin altıncı sırasına alınması, Demokratik Sol Parti ve
Anavatan Partisi gruplarının önerilerinin 10.12.1997 günü Danışma Kurulu 'nda kabul edilerek
Genel Kurul'un onayına sunulması üzerine olmuştur. İçtüzüğün 52. maddesinde Genel Kurul'a
sevk edilen bir komisyon raporu veya herhangi bir metnin, aksine karar alınmadıkça dağıtım
tarihinden itibaren kırksekiz saat geçmeden görüşülemeyeceği ve bu süre geçmeden gündeme
alınması, gündemdeki kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işlerden birine
öncelik verilerek bunun gündemin ilk sırasına geçirilmesinin hükümet ve esas komisyon
tarafından istenebileceği öngörülmüştür. 19. maddenin beşinci fıkrasında ise, Başkanlıkça lüzum
görülen hallerde, 8. bentteki işlerin görüşme sırasının Danışma Kurulu'nca da Genel Kurul'a
teklif olunabileceği belirtilmiştir.
Bu durumda, iptal isteminde bulunan milletvekilinin yasama dokunulmazlığının
kaldırılmasına ilişkin raporun Genel Kurul'da öncelikle görüşülmesi, İçtüzüğün 19. maddesine
dayanmakta ve maddedeki yönteme uygun olarak öncelik kazanmış bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Sedat Edip Bucak'a ait dokunulmazlık dosyasının öncelik ve
ivedilikle görüşülerek karara bağlanmasının, Anayasa'ya, Yasa'ya ve İçtüzüğe aykırı olduğu savı
yerinde bulunmamıştır.
5- TBMM Genel Kurul Kararının Hukuka Aykırılığı Savı Yönünden
Başvuruda Sedat Edip Bucak, karma komisyon kararı, Anayasa, İçtüzük ve yasa
hükümlerine aykırı olduğundan, bu kararın kabulüne ilişkin Meclis Genel Kurulu kararının da
hukuka aykırılık oluşturduğunu ve iptali gerektiğini ileri sürmüştür.
Yukarıda açıklandığı biçimde, Karma Komisyon Kararı, İçtüzük kurallarına aykırı
bulunmadığı gibi, bunun kabulüne ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu kararı da
Anayasa, yasa ve İçtüzük kurallarına aykırı değildir.
Belirtilen nedenle, bu hususa ilişkin sav yerinde görülmemiştir.
B- Esas Yönünden İnceleme
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
11
Milletvekili Sedat Edip Bucak başvurusunda, Mahkemece re'sen gözönüne alınacak
nedenlerle de dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin kararın iptalini istemektedir.
Anayasa'nın 85. maddesinde, dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin kararın Anayasa'ya,
Yasa'ya ve İçtüzüğe uygunluğunun denetlenmesi öngörülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk Devleti olarak
tanımlanmıştır. Bu nedenle, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin kararların
denetiminde, hukuk Devletinden beklenen nesnel (objektif) ölçülerin esas alınması zorunludur.
Yasama dokunulmazlığının kaldırılması kararının iptaline ilişkin istemin, suçlamanın
ciddîliği, siyasî amaçlara dayanmaması, üyenin şeref ve onurunun korunması, hukuksal gerekler
dışına çıkılmaması yönlerinden incelenmesi gerekir.
Dokunulmazlık, yasama organı üyelerini, görevlerini tam olarak yerine getirmelerini
engelleyecek gereksiz suçlamalardan korumak amacına yöneliktir. Ancak yöneltilen suçlamanın
ciddî olması halinde yargılanma yolunun açılması, kamu yararı ve milletvekilinin şeref ve
onurunun korunması bakımından zorunlu bulunmaktadır. İsnadın ciddi olduğunun kabulü için
ağırlığı yeterli görülmeyip, gerçeğe uygunluğunun da araştırılması gerekir.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 30.1.1997 günlü,
1997/221-1 sayılı fezlekesine göre, Sedat Edip Bucak'a yönelik olunan suçlama, cürüm işlemek
için silâhlı teşekkül meydana getirmek (TCK m.312/2-3), gıyabi tutuklu sanığın gizlenmesine
yardım etmek (TCK m.296) ve 6136 sayılı Yasa'ya aykırı davranma (6136 sayılı Yasa m.
13/2)dır.
Fezlekede, maddî olaylar ve olaylara ilişkin ele geçirilen bilgi ve belgeler ayrıntılı bir
biçimde ortaya konmakta, suç kanıtları dosyada bulunmaktadır. Bunlar şöyle sıralanabilir:
3.11.1996 günü Susurluk ilçesinde meydana gelen ve uzun bir süredir kamuoyunun
gündemini oluşturan kaza ile ilgili tüm bilgiler, ölenlerin kimlikleri, otopsi raporları, cesetlerin
fotoğrafları ve cürüm işlemek için teşekkül meydana getirmek suçuna ilişkin evrakın kaza ile
ilgili evraktan tefrik edilerek İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı'nca görevsizlik
kararı ile gönderildiğine ilişkin belgeler;
Abdullah Çatlı'nın 1977 yılından başlayarak 1996 yılına kadar karıştığı, suçlandığı ve
gıyabi tutuklu olarak arandığı ve Mehmet Özbay kimliği ve başka kimliklerle sahte pasaport,
sürücü belgesi ve silâh taşıma ruhsatı çıkarttığını belirten Emniyet Genel Müdürlüğü yazısı;
- Susurluk kazasında, araç içinde yapılan aramada bulunan silâh ve mermilerin
özelliklerini belirten liste ve araç içinde bulunuş şekillerini gösteren tutanaklar ve bu silâhların,
menşe araştırmaları, ekspertiz ve balistik raporları; - Kimileri ruhsatsız olan bu silahların
sayılarına ve niteliklerine ilişkin yazı ve raporlar;
- Sanıklar arasındaki yakın ilişkileri gösteren ve Sedat Edip Bucak'ın ikametgâhında
çekilen fotoğraflar;
- Susurluk'ta kaza yapan aracı izleyerek yolculuğa katılan otomobilde bulunan kimi
emniyet görevlilerinin Sedat Edip Bucak tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü'nden isimleri
bildirilerek yakın koruma görevlisi olarak özellikle istendiği ve bu kişilerin Korumalar Şubesinde
görevli olmadıkları ve hatta İzmir ve İstanbul illerinde görevli olmalarına rağmen Sedat Edip
Bucak'a yakın koruma görevlisi olarak verilmeleri;
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
12
- Kimi özel harekat dairesi memurlarının Ömer Lütfi Topal cinayeti nedeniyle gözaltına
alınmalarından sonra, milletvekili Sedat Bucak'ın bu kişiler için etkide bulunması, daha sonra da
adı geçenlerin Sedat Edip Bucak'a koruma görevlisi olarak verilmeleri;
Ömer Lütfi Topal'ın öldürülmesi olayında kullanılan silahlardan birinden alınan parmak
izinin Şahin Ekli kimliği ile sahte pasaport taşıyan Abdullah Çatlı'ya ait olduğunu belirleyen
parmak izi belgeleri;
- Fezlekenin delillerin incelenmesi ve tahlili bölümünde sözü edilen, rumlanan kimi
olayların (Ömer Lütfi Topal olayı, Tarık Ümit olayı, Yaşar Öz olayı) dayanakları, belgeler, tanık
beyanları, raporlar, yazışmalar, telefon görüşmelerine ilişkin belgeler;
- Haklarında fezleke düzenlenen kişilerle, dava açılan diğer kişilerin tüm olaylarda
birlikte er alması.
Fezlekede bu birlikteliğin rastlantı olmadığı; polis memuru sanıkların yalnızca koruma
görevi yapmak maksadıyla tayin ve tahsis edilmedikleri; bunların özel kasıt altında bir araya
toplandıkları, böylece devlet tarafından muhtelif suçlardan aranan kişiler, kumarhane
işletmecileri, bir kısım yönetici ve siyasetçilerle Özel Harekât Daire Başkanlığı'nda görevli kimi
polis memurlarının cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları veya bu teşekküle katıldıkları; bu
eylemle birlikte Sedat Edip Bucak'ın, hakkında yakalama ve tevkif müzekkeresi bulunan
Abdullah Çatlı'nın saklı bulunduğu yeri bildiği halde yetkili mercilere haber vermeyerek
gizlenmesine yardım ettiği; sayı ve nitelik bakımından önemli olan silâh ve mermileri ruhsatsız
olarak taşıdığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilerek, üzerine atılı suçlardan kovuşturma
yapılabilmesi için yasama dokunulmazlığının kaldırılması istenmiştir.
Fezleke ve eklerinin incelenmesinden, Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak
hakkındaki suçlamaların ciddî olduğu kanısına varılmıştır.
Dokunulmazlığın kaldırılması isteminden karara kadar olan süreç içindeki davranışlar,
dokunulmazlığın kaldırılmasına karar veren çoğunluğun tutumu, komisyon ve Genel Kuruldaki
konuşmalar, dokunulmazlığın kaldırılmasına yol açan suçlamanın niteliği ve ciddîliği yönünden
ileri sürülen gerekçeler ve bunların doğruluğu yönünden ortaya konulan kanıtlar, kararın
alınmasındaki yöntemler incelendiğinde, dokunulmazlığın kaldırılmasının siyasal amaca yönelik
olmadığı da anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Sedat Edip Bucak'a yönelik suçlamalar, üyenin şeref ve onurunun korunması
yönlerinden incelendiğinde de, bunların yasama dokunulmazlığının kaldırılması için yeterli
olduğu ve yasama organı üyeliği göreviyle bağdaşmayacak nitelikte bulunduğu anlaşıldığından,
belirtilen yönlerden de Anayasa'ya, Yasa'ya ve İçtüzük kurallarına aykırılık görülmemiştir.
V- SONUÇ
Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip BUCAK'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına
ilişkin 13.12.1997 günlü, 23199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 11.12.1997 günlü, 527 sayılı
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı'nın Anayasa'ya, Yasa'ya ve TBMM İçtüzüğü'ne aykırı
olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, 30.12.1997 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan Başkanvekili Üye
Esas Sayısı:1997/73
Karar Sayısı:1997/73
13
Yekta Güngör ÖZDEN Güven DİNÇER Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Full & Egal Universal Law Academy