YÜCE DĠVAN KARARI
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
Karar Günü : 31.3.2006
KARARIN ĠÇĠNDEKĠLER SAHĠFE NO
GĠRĠġ……………………………………………………………………………………….. 3
I- DAVANIN YÜCE DĠVAN’A GELĠġ BĠÇĠMĠ………………………………………....... 3
II- SANIKLARA YÜKLENEN SUÇLAR…………………………………………………… 6
A- Hasan Hüsamettin Özkan Hakkındaki Suçlamalar………………………........................ 6
B- Recep Önal Hakkındaki Suçlamalar……………………………………………………... 6
III- SUÇLAMALARA ĠLĠġKĠN MADDĠ OLGULAR………………………………………. 7
A- SoruĢturma Önergesi…………………………………………………………………….. 7
B- (9/3) Sayılı Meclis SoruĢturma Komisyon Raporu……………………………………… 12
IV- YARGILAMANIN AġAMALARI………………………………………………………... 33
A- Sanıkların Sorguları………………………………………………………....................... 33
1- Sanık Hasan Hüsamettin Özkan’ın Sorgusu………….…………..………………….. 33
2- Sanık Recep Önal’ın Sorgusu………………………………………………………… 34
B- Kanıtlar…………………………………………………………………………………... 35
1- Yazılı Kanıtlar………………………………………………………………………… 35
a- Sanık Hasan Hüsamettin Özkan’a Yüklenen Suçlamalar Ġle Ġlgili Yazılı
Kanıtlar…………………………………………………….....................................
35
b- Sanık Recep Önal’a Yüklenen Suçlamalar Ġle Ġlgili Yazılı Kanıtlar........................ 37
2- Tanıklar……………………………………………………………………………….. 40
C- Davaya Katılan ve Savları……………………………………………………………….. 42
D- Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığının Esas Hakkındaki GörüĢü………...……………… 43
E- Savunmalar………………………………………………….…………….…………….. 72
II
1- Hasan Hüsamettin Özkan Ġle Ġlgili Savunmalar………………………………………. 72
a- Hasan Hüsamettin Özkan’ın Savunması………………….……………………….. 72
b- Hasan Hüsamettin Özkan Müdafilerinin Savunmaları……………………………. 73
2- Recep Önal Ġle Ġlgili Savunmalar…………………………………………………..… 74
a- Recep Önal’ın Savunması…………………………………………………………. 74
b- Recep Önal Müdafilerinin Savunmaları………………………………………..… 75
V- USUL SORUNLARI………………………………………………………………………. 77
A- Sanıklar Müdafilerinin Ġtirazları………………………………………………………… 77
B- Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığının GörüĢü……………………………………...…… 79
C- Ġtirazların Ġncelenmesi…………………………………………………………………… 82
VI- ESASA ĠLĠġKĠN TESPĠT VE DEĞERLENDĠRMELER…….………………………… 90
A- Türkiye Halk Bankası’nın Statüsü ve Denetimi…………………………………………. 90
1- Türkiye Halk Bankası A.ġ……………………………………………………………. 90
2- Bankanın Denetimi…………………………………………………………………… 91
3- Denetim Kurulları Tarafından Yapılan DıĢ Denetim………………………………… 93
a- BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu………….……………………………..... 94
b- Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu…………………………………………….. 95
c- Hazine Kontrolörleri Kurulu…………………...………………………………….. 97
d- BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu……………………………………………………..…. 98
e- CumhurbaĢkanlığı Devlet Denetleme Kurulu……………………………….….… 101
4- Türkiye Halk Bankası A.ġ.’nin ĠĢlemleri ve Ġlgili Bakanı’nın Sorumluluğu…………. 102
B- Ġmza Yetkilerinin Kaldırılması…………………………….…….………………………. 103
C- SoruĢturma Ġzni Verilmesi………………………………….……………………………. 105
D- Olaylar……………………….……………………………......…………………………. 106
1- Sanık Hasan Hüsamettin Özkan ile Ġlgili Olaylar…..….….………………………….. 106
a- Sanık Hakkındaki Ġlk Suçlamanın Ġncelenmesi……………………………………. 106
III
b- Sanık Hakkındaki Ġkinci Suçlamanın Ġncelenmesi………………………………… 122
2- Sanık Recep Önal ile Ġlgili Olaylar………….…….….………………………………. 128
a- Murakıpların Sekiz Ay Gecikmeyle Görevlendirilmesi Ġddiası…………………… 128
b- BaĢbakanlık Makamından Olur Almak Suretiyle SoruĢturma Konularının
Ġncelenmesinin Geciktirilmesi Ġddiası……………………………………………..
130
c- Temennilerin Gözden Geçirilmesine ĠliĢkin Onayın BYDK BaĢkanlığı’na
Gönderilmesinin Geciktirilmesi Ġddiası…………………………………………
139
VII- HÜKÜM……………………………………………………………………………………. 142
KARġIOY YAZILARI……………………………………………………………………. 144
YÜCE DĠVAN KARARI
(TÜRK MĠLLETĠ ADINA)
Esas Sayısı :2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı :2006/1
Karar Günü :31.3.2006
BaĢkan : H. Tülay TUĞCU
BaĢkan Vekili : HaĢim KILIÇ
Üye : Sacit ADALI
Üye : Fulya KANTARCIOĞLU
Üye : Ahmet AKYALÇIN
Üye : Mehmet ERTEN
Üye : A. Necmi ÖZLER
Üye : Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye : ġevket APALAK
Üye : Serruh KALELĠ
Üye : Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Yargıtay
Cumhuriyet BaĢsavcısı : Nuri OK
Yargıtay Cumhuriyet
BaĢsavcı Vekili : Abdurrahman YALÇINKAYA
Yargıtay
Cumhuriyet Savcısı : Abdullah Aydın KUYUCU
Anayasa Mahkemesi
Raportörleri : Ali Rıza AYDIN
Ali KARAGÜLMEZ
Mutahhar KELEġOĞLU
Tutanak Yazmanları : Cengiz TANRIVERDĠ
Alaaddin AYTEN
Numan GÜNAY
Bedri TATLI
CCCC
Davacı : Kamu Hakları
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
2
Katılan : Türkiye Halk Bankası Anonim ġirketi
Katılan Vekilleri : Av. Nurhan KÜÇÜKKAYALAR
Av. Sezgi ġAHĠN
SANIKLAR : 1. HASAN HÜSAMETTĠN ÖZKAN: Yusuf oğlu,
Sırma’dan olma, Develi 20.6.1950 doğumlu, Ġstanbul
Ġli Eminönü Ġlçesi, Kâtip Kasım Mahallesi, Cilt No:14,
Hane No:1725’de nüfusa kayıtlı, Beykoz Konakları
A/31 Ġstanbul adresinde oturur, evli, sabıkasız, eski
Devlet Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı
MÜDAFĠLERĠ : Av. Olcay MĠS
Av. Sema YILMAZ
2. RECEP ÖNAL: Salih oğlu, Saadet’ten olma,
Orhangazi 4.12.1942 doğumlu, Bursa Ġli Orhan Gazi
Ġlçesi, Camii Kebir Köyü, Cilt No:2, Hane No:30’da
nüfusa kayıtlı, Ürdün Caddesi, Numara:3, Daire:1
Oran/Ankara adresinde oturur, evli, sabıkasız, eski
Devlet Bakanı
M MÜDAFĠLERĠ : Av. Osman ÖZ
: Av. Onur ÖZ
: Av. Semra TÜRKÖZMEN
: Av. Recai OKTAY
: Av. Esra TEKEREK
: Av. Mehmet GÜVEN
SUÇ : Görevi Kötüye Kullanmak
SUÇ TARĠHLERĠ :
(Halk Bankasından sorumlu Bakan olarak Hasan Hüsamettin ÖZKAN yönünden)
2.7.1997-26.12.2000
(Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Bakan olarak Recep ÖNAL yönünden)
22.7.1999 - 13.3.2001
(Halk Bankasından sorumlu Bakan olarak Recep ÖNAL yönünden)
26.12.2000-13.3.2001
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
3
GĠRĠġ
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 148. maddesinde; CumhurbaĢkanını,
Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, DanıĢtay, Askeri Yargıtay,
Askeri Yüksek Ġdare Mahkemesi BaĢkan ve üyelerini, BaĢsavcılarını, Cumhuriyet
BaĢsavcı vekilini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve SayıĢtay BaĢkan ve üyelerini
görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılamak görevi Anayasa
Mahkemesi’ne verilmiĢtir. 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin KuruluĢu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun’un 35. maddesinde de “Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan
sıfatıyla çalıĢırken yürürlükteki kanunlara göre duruĢma yapar ve hüküm verir”
denilmektedir.
Dava dosyası, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) BaĢkanlığı Genel
Sekreterliği tarafından 18.6.2004 günü Yüce Divan BaĢkanlığı’na gönderilmiĢtir. 1412
sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK) hükümlerine göre görülmeye
baĢlayan dava, 1412 sayılı Yasa’nın 31.3.2005 günlü, 5328 sayılı Yasa ile yürürlükten
kaldırılmasıyla birlikte, 1.6.2005 gününden itibaren yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümlerine göre görülmüĢtür.
I- DAVANIN YÜCE DĠVANA GELĠġ BĠÇĠMĠ
Davanın Yüce Divan’a geliĢi aĢağıdaki biçimde olmuĢtur:
A- Türkiye Büyük Millet Meclisi BaĢkanlığı Genel Sekreterliği’nin 18.6.2004
günlü, A.01.0.GNS.0.10.00.02-6308 sayılı yazısıyla; eski Devlet Bakanı ve BaĢbakan
Yardımcısı Hasan Hüsamettin ÖZKAN ve eski Devlet Bakanı Recep ÖNAL’ın
Anayasa’nın 100. maddesi uyarınca Yüce Divan’a sevklerine karar verildiği bildirilmiĢ
ve buna iliĢkin Meclis soruĢturma dosyaları da (Meclis SoruĢturma Dosyası 1 klasör,
ifade tutanakları 2 klasör, Raporun ekler listesinde yer alan ekler 6 klasör, Raporun ekler
listesinde yer almayan ekler 210 klasör, 6 kitap) Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapacak
Anayasa Mahkemesi BaĢkanlığı’na gönderilmiĢtir.
TBMM’nin, 19.6.2004 günlü, 25497 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kararı
Ģöyledir:
“TBMM Kararı
Devlet Eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin ÖZKAN ve Devlet Eski
Bakanı Recep ÖNAL Hakkında
Karar No: 811 Karar Tarihi: 15.6.2004
Türkiye Büyük Millet Meclisi‟nin 9.12.2003 tarihli ve 788 numaralı Kararı ile
kurulan (9/3) Esas Numaralı Meclis SoruĢturma Komisyonu‟nun 27.5.2004 tarihli ve
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
4
Esas No: A.01.1.GEÇ:9/3-288, Karar: 5 sayılı raporu; Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurulu‟nun 15.6.2004 tarihli 101. BirleĢiminde görüĢülerek, Devlet eski Bakanı ve
BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin ÖZKAN ve Devlet eski Bakanı Recep ÖNAL‟ın:
T. Halk Bankası A.ġ. yöneticilerini korumak ve sorumluların yargılanmalarını
önlemek kastıyla, bilerek ve isteyerek; ilgili kuruluĢların raporlarının gereğinin
yapılmasını geciktirerek, gerekli tedbirleri zamanında almayarak, takdir hakkını amacı
dıĢında kullanıp, kanuni yetkilerini aĢarak ve yasaya aykırı uygulamalarda bulunarak
Türkiye Halk Bankası A.ġ.‟nin zarara uğramasına sebep oldukları ve bu eylemlerine
uyan Türk Ceza Kanununun 240. maddesine göre muhakeme edilmek üzere Anayasanın
100 üncü maddesi uyarınca Yüce Divana sevkine, 5 boĢ, 14 çekimser ve 34 red oyuna
karĢı 356 kabul oyuyla karar verilmiĢtir.”
B- Yüce Divan’ın 22.7.2004 günlü duruĢmasında, ilgililer hakkında, TBMM’de
oylamaların ayrı ayrı yapılarak Yüce Divan’a gönderilmeleri gerektiğinin TBMM
BaĢkanlığı’na bildirilmesine karar verilmiĢtir. Yüce Divan’ın 22.7.2004 günlü, E.2004/1
sayılı kararı Ģöyledir:
“YÜCE DĠVAN KARARI
Esas Sayısı : 2004/1
Karar Günü : 22.7.2004
Türkiye Büyük Millet Meclisi‟nin 811 sayılı sevk kararı, (9/3) sayılı Meclis
SoruĢturma Komisyonu Raporu ve ekleri, Raportörlerce hazırlanan rapor, ilgili Anayasa,
Yasa ve Ġçtüzük kuralları okundu, gereği görüĢülüp düĢünüldü:
Türkiye Büyük Millet Meclisi‟nin 9.12.2003 günlü ve 788 sayılı Kararı ile
kurulan (9/3) Esas Numaralı Meclis SoruĢturma Komisyonu‟nun 27.5.2004 tarihli ve
Esas No: A.01.1.GEÇ:9/3-288, Karar: 5 sayılı raporu: Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurulu‟nun 15.6.2004 tarihli 101. BirleĢiminde görüĢülerek, 811 sayılı Kararla;
Devlet eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin ÖZKAN ile Devlet
eski Bakanı Recep ÖNAL‟ın bakanlıkları sırasında, Türkiye Halk Bankası A.ġ.
yöneticilerini korumak ve sorumluların yargılanmalarını önlemek kastıyla, bilerek ve
isteyerek; ilgili kuruluĢların raporlarının gereğinin yapılmasını geciktirerek, gerekli
tedbirleri zamanında almayarak, takdir hakkını amacı dıĢında kullanıp, kanuni yetkilerini
aĢarak ve yasaya aykırı uygulamalarda bulunarak T. Halk Bankası A.ġ.‟nin zarara
uğratılmasına sebep oldukları ve bu eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu‟nun 240.
maddesine göre yargılanmak üzere Anayasa‟nın 100. maddesi uyarınca Yüce Divan‟a
sevklerine, 5 boĢ, 14 çekimser ve 34 ret oyuna karĢılık 356 kabul oyuyla karar verilmiĢ
ise de;
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
5
1. Anayasanın 100. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, “Rapor BaĢkanlığa
verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde
görüĢülür ve gerek görüldüğü takdirde ilgilinin Yüce Divana sevkine karar verilir. Yüce
Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla alınır.”
hükmü gereğince, Meclis SoruĢturma Komisyonu Raporunda yer alan ilgililerin Yüce
Divan‟a sevklerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu‟nda ayrı ayrı oylanarak
yapılması gerektiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Ġçtüzüğü‟nün 112. maddesinin de
ilgililer hakkında ayrı ayrı oylama yapılmasına engel olmadığından,
2. Ayrı ayrı oylama yapılmasının, milletvekillerinin ilgililer için farklı oy
kullanarak iradelerini açıklamaları ve ceza hukukunun genel ilkeleri ve suç ve cezanın
Ģahsiliği ilkelerinin gereği olduğundan,
Ġlgililerin, ayrı ayrı oylama yapılarak Yüce Divana gönderilmeleri gerektiğinin
TBMM BaĢkanlığına bildirilmesine,
22.7.2004 gününde OYBĠRLĠĞĠYLE karar verildi.”
C- Yüce Divan tarafından, 22.7.2004 gün ve E.2004/1 sayılı kararla, “ilgililerin
ayrı ayrı oylama yapılarak Yüce Divan’a gönderilmeleri gerektiğinin TBMM
BaĢkanlığı’na bildirilmesine karar verilmesi üzerine” 26.10.2004 günlü 10. birleĢiminde
toplanan TBMM Genel Kurulu’nda yeniden yapılan ayrı ayrı oylamalar sonucunda;
a) Eski Devlet Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı Hasan Hüsamettin ÖZKAN’ın,
TBMM’nin 2.11.2004 günlü, 25631 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 26.10.2004
günlü, 822 sayılı kararıyla, 7 boĢ, 5 çekimser, 1 geçersiz ve 14 ret oyuna karĢı 415 kabul
oyuyla;
b) Eski Devlet Bakanı Recep ÖNAL’ın, TBMM’nin 2.11.2004 günlü, 25631 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanan 26.10.2004 günlü, 823 sayılı kararıyla, 2 boĢ, 9 çekimser, 4
geçersiz ve 14 ret oyuna karĢı 390 kabul oyuyla;
“Türkiye Halk Bankası A.ġ. yöneticilerini korumak ve sorumluların
yargılanmalarını önlemek kastıyla, bilerek ve isteyerek; ilgili kuruluĢların raporlarının
gereğinin yapılmasını geciktirerek, gerekli tedbirleri zamanında almayarak, takdir
hakkını amacı dıĢında kullanıp, kanuni yetkisini aĢarak ve yasaya aykırı uygulamalarda
bulunarak Türkiye Halk Bankası A.ġ.‟nin zarara uğramasına sebep olduğu ve bu
eylemlerine uyan Türk Ceza Kanununun 240. maddesine göre muhakeme edilmek üzere
Anayasa‟nın 100. maddesi uyarınca Yüce Divan‟a sevkine” karar verilmiĢ ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi BaĢkanlığı Genel Sekreterliği’nin 1.11.2004 günlü, 6852 sayılı
yazısı ekindeki “dosya” Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapacak olan Anayasa
Mahkemesi’ne gönderilmiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
6
II- SANIKLARA YÜKLENEN SUÇLAR
TBMM’nin Yüce Divan’a sevk kararlarına esas alınan (9/3) Sayılı Meclis
SoruĢturma Komisyonu’nun 27.5.2004 günlü raporunda yer alan suçlamalar özetle
Ģöyledir:
A- Hasan Hüsamettin Özkan Hakkındaki Suçlamalar
1- BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nun (BYDK) Türkiye Halk Bankası
A.ġ.’nin faaliyetlerine iliĢkin 1996 yılı raporunda yer alan temenniler ile ilgili olarak
Hazine MüsteĢarlığı’nın bankalar yeminli murakıpları tarafından düzenlenerek Ankara
Cumhuriyet BaĢsavcılığı’na intikal ettirilen raporların yasal ve haklı nedenlere
dayanmaksızın yeniden değerlendirilmesini isteyerek Banka Genel Müdürü ve yönetim
kurulu üyeleri hakkındaki takibat izinlerini zamanında vermeyerek geciktirdiği,
2- Hazine MüsteĢarlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanlığı’nın 16.11.1998 gün ve
77576 sayılı yazısı ile talep edilmesine karĢın, Türkiye Halk Bankası A.ġ. yöneticilerinin
imza yetkilerini kaldırmadığı,
Eylemleri yüklenerek, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 240. maddesine
göre yargılanması ve cezalandırılması istenmiĢtir.
B- Recep Önal Hakkındaki Suçlamalar
1- BYDK’nin Türkiye Halk Bankası A.ġ. faaliyetlerine iliĢkin 1997 yılı
raporunda yer alan soruĢturulması istenen temennilerin incelenmesine iliĢkin Hazine
MüsteĢarlığı makamının 21.7.1999 gün ve 99/1231 sayılı onayının aynı tarihte Bankalar
Yeminli Murakıpları Kurulu (BYMK) BaĢkanlığı’na intikal etmesine karĢın,
murakıpların sekiz ay gecikmeyle 21.3.2000 gününde görevlendirilmesi,
2- BYDK’nin Türkiye Halk Bankası A.ġ. faaliyetlerine iliĢkin 1997 ve 1998 yılı
raporlarında incelenmesi ve soruĢturulması istenen temennilerin, haklı nedenlere
dayanmaksızın, yasal düzenlemelere ve önceki uygulamalara aykırı olarak tekrar gözden
geçirilmek üzere iadesi için BaĢbakanlık makamından 27.3.2000 gün ve 650 sayılı olur
almak suretiyle soruĢturma konularının incelenmesini geciktirmesi,
3- BYDK’nin Türkiye Halk Bankası A.ġ. faaliyetlerine iliĢkin 1997 ve 1998 yılı
raporlarında incelenmesi ve soruĢturulması istenen temennilerin tekrar gözden
geçirilmesi için BaĢbakanlık makamından alınan 27.3.2000 gün ve 650 sayılı iade
onayının, BYDK BaĢkanlığı’na dört ayı aĢan bir gecikmeyle 4.8.2000 gününde
gönderilmesi,
Eylemleri yüklenerek, 765 sayılı TCK’nin 240. maddesine göre yargılanması ve
cezalandırılması istenmiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
7
III- SUÇLAMALARA ĠLĠġKĠN MADDĠ OLGULAR
A- SoruĢturma Önergesi
Suçlamalara iliĢkin önerge aynen Ģöyledir:
“Ġstanbul Milletvekili Hüseyin Besli Ve 63 Milletvekilinin, Bakanlıkları Sırasında
Ġlgili KuruluĢların Raporlarının Gereğinin Yapılmasını Geciktirerek Ve Gerekli
Tedbirleri Zamanında Almayarak Görevlerini Yerine Getirmemek Suretiyle Türkiye Halk
Bankasının Zarara Uğramasına Sebep Oldukları, Usulsüz ĠĢlemlerin Yapılmasına Ġmkân
Sağladıkları ve Bu Eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 uncu Maddesinin Ġkinci
Fıkrasına Uyduğu Ġddiasıyla Devlet Eski Bakanı Ve BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin
Özkan ile Devlet Eski Bakanı Recep Önal Haklarında Anayasanın 100 üncü ve Ġçtüzüğün
107 nci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis SoruĢturması Açılmasına ĠliĢkin Önergesi
TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠ BAġKANLIĞINA
Yolsuzluklarının Sebeplerinin, Sosyal ve Ekonomik Boyutlarının AraĢtırılarak
Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis AraĢtırması
Komisyonu (10/9) raporunda (s.396 vd) ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
2001 yılı sonu itibariyle kur farkı ve faizler hariç olmak üzere 1.110.838 milyar
TL takipte alacağı bulunan Halk Bankası‟ndan kullandırılan usulsüz kredilerle ilgili
olarak düzenlenen denetim raporları zamanında iĢleme konulmamıĢ, raporlarda adı
geçen ve genellikle aynı isimlerden oluĢan sorumlular hakkında mevcut ağır suçlamalara
rağmen herhangi bir iĢlem yapılmamıĢ ve Banka‟nın yeniden yapılandırılması
aĢamasına kadar görevlerine devam ettirilmiĢlerdir.
Bunun sonucunda, Hüsamettin ÖZKAN‟ın Halk Bankası‟ndan sorumlu ilgili
Devlet Bakanı olarak göreve baĢladığı 1997 yıl sonunda 12 trilyon lira olan takip tutarı;
görevden ayrıldığı yıl sonunda 375 trilyon liraya, görevden ayrıldıktan sonraki 2001
yılında ise, sorumlu olduğu dönemde verilen ve daha önce temerrüde uğradığı halde
takibe intikal ettirilmeyen kredilerin takibe intikal ettirilmesiyle 1,1 katrilyon liraya
çıkmıĢtır.
2001 yıl sonu itibariyle görülen 1,1 katrilyon liralık takip rakamı gerçek
değerleri ifade etmeyip yukarıda da izah ettiğimiz üzere bu rakamlara faiz ve kur farkı
dahil değildir. Faizleri ile birlikte bu rakam yaklaĢık 3,5 katrilyon liradır.
BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun Türkiye Halk Bankası A.ġ. 1996 Yılı
Raporunun 6, 8, 22, 23, 26, 27, 28, 30, 31, 35, 39, 40, 44, ve 45 numaralı temennilerinde
yer alan ve 2‟si idari bünye, 12 adedi ise firmalara açılan kredilerden oluĢan 14 ayrı
konuya ait hususların ilgili Bakanlıkça (Hazine MüsteĢarlığı) incelemesi ve
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
8
soruĢturulması istenilmiĢ, bunlardan; 31, 35 ve 40 no‟lu temennilerde yer alan firmalara
kullandırılan kredilerle ilgili soruĢturmalar ancak Temmuz/2000 ve Kasım/2001
tarihlerinde tamamlanabilmiĢ, diğer konulardaki soruĢturmalar ise 1998 ve 1999 yılı
içersinde tamamlanmıĢtır.
1998 yılında soruĢturması tamamlanan 6, 8, 22, 23, 27, 28, ve 39 no‟lu
temennilerle ilgili olarak düzenlenen raporlar Hazine MüsteĢarlığı‟nın bağlı olduğu
Devlet Bakanlığı‟nca savcılığa suç duyurusu olarak intikal ettirilmiĢtir.
T. Halk Bankası A.ġ.‟nin bağlı olduğu Devlet eski Bakanı Hüsamettin ÖZKAN
tarafından savcılıklara intikal ettirilen raporlar objektif olmadığı gerekçesiyle geri
istenmiĢ ve BaĢbakanlık Makamından alınan 24.12.1998 tarih, TEFTĠġ.M.184 sayılı
onayla, 6, 8, 26, 27, 28, 22 ve 39 no‟lu temennilerle ilgili olarak BaĢbakanlık
MüfettiĢlerine yeniden inceleme yaptırılmıĢtır.
Söz konusu onay üzerine, BaĢbakanlık MüfettiĢleri tarafından düzenlenen
06.07.1999 tarih, 14/99-152/33 sayılı raporda Bankalar Yeminli Murakıplarınca
düzenlenen raporlardan sadece 39 no‟lu temennide belirtilen görüĢe katılınmamıĢ
diğerlerine aynen katılınmıĢtır. Ayrıca, sorumluluk konusundaki anlaĢmazlıkta da
Yönetim Kurulu üyelerinin de dahil edilmesini istemiĢtir.
Ayrıca, söz konusu BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu raporunda objektiflik konusunda
Bankalar Yeminli Murakıplarınca hazırlanan raporlar için; ....Bütün raporların T. Halk
Bankası kayıt belge ve bilgilerine dayalı olduğunun müĢahade edildiği ve bu raporlar
hakkında, Cumhuriyet Savcılıklarına kovuĢturma yapılmasını sağlayacak iznin verilmesi
veya verilmemesinin 399 sayılı KHK‟nin 11/d maddesine göre T. Halk Bankası A.ġ.‟nin
bağlı bulunduğu Devlet Bakan‟ının takdirlerine bağlı olduğu...” belirtilmiĢtir.
Buna rağmen savcılık izni konusunda bir geliĢme olmamıĢ ve bu kez BaĢbakanlık
Makamından alınan 01.02.2000 tarih, TEFTĠġ.M.004 sayılı onayla 1996 yılı 30, 23, 45,
ve 1997 yılı 41 no‟lu temennilerle birlikte, daha önce incelenmiĢ olan 1996 yılı 6, 8, 26,
27, 28, 22 ve 39 no‟lu temennilerin de incelenmesi istenilmiĢtir.
BaĢbakanlık MüfettiĢleri tarafından düzenlenen 04.07.2000 tarih, 11/2000-03
sayılı raporda; 6, 8, 26, 27, 28, 22 ve 39 no‟lu temennilerle ilgili olarak daha önceki
rapordaki görüĢe aynen katılınmıĢtır.
1996 yılı Halk Bankası YDK raporunda belirtilen usulsüz iĢlemlerle ilgili olarak
Banka yetkilileri hakkında soruĢturma açılması için izin verilmesi konusunda geliĢme
olmazken, haklarında birçok soruĢturma raporu olduğu halde görevden alınmayan
Banka yetkilileri tarafından usulsüz krediler verilmeye devam edilmiĢ ve Banka zararı
artırılmıĢtır. Örneğin, 1996 yılı YDK raporunun 35 inci temennisinde soruĢturulması
istenen ve 1997,1998 ve 1999 yılı raporlarında da bu konuda tenkit edilen YeniĢehir
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
9
ġubesi 516 sabit sayılı firması ile ilgili kredi iĢlemlerinin soruĢturulması bir yana, 1997
yılı sonu itibariyle 3,2 trilyon lira olan firma riski, 1998,1999 ve 2000 yıllarında verilen
ilave kredilerle 45 trilyon liraya yükseltilmiĢtir. Bu firma ile ilgili olarak açılan dava
halen devam etmektedir.
BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu‟nun Türkiye Halk Bankası A.ġ. 1997 Yılı
Raporunun 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 19, 35, 41 ve 42 numaralı temennilerindeki
firmalara açılan usulsüz kredi iĢlemlerinden oluĢan 11 ayrı konunun ilgili Bakanlıkça
(Hazine MüsteĢarlığı) incelenmesi ve soruĢturulması istenilmiĢ, bu temennilerden
yalnızca Ġzmir ġubesi‟ne ait 1384/1 ve 1384/2 Sabit No‟lu firmalara kullandırılan kredi
için soruĢturma 22.10.1999 tarihinde tamamlanmıĢ, diğer temennilerde belirtilen
konulardaki soruĢturmalar ise Banka Yönetimi ve ilgili Bakan‟ın değiĢmesinden sonra
2001 ve 2002 yılında sonuçlandırılabilmiĢtir. BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu
tarafından Halk Bankası ile ilgili olarak hazırlanan 1997 yılı raporu 27.01.1999 tarih, 90
sayılı yazı ekinde BaĢbakanlığa iletilmiĢtir.
Halkbank‟ın 1997 yılı hesapları ise KĠT Komisyonunca usulsüz iĢlemlere rağmen
“açılmıĢ ve açılacak soruĢturmalar saklı kalmak kaydıyla” 11 kabul, 10 red oyu ile ibra
edilmiĢ Hazine MüsteĢarlığı‟nca incelemesi ve soruĢturulması istenilen 11 konudan
sadece 101. 1384/1 ve 113 no‟lu firma ile ilgili iĢlemlerin Banka TeftiĢ Kurulunca
incelenmesi istenilmiĢ, diğer konular raporda yer almamıĢtır. Ancak, Ģartlı ibra
olamayacağı gerekçesiyle, 27.05.2003 tarihinde konu tekrar Meclis gündemine alınmıĢ
ve KĠT Komisyonu raporu doğrultusunda Banka‟nın hesapları ibra edilmemiĢtir.
BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu‟nun Türkiye Halk Bankası A.ġ. 1998 Yılı
Raporunun 9, 15, 16, 20, 23, 25, 27, 28, 29, 34, 35 ve 39 numaralı temennilerinde yer
alan 1‟i idari bünye, 11 adeti firmalara açılan kredilerden oluĢan 12 ayrı konunun ilgili
Bakanlıkça (Hazine MüsteĢarlığı‟nca) incelenmesi ve soruĢturması istenilmiĢ, ancak
bunlarla ilgili soruĢturmalar da ilgili Bakan ve Banka yönetiminin değiĢmesinden sonra
2002 yılı Kasım ayında tamamlanabilmiĢtir. 1998 yılı raporu 06.01.2000 tarih 34 sayılı
yazı ekinde BaĢbakanlığa iletilmiĢtir.
Yukarıda belirtilen konuların dıĢında 1998 yılı Halk Bankası YDK raporunun 21.
temennisinde belirtilen Levent ġubesi‟nde 46 sabit no‟lu firmaya kullandırılan kredilerle
ilgili olarak da soruĢturma yapılmıĢ, Bankalar Yeminli Murakıpları tarafından
düzenlenen 21.02.2000 tarih, R-9, R-8, R-8 sayılı rapor 12.04.2000 tarih,1055 sayılı yazı
ile izin için Devlet Bakanlığı‟na (Hüsamettin ÖZKAN) gönderilmiĢ, 15.11.2000 tarih,
11/2000-7 sayılı BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulunda belirtilen görüĢ nedeniyle 02.03.2001
tarihine kadar izin verilmemiĢtir. Ġlgili Devlet Bakanlığı‟nca (Recep ÖNAL) 02.03.2001
tarihinde soruĢturma izni verilmiĢtir. Aynı konuda CumhurbaĢkanlığı Devlet Denetleme
Kurulu‟nca düzenlenen 17.09.2001 tarih, 2001/4-13 sayılı rapor da savcılığa intikal
ettirilmiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
10
Halk Bankası‟ndaki usulsüz kredilerle ilgili basında hemen hemen her gün çok
ciddi iddiaların yer aldığı haberler yayınlanırken yukarıda da belirtildiği üzere Bankalar
Yeminli Murakıplarınca düzenlenen ve adli mercilere intikal ettirilen raporlara izin
verilmemiĢ, Banka‟nın 1997 ve 1998 yılı Yüksek Denetleme Kurulu Raporlarındaki
temennilerde belirtilen konularla ilgili soruĢturmalar ancak Banka Yönetimi ve ilgili
Bakan‟ın değiĢmesinden sonra tamamlanabilmiĢtir. Haklarında usulsüzlük iddiası olan
yöneticiler görevlerinde tutulmaya devam edilmiĢ, hatta bazıları terfi ettirilmiĢtir. Bunun
yanı sıra soruĢturma açılması istenen bazı firmalara büyük montanlı yeni krediler
verilmek suretiyle Banka zararı artırılmıĢtır.
BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu‟nca Komisyona gönderilen 23.05.2003
tarih, 732 sayılı yazıda;
“...YDK tarafından 1996, 1997, 1998, yıllarında talep edilen toplam 37 temenni
ile ilgili soruĢturmalar 2002 yılının Kasım ayı itibariyle tamamlanarak, sonuçları
Kurul‟a intikal etmiĢtir. Bu soruĢturmaların 25‟inde banka yönetimde bulunan Genel
Müdür ve Yönetim Kurulu üyelerinin iĢlem ve eylemlerinin TCK‟nin 230 ve 240 ıncı
maddelerinde belirtilen fiillere uygun olduğu vurgulanmıĢtır. ... 37 soruĢturma
temennisinin 2‟si hariç diğerleri 4616 sayılı yasa ile TCK‟nin zamanaĢımını düzenleyen
102 nci maddesi kapsamına girdiği belirtilmiĢtir. 2 soruĢturma konusundaki
yargılamanın devam ettiği bilinmektedir. Bu dönemde Haziran 1995 ayında Bankaya
Genel Müdür olarak atanan kiĢi 2001 yılı Nisan ayına kadar, yönetim kurulu üyeleri de
bir iki değiĢiklik hariç kredilendirme iĢlemlerinin eleĢtirildiği tüm dönemlerde (1996-
2001) görevde kalmıĢlar ve banka yönetimi 4603 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden
sonra 2001 yılı Nisan baĢında tümüyle değiĢmiĢtir.”
Hususlarına yer verilmiĢtir.
Görüleceği üzere geciktirilerek gereği zamanında yerine getirilmeyen 37
temenniden 25‟inde TCK açısından suç iĢlendiği sonucuna varılmıĢ, ancak 4616 sayılı
Yasa ve zamanaĢımı nedeniyle sorumlular hakkında müeyyide uygulanamamıĢtır.
Haklarında TCK uyarınca iĢlem yapılması gereken Banka yöneticilerinin ısrarla
görevde tutulması ile ilgili olarak CumhurbaĢkanlığı Devlet Denetleme Kurulunca
düzenlenen 2001/4 sayılı raporun 63 üncü sayfasında;
“... Raporlarda bu tür ifadelere rastlanırken sorumlular arasında genellikle aynı
isimlerin yer aldığı görülmektedir. Yıllardan beri yazılan raporlardaki ağır suçlamalara
rağmen sorumlular hakkında herhangi bir iĢlem yapılmamıĢ, adı geçen Ģahıslar
Banka‟nın yeniden yapılandırılması aĢamasına kadar görevlerine devam etmiĢlerdir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
11
Haklarında bu kadar iddia bulunan Banka Yöneticilerinin uzun süre ısrarla
görevde tutulması ile tahsil edilemeyen kredi tutarları ve korunup kollanan kredi
borçluları arasında doğrusal bir iliĢki bulunduğu sonucuna ulaĢılmaktadır...”
Öte yandan; Yüksek Denetleme Kurulu‟nca 72 sayılı KHK‟nin verdiği yetki
uyarınca önceki yıllarda olduğu gibi soruĢturulmak üzere Hazine MüsteĢarlığı‟na
(Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu) intikal ettirilen T. Halk Bankası A.ġ.‟nin 1996,
1997 ve 1998 yıllarına ait raporlarında belirtilen temennilerle ilgili soruĢturmaların
tamamlanmaması üzerine 1999 yılı raporunun 5, 6 ve 7 nci temennisinde bu hususa yer
verilmiĢ ve aynı raporun 149 uncu sayfasının üçüncü paragrafında aynen “TCK
açısından genel zamanaĢımı 1-5 yıl olup; YDK‟nın 1996 yılı Raporunda yer alan
temennilerle ilgili olarak zamanaĢımı dolmak üzeredir. Ġlgili Bakan‟ın zamanında takibat
yapılabilmesi ile ilgili Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟nın talebini imzalamaması nedeniyle
dosyaların zamanaĢımına uğraması ihtimali ile birlikte ilgili ve yetkililerin
sorumlulukları da gündeme gelecektir.” denilmek suretiyle gecikmelerin önemi
vurgulanmıĢtır.
Raporun 149 uncu sayfasında belirtilen bu uyarıya rağmen gerekli tedbirler
alınmamıĢ, Halk Bankası 2001 yılı YDK Raporunun 8 inci temennisinde bazı konuların
zamanaĢımına uğradığı vurgulanmıĢtır.
Yüksek Denetleme Kurulu‟nca hazırlanan raporlarda temennilerle ilgili
soruĢturmaların bir an önce tamamlanması istenirken, Devlet Eski Bakanı Recep ÖNAL
tarafından BaĢbakanlık Makamından alınan 27.03.2000 tarih, 2000/650 sayılı onayla T.
Halk Bankası‟nın 1997 ve 1998, T. Emlak Bankası‟nın 1998 ve T.C. Ziraat Bankası‟nın
1998 yılı temennileri tekrar gözden geçirilmek üzere iade edilmiĢtir. BaĢkanlık
Makamından 27.03.2000 tarihinde onay alınmasına rağmen, temenniler 04.08.2000
tarihinde iade edilmiĢtir.
Bunun yanı sıra, Vakıflar Bankası Eski Genel Müdürü Hasan KILAVUZ
tarafından 23.04.2003 tarihinde Komisyona yapılan açıklamada; “....BaĢbakanlık TeftiĢ
Kurulu BaĢkanına gittim. Dedim ki: “Üstat, bu size verdiğim raporları size güvenerek
verdim; ama bu raporlar benim patronumun elinde çıktı ve bana baskı var, bu nasıl bir
iĢtir?” O zaman bana, kendisinin ifadesi, “Yahu, maalesef bize de çok baskı var” dedi.
Bana açtı, o tarihte Halk Bankası‟na verilen 40 milyon dolarlık bir krediden bahsetti ve
ben krediyi gördüm. ĠĢte bunu özellikle Hüsamettin ÖZKAN Bey ilgili yerlere
ulaĢtırmamızı önlüyor, dedi” Ģeklinde iddialara yer verilmiĢtir.
Sonuç olarak; T. Halk Bankası‟nın bağlı olduğu Devlet Eski Bakanı Hüsamettin
ÖZKAN ve Hazine MüsteĢarlığı‟nın bağlı olduğu Devlet Eski Bakanı Recep ÖNAL
hakkında: Yüksek Denetleme Kurulu Denetçileri ve Bankalar Yeminli Murakıplarınca
düzenlenen raporların gereğinin yapılmasını geciktirerek ve Banka ile ilgili gerekli
tedbirleri zamanında almayarak Banka‟nın zarara uğramasına sebep olmak ve usulsüz
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
12
iĢlemlerin yapılmasına imkan sağlamak suretiyle, 3046 sayılı Bakanlıkların KuruluĢ ve
Görev Esasları hakkında Kanun‟un 21/3. maddesi uyarınca denetim ve gözetim görevini
yerine getirmedikleri kanaatine ulaĢılmıĢtır.
Bu nedenle, Devlet Eski Bakanları Hüsamettin ÖZKAN ve Recep ÖNAL
haklarında Türk Ceza Kanunu‟nun 230/2. maddesinden Anayasanın 100 üncü, Ġçtüzüğün
107 nci maddesi uyarınca bir Meclis SoruĢturması açılmasını arz ve teklif ederiz.”
DenilmiĢtir.
B- (9/3) Sayılı Meclis SoruĢturma Komisyonu Raporu
l- SORUġTURMA KOMĠSYONUNUN KURULUġU VE KONUSU
Meclis SoruĢturması Önergesi doğrultusunda, TBMM Genel Kurulu’nun
9.12.2003 günlü birleĢiminde görüĢülerek iki aylık görev süresince kurulmasına karar
verilen SoruĢturma Komisyonunun kuruluĢu ve görev dağılımı ile ilgili kararı 23.1.2004
gün ve 25355 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıĢtır.
SoruĢturma Komisyonu’nun konusu, Yolsuzlukların Sebeplerinin, Sosyal ve
Ekonomik Boyutlarının AraĢtırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi
Amacıyla Kurulan Meclis AraĢtırması Komisyonu (10/9) raporunda ayrıntılı olarak
açıklandığı üzere;
T. Halk Bankası’ndan kullandırılan usulsüz kredilerle ilgili olarak düzenlenen
denetim raporlarının zamanında iĢleme konulmaması, konu ile ilgililer hakkında bir iĢlem
yapılmaması, Banka ile ilgili BYDK temennilerine iliĢkin olarak savcılığa intikal ettirilen
raporların objektif olmaması nedeniyle tekrar incelettirilmek üzere geri istenmesi ve
BaĢbakanlık makamından alınan onayla BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’na yeniden
incelettirme yaptırılması sonucunda düzenlenen raporlara karĢın sorumlular hakkında
soruĢturma izni verilmemesi, böylece usulsüz kredi verilmeye devam edilmesi
neticesinde Banka zararının sürekli arttığı Ģeklindeki tespitler üzerine Ġstanbul
Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekilinin, anılan eylemlerin 765 sayılı TCK’nin
230. maddesinin 2. fıkrasına uyduğu iddiasıyla Anayasa’nın 100. ve Ġç Tüzüğün 107.
maddeleri uyarınca verdikleri Önerge üzerine kurulmasına karar verilen SoruĢturma
Komisyonu’nun görev konusu belirlenmiĢtir.
ll- KOMĠSYONCA YAPILAN ĠNCELEME, ARAġTIRMA VE TESPĠTLER
SoruĢturma Komisyonu özetle;
T. Halk Bankası A.ġ.’nin hukuki statüsünü, Banka’yı denetlemekle yetkili kurum
ve kuruluĢları tespit ederek, Banka’nın genel kredi politikaları ve takipteki alacaklarının
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
13
durumu ve bunlara iliĢkin BYDK, BYMK, Hazine Kontrolörleri ve BaĢbakanlık TeftiĢ
Kurulu’nca düzenlenen raporları incelemiĢtir.
Komisyon, T. Halk Bankası A.ġ.’nin ilgili kuruluĢ olarak eski Devlet Bakanı ve
BaĢbakan Yardımcısı Hasan Hüsamettin Özkan’a bağlı olduğu döneme iliĢkin olarak;
BaĢbakanlık makamının talimatı üzerine düzenlenen raporları, bu döneme iliĢkin
BYMK’ce yapılan incelemeleri, Banka’nın 1996 yılı faaliyetlerine iliĢkin BYDK’ce
hazırlanan raporda yer alan inceleme ve soruĢturma temennileriyle bu temennilere verilen
Banka cevaplarını, anılan temenniler üzerine BYMK’nin düzenlediği inceleme ve
soruĢturma raporlarıyla bu raporlardan doğrudan Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı’na
gönderilenler hakkındaki iĢlemleri, incelenmesi devam eden temennilerin durumunu,
Banka yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılması yönündeki istem ile bunlara iliĢkin
yazıĢmalar ile sonuçlarını incelemiĢtir.
Yine Komisyon, eski Devlet Bakanı Recep Önal’ın Hazine MüsteĢarlığı’ndan
sorumlu olduğu döneme iliĢkin olarak;
T. Halk Bankası A.ġ.’nin 1997-1998 yılları faaliyetleriyle ilgili BYDK’ce
hazırlanan raporlarda yer alan inceleme ve soruĢturma temennileri ile bu temennilere
verilen Banka cevaplarını, bu temenniler üzerine yapılan iĢlemleri, konu ile ilgili olarak
düzenlenen denetim raporlarını, anılan temennilerde bahsi geçen kredilerin durumunu
incelemiĢtir.
Komisyon’un ayrıca Banka’nın 1996 ilâ 2001 yıllarına iliĢkin olarak TBMM KĠT
Komisyon kararlarını, Hasan Hüsamettin Özkan ve Recep Önal’ın görevlerinden
ayrılmalarından sonra; CumhurbaĢkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nca düzenlenen
17.9.2001 gün ve 2001/4 sayılı raporu, banka yöneticileri ile bir kısım kamu görevlileri
hakkında Hazine kontrolörlerince düzenlenen raporları, Banka Genel Müdürlüğü’nce
yapılan iĢlemleri, Banka mensupları haklarındaki adlî iĢlemleri incelemiĢ ve bunlara
raporunda özetleyerek yer verdiği görülmüĢtür.
lll- TANIKLAR
Komisyon, soruĢturmaya esas olmak üzere konu ile ilgili gördüğü tanıkların
beyanlarına baĢvurmuĢ ve bu anlatımları raporuna özetleyerek aktarmıĢtır.
lV- SAVUNMALAR
A- HASAN HÜSAMETTĠN ÖZKAN’IN SAVUNMASI:
SoruĢturma konularıyla ilgili olarak elde edilen bilgi ve belgeler ıĢığında tespit
edilen hususlar hakkında ifadesine baĢvurmak üzere, eski Devlet Bakanı ve BaĢbakan
Yardımcısı Hasan Hüsamettin Özkan 28.4.2004 günü Komisyon’a davet edilmiĢ, adı
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
14
geçen belirtilen tarihte Komisyona gelerek üzerine atılı bulunan iddialarla ilgili olarak
yazılı savunma yapmak istediğini beyan ederek yazılı savunmasını Komisyon
BaĢkanlığı’na sunmuĢtur.
Hasan Hüsamettin Özkan’ın yazılı savunması incelenerek, aydınlatılması
gereken konulara cevap alınmak üzere adı geçen tekrar Komisyon’a davet edilmiĢ ve
5.5.2004 günlü toplantıda konu ile ilgili sorular yöneltildiğinde, bu sorulara da yazılı
cevap vereceğini ifade ederek bunun için süre istemiĢ ve bu talebinin kabul edilmesi
üzerine de süresi içerisinde Komisyon’a gönderdiği 10.5.2004 günlü ek yazılı savunması
alınmıĢtır.
B- RECEP ÖNAL’IN SAVUNMASI
SoruĢturma konularıyla ilgili olarak elde edilen bilgi ve belgeler ıĢığında tespit
edilen hususlar hakkında ifadesine baĢvurmak üzere, eski Devlet Bakanı Recep Önal
27.4.2004 günü Komisyona davet edilmiĢ, adı geçen belirtilen tarihte Komisyon’a
gelerek üzerine atılı bulunan iddialarla ilgili olarak yazılı savunma yapmak istediğini
beyan ederek yazılı savunmasını Komisyon BaĢkanlığı’na sunmuĢtur.
Recep Önal’ın yazılı savunması incelenerek, aydınlatılması gereken konulara
cevap alınmak üzere adı geçen tekrar Komisyon’a davet edilmiĢ ve 4.5.2004 günlü
toplantıda konu ile ilgili sorular yöneltildiğinde, bu sorulara da yazılı cevap vereceğini
ifade ederek bunun için süre istemiĢ ve bu talebinin kabul edilmesi üzerine de süresi
içerisinde Komisyon’a gönderdiği 7.5.2004 günlü ek yazılı savunması alınmıĢtır.
V- DEĞERLENDĠRME
(9/3) Esas Numaralı Meclis SoruĢturması Komisyonu’nda yapılan çalıĢmalar
sonucunda elde edilen bilgi ve belgeler ile dinlenen tanıkların ifadeleri ve alınan yazılı
savunmaların ıĢığında yapılan değerlendirmeler sonucunda Hasan Hüsamettin Özkan ve
Recep Önal ile ilgili değerlendirmeler aĢağıya aynen alınmıĢtır.
“A- DEVLET ESKĠ BAKANI VE BAġBAKAN YARDIMCISI HASAN
HÜSAMETTĠN ÖZKAN HAKKINDAKĠ ĠDDĠALARLA ĠLGĠLĠ DEĞERLENDĠRMELER
1- 3182 sayılı Bankalar Kanunu‟nun 62/1. maddesi uyarınca Banka
mensuplarının imza yetkilerinin kaldırılmaması konusu.
- Hazine MüsteĢarlığı‟nın bağlı olduğu Devlet Bakanı GüneĢ TANER tarafından
T. Halk Bankası A.ġ.‟nin ilgili olduğu Devlet Bakanı H. Hüsamettin ÖZKAN‟a hitaben
yazılan 16.11.1998 tarih ve 77576 sayılı yazıda;
“Bankalar Yeminli Murakıbı Ümit Peçen tarafından yapılan inceleme sonucunda
düzenlenen 06.07.1998 tarih ve R-4 sayılı raporda; mevzuata (Bankalar Kanunu‟nun 44
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
15
ve 52. maddeleri, Medeni Kanunu‟nun 766. maddesi, Ticari Krediler Yönetmeliği‟nin 8.2
ve 8.3 maddeleri, Türk Ceza Kanunun 240. maddesi) aykırılık oluĢturan bu iĢlemlerin
aynı zamanda Banka‟nın emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye düĢürecek nitelik ve
boyutta olduğu ve bu iĢlemlerin sorumluları oldukları tespit edilen; ġube Müdürü
Muzaffer TEK, Ticari Krediler Müdürü Muazzez ELA, Genel Müdür Yardımcısı
H.Barbaros OLCAY, O. Nuri ERTUĞ ve Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Genel Müdür Yenal
ANSEN için 3182 sayılı Bankalar Kanunu‟nun 62/1. maddesi hükmünün tatbikinin
gerektiği hususlarına yer verilerek, söz konusu rapora konu edilen, Türk Ceza
Kanunu‟nun 240. maddesine aykırı iĢlemlerin sorumluları hakkında dava açılmasını
teminen, Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu BaĢkanlığı‟nın 27.08.1998 tarih ve 1706
sayılı yazısı ile Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟na suç duyurusunda bulunulduğu,
Bankalar Yeminli Murakıbı Sedat Yetim tarafından T. Halk Bankası A.ġ. Genel
Müdürlüğü ve YeniĢehir ġubesi nezdinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen
06.11.1998 tarih ve R-3 sayılı Mevzuat Raporunda; söz konusu iĢlemlerin 765 sayılı Türk
Ceza Kanunu‟nun 230, 240 ve 345 inci maddeleri kapsamında değerlendirilmesi
gerektiğinden bahisle, sorumlular Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Genel Müdür Yenal
ANSEN, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Genel Müdür Yardımcıları O.Nuri ERTUĞ, H.
Barbaros OLCAY, Yönetim Kurulu Üyeleri Yücel DĠRĠK, A.Ġhsan ELGĠN, Hasan
ÖZCAN, Ticari Krediler Müdürü Muazzez ELA ve ġube Müdürü Vecihi KOÇER
haklarında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulması, ayrıca mevzuata
aykırılık teĢkil eden bu fiillerin aynı zamanda Banka‟nın emin bir Ģekilde çalıĢmasını
tehlikeye düĢürecek nitelikte ve boyutta olması sebebiyle adı geçen sorumlular hakkında
3182 sayılı Bankalar Kanunu‟nun 62/1 inci maddesinin uygulanmasının gerektiği
hususlarına yer verilerek; bu çerçevede, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu‟nun 230, 240 ve
345 inci maddelerine aykırı karar, iĢlem ve uygulamaların sorumluları hakkında yasal
takibe geçilmesini teminen Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu BaĢkanlığı tarafından
12.11.1998 tarihli yazı ile Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığına suç duyurusunda
bulunulduğu,
AnlaĢılmıĢ ve bu doğrultuda, T. Halk Bankası A.ġ.nin emin bir Ģekilde
çalıĢmasını tehlikeye düĢürecek nitelikte iĢlemleri tespit edilen Banka ġube Müdürleri
Muzaffer TEK, Vecihi KOÇER, Ticari Krediler Müdürü Muazzez ELA, Genel Müdür
Yardımcıları ve Yönetim Kurulu Üyeleri H. Barbaros OLCAY, O. Nuri ERTUĞ, Yönetim
Kurulu Üyeleri Yücel DĠRĠK, Hasan ÖZCAN, A.Ġhsan ELGĠN, Yönetim Kurulu BaĢkanı
ve Genel Müdür Yenal ANSEN hakkında 3182 sayılı Bankalar Kanunu‟nun 62/1.
maddesi hükmünün tatbik edilmesi”
Gerektiği belirtilmiĢtir.
Bu talep üzerine Devlet eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin
ÖZKAN‟ın Devlet eski Bakanı GüneĢ TANER‟e hitaben yazdığı 24.11.1998 tarih ve 1121
sayılı cevabi yazısında özet olarak;
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
16
“Bakanlığımın görüĢüne sunulmaksızın doğrudan Ankara C. BaĢsavcılığı‟na
intikal ettirilen raporlarla ilgili Bakanlığınızın yetkisizliği nedeniyle Ankara Cumhuriyet
BaĢsavcılığı‟nca takipsizlik kararı verildiği, bundan sonra Bakanlığımın ilgili kuruluĢu
Halk Bankası ile ilgili yapılacak değerlendirmeler sonucu yargı mercilerine intikal
ettirilmesinde zorunluluk görülen konular olursa bunların Bakanlığımın takdirine
sunulması gerektiği”
BelirtilmiĢtir.
Devlet eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı H.Hüsamettin ÖZKAN‟ın
Komisyonumuza verdiği 28.04.2004 tarihli savunmasında;
“Devlet Bakanlığı (Hazine MüsteĢarlığı) bununla da yetinmemiĢ, Bakanlığıma
gönderdiği 16.11.1998 tarihli yazı ile, 3182 sayılı Bankalar Kanununun 62/1 maddesi
uyarınca Banka Yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılmasını talep etmiĢtir. Daha önce
emsali görülmemiĢ bir Ģekilde yapılan bu talep, tümüyle hukuka aykırıdır. Bankalar
Kanunu‟nun anılan maddesi uyarınca aykırı davranan Banka yöneticilerinin imza
yetkilerinin kaldırılması, Savcılığa yapılan takibat baĢvurusundan sonra mümkün
olabilmektedir. Ancak burada, kamu bankalarının tabi oldukları kendi mevzuatları
nedeni ile özel bankalardan farklı bir durum söz konusudur. 399 sayılı KHK‟nin 11/d
maddesi uyarınca kamu bankalarının yöneticileri hakkında takibat yapılabilmesi için
ilgili Bakanın izni Ģart koĢulduğundan, bu izin olmaksızın savcılığa yapılacak takibat
baĢvurularının ve bu takibat baĢvurusuna dayanılarak imza yetkisinin kaldırılması
talebinde bulunmanın hukuken geçersiz olduğu açıktır.”
ġeklinde ifade etmiĢtir.
29.01.1990 tarihinde Resmi Gazete‟de yayımlanarak yürürlüğe giren 399 sayılı
KHK‟nin 11/d maddesi “Görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla iĢledikleri iddia
olunan suçlardan dolayı teĢebbüs genel müdürü ve yönetim kurulu üyeleri hakkında
takibat yapılabilmesi için ilgili Bakanın izni alınması Ģarttır.” hükmü uyarınca takibat
yapılabilmesini ilgili Bakan‟ın iznine bağlanmıĢtır.
02 Mayıs 1985 tarih ve 18742 Sayılı Resmi Gazete‟de yayımlanan 3182 sayılı
Bankalar Kanunu‟nun mülga 62/1. maddesi (Bankalar Yeminli Murakıplarınca yapılan
denetimler sonucunda, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuata aykırı ve bankanın emin bir
Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye düĢürecek nitelikte iĢlemleri tespit olunan banka
mensuplarının haklarında ayrıca kanuni kovuĢturma yapılmakla beraber, Bakanlığın
talebi üzerine görevlerine son verilmesi zorunludur. Bu kimseler, Bakanlığın izni
olmadıkça hiçbir bankada çalıĢtırılamazlar.), Banka mensuplarının imza yetkilerini değil
görevden alınmalarını içermekte, ayrıca görevden alınmalarını da kanuni kovuĢturmanın
baĢlamıĢ olmasını ön Ģart olarak kabul etmektedir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
17
Ancak Bankalar Kanunu‟nun söz konusu maddesi, Bankacılık sisteminin
korunmasına yönelik tedbirlerin zamanında alınmasını ve doğabilecek Banka
zararlarının kısa sürede önlenmesini temin etmek için, daha sonra 11.06.1994 tarih ve
538 sayılı KHK ile değiĢtirilerek Kanun‟un “Ġdari Tedbirler” baĢlıklı 62/1 maddesi
“Bankalar yeminli murakıplarınca yapılan değerlendirmelerde; bu kanun veya ilgili
diğer mevzuat hükümlerinin ihlal ettikleri ve bankanın emin bir Ģekilde çalıĢmasını
tehlikeye düĢürdükleri tespit edilen banka mensuplarının, haklarında kanuni kovuĢturma
istenmesini müteakip Bakanlığın talebi üzerine imza yetkilerinin kaldırılması zorunludur.
Bu kimseler Bakanlığın izni olmadıkça yetkili personel olarak hiçbir bankada
çalıĢtırılamazlar.” Ģeklinde yeniden düzenlenmiĢtir.
Devlet eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin ÖZKAN‟ın ilgili
Bakan olarak T. Halk Bankası A.ġ.‟den sorumlu olduğu dönemde ise 3182 sayılı
Kanun‟un değiĢtirilen bu maddesi yürürlüktedir.
Kanun metninden de anlaĢılacağı üzere; Banka mensuplarının imza yetkilerinin
kaldırılması için gereken koĢullar Ģunlardır:
a) Bankalar Kanunu veya ilgili diğer mevzuat hükümlerinin ihlal edilmesi,
b) Bu ihlallerin bankanın emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye düĢürdüğünün
Bankalar Yeminli Murakıplarınca tespit edilmesi,
c) Banka mensupları hakkında kanuni kovuĢturma istenmesi,
d) Bakanlığın talebi,
Gerekmektedir.
Bu kanunun gerekçesinde; yapılan denetimler sonucunda mevzuata aykırı fiilleri
belirlenen ve bankanın emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye düĢürdükleri tespit edilen
banka mensuplarının imza yetkilerinin Hazine MüsteĢarlığı‟nın bağlı bulunduğu
Bakanlığın talebi üzerine kaldırılması öngörülmüĢtür.
Kanun‟un gerekçesinden de anlaĢılacağı üzere (d) bendinde belirtilen Bakanlık
Hazine MüsteĢarlığı‟nın bağlı olduğu Bakanlıktır.
Bankalar Yeminli Murakıplarınca düzenlenen 06.07.1998 tarih ve R-4 sayılı ve
06.11.1998 tarih ve R-3 sayılı raporlar üzerine Banka mensuplarının imza yetkisinin
kaldırılmasını havi Devlet Eski Bakanı GüneĢ TANER‟in 16.11.1998 tarih ve 77576 sayılı
yazısıyla yukarıda belirtilen yasal Ģartların oluĢtuğu anlaĢılmaktadır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
18
Bu nedenle yukarıda belirtilen iki rapor ve Hazine MüsteĢarlığı‟nın bağlı olduğu
Devlet Bakanı GüneĢ TANER‟in talebi üzerine, T. Halk Bankası A.ġ.‟nin ilgili olduğu
Devlet Bakanı H. Hüsamettin ÖZKAN‟ın adı geçen Banka mensuplarının imza yetkilerini
kaldırması gerekirdi. Çünkü 3182 sayılı Kanun‟un değiĢik 62/1 maddesi “... imza
yetkilerinin kaldırılması zorunludur.” hükmü ilgili Bakana takdir hakkı tanımamıĢtır.
Öte yandan, 3182 sayılı (11.06.1994 tarih ve 538 sayılı KHK ile değiĢik)
Kanun‟un “Ġdari Tedbirler” baĢlıklı 62/1 maddesi “Bankalar yeminli murakıplarınca
yapılan değerlendirmelerde; bu kanun veya ilgili diğer mevzuat hükümlerini ihlal
ettikleri ve bankanın emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye düĢürdükleri tespit edilen
banka mensuplarının, haklarında kanuni kovuĢturma istenmesini....” hükmünden
kovuĢturma isteme yetkisinin Bankalar Yeminli Murakıplarına verdiği açıktır. Çünkü,
idari tedbir niteliğinde olan bu hüküm uyarınca bankaların emin bir Ģekilde çalıĢması ve
daha fazla zarara uğratılmaması amaçlanmaktadır.
Oysa, Devlet eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan‟ın
savunmasında ileri sürdüğü 399 sayılı KHK‟nin 11/d maddesi, ilgili Banka mensupları
hakkında kovuĢturma isteme yetkisini değil haklarında takibat yapılmasını sağlamaktır.
Neticede, Banka yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılması yönündeki talebe
uyulmaması sonucunda, usulsüz kredilerin kullandırılmasına ve bu kredilerle ilgili
gerekli tedbirlerin alınmamasına devam edilmesi, Banka‟nın takipteki alacaklarının
artmasına neden olmuĢtur.
2- Bankalar Yeminli Murakıpları Raporlarının “Objektiflik ve Tarafsızlıktan
Uzak Olduğu” Ġddiası
T. Halk Bankası A.ġ.‟nin 1996 yılı faaliyetleri ile ilgili olarak Bankalar Yeminli
Murakıplarınca 1998 yılında tamamlanan YDK‟nun 6, 8, 22, 26, 27, 28 ve 39 no‟lu
temennilerine iliĢkin olarak düzenlenen raporların Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟na
intikali üzerine, Ankara C. BaĢsavcılığı‟nca 399 sayılı KHK‟nin 11/d maddesi uyarınca
T. Halk Bankası A.ġ. Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyeleri haklarında soruĢturma
yapılabilmesi için ilgili Bakan‟ın izni gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek
soruĢturma evrakının 02.10.1998 tarihinden itibaren ilgili Devlet Bakanlığı‟na
gönderilmesini müteakip, ilgili Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan‟ın 08.12.1998 tarih ve
1183 sayılı yazısı üzerine, BaĢbakanlık Makamı‟ndan alınan 24.12.1998 tarih ve TeftiĢ
M: 184 sayılı Onayla, Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟nca gönderilen söz konusu 5 dosyanın
BaĢbakanlık BaĢmüfettiĢleri tarafından değerlendirilmesi ve gerekirse incelenmesi
istenmiĢtir.
Söz konusu onay üzerine; BaĢbakanlık BaĢmüfettiĢleri tarafından düzenlenen
06.07.1999 tarih, 14/99-152/33 sayılı raporda; Bankalar Yeminli Murakıpları tarafından
düzenlenen raporların objektif ve tarafsızlığı konusunda “Bütün raporların T. Halk
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
19
Bankası A.ġ. kayıt, belge ve bilgilerine dayalı olduğunun müĢahede edildiği ve bu
raporlar hakkında, Cumhuriyet Savcılıklarınca kovuĢturma yapılmasını sağlayacak iznin
verilmesi veya verilmemesinin 399 sayılı KHK‟nin 11/d maddesine göre T. Halk Bankası
A.ġ.‟nin bağlı bulunduğu Devlet Bakanı‟nın takdirinde olduğu” belirtilmiĢtir.
Buna rağmen soruĢturma izni konusunda bir geliĢme olmamıĢ ve bu kez
BaĢbakanlık Makamı‟ndan alınan 01.02.2000 tarih ve TeftiĢ M. 004 sayılı Onayla; 1996
yılı 23, 30, 45 ve 1997 yılı 41 no‟lu temennilerle birlikte, daha önceden incelenmiĢ olan
1996 yılı 6, 8, 22, 26, 27, 28 ve 39 no‟lu temennilerin de yeniden incelenmesi ve gerekirse
soruĢturulması istenmiĢtir.
BaĢbakanlık MüfettiĢleri tarafından düzenlenen 04.07.2000 tarih, 11/2000-03
sayılı raporda; 22, 26, 27 ve 28 no‟lu temennilerle ilgili olarak Bankalar Yeminli
Murakıplarının raporları ile 06.07.1999 tarih ve 14/99-152/33 sayılı BaĢbakanlık TeftiĢ
Kurulu raporlarındaki görüĢlere aynen katılınmıĢtır.
Neticede, BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu‟nca 1996 yılı raporunda
soruĢturulması temenni edilen ve Bankalar Yeminli Murakıplarınca 1998 yılında
tamamlanan raporlar; objektif ve tarafsızlık ilkesine uyulmadığı gerekçe gösterilerek iki
kez BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu‟na incelettirilmiĢ, bu Kurulca da objektif ve tarafsızlık
ilkesine aykırı bir durumun görülmediğinin belirtilmesine rağmen 2 yılı aĢkın bir süre bu
raporların Yargıya intikal ettirilmesi engellenerek sürüncemede bırakılmıĢtır.
Devlet eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin ÖZKAN 28.04.2004
tarihli savunmasında, bu raporların gecikmesinin nedeni ile ilgili olarak özetle; Bankalar
Yeminli Murakıplar Kurulu BaĢkanı Ġlkay KARAKOÇ ile T. Halk Bankası A.ġ. Genel
Müdürü Yenal ANSEN‟in eskiye dayanan husumeti nedeniyle, Ġlkay KARAKOÇ‟un Yenal
ANSEN‟i yıpratmak için kendisine bağlı Bankalar Yeminli Murakıplarına baskı
uygulayarak T. Halk Bankası A.ġ. yöneticileri hakkında cezai nitelikte raporlar
düzenlettirildiğine dair kendisine 14.03.2000 tarihli Bedri EġSĠZ, 10.10.2000 tarihli
Aytekin TECE ve Vedat Nezihi AKSU imzalı tarihsiz mektupları/bilgi notları gerekçe
göstererek bu raporların objektif ve tarafsız olmadığını belirtmiĢtir.
Söz konusu bilgi notu ve mektupların, kendi danıĢmanı olan Bedri EġSĠZ ile eski
Bankalar Yeminli Murakıbı Vedat N. AKSU ve Merkez Bankası Ġdare Meclisi Üyesi
Aytekin TECE tarafından daha sonraki tarihli olarak düzenlenmesi (Ġki mektup yaklaĢık 2
yıl sonra düzenlenmiĢtir.) ve bunlardan ikisinin Halk Bankası Genel Müdürü Yenal
Ansen‟in ısrarlı talepleri üzerine yazılarak Hüsamettin Özkan‟a verilmesi, ayrıca o
dönemde asker olan Bedri EġSĠZ‟in Komisyonumuza verdiği ifadesinden de anlaĢılacağı
üzere, adı geçenin yazdığı bilgi notu ile ilgili talebin de Devlet eski Bakanı H.
Hüsamettin ÖZKAN‟dan gelmesi hususları dikkate alındığında, Hüsamettin Özkan‟ın bu
yöndeki savunmalarının gerçeği yansıtmadığı anlaĢılmaktadır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
20
Kaldı ki, ilgili dilekçelerde adı geçen Murakıplar Mustafa EKĠM ile Zafer
DEDEMEN‟in Komisyonumuza verdiği ifadelerde; raporları hazırlarken Ġlkay
KARAKOÇ‟un veya bir baĢkasının kendilerine baskı yapmadığını, raporları T. Halk
Bankası A.ġ.‟deki bilgi ve belgeler doğrultusunda yazdıklarını ifade etmiĢlerdir.
Öte yandan, Bankalar Yeminli Murakıplarının görev ve yetkileri, 20.12.1994
tarih ve 22147 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4059 sayılı
Kanun‟un 5/a maddesi “….Bankalar Kanunu ve diğer mevzuat ile Bankalar Yeminli
Murakıplarına ve Yardımcılarına verilen görev ve yetkilerin gerektirdiği murakabe ve
inceleme ve soruĢturma iĢlerini yürütmek sonuçlandırmak....” hükmü uyarınca açıkça
belirtilmiĢtir.
Ayrıca Devlet eski Bakanı H.Hüsamettin ÖZKAN savunmasında; Bankalar
Yeminli Murakıpların kendi izni olmadan doğrudan raporları Cumhuriyet Savcılığına
göndermesini hukuka aykırı ve yetki gaspı olarak nitelendirilmekte ve bu nedenle yazılan
raporların objektif ve tarafsız olmadığını gerekçe göstermekte ise de; 399 sayılı KHK‟nin
11/d maddesi “.. teĢebbüs genel müdürü ve yönetim kurulu üyeleri hakkında takibat
yapılabilmesini ilgili Bakan‟ın iznine …..” bağlamıĢtır.
Bankalar Yeminli Murakıpları raporlarının doğrudan C. BaĢsavcılığına
gönderilmesi TCK‟nin 235. maddesi doğrultusunda ihbar niteliğinde olup, C.
BaĢsavcılığı da bunu ihbar kabul edip görevsizlik kararı vermiĢtir. Bu nedenle ilgili
Bakan‟ın Banka mensupları hakkında soruĢturma yapılıp yapılmaması hususundaki
yetkisine tecavüz söz konusu değildir. Dolayısıyla bu hususta hukuka aykırı bir iĢlem
bulunmamaktadır.
Bu nedenle Sn. Hüsamettin Özkan‟ın ileri sürdüğü objektif ve tarafsızlık
iddiasına mesnet teĢkil eden raporların doğrudan savcılığa gönderilmesi tezi gerekçe
olarak gösterilemez.
Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu BaĢkanı Ġlkay KARAKOÇ‟un objektif
olmayan yanlı ve kasıtlı davranıĢı ile T. Halk Bankası A.ġ. Genel Müdürü arasında
husumet bulunmasının ise daha sonra düzenlenen diğer raporlarda da açıklandığı üzere,
T. Halk Bankası A.ġ: Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyelerinin cezai sorumluluğunun
bulunduğu, devletin iki kurumunun baĢında bulunan kiĢilerin aralarındaki husumetin bu
raporlardaki gerçekleri çarpıtmasının mümkün bulunmadığı, kaldı ki öncelikle
raporlarda belirtilen nedenlerden dolayı ilgili banka mensupları hakkında onlarca
soruĢturma ve davaların açılması da bu raporların objektif ve tarafsız olduğunun bir
göstergesidir.
Yine bu konuda Devlet eski Bakanı Recep ÖNAL Komisyonumuza verdiği
savunmasında bu iki kiĢi arasındaki husumetin Bankalar Yeminli Murakıplarının
raporlarına yansımasının mümkün olmadığını ifade etmiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
21
Diğer taraftan, CumhurbaĢkanlığı Devlet Denetleme Kurulu‟nca düzenlenen
2001/4 sayılı raporun 63. sayfasında; “.... raporlarda bu tür ifadelere rastlanırken
sorumlular arasında genellikle aynı isimlerin yer aldığı görülmektedir. Yıllardan beri
yazılan raporlardaki ağır suçlamalara rağmen sorumlular hakkında her hangi bir iĢlem
yapılmamıĢ, adı geçen Ģahıslar Bankanın yeniden yapılandırılması aĢamasına kadar
görevlerine devam etmiĢlerdir. Haklarında bu kadar iddia bulunan Banka Yöneticilerinin
uzun süre ısrarla görevde tutulması ile tahsil edilemeyen kredi tutarları ve korunup
kollanan kredi borçluları arasında doğrusal bir iliĢki bulunduğu sonucuna
ulaĢılmaktadır. ….” Ģeklinde açıklama yapılmıĢtır.
Öte yandan, Devlet eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin
ÖZKAN‟ın C. BaĢsavcılığınca iade edilen 5 rapora iliĢkin olarak BaĢbakanlık TeftiĢ
Kurulu BaĢkanlığı‟ndan inceleme talebi olmadığını savunmasında belirtmiĢ ise de,
BaĢbakanlık Makamı‟na (TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı‟na) hitaben yazdığı 08.12.1998 gün ve
1183 sayılı yazısında;
“... Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟nın Bakanlığıma gönderdiği ve yetkisizlik
nedeniyle görevsizlik kararı vermiĢ bulunduğu T. Halk Bankası ile ilgili 5 dosya, yeniden
değerlendirilmek üzere BaĢbakanlık MüsteĢarlığı‟nın bağlı olduğu Devlet Bakanlığı‟na
gönderilmiĢtir.
Rapor içerikleri zaman zaman basına da yansıyan ve Bakanlığım öncesindeki
dönemle ilgili olan söz konusu raporlarda yer alan hususların büyük bir bölümü, diğer
kamu bankalarında da yaygınlık ve genellik gösteren usulsüzlük ve yöneticinin takdir
hakkının geniĢ kullanılmasıyla ilgili görüldüğü halde, diğer kamu bankalarına kıyasla T.
Halk Bankası üzerine yoğunlukla gidilmesi ve olayların basında da istismar edilmeye
çalıĢılması, üzerinde önemle durulması gereken bir sorun olarak görülmektedir.
Sorunun daha önce Halkbank‟ta çalıĢmıĢ olan BaĢbakanlık Hazine MüsteĢarlığı
Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu BaĢkanı‟nın, Banka Genel Müdürü ile eski
dönemden kaynaklanan husumeti ile ilgili görüldüğü ve bu nedenle, T. Halk Bankası A.ġ.
ile ilgili değerlendirmelerin objektifliği ve tarafsızlığından kuĢku duyulduğu ….”
Belirtilerek gereğini bilgilerine sunması üzerine, BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu
BaĢkanlığı‟nca bu yazı ilgi tutularak 24.12.1998 tarih ve TeftiĢ M.184 sayılı BaĢbakan
Onayı ile bu raporların yeniden değerlendirilmesi, gerekirse inceleme ve soruĢturma
yapılması cihetine gidilmiĢtir.
Bilindiği üzere, Devlet Bakanlıklarının diğer Bakanlıklar gibi kendilerine bağlı
ayrı bir TeftiĢ Kurulları yoktur. Ġhtiyaç duyulduğunda inceleme ve soruĢturma talepleri
BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu‟na intikal ettirilmektedir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
22
Bu çerçevede Sn. H. Hüsamettin ÖZKAN, söz konusu raporların BaĢbakanlık
TeftiĢ Kurulu‟nca tekrar değerlendirilmesini istemiĢ ve böylelikle soruĢturma izni
istenilen Banka yetkilileri hakkında gereğinin yapılmasını bilerek ve isteyerek
geciktirmiĢtir.
3- Devlet Eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan‟ın
Sorumluluğu
Raporumuzun V/B-f bölümünde tespit edildiği üzere; 1996 yılı YDK raporunda
soruĢturulması istenen temennilerle ilgili kredilerden kaynaklanan alacakları, zamanında
tahsil ve tasfiyesi için gerekli rasyonel tedbirlerin alınmaması nedeniyle 31.12.2003
tarihi itibariyle kaydi 89,2 trilyon TL, tahakkuk ettirilecek faiz ve diğer masraflarla
birlikte ise 520 trilyon TL‟ye ulaĢmıĢtır. (2003 yıl sonu itibariyle Banka takipteki
alacakları faiz hariç 1,1 katrilyon TL, tahakkuk ettirilecek faizli bakiyesi ise 3,9
katrilyon TL‟dir.) Banka yöneticilerinin imza yetkilerini kaldırmayarak 1998 yılında C.
Savcılığına intikal ettirilen raporlarla ilgili gerekli soruĢturma iznini vermeyerek veya
geç vererek Sn. H.Hüsamettin ÖZKAN‟ın Banka yöneticilerini iĢ baĢında tutmak ve
kollamak amacına yönelik eylemleri nihai olarak iki olumsuz sonucun ortaya çıkmasına
sebep olmuĢtur.
Bunlardan birincisi, usulsüz verilen krediler nedeniyle Banka yönetiminin iĢ
baĢında olduğu dönemde takipteki alacakların çok yüksek miktarlara ulaĢmasıdır. Ġkinci
ortaya çıkan sonuç ise, yapılan engellemeler sonucunda ortaya çıkan gecikmeler
nedeniyle sorumlular hakkında iĢlem yapılamaması olmuĢtur. Böylece bir yandan
ilgililer sorumluluktan kurtulurken, bir yandan da belirli bir dönemde usulsüz kredilere
devam edilmesi imkanı sağlanmıĢtır.
Netice olarak;
Devlet eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin ÖZKAN, görevde
kaldığı sürece temadi eden hareketleriyle;
BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu temennileri doğrultusunda düzenlenen
Bankalar Yeminli Murakıpları raporlarını tekrar incelettirmek, Cumhuriyet Savcılığına
ulaĢan dosyalarla ilgili soruĢturma izinlerini haklı gerekçelere dayanmaksızın
zamanında vermemek ve mükerrer denetimlere sebep olmak suretiyle denetim sürecini
sürüncemede bırakarak Kanunla kendisine tanınan takdir yetkisini amacı dıĢında
kullanmıĢtır.
Ayrıca Banka yöneticilerinin imza yetkilerini de kaldırmayarak Bankalar
Kanunu‟nda öngörülen hükümlere bilerek ve isteyerek aykırı hareket etmiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
23
B- DEVLET ESKĠ BAKANI RECEP ÖNAL HAKKINDAKĠ ĠDDĠALARLA ĠLGĠLĠ
DEĞERLENDĠRMELER
Devlet eski Bakanı Recep ÖNAL 57. Hükümette 22.07.1999 – 14.03.2001
tarihleri arasında Hazine MüsteĢarlığı‟ndan sorumlu Devlet Bakanı olarak görev
yapmıĢtır. Bu dönemde Yüksek Denetleme Kurulu‟nun bazı kamu bankalarıyla ilgili
olarak düzenlediği yıllık raporlarında yer verilen ve inceleme ve soruĢturma talep edilen
temennileri, Devlet Eski Bakanı Recep ÖNAL‟ın BaĢbakanlık Makamı‟ndan aldığı bir
Onayla tekrar gözden geçirilmek üzere YDK‟na iade edilmiĢtir. Temennilerin iade
edilmesi ve ayrıca soruĢturma iĢlemleriyle ilgili olarak Hazine MüsteĢarlığı‟nda ortaya
çıkan gecikmeler, inceleme ve soruĢturmalara baĢlanmasını geciktirmiĢ ve neticede kredi
iĢlemleriyle ilgili çeĢitli suçların zamanaĢımına uğramasına sebep olacak bir sürecin
baĢlamasına neden olmuĢtur.
Yüksek Denetleme Kurulu‟nun T. Halk Bankası A.ġ. ile ilgili olarak düzenlediği
1997 ve 1998 yılı raporlarında yer verilen inceleme ve soruĢturma konularıyla ilgili
geliĢmeler ve bu konularda Devlet Eski Bakanı Recep ÖNAL‟ın sorumluluğu, adı geçenin
savunması ve ilgili yasal mevzuat dikkate alınarak değerlendirilmiĢtir.
1- Yüksek Denetleme Kurulu‟nun T. Halk Bankası A.ġ.‟nin 1997 ve 1998 Yılları
Faaliyetleri Hakkında Düzenlediği Raporlarla Ġlgili GeliĢmeler
a) Raporların Hazine MüsteĢarlığı‟na Gönderilmesi
Yüksek Denetleme Kurulu‟nun Halk Bankası A.ġ. ile ilgili olarak düzenlediği
1997 Yılı Raporu‟nun temenniler bölümünde 11 ayrı konunun Hazine MüsteĢarlığı‟nca
incelenmesi ve soruĢturulması talebinde bulunulmuĢtur. Söz konusu rapor, YDK‟nın
27.01.1999 tarihli yazısı ile BaĢbakanlık Ekonomik ve Mali ĠĢler BaĢkanlığı‟na ve adı
geçen BaĢkanlıkça da gereğinin ifası için Hazine MüsteĢarlığı‟na gönderilmiĢ ve
10.02.1999 tarihinde MüsteĢarlık kayıtlarına girmiĢtir.
Rapordaki temennilerin Bankalar Yeminli Murakıplarınca incelenmesi amacıyla
21.07.1999 tarihinde MüsteĢarlık Makamı‟ndan onay alınmıĢ ve onay aynı tarihli yazı ile
Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu BaĢkanlığı‟na intikal ettirilmiĢtir. Onayın
alınmasından bir gün sonra, Recep ÖNAL 22.07.1999 tarihi itibariyle Hazine
MüsteĢarlığı‟ndan (Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu bu MüsteĢarlık bünyesinde
faaliyet göstermiĢtir.) sorumlu Devlet Bakanlığı görevine baĢlamıĢ ve 14.03.2001
tarihine kadar bu görevde bulunmuĢtur.
Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu‟na intikal ettirilen temennilerin
incelenmesine yönelik görevlendirmeler ise 21.03.2000 tarihi itibariyle yapılmıĢtır.
Görevlendirmelerin yapılmasından hemen sonra, Devlet Eski Bakanı Recep ÖNAL,
Yüksek Denetleme Kurulu‟nun bazı kamu bankalarıyla ilgili olarak düzenlediği
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
24
raporlarda yer alan temennilerin tekrar gözden geçirilmek üzere anılan Kurul‟a iadesini
öngören bir BaĢbakanlık Onayı almıĢtır. 27.03.2000 tarihinde alınan mezkur onay
uyarınca Yüksek Denetleme Kurulu‟nun 1997 yılı temennileri, yine Devlet Eski Bakanı
Recep ÖNAL imzalı 04.08.2000 tarihli bir yazıyla Yüksek Denetleme Kurulu‟na iade
edilmiĢtir.
Bu arada temennilerin iadesi yönünde Onay alınması nedeniyle, Bankalar
Yeminli Murakıplarınca yürütülen incelemeler 10.04.2000 tarihi itibariyle belirtilen
Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu BaĢkanlığı‟na iade edilmiĢtir. Temennilerin alınan
Onay uyarınca Yüksek Denetleme Kurulu‟na geri gelmesinden sonra anılan Kurul‟un
bağlı olduğu Devlet Bakanı Mehmet KEÇECĠLER tarafından bu kez temenni konularının
Bankalar Yeminli Murakıplarınca incelenmesinin sağlanması için, BaĢbakanlık
Makamından 05.03.2001 tarihli bir onay almıĢtır. Nitekim, alınan bu onay çerçevesinde
1997 yılı temennilerinin tümü, Bankalar Yeminli Murakıplarınca incelenmek üzere tekrar
ilgili birimlere gönderilmiĢtir.
Yüksek Denetleme Kurulu‟nun T. Halk Bankası A.ġ. ile ilgili 1998 Yılı
Raporunda ise, 12 ayrı konunun Bankalar Yeminli Murakıplarınca incelenmesi ve
soruĢturulması talep edilmiĢ ve söz konusu rapor 19.01.2000 tarihinde MüsteĢarlığa
ulaĢmıĢtır. Daha önce MüsteĢarlığa ulaĢıp herhangi bir iĢlem yapılmayarak bekletilen
1997 yılı temennileri ile 1998 yılı temennilerinin incelenmesi amacıyla 27.01.2000
tarihinde Hazine MüsteĢarlığından onay alınmıĢ ve 21.03.2000 tarihi itibariyle de
Murakıplar Kurulu‟nda görevlendirmeler yapılmıĢtır. Bundan sonra ise 1997 ve 1998 yılı
temennileri birlikte iĢlem görmeye baĢlamıĢtır. 1998 yılı temennileri, 1997 yılı
temennileriyle birlikte önce Yüksek Denetleme Kurulu‟na iade edilmiĢ ve daha sonra
alınan Onay çerçevesinde tekrar ilgili birimlere gönderilmiĢtir. Alınan onay çerçevesinde
Yüksek Denetleme Kurulu‟nca yapılan çalıĢmaya göre 1998 yılı temennilerinin 1
tanesinin BaĢbakanlık veya Ġlgili Bakanlık TeftiĢ Kurulunca, 11 temenninin ise Bankalar
Yeminli Murakıpları Kurulunca incelenmesi uygun bulunmuĢtur.
b- Temenni Konularıyla Ġlgili Olarak Yapılan Ġnceleme ve SoruĢturmaların
Sonuçları
05.03.2001 tarihli BaĢbakanlık onayı üzerine Yüksek Denetleme Kurulu‟nun
temennilerle ilgili yaptığı çalıĢma planı, 17.04.2001 tarihli bir yazı ile Hazine
MüsteĢarlığı‟na gönderilmiĢtir. Bu çalıĢma planına göre, T. Halk Bankası A.ġ. ile ilgili
toplam 22 temenninin Bankalar Yeminli Murakıplarınca, 1 temenninin ise TeftiĢ
Kurullarınca incelenmesi ve soruĢturulması istenilmektedir.
Yüksek Denetleme Kurulu‟nun temennileriyle ilgili bu geliĢmeler yaĢanırken,
Ġstanbul Eski Milletvekili Mustafa DÜZ 30.04.2001 tarihinde Ankara Cumhuriyet
BaĢsavcılılığı‟na bazı temenni konularını da kapsayan bir ihbarda bulunmuĢtur. Bu
ihbar, Hazine Kontrolörlerince incelenmiĢ ve bazı temenni konularıyla ilgili olarak
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
25
sorumlular hakkında soruĢturma izni talebinde bulunulmuĢtur. Hazine Kontrolörleri
tarafından düzenlenen 28.06.2001 tarihli Rapor uyarınca, ilgili Devlet Bakanı Kemal
DERVĠġ (Devlet eski Bakanları H. Hüsamettin Özkan ile Recep Önal‟ın yerine
atanmıĢtır.) tarafından aynı tarihli bir Olur verilmiĢ, ancak DanıĢtay tarafından söz
konusu iĢlemlerin zamanaĢımına uğradığı veya 4616 sayılı Kanun kapsamına girdiği
belirlenmiĢtir.
Yüksek Denetleme Kurulu‟nca Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu‟na
gönderilen temenniler de murakıplarca incelenmiĢ ve 15 adet rapor düzenlenmiĢtir.
Temenni konularından bir kısmı Ġstanbul Milletvekili Mustafa DÜZ‟ün Ģikayeti üzerine
Hazine Kontrolörlerince incelendiğinden, murakıplarca denetimde mükerrerliğe neden
olunmaması amacıyla incelenmemiĢtir. Yapılan inceleme ve soruĢturmalar sonucunda,
temenni konularının 14‟ünde Türk Ceza Kanunu‟nun muhtelif maddeleriyle ilgili
aykırılıklar belirlenmesine rağmen bu konuların;
- 6 adedinde sanıkların üstüne atılan eylemlerin iĢlendiği tarihten itibaren 5
yıldan fazla süre geçtiği için TCK 102. maddesine göre zamanaĢımına uğradığına,
- 8 adedinde ise 4616 sayılı Kanun gereğince ertelenmesine,
karar verilmiĢtir.
2- Ġnceleme ve SoruĢturmalarla Ġlgili Olayların Değerlendirilmesi
a- Hazine MüsteĢarlığı‟ndaki Gecikmeler
Yüksek Denetleme Kurulu‟nun T. Halk Bankası A.ġ. faaliyetleri ile ilgili 1997 ve
1998 Yılları Raporlarında yer verilen konuların, zamanında incelenip -
soruĢturulmaması, söz konusu iĢlemlerin çoğunluğunun zamanaĢımına uğramasına veya
4616 sayılı Kanun kapsamına girmesine neden olmuĢtur. Özellikle 1997 yılı
temennileriyle ilgili olarak, Hazine MüsteĢarlığı‟ndaki iĢlemlerde ortaya çıkan
gecikmeler ve temennilerin iadesi yönünde Onay alınması bu sonuçları doğurmuĢtur.
Yüksek Denetleme Kurulu‟nun T. Halk Bankası A.ġ. ile ilgili Yıllık Raporlarının
Hazine MüsteĢarlığı‟na ulaĢtığında yapılması gereken iĢlemler;
- Raporlarda yer verilen temennilerin Bankalar Yeminli Murakıplarınca
incelenmesi ve soruĢturulması amacıyla MüsteĢarlık Makamından onay alınması,
- Bankalar Yeminli Murakıplarınca alınan onay çerçevesinde murakıpların
görevlendirilmesi,
- Murakıplarca konuların incelenerek raporlara bağlanması,
Yönünde olması gerekmektedir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
26
Ancak Yüksek Denetleme Kurulu‟nun özellikle 1997 yılı Raporuyla ilgili Hazine
MüsteĢarlığı‟ndaki iĢlemlerinin yürütülmesinde aĢağıda belirtilen önemli gecikmeler
ortaya çıkmıĢtır.
- 1997 Yılı Raporu Hazine MüsteĢarlığı‟na 10.02.1999 tarihinde gelmiĢ,
inceleme onayı 21.07.1999 tarihinde alınmıĢtır. (5 ayı aĢan bir gecikme vardır.)
- Ġnceleme onayı ve temenniler 21.07.1999 tarihinde Murakıplar Kurulu
BaĢkanlığı‟na intikal ettirilmiĢ, temennilerin incelenmesi amacıyla görevlendirmeler
21.03.2000 tarihinde yapılmıĢtır. (8 aylık bir gecikme vardır.)
- Devlet Eski Bakanı Recep ÖNAL‟ın BaĢbakanlık Makamı‟ndan aldığı
27.03.2000 tarihli onay, yine Recep Önal imzalı bir yazıyla 04.08.2000 tarihinde Yüksek
Denetleme Kurulu‟na gönderilebilmiĢtir. (Anılan onayın, sadece gönderilme iĢleminde 4
ayı aĢan bir gecikme vardır.)
Hazine MüsteĢarlığı‟ndaki söz konusu gecikmeler ve iade onayı alınmasının
diğer kurumlarda ortaya çıkarttığı ek zaman kayıpları, kredi iĢlemleriyle ilgili olarak
sorumlular hakkında iĢlem yapılamamasına neden olmuĢtur.
Örneğin; Yüksek Denetleme Kurulu‟nun 1997/35 no‟lu temennisi, Hazine
MüsteĢarlığı‟na 10.02.1999 tarihinde gelmiĢ olmasına rağmen, açıklanan gecikmeler ve
alınan onaylar uyarınca 17.04.2001 tarihinde tekrar Hazine MüsteĢarlığı‟na
gönderilebilmiĢ ve 24.12.2001 tarihinde Bankalar Yeminli Murakıplarınca rapora
bağlanmıĢtır. Ancak iĢlemin 4616 sayılı Kanun kapsamına girmesi nedeniyle kamu
davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmiĢtir.
Yine 1997/42 no‟lu temenni, 1999 yılının baĢlarında Hazine MüsteĢarlığı‟na
gelmiĢ olmasına rağmen, soruĢturması ancak 01.02.2002 tarihi itibariyle bitirilebilmiĢ ve
rapora bağlanmıĢtır. Ancak bu temenni konusunun da, kredilendirme iĢlemleri üzerinden
5 yıldan fazla süre geçmesi nedeniyle zamanaĢımına uğradığı belirlenmiĢtir.
Devlet Eski Bakanı Recep Önal savunmasında konuyla ilgili olarak; Hazine
MüsteĢarlığı‟ndan sorumlu Devlet Bakanlığı görevine 22.07.1999 tarihinde baĢladığını,
inceleme onayı alınmasındaki gecikmenin kendisinin görev döneminden öncesine ait
olduğunu, inceleme onayı alınmasından sonra görevlendirmelerdeki 8 aylık gecikmenin o
tarihteki Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu BaĢkanlığı yetkililerince; alınan iade
onayının ilgili yerlere gönderilmesindeki 4 aylık gecikmenin ise KĠT Genel Müdürlüğü
yetkililerince açıklanması gerektiğini belirtmiĢtir.
Devlet Eski Bakanı Recep Önal‟ın Hazine MüsteĢarlığı‟ndan sorumlu Devlet
Bakanlığı görevi 22.07.1999 tarihi itibariyle baĢladığından, MüsteĢarlık Makamı‟ndan
onay alınmasındaki gecikmeden dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
27
temennilerin Murakıplar Kurulunda görevlendirme yapılıncaya kadar 8 ay bekletilmesi
ve iade onayının 4 ay gecikmeyle gönderilmesi, kendisinin görev döneminde
gerçekleĢmiĢtir. ZamanaĢımına neden olan söz konusu gecikmeler nedeniyle, bunların
ilgili Genel Müdürlük ve Kurul BaĢkanlığı yetkililerince açıklanması gerektiği veya
araĢtırma komisyonunda ifade edildiği üzere “Bakanın önüne ne zaman gelirse o zaman
imzalar” yönündeki açıklamalar tatmin edici olmaktan uzaktır.
Zira Bakan, Bakanlık KuruluĢunun en üst Amiridir ve emri altındakilerin
iĢlemlerinden de sorumludur. Bu husus Anayasamızın görev ve siyasi sorumluluk baĢlıklı
112/2. maddesinde “Her Bakan BaĢbakana karĢı sorumlu olup, ayrıca kendi yetkisi
içindeki iĢlerden ve emri altındakilerin eylem ve iĢlemlerinden de sorumludur.” Ģeklinde
belirtilmiĢtir.
Keza 3046 sayılı Bakanlıkların KuruluĢ ve Görev Esasları Hakkında Kanun‟un,
Bakanların Görev, Yetki ve Sorumlulukları baĢlıklı 21/3. maddesinde “Her Bakan, ayrıca
emri altındakilerin faaliyet ve iĢlemlerinden de sorumlu olup ....” hükmü yer almaktadır.
Bu itibarla Devlet eski Bakanı Recep Önal‟ın, Bankalar Yeminli Murakıplar
Kurulu BaĢkanlığı‟ndaki ve KĠT Genel Müdürlüğü‟ndeki gecikmeler nedeniyle
sorumluluğu bulunmaktadır. Öte yandan Sn. Recep Önal, 17 yıl görev yapmıĢ eski bir
Bankalar Yeminli Murakıbıdır. Bu husus da dikkate alındığında, soruĢturma konularının
eski bir Murakıp olan Bakan‟dan habersiz olarak Murakıplar Kurulu BaĢkanlığı‟nda 8
ay bekletilemeyeceği izahtan varestedir.
b-Temennilerinin Ġade Edilmesi
Devlet eski Bakanı Recep Önal tarafından BaĢbakanlık Makamı‟ndan alınan
27.03.2000 tarihli onayda; Yüksek Denetleme Kurulu‟nun KĠT statüsündeki Bankalarla
ilgili düzenlediği raporlardaki bazı hususların Bankalar Yeminli Murakıplarınca
soruĢturulmasının istendiğinin belirtildiği, ancak Murakıpların asıl görevinin bankaların
mali bünyelerinin sağlamlığının incelenmesi olduğu, soruĢturulması istenen Yüksek
Denetleme Kurulu temennilerinin bir kısmının bankacılıkla hiçbir ilgisi olmayan
konularda da olabildiği, bu konuları denetçilerin de inceleyebilecekleri, yapılan
iĢlemlerin zaman ve emek israfına neden olduğu, esasen Murakıpların sayılarının da
yetersiz olduğu belirtilmektedir.
Onayın son kısmında ise “ ... bundan sonra BaĢbakanlık Yüksek Denetleme
Kurulunca Bankalar Yeminli Murakıplarına intikal ettirilecek olan konuların, T.C.K
kapsamındaki iĢlerle değil, Bankalar Kanunu ve diğer kanunların bankalara iliĢkin
hükümleri ile ilgili olması ve tespit edilen kanuna aykırı iĢlemlerin kesin ve somut bilgi ve
belgelere dayanması, bu kapsamda Bakanlığıma intikal ettirilen T. Halk Bankası 1997 ve
1998, T.Emlak Bankası 1998 ve T.C.Ziraat Bankası 1998 yılı Yüksek Denetleme Kurulu
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
28
temennilerinin bu açıdan tekrar gözden geçirilmek üzere iadesi hususunu onaylarına arz
ederim.” denilmiĢtir.
Onayla ilgili olarak öncelikle belirtilmesi gereken husus, Yüksek Denetleme
Kurulu‟nun bir kısım temennilerinin bankacılıkla hiçbir ilgisi olmayan konularda
olduğunun belirtilmesidir. Devlet eski Bakanı Recep Önal, savunmasında da bu konu
üzerinde durmuĢ, söz konusu temennilerin Bankalar Kanunu‟na aykırılıklarla ilgili değil
idari iĢler ve disiplin suçlamalarıyla ilgili olduğunu belirtmiĢtir. Ancak Yüksek
Denetleme Kurulu‟nun T. Halk Bankası A.ġ. ile ilgili olarak iade edilen toplam 23
temenninin, 22 tanesi kredi iĢlemleriyle ilgilidir. Sadece 1 temenni, idari iĢler
kapsamında sayılabilecek gayrimenkul satıĢı konusundadır. Öte yandan temennilerde
belirtilen kredi iĢlemlerinin inceleme ve soruĢturulması yapılmadan, hangi kanun
maddelerinin ihlal edildiğinin tespiti de mümkün bulunmamaktadır.
Devlet Eski Bakanı Recep Önal, AraĢtırma Komisyonundaki ifadesinde;
“Bankaların söz konusu kredi iĢlemlerini incelemesinin Bankalar Yeminli Murakıplarının
görevleri arasında bulunduğunu, iade edilen temenniler banka sırrına giren hususlarda
ise, idarede bir yanlıĢlık yapılmıĢ olduğunu” belirtmiĢtir. Bu itibarla, savunmada ileri
sürülen ifadelerin aksine, kredi iĢlemleriyle ilgili temennilerin iadesi geçerli neden ve
gerekçelere dayanmamaktadır.
Öte yandan, onayın son kısmı “bundan sonra” ifadesi ile baĢlamasına rağmen,
Hazine MüsteĢarlığı‟na geçmiĢ dönemlerde gelen Yüksek Denetleme Kurulu‟nun
temennilerinin iadesini de öngörmüĢtür. Böylece T. Halk Bankası A.ġ.‟nin 1997 ve 1998
yılı temennilerinin incelenmesi amacıyla Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu‟nca
21.03.2000 tarihinde yapılan görevlendirmeler, Devlet Eski Bakanı Recep Önal‟ın aldığı
27.03.2000 tarihli onay uyarınca bir sonuca ulaĢamamıĢ ve Bankalar Yeminli
Murakıpları söz konusu incelemeleri 10.04.2000 tarihi itibariyle BYMK BaĢkanlığı‟na
iade etmiĢlerdir. Savunmada, söz konusu onayın kamu bankalarının denetiminde
verimlilik ve sürat sağlamak amacına yönelik olduğu belirtilse de, uygulama tam aksi
yönde gerçekleĢerek inceleme ve soruĢturmalar gecikmiĢ ve temenni konularıyla ilgili
çeĢitli iĢlemler zamanaĢımına uğramıĢtır.
Savunmada ileri sürülen bir husus da, temennilerin iadesi için alınan Onayın bir
BaĢbakan talimatı niteliği kazandığı, uyulması zorunlu bir yazılı emir haline geldiği, eğer
olayda bir sorumluluk varsa sorumluluk tevcihinin doğru ve hukuka uygun olarak
yapılmasının gerektiğini belirtmesidir. Böylece konunun, BaĢbakanlığın yazılı emri
denilerek sorumluluktan imtina edilmek istenildiği anlaĢılmaktadır. Ancak yapılan idari
düzenleme BaĢbakanlığın münferiden yaptığı bir düzenleme değildir. Konuyu, ilgili
Devlet Bakanlığı düzenlemiĢ ve bu konuda onay almıĢtır. BaĢka bir ifadeyle, BaĢbakanlık
Makamı‟nın ilgili Devlet Bakanlığına doğrudan bir talimatı bulunmamaktadır.
Bakanlıkça hazırlanmıĢ bir düzenlemenin, alınan onay ile birlikte BaĢbakanın uyulması
zorunlu bir “yazılı emri” olarak nitelendirilmesi ve böylece sorumluluktan kaçınılmak
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
29
istenmesi hakkaniyet kurallarıyla bağdaĢmamaktadır. Zira, söz konusu idari iĢlem Devlet
Bakanlığındaki ilgili birimlerce düzenlenmiĢ ve kademe kademe her düzeyden geçerek
önce Bakanlık onayı alınmıĢ ve müteakiben BaĢbakanlık Makamı‟nın onayına
sunulmuĢtur. Bu çerçevede, Devlet Bakanlığının hazırladığı idari düzenleme olmasaydı,
böyle bir onayın da olmayacağı açıktır.
Ayrıca olayda, müĢterek sorumluluk bulunmakla birlikte, (9/3) Esas Numaralı
Meclis SoruĢturma Komisyonu, konuyla ilgili önergede adı geçen Bakanlar hakkında
soruĢturma yapmak üzere kurulmuĢ olup, yetkileri bu kiĢiler ve önergede belirtilen
konularla sınırlıdır. Bu itibarla Komisyonun, sorumluluğun tevcihinde hukuka aykırı bir
uygulaması söz konusu değildir.
Özetlenecek olursa;
Devlet Eski Bakanı Recep Önal‟ın aldığı onay ile, Yüksek Denetleme Kurulu‟nun
T. Halk Bankası A.ġ.‟nin kredi iĢlemleriyle ilgili 1997-1998 yıllarına ait temennileri
gerekli soruĢturmalar yapılmadan iade edilmiĢtir. Bankalarla ilgili söz konusu kredi
iĢlemlerini incelemek Bankalar Yeminli Murakıplarının görevleri arasında
bulunduğundan, yapılan iade iĢlemi yerinde değildir ve geçmiĢ yıllardaki uygulamalara
da aykırıdır. Alınan onay, Halk Bankasıyla ilgili inceleme ve soruĢturmaların
yapılmasını önlemiĢtir. Bu soruĢturmalar ancak Yüksek Denetleme Kurulu‟nun ilgili
olduğu Devlet Bakanlığının BaĢbakanlık Makamı‟ndan aldığı bir onaydan sonra
yapılabilmiĢ, fakat temenni konusu iĢlemlerin çoğunluğunun 4616 sayılı Kanun
kapsamına girdiği ve zamanaĢımına uğradığı belirlenmiĢtir.
c-Onayın Hukuki Durumu
Yüksek Denetleme Kurulunun bazı kamu bankalarıyla ilgili temennileri Devlet
Eski Bakanı Recep Önal tarafından BaĢbakanlık Makamı‟ndan alınan bir onay ile tekrar
gözden geçirilmek üzere Kurula iade edilmiĢtir. Devlet Eski Bakanı Recep Önal,
27.04.2004 tarihli savunmasında; YDK‟nun soruĢturma yetkisinin bulunduğunu ve söz
konusu yazılı idari düzenlemenin yasalara aykırı bir yönünün bulunmadığını belirtmiĢtir.
Oysa Yüksek Denetleme Kurulu‟nun kuruluĢuyla ilgili 72 sayılı KHK‟nin konuyla
ilgili 30/4. maddesinde “Denetleme Kurulu raporlarında inceleme, teftiĢ veya tahkiki
istenen durumlar BaĢbakanlıkça yetkili mercilere intikal ettirilir. Denetleme Kurulunca
özellikle bakanlıklarca incelenmesi, teftiĢi veya tahkiki istenen konular bakanlıklarca
sonuçlandırılır ....” hükmüne yer verilmiĢtir. Söz konusu düzenleme, Yüksek Denetleme
Kurulu‟nun talep ettiği konuları incelemek ve soruĢturmakla Bakanlıkları yükümlü
tutmuĢtur.
Bu itibarla anılan Kararnamede değiĢiklik yapmadan temennilerin iadesi
mümkün görülmemektedir. Bu nedenle alınan onay çerçevesinde Yüksek Denetleme
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
30
Kurulu‟nun temennilerinin Kurula iade edilmiĢ olması, 72 sayılı KHK‟ye aykırı bir iĢlem
olarak görülmüĢtür.
d- Meclis SoruĢturması açılması için verilen önergenin “usul” yönünden hukuka
aykırı olduğu hususu.
Devlet eski Bakanı Recep Önal‟ın Savunmasında, söz konusu önergenin TBMM
Ġçtüzüğü‟nün 107 inci maddesinde öngörülen koĢulları taĢımadığı, önergenin usul
yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüĢtür.
Ancak soruĢturma önergesinde Devlet eski Bakanı Recep Önal hakkında
belirtilen konu, Hazine MüsteĢarlığı, Bankalar Yeminli Murakıpları ve KĠT Genel
Müdürlüğü ile ilgilidir ve dolayısıyla Hazineden sorumlu Devlet Bakanlığı‟nın görev
alanına girmektedir. Önergede cezaî sorumluluğu gerektiren eylem ve iĢlemlerle ilgili
yasa maddesi de belirtilmiĢtir.
Ayrıca anılan fiillerin adı geçen Bakan‟ın görev dönemi içersinde iĢlenmiĢ
olduğu dikkate alındığında, söz konusu önergenin TBMM Ġç Tüzüğünün öngörülen
maddesine aykırılık taĢımadığı sonucuna ulaĢılmıĢtır.
e) Ġncelemenin geciktiği ileri sürülen YDK temennilerinin çoğunun daha sonra
Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu tarafından değil, Hazine Kontrolörleri ve
BaĢbakanlık MüfettiĢleri tarafından incelenip sonuçlandırıldığı hususu.
Devlet eski Bakanı Recep Önal‟ın savunmasında ileri sürülen bu iddia da
yerinde değildir. Zira BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu‟nun T. Halk Bankası A.ġ.
ile ilgili 1997 ve 1998 yılı temennilerinin tekrar ilgili birimlere gönderilmesinden sonra
Yeminli Murakıplarca 15 adet rapor düzenlenmiĢtir. Raporların dıĢındaki temenni
konuları ise, Ġstanbul Milletvekili Mustafa Düz‟ün ihbarı üzerine daha önceden Hazine
Kontrolörlerince incelenerek rapora bağlanmıĢ olması nedeniyle, denetimde
mükerrerliğe sebebiyet vermemek amacıyla murakıplarca tekrar inceleme konusu
yapılmamıĢtır. Bu dönemde BaĢbakanlık MüfettiĢlerince ise sadece 1 rapor
düzenlenmiĢtir.
3-Devlet Eski Bakanı Recep Önal‟ın Sorumluluğu
Yüksek Denetleme Kurulu‟nun T. Halk Bankası A.ġ. ile ilgili olan 1997 – 1998
Yılı raporlarında yer alan temenni konularıyla ilgili iĢlemlerin büyük kısmı
zamanaĢımına uğramıĢ veya 4616 sayılı Kanun kapsamına girmiĢtir. Bunun en önemli
nedeni inceleme ve soruĢturmalarla ilgili olarak yapılan iĢlemlerde Devlet eski Bakanı
Recep Önal‟ın sorumlu olduğu Hazine MüsteĢarlığında ortaya çıkan gecikmeler ve
temenni konularının iadesi yönünde Recep Önal tarafından alınan Onaydır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
31
Örneğin 1999 yılı baĢında Hazineye gelen 1997 yılı temennileriyle ilgili iĢlemler
rutin olarak gerçekleĢtirilerek Bankalar Yeminli Murakıpları görevlendirilse ve iade
onayı alınmamıĢ olsa kredi iĢlemleriyle ilgili soruĢturmaların aynı yıl veya muhtemelen
2000 yılı içerisinde tamamlanması mümkün olabilecekti. Bu itibarla Hazine
MüsteĢarlığı‟ndaki gecikmeler ve alınan Onay ile kredi iĢlemleriyle ilgili çeĢitli
iĢlemlerin zamanaĢımına uğratılması arasında bir illiyet bağının bulunduğu kanaatine
varılmıĢtır.
Öte yandan bu konularda Devlet eski Bakanı Recep Önal‟ın bilgisinin olmaması
veya olayların bilgisi dıĢında gerçekleĢmesi de mümkün görülmemektedir. 17 yıl
Bankalar Yeminli Murakıbı olarak görev yapan Devlet Bakanı‟nın kredi iĢlemleriyle
ilgili temennilerin Bankalar Yeminli Murakıplarınca incelenmesi gerektiğini bilmeyeceği
düĢünülemez. Nitekim AraĢtırma Komisyonunda da kredilerin Bankalar Yeminli
Murakıplarınca inceleneceği yönünde beyanda bulunmuĢtur.
Ayrıca soruĢturma konularının eski bir Murakıp olan Bakana bilgi verilmeden
Murakıplar Kurulu BaĢkanlığı‟nda 8 ay bekletilemeyeceği öngörülmektedir. Keza, KĠT
Genel Müdürlüğü‟ndeki gecikmelerle ilgili olarak Hazine MüsteĢarlığı nezdinde yapılan
incelemeler sonucu düzenlenen raporda, o dönemdeki Daire BaĢkanı‟nın “ ... Konu ile
ilgili iĢlemlerde yetkili merciin yürürlükteki mevzuat gereğince ilgili devlet Bakanlığı
makamı olması nedeniyle söz konusu makamın talimatı ve/ veya bilgisi olmaksızın
herhangi bir iĢlem yapılması mümkün değildir” dediği belirtilmiĢtir.
Temennilerin inceleme ve soruĢturma sürelerinin uzatılması, 4616 sayılı Kanun
ve TCK‟nin zamanaĢımını düzenleyen 102. maddesi nedeniyle sorumlular hakkında iĢlem
yapılmasını önlemiĢtir. Böylece bir yandan ilgililer sorumluluktan kurtulurken bir
yandan da usulsüz kredilerin devam etmesi sağlanmıĢ ve Bankanın takipteki
alacaklarının artmasına neden olunmuĢtur.
Raporumuzun V/C-c bölümünde tespit edildiği üzere; 1997 ve 1998 yılı YDK
raporunda soruĢturulması istenen temennilerle ilgili kredilerden kaynaklanan alacakları,
zamanında tahsil ve tasfiyesi için gerekli rasyonel tedbirlerin alınmaması nedeniyle
31.12.2003 tarihi itibariyle kaydi 134,5 trilyon TL, tahakkuk ettirilecek faiz ve diğer
masraflarla birlikte ise 845,3 trilyon TL‟ye ulaĢmıĢtır. (2003 yıl sonu itibariyle Banka
takipteki alacakları faiz hariç 1,1 katrilyon TL, tahakkuk ettirilecek faizli bakiyesi ise 3,9
katrilyon TL‟dir.).
Bu itibarla; Devlet eski Bakanı Recep Önal‟ın Hazine MüsteĢarlığı‟ndaki
gecikmelerden sorumluluğunun bulunduğu, BaĢbakanlık Makamı‟ndan aldığı Onay ile
soruĢturma konularının incelenmesini geciktirdiği ve söz konusu iĢlemlerin
zamanaĢımına uğramasına neden olduğu, böylece usulsüz kredilerin devam etmesinin
sağlandığı, bütün bu eylem ve iĢlemlerin bilinçli olarak yapıldığı, kanaat ve sonucuna
ulaĢılmıĢtır.”
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
32
VI. SONUÇ VE KARAR
Komisyon, (9/3) esas numaralı önergede belirtilen konularla ilgili çalıĢmalarını
tamamlamıĢ ve üyelerin değerlendirmelerini almak üzere 13.5.2004 tarihinde toplanarak
oylama yapılmıĢtır.
Komisyon yaptığı çalıĢmalar sonucunda aynen;
“Değerlendirme bölümünde ifade edilen gerekçelerle Devlet eski Bakanı ve
BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin ÖZKAN ile Devlet eski Bakanı Recep ÖNAL‟ın
Bakanlıkları sırasında;
T. Halk Bankası A.ġ. yöneticilerini korumak ve sorumluların yargılanmalarını
önlemek kastıyla, bilerek ve isteyerek; ilgili kuruluĢların raporlarının gereğinin
yapılmasını geciktirerek, gerekli tedbirleri zamanında almayarak, takdir hakkını amacı
dıĢında kullanıp, kanuni yetkisini aĢarak ve yasaya aykırı uygulamalarda bulunarak
Türkiye Halk Bankası A.ġ.‟nin zarara uğramasına sebep oldukları,
AnlaĢılmıĢ olup;
Adı geçenlerin bu fiil ve davranıĢlarıyla Türk Ceza Kanunu‟nun 240. maddesini
(Görevi Kötüye Kullanma) ihlal ettikleri,
Kanaat ve sonucuna varılarak;
Devlet eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin ÖZKAN ile Devlet
eski Bakanı Recep ÖNAL‟ın Yüce Divan‟a sevk edilmelerine oy çokluğu ile karar
verilmiĢtir.
Karar Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu‟nun tasvip ve takdirlerine
sunulmak üzere Yüksek BaĢkanlığa saygıyla arz olunur.”
Biçiminde sonuç kararını TBMM Genel Kurulu’na sunduğu ve oylamaya katılan
SoruĢturma Komisyonu Üyesi ve Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün Hasan Hüsamettin
Özkan ile Recep Önal’ın Yüce Divan’a sevklerine gerek olmadığı yönündeki karĢı oy
gerekçesini yazdığı görülmüĢtür.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
33
IV- YARGILAMANIN AġAMALARI
A- Sanıkların Sorguları
1- Sanık Hasan Hüsamettin Özkan’ın Sorgusu
Yüce Divan’ın 22.3.2005 günlü oturumunda yapılan sorgulamada, sanık Hasan
Hüsamettin Özkan’ın özetle;
T. Halk Bankası’nın, Bakanlığına “bağlı” kuruluĢ olmayıp, “ilgili” kuruluĢu
olması nedeniyle Banka’nın tüm iĢlemleri yetkili kiĢi ve organlarınca
sonuçlandırıldığından krediler dahil hiçbir iĢlemin, ilgili Bakanın “imza” veya “onay”ına
gelmediğini, “iki kez” incelettirildiği iddia edilen raporlara konu kredilerin tamamının,
kendisinden önceki dönemde açılmıĢ krediler olup, görev süresinde ilave kredi
kullandırılmasının da söz konusu olmadığını, dönemin T. Halk Bankası Genel Müdürü ile
Yönetim Kurulu Üyelerinin de kendisinden önceki iktidarlar tarafından göreve getirilip,
dört hükümet döneminde de çalıĢmalarını sürdürdüklerini, soruĢturma konusu ile
Komisyon raporunun gerçeği yansıtmadığını, hakkındaki iddiaların 1998 yılında
düzenlenen beĢ rapora iliĢkin olup, savcılıklara hukuka aykırı biçimde
gönderilmelerinden dolayı görevsizlik kararlarının verilmesiyle Bakanlığına iade
edildiklerinde bunlardan bilgi sahibi olduğunu, bu raporlarda Banka ile suçlanan
yöneticilerin savunmalarının alınmadığını, Banka’nın emsal bankalardan farklı iĢlemlere
tabi tutulduğunu, dönemin BYMK BaĢkanı Ġlkay Karakoç’un raporlarda adı geçen bir
kısım banka personeli ile kiĢisel çekiĢmelerinin olduğunu, tam olarak oluĢmamıĢ
raporların kasten basına sızdırıldığını tespit etmesi üzerine suç kastı bulunmaksızın bu
raporlarla ilgili çeĢitli yazıĢmaları yaptığını, bu yazıĢmaların hiç birinde rapor konularının
BaĢbakanlık müfettiĢlerine yeniden incelettirilmesi gibi bir isteminin olmadığını, anılan
incelemelerin kendisinin bilgisi dıĢında BaĢbakan onayı ile gerçekleĢtirildiğini, ayrıca
Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’nca kendisine yazılan 16.11.1998
günlü yazı ile istenen iĢlemin yapılmaması iddiasının da doğru olmadığı, zira bu yazı ile
Banka yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılmasının istenmeyip, aslında Banka Genel
Müdürü ile iki yardımcısının görevden alınması istemini içerdiğini, zaten imza
yetkilerinin kaldırılması hususundaki yetkinin Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı’na ait
olduğunu, ayrıca bu önlemin uygulanabilmesi için ilgililer hakkında kanuni kovuĢturma
yapılması isteminin gerektiğini, denetim raporları da bilgisi dıĢında savcılıklara
gönderilmesi nedeniyle yöntemine uygun kovuĢturma istenme koĢulu da
gerçekleĢmediğinden, yani hem yasal koĢullar oluĢmadığı, hem de kendisine ait olmayan
bir yetkiyi kullanmasının söz konusu olmayacağından anılan yazı ile istenen hususun
yerine getirilmediğini, hakkında “Ġvedi Durum Raporu” bulunmayan ve yıllık bilançoları
kârla kapatılmıĢ bir bankanın genel müdürünü de görevden almamasının haklı olduğunu,
görev süresince yaptığı tüm iĢlemlerde kamu yararı ve hukukun üstünlüğünü gözettiğini,
bütün giriĢimlerinin yasanın kendisine tanıdığı takdir yetkisinin doğal bir sonucu
olduğunu, bu yetkisini amacı dıĢında kullanmadığını savunduğu görülmüĢtür.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
34
Sanığın sorgusunda ileri sürdüğü hususların, SoruĢturma Komisyonu’na verdiği
28.4.2004 ve 10.5.2004 günlü yazılı savunmaları ile çeliĢmediği, aynı doğrultuda olduğu
anlaĢılmıĢtır.
2- Sanık Recep Önal’ın Sorgusu
Yüce Divan’ın 22.3.2005 günlü oturumunda yapılan sorgulamada, sanık Recep
Önal’ın özetle;
Meclis soruĢturma önergesinin ve Komisyon raporunun yetersiz, yanlıĢ
değerlendirme ve kanaatlere dayanılarak düzenlendiğini, taraflı ve maksatlı olduğunu,
gerçeklere de uygun olmadığını, Komisyon çalıĢmalarının da usulsüz ve hukuka aykırı
olduğunu, davaya esas olmak üzere Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nca iddianame
hazırlanması yerine siyasi bir belge olan TBMM SoruĢturma Komisyonu raporunun esas
alınmasının ceza yargılamasının ilkelerine aykırılık oluĢturduğunu, keza önergenin görevi
ihmal suçu ile iliĢkilendirilmesine karĢın raporun görevi kötüye kullanmak suçundan
dolayı cezalandırılma istemiĢ olmasının da hukuka aykırı bulunduğunu, görevi süresince
T. Halk Bankası ile ilgili olarak Hazine MüsteĢarlığı’na gelen tüm BYDK ve BYMK
raporlarının BaĢbakanlık makamına sunulduğunu, bu kapsamda ilgili kuruluĢların
raporlarının gereğinin yerine getirilmesini asla geciktirmediği gibi gerekli olup da
zamanında almadığı hiçbir tedbirin de bulunmadığını, yine Banka yöneticileri hakkında
denetim kurumları veya yetkili baĢka kuruluĢlarca kendisine sunulmuĢ olup da onay
vermediği hiç bir teklif bulunmadığını, takdir hakkını asla amacı dıĢında kullanmayıp,
kanuni yetkisi aĢarak yaptığı hiçbir iĢlem veya yasaya aykırı uygulamasının da
bulunmadığını, Banka yöneticilerinin korunması ve sorumlularının yargılanmalarının
engellenmesi gibi bir amaca sahip olmayıp, suç kastıyla hiç bir iĢlem yapmadığını,
Banka’nın zarara uğramasına yol açabilecek bir davranıĢının da olmadığını, Hazine
MüsteĢarlığı’nın ilgilendirildiği Bakan olarak kendisinin Banka ile ilgili bir görevinin
bulunmadığını, Banka’nın denetiminin Hazine MüsteĢarlığı’nca yapıldığını, bu kapsamda
BYDK raporlarıyla ilgili iĢlerin de kendisi dıĢında idarenin rutin çalıĢma usulleri
çerçevesinde Hazine MüsteĢarı’nca yerine getirildiğini, Banka ile ilgilendirildiği 73
günlük dönemin dıĢındaki iĢlemlerden de sorumlu tutulamayacağını, bu dönemde ise
takdir yetkisini tümüyle objektif esaslar çerçevesinde haksızlığa yol açmadan ve
mevzuata uygun biçimde kullandığını, iddia konusu 27.3.2000 günlü onayın bankacılık
alanındaki denetimlerin yoğunlaĢtırılması amacıyla Hazine MüsteĢarlığı’nca yapılan
değerlendirmeler sırasında BYMK’nin eleman sayısının az olması, buna karĢın BYDK
gibi baĢka denetim kuruluĢlarınca da BYMK’nin görev alanına girmeyen konuların da
incelenmek üzere buraya gönderilmesi nedeniyle meydana elen zorunluluktan
kaynaklandığını, içeriğinin genel ahlaka ve yasalara aykırılık taĢımadığını, konusunun da
suç oluĢturacak bir idari iĢlem niteliğinde olmadığını, BaĢbakan onayı olması nedeniyle
gereğinin yerine getirilmesinin zorunluluk taĢıdığını, geçmiĢte de benzer BaĢbakan
onaylarının bulunduğunu, bu nedenlerle iddiaların somut kanıt ve gerekçeleri ortaya
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
35
konulmadığı gibi yüklenen suçunun unsurlarının da oluĢmadığını savunduğu
görülmüĢtür.
Sanığın sorgusunda ileri sürdüğü hususların, SoruĢturma Komisyonu’na verdiği
27.4.2004 ve 7.5.2004 günlü yazılı savunmaları ile çeliĢmediği, aynı doğrultuda olduğu
anlaĢılmıĢtır.
B- Kanıtlar
1- Yazılı Kanıtlar
a- Sanık Hasan Hüsamettin Özkan’a Yüklenen Suçlamalar ile Ġlgili Yazılı
Kanıtlar
1- T. Halk Bankası A.ġ.' nin 43/47 sayılı yönetim kurulu kararı.
2- BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı’nın 31.10.1996 günlü raporu, bu rapora
iliĢkin olur ve yazılar.
3- BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı’nın 23.10.1997 günlü inceleme raporu,
bu rapora iliĢkin olur ve yazılar.
4- Bankalar yeminli murakıplarının düzenledikleri;
aa- 5.2.1998 günlü, R-5, R-5 sayılı,
bb- 23.1.1998 günlü, R-4, R-4 sayılı,
cc- 23.1.1998 günlü, R-3, R-3 sayılı,
dd- 15.1.1998 günlü, R-1, R-1 sayılı
raporlar, bu raporlar üzerine yazılan yazılar ve ekleri
BYMK murakıpları tarafından hazırlanan 23.1.1998 gün ve R-3, R-3 sayılı Genel
Değerlendirme Raporunun 398 sayılı üst yazısı.
Banka Yönetim Kurulu’nun 29.12.1998 gün ve 44/51 sayılı kararı.
5- Banka’nın faaliyetleri ile ilgili BYDK raporları, Banka’nın raporlara verdiği
cevaplar.
6- BYDK’nin 1996 yılı raporunda incelenmesi ve soruĢturulması istenen
temennilerle ilgili olarak BYMK’nin düzenlendiği raporlara iliĢkin suç duyuruları ile
takibat baĢvuruları, Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nın görevsizlik kararları.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
36
7- Banka yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılması ile ilgili yazı, ekleri ile
cevap yazıları.
8- Sanığın, Cumhuriyet savcılığından intikal eden murakıp raporlarının yeniden
değerlendirilmesi için Hazine MüsteĢarlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanlığı’na,
BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı’na ve BaĢbakanlık makamına yazdığı yazılar ve
ekleri.
9- BaĢbakanlık makamının 24.12.1998 günlü onayı ile bu onay üzerine
BaĢbakanlık müfettiĢleri tarafından düzenlenen 6.7.1999 günlü rapor ile ekleri.
10- BYDK Üyeler Kurulu’nun kararları, bu kararların BaĢbakanlığa
gönderilmesine iliĢkin Devlet Bakanlığı’nın (Mehmet Keçeciler) 26.11.1999 günlü
yazıları ile ekleri.
11- BaĢbakanlık makamının 1.2.2000 günlü onayı.
12- BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu müfettiĢlerinin 4.7.2000 günlü raporu.
13- Bu rapora istinaden alınan BaĢbakanlık makamının 19.10.2000 günlü onayı
ve ekleri.
14- Sanığın Banka yöneticileri hakkında takibat izni verdiğine iliĢkin 20.10.2000
günlü yazısı ve ekleri.
15- Sanık ve Banka yöneticileri ile yakınlarının mal varlıklarını gösterir listeler,
mal bildirimi.
16- CumhurbaĢkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun 17.9.2001 günlü, 2001/4
sayılı raporu ve ekleri.
17- Banka görevlileri hakkındaki adli iĢlemlere iliĢkin dosyalarla ilgili belgeler.
18- Banka’nın faaliyetleri ile ilgili KĠT Komisyonu’nun yazıları ve ekleri.
19- Sanığa ait görevlendirme yazıları.
20- BaĢbakanlık makamının 24.12.1998 günlü oluru ile ilgili BaĢbakanlık TeftiĢ
Kurulu BaĢkanlığı’nın ve Hazine MüsteĢarlığı’nın cevabi yazıları.
21- BDDK’nin Banka yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılmasına iliĢkin
13.6.2001 günlü kararı ve ekleri.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
37
22- Bankalar yeminli murakıbı Bedri EĢsiz'in ABD'ne hangi tarihte geçici görev
ile gittiği ve döndüğünü belirten BDDK BaĢkanlığı’nın yazısı.
23- Banka yöneticileri hakkında usulsüz kredi verdiklerinden dolayı açılan
Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin E.2003/94, 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin
E.2004/103 ve 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nin E.2003/1143 sayılı dava dosyalarında
yargılamaların sürdüğüne iliĢkin yazı cevapları.
24- 1997 yılı KĠT Komisyonu kararına iliĢkin TBMM'nin cevabi yazısı.
25- Katılan vekilleri, sanıklar ve müdafileri ile tanıklar Nidai Seven, Osman Nuri
Ertuğ, Hasan Kılavuz ve Tahir Bayındır'ın dilekçeleri ekinde verdikleri belge örnekleri.
26- Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanlığı (GüneĢ Taner) imzalı
4.3.1998 gün ve 396, 397, 398, 399 sayılı Devlet Bakanlığı’na (H. Özkan) gönderilen
yazılar.
27- Yukarıda belirtilenler dıĢında kalan, BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı,
Hazine Kontrolörleri Kurulu, BYMK’ce düzenlenen diğer ilgili raporlar.
b- Sanık Recep Önal’a Yüklenen Suçlamalar ile Ġlgili Yazılı Kanıtlar
1- BYDK’nin 1997 yılı temennilerinin T. Halk Bankası ile ilgili kısmı.
2- BYDK’nin 1997 yılı temennilerine iliĢkin T. Halk Bankası’nın cevaplarını
içeren 12.4.1999 gün ve 486/30310 sayılı yazıları.
3- BYDK tarafından yazılan 1997 yılı raporunun Hazine MüsteĢarlığı’na geliĢine
iliĢkin 10.2.1999 günlü yazı
4- BYDK’nin 1997 yılı temennilerinin BYMK’ce incelenmesine iliĢkin Hazine
MüsteĢarlığı’nın 21.7.1999 günlü Onay’ı ile bu konuda BYMK’nin görevlendirildiğine
iliĢkin Hazine MüsteĢarlığı’nın aynı günlü yazısı.
5- Sanık Recep Önal’ın Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı olarak
görevlendirilmesine iliĢkin 22.7.1999 günlü yazı.
6- BYDK’nin 1998 yılı temennilerinin T. Halk Bankası ile ilgili kısmı.
7- BYDK’nin 1998 yılı temennilerine iliĢkin T. Halk Bankası’nın cevaplarını
içeren 8.3.2000 gün ve 24352/528 sayılı yazıları.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
38
8- BYDK’nin 1998 yılı temennilerinin Hazine MüsteĢarlığı’na geliĢine iliĢkin
18.1.2000 günlü yazı.
9- BYDK’nin 1998 yılı temennilerinin BYMK’ce incelenmesi için Hazine
MüsteĢarlığı’nın 27.1.2000 günlü onayı ile bu konuda BYMK’nin görevlendirildiğine
iliĢkin Hazine MüsteĢarlığı’nın 31.1.2000 günlü yazısı.
10- BYMK BaĢkan yardımcısı Oğuz Kayhan, BYMK BaĢkanı Servet TaĢdelen
ve Hazine MüsteĢarı Selçuk Demiralp tarafından paraflanan BYMK tarafından hazırlanan
16.2.2000 günlü BaĢbakan onay teklifi ile bu teklifin Recep Önal tarafından 21.2.2000
tarihinde imzalandığına iliĢkin yazılar.
11- Hazine MüsteĢarlığı’nın Onay talimatı gereğince BYDK’nin 1997 ve 1998
yılı temennilerinin incelenmesi için BYMK’ce bankalar yeminli murakıplarının
görevlendirildiğine iliĢkin 21.3.2000 günlü yazı.
12- BYMK’ce hazırlanan ve BaĢbakan Bülent Ecevit tarafından imzalanan
27.3.2000 günlü ve 650 sayılı BaĢbakan onayı.
13- 27.3.2000 günlü BaĢbakanlık Onayı’nın BYMK’ce Hazine KĠT Genel
Müdürlüğü’ne iletildiğine iliĢkin 31.3.2000 günlü yazı.
14- 27.3.2000 günlü BaĢbakanlık Onayı’nın KĠT Genel Müdürlüğü’nde Genel
Müdür Yardımcısı Yıldız Soykan ile Daire BaĢkanı Cüneyt Yener tarafından ilgili yerlere
havale edildiğine iliĢkin yazılar ile BaĢbakan Onayı’nın KĠT Genel Müdürlüğü’nde Ģube
müdürü Kaan Sayın’a havale edildiğine iliĢkin 12.4.2000 ve aynı yerde uzman olarak
çalıĢan Aysun Bulgurlu Arıkan’a havale edildiğine iliĢkin 27.4.2000 günlü yazı.
15- BaĢbakan Onayı gereğince, BYMK’ce 1997 ve 1998 yılı temennilerinin
incelenmesi ile görevlendirilen murakıpların görevlerinin iptal edildiğine iliĢkin 5.4.2000
günlü yazı.
16- Hazine KĠT Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan BaĢbakan Onayı tebliği
yazılarının Daire BaĢkanı Cüneyt Yener tarafından 25.7.2000, Genel Müdür Yardımcısı
Yıldız Soykan tarafından 26.7.2000, Genel Müdür Mehmet Rasgelener tarafından
31.7.2000, Recep Önal tarafından 2.8.2000 tarihlerinde paraflandığına, 27.3.2000 günlü
Onay gereğince temennilerin BYDK’ye iade edildiğine iliĢkin Recep Önal imzalı
4.8.2000 günlü yazılar.
17- BaĢbakan Onayının KĠT Genel Müdürlüğü’nce ilgili Bakanlıklara, TBMM
KĠT Komisyonu ile BYDK’ye tebliğ edildiğine iliĢkin 4.8.2000 günlü yazılar.
18- Recep Önal’ın T. Halk Bankası ile ilgili Devlet Bakanı olarak
görevlendirildiğine iliĢkin 1.1.2001 günlü yazı.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
39
19- Recep Önal tarafından T. Halk Bankası görevlileri hakkında soruĢturma izni
verdiğine iliĢkin 2.3.2001 günlü yazı.
20- BYDK ile görevli Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in temennilerin
incelenmesi ile ilgili olarak BaĢbakandan aldığı 5.3.2001 günlü onay.
21- BaĢbakanlık Onayının Hazine MüsteĢarlığı’na tebliğine iliĢkin 13.3.2001
günlü yazı ve Hazine MüsteĢarlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanı Kemal DevriĢ’in
BaĢbakanlığa hitaben yazdığı 20.4.2001 günlü yazısı.
22- 5.3.2001 günlü BaĢbakanlık Onayı üzerine BYDK’nin temennilerle ilgili
yaptığı çalıĢma planının, Hazine MüsteĢarlığı’na gönderildiğine iliĢkin 17.4.2001 günlü
bir yazı ile Hazine MüsteĢarlığı’nın 20.4.2001 günlü BDDK’ye gönderme yazısı.
23- Ġstanbul eski Milletvekili Mustafa Düz’ün 30.4.2001 tarihinde Ankara
Cumhuriyet BaĢsavcılılığı’na bazı temenni konularını da kapsayan bir ihbar yazısı.
24- Hazine Kontrolörleri Kurulu’nun 28.6.2001 günlü, 116/14–91/12–327/14
sayılı Raporu ve buna iliĢin Devlet Bakanı Kemal DerviĢ’in 28.6.2001 gün ve 580 sayılı
Onay.
25- BYDK’ce BYMK’ye gönderilen temenniler murakıplarca incelenip, onbeĢ
adet rapor düzenlendikten sonra, Mustafa Düz’ün Ģikayeti üzerine Hazine
kontrolörlerince incelendiğinden, murakıplarca denetimde mükerrerliğe neden
olunmaması amacıyla incelenmediğine iliĢkin yazı.
26- CumhurbaĢkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun 17.9.2001 günlü, 2001/4
sayılı raporu ve ekleri.
27- BYDK’nin 1997 ve 1998 yılı temennilerine iliĢkin soruĢturmaların
zamanaĢımına uğraması konusunda murakıplar hakkında verilen BDDK’nin 30.12.2004
gün ve 1522 sayılı kararı ile 2.12.2004 günlü inceleme raporu.
28- Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nın bankalar yeminli murakıpları ile KĠT
Genel Müdürlüğü görevlileri hakkında verdiği 23.5.2005 günlü iĢlemden kaldırma kararı.
29- BYMK BaĢkanlığı’na 21.7.1999-21.3.2000 tarihleri arasında gelen çalıĢma
programı dıĢındaki incelemeler ile ilgili olarak murakıpların görevlendirmelerini gösterir
1.11.2005 gün ve 4682 sayılı yazı ve liste.
30- Bazı firmalara usulsüz kredi kullandırdıkları iddiası ile yargılanan banka
yöneticileri hakkındaki davaların derdest olduğuna iliĢkin yazı cevapları.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
40
31- T. Halk Bankası A.ġ. mensupları hakkında yürütülen adli iĢlemlere ait dosya
özetleri.
32- Sanık vekili Avukat Osman ÖZ’ün savunmasında belirttiği, BaĢbakanlık
makamının 13.9.1993 gün ve TeftiĢ M.488 sayılı Onayı ile yine aynı makamın 11.1.1995
gün ve B.02.0.MÜS/00146 sayılı Onayı.
33- Tanık AyĢe Dönmezer’in Hazine kontrolörlerine verdiği, gecikmelerin iĢ
yoğunluğundan kaynaklandığına ve kastın bulunmadığına iliĢkin 12.3.2004 günlü yazılı
beyanı.
34- T. Halk Bankası’nın 1996, 1997 ve 1998 yılı BYDK temennilerinde
incelenmeyen bir kısım temennilerin, 1999 yılı BYDK raporunda tekrar gündeme
gelmesi nedeniyle, gerekli incelemenin yapılması için, bankalar yeminli murakıbı Halil
Pala’nın görevlendirilmesine iliĢkin 6.4.2001 günlü, 830 sayılı BYMK’nin yazısı.
35- Bankalar Yeminli Murakıbı Halil Pala’nın ikinci kez görevlendirildiğine
iliĢkin 24.4.2001 günlü yazı.
36- Bankalar Yeminli Murakıbı Halil Pala’nın, temennilerin incelenmesinin
gecikeceğinden bu iĢlerin baĢka murakıplara dağıtılması konusundaki BDDK’ye yazdığı
8.6.2001 günlü yazı.
37- Temennilerin incelenmesinde gecikmeye neden olduğu iddia olunan
murakıpların sorumlulukları olup olmadığı konusundaki Hazine Kontrolörleri
Kurulu’nun 17.3.2004 günlü raporunun sonuç kısmı.
38- Temennilerin incelenmesinde zamanaĢımına uğrama konusunda Hazine
yetkililerinin sorumlulukları olup olmadığı konusundaki Hazine Kontrolörleri
Kurulu’nun 6.4.2004 günlü raporunun sonuç kısmı.
39- Temennilerin zamanaĢımına uğramasında rolü oldukları ileri sürülen Hazine
yetkilileri hakkında soruĢturma izni verilmesine yer olmadığına dair DanıĢtay 1.
Dairesi’nin 1.2.2005 günlü kararı.
40- BYDK’nin 1997 ve 1998 yılı temennileri ile ilgili olarak düzenlenen
BYMK’ca düzenlenen raporlar ile Hazine Kontrolörlerince incelenen temenniler listesi.
2- Tanıklar
Yüce Divan’da dinlenen tanıkların isimleri, unvanları ile beyanlarının tespit
edildiği duruĢma tarihleri aĢağıdaki tabloda yer almaktadır:
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
41
ADI SOYADI UNVANI TARĠHĠ
Ahmet Selçuk Demiralp Hazine eski MüsteĢarı 19.4.2005
Mehmet Rasgelener Hazine MüsteĢarlığı KĠT eski Genel
Müdürü
19.4.2005
Selim Servet TaĢdelen BYMK eski BaĢkanı 19.4.2005
Yıldız Soykan Hazine MüsteĢarlığı KĠT eski Genel
Müdür Yardımcısı
19.4.2005
Mehmet Cüneyt Yener Hazine MüsteĢarlığı KĠT Genel
Müdürlüğü eski Daire BaĢkanı
19.4.2005
Kaan Sayın Hazine MüsteĢarlığı KĠT Genel
Müdürlüğü eski ġube Müdürü
19.4.2005
Aysun Bulgurlu Arıkan Hazine MüsteĢarlığında Hazine Uzmanı 19.4.2005
Ġlkay Karakoç BYMK eski BaĢkanı 24.5.2005
Yenal Ansen T. Halk Bankası eski Genel Müdürü 24.5.2005
Osman Nuri Oduncu BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu eski BaĢkanı 24.5.2005
Oğuz Kayhan BYMK eski BaĢkan Vekili 24.5.2005
GüneĢ Taner Eski Devlet Bakanı 16.6.2005
Bedri EĢsiz BYMK Murakıbı 16.6.2005
Vedat Nezihi Aksu BYMK eski Murakıbı 16.6.2005
Zafer Dedemen BDDK Daire BaĢkanı 16.6.2005
Aytekin Tece Ziraat Bankası Yönetim Kurulu eski
Üyesi
16.6.2005
Mustafa Düz TBMM eski Milletvekili 16.6.2005
Tahir Bayındır Denizcilik MüsteĢarlığı BaĢmüfettiĢi 16.6.2005
Ġbrahim Aydınlı BDDK Daire BaĢkanı 16.6.2005
Atilla Kılıç T. Halk Bankası eski çalıĢanı 16.6.2005
Hasan Kılavuz Vakıfbank eski Genel Müdürü 16.6.2005
AyĢe Dönmezer BaĢbakanlık Hazine eski MüsteĢar
Yardımcısı ve KĠT eski Genel Müdürü
16.6.2005
Mustafa Ekim BDDK Üyesi 14.7.2005
Kemal Yamakoğlu TMSF Üyesi 14.7.2005
Üzeyir Baysal BDDK BaĢmurakıbı 14.7.2005
Ömer Faruk Çayan BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢmüfettiĢi 14.7.2005
Mehmet Öztürk BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢmüfettiĢi 14.7.2005
Hüsnü Yılmaz BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu eski
BaĢmüfettiĢi
14.7.2005
Turgay Samur BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢmüfettiĢi 14.7.2005
Mehmet ReĢat Mocan BYDK Üyesi 14.7.2005
Ahmet Karaca BDDK BaĢkan Yardımcısı 14.7.2005
Sedat Yetim BDDK Daire BaĢkanı 15.9.2005
Halil Sunalı BYMK eski Murakıbı 15.9.2005
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
42
Hasan Özcan T. Halk Bankası Yönetim Kurulu eski
Üyesi
15.9.2005
Turan Kalaycıoğlu T. Halk Bankası Yönetim Kurulu eski
Üyesi ve Genel Müdür eski Yardımcısı
15.9.2005
Osman Nuri Ertuğ T. Halk Bankası Yönetim Kurulu eski
Üyesi ve Genel Müdür eski Yardımcısı
15.9.2005
Erdoğan Toprak TBMM eski Milletvekili 15.9.2005
Mahmut Erdir TBMM eski Milletvekili ve KĠT
Komisyonu BaĢkanı
15.9.2005
Nidai Seven TBMM eski Milletvekili 15.9.2005
Ahmet Alkan TBMM eski Milletvekili 15.9.2005
Galip Çelik Devlet Denetleme Kurulu Üyesi 15.9.2005
Yücel Dirik T. Halk Bankası Yönetim Kurulu eski
Üyesi
11.11.2005
Özkan Akkayagil T. Halk Bankası eski müĢterisi 11.11.2005
C- Davaya Katılan ve Savları
T. Halk Bankası A.ġ. adına BaĢ Hukuk MüĢaviri Nurhan Küçükkayalar ile
Bölüm Müdürü Sezgi ġahin tarafından imzalanan 27.9.2005 havale günlü dilekçeyi Yüce
Divan’a sunmuĢlardır.
Bu dilekçede katılan vekilleri özetle;
“19.6.2004 gün ve 25497 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan Türkiye Büyük
millet Meclisi Genel Kurulu‟nun 15.6.2004 gün ve 811 sayılı kararına istinaden; Halk
Bankasının bağlı olduğu Devlet eski Bakanı Hüsamettin ÖZKAN ve Hazine
MüsteĢarlığının bağlı olduğu Devlet eski Bakanı Recep ÖNAL hakkında; Yüksek
Denetleme Kurulu denetçileri ve Bankalar Yeminli Murakıplarınca düzenlenen
raporların gereğinin yapılmasını geciktirecek ve Bankayla ilgili tedbirleri zamanında
almayarak, bankanın zarara uğramasına sebebiyet vermiĢ olmaları nedeniyle açılmıĢ
olduğu dikkate alındığında, TCK. 237. maddesi uyarınca Bankanın müdahil sıfatıyla
davaya katılması zorunluluğunun hasıl olduğunu, bu nedenle; bu davada
müdahilliklerine, özel hukuktan doğan hakları saklı tutularak, sanıkların eylemlerine
uyan Türk Ceza Kanunu‟nun ilgili hükümleri uyarınca cezalandırılmalarına karar
verilmesini” istemiĢlerdir.
Yüce Divan 11.10.2005 günlü oturumda, bu talep ile ilgili olarak Yargıtay
Cumhuriyet BaĢsavcı Vekili ile sanıklar vekillerinden diyeceklerini sormuĢ ve CMK’nin
238. maddesi gereğince sanıklara yüklenen eylemler nedeniyle T. Halk Bankası A.ġ.’nin
suçtan zarar görmesi ihtimalinin bulunması karĢısında kamu davasına katılmasına,
usulüne uygun yetki belgelerine istinaden temsilcileri Nurhan Küçükkayalar ve Sezgi
ġahin’in de katılan temsilcileri sıfatıyla duruĢmaya kabulüne Üyeler Sacit ADALI, Serdar
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
43
ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELĠ, Osman PAKSÜT’ün “Davaya katılma isteminde
bulunan Kurum’un sanıklara yüklenen suçtan ne Ģekilde zarar gördüğünü gerekçeleriyle
ortaya koymadığı ve salt Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümlerine yollamayla
soyut bir zarar görme beyanında bulunduğu anlaĢıldığından; bu konudaki istemin reddi
gerektiği değerlendirmesiyle, sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz”
Ģeklindeki karĢı oylarıyla ve oyçokluğuyla karar verilmiĢtir.
Bu biçimde davaya katılan sıfatını kazanan T. Halk Bankası A.ġ. vekillerinden
Yüce Divan’ın 13.12.2005 günlü oturumunda CMK’nin 216. maddesi gereğince esas
hakkında diyecekleri sorulmuĢ olup, katılan vekilleri bu konudaki iddialarını Yüce
Divan’a daha önce sundukları 12.12.2005 günlü dilekçeleri ile ifade ettiklerini ve sözlü
açıklamada bulunmak istemediklerini beyan etmiĢlerdir.
Katılan vekilleri dosyaya ibraz ettikleri 12.12.2005 günlü dilekçelerinin sonuç ve
talep bölümünde;
“H. Hüsamettin Özkan, Halk Bankasından sorumlu ilgili Devlet Bakanı olarak
görev yaptığı 1997-2001 yıllarında; basiretli bir yöntem sergilemeyen ve bu yönetim
anlayıĢları denetim raporları ile müteaddit defalar tespit edilen Banka yöneticileri
hakkında, takdir yetkisini amacı dıĢında kullanarak, kovuĢturma izni vermeyerek
Bankanın kaynaklarının suiistimal edilmesine imkan tanımak suretiyle görevini kötüye
kullanmıĢ, Recep Önal ise; 1997-1998 YDK temennilerinin gereği soruĢturmaların,
BaĢbakanlık onayına sunulmak suretiyle zamanında yapılmasını engelleyerek bu suça
iĢtirak etmiĢtir.
ĠĢ bu dosyamızda yargılanmakta olan sanıklar görevlerinin gereklerine aykırı
hareket etmek suretiyle Türk Ceza Kanunu‟nun 257. maddesinde yer alan “Görevi
Kötüye Kullanmak” suçunu iĢlemiĢlerdir.
Yukarıda arz ve izah edilen iddialarımızın değerlendirilmesi suretiyle sanıkların
Türk Ceza Kanunu‟nun 257. madde hükmü gereğince cezalandırılmalarına ve özel
hukuktan kaynaklanan haklarımızın saklı tutulmasına karar verilmesini arz ve talep
ederiz.”
Biçimindeki iddialarını ileri sürmüĢlerdir.
D- Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nın Esas Hakkındaki GörüĢü
l- Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı, Yüce Divan’ın 13.12.2005 günlü oturumda
okumak suretiyle tekrarladığı esas hakkındaki yazılı mütalaasında, iddialar karĢısındaki
savunma ve kanıtları değerlendirerek, sanık Hasan Hüsamettin Özkan hakkında aynen;
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
44
“T. Halk Bankası A.ġ., olay tarihinde tüzel kiĢiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk
ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir iktisadi devlet teĢekkülü olup, 233 sayılı KHK‟nin
39 ve 72 Sayılı BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin 1 ve 4. maddeleri gereğince BYDK‟nun iktisadi, mali, idari, hukuki ve
teknik açıdan sürekli denetimi altında bulunmaktadır.
72 Sayılı KHK‟nin 25. maddesinde, “yıllık denetim raporunun”; denetlenen
kuruluĢların iĢlem, bilanço ve sonuç hesaplarının aklanması veya aklanmamasına iliĢkin
görüĢleri içeren gerekçeli ve karĢılaĢtırmalı olarak hazırlanan rapor olduğu, bu raporun
en geç ertesi yıl Ekim ayı sonuna kadar BaĢbakanlığa sunulacağı öngörülmüĢ, 30.
maddesinde, düzenlenen raporlar üzerine yapılacak iĢlemler gösterilmiĢ, maddenin 6.
fıkrasında ise, teknik konularda çıkabilecek görüĢ ayrılıklarının BaĢbakanlıkça kesin
sonuca bağlanacağı hükme bağlanmıĢtır.
Mülga 3182 Sayılı Bankalar Kanununun 61. maddesine göre; bankalar yeminli
murakıpları, bu Kanun ile ek ve değiĢildiklerinin diğer kanunların bankalarla ilgili
hükümlerinin uygulanmasının ve her türlü bankacılık iĢlemlerinin denetimini, bankaların
varlıkları, alacakları, özkaynakları, borçları, kâr ve zarar hesaplan arasındaki ilgi ve
dengelerin ve mali bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların tespit ve tahlilini yapmakla
yetkili ve görevli bulunmaktadır.
Buna göre; Hazine MüsteĢarlığı bünyesindeki bankalar yeminli murakıpları,
Bankalar Kanunu ve diğer mevzuat ile kendilerine verilen görev ve yetkilerin gerektirdiği
murakabe, inceleme ve soruĢturma iĢlerini yürütmek ve sonuçlandırma yetkisi ile
donatılmıĢtır.1
18.6.1999 tarihli 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 5. maddesiyle, bankalar
yeminli murakıplarının görev ve yetkileri aynen korunmuĢ, oluĢturdukları Kurul ise, aynı
Kanun uyarınca 31.8.2000 tarihinde BDDK bünyesine dahil edilmiĢtir.
Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanı 2.7.1997 tarihinden itibaren
GüneĢ Taner‟dir. Adı geçenin görevinden ayrılması üzerine Hazine MüsteĢarlığı
(8.12.1998-12.1.1999) tarihleri arasında BaĢbakanlığa (Sn. Mesut Yılmaz) bağlı olarak
faaliyet ve iĢlemlerini sürdürmüĢtür. 22.7.1999-13.3.2001 tarihleri arasında Hazine
MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanı ise sanık Recep Önal‟ dır.
1 Mülga 3182 Sayılı Kanun ile 4059 Sayılı Kanun hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve 29.6.1995 tarihli 22328
Sayılı Resmi Gazete‟ de yayımlanarak yürürlüğe giren Hazine MüsteĢarlığı Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu
Görev ve ÇalıĢma Esasları Yönetmeliğinin 7. maddesinin (a) bendi, 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi hükümleri
ile 22.6.2000 tarih ve 24087 Sayılı Resmi Gazete‟ de yayımlanan BDDK TeĢkilat Yönetmeliğinin 22. maddesinin (a)
bendinde; bankalar yeminli murakıplarının kendilerine verilen görev ve yetkilerin gerektirdiği denetim, inceleme ve
soruĢturma iĢlerini yürütmek ve sonuçlandırmak ile yetkili ve görevli olduğu belirtilmiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
45
T. Halk Bankası A.ġ., 2.7.1997-26.12.2000 tarihleri arasında Devlet Bakanı ve
BaĢbakan Yardımcısı Hasan Hüsamettin Özkan‟a, 26.12.2000 tarihinden 13.3.2001
tarihine kadar ise aynı zamanda Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakam Recep
Önal‟a ilgili kuruluĢ olarak bağlıdır.
3046 Sayılı Bakanlıkların KuruluĢ ve Görev Esasları Hakkında Kanunun 21.
maddesine göre; Bakanlar, bakanlık kuruluĢunun en üst amiridir ve bakanlık hizmetlerini
mevzuata uygun olarak yürütmekle görevlidir. Bakanlar; ayrıca, emri altındakilerin
faaliyet ve iĢlemlerinden sorumlu olup, bakanlık teĢkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluĢların
faaliyetlerini, iĢlemlerini ve hesaplarını denetlemekle görevli ve yetkilidirler. Bakanların
cezai sorumlulukları, hukuki ve siyasi sorumluluklarından ayrı olarak ceza hukukunun
genel ve özel hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
233 sayılı KHK.‟nin 40. maddesi uyarınca, sanık Hasan Hüsamettin ÖZKAN,
ilgilendirildiği T. Halk Bankasının faaliyetlerinin kanun, tüzük ve yönetmelik
hükümlerine uygun olarak yürütülmesi ile görevli, hesaplarını ve iĢlemlerini teftiĢe ve
tahkike tabi tutmaya ve bunların iktisadi ve mali durumlarını tespit ettirmeye yetkilidir.
Yüce Divan‟ a sevk kararında sanık Hasan Hüsamettin Özkan‟ a yüklenen
eylemlerden birincisi : BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun T. Halk Bankası
A.ġ.‟nin faaliyetlerine iliĢkin 1996 yılı raporunda yer alan temenniler ile ilgili olarak
Hazine MüsteĢarlığı bankalar yeminli murakıpları tarafından düzenlenerek Ankara
Cumhuriyet BaĢsavcılığına intikal ettirilen raporların yasal ve haklı nedenlere
dayanmaksızın yeniden değerlendirilmesini isteyerek Banka Genel Müdürü ve yönetim
kurulu üyeleri hakkındaki takibat izinlerini zamanında vermeyerek geciktirdiğidir.
BaĢbakanlık YDK‟nun T. Halk Bankası A.ġ.‟nin faaliyetlerine iliĢkin olan 1996
yılı raporunda 72 Sayılı KHK‟nin 30. maddesi uyarınca incelenmesi ve soruĢturulması
istenen 1996/6, 8, 22, 26-28, 39 numaralı temennilere iliĢkin olarak bankalar yeminli
murakıpları tarafından düzenlenen raporlar, Hazine MüsteĢarlığı tarafından 27.8.1998 -
12.11.1998 tarihleri arasında suç duyurusu yazıları ile Cumhuriyet savcılığına intikal
ettirilmiĢtir.2
Ayrıca, Hazine MüsteĢarlığı KĠT Genel Müdürlüğünün doğrudan talebi üzerine
BYDK‟nun 1996 yılı raporunun 9 numaralı temennisi ile ilgili olarak bankalar yeminli
murakıbı tarafından düzenlenen R-4 sayılı rapor da, Hazine MüsteĢarlığının 21.9.1998
tarihli suç duyurusu yazısıyla Cumhuriyet savcılığına gönderilmiĢ bulunmaktadır.
2 Bankalar Kanuna aykırılıklar ile ilgili takibat baĢvurularının 3182 Sayılı Kanunun 87. maddesi uyarınca Hazine
MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanı tarafından, TCK‟na aykırılıklar ile ilgili suç duyurularının ise Hazine
MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanının onayına istinaden KĠT Genel Müdürü veya BYMK BaĢkanı tarafından
yapıldığı anlaĢılmıĢtır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
46
Cumhuriyet savcılığı tarafından dosyalar, 2.10.1998 - 4.12.1998 tarihlerinde
399 Sayılı KHK‟nin 11. maddesinin (d) bendi uyarınca Banka genel müdürü ve yönetim
kurulu üyeleri haklarında takibat izni vermesi için T. Halk Bankası A.ġ. ile ilgili Devlet
Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan‟ a gönderilmiĢtir.3
Hazine MüsteĢarlığı tarafından Cumhuriyet savcılığına intikal ettirilen:
1996/6 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 29.06.1998 tarih ve R-5
tarih ve sayılı murakıp raporunda; bir kısım personelin 399 Sayılı KHK ve buna dayalı
çıkarılan personel yönetmeliğine aykırı olarak sınavsız ve izinsiz olarak atamasının
yapıldığı, bazı atamalarda ilan Ģartına ve 30 yaĢ sınırına uyulmadığı, ilgililerin
eyleminin görevi kötüye kullanma niteliğinde olduğu,
1996/8 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 05.05.1998 tarih ve R-9, R-
9 sayılı murakıp raporunda; yurtdıĢında görevlendirilen kiĢilerin kendilerine tevdi edilen
avansları belgeleyememelerine rağmen iade etmedikleri, Banka personeli olmayan
kiĢilere ait konaklama giderlerinin gerçeğe aykırı bildirim yapılmak suretiyle temsil
harcamaları kapsamına dahil edildiği, avans kapama iĢlemlerinde kullanılan bazı fatura
ve belgelerin Bankayı temsille hiçbir ilgisinin bulunmadığı ve tamamen kiĢisel nitelikteki
harcamalara iliĢkin olduğu, eylemin TCK‟nun 202. maddesine aykırılık teĢkil ettiği,
1996/22 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 6.7.1998 tarih ve R-4
sayılı murakıp raporunda; Karaköy ġubesince Seracılık Bahçecilik Hazır Gıda A,ġ.
firmasına yönetim kurulunun 22.08.1996 tarih ve 30 sayılı, 13.01.1997 tarih ve 3 sayılı,
10.04.1997 tarih ve 13 sayılı kararlarıyla 15 milyon USD Dövize Natık Teminat Mektubu
(DNTM) kredisi tahsis edildiği, firmanın Has Holdingin bir alt firması olduğu,
faaliyetlerine baĢlayalı çok olmadığı, kredi değerliğinin kullandırılan krediyi
kaldıramayacak düzeyde olduğu, firma istihbaratının yapıldığı dönem itibariyle grup
firmalarından HBB Pazarlama Bilgi Birikim A.ġ.‟nin T.C. Merkez Bankası risk
santralizasyonu kayıtlarında Halkbank nezdinde kanuni takipte alacağının bulunmasına,
ilk kredi kullandırımına iliĢkin düzenlenen istihbarat raporunun net iĢletme sermayesi,
cari oran gibi finansal oranlar yönünden yetersiz biçimde, eksik bilgi ile düzenlenmesine
rağmen kredi teklifinde bulunulduğu, izleyen kredi tekliflerinde Banka teamüllerine
aykırı olarak yeni değerlendirme ve istihbaratın yaptırılmadığı, krediler için yeterli
teminatın alınmadığı, ipoteklerin banka alacağını tehlikeye düĢürecek Ģekilde Medeni
Kanunun 766/a maddesine aykırı tesis edildiği,
3 1996/6 ve 8 sayılı temennilerle ilgili olarak düzenlenen murakıp raporlarının Hazine MüsteĢarlığının 10.9.1998
tarih ve 60225 sayılı suç duyurusu yazısıyla Cumhuriyet savcılığına gönderilmesine müteakip evrakın 1998/73303
hazırlık sayısına kaydedildiği, 2.10.1998 tarihli tefrik kararı ile 96/6 sayılı temenniye iliĢkin soruĢturmanın
98/78507, 96/8 sayılı temenniye iliĢkin soruĢturmanın ise 98/73303 sayılı hazırlık numarası üzerinden
yürütülmesine karar verildiği, 1996/8 sayılı temenniye iliĢkin soruĢturmanın bilirkiĢi incelemesi sonucunda
27.1.1999 takipsizlik kararı ile sonuçlandırıldığı anlaĢıldığından, aslında takibat izni verilmesi için sanığa
gönderilen dosyaların 1996/8 sayılı temenni dıĢında kalan murakıp raporlarına iliĢkin olduğu belirlenmiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
47
teminata alınan senetlerin Banka kayıtlarına yansıtılmadığı, son kredi teklifinde
Ģubenin firma hakkında olumsuz değerlendirmelerinin dikkate alınmadığı, kredi
açıldıktan sonra firmadan tahsil edilemeyen dönem faizler için ek teminat alınmadığı,
Ticari Krediler Yönetmeliğinin Holding Ģirketlerinin kredilendirilmesi ve acil kredi teklifi
maddelerine uygun hareket edilmediği, Bankalar Kanununun 44 ve 52. maddelerine
aykırı davranıldığı,
Diğer görevlilerin sorumlulukları ayrıca gösterilip, Banka üst yöneticilerinin
eylemlerinin TCK‟nun 240. maddesinde yazılı görevi kötüye kullanma suçu kapsamında
olduğu,
1996/26, 27 ve 28 numaralı temennilere iliĢkin olarak düzenlenen 17.9.1998 gün
ve R-2 sayılı murakıp raporunda; yeni kurulmuĢ bulunan ve kurucuları Banka‟ nın
problemli müĢterilerinden olan BMD Tekstil ĠnĢaat San.Tic. A.ġ.‟ ne, bu yöndeki
istihbarat ve mali servis bulgularına, firmanın krediye layık bulunmadığından ilk kredi
talebinin reddedilmesine, mali durumunda olumlu bir değiĢiklik olmamasına rağmen,
kredi tahsis edildiği,
KaldırılmıĢ olsa bile geçmiĢte çek ve senet protestosu bulunan firmaların
kredilendirilmemesi bankacılık teamülü olmasına rağmen, istihbarat raporunda
kaldırılmadığı da anlaĢılan çek ve senet protestosu bulunduğu, ödeme güçlüğü çektiği
tespit edilen Garibaldi-Özkan Akkayagil firmasına kredi kullandırıldığı,
TYO Turizm Yatırım Otelcilik Ltd. ġti.‟nin deneyimsiz bir Ģirket olduğu,
istihbarat raporlarına göre serbest varlığı ve toplam cirosunun çok üstünde bir tutarda
ve altı ay gibi kısa bir sürede kredilendirilmesinin bankacılık teamülleriyle
bağdaĢmadığı,
Firmaların kredilendirilmesinde ve kredilerin kullandırılmasında Banka
yetkililerinin eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçu kapsamında olduğu,
1996/39 no‟lu temenni ile ilgili olarak düzenlenen 6.11.1998 tarih ve R-3 sayılı
murakıp raporunda; Tuta Petrolcülük A.ġ.‟ ne kullandırılan üç adet nakdi kredinin,
temerrüde düĢmesine rağmen risklerin takip hesaplarına alınmadığı, söz konusu muaccel
borçların Banka tarafından firma lehine tesis edilen gayrinakdi kredi üzerine yurt
dıĢından temin edilen nakdi krediden karĢılandığı, bu son kredinin de ilk 3 kredinin
tasfiyesine yeterli olmaması üzerine Bilgiç Petrol, O.Y.K. Petrol‟e açılan kredilerin de
Tuta Petrole açılan kredilerin tasfiyesinde kullanıldığı, devreye sokulan OYK Petrol
firmasının riski muaccel olduğundan bu riskin tasfiyesi için Önal Petrol firmasına kredi
açıldığı, bu firmalara açılan kredilerden inceleme tarihi itibariyle hiçbir gerçek tahsilat
sağlanamadığı, Tuta Petrol lehine tesis edilen gayrinakdi krediyi de Banka‟nın tazmin
ettiği, Bilgiç Petrol ve O.Y.K. Petrol‟e açılan kredilerin de Tuta Petrol‟ün kefaletiyle
kullandırılması firmanın kefalet borcunun asalet borcundan fazla olması nedeniyle
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
48
teminat azaltımına sebep olunduğu, Tuta Petrol ile yapılan ödeme protokolü öncesinde
Bilgiç Petrol, Önal Petrol, O.Y.K. Petrol firmalarına açılan kredilerde temerrüde düĢen
Tuta Petrol‟ün kefaletinin alınmasında istihbarat yapılmadığı, kredi sürecinde asıl
fonlanan firmanın Tuta Petrolcülük A.ġ. olduğu, firmanın kredilendirme iĢlemlerinin
3182 sayılı Bankalar Kanunu‟nun 32, 44, 51, 52 ve 53, TCK‟ nun 240, 230 ve 345.
maddelerindeki suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği,
Diğer görevlilerin sorumlulukları ayrıca gösterilip, istihbaratları olumsuz
olmasına rağmen Tuta firmasına kredi kullandırılması ve gittikçe arttırılması, ayrıca
diğer üç firmaya kullandırılan kredilerin aslında dolanlı biçimde Tuta firmasına
kullandırılması biçimindeki iĢlemler nedeniyle Banka üst yöneticilerinin TCK‟ nun 240.
maddesinde yazılı suçu iĢledikleri,
1996/9 sayılı temenni ile ilgili bulunan ve KĠT Genel Müdürlüğünün yazısına
istinaden düzenlenen 20.4.1998 tarih ve R-l sayılı murakıp raporunda ise; Banka yönetim
Kurulu kararı ile faiz oranlarının 5 puan aĢağıya indirilmesinin Bakanlar Kurulu
Kararına aykırı olduğu, eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluĢturduğu,
AçıklanmıĢ bulunmaktadır.
Ayrıca, BaĢbakanlık BaĢmüfettiĢleri koordinatörlüğünde düzenlenen 23.10.1997
tarihli 11/97-5 sayılı raporda, yurtdıĢından nakit teminine yönelik gayri nakdi kredilerin
yaygın bir Ģekilde ve yüksek montanlarda uygulandığı, bu nedenle vahim durumların
ortaya çıkabileceği, kredi kullandırmada risk dağılımı ilkesine uyulmadığı, kredilerin
veriliĢinde firmaların piyasadaki itibarları, mali rasyoları gibi objektif kriterlerden çok,
subjektif kriterlere göre hareket edildiği, Bankanın takipteki alacaklarının bankacılık
sistemi içerisindeki payının oldukça yüksek olduğu, takip hesapları içerisinde izlenmesi
gereken bir çok kredinin Bankalar Kanununa aykırı olarak normal krediler arasında
izlendiği belirtilerek, Bankanın daha sağlıklı çalıĢması için BYDK ve murakıp
raporlarında yer alan temenni ve önerilere uyulması, uzun vadeli kredilere
yönelinmemesi, kredilerin verilmesinde objektif kriterlere göre hareket edilmesi önerileri
getirilmiĢ, bazı firmalara kullandırılan kredilerle ilgili olarak inceleme ve soruĢturma
yapılması gerektiği ifade edilmiĢtir.
Bankalar yeminli murakıpları tarafından düzenlenen 23.1.1998 tarih ve R-3, R-3
sayılı raporda da, benzer tespitler yer almıĢ, kredi politikasında gözüken subjektif
ölçütlere göre kredi kullandırma anlayıĢına son verilmesi, risk dağılımı ilkesine uygun
hareket edilmesi istenmiĢtir.
BYDK‟nun 1996 yılı raporunun 14 numaralı temennisinde, Banka Yönetim
Kurulunun kredi tahsis iĢlemlerinde Banka iç mevzuatında belirtilen kriterlerin dıĢında
istisnai karar alabilmesi ile ilgili olan 4.12.1996 tarih ve 43/47 sayılı kararın yürürlükten
kaldırılması, 11 numaralı temennisinde ise, yönetmelik hükümlerine aykırı bir Ģekilde
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
49
DNTM ve aval kredisi uygulamasının Bankayı ileride çok büyük taahhütler altına
soktuğu göz önüne alınarak bu uygulamaya son verilmesi gerektiği ifade edilmiĢtir.
Sanık, bu üç rapordan Cumhuriyet savcılığının takibat izni isteği yazısından çok
önce haberdardır. Takibat izni isteğine konu eylemler de, BYDK‟ nun 1996 yılı raporuna
paralel olarak düzenlenen murakıp raporları ile ilgili bulunmaktadır. Murakıp raporları,
diğer tüm raporlarla örtüĢmekte, birbirlerini tamamlamakta ve hatta doğrulanmaktadır.
399 Sayılı KHK‟nin 11. maddesinin (d) bendine göre, sanığın Banka genel
müdürü ve yönetim kurulu üyelerinin yargılanabilmesi için takibat izni verip vermeme
konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak, bu takdir yetkisi, sınırsız ve mutlak
değildir. Takdir yetkisinin, kamu yararı amacı doğrultusunda ve kamu görevinin
gereklerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir. Maksada uygun olmayarak
kullanılan bir yetkinin hakkın suiistimalini teĢkil edeceğinden Ģüphe yoktur. Takdir
yetkisini kullanmak için inceleme, araĢtırma yapılması da gerekebilir.
Öğretiye göre; cezai sorumluluk, kanun veya diğer düzenleyici iĢlemin belirli bir
davranıĢı ya da hareketsiz kalmayı yaptırım ile cezalandırmasıdır. Ġdari iĢlem nedeniyle
idarenin sorumluluğu ise, cezai sorumluluktan farklı bir medeni sorumluluk türüdür.
Burada amaç, bir cezanın veya yaptırımın uygulanması olmayıp, zararın tazminidir.
Bundan dolayıdır ki, aynı tür fiil bazen hem medeni bir sorumluluğun, hem de cezai bir
sorumluluğun sebebini oluĢturabilir.4 Bu ortak görüĢ, yasalarda da kabul görmüĢ ve
uygulamalarda da sürekliliğini muhafaza etmiĢtir. Buna göre, idari iĢlem, idarenin
hukuki sorumluluğu yanında cezai sorumluluğu da gerektirebilir. Dolayısıyla, idari iĢlem
nedeniyle yalnızca hukuki sorumluluk bulunduğu, iĢlemi yapanların cezai
sorumluluğunun söz konusu olmadığı söylenemez.
Somut olayda, raporlardaki tespit ve deliller, takdir yetkisinin takibat izni
verilmesi yönünde kullanılması için yeterli ve elveriĢli bulunmakta, yeniden bir araĢtırma
ve inceleme yapılmasını gerektirmemektedir. Bu durumda, cezai sorumlulukların
tespitine yol açacak yargısal sürece baĢlanabilmesi için takibat izninin verilmesinde
zorunluluk bulunmaktadır.
Kaldı ki, Cumhuriyet savcılığı da, iĢi takipsizlik kararı ile sonuçlandırmamıĢ,
Banka yöneticileri hakkındaki delilleri dava açmak için yeterli görmüĢ ve takibat izni
verilmesini istemiĢtir.
Tüm bunlara rağmen; sanık, Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet
Bakanlığına yazdığı 20.11.1998, BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığına yazdığı
8.12.1998 ve BaĢbakanlığa yazdığı 15.12.1998 tarihli yazılar ile murakıp raporlarının
yeniden değerlendirilmesini istemiĢ, böylece mükerrer incelemeler yapılmasına neden
4 Atay-OdabaĢı-Gökçen, Ġdarenin Sorumluluğu ve Tazminat Davaları s. 30
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
50
olmuĢ, yapılan incelemeler sonucunda BaĢbakanlık BaĢmüfettiĢleri tarafından
düzenlenen 4.7.2000 tarihli ve 11/2000-3 sayılı raporda 1996/22 ve 26-28 sayılı
temennilere iliĢkin kredi iĢlemleri ile ilgili olarak suç iĢlendiğinin belirtilmesi üzerine bu
iki dosyadan Banka yöneticileri hakkında son dosyanın kendisine geldiği tarihten 1 yıl 10
ay 16 gün sonra 20.10.2000 tarihinde takibat izni vermiĢtir.
Sanık yukarıda belirtilen yazılarda, Hazine MüsteĢarlığının murakıp raporlarını
Bakanlığına sunmaksızın Cumhuriyet savcılığına göndermesinin yasaya aykırı olduğunu,
BYMK Eski BaĢkanı tanık Ġlkay Karakoç‟ un daha önce T. Halk Bankasında görev
yaptığından Banka çalıĢanları ile yoğun teması olup, Banka Genel Müdürü Yenal Ansen
ile eski dönemden kaynaklanan husumeti bulunduğunu, bu nedenle murakıp raporlarının
tarafsız düzenlenmediğini öne sürerek yeniden değerlendirilmelerini istemiĢ ise de;
murakıp raporlarının, Hazine MüsteĢarlığının yazıları ile Cumhuriyet savcılığına intikal
ettirilmesi yasal düzenlemelere uygun olduğu gibi tarafsız düzenlenmediği konusunda
somut, haklı bir neden de bulunmamaktadır.
Esasen, bu iddialar, Banka yöneticileri hakkında takibat iznini verilmesini
geciktirmek ve hatta önlemek amacına yönelik ve yapay olarak ileri sürülmüĢtür.
ġöyle ki;
Ġddianın, murakıpların yıllık denetimler dolayısıyla 1998 yılı baĢında
düzenledikleri raporların Bakanlığına gönderilmesinden yaklaĢık bir ay sonra basında
yer alması üzerine Banka Genel Müdürünün bu raporların tarafsız düzenlenmediği
yönünde açıklamalarda bulunmasını müteakip ileri sürülmeye baĢlandığı görülmüĢtür.
Sanık tarafından yazılan yazıların hiç birinde, Ġlkay Karakoç‟ un banka
yetkilileri hakkında Türk Ceza Kanunu raporu yazılması veya yazılan raporların
değiĢtirilmesi için murakıplara baskı yaptığından bahsedilmemiĢtir. Ancak; bu hususta,
SoruĢturma Komisyonuna verilen savunma yazısı ekinde Bedri EĢsiz, Aytekin Tece ve
Vedat Nezihi Aksu imzalı üç dilekçe sunulmuĢtur.
Tanık olarak dinlenilen Halil Sunalı, murakıplar Zafer Dedemen, Mustafa Ekim,
Sedat Yetim, Kemal Yamakoğlu, Üzeyir Baysal ve BYMK Eski BaĢkan Yardımcısı Oğuz
Kayhan‟ın beyanları, Bedri EĢsiz‟ in sanığın söylediklerini yazıya döktüğü yönündeki
açıklaması, dilekçelerden birinin 2000 tarihini taĢıması, diğerlerinin tarihsiz olması
karĢısında; Bedri EĢsiz, Aytekin Tece ve Vedat Nezihi Aksu‟nun dilekçelerinin ve buna
uygun anlatımlarının, inandırıcılıktan yoksun ve delilleri karartmaya yönelik olduğu
sonucuna varılmıĢtır.
Daha önce belirttiğimiz üzere, murakıpların raporları, temenniler temelinde
düzenlenmiĢtir. BYDK raporu ile murakıp raporları örtüĢmektedir. Bu husus, raporların
ve belgelerin incelenmesinden açıkça anlaĢılmaktadır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
51
Nitekim; daha sonra BYDK Üyeler Kurulu aldığı kararlarla, murakıp
raporlarındaki tespit ve görüĢlerin üçüne aynen katılmıĢ,diğerlerinde ise banka
yetkililerinin sorumluluklarını hem kiĢi hem de kapsam yönlerinden daha da geniĢletmiĢ
ve ağırlaĢtırmıĢtır.
Sanığın talebi üzerine BaĢbakanlık MüfettiĢleri tarafından düzenlenen 6.7.1999
tarihli raporda, “Murakıp raporlarının Bankanın kayıt, belge ve bilgilerine dayandığı”
belirtilmiĢ, raporu düzenleyen Ömer Faruk Çayan ve Mehmet Öztürk duruĢmadaki
ifadelerinde, murakıp raporlarını objektif bulduklarını, bu nedenle bu tespitleri
yazdıklarını beyan etmiĢlerdir.
Sanığın bankacılıktan sorumlu DanıĢmanı olan tanık Bedri EĢsiz, bu görevinden
önce bankalar yeminli murakıplığı görevinde bulunmuĢtur. Sanık, Cumhuriyet
savcılığından takibat izni verilmesi için kendisine intikal eden murakıp raporlarını
danıĢmanına dahi inceletmeden raporların tarafsız hazırlanmadığı bahanesiyle yeniden
değerlendirilmesini istemiĢtir. Bu durum, tanık Bedri EĢsiz‟ in beyanı ile sabittir.
399 Sayılı KHK‟ nin 11. maddesinin (d) bendinde yer alan takibat izninin, genel
müdür ve yönetim kurulu üyeleri haklarında dava açılması ve yargılanmaları için gerekli
izin olduğu açıkça ortada iken; sanığın, yasaya aykırı bir biçimde, suç duyurularının
Bakanlığına intikal ettirilmesinin zorunlu olduğuna iliĢkin iddiası ve bunda ısrarı, somut
ve haklı nedenlere dayanmaksızın murakıp raporlarının gereksiz olarak yeniden
değerlendirilmesini sağlayarak iĢin uzatılması ve sürüncemede bırakılmasına matuf
bilinçli bir tavırdır.
Yine, BaĢbakanlık Makamının 19.10.2000 tarih ve M:163 sayılı onayı üzerine
sanığın Banka yöneticileri hakkında iki dosyaya iliĢkin olarak verdiği 20.10.2000 tarihli
takibat izin yazısı ile eklerinin, makul süre aĢılarak ve geciktirilerek 7.12.2000 tarihinde
Ankara Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirildiği de anlaĢılmaktadır.
Sanığın, murakıp raporlarının tarafsız olmadığını belirterek yeniden
değerlendirilmesini istemesi üzerine mükerrer incelemeler yapılmıĢtır. Söz konusu
murakıp raporlarının yeniden değerlendirilmesi ve incelenmesi, düzenlenecek raporların
BaĢbakanlık oluruna bağlanması sürecinin belirli bir zamanı gerektireceği, takibat izni
verilmesinin gecikmesine yol açacağı baĢtan itibaren bilinmekte ve bilinçli olarak bu
uygulama sergilenmektedir.
Tüm bu hususlar; raporların tarafsız biçimde düzenlenmediği savının, sanığın
Banka yöneticileri hakkında gerekli takibat izinlerini vermeyi geciktirme, iĢi
sürüncemede bırakma, sonuçta takibat izni vermeme kastı ile hareket ettiğini ortaya
koymaktadır. Raporların, yeniden değerlendirilmesinin müteaddit defa istemesi, kastın
yoğunluğunu da göstermektedir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
52
Sanık, murakıp raporlarının yeniden değerlendirilmesini istemek suretiyle
bankacılık konusunda uzman denetim birimi olan murakıpların temenniler ile ilgili
olarak düzenledikleri raporların daha önce örneği görülmemiĢ bir Ģekilde yeniden
denetlenmesine ve murakıp raporları ile BYDK Üyeler Kurulu kararları arasında görüĢ
ayrılığı bulunmayan konuların BaĢbakanlık MüfettiĢleri tarafından incelenerek karara
bağlanmasına neden olmuĢtur. Böylece, 72 ve 399 Sayılı KHK‟nin getirdiği denetim
sisteminin iĢleyiĢi sekteye uğratılmıĢtır.
Sanığın aĢamalardaki savunması; Hazine MüsteĢarlığı tarafından murakıp
raporlarının Cumhuriyet savcılığına gönderilmesinin 399 Sayılı KHK‟nin 11. maddesinin
(d) bendine ve önceki uygulamalara aykırı olduğu, raporların düzenlenmesi sırasında
Banka yetkililerinin savunmalarının alınmadığı ve bunun takibat izni verme konusundaki
takdir yetkisini kullanması için hukuki bir eksiklik oluĢturduğu, murakıp raporlarının
yeniden değerlendirilmesine ve incelenmesine iliĢkin BaĢbakanlık Makamının 24.12.1998
ve 1.2.2000 tarihli onaylarının alınması için talebinin bulunmadığı ve Banka yönetiminin
ibra edildiği noktalarında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, genel ilke, suçların doğrudan Cumhuriyet savcısı tarafından
takip edilmesidir. Doğrudan kovuĢturulması gereken suçlarda, Cumhuriyet savcıları suçu
öğrendikleri zaman yeterli Ģüphe oluĢturacak delil olduğunda kamu davasını açmakla
yükümlüdürler. Ancak, bu genel kuralın istisnaları bulunmaktadır. Bu hallerde,
Cumhuriyet savcıları suç iĢlendiğini öğrenseler dahi öngörülen koĢullar gerçekleĢmediği
takdirde kamu davası açamazlar. Ġstisnalardan biri de, Mülga 3182 Sayılı Kanunun 87.
maddesinde yer almaktadır. Madde hükmüne göre, Bankalar Kanununda yazılı olan
suçlardan dolayı kovuĢturma yapılması, Kanunun 3. maddesinde belirtilen Hazine
MüsteĢarlığının bağlı bulunduğu Bakanlık tarafından Cumhuriyet savcılığına yazılı
baĢvuruda bulunulmasına bağlıdır.
Bankalar Kanunu kapsamında kalan suçlardan dolayı T. Halk Bankası A.ġ.
yetkilileri hakkında Mülga 3182 Sayılı Kanunun 87. maddesine istinaden Hazine
MüsteĢarlığının bağlı bulunduğu Devlet Bakanlığı (Sn. GüneĢ Taner) tarafından
Cumhuriyet savcılığına yazılı baĢvuruda bulunulmuĢtur.
Banka yöneticileri hakkında Bankalar Kanunu kapsamı dıĢındaki suçlarla ilgili
ihbarların ise, doğrudan Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesinde yasaya aykırılık
bulunmamaktadır. Zira, Mülga 1412 Sayılı CMUK‟nun 151 ve 765 Sayılı TCK‟nun 235.
maddeleri bu konuda görev yüklemektedir.
Hazine MüsteĢarlığının (MüsteĢar Vekili Cüneyt Sel imzalı) BTK BaĢkanlığına
yazdığı 25.5.1999 tarih ve 1247 sayılı yazısından, KĠT Genel Müdürlüğü ve BYMK
BaĢkanlığınca Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirilen suç duyurularının, Bakanlık
onaylarına istinaden yapıldığı ve bunların yerleĢik uygulamalarına uygun olduğu
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
53
anlaĢılmıĢtır. Devlet Eski Bakanı GüneĢ Taner ve BYMK Eski Karakoç‟ un beyanları da
bu uygulamayı doğrulamaktadır.
Hazine MüsteĢarlığının Devlet Bakanı Recep Önal‟ a bağlandığı ve A. Selçuk
Demiralp‟ in Hazine MüsteĢarı olduğu sonraki dönem içinde, Banka yöneticileri
hakkındaki suç duyurularının Banka ile ilgili Devlet Bakanlığına yapılmıĢ olması,
açıklanan yasal düzenlemelere tamamen aykırı bir uygulama teĢkil etmekte ve önceki
uygulamaların hatalı olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Kaldı ki, dosyaları
Cumhuriyet savcılığı sanığa intikal ettirmiĢ bulunmaktadır.
BYDK‟nin raporu ile bankalar yeminli murakıpları tarafından düzenlenen
raporlar, Bankanın kayıt ve belgelerine dayanmaktadır. Halk Bankası yönetiminin
BYDK‟nin raporuna verdiği yanıtlar, aynı BaĢkanlığa intikal etmiĢtir. Murakıplar
tarafından 1996/22 ve 39 sayılı temenniler ile ilgili olarak düzenlenen raporlarda Banka
yönetiminin verdiği yanıtların değerlendirildiği, 1996/6, 9, 22, 26-28 ve 39 sayılı
temenniler ile ilgili raporlarda ise Banka yöneticilerinin görüĢ ve beyanlarının alındığı
raporların içeriklerinden anlaĢılmaktadır. Bu nedenlerle, bu aĢamada takibat izni
verilmesi için Banka yöneticilerinin savunmalarının alınması zorunlu ve gerekli değildir.
Takibat izni verilmesi için gelen dosyalarla ilgili olarak Hazine
MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanlığına yazdığı 20.11.1998, BaĢbakanlık TeftiĢ
Kurulu BaĢkanlığına yazdığı 8.12.1998 ve BaĢbakanlık Makamına yazdığı 15.12.1998
tarihli yazıların içeriklerinin birlikte değerlendirilmesinden; sanığın, ısrarla istediği ve
dayattığı yeniden inceleme ve değerlendirmenin BaĢbakanlık Makamı oluru alınmasıyla
mümkün olduğunu bilecek durumda olduğu, BaĢbakanlıktan olur alınmadan yeniden
değerlendirme ve inceleme yapılmasının mümkün bulunmadığı ve olurların alınmasının
bu yazılardan kaynaklandığı anlaĢılmaktadır.
Ġbranın, hukuki sorumluluğu kaldırmakla birlikte cezai sorumluluğu ortadan
kaldırmadığı yargısal ve bilimsel içtihatlarla kesin olarak kabul edilmiĢtir. Ġbranın
hukuki niteliği ve yapısı da bunu gerektirmektedir. Bu nedenle, Banka yönetiminin ibra
edilmesi, yöneticileri hakkında takibat izni verilmemesine veya bu iznin verilmesinin
geciktirilmesine haklılık kazandıramaz. Nitekim, ibra kararına rağmen, sanık Banka
yöneticileri hakkında takibat iznini vermiĢtir.
Sanığa yüklenen ikinci eyleme gelince:
Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanı‟nın, sanığa gönderdiği
16.11.1998 tarih ve 77576 sayılı yazıda, BYDK‟nin temennileri ile ilgili olarak
düzenlenen murakıp raporları üzerine Ankara Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda
bulunulduğu belirtildikten sonra, 1996/22 ve 39 sayılı temennilere iliĢkin raporlarda
Bankanın emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye düĢürecek nitelikte iĢlemleri tespit edilen
Banka ġube Müdürleri Muzaffer TEK, Vecihi KOÇER, Ticari Krediler Müdürü Muazzez
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
54
ELA, Genel Müdür Yardımcıları ve Yönetim Kurulu Üyeleri H.Barbaros OLCAY, O.Nuri
ERTUG, Yönetim Kurulu Üyeleri Yücel DĠRĠK, Hasan ÖZCAN, A. Ġhsan ELGĠN,
Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Genel Müdür Yenal ANSEN‟in 3182 sayılı Bankalar
Kanunu‟nun 62. maddesinin 1. fıkrası uyarınca imza yetkilerinin kaldırılması istenmiĢtir.
Yazıya, Banka yöneticileri ile ilgili diğer suç duyurularına iliĢkin ayrıntıları içeren liste
de eklenmiĢtir.
Banka mensuplarının görevlerine son verilmesi ile ilgili Mülga 3182 Sayılı
Bankalar Kanununun 62. maddesinin 1. fıkrası 23.8.1993 tarih ve 512 Sayılı KHK ile
değiĢtirilmiĢtir. “Bankalar yeminli murakıplarınca yapılan denetimlerde; bu Kanun veya
ilgili diğer mevzuat hükümlerini ihlal ettikleri ve bankanın emin bir Ģekilde çalıĢmasını
tehlikeye düĢürdükleri tespit edilen banka mensuplarının, haklarında kanuni kovuĢturma
istenmesini müteakip Bakanlığın talebi üzerine imza yetkilerinin kaldırılması zorunludur.
Bu kimseler Bakanlığın izni olmadıkça imza yetkili personel olarak hiçbir bankada
çalıĢtırılamazlar.” Ģeklindeki değiĢikliğe göre; banka mensuplarının imza yetkilerinin
kaldırılması için, diğer koĢulların yanında Hazine MüsteĢarlığının bağlı bulunduğu
Bakanlık tarafından kanuni kovuĢturma istenmesi, bundan sonra aynı Bakanlığın imza
yetkilerinin kaldırılması talebinde bulunması yeterli olup, dava açılması Ģartı
öngörülmemiĢtir.
62. maddenin 1. fıkrası, 11.6.1994 tarih ve 538 Sayılı KHK ile yeniden
değiĢtirilmiĢ, fıkra; “Bankalar yeminli murakıplarınca yapılan değerlendirmelerde; bu
Kanun veya ilgili diğer mevzuat hükümlerini ihlal ettikleri ve bankanın emin bir Ģekilde
çalıĢmasını tehlikeye düĢürdükleri tespit edilen banka mensuplarının, haklarında kanuni
kovuĢturma istenmesini müteakip Bakanlığın talebi üzerine imza yetkilerinin kaldırılması
zorunludur. Bu kimseler Bakanlığın izni olmadıkça yetkili personel olarak hiçbir
bankada çalıĢtırılamazlar” Ģeklinde düzenlenmiĢtir.
Ġmza yetkilerinin kaldırılması talebinde bulunulduğu 16.11.1998 tarihinde, bu
hüküm yürürlüktedir.
Burada da, öncekinde olduğu gibi, banka mensupları haklarında kovuĢturma
istenmesini müteakip Bakanlığın talebi üzerine imza yetkilerinin kaldırılmasının zorunlu
olduğu belirtilmiĢtir. Hiçbir durumda takdirilik söz konusu olmadığı gibi,
geciktirilmesinin dahi mümkün bulunmadığı, anılan fıkradaki kesinlik taĢıyan ifadelerden
anlaĢılmaktadır. Zira, hükümle getirilen tedbir, bankacılık sisteminin korunmasına,
doğabilecek zararların acilen önlenmesine yöneliktir.
Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanlığınca, temennilere iliĢkin
olarak bankalar yeminli murakıpları tarafından düzenlenen raporlardaki kredilerin
tahsisi ve kullandırılmasında Ticari Krediler Yönetmeliğine, Bankalar Kanununa ve Türk
Ceza Kanuna aykırılıklar olduğu, Banka yöneticilerinin mevzuat hükümlerini ihlal
ettikleri ve Bankanın emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye düĢürdükleri tespitine
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
55
dayanarak ve TCK‟ na aykırılık nedeniyle Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda
bulunulduğu belirtilip, imza yetkilerinin kaldırılması istendiği halde; yasadaki zorunluluk
keyfiyeti göz ardı edilerek Hazine MüsteĢarlığının bağlı bulunduğu Devlet Bakanlığına
gönderilen cevabi yazıda, raporların yetkili makam olan Bakanlığına sunulmaksızın
yasaya aykırı olarak Cumhuriyet savcılığına gönderildiği, takibat izni verilmesi için
Cumhuriyet savcılığı tarafından Bakanlığına intikal ettirilen dosyaların iade edildiği
açıklanıp, önceki yazılarına atıfta bulunmak suretiyle Bankanın cevaplarının tarafsız bir
biçimde değerlendirilmesi ve sonuçlarının Bakanlığına gönderilmesi gerektiği
belirtilmiĢtir.
Böylece, Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanının Banka
yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılması yönündeki talebi, sanık tarafından yasanın
açık hükmüne karĢın yerine getirilmemiĢtir.
23.6.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4389 Sayılı Bankalar Kanununun değiĢik 9.
maddesinde imza yetkisinin kaldırılması tedbiri korunmuĢtur. Ancak, bu yetki BDDK‟na
tevdi edilmiĢ, tedbire geçicicilik niteliği ilave edilmiĢtir.
Ġmza yetkilerinin kaldırılması için gerekli koĢullar mevcut olduğu halde, sanık
tarafından Banka yöneticilerinin imza yetkileri 4389 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesi
uyarınca BDDK‟nun faaliyete geçtiği 31.8.2000 tarihine kadar kaldırılmamıĢtır. Ġstek,
faaliyete geçmesinden sonra bu Kurul tarafından yerine getirilmiĢ ve imza yetkileri
kaldırılmıĢtır.
Sanığın, bu iddia ile ilgili aĢamalardaki savunması iki noktada toplanmaktadır:
Birincisi, imza yetkisini kaldırma önlemini uygulamaya Hazine
MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanlığının yetkili olduğuna, kendisinin yetkisi
bulunmadığına ve ayrıca Banka genel müdürü ile yönetim kurulu üyeleri hakkında
verdiği takibat izni bulunmadığından Hazine MüsteĢarlığı tarafından Cumhuriyet
savcılığına yapılan baĢvuruların hukuken geçersiz olması nedeniyle imza yetkilerinin
kaldırılması için aranan kovuĢturma istenmesi koĢulunun da gerçekleĢmediğine, diğeri
ise, Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanının Mülga 3182 Sayılı Kanunun 64.
maddesi uyarınca Banka genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerini görevden alma
yetkisinin bulunduğuna ve BYDK tarafından ivedi durum raporu düzenlenmediğine
iliĢkindir.
Biraz önce aynen okuduğum yasal metinlerden anlaĢılacağı üzere, sanığın,
Bakanlığına ilgili kuruluĢ olarak bağlı T. Halk Bankası A.ġ. görevlilerinin imza
yetkilerini kaldırma yetkisinin olduğu kesinlikle ortadadır.
Murakıp raporlarında, kredi verilmesinde esas etkili kiĢilerin genel müdür ve
genel müdür yardımcıları olduğu belirtilmiĢtir. Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
56
Bakanlığının 16.11.1998 tarihli yazısında, adı geçenlerin görevden alınması ve yerlerine
atama yapılması gerektiği de ifade edilmiĢ, ancak Banka yöneticileri haklarındaki suç
ihbarlarının dahi Cumhuriyet savcılığı yerine Bakanlığına yapılması gerektiği iddiasında
bulunan ve bunda ısrar eden sanık tarafından hiçbir iĢlem yapılmamıĢtır.
Yine, aktardığımız bu metinlerden, Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet
Bakanının sadece imza yetkilerinin kaldırılmasını talep etme görevi bulunduğu, kaldırma
yetkisinin olmadığı anlaĢılmaktadır.
Sanığın SoruĢturma Komisyonuna verdiği yazılı ifadelerde, Banka
yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılmasının Cumhuriyet savcılığına yapılan takibat
baĢvurusundan sonra mümkün olabileceğini, Banka yöneticileri hakkında Bakanlığının
izni olmaksızın Cumhuriyet savcılığına yapılacak takibat baĢvurusuna dayanılarak imza
yetkilerinin kaldırılması talebinde bulunulmasının geçersiz olduğunu, Bakanlığından izin
alınmadan raporların doğrudan savcılığa gönderilmesi suretiyle imza yetkilerinin
kaldırılması için yapılacak talebe zemin hazırlanmaya çalıĢıldığını, BDDK‟nun faaliyete
geçmesinden itibaren Bakanlığının imza yetkilerini kaldırma yetkisinin kalmadığını
belirtmesi de; bu konuda yetkisinin varlığını bildiğini ortaya koymaktadır.
Hazine MüsteĢarlığı tarafından murakıp raporlarının suç duyurusu yazıları ile
Cumhuriyet savcılığına gönderilmesi, daha önce açıklanan yasal düzenlemeye ve
MüsteĢarlığın yerleĢik uygulamalarına uygun bulunmaktadır.
Kaldı ki, Hazine MüsteĢarlığı tarafından haklarında kovuĢturma yapılması ve
imza yetkilerinin kaldırılması istenen sorumlular arasında, yargılanmaları için 399 Sayılı
KHK‟nin 11. maddesinin (d) bendi uyarınca Banka ile ilgili Bakanın takibat izni vermesi
gerekmeyen görevliler de bulunmaktadır. Hazine MüsteĢarlığının yazılı baĢvuruları
üzerine Ticari Krediler Müdürü Muazzez Ela ile ġube Müdürü Vecihi Koçer hakkında
mülga 3182 Sayılı Kanunun 32, 51, 52, TC1 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları için
kamu davaları açıldığı halde, sanık tarafından 31.8.2000 tarihine kadar imza yetkileri
kaldırılmamıĢ, herhangi bir iĢlem de yapılmamıĢtır.
Öte yandan, imza yetkilerinin kaldırılmasına iliĢkin Mülga 3182 Sayılı Kanunun
62. maddesi, banka mensuplarının mevzuata aykırı hareket etmeleri ve bunun sonucunda
Bankanın emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye düĢürmeleri halinde uygulanması
gereken bir hükme iliĢkin olduğu halde, görevden alma tedbirini de içeren 64. madde
mali bünyenin güçlendirilmesine yönelik düzenlemedir.
Mülga 3182 Sayılı Kanunun 64. maddesinde, denetlemeler sonucunda bir
bankanın mali bünyesinin ciddi bir Ģekilde zayıflamakta olduğunun tespit edilmesi
halinde Bakanlığın uygun bir süre vererek, banka yönetim kurulundan, mali bünyenin
güçlendirilmesi için çeĢitli tedbirler alınmasını, kanun ve kararlara aykırı filleri tespit
edilen personelin bankayı temsil yetkilerinin kaldırılmasını isteyebileceği, yönetim
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
57
kurulunun bu talimat istikametinde gerekli tedbirleri almak ve aldığı karar ve tedbirleri
aylık raporlar halinde MüsteĢarlığa bildirmek zorunda olduğu, yönetim kurulunun
alınması istenen tedbirleri kısmen veya tamamen almadığı veya bu tedbirlerin alınmıĢ
olmasına rağmen bankanın mali bünyesindeki zayıflama devam ettiği takdirde, Bakanın
bankanın mali bünyesini zayıflatan karar ve iĢlemlerin yönetim ve denetim kurullarına ait
olması halinde, yönetim ve denetim kurulu üyelerinden bir kısmını veya tamamını
görevden alarak veya yönetim ve denetim kurulu üye sayısını arttırarak bu kurullara üye
atamaya yetkili olduğu hükme bağlanmıĢtır.
Görülüyor ki; belirtilen idari tedbirler, mali bünyenin ciddi bir Ģekilde
zayıflamakta olduğunun tespit edilmesi, Hazine MüsteĢarlığının bağlı bulunduğu Bakan
tarafından mali bünyenin güçlendirilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasının istenmesi,
bu tedbirlerin yönetim kurulu tarafından tamamen veya kısmen alınmaması veya bu
tedbirlerin alınmıĢ olmasına rağmen bankanın mali bünyesindeki zayıflamanın devam
etmesi ve mali bünyeyi zayıflatan karar ve iĢlemlerin yönetim ve denetim kurullarına ait
olması halinde uygulanabilecektir. Dolayısıyla, 64. maddenin uygulanması koĢulları
bulunmaması nedeniyle Banka genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerinin Hazine
MüsteĢarlığının bağlı bulunduğu Devlet Bakanı tarafından görevden alınması mümkün
değildir.
Yine, BYDK tarafından ivedi durum raporu düzenlenmemesi, imza yetkilerinin
kaldırılmasına, Banka yönetiminin görevden alınmasına engel değildir. Ayrıca, ivedi
durum raporunun Banka yönetim kurulu baĢkanlığına, üyeliğine, genel müdürlüğüne
getirilen kiĢinin kanunun aradığı niteliklere haiz bulunmadığı zaman düzenlendiği,
inceleme ve soruĢturma temennileri ile ilgili olarak hiçbir zaman ivedi durum raporu
tanzim edilmediği, tanık ReĢat Mocan‟ın anlatımından da anlaĢılmıĢ bulunmaktadır.
Dönemin Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanı GüneĢ Taner
aĢamalardaki anlatımlarında, sanığa, Banka Genel Müdürünün görevde kalmasının
sakıncalı olduğunu, aksi takdirde Devletin ve kendisinin zarar göreceğini söylediğini,
ancak sanığın Genel Müdür ile çalıĢmayı sürdürdüğünü, Genel Müdüre kol kanat
gerdiğini ifade etmiĢ, sanığın bankacılık konusunda danıĢmanı tanık Bedri EĢsiz‟ de,
daha önceki tarihlerde verilen krediler nedeniyle Banka Genel Müdürü ile birlikte
çalıĢmanın sıkıntı yaratabileceğini sanığa ilettiğini belirtmiĢtir.
Devlet Eski Bakanı GüneĢ Taner, 16.11.1998 tarihli imza yetkilerinin
kaldırılması istemini içeren yazısında da, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının
görevden alınmalarının sanığın teklifi üzerine ortak kararla mümkün olduğunu
hatırlatmıĢ bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, her iki suçlamayla ilgili olarak yapılan savunmalara
itibar edilmesi mümkün görülmemiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
58
ll- Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı, Yüce Divan’ın aynı oturumunda okumak
suretiyle tekrarladığı esas hakkındaki yazılı mütalaasında, iddialar karĢısındaki savunma
ve kanıtları değerlendirerek, sanık Recep Önal hakkında aynen;
“T. Halk Bankasının faaliyetlerine iliĢkin BYDK‟nin 1997 yılı raporunda yer
alan ilgili Bakanlıkça (Hazine MüsteĢarlığı) incelenmesi ve soruĢturulması istenen
temenni konularının BYMK‟ca incelettirilmesine MüsteĢarlık Makamı tarafından
21.7.1999 tarihinde onay verilmesine ve bu onayın aynı tarihte adı geçen Kurul
BaĢkanlığına intikal ettirilmesine karĢın, murakıpların sekiz ay gecikmeyle 21.3.2000
tarihinde görevlendirildiği ve incelenmeleri için uzunca bir süre murakıplara tevdi
edilmeyen 1997 yılı raporunun, 31.1.2000 tarihinde aynı Kurul BaĢkanlığına ulaĢan
1998 yılı raporu ile birlikte yeniden gözden geçirilmek üzere BYDK BaĢkanlığına iadesi
hususunda BaĢbakanlık Makamından alınan 27.3.2000 tarihli iade onayının da dört ayı
aĢan bir gecikmeyle 4.8.2000 tarihinde aynı BaĢkanlığa gönderildiğinde kuĢku yoktur.5
Murakıpların 1998 yılında düzenledikleri raporların kamuoyuna yansıdığı,
Banka ile ilgili ciddi ve ağır iddialar bulunduğu herkesçe bilinmektedir.
Sanığın, 1997 yılı raporunda yer alan temennilerin incelenmesine iliĢkin
MüsteĢarlık Makamının 21.7.1999 tarihli onayının aynı tarihte BYMK BaĢkanlığına
intikal ettiği hususunda bilgi sahibi olduğu, sanık tarafından TBMM KIT Komisyonu
BaĢkanlığına yazılan 22.10.1999 tarih ve 76940 sayılı yazı ve eklerinin incelenmesinden
anlaĢılmaktadır.
Hazine MüsteĢarlığı BYMK BaĢkanlığına 31.1.2000 tarihinde intikal eden 1998
yılı raporunda, 1996 yılı raporunun 31, 35, 40 ve 44 numaralı temenni konuları ile 1997
yılı raporunun daha önce incelemesi tamamlanan 41 numaralı olanının dıĢındaki diğer
temenni konularına iliĢkin raporların, değerlendirilmesi ve Kurul görüĢünün belirlenmesi
için bir an önce Kurul‟a intikalinin sağlanması istenmiĢtir.
1998 yılı raporunun BYMK BaĢkanlığına intikal ettiği 31.1.2000 tarihine kadar,
1997 yılı raporunda yer alan temennilerin incelenmesi için altı ayı aĢkın bir süre hiçbir
iĢlem yapılmamıĢ, 1998 yılı raporunun intikali üzerine 1997 yılı temennileri ele alınmak
zorunda kalınmıĢ, ancak inceleme ve soruĢturma için murakıpların derhal
görevlendirilmesi yerine, yine inceleme sürecini geciktirmek amacıyla yasal
düzenlemelere ve önceki uygulamalara aykırı olarak 1998 yılı temennileri ile birlikte
1997 yılı temennilerinin yeniden gözden geçirilmek üzere BYDK BaĢkanlığına iadesi için
5 1997 YDK raporunun Hazine MüsteĢarlığına 10.2.1999 tarihinde intikal etmesine karĢın, temenni konularının
inceletilmesine iliĢkin MüsteĢar onayının 21.7.1999 tarihinde verilmesi nedeniyle Devlet Eski Bakanı Recep
Önal‟ın hiç bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Çünkü, bu dönemde Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet
Bakanı değildir. Sanık, 22.7.1999 tarihinde Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanı olarak
görevlendirilmiĢtir. Bu nedenle de, SoruĢturma Komisyonu raporunda bu gecikme nedeniyle sanığa bir
sorumluluk tevcih edilmemiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
59
BaĢbakanlık Makamından onay istenmesi yoluna gidilmiĢ, onayın gecikmesi üzerine de
21.3.2000 tarihinde, toplam sekiz ay sonra murakıplar görevlendirilmiĢtir.
Açıkladığımız üzere, Banka yöneticileri hakkında kamuoyuna mâl olan iddiaları
ve 1997 yılı raporundaki temennilerin incelenmesine olur verildiğini bildiği anlaĢılan ve
uzun yıllar murakıp olarak görev yapan sanığın, olayın geliĢimi karĢısında murakıpların
görevlendirilmesindeki gecikmede rolü olmadığı kabul edilemez. Bu yöndeki tanık
anlatımları inandırıcılıktan uzaktır. Kaldı ki, kendi imzasıyla BaĢbakanlık onayı isteyen
sanığın, temennilerin değerlendirilmesi için murakıpların görevlendirilmesi konusunda
bilgisi ve talimatı olmadığı hususu düĢünülemeyeceği gibi, olayın geliĢimi, konunun
güncelliği ve önemi ile idari iĢleyiĢ bu yargıyı desteklemekte ve doğrulamaktadır.
BYDK tarafından BYMK‟na intikal ettirilecek olan konuların Türk Ceza Kanunu
kapsamındaki iĢlemlerle değil, Bankalar Kanunu ve diğer kanunların bankalara iliĢkin
hükümleri ile ilgili olmasına ve tespit edilen kanuna aykırı iĢlemlerin kesin ve somut bilgi
ve belgelere dayanmasına, bu kapsamda T. Halk Bankasına ait 1997 ve 1998 yılları
temennilerinin bu açıdan tekrar gözden geçirilmek üzere iadesine iliĢkin olarak sanığın
BaĢbakanlık Makamından aldığı onayın değerlendirilmesinde:
1997 yılı raporunda on bir adet temenni konusunun ilgili bakanlıkça (Hazine
MüsteĢarlığı), 1998 yılı raporunda ise, on iki adet temenni konusunun ilgili mercilerce
(Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu) incelenmesi ve soruĢturulması istenmiĢtir.
72 Sayılı KHK‟nin 30. maddesinin 4. fıkrasında, BYDK raporlarında bazı
konuların incelenmesi, teftiĢi veya tahkikinin istenebileceği, bunların BaĢbakanlıkça
yetkili mercilere intikal ettirileceği, gereğinin bu merciler tarafından ve özellikle
bakanlıklarca yerine getirileceği hükme bağlanmıĢtır. Bu nedenle, Kurulun yıllık denetim
raporlarında bazı konuların incelenmesi ve soruĢturulmasını istenmesi mümkündür.
BYDK‟nin, denetim, gözetim ve incelemelerde bulunma yetkisi olmakla birlikte,
soruĢturma yetkisi bulunmamaktadır.
4059 Sayılı Kanunun 4. maddesine göre, Hazine MüsteĢarlığının denetim birimi
olan BYMK ile Hazine Kontrolörleri Kurulu, inceleme ve denetlemenin yanı sıra
soruĢturma yapmak yetki ve görevine sahiptirler. Bankalar yeminli murakıpları da,
bankacılık alanında uzmanlığı bulunan ve inceleme ve soruĢturma yapma yetkisine sahip
denetim elemanlarıdır.
Mülga 3182 Sayılı Kanunun 61. maddesi ve bu hükme paralel olarak düzenlenen
4389 Sayılı Bankalar Kanununun 5. maddesi hükmüne göre, bankalar yeminli
murakıpları, bu Kanun ile diğer kanunların bankalarla ilgili hükümlerinin uygulanması
ve her türlü bankacılık iĢlemlerinin denetimini yapmakla görevlidir. Bankalar Kanununa
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
60
aykırılıklar, bankacılık suçları ve bankaların mali bünyelerinin sağlamlığının
denetlenmesinin yanı sıra diğer iĢlemleri denetlemek de murakıpların görevleri içindedir.
Nitekim, savunmada belirtilen 11.1.1995 tarih ve MÜS: 146 sayılı BaĢbakanlık
onayında da, Bankalar Kanunu kapsamına giren faaliyetlere iliĢkin temenni konularının
BYMK tarafından incelenmesi gerektiği belirtilmiĢtir. Kredi iĢlemleri, Bankalar Kanunu
kapsamında kalan faaliyetlerdendir.
1997 yılı raporundaki tüm temenniler ile 1998 yılı raporundaki 9 numaralı
dıĢındaki diğer temenniler, kredi iĢlemlerine iliĢkindir. 9 numaralı temenninin
incelenmesi ve gerekiyorsa soruĢturulması, diğer tüm temennilerin ise soruĢturulması
istenmiĢtir.
Açıklamalarımızdan anlaĢılacağı üzere, BYDK‟nin yıllık denetim raporlarında
bankacılık iĢlemlerinden olan kredi iĢlemlerinin ilgili bakanlıkça (Hazine MüsteĢarlığı)
veya yetkili mercilerce (Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu) incelenmesinin ve
soruĢturulmasının istenmesi yasal düzenlemelere uygun ve yerindedir. Bu Kurulun, asli
görevini bir baĢka kuruma aktarması söz konusu değildir.
Bankacılık iĢlemlerine iliĢkin temennilerin yeniden gözden geçirilmek üzere
iadesi, 4389 Sayılı Kanunun 5. maddesi ile 72 Sayılı KHK‟nin 30. maddesine de
aykırıdır.
Onaylanan yazıda, raporlarda yer alan temenni konularının bir kısmının
temenniler olmasa dahi, mali bünye incelemeleri sırasında değerlendirilmekte ve
gerekirse rapora konu edilmekte olduğu belirtilmiĢ ise de; bu husus, yıllık denetim yapan
BYDK‟nin 72 Sayılı KHK‟nin 30. maddesi uyarınca bazı konuların incelenmesi ve
soruĢturulması isteğine engel teĢkil etmediği gibi, temennilerin yeniden gözden
geçirilmek üzere iadesini gerekli ve haklı kurnaz. Bu durum, iade gerekçesinin aksine,
murakıpların temenni konularını değerlendirme ve inceleme görevleri bulunduğunu da
ortaya koymaktadır.
Murakıp sayısının yetersizliği ile iĢ yoğunluğunun, temennilerin yeniden gözden
geçirilmek üzere iadesini haklı kılan neden olarak değerlendirilmesi mümkün
bulunmamakta, esasen buna yasa da cevaz vermemektedir. Konunun önemi, inceleme ve
soruĢturmada öncelik verilmesini ve bu yönde bir değerlendirme yapılmasını gerektirir
niteliktedir. Tüm bunlara rağmen, öncelik verilmesi bir yana, dava dosyasında mevcut
BDDK BYMK BaĢkanlığının 21.7.1999 il 21.3.2000 tarihleri arasındaki çalıĢma
programı dıĢındaki incelemelerle ilgili listesinden anlaĢılacağı üzere taleplerin intikal
tarihleri itibariyle kendisinden önce gelen (bir), sonra gelen (yüz iki) talep için
görevlendirme yapılmıĢ, 1997 yılı temennilerine iliĢkin talep iĢlemsiz bekletilmiĢ, ancak
1998 yılı temennilerinin 31.1.2000 tarihinde intikal etmesi üzerine ele alınmak ve iĢleme
konulmak zorunda kalınmıĢtır. Ayrıca, bu liste murakıp ve yardımcılarının sayıları
itibariyle yetersiz olduğuna iliĢkin beyanları ve savunmayı da geçersiz kılmaktadır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
61
BYDK tarafından incelenmesi ve soruĢturulması istenen bankacılık iĢlemlerine
iliĢkin temennilerin, Bankalar Kanununa aykırılıklarla değil, Türk Ceza Kanunu
kapsamındaki iĢlemler ile ilgili bulunduğu gerekçesiyle yeniden gözden geçirilmek üzere
iadesinin, baĢka bir örneğinin olmadığı; tanıklar, A. Selçuk Demiralp, Mehmet
Rastgelener, Yıldız Soykan ve Cüneyt Yener‟ in anlatımları ile sabittir.
Bakanlık görevinden önce uzun yıllar bankalar yeminli murakıplığı görevini
yürüten sanığın, BYDK‟nin ve bankalar yeminli murakıplarının görev ve yetkilerini
bilmediği söylenemez. Sanık tarafından, BYDK‟nin soruĢturma yetkisi olmadığı,
murakıpların bankacılık iĢlemlerini incelemek ve soruĢturmak ile görevli olduğu bilindiği
halde, raporda yer alan temenni konularını yasal düzenlemelere ve önceki uygulamalara
aykırı olarak, bankacılık iĢlemleri ile ilgili olan tüm temenniler yeniden gözden
geçirilmek üzere bu Kurul‟a iade edilmiĢtir.
BaĢbakanlık onayı, BYMK BaĢkanı ve MüsteĢarın imzalarını da taĢıyan sanığın
teklif yazısı üzerine verilmiĢtir. Sanığın teklif yazısı olmaksızın iĢlemin tamamlanması
mümkün değildir.
3046 Sayılı Kanunun 21. maddesi uyarınca, yapılan iĢlemlerin mevzuata uygun
olup olmadığını belirlemek, iĢlemleri yasaya uygun bir biçimde yerine getirmek ile
görevli sanık Recep Önal, yasal düzenlemelere ve önceki uygulamalara aykırı teklif
yazısını imzalamak suretiyle görevin gereklerine aykırı davranmıĢtır. Teklifinin
BaĢbakanlık Makamı tarafından onaylanması, sanığın cezai sorumluluğunu ortadan
kaldıracak bir neden olmadığı, süreklilik gösteren yargı içtihatlarıyla kabul edilmiĢtir.
Ġade onayı üzerine temenniler Hazine MüsteĢarlığı BYMK BaĢkanlığı tarafından
31.3.2000 tarih ve 937 sayılı yazı ile KĠT Genel Müdürlüğüne intikal ettirilmesine karĢın,
iade onayı dört ayı aĢan bir gecikmeyle sanığın imzasını taĢıyan 4.8.2000 tarihli yazıyla
BYDK BaĢkanlığına gönderilmiĢtir.
BYMK BaĢkanlığının yazısının, KĠT Genel Müdürlüğü Daire BaĢkanı M. Cüneyt
Yener tarafından ġube Müdürü Kaan Sayın‟ a 17.4.2000 tarihinde havale edildiği ve
havale kısmına “Bakan gelince” notu düĢüldüğü, zira sanık Devlet Bakanının 14.4.2000
ilâ 19.4.2000 tarihleri arasında yurtdıĢında bulunduğu belirlenmiĢtir. Bakanın görevine
baĢlamasından sonra bu not dolayısıyla bilgilendirildiğinin kabulü gerektiği, tanıklar
Yıldız Soykan, M. Cüneyt Yener ve Kaan Sayın‟ın beyanları ile Bakanlık idari iĢleyiĢinin
birlikte değerlendirilmesinden anlaĢılmaktadır.
Tanık M. Cüneyt Yener Hazine Kontrolörleri‟ne verdiği 25.3.2004 tarihli yazılı
ifadesinde, konu ile ilgili iĢlemlerde yetkili merciin yürürlükteki mevzuat gereğince ilgili
Devlet Bakanlığı olması nedeniyle makamın talimatı ve bilgisi olmaksızın herhangi bir
iĢlem yapılmasının mümkün olmadığını belirtmiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
62
BaĢbakanlık onayının BYDK BaĢkanlığına gönderilmesi için bir üst yazı
yazılması gerekmektedir. Aynı bünyede, iki denetim kurumunu ilgilendiren önemli bir
konuda, bir üst yazının yazılması için dört ay beklenmesi, iĢ yoğunluğu ile izah edilmesi
mümkün bir durum değildir. Dolayısıyla, tanıklar Mehmet Rasgelener, Yıldız Soykan,
Kaan Sayın‟ın aĢamalardaki, M. Cüneyt Yener‟ in duruĢmadaki; sanığın, bu gecikme
konusunda talimatı, telkini olmadığı, gecikmenin iĢ yoğunluğundan kaynaklanabileceği
yönündeki anlatımları inandırıcı bulunmamıĢtır.
Tüm bu hususlar, sanığın bilgisi ve talimatı ile yapıldığını ve/veya yapılmadığını,
iade onay yazısının inceleme ve soruĢturma iĢlemlerini daha da uzatmak amacıyla geç
gönderildiğini göstermektedir.
Temennileri içeren raporların iadesi üzerine, iĢlem yapma imkansızlığını dikkate
alan BYDK BaĢkanlığı tarafından BaĢbakanlık Makamından, Bankalar Kanunu ve diğer
kanunların bankalara iliĢkin hükümleri ile ilgisi olan temennilerin önceden olduğu gibi
bankalar yeminli murakıpları tarafından sonuçlandırılmasına, bu kapsamda olmayan
temennilerin ise BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı veya ilgili Bakanlıkça ele alınıp
yerine getirilmesine iliĢkin 5.3.2001 tarihli karĢı onay alınmıĢ, temenniler yeniden ve
hiçbir iĢlem yapılmadan BYMK BaĢkanlığına iade edilmiĢtir. KarĢı onayda, murakıpların
görevlerinin, Bankalar Kanuna aykırılık ve Bankacılık suçları ile sınırlanmadığı
vurgulanmıĢtır. Yasal düzenleme ve önceki uygulamalara paralel bu onay üzerine, kredi
iĢlemlerine iliĢkin temenniler murakıplar tarafından yeniden incelenmeye baĢlanmıĢtır.
Yapılan incelemeler sonucunda murakıplar ve Hazine Kontrolörleri tarafından
düzenlenen raporlarda, temennilerden on altı adedinde cezai sorumluluktan bahsedilmiĢ
ve somut delilleri de gösterilmiĢtir.
Ġade onayının muhatap kurumda yeniden inceleme ve değerlendirmelere neden
olacağı, dolayısıyla zaman kayıplarına yol açacağı baĢtan bellidir. Nitekim, kimi
tanıkların ifadesiyle benzeri olmayan iade üzerine, yapılacak iĢlem konusunda BYDK
BaĢkanlığında tereddütler yaĢanmıĢtır. Ġade, Hukuk MüĢavirliğinden görüĢ istenmesini,
konunun Üyeler Kurulunda görüĢülmesini ve bir karar alınmasını ve alınan karar
uyarınca BaĢbakanlık Makamından karĢı onay alınmasını gerektirmiĢtir. Ġade onayının,
karĢı onay alınması için kaybettirdiği zaman sekiz aydır.
1997 ve 1998 yılları raporlarında yer alan temennilere konu kredi iĢlemlerinin
çoğunun 1996 yılı ve öncesine ait olduğu, temennilerin iadesi üzerine fillerin
zamanaĢımına uğrama ihtimalinin yüksek olacağı bilinen ve öngörülen bir durumdur.
Murakıpların sekiz ay gibi uzunca bir süre görevlendirilmemesi, BaĢbakanlık
Makamından önceki uygulamalara ters ve yasada öngörülmeyen iade onayı alınması ve
bu onayın gönderilmesinde gecikme ve gerektirdiği iĢlemlerin yarattığı zaman kayıpları,
1997/12, 15, 42, 1998/15, 16, 29 sayılı temennilere konu kredi iĢlemlerinin sorumluları
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
63
hakkında ceza zamanaĢımının dolmasına ve böylece soruĢturma ve kovuĢturma
yapılamamasına neden olmuĢtur.
Sanık Recep Önal‟ in eylemleri ile 72 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle
getirilen denetim sisteminin iĢleyiĢi sekteye uğratılmıĢtır. Bundan amaç, sanık H.
Hüsamettin Özkan‟ın fiillerinde olduğu gibi, Banka yöneticilerini korumaktır. Aynı
kiĢileri korumaya iliĢkin bu ortak amaç, önemle değerlendirilmesi gereken bir olgudur.
Sanığın savunmasında geçen, temennilerin, kredilerin Banka zararına
dönüĢmesinden sonra “ivedi durum raporu” yerine, rutin iĢlemlerden olan yıllık
raporlarda yer aldığı, onayın iki denetleme kurumu arasındaki görev sınırlarına iliĢkin
uyuĢmazlıkların çözümüne yönelik bulunduğu ve benzeri nitelikte idari düzenlemelerin
daha önce de yapıldığı, dava konusu iĢlemler nedeniyle bazı görevliler hakkında hiçbir
iĢlem yapılmadığı, soruĢturma izni verilmediği, verilen soruĢturma izinlerinin kaldırıldığı
yönündeki değerlendirmelere açıklayacağımız nedenlerle itibar edilmemiĢtir.
Savunmanın aksine, inceleme ve soruĢturma temennileri için ivedi durum raporu
düzenlenmesi Ģart değildir. Ayrıca, inceleme ve soruĢturma temennileri ile ilgili olarak
hiçbir zaman ivedi durum raporu tanzim edilmediği, tanık ReĢat Mocan‟ın anlatımıyla
sabittir.
Savunma tarafından, iki denetleme kurumu arasındaki görev sınırlarına iliĢkin
uyuĢmazlıkların çözümüne yönelik idari düzenlemelere örnek gösterilen BaĢbakanlık
Makamının 13.9.1993 tarih ve TeftiĢ M: 488 sayılı onayı, 1992 yılı raporundaki hiyerarĢi
ilkelerini gözetmeyen ifadelerin düzeltilmesi amacıyla iadesine, 11.1.1995 tarih ve Müs:
146 sayılı onayı ise, görev yönünden yasanın açıklanmasına iliĢkindir. Görüldüğü üzere,
bu onaylar, temennilerin yeniden gözden geçirilmek üzere iadesine iliĢkin değildir. Bir
baĢka anlatımla, savunmada belirtilen onaylarla davamızdaki onayların konuları aynı
değil, farklıdır. Zaten, tanıklar temennilerin yeniden gözden geçirilmek üzere aynı
makama iadesinin bir baĢka örneğinin bulunmadığını ifade etmiĢlerdir.
Diğer görevliler hakkında soruĢturma yapılmamasına iliĢkin savunma da,
Ģahsilik ilkesi, bağlayıcılık ve hukuki engel kurumları dikkate alındığında yerinde
görülmemiĢtir.
BaĢtan itibaren yaptığımız ve naklettiğimiz değerlendirmeler, sanığın
savunmalarının tamamının geçersizliğini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.
lll- Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı esas hakkındaki mütalaasında yüklenen
suçun ve fiillerin hukuki nitelendirilmesinde de bulunmuĢ olup, aynen;
“Görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma suçunun fillerin iĢlendiği tarihte
yürürlükte olan mülga 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu açısından değerlendirilmesi:
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
64
Görevin; Anayasa, yasa, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen kurallara ve
yerleĢmiĢ doğru ilkelere göre, kamu ve birey yararı dengesi adil bir düzeyde sağlanarak,
amaçlanan sonucun makul sürede elde edilmesi biçiminde yapılması gerekir.
765 Sayılı TCK‟nin 230. maddesinde görevi ihmal, 240. maddesinde ise görevi
kötüye kullanma suçu tanımlanmıĢ ve yaptırıma bağlanmıĢtır.
Bakanlar, TCK‟nin 279/1. maddesine göre, Ceza Yasasının uygulanması
açısından “memur” sayılmaktadır.
765 Sayılı Türk Ceza Kanununun 230. ve 240. maddelerinde yer alan hükümler,
genel ve tamamlayıcı hükümlerdendir. Bu nedenle, memurun görevi ihmal ve görevi
kötüye kullanma olarak kabul edilen eylemleri baĢka bir suç oluĢturmadığı takdirde bu
madde hükümleri uygulanır.
Memurun, hangi nedenle olursa olsun, yasanın kendisine verdiği görevi
yapmaması veya gecikerek yapması TCK‟nin 230. maddesinde yazılı görevi ihmal suçunu
oluĢturur.
Maddede, “hangi nedenlerle olsun” denilmek suretiyle bir takım kiĢisel
düĢüncelerle görevin yerine getirilmemesine veya geç yerine getirilmesine izin verilmek
istenmemiĢtir.
Göreve iliĢkin bir hizmetin veya iĢlemin bilerek ve istenerek, yapılmaması veya
geç yapılmasıyla suç tamamlanır.
Suçun iĢlenmesi için genel kasıt yeterlidir.
Görevi kötüye kullanma, görevin hangi nedenle olursa olsun, yasa ve kuralların
gösterdiği usul ve esaslara aykırı bir biçimde yapılması veya yerine getirilmesidir. Yasal
yetkinin aĢılması, yasal yöntem ve biçime, ön koĢullara uyulmaması, takdir yetkisinin
hukukun öngördüğü amacın dıĢında kullanılması suretiyle iĢlenen filler, TCK‟nin 240.
maddesinde yaptırıma bağlanan görevi kötüye kullanma suçunu oluĢturur.
Suçun iĢlenmesi için genel kasıt yeterli olup, özel kasıt aranmaz.
Görüleceği üzere; görevi ihmal suçu, bir memurun görevini yapmaması veya
gecikerek yapmasıyla, görevi kötüye kullanma suçu ise yasaya aykırı biçimde yapmasıyla
oluĢmaktadır. Birincisinde edilgin (pasif), ikincisinde etkin (aktif) bir davranıĢ söz
konusudur.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
65
Ancak, görevi kötüye kullanma suçu, ihmali eylemlerle de gerçekleĢtirilebilir.6
Vazifenin bir kimseye veya kendisine yarar sağlamak veya baĢkasına zarar vermek
maksadıyla kasten yapılmaması görevi kötüye kullanma suçunu oluĢturur. Örneğin, bir
suça el koyan zabıtanın, failin yakını, dostu, ahbabı olduğunu öğrenince iĢlem
yapmaması gibi. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 8.12.1986 tarihli 4-249/564
sayılı kararında, kasıtlı olarak Adliye‟den istenen kayıtları göndermeyen nüfus
baĢmemuru sanığın eylemi, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 29.5.2002 tarih ve 8408/9848
sayılı kararında ise, yakınanın hayvanlarının çalındığına dair ısrarlı yakınmalarına
karĢın onları geri aldığından bahisle soruĢturmaya baĢlamamak ve nöbetçi Cumhuriyet
savcısını haberdar etmemek biçimindeki sanıkların ihmal suretiyle gerçekleĢtirdikleri
eylemler, görevi suiistimal niteliğinde kabul edilmiĢtir.
Görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma suçlarının oluĢması için zararın
meydana gelmesi gerekmez.
Görevi ihmal suçunda, eylemin neticesinde Devletçe bir zarar meydana gelmesi,
230. maddenin ikinci fıkrasında cezayı ağırlaĢtırıcı bir hâl olarak düzenlenmiĢtir.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunundaki düzenlemeye gelince:
765 Sayılı Türk Ceza Kanunun 230. maddesinde düzenlenen görevi ihmal, 240.
maddesinde tanımlanan görevi kötüye kullanma ile 228. maddesinde yaptırıma bağlanan
görevde kiĢilere karĢı keyfi iĢlemde bulunma suçları, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 257. maddesinde görevi kötüye kullanma suçu baĢlığı
altında birlikte düzenlenmiĢtir.
Bu maddede, görevi kötüye kullanma suçu; kamu görevlisinin, Kanunda ayrıca
suç olarak tanımlanan haller dıĢında, görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle
kiĢilerinin mağduriyetine veya kamu zararına neden olması ya da kiĢilere haksız çıkar
sağlaması olarak tanımlanmıĢtır.
Maddeye göre, görevi kötüye kullanma suçu, icrai veya ihmali bir davranıĢ ile
iĢlenebilir. Maddenin birinci fıkrasında, suçun icrai bir hareket ile iĢlenmesi, ikinci
fıkrasında ise ihmali davranıĢ ile iĢlenmesi düzenlenmiĢtir. Suçun, ihmali davranıĢ ile
iĢlenmesi, mülga 765 Sayılı Türk Ceza Kanunun 230. maddesinde düzenlenen görevi
ihmal suçunu karĢılamakta ve 1. fıkraya göre daha az cezayı içermektedir.
Bu suç, önceden olduğu gibi genel, tamamlayıcı ve tali hüküm olma özelliğini
sürdürmektedir.
6 Çağlayan TCK. s. 754, Dönmezer, Memuriyet Vazifesini Ġhmal ve Suiistimal Birbirinden Ayırmaya Yarayacak
Kıstas, s. 230, Malkoç Ġsmail - Aytaç, Memurlar ve Suçlar, s. 51-54
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
66
Suçun faili, Yasanın 6. maddenin (c) bendi uyarınca; kamusal faaliyetin
yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir suretle sürekli, süreli veya
geçici olarak katılan kamu görevlisidir. Buna göre, Bakanlar, Ceza Yasası
uygulamasında kamu görevlisidir.
Suçun maddi unsuru, kamu görevlisinin görevin gereklerine aykırı davranıĢı ile
kiĢilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olması ya da kiĢilere haksız kazanç
sağlamasıdır. Bunların tamamının değil, birinin gerçekleĢmesi durumunda suç oluĢmuĢ
olacaktır.
Mağduriyet madde gerekçesinde de belirtildiği üzere sadece ekonomik bakımdan
uğranılan zararı ifade etmez. Bu kavram, zarar kavramından daha geniĢtir. Maddi
anlamda ekonomik bakımdan uğranılan zararı içinde barındırdığı gibi, ekonomik bir
sonuç doğmadan da (Örneğin, imar planı uygulamasında, sahibine duyulan husumet
nedeniyle bir parselin plan tekniğine aykırı olarak yeĢil alan olarak gösterilmesi gibi)
mağduriyetin doğması mümkündür.
Zarar kavramı ise, hem hukuksal ve hem de ekonomik anlam ifade etmektedir.
Zarar kavramının, sadece ekonomik anlamda bir zararı ifade ettiğinin kabulü, maddenin
lafzına ve ruhuna uygun bulunmamaktadır.
Maddede geçen haksız kazanç kavramı, öncelikle ekonomik anlam içermekle
birlikte, yalnızca filin iĢlendiği anda sağlanan bir kazancı ifade etmemektedir. KiĢiler
yönünden gelecekte elde edilecek kazanç veya hak edilmeyen yetkilerin ve bir statünün
kazanılması da kazanç kapsamındadır.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise, kamu görevlisinin görevin gereklerine uygun
davranması için veya bu nedenle kiĢilerden kendisine veya bir baĢkasına çıkar sağlaması
da görevi kötüye kullanma suçu olarak düzenlenmiĢtir. Ancak, bu suçun oluĢabilmesi
için; filin, irtikap suçu niteliğinde bulunmaması gerekmektedir.
Yeni düzenlemede de, bu suçların iĢlenmesi için genel kasıt yeterli görülmüĢtür.
765 Sayılı TCK‟nin 80. maddesinde, müteselsil suç, bir suç iĢleme kararıyla
yasanın aynı hükmünün farklı zamanlarda olsa bile, birden fazla ihlal edilmesi olarak
tanımlanmıĢtır. 5237 Sayılı Kanunun 43. maddesine göre, müteselsil (zincirleme) suç, bir
suç iĢleme kararının icrası kapsamında değiĢik zamanlarda bir kiĢiye karĢı aynı suçun
birden fazla iĢlenmesidir. Maddede, mağduru belli bir kiĢi olmayan suçlar için de bu
hükmün geçerli olduğu ve aynı suçun birden fazla kiĢiye karĢı tek bir fil ile iĢlenmesi
durumunda da müteselsil suç hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüĢtür. Görülüyor ki;
zincirleme suç yönünden, önceki düzenlemeye göre bir farklılık bulunmamaktadır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
67
Teselsülü oluĢturan hareketlerden bir kısmı icrai, bir kısmı ihmali olduğu takdirde de,
müteselsil suç oluĢabilir.7
Sanığın sabit gördüğümüz eylemlerinin bu açıklamalar ıĢığında
değerlendirilmesinde:
1- Sanık Hasan Hüsamettin Özkan‟ın: T. Halk Bankası A.ġ.‟nin faaliyetlerine
iliĢkin 1996 yılı raporunda yer alan temenniler ile ilgili olarak bankalar yeminli
murakıpları tarafından düzenlenen raporların Hazine MüsteĢarlığı tarafından
Cumhuriyet savcılığına intikal ettirilmesi üzerine Banka genel müdürü ve yönetim kurulu
üyelerinin yargılanmaları için istenen takibat iznini, değiĢik denetim birimleri tarafından
düzenlenen raporlarda haklarında ciddi ve ağır iddialar ve tespitler bulunan, kredilerin
verilmesinde asıl sorumluluğu olan adı geçenleri korumak ve yargılanmalarını
engellemek amacıyla murakıp raporlarının tarafsız hazırlandığından kuĢku duyduğu
bahanesini ileri sürerek ısrarla yeniden değerlendirilmesini istemek ve sağlamak
suretiyle mükerrer incelemeler yapılmasına bilinçli olarak sebebiyet verdiği ve
sonucunda (1 yıl 10 ay 16 gün) geciktirdiği, ayrıca yasanın amir hükmüne rağmen Banka
yöneticilerinin imza yetkilerini kaldırmayarak ve baĢkaca bir tedbir de öngörmeyerek
takipteki alacakların miktarının artmasına, usulsüz krediler kullandırılmasının devamına
neden olduğu, böylece zincirleme biçimde görevini kötüye kullandığı anlaĢılmıĢtır.
Daha önce, sanığın bilgisinin bulunduğunu açıkladığımız BaĢbakanlık
BaĢmüfettiĢleri koordinatörlüğünde düzenlenen 23.10.1997 tarihli 11/97-5 sayılı rapor
ile bankalar yeminli murakıpları tarafından düzenlenen 23.1.1998 tarih ve R-3, R-3 sayılı
raporda, yurtdıĢından nakit teminine yönelik gayri yönelik gayri nakdi kredilerin yaygın
bir Ģekilde ve yüksek montanlarda uygulandığı, bu nedenle ileride tehlikeli ve vahim
durumların ortaya çıkabileceği belirtilmesine, Bankanın 1996 yılı faaliyetlerine iliĢkin
raporun 11 numaralı temennisinde ise, yönetmelik hükümlerine aykırı bir Ģekilde
gerçekleĢtirilen dövize natık teminat mektubu (DNTM) ve aval kredisi uygulamasının
Bankayı ileride çok büyük taahhütler altına soktuğu göz önüne alınarak bu uygulamaya
son verilmesi gerektiği ifade edilmesine karĢın; sanığın bu eylemleri, Banka yönetimi
tarafından DNTM ve aval kredisi uygulamasının sonraki yıllarda da sürdürülmesine
sebebiyet vermiĢtir. Nitekim, kendisine intikal eden Bankanın 1998 yılı faaliyetlerine
iliĢkin raporda, bu uygulamaya yeniden son verilmesi istenmiĢtir. Bankanın 1999 yılı
faaliyetlerine iliĢkin raporda ise, tüm uyarılarına rağmen uygulamanın artarak devam
etmesinin bankanın takipteki alacaklarının artmasında en büyük etken olduğu
vurgulanmıĢ, takipteki alacakların daha da artmasının muhtemel olduğuna dikkat
çekilmiĢtir. Bankanın 2000 yılı faaliyetlerine iliĢkin raporda da, uyarılara rağmen 1995
yılından itibaren yürütülen uygulamanın olumsuz sonuçlarının, 2001 yılından baĢlamak
üzere daha sonraki yıllarda etkisini sürdüreceği, takipteki alacakların artmasının önemli
bir nedeninin DNTM ve aval kredilerinin Banka kaynağından karĢılanması olduğu,
7 Sancar: Müteselsil suç, s. 70; Hakeri, Ceza Hukukunda Ġhmal Kavramı ve Ġhmali Suçların ÇeĢitleri, s. 304
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
68
Bankanın 1996-2000 yılları arasında kredi temini için verdiği teminat mektubu ve
avallerin % 309,7 oranında arttığı, Bankanın takipteki krediler miktarının diğer kamu
bankalarından % 81,9 puan fazlasıyla % 150,4 oranında gerçekleĢtiği, 2000 yılı içinde
takipteki alacakların ancak % 15 oranındaki bölümün tahsil edilebildiği belirtilmiĢ,
kredilerin verilmesinde özenli davranılmadığı yönünde ciddi eleĢtiri getirilmiĢtir.
Banka yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılması yönündeki talepten sonraki
tarihlerde de (1999-2001) bazı firmalara usulsüz kredi tahsislerinin devam ettiği denetim
raporları ile saptanmıĢ, hatta bazıları ile ilgili iddialar yargıya taĢınmıĢtır. (Ankara 11.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/103, 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/1143, 10.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/94 esas sayılı dava dosyaları.)
Yine, yeni Banka Yönetim Kurulunun kararı gereğince Banka müfettiĢleri
tarafından yapılan denetimler sonucunda düzenlenen raporlar üzerine Banka Genel
Kurulunun 27.3.2003 tarihli kararı uyarınca bazı firmalara usulsüz ve yetersiz teminatla
kullandırılan ve tahsil kabiliyeti olmayan kredilere iliĢkin alacakların tahsili için Banka
eski yöneticileri hakkında açılan mali sorumluluk davalarının sürmekte olduğu
anlaĢılmıĢtır.
Sanığın eylemleri ile; Banka yöneticileri bazı iddialardan dolayı yargılanmaktan
ve uzun süre yargı önünde hesap verme yükümlülüğünden kurtarılmıĢ, Devletin
cezalandırma yetkisi geciktirilmiĢ ve ortadan kaldırılmıĢ, takipteki alacakların artmasına
sebebiyet verilmiĢ, kamunun zararına neden olunmuĢ, krediyi alanlara haksız kazanç
sağlanmıĢtır. Böylece, suç tipinde aranan mağduriyet, zarar, haksız kazanç öğesinin, hem
kamu ve hem de kiĢiler yönünden çok yönlü olarak gerçekleĢtiği anlaĢılmıĢtır.
Somut delillere dayanan açıklamalarımızdan; sanığın eylemlerini, tanık GüneĢ
Taner‟in de ifade ettiği gibi, Banka yöneticilerini korumak ve kollamak amacıyla
gerçekleĢtirdiği anlaĢılmaktadır. Sanığın, yasal ve haklı nedenler olmaksızın ısrarla
murakıp raporlarının yeniden değerlendirilmesini istemesi, kastındaki yoğunluğu da
göstermektedir.
Sanık, aynı suç iĢleme kararı altında fiillerini iĢlemiĢtir. Eylemler, kül halinde
zincirleme biçiminde görevi kötüye kullanma suçunu oluĢturmaktadır. Suç tarihi,
teselsülün bittiği 20.10.2000 tarihidir.
Ayrıca, sanığın bir bütün teĢkil eden filleri içerisinde Banka yöneticileri
hakkındaki takibat izinlerini vermeyip, geciktirmesi eyleminin de, kendi içinde, takibat
izni verilmesi istenen dosya sayısının birden çok olması ve kısa aralıklar içerisinde ayrı
yazılar ile farklı murakıp raporlarının yeniden değerlendirilmesinin istenmesi nedeniyle
zincirleme biçiminde görevi kötüye kullanma suçunu oluĢturduğu görülmüĢtür.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
69
Somut olayda, görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarının oluĢtuğu, suçun
kanuni tipe uyduğu ve zincirleme biçimde iĢlendiği anlaĢılmıĢtır.
2- Sanık Recep Önal‟ın: Hazine MüsteĢarlığı Bankalar Yeminli Murakıplar
Kurulu BaĢkanlığına intikal eden 1997 yılı raporundaki temennilerin incelenmesi için
murakıpların sekiz ay gecikme ile görevlendirilmesi, 1997 ve 1998 yılı raporlarında yer
alan temennilerin yasal düzenlemelere ve önceki uygulamalara aykırı olarak yeniden
gözden geçirilmek üzere iadesi için teklifte bulunulması, alınan onayın merciine geç
intikal ettirilmesi suretiyle temennilerin incelenmesinin ve soruĢturulmasının
geciktirildiği, iade onayının alınması ve vaki gecikmelerin temennilerin incelenmesi ve
soruĢturulması sürecini uzatmak, Banka yöneticilerini korumak kastıyla
gerçekleĢtirildiği, konumu ve yetkisi, olayın öncesi ve önemi, geçirdiği aĢamalar,
Bakanlıktaki iĢleyiĢ, bilgi ve iĢ akımı, bürokratları tarafından verildiği anlaĢılan bilgiler,
tanık M. Cüneyt Yener‟ in 25.3.2004 tarihli samimi kabul edilmesi gereken ifadesinde
Bakanın talimatı ve bilgisi olmaksızın iĢlem yapılmasının mümkün olmadığı yönündeki
anlatımı, iade onayı teklifinde bulunulması ve dosyada mevcut tamamlayıcı diğer
delillerden sanığın hukuka aykırı olarak bilerek ve sonucu isteyerek yüklenen filleri
iĢlediği, vaki gecikmeler ile iade onayının yarattığı zaman kayıplarının bazı temennilere
konu fillerin zamanaĢımına uğramasına, iĢlemlerde sorumluluğu bulunan Banka
yöneticilerinin yargılanmaktan kurtulmasına neden olduğu, bu suretle sanığın görevinin
gereklerine aykırı davrandığı, zincirleme biçimde görevini kötüye kullandığı sonuç ve
kanaatine varılmıĢtır.
Sanığın filleri sonucunda : 1997/12 sayılı temenniyle ilgili olarak, istihbarat
raporlarında yabancı kaynak kullanımının toplam yapı içinde yüksek olduğu, çok ciddi
bir borç baskısı ve mali risk altında olduğu vurgulanan, çok düĢük bir kâr marjı ile
faaliyet gösteren Uncular Besin San. A.ġ.‟ ne kapasitesine göre çok miktarda, toplam 15
milyon USD uzun vadeli DNTM kredisi tahsisi ve kullandırılması,
1997/15 sayılı temenniyle ilgili olarak, kredi talebinden bir yıl önce kurulan ve
kredi geçmiĢi olmayan, teminat gösterdiği ortaklarına ait taĢınmazlar hakkında icra
iĢlemleri ve ortaklarının kurdukları diğer firmaların Bankanın diğer Ģubeleri ile
problemleri bulunan Yakın Tekstil San, ve DıĢ Tic. Limited firmasına, tapu
müdürlüğünün olumsuz bilgileri dikkate alınmadan, gerekli istihbarat yapılmadan, ibraz
edilen bilgi ve belgelere itibar edilerek kredi talebinin Ģube tarafından iletildiği gün 1.5
milyon USD tutarında kredi tahsis edilmesi ve kullandırılması,
1997/42 sayılı temenniyle ilgili olarak, istihbarat raporlarında Ģirket
varlıklarının % 73‟ ünün yabancı kaynaklarla finanse edildiği, yabancı kaynaklarının %
82‟ 5mm kısa vadeli kaynaklardan oluĢtuğu, firmanın istihkaklarındaki tıkanıkların
Ģirketin mali yapısında olumsuz görüntüler oluĢturmasının kaçınılmaz olduğu
belirtilmesine, likidite rosyosu, net iĢletme sermayesi, krediye iliĢkin serbest varlıkları
gibi verilerin firmanın kredilendirilmesi için olumlu bir seyir izlememesine, hatta mali
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
70
yapısındaki olumsuzlara değinilerek önceki kredi baĢvurusu Genel Müdürlükçe
reddedilmesine karĢın; Eskaya A.ġ.‟ne çeĢitli tarihlerde kredi tahsis edilmesi ve
kullandırılması,
1998/15 sayılı temenniyle ilgili olarak, istihbarat raporlarında tüm
olumsuzluklar belirtilmesine rağmen Sarısakal Tarım Ürünleri A.ġ.‟ ne bankacılık
prensiplerinden olan “emniyet” prensibi gözetilmeden, ticari durumu ile firma riskine
mütenasip teminat alınmadan kapasitesinin çok üzerinde, serbest varlığı olarak gözüken
kaydi değerin üç katı tutarında 6 milyon USD kredi tahsisi ve kullandırılması,
Olumsuz istihbarat raporuna karĢın, YaĢam Yayıncılık A.ġ. firmasına, “emniyet”
prensibi ile firmanın ticari durumu gözetilmeden, firma riskine uygun teminat alınmadan,
kapasitesinin çok üstünde bir tutar olan toplam 15 milyon USD DNTM kredisi tahsis
edilmesi ve kullandırılması,
1998/16 sayılı temenniyle ilgili olarak, istihbarat raporlarında likidite ve
finansman rosyosu, iĢletme sermayesi, krediye esas serbest varlık gibi verilerin olumlu
bir seyir izlemediği belirtilen ve mevcut kredilerin ödenmesinde aksama bulunan Ege
Metal Endüstri A.ġ‟ ne müteaddit defalar kredi tahsisi ve kullandırılması, Evrensel DıĢ
Ticaret A.ġ.‟ ne kredi tahsis edilmesi ve kullandırılması,
1998/29 sayılı temenniyle ilgili olarak, istihbarat raporlarında firma kredilerinin
daha önceki yıllarda idari takibe alındığı, varlıklarının kısa vadeli borçları karĢılamada
yetersiz kaldığı, 1994 yılını zararla kapattığı, 1995 yılında düĢük bir k elde ettiği, bir
kısım çeklerinin karĢılıksız çıktığı, diğer bankalarda 403 milyar TL riskinin bulunduğu,
iĢletme sermayesinin 1994 ve 1995 yıllarında negatif olduğu belirtilen ve 15.2.1996
tarihli kredi talebi Ticari Krediler Müdürlüğünün 1.3.1996 tarihli yazısı ile reddedilen,
Krediler Müdürlüğünün 12.3.1996 tarihli yazısına göre çek keĢide kullanma yasağına
giren, Banka TeftiĢ Kurulu raporunda tüm kredilerinin kapatılması önerilen ÇalıĢkan
NakıĢ Konfeksiyon Tekstil A.ġ.‟ne, mali ve ekonomik durumunda hiçbir düzelme
gözlemlenmeden 1.5 milyon DEM döviz kredisi tahsis edilmesi ve kullandırılması,
Eylemlerinin, ceza dava zamanaĢımına uğradığı belirlenmiĢtir.
Temennilerin incelenmesinin geciktirilmesi ve ceza dava zamanaĢımının
gerçekleĢmesi ile, uzun süre yargı önünde hesap verme yükümlülüğünden ve
yargılanmaktan kurtulan Banka yöneticilerine avantaj ve yarar sağlanmıĢ, T. Halk
Bankası A.ġ. yönünden mağduriyet, kamu yönünden ise, Devletin cezalandırma yetkisinin
ortadan kaldırılması sonucunu doğurması nedeniyle zarar öğesi gerçekleĢmiĢtir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 6.12.2005 gün ve 2005/1 10 - 159 sayılı kararı
ile onanan Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 30.6.2005 tarih ve 2004/38, 2005/30 sayılı
kararında, özetle; görevde savsama ve gecikme gösterilmesi sonucu bazı hazırlık
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
71
soruĢturması evrakının zamanaĢımına uğramasına neden olunması halinde, haklarında
kanıt bulunanların yargılanmaktan kurtulmasının kamusal görevin eĢitlik ve adalet
esasına göre yürütüldüğü hususunda toplumda hukuk devletine karĢı oluĢacak kaygı göz
önünde alındığında mağduriyetin varlığının kabulü gerektiği, mağduru bulunan suçlarda
da suç failinin zamanaĢımı olgusu ile yargılanmaktan kurtulmasının mağdur yönünden
hukuksal bir mağduriyet ve zararı oluĢturduğu belirtilerek, suçun, öğelerinin oluĢtuğu
kabul edilmiĢtir.
Sanığın, temennilerin incelenmesini ve soruĢturulmasını, Banka yöneticilerini
koruma amacıyla geciktirdiği, fiillerini bu kasıt altında iĢlediği belirlenmiĢtir.
Fiiller, değiĢik zamanlarda aynı suç iĢleme kararı altında zincirleme biçiminde
iĢlenmiĢtir. Suç tarihi, teselsülün sona erdiği 4.8.2000 tarihidir.
Somut olayda, görevini kötüye kullanma suçunun maddi ve manevi tüm
unsurlarının oluĢtuğu, suçun kanundaki tipe uyduğu ve zincirleme biçimde iĢlendiği
anlaĢılmıĢtır.
Sanıkların eylemleri, mülga 765 Sayılı Türk Ceza Kanunun 240. maddesinin 1.
cümlesindeki suç tipine uygun olduğu gibi, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 26.9.2004
tarihli 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 257. maddesinin 1. fıkrasındaki suç tipine de
uygundur. Diğer bir ifade ile, sanıkların eylemleri, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu
açısından suç olmaya devam etmektedir.
Eylemlere uygulanacak hükümler, 765 Sayılı TCK‟nin 240. maddesinin 1. ve 3.
cümlesi ile 80. maddesi, 5237 Sayılı TCK‟nin ise, 257. maddesinin 1. fıkrası ile 43, 53.
maddeleridir. Toplanan delillere göre, 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun 240. maddesinin
2. cümlesinin uygulanmasını gerektirecek cezayı hafifletici bir neden bulunmamaktadır.
Ceza hukukunun evrensel kuralı olan ve Anayasanın 38. maddesinin 1. fıkrası ile
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hüküm uyarınca,
suçun iĢlendiği zaman yürürlükte bulunan ile sonradan yürürlüğe giren kanunların
hükümlerinin farklı olması halinde; failin lehine olan kanunun uygulanması
gerekmektedir.
Lehe hükmün belirlenme Ģekli, 4.11.2004 tarihli 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunun
Yürürlük ve Uygulama ġekli Hakkında Kanunun 9. maddesinin 3. fıkrasında
gösterilmiĢtir. Buna göre, sanıklar lehine hüküm içeren 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun
uygulanması gerekmektedir.
Biçimindeki değerlendirmelerini ileri sürmüĢtür.
IV- Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı yukarıdaki değerlendirmeler ıĢığında
sonuç olarak;
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
72
Sanıklar Hasan Hüsamettin Özkan ve Recep Önal’ın, eylemlerine uyan ve lehe
hüküm içeren 765 sayılı TCK’nin 240. maddesinin birinci ve üçüncü cümlesi ile 80.
maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına, 80. madde yönünden CMK’nin 226.
maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmasına karar verilmesini kamu adına talep
etmiĢtir.
E- Savunmalar
1- Hasan Hüsamettin Özkan Ġle Ġlgili Savunmalar
a- Hasan Hüsamettin Özkan’ın Savunması
Sanık H. Hüsamettin Özkan, Yüce Divan’ın 6.2.2006 günlü oturumda
tekrarladığı aynı günlü yazılı esas hakkındaki savunmasında özetle;
Davanın yargıyı siyasete alet etme amacıyla, Anayasa, TBMM Ġçtüzüğü ve Ġnsan
Hakları SözleĢmelerinin ihlal edilerek açıldığını, görev süresi içinde yetkilerini, kendine
veya yakınlarına yarar sağlamak için kullanmadığını, dava konusu BYDK raporunun
kendi döneminden önceki faaliyetleri kapsayıp, kredilerin görev süresinden önce
açıldığını, bu sürede Banka’nın tüm bilançolarını kârla kapattığını, suçlamaların haksız,
dayanaksız ve önyargılı olarak ileri sürüldüğünü, yine Banka yöneticilerinin de
kendinden önceki dönemlerde göreve getirilen kiĢilerden oluĢtuğunu, hiçbir zaman bu
kiĢileri korumak gibi bir amacının bulunmadığını, hatta BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu
raporları doğrultusunda bu kiĢiler hakkındaki soruĢturma izinlerini de bizzat kendisinin
verdiğini, BYMK raporlarını iki kez BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’na incelettirme Ģeklinde
geliĢen bir eyleminin bulunmadığını, soruĢturma izni verilip verilmeyeceğine iliĢkin
takdir hakkının kendisinde olmasına karĢın, bu izni vermeden önce raporların yeniden
değerlendirilmesini Hazine MüsteĢarlığı’ndan istemek biçimindeki davranıĢının
çarpıtılarak anılan suçlamalara esas tutulduğunu, baĢka bir bankanın TMSF’ye devrinin
geciktirilmesi konusunda öninceleme yapılan Ġlkay Karakoç ile ilgili soruĢturma izni
vermeyen bir baĢka bakanın bu iĢleminin Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nca takdir
yetkisi kapsamında görülüp itiraz edilmemesine karĢın kendisinin, takdir yetkisinin
kullanılmasına esas olmak üzere raporların sağlıklı olarak yeniden değerlendirilmesi
yönündeki isteminin görevi kötüye kullanma suçunu oluĢturduğunu ileri sürmenin de
çeliĢki yaratacağını,
Yazdığı yazılar nedeniyle Hazine MüsteĢarlığı tarafından gerekli değerlendirme
yapılmaması ve herhangi bir cevap da verilmemesi üzerine, BaĢbakanlığın kendi yetkisine
dayanarak savcılıklarca iade edilen raporların BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu tarafından
değerlendirilmesi yönünde aldığı kararının bağlayıcı olup, kendi bakanlığı dahil tüm
kamu kuruluĢlarının bu değerlendirmenin sonucunu beklemesi gerektiğini, burada geçen
sürenin kendisine izafe edilip,suç unsuru olarak görülemeyeceğini, kaldı ki bu
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
73
değerlendirme sonucunda onbir rapordan sadece ikisinde soruĢturma izni verilmesinin
gerektiği yönündeki belirlemenin de takdir yetkisini ne kadar isabetli kullandığına örnek
oluĢturduğunu,
Banka yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılması konusunda yetkili ve görevli
olmadığını, bu yetkinin Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’na ait
olduğunu, Hazine eski MüsteĢarı Selçuk Demiralp hakkında bir bankanın yönetim kurulu
baĢkan ve üyelerinin imza yetkilerinin kaldırılması hususunda onay hazırlayıp bakana
sunmadığı gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nca açılan kamu davasının
buna örnek olarak gösterilebileceğini, kaldı ki GüneĢ Taner’in de yazdığı yazının imza
yetkilerinin kaldırılması için olmayıp, uyup uymamanın ilgili Bakan’ın takdirinde olan
bir konuda tavsiye niteliğinde Banka Genel Müdürü ve yardımcısının görevden alınması
için kararname hazırlanmasına yönelik olduğuna iliĢkin açıklamalarının da bulunduğunu,
bu nedenle iddiaların geçersiz, dayanaksız ve karalama, siyasi linç amacını güden
suçlamalar olduğunu savunmuĢtur.
b- Hasan Hüsamettin Özkan Müdafilerinin Savunmaları
Sanık müdafileri, Yüce Divan’ın 6.2.2006 günlü oturumda tekrarladıkları aynı
günlü yazılı savunmalarında özetle;
Usule iliĢkin olarak, TBMM SoruĢturma Komisyonu’nun Ġçtüzüğe aykırı olarak
oluĢturulup, yine Ġçtüzüğe aykırı iĢlemlerde bulunduğunu, bu nedenle Anayasa’nın 38.,
Avrupa Ġnsan Hakları SözleĢmesi’nin 6. maddeleri ile 5271 sayılı CMK’nin 217. maddesi
uyarınca, SoruĢturma Komisyonu’nca yapılan iĢlemlerin hükme esas alınmaması
gerektiğini, daha önce TBMM 21. Dönem 3. yasama yılında Hüsamettin Özkan hakkında
verilen önergenin TBMM Genel Kurulu’nda yapılan oylama sonucu reddedilmesine
karĢın yeni kanıtlar elde edilmeden ve somut gerçeklere dayanmadan aynı konuda önerge
verilemeyeceğini, bu önerge doğrultusunda Meclis SoruĢturması Komisyonu kurularak
Yüce Divan’a sevk kararı alınmasının Anayasa’nın 2 ve 100. maddelerinde açıklanan
ilkelere ters düĢtüğünden hukuken geçersiz olduğunu, SoruĢturma Komisyonu’nun,
Anayasa’da belirtilen görev süresi dolduktan sonra, geriye dönük bir iĢlemle ek süre
verilerek yeniden görevlendirilmesi sonucunda hazırlanan rapor ve bu raporun oylanması
ile verilen Yüce Divan’a sevk kararının, Anayasa’ya aykırılık oluĢturduğunu, bu
nedenlerle Yüce Divan’da yargılanmanın ön koĢulu gerçekleĢmediğinden 5271 sayılı
CMK’nin 223. maddesi uyarınca davanın düĢürülmesi gerektiğini,
Esas hakkında ise Banka yöneticileri hakkındaki Hazine MüsteĢarlığı BYMK’ce
düzenlenen raporlarla ilgili olarak bu kiĢilerin yargılanmaları için gerekli olan soruĢturma
izinleri alınmadığından gönderilen dosyaların Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nca
soruĢturma izni için görevsizlik kararı ile Hüsamettin Özkan’a iade edilmesi üzerine,
sanığın bu raporların objektif olup olmadığının değerlendirilmesi için Hazine
MüsteĢarlığı’na göndermesinin ardından, BaĢbakanlık makamınca, alınan 24.12.1998
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
74
günlü bir onay ile bu beĢ dosyanın BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’nca incelenmesinin
kararlaĢtırılmasında ve bu incelemenin sonuçlarının rapor haline getirilerek sanık
Hüsamettin Özkan’a gönderilmeden, içinde beĢ dosyanın da bulunduğu onbir iĢlemin
birlikte değerlendirilmesi için ikinci bir BaĢbakanlık olurunun alınmasında ve bunların
sonucu olarak da meydana gelen gecikmede sanığın bir sorumluluğunun bulunmadığını,
sanık tarafından BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’nca yürütülen değerlendirmelerin sonuçları
alınmadan, bu incelemelerden ayrı, bağımsız bir ön inceleme yaptırması ve bu
incelemelere dayanmak suretiyle, soruĢturma izni vermesinin de hukuken mümkün
olmadığını, zira böyle bir davranıĢta bulunulmasının hiyerarĢik bakımdan bağlı olduğu
BaĢbakanlık makamının onayına aykırılık oluĢturacağını, BaĢbakan tarafından imzalanan
24.12.1998 ve 1.2.2000 günlü onayların yasalara aykırı olmadığı ve konusunun da suç
teĢkil etmediği bilindiğinden, esasen böyle bir iddia da bulunmadığından sanığın bu
onayların sonuçlarını beklemesinin, Anayasa’nın 137. ve 5237 sayılı Yasa’nın 24.
maddelerine uygun bulunduğunu, bu nedenlerle, sanığın Banka yöneticileri hakkındaki
soruĢturma izinlerini keyfi olarak geciktirdiği iddiasının, hukuka uygun bir iddia
olmadığını,
Banka yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılması yetki ve görevinin sanığa ait
bulunmadığını, 16.11.1998 günlü yazının imza yetkilerinin kaldırılması istemini içeren
bir yazı da olmadığını, bu önlemin uygulanması için gerekli koĢullar da
gerçekleĢmediğini ve buna yetki veren yasa hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu Yüksek
Mahkeme’nin iptal kararları ile sabit olduğunu, sanığın Banka Yönetim Kurulu BaĢkan
ve Üyelerinin imza yetkilerini kaldırmayarak ya da Genel Müdür ve Yardımcısının
görevden alınmalarına yönelik kararname hazırlamayarak, bilerek ve isteyerek yasalara
aykırı davrandığı ve suç iĢlediği Ģeklindeki iddiaların tümünün dayanaktan yoksun
bulunduğunu, aksi yönde de bir kanıt bulunmadığını,
Ayrıca esas hakkındaki mütalaada yer alan, eylemlerin görevi kötüye kullanma
suçunu oluĢturduğu ve fiiller zincirleme suç teĢkil ettiğinden 765 sayılı TCK’nin 80.
maddesinin uygulanması gerektiği yönündeki görüĢlerin de geçersiz ve hukuki
dayanaktan yoksun olup, suçun hukuki unsurlarının oluĢmadığını bu nedenle sanığın
beraatine karar verilmesi gerektiğini savunmuĢtur.
2- Recep Önal Ġle Ġlgili Savunmalar
a- Recep Önal’ın Savunması
Sanık Recep Önal, Yüce Divan’ın 6.2.2006 günlü oturumda tekrarladığı aynı
günlü yazılı savunması ile 23.2.2006 günü sunduğu ek savunmalarını içeren dilekçesinde
özetle;
Usule iliĢkin itirazlarının reddedildiğini, kanuni yetkisini aĢarak ya da yasalara
aykırı biçimde gerçekleĢtirilmiĢ bir eyleminin bulunmadığını, BYMK’nin aldığı
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
75
27.3.2000 günlü BaĢbakanlık Onayı’nın yasalar uygun, yetki aĢımı meydana getirmeyen,
yerinde, idarenin hizmette etkinlik ve verimlilik ihtiyacını karĢılamaya yönelik ve
görevin gereklerine uygun bir idari düzenleme olduğunu, halen de hükümlerinin geçerli
olup, geçmiĢte de benzer düzenlemelerin mevcut bulunduğunu, bu onayın mevcut iĢ
yoğunluğundan kaynaklanan meydana gelen gecikmeleri engellemek için uygulamadaki
ihtiyaçtan kaynaklandığını, kaldı ki bu onayın BaĢbakanlık makamından alınması
nedeniyle uyulması zorunlu bir onay olup, bir sorumluluk var ise öncelikle onayı
imzalayanların sorumlu tutulması gerektiğini, BYDK temennilerinin incelenmesinin ve
BaĢbakan Onayı’nın tebliği hususundaki gecikmeden sorumlu tutulamayacağını, zira bu
konulardan bilgisi ve bunların geciktirilmesi ile ilgili bir talimatının da olmadığını,
gecikmenin var olduğu iddia edilen dönemde BYMK BaĢkanlığı’nda peĢ peĢe
değiĢiklikler olduğunu, bu dönemlerin çok yoğun çalıĢılan, gerek yeni mevzuatların
oluĢturulması ve gerek ise yoğun biçimde de denetimlerin sürdürüldüğü bazen de
murakıpların program dıĢı dahi baĢka iĢlerde görevlendirildiği bir süreci kapsadığını,
bilerek ve isteyerek gereğinin yapılmasının geciktirildiği bir raporun da olmadığını,
Banka yöneticilerini korumak ve yargılanmalarını önlemek gibi bir düĢünceye de asla
sahip olmadığını, ileri sürülen temenni konularının zamanaĢımına uğraması ile Banka’nın
zarar uğratılması ile de ilgisinin bulunmadığını, fiillerinin suç teĢkil etmediğini,
savunarak beraatine karar verilmesini istemiĢtir.
b- Recep Önal Müdafilerinin Savunmaları
Sanık müdafileri, Yüce Divan’ın 6.2.2006 günlü oturumda tekrarladığı aynı
günlü yazılı savunmalarında özetle;
Usule iliĢkin olarak, Yüce Divan’a sundukları 6.12.2004, 8.2.2005 ve 21.3.2004
günlü dilekçelerinde ileri sürdükleri; TBMM milletvekili M. Ergün Dağcıoğlu’nun,
TBMM Ġçtüzüğü’nün 109/3. maddesine aykırı Ģekilde SoruĢturma Komisyonu’na üye ve
daha sonra da baĢkan olarak seçilmiĢ olduğunu, kendisinin baĢkanlığı döneminde yapılan
ve yok hükmünde olan iĢlemleri kapsayacak Ģekilde rapor hazırlandığını, bu
Komisyon’daki iĢlemleri gerçekleĢtirip, raporları hazırlayan ve TBMM dıĢındaki
kuruluĢlardan görevlendirilen uzman ve personelin kimlik bilgilerinin dosyada yer
almasının gerektiğini, Komisyon’un raporunu, Anayasa’nın 100. ve TBMM Ġçtüzüğü’nün
110. maddelerine aykırı Ģekilde, yasal süresinden sonra 29.5.2004 gününde teslim
ettiğini, Recep Önal ile ilgili olarak dosya konusu (9/3) sayılı önergede ileri sürülen
iddiaların, daha önce 21. dönemde (9/1) ve (9/2) sayılı Meclis SoruĢturma Önergelerinde
de yer almıĢ olup, bu önergelerin TBMM Genel Kurulu tarafından tartıĢılarak, oylamalar
sonucunda reddedildiğini, SoruĢturma Komisyonu’nun görevinin, Bakanlığı sırasında T.
Halk Bankası ile ilgili gerçekleĢtirdiği iĢlem ve eylemlerin 765 sayılı TCK’nin 230/2.
maddesi kapsamında bulunup bulunmadığının soruĢturulması olmasına karĢın, bu
Komisyonca hazırlanan raporda soruĢturulan eylemlerin 765 sayılı TCK’nin 240.
maddesine aykırılık teĢkil ettiği gerekçesiyle Yüce Divan’a sevk yönünde karar verilmiĢ
olduğunu, Yüce Divan’ın, oylamaların ayrı ayrı yapılması gerektiği gerekçesiyle TBMM
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
76
BaĢkanlığı’na iade kararının ardından; Recep Önal’ın 20.10.2004 günlü dilekçesi ile
savunma hakkını kullanmayı talep etmesine rağmen, talebinin TBMM BaĢkanlığı
tarafından reddedildiğini, sanıkların T. Halk Bankası bakımından ayrı zamanlarda ve ayrı
görevde bulunmuĢ olmaları nedeniyle, birlikte yargılanmalarının yasal koĢulları
bulunmadığından yargılananlar bakımından dosyanın tefrik edilmesinin gerektiğini ileri
sürmüĢ,
Esas hakkında ise Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nın esas hakkındaki
mütalaasındaki iddiaların haklı ve yerinde olmayıp, dosyadaki bilgi, belge ve kanıtlarla
örtüĢmediğini, sanığa yüklenen BYDK temennilerinin incelenmesi için yeminli
murakıpların görevlendirilmelerindeki sekiz aylık gecikmeden sanığın sorumlu
tutulamayacağını, zira bu görevlendirme yetkisinin Devlet Bakanı’na ait olmayıp, bu
görevlendirmenin Hazine MüsteĢarı’nca onaylanan BYMK yıllık çalıĢma programına
göre anılan Kurul BaĢkanı tarafından yapıldığını, kaldı ki konuyla ilgili olarak Hazine
MüsteĢarlığı’ndaki gecikmenin sorumlularının belirlenmesi için yapılan denetim sonucu
Hazine Kontrolörleri Kurulu BaĢkanlığı’nca oluĢturulan 14.3.2004 gün ve 205/1-207/4
sayılı inceleme raporunda da mevcut gecikmeden sanığın sorumlu tutulacağına iliĢkin bir
delilin bulunmadığının açıklandığını,
27.3.2000 günlü BaĢbakanlık Onayı’nın alınması ile meydana gelen gecikme
iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, bu onayın, denetimdeki yetki karmaĢasını
engellemeye yönelik, yasal düzenlemeler ve emsal uygulamalara aykırılık oluĢturmayan,
o dönemdeki iĢ yoğunluğu nedeniyle hizmetlerin aksatılmadan yürütülmesi için çıkarılan
haklı ve yerindeki gerekçelere dayanan, uygulamadaki ihtiyaçtan doğan bir onay olup,
BaĢbakan tarafından imzalanmıĢ olması nedeniyle de uyulmasının zorunlu olduğunu,
27.3.2000 günlü onayın imzalanmasından sonra temennilerin BYDK’ye iadesi ile
ilgili olarak meydana gelen dört aylık gecikmede de sanığın sorumluluğunun
bulunmadığını, zira bu konuda kendisine sunulan bilgi olmayıp, ekonomik krizin
bulunup, yapısal reformların yürürlüğe konulması nedeniyle yoğun olarak çalıĢılan bir
dönemde, Devlet Bakanlığı gibi önemli bir görevi yürüten kiĢiden hangi evrakın ne
zaman gelip gittiğini araĢtırmasının da beklenemeyeceğini, bu yönde bir gecikmeye
neden olunması için sanığın etkide bulunduğuna iliĢkin delilin de mevcut olmadığını,
zaten evrakın Bakanlığın çeĢitli birimleri arasında iĢleme tabi tutulması sonucu böyle bir
sürenin geçmesinin de olağan olduğunu, aynı konu ile ilgili olarak Hazine Kontrolörleri
Kurulu BaĢkanlığı’nca hazırlanan 6.4.2004 gün ve 207/3-208/5 sayılı inceleme raporu
üzerine bir kısım Hazine MüsteĢarlığı çalıĢanları hakkındaki soruĢturma izninin DanıĢtay
1. Daire BaĢkanlığı’nca kaldırılması üzerine Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nın bu
ilgililer hakkında evrakın iĢlemden kaldırılmasına karar verdiğini, yüklenen suçun yasal
unsurlarının oluĢmayıp aleyhe bir delilin de bulunmadığını, savunarak ilk itirazlarının
yeniden değerlendirilmesi ve kabulüne, aksi halde sanığın beraatine, bunun dıĢında karar
verilmesi durumunda da sanık hakkında 765 sayılı Yasa’nın 59. maddesi ile 647 sayılı
Yasa’nın 4 ve 6. maddelerinin uygulanmasına karar verilmesini istemiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
77
V- USUL SORUNLARI
Bu bölümde, yargılama sırasında sanıklar ve müdafileri tarafından ileri sürülen
usule iliĢkin sorunlar incelenmiĢ ve bu sorunları çözümleyen ara kararı ile gerekçelerine
yer verilmiĢtir.
A- Sanıklar Müdafilerinin Ġtirazları
Sanık Hasan Hüsamettin Özkan müdafileri Av. Olcay Mis ve Av. Sema Yılmaz
ile sanık Recep Önal müdafileri Av. Osman Öz, Av. Onur Öz ve Av. Semra Türközmen
tarafından Yüce Divan’a sunulan dilekçeler incelenmiĢ, birçok konunun benzer olduğu
görülmüĢtür.
Dilekçelerde özetle:
1) Hasan Hüsamettin Özkan müdafilerince, önceki Meclis soruĢturma
önergelerinin reddinden sonra yeni kanıtlar çıkmadığı sürece aynı konuda yeniden
Meclis soruĢturma önergesi verilemeyeceği, Recep Önal müdafilerince ise bu konuda
kesin hüküm bulunduğu,
2) Meclis SoruĢturma Komisyonu BaĢkanlığı’nı 1.4.2004 gününe kadar
yürüten Tokat Milletvekili Mehmet Ergün Dağcıoğlu'nun Komisyon’da üye ve baĢkan
olarak görev yapmasının, sanıklar hakkındaki iddiaları basına ve TBMM’ye taĢıyan,
iddiaların tarafı durumunda olan denetim elemanları ve diğer bürokratların SoruĢturma
Komisyonu’nda uzman sıfatıyla görevlendirilmesinin, hukukun temel ilkelerine ve
TBMM Ġçtüzüğü'nün 109. maddesine aykırı olduğu, SoruĢturma Komisyonu’na sözü
edilen görevlilerin katılımıyla ilgili kısımların yok hükmünde olduğu ve yenilenmesi
gerektiği, Mehmet Ergün Dağcıoğlu'nun Meclis SoruĢturma Komisyonu’nun
çalıĢmalarının gizliliği ilkesini ihlal ederek, TBMM Ġçtüzüğü'nün 110. maddesinin ikinci
fıkrasına aykırı davrandığı, soruĢturma kapsamı içerisinde bulunmadığı halde mal varlığı
araĢtırması yaptığı,
3) Meclis SoruĢturma Komisyonu raporunun süresinde sunulmaması
nedeniyle yok hükmünde olduğu,
4) Sanık Recep Önal müdafilerince, (9/3) sayılı soruĢturma önergesindeki
eylemin 765 sayılı TCK’nin 230. maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık oluĢturup
oluĢturmadığının araĢtırılmasıyla görevli olarak kurulan SoruĢturma Komisyonu’nun
görevini aĢarak, yeni ve daha ağır cezayı gerektiren suç niteliğindeki 765 sayılı TCK’nin
240. maddesiyle tavsif yapamayacağı, bu nedenle, SoruĢturma Komisyonu raporuyla
buna dayanan TBMM kararının yasal düzenlemelere uygun olmadığı,
5) a) Meclis soruĢturması açılması önergesinin TBMM Ġçtüzüğü'nün 107.
maddesinde öngörülen koĢulları taĢımadığı, geçersiz olan önerge üzerine Meclis
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
78
soruĢturması açılmasının usul açısından hukuka aykırı olduğu, önergede iki bakanın
görev ve sorumlulukları yönünden hiçbir ayırım gözetilmediği, müĢtereken ve aynı
zamanda suç iĢlemeleri mümkün olmayan, ayrı zamanlarda görev yapan iki bakan
hakkında aynı önergeyle soruĢturma yapılmasının yasalara aykırı olduğu,
b) Yüce Divan'ın, oylamanın ayrı ayrı yapılması gerekçesiyle verdiği
22.7.2004 günlü iade kararından sonra TBMM’nin Anayasa'nın 100. maddesine aykırı
olarak oylamayı on günlük süreden sonra gerçekleĢtirdiği,
c) Yüce Divan'ın 22.7.2004 günlü iade kararından sonra son sözün
ve savunma hakkının kullanılması ve Yüce Divan'ın iade kararına uygun düĢmeyen
yorumla dava konusu eylem ve iĢlemlerin her bir sanık için ayrı ayrı
gösterilip dosyaların tefrikinin gerektiği gözetilmeden dosyanın tekrar Yüce Divan'a
sevkine karar alındığı,
d) Tüm bu nedenlerle, usulüne uygun Ģekilde açılmıĢ bir dava bulunmadığı ve
CMUK’nin 253. maddesinin beĢinci fıkrası gereğince davanın reddine ve düĢürülmesine
karar verilmesi gerektiği,
6) a) TBMM’ye Yüce Divan'a sevke dair alınan kararın kesin olup, geri
alınması, değiĢtirilmesi, yerine yeni bir karar ikamesinin mümkün olmadığı; Yüce
Divan'ın 22.7.2004 günlü kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğunun saptandığı, artık yok
hükmünde sayılması gereken bu kararın sonradan yapılan oylamayla hukuka uygun hale
dönüĢemeyeceği, bu nedenle de, Yüce Divan'da yargılanmaya esas alınacak bir kamu
davasının bulunmadığı,
b) TBMM’nin çalıĢmaları sırasındaki Ġçtüzüğe aykırı uygulamaların eylemli
Ġçtüzük değiĢikliği olduğu ve Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlı tutulmaları
gerektiği,
7) Sanık Recep Önal müdafilerince Meclis SoruĢturma Komisyonu'nda
çalıĢtırılan bürokrat ve görevlilerin isimlerinin TBMM BaĢkanlığı Genel Sekreterliği
Kanunlar ve Kararlar Dairesi BaĢkanlığından istenmesi gerektiği,
Ayrıca, Yüce Divan'daki 8.2.2005 günlü oturumda da;
8) Sanık Hasan Hüsamettin Özkan müdafilerince, soruĢturma önergesinde
bulunmayan banka yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılmaması eylemine SoruĢturma
Komisyonu raporunda yer verilmesinin usule aykırı olduğu,
9) Sanıklar müdafilerince, sanıkların birlikte yargılanmalarını gerekli kılan
yasal koĢullar bulunmadığı, bu nedenle davaların tefriki gerektiği,
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
79
Ġleri sürülmüĢtür.
B- Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığının GörüĢü
Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı usule iliĢkin konulardaki itirazlarla ilgili
olarak Yüce Divan’ın 8.2.2005 günlü oturumda sundukları görüĢlerinde özetle;
Sanıklar ve müdafilerinin dava konusu soruĢturma önergesinde yer alan fiillerden
dolayı TBMM’nin 21. Yasama Döneminde verilen (9/1) ve (9/2) sayılı soruĢturma
önergelerinin reddedilmesi ile kesin hüküm oluĢtuğu, yeni kanıtlar elde edilmeden ve
haklı gerekçelere dayanmadan aynı konularda yeniden Meclis soruĢturması
açılamayacağına iliĢkin itirazlarının; kesin hükmün sadece yargılama makamlarından
verilen kararlar için söz konusu olabileceği, soruĢturma makamlarınca verilen kararların
kesinliğinin mutlak olmadığı, TBMM ve SoruĢturma Komisyonu’nca yapılan iĢlemlerin
hazırlık soruĢturması niteliğinde bulunduğu, bunlara karĢı itiraz yolunun da
öngörülmediği, Anayasa ve Ġçtüzükte, önergenin verilmesini dönem, kapsam ve fiil
olarak sınırlayan bir düzenlemenin bulunmadığı, önceki tarihte vaki, reddedilen
önergenin ceza hukukunun temel ilkelerine ve Ceza Usul Yasası’na göre kesin hüküm
oluĢturmadığından, kesin hüküm bulunduğu, Yüce Divan’a sevk kararının hukuken
geçersiz olduğu, davanın reddine veya düĢürülmesine karar verilmesi gerektiği yolundaki
itiraz ve taleplerin reddine;
Sanıkların ve müdafilerinin, SoruĢturma Komisyonu’nun oluĢumunun hukuka
aykırı olduğu, soruĢturma konuları ile ilgili olarak daha önce görüĢlerini açıklayan bir
milletvekilinin Komisyon’da üye ve baĢkan olarak görev yapmasının, görev alma yasağı
bulunanların Komisyon’da uzman olarak görevlendirilmesinin, hukukun temel ilkelerine
ve TBMM Ġçtüzüğü’nün 109. maddesine aykırı olduğu, soruĢturma çalıĢmalarının
gizliliği ilkesi ihlal edilerek, Ġçtüzüğün 110. maddesine aykırı davranıldığı, soruĢturma
kapsamı içinde bulunmadığı halde malvarlığı araĢtırması yapıldığı, uygulamaların
tarafsızlık ilkesiyle bağdaĢmadığı, Komisyon’a seçilmesi yasak olan milletvekili ve aynı
konularda daha önce rapor düzenleyen uzmanların katılımıyla yapılan iĢlemlerin yok
hükmünde olduğu, bu rapora dayanılarak verilen Yüce Divan’a sevk kararının hukuken
geçerli olmayıp, usulüne uygun açılmıĢ bir dava bulunmadığından, davanın reddine veya
düĢürülmesine karar verilmesi gerektiğine iliĢkin itirazlarının; yasal engeli bulunan
milletvekili ile adı geçen uzmanların Komisyon’da çalıĢmalarının Ġçtüzüğün 109.
maddesine aykırılık teĢkil etmekle birlikte, hazırlık soruĢturması sırasındaki usule
aykırılıklar nedeniyle geriye dönülmesinin, yargılamada daha ayrıntılı ve kapsamlı
soruĢturma yapılacağından dolayı kabul edilemeyeceğini, SoruĢturma Komisyonu’nun,
görevlendirilen uzmanların görüĢleri ile bağlı olmayıp, bu Komisyon’un kararlarının,
TBMM ve Yüce Divanı da bağlamayacağını, Yüce Divan’a sevk kararının, Anayasa’nın
100. maddesi uyarınca SoruĢturma Komisyonu’nun raporu ve kararı ile bağlı olmayan
TBMM tarafından verildiğini, bağımsız ve tarafsız Yüce Divan’ın da Komisyon raporu
yanında yeni delil toplama, delilleri serbestçe değerlendirme yönünde geniĢ ve mutlak
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
80
yetkilere sahip bulunduğunu, ceza yargılamasının amacının, maddî gerçeğin yargılama
yasasının öngördüğü usuller çerçevesinde adil, etkin ve hukuka uygun bir Ģekilde
saptanması olduğundan Ġçtüzüğün 109. maddesinin ihlalinin, sanıkların savunma hakkını
zafiyete uğratacak bir durum yaratmayacağını, bu nedenle, görev alma yasağı bulunan
kiĢilerin Komisyon’a katılmıĢ olmasının, Komisyon’un ve yapılan iĢlemlerin geçerliliğini
etkilemeyeceğini, yine Komisyon çalıĢmalarının gizliliği ilkesinin ihlali ve sanıkların mal
varlığının araĢtırılmasının da, SoruĢturma Komisyonu raporunun ve buna dayanan Yüce
Divan’a sevk kararının geçersizliğine yol açmayacağını, bu nedenlerle Yüce Divan’a
sevk kararının hukuken geçerli olmadığı, davanın reddine veya düĢürülmesine karar
verilmesi gerektiğine, sanık Recep Önal müdafilerinin SoruĢturma Komisyonu raporunun
hazırlanmasında görev alan personel ve uzmanların isimlerinin tespit edilmesine yönelik
itiraz ve taleplerinin reddine;
Sanık Recep Önal ve sanıklar müdafilerinin, SoruĢturma Komisyonu’nun
çalıĢmalarını Anayasanın 100, Ġçtüzüğün 110 ve 183. maddelerinde belirlenen süreler
geçtikten sonra bitirdiği, raporunu da gecikmeli olarak TBMM BaĢkanlığı’na
sunduğundan, bu rapora dayanılarak verilen Yüce Divan’a sevk kararının yok hükmünde
olduğu, usulen açılan bir davanın bulunmadığından davanın reddine veya düĢürülmesine
karar verilmesi gerektiği yönündeki itiraz ve taleplerinin; Anayasa’nın 100 ve Ġçtüzüğün
110/3. maddelerinde belirlenen sürelerin, çalıĢmaların hızlandırılmasını sağlamak için
konulmuĢ, düzenleyici nitelikte hükümler olduğundan, sürenin aĢılması iddiasının,
raporun geçersizliği sonucunu doğurmayacağını, kaldı ki SoruĢturma Komisyonu’nun,
Anayasa ve Ġçtüzükte belirlenen süreler içerisinde çalıĢmasını tamamlayıp, raporunu
verdiğinden vaki taleplerin reddine;
Sanık Recep Önal müdafilerinin, Meclis SoruĢturma Komisyonu’nun önergede
ve Meclis kararında belirtilen sevk ile bağlı olduğu, Komisyon’a verilen görevin, fiillerin
765 sayılı TCK’nin 230. maddesi kapsamında olup olmadığını belirleme olup, aynı
Yasa’nın 240. maddesine uyduğu yönündeki görüĢün yasal düzenlemelere aykırılığı
olduğundan davanın reddine veya düĢürülmesine karar verilmesi gerektiğine iliĢkin itiraz
ve taleplerinin; Anayasa’nın 100. ve TBMM Ġçtüzüğü’nün 107. maddesine göre
SoruĢturma Komisyonu’nun görevinin, hakkında soruĢturma açılması istenen bakanın
önerge kapsamındaki fiilleri ile sınırlı olup, Komisyon’un, fiilin nitelendirilmesinde
önerge ve soruĢturma açılmasına iliĢkin Meclis kararına bağlı bulunmadığını, aynı
doğrultuda CMUK’nin 150., 163. ve 257. maddelerinde de hükme bağlandığı üzere, ceza
yargılaması usulü hukukundaki temel ilkenin, yargılamanın, hakkında isnat bulunan kiĢi
ve fiil ile sınırlı yapılması olup, yargılama makamlarının fiili değiĢtirme ve geniĢletme
yetkileri olmamakla birlikte, farklı nitelendirme serbestisine sahip bulunduğunu, Meclis
soruĢturmasında da aynı durum geçerli olduğundan, bu itiraz ve taleplerin reddine;
Sanık Recep Önal’ın SoruĢturma Komisyonu’na verdiği 27.4.2004 günlü yazılı
ifadesi ile her iki sanık müdafilerinin dilekçelerinde ileri sürdükleri; Önerge’nin TBMM
Ġçtüzüğü’nün 107. maddesinde öngörülen koĢulları taĢımadığı, geçersiz olan bu önerge
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
81
üzerine Meclis soruĢturması açılmasının usul yönünden hukuka aykırı olduğu, Önergede
iki bakanın görev ve sorumlulukları yönünden hiçbir ayrım gözetilmediği, müĢtereken ve
aynı zamanda suç iĢlemeleri mümkün olmayan, ayrı zamanlarda görev yapan iki bakan
hakkında aynı önergeyle soruĢturma yapılmasının yasal düzenlemelere aykırılık teĢkil
ettiği, Yüce Divan’ın ayrı ayrı oylama yapılması gerekçesiyle verdiği iade kararının
ardından, dilekçe ile baĢvurdukları oylama öncesi savunma hakkını kullanma isteklerinin
TBMM BaĢkanlığı’nca kabul edilmediği, gönderdikleri dilekçenin Genel Kurul’da
okunmasına izin verilmediği ve böylece son sözü kullanma ve savunma hakkının ihlal
edildiği, Yüce Divan’ın iade gerekçesinde “suç ve cezanın Ģahsiliği” ilkesinin belirtilmesi
nedeniyle kiĢilerin durumlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi için dosyanın TBMM’de
tefrik edilmesi gerektiği halde, önceki karar metninin, aynı gerekçelerle ayrı oylama
yapılarak Yüce Divan’a gönderildiği, Yüce Divan’ın kararıyla Anayasa’ya aykırılığı
belirlenen ve bu nedenle yok hükmünde sayılması gereken Yüce Divan’a sevk kararının
yeniden oylama yapmak suretiyle hukuka uygun hale getirilemeyeceği, Genel Kurul
tarafından yeniden yapılan oylamanın BaĢkanlık Divanı’nın oluĢturulduğu ve Meclis
çalıĢmalarının baĢladığı tarihten itibaren en geç on gün içinde yapılması gerektiği halde,
bu süre geçtikten sonra yapılıp Yüce Divan’a sevk kararının verildiği, böylece, usulüne
uygun biçimde açılmıĢ bir dava bulunmadığı, CMUK’nin 253/5. maddesi uyarınca
davanın reddine veya düĢürülmesine karar verilmesi gerektiğine iliĢkin itiraz ve
taleplerinin; SoruĢturma Önergesi ile T. Halk Bankası’nın faaliyet ve iĢlemlerinin
izlenmesi, denetimi ve kontrolü ile ilgili görev ve yetkileri bulunan sanık Hasan
Hüsamettin Özkan ile sanık Recep Önal haklarında, görevleriyle ilgili iĢlerden dolayı
Meclis soruĢturması açılmasının istendiği, Önergede her iki bakanın cezai
sorumluluklarını gerektiren fiilleri ayrı ayrı gösterilip, bu fiillerin hangi kanuna aykırı
olduğu, gerekçeleri gösterilmek ve maddeleri de yazılmak suretiyle belirtildiği ve
Önerge’nin, Ġçtüzüğün 107. maddesinde yazılı koĢulları taĢıdığı, ceza usul hukukunda
Ģahsî ve fiili irtibat olarak değerlendirilen hususun dava konusu olayda söz konusu
olmamakla birlikte CMUK’nin 230. maddesi uyarınca geniĢ anlamda bir bağlantının
bulunduğunu, bu nedenle, kanıtların bir bütün halinde değerlendirilmesinin,
soruĢturmanın sağlıklı ve kısa sürede sonuçlandırılması için yarar ve zorunluluk
olduğundan, aynı önergede her iki Bakan hakkında soruĢturma açılmasının istenmesinin
usule aykırı görülemeyeceğini, Meclis soruĢturmasının ve yargılamanın birlikte
yapılmasında hukukî ve fiili değerlendirmeler yönünden yarar bulunduğunu, Yüce
Divan’ın 22.7.2004 gün ve 2004/1 sayılı kararı ile, dosyanın ilgililer hakkında ayrı ayrı
oylama yapılarak karar alınması için TBMM BaĢkanlığı’na gönderilmesi karĢısında,
oylama dıĢındaki önceki usulü iĢlemlerin tekrar edilmesinin, raporun yeniden
görüĢülmesinin, ilgili Bakan’a söz verilmesinin mümkün bulunmadığını, ayrıca, sanık
Recep Önal’ın savunmasının, Ġçtüzüğün 111. maddesinin üçüncü fıkrasına göre
SoruĢturma Komisyonu tarafından alındığını, kaldı ki kısıtlandığı düĢünülen savunma
hakkının yargılama aĢamasında ihyası ve ikmali mümkün olacağından, görüĢmenin
yapılmamasının, ilgiliye söz verilmemesinin, yapılan iĢlemleri ve Yüce Divan’a sevk
kararını geçersiz kılmayacağını, Yüce Divan’a sevk kararına dayanak olan, daha önce
dağıtılıp görüĢülen raporda sanıkların durumları ayrı ayrı değerlendirilmiĢ
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
82
bulunduğundan, Yüce Divan’ın iade gerekçesine göre sanıklar hakkındaki dosyaların
TBMM’nce tefrikinin de gerekmediğini, sanıklar hakkındaki Meclis Genel Kurulu’ndaki
ilk oylamanın ayrı ayrı yapılmamasının, Yüce Divan’a sevk kararının geçersizliği ve
yokluğu sonucunu doğuracak hata niteliğinde olmayıp, TBMM tarafından sanıklar
hakkındaki ikinci oylamada bu usulü hata giderildiğinden itiraz ve taleplerin reddine;
Sanık Hasan Hüsamettin Özkan müdafilerinin 1.11.2004 günlü dilekçesindeki,
yasağa rağmen bir milletvekilinin SoruĢturma Komisyonu’na üye seçilmesi ve baĢkanlık
görevine getirilmesinden itibaren istifasına kadar gerçekleĢtirilen iĢlemlerin geçerli
sayılarak Yüce Divan’a sevk kararı alınmasının Ġçtüzüğün 109. maddesini, ek sürenin
14.3.2004 günü yerine 29.3.2004 gününden baĢlatılmasına iliĢkin kararın ise Ġçtüzüğün
110. maddesini değiĢtiren Meclis kararları olduğu, bu kararların, eylemli Ġçtüzük kuralı
niteliğinde bulunduğu, Anayasa’nın 2., 36. ve 100. maddelerine aykırı olduğu,
Anayasa’ya uygunluk denetimine tabi tutulması gerektiği yönündeki talebinin;
Anayasa’nın 85. ve 148. maddelerinde belirtilen haller dıĢında, TBMM kararlarını
anayasal yargı denetimine tabi tutan, Anayasa Mahkemesi’ne bu konuda görev veren bir
düzenleme bulunmadığından, söz konusu TBMM kararlarının Anayasa’ya aykırı olduğu
gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne baĢvurulmasının mümkün olmadığını, ayrıca sözü
edilen TBMM kararları, niteliği ve doğurduğu sonuçlar açısından bir Ġçtüzük
düzenlemesi veya değiĢikliği niteliğini taĢımamakta olup, Anayasa’ya uygunluk
denetimine de tabi tutulamayacağını, keza Ġçtüzüğe aykırı ileri sürülen her uygulamanın
bir Ġçtüzük değiĢikliği olarak kabulü de mümkün olmadığından vaki istemin reddine;
Sanık Hüsamettin Özkan müdafiinin, Önergede, Banka yöneticilerinin imza
yetkilerinin kaldırılması fiil ve iddiasına yer verilmediğine yönelik itirazının; Banka
yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılması, Banka’nın zarara uğramaması için alınacak
tedbirlerden biri olup, soruĢturma önergesinde haklarında iddialar bulunan Banka
yöneticilerinin ısrarla görevde tutulduğu, Banka ile ilgili gerekli tedbirlerin alınmadığı,
Banka’nın zarara uğratıldığı iddiasına yer verilmiĢ olması nedeniyle bu itirazın da
reddine karar verilmesini, kamu adına talep ve mütalaa etmiĢtir.
C- Ġtirazların Ġncelenmesi
Sanık Hasan Hüsamettin Özkan müdafileri Av. Olcay Mis ve Av. Sema
Yılmaz'ın 1.11.2004 günlü; sanık Recep Önal müdafileri Av. Osman Öz, Av. Onur Öz ve
Av. Semra Türközmen'in 6.12.2004 günlü dilekçelerinde ve duruĢmada ileri sürdükleri;
1- Kesin hüküm bulunduğu savına iliĢkin olarak;
Kesin hükümden söz edilebilmesi öncelikle yargılama makamları tarafından
verilmiĢ bir hükmün varlığına bağlıdır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
83
TBMM Genel Kurulu ile Meclis SoruĢturma Komisyonu'nun itiraza konu iĢte
soruĢturma makamı olmaları ve 1412 sayılı CMUK'nin kuralları karĢısında, SoruĢturma
Komisyonu kurularak deliller toplanmadığından yeni bir delil varlığının
değerlendirilemeyeceği ve TBMM'nin 21. Yasama Döneminde (9/1) ve (9/2) sayılı
soruĢturma önergeleriyle ilgili ret kararları kesin hüküm oluĢturmayacağı gerekçesiyle;
Hasan Hüsamettin Özkan müdafilerinin, önceki Meclis soruĢturma
önergelerinin reddinden sonra yeni kanıtlar çıkmadığı sürece aynı konuda yeniden
Meclis soruĢturma önergesi verilemeyeceği ve Recep Önal müdafilerinin, bu konuda
kesin hüküm oluĢtuğuna iliĢkin savlarının, mütalaa gibi reddine oybirliğiyle,
2- Meclis SoruĢturma Komisyonu'nda görev alamayacak üyenin bulunması,
Komisyonu’nun çalıĢmalarının gizliliğinin ihlal edilmesi, soruĢturma kapsamı içerisinde
bulunmadığı halde mal varlığı araĢtırması yapılması savına iliĢkin olarak;
Yasal engeli bulunan milletvekili ile uzmanların Komisyon çalıĢmalarına
katılmalarının, hazırlık soruĢturmasındaki usule aykırılık niteliğinde olup, duruĢma
aĢamasında daha kapsamlı yargılama yapılabilme olanağı bulunduğundan, hazırlık
soruĢturması niteliğinde bulunan bu aĢamadaki usule aykırılıklar sebebiyle iĢlemlerin
yenilenmesinin mümkün bulunmadığı, SoruĢturma Komisyonu’nda çalıĢan uzmanlara ait
görüĢlerin Komisyonu, TBMM ve Yüce Divan’ı da bağlamayacağı, Yüce Divan’a sevk
kararının, Anayasa’nın 100. maddesi uyarınca SoruĢturma Komisyonu’nun raporu ve
kararı ile bağlı olmayan TBMM tarafından verildiği, ceza yargılamasının amacının;
maddî gerçeğin adil, etkin ve hukuka uygun bir Ģekilde saptanması olduğundan, Yüce
Divan’ın da Komisyon raporu yanında her zaman için yeni delil toplama, delilleri
serbestçe takdir etme yetkisine sahip olması karĢısında Ġçtüzüğün 109. maddesinin
ihlalinin, savunma hakkını zedeleyecek bir durum yaratmadığı, yine Komisyon
çalıĢmalarının gizliliği ilkesinin ihlali ve sanıkların mal varlığının araĢtırılmasının da
Yüce Divan’a sevk kararının geçersizliğine yol açmayacağı gerekçesiyle;
Meclis SoruĢturma Komisyonu BaĢkanlığı’nı 1.4.2004 gününe kadar yürüten
Tokat Milletvekili Mehmet Ergün Dağcıoğlu'nun Komisyon’da üye ve baĢkan olarak
görev yapmasının, sanıklar hakkındaki iddiaları basına ve Türkiye Büyük Millet
Meclisine taĢıyan, iddiaların tarafı durumunda olan denetim elemanları ve diğer
bürokratların SoruĢturma Komisyonu’nda uzman sıfatıyla görevlendirilmesinin,
hukukun temel ilkelerine ve TBMM Ġçtüzüğü’nün 109. maddesine aykırı olduğu,
SoruĢturma Komisyonu’na sözü edilen görevlilerin katılımıyla ilgili kısımların yok
hükmünde olduğu ve yenilenmesi gerektiği, Mehmet Ergün Dağcıoğlu'nun Meclis
SoruĢturma Komisyonu’nun çalıĢmalarının gizliliği ilkesini ihlal ederek, TBMM
Ġçtüzüğü’nün 110. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davrandığı, soruĢturma kapsamı
içerisinde bulunmadığı halde mal varlığı araĢtırması yaptığı savlarının, mütalaa gibi
reddine oybirliğiyle,
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
84
3- Meclis SoruĢturma Komisyonu raporunun süresinde sunulmaması
nedeniyle yok hükmünde olduğu savına iliĢkin olarak;
Anayasanın 100. maddesinin ikinci fıkrasında, “Komisyon, soruĢturma
sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclise sunar. SoruĢturmanın bu sürede
bitirilememesi halinde, Komisyona iki aylık yeni ve kesin bir süre verilir. Bu süre içinde
raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi BaĢkanlığına teslimi zorunludur.” TBMM
Ġçtüzüğünün 110. maddesinin son fıkrasında da “SoruĢturma komisyonu, raporunu
Anayasa‟nın 100 üncü maddesine göre kuruluĢundan itibaren iki ay içinde verir.
SoruĢturmanın bitirilememesi halinde, komisyona iki aylık yeni ve kesin bir süre verilir.
Komisyonun bu konudaki istem yazısı Genel Kurulun bilgisine sunulur. Bu süre içinde
raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi BaĢkanlığına teslimi zorunludur.” denilmektedir.
Meclis soruĢturma komisyonunun görev süresi Anayasada açıkça belirtilmiĢtir.
Bu durumda soruĢturma komisyonu çalıĢmalarını en fazla dört ay içinde tamamlamak
zorundadır.
Tatil ve ara verme TBMM Ġçtüzüğünün 5. ve 6. maddelerinde tanımlanmıĢtır.
Buna göre, “Tatil, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalıĢmalarının belli bir süre
ertelenmesidir. DanıĢma Kurulunun önerisi üzerine Genel Kurulca baĢka bir karar
alınmadıkça Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Temmuz günü tatile girer. Bir yasama yılı
içinde üç aydan fazla tatil yapılamaz”. “Ara verme, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
onbeĢ günü geçmemek üzere çalıĢmalarını ertelemesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin
ara verme kararı alması, DanıĢma Kurulunun bu konudaki görüĢü alındıktan sonra
teklifin Genel kurulca oylanması suretiyle olur”.
TBMM Ġçtüzüğünün 183. maddesinde, “Bu içtüzükte gösterilen süreler, aksi,
Anayasa, Yasa veya Ġçtüzükte belirtilmedikçe, tatil sırasında iĢlemez” denilmektedir.
Kural olarak komisyonlar Meclisin çalıĢma dönemi içinde faaliyet gösterirler.
Komisyonların tatil sırasında çalıĢmalarına devam edebilmeleri için Meclise baĢvurarak
bu konuda karar istemeleri gerekmektedir. Bu durumda Meclis tarafından karar
verilmediği takdirde, tatil veya ara verme süresince komisyonun görev süresi
iĢlemeyecektir.
Somut olayda, (9/3) Esas Numaralı Meclis SoruĢturma Komisyonu 14.1.2004
gününde çalıĢmalarına baĢlamıĢ, Anayasa’nın 100. maddesinin ikinci fıkrasına göre, iki
aylık çalıĢma süresi 14.3.2004 gününde sona erecekken, Komisyon bu süre içinde
çalıĢmalarını tamamlayamayacağını düĢündüğünden 3.3.2004 gününde ek süre talep
etmiĢ, TBMM Genel Kurulu Komisyona 29.3.2004 gününden baĢlamak üzere iki aylık ek
süre vermiĢtir. Meclis 9.3.2004 gününden itibaren 15 gün tatile girmiĢtir. Ek süredeki iki
aylık süre, 29.5.2004 gününde sona ermiĢtir. Meclis’in 24.3.2004 gününde açıldığı
dikkate alındığında, birinci iki aylık sürenin 29.3.2004 günü dolduğu, yeni verilen iki
aylık sürenin de 29.3.2004 gününden baĢlatıldığı gözetildiğinde raporun en geç 29.5.2004
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
85
günü mesai saati sonuna kadar Meclis BaĢkanlığına sunulması gerektiği anlaĢılmaktadır.
Rapor, Meclis BaĢkanlığına 29.5.2004 gününde teslim edildiğinden, bu yönden bir
aykırılığın söz konusu olmadığı görülmektedir.
Sanıklar müdafilerinin Meclis SoruĢturma Komisyonu raporunun süresinde
sunulmaması nedeniyle yok hükmünde olduğuna iliĢkin itirazlarının, Üye Tülay TUĞCU
ile Üye Fazıl SAĞLAM'ın farklı gerekçeleriyle, mütalaa gibi reddine oybirliğiyle,
4- SoruĢturma Komisyonu'nun görevini aĢarak, yeni ve daha ağır cezayı
gerektiren suç niteliğindeki 765 sayılı TCK’nin 240. maddesiyle tavsif yapamayacağı
savına iliĢkin olarak;
CMUK'nin 150., 163/2. ve 257. maddeleri dikkate alındığında, ceza
yargılamasının, sanık ve fiille sınırlı yapılması gerektiği, fiilin hukuki vasıflandırmasında
yargılama makamının kamu davasındaki sevk maddeleriyle bağlı bulunmadığı, keza
Anayasa'nın 100. ve TBMM Ġçtüzüğü'nün 107. maddelerine göre de Meclis SoruĢturma
Komisyonu'nun görevinin, hakkında soruĢturma açılması istenilen bakanın önerge
kapsamındaki fiilleriyle sınırlı olduğu, Komisyonun fiilin nitelendirilmesi yönünden
önerge ve soruĢturma açılmasına iliĢkin TBMM Genel Kurulu kararıyla bağlı olmadığı
gerekçesiyle;
Sanık Recep Önal müdafilerinin 9/3 sayılı soruĢturma önergesindeki eylemin 765
sayılı TCK’nin 230. maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık oluĢturup oluĢturmadığının
araĢtırılmasıyla görevli olarak kurulan SoruĢturma Komisyonu’nun görevini aĢarak, yeni
ve daha ağır cezayı gerektiren suç niteliğindeki 765 sayılı TCK’nin 240. maddesiyle
tavsif yapamayacağına, bu nedenle SoruĢturma Komisyonu raporuyla buna dayanan
Türkiye Büyük Millet Meclisi kararının yasal düzenlemelere uygun olmadığına iliĢkin
itirazların, mütalaa gibi reddine oybirliğiyle,
5- a) Meclis soruĢturması açılması önergesinde iki bakanın görev ve
sorumlulukları yönünden hiçbir ayırım gözetilmediği, ayrı zamanlarda görev yapan iki
bakan hakkında aynı önergeyle soruĢturma yapılmasının yasalara aykırı olduğu,
b) Yüce Divan'ın, oylamanın ayrı ayrı yapılması gerekçesiyle verdiği
22.7.2004 günlü iade kararından sonra TBMM’nin Anayasa’nın 100. maddesine aykırı
olarak oylamayı on günlük süreden sonra gerçekleĢtirdiği,
c) Yüce Divan'ın 22.7.2004 günlü iade kararından sonra son sözün
kullanılması, savunma hakkının kısıtlanması ve Yüce Divan’ın iade kararına uygun
düĢmeyen yorumla dava konusu eylem ve iĢlemlerin her bir sanık için ayrı ayrı
gösterilip dosyaların tefrikinin gerektiği gözetilmeden dosyanın tekrar Yüce Divan'a
sevkine karar alındığı,
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
86
d) Tüm bu nedenlerle, usulüne uygun Ģekilde açılmıĢ bir dava bulunmadığı ve
CMUK’nin 253. maddesinin beĢinci fıkrası gereğince davanın reddine ve düĢürülmesine
karar verilmesi gerektiği,
savlarına iliĢkin olarak;
Meclis SoruĢturması açılması önergesinde, her iki bakan hakkındaki fiillerin ve
bunlara iliĢkin yasa maddelerinin ayrı ayrı gösterilmiĢ olması, söz konusu fiillerin T.
Halk Bankası'nın faaliyet ve iĢlemlerinin izlenmemesi ve denetimine iliĢkin savları
içermesi, Yüce Divan'ın 22.7.2004 günlü iade kararının, yalnızca ayrı ayrı oylamaya
dayalı olması, bu nedenle oylama dıĢındaki usulü iĢlemlerin tekrar edilmemesi, raporun
yeniden görüĢülmemesi, ilgili Bakan’a söz verilmemesinin usule aykırı görülemeyeceği
gerekçesiyle;
a) Meclis soruĢturması açılması önergesinin TBMM Ġçtüzüğü’nün 107.
maddesinde öngörülen koĢulları taĢımadığı, geçersiz olan önerge üzerine Meclis
soruĢturması açılmasının usul açısından hukuka aykırı olduğu, önergede iki bakanın
görev ve sorumlulukları yönünden hiçbir ayırım gözetilmediği, müĢtereken ve aynı
zamanda suç iĢlemeleri mümkün olmayan, ayrı zamanlarda görev yapan iki bakan
hakkında aynı önergeyle soruĢturma yapılmasının yasalara aykırı olduğu,
b) Yüce Divan’ın oylamanın ayrı ayrı yapılması gerekçesiyle verdiği
22.7.2004 günlü iade kararından sonra TBMM’nin Anayasa’nın 100. maddesine aykırı
olarak oylamayı on günlük süreden sonra gerçekleĢtirdiği,
c) Yüce Divan’ın 22.7.2004 günlü iade kararından sonra son sözün
kullanılması, savunma hakkının kısıtlanması ve Yüce Divan’ın iade kararına uygun
düĢmeyen yorumla dava konusu eylem ve iĢlemlerin her bir sanık için ayrı ayrı
gösterilip dosyaların tefrikinin gerektiği gözetilmeden dosyanın tekrar Yüce Divan’a
sevkine karar alındığı,
d) Tüm bu nedenlerle, usulüne uygun Ģekilde açılmıĢ bir dava bulunmadığı ve
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 253. maddesinin beĢinci fıkrası gereğince
davanın reddine ve düĢürülmesine karar verilmesi gerektiği savlarının, mütalaa gibi
reddine oybirliğiyle,
6- a) TBMM’ce Yüce Divan'a sevke dair alınan kararın kesin olup, geri
alınması, değiĢtirilmesi, yerine yeni bir karar ikamesinin mümkün olmadığı; Yüce
Divan'ın 22.7.2004 günlü kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğunun saptandığı, artık yok
hükmünde sayılması gereken bu kararın sonradan yapılan oylamayla hukuka uygun hale
dönüĢemeyeceği, bu nedenle de, Yüce Divan'da yargılanmaya esas alınacak bir kamu
davasının bulunmadığı,
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
87
b) TBMM’nin çalıĢmaları sırasındaki Ġçtüzüğe aykırı uygulamaların eylemli
Ġçtüzük değiĢikliği olduğu ve Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlı tutulmaları
gerektiği,
savlarına iliĢkin olarak;
Yüce Divan'ın 22.7.2004 günlü kararının, yalnızca ayrı ayrı oylamaya iliĢkin
olduğu ve bu eksikliğin giderilmesinin amaçlandığı, Anayasa Mahkemesi’ne yapılması
gereken Ġçtüzük değiĢikliğine iliĢkin itirazların Yüce Divan tarafından incelenmesinin
mümkün bulunmadığı gerekçesiyle;
a) TBMM tarafından alınan Yüce Divan’a sevk kararının kesin olup, geri
alınması, değiĢtirilmesi, yerine yeni bir karar ikamesinin mümkün olmadığı; Yüce
Divan’ın 22.7.2004 günlü kararıyla Anayasa’ya aykırı olduğunun saptandığı, artık yok
hükmünde sayılması gereken bu kararın sonradan yapılan oylamayla hukuka uygun hale
dönüĢemeyeceği, bu nedenle de, Yüce Divan’da yargılanmaya esas alınacak bir kamu
davasının bulunmadığı savlarının, mütalaa gibi reddine oybirliğiyle,
b) TBMM’nin çalıĢmaları sırasındaki Ġçtüzüğe aykırı uygulamaların eylemli
Ġçtüzük değiĢikliği olduğu ve Anayasa’ya uygunluk denetimine bağlı tutulmaları
gerektiği yolundaki istemlerin, mütalaa gibi reddine oybirliğiyle,
7- Meclis SoruĢturma Komisyonu’nda çalıĢtırılan bürokrat ve görevlilerin
isimlerinin TBMM BaĢkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve Kararlar Dairesi
BaĢkanlığı’ndan istenmesi konusuna iliĢkin olarak;
Yüce Divan'ın, delilleri serbestçe takdir yetkisine sahip olması, TBMM
BaĢkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve Kararlar Dairesi BaĢkanlığı tarafından,
Komisyonu’nun çalıĢmalarına katılan tüm görevlilerin isimlerinin liste halinde Recep
Önal’a 9.6.2004 gün ve Kan. Kar. Md. GNS.6080 sayılı yazı ile bildirildiği gibi dosyada
mevcut TBMM (9/3) Sayılı SoruĢturma Komisyonu'nun çalıĢmalarına ait tutanaklarda da
görev yapanların isim ve unvanlarının belirtildiği anlaĢıldığından, ayrıca benzer konuda,
TBMM BĢk. Gn. Sek. Kan. Kar. D. BĢk.nın 12.6.2004 günlü, 6154 sayılı yazısı da
mevcut olduğu gerekçesiyle;
Sanık Recep Önal müdafilerince Meclis SoruĢturma Komisyonu’nda çalıĢtırılan
bürokrat ve görevlilerin isimlerinin TBMM BaĢkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve
Kararlar Dairesi BaĢkanlığı’ndan istenmesine iliĢkin talebin, mütalaa gibi reddine
oybirliğiyle,
8- Sanık Hasan Hüsamettin Özkan müdafilerince, soruĢturma önergesinde
bulunmayan, banka yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılmaması eylemine
SoruĢturma Komisyonu Raporunda yer verildiği savına iliĢkin olarak;
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
88
SoruĢturma önergesinde, haklarında iddialar bulunan banka yöneticilerinin ısrarla
görevde tutulduğu, banka ile ilgili gerekli tedbirlerin alınmadığı, bankanın zarara
uğratıldığı iddiasına yer verildiği, bu nedenle banka yöneticilerinin imza yetkilerinin
kaldırılması konusu, soruĢturma önergesi ve dava kapsamında bulunduğu gerekçesiyle;
Sanık Hasan Hüsamettin Özkan müdafilerinin soruĢturma önergesinde
bulunmayan, banka yöneticilerinin imza yetkilerinin kaldırılmaması eylemine
SoruĢturma Komisyonu Raporunda yer verildiği iddiasının, mütalaa gibi reddine
oybirliğiyle,
9- Sanıkların birlikte yargılanmalarını gerekli kılan yasal koĢullar
bulunmadığı, bu nedenle davaların tefriki gerektiğine iliĢkin olarak;
CMUK'nin 4. maddesine göre, yargılama sırasında davaların birleĢtirilmesine ve
ayrılmasına istem üzerine veya resen karar verilebilmesinin mümkün olduğu, sanıklara
yöneltilen suçlamanın konusunun T. Halk Bankası olması nedeniyle, sanıklar hakkındaki
davada delillerin birlikte değerlendirilmesinin, ceza yargılamasının amacı olan maddi
gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından yararlı olacağı gerekçesiyle;
Sanıklar müdafilerinin sanıkların birlikte yargılanmalarını gerekli kılan yasal
koĢullar bulunmadığı, bu nedenle davaların tefriki gerektiği yolundaki istemlerinin,
mütalaa gibi reddine oybirliğiyle,
8.2.2005 gününde karar verilmiĢtir.
Sanık vekillerinin Meclis SoruĢturma Komisyonu raporunun süresinde
sunulmaması nedeniyle yok hükmünde olduğu Ģeklindeki itirazlarına iliĢkin karara farklı
görüĢle katılan üyelerin gerekçeleri Ģöyledir:
“BaĢbakan ve Bakanlar hakkındaki ceza soruĢturması, Anayasa’da özel olarak
düzenlenmiĢ ve bu düzenleme TBMM Ġç Tüzüğünde somutlaĢtırılmıĢtır. Bu prosedür
meclis soruĢturması önergesi ile baĢlamakta ve soruĢturma açılmasına karar verilmesi
halinde soruĢturma komisyonunun kurulması, bu komisyonun belli bir süre içinde
çalıĢmalarını tamamlaması ve raporunu TBMM’ne sunması, raporun Mecliste
görüĢülmesi aĢamalarından geçerek TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğu ile
ilgilinin Yüce Divana sevkine ya da ilgilinin Yüce Divana sevkinin reddine karar
verilmesiyle sonuçlanmaktadır.
Bu prosedür, araya herhangi bir adli makamı koymaksızın doğrudan doğruya
Yüce Divan ile baĢlayacak olan yargılamaya geçiĢi sağlamaktadır. Öyle ki bu
yargılamada Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcısı’nın görevi de ancak dosyalar Yüce Divana
intikal ettikten ve Yüce Divan tarafından Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı’na
gönderildikten sonra baĢlamaktadır. Nitekim, Mahkememiz 2004/1 ve 2004/2 esas sayılı
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
89
dosyaları ilgililer hakkında ayrı ayrı oylama yapılmadığı gerekçesiyle Meclise iade
ederken, Anayasa hükümlerine göre yargılamayı baĢlatmadığı için Yargıtay Cumhuriyet
BaĢsavcısının görüĢünü almamıĢtır.
Bu hukuksal prosedürün açık anlamı, Yüce Divanın görevli olduğu suçlarda ceza
yargılaması sürecinin Yüce Divana sevk ya da sevketmeme kararına kadar olan
bölümünün TBMM’nin yetki alanı içinde kalmasıdır. Bir baĢka deyiĢle CMUK’ya göre
son tahkikatın görevli mahkemede baĢlamasına kadar geçen aĢamalar Anayasa ve Ġç
Tüzük hükümlerinin yetkili kıldığı TBMM organlarınca yerine getirilmektedir. Buna
göre, CMUK’na göre C.BaĢsavcılığınca verilecek takipsizlik kararı ve buna yapılacak
itirazın yetkili yargı merciince reddi hangi sonucu doğuracaksa, TBMM’nin Yüce Divana
sevketmeme kararı da aynı sonucu doğuracak ve TBMM ancak yeni bir delilin varlığı
halinde, yeni bir meclis soruĢturması baĢlatarak Yüce Divana sevk kararı alabilecektir.
Nitekim sanıklar hakkında verilen Yüce Divana sevk kararına esas teĢkil eden aĢamalarda
da yeni delillerin varlığına dayanılmıĢtır. BaĢka bir deyiĢle Meclis iradesi de yeni delil
varsayımına göre oluĢmuĢtur.
Bu durumda TBMM’nin Yüce Divana sevketmeme kararına karĢı bir yargı
yerinde itiraz yolu bulunmadığı, ancak böyle bir yargı yerinin varlığı ve ona yapılacak
itirazın reddi halinde TBMM kararının kesinlik kazanabileceği Ģeklindeki gerekçe,
Anayasa’daki özel düzenlemenin amaç ve iĢlevini gözardı eden bir anlayıĢı
yansıtmaktadır. Meclis soruĢturmasının birincil amacı, icraatını beğenmediği ya da hatalı
bulduğu bakanı cezalandırmak değil, bakanların görevlerini siyasal cezalandırma
tehlikesi ya da tehdidine maruz kalmadan yapabilmelerini sağlamaktır. Oysa yukarda
anılan gerekçe, bakanı sade vatandaĢtan daha az güvenceli bir duruma düĢürmekle Meclis
SoruĢturması kurumunun birincil amacıyla çeliĢmektedir. Ayrıca bu anlayıĢ,
TBMM’nde belli bir dönemde çoğunlukta olanlara önceki dönemde iktidarda olan siyasal
rakipleri üzerinde baskı kurma ve onları siyaseten yıpratma olanağını tanımıĢ
olmaktadır. Böyle bir yaklaĢım, Meclis SoruĢturmasının amaç ve iĢleviyle bağdaĢamaz.
Çünkü Yüce Divanda aklanma güvencesi bile, yargılanma süreci içinde yaĢanacak
olanların telafisini sağlayamaz.
Öte yandan Meclis SoruĢturması süreci içinde tüm deliller değerlendirildikten
sonra, ilgili bakanın Yüce Divana sevkine gerek görmeyen Meclis iradesine, sonradan
aynı delillere göre sevk kararını veren meclis iradesinin üstün tutulmasını haklı
kılabilecek bir neden gösterilemez. Sonraki iradenin öncekine üstünlüğü ancak yasama
sürecinde söz konusu olabilir. Yargısal bir iĢlem olan Yüce Divana sevk iradesi,
bakımından böyle bir üstünlük ancak yeni delillerin varlığı halinde haklı görülebilir.
Partilerin anlaĢarak birbirlerini aklamaları olasılığı gerekçe gösterilerek sonraki
meclis iradesine yeni bir delil olmaksızın üstünlük tanımak, TBMM’ne güvensizlik ifade
etmesi bir yana suçsuzluk karinesine de aykırı düĢer. TBMM’de belli bir dönem
çoğunlukta olan partileri potansiyel suçlu saymak bir yargı organının yaklaĢımı olamaz.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
90
Partilerin anlaĢarak birbirlerini aklamaları olasılığının önlenmesi, Anayasa ve
Ġçtüzükte buna yönelik düzenlemeler yapılarak sağlanır. Böyle bir olasılığa göre karar
oluĢturmak Yüce Divanın görevi değildir.
Açıklanan nedenlerle, sanıkların Yüce divana sevkini gerektirecek yeni
delillerin var olup olmadığı araĢtırılarak buna göre bir karar verilmesi gerekirken, böyle
bir incelemeden bağımsız olarak, daha önceki dönemde aynı fiillerle ilgili olarak
kurulan meclis soruĢturma komisyonu raporu uyarınca TBMM Genel Kurulu tarafından
verilen Yüce Divana sevketmeme kararının yargılamaya engel teĢkil etmeyeceği
yolundaki çoğunluk kararına katılmıyoruz”.
Vl- ESASA ĠLĠġKĠN TESPĠT VE DEĞERLENDĠRMELER
A- Türkiye Halk Bankası’nın Statüsü ve Denetimi
1- Türkiye Halk Bankası A.ġ.
Halk Bankası, 8.6.1933 günlü, 2284 sayılı (RG. 18.6.1933/2713) “Halk Bankası
ve Halk Sandıkları Kanunu” ile halk sandıklarını finanse etme amacıyla kurulmuĢ olup,
Hazine iĢtirakinin sağlanamaması sonucu kuruluĢu gerçekleĢtirilememiĢtir. 17.1.1938
günlü, 3331 sayılı (RG. 27.1.1938/3819) “Halk Bankası ve Halk Sandıkları Sermayeleri
Hakkında Kanun” ile “anonim Ģirket” olarak bankacılık faaliyetine baĢlayabilmiĢtir.
2284 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ve 3331 sayılı Yasa, 24.3.1950 günlü, 5652
sayılı (RG. 31.3.1950/7471) “Halk Bankası ve Halk Sandıkları Hakkındaki Kanunun
Bazı Maddelerinin DeğiĢtirilmesine ve Bu Kanuna Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun”
ile; 5652 ve 2284 sayılı Yasalar da 10.10.1983 günlü, 122 sayılı (RG. 28.10.1983/18205
Mükerrer) “Türkiye Halk Bankası Anonim ġirketi KuruluĢu Hakkında” KHK ile
yürürlükten kaldırılmıĢtır.
Banka, 122 sayılı KHK ile anonim Ģirket olarak yeniden düzenlenmiĢ, 122 sayılı
KHK ise kamu iktisadi teĢebbüslerinin yeniden düzenlenmesi sonucu 8.6.1984 günlü,
233 sayılı (RG. 18.6.1984/18435) “Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname”nin 63. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıĢtır. T. Halk Bankası
A.ġ., 4603 sayılı Yasa’ya kadar, 233 sayılı KHK’ye tâbi, tüzel kiĢiliğe sahip, özerk,
sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir iktisadî devlet teĢekkülü statüsünde çalıĢmıĢ ve Ana
Statüsü de 28.10.1984 günlü, 18559 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanmıĢtır.
4603 sayılı Yasa ile iktisadi devlet teĢekkülü statüsünden çıkarılan Banka,
25.11.2000 gününden itibaren sermayesi Devlete ait, özel hukuk hükümlerine ve
Bankalar Kanunu’na tabi bir anonim Ģirket haline getirilmiĢ olup halen bu statüde
çalıĢmaktadır.
Bu durumda, Türkiye Halk Bankası A.ġ.’nin suç tarihleri içerisinde;
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
91
(i) 25.11.2000 gününe kadar; 233 sayılı Kamu Ġktisadî TeĢebbüsleri Hakkında
KHK’nin yönetim ve denetim hükümlerine tabi, 233 sayılı KHK’nin saklı tuttuğu
hükümler dıĢında ise Türk Ticaret Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunu’na
(23.6.1999’dan sonra 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na) göre bankacılık faaliyeti yapan
Anonim ġirket,
(ii) 25.11.2000 gününden sonra; özel hukuk hükümlerine tabi, 4389 sayılı
Bankalar Kanunu’na göre bankacılık faaliyeti yapan Anonim ġirket,
Olmak üzere iki statüde faaliyet gösterdiği görülmektedir.
2- Banka’nın Denetimi
233 sayılı Kamu Ġktisadî TeĢebbüsleri Hakkında KHK’nin “Kapsam ve Amaç”
baĢlıklı 1. maddesinde “KHK’nin, Ġktisadî Devlet TeĢekkülleri ile Kamu Ġktisadî
KuruluĢlarını ve bunların müesseselerini, bağlı ortaklıklarını ve iĢtiraklerini kapsayacağı”
ve KHK’nin amacının da;
“a) Ġktisadi devlet teĢekkülleri ile kamu iktisadi kuruluĢlarının ve bunların
müesseselerinin, bağlı ortaklıklarının kurulmasını, iĢtiraklerinin teĢkilini, özerk bir
tarzda ve ekonominin kurallarına uygun olarak yönetilmelerini,
b) Ġktisadi devlet teĢekküllerinin ekonomik gereklere uygun olarak verimlilik ve
kârlılık ilkeleri doğrultusunda kendi aralarında ve milli ekonomi ile uyum içinde
çalıĢarak sermaye birikimine yardım etmelerini ve bu suretle daha fazla yatırım kaynağı
yaratmalarını,
c) Kamu iktisadi kuruluĢlarının kendilerine verilen görev ve kamu hizmetlerini
ekonomik ve sosyal gereklere uygun olarak verimlilik ilkesi doğrultusunda yürütmelerini,
d) Ġktisadi devlet teĢekküllerinde ve kamu iktisadi kuruluĢlarında ve bunların
müesseseleri ile bağlı ortaklıklarında 17.4.1984 tarih ve 2983 sayılı Tasarrufların
TeĢviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Kanun‟un uygulanması ile
ilgili iĢbirliği ve koordinasyon esaslarını,
e) Ġktisadi devlet teĢekküllerinin, kamu iktisadi kuruluĢlarının ve bunların
müesseseleri ile bağlı ortaklıklarının amaçlarına ulaĢabilmelerini sağlamak için
denetlenmelerini,
düzenlemek” olduğu belirtilmiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
92
Kamu Ġktisadî TeĢebbüslerinin nitelikleri 233 sayılı KHK’nin 4. maddesinde
sıralanmıĢtır. Buna göre KĠT’ler tüzel kiĢiliğe sahip, bu KHK’de saklı tutulan hususlar
dıĢında, özel hukuk hükümlerine tâbi, sorumlulukları sermayeleri ile sınırlı, Genel
Muhasebe Kanunu ile Devlet Ġhale Kanunu hükümlerine ve SayıĢtay denetimine tâbi
olmayan kuruluĢlardır.
Böylece T. Halk Bankası A.ġ. de diğer Kamu Ġktisadî TeĢebbüsleri gibi SayıĢtay
denetimine tâbi tutulmamıĢtır.
Banka’nın denetimi;
(i) Ġlgili Bakanlığın, Banka Genel Kurulu ile denetçilerinin, Yönetim Kurulu’nun
ve Banka TeftiĢ Kurulu’nun yaptığı iç denetim,
(ii) Yasaların verdiği yetkiye dayanılarak diğer kurum ve kuruluĢlar tarafından
yapılan dıĢ denetim,
Olmak üzere iki Ģekilde yapılmaktadır.
233 sayılı KHK’nin 40. maddesinde “Ġlgili Bakanlığın Gözetim ve Denetimi”;
“1. Ġlgili bakanlık; teĢebbüs, müessese ve bağlı ortaklık faaliyetlerinin kanun,
tüzük ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak yürütülmesini gözetlemekle görevlidir.
2. Birinci fıkrada belirtilen amaçla ilgili bakanlık, gerekli hallerde teĢebbüslerin
hesaplarını ve iĢlemlerini teftiĢ ve tahkike tabi tutmaya ve bunların iktisadî ve malî
durumlarını tespit ettirmeye yetkilidir. Bu yetki, kuruluĢların görev ve yetkilerini
daraltmayacak, normal faaliyetlerini aksatmayacak Ģekilde kullanılır.”
ġeklinde açıklanmıĢtır.
“Ġlgili bakanlık”, “ilgili kuruluĢ” statüsü ile birlikte ortaya çıkmaktadır.
27.9.1984 günlü, 3046 sayılı Bakanlıkların KuruluĢ ve Görev Esasları Hakkında
Kanun’un 11. maddesine göre “ilgili kuruluĢlar; özel kanun veya statü ile kurulan,
iktisadi devlet teĢekkülleri ve kamu iktisadi kuruluĢları ile bunların müessese, ortaklık ve
iĢtirakleri veya özel hukuki, mali ve idari statüye tabi, hizmet bakımından yerinden
yönetim kuruluĢları Ģeklinde düzenlenir". Ġlgili kuruluĢlar, aynı Yasa’nın 4. maddesine
göre BaĢbakanın teklifi ve CumhurbaĢkanının onayı ile BaĢbakanlıkla veya diğer
bakanlıklarla ilgilendirilebilir. BaĢbakanlıkla ilgili kuruluĢların ilgili olduğu Devlet
Bakanlığı ise BaĢbakanlık genelgesi ile belirlenmektedir.
3046 sayılı Yasa kapsamında, BaĢbakanlığın ilgili kuruluĢu olan T. Halk Bankası
A.ġ., 233 sayılı KHK’nin 40. maddesi gereğince, 2.7.1997 günlü, 1997/28 sayılı
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
93
BaĢbakanlık Genelgesi ile “ilgili kuruluĢ” olarak eski Devlet Bakanı ve BaĢbakan
Yardımcısı Hasan Hüsamettin Özkan’a bağlanmıĢtır.
Bakanların görev, yetki ve sorumlulukları, 3046 sayılı Yasa’nın 21. maddesinde
gösterilmiĢtir. Buna göre:
“Bakan, bakanlık kuruluĢunun en üst amiridir.
Bakanlar, bakanlık hizmetlerini mevzuata, Hükümetin genel siyasetine, milli
güvenlik siyasetine, kalkınma planlarına ve yıllık programlara uygun olarak yürütmekle
ve bakanlığın faaliyet alanına giren konularda diğer bakanlıklarla iĢbirliği ve
koordinasyonu sağlamakla görevli ve BaĢbakana karĢı sorumludur.
Her bakan, ayrıca emri altındakilerin faaliyet ve iĢlemlerinden de sorumlu olup,
bakanlık merkez, taĢra ve yurt dıĢı teĢkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluĢların faaliyetlerini,
iĢlemlerini ve hesaplarını denetlemekle görevli ve yetkilidir.”
22.1.1990 günlü, 399 sayılı “Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri Personel Rejiminin
Düzenlenmesi”ne dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 11. maddesinde de, 233 sayılı
KHK kapsamındaki teĢebbüslerin personelinin “yükümlülük ve sorumlulukları”
sayılmıĢtır. Maddenin, 2.12.1999 günlü, 4483 sayılı Yasa ile değiĢik (d) bendinde;
“TeĢebbüs genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerini icra sırasında
iĢledikleri suçlardan dolayı yargılanmaları, ilgili bakanın iznine bağlı olup; bu konuda
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri
uygulanır” kuralı getirilmiĢtir.
T. Halk Bankası A.ġ., 4603 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 25.11.2000 gününe
kadar; (i) Bir Devlet Bakanlığı’nın ilgili kuruluĢu olarak faaliyet göstermiĢ, (ii) KĠT
statüsü, bankacılık iĢlemleri ve denetim nedeniyle de Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı
olduğu Devlet Bakanlığı’nın görev alanında yer almıĢtır. Bu ikili yönetim denetim,
soruĢturma, savcılığa sevk gibi konularda bakanlıklar arasında uyuĢmazlıkların
doğmasına neden olmuĢtur.
3- Denetim Kurulları Tarafından Yapılan DıĢ Denetim
T. Halk Bankası’nın dıĢ denetimi, BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu
(BYDK), Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu (BYMK), Hazine MüsteĢarlığı
Kontrolörleri Kurulu (HMKK), BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu (BTK), Devlet Denetleme
Kurulu (DDK) olmak üzere beĢ ayrı denetim organı tarafından yapılmıĢtır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
94
a- BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu
233 sayılı KHK’nin 39. maddesinde, “TeĢebbüsler, müesseseler ve bağlı
ortaklıklar, BYDK’nin mali, idari ve teknik yönden sürekli denetimine tabidir. BYDK;
teĢebbüslerin, müesseselerin ve bağlı ortaklıkların bir yıla ait hesap ve iĢlemleri
üzerindeki incelemelerini en geç ertesi yılın Ekim ayı sonuna kadar tamamlar. Kurulca
düzenlenen raporlar ilgili mercilere verilir” denilmek suretiyle Kamu Ġktisadî
TeĢebbüslerinin denetimi BYDK’ye bırakılmıĢtır.
72 sayılı (RG. 20.10.1983/18197 Mükerrer) “BaĢbakanlık Yüksek Denetleme
Kurulu Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 1. maddesinde KĠT’lerin
denetiminin 72 sayılı KHK kapsamında olduğunu belirtilmiĢ; 4. maddesinde de
BYDK’nin görevleri, “Bu KHK kapsamına giren kuruluĢ ve kurumları Ġktisadî, malî,
idarî, hukukî ve teknik yönden sürekli olarak gözetim ve denetim altında bulundurmak”
ve “BaĢbakanın görevlendirmesi üzerine incelemelerde bulunmak” olarak tanımlanmıĢtır.
Buna göre 15.11.2000 günlü, 4603 sayılı Yasa’yla yapılan düzenlemeye kadar
KĠT statüsünde olan T. Halk Bankası A.ġ., 3346 sayılı Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri ile
Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında
Kanun ile 72 sayılı KHK hükümlerine göre BYDK’nin denetimine tâbi olmuĢtur.
Banka, 15.11.2000 günlü 4603 sayılı Yasa ile 233 sayılı KHK kapsamından ve
KĠT statüsünden çıkarılarak, 4603 sayılı Yasa kapsamında 4389 sayılı Bankalar Kanunu
ve genel hükümlere tabi bir anonim Ģirket olarak faaliyetini sürdürmüĢtür. Bu kapsamda,
Banka, 4603 sayılı Yasa’nın 3. maddesinin (3) sayılı fıkrası uyarınca, 25.11.2000
gününden itibaren anonim Ģirket olarak ticaret siciline resen tescil olunmuĢ ve Ana
Statüsü 23.2.2001 gününde yeniden düzenlenmiĢtir. Öte yandan, 18.6.1999 günlü 4389
sayılı Bankalar Kanunu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)
kurulmuĢ ve 31.8.2000 gününden itibaren bankaları izleme ve denetleme görevi, Hazine
MüsteĢarlığı’nın bankacılık ile ilgili görevleri ve BYMK, BDDK’ye devredilmiĢtir. 4603
sayılı Yasa ile Banka’nın, 3346 sayılı Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri ile Fonların
TBMM’nce Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a da tabi olmayacağı
belirtilmesine karĢın, bu hüküm 20.6.2001 günlü 4684 sayılı Yasa ile değiĢtirilmiĢ ve
TBMM denetimi tekrar sağlanmıĢtır.
BaĢbakanlığa bağlı, tüzel kiĢiliğe sahip yüksek bir denetleme organı olan BYDK,
72 sayılı KHK’nin 24. maddesine göre, çalıĢmaları sonucunda, “yıllık denetim raporu”,
“ivedi durum raporu”, “genel rapor” ve “özel inceleme raporu” hazırlamaktadır. Aynı
KHK’nin 26. maddesine göre, ivedi durum raporu, “denetlemeler sırasında karĢılaĢılan ve
ivedi olarak incelenmesi, teftiĢi, tahkiki gereken hususlar ile alınması gereken önlemleri
içeren rapordur”.
BYDK’nin raporları ile ilgili iĢlemler, 72 sayılı KHK’nin 30. maddesinde;
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
95
“1. Denetleme Kurulunca BaĢbakanlığa sunulan raporların dağıtımı
BaĢbakanlıkça yapılır.
2. Denetime tabi kuruluĢlar, yıllık denetim raporları üzerine hazırlayacakları
cevaplarını varsa yönetim kurullarından yoksa yetkili organlarından geçirmek kaydıyla,
raporu aldıkları tarihten baĢlayarak kırkbeĢ gün içinde ilgili bakanlığa ve birer örneğini
Denetleme Kuruluna gönderirler.
3. Ġlgili Bakanlıklar bu cevapları kendi görüĢleri ile birlikte en geç onbeĢ gün
içinde BaĢbakanlığa sunarlar. Bakanlıklar görüĢlerinin bir örneğini de aynı zamanda da
Denetleme Kuruluna gönderirler.
4. Denetleme Kurulu raporlarında, inceleme, teftiĢ veya tahkiki istenen durumlar
BaĢbakanlıkça yetkili mercilere intikal ettirilir. Denetleme Kurulunca özellikle
bakanlıklarca incelenmesi, teftiĢi ve tahkiki istenen konular, bakanlıklarca
sonuçlandırılır ve sonuçtan BaĢbakanlığa ve Denetleme Kuruluna bilgi verilir.
Denetleme Kurulu görüĢünü ayrıca BaĢbakanlığa bildirir.
5. Raporlar ile bunlara verilen cevapların birer örneği BaĢbakanlıkça, Maliye
Bakanlığı ile Devlet Planlama TeĢkilatına gönderilir.
6. Teknik konularda ortaya çıkabilecek görüĢ ayrılıkları BaĢbakanlıkça kesin
sonuca bağlanır.”
ġeklinde belirtilmiĢtir.
BYDK’nin denetlediği bankalarla ilgili raporlarda inceleme, teftiĢ ya da
soruĢturulması istenilen konular Hazine MüsteĢarlığı’na bağlı (23.6.1999 günü yürürlüğe
giren 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile BDDK’ye bağlı) BYMK tarafından
sonuçlandırılmaktadır.
BYDK raporlarının TBMM’ce incelenmesi ise 2.4.1987 günlü, 3346 sayılı
“Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince
Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun”da gösterilmiĢtir. Bu yasa’nın 7.
maddesine göre, bu raporlar; ilgili bakanlıkların görüĢleri ve denetlenen kuruluĢların
cevapları ile birlikte, en geç ertesi yılın Aralık ayı sonuna kadar BaĢbakanlıkça, TBMM
BaĢkanlığı’na sunulur.
b- Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu
T. Halk Bankası A.ġ. 18.6.1999 günlü, 4389 sayılı “Bankalar Kanunu”nun (RG.
23.6.1999/23734) yürürlüğe girmesine kadar; 24.5.1985 günlü, 3182 sayılı “Bankalar
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
96
Kanunu”nun 61. maddesi ve 9.12.1994 günlü, 4059 sayılı “Hazine MüsteĢarlığı Ġle DıĢ
Ticaret MüsteĢarlığı TeĢkilat ve Görevleri Hakkında Kanun”un 5. maddesinde
düzenlenen denetime tâbi olmuĢtur.
4059 sayılı Yasa’nın 1. maddesinde, Yasa’nın amaçları arasında KĠT’leri ve
bankacılık piyasasına iliĢkin esasları tespit etmek Hazine MüsteĢarlığı’nın görevleri
arasında sayılmıĢ; Hazine MüsteĢarlığı’nın ana hizmet birimlerinin arasında yer alan KĠT
Genel Müdürlüğü’nün, “Kamu Ġktisadi TeĢebbüslerinin faaliyetlerinin kanun, tüzük ve
yönetmelik hükümlerine uygun olarak yürütülmesini takip etmek, KĠT’lerinin etkin ve
verimli çalıĢmasını sağlamak”la görevli olduğu, Banka ve Kambiyo Genel
Müdürlüğü’nün ise “Bankacılık ile ilgili konularda mevzuatı hazırlamak uygulamak ve
ilgili kuruluĢlarda uygulanmasını izlemek”le görevli olduğu belirtilmiĢtir.
4059 sayılı Yasa’nın 5. maddesinde sayılan denetim birimleri arasında yer alan
Hazine MüsteĢarına bağlı BYMK’nin görevleri;
“Bankalar Kanunu ve diğer mevzuat ile bankalar yeminli murakıplarına ve
yardımcılarına verilen görev ve yetkilerin gerektirdiği murakabe ve inceleme ve
soruĢturma iĢlerini yürütmek ve sonuçlandırmak, bankacılık ve malî piyasalar ile ilgili
alınacak kararların oluĢumuna katkıda bulunmak üzere yurt içi ve yurt dıĢında meydana
gelen geliĢmeleri de incelemek ve göz önünde bulundurmak suretiyle bankacılık sektörü
ve malî piyasalar hakkında konsolide raporlar düzenlemek, bu konulardaki çalıĢmalara
katılmak ve mütalâa vermek, alınan, derlenen ve kendine tevdi edilen bilgi, belge ve
dokümanlar ile denetim ve izlemelerden elde edilen sonuçları incelemek ve
değerlendirmek, yapılacak uygulamalar ve alınacak önlemler konusunda MüsteĢara
öneriler sunmak, kanunların verdiği görev ve yetkiler çerçevesinde MüsteĢarın Kurul
tarafından yürütülmesini uygun gördüğü para ve sermaye piyasası ile benzer malî
piyasalar ve kurumlarla ilgili diğer inceleme ve denetleme faaliyetlerinde bulunmak,
Kurulun görev ve yetki alanına giren konularda mevzuat ve uygulama ile ilgili her türlü
araĢtırma ve diğer çalıĢmaları yapmak ve yürütmek, görüĢ bildirmek ve tekliflerde
bulunmaktır” Ģeklinde belirtilmiĢtir.
29.6.1995 günlü, 22328 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan “Hazine MüsteĢarlığı
Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu Görev ve ÇalıĢma Esasları Yönetmeliği”nin 6.
maddesinde Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu’nun “25.4.1985 gün ve 3182 sayılı
Bankalar Kanunu ve 9.12.1994 gün ve 4059 sayılı Hazine MüsteĢarlığı Ġle DıĢ Ticaret
MüsteĢarlığı TeĢkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile diğer kanunlarda öngörülen
görevleri yerine getirmek üzere kanunla kurulmuĢ bir denetim birimi” olduğu ve
Kurul’un “Bakan adına hareket eden MüsteĢar’a doğrudan bağlı” olduğu belirtildikten
sonra, Yönetmeliğin 7. maddesinde de Kurulun görevleri 4059 sayılı Yasa’nın 5.
maddesine paralel bir Ģekilde sayılmıĢtır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
97
Aynı Yönetmeliğin 58. maddesinde de “raporlar üzerine yapılacak iĢlemler”
belirtilmiĢtir. Buna göre; “Kurul BaĢkanlığı, kendisine intikal eden raporlardaki
tespitlerin ve alınması istenen önlemlerin ilgili bankaya veya kuruluĢlara duyurulmasını
temin ettikten sonra, alınan cevap ve buna iliĢkin murakıplık görüĢlerini raporla birlikte
nihai bir değerlendirmeye tabi tutar. Raporlarda yer alan tespitlerin gereğinin yerine
getirilmesi, takibi ve buna iliĢkin iĢlemler; raporların BaĢkanlıkça incelenmesi sonucu
ortaya çıkan görüĢ ve DanıĢma Komisyonu kararları esas alınarak gerçekleĢtirilir. gerekli
görülenler BaĢkanlık değerlendirmesi ile birlikte ilgili birimlere gönderilir.”
KĠT olması nedeniyle Hazine MüsteĢarlığı Kamu Ġktisadî TeĢebbüsleri Genel
Müdürlüğü’nün, banka olması nedeniyle de Hazine MüsteĢarlığı Banka ve Kambiyo
Genel Müdürlüğü’nün görevi kapsamına giren T. Halk Bankası A.ġ., KĠT statüsünden
çıkarılana kadar Hazine MüsteĢarlığı BYMK’nin denetimine tâbi olmuĢtur. 18.6.1999
günlü, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile BYMK, BDDK’ye bağlanmıĢ ve görevleri de
gerek 4389 sayılı Yasa’nın 5. maddesinde, gerekse “BDDK TeĢkilat Yönetmeliği”nin 22.
maddesinde açıklanmıĢtır. 4389 sayılı Yasa’nın 25/2. maddesinde 4059 sayılı Yasa’nın
4389 sayılı Yasa’da düzenlenen görev ve yetkilere iliĢkin hükümlerinin yürürlükten
kaldırıldığı belirtilmiĢtir. Böylece BYMK’nin görev yetkileri 4389 sayılı Yasa’da
belirtilen görev ve yetkilerle sınırlandırılmıĢtır.
c- Hazine Kontrolörleri Kurulu
4059 sayılı Yasa’nın 5. maddesinde sayılan denetim birimleri arasında yer alan
Hazine MüsteĢarına bağlı Hazine Kontrolörleri Kurulu’nun görevleri, “Bu Kanun ve
diğer kanun, kararname ve mevzuatla yürütülmesi MüsteĢarlığa verilen iĢlere iliĢkin
konularda ilgili merciler, gerçek ve tüzel kiĢiler nezdinde inceleme, denetleme ve
soruĢturma yapmak” Ģeklinde açıklanmıĢtır.
Hazine Kontrolörleri tarafından hazırlanan “suç duyurusu raporları”, Hazine
Kontrolörleri Kurulu Yönetmeliği’nin (RG. 10.6.1995/22309) 52. maddesinin,
“Gerek memurlar gerekse gerçek ve tüzel kiĢiler hakkında 1567 sayılı Kanun ile
Bankalar Kanunu kovuĢturma usulüne girmeyen ve Memurin Muhakematı Hakkında
Kanunu muvakkat kapsamı dıĢında genel hükümlere göre kovuĢturulacak suçlara iliĢkin
olarak doğrudan Cumhuriyet BaĢsavcılıklarına gönderilmek üzere düzenlenen
raporlardır.
Yapılan teftiĢ, inceleme ve soruĢturmalarda, Türk Ceza Kanunu, 3628 sayılı Mal
Bildiriminde Bulunulması RüĢvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu ve /veya diğer
Kanunlar gereğince doğrudan Cumhuriyet BaĢsavcılıklarına suç duyurusunda bulunmayı
gerektiren eylemlerin tespiti halinde, düzenlenen suç duyurusu raporlarının aslı
Kontrolörlerce doğrudan ilgili Cumhuriyet BaĢsavcılığına intikal ettirilir. Raporun bir
örneği derhal Kurul BaĢkanlığı‟na gönderilir.”
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
98
ġeklindeki kuralına göre doğrudan ilgili Cumhuriyet baĢsavcılığına intikal
ettirilebilmektedir.
10.6.1995 günlü, 22309 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan “Hazine Kontrolörleri
Kurulu Yönetmeliği”nin 6. maddesinde de Kurul’un görevleri 4059 sayılı Yasa’nın 5.
maddesine paralel bir Ģekilde sayılmıĢtır.
Hazine Kontrolörleri Kurulu, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca verilen ön inceleme görevini de yapmakta, ön
inceleme raporları düzenlemektedir. Sorumlular hakkında soruĢturma izni verilip
verilmemesi ön inceleme raporlarında belirtilen hususlar doğrultusunda yetkili mercilerce
karara bağlanmaktadır. SoruĢturma izni kararlarına itiraz ise izin vermeye yetkili
mercilerin, 4483 sayılı Yasa’nın 9. maddesinde belirtilen statü ayrımına göre DanıĢtay ya
da bölge idare mahkemeleri tarafından karara bağlanmaktadır.
Buna göre, KĠT olması dolayısıyla Hazine MüsteĢarlığı KĠT Genel
Müdürlüğü’nün, banka olması dolayısıyla da Hazine MüsteĢarlığı Banka ve Kambiyo
Genel Müdürlüğü’nün görev kapsamına girmekte olan T. Halk Bankası A.ġ., KĠT
statüsünden çıkarılana kadar Hazine MüsteĢarlığı Hazine Kontrolörleri Kurulu’nun da
denetimine tâbi olmuĢtur.
d- BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu
T. Halk Bankası A.ġ.’ni denetleme yetkisine sahip olan ve söz konusu dönemde
denetleyen bir baĢka organ da BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’dur.
10.10.1984 günlü 3056 sayılı “BaĢbakanlık TeĢkilatı Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin DeğiĢtirilerek Kabulü Hakkında Kanun”un 1. ve 2.
maddelerinde Kanun’un amacının ve BaĢbakanlığın görevinin “bakanlıklar arasında
iĢbirliğini sağlamak” olduğu, 14. maddesinde de “Bakanlıklar, Kamu Ġktisadî
TeĢebbüsleri, diğer kamu kurum ve kuruluĢları ve ilgili özel kuruluĢlar arasında
ekonomik ve malî iĢler ile ilgili alanlarda koordinasyonu sağlama”nın BaĢbakanlık ana
hizmet birimlerinden Ekonomik ve Malî ĠĢler BaĢkanlığı’nın görevleri arasında
bulunduğu belirtilmiĢtir.
3056 sayılı Yasa’nın 18.5.1987 günlü, 281 sayılı KHK ile değiĢik 20.
maddesinde ise BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’nun görevleri sayılmıĢtır. Bu görevler
Ģunlardır;
“TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı BaĢbakan‟ın veya yetkili kılması üzerine MüsteĢarın
emri veya onayı ile BaĢbakan adına aĢağıdaki görevleri yapar.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
99
a) Bütün kamu kurum ve kuruluĢlarıyla, Kamu Ġktisadî TeĢebbüslerinde teftiĢin
etkin bir Ģekilde yürütülmesi hususunda genel prensipleri tespit etmek ve personelin
verimli çalıĢmasını teĢvik edici teftiĢ sistemini geliĢtirmek.
b) 1. (a) bendinde sayılan kuruluĢlarla bunların iĢtirak ve ortaklıklarında kamu
kurumu niteliğindeki meslek kuruluĢlarında, teftiĢ, denetim veya bu maksatla kurulmuĢ
olan birimlerin görev, yetki ve sorumluluklarını haiz olarak her türlü inceleme,
araĢtırma, soruĢturma ve teftiĢi yapmak veya yaptırmak.”
3056 sayılı Yasa’nın 20. maddesine dayanılarak çıkarılan BaĢbakanlık TeftiĢ
Kurulu Yönetmeliği’nin (RG. 15.6.1993/21608) 5. maddesinde de TeftiĢ Kurulu’nun
görevleri Yasa’ya paralel olarak sayıldıktan sonra, 7. maddesinde TeftiĢ Kurulu
BaĢkanı’nın BaĢbakanlık müfettiĢi sıfat ve yetkisine sahip olarak BaĢbakanlık makamının
emir ve onayı üzerine doğrudan doğruya BaĢbakan adına,
“a) TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığının 5. madde de belirtilen görevlerini yürütmek,
b) TeftiĢ Kurulunu yönetmek, MüfettiĢlerin çalıĢmalarını düzenlemek ve
denetlemek,
c) Gerektiğinde bizzat teftiĢ, denetim, inceleme ve soruĢturma yapmak,
d) Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluĢları ile bunların iĢtirak ve
ortaklıklarındaki teftiĢ ve denetim organlarının programlarının hazırlanmasında göz
önüne alınacak esasların tespiti için yapılacak toplantılara baĢkanlık etmek, dönem
çalıĢmalarını da değerlendirip BaĢbakanlık Makamına sunmak,
e) MüfettiĢlerden gelen raporları incelemek, eksikliklerin giderilmesini
sağlamak, ilgili mercilere göndermek, ilgililerce alınacak tedbirleri ve yapılacak
iĢlemlerin sonuçlarını takip etmek ve alınması gereken tedbirlerle ilgili tekliflerde
bulunmak,
f) TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığına intikal eden teftiĢ, denetim, inceleme ve
soruĢturmayı gerektiren konuları ilgili Bakanlık ve KuruluĢlar denetim organlarına
göndermek ve bunların sonuçlarını takip etmek.”
Görevlerini yapacağı belirtilmiĢtir.
Yönetmeliğin 11. maddesinde BaĢbakanlık müfettiĢlerinin, BaĢbakanlık
makamının emri ve onayı üzerine TeftiĢ Kurulu BaĢkanı’ndan aldıkları talimatla görev
yapacakları ve aldıkları görevlerin neticelerini TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı’na bildirecekleri;
15. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Diğer kamu kurum ve kuruluĢlarının denetim
elemanları ile müĢterek yapılan tetkik, teftiĢ ve soruĢturmalar sırasında kıdemli
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
100
baĢbakanlık müfettiĢi, heyet koordinatörü sıfatıyla çalıĢmaları düzenlemek ve en uygun
yönü tâyin ederek, sonuçlandırmakla yetkili ve görevli” oldukları açıklanmıĢtır.
Raporlar üzerinde BaĢkanlık’ça yapılan incelemeden sonra uygulanacak yöntem
ise Yönetmeliğin 52. maddesinde Ģöyle düzenlenmiĢtir.
“a) Cevaplı raporlar ile inceleme raporları üzerine yapılması gereken iĢlemlerin
ilgili kurum ve kuruluĢlarda izlenmesi TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığına aittir.
b) Raporların üzerine ilgili üst Makamların uygulanmasını yerinde gördükleri
iĢlemlere ait bildiriler, TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığınca; raporu yazan MüfettiĢe, rapor
birden fazla MüfettiĢe ait ise en kıdemlisine gönderilir.
SoruĢturma ve Ġnceleme Raporlarının “Sonuç” bölümlerindeki müfettiĢlik
önerileri üzerine yapılan iĢlemler, iĢlem tarihinden itibaren en geç (30) gün içinde TeftiĢ
Kurulu BaĢkanlığı aracılığıyla MüfettiĢe bildirilir. Herhangi bir iĢlem yapılmaması
halinde bunun da gerekçeli olarak bildirilmesi gerekir.
c) MüfettiĢler yapılan tebligatı uygun ve yeterli buldukları takdirde
“görülmüĢtür” notu ile TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığına geri gönderirler. Aksi halde konu ile
ilgili görüĢlerini gerekçeleriyle birlikte en geç 30 gün içinde TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığına
bildirirler.
d) MüfettiĢlerin bu yeni görüĢleri karĢısında Kurum ve KuruluĢların kendi tutum
ve iĢlemlerini değiĢtirmemeleri halinde TeftiĢ Kurulu BaĢkanı konuyu gerekirse yeniden
inceletir veya gereğini bizzat yapar.
e) MüfettiĢlerin inceleme ve soruĢturma görev onayı dıĢında kalan ve kurumun
daha mükemmel sonuç almasına temine yönelik tavsiyeleri, Onay Makamınca uygun
görülmek Ģartıyla, “tavsiyeler” baĢlığı adı altında ilgililere tebliğ edilmek üzere ilgili
Makama gönderilir. Bunların yerine getirilip getirilmediği ilgililerce takip edilir.
Uyulmaması haklı bir sebebe dayanıyorsa durum bir raporla belirtilir. Aksi halde
sorumlular hakkında soruĢturmaya geçilir.”
Yönetmeliğin 54. maddesinde de;
BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı’nın, teftiĢ hizmetleriyle ilgili olarak tespit
edilen usul ve esasların sağlıklı bir biçimde yürütülmesini sağlamak, standartlardan
sapmaları ve mükerrerlikleri önlemek, teftiĢ sistemini geliĢtirmek maksadıyla her türlü
tedbiri almakla görevli ve yetkili olduğu ve bu cümleden olmak üzere,
“a) BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu BaĢkanı, Bakanlıklar TeftiĢ Kurulu
BaĢkanları, Hesap Uzmanları Kurulu BaĢkanı, Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu
BaĢkanı ve Hazine Kontrolörleri Kurulu BaĢkanı yılda en az bir kez toplantıya çağrılır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
101
Bu toplantıda BaĢkanlık ve koordinatörlük görevini de BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu
BaĢkanı, bulunmaması halinde vekili yapar,”
denilmektedir.
72 sayılı KHK gereğince BYDK’nin temennileri, BaĢbakanlığa gönderilmekte,
BaĢbakanlık tarafından Hazine MüsteĢarlığı’na gönderilen temenniler ise BYMK
tarafından incelenmekte ve soruĢturma konusu yapılmaktadır. Aynı konuların
BaĢbakanlık MüfettiĢlerince de incelenmesi mümkün olmaktadır.
e- CumhurbaĢkanlığı Devlet Denetleme Kurulu
1.4.1981 günlü, 2443 sayılı “Devlet Denetleme Kurulu Kurulması Hakkında
Kanun”a göre Devlet Denetleme Kurulu da T. Halk Bankası A.ġ.’ni
denetleyebilmektedir.
2443 sayılı Yasa’nın 1. maddesinde “Yönetimin hukuka uygun, düzenli ve
verimli Ģekilde yürütülmesinin ve geliĢtirilmesinin sağlanması amacı ile Devlet
BaĢkanlığına bağlı Devlet Denetleme Kurulu kurulmuĢtur” denildikten sonra 2.
maddesinde Devlet Denetleme Kurulu’nun görevinin,
“CumhurbaĢkanının isteği üzerine;
a) Tüm kamu kurum ve kuruluĢlarında,
b) Tüm kamu kurum ve kuruluĢları tarafından en az sermayelerinin yarısından
çoğuna katılmak suretiyle oluĢturulan her türlü kuruluĢta,
Her türlü inceleme, araĢtırma ve denetlemeler yapmak” olduğu belirtilmiĢtir.
2443 sayılı Yasa’nın 7. maddesinde de Kurul tarafından yapılacak inceleme,
araĢtırma ve denetlemelerde, ilgili kuruluĢ ve kiĢilerin, istenecek her türlü bilgi ve
belgeyi vermekle yükümlü oldukları açıklanmıĢtır.
CumhurbaĢkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporlarında yer verilen önlemlerin
alınması için, 2443 sayılı Yasa’nın 6. maddesi uyarınca, ana raporlar BaĢbakanlığa
gönderilmekte; belirlenen usulsüzlüklerle ilgili olarak düzenlenen raporlar ise adli
mercilere ve soruĢturma evrelerinin Adalet Bakanlığı kanalıyla izlenip bilgi akıĢının
sağlanması için BaĢbakanlığa gönderilmektedir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
102
4- T. Halk Bankası A. ġ.’nin ĠĢlemleri ve Ġlgili Bakan’ın Sorumluluğu
Bakanların görev, yetki ve sorumlulukları 27.9.1984 günlü, 3046 sayılı Yasa’nın
21. maddesinde;
“Bakan, bakanlık kuruluĢunun en üst amiridir.
Bakanlar, bakanlık hizmetlerini mevzuata, Hükümetin genel siyasetine, milli
güvenlik siyasetine, kalkınma planına ve yıllık programlara uygun olarak yürütmekle ve
bakanlığın faaliyet alanına giren konularda diğer bakanlıklarla iĢbirliği ve koordinasyon
sağlamakla görevli ve BaĢbakana karĢı sorumludur.
Her bakan, ayrıca emri altındakilerin faaliyet ve iĢlemlerinden de sorumlu olup,
bakanlık merkez, taĢra ve yurt dıĢı teĢkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluĢların faaliyetlerini,
iĢlemlerini ve hesaplarını denetlemekle görevli ve yetkilidir.”
ġeklinde düzenlenmiĢtir.
Bakanların siyasi, cezai ve hukuki olmak üzere üç tür sorumluluğu
bulunmaktadır. Bu sorumluluk türlerinin her birinin yaptırımları ayrı ayrıdır.
Siyasi sorumluluk, Anayasa’nın 112. maddesinde, “Her bakan, BaĢbakana karĢı
sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki iĢlerden ve emri altındakilerin eylem ve
iĢlemlerinden de sorumludur” Ģeklinde belirtilmiĢtir. Siyasi sorumluluğun yaptırımı yine
siyasi niteliktedir ve sorumlu bulunan bakanın Meclis tarafından görevden düĢürülmesi
Ģeklinde ortaya çıkar.
Bakanların cezai sorumluluğu, bakanın göreviyle ilgili herhangi bir suç iĢlemiĢ
olup olmadığının TBMM’ce soruĢturulması ve soruĢturmanın sonunda Yüce Divan’a
sevk kararı verilmesi halinde yargılamanın Yüce Divan tarafından sonuçlandırılması
sürecini ifade eder.
233 sayılı KHK kapsamında tüzelkiĢiliğe sahip, KĠT statüsünde bulunan T. Halk
Bankası A.ġ., bu KHK’de belirtilen yönetim yapısı ile birlikte, Bankalar Kanunu (olay
dönemine göre 3182 ve 23.6.1999’dan sonra 4389 sayılı Yasalar) hükümlerine göre
bankacılık faaliyetini yürütmektedir. Banka’nın Ana Statüsü ve Bankalar Kanunu
hükümlerine göre, bankacılık faaliyeti ile ilgili iĢlemleri yönetim kurulu ve genel müdür
tarafından yerine getirilmektedir. T. Halk Bankası’nın ilgili olduğu Bakan’ın Banka’nın
bankacılık faaliyeti ile ilgili iĢ ve iĢlemlerin yürütülmesinde görevi bulunmamaktadır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
103
B- Ġmza Yetkilerinin Kaldırılması
3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun “Ġdari tedbirler” baĢlıklı 62. maddesinin,
16.6.1994 günlü, 538 sayılı KHK ile değiĢik (1) sayılı fıkrasında;
“Bankalar yeminli murakıplarınca yapılan denetlemelerde; bu Kanun veya ilgili
diğer mevzuat hükümlerini ihlal ettikleri ve bankanın emin bir Ģekilde çalıĢmasını
tehlikeye düĢürdükleri tespit edilen banka mensuplarının, haklarında kanuni kovuĢturma
istenmesini müteakip Bakanlığın (3182 sayılı Yasa‟nın 538 sayılı KHK ile değiĢik 3.
maddesine göre Hazine MüsteĢarlığı‟nın bağlı olduğu Bakanlık) talebi üzerine imza
yetkilerinin kaldırılması zorunludur. Bu kimseler Bakanlığın izni olmadıkça imza yetkili
personel olarak hiçbir bankada çalıĢtırılamazlar” hükmü getirilmiĢtir. 3182 sayılı
Yasa’nın yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte, 4389 sayılı Yasa’nın 9. maddesinin (5)
sayılı fıkrasının (b) bendinde, imza yetkisinin kaldırılması; “Yapılan denetlemeler
sonucunda, bu Kanun veya ilgili diğer mevzuat hükümlerini ihlal ettikleri ve bankanın
emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye düĢürdükleri tespit edilen banka mensuplarının,
haklarında kanuni kovuĢturma istenmesini müteakip Kurulun (Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurulu) talebi üzerine geçici olarak imza yetkilerinin kaldırılması zorunludur.
Bu kimseler Kurulun izni olmadıkça imza yetkisini haiz personel olarak hiçbir bankada
çalıĢtırılamazlar” Ģeklinde düzenlenmiĢtir.
3182 sayılı Yasa’da geçen bakanlık, Yasa’nın 3. maddesine göre, Hazine
MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu bakanlıktır. Buna göre, banka mensuplarının imza
yetkilerinin kaldırılması istemi, Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Bakanlığa (Devlet
Bakanlığına) tanınmıĢ olup, ilgililer hakkında “kanuni kovuĢturma istenmesi” koĢuluna
bağlanmıĢtır.
3182 sayılı Bankalar Kanunu’nda, banka mensupları hakkında yasal soruĢturma
yetkisi Hazine MüsteĢarlığı bünyesindeki BYMK’deyken, 18.6.1999 günlü, 4389 sayılı
Bankalar Kanunu ile bu yetki, BDDK’ye geçmiĢtir. Ancak, T. Halk Bankası yönünden,
Banka’nın KĠT statüsünde bulunduğu dönemde (25.11.2000 gününde 4603 sayılı Yasa ile
KĠT statüsünden çıkarılmıĢtır) 399 sayılı KHK’nin 11/d maddesine göre, bu Banka
mensuplarının görevlerini icra sırasında iĢledikleri suçlardan dolayı yargılanmaları, ilgili
Bakan’ın iznine bağlı tutulmuĢtur.
3182 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde, “kanuni kovuĢturma” sözcüklerine yer
verilmiĢtir. 1412 sayılı CMUK’de kovuĢturma ve soruĢturma sözcüklerinin tanımına yer
verilmemiĢtir. 5271 sayılı CMK’nin 2. maddesinin (1) sayılı fıkrasının (e) bendine göre
SoruĢturma, “Kanuna göre yetkili mercilerce suç Ģüphesinin öğrenilmesinden
iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi”; (f) bendine göre KovuĢturma,
“Ġddianamenin kabulüyle baĢlayıp, hükmün kesinleĢmesine kadar geçen evreyi” ifade
etmektedir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
104
3182 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde, imza yetkisinin kaldırılması Hazine
MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Bakanlığın talebine bağlanmıĢtır. Bu taleple birlikte, imza
yetkisinin, Banka’da kimler tarafından nasıl kaldırılacağına dair Yasa’da ve ilgili diğer
düzenlemelerde açık bir kural bulunmamaktadır. Olaydaki banka T. Halk Bankası A.ġ.
olup, imza yetkisinin kaldırılması konusunun tarihi itibariyle bu Banka; yönetimi ve
personeli 233 ve 399 sayılı KHK’lere, bankacılık iĢlemleri ise 3182 sayılı Bankalar
Kanunu’na tabi KĠT statüsünde bir bankadır. Banka’nın, 28.10.1984 günlü Resmi
Gazete’de yayımlanan Ana Statüsünde (m.6), Banka’nın yönetimi ile ilgili her türlü
kararı alma yetkisi “Yönetim Kurulu”na verilmiĢtir. Yönetim Kurulu bu yetkisini gerekli
hallerde Genel Müdür ya da yardımcılarına devredebilmektedir. Banka Yönetim Kurulu
ile diğer mensuplarının imza yetkileri, atamaları ile birlikte verilmektedir. BaĢka bir
deyiĢle “atama” iĢlemi ile “imza yetkisi” iĢlemi birlikte gerçekleĢtirilen bir iĢlemdir. Bu
durumda, imza yetkisinin kaldırılması iĢleminin, usulde paralellik ilkesine göre, atamaya
ve buna bağlı olarak imza yetkisi vermeye yetkili makamlar tarafından yapılması
gerekmektedir.
Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri Personel Rejimi 399 sayılı KHK’nin 3. maddesinde
düzenlenmiĢtir. Buna göre hizmetler, memurlar, sözleĢmeli personel ve iĢçiler eliyle
gördürülmektedir. Yönetim Kurulu üyelerine iliĢkin atama 233 sayılı KHK’nin 6.
maddesinde, memurlara iliĢkin atama 399 sayılı KHK’nin 5. maddesinde, sözleĢmeli
personele iliĢkin atama ise 399 sayılı KHK’nin 6. maddesinde gösterilmiĢtir.
Bu düzenlemelere göre;
a) Genel Müdür ve yardımcıları dıĢındaki Yönetim Kurulu üyeleri, ikisi ilgili
Bakan’ın, biri Hazine ve DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Bakan’ın, iki genel
müdür yardımcıları arasından ilgili Bakan’ın teklifi üzerine ortak kararname ile
atanmaktadır.
b) Genel Müdür ve Genel müdür yardımcıları, ilgili bakanın teklifi üzerine 2451
sayılı Yasa’ya göre ortak kararname ile atanmaktadır.
c) Memurlar ve sözleĢmeli personel ise Yönetim Kurulu kararı ile atanmakta,
Yönetim Kurulu bu yetkisini sınırlarını açıkça belirlemek kaydıyla devredebilmektedir.
Genel Müdür ve Yönetim Kurulu üyelerinin görevlerini icra sırasında iĢledikleri
suçlardan dolayı yargılanmaları aynı KHK’nin 11. maddesine göre, ilgili Bakan’ın iznine
bağlı olup; bu konuda Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında
Kanun hükümleri uygulanmaktadır. Atama iĢlemleri ile imza yetkileri tek iĢlemle
yapılmakta ve notere onaylatılan bu iĢlemler, aynı zamanda Ticaret Sicil Gazetesi’nde
ilan edilmektedir. Dolayısıyla, atama iĢleminin ve imza yetkisinin geri alınmasında da
aynı usul uygulanmakta ve durum Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilmektedir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
105
Somut olayda, Yönetim Kurulu üyelerinin imza yetkili olarak atama iĢlemi
(Hazine ve DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Bakan’ın teklifi üzerine atanan bir
adet yönetim kurulu üyesi hariç), Banka’nın ilgili olduğu Bakanın teklifi üzerine ortak
kararname ile yapılmıĢtır. Buna göre Yönetim Kurulu üyelerinin imza yetkilerinin
kaldırılması iĢleminin de (ki bu durumda Yönetim Kurulu üyesi görevden de alınmıĢ
olmaktadır) usulde paralellik ilkesi gereği Banka’nın ilgili olduğu Bakan’ın teklifi
üzerine ortak kararname ile yapılması gerekmektedir. Bu durumda, Yönetim Kurulu
üyelerinin (genel müdür ve yardımcıları dahil) atama iĢlemi ilgili Bakan’ın teklifi üzerine
ortak kararname ile yapıldığından, bu kiĢilerle ilgili olarak ilgili Bakan’ın “teklif” iĢlemi
dıĢında bir yetkisi bulunmamaktadır. Yönetim Kurulu üyesi olmayan diğer Banka
mensuplarının atama iĢleminde ise Yönetim Kurulu yetkili olduğundan, bu kiĢilerin imza
yetkilerinin kaldırılması yönünden ilgili Bakan’ın bir görevi yoktur. Hazine’den sorumlu
Bakan’ın (GüneĢ Taner) yazdığı 16.11.1998 günlü yazıda da, Banka’nın emin Ģekilde
çalıĢmasını tehlikeye düĢürdükleri iddia olunan kiĢiler belirtildikten sonra, 399 sayılı
KHK’nin 5. maddesi gereğince, Genel Müdür ve Genel Müdür yardımcılarının
değiĢtirilmesi hususunda ilgili Bakan’ın (Hasan Hüsamettin Özkan) teklifine gerek
olduğu ifade edilmiĢtir.
T. Halk Bankası’nın 1996 yılı temennileriyle ilgili soruĢturmalar 1998 yılında
yapılmıĢ ve Hazine MüsteĢarlığı’ndan sorumlu Bakan (GüneĢ Taner) tarafından doğrudan
savcılığa intikal ettirilmiĢtir. Devlet Bakanı GüneĢ Taner tarafından Hasan Hüsamettin
Özkan’a yazılan 16.11.1998 günlü, 77576 sayılı yazı ile Banka yöneticileri hakkında
3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 62/1. maddesi uyarınca imza yetkilerinin kaldırılması
istenmiĢ, bu konuda Hasan Hüsamettin Özkan tarafından, “kanuni kovuĢturma”nın, 399
sayılı KHK’nin 11/d maddesinin gereği yerine getirilmeden baĢlatıldığı, nitekim Ankara
Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nın da görevsizlik kararı verdiği, bu nedenle imza yetkisi
kaldırılması talebinin hukuken geçersiz” olduğu gerekçesiyle bir iĢlem yapılmamıĢtır.
C- SoruĢturma Ġzni Verilmesi
3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 62. maddesine göre banka mensupları
hakkında soruĢturma baĢlatılması ve yasal kovuĢturma istenmesi yetkisi Hazine
MüsteĢarlığı’ndan sorumlu Bakanlığa aittir. Bankalar Kanunu’ndaki bu genel hüküm,
Türkiye’deki tüm bankalar hakkında uygulanmakla birlikte, 233 sayılı KHK kapsamında
KĠT statüsünde bulunan bankalar için, bu bankaların statüleri gereği özel bir hüküm
bulunmaktadır.
399 sayılı “Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi”ne
dair KHK’nin 11. maddesinin 2.12.1999 günlü, 4483 sayılı Yasa ile değiĢik (d) bendinde;
“TeĢebbüs genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerini icra sırasında
iĢledikleri suçlardan dolayı yargılanmaları, ilgili bakanın iznine bağlı olup; bu konuda
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri
uygulanır” kuralı getirilmiĢtir. Buna göre 233 sayılı KHK kapsamında KĠT statüsünde
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
106
bulunan T. Halk Bankası A.ġ., 3182 sayılı Bankalar Kanunu’na tabi olmakla birlikte,
genel müdür ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerini icra sırasında iĢledikleri suçlardan
dolayı yargılanmaları bakımından diğer bankalardan ayrı bir kurala tabi tutulmuĢlardır.
D- Olaylar
1- Sanık Hasan Hüsamettin Özkan ile Ġlgili Olaylar
a- Sanık Hakkındaki Ġlk Suçlamanın Ġncelenmesi
TBMM’nin kamu davası açacak nitelikteki kararları ile ekinde yer alan TBMM
(9/3) Sayılı SoruĢturma Komisyonu Raporu ve eklerinin değerlendirilmesinde 2.7.1997-
26.12.2000 günleri arasında T. Halk Bankası A.ġ.’nden sorumlu Devlet Bakanı olarak
görev yapan sanık Hasan Hüsamettin Özkan’a yüklenen eylemler ile ilgili dosya
kapsamındaki maddi olayların seyri dört ana baĢlık altında incelenmiĢtir.
aa) Sanığın Bakanlık Döneminden Önce BaĢlatılan Ġncelemeler
Sanık Bakan’ın 2.7.1997 gününde bakanlık görevine baĢlamasından önce
29.7.1996 günü, dönemin BaĢbakanı’nın verdiği talimat ile T. Halk Bankası’ndan kredi
kullanan bazı firmalara iliĢkin ihbarlar nedeniyle BaĢbakanlık müfettiĢleri ve BYMK
tarafından bir rapor düzenlendiği, bunun üzerine 11.7.1997 günü ilgili Banka’ya rapor
gereği uyarılarda bulunulduğu, bilahare kamu bankaları ile ilgili yaygın Ģikayetler
nedeniyle 19.8.1997 gün ve 145 sayılı BaĢbakanlık Onayı’na bağlı olarak T. Halk
Bankası hakkında BaĢbakanlık müfettiĢleri, BYDK ve BYMK yetkililerinden oluĢan
komisyonun müĢtereken 23.10.1997 gün ve 11/97-5 sayılı genel değerlendirme ve
soruĢturmayı gerektirir hususların tespiti hakkında rapor düzenlediği, diğer kamu
bankaları hakkında düzenlenen raporlar ile birlikte tamamının değerlendirilmesi için
BaĢbakan’dan alınan 20.11.1997 gün ve 162 sayılı onay üzerine inceleme ve soruĢturma
istenilen konularda oluĢturulan BaĢbakanlık müfettiĢleri koordinatörlüğünde BYDK ve
BYMK yetkililerinden oluĢan son komisyonun 10.7.1998, 5.8.1998, 29.9.1998,
2.12.1998 ve 10.2.1999 gibi çeĢitli günlerde raporlar düzenlediği ve bunlardan 10.7.1998
gün ve 11/98-02 R sayılı rapor ile ilgili olarak sanık Bakan’ın göreve baĢlamasından 15
gün sonra 17.7.1998 gün ve 97 sayılı onay üzerine 399 sayılı KHK’nin 11/d maddesi
uyarınca yargılanmaları için gerekli kovuĢturma izni verilerek, dönemin T. Halk Bankası
yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve haklarında 765 sayılı TCK’nin
240. maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, diğer raporların,
komisyonca ceza teklifinde bulunulmamakla birlikte değerlendirilmesi için T. Halk
Bankası’nın ilgili olduğu Devlet Bakanı’na (H. Özkan) gönderilmiĢ olduğu anlaĢılmıĢtır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
107
ab) Hazine MüsteĢarlığı’nca Yapılan Ġncelemeler
Diğer taraftan, T. Halk Bankası Genel Müdürlüğü’nde yıllık olağan denetimlerde
bulunan Hazine MüsteĢarlığı’na bağlı BYMK tarafından Banka’da yapılan incelemeler
sonucunda, 72 sayılı KHK uyarınca görevli BYDK’ce 1996 yılı T. Halk Bankası Hesap
Denetim Raporunda yer alan temenniler, gereği için BYMK’ye gönderildiğinde,
yapılacak iĢlemler BYMK Görev ve ÇalıĢma Esasları Yönetmeliği’nin 58. maddesine
göre yürütülmek zorunda olduğundan, BYMK tarafından düzenlenen ve Hazine
MüsteĢarlığı’na sunulan;
1) 5.2.1998 günlü, R-5, R-5 sayılı,
(YurtdıĢı harcamalarda kabul edilmeyen giderler)
2) 23.1.1998 günlü, R-4, R-4 sayılı,
(YurtdıĢı geçici görevlendirmelerle ilgili 233 sayılı KHK’ye aykırılıklar)
3) 23.1.1998 günlü, R-3, R-3 sayılı,
(Banka’nın bazı aktif hesaplarında kredi uygulamalarındaki gözlemler)
4) 15.1.1998 günlü, R-1, R-1 sayılı,
(Brüksel temsilciliğinin kabul edilmeyen genel giderleri)
dört adet rapor, Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanlığı (G.
Taner) tarafından Banka’nın ilgili olduğu Devlet Bakanlığı’na (H. Özkan) 4.3.1998
günlü, 396, 397, 398 ve 399 sayılı yazılar ekinde gönderilmiĢtir.
Anılan raporlar, cevaplandırılması için 19.3.1998 günü Banka Genel
Müdürlüğü’ne gönderilmiĢ, 14.4.1998 günlü Banka cevabi yazıları, 27.4.1998 günü sanık
Bakan tarafından bir yazı8 ekinde Hazine MüsteĢarlığı’na aynen iletilmiĢtir.
BYMK raporları hakkında henüz Banka cevapları alınmadan 4.4.1998 günü
yazılı basında bir takım yazıların yer alması üzerine, Banka Genel Müdürü bu yazıların
maksatlı ve taraflı olduğu düĢüncesini açıklayan cevabi yazılarını ilgili yerlere
göndermiĢtir. Genel Müdür’ün bu iddialarına karĢı, Hazine MüsteĢarlığı’ndan sorumlu
Devlet Bakanı GüneĢ Taner, ilgili Bakan sıfatıyla Hasan Hüsamettin Özkan’a 22.4.1998
gün ve 1080 sayılı yazı ile verdiği cevapta, MüsteĢarlık mensuplarının geleneğinde
basına bilgi sızdırmak olmadığı gibi baĢkasından da yardım isteme ihtiyacının
bulunmadığını belirtmiĢ ve Genel Müdür’ün gazeteye gönderdiği cevabi yazının baĢka
yerlere de iletilmesini eleĢtirmiĢtir. Yazının sonuç bölümünde, 29.4.1998 günü KĠT Alt
Komisyonu’nda görüĢülecek BYDK’nin 1996 yılı Raporu’nda yer alan tespit ve
temennilerin, daha önce gönderilen yeminli murakıp raporlarındaki tespitleri teyit eder
mahiyette olduğu belirtilmiĢ ve BYDK 1996 yılı T. Halk Bankası A.ġ. Rapor sureti yazı
ekinde gönderilmiĢtir.
8 Sanık Bakan tarafından yazılan olaylara konu ilk yazı (27.4.1998).
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
108
Banka’nın ilgili olduğu Devlet Bakanı (H. Özkan), 4.5.1998 günlü, 431 sayılı
yazı9 ile de Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’nın 22.4.1998 gün ve
1080 sayılı yazısına cevap vererek, henüz iĢleme konulmamıĢ murakıp raporlarının
basında yer almasından dolayı oluĢan kaygılar ile raporda kullanılan üslubun memuriyet
vakarına yakıĢmadığını belirterek, kurumları rencide edici sıfat ve sözlere dikkat çekmiĢ,
BYMK BaĢkanı ve Banka Genel Müdürü arasında var olduğu ileri sürülen çekiĢmeleri
aktarıp, raporda yer alan tespit ve tenkitlerin, bankaların mali yapı ve mevzuat
hükümlerinden kaynaklandığı, bankacılık ilke ve esaslarına aykırı tahsisler ile geri
dönmeyen kredilerin kullanımının enflasyonla aĢındırılmaya çalıĢıldığı, kamu
mevduatının rekabet ilkelerine aykırı himaye gören baĢkaca bankalara yönlendirilmesi
gibi konular hakkındaki hassasiyet ve özenini gösteren açıklamalarını sunmuĢtur. Aynı
yazıda ayrıca, Banka’nın cevapları ve suçlanan yöneticilerin savunma hakkı ve suçun
manevi unsuru açısından kasıt unsurunun var olup olmadığı da dikkate alınarak, konunun
bu çerçevede emsal bankaların uygulamalarına da bakılarak objektif bir Ģekilde
değerlendirilmesi, yapılacak iĢlemlerin ve alınacak tedbirlerin bu değerlendirme
sonuçlarına göre belirlenmesi ve gerekirse Banka’ya ödettirilenler varsa ilgililerden
tazmini yoluna gidilmesi gerektiği üzerinde durulmuĢ ve bu konuda gereken duyarlılığın
gösterilmesini talep ve “gerçekten bilerek ve isteyerek yapıldığına kanaat getirilen
suiistimaller varsa, Bakanlığımca bunların gereğinin yapılacağından kuĢku
duyulmamalıdır” denilerek, sonuç olarak da “Bankaların denetimiyle görevli olanlardan,
objektif ve tarafsızlıklarını yitirdikleri, yetkilerinin arkasına sığınıp, görevlerini kiĢisel
zaaflarına alet ettikleri belirlenenler için de Makamlarınca aynı duyarlılığın gösterilmesi
gerektiği”nin ifade edildiği görülmüĢtür.
ac) BYDK’nin 1996 Yılı T. Halk Bankası Raporları Konusundaki
GeliĢmeler
BYDK Üyeler Kurulu’nun 72 sayılı KHK gereği 10.2.1998 günü T. Halk
Bankası hesapları ile ilgili kabul ettiği raporda, inceleme ve soruĢturulmasını istediği
ondört temenni (6, 8, 22, 23, 26, 27, 28, 30, 31, 35, 39, 40, 44 ve 45 sayılı temenniler),
20.2.1998 günü BaĢbakanlığa, oradan da 27.2.1998 günü Hazine MüsteĢarlığı’na ve
Banka’nın ilgili olduğu Devlet Bakanlığı’na gönderilmiĢtir.
Banka’nın, söz konusu temenniler hakkında 14.4.1998 günü ilgili Bakan’a (H.
Özkan), 17.4.1998 günü ise BYDK’ye cevaplarını ilettiği, bu cevaplarda özetle; oluĢan
personel açığının giderilmesi için, BaĢbakanlık genelgeleri doğrultusunda personel
alındığını, yurtdıĢı geçici görevlendirmelerde Harcırah Kanunu yerine T.C. Merkez
Bankası’na ait iki genelgenin uygulandığını, kredi açılıĢ ve uygulamalarında mevzuata
aykırılık ve soruĢturulacak husus bulunmadığını, herhangi bir Banka zararı olmayıp,
konunun BYDK tarafından yeniden değerlendirilmesi kanaatinde olduklarını bildirdikleri
görülmüĢtür.
9 Sanık Bakan tarafından yazılan olaylara konu ikinci yazı (4.5.1998).
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
109
BYDK’nin 1996 yılı raporunda yer alan ve soruĢturulması istenen ondört
temenni üzerine BYMK tarafından yapılan inceleme ve soruĢturmalar neticesinde
düzenlenen oniki rapora göre ise;
1- 1996/6 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 29.6.1998 gün ve R-5
sayılı raporda, Banka Genel Müdürü Yenal Ansen, Genel Müdür Yardımcısı Osman Nuri
Ertuğ ile Personel Müdürü M. Ertüm Gürsoy’un eylemlerinin TCK’nin 240. maddesi
uyarınca görevi kötüye kullanma suçu kapsamında olduğu,
2- 1996/8 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 10.3.1998 gün ve R-6, R-
6, 10.3.1998 gün ve R-7, R-7, 23.3.1998 gün ve R-8, R-8, 5.5.1998 gün ve R-9, R-9
sayılı raporlara konu eylemlerle ilgili sorumlular, Banka Genel Müdürü Yenal Ansen,
Genel Müdür Yardımcıları H. Barbaros Olcay, O.Nuri Ertuğ ve M. Necat Budak’ın
eylemlerinin de TCK’nin 202. maddesinde ifadesini bulan zimmet suçunun unsurlarını
oluĢturduğu,
3- 1996/22 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 6.7.1998 gün ve R-4
sayılı raporda, ilgili ġube Müdürü Muzaffer Tek, Banka Ticari Krediler Müdürü Muazzez
Ela, Genel Müdür Yardımcıları H. Barbaros Olcay, Osman Nuri Ertuğ, Genel Müdür
Yenal Ansen, Yönetim Kurulu Üyeleri A. Ġhsan Elgin, Hasan Özcan, Yücel Dirik ve
Halil Sarıaslan’ın eylemlerinin, tahsil edilemeyen krediler için ek teminat almamak ve
benzeri kredi ile ilgili bankacılık iĢlemlerinde TCK’nin 240. maddesi uyarınca görevi
kötüye kullanma suçu kapsamında olduğunun tespit edildiği,
4- 1996/23 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 17.4.1998 gün ve R-1
sayılı raporda, ilgili ġube Müdürü Muzaffer Tek, ġube Müdür Yardımcıları Ġ. Tevfik
Sekizinci ve Nurhan Sarıkuzu’nun eylemlerinin 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 32., 51.
ve 52. maddelerine aykırılık kapsamında olduğu,
5- 1996/26, 27 ve 28 numaralı temennilerle ilgili olarak düzenlenen 17.9.1998
gün ve R-2 sayılı raporda, ilgili ġube Müdürü Mustafa ÇalıĢkan, Banka Ticari Krediler
Müdürü Muazzez Ela, Genel Müdür Yardımcısı H. Barbaros Olcay, Genel Müdür Yenal
Ansen, Yönetim Kurulu Üyeleri A. Ġhsan Elgin, Hasan Özcan, Yücel Dirik ve Halil
Sarıaslan’ın eylemlerinin TCK’nin 240. maddesi uyarınca görevi kötüye kullanma suçu
olduğu,
6- 1996/30 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 9.8.1999 gün ve R-8, R-
7, R-7 sayılı raporda, Ġzmir ġubesi Eski Müdürü Esen Özgün, Banka Sanayi Kredileri
Müdürü Uğur Kınay, Ticari Krediler Müdürü Muazzez Ela, Genel Müdür Yardımcısı
Osman Nuri Ertuğ, Genel Müdür Yenal Ansen’in bir firma ile ilgili kredilendirme ve
takip eylemlerinin TCK’nin 230. maddesi uyarınca görevi savsama suçu kapsamında
olduğu sonucuna vardıkları,
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
110
7- 1996/31 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 1.2.2002 gün ve R-1, R-
1, R-1 sayılı raporda, hakkında Hazine Kontrolörleri tarafından raporlar düzenlenen
temenni konusu firmaya yönelik olarak denetimde mükerrerliğin önlenmesi bakımından
denetim ekibince ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmediği,
8- 1996/35 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 31.7.2000 gün ve R-4
sayılı raporda, ilgili ġube Müdürü Vecihi Koçer, Banka Ticari Krediler Müdürü Muazzez
Ela, Genel Müdür Yardımcıları Osman Nuri Ertuğ, Barbaros Olcay, Genel Müdür Yenal
Ansen, Yönetim Kurulu Üyeleri Ali Ġhsan Elgin ve Hasan Özcan’ın yine Banka’ca bir
firmaya kullandırılan kredi ve takip iĢlemlerindeki eylemlerinin TCK’nin 240. maddesi
uyarınca görevi kötüye kullanma suçu kapsamında olduğu,
9- 1996/39 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 6.11.1998 gün ve R-3
sayılı raporda, ilgili ġube Müdürü Vecihi Koçer, Banka Ticari Kredileri Müdürü
Muazzez Ela, Yönetim Kurulu Üyeleri Osman Nuri Ertuğ, Barbaros Olcay, Ali Ġhsan
Elgin, Hasan Özcan, Yücel Dirik, Genel Müdür Yenal Ansen’in bazı firmaların
kredilendirmesi iĢlemlerinin 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 32., 44., 51., 52. ve 53.
maddelerine aykırılık teĢkil ettiği ve ayrıca ilgililerin eylemlerinin TCK’nin 230., 240. ve
345. maddelerinde öngörülen suçları meydana getirdiği,
10- 1996/40 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 01.2.2002 gün ve R-1,
R-1, R-1, R-1 sayılı raporda, hakkında Hazine Kontrolörleri tarafından raporlar
düzenlenen temenni konusu firmaya yönelik olarak denetimde mükerrerliğin önlenmesi
bakımından denetim ekibince ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmediği,
11- 1996/44 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 20.3.2000 gün ve R-5
sayılı raporda, Banka Ticari Krediler Müdürü Muazzez Ela, Genel Müdür Yardımcısı
Barbaros Olcay, Genel Müdür Yenal Ansen’in bir firmada olan alacakların teminatsız
kalması ve Banka’nın zarara uğramasına sebebiyet veren eylemlerinin TCK’nin 240.
maddesi kapsamında kovuĢturma konusu yapılmasını gerektirdiği,
12- 1996/45 numaralı temenni ile ilgili olarak düzenlenen 28.4.1999 gün ve R-2,
R-3 sayılı raporda, cezai sorumluluk öngörülmeyip Banka ve Ģube yetkililerinin
uygulamalarının yeterli olduğu görüĢlerine yer verildiği,
GörülmüĢtür.
Düzenlenen bu raporlardan, 31, 35, 40 ve 44 numaralı temennilere iliĢkin olanlar
hariç, diğer temennilerden on adedi ile ilgili olarak BYMK’nin hazırladığı rapor ve sonuç
bilgileri BYDK’ye 22.10.1999 günü cevaben iletilmiĢtir.
Bu süreç içinde BYMK tarafından 12.11.1998 gününe kadar düzenlenen söz
konusu;
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
111
1- 1996/6 numaralı temenni konusu 29.6.1998 gün ve R-5 sayılı BYMK raporu,
Hazine MüsteĢarlığı KĠT Genel Müdürlüğü’nün 10.9.1998 gün ve 60225 sayılı yazısı ile,
2- Banka tarafından faiz oranlarının beĢ puan aĢağı çekilmesi konulu 20.4.1998
gün ve R-1 sayılı rapor, Hazine MüsteĢarlığı KĠT Genel Müdürlüğü’nün 21.9.1998 gün
ve 62334 sayılı yazısı ile,
3- 1996/26, 27, 28 numaralı temenniler konusu 17.9.1998 gün ve R-2 sayılı
rapor, Hazine MüsteĢarlığı KĠT Genel Müdürlüğü’nün 3.11.1998 gün ve 73037 sayılı
yazısı ile,
4- 1996/22 numaralı temenni konusu 6.7.1998 gün ve R-4 sayılı rapor, Hazine
MüsteĢarlığı BYMK BaĢkanlığı’nın 27.8.1998 gün ve 1706 sayılı yazısı ile,
5- 1996/39 numaralı temenni konusu 6.11.1998 gün ve R-3 sayılı rapor, Hazine
MüsteĢarlığı BYMK BaĢkanlığı’nın 12.11.1998 gün ve 2287 sayılı yazısı ile,
raporların, 399 sayılı KHK’nin 11/d maddesinde öngörülen soruĢturma izni
konusunda bir teĢebbüste bulunulmadan, Hazine MüsteĢarlığı’ndan sorumlu Devlet
Bakanı onayı ile doğrudan 9.7.1998 gününden itibaren baĢlayan değiĢik günlerde Ankara
Cumhuriyet BaĢsavcılığı’na gönderilerek suç duyurularında bulunulduğu anlaĢılmıĢtır.
Bu geliĢme üzerine, Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nca incelendikten sonra
1996/8 numaralı temenniye iliĢkin olan dosya diğerlerinden tefrik edilerek, kalan
dosyalar, 399 sayılı KHK’nin 11/d maddesi uyarınca “SORUġTURMA ĠZNĠ
VERĠLMESĠ KONUSUNUN TAKDĠRĠ ĠÇĠN GÖREVSĠZLĠK” kararları verilerek,
Banka’nın ilgili olduğu Devlet Bakanlığı’na (H.Özkan) 2.10.1998 gününden itibaren
çeĢitli günlerde gönderilmiĢtir.
Bu aĢamada sanık Bakanın, 20.11.1998 gün ve 1109 sayılı yazı10 ile Hazine
MüsteĢarlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanı GüneĢ Taner’i muhatap alıp, kendisinden izin
alınmadan C. Savcılıklarına gönderilen dosyaların Halkbank yetkililerinin
C. BaĢsavcılığına davet edilmesi ile öğrenildiğini, Banka’daki inceleme konusu olaylar
ile ilgili basına bilgi akıĢının ısrarla sürdürüldüğünü, bir güven kurumu olan Halk
Bankası’nın kamuoyu önünde yıpratılmasına yönelik kasıtlı bir kampanyanın
bulunduğunu, bu nedenle BYMK BaĢkanlığı’nca, yetkili mercii olan Bakanlığının bilgisi
dıĢında, Ankara C. BaĢsavcılığı nezdinde doğrudan baĢlatılmıĢ ancak soruĢturma izni
istenmek üzere görevsizlik kararı ile kesintiye uğrayan dosyalara, Banka cevapları da
eklenerek yeniden değerlendirilmek üzere Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet
Bakanlığı’na geri gönderildiğini, sonuç olarak bundan sonra, Bakanlığının ilgili kuruluĢu
olan T. Halk Bankası ile ilgili olarak, önceki 4.5.1998 gün ve 431 sayılı yazılarında
belirtilen görüĢler de göz önüne alınarak yapılacak değerlendirmeler sonucunda, yargı
10 Sanık Bakan tarafından yazılan olaylara konu üçüncü yazı (20.11.1998).
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
112
mercilerine intikal ettirilmesinde zorunluluk görüldüğü kanaatine ulaĢılan konular olursa,
bunların hukuk devletinin kural ve gelenekleri çerçevesinde öncelikle, yetkili makam
olan Bakanlığının takdirine sunulmasını ve ilgili kamu görevlilerinin, yazılı hukuk
kurallarının doğru anlaĢılıp objektif uygulanmasında kusur etmemeleri yanında, mesleki
etik değerlere de gerekli özeni göstermeleri gerektiğini ifade ettiği anlaĢılmıĢtır.
Hazine MüsteĢarlığı’nca bu konuda verilmiĢ bir cevaba rastlanılmamıĢtır.
Bu süreç devam ederken, yukarıda (D- Olaylar, 1-a bölümünde) anlatıldığı üzere
1992-1996 yılları arasında T. Halk Bankası, T. Emlak Bankası ve T. Vakıflar
Bankası’nda açılan krediler hakkında verilen BaĢbakanlık onayı ile BaĢbakanlık
müfettiĢleri, BYDK denetçileri ve BYMK murakıplarından oluĢturulan denetim ekibince
düzenlenen 28.9.1998 günlü inceleme raporunda yer alan hususların gereğinin yapılması,
bu bağlamda kamu bankalarında görülen temel sorunun yönetimden çok sermaye
yapısından kaynaklanması ve bu nedenle gerekli değiĢikliklerin sağlanmasına yönelik
çalıĢmaların baĢlatılması, ayrıca 31.10.1996 gün ve 14/96-13(5) sayılı raporda yer alan
Banka kredilerinin murakıplar tarafından incelenerek düzenlenecek raporun BaĢbakanlık
TeftiĢ Kurulu’na gönderilmesi ve yapılan iĢlemlerden BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’na bilgi
verilmesi konusunda BaĢbakanlık makamından alınan 1.12.1998 günlü onay üzerine
konunun 2.12.1998 günlü yazıyla BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu tarafından ilgili Bakan sanık
Hasan Hüsamettin Özkan’a iletildiği görülmüĢtür.
4.5.1998 günü savcılıktan gelen raporlar konusunda Hazine MüsteĢarlığı’na
yazılan yazı ve buna iliĢkin olarak, Hazine MüsteĢarlığı’ndan gelen bir cevap yazısı ya
da eylem tespit edilememiĢtir. Bu dönemde ayrıca, 2.12.1998 günü BaĢbakanlık TeftiĢ
Kurulu BaĢkanlığı’ndan gelen BaĢbakan onaylı yukarıda anlatılan ve kendilerine bilgi
verilmesi istemini içeren bu geliĢme karĢısında;
Sanık Bakan Hasan Hüsamettin Özkan’ın, 8.12.1998 gün ve 1183 sayılı yazısı11
ile (aynı tarihte 1998/34 sayılı BaĢbakanlık Genelgesi ile Hazine MüsteĢarlığı’nın
doğrudan BaĢbakanlık Makamına bağlanması üzerine) BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu
BaĢkanlığı’na istem gibi bilgi verilerek, aynı gün 31.10.1996 gün ve 14/96-13(5) sayılı
Halk Bankası raporunun gereğinin yapılması için talimat verdiği, ancak Hazine
MüsteĢarlığı BYMK’ce yapılan denetlemelerin zaten BYMK BaĢkanı’nın talimatı ile
yapılmıĢ olduğu; bu çerçevede düzenlenen ve kendisinin iznine baĢvurulmadan
Cumhuriyet savcılıklarına gönderilen soruĢturma izni istenmesi için görevsizlik
kararlarıyla Bakanlığı’na iade edildiğini, bu dosyalarla ilgili Banka’nın cevabi yazıları da
eklenerek dosyaların yeniden değerlendirilmek üzere Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı
olduğu Devlet Bakanlığı’na iade edildiğini ifade ettiği görülmüĢtür. Yine aynı yazıda,
raporlarda yer alan ve zaman zaman basına da yansıyan konuların baĢka bankalarda da
mevcut olan uygulamalar gibi olduğu, diğer bankalara nazaran Halk Bankası’nın üzerine
daha çok gelindiği, Halk Bankası’nın yıpratılmaya çalıĢıldığı, sorunun Banka Genel
11 Sanık Bakan tarafından yazılan olaylara konu beĢinci yazı (8.12.1998).
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
113
Müdürü ile BYMK BaĢkanı arasında var olduğu ileri sürülen husumetten kaynaklandığı
açıklamalarına da yer verilmiĢtir.
20.11.1998 günü Cumhuriyet savcılığınca iade edilen dosyaların yeniden
değerlendirilmesi konusunda Hazine MüsteĢarlığı’na gönderilen yazı12 sonrasında bu yazı
içeriği dikkate alınmaksızın bir baĢka denetim raporunun daha Cumhuriyet savcılığına
suç duyurusunda bulunularak gönderildiğinin öğrenilmesi üzerine ve bu arada sorumlu
bulunan Hazine MüsteĢarlığı’nın 8.12.1998 gününden itibaren BaĢbakanlığa bağlandığı
gerçeği karĢısında, sanık Bakan’ın 15.12.1998 gün ve 1213 sayılı13 yazı ile dönemin
BaĢbakanı’na o güne kadar olan bu geliĢmelerden bilgi verdiği ve sonuç olarak da;
“Belirtilen nedenlerle, konunun daha fazla sürüncemede kalıp, zaman israfına yol
açılmaması için, Halkbank’la ilgili olarak, Bakanlığımın bilgisi ve onayı olmaksızın
yetkisiz bir Ģekilde iĢleme konulmuĢ ancak henüz iade edilmemiĢ bulunan tüm
dosyaların, C. BaĢsavcılığından geri istenerek bu raporda eleĢtirilen konuların emsal
kamu bankalarının benzer uygulamalarında yapılan iĢlemler de göz önünde tutulmak
suretiyle objektif ve tarafsız bir Ģekilde yeni baĢtan değerlendirilmesine büyük bir ihtiyaç
bulunmaktadır.
Böylece yasaya aykırılıkla usulsüzlük, görevin kötüye kullanılması ile takdir
hakkının geniĢ yorumlanması arasındaki ince ayrım ortaya çıkacak ve bunların kasten
karıĢtırılarak yanıltıcı sonuçlara varılmasından kaynaklanan tutarsızlık önlenmiĢ
olacaktır. Ayrıca aynı değerlendirmenin BaĢbakanlık Hazine MüsteĢarlığı yetkililerinden,
konuyla ilgili kararları kendi görev ve yetki sınırlarını aĢarak öneren ve fiilen
uygulayanlar hakkında da yapılmasında yarar görülmektedir” biçimindeki ifadelerle
sorunun bir an önce çözüme kavuĢturulmasını istediği görülmüĢtür.
Dönemin BaĢbakanı Mesut Yılmaz da bu yazıyı, “Gereğini rica ederim” Ģeklinde
bir notla imzalayarak, Hazine MüsteĢarlığı’na göndermiĢtir.
Daha sonra BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu tarafından hazırlanan ve BaĢbakan
tarafından imzalanan 24.12.1998 gün ve M.184 sayılı yazıda, Hazine MüsteĢarlığı’nın
8.12.1998 günü BaĢbakanlığa bağlandığı açıklandıktan sonra, T. Halk Bankası A.ġ. ile
ilgili olup Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı’na gönderilen söz konusu beĢ dosyanın
BAġBAKANLIK BAġMÜFETTĠġLERĠ tarafından yeniden değerlendirilmesi,
değerlendirme sonuçlarının BaĢbakanlığa sunulması, değerlendirme sonucunda ilave
inceleme ve soruĢturma gerekmesi halinde bu hususların da BaĢbakanlık müfettiĢlerince
ikmal edilmesi kararlaĢtırılmıĢtır.
12 Dipnot 10.
13 Sanık Bakan tarafından yazılan olaylara konu altıncı yazı (15.12.1998).
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
114
24.12.1998 günlü bu onayın alınması üzerine, 30.12.1998 günlü yazıyla istenen
raporların, Hazine MüsteĢarlığı BYMK BaĢkanlığı tarafından beĢbuçuk ay gibi bir
gecikme ile 25.5.1999 günü BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı’na gönderildiği
görülmüĢtür.
Onay gereği görevlendirilen BaĢbakanlık müfettiĢleri tarafından bu konuda
hazırlanan 6.7.1999 günlü raporda;
“- Bütün raporların T.Halk Bankası A.ġ. kayıt, belge ve bilgilerine dayalı
olduğunun görüldüğü,
- Bu raporlar hakkında, Cumhuriyet Savcılıklarınca kovuĢturma yapılmasını
sağlayacak iznin verilmesi veya verilmemesinin 399 Sayılı KHK‟nin 11/d maddesine göre
T. Halk Bankası A.ġ.‟nin ilgili olduğu Devlet Bakan‟ının takdirine bağlı olduğu,
- Ayrıca konunun bir kere de T. Halk Bankası A.ġ. Genel Müdürlüğünde
inceleme ve soruĢturma yapan BAġBAKANLIK BAġMÜFETTĠġLERĠ tarafından
incelenmesinin uygun olacağının düĢünüldüğü” belirtilmiĢtir.
ad) BaĢbakanlık MüfettiĢlerince Ġnceleme Dönemi
BaĢbakanlık müfettiĢleri tarafından düzenlenen 6.7.1999 günlü, 14/99-152/33
sayılı rapora iliĢkin ve konunun bir kez de BaĢbakanlık baĢmüfettiĢleri tarafından
incelenmesi gerektiği düĢüncesiyle ilgili BaĢbakanlık Makamı’nın uygulama onayının
oluĢumu sırasında, BYDK BaĢkanlığı’ndan alınan 19.11.1999 günlü, 1213 sayılı,
dönemin Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler imzalı ve BYDK Üyeler Kurulu’nun 72 sayılı
KHK’nin 30/4. maddesi gereğince 4.11.1999 ve 11.11.1999 günlerinde yaptığı
toplantılar sonucu oluĢan görüĢe göre, bazı konularda murakıp raporlarına iĢtirak
edilmediğinin belirtilmesi karĢısında, ortaya çıkan görüĢ aykırılıklarının 72 sayılı
KHK’nin 30/6. maddesi uyarınca kesin olarak karara bağlanması için BaĢbakanlığa
gönderilmesi talebi üzerine BaĢbakanlık Makamı’ndan 1.2.2000 gün ve TeftiĢ.M:004
sayılı ikinci bir onayın alındığı anlaĢılmaktadır.
1.2.2000 günlü Onay’da, “BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından
BaĢbakanlığa intikal ettirilen konulardan bir kısmının daha önce 24.12.1998 günlü M:184
sayılı Olur ile BaĢbakanlık müfettiĢleri tarafından değerlendirildiği ve fakat BaĢbakanlık
Yüksek Denetleme Kurulunca bu kez konuların kesin ve nihai çözümü için 72 sayılı
KHK’nin 30. maddesi uyarınca BaĢbakanlığa intikal ettirilmesi nedeniyle daha öncekiler
dahil konuların tamamının BaĢbakanlık MüfettiĢlerince incelenmesi ve gerekirse
soruĢturulması” öngörülmüĢtür.
BaĢbakanlık onayı üzerine, BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu müfettiĢlerince yapılan
inceleme sonunda, 4.7.2000 günlü, 11/2000-03 sayılı inceleme raporu düzenlenmiĢtir.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
115
Söz konusu raporda onbir ayrı konuda inceleme yapıldığı, bunların birisinde daha önce
Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nca takipsizlik kararı verildiği, iki konu hariç
diğerlerinde yapılan iĢlemlerin normal bankacılık iĢlemleri mahiyetinde olduğu, iki
konuda ise soruĢturma izni verilmesinin uygun olacağı belirtilmiĢtir. BaĢbakanlığın
19.10.2000 gün ve 163 sayılı oluruyla Devlet Bakanlığı ve BaĢbakan Yardımcılığı’na
intikal eden rapora dayanılarak sanık Hasan Hüsamettin Özkan tarafından 20.10.2000
günü soruĢturma izni verilmiĢ, bunun üzerine rapor ve ekleri Ankara Cumhuriyet
BaĢsavcılığı’na intikal ettirilmiĢtir.
Ġddia ile ilgili dosya kapsamındaki maddi olayların yukarıdaki tespitler gibi
olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Sanık hakkında suçlamaya esas (9/3) sayılı Meclis SoruĢturması Komisyonu
raporunda, sanık Hasan Hüsamettin Özkan’ın sorumluluğuna iliĢkin değerlendirme
bölümünde yer alan bu ilk iddia konusunda sonuç olarak, BYDK temennileri
doğrultusunda BYMK raporlarını tekrar incelettirmek, Cumhuriyet savcılığına ulaĢan
dosyalarla ilgili soruĢturma izinlerini haklı gerekçelere dayanmaksızın zamanında
vermemek ve mükerrer denetimlere sebep olmak suretiyle denetimi sürüncemede
bırakmak Ģeklinde birbirine bağlı eylemler üzerine yapılandırılmıĢ olduğu görülmüĢtür.
Dosya içindeki maddi olaylar bu fiilleri birlikte değerlendirmeyi gerekli kılmıĢ,
bu itibarla, oluĢa neden olan eylemler, sanığın yazdığı yazılar, yapılan iĢlemler, bunların
geçirdiği süreç ve hukuki temelleri ve bu konulara iliĢkin tanık anlatımları bir bütünlük
içinde değerlendirilmiĢtir.
Ġddia, sanıkların bu fiilleri nedeniyle ilgili Kurul’un raporlarını, gereğinin
yapılmasını geciktirerek, tedbirler de almayarak, takdir hakkını amacı dıĢında kullanıp,
kanuni yetkisini aĢarak yasaya aykırı uygulamalar ile T. Halk Bankası A.ġ.’nin zarara
uğramasına sebebiyet vermek suretiyle eylemin 765 sayılı TCK’nin 240. maddesine
uyduğu Ģeklindedir.
Bu iddiaya sebep olan sanık Hasan Hüsamettin Özkan’ın eylemleri
incelendiğinde, bakanlık süreci içinde konuya esas hareket fiilini, yazdığı altı adet yazıya
bağlamak mümkündür.
Bunlardan ilki, Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’nın
4.3.1998 günlü yazısına karĢı gönderilen Banka ile ilgili düzenlenen raporlar hakkında
27.4.1998 günlü Banka cevabının gönderildiği üst yazıdır.
Ġkinci yazı, Banka hakkında düzenlenen raporların basında yer alması üzerine
Banka Genel Müdürü’nün yazdığı cevap mahiyetindeki yazı nedeniyle Hazine
MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanı GüneĢ Taner’in sanık Hasan Hüsamettin
Özkan’a yazdığı 22.4.1998 günlü yazıya cevap olarak yazılan 4.5.1998 günlü yazıdır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
116
Üçüncü yazı, Banka yetkilileri ile ilgili raporların Hazine MüsteĢarlığı’nca 399
sayılı KHK gereğince soruĢturma izni için Banka’nın ilgili olduğu Devlet Bakanı Hasan
Hüsamettin Özkan’a gönderilmek yerine doğrudan Ankara C. BaĢsavcılığı’na intikal
ettirilmesi ve bu makamca da soruĢturma izni istenmek üzere görevsizlik kararı verilerek
dosyaların Hasan Hüsamettin Özkan’a gönderilmesi nedeniyle sanık tarafından Hazine
MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanı GüneĢ Taner’e yazılan 20.11.1998 günlü
yazıdır.
Dördüncü yazı, bir sonraki iddianın konusu olan Banka yöneticilerinin imza
yetkilerinin kaldırılması konusunda Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanı
GüneĢ Taner tarafından sanığa yazılan 16.11.1998 günlü yazıya verilen cevabı içeren
24.11.1998 günlü yazıdır.
BeĢinci yazı, yukarıda açıklandığı üzere BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’na
gönderilen 8.12.1998 günlü yeniden değerlendirme yazısıdır.
Altıncı yazı ise Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanı GüneĢ
Taner’e yazılan 20.11.1998 günlü yazıya cevap verilmemesi üzerine, Hazine
MüsteĢarlığı’nın 8.12.1998’de doğrudan BaĢbakanlığa bağlanması nedeniyle sanık
tarafından BaĢbakan Mesut Yılmaz’a yazılan ve içeriği yukarıda açıklanan 15.12.1998
günlü yazıdır.
SoruĢturma Komisyonu raporunda, soruĢturulması ve incelenmesi istenen ondört
temenniye iliĢkin BYMK raporlarının neticeye ulaĢması için izlenen süreç içinde, 399
sayılı KHK’nin 11/d maddesine aykırı olarak uygulamaya konu edilmiĢ ve Cumhuriyet
savcılığına gönderilmiĢ, ancak buradan görevsizlik kararı ile 2.10.1998 tarihinden
itibaren iade edilmiĢ dosyalar hakkında, sanığın 8.12.1998 gün ve 1183 sayılı beĢinci yazı
üzerine alındığını düĢündüğü BaĢbakan Onayı (184 sayılı) ile dosyaların Cumhuriyet
BaĢsavcılığı’ndan, BaĢbakanlık müfettiĢlerince yeniden değerlendirilmesi için alınması
Ģeklindeki maddi olayın;
BaĢbakanlık müfettiĢlerince düzenlenen 6.7.1999 günlü raporda, sanığın ilgili
raporların objektif ve tarafsızlıktan uzak olduğu kanaati14, rapor sonucunda verilen tüm
raporların T. Halk Bankası kayıt ve bilgilerine dayalı olduğu, ancak rapor hakkında
kovuĢturma izni verilme takdirinin sanık Bakan’a ait olduğu neticesinin bu kanaati
ortadan kaldırmıĢ sayılacağı, belgeye uygun ise objektif olmadığının ileri sürülemeyeceği,
kendisine tanınan takdire bağlı soruĢturma izni konusunda ise zaman içinde bir geliĢme
olmadığı,BaĢbakan’dan alınan 1.2.2000 gün ve TeftiĢ M:004 sayılı Onay ile 1996 yılı 23,
30, 45 numaralı temennilerle birlikte 1996 yılından gelen yedi adet temenninin yeniden
incelenmesine ve soruĢturulmasına neden olunduğu, bu sonuç üzerine BaĢbakanlık
müfettiĢleri tarafından düzenlenen 4.7.2000 gün ve 11/2000-3 sayılı raporda bahsedilen
14 Dipnot 9.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
117
22, 26, 27, 28 numaralı temenniler konusundaki BYMK görüĢüne katılınmıĢ olması
karĢısında netice itibariyle 1996 yılı raporunda soruĢturulması temenni edilen raporların
iki kez BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’na incelettirildiği ve böylece açıklanan ve 1998 yılında
tamamlandığı ileri sürülen raporların yargıya intikalinin iki yıl geciktirilmiĢ olmasıyla,
soruĢturma izni istenilen Banka yetkilileri hakkında gereğinin yapılmasını bilerek ve
isteyerek geciktirdiği gerekçelerine dayandırıldığı anlaĢılmıĢtır.
Görüldüğü üzere bir yandan sanık Bakan hakkındaki suçlamaya esas dönemde,
tespitler bölümünde de anlatıldığı gibi, 57. Hükümet döneminde, içinde T. Halk
Bankası’nın da olduğu bazı kamu bankalarının 1992-1996 yılları arası açtığı krediler
konusunda yaptırılan denetimler sonucu, 29.9.1998 günü inceleme komisyonunca rapora
bağlanmıĢ ve 1.12.1998 günü BaĢbakan Onayı ile T. Halk Bankası ile ilgili olanları
murakıplarca incelenip, düzenlenecek raporların BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’na
gönderilmesinin istendiği bir süreç yaĢanmakta, diğer yandan Hazine MüsteĢarlığı
BYMK, 1996 yılı olağan denetimleri sonucu tespit edilen aykırılık hallerine iliĢkin dört
adet rapor ve bu raporlar hakkında basına sızan bilgilerle ilgili Hazine MüsteĢarlığı’nın
bağlı olduğu Devlet Bakanı ile Halk Bankası ile ilgili Devlet Bakanı arasında yapılan
yazıĢmalar ve rapor gerekleri ve rapor düzenlemede tarafsız, objektif olma kriterlerinin
lüzumu ve bankaların savunma hakkına dikkat edilmesi sayılırken, bir yandan da BYDK
10.2.1998 günü T. Halk Bankası ile ilgili denetimleri sürecinde rapor ettiği ondört adet
inceleme ve soruĢturma temennileri konusundaki raporların, BaĢbakanlığa, oradan ilgili
Hazine MüsteĢarlığı ve Banka ile ilgili Devlet Bakanlığı’na gönderilmesi ve
neticelendirme aĢamasında bir kısmının ilgili Bakan iznine gerek görülmeden doğrudan
Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunularak iletilmesi ve bunun üzerine geliĢen
olaylar dikkate alındığında;
SoruĢturma Komisyonu, T. Halk Bankası ile ilgili mevzuattan doğan zorunlu iç
ve dıĢ denetimleri sırasında geliĢen olaylardan bir kısmını suç konusu sanık eylemlerine
dayandırdığı, bir kısmını ise sadece tespit etmekle yetinip, tespitlerin oluĢum nedenlerini
ise suça konu sanık Bakan eylemleriyle yorum yoluyla iliĢkilendirdiği saptanmıĢtır.
Sanık Bakan’ın iĢlemlerine yön veren BaĢbakanlık onayları sonrasındaki
eylemlerde, nedensellik iliĢkisi dikkatlerden uzak tutulup, fiilin yarattığı sonuca getirilen
yorum ile varılan değerlendirme, ceza hukuku prensipleri dıĢında, oluĢa değil sonuca
bakılarak suç nitelemesi yapılmıĢ ve sanık bu Ģekilde sorumlu tutulmuĢtur.
T. Halk Bankası hakkındaki sayısız incelemeler ve raporlar üzerine yeniden
inceleme yapan diğer yetkili kurumların görüĢ farklılıkları ile birlikte SoruĢturma
Komisyonu’nu netice suçlamaya götüren, tekrar denetlettirildiği söylenen temennilerin,
dava dosyası kapsamındaki bir kısım temenniler ve bunlara iliĢkin soruĢturma raporları
olup, diğerleri hakkında ise bir açıklama ya da tespite rastlanılmamıĢtır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
118
Suçlamaya esas tespite konu dosyalar hakkında ve sanığın bu konudaki hareket
fiilini oluĢturan yazıĢmalarında, mükerrer denetimle yargıya geç intikal etmesine neden
olan ve görevin kötüye kullanıldığı netice yorumuna ulaĢtıran fiillerden biri gözüken,
soruĢturması temenni edilen raporların iki kez BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’na
incelettirilmesi istemi ya da bu sonuca götürecek bir talep bulunmamaktadır.
BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’nca hazırlanan 24.12.1998 günlü, TeftiĢ M:184 sayılı
BaĢbakanlık Onayının da, sanık Bakan tarafından değil, dönemin BaĢbakanlık TeftiĢ
Kurulu BaĢkanı Osman Nuri Oduncu’nun da yeminli anlatımlarında ifade ettiği üzere
tamamen BaĢbakan Mesut Yılmaz’ın bilgisi ve istemi ile gerçekleĢtirildiği ortadadır.
1996 yılından gelen bir talimata dayalı incelemenin sonuçlarına iliĢkin,
BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’na bilgi verilmesini içeren 1.12.1998 günlü onay üzerine,
Cumhuriyet savcılıklarından dönen dosyaların, yöntemine göre yeniden değerlendirilmesi
gerektiği konusunda Hazine MüsteĢarlığı’ndan talepte bulunulduğu, Hazine
MüsteĢarlığı’nın BaĢbakanlığa bağlanması üzerine de, 15.12.1998 gününde bu
geliĢmelerin BaĢbakanlığa bildirildiği, BaĢbakan’ın ise önünde bulduğu bu farklı rapor,
değerlendirme ve bilgilendirmeleri tek bir sonuç ile çözümlemek amacıyla 184 sayılı
onayda birleĢtirdiği görülmektedir.
BaĢbakan’ın 184 sayılı onay ile değerlendirilmesini istediği hususların
aydınlatılması aĢamasında, BYDK Üyeler Kurulu’nun BaĢbakanlığa ulaĢan, murakıpların
bazı düĢüncelerine iĢtirak edilmediği görüĢü üzerine, BaĢbakan’ın 1.2.2000 gününde yeni
bir onay vererek 184 sayılı onaydaki BaĢbakanlık müfettiĢleri değerlendirmeleri ile
BYDK arasındaki bu son görüĢ aykırılıklarının giderilmesi için yeniden T. Halk
Bankası’na iliĢkin tüm denetim raporlarının incelettirilmesini istediği, bu yeniden
değerlendirilme isteminin sanığa atfedilen mükerrer denetim eyleminden farklı olmadığı
anlaĢılmaktadır.
Sanık Bakan, 2.7.1997 gün ve 97/28 sayılı BaĢbakanlık genelgesi ile kendine
bağlanan T. Halk Bankası’nı 3046 sayılı “Bakanlıkların KuruluĢ ve Görev Esasları
Hakkında Kanun”un 21/3. maddesi gereği, en üst amiri olmak sıfatıyla faaliyet ve
iĢlemlerinden sorumlu ve hesaplarını denetlemekle ve aynı zamanda KĠT olması
nedeniyle 233 sayılı KHK’nin yönetim ve denetim hükümleri gereği anılan Banka’nın
kanun, tüzük ve yönetmeliklere uygunluğunu gözetmekle ve ayrıca aynı Yasa’nın 40/2.
maddesi gereğince de teftiĢ ve tahkike tabi tutmakla görevlidir.
Bu görev alanına sahip Bakan’a incelemeler ve soruĢturmalar hakkında izin verip
vermeme konusunda yasayla takdir yetkisinin tanındığı tartıĢmasızdır. Takdir yetkisi,
kamu yararı ile sınırlı ve amacına hizmet edecek biçimde görev gereklerine uygun
kullanılmalı, yargı denetimini iĢlevsiz hale getirmemeli, yetkinin bu sınırlar çerçevesinde
içinin doldurulabilmesi ve hakkın suiistimal edilmemesi için önlem, tespit, teftiĢ, yeniden
değerlendirme, bilgi ve belge isteme hakkı doğal olarak kullanılabilmelidir. Bu amaçla
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
119
olayları araĢtırma ve ön incelemenin istenilmesi Bakan’a tanınan yetkinin en doğal
sonucudur. Nitekim 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması
Hakkında Kanun da bu yöntemi benimsemiĢtir.
Her Ģeyden önce, baĢta Anayasa, uluslararası sözleĢmeler ve iç mevzuat gereği,
haklarında soruĢturma izni istenen kiĢilerin bu iddia ile ilgili savunmalarının ve diğer
kanıtların ortaya konulmasına fırsat verilerek takdir yetkisinin buna göre belirlenmesi
hukuksal bir zorunluluktur.
Somut olayda da sanık Hasan Hüsamettin Özkan, banka yöneticileri ile ilgili
anılan BYMK raporlarının 233 ve 399 sayılı KHK’lere aykırı olarak bilgisi haricinde
Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı’na intikal ettirilmesi ve Ankara Cumhuriyet
BaĢsavcılığı’nın da dosyaları soruĢturma izni istenmek üzere sanığa göndermesi üzerine
bu konuda bilgi sahibi olmuĢtur. Sanık, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini
kullanmak istemiĢ ve gerçek durumun ortaya çıkması, BYMK raporlarında Banka
yönetim kurulu üyelerinin bir kısmının sorumluluğunun olduğu belirtilmesine rağmen,
kredi tahsislerinde imzası olan bir kısım yöneticilerin sorumlu olmadıklarının
belirlenmesi gibi kendisinin ilk baĢta dikkati çeken değerlendirme hatalarının giderilmesi
için raporların yeniden değerlendirilmesini istemiĢtir. Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı,
soruĢturma izni için dosyaları Hasan Hüsamettin Özkan’a bağlı olan Devlet Bakanlığı’na
2.10.1998 gününden itibaren göndermiĢ olup, Hasan Hüsamettin Özkan’ın bunları
yeniden değerlendirilmesi için Hazine’ye göndermesi 20.11.1998 günü gerçekleĢmiĢtir.
Görüldüğü üzere burada geçen süre zamanaĢımının gerçekleĢmesine önemli derecede etki
edebilecek bir zaman dilimi değildir. Kaldı ki dosyaların, izlenen yol sonucunda sanık
Bakan’ın önüne iki yıl on aylık süre sonunda geldiği anlaĢılmıĢtır.
Sanık Bakan’ın, Bankalar Kanunu’na aykırılığı açıkça belirtilmemiĢ raporların
objektif değerlendirilmesi, varsa, usulsüzlüklerin düzelttirilmesini içeren 4.5.1998 günlü
Hazine MüsteĢarlığı ilgili Daire BaĢkanlığı’na gönderdiği yazı ile basına yansıyan
konular karĢısında bankacılık kurallarındaki hassasiyetini ve görevdeki özenini gösterdiği
görülmektedir.
SoruĢturma izni vermemek gibi bir takdir hakkı varken, sanık, bir kısım tanık
anlatımlarıyla ortaya konulduğu üzere, önceden denetleme yapılan konularda yeniden
denetim yapılması, bir kısım raporların önceden basına sızdırılması, bazı raporların
BYMK BaĢkanı’nca uzun süre iĢleme konulmadığının ortaya çıkması, suçlanan Banka
yöneticilerine bu konudaki görüĢleri alınmadan sorumluluk yöneltilmesi gibi
uygulamalar sonrasında raporların, BYMK BaĢkanı ile Banka Genel Müdürü arasındaki
çekiĢmeden kaynaklanan sübjektif olgulara dayalı olarak düzenlendiği yönündeki
kuĢkuların aydınlatılması amacıyla yeniden değerlendirilmesini istemiĢtir. Nitekim, bu
beĢ soruĢturma konusu da dahil olmak üzere toplam onbir konuda sonradan yapılan
değerlendirmede sadece iki kredi iĢlemi ile ilgili olarak soruĢturma izni verilmesi
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
120
gerektiğinin anlaĢılması üzerine sanık da ertesi gün bu soruĢturma izinlerini vermiĢtir. Bu
iĢlemde hukuka aykırılık görülmemiĢtir.
Sanık Hasan Hüsamettin Özkan’ın açıklanan biçimde, dosyaları Hazine
MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’na göndermesi ile, suçlama konusu
Banka yöneticilerini korumak ve yargılanmalarını önlemek için bilerek ve isteyerek rapor
gereklerinin yerine getirilmesini geciktirdiği bu yolla soruĢturmaların zamanaĢımına veya
4616 sayılı Kanun uygulamasına maruz bıraktığı yönündeki iddiaların doğruluğuna
iliĢkin kanıt bulunamamıĢtır. Dosyadaki kanıtlara göre sanık Hasan Hüsamettin Özkan’ın
hiçbir kiĢiye bu raporların gereğinin yerine getirilmesinin geciktirilmesi için emir,
tavsiye, telkin, yönlendirme veya baskıda bulunmadığı da sabittir.
Ayrıca, sanığın yeniden değerlendirilmesi yönündeki isteminin muhatabı olan
kiĢi ve kurumların bu değerlendirme istemini kabul edip etmemeleri veya bunun hangi
yöntemle yapılacağı ve burada geçecek süre sanığın sorumluluğunda olan hususlar
değildir. Nitekim, BYMK 1996 yılı olağan denetim raporunda dört adedi hakkında ve
basına yansıyan geliĢmeler üzerine içeriğinde Bankalar Kanunu’na aykırılık teĢkil eden
suç tespiti bulunmayan bu raporların objektif olarak Banka savunması alındıktan sonra
yeniden değerlendirilmesi istemi sonuçsuz kalmıĢtır.
Yeniden değerlendirme yönündeki istemin ilgisi olmayan bir merciden talep
edilmesi halinde sanığın amacının soruĢturmaları geciktirmek olduğu savı bir an için
düĢünülebilir. Oysa ki sanık Hasan Hüsamettin Özkan’ın görevli olduğu bakanlığın
Devlet Bakanlığı olması ve burada da ayrı bir teftiĢ birimi olmaması nedeniyle yeniden
değerlendirme isteminde bulunduğu Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet
Bakanlığı ile sonradan bu MüsteĢarlığın bağlandığı BaĢbakanlık Makamı’ndan bu yönde
istemde bulunmasında hukuka aykırılık bulunmamıĢtır.
Sanığın BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’na yazdığı 8.12.1998 günlü yazı da bilgi
amaçlı olup, soruĢturma konularının akıbetleri hakkında bilgi verilmesinin BaĢbakanlık
TeftiĢ Kurulu’nca istenmesi nedeniyle yazılmıĢtır. Bu yazının da soruĢturma konularını
geciktirmek için raporların yeniden değerlendirilmesi amacını taĢıdığını söyleyebilmek
olanağı yoktur.
Keza BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu eski BaĢkanı tanık Osman Nuri Oduncu’nun
yeminli beyanı ile sabit olduğu üzere, 24.12.1998 günlü BaĢbakanlık Onayı da yine
sanığın inisiyatifi dıĢında, bizzat dönemin BaĢbakanı tarafından verilen talimat üzerine
hazırlanmıĢtır. Yine bahsi geçen Onay ile ilgili olarak, vaki gecikmenin sanıktan
kaynaklanmadığı, bu yönde sanığın talimat, telkin veya tavsiyesinin bulunmadığını ifade
etmiĢtir. Bankacılık gibi özel bilgi ve deneyim gerektiren bir konuda yürütülecek
denetimde, göz önünde tutulacak yasal ve idari düzenlemelerle uygulamalar,özel bir kasıt
içermedikçe yaygın ve kapsamlı niteliği geniĢ bir zaman sürecini gerekli kılabilir. Bu
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
121
nedenle bu uygulamadan kaynaklanan gecikmenin de sanığa yüklenebilmesi mümkün
değildir.
Sanığın müdahale edemeyeceği 24.12.1998 günlü BaĢbakanlık oluru sonrasında
ilgili Hazine MüsteĢarlığı’nın, BYMK raporlarını incelenmesi için beĢbuçuk aylık bir
gecikme ile 25.5.1999 gününde BaĢbakanlığa göndermesi üzerine, 6.7.1999 gününde
BaĢbakanlık müfettiĢleri tarafından hazırlanan rapor, sanık Hasan Hüsamettin Özkan’a
gönderilmemiĢ olduğundan, sanığın bu raporda yazılı hususları değerlendirmesi ve
soruĢturma izni vermesi de beklenemez.
Ayrıca, 6.7.1999 günlü rapordan sonra, BYDK Üyeler Kurulu’nun 4.11.1999 ve
11.11.1999 günlü toplantılarında alınan kararlar gereğince BYMK’nin raporlarındaki
bazı noktalara iĢtirak edilmediği belirtilerek, 72 sayılı KHK’nin 30. maddesinin altıncı
fıkrası gereğince konunun kesin olarak çözüme kavuĢturulması için BaĢbakanlık
Makamı’ndan 1.2.2000 günlü Onay alınması ve BaĢbakan’ın da “hepsini bir arada yapın,
bitirin” biçimindeki talimatı doğrultusunda hazırlanan Onay’a bağlı olarak yeni bir
inceleme yapılması sonucunda BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu müfettiĢlerince 4.7.2000 günlü
raporun hazırlanmasında da sanık Hasan Hüsamettin Özkan’ın bir etkisinin olmadığı, bu
uygulamalar neticesinde meydana gelen gecikmenin sanığa yüklenemeyeceği sabittir.
Zira, tanık Osman Nuri Oduncu, alınan Onay ve buna bağlı olarak hazırlanan raporlardan
kaynaklanan süreçteki gecikmeyle sanığın ilgisinin olmadığını yeminli beyanı ile
doğrulamıĢtır.
Sanığın, Cumhuriyet savcılığından dönen raporlar hakkında 20.11.1998
gününden önceki döneme iliĢkin görev sorumluluğundan bahsedilemez. Bu tarihten
sonra, 24.12.1998 gününden itibaren ortaya çıkan geliĢmeler kendisi dıĢında olup, bu
döneme iliĢkin sorumlu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Neticede T. Halk
Bankası’nın 1996 yılı temennilerine iliĢkin tüm kurumların, istem, yeniden inceleme ve
benzeri talepler sonrası ortaya çıkan 19.10.2000 günlü soruĢturma izni onayına (163
sayılı) bağlanan raporda onbir ayrı konuda inceleme yapılıp, sonuçta bir konu ile ilgili
olarak Ankara C. BaĢsavcılığı takipsizlik kararı vermiĢ, iki konu hariç diğer iĢlemlerin
normal bankacılık faaliyeti kapsamında olduğu belirlenmiĢ ve 19.10.2000 günü Hasan
Hüsamettin Özkan’a gönderilen bu rapor üzerine sanık 20.10.2000 günü bahsi geçen iki
konuda soruĢturma izni vermiĢtir.
Görüldüğü üzere sanık, 24.12.1998 ve 1.2.2000 günlü BaĢbakanlık onaylarının
sonucunu bekleyerek, yapılan değerlendirmeler sonucunda izin vermesini gerektirecek
konuların geciktirilmesi yolunu seçmemiĢ ve hemen ertesi gün soruĢturma iznini
vermiĢtir. Bu da sanığın, Banka yöneticilerinin yargılanmasını engellemek gibi bir kasıt
taĢımadığını ortaya koymakta olup, aksi yönde bir kanıt da elde edilmemiĢtir.
Hal böyle iken, T. Halk Bankası’nın soruĢturma konularının zamanaĢımına
uğramasında soruĢturma yapanların sorumluluklarının belirlenmesi noktasında, BDDK’ce
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
122
yaptırılan incelemeler sonucunda düzenlenen 2.12.2004 günlü raporda, 765 sayılı
TCK’nin 240. maddesi kapsamında telakki olunan suçlar konusunda beĢ yıllık dava
zamanaĢımı dikkate alındığında BYDK ve sonrasında BYMK inceleme, değerlendirme
bölümünde raporlama için 45 ilâ 71 ay arası bir sürenin geçtiği, bunun ise tüm
soruĢturmalar için neredeyse zamanaĢımı sürelerini zaten doldurmakta bulunduğuna eĢ
değer olduğunun ifade edildiği görülecektir. Bu sonuç ile BYMK ya da denetim
elemanlarının içinde bulundukları koĢullar nedeniyle suç iĢlemeye yönelik kasıtlarının
olamayacağı belirlenmiĢ, BYDK raporlarının yeniden denetlenmesi talebiyle BYDK’ye
tekrar gönderilmesi nedeniyle görevi ihmal suçu içeren dava dosyasında, ilgililer
hakkında hazırlık soruĢturması yapılması kapsamında değerlendirilemeyeceği kararı
verilmiĢtir.
BYDK temennileri doğrultusunda raporları tekrar incelettirmek, dosyalar ile
ilgili soruĢturma izinlerini zamanında vermeyerek mükerrer denetime sebep olmak,
denetimi sürüncemede bırakmak suçlamaları karĢısında, yukarıda anlatılan tespit ve
değerlendirmeler sonunda, sanık hareketlerinin görev sınırları içinde kaldığı, takdir
yetkisini aĢtığını göstermediği gerekçeleriyle görevdeki yetkisinin kötüye kullanılması
olarak algılanması mümkün değildir.
Bütün bu nedenlerle sanığa atılı bu eylem yönünden suçun unsurlarının oluĢtuğu
yönünde bir kanaate ulaĢılamamıĢtır.
Bu kabule BaĢkan Tülay TUĞCU, BaĢkan vekili HaĢim KILIÇ, üyeler Sacit
ADALI, Ahmet AKYALÇIN ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT sanığın mahkûmiyeti
gerektiği düĢüncesiyle katılmamıĢlardır.
b- Sanık Hakkındaki Ġkinci Suçlamanın Ġncelenmesi
Hazine MüsteĢarlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanlığı’nın 16.11.1998 gün ve
77576 sayılı yazısı ile talep edilmesine karĢın, T. Halk Bankası A.ġ. yöneticilerinin imza
yetkilerini kaldırmadığı, Bankalar Kanunu hükümlerine bilerek ve isteyerek aykırı
hareket ettiği iddiası ile ilgili olarak:
Hazine MüsteĢarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği ve
Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu dönemin Devlet Bakanı GüneĢ Taner’in
imzalayarak sanık Hüsamettin Özkan’a gönderdiği 16.11.1998 gün ve 77576 sayılı
yazıda, Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulan raporlar hakkında bilgi
verilip, sorumlular belirtildikten sonra yazının sonuç bölümünde;
“Bilindiği üzere, 3182 sayılı Bankalar Kanunu‟nun 62/1. maddesi - Bankalar
yeminli murakıplarınca yapılan denetlemelerde; bu Kanun veya ilgili diğer mevzuat
hükümlerini ihlal ettikleri ve Banka‟nın emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye
düĢürdükleri tespit edilen banka mensuplarının, haklarında kanuni kovuĢturma
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
123
istenmesini müteakip Bakanlığın talebi üzerine imza yetkilerinin kaldırılması zorunludur.
Bu kimseler Bakanlığın izni olmadıkça yetkili personel olarak hiçbir Banka‟da
çalıĢtırılamazlar - hükmü amirdir.
Bu çerçevede, T. Halk Bankası A.ġ. nin emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye
düĢürecek nitelikte iĢlemleri tespit edilen Banka ġube Müdürleri Muzaffer TEK, Vecihi
KOÇER, Ticari Krediler Müdürü Muazzez ELA, Genel Müdür Yardımcıları ve Yönetim
Kurulu Üyeleri H. Barboros OLCAY, O. Nuri ERTUĞ, Yönetim Kurulu Üyeleri Yücel
Dirik, Hasan Özcan, A. Ġhsan Elgin, Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Genel Müdür Yenal
ANSEN hakkında 3182 sayılı Bankalar Kanunu‟nun 62/1. maddesi hükmünün tatbik
edilmesi gerekmektedir. Ancak, raporlara konu olan iĢlemlerin sorumluları oldukları
tespit edilen adı geçen Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcıları hakkında yapılacak
iĢlemlerle ilgili olarak, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname‟nin 5‟inci maddesi
uyarınca ilgili TeĢebbüs Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısı kadrolarına
Bakanlığınız teklifi üzerine ortak kararla atama yapıldığından, konu hakkında bilgi
edinilmesini, gereğini ve yapılan iĢlem sonucundan bilgi verilmesini arz ederim.”
DenilmiĢtir.
Bu arada, sanık Hasan Hüsamettin Özkan tarafından Hazine MüsteĢarlığı’nın
bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’na gönderilen 20.11.1998 gün ve 1109 sayılı yazı ile,
kendisinden izin alınmadan C. Savcılıklarına gönderilen dosyaların ancak Halkbank
yetkililerinin C. Savcılığı’na davet edilmesi ile öğrenildiği, soruĢturma izni istenmek
üzere görevsizlik kararı ile kesintiye uğrayan dosyaların Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı
olduğu Devlet Bakanlığı’na geri gönderildiği belirtilerek sonuç olarak; “Bundan sonra,
Bakanlığım ilgili kuruluĢu T. Halk Bankası ile ilgili olarak, ilgili (c) yazımızda belirtilen
görüĢlerimiz de göz önünde tutularak yapılacak değerlendirmeler sonucunda yargı
mercilerine intikal ettirilmesinde zorunluluk görüldüğü kanaatine ulaĢılan konular
olursa, bunların, Hukuk Devletinin kural ve gelenekleri çerçevesinde öncelikle, yetkili
makam olan Bakanlığımın takdirine sunulması ve ilgili kamu görevlilerinin, yazılı hukuk
kurallarının doğru anlaĢılıp, objektif uygulanmasında kusur etmemeleri yanında, mesleki
etik değerlere de gerekli özeni göstermeleri, gerektiği hususlarına dikkatlerinin
çekilmesinde yarar görülmektedir” biçiminde cevap verildiği görülmüĢtür.
Sanık Hasan Hüsamettin Özkan tarafından imzalanan ve Hazine MüsteĢarlığı’nın
bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’na gönderilen 24.11.1998 gün ve 1121 sayılı yazı ile de
Banka yöneticileri hakkında Bankalar Kanunu’nun 62/1. maddesi çerçevesinde iĢlem
yapılması önerilen 16.11.1998 gün ve 77576 sayılı yazıya cevap verilmiĢ ve sonuç
olarak; “Bakanlığınızca, yetkili makam olan Bakanlığım görüĢüne sunulmaksızın
doğrudan baĢlatılmıĢ, ancak, Bakanlığınızın yetkisizliği nedeniyle, Ankara Cumhuriyet
BaĢsavcılığının takipsizlik kararı ile sonuçlandığından ilgili (b) yazımız ekinde
Bakanlığınıza iade edilmiĢ olan söz konusu koğuĢturma baĢvurularınız ile Halkbank
hakkında bu güne kadar düzenlenmiĢ ve bundan sonra düzenlenebilecek diğer raporlar
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
124
konusunda yapılması gereken iĢlemlerle ilgili görüĢ ve düĢüncelerimiz ilgi (b) yazımızda
belirtilmiĢtir” denilmiĢtir .
Maddi olayın bu biçimde meydana geldiği konusunda tereddüt
bulunmamaktadır.
Mülga 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 538 sayılı KHK ile değiĢik 62.
maddesinin birinci fıkrası “Bankalar yeminli murakıplarınca yapılan denetlemelerde, bu
kanunun veya ilgili mevzuat hükümlerini ihlal ettikleri ve bankanın emin bir Ģekilde
çalıĢmasını tehlikeye düĢürdükleri tespit edilen banka mensuplarının, haklarında kanuni
kovuĢturma istenmesini müteakip bakanlığın talebi üzerine imza yetkilerinin kaldırılması
zorunludur. Bu kimseler bakanlığın izni olmadıkça imza yetkili personel olarak hiçbir
bankada çalıĢamazlar” hükmünü içermektedir.
Burada sözü edilen Bakanlığın, Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı bulunduğu
Bakanlık olduğu, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 3. maddesinin birinci bendinde
açıklanmıĢtır. Anılan madde hükmü bankanın yönetim kurulu baĢkan ve üyeleri dıĢındaki
banka personelini kapsamaktadır.
Bu konuda ayrıca 3182 sayılı Kanun’un 64. maddesinin de incelenmesi
gerekmekte olup;
Madde 64:
“1. Denetlemeler sonucunda bir bankanın mali bünyesinin ciddi bir Ģekilde
zayıflamakta olduğunun tespit edilmesi halinde Bakanlık uygun bir süre vererek. banka
yönetim kurulundan,
a) Sermayenin artırılmasını veya sermayenin ödenmeyen kısmının tahsilini,
b) Kar dağıtılmamasını, tahsilinde tehlike görülen alacaklar için karĢılık
ayrılmasını,
c) Bir kısım Ģubelerin kapatılması,yeni personel alımının durdurulması veya
sınırlandırılması suretiyle veya benzeri Ģekilde masrafların kısılmasını,
d) ĠĢtirak veya sabit değerlerin kısmen veya tamamen elden çıkarılmasını,
e) Risk doğurucu iĢlemlerden kaçınılmasını,plasmanların durdurulmasını veya
sınırlandırılmasını,
f) Kanun ve kararlara aykırı fiilleri tespit edilen personelin bankayı temsil
yetkilerinin kaldırılmasını,
g) Mali bünyenin güçlendirilmesi için benzeri diğer tedbirlerin alınmasını,
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
125
isteyebilir.
Yönetim Kurulu bu talimat istikametinde gerekli tedbirleri almak ve aldığı karar
ve tedbirleri aylık raporlar halinde MüsteĢarlığa bildirmek zorundadır.
2. Yönetim Kurulu birinci fıkraya göre alınması istenen tedbirleri kısmen veya
tamamen almadığı veya bu tedbirlerin alınmıĢ olmasına rağmen bankanın mali
bünyesindeki zayıflama devam ettiği takdirde Bakan;
a) Bankanın mali bünyesini zayıflatan karar ve iĢlemlerin yönetim ve denetim
kurullarına ait olması halinde, yönetim veya denetim ve denetim kurulu üyelerinden bir
kısmını veya tamamını görevden alarak veya yönetim ve denetim kurulu üye sayısını
artırarak bu kurullara üye atamaya,
b) Likiditenin güçlendirilmesi amacıyla iĢtirak ve gayrimenkuller gibi duran
varlıklarının kısmen veya tamamen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu veya baĢka kurum
ve kuruluĢlar tarafından satın alınmasını temine,
c) Kanuni karĢılık yükümlülüklerini cezai faizleri de kaldırmak suretiyle
ertelemeye,
d) Hazineye,T.C. Merkez Bankasına, diğer kamu kurum ve kuruluĢlarına ve
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna olan borçlarıyla alacaklarını mahsup ve tahkim ile
gerektiğinde bunları Hazine iĢtiraki olarak banka sermayesine dönüĢtürmeye. bu
iĢlemlerin gerektirdiği meblağları bütçeye gelir, gider ve ödenek kaydetmeğe,
e) Mali bünyesinin takviyesi için gerekli göreceği diğer tedbirleri almağa,
Yetkilidir.
3. Yukarıdaki tedbirlere rağmen mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan
sağlanamayan hallerde bankanın:
a) Bütün aktif ve pasifiyle mevcut veya kurulacak bir bankaya devredilmesine,
b) Bir veya birkaç banka ile birleĢtirilmesine,
Bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilebilir. Bu halde devir
veya birleĢtirmeğe iliĢkin esas ve usuller Bakanlar Kurulu kararında gösterilir.
Devir veya birleĢtirmeden dolayı ortaya çıkabilecek zararın Hazinece
karĢılanacağı Bakanlar Kurulu Kararında belirtilmiĢ ise,bu bankanın üçüncü kiĢilerdeki
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
126
hak ve alacaklarının, takip, tahsil ve tasfiyesi hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri
uygulanır.
Hakkında devir veya birleĢtirme kararı verilen bankalara Tasarruf Mevduatı
Sigorta Fonundan mali destek sağlanabilir.”
Biçimindedir.
Bankaların bankacılık faaliyetine neden ve konu iĢlemlerinde yetkinin, mülga
3182 sayılı Yasa’ya göre, Hazine MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’nı ifade
ettiği açıktır.
62. madde yönetim kurulu baĢkan ve üyeleri dıĢında kalanları kapsamakla
birlikte, sanık hakkında suçlamaya konu 16.11.1998 günlü yazıyı kaleme alan tanık
GüneĢ Taner’in, duruĢmadaki ifadesinde; “madde metninden anlaĢılması gerekenin, imza
yetkilerinin kaldırılması olmayıp, Banka Genel Müdürü ve iki Genel Müdür
Yardımcısının görevden alınmalarının tavsiye edildiğini, buna uyup uymamanın takdire
bağlı olduğunu” ifade ettiği görülmüĢtür.
3182 sayılı Yasa’nın 62. maddesinin birinci fıkrasındaki, imza yetkilerinin
kaldırılması Ģeklindeki düzenleme BYMK’ce yapılan denetlemede ihlali görülen banka
mensupları hakkında alınan idari bir önleme iliĢkindir.
Kamu bankaları yöneticisi, KĠT statüsündeki bankanın tabi olduğu yasaya aykırı
davranabileceği gibi, bankacılık iĢlemlerinde Bankalar Yasası ve diğer mevzuat
hükümlerini ihlal edebilir, bunların hukuksal sonuçları ise farklıdır.
Bankacılık yönetiminde yasayı ihlal edenin 399 sayılı KHK gereği olarak
görevine son verilebileceği gibi, bankanın çalıĢmasını tehlikeye düĢüren ihlal hallerinde
imza yetkisinin kaldırılmasına da karar verilebilecektir. Bu haldeki banka mensubunun
imza yetkisinin kaldırılması ancak banka yönetim kurulundan istenebilecektir. Aksi halde
yasa kamu-özel banka ayırımı yapmadığına göre, özel banka ortakları aynı zamanda
yönetim kurulu baĢkan ve üyeliği sıfatını da taĢıyabildiğine göre imza yetkisinin
kaldırılmasının kendisinden talep edilmesi gibi bir husus, yasa koyucunun amacı ile
bağdaĢmayacağı, bu nedenle madde kapsamındaki mensup kelimesi ile yönetim kurulu
baĢkan ve üyesinin kastedilmediğinin anlaĢılması gerekir.
Nitekim, mülga 3182 sayılı Yasa’nın 79. maddesinin 4. fıkrasına bakılırsa, 62.
maddedeki önlemin banka yönetiminden isteneceği ve hükmün banka yönetimince
uygulanacağı,uygulama yapmamada direnme halinde uymayan yöneticiyi hapis veya para
cezası ile cezalandırılacağını göstermiĢ olması nedeniyle, hükmün yönetim kurulu baĢkan
ve üyelerini kapsamadığı, bunların dıĢında kalan banka personelini ilgilendirdiği, banka
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
127
yönetim kurulu baĢkan ve üyeleri hakkında ise 64. maddenin ikinci fıkrasının (a)
bendinin uygulanacağı belirlenmektedir.
3182 sayılı Yasa’nın 62. maddesine göre, imza yetkisinin kaldırılması önleminin
uygulanabilmesi için madde metnine bakıldığında, Bankalar Kanunu ile ilgili mevzuata
aykırılık halindeki personel hakkında kovuĢturma istenmiĢ olması koĢulunun
öngörüldüğü açıktır .
Gerek doktrin gerek ise yerleĢik uygulamaya göre ceza yargılamasında;
“soruĢturma” kavramı, yetkili makamlarca suç Ģüphesinin öğrenilmesinden, mülga 1412
sayılı CMUK’ye göre iddianame ile kamu davası açılması, 5271 sayılı CMK’ye göre de
iddianamenin kabulüne kadar olan süreci, “kovuĢturma” kavramı ise iddianamenin
düzenlenmesi veya kabulünden, hükmün kesinleĢmesine kadar olan devreyi
kapsamaktadır. Buna göre söz konusu 62. maddenin birinci fıkrasının uygulanabilmesi
için gerekli olan kovuĢturma koĢulunun gerçekleĢmesi halinde bu madde uygulanabilecek
olup, somut olayda sanık tarafından 399 sayılı KHK’nin 11/d maddesi uyarınca Banka
yetkilileri hakkında verilmiĢ soruĢturma izni bulunmadığı, dolayısıyla da kamu davası
açılmamıĢ olduğundan bu maddenin uygulanabilirliği söz konusu değildir.
O halde kamu davası açılmamıĢ, kovuĢturma dönemine girmemiĢ banka
mensupları hakkında imza yetkilerinin kaldırılması ya da kaldırılmasının istenilmesi
düĢünülemez görüĢü, Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nın, Yargıtay 4. Ceza
Dairesi’nin 2005/35 esasa kayıtlı dosyasına dayanak 2005/1 sayılı iddianamesindeki,
“banka yönetim kurulu baĢkan ve üyesinin imza yetkisinin kaldırılması görevinin, Hazine
MüsteĢarlığı‟ndan sorumlu Devlet Bakanı‟na ait olduğu” Ģeklindeki düĢünceleri ile teyit
edilmekte iken, sanık Hasan Hüsamettin Özkan hakkında Yüce Divan’da sunulan
mütalaası ile çeliĢki oluĢturduğu görülmüĢ olup bu yöndeki mütalaaya itibar
edilmemiĢtir.
Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanı, aynı Yasa’nın 64. maddesi ile
bankaların mali bünyesindeki zayıflamaya neden olan iĢlemi yapanın denetim veya
yönetim kurulları üyeleri olması halinde, bu üyeleri kısmen veya tamamen görevden
almaya iliĢkin iĢlemleri baĢlatmada yetkilidir. Bu yetki dıĢında, kamu hizmetinin
gereklerini gözettiği anlaĢılan yasakoyucu imza yetkisini alma görevini vermediğinden
“çoğun içinde az da olduğuna göre” Ģeklindeki düĢünceyle suçlama oluĢturulması isabetli
değildir.
Bütün bu nedenlerle sanığa atılı bu eylem yönünden de suçun unsurlarının
oluĢtuğu yönünde bir kanaate ulaĢılamamıĢtır.
Bu kabule BaĢkan vekili HaĢim KILIÇ, üyeler Sacit ADALI, Ahmet
AKYALÇIN ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT sanığın mahkûmiyeti gerektiği düĢüncesiyle
katılmamıĢlardır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
128
2- Sanık Recep Önal ile Ġlgili Olaylar
TBMM’nin kamu davası açacak nitelikteki kararları ile ekinde yer alan TBMM
(9/3) Sayılı SoruĢturma Komisyonu Raporu ve eklerinin değerlendirilmesinde,
22.7.1999-13.3.2001 günleri arasında Hazine MüsteĢarlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanı,
26.12.2000-13.3.2001 günleri arasında T. Halk Bankası A.ġ.’nin ilgili olduğu Devlet
Bakanı olarak görev yapan sanık Recep Önal’a yüklenen eylemler ile ilgili dosya
kapsamındaki maddi olaylara iliĢkin tespitlerde:
a- BYDK’nin T. Halk Bankası A.ġ. faaliyetlerine iliĢkin 1997 yılı raporunda
yer alan soruĢturulması istenen temennilerin incelenmesine iliĢkin Hazine
MüsteĢarlığı’nın 21.7.1999 gün ve 99/1231 sayılı onayının aynı gün BYMK
BaĢkanlığı’na intikal etmesine karĢın, murakıpların sekiz ay gecikmeyle 21.3.2000
günü görevlendirilmesi iddiası ile ilgili olarak:
72 sayılı KHK’nin 25/1. maddesi ile 233 sayılı KHK’nin 39/2. maddesine göre
BYDK temennilerini içeren raporların ertesi yılın Ekim ayı sonuna kadar BaĢbakanlığa
gönderilmesi gerekmektedir. Ancak, BYDK’nin 1997 yılı temennilerini içeren raporu
BaĢbakanlığa 2 ay 27 gün sonra 27.1.1999 günü gönderilmiĢtir.
BaĢbakanlığa gelen bu rapor, Hazine MüsteĢarlığı’na 14 gün sonra 10.2.1999
günü ulaĢmıĢtır.
Hazine MüsteĢarlığı KĠT Genel Müdürlüğü söz konusu temennilerin incelenmesi
için 5 ay 11 gün sonra 21.7.1999 günü MüsteĢarlık’tan inceleme Onay’ı almıĢtır.
Sanık Recep Önal ise Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı olarak görevine
22.7.1999 günü baĢlamıĢtır.
Görüldüğü üzere sanığın göreve baĢlamasından önce, soruĢturulması istenen
temennilerin BYMK’ye intikalinden sonra Hazineden sorumlu Devlet Bakanı’na ulaĢana
kadar geçen süre 8 ay 22 gündür.
Sanık Recep Önal’ın göreve baĢladığı 22.7.1999 gününden temennilerin
incelenmesi için BYMK BaĢkanlığı’nca görevlendirmelerin yapıldığı 21.3.2000 gününe
kadar geçen süre ise 8 aydır.
Somut olayın bu Ģekilde geliĢtiği konusunda tereddüt yoktur.
Bu konuda dinlenilen tanıklar Oğuz Kayhan, Ġlkay Karakoç, Servet TaĢdelen ve
Selçuk Demiralp BYMK’nin doğrudan Hazine MüsteĢarlığı’na bağlı olduğunu, BYMK
görevlendirme esaslarının 4059 sayılı Hazine MüsteĢarlığı ile DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı
TeĢkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’a göre çıkarılmıĢ olan BYMK Görev ve ÇalıĢma
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
129
Esasları Yönetmeliğinde düzenlendiğini, murakıpların Kurul BaĢkanı’nca düzenlenen
çalıĢma program esasları dahilinde görev yaptıklarını, çalıĢma programının KĠT Genel
Müdürlüğü’nün talebi üzerine MüsteĢar onayı ile uygulamaya konulduğunu,
Olayda sanık Bakan’ın, bakan olmadan evvel bir gün önce 21.7.1999 günü
MüsteĢarlık makamından alınan onay sonrasında bu dönemde 81 banka, 6 finans kurumu
bulunmasına karĢın, 24 kiĢiden oluĢan az sayıdaki murakıp ile, 1999 yılı sonundaki gerek
deprem gerek dıĢ ülkelerden ülkemize yansıyan ekonomik kriz, 1999 yılı sonunda beĢ
bankanın TMSF’ye devredilmiĢ olması, yoğun gelen normal denetim dıĢı
değerlendirilmesi gerekli ihbar, Ģikayet, görev zararı, sermaye artırımı gibi inceleme
talepli konular karĢısında, onayın geldiği gün itibariyle Halk Bankası incelemesinin 1999
yılı son ayları çalıĢma programında yer alamadığını, ancak iĢ yükü karĢısında 15.2.2000
ilâ 31.5.2000 günleri arasında incelenmesinin planlandığını,
Görevlendirme gecikmelerinde gündem yoğunluğu dıĢında Hazine MüsteĢarlığı
gibi köklü bir devlet kuruluĢunda kasıtlı hareket edilmeyeceğini, anılan geliĢmeleri
Bakan’ın izlemesinin imkansız olup, bilgisinin de olamayacağını, gelen temennilerin
öncelik tanıyan, hemen yapılması gereken hadiselerden olmayıp, KĠT Genel
Müdürlüğü’nce değerlendirilen temenniye MüsteĢar onayı ve sonrası BYMK
BaĢkanlığı’na gönderilmesi süreci ve kurgusunda Hazine MüsteĢarlığı’ndan sorumlu
Devlet Bakanlığı’nın rolünün bulunmadığını ifade etmiĢlerdir.
BYDK’nin, bankalar yeminli murakıpları hakkında T. Halk Bankası’na iliĢkin
soruĢturma konularının zamanaĢımına uğratılmasına sebep olmaları noktasında, Hazine
kontrolörlerince yaptırılan denetim sonrasındaki 17.3.2004 günlü rapora dayalı olarak
murakıp sorumluluklarının belirlenmesi için BDDK tarafından yaptırılan 2.12.2004 günlü
“Ön Ġnceleme Raporu”ndaki açıklamalarda özetle; incelemeleri sırasında öncelik tespiti
yönünden nitel, murakıp adedi bakımından da nicel yetersizlikler dikkate alındığında,
BYMK ve murakıplarının olayda zamanaĢımına uğradığı belirtilen dosyalarda suç
iĢlemeye yönelik her hangi bir ihmal veya kastlarına rastlanılmadığının ifade edildiği
anlaĢılmaktadır.
ZamanaĢımı sorunu konusunda ise kredilere iliĢkin suçların mütemadi suç
olduğu, kredi iĢleminin tek baĢına suç oluĢturacak bir fiil olarak kabul edilemeyeceği,
bankalar yeminli murakıplarının denetimde zamanaĢımı değerlendirmesi yapma
zorunluluğu bulunmadığı, zamanaĢımının suç tipleriyle ilgili olduğu, denetim
incelemelerinin asgari süre gerektirip, görevlerinin bankanın mali bünyesinin izlenmesi
ve sistem istikrarının sağlanması olarak belirlendiği ve bu noktada gecikmelerde ihmal ve
kast olmadığının bahsedildiği de belirlenmektedir.
Bu bağlamda, TBMM KĠT Komisyonu’nca aynen benimsenen, Alt Komisyonun
26.7.1999 günlü kararında, 1997 yılına ait 11 adet soruĢturma temennisinin dördünün
incelemeye uygun görülmesine karĢın, bunların BYMK yerine Banka’nın kendi teftiĢ
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
130
kurullarınca incelenmesinin yeterli olacağı bildirilmiĢtir. 42 numaralı temenninin
zamanaĢımına uğraması konusunda Hazine kontrolörlerince yapılan incelemede ise
ilgililere atfedilebilecek her hangi bir kusur veya kastın bulunmadığı noktasındaki
tespitin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra, gerek sanığın aksi kanıtlanamayan savunması, gerek
kendi savunmasını destekler nitelikteki tanık beyanları ile özellikle dosyada mevcut
2.12.2004 günlü “Ön Ġnceleme Raporu”ndaki açıklamalar karĢısında, o dönemde
BYMK’de murakıp sayısının yetersiz olduğu, buna karĢın yoğun bir iĢ hacminin
bulunduğu, BYMK’nin iĢleyiĢ olarak çalıĢma programını önceden belirlediği, Yargıtay
Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nca Yüce Divan’a delil olarak sunulan ve 1997 yılı temennileri
için görevlendirme yapılmadığı halde, BYMK’nin çalıĢma programı dıĢındaki iĢlerin
öncelikle incelenmesi için görevlendirme yaptığına iliĢkin listedeki konuların öne
alınmasının sanığın sorumluluğunda bulunmadığı, BYMK’nin çalıĢma programlarının
belirlenmesi ile ilgili Bakan’a yetki, görev ve sorumluluk veren mevzuata
rastlanılmadığı, BYMK’nin öncelikle Hazine MüsteĢarı’na bağlı olup, her konunun
bizzat bakana iletildiğinin somut delilleri gösterilmeden sanığın bu görevlendirmelerin
yapılmaması konusunda bilgisinin olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı, kaldı ki
bu konuda bilgisinin olduğu varsayılsa dahi, temennilerin incelenmesinin geciktirilmesi
kastıyla görevlendirilmelerin geç yapılması hususunda yetkililere bir emir, talimat,
tavsiye veya telkinde bulunulduğuna iliĢkin somut delillerin ortaya konulamadığı göz
önüne alındığında, sanığa yüklenen bu fiile iliĢkin suç unsuruna rastlanılmamıĢtır.
b- BYDK’nin T. Halk Bankası A.ġ. faaliyetlerine iliĢkin 1997 ve 1998 yılı
raporlarında incelenmesi ve soruĢturulması istenen temennilerin, haklı nedenlere
dayanmaksızın, yasal düzenlemelere ve önceki uygulamalara aykırı olarak tekrar
gözden geçirilmek üzere iadesi için BaĢbakanlık Makamı’ndan 27.3.2000 gün ve 650
sayılı olur almak suretiyle soruĢturma konularının incelenmesinin geciktirilmesi
iddiası ile ilgili olarak:
Konu ile ilgili yasal mevzuata bakıldığında;
(i) 72 sayılı BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’nin 4. maddesine göre BYDK’nin görevleri;
“1. Bu Kanun hükmünde Kararname kapsamına giren kuruluĢ ve kurumları
iktisadi, mali, idari, hukuki ve teknik yönden sürekli olarak gözetim ve denetim altında
bulundurmak,
2. BaĢbakanın görevlendirmesi üzerine incelemelerde bulunmak”;
Aynı KHK’nin “Raporlarla ilgili iĢlemler” baĢlığını taĢıyan 30. maddesi ise;
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
131
“1. Denetleme Kurulunca BaĢbakanlığa sunulan raporların, gereken kuruluĢlara
dağıtımı BaĢbakanlıkça yapılır.
2. Denetime tabi kuruluĢlar, yıllık denetim raporları üzerine hazırlayacakları
cevaplarını varsa yönetim kurullarından yoksa yetkili organlarından geçirmek kaydıyla,
raporu aldıkları tarihten baĢlayarak kırkbeĢ gün içinde ilgili bakanlığa ve birer örneğini
Denetleme Kuruluna gönderirler.
3. Ġlgili Bakanlıklar bu cevapları kendi görüĢleri ile birlikte en geç onbeĢ gün
içinde BaĢbakanlığa sunarlar. Bakanlıklar görüĢlerinin bir örneğini de aynı zamanda da
Denetleme Kuruluna gönderirler.
4. Denetleme Kurulu raporlarında, inceleme, teftiĢ veya tahkiki istenen durumlar
BaĢbakanlıkça yetkili mercilere intikal ettirilir. Denetleme Kurulunca özellikle
bakanlıklarca incelenmesi, teftiĢi ve tahkiki istenen konular, bakanlıklarca
sonuçlandırılır ve sonuçtan BaĢbakanlığa ve Denetleme Kuruluna bilgi verilir.
Denetleme Kurulu görüĢünü ayrıca BaĢbakanlığa bildirir.
5. Raporlar ile bunlara verilen cevapların birer örneği BaĢbakanlıkça, Maliye
Bakanlığı ile Devlet Planlama TeĢkilatına gönderilir.
6. Teknik konularda ortaya çıkabilecek görüĢ ayrılıkları BaĢbakanlıkça kesin
sonuca bağlanır.”;
(ii) 4059 sayılı Hazine MüsteĢarlığı ile DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı TeĢkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin (a) fıkrasında Bankalar Yeminli
Murakıpları Kurulu’nun oluĢum, görev ve yetkileri;
“...MüsteĢara bağlı Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulunun görevleri;
Bankalar Kanunu ve diğer mevzuat ile bankalar yeminli murakıplarına ve yardımcılarına
verilen görev ve yetkilerin gerektirdiği murakabe ve inceleme ve soruĢturma iĢlerini
yürütmek ve sonuçlandırmak, bankacılık ve mali piyasalar ile ilgili alınacak kararların
oluĢumuna katkıda bulunmak üzere yurt içi ve yurt dıĢında meydana gelen geliĢmeleri de
incelemek ve göz önünde bulundurmak suretiyle bankacılık sektörü ve mali piyasalar
hakkında konsolide raporlar düzenlemek, bu konulardaki çalıĢmalara katılmak ve
mütalaa vermek, alınan, derlenen ve kendine tevdi edilen bilgi, belge ve dokümanlar ile
denetim ve izlemelerden elde edilen sonuçları incelemek ve değerlendirmek, yapılacak
uygulamalar ve alınacak önlemler konusunda MüsteĢara öneriler sunmak, kanunların
verdiği görev ve yetkiler çerçevesinde MüsteĢarın Kurul tarafından yürütülmesini uygun
gördüğü para ve sermaye piyasası ile benzer mali piyasalar ve kurumlarla ilgili diğer
inceleme ve denetleme faaliyetlerinde bulunmak, Kurulun görev ve yetki alanına giren
konularda mevzuat ve uygulama ile ilgili her türlü araĢtırma ve diğer çalıĢmaları
yapmak ve yürütmek, görüĢ bildirmek ve tekliflerde bulunmaktır.”;
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
132
(iii) Onay günü yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun “Bankalar
yeminli murakıpları” baĢlığını taĢıyan 5. maddesi ile bankalar yeminli murakıplarının
görev ve yetkileri;
“1. Bu Kanun ile diğer kanunların bankalarla ilgili hükümlerinin
uygulanmasının ve her türlü bankacılık iĢlemlerinin denetimi; bankaların varlıkları,
alacakları, özkaynakları, borçları, kar ve zarar hesapları arasındaki ilgi ve dengelerin ve
mali bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların tespit ve tahlili Kurum adına doğrudan
BaĢkana bağlı bir Kurul teĢkil eden bankalar yeminli murakıpları ve yardımcıları
tarafından yapılır.
2. Bankalar yeminli murakıpları ve yardımcıları, bu Kanunda yazılı görevleriyle
kayıtlı olmak üzere vergi inceleme yetkisine ve 20/2/1930 günlü ve 1567 sayılı Türk
Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümlerine aykırı hareket eden banka ve
ilgililer hakkında adı geçen Kanunun ek 1 inci maddesindeki yetkilere sahip oldukları
gibi tüm bankaların kuruluĢ kanunu hükümleri ile diğer kanunların bankalarla ilgili
hükümlerinin uygulanmasını da denetlemeye yetkilidir.
3. Bankalar yeminli murakıpları ve yardımcıları, bankalar ve bankaların iĢtirak
ve kuruluĢları ile diğer gerçek ve tüzel kiĢilerden bu Kanun hükümleri ile ilgili
görecekleri bütün bilgileri istemeye, bunların tüm defter, kayıt ve belgelerini incelemeye
yetkili olup, bilgi istenenler de istenilen bilgileri vermekle, defter, kayıt ve belgeleri
incelemeye hazır bulundurmakla yükümlüdürler.
4. Kamu kurum ve kuruluĢları, Merkez Bankası ve benzeri kuruluĢlar ile Risk
Merkezi görevleriyle ilgili olarak istenecek her türlü bilgiyi gizli de olsa bankalar yeminli
murakıpları ve yardımcılarına verirler.”
Biçiminde belirlenmiĢtir.
BYDK 1997 yılı raporunda onbir temenni konusunun Hazine MüsteĢarlığı’nın
bağlı bulunduğu Devlet Bakanlığı, 1998 yılı raporunda ise, oniki temenni konusunun
BYMK tarafından incelenmesi ve soruĢturulmasını istemiĢtir.
BaĢbakanlık Makamı’nın 27.3.2000 gün ve 650 sayılı Onay’ında ise özetle;
BYMK’nin asli görevinin Bankalar Kanunu ile diğer kanunların bankaları ilgilendiren
konularda denetim yapmak olduğu, BYMK’den bu kapsamda olmayan konuların da
denetlenmesinin istendiği, bu nedenle yoğun iĢ ortamında eleman sayısındaki azlık da
dikkate alınarak, esasen BYDK uzmanlarının temennileri hazırlarken zaten bir denetim
yaptıkları gözetilip, kamuda verimliliğin arttırılması düĢüncesinden hareketle, görev
sınırlarının belirlenmesi amacıyla her iki kurumun da bağlı olduğu BaĢbakana bir onay
önerisi sunulmasının yararlı olacağı sonucuna varılarak, BYDK’ce bundan sonra
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
133
incelenmek üzere BYMK’ye intikal ettirilecek konuların, bankalar yeminli murakıplarının
uzmanlık alanı olan "Bankalar Kanunu ve diğer kanunların bankalara iliĢkin hükümleri”
ile sınırlı olması, tespit edilen kanuna aykırılıkların kesin, somut bilgi ve belgeye
dayanması gerektiği, BaĢbakan’ın talimatına bağlanması ve bu çerçevede kamu
bankalarının, 1997 ve 1998 yıllarına iliĢkin BYDK temennilerinin Onay kapsamında
tekrar gözden geçirilmek üzere geri gönderilmesine onay verilmesini içermektedir.
1997 yılı temennilerinin Hazine MüsteĢarlığı’na geliĢ günü 10.2.1999, bunların
incelenmesi için MüsteĢarlık onayının alındığı gün 21.7.1999, Recep Önal’ın görevine
baĢladığı gün 22.7.1999, 1998 yılı temennilerinin Hazine MüsteĢarlığı’na geliĢ günü
18.1.2000, bunların incelenmesi için MüsteĢarlık Onayının alındığı gün 31.1.2000, 1997
ve 1998 yılı temennilerinin incelenmesi için murakıpların görevlendirildiği gün
21.3.2000 ve 650 sayılı BaĢbakanlık Onayının günü ise 27.3.2000’dir.
Bu onay üzerine BYMK, inceleme ve soruĢturma temennilerini 31.3.2000 günlü
yazı ekinde Hazine MüsteĢarlığı KĠT Genel Müdürlüğü’ne, BYMK’ce yürütülen
incelemeler ise 10.4.2000 günü BYMK BaĢkanlığı’na iade edilmiĢtir.
Hazine MüsteĢarlığı’nın 650 sayılı onaya istinaden söz konusu temennileri
BYDK’ye iade ettiği gün ise 4.8.2000’dir.
Ġddia ile ilgili olayın bu biçimde geliĢtiği sabittir.
Bu konuda dinlenilen tanıklar Selçuk Demiralp, Servet TaĢdelen, Yıldız Soykan
ve Oğuz Kayhan beyanlarında;
Bu onayın çıkıĢındaki en büyük nedenin, BYMK’nin o dönemdeki iĢ yoğunluğu
ve eleman sayısındaki sıkıntı olduğunu, denetimde belirli bir değiĢiklik yapılırsa, yani,
kamu bankalarıyla ilgili olarak bankalar yeminli murakıplarının görevlerinin, Bankalar
Kanunu’na aykırı iĢlemlerle sınırlı olup, Bankalar Kanunu’nun dıĢında kalan konuların
BYDK mensupları tarafından yapılması halinde, mükerrer incelemeler yapmaktan
vazgeçilerek daha iyi, hızlı ve verimli bir inceleme yapılacağı konusunda görüĢ
oluĢmasından kaynaklandığını, bu konunun zaten, uzun süreden beri bürokraside
tartıĢıldığını, geçmiĢ dönemlerde, kamu bankalarının, yapılan incelemelerinde,
BYDK’nin yapacağı denetimler ile bankalar yeminli murakıplarının yapacağı
denetimlerin kendi arasında tartıĢmalı olduğunu, konunun siyasî otoritenin kararına bağlı
bulunduğunu, yasalara aykırı bir yönün de görülmediğini, bunun bir tercih meselesi
olduğunu, çünkü, yasaların, hem BYDK’ye verilen yetkiler doğrultusunda BYDK’nin
kamu bankaları üzerinde denetim yapma ve bunları sonuçlandırma yetkisinin var olması
ayrıca, bunu, temenniye bağlayıp, tekrar, bunun, BYMK’ye gönderilmesinin ve bankalar
yeminli murakıplarının bu konuyu tekrar inceleyerek, bir rapor halinde hazırlayıp iĢleme
koymasının, hem zaman aldığı hem de iĢ yoğunluğu açısından da mükerrer incelemelere
neden olduğunu, bu tartıĢmanın o dönemde, özellikle de yeni bir program uygulamaya
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
134
konulduğu için, tekrar gündeme geldiğini ve böyle bir yöntemin uygulanmasında
BYMK’nin iĢ yüklerinin özellikle hafifleyeceğini,bunun uygulamaya konulmasında yarar
olduğu konusunda görüĢ oluĢturduğunu, BYMK BaĢkanı’nın Bakan ile bu konuyu
görüĢüp aktardığını, onun da olumlu bakması nedeniyle, Kurul’un, bu onayı hazırladığını,
MüsteĢar’ın da buna katılarak parafladığını ve Bakan ile BaĢbakan’ın da bu onayları
uygun gördükten sonra imzaladıklarını ve onayın bu Ģekilde yürürlüğe girdiğini, Bakan
veya baĢkalarından herhangi bir Ģekilde kendilerine bir yönlendirme, bir talimat veya
buna benzer bir etkinin bulunmadığını ifade etmiĢlerdir.
SoruĢturma Komisyonu raporunda yer alan sanık hakkındaki bu iddiaya esas
olmak üzere ifade edilen sorun; 27.3.2000 gün ve 650 sayılı BaĢbakan Onayı’nın sanık
tarafından soruĢturma konularının incelenmesini geciktirmek kastı ile yasal düzenleme ve
önceki uygulamalara aykırı olarak, haksız bir istem ile yeniden gözden geçirilmesini
temin için temennide bulunan makama iadesini sağlamak Ģeklindedir.
Temennilere konu iĢlemlerin tamamının kredi iĢlemi olması, bunların da
bankacılık iĢlemi sayılması nedeniyle, bankacılık suçunun oluĢtuğu, Bankalar Kanunu
kapsamındaki faaliyet sayılması nedeniyle bu konudaki temennilerin BYMK tarafından
incelenmesinin ve soruĢturulmasının istenmesinin yasal düzenlemelere uygun olduğu,
ancak olağan denetimlerde bir kısım temennilerin BYMK’ce de incelenmiĢ olmasının,
BYDK’ce inceleme ve soruĢturma istemine engel olmaya haklı neden olamayacağı, bu
engeli yaratan onay haksız ve onayın alınmasını teklif eden sanığın görev gereğine aykırı
davrandığı noktasında toplanmaktadır.
Bakanlar, 3046 sayılı Yasa’ya göre, hizmetlerini mevzuata, hükümetin genel
siyasetine, milli güvenlik ve kalkınma planlarına, yıllık programlara uygun olarak
yürütmek ve faaliyet alanına giren konularda diğer bakanlıklarla iĢbirliği ve
koordinasyonu sağlamak ile görevli ve BaĢbakan’a karĢı sorumludurlar. Bu hükümle
bakanların, görev, yetki, amaç ve sorumluluklarının sınırları çizilmiĢ bulunmaktadır.
Ayrıca bakanlar emri altındakilerin faaliyet ve iĢlemlerinden de sorumlu olup,
bağlı ve ilgili kuruluĢların faaliyet ve iĢlemleri ile hesaplarını denetlemekle de görevli ve
yetkilidirler.
Konuya bu hüküm çerçevesinde bakıldığında, tanık anlatımlarında ifadesini
bulan, uzun zamandan beri bürokraside tartıĢma konusu yaratmıĢ ve sanık Bakan
döneminde de yaĢanıldığı anlaĢılan kamu bankalarının denetimi konusunda ve ilgili
kurum ve kuruluĢların objektif ve sübjektif koĢulları ve ülkenin içinde bulunduğu mali
durum ve ihtiyaç olduğu anlaĢılan yasal düzenlemelerde Hazine MüsteĢarlığı ve ilgili
denetim kurumlarına duyulan ihtiyaç karĢısında, sanığın iĢlemleri denetlemek görev ve
yetkisine sahip olduğu kurumlar arasında koordinasyonu sağlamasında ve diğer
bakanlıklarla iĢbirliği yapmasında, bu istencin kalkınma planına ve siyasetlerine uygun
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
135
yorumlanarak değerlendirilmesinde ve bunların yasal bir zemine oturmasını teklif
etmesinde hukuka aykırılık düĢünülemez.
Sanık hakkında suça konu kastın varlığının anlaĢılabilmesi için değerlendirilmesi
gereken 27.3.2000 gün ve 650 sayılı BaĢbakan Onayı’nın metni Ģöyledir:
“BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu‟nca Kamu Ġktisadi TeĢebbüsü
statüsündeki bankalar hakkındaki yıllık raporlarda, banka hakkında her türlü inceleme
yapıldıktan sonra bazı hususların ad vermek suretiyle, ilgili merci olarak gösterilen
Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulunca “soruĢturulması” istenilmektedir. Nitekim,
BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca düzenlenen T. Halk Bankası A.ġ. 1998 yılı
raporunda yer alan 9,10,11,15,16,20,23,25,27,28,29,34,35 ve 39 nolu temenni
konularının Bankalar Yeminli Murakıplarınca soruĢturulması istenmiĢtir.
BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu mensupları, 72 sayılı KHK‟nin 21 inci
maddesine göre denetim ve inceleme görevlisi sıfat ve yetkisini haiz olup, denetime tabi
kuruluĢların gizli ve açık evrak, belge, defter ve kayıtlarını incelemeye ilgililerden
açıklamalarda bulunmalarını istemeye ve iĢ yerlerinde incelemeler yapmaya yetkilidirler.
Yüksek Denetleme Kurulu denetçilerinin denetleme konuları arasında, iĢlemlerin hukuka
uygunluğunun verimlilik ve karlılık ilkelerine uyulup uyulmadığını, iĢletmenin zarara
uğratılıp uğratılmadığının incelenmesi de vardır. TeĢebbüsler hakkında yıllık denetim
raporu düzenlenebildiği gibi, ivedi durum raporu (26.madde) ve özel inceleme raporu
(28.madde) da düzenlenebilmektedir.
Diğer taraftan söz konusu KHK‟ nin 30. maddesi Yüksek Denetleme Kurulunun
raporları ile ilgili iĢlemleri düzenlemektedir. Maddenin 4. fikrasına göre, “Denetleme
Kurulu Raporlanndan, inceleme, tefliĢ veya tahkiki istenen durumlar BaĢbakanlıkça
yetkili mercilere intikal ettirilir. Denetleme Kurulunca özellikle bakanlıklann incelemesi,
teftiĢi ve tahkiki istenen konular, bakanlıklarca sonuçlandırılır ve sonuçtan BaĢbakanlığa
ve Denetleme Kuruluna bilgi verilir. Denetleme Kurulu görüĢünü ayrıca BaĢbakanlığa
bildirir” denilmektedir.
Yüksek Denetleme Kurulu Raporlarında yer alan ifadelerin aksine, Bankalar
Yeminli Murakıpları Kurulu, 72 sayılı KHK „nın 30. maddesinin 4. fıkrası bakımından
yetkili merci değildir.
Bankalar Yeminli Murakıplarının asli görevi, 4491 sayılı Kanun ile değiĢik 4389
sayılı Kanunun 5. maddesinde ifade bulan “Bankalar Kanunu ile diğer kanunların
bankalarla ilgili hükümlerinin uygulanmasının ve her türlü bankacılık iĢlemlerinin
denetimi, bankaların varlıkları, alacakları, öz kaynakları, borçları, kar ve zarar
hesapları arasındaki ilgi ve dengelerin ve mali bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların
tespit ve tahlili... “dir. Özet bir ifade ile bankaların mali bünyelerinin sağlamlığının
incelenmesidir. Bu kapsamda kamu veya özel ayrımı söz konusu değildir. Ayrıca,
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
136
BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında yer alan temenni konularının önemli
bir kısmı, bu temenniler bulunmasa dahi mali bünye incelemeleri sırasında
değerlendiriirnekte ve gerekirse rapora konu edilmektedir. Ancak, soruĢturulması istenen
Yüksek Denetleme Kurulu Temennilerinin bir kısmı, bankacılıkla hiçbir ilgisi olmayan
konularda da olabilmektedir. Bu hususa örnek olarak T.Halk Bankası A.ġ. 1998 yılı
raporunda yer alan 9 nolu temenni verilebilir. Temennide “mevzuata aykırı olarak
kaynak aktarma niteliğinde ilansız ve ihalesiz banka gayrimenkullerinin Türkiye Halk
Bankası Personeli YardımlaĢma Vakfı iĢletmesine satılması iĢlemlerinin ilgili merciler
(Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu)nca incelenmesi, gerekiyorsa soruĢturulması,
“denilmektedir. Söz konusu temenniden de görüleceği üzere, konunun dayanak noktası
gayrimenkullerin ekspertiz değerinin belirlenmesi olup, bu hususun Bankalar Yeminli
Murakıplarının görev ve uzmanlık alanı ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
Diğer taraftan kanunda belirtilen denetim yetkisi, gerek Kurulun gerekse denetim
elemanlarının adındaki Murakıplar Kurulu, Murakıp kelimelerinden de anlaĢılacağı gibi
inceleme yetkisi olup, “soruĢturma” yı hiçbir Ģekilde kapsamamaktadır. Bankalar
Yeminli Murakıpları Bankalar Kanunu ve diğer kanunların bankalarla ilgili
hükümlerinin uygulanmasını incelerken T.Ceza Kanununa aykırı bir husus tespit ettikleri
takdirde bu Kanunun 235. maddesindeki “memurlardan biri görevini yaptığı sırada
görevine iliĢkin olarak kamu adına kovuĢturmayı gerektiren bir suç iĢlendiğini öğrenip
de ilgili daireye bildirmekte ihmal ve gecikme gösterirse.. .“ hükmüne göre rapor
düzenlemektedirler.
Maddedeki “memur” ibaresi kamu görevlisi anlamında kullanıldığından Yüksek
Denetleme Kurulunu da kapsamaktadır. Anayasamızın amir hükmü nedeniyle T. Ceza
Kanunun 235. maddesinin 72 sayılı KHK ile değiĢtirilmiĢ olacağı da kabul edilemez.
Ayrıca, “kurumlardan hangilerinin devlete verilmiĢ asli ve sürekli bir kamu hizmetinin
genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduklarının, hangilerinin bu nitelikte
bulunmadıklarının tespitine dair” 26.11.1975 gün ve 7/10986 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararından BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu da devlete verilmiĢ asli ve sürekli bir
kamu hizmetini genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü Kurumlar arasında
sayılmıĢtır. Bu yönü ile inceleme sonucu tespit edilen hususların mercie bildirilmesinde
72 sayılı KHK istisnai bir hüküm arzetmemektedir.
Diğer taraftan Yüksek Denetleme Kurulu uzmanları, mevzuata aykırı gördükleri
hususları inceleyip değerlendirdiklerine göre konunun ayrıca inceleme ve
soruĢturulmasını istemeleri, denetimle ilgili bir kurulun, Devletin diğer denetim
birimlerine asli görevini aktarması sonucunu doğurduktan baĢka zaman ve emek israfına
yol açarak kamu kaynaklarının etkin bir Ģekilde kullanımını da önlemektedir.
Esasen Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu‟nda görev yapan Murakıp ve
Murakıp Yardımcılarının sayısı 69 olup, resen inceleme yetkisi bulunmayan 19 Murakıp
Yardımcısı ve askerde ve yurt dıĢında bulunan Bankalar Yeminli Murakıpları da dikkate
alındığında inceleme yapan Bankalar Yeminli Murakıbı sayısı 36‟dır. kurul‟un
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
137
BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu ve Mali Suçlar AraĢtırma Kurulu ile ortak incelemeler yaptığı
ayrıca, bankalarla ilgili çok sayıda ihbar ve Ģikayet incelemelerini sonuçlandırdığı da
göz önüne alındığında, Bankalar Yeminli Murakıpları sayısının, Kurul‟un asli görevi
olan mali bünye incelemeleri için dahi yetersiz olduğu açıkça görülmektedir.
Yukarıda verilen açıklamalar çerçevesinde, bundan sonra, BaĢbakanlık Yüksek
Denetleme Kurulu‟nca, Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu‟na intikal ettirilecek olan
konuların, T. Ceza Kanunu kapsamındaki iĢlemlerle değil, Bankalar Kanunu ve diğer
kanunların bankalara iliĢkin hükümleri ile ilgili olması ve tespit edilen kanuna aykırı
iĢlemlerin kesin ve somut bilgi ve belgelere dayanması, bu kapsamda Bakanlığına intikal
ettirilen T.Halk Bankası 1997 ve 1998, T.Emlak Bankası 1998 ve T.C. Ziraat Bankası
1998 yılı Yüksek Denetleme Kurulu Temennilerinin bu açıdan tekrar gözden geçirilmek
üzere iadesi hususunu onaylarına arzederim.”
Görülüyor ki onay metni, BaĢbakan onayı olup bir idari karardır ve Bakan ile
diğer ilgililerin uyma zorunluluğu vardır. BYDK denetçilerinin Bankalar Kanunu’na
aykırılık içermeyen sadece 765 sayılı TCK kapsamında kalan suçlarla ilgili olarak
temennide bulunmak yerine incelemeyi tamamlayarak sonuçlandırmaları öngörülmekte,
bu sayede de o dönemde BYMK’nin içinde bulunduğu yoğun iĢ yükünün hafifletilmesi
ve bunun sonucu olarak bankaların denetiminde etkinliğin, süratin sağlanması
amaçlanmaktadır.
Gerek tanık ReĢat Mocan’ın yeminli beyanı ve gerek dosyada mevcut yazılı
kanıtların incelenmesinden 27.3.2000 günlü BaĢbakanlık onayına dercedilen tespit ve
değerlendirmelerin, temennilerin BYMK’ye intikalinden sonra kısa süreli bir oluĢum
içinde meydana çıkmadığı, Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nın esasa iliĢkin
görüĢlerinin aksine, benzeri değerlendirmelerin önceki dönemlerde de yapılmıĢ olduğu
anlaĢılmaktadır. Bu uygulamalardan Yargıtay BaĢsavcılığı’nın görüĢünde bahsettiği
tanıkların haberdar olmaması, onların bulunmadığı anlamına gelmemektedir.
Önceki yıllar uygulamalarıyla ilgili olarak, BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu
BaĢkanı’nın aldığı, 13.9.1993 gün ve 448 sayılı onayda, BYDK’nin yeterli inceleme
yapmadan, soruĢturma talebinde bulunması, denetim asli görevinin baĢka kurumlara
aktarılması olup, BYDK’nin varlık nedenini tartıĢmalı hale getirdiği konusunu içermekte,
bu haliyle denetimde var olan bir probleme iĢaret etmekte, 11.1.1995 gün ve M:146 sayılı
BaĢbakanlık Onayı’yla ise Bankalar Kanunu kapsamına giren faaliyetlere iliĢkin olanlar,
Hazine MüsteĢarlığı BYMK BaĢkanlığı, Bankalar Kanunu dıĢındaki hususlar ise Banka
TeftiĢ Kurulu’nca incelenmesinin uygun görüldüğüne iliĢkin olduğu anlaĢılmaktadır.
Bu onayların uygulamasının kaldırıldığına dair dosya içerisinde bir delile de
rastlanılamamıĢtır.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
138
650 sayılı onay metni, BaĢbakan imzası ile hiyerarĢik olarak, alt sırada kalan
birimlerin uygulamasını gerektirir idari bir talimat halini almıĢtır. Bu talimatın
oluĢmasında imzası olması nedeniyle katkıda bulunanlara ve dolayısıyla sanığa suç izafe
edilmesine katılınamaz.
Kaldı ki tanık anlatımından onay önerisinin BYMK BaĢkanlığı’nca ve sonrasında
MüsteĢar onayı ve Bakan imzasından sonra BaĢbakanlığa götürüldüğü, onay sonrası aynı
kurum yetkililerince alınıp Kurul’a getirildiği anlaĢılmaktadır.
650 sayılı Olur metni genel ahlak ve adaba aykırılık içermediği, konusunun suç
teĢkil etmediği, idari bir ihtiyaçtan doğduğu ve denetimde iki kurulun yaĢadığı
anlaĢmazlığı çözmek adına BYDK tarafından BYMK’ye incelettirilmek üzere intikal
ettirilecek olan konuları TCK kapsamındaki iĢlemlerle değil, Bankalar Kanunu ve diğer
kanunların bankalara iliĢkin hükümleri ile ilgili olmasına ve tespit edilen kanuna aykırı
iĢlemlerin kesin ve somut bilgi ve belgelere dayanmasına iliĢkin BaĢbakan’ın görev
talimatıdır.
Nitekim, denetim kurumları arasında fikri aykırılıklarda 72 sayılı KHK’nin 30.
maddesinin altıncı fıkrasında sorunun BaĢbakan’ın iradesi doğrultusunda çözümlenmesi
gerektiğine ve nihai karar merci olduğuna iĢaret edildiğine göre, 650 sayılı Olur
eyleminin söz konusu fıkranın benzer bir sonuç önermesi olduğunu kabul zorunlu olup,
hukuka ve yasal mevzuata da aykırılığı söylenemez.
Ayrıca onayın alımındaki gayenin, kamusal görevin düzenli ve etkili biçimde
yerine getirilmesi, devlete iliĢkin menfaatin gözetilmesi, devlet idaresinin düzenli
iĢletilmesini sağlamak amacı dıĢına taĢtığı ve bu nedenle takdir hakkının kötüye
kullanıldığının da kabulü mümkün değildir.
Bir an için hukuka aykırı sayılsa dahi, sanığın bu onayı astlarına verdiği
talimatlar ile hazırlanmasını sağladığını, bundan amacının söz konusu temennilerde bahsi
geçen kiĢileri koruyup kollamak gayesi olduğunu ve bu nedenle de bir kısım soruĢturma
konularının zamanaĢımına uğradığını iddia etmek ve bunun somut delillerini ortaya
koymak mümkün olamamıĢtır.
Her ne kadar Olur’un alınmasındaki hukuksal gereklilik, içerik ve BaĢbakan
talimatı olmasıyla ortaya çıkan sonuç, Olur’a neden olan ve haksızlığını ifade için,
kredilerin de banka iĢlemi, bu iĢlemlerin de BYMK’ce incelenmesi gerektiği, o halde bu
konudaki temenni gereklerini BYMK’nin yapmayıp, BYDK’ce yapılması için iadesi
yanlıĢtır iddiasının üstün ve öncelikli gözüken gayesi ile örtüĢüyorsa da kredi iĢlemlerinin
bankacılık faaliyeti olduğunda kuĢku bulunmamakla beraber, kredilerin usulüne göre
alınmayıp, sonuçta dolandırıcılık, emniyeti suiistimal ve benzeri suçların oluĢması
halinde ortada TCK veya diğer kanunların ihlal edildiği bir durum meydana gelebilmekte
ve Bankalar Kanunu çerçevesinde incelenmesi gerekli hususların bulunmadığı
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
139
görülmektedir. Nitekim Yargıtay pek çok kararında bu tip yollarla alınan kredilerden
dolayı faillerinin TCK’nin ilgili maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiğine iĢaret
etmiĢtir. Bu bağlamda Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığının ileri sürdüğü gibi tüm
kredilere iliĢkin eylemleri bankacılık suçu, bunlardan kaynaklanan tüm denetim iĢlerini
de bankacılık faaliyetinin denetimi kapsamında görüp, BYMK’yi görevli saymak
olanaklı değildir.
650 sayılı Onay’ın BYDK’ye intikalinden sonra konu ile ilgili görüĢüne
baĢvurulan BYDK Üyeler Kurulu 7.11.2000 günlü kararı ile 27.3.2000 günlü BaĢbakan
Onay’ındaki talimatlar dıĢında iĢlem yapılmasının mümkün olabileceği aksi takdirde
Onaya uyulması gerekeceği görüĢleri ile BaĢbakanlık Makamından bir karĢı onay almak
istediği, 5.3.2001 gün ve 3582 sayılı Olur’da “Bankalar Kanunu ve diğer kanunların
bankalara iliĢkin hükümleriyle ilgisi bulunmayan inceleme ve soruĢturma talepli
temennilerin, BYMK‟ye intikal ettirilmemesi hakkındaki Onay talimatları, BYDK‟ce de
benimsenen ve 2000 yılı için programlanan bir husus olmuĢtur” denilmek suretiyle
BYMK’nin, 27.3.2000 gün ve 650 sayılı BaĢbakan Onayı’na yansıyan temel görüĢünün,
BYDK önerisiyle BaĢbakan tarafından teyit edildiği anlaĢılmakta ve ayrıca bankacılık ve
banka ile ilgisi olmayan inceleme ve soruĢturma talepli temennilere iliĢkin onay
talimatların Kurul’ca hemen ele alınmasının bu tarihten sonraki temennilere inhisar
ettirilmesi, bu kapsamda bulunanların ve henüz ele alınmayanların ise BaĢbakanlık TeftiĢ
Kurulu BaĢkanlığı ya da ilgili Bakanlıkça ele alınması talimatı ile 650 sayılı Onayı teyit
ettiği görülmektedir.
Bütün bu nedenlerle sanığın aksi ispatlanamayan savunması, bu savunmayı
destekler tanık beyanları ile bahsi geçen yazılı deliller karĢısında bu fiile iliĢkin suç
unsuruna rastlanılmamıĢtır.
Bu kabule üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT sanığın mahkûmiyeti gerektiği
düĢüncesiyle katılmamıĢtır.
c- BYDK’nin T. Halk Bankası A.ġ. faaliyetlerine iliĢkin 1997 ve 1998 yılı
raporlarında incelenmesi ve soruĢturulması istenen temennilerin tekrar gözden
geçirilmesi için BaĢbakanlık Makamından alınan 27.3.2000 gün ve 650 sayılı iade
onayının, BYDK BaĢkanlığı’na dört ayı aĢan bir gecikmeyle 4.8.2000 günü
gönderilmesi iddiası ile ilgili olarak:
1997 ve 1998 temennilerinin açıklanan gerekçelerle gözden geçirilmek üzere
BYDK’ye iadesini öngören 27.3.2000 gün ve 650 sayılı BaĢbakanlık Onay’ı BYMK
BaĢkanlığı’nın 31.3.2000 gün ve 937 sayılı yazısı ekinde Hazine MüsteĢarlığı KĠT Genel
Müdürlüğü’ne iade edilmiĢtir.
Bu iade sonrasında BYMK BaĢkanlığı’nca 5.4.2000 gün ve 978 ile 980 sayılı
yazılar ile daha önce görevlendirilen murakıpların çalıĢma programlarından söz konusu
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
140
temennilerin incelenmesi çıkarılmıĢtır. 10.4.2000 günü BYMK’ce yürütülen incelemeler
ise Kurul BaĢkanlığı’na iade edilmiĢtir.
Anılan Onay üzerine söz konusu temenniler KĠT Genel Müdürlüğü’nce onay
gününden yaklaĢık 4 ay sonra 4.8.2000 gün ve 63219 sayılı yazı ekinde BYDK
BaĢkanlığı’na iletilmiĢtir.
Somut olayın bu biçimde gerçekleĢtiğinde kuĢku yoktur.
Konu ile ilgili dinlenen tanıklar Selçuk Demiralp, AyĢe Dönmezer, Yıldız
Soykan, M. Cüneyt Yener, Kaan Sayın, Aysun Bulgurlu Arıkan ve Mehmet
Rasgelener’in yeminli beyanlarında özetle, olayın KĠT Genel Müdürlüğü’nün ilk defa
karĢılaĢtığı bir durum olduğunu, adım adım krize gidilen bu dönemde Hazine
MüsteĢarlığı’nın çok ön plana çıktığını, Hazine’nin görevli olduğu IMF ve Dünya
Bankası iliĢkileri, kamu finansmanı, KĠT düzenlemeleri, yeniden yapılanma programları,
bankacılık sisteminin rehabilitasyonu, sosyal güvenlik, enflasyonla mücadele, tarım,
enerji yapılanması gibi tüm temel sorunların az sayıdaki eğitimli bu kadro ile
yürütülmeye çalıĢıldığını, Hazine bürokrasisinin hiyerarĢiye çok dikkat eden bir kurum
olduğu için konunun tüm yetkililer nezdinde istiĢare edildiğini, ortak bir hafızaya
baĢvurduklarını, BaĢbakanlık Onayı’nın gecikmesini, dönemin iĢ yoğunluğu nedeniyle
zamana karĢı yarıĢılan bir tempoda çalıĢılmasına bağladıklarını, herhangi bir makamın da
çok kalın olan bu raporları havale etmeden önce, ancak sonuç bölümünü okuduğunu,
raporun içeriği konusunda az çok bir bilgi sahibi olmak istediklerini, bu raporların her
havale makamında belli bir süre beklemesinin normal olduğunu, çünkü, havale ederken
belki uyarıların yapılabileceğini, daire baĢkanının da, bu raporu Ģube müdürüne
intikalinden önce incelemiĢ olabileceğini, BYMK’nin bu olaylara kendilerinin
bakmaması için alınan ilk onay olduğunu, muhtemelen Bakan’ın da o zaman yurt dıĢında
bulunduğunu, “biz bunu ne yapacağız” diye Bakan gelince tekrar arz etmek üzere bu iade
karĢısında ne yapılacağını istiĢare etme ihtiyacı duyulmuĢ olabileceğini, muhtemelen,
onun üzerine daire baĢkanının “Bakan gelince” notu düĢerek 17.4.2000 günü Ģube
müdürüne havale ettiğini, bunun dıĢında temennilerin geciktirilmesi için Onayın geç
gönderilmesi konusunda sanık, üst ve astlarından telkin, tavsiye, talimat ve benzeri bir
etkiye maruz kalmadıklarını ifade etmiĢlerdir.
Sanık Bakan’ın bu konuda kendisinin bilgilendirilmediği yolundaki savunmasını
ortadan kaldıracak herhangi bir delile rastlanılamamıĢtır.
Bu noktada önemli bir hususu tanık Cüneyt Yener’in Hazine Kontrolörüne
verdiği yazılı ifadesi ile duruĢmadaki yeminli beyanı oluĢturmaktadır. Tanık Cüneyt
Yener’in anılan yazılı beyanı da özetle; “makamın talimatı ve bilgisi olmaksızın herhangi
bir iĢlem yapılmasının mümkün olmadığı” Ģeklindedir. Bu tanık duruĢmada anılan beyanı
hatırlatılıp sorulduğunda özetle; bu ifadeden kastının Hazinedeki hiyerarĢik yapı
olduğunu, bu hiyerarĢi içerisinde evrak ve talimat akıĢının izlediği bir yol bulunduğunu,
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
141
Devlet Bakanlığı Makamının Hazine’nin en üst amiri olarak bir kısım evrakı onların da
imzalamak zorunluluğunun bulunduğunu, burada hiyerarĢiyi kastettiğini ifade etmiĢtir.
Yine üzerinde durulması gereken bir konuyu da Hazine MüsteĢarlığı’nda
meydana gelen bu gecikmeye kimin neden olduğu konusunda Hazine kontrolörlerine
yaptırılan tahkikat oluĢturmaktadır. Hazine Kontrolörleri bu konuda yaptıkları inceleme
sonucunda düzenledikleri 6.4.2004 gün ve 207/3-208-5 sayılı inceleme raporu sonucunda
adı geçenler hakkında soruĢturma izni verilmiĢ ancak yukarıda isimleri belirtilen
görevlilerin karara karĢı DanıĢtay nezdindeki itirazları üzerine, DanıĢtay 1. Daire
BaĢkanlığı’nın 2004/515 E., 2005/95 K. sayılı ve 01/02/2005 günlü kararı ile,
“…Ġlgililere isnat edilen eylemlerin, haklarında hazırlık soruĢturması yapılmasını
gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaĢıldığından yapılan itirazların kabulüne..” karar
verilmiĢtir. DanıĢtay 1. Dairesi BaĢkanlığı’nın bu kararı doğrultusunda, Ankara
Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nın 23.5.2005 günlü, 2004/1679 Hz., 2005/30869 K. sayılı
kararı ile, “...SoruĢturmanın sürmesi için gerekli yasal izinler temin edilememiĢ bu
sebeple de hazırlık soruĢturması açıp yürütmek imkanı kalmamıĢtır...” gerekçesiyle
“Evrakın ĠĢlemden Kaldırılmasına” karar verilmiĢtir.
Görüldüğü üzere, Hazine MüsteĢarlığı’nda meydana gelen gecikme ile ilgili
olarak tek nedenin iĢ yoğunluğu ve belki de görevlilerin ihmali olabileceği düĢünülmekte
ancak bu gecikme ile ilgili olarak sanığın bir etkisinin bulunduğuna iliĢkin somut bir delil
ortaya konamamaktadır. Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nın esasa iliĢkin
görüĢünde ileri sürdüğü “Bakan gelince” notu ile ilgili olarak sanığın yurtdıĢından
döndüğünde bu not dolayısıyla bilgilendirildiğinin kabulünün gerekeceği gibi bir
varsayıma katılmak mümkün değildir. Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı da bu tanıkların
beyanlarının inandırıcı olmadığına iliĢkin görüĢünün hukuki dayanaklarını sunamamıĢtır.
Bir an için sanığın bu gecikmeden haberdar olduğu düĢünülse dahi; bu konuda astlarına
emir, talimat ve benzeri etkilerde bulunduğuna ve bunu da temennilerin geciktirilmesi
suretiyle Halk Bankası’nın bir kısım yöneticilerinin yargılanmasını engellemek kastıyla
yaptığına iliĢkin bir delil de bulunamamıĢtır.
Bütün bu nedenlerle sanığın aksi ispatlanamayan savunması, bu savunmayı
destekler tanık beyanları ile bahsi geçen yazılı deliller karĢısında anılan fiilin sübuta
erdiğinin kabulü mümkün görülmemektedir.
Yukarıda açıklanan gerekçeler ile sanıkların tüm suçlamalardan beraat etmeleri
gerektiği yönündeki vicdani kanaat ile aĢağıdaki hüküm kurulmuĢtur.
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
142
Vll- HÜKÜM
Ayrıntıları ve dayanakları yukarıda açıkça gösterildiği üzere;
1- Sanık Hasan Hüsamettin ÖZKAN’ın;
Türkiye Halk Bankası Anonim ġirketi yöneticilerini korumak ve sorumluların
yargılanmalarını önlemek kastıyla bilerek ve isteyerek;
a) BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun Türkiye Halk Bankası Anonim
ġirketi'nin faaliyetlerine iliĢkin 1996 yılı raporunda yer alan temennileriyle ilgili Hazine
MüsteĢarlığı'nın bankalar yeminli murakıpları tarafından düzenlenerek Ankara
Cumhuriyet BaĢsavcılığı'na intikal ettirilen raporlarının yasal ve haklı nedenlere
dayanmaksızın yeniden değerlendirilmesi istemiyle Banka Genel Müdürü ve yönetim
kurulu üyeleri hakkında zamanında takibat izinlerini vermeyip geciktirmesi fiili ile ilgili
olarak;
Yüklenen suçun yasal unsurları oluĢmadığından, BaĢkan Tülay TUĞCU, BaĢkan
vekili HaĢim KILIÇ, üyeler Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN ve Osman Alifeyyaz
PAKSÜT’ün mahkûmiyet yönündeki karĢıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA BERAATĠNE,
b) Hazine MüsteĢarlığı'ndan sorumlu Devlet Bakanlığı'nın 16.11.1998 tarih ve
77576 sayılı yazısı ile talep edilmesine karĢın, Türkiye Halk Bankası Anonim ġirketi
yöneticilerinin imza yetkilerini kaldırmamak fiili ile ilgili olarak;
Yüklenen suçun yasal unsurları oluĢmadığından, BaĢkan vekili HaĢim KILIÇ,
üyeler Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
mahkûmiyet yönündeki karĢıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA BERAATĠNE,
2- Sanık Recep ÖNAL’ın;
Türkiye Halk Bankası Anonim ġirketi yöneticilerini korumak ve sorumluların
yargılanmalarını önlemek kastıyla, bilerek ve isteyerek;
a) Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu BaĢkanlığı'nca BaĢbakanlık Yüksek
Denetleme Kurulu'nun 1997 ve 1998 yılları temennilerinin incelenmesiyle ilgili
görevlendirmenin sekiz ay süreyle yapılmaması ve BaĢbakanlık Makamından alınan
27.3.2000 tarih ve 650 sayılı onayın BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'na dört ay
gecikerek gönderilmesi fiilleriyle ilgili olarak;
Yüklenen suçun yasal unsurları oluĢmadığından, OYBĠRLĠĞĠYLE
BERAATĠNE,
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
143
b) BaĢbakanlık Makamından 27.3.2000 tarih ve 650 sayılı onay alınması fiili ile
ilgili olarak;
Yüklenen suçun yasal unsurları oluĢmadığından, Üye Osman Alifeyyaz
PAKSÜT’ün mahkûmiyet yönündeki karĢıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA BERAATĠNE,
3- Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Dair sanıklar ve vekilleri ile katılan vekillerinin yüzlerine karĢı, Yargıtay
Cumhuriyet BaĢsavcısı, Vekili ve Savcısı hazır bulunduğu halde, isteme aykırı ve kesin
olarak 31 Mart 2006 gününde verilen hüküm açıkça okunup, usulen anlatıldı.
BaĢkan
Tülay TUĞCU
BaĢkanvekili
HaĢim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
ġevket APALAK
Üye
Serruh KALELĠ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Esas Sayısı : 2004/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
144
KARġIOY YAZISI
Devlet Eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı sanık Hasan Hüsamettin ÖZKAN
hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Yüce Divan’a sevk kararında, adı geçenin
Türkiye Halk Bankası A.ġ yöneticilerini korumak ve sorumluların yargılanmalarını
önlemek kastıyla, bilerek ve isteyerek ilgili kuruluĢların raporlarının gereğinin
yapılmasını geciktirip gerekli tedbirleri zamanında almadığı, takdir hakkını amacı dıĢında
kullanıp kanuni yetkisini aĢarak ve yasaya aykırı uygulamalarda bulunarak Türkiye Halk
Bankası A.ġ’nin zarara uğramasına neden olduğu iddia edilmiĢtir.
Bu iddia ile ilgili olarak BaĢkanvekili HaĢim KILIÇ, üyeler Sacit ADALI, Ahmet
AKYALÇIN ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karĢıoylarında yazılan delil
değerlendirmelerine aynen katılmakla birlikte, sanığın kendisine ulaĢtırılan raporları
defaatle incelettirmek isteyerek zamanında gerekli önlemleri almamasının görevi ihmal
suçunu oluĢturacağı düĢüncesiyle beraati yolunda verilen karara katılmıyorum.
BaĢkan
Tülay TUĞCU
KARġIOY YAZISI
Devlet Eski Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı sanık H. Hüsamettin ÖZKAN hakkında
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Yüce Divan’a sevk kararında, adı geçenin T. Halk
Bankası A.ġ yöneticilerini korumak ve sorumluların yargılanmalarını önlemek kastıyla,
bilerek ve isteyerek ilgili kuruluĢların raporlarının gereğinin yapılmasını geciktirip gerekli
tedbirleri zamanında almadığı, takdir hakkını amacı dıĢında kullanıp kanuni yetkisini aĢarak
ve yasaya aykırı uygulamalarda bulunarak Türkiye Halk Bankası A.ġ’nin zarara uğramasına
neden olduğu iddia edilmiĢtir.
H. Hüsamettin ÖZKAN 02.07.1997 günlü, 1997/28 sayılı BaĢbakanlık Genelgesi ile
Türkiye Halk Bankası A.ġ. den sorumlu Devlet Bakanı olarak görevlendirilmiĢ ve
02.07.1997 ilâ 26.12.2000 tarihleri arasında bu görevi yapmıĢtır.
Ġddiada da yer alan, ilgili kuruluĢların sanığın eylemi ile iliĢkili olan yazılı belge
niteliğindeki raporları ile yazıĢmalar Ģöyledir:
72 sayılı “BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname” nin 30. Maddesi uyarınca ilgili Banka’nın 1996 yılı faaliyetlerine iliĢkin
temennilerin yer aldığı yıllık denetim raporu Yüksek Denetleme Kurulu Üyeler Kurulunda
kabul edilerek 10.02.1998 tarihinde gereken KuruluĢlara dağıtımı için BaĢbakanlığa,
07.02.1998 tarihinde de BaĢbakanlıkça gereğinin yapılması için Hazine MüsteĢarlığına
gönderilmiĢtir.
O tarihte yürürlükte bulunan 4059 sayılı “Hazine MüsteĢarlığı ile DıĢ Ticaret
MüsteĢarlığı TeĢkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un”, “MüsteĢarların DanıĢma, Denetim
ve Yardımcı Birimleri” baĢlıklı 5. maddesinin (a) bendi ile Yönetmenliğin verdiği yetkiye
dayanılarak 1996 yılı temennilerine iliĢkin Bankalar Yeminli Murakıplarınca düzenlenen
raporlarda:
1- (6) nolu, temenni ile ilgili olarak düzenlenen 29.06.1998 (R-5) günlü raporda, bir
kısım personelin 399 sayılı KHK ve buna bağlı çıkarılan Personel yönetmeliğine aykırı
olarak sınavsız ve izinsiz olarak atamasının yapıldığı, bazı atamalarda ilan Ģartına ve 30 yaĢ
sınırına uyulmadan atama yapıldığı, Banka Genel Müdürü Yenal ANSEN, Genel Müdür
Yardımcısı Osman Nuri ERTUĞ ile Personel Müdürü M. Ertüm GÜRSOY’un eylemlerinin
Türk Ceza Kanunu’nun 240. maddesi uyarınca görevi kötüye kullanma olduğu,
2- (8) nolu temenni ile ilgili olarak düzenlenen 10.03.1998 (R-6, R-6, R-7, R-7)
günlü raporlarda, Banka’nın Amsterdam temsilcilerince gerçekleĢtirilerek Banka
giderlerine yansıtılan kiĢisel nitelikteki ağırlama ve kiĢisel hediye niteliğindeki
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
2
harcamaların 6245 sayılı Harcırah Kanunu’na aykırı olarak yapıldığı, bu tutarların bir
kısmının yurtdıĢında görevlendirilen ilgililerden geri alındığı, bir kısmının ise tevdi edilen
avansları belgeleyememelerine rağmen iade edilmediği, bu tespitlerin Türk Ceza
Kanunu’nun 202. maddesinde belirtilen zimmet suçunun unsurlarını oluĢturduğu,
sorumluların Genel Müdür Yenal ANSEN, Genel Müdür Yardımcıları H. Barbaros
OLCAY, O. Nuri ERTUĞ ve M. Necat BUDAK olduğu,
3- (22) nolu temenni ile ilgili olarak düzenlenen 06.07.1998 (R-4) günlü raporda,
Karaköy ġubesi (…) Firmasına kullandırılan kredilerde firmaya Ģubenin yaptığı kredi
teklifleri üzerine Yönetim Kurulunca 22.08.1996 günlü (30) sayılı, 13.01.1997 günlü (3)
sayılı, 10.04.1997 günlü (13) sayılı kararlarıyla DNTM kredisinin tahsis edildiği, firma
gerçek ortaklarının ana sözleĢmeye yansıtılmadığı, firmanın (…) Holding’in bir alt firması
olduğu, faaliyetlerine baĢlayalı çok olmadığı, kredi değerlerinin kullandırılan krediyi
kaldıramayacak düzeyde olduğu, firma istihbaratının yapıldığı dönem itibariyle grup
firmalarından (…) Pazarlama Bilgi birikim A.ġ’nin T.C. Merkez Bankası risk
santralinasyonu kayıtlarında Halkbank nezdinde kanuni takipte alacağının bulunmasına ve
ilk kredi kullandırımına iliĢkin düzenlenen istihbarat raporunun net iĢletme sermayesi, cari
oran gibi finansal oranlar yönünden yetersiz biçimde kasıtlı olarak eksik bilgi ile
düzenlenmesine rağmen kredi teklifinde bulunulduğu, iĢleyen kredi tekliflerinde Banka
teamüllerine aykırı olarak yeni değerlendirme ve istihbaratın yaptırılmadığı, krediler için
yeterli teminatın alınmadığı, ipoteklerin banka alacağını tehlikeye düĢürecek Ģekilde
Medeni Kanun’un 766. maddesinin (a) bendine aykırı olarak tesis edildiği, teminata alınan
senetlerin banka kayıtlarına yansıtılmadığı, son kredi teklifinde Ģubenin firma hakkında
olumsuz değerlendirmelerinin dikkate alınmadığı, kredi açıldıktan sonra firmadan tahsil
edilemeyen dönem faizler için ek teminat alınmadığı belirlenerek, Sorumlular ġube Müdürü
Muzeffer TEK, Ticari Krediler Müdürü Muazzez ELA, Genel Müdür yardımcıları Barbaros
OLCAY, Osman Nuri ERTUĞ, Genel Müdür Yenal ANSEN, Yönetim Kurulu Üyeleri A.
Ġhsan ELGĠN, Hasan ÖZCAN, Yücel DĠRLĠK ve Halil SARIASLAN’ın eylemlerinin Türk
Ceza Kanunu’nun 240. maddesi kapsamında olduğu,
4- (23) nolu temenni ile ilgili olarak düzenlenen raporda, Karaköy ġubesince (…)
(…) (…), (…) San.Tic.A.ġ firmasına kullandırılan kredilerle ilgili olarak düzenlenen
17.04.1998 (R-1) günlü raporunda; Karaköy ġubesi’nin 814 sabit nolu firmasına
kullandırılan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun karĢılık ayrılması ve kayıt düzeni ile ilgili
32, 51, 52. maddelerine aykırılık tespit edildiği, sorumluların ġube Müdürü Muzaffer TEK,
ġube Müdür Yardımcısı Ġ. Tevfik SEKĠZĠNCĠ, ġube Müdür yardımcısı Nurhan
SARIKUZU olduğu,
5- (26) nolu temenni ile ilgili olarak düzenlenen raporda, Beyoğlu Ģubesi’nce (…)
(…) (…), (…) Turizm yatırım Otel Ltd.ġti. (…) Tekstil ĠnĢaat San.Tic.A.ġ Firmalarına
kullandırılan kredilerle ilgili olarak düzenlenen 17.09.1998 (R-2) günlü raporda, (…)
Tekstil ĠnĢaat San.Tic.A.ġ’nin kredi kullandırımı esnasında yeni kurulmuĢ bir firma olduğu,
kurucularının Banka’nın problemli kredi müĢterilerinden olduğu, bu hususların banka
istihbarat ve mali servisinin bulgularında da yer aldığı, firmanın krediye lâyık
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
3
bulunmadığından ötürü ilk kredi talebinin reddedildiği, firmanın mali durumunda olumlu
bir değiĢiklik olmadığı halde kredi tahsis edildiği; (…) (…) (…) Firması hakkında
düzenlenen istihbarat raporunda firmanın çek ve senet protestosu bulunduğu, ödeme
güçlüğü çektiğinin tespit edilmesine ve bankacılık teamüllerine göre kaldırılmıĢ olsa bile
geçmiĢte çek ve senet protestosu bulunan firmaların kredilendirilmemesinin bankacılık
teamülü olmasına rağmen firmaya kredi kullandırıldığı; (…) (…) Otelcilik Ltd. ġirketinin
deneyimsiz bir Ģirket olduğu, istihbarat raporlarına göre serbest varlığı ve toplam cirosunun
çok üstünde tutarlı ve altı ay gibi kısa bir sürede kredilendirilmesinin bankacılık teamülleri
ile bağdaĢmadığı, söz konusu kredi kullandırımlarında sorumluların kredi takdirini banka
aleyhine ve firma lehine kullandıkları, ġube Müdürü Mustafa ÇALIġKAN, Ticari Krediler
Müdürü Muazzez ELA, Genel Müdür Yardımcısı H. Barbaros OLCAY, Genel Müdür
Yenal ANSEN, Yönetim Kurulu Üyeleri A. Ġhsan ELGĠN, Hasan ÖZCAN, Yücel DĠRLĠK
ve Halil SARIASLAN’ın eylemlerinin Türk Ceza Kanunu’nun 240. maddesinde belirtilen
görevi kötüye kullanma suçu kapsamında olduğu,
6- (27) nolu temenni ile ilgili olarak düzenlenen raporda, protestoları ve karĢılıksız
çekleri olmasına rağmen sermayesinin ve bürüt satıĢ tutarının çok üzerinde kredilendirilen
ve kredileri Yönetim Kurulu’nun aldığı kararlarla sürekli arttırılan Beyoğlu ġubesi’nin 416
sabit nolu (…) (…) (…) Firmasının 30.09.1997 yılı devresi faiz ve komisyonları
ödenmediği de göz önüne alınarak kredilendirme iĢlemlerinin ilgili Bakanlıkça ( Hazine
MüsteĢarlığı) incelenmesi ve gerektiriyorsa soruĢturulması gerektiği,
7- (28) nolu temenni ile ilgili olarak düzenlenen raporda, 60 milyon sermaye ile
kurulduktan bir yıl sonra çok sayıda protestosu ve karĢılıksız çeki çıkmasına rağmen 275
milyar bürüt satıĢının çok üzerinde kredilendirilen Beyoğlu ġubesinin 445 sabit nolu (…)
Tekstil ĠnĢaat San.Tic.A.ġ Firmasının kredinin kullanımından 4 ay sonra 30.06.1997 ve
30.09.1997 devre faizlerini ödemediği dikkate alınarak kredilendirme iĢlemlerinin ilgili
bakanlıkça ( Hazine MüsteĢarlığı) incelenmesi ve soruĢturulması gerektiği,
8- (30) nolu temenni ile ilgili olarak, Pasaport ġubesi’nce (… ..) Kimya San.Tic.
Koll. ġirketine kullandırılan kredilere iliĢkin düzenlenen 09.08.1999 (R-8,R-7, R-7) günlü
raporda, istihbarat raporlarında firma sahibi hakkında (…..) faaliyette bulunduğu piyasada
olumsuz görüĢlerin hakim olduğu, firmanın vergi ve SSK prim borçlarının bulunduğu, bir
firmasının iflas ettiği, diğer firmasının da gayrıfaal olduğu, gayrimenkullerinde ihtiyati
haciz bulunduğu, sermayesinin 150.000 TL. gibi yok sayılabilecek düzeyde görüldüğü,
negatif iĢletme sermayesi ile faaliyette bulunduğu Banka MüfettiĢlerince kredi
kullandırımına son verilmesi istendiği halde yeni kredi tahsislerinin gerçekleĢtiği, yabancı
para üzerinden rehin alınması nedeniyle bunların teminat niteliğinin bulunmadığı, Ģirketin
hakkında olumsuz istihbarat bulunan (…) A.ġ’ye satıĢına cevaz verilmesi yanında böyle bir
firmanın ayrıca kredilendirildiği, firmanın satıĢı karĢılığı tahsil edilmesi gereken 2.5 milyon
ABD tutarı (…) A.ġ’nin Adana’daki kardeĢ kuruluĢu olan (…) Tarım Ürünleri A.ġ’ye
açılan krediden sağlandığı, sonuçta bu kredilerin (… ..) Firmasına doğrudan kredi
kullandırılması anlamını taĢıdığı ifade edilmiĢ, Banka Yöneticilerinin banka sermayesini ve
diğer kaynakları verimlilik ve karlılık esaslarına göre kullanma ve değerlendirme
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
4
görevlerinde gereken gayret ve basireti göstermedikleri, kendilerine 233 ve 399 sayılı
KHK’lerle verilmiĢ olduğu, Ġzmir eski ġube Müdürü Esen ÖZGÜN, Sanayi Krediler
Müdürü Uğur KINAY, Ticaret Krediler Müdürü Muazzez ELA, Genel Müdür Yardımcısı
Osman Nuri ERTUĞ, Genel Müdür Yenal ANSEN’in, Türk Ceza Kanunu’nun 230.
maddesi gereğince görevi ihmal suçunu iĢledikleri sonucuna varıldığı,
9- (35) nolu temenni ile ilgili olarak, YeniĢehir ġubesince (…) (…) (…) A.ġ’ye
kullandırılan kredilere iliĢkin düzenlenen 31.07.2000 (R-4) günlü raporda, firmaya
kullandırılan kredilerden kaynaklanan dönem faizlerinin Bankalar Kanunu’nun 32. maddesi
ve KarĢılıklar Kararnamesi Hükümlerine aykırı olarak dönem faizlerinin kredilerden
karĢılanılması, Banka Ticari Krediler Uygulama Talimatına aykırı olarak 4 yıl üst üste zarar
eden, kanuni takipte borçlu bulunan firmaya kredi açılması, firma yan kuruluĢunun kanuni
takip borcunun firma kredilerinden kapatılması, firmanın dahil olduğu (…) Grubu
Firmalarının karĢılıksız çek ve protestolarına rağmen kredi kullandırımına devam edilmesi,
Ekim 1995 tarihli ġubat 1998 tarihi istihbarat raporlarına rağmen firmanın kredi-bilitesinin
uygun görülmesi, kredi kullandırımına devam edilmesi, firmaya kullandırılan krediler
karĢılığı sağlanan gelirlerin düĢüklüğü nedeniyle kârlılık ve verimlilik ilkelerine aykırı
iĢlem tesisi edildiği, ġube Müdürü Vecihi KOÇER, Ticari Krediler Müdürü Muazzez ELA,
Genel Müdür Yardımcıları Osman Nuri ERTUĞ, Barbaros OLCAY, Genel Müdür Yenal
ANSEN, Yönetim Kurulu Üyeleri Ali Ġhsan ELGĠN ve Hasan ÖZCAN’ın eylemlerinin
Türk Ceza Kanunu’nun 240. maddelerinde belirtilen suç kapsamında olduğu,
10- (39) nolu temenni ile ilgili olarak düzenlenen 06.11.1998 (R-3) günlü raporda,
YeniĢehir ġubesince kullandırılan kredilerde (…) Petrolcülük A.ġ Firmasına kullandırılan
krediler ve anılan kredilerle alâkalı olan (…) (…) (…) (…), (…) Petrol Ürünleri
Tic.Tur.A.ġ, (…) Petrol ve Uluslararası Nakliyat (…) Firmalarına kredilerin kullandırılma
ve protokole bağlanma aĢamaları incelenmiĢ, kredi süresince asıl fonlanan firmanın (…)
Petrolcülük A.ġ olduğu belirlenmiĢ, anılan firmaya kullandırılan 3 adet nakdi kredinin,
temerrüde düĢmesine rağmen risklerin takip hesaplarına alınmadığı, söz konusu muaccel
borçların Halkbank tarafından firma lehine tesis edilen gayrinakdi kredi üzerine yurt
dıĢından temin edilen nakdi krediden karĢılandığı, bu son kredinin de ilk 3 kredinin
tasfiyesine yeterli olmaması üzerine (…) (…), (…) Petrole açılan kredilerin de (…) Petrole
açılan kredilerin tasfiyesine kullanıldığı, devreye sokulan (…) Firmasının riski muaccel
olduğundan bu riskin tasfiyesi için Önal Petrol Firmasına kredi açıldığı, bu firmalara açılan
kredilerdin inceleme tarihi itibariyle hiçbir gerçek tahsilat sağlanamadığı, (…) Petrol lehine
tesis edilen gayrinakdi kredinin de tazmin olduğu, (…) Petrol, (…) Petrole açılan kredilerin
de (…) Petrolün kefaletiyle kullandırılmasıyla firmanın kefalet borcunun asalet borcundan
fazla olması nedeniyle teminat azaltımına sebep olunduğu, (…) Petrol ile yapılan ödeme
protokolü öncesinde ve (…) Petrol, (…) Petrol, (…) Petrol Firmalarına açılan kredilere
temerrütte bulunan (…) Petrolün kefaletinin alınmasında istihbarat yapılmadığı, firmaların
kredilendirilmesi iĢlemlerinin 3182 bankalar Kanunu’nun 32, 44, 51, 52 ve 53. maddelerine
aykırılık teĢkil ettiği ve ayrıca ġube Müdürü Vecihi KOÇEN, Ticari Krediler Müdürü
Muazzez ELA, Yönetim Kurulu Üyeleri Osman Nuri ERTUĞ, Barbaros OLCAY, Ali Ġhsan
ELGĠN, Hasan ÖZCAN, Yücel DĠRLĠK, Genel Müdür Yenal ANSEN’in eylemlerinin Türk
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
5
Ceza Kanunu’nun 240. maddesinde tanımlanan “ Görevi kötüye kullanma “, 230.
maddelerinde yer alan “ Görevi ihmal ” ve 345. maddesindeki “ Evrakta sahtekarlık “ suçu
kapsamına girdiği,
11- (44) nolu temenni ile ilgili olarak düzenlenen 20.03.2000 (R-5) günlü raporda,
ilgililerin gerekli dikkat ve özeni göstermeyip Banka alacağının teminatsız kalmasına ve
Banka’nın zarara uğramasına sebebiyet verici Türk Medeni Kanunu’nun 766. maddesinin
(a) fıkrasına aykırı uygulamaları nedeniyle Krediler Müdürü Muazzez ELA, Genel Müdür
Yardımcısı Barbaros OLCAY, Genel Müdür Yenal ANSEN’in eylemlerinin Türk Ceza
Kanunu’nun 240. maddesi kapsamında olduğu ve kanuni kovuĢturma yapılması gerektiği,
12- (45) nolu temenni ile ilgili olarak düzenlenen 28.04.1999 (R-2,R-3) günlü
raporda, Kırıkkale ġubesince (…) (…) (…) (…) San.Tic.Ltd.ġti.’ne kullandırılan kredilerin,
temerrüde düĢmesinden sonra tasfiye olunacak alacaklılar hesabına 6 ay geç alınmasına
karĢılık kararnamesine ve 3182 sayılı Bankalar Kanunu’na aykırılık teĢkil ettiği, mezkur
banka uygulamalarının tekrarına yer verilmemesi hususunda banka yetkililerinin uyarılması
gerektiği
BelirtilmiĢtir.
Hazine MüsteĢarlığı, 6, 8, 22, 23, 26, 27, 28, 30, 39, 45 nolu temennilere iliĢkin
olarak hazırlanan raporları 22.10.1999 tarihinde Bankalar Yeminli Murakıplarınca
düzenlenen raporlar ile ilgili belgeleri de ekleyerek 761939 sayılı yazılarıyla, Yüksek
Denetleme Kurulu’na göndermiĢtir. Konu Yüksek Denetleme Kurulu Üyeler Kurulu’nda
04.11.1998 gününde görüĢülmüĢ, murakıplarca hazırlanan raporlar uygun görülerek anılan
iĢlemlerle ilgili son durum hakkındaki bilgiler 72 sayılı KHK’nin 30. maddesinin 4. ve 6.
Fıkraları uyarınca 19.11.999 günlü, 1213 sayılı yazısı ile Mehmet KEÇECĠLER’in
bulunduğu dönemde Devlet bakanlığı’na , Devlet Bakanlığı’nca da 26.11.1999 günlü, 0858
sayılı yazı ile gereği yapılmak üzere BaĢbakanlık Makamına gönderilmiĢtir. BaĢbakanlıkça
da, Ekonomi ve Mali ĠĢler BaĢkanlığı tarafından 30.12.1999 gün ve 02389 sayılı yazı ve
ekleri gereği yapılmak üzere BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı’na ve bankanın bağlı
olduğu Devlet Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı H. Hüsamettin ÖZKAN’a gönderilmiĢtir.
Yazıya eklenen belgeler ve raporlar arasında yer alan Bankalar Yeminli Murakıbı
Ümit PEÇEN tarafından düzenlenen 06.07.1998 günlü ve R-4 sayılı raporda, bahse konu
(…) (…) (…) (…) San. ve Tic. A.ġ isimli firmaya kredinin, teklif, tahsis, kullandırım ve
teminatlandırılması sürecinde Karaköy ġube Müdürü Muzaffer TEK, Ticari Krediler
Müdürü Muazzez ELA, Krediler Genel Müdür Yardımcısı H. Barbaros OLCAY ile O. Nuri
ERTUĞ, Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Genel Müdür Yenal ANSEN, Yönetim Kurulu
Üyeleri A. Ġhsan ELGĠN, Hasan ÖZCAN, Yücel DĠRĠK ve Halil SARIASLAN’ın 399
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11/a maddesindeki görev ve sorumlulukları yerine
getirmedikleri, söz konusu kiĢilerin kredi kullandırılmasında ortaya çıkan mevzuata aykırı
davranıĢları ile Türk Ceza Kanunu’nun 240. maddesinde sayılan “Görevi Kötüye
Kullanma” suçunu iĢledikleri, rapor tanzimine kadar tahsil edilemeyen teminat mektubu
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
6
komisyonlarının, harici bankalara ödenen dönem faizleri ile komisyon, faiz ve anapara
tutarlarından dolayı doğmuĢ ve ileride doğabilecek banka zararı için ġube Müdürü Muzaffer
TEK, Ticari Krediler Müdürü Muazzez ELA, Genel Müdür ve Yönetim Kurulu BaĢkanı
Yenal ANSEN, tam iĢtirak halinde ve eĢit oranda, diğer Yönetim Kurulu Üyelerinin ise
kararlara iĢtiraki oranında, mali sorumluluklarına gidilmesi gerektiği, bu iĢlemlerin aynı
zamanda Banka’nın emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye düĢürecek nitelik ve boyutta
olduğu;
Bankalar yeminli Murakıbı Mustafa TOSUN tarafından düzenlenen 17.09.1998 tarih
ve R-2 sayılı raporda (…) (…) (…), (…) Turizm Yatırım Firmalarına kredilerde aynı
taĢınmazlıkların hem (…) Ltd. ve hem de (…) (…) (…)’in borçlarına karĢılık teminat
olarak bankaya ipotek edildikleri, her üç firmaya ((…), (…), (…) (…) (…)) tahsis edilen
kredilerde banka karar organı olan Yönetim Kurulunca onaylanmıĢ olmakla beraber
kredinin çıkarılmasında hazırlanan takrirle esas etkili kiĢinin Yönetim Kurulu BaĢkanı ve
Banka Genel Müdürü Yenal ANSEN ile kredilerden sorumlu H. Barbaros OLCAY olması
nedeniyle diğer Yönetim Kurulu Üyelerinin olayda kasıtlarının bulunmadığı,ayrıca, ġube
Müdürü Mehmet ÇALIġKAN ve Ticari Krediler Müdürü Muazzez ELA’nın da TCK’nun
240. maddesi uyarınca ve mali açıdan sorumlu oldukları, istihbarat ve mali tahlil raporunda
(…) (…) (…)’in ödeme güçlüğü ve protestolarının bulunduğu belirtilmiĢ olmasına rağmen
Banka Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Genel Müdür’ün takdirini firma lehine ve Banka
aleyhine olacak Ģekilde kullanmak suretiyle yönetim kurulunca adı geçen firmaya kredi
onaylatması nedeniyle krediler müdürlüğü yetkilileriyle Genel Müdür’ün bu tutum ve
davranıĢının TCK’nun 240. maddesinde düzenlenmiĢ olan görevi suistimal suçu
kapsamında mütalaa olunduğu, (…) Tekstil ĠnĢaat A.ġ Firması hakkında yapılan
istihbaratın olumsuz olmasına, ayrıca kredi teklifinin bir kez red edildikten sonra ikinci
incelemede firmanın 31.12.1996 tarihli bilanço sonuçlarına göre yeniden teklifin
incelenebileceği Ģeklindeki açık kapı üzerine firma hakkında olumlu geliĢme
bulunmamasına rağmen gerek Ģube gerekse Bankanın Ticari Krediler servisi yetkilileriyle,
Banka Genel Müdürü tarafından Yönetim Kuruluna olumlu görüĢle sunulan takdire
istinaden, Yönetim Kurulunca firma lehine alınan kararla firma serbest varlığının altı katı
nispetinde kredi tahsis edilmiĢ olduğunun anlaĢıldığı, adı geçen firmaya kredi açılmasından
ve kullandırılmasından dolayı TCK’nun 240. maddesi kapsamında sorumlu bulunanların
Krediler Müdürü Muazzez ELA, Kredilerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı H.
Barbaros OLCAY, Banka Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Genel Müdür Yenal ANSEN ile
ġube Müdürü Mehmet ÇALIġKAN olduğu;
Bankalar Yeminli Murakıbı Sedat YETĠM tarafından düzenlenen 06.11.1998 günlü,
R-3 sayılı raporda, Banka ile olan kredi iliĢkileri itibariyle birbirleri ile alakalı olan (…)
Petrolcülük A.ġ., (…) (…) (…) (…), (…) Petrol Ürünleri Ticaret ve Turizm A.ġ. ve (…)
Petrol ve Uluslar arası Nakliyat (…) (…) Firmalarına kredilerin açılması ve iĢlemleriyle
ilgili olarak banka sorumluları hakkında görevi ihmal, görevi kötüye kullanma ve evrakta
sahtekarlık fiillerinin oluĢtuğu, Vecihi KOÇER, Muazzez ELA, H. Barbaros OLCAY,
Hasan ÖZCAN, A. Ġhsan ELGĠN, Yenal ANSEN, Osman Nuri ERTUĞ ve Yücel DĠRĠK
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
7
hakkında 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 62/1 maddesi hükmünün tatbik edilmesi
gerektiği;
Bankalar Yeminli Murakıbı Sedat YETĠM tarafından düzenlenen 29.06.1998 günlü,
R-5 sayılı raporda, yetkisi olmaksızın Banka Genel Müdürü ve Yardımcısı’nın almıĢ
oldukları kararlarla Türkiye çapında yayımlanan gazetelerde ilan ve duyuru olmaksızın
açıktan atama yoluyla Ģartları taĢımayan personeli sınavsız aldıkları, personel alımlarında
eĢitlik, liyakat ve tarafsızlık ilkelerinin korunmasının gerektiği halde vatandaĢlar arasında
ayrım yapıldığı, bu fiilleri bir çok kez iĢledikleri, bu iĢlemleri bilerek ve isteyerek
yaptıkları, 765 sayılı Yasa’nın 240. maddesinde belirtilen görevi kötüye kullanma suçunu
iĢledikleri,
BelirtilmiĢtir.
Ayrıca, (6) nolu temenni 10.09.1998, (22) nolu temenni 27.08.1998, (26),(27)(,28)
nolu temenniler 03.11.1998, (39) nolu temenni 12.11.1998 tarihinde Bankalar Yeminli
Murakıp Kurulu BaĢkanlığınca sorumlular hakkında gereğinin yapılması için Ankara
Cumhuriyet BaĢsavcılığı’na gönderilmiĢ, BaĢsavcılıkça da 6, 22, 26, 27, 28, 39 nolu
temennilere iliĢkin raporlar ile 21.09.1998 tarihinde faizlerin beĢ puan düĢmesi ile ilgili
olarak gönderilen raporda belirtilen olaylar hakkında görevsizlik kararı verilerek (6) ve (22)
nolu temennilere iliĢkin görevsizlik kararının 02.10.1998 tarihinde, (26), (27), (28) nolu
temennilerle ilgili görevsizlik kararının 04.12.1998 tarihinde, (39) nolu temenniye iliĢkin
görevsizlik kararının ise 23.11.1998 tarihinde Halk Bankası’dan sorumlu Devlet Bakanı H.
Hüsamettin ÖZKAN’a gönderildiği anlaĢılmıĢtır.
DeğiĢik tarihlerde gönderilen, temennilere iliĢkin görevsizlik kararları bekletilerek,
H. Hüsamettin ÖZKAN imzasını taĢıyan 08.12.1998 günlü, B.02.0.004/1153 sayılı
BaĢbakanlık Makamına ( TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı ) 02.12.1998 gün ve
B.02.0TKB092/03837 sayılı yazıya yanıt olarak yazılan yazıda, BaĢbakanlık Hazine
MüsteĢarlığı bankalar Yeminli Murakıpları kurulu tarafından inceleme konusu yapılıp
düzenlenen raporların, Türkiye Halk Bankası ile ilgili konularda kanunen yetkili makam
olan kendi Bakanlığının bilgisi dıĢında doğrudan Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı’na
intikal ettirildiği, Cumhuriyet BaĢsavcılığı’nın, görevsizlik kararı vererek gönderilen, T.
Halk Bankası ile ilgili olayların yeniden değerlendirilmek üzere BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu
BaĢkanlığı’na gönderildiği, Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu BaĢkanı’nın Banka Genel
Müdürü ile eski dönemden kaynaklanan husumeti nedeniyle, T. Halk Bankası A.ġ ile ilgili
değerlendirmelerin objektifliği ve tarafsızlığından kuĢku duyulduğu belirtilmiĢtir.
15.12.1998 günlü, B.02.0.004/1213 sayılı BaĢbakanlık makamına H. Hüsamettin
ÖZKAN tarafından yazılan yazıda da, Halkbank’la ilgili bazı dosyaların, yetkili merci olan
Bakanlığın bilgisi ve onayı dıĢında Cumhuriyet Savcılığı’na intikal ettirildiği, aynı
değerlendirmenin BaĢbakanlık Hazine MüsteĢarlığı yetkililerinden konuyla ilgili kararları
kendi görev yetki sınırlarını aĢarak öneren ve fiilen uygulayanlar hakkında da yapılmasında
yarar görüldüğü vurgulanmıĢtır.
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
8
BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanı Osman Nuri ODUNCU tarafından BaĢbakanlık
makamına yazılan 24.12.1998 gün ve 184 sayılı yazıda “ ... Bankalar Yeminli Murakıplar
Kurulu baĢkanlığı ile yapılan görüĢmede bu güne kadar dosyalarla ilgili olarak yeni bir
değerlendirme yapılmadığı öğrenilmiĢtir.
08.12.1998 tarihli 1998/34 sayılı BaĢbakanlık Genelgesi ile Hazine MüsteĢarlığı
makamlarına bağlandığından ve Devlet Bakanı Sn. H. Hüsamettin ÖZKAN‟ın yazılarında
Bankalar Yeminli Murakıpları kurulu BaĢkanlığınca T. Halk Bankası A.ġ ile ilgili
değerlendirmelerin objektifliği ve tarafsızlığından kuĢku duyulduğu belirtildiğinden,
a) T. Halk Bankası A.ġ ile ilgili olup Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟na gönderilen söz
konusu beĢ dosyanın BaĢbakanlık BaĢmüfettiĢleri tarafından yeniden değerlendirilmesi,
değerlendirme sonuçlarının Makamlarına sunulması
b) Değerlendirme sonucunda ilave inceleme ve soruĢturma gerekmesi halinde bu
hususların da BaĢbakanlık MüfettiĢlerince ikmal edilmesi, hususlarının takdirlerine
saygılarımla arz ederim ” denilmiĢtir.
T. Halk Bankası A.ġ Genel Müdürlüğü iĢlemleri ile ilgili olarak Hazine MüsteĢarlığı
Bankalar yeminli Murakıpları Kurulu BaĢkanlığınca inceleme ve soruĢturması tamamlanan
beĢ dosyanın yeniden incelenmesi ve soruĢturması sonucu ile ilgili olarak BaĢbakanlık
TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı‟nın 06.07.1999 günlü, 14/99-152/33 sayılı yazılarında, görevsizlik
kararı verilen raporlar değerlendirilerek;
“7) Bütün raporların T. Halk Bankası A.ġ kayıt, belge ve bilgilerine dayalı olduğu
müĢahede edilmiĢtir.
8) Bu raporlar hakkında, Cumhuriyet Savcılıklarınca kovuĢturma yapılmasını
sağlayacak iznin verilmesi veya verilmemesi, 339 sayılı KHK‟nin 11/d maddesine göre T.
Halk Bankası A.ġ‟nin bağlı bulunduğu Sn. Devlet Bakanı‟nın takdirlerine vabestedir...”; (9)
nolu paragrafında da “ konunun bir kerede T. Halk Bankası A.ġ Genel Müdürlüğünde
inceleme ve soruĢturma yapan BaĢbakanlık BaĢmüfettiĢleri Hüsnü YILMAZ ve Turgay
SAMUR tarafından incelenmesinin uygun olacağı düĢünülmektedir “ denilmiĢtir.
Ancak 27.08.1999 günlü, 11/1999-13 sayılı BaĢbakanlık BaĢmüfettiĢleri Hüsnü
YILMAZ ve Turgay SAMUR tarafından BaĢbakanlık TeftiĢ kurulu BaĢkanlığı’na yazılan
yazıda, açıkça, BaĢmüfettiĢ Hüsnü YILMAZ’ın 9 Temmuz 1998 gün ve 11/1994-14 sayılı
BaĢkanlığa verilen yazılarında belirtilen nedenlerle 6 Temmuz 1999 günlü raporun son
paragrafında ifade edilen düĢünceye katılmalarının mümkün olmadığı belirtilmiĢtir.
01.02.2000 günlü BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanı Osman Nuri ODUNCU
tarafından BYDK tarafından BaĢbakanlığa intikal ettirilen konulardan bir kısmının
BaĢbakanlık makamı’nın 24.12.1998 gün ve TeftiĢ M:184 sayılı olurları ile baĢbakanlık
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
9
MüfettiĢlerince incelenmesi yoluna gidilmiĢ, ancak BYDK tarafından konuların 72 sayılı
KHK’nin 30. maddesi uyarınca intikal ettirilmesi nedeniyle konuların tamamının
BaĢbakanlık MüfettiĢlerince incelenmesini, gerekirse soruĢturulmasını, gerektiğinde diğer
Kamu Kurum ve KuruluĢlarının denetim elemanlarından da yararlanılması hususunda TeftiĢ
Kurulu BaĢkanlığı’na yetki verilmesi istenilmiĢ aynı tarihte BaĢbakan Bülent ECEVĠT
tarafından olur verilmiĢtir.
Bunun üzerine 04.07.2000 günlü, 11/2000-03 sayılı raporda BaĢbakanlık
BaĢmüfettiĢleri, Hüsnü YILMAZ, Muttalip ÜNAL ile MüfettiĢ Yardımcısı Ferhat
KARAKAġ tarafından düzenlenen raporda belirtilen (…) Tekstil ĠnĢaat Sanayi ve Ticaret
A.ġ (…) (…) (…) ve (…) Turizm Yatırım Otelcilik ĠnĢaat Ltd. Firmalarına bankaca tahsis
edilen kredilerle ilgili düzenlenen 17.09.1998 tarih ve R-2 sayılı murakıp raporu ve yapılan
iĢlemler hakkında BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nun mütalaasında belirtildiği
üzere, bir bütün olarak diğer Yönetim Kurulu Üyelerinin de sorumluluklarının aranmasının
ve birlikte değerlendirilmesinin uygun olacağı, (…) (…) (…) (…) A.ġ Firmasına bankaca
tahsis edilen kredilerle ilgili düzenlenen 06.07.1998 tarih ve R-4 sayılı murakıp raporunda
belirtilen hususlar hakkında 399 sayılı KHK’nin 11/d maddesi hükmü uyarınca Halk
Bankası’nın bağlı bulunduğu ilgili Bakana tanınan kanuni takdir yetkisi doğrultusunda
verilecek izinle, bu kredi teklif ve tahsislerinde imzaları bulunan Halk bankası görevlileri
hakkındaki bu hususların Cumhuriyet Savcılığınca değerlendirilmesinin uygun olacağı
belirtilmiĢtir.
Bu rapor üzerine BaĢbakanlık makamından alınan 19.10.2000 tarih, TeftiĢ M:163
sayılı olur verilmiĢ ve bunun üzerine H. Hüsamettin ÖZKAN 20.10.2000 tarihinde (…)
Tekstil ĠnĢaat Sanayi ve Ticaret A.ġ (…) (…) (…) Firması, (…) Turizm Yatırımcılık
Otelcilik ĠnĢaat Ltd.ġti.’ne ve (…) (…) (…) (…) A.ġ.’ne kullandırılan krediler ile ilgili
olarak, T. Halk Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu BaĢkanı Yenal ANSEN ile
Yönetim Kurulu Üyeleri Barbaros OLCAY, Osman Nuri ERTUĞ. Ali Ġhsan ELGĠN, Yücel
DĠRĠK, Hasan ÖZCAN ve Halil SARIASLAN haklarında 399 sayılı KHK’nin 11/d
maddesine istinaden takibat yapılabilmesi izninin verildiği ve 15.12.2000 tarihinde
BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanlığı’na bilgi verildiği anlaĢılmıĢtır.
Ġddiada yer alan eylemlerle ilgili yasal düzenlemeler ise Ģöyledir:
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 4059 sayılı “Hazine MüsteĢarlığı ile DıĢ ticaret
MüsteĢarlığı TeĢkilat ve Görevleri Hakkında Kanun”un “MüsteĢarlıkların DanıĢma,
Denetim ve Yardımcı Birimleri” baĢlıklı 5. maddesinin (a) bendinde, MüsteĢara bağlı
Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu’nun görevleri arasında, Bankalar Kanunu ve diğer
mevzuat ile Bankalar Yeminli Murakıplarına verilen görev ve yetkilerin gerektirdiği
murakabe ve inceleme ve soruĢturma iĢlerini yürütmek ve sonuçlandırmak olduğu açıkça
belirtilmiĢtir.
Hazine MüsteĢarlığı bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu Görev ve ÇalıĢma Esasları
Yönetmeliği’nin 7. maddesinin (a) bendinde, Bankalar Kanunu ve diğer mevzuat ile
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
10
Bankalar Yeminli Murakıplarına ve Yardımcılarına verilen görev ve yetkilerin gerektirdiği
murakabe ve inceleme ve soruĢturma iĢlemini yürütmek ve sonuçlandırmanın Bankalar
Yeminli Murakıplar Kurulu’nun görevlerinden olduğu hüküm altına alınmıĢtır.
4389 sayılı “Bankalar Kanunu” nun 5. maddesinin (1) nolu fıkrasında da, bu kanun
ile diğer kanunların bankalar ile ilgili hükümlerinin uygulanmasının ve her türlü bankacılık
iĢlemlerinin denetimi, bankaların varlıkları, alacakları, özkaynakları, borçları kâr ve zarar
hesapları arasındaki ilgi ve dengelerin ve mali bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların tespit
ve tahlili kurum adına doğrudan baĢkana bağlı bir kurul olarak bankalar yeminli murakıpları
ve yardımcıları tarafından yapılacağı öngörülmüĢtür.
“Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu TeĢkilat Yönetmeliği” nin 22.
maddesinin (a) bendinde, kanun ve diğer mevzuat ile bankalar yeminli murakıplarına ve
yardımcılarına verilen görev ve yetkilerin gerektirdiği denetim, inceleme ve soruĢturma
iĢlerini yürütmek ve sonuçlandırmanın Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu’nun
görevlerinden olduğu açıkça belirtilmiĢtir.
399 sayılı KHK.’nin 11. maddesinin (d) fıkrasında, TeĢebbüs Genel Müdürü ve
Yönetim Kurulu Üyeleri’nin görevlerini icra sırasında iĢledikleri suçlardan dolayı
yargılanmalarının ilgili bakanın iznine bağlı olduğu hükme bağlanmıĢtır.
11. maddesinin (d) fıkrası H. Hüsamettin ÖZKAN’ın mükerrer inceleme
yaptırmasından sonra 02.12.1999 tarihinde 4483 sayılı yasa ile değiĢtirilerek, fıkraya “bu
konuda memurlar ve diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun
Hükümlerinin uygulanacağı “ eklenmiĢtir.
Yukarıdaki açıklamalardan, yasaların verdiği yetkiye dayanarak söz konusu
temennilere iliĢkin Bankalar Yeminli Murakıplarınca düzenlenen raporlarda usulsüz kredi
verilmesinde Bankanın Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Genel Müdür Yenal ANSEN ile
Yönetim Kurulu Üyeleri ve Genel Müdür Yardımcılarının sorumlu oldukları ve haklarında
soruĢturma yapılması gerektiğinin açıkça belirtilmesine ve bu incelemeler sonucu verilen
raporlarda önceki raporların doğru olduğu ve yeniden inceleme yapılamayacağının
öngörülmesine rağmen ısrarlı bir Ģekilde adı geçenlerin yargılanıp yargılanmamaları
konusunda sanık H. Hüsamettin ÖZKAN tarafından bir karar verilmeyip iddialar hakkında
yeniden mükerrer incelemeler yaptırıldığı anlaĢılmıĢtır.
Öte yandan H. Hüsamettin ÖZKAN’a Devlet Bakanı GüneĢ TANER tarafından
gönderilen 16.11.1998 günlü, 77576 sayılı yazıda, Bankalar Yeminli Murakıbı Ümit
PEÇEN tarafından T. Halk Bankası A.ġ Karaköy ġubesi nezdinde yapılan inceleme
sonucunda düzenlenen 06.07.1998 tarih ve R-4 sayılı raporunda, mevzuata aykırılık
oluĢturan iĢlemlerin aynı zamanda Banka’nın emin bir Ģekilde çalıĢmasını tehlikeye
düĢürecek nitelik ve boyutta olduğu, bu iĢlemlerin sorumluları ġube Müdürü Muzaffer
TEK, Ticari Krediler Müdürü Muazzez ELA, Genel Müdür Yardımcıları H. Barbaros
OLCAY , O. Nuri ERTUĞ ve Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Genel Müdür Yenal ANSEN
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
11
için 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 62. maddesinin 1. fıkrasının tatbiki gerekeceği kanaat
ve sonucuna varıldığı, söz konusu rapora konu edilen Türk Ceza Kanunu’nun 240.
maddesine aykırı iĢlemlerin sorumluları hakkında dava açılmasını teminen, Bankalar
Yeminli Murakıpları Kurulu BaĢkanlığı’nın 27.08.1998 tarih ve 1706 sayılı yazısı ile
Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğu; Bankalar Yeminli
Murakıbı Sedat YETĠM tarafından T. Halk Bankası A.ġ Genel Müdürlüğü ve YeniĢehir
ġubesi nezdinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 06.11.1998 tarih ve R-3 sayılı
mevzuat raporunda, kredilerle ilgili iĢlemlerin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 230, 240
ve 345. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle sorumlular Yönetim
Kurulu BaĢkanı ve Genel Müdür Yenal ANSEN,Yönetim Kurulu Üyeleri ve Genel Müdür
Yardımcıları O. Nuri ERTUĞ, H. Barbaros OLCAY, Yönetim Kurulu Üyeleri Yücel
DĠRĠK, A. Ġhsan ELGĠN, Hasan ÖZCAN, Ticari Krediler Müdürü Muazzez ELA ve ġube
Müdürü Vecihi KOÇER hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulması,
mevzuata aykırılık teĢkil eden bu fiillerin aynı zamanda Banka’nın emin bir Ģekilde
çalıĢmasını tehlikeye düĢürecek nitelikte ve boyutta olması sebebiyle adı geçen sorumlular
hakkında 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 62. maddesinin birinci fıkrasının uygulanması
gerektiği; diğer taraftan, 06.07.1998 tarih ve R-4 sayılı mevzuat raporlarına ilave olarak,
Bankalar Yeminli Murakıplarınca adı geçen banka nezdinde yapılan muhtelif incelemeler
sonucunda düzenlenen raporlara iliĢkin olarak yasal takibe geçilmesini teminen Ankara
Cumhuriyet BaĢsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğu, Bankanın emin Ģekilde
çalıĢmasını tehlikeye düĢürecek nitelikte iĢlemleri tespit edilen Banka ġube Müdürleri
Muzaffer TEK, Vecihi KOÇER, Ticari Krediler Müdürü Muazzez ELA, Genel Müdür
Yardımcıları ve Yönetim Kurulu Üyeleri H. Barbaros OLCAY, O. Nuri ERTUĞ, Yönetim
Kurulu Üyeleri, Yücel DĠRĠK, Hasan ÖZCAN, A. Ġhsan ENGĠN, Yönetim Kurulu BaĢkanı
ve Genel Müdür Yenal ANSEN hakkında 3182 sayılı yasanın 62. maddesinin birinci
fıkrasının tatbik edilmesi gerektiği, ancak raporlara konu olan iĢlemlerin sorumluları
oldukları tespit edilen Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcıları hakkında yapılacak
iĢlemlerle ilgili olarak,399 sayılı KHK’nin 5. maddesi uyarınca ilgili TeĢebbüs Genel
Müdür ve Genel Müdür Yardımcısı kadrolarına Bakanlığının teklifi üzerine ortak kararla
atama yapıldığından, konu hakkında bilgi edinilmesi gereği belirtilmiĢtir.
233 sayılı “Ġktisadi TeĢebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” nin 6.
maddesinde Banka Genel Müdürü’nün Yönetim Kurulu BaĢkanı olduğu ve ilgili bakan’ın
(T. Halk Bankası’dan sorumlu Devlet bakanı) teklifi üzerine ortak karar ile atanacağı,
yönetim kurulu üyelerinden ikisinin ilgili Bakan’ın (T. Halk Bankası’dan sorumlu Devlet
Bakanı’nın), birinin Hazine ve DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı’nın bağlı olduğu Bakan’ın, ikisinin
TeĢebbüs Genel Müdür Yardımcıları arasından ilgili Bakan’ın teklifi üzerine ortak karar ile
atanacağı hüküm altına alınmıĢ, Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri Personel Rejimi’nin
düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK. nin bazı maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına dair 399
sayılı KHK. nin 5. maddesinde de, TeĢebbüs Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı
kadrolarına ilgili Bakan’ın teklifi üzerine ortak kararla atanacağı düzenlenmiĢtir.
3182 sayılı Kanun’un 62. maddesinin 512 sayılı KHK ile değiĢik birinci fıkrası 538
sayılı KHK’nin 29. maddesi ile değiĢtirilerek Banka mensupları hakkında imza yetkisinin
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
12
kaldırılması zorunluluğu getirilmiĢ ise de Banka Yönetim Kurulu BaĢkan ve üyelerinin
atanması koĢulları ve konumları itibariyle Banka mensubu olarak nitelendirilmeleri
mümkün değildir.
Ancak, Devlet Bakanı GüneĢ TANER’in sanığa gönderdiği yazı içeriği dikkate
alınarak adı geçenlerin görevden alınmalarına iliĢkin atamaya yetkili olan merciin, usulde
paralellik ilkesi gözetildiğinde, ilgililerin görevlerine son vermeye de yetkili olduğu
yadsınamaz.
3046 sayılı Yasa’nın “Bankaların Görev, Yetki ve Sorumlulukları” baĢlıklı 21.
maddesinde, Bakanın, Bakanlık KuruluĢu’nun en üst amiri olduğu, her Bakan’ın, emri
altındakilerin faaliyet ve iĢlemlerinden de sorumlu olup Bakanlık merkez taĢra ve yurt dıĢı
TeĢkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluĢların faaliyetlerini, iĢlemlerini ve hesaplarını denetlemekle
görevli ve yetkili olduğu belirtilmiĢtir.
Bir suçun oluĢabilmesi için öncelikle maddi ve manevi unsurlarının oluĢması
gerekmektedir. Suçun maddi unsuru icrai ya da ihmali hareketin yapılmıĢ olması ile
mümkündür. Hareketin çoğu zaman birden fazla davranıĢların birleĢmesinden meydana
gelmesi, ne zaman tek bir hareket, ne zaman birden fazla hareketin mevcut olacağının
saptanması zorunluluğunu ortaya koyar. Eğer birden çok davranıĢ aynı amaca yönelen bir
bilinç ve iradenin ürünü iseler ortada bir hareket ve bir suç, eğer bu davranıĢlar birbirinden
farklı amaçlara yönelmiĢ bulunan bilinç ve iradenin ürünü olmuĢ iseler ortada birden çok
hareket ve birden çok suç olduğu kuĢkusuzdur.
Suçun manevi unsurunun oluĢabilmesi için, yasaya aykırı olan eyleme failin kusurlu
iradesinin katılmıĢ bulunması gerekir. Doktrinde belirtildiği gibi, insan hareketlerine
kusurlu bir iradenin karıĢması biçimindeki bu unsura “kusurluluk” ya da “manevi unsur”
denilmektedir. Kast, fiili ve sonuçlarını bilerek ve isteyerek öngörülen ve suç teĢkil eden bir
fiili gerçekleĢtirmeye yönelik iradedir. Ceza Yasası kastı belirlemede muayyen tek bir
ölçüyü esas almamıĢ olup, her olayın kendine özgü özellikleri göz önünde tutmayı
öngörmüĢtür.
Genel kast kural, özel kast istisnadır. Onun için özel kast aranıyorsa, yasada
belirtilmelidir. Yasada özel hüküm yoksa özel kast arandığı ileri sürülemez.
Müteselsil suçta, yasanın aynı hükmünü ihlal eden eylemler aynı suçu iĢleme
kararının sonucudurlar. Suç teĢkil eden birden çok fiilin varlığının gerekli olmasının doğal
sonucu olarak, fiillerden her birinin ayrı ayrı bütün suçun unsurlarına sahip olmasıdır. Bu
suçta, çeĢitli fiiller kanunun aynı hükmünü birden çok kez ihlal etmekte olup suça
karakterini veren en önemli Ģart, suçların aynı suç iĢleme kararının etkisi altında
iĢlenmesidir.
Kural olarak müeyyide öngörülen her fiil bir suç teĢkil etmekte ve fiil sayısı kadar da
suç oluĢmaktadır. Ancak bazı hallerde birden fazla suç olduğu hâlde sanığa bir tek ceza
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
13
verilmektedir. ĠĢte bu hâllerden bir tanesi müteselsil (zincirleme) suçtur. Aynı karar altında
yasa hükmünün değiĢik zamanlarda birkaç kez ihlal olunması müteselsil suçu teĢkil
etmektedir.
Sanığa yüklenilen eylemlerin oluĢtuğu tarihte yürürlükte olan Türk Ceza
Kanunu’nun 240. maddesinde düzenlenen “görevi kötüye kullanma” suçunun oluĢabilmesi
için yasada yazılı hâllerden baĢka, hangi nedenle olursa olsun, görevin gereklerinin yerine
getirilmemesi, memurun kanunun kendisine tanıdığı yetki sınırını aĢması, takdir hakkını
gaye dıĢında kullanması ve failin fiilinin suç olduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi,
cürmü iĢleme kastının bulunması gerekmektedir.
Bu suçun oluĢumu için genel kast yeterli olup özel kast aranmamaktadır. Göreve
iliĢkin bir hizmetin veya iĢlemin bilerek ve istenerek yapılmaması veya geç yapılmasıyla
suç tamamlanır. Yasa’da memuriyet görevinin kötüye kullanılmasına iliĢkin özel nitelikte
suçların düzenlenmiĢ olması 240. maddede öngörülen suçun oluĢumunda genel kastın
yeterli olduğunu göstermektedir.
Görevin, Anayasa, yasa, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen kurallara ve yerleĢik
ilkelere göre, amaçlanan sonucun makûl sürede elde edilmesi biçiminde yapılması gerekir.
Görevi kötüye kullanma, görevin hangi nedenle olursa olsun, yasa ve kuralların
gösterdiği usul ve esaslara aykırı biçimde yapılması veya yerine getirilmesidir. Yasal
yetkinin aĢılması, yasal yöntem ve biçime, ön koĢullara uyulmaması takdir yetkisinin
hukukun öngördüğü amacın dıĢında kullanılması suretiyle iĢlenen fiiller 765 sayılı kanunun
240. maddesindeki görevi kötüye kullanma suçunu oluĢturur.
765 sayılı Yasanın 240. maddesi karĢılığı olarak düzenlenen 5237 sayılı yeni Türk
Ceza Kanunu’nun 257. maddesinin birinci fıkrasında, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan
haller dıĢında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kiĢilerin mağduriyetine
veya kamunun zararına neden olan ya da kiĢilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi
hakkında ceza yaptırımı; ikinci fıkrasında da kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller
dıĢında, görevinin gereklerini yapmakta ihmâl veya gecikme göstererek, kiĢilerin
mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kiĢilere haksız bir kazanç sağlayan
kamu görevlisi hakkında müeyyide öngörülmüĢtür.
Kamunun zarara uğraması hususu, somut olayın kendine özgü özellikleri dikkate
alınarak belirleneceğinden, yukarıda açıklanan eylemler ve dosyadaki deliller gözetildiğinde
sanığın eyleminin yeni yasa ile suç olmakta çıkarılmadığı kuĢkusuzdur.
Yeni yasa, lehe düzenlemeler dıĢında ancak yürürlüğe girdikten sonra iĢlenen fiiller
yönünden uygulama kabiliyeti bulur. Bu, ceza hukukunda kiĢiler açısından bir güvencedir.
Sonradan yürürlüğe giren bir kanunla failin aleyhine değiĢiklikler yapılması durumunda bu
kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iĢlenmiĢ olan fiiller açısından uygulanamayacaktır.
04.11.2006 günlü, 5252 sayılı “Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama ġekli
Hakkında Kanun” un “ Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” baĢlıklı 9. maddesi’nin
(3) nolu fıkrasında, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün
hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karĢılaĢtırılması
suretiyle belirleneceği; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinde de suçun
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
14
iĢlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların
hükümlerinin farklı olması halinde failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz
olunacağı hükme bağlanmıĢtır.
Bu durumlar gözetildiğinde, görevi kötüye kullanma suçunun düzenlendiği 765
sayılı Yasa’nın 240. maddesi ile 80. maddesinin uygulanmasının yeni Yasa’nın 257.
maddesi ile 43. maddesinin uygulanması sonucu faile öngörülecek cezaya göre lehe
sonuçlar doğuracağı anlaĢılmaktadır.
Bakanlar, 765 sayılı Yasa’nın 279. maddesine göre Ceza Kanunu’nun
uygulanmasında memur, 5237 sayılı yasanın 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine
göre ise “kamu görevlisi” sayılmaktadır.
Bakanların Anayasa’nın 112. maddesinde belirtilen siyasi sorumluluğu ve
görevlerine iliĢkin hukuki sorumlulukları yanında cezai sorumlulukları da bulunmakla
birlikte yaptırımları farklılık göstermektedir.
Cezai sorumluluk, bakanın göreviyle ilgili herhangi bir suç iĢlemiĢ olup olmadığının
TBMM’ce soruĢturulması ve soruĢturma sonunda Yüce Divan’a sevk kararı verilmesi
hâlinde, yargılamanın Yüce Divan tarafından yapılarak sonuçlandırılması sürecini ifade
eder.
Olayda, yukarıdaki bölümlerde açıklanan delillerden anlaĢıldığı gibi, yürürlükte
bulunan yasalara uygun olarak hazırlanan raporlarda Banka Genel Müdürü ile Yönetim
Kurulu üyeleri hakkında banka tarafından kimi firmalara usulsüz kredi kullandırılmasını
banka aleyhine ve firma lehine değerlendirerek görevlerini kötüye kullandıkları belirtildiği
ve bu raporların sanık H. Hüsamettin ÖZKAN’a ulaĢtığı halde sanığın 399 sayılı KHK’nin
11. maddesinin (d) bendinde öngörülen hüküm karĢısında yargılanabilmeleri için haklarında
takibat izni verip vermeme konusunda takdir yetkisini kullanmadığı anlaĢılmıĢtır. Halbuki
raporlardaki tespit ve deliller takdir yetkisinin takibat izni verilmesi yönünde kullanılması
için yeterli ve elveriĢli olup yeniden bir araĢtırma ve inceleme yapılmasını
gerektirmemektedir. Buna rağmen mükerrer inceleme yaptırma yoluna gidilerek iki yıla
yakın süre sorumluların eylemlerinin yargısal sürece bağlanabilmesi engellenmiĢtir.
Kaldı ki, Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı da iĢi takipsizlik kararı ile
sonuçlandırmamıĢ, Banka yöneticileri hakkındaki delilleri dava açmak için yeterli görmüĢ
ve takibat izni verilmesini istemiĢtir.
Tanık olarak dinlenen Hasan KILAVUZ, Osman Nuri ODUNCU, Ġlkay KARAKOÇ,
Ġbrahim AYDINLI, GüneĢ TANER ve Ömer Faruk CAYAN’ın beyanları Ģöyledir:
Vakıflar bankası Eski Genel Müdürü Hasan KILAVUZ 23.04.2003 tarihinde Meclis
AraĢtırma Komisyonu’na verdiği ifadesinde “BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu BaĢkanı‟na gittim.
Dedim ki “üstat, bu size verdiğim raporları size güvenerek verdim; ama bu raporlar benim
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
15
patronumun elinde çıktı ve bana baskı var, bu nasıl bir iĢtir?” O zaman bana kendinin
ifadesi “yahu, maalesef bize de çok baskı var” dedi. Bana açtı, o tarihte Halk Bankası‟na
verilen bir 40 milyon dolarlık bir krediden bahsetti ve ben krediyi gördüm. ĠĢte bunu
özellikle Hüsamettin ÖZKAN Bey ilgili yerlere ulaĢtırmamızı önlüyor, dedi” dediği,
Yüce Divanda yemin verilerek alınan 16.06.2005 günlü BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu
BaĢkanı Osman Nuri ODUNCU ile aralarında geçen konuĢmayı aktaran ifadesinin bir
bölümünde de, “... burası dedi bildiğin gibi değil dedi. Mecburuz iĢte dedi bazı Ģeyleri
bekletiyoruz falan; derken, ben açmadım konuyu, kendisi açtı; iĢte dedi bak, Halk
Bankası‟nın bir raporu; raporu raftan aldı, çıkarttı, bu raporu gönderemiyorum dedi. 40
milyon dolarlık bir kredi, kredi dedi Sera ġirketine verilmiĢ, hatta o Ģirketin ortaklarından
tekinin Özer ÇĠLLER olduğunu söyledi ama, açtığında, hep Ģirketleri görünce Ģu Ģirket de
Özer ÇĠLLER‟in ortak olduğu Ģirket Ģeklinde ifade etti ve raporda, kredinin teklifinde,
Ġstanbul‟dan Ankara‟ya geldiğini, aynı gün Ġzmir‟e gönderildiğini faksla ve kredinin çok
çabuk Ģekilde çıktığını falan ifade ederek hiçbir iĢlem yapamadığını özellikle vurguladığı”
nı belirttiği; Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcı Vekili’nin “... iĢte bunu özellikle Hüsamettin
ÖZKAN Bey; ilgili yerlere ulaĢtırmamızı önlüyor dedi” bunu da belirtiyorsunuz değil mi
Ģeklindeki sorusuna “ Evet efendim kendi ifadesi böyle....” Ģeklinde yanıt verdiği
anlaĢılmıĢtır.
Kasım 1997 ilâ Eylül 1999 tarihleri arasında Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu
BaĢkanlığı görevinde bulunan Ġlkay KARAKOÇ 24.04.2005 gününde yemin verilerek
alınan ifadesinde, “BaĢkanlığa intikal etmiĢ olan 4 raporu Hazineden sorumlu sayın
Bakan‟a bilgi anlamında takdim ettiğimde, raporların Halk Bankası ilgili Bakan‟ı Sayın
ÖZKAN‟a bizzat tarafımdan götürülmesi konusunda talimat verdiler. Ben de, aldığım
randevu üzerine, Sayın ÖZKAN‟a raporları birer yazı eĢliğinde götürdüm; ama, çok yoğun
programları vardı. Raporlarla ilgili benim götürmekteki amacım, daha doğrusu sayın
GÜNEġ‟in bana talimatı, aynı zamanda açıklama yapma Ģansını bulabileceğim
yönündeydi veya bulmam yönündeydi. Randevuyu kolaylıkla aldım. Çaylarını içerlerken,
belki randevusuz diğer misafirlerin, sekreterin engelleyemediği gelen misafirlerin etkisiyle
anlatma Ģansını bulamadan raporları takdim ettim ve çıktım” demiĢ, BaĢsavcı vekillerinin,
“Cumhuriyet Savcılığınca izin verilmesi için kamu bankalarıyla ilgili Devlet Bakanlığı’na
gönderilen raporların objektif ve tarafsız olmadığı veya baĢka bir nedenle yeniden
değerlendirilmesi için Hazine MüsteĢarlığı’na gönderildiğine iliĢkin baĢka bir örnek
hatırlıyor musunuz?” Ģeklindeki sorusuna “Hayır efendim “ Ģeklinde cevap vermiĢtir.
Bankalar Yeminli Murakıbı Ġbrahim AYDINLI 16.06.2005 günlü duruĢmada alınan
yeminli beyanında “Biz, yani, Bankalar Yeminli Murakıbı olarak, bankada her türlü
denetim yapmaya yetkiye haiziz. Bankalar Kanunu‟ndan geliyor bu yetkimiz” demiĢ,
BaĢbakanlık BaĢmüfettiĢi Ömer Faruk CAYAN 14.07.2005 günlü oturumda tanık sıfatıyla
verdiği ifadesinde “Yeminli Murakıpların raporlarının usulüne uygun olduğunu, doğru
raporlar olduğunu, bankanın kayıtlarına uygun olduğunu biz tespit ettik” Ģeklinde beyanda
bulunmuĢtur.
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
16
16.06.2005 günlü duruĢmada tanık sıfatıyla ifadesine baĢvurulan GüneĢ TANER
beyanında, “... her Ģeye rağmen, âdil hareket edebilmek için de, bir de Banka Genel
Müdürü‟nün bu konuda ne söyleyeceğini merak ettim ve çağırdım kendisini oturdu önüme,
dedim ki, murakıpların sizin bankanız için, sizin için hazırladıkları böyle bir Ģey var, ne
diyorsunuz. Çok ilginç bir cevap verdi, o cevabı verdiği zaman zaten benim artık yapacak
bir Ģeyim yoktu ve imzalayacaktım ve nitekim imzaladım dosyayı. Söylediği Ģuydu; dedi ki,
beni kıskanıyorlar. ġimdi, efendim, benim yerime gelmek istiyorlar, bu, beni yıpratmak, beni
buradan uzaklaĢtırmak için yapılan bir ayak oyunu.
ġimdi, takdir edersiniz, tabii, hazinenin yapısı farklı bir yapı içerisindedir, devlet
bankaları da öyledir. Herhangi birinin bir göreve gelmek istemesi, onun bir kıskançlık
yapması için makûl bir sebep değildir. Kaldı ki, oraya yapılacak olan atama, daha, o
kiĢinin aday bile olması onu ilgilendiren bir konu değildir, aday olarak ortaya çıkamaz,
bunun kulisini yapamaz, bunun bir Ģeyini söyleyemez. Yani o kiĢinin, o isnat edilen lâfla
iliĢkisi, o kadar hâdiseye uymayan bir hareketti ki, bana gelen kanaat, kendisinin, bu
konuda, bizim dıĢımızda yapılacak olan bir incelemede hakkında karar vermesini
doğuracak bir sebepti. Onun üzerine, dosyayı imzalayarak Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟na,
Cumhuriyet Savcılığı‟na suç duyurusunda bulundum.
Hüsamettin Bey bunu duyunca fevkalade üzüldüğünü söyledi. ĠĢte bunu yapmamanız
gerekirdi, bunu yapmanız için benim haberim olması lazımdı diye düĢündü. Beki de
haklıydı, yani belki nezaket açısından kendisine böyle bir Ģey söylenebilirdi; ama, neticeyi
değiĢtirebilecek olan bir hadise değildi. Belki de o günkü Ģartlarda bunu kendisine söyleyip,
ya iĢte bunu yapalım, yapmayalım gibi konularla da ne onu bırakmak ne de kendimi böyle
bir baskı altında kalmak ihtiyacını hissetmemek için bu görevimi yaptım” dediği, kendisine
yöneltilen “Türkiye Büyük Millet Meclisi SoruĢturma Komisyonunda verdiğiniz
13.04.2004 günlü ifadenizde aynen Ģöyle diyorsunuz, tırnak içinde ifade ediyorum: “Ben,
kendisine, bu Ģahsın, devletin böyle bir kurumunun baĢında, bugünkü görevinde, bugünkü
Ģekliyle, bugünkü usulüyle, bugünkü çalıĢmasıyla sakıncalı olduğunu, bundan devletin,
milletin ve siyasi otoritenin zarar göreceğini söyledim. Kendisinin de zarar göreceğini
söyledim. Sayın Hüsamettin ÖZKAN, kendisine bağlı dönemde de bu arkadaĢlarla
çalıĢmayı seçmiĢti; istemiĢtir. Kendisini fedâ etmemek için kol kanat germiĢtir. Daha sonra
bu bankanın yönetimi bir baĢka bankaya geçmesine rağmen kanaatimce bu zatla ve bu
bankayla iliĢkileri bitmemiĢtir” biçiminde bir anlatımınız mevcut,... kol kanat gerdiği, fedâ
etmeye çalıĢtığı kiĢi veya kiĢiler kimlerdir, bunları açıklayabilir misiniz” sorusuna verdiği
cevapta “Evet efendim... efendim genel müdürdür, yani benim bildiğim kadarıyla genel
müdür. Onun haricinde, banka yönetim kuruluyla ilgili bir bilgim yok...” ve genel müdürün
Yenal ANSEN olduğunu belirttiği anlaĢılmıĢtır.
Yukarıda açıklanan kanıtlar ve 399 sayılı KHK’nin 11. maddesinin (d) bendindeki
açık hükme rağmen bankacılık konusunda uzman ve incelemeye, soruĢturmaya yetkili ve
görevli oldukları duraksanamayacak olan murakıpların hukuka uygun olarak temenniler
konusunda düzenledikleri ve BYDK Üyeler Kurulu tarafından ortaya konan görüĢlerle de
uyumlu olan raporların BaĢbakanlık MüfettiĢleri tarafından yeniden incelenmesine neden
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
17
olan H. Hüsamettin ÖZKAN’ın keyfi davranıĢındaki kastının, gerekli tasarrufları
yapmamakta ısrar etmekteki Ģuur ve iradesinin Banka Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Genel
Müdürü Yenal ANSEN ile yöneticilerini himaye etmek olduğunu açıkça ortaya
koymaktadır.
Açıklanan bu deliller karĢısında murakıp raporlarının tarafsızlığından endiĢe
duyularak yeniden inceleme yaptırıldığı savının inandırıcılıktan uzak olduğu kuĢkusuzdur.
Öte yandan, Devlet Bakanı GüneĢ TANER tarafından 16.11.1998 tarihinde yazılıp
H. Hüsamettin ÖZKAN’a gönderilen yazıda, açıkça, Yönetim Kurulu BaĢkan ve Üyeleri
haklarında kimi kredilerle ilgili Bankalar Yeminli Murakıplarınca verilen raporlar nezdinde
3182 sayılı Yasanın 62. maddesi hükmünün tatbiki ile raporlara konu olan iĢlemlerin
sorumlu oldukları tespit edilen Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Genel Müdür Yenal ANSEN,
Yönetim Kurulu Üyeleri ve Genel Müdür Yardımcıları H. Barbaros OLCAY, O. Nuri
ERTUĞ ile Yönetim Kurulu Üyeleri Yücel DĠRĠK, Hasan ÖZCAN ve A. Ġhsan ELGĠN
haklarında gereğinin yapılması ve yapılan iĢlem sonucundan bilgi verilmesi istenildiği
hâlde, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 6. maddesi ve 399 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 5. maddesine dayanılarak ortak kararla atananların görevlerine
son verilmeleri hususunda yasal bir düzenleme bulunmaması karĢısında hangi usulle
atanmıĢ iseler, yetkide ve usulde paralellik ilkesi gözetilerek o usulle görevlerinden
alınabilecekleri nedeniyle, H. Hüsamettin ÖZKAN’ın tarafından, atamada yetkili merciiye
adı geçenlerin görevlerine devam edip etmeme konusunda gereğinin takdiri için raporları ve
evrakı intikal ettirmediği anlaĢılmaktadır. Yasaların açık hükmü karĢısında adı geçenin bu
keyfi davranıĢının Yönetim Kurulu BaĢkanı Yenal ANSEN’i himaye etmeye yönelik
olduğu kuĢkusuzdur. Tanık anlatımları da bunu doğrulamaktadır.
Yargılama dosyasındaki tüm yazılı deliller ve tanık anlatımları birlikte
değerlendirildiğinde, sanığın, T. Halk Bankası A.ġ Genel Müdürü ve Yöneticileri hakkında
1996 yılına âit Bankalar Yeminli Murakıplarınca hazırlanan ve değiĢik tarihlerde kendisine
ulaĢtırılan raporların bir kaç kez BaĢbakanlık TeftiĢ Kurulu’na incelettirilmesi suretiyle
uygulanmasını uzun süre geciktirdiği, gerekli tedbirleri zamanında almadığı, görevinin
gereklerini bilerek ve isteyerek yerine getirmediği, önlem almadığı, böylece ihmâli aĢan,
zincirleme biçiminde, çeĢitli fiillerle kanunun aynı hükmünü farklı tarihlerde birden fazla
ihlâl ederek görevi kötüye kullanma suçunu iĢlediği anlaĢılan sanığın, atılı suçtan
mahkûmiyeti yerine beraatine iliĢkin çoğunluğun görüĢüne katılmıyoruz.
BaĢkanvekili
HaĢim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
EK KARġIOY YAZISI
Hasan Hüsamettin Özkan hakkında verilen ve katılmadığım beraat kararına iliĢkin
karĢı oy yazısında belirtilen nedenlere ek olarak, Recep Önal hakkında verilen beraat
kararına da aĢağıdaki nedenlerle katılmamaktayım:
Sanık Recep Önal, 22 Temmuz 1999 – 13 Mart 2001 tarihleri arasında Hazine
MüsteĢarlığından sorumlu Bakan; 26 Aralık 2000 – 13 Mart 2001 tarihleri arasında Halk
Bankasından sorumlu Bakan sıfatıyla görev yapmıĢtır.
Sanığın, suç oluĢturduğu iddia olunan eylemleri Ģunlardır:
- Yüksek Denetleme Kurulunun, Türkiye Halk Bankası faaliyetlerine iliĢkin 1997
yılı raporunda yer alan soruĢturulması istenen temennilerin incelenmesine iliĢkin Hazine
MüsteĢarlığının 21.07.1999 gün ve 99/1231 sayılı onayının aynı tarihte Bankalar Yeminli
Murakıplar Kurulu BaĢkanlığına intikal etmesine karĢın, murakıpların 8 ay gecikmeyle
21.03.2000 tarihinde görevlendirilmesi;
- Yüksek Denetleme Kurulunun Türkiye Halk Bankası faaliyetlerine iliĢkin 1997
ve 1998 yılı raporlarında incelenmesi istenen temennilerin, haklı nedenlere
dayanmaksızın, yasal düzenlemelere ve önceki uygulamalara aykırı olarak tekrar gözden
geçirilmek üzere iadesi için BaĢbakanlık Makamından 27.03.2000 gün ve 650 sayılı
Olur’u almak suretiyle, soruĢturma konularının incelenmesinin geciktirilmesi;
- Yüksek Denetleme Kurulunun Türkiye Halk Bankası faaliyetlerine iliĢkin 1997
ve 1998 yılı raporlarında incelenmesi ve soruĢturulması istenen temennilerin tekrar
gözden geçirilmesi için BaĢbakanlık Makamından alınan 27.03.2000 tarih ve 650 sayılı
Olur gereğince iade edilen temennilerin, Yüksek Denetleme Kurulu BaĢkanlığına 4 ayı
aĢan bir gecikmeyle, 4.8.2000 tarihinde gönderilmesi.
Yukarıda sayılan üç eylemden birincisi ve üçüncüsü birlikte mütalaa edilerek
değerlendirildiğinde, Halk Bankası yöneticilerinin yargılanmamaları sonucunun ortaya
çıkmasında etkili olan bu gecikmelerin Bakan Recep Önal tarafından bilerek ve isteyerek
gerçekleĢtirildiği Ģüphesini uyandıracak, olağan sayılamayacak uzun süreler geçmesine,
aĢamalardaki tanık anlatımları da Bakan Recep Önal’ın savunmaları ile tam olarak
örtüĢmemesine rağmen, suçun sabit görülmesi için yeterli kanıt bulunmadığından,
beraatine karar verilmesi gerekmiĢtir.
Buna karĢılık, 27 Mart 2000 tarihli 650 sayılı BaĢbakanlık onayının farklı biçimde
mütalaa edilmesi gerekmektedir. ġöyle ki:
-1997 yılı temennilerinin Hazine MüsteĢarlığına geliĢ tarihi 10 ġubat 1999,
-bunların incelenmesi için MüsteĢarlık onayının alındığı tarih 21 Temmuz 1999,
-Recep Önal’ın görevine baĢladığı tarih 22 Temmuz 1999,
-1998 yılı temennilerinin Hazine MüsteĢarlığına geliĢ tarihi 18 Ocak 2000,
-bunların incelenmesi için MüsteĢarlık onayının alındığı tarih 31 Ocak 2000,
-1997 ve 1998 temennilerinin incelenmesi için murakıpların görevlendirildiği tarih
21 Mart 2000,
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
2
-Recep Önal tarafından BaĢbakandan alınan iade onayının tarihi ise 27 Mart
2000’dir.
Hazine MüsteĢarlığının bu Onaya istinaden söz konusu temennileri Yüksek
Denetleme Kuruluna iade ettiği tarih de 4 Ağustos 2000’dir.
650 sayılı Onay, gecikmelerle dolu bu uzun süreçte, Sanık Devlet Bakanının
eylemi ile gerçekleĢtirilmiĢ bir iĢlemdir. Sanık, Olur’a Bakan sıfatıyla imza koymuĢ ve
BaĢbakan’a iletmiĢtir. SunuĢu bizzat kendisinin yapmıĢ olup olmadığının önemi yoktur.
Recep Önal, bankacılık konularında uzun yıllar çalıĢmıĢ, deneyimli, bankaların
denetimi ve banka yöneticilerinin sorumlulukları konusunda bilgi ve fikir sahibi,
savunmasında da vurguladığı üzere ve kendi ifadesiyle, devlet hizmeti geleneğinden
gelen bir bakandır. Recep Önal’ın davadaki diğer sanık Hasan Hüsamettin Özkan’ın
Devlet Bakanlığı sırasında bürokrat olarak görev yaptığı, dosya içeriği ile sabittir.
Sanık savunmasında, BaĢbakanlık Onayı’nın bir iade onayı değil denetim
kurumlarının görev sınırlarının belirlenmesi için yapılmıĢ bir iĢlem olduğunu, geçmiĢ
dönemlerde de benzer örnekleri bulunduğunu (örnek olarak BaĢbakanlık Makamının
13.9.1993 gün ve M:488 sayılı Onayı ile 11.1.1995 gün ve MÜS/00146 sayılı Onayları),
olayın cereyan ettiği dönemde Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulunun eleman azlığı ve
iĢ yoğunluğu nedeniyle meydana gelen gecikmeleri engellemeyi amaçladığını, kaldı ki
Onayın BaĢbakan onayı olduğunu, bir sorumluluk var ise, imza koyan herkesin sorumlu
tutulması gerektiğini ileri sürmüĢtür.
Bu savunmaya itibar etmek mümkün görünmemektedir.
Onayın alınması sanık bakımından suç oluĢturuyorsa, onayı veren BaĢbakan ile
BaĢbakan’a sunan sanık Bakanın altındaki düzeyde imza veya parafları bulunan diğer
kiĢiler bakımından da mutlaka suç oluĢturduğu söylenemez. Nitekim, tamamen yasal bir
ticari muamelenin veya bir idari iĢlemin, hatta bir yargı kararının suç iĢlemek amacıyla
kullanılması mümkündür. Örneğin yasadıĢı yollardan elde edilen gelirlerle bir takım
kiĢilerce menkul veya gayrı menkul mallar satın alındığında veya yasal gerekleri
tümüyle yerine getirilerek ticari iĢletmeler kurulduğunda, bu iĢlemlerin tarafı olan, imza
koyan veya bu mallarla ilgili bir mahkeme ilamını alan veya iĢleme koyan, ancak kara
para aklamak amacı bulunmayan üçüncü kiĢiler yönünden suç oluĢmadığı halde, Ģeklen
yasal olan bu iĢlemleri suç gelirlerini aklamak amacıyla yapan kiĢiler yönünden suç
oluĢacaktır.
Yargılama konusu olayda da, kendisi bankacı olmayan, ancak bankacılık
konularında deneyimli bir kiĢi olan Hazineden sorumlu Devlet Bakanı tarafından
kendisine birtakım gerekçelerle sunulan Onayı derinlemesine inceleme olanağı
bulunmayan BaĢbakan, suç iĢleme kastı olmadığı için elbette sorumlu tutulmayacak ise
de Onay, bu yazılı belgeyi hazırlayıp veya bürokratlara hazırlatıp BaĢbakana imzaya
sunan Devlet Bakanı yönünden suç eylemi niteliği taĢıyabilecektir.
Onayın gerçekten denetimlerde uzun yıllardır mevcut olan belirsizliklerin
giderilmesi, denetim kurumları arasında uzmanlıklarına göre bir iĢbölümü yapılması
amacıyla mı yoksa Türkiye Halk Bankası ile ilgili soruĢturmaların geciktirilmesi
amacıyla mı alındığı hususunun olayların akıĢına ve iĢlemin savunmanın öne sürdüğü
amaçlara uygunluğuna bakarak değerlendirilip, suç iĢleme kastı mevcut olup olmadığının
belirlenmesi gerekir.
Bankalar Yeminli Murakıplarının özel bir ihtisas gerektiren Bankacılık
kanunundaki suçlarla ilgili soruĢturmalarda, Yüksek Denetleme Kurulunun ise ceza
kanununda belirtilen suçlar dahil diğer konularda yoğunlaĢmalarının mükerrer
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
3
incelemeleri önleme ve etkinliğin artırılmasında yararlı olacağı düĢüncelerinden
hareketle, denetimlerde daha net bir iĢ bölümünün nasıl yapılabileceği konusunun
bürokraside uzun süre tartıĢma konusu olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden
anlaĢılmaktadır. Öte yandan, yine tanık anlatımlarıyla ortaya konduğu gibi, olayların
cereyan ettiği dönem, uluslar arası finans kuruluĢlarıyla geniĢ kapsamlı müzakerelerin
yürütüldüğü, kamu bankalarının içinde bulunduğu sorunlar da dahil bankacılık
sektöründe yeni çözümler arandığı ve bu amaçla çok sayıda, kapsamlı yeni mevzuat
çıkarıldığı bir dönemdir. Bu kapsamda kamu bankalarının çağdaĢ bankacılık ve rekabetin
gereklerine göre yeniden düzenlenmesi ve özelleĢtirmeye hazırlanması amacı
doğrultusunda, sanık Bakanın da içinde yer aldığı hükümet tarafından hazırlanan 4603
sayılı kanunla, Türkiye Halk Bankası 25 Kasım 2000 tarihinden itibaren kamu hukuku
statüsünden özel hukuk statüsüne geçmiĢtir. Diğer yandan, 18.6.1999 tarihli ve 4389
sayılı Kanun ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kurularak, 4491 sayılı
Kanunla da bazı değiĢiklikler yapılmıĢ, Bankalar Yeminli Murakıplarının asli görevi,
Olurda da belirtildiği gibi, “Bankalar Kanunu ile diğer kanunların bankalarla ilgili
hükümlerinin uygulanmasının ve her türlü bankacılık iĢlemlerinin denetimi …ve mali
bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların tespit ve tahlili” Ģeklinde tanımlanmıĢtır.
Böylelikle, geleceği yönelik genel bir düzenleme gerçekleĢtirilmiĢtir.
Bu geliĢmelerin hiçbiri, Türkiye Halk Bankasıyla ilgili 1997 ve 1998 yıllarına ait
olup, 2000 yılına gelindiği halde soruĢturma açılması ve konunun bağımsız yargıya
devredilmesi gerçekleĢmeyen, o sırada esasen büyük gecikme ile Bankalar Yeminli
Murakıplarında beklemekte olan temennilerin, asli görevi kamu iktisadi teĢebbüslerinin
TBMM tarafından denetlenmesinin sağlanması amacıyla raporlar hazırlamak olan, ileri
sürüldüğü gibi ceza hukuku kapsamında denetim değil, yüksek denetim ve performans
denetimi yapan bir kuruluĢa iadesini gerektirir nitelikte değildir.
Banka denetimleri ve özellikle T.Halk Bankası hakkında etraflı bilgi sahibi
olduğunda kuĢku bulunmayan Devlet Bakanı Recep Önal’ın, Olur’la gözetilen amacın
genel bir düzenleme yapmak olduğu yönündeki savunmasına itibar edebilmek için
öncelikle Ģu hususun da değerlendirilmesi gerekmektedir: genel bir düzenleme Olur ile
yapılabileceği gibi, bütün ilgili tarafların görüĢleri de alınarak, yönetmelikle de
yapılabilir. O dönemde bankacılıkla ilgili kapsamlı yasal düzenlemeler yapıldığından, bu
konuda bir yönetmelik çıkarılması, iĢin gereklerine ve kamu yararına kuĢkusuz uygun
düĢerdi. Halbuki, Bankalar Yeminli Murakıplarının soruĢturma yapma yetkilerinin
bulunduğuna dair yasa hükmü (4059 sayılı Kanunun 5.maddesinin (a) fıkrasındaki
“…Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulunun görevleri; …ve soruĢturma iĢlerini
yürütmek ve sonuçlandırmak ...”) daha sonra değiĢtiği halde, Olur’un alındığı sırada ilgili
yönetmelikte değiĢiklik yapılmadığı anlaĢılmaktadır.
Düzenleyici iĢlemler kural olarak genel nitelikli ve ileriye dönük iĢlemlerdir.
Aksine bir iĢlemin yapılması, yani genel nitelikli bir düzenlemenin içine özel bir hususun
eklenmesi için kamu yararı ve haklı bir neden bulunması gerekir. Ancak, 650 sayılı
BaĢbakan Onay’ında “…Bundan sonra BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca,
Bankalar Yeminli Murakıplar Kuruluna intikal ettirilecek olan
konuların…Bankalar Kanunu…hükümleri ile ilgili olması ...” denilerek, ileriye
dönük genel bir düzenleme yapılıyor görüntüsü verilirken, herhangi bir haklı neden
gösterilmeksizin ve ilgililerin gerçekten suçlu olmaları halinde gecikmelerin yol açacağı
kamu zarar ve mağduriyeti ile suçun takipsiz kalması olasılığı gibi ciddi sakıncaların
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
4
hiçbiri gözetilmeksizin “…Türkiye Halk Bankası 1997 ve 1998 yılı…. Yüksek
Denetleme Kurulu temennilerinin …tekrar gözden geçirilmek üzere iadesi
hususunu onaylarına arzederim” Ģeklinde sonuçlandırılmıĢtır.
Sanık Bakanın döneminde Bankacılık sektöründe yeni bir sistem oluĢturulur ve
uygulamaya konurken, aynı zamanda Türkiye Halk Bankası KĠT statüsünden çıkarılmaya
hazırlanırken, bu genel gidiĢatın ana fikrine de aykırı bir Ģekilde, genel bir düzenleme
yapmak gerekçesiyle, Halk Bankasıyla ilgili temennilerin zaten gecikme ile gittiği
yeminli murakıplardan geri alınmasında istical gösterilmesini; buna karĢılık temennilerin
iade edileceği kuruluĢa iletilmesinde kayıtsız davranılarak dört ay daha geciktirilmesini,
hizmet gerekleri veya kamu yararı ile açıklamak mümkün değildir.
Nitekim, Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler’in dönemin BaĢbakanı Bülent
Ecevit’ten aldığı 5 Mart 2001 gün ve 3582 sayılı Olurda, 1 Eylül 2000 tarihinden itibaren
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun faaliyete geçtiği ve Bankalar Yeminli
Murakıplar Kurulunun da BDDK bünyesine alındığı hatırlatıldıktan sonra, “Yüksek
Denetleme Kurulunca yapılan denetimler sonucu düzenlenen raporlarda, kanuna
aykırılığı nedeniyle inceleme ve soruĢturulması temenni edilen hususların tamamının
kesin ve somut bilgi ve belgelere dayandırıldığı” vurgulanmıĢ, ve devamla “Ancak …
sözü edilen temennilere iliĢkin onay talimatlarının anılan kurulca henüz ele
alınmamıĢ olan konuları kapsamasının ve …soruĢturulmasına baĢlanmıĢ konuların
aynı kurulca sonuçlandırılmasının” uygun olacağı belirtilmiĢtir. BaĢbakanın bu
Onaya da olur vermesi üzerine temenniler geri gönderilmiĢ, bu durum soruĢturmalar için
sekiz ay daha zaman kaybettirmiĢtir.
Sanık Bakan Recep Önal’ın 650 sayılı BaĢbakanlık Onayı’nı almasının eylemli
sonucu, zararları günden güne büyüyen bir kamu bankasının yöneticileri hakkında
saptanıp yargıya intikal ettirilmesi gereken eylemlerin, mevzuat ve yetki-sorumluluk
sarmalında iĢlevsel yararı olmayan bir süreç içinde gözden kaçırılması ve bu geliĢmelere
kamu yararının kurban edilmesi olmuĢtur.
Yüce Divan’ın sanığın bu eylemden beraatine iliĢkin çoğunluk kararının
gerekçesinde de belirtildiği üzere kuĢkusuz, ceza yargısında, bir eylemin sonucuna
bakılarak kastın varlığına hükmedilemez. Ancak, kastın varlığının olayın akıĢına ve sanık
ile diğer sanıklar arasındaki iliĢkilere, yani resmin bütününe bakılarak ortaya konması
mümkündür.
Anayasamıza göre, kuvvetler ayrılığı, “Devlet organları arasında üstünlük
sıralaması anlamına gelmeyip, belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret
ve bununla sınırlı” bir iĢbölümü ve iĢbirliğidir. Kamu yararı için kabul edilmiĢ olan, belli
görevlerdeki kiĢiler hakkında kovuĢturma yapılabilmesini yürütme organının iznine bağlı
kılan yasa kuralları, bu bağlamda sanıkların Halk Bankası yöneticilerinin yargı önüne
çıkarılmasını doğrudan engelleyici veya geciktirici yetkileri, adaleti engelleyici biçimde
kullanılamaz.
Bu açıdan bakıldığında sanık Recep Önal ile diğer sanık Devlet Bakanı Hasan
Hüsamettin Özkan’ın eylemleri arasında uyum ve tamamlayıcılık olduğu görülmektedir.
Diğer sanık Hasan Hüsamettin Özkan’ın beraatine iliĢkin karĢı oy yazısında ayrıntılarıyla
açıklandığı üzere, Hüsamettin Özkan, Halk Bankasından sorumlu bakan olarak göreve
baĢladığı 2 Temmuz 1997 tarihinden itibaren yaklaĢık üç buçuk yıl süreyle adıgeçen
bankadan sorumlu bakan sıfatıyla görev yapmıĢtır. Bankanın durumunu ve banka
yöneticileri hakkındaki iddiaları, göreve geldiği ilk aylarda bilmediği farz ve kabul edilse
bile, 1998 yılının ilk aylarından itibaren artık bankanın durumunu ve yöneticiler
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
5
hakkındaki iddia ve söylentileri bilmektedir. Bankalar Yeminli Murakıpları tarafından
bankada yapılan olağan denetimler sonucu hazırlanan raporlar Hazine müsteĢarlığının
bağlı olduğu Bakan GüneĢ Taner tarafından Bankanın ilgili olduğu Devlet Bakanlığına,
Ocak ve ġubat 1998 aylarında çeĢitli tarihlerde gönderilmiĢ; BaĢbakanlık Yüksek
Denetleme Kurulu 1996 yılı raporunda yer alan temenniler de Türkiye Halk Bankası
tarafından 14 Nisan 1998 tarihinde cevaplanarak, 1996 YDK raporları 29 Nisan 1998
günü TBMM KĠT Alt Komisyonunda görüĢülmüĢtür. Nitekim, 4 Nisan 1998 günü
Hürriyet Gazetesinde Emin ÇölaĢan tarafından yazılan ve “bir Devlet bankası” baĢlığı
altında bankaya iliĢkin iddiaları gündeme taĢıyan yazı üzerine Devlet Bakanı GüneĢ
Taner tarafından Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’a gönderilen 22 Nisan 1998
tarihli yazıda banka yöneticilerinin tamamı belgeye dayalı görevi kötüye kullanma,
zimmet ve yalan beyan suçlamalarını hemen cevaplamaları gerektiğine iĢaret edilmiĢ;
buna yanıt olarak Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan tarafından Devlet Bakanı GüneĢ
Taner’e gönderilen 4 Mayıs 1998 tarihli 431 sayılı yazıda ise açıkça Banka yöneticileri
yanında tutum alınarak, Banka Yeminli Murakıpları tarafından yazılan raporların “…
memuriyet ciddiyet ve vakarına uygun bir üslupla … yazılmasına özen gösterilmesine
iliĢkin kamu denetim geleneğinin… yozlaĢtırılmaya baĢlandığı” gibi, Devlet Bakanları
düzeyindeki yazıĢmalarda teamülden olmayan hususlara yer verilmiĢ, sonuç olarak
Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu BaĢkanının Halk bankasının eski bir mensubu
olması ve Banka Genel Müdürü ile arasında husumet bulunması nedeniyle murakıplar
raporlarının da objektiflikten uzak olduğu ileri sürülerek, banka genel müdürü ve
yöneticileri hakkında bu Ģartlarda bir iĢlem yapılmayacağı belirtilmiĢtir.
1998 yılı Ağustos, Eylül ve Kasım aylarında çeĢitli tarihlerde, Hazine
MüsteĢarlığının bağlı olduğu Devlet Bakanlığınca Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığına,
1998 yılında soruĢturması tamamlanan temennilerle ilgili suç duyurularında
bulunulmuĢtur.
Cumhuriyet BaĢsavcılığı, bu konularla ilgili olarak, 399 sayılı KHK’nin 11/d
maddesi gereğince ilgili bakanın izni gerektiğinden, ilgili Devlet Bakanlığına yazı
yazmıĢtır.
Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı Hazırlık No: 1998/65477, Karar 1998/2723 sayılı
2 Ekim 1998 tarihli yazıda dokuz banka yöneticisi hakkında “BaĢbakanlık Hazine
MüsteĢarlığının 28.9.1998 gün ve …sayılı suç duyuru yazısı ekinde gönderilen
……rapor içeriğiyle ……..tüm sanıkların görevi kötüye kullanmak suçunu
iĢledikleri anlaĢılmakla birlikte …………sanıkların haklarında…suçun takibi için 399
sayılı KHK’nin 3771 sayılı yasa ile değiĢik 11/D maddesi uyarınca kuruluĢun bağlı
olduğu bakanın izninin gerektiği gözetilmekle,…….Cumhuriyet BaĢsavcılığımız
görevsizliğine, evrakın yasal gereğinin yerine getirilebilmesi için Türkiye Halk
Bankasının bağlı olduğu Devlet Bakanlığına gönderilmesine” karar verildiği
belirtilmekle, normal koĢullarda kovuĢturulması gereken bir suç iĢlendiğinin anlaĢıldığı
ve bunun için tek gerekenin, bankanın bağlı bulunduğu Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin
Özkan’ın izni olduğu açıkça ortaya konmuĢtur. Aynı hususlar, Ankara Cumhuriyet
BaĢsavcılığının 1998/2745, 1998/2823, 1998/3236, 1998/3237 ve 1998/3462 karar
sayılı Görevsizlik karar yazılarında da benzer ifadelerle tekrar edilmiĢtir.
Sanık Bakan Hüsamettin Özkan, bu yazılarla istenen izinleri vermemiĢ; buna
karĢılık, Devlet Bakanı GüneĢ Taner’e 20 Kasım 1998 tarihli ve 1109 sayılı yazıyı
yazarak, “…Bakanlığınıza bağlı Hazine MüsteĢarlığı Bankalar Yeminli Murakıplar
Kurulunca, yetkili merci olan Bakanlığımın bilgisi dıĢında, Ankara Cumhuriyet Savcılığı
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
6
nezdinde doğrudan baĢlatılmıĢ, ancak Savcılığın, Bakanlığınızın yetkisizliği nedeniyle
takipsizlik kararı ile kesintiye uğramıĢ olan…dosyalarınız iliĢikte iade edilmektedir”
demiĢtir. Bu ifadeler, Cumhuriyet BaĢsavcılığının kararlarında kullanılan ifadeleri
saptırmakta ve asıl çözüm bekleyen husus olan soruĢturma izni verilmesi konusunu
boĢlukta bırakmaktadır.
Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan tarafından daha sonra, BaĢbakanlık Makamına
(TeftiĢ Kurulu) yazılan 8 Aralık 1998 tarihli 1153 sayılı yazı ile Bankalar Yeminli
Murakıpları tarafından düzenlenen raporların Cumhuriyet BaĢsavcılığına gönderilip,
BaĢsavcılığın görevsizlik kararı aldığı dosyalara değinildikten sonra, “sorunun, daha önce
Halkbank’ta çalıĢmıĢ olan BaĢbakanlık Hazine MüsteĢarlığı Bankalar Yeminli
Murakıplar Kurulu BaĢkanının, Banka Genel Müdürü ile eski dönemden kaynaklanan
husumeti ile ilgili görüldüğü…” ve bu nedenle “Halk Bankası ile ilgili değerlendirmenin
objektifliği ve tarafsızlığından kuĢku duyulduğu” , bu hususun ilgili Devlet Bakanlığına
yazılı olarak bildirildiği ifade edilmiĢtir.
Sanık Bakan Hüsamettin Özkan, savunmasında, Halk Bankası yöneticileri
hakkında Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı yazıları ve ekindeki dosyalar kendisine
geldiğinde soruĢturma izni vermesine imkan olmadığını, çünkü banka yöneticilerinin
daha önce savunmalarının alınmadığını, düzenlenen raporların da banka müdürü ile
yeminli murakıplar kurulu baĢkanı arasında var olduğu söylenen husumet nedeniyle
tarafsız olmadığını ileri sürmüĢtür.
Halbuki, Yeminli Murakıplar Kurulu BaĢkanı Ġlkay Karakoç ile Banka Genel
Müdürü Yenal Ansen arasında husumet olduğu, yargılama sırasında dinlenen tanıklar
tarafından somut görgü, bilgi ve anlatımlarla doğrulanmadığı gibi, var olsa bile böyle bir
husumetin sonucu olarak tarafsızlıktan uzaklaĢan Yeminli Murakıplar Kurulu
BaĢkanının, rapor hazırlayan diğer murakıplara ceza kanunu raporu hazırlamaları
yönünde hangi zamanlarda hangi yollarla baskı ve telkinlerde bulunduğu da herhangi bir
tanık anlatımıyla doğrulanmamıĢ, ayrıca Kurul BaĢkanı ile Banka Genel Müdürü
arasındaki Ģahsi bir husumetin, nasıl olup da Banka Yönetim Kurulu üyeleri, Ticari
Krediler Müdürü gibi diğer banka yetkililerine de sirayet ettiği ve Yeminli Murakıplar
kurulu BaĢkanının bu kiĢilere karĢı ne gibi bir husumeti olabileceği hususunda makul bir
açıklama getirilememiĢtir. Aksi yöndeki bazı yazılı belgelerin ise savunmaya hak
verdirmekten çok, savunmayı doğrulayacak kanıt üretme gayreti içinde hazırlanmıĢ
olduklarını gösteren içerikleri ve tanık Bedri EĢsiz baĢta gelmek üzere tanık
anlatımlarındaki tutarsızlık ve çeliĢkiler, bunlara itibar edilmesine olanak vermemektedir.
Sanık Bakan Hüsamettin Özkan’ın imzasını taĢıyan yazılarda “takipsizlik kararı”
olarak nitelendirilen ancak esas itibariyle banka görevlileri hakkında soruĢturma izni
verilmek üzere “yasal gereğinin yerine getirilebilmesi için” kaydıyla Sanık bakana
gönderilen Ankara Cumhuriyet BaĢsavcılığı görevsizlik karar yazıları üzerine banka
yöneticilerinin savunmalarının alınmamıĢ olması nedeniyle, soruĢturma izni verilemediği
yönündeki savunmanın da, aĢağıdaki nedenlerle kabul edilmesi olanaksızdır:
Her Ģeyden önce Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan, ilgili kuruluĢ olarak kendisine
bağlı, kamu iktisadi teĢekkülü statüsündeki bir devlet bankası olan Türkiye Halk
Bankasının iyi bir Ģekilde yönetildiğini, kredilerin verilmesi dahil tüm iĢlemlerde
mevzuata ve bankacılık teamüllerine uyulduğunu, suç iĢlenmediğini kontrol etmek,
gözetmek ve denetlemek veya denetlettirmekle yükümlü idi. Bakanın göreve geldiği
günden beri bilmesi pek muhtemel olan, ancak 1998 yılı ilkbahar aylarından sonra tüm
ayrıntılarıyla vakıf olduğu tartıĢmasız bulunan, Banka yöneticileri hakkındaki, bankayı
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
7
iyi yönetmedikleri, mali zafiyete uğrattıkları ve görevlerini kötüye kullandıkları
yönündeki banka kayıt ve belgelerine dayalı denetim raporları üzerine yapması gereken,
vakit geçirmeksizin ilgililerin savunmalarının alınması temin etmekti. Ancak bunun
gereğine o zaman tevessül etmediğinden, Cumhuriyet BaĢsavcılığının izin talepleri
gelene kadar en az altı ay daha zaman kaybedilmiĢtir. Bakanın en azından ihmali
bulunan, banka yöneticilerinin savunmalarının zamanında alınmamasını, anılan
yöneticiler için Cumhuriyet BaĢsavcılığına izin vermemesinin gerekçesi yapması haklı
görülemez. Olsa olsa bu kiĢileri ne pahasına olursa olsun korumak yönünde, baĢtan
itibaren mevcut olan bir kararlılığı gösterir.
Hazine MüsteĢarlığından sorumlu Devlet Bakanlığının Sanık Hüsamettin Özkan’a
gönderdiği 16 Kasım 1998 tarihli ve 77576 sayılı yazıda, Bankanın emin bir Ģekilde
çalıĢmasını tehlikeye düĢürecek nitelikte iĢlemleri tespit edilen Genel Müdür ve diğer
yetkililerin imza yetkilerinin kaldırılması istenmiĢ; ayrıca genel müdür ve genel müdür
yardımcılarının görevden alınmasının, Sanık Devlet Bakanının teklifi üzerine, ortak
kararla mümkün olacağı hatırlatılmıĢtır.
Sanık Bakan Hüsamettin Özkan, 3182 sayılı kanunun 62.maddesinin 1.fıkrasına
göre, banka mensuplarının imza yetkilerini kaldırma önlemini uygulamaya Hazineden
sorumlu Devlet Bakanının yetkili olduğunu, kendisinin böyle bir yetkisi bulunmadığını,
ayrıca, bu önlemin uygulanabilmesi için sorumlular hakkında kanuni kovuĢturma
yapılmasının istenmesi gerektiğini, Banka yöneticileri hakkında ilgili Bakan olarak
kendisinin verdiği takibat izni bulunmadığından bu koĢulun gerçekleĢmediğini, öne
sürmüĢtür. Olay sırasında yürürlükte olan mevzuata göre, imza yetkilerinin kaldırılmasını
istemeye Hazine MüsteĢarlığının bağlı olduğu Devlet Bakanı (GüneĢ Taner) yetkili ise
de, Genel Müdür ve genel müdür yardımcıları için imza yetkilerinin kaldırılması gibi,
konumlarına uygun düĢmeyebilecek olan bir tedbir yerine, çok daha olağan olan bir
yolla, yani kararname hazırlanarak, görevden alınmaları yolu açılabilirdi.
16.6.2005 günlü duruĢmada tanık olarak dinlenen Devlet Bakanı GüneĢ Taner,
sanık Hüsamettin Özkan’a, Banka genel müdürünün görevde kalmasının sakıncalı
olduğunu, aksi takdirde devletin ve kendisinin zarar göreceğini söylediğini, ancak sanığın
aynı genel müdür ile çalıĢmayı sürdürdüğünü anlatmıĢtır. Bu ifadeler, beraat kararı
verilirken yeterince gözetilmemiĢtir.
Sanık Hasan Hüsamettin Özkan tarafından baĢlatılan ve sürdürülen, T.Halk
Bankası yöneticilerinin korunup yargılanmalarını önlemek kastıyla gerçekleĢtirildiği
iddia olunan eylemler ile diğer sanık Bakan Recep Önal’ın BaĢbakan’dan 650 sayılı
Onay’ı almak suretiyle gerçekleĢtirdiği eylem arasında amaç birliği bulunduğu, dosya
içeriğiyle sabit olan, iki sanık arasındaki yakın iliĢkilerden ve özellikle Recep Önal’ın,
Hüsamettin Özkan’a olan saygı ve merbutiyetinden anlaĢılmaktadır. 16.6.2005 günlü
duruĢmada yeminli olarak dinlenen tanık Ġstanbul eski milletvekili Mustafa Düz’ün Yüce
Divan BaĢkanının yönelttiği “SoruĢturma Komisyonundaki ifadenizde, yine, Sanık
Recep Önal’ın Hasan Hüsamettin Özkan’dan talimat aldığını belirtiyorsunuz. Nedir bu
talimat?” sorusuna karĢılık “Efendim, ben, bizzat kendim Ģahit olduğum için, Hüsamettin
Özkan’la iyi olduğum zamanlarda … Zaten, Sayın Önal’ın, Mecliste, çoğu
milletvekillerine, ben bakan olacağım, ben bakan olacağım diye etrafta konuĢtuğunun
Ģahitleri var. Ben kendisiyle hiçbir zaman yakınlaĢmadım; ama, kendisi bir Ģekilde
Hazine’de murakıp oldu ve daha sonra milletvekili seçildi, daha sonra da belli bir zaman
gelince bakan oldu. Ben, BaĢbakanlıkta Hüsamettin Özkan’ın odasında oturduğum
Esas Sayıs : 2004/1(Yüce Divan)
Karar Sayısı : 2006/1
8
zaman, kendisinin, bizzat Ģahit oldum, bu Ģekilde gelip, aynı bu Ģekilde çıktığına Ģahit
oldum” Ģeklinde beyanda bulunduğu dosyadan görülmektedir.
Yukarıdaki tüm hususlar, olayların akıĢı, tanık anlatımları ve dosya içeriği
karĢısında, eski Devlet Bakanı Recep Önal’ın 27 Mart 2000 tarihli Olur’un BaĢbakandan
alınıĢında Türkiye Halk Bankası yöneticilerinin yargı önüne çıkması sürecini geciktirme
amacı ile hareket ettiğine ve kusurlu olduğuna vicdani kanaat getirmiĢ olmakla, hakkında
verilen beraat kararına katılmıyorum.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Full & Egal Universal Law Academy