YÜCE DİVAN KARARI
Esas Sayısı : 1993/1
Karar Sayısı : 1995/1
Karar Günü : 12.4.1995
Başkan Yekta Güngör ÖZDEN
Başkan vekili Güven DİNÇER
Üye İhsan PEKEL
Üye Selçuk TÜZÜN
Üye Ahmet N. SEZER
Üye Haşim KILIÇ
Üye Yalçın ACARGÜN
Üye Mustafa BUMİN
Üye Sacit ADALI
Üye Ali HÜNER
Üye Lütfi F.TUNCEL
Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı
Halûk YARDIMCI
Yargıtay
Cumhuriyet Savcıları
Nasuhi KURDOĞLU
Keskin KAYLAN
Mehmet ERTEN
Anayasa Mahkemesi
Raportörleri
Muvaffak TATAR
Bülent SERİM
Tutanak Yazmanları
Numan GÜNAY
Ali AYDINLI
Davacı Kamu Hakları
2
Katılanlar 1. Hazine Müsteşarlığı
VEKİLLERİ
Av. Baran AVCIOĞLU
Av. Çetin AKINCI
Av. Murat DEMİRÖREN
2. Kamu Ortaklığı İdaresi
VEKİLİ
: Bülent Alp USKARCİ
3. Karayolları Genel Müdürlüğü
VEKİLLERİ
: Av. Muammer SEMİZ
Av. Hacer Kâmuran COŞKUN
SANIKLAR
: 1. İSMAİL SAFA GİRAY :
Mehmet Nuri ve Nimet oğlu,
5.3.1931 doğumlu, Aydın İli
Merkez Cemalettin Mahallesi
nüfusuna kayıtlı, Ankara Akay
Yüksel Sitesi (B) Blok Daire No:
30 adresinde oturur, İstanbul
Milletvekili, evli, sabıkasız,
Bayındırlık ve İskân eski
Bakanı.
VEKİLİ
: Av. Teoman EVREN
2. CENGİZ ALTINKAYA:
Ahmet ve Emine Pakize oğlu,
10.6.1949 doğumlu, Aydın İli
Yenipazar İlçesi Çarşı Mahallesi
nüfusuna kayıtlı, Ankara
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Lojmanları 1. Sokak No: 10
adresinde oturur, Aydın
Milletvekili, evli, sabıkasız,
Bayındırlık ve İskân eski
Bakanı.
VEKİLLERİ
: Av. Yalçın KASAROĞLU
Av. Neşet YILDIRIM
3
Av. Bülent ACAR
3. ATALAY COŞKUNOĞLU.
Ahmet ve Şefika oğlu, 18.8.1927
doğumlu, Erzurum İli Oltu
İlçesi Aslanpaşa Mahallesi
nüfusuna kayıtlı, İstanbul
Üsküdar Vaniköy Caddesi No:
11 Vaniköy Evleri A/8
adresinde oturur, evli,
sabıkasız, Karayolları eski
Genel Müdürü.
VEKİLLERİ
:Av. Duygun YARSUVAT
Av. Üstün GÜNSAN
Av. Değer HERİŞ
SUÇLAR
:Görevi kötüye kullanmak.
SUÇ TARİHİ
:1985-1992 yılları.
4
GİRİŞ
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında; Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu
üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek
İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini,
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle
ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılamak görevi Anayasa
Mahkemesi'ne verilmiştir. 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 35. maddesinde de "Anayasa Mahkemesi,
Yüce Divan sıfatıyla çalışırken yürürlükteki kanunlara göre duruşma yapar ve
hüküm verir" denilmektedir. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun birbirini
tamamlayan 2. ve 3. maddelerinde bir suçtan dolayı her ne sıfatla olursa olsun birden
çok sanığın yargılanması değişik mahkemelerin görevlerine girse bile, haklarındaki
ceza davalarının birleştirilerek yüksek görevli mahkemeye verilmesine olanak
tanınmaktadır. Aynı konu ile ilgili kişilerin değişik yargı yerleri yerine bir dava
içinde ve aynı yargı yerinde yargılanmalarında ve böylece olayların birlikte ele
alınarak değerlendirilmesinde kamu yönünden olduğu kadar yargılanan kişiler
açısından da yarar bulunduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, Anayasa'nın 148.
maddesinde sayılanlardan olmayan sanığın, aşağıda açıklanacağı üzere verilen
birleştirme kararı uyarınca diğer sanıklarla birlikte Yüce Divan'da yargılanması
uygun görülmüştür.
I‐ DAVALARIN YÜCE DİVANʹA GELİŞ BİÇİMİ
Davaların Yüce Divan'a gelişleri aşağıdaki biçimde olmuştur:
A- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliği'nin 26 Ocak
1993 günlü, 9/1-331/1905 sayılı yazısıyla; Bayındırlık ve İskân eski bakanları İstanbul
Milletvekili İsmail Safa Giray ve Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya'nın
Anayasa'nın 100. maddesi uyarınca Yüce Divan'a şevklerine karar verildiği
bildirilmiş ve buna ilişkin Meclis soruşturma dosyaları da Anayasa Mahkemesi'ne
gönderilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 24.1.1993 günlü, 21475 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan kararı şöyledir:
"Bayındırlık ve iskân Eski Bakanları İstanbul Milletvekili İsmail Safa Giray ve
Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya'nın Yüce Divana Şevkine; 30 Ekim 1980
Tarihinde Yayımlanan 89/14657 Sayılı Kararda İmzaları Bulunan Bakanlar Kurulu
Üyeleri ile Eski Başbakan Yıldırım Akbulut ve Bayındırlık ve İskân Eski Bakanı
Hüsamettin Örüç'ün Yüce Divana Şevkine Mahal Olmadığına Dair.
5
Karar No.:211 Karar Tarihi: 20.1.1993
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18.2.1992 tarihli ve 161 numaralı Kararı ile
kurulan (9/1) Esas Numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 9.11.1992 tarihli ve
esas 9/1, Karar 6 Sayılı Raporu; Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun
20.1.1993 tarihli 57 nci Birleşiminde görüşülerek;
1. Bayındırlık ve iskân eski Bakanı ve İstanbul Milletvekili İsmail Safa
Giray'ın, Devlet İhale Kanununa aykırı işlemlerinden dolayı keyfi uygulamalara
sebebiyet verdiği ve ayrıca 89/14657 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararını imzalamak
suretiyle haksız ödemelere sebebiyet vererek Devleti zarara uğrattığı ve bu
eylemlerine uyan Türk Ceza Kanununun 240 ve 80 inci maddelerine göre muhakeme
edilmek,
II. Bayındırlık ve iskân eski Bakanı ve Aydın Milletvekili Cengiz
Altınkaya'nın, Devlet ihale Kanunu ile 180 Sayılı Bayındırlık ve iskân Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı
işlemlerinden dolayı keyfi uygulamalara sebebiyet verdiği ve ayrıca, 89/14657 Sayılı
Bakanlar Kurulu Kararını imzalamak suretiyle haksız ödemelere sebebiyet vererek
Devleti zarara uğrattığı ve bu eylemlerine uyan Türk Ceza Kanununun 240 ve 80 inci
maddelerine göre muhakeme edilmek,
Üzere Anayasa'nın 100 üncü maddesi uyarınca Yüce Divana şevklerine,
III. 30 Ekim 1989 tarihinde yayımlanan 89/14657 Sayılı Kararnamede imzaları
bulunan; Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Bozer, Devlet eski Bakanları
Kâmran İnan, Güneş Taner, Cemil Çiçek, Işın Çelebi, Mehmet Yazar, Saffet Sert,
İsmet Özarslan, Ercüment Konukman, İlhan Aşkın, Adalet eski Bakanı Mahmut
Oltan Sungurlu, İçişleri eski Bakanı Abdülkadir Aksu, Dışişleri eski Bakanı Ahmet
Mesut Yılmaz, Maliye ve Gümrük eski Bakanı Ekrem Pakdeli, Milli Eğitim eski
Bakanı Avni Akyol, Sağlık eski Bakanı Halil Şıvgın, Ulaştırma eski Bakanı Cengiz
Tuncer, Tarım Orman ve Köyişleri eski Bakanı Lütfullah Kayalar, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik eski Bakanı İmren Aykut, Sanayi ve Ticaret eski Bakanı Şükrü Yürür, Enerji
ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı Fahrettin Kurt, Kültür eski Bakanı Namık Kemal
Zeybek ve Turizm eski Bakanı İlhan Aküzüm'ün,
IV. 30 Ekim 1989 tarihinde yayımlanan 89/14657 Sayılı Kararnamede imzaları
bulunmayan ve eyleme iştirak ettikleri kanıtlanmayan eski Başbakan Yıldırım
Akbulut ve Bayındırlık ve iskân eski Bakanı Hüsamettin Örüç'ün,
Yüce Divana şevklerine mahal olmadığına,
Karar verilmiştir."
B- Danıştay İdari İşler Kurulu'nun 20.5.1993 günlü, E.1993/27, K. 1993/23 sayılı
kararı ile onanarak kesinleşen Danıştay İkinci Dairesi'nin 2.2.1993 günlü, E.1992/1904,
K.1993/181 sayılı "lüzum-u muhakeme" kararı ile 19.10.1989 günlü, 89/14657 sayılı
fiyat farkı kararnamesine aykırı biçimde 1985 yılını baz yıl kabul ederek ek
sözleşmeler yapıp işin yüklenicilerine fazla ödemeye neden olmak suretiyle görevini
6
kötüye kullandığı iddia edilen Karayolları eski Genel Müdürü Atalay
Coşkunoğlu'nun Türk Ceza Yasası'nın 240. maddesi uyarınca cezalandırılması için
kamu davası açılmış, Kırıkkale Asliye Ceza Mahkemesi'nin 1993/207 esas sayılı
dosyası üzerinden yargılama devam ederken, Yüce Divan'ın 19.7.1993 günlü
duruşmasında, "Yüce Divandaki dava ile aynı inceleme ve soruşturma raporuna
dayanması, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası'nın 2. ve 3. maddesi ile Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 35. maddesinin
öngördüğü anlamda eylemsel bağ bulunduğu saptandığından her iki davanın
birleştirilmesine" karar verilmiştir.
II‐ SANIKLARA YÜKLENİLEN SUÇLAR
TBMM'nin 211 sayılı kararına esas alınan Meclis Soruşturma Komisyonu'nun
9.11.1992 günlü, E. 9/I, K.6 sayılı raporunda, suçlamalar özetle şöyledir:
A‐ İsmail Safa Giray Hakkındaki Suçlamalar
1‐ İhale Usulüne Aykırı Davranışa İlişkin Suçlamalar
Kınalı-Sakarya otoyol ihalesinden sonra gerçekleştirilen diğer otoyol ihaleleri
2886, 1050 ve 832 sayılı yasalar dışına çıkarılırken aşağıda belirtilen usulsüzlükler
yapılmıştır:
-İhaleler için öngörülen "usul ve esasın", "düzenleyici işlem" niteliğinde olması
gerekir. Bundan amaç, usul ve esasın, 2886 sayılı Yasa yerine geçip onun boşluğunu
dolduracak, ihalenin her aşamasına ilişkin kurallar getirerek kişisel takdir ve
sübjektif davranışlara yer vermeyecek nitelikte olmasıdır. Uygulanan yöntemdeki
"usul ve esaslar" bu nitelikte değildir.
- Avan ve uygulama projeleri ile buna dayalı keşifler yapılmadan otoyollar
ihale edilmiş; projeler, yapım ihalesinden sonra yaptırılmıştır.
- Dış kredi sağlayarak tüm işler için başvuran firmalar arasından, her iş için
idarece birisi tercih edilmiş, pazarlık o firmayla yapılarak sözleşme imzalanmıştır.
- İhalelerde, ilan ya da duyuru yapılmadığı için rekabet ortamı
yaratamamıştır.
- Gerekli düzenleme yapılmadığı için eşitlik ve açıklık ilkesine uyulmamış,
dolayısıyla ihaleler mutlak bir kişisel takdirle gerçekleştirilmiştir.
- Herhangi bir resmi analiz ve birim fiyat oluşturulmamış; keşif bedeli
olmadan pazarlığa girişilmiş; Kınalı-Sakarya otoyolunun dört ayrı etabı, öbür otoyol
ihalelerinde, birçok yönden bu etabın birim fiyatları pazarlığa baz alınmıştır.
2‐ Uygulama Aşamasında Avans Ödemeleri ve Döviz Paritesi Tespitine
İlişkin Suçlamalar:
- % 20 olan avans oranı, ek avanslarla % 25'e kadar yükseltilmiştir. Kutlutaş
Firmasına 15 milyon dolar ek avans verilmiştir.
7
- Ayrıca müteahhitlere, ihracat kredilerinin işlerlik kazanabilmesi için avans
niteliğinde ön ödemeler yapılmıştır.
- Gümüşova-Gerede otoyol ihalesinin (ASTALDİ S.P.A. Firması) ön anlaşma
ve protokolünde Dolar-ECU paritesi sabitleştirildiğinden, kredi ödemesinde
14.360.350 $, hakediş ödemelerinde 51.320.197.45 $ zarara neden olunmuştur.
Bu belirlemelerin sonucunda Komisyon, İsmail Safa Giray'ın görevini kötüye
kullandığı kanısına varmıştır.
3‐ Fiyat Farkı Kararnamesine İlişkin Suçlama
Meclis Soruşturma Komisyonu, sanık İsmail Safa Giray'ın 89/14657 sayılı fiyat
farkı kararnamesini imzalamak suretiyle haksız ödemelere sebebiyet vererek Devlet'i
zarara uğrattığını ileri sürmüştür.
B‐ Cengiz Altınkaya Hakkındaki Suçlamalar
1‐ İhale Usulüne Aykırı Davranışa İlişkin Suçlamalar
Meclis Soruşturma Komisyonu, ihale yasasına aykırı davranışta bulunmak
yönünden İsmail Safa Giray ile Cengiz Altınkaya'ya yönelik suçlamaları birlikte
değerlendirmiş ve yukarıda İsmail Safa Giray'a ilişkin bölümdeki suçlamalar
nedeniyle Cengiz Altınkaya'nın da görevini kötüye kullandığını belirtmiştir.
2‐ Fiyat Farkı Kararnamesi İle İlgili Suçlamalar
a‐ Kararnamenin Hazırlanması ve Çıkarılmasına İlişkin Suçlamalar
İhale sözleşmelerinin 70. ve 71. maddelerinde fiyat farkı verilmeyeceğinin
belirtilmesine; 88/13181 sayılı genel fiyat farkı kararnamesinde de yabancı para ile
ihale edilen işlerde fiyat farkı ödenemeyeceğinin belirtilmesine karşın,
- İhalelerin yapıldığı yıl birim fiyatlarının 1991 yılı fiyatlarına göre bile
yeterince yüksek olduğu gözetilmeden ve bu konuda maliyet analizi ve
karşılaştırması yapılmadan,
- Müteahhitlerin zarar ettikleri yolundaki savların doğruluğu, isteklerinin
samimi olup olmadığı ve gerçeğe dayanıp dayanmadığı araştırılmadan,
-180 sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında
KHK'nin 15 ve 30. maddelerindeki gerekli prosedür yerine getirilip Bayındırlık
Kurulu ve Yüksek Fen Kurulu'nun görüşü alınmadan,
89/14657 sayılı fiyat farkı kararnamesini çıkararak Devlet'i zarara sokmak.
b‐ Kararnamenin Uygulanması İle İlgili Suçlamalar
- Türk lirasının dolar karşısında değer kazanması durumunda, müteahhitten
kesinti yapılması fiyat farkı formüllerine göre olanaklı değildir.
- Kararnamenin çıkarılmasından önce yapımı bitmiş ve bedeli hiçbir itiraz
olmadan ödenmiş iş kesimlerine fazladan toplam 90.070.809, 42 Dolar ve 76.595,85
Sterlin tutarında fiyat farkı verilmiştir.
8
- Tüm ihalelerde fiyat farkı hesaplanırken ihale yılı yerine 1985 yılının baz
alınmasıyla 114.495.025, 03 Dolar (31.12.1991'e kadar) fazla ödeme yapılmıştır.
C‐ Atalay Coşkunoğlu Hakkındaki Suçlama
Danıştay İdari İşler Kurulu'nun 20.5.1993 günlü, E.1993/27, K. 1993/23 sayılı
kararı ile onanarak kesinleşen Danıştay İkinci Dairesi'nin 2.2.1993 günlü, E.1992/1904,
K. 1993/181 sayılı kararında, Atalay COŞKUNOĞLU'nun 89/14657 sayılı fiyat farkı
kararnamesinin uygulamasında sözleşme yılı yerine 1985 yılını baz yılı olarak alıp ek
sözleşmeler düzenleyerek 114.495.025,03 dolar fazla ödemeye neden olarak görevini
kötüye kullandığı belirtilmiş, TCK'nun 240. maddesine göre cezalandırılması
istenilmiştir.
III‐ SUÇLAMALARA İLİŞKİN MADDİ OLGULAR
A‐ İsmail Safa Giray ve Cengiz Altınkaya Yönünden
1‐ Soruşturma Önergesi
Suçlamalara ilişkin önerge şöyledir:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ülkemiz coğrafi konumu gereği; ulaşım sektörünün tarih boyu çok büyük
önem kazandığı bir kara parçası üzerinde bulunmaktadır. Ulaşım sektörünün, diğer
sektörlerin gelişmesini ya da geri kalmasını etkileyen bir sektör olduğu dikkate
alındığında bu sektörün önemi bir kat daha artmaktadır.
ANAP hükümetleri döneminde ulaştırmanın bir alt sektörü olan karayolu
ulaşımı yapay bir biçimde ön plana çıkarılmıştır. Ancak bu sektördeki fizikî
gerçekleşmeler büyüme ve kalkınmamızın öngördüğü ölçeği yakalayamamış, buna
rağmen devlet yatırımları ve harcamalarında birinci sıraya çıkmıştır.
ANAP hükümetlerinin öğündüğü üç büyük altyapı projesi vardır. Bunlar;
GAP, Telekomünikasyon ve Otoyol projeleridir. Otoyol harcamaları kamuoyu
vicdanını rahatsız edecek tartışmaları beraberinde getirmiştir. Otoyol harcamalarının
GAP harcamalarını büyük ölçüde aşacağı görülmektedir.
Çünkü; otoyol projeleri gerçekçi bir plana dayandırılmamış, var olan ulaşım
ana planındaki göstergeler ve hedefler dikkate alınmamış, hiçbir fizibilite
yapılmamış, sadece ve sadece belli işler iktidarın koruduğu firmalara dağıtılmıştır.
Bütün bu uygulamalarda, alışılagelmiş ihale yöntemleri uygulanmamış, yurt
dışından kredi temin şartını yerine getiren firmalara bu işler doğrudan doğruya
verilmiş; ne ulusal ne de uluslararası rekabet koşullan iletilmemiştir. Bununla da
yetinilmeyerek aynı şartlarda yüklenici firmaya proje (tasarım ve çizim) yapım
yetkisi verilmiş, yine kural dışı olarak ihale bedelinin çok küçük bir bölümünü içeren
proje bedeli üzerinden ödeme yapılması yerine tüm ihale bedelinin %20'si dolar
bazında hemen avans olarak ödenmiştir.
9
Ciddî ve gerçekçi olmayan, herhangi bir projeye (tasarım ve çizim)
dayandırılmayan sadece firmaların yurt dışından sağladıkları kredi miktarları esas
alınarak verilen tekliflerle; daha sonra da yürürlüğe giren kararname gereği,
hazırlanan ve gerçekçi olmayan iş programlarına uygun ve çoğunlukla projeleri
kısmen tamamlanmış olan işlerin yapılan ikinci keşifleri ile teklif fiyatları arasında
yer yer %100'ü aşan fiyat farkları ortaya çıkmıştır. Bütün bu olaylar kamu
tasarrufunun çok kötü bir şekilde kullanıldığını ve kamunun zarara uğratıldığını ve
dolayısıyla da idarenin kusurlu olduğunu göstermektedir.
20 Ağustos 1988 gün ve 88/13181 sayılı Genel Fiyat Farkı Kararnamesinin 16
ncı, otoyol İhaleleri Sözleşmesinin "Fiyatların Artması ve Azalması" başlıklı 70 inci
maddesi, bedeli döviz karşılığı ödenen işlere fiyat farkı verilmeyeceğini
emretmektedir. Bütün bunlara rağmen kamunun çıkarlarından çok şirket çıkarlarını
koruyan ANAP Hükümeti 30 Ekim 1989 günlü Resmî Gazetede yayınlanan 89/14657
sayılı Karar ile "yabancı para birimlerine dayalı birim fiyatlarla ihalesi yapılmış ve
yapılacak olan, otoyol, köprü, tünel yapımı ile kontrollük, mühendislik, etüt, proje ve
müşavirlik işlerinde fiyat farkı hesabında uygulanacak esaslar"ı yeniden
düzenleyerek, otoyol ve ilgili işlerde fiyat farkı ödenmesine neden olmuş ve devleti
çok büyük ölçüde zarara sokmuştur.
Yüklenici firmalarca hazırlanan ve sözleşme eki olan teklif birim fiyat
listesinde fiyatların tek tek belirtilmesine rağmen yeniden bazı kalemlerde yeni
fiyatlar yapılmış ve firmalara önemli boyutta çıkarlar sağlanılmıştır.
Otoyol yapımında şartnameye uygun olmayan bir kısım imalatlar, bazen
idarece, bazen de müşavir firmaların raporları uyarınca kabul edilmiş şartnamelerde
değişiklikler yapılarak yüklenici firmalar himaye edilmiş ve devlet zarara
sokulmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 89/14657 sayılı Kararda imzaları bulunan ve görevlerini
kötüye kullanan ve bu eylemleri Türk Ceza Kanununun 240 ve ilgili maddelerine
uyan eski Başbakan Turgut Özal, Bakanlar Kurulunun eski üyeleri ile eski Başbakan
Yıldırım Akbulut ve Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Hüsamettin Örüç haklarında
Anayasa'nın 100 üncü maddesi uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına,
Ancak, dönemin Başbakanı Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi
nedeniyle Anayasa'nın 105 inci maddesinde öngörülen sorumsuzluk hali göz önünde
bulundurularak, soruşturma kapsamı dışında tutulması gerektiğinden diğer ilgililer
hakkında işlem yapılmasını saygı ile arz ederiz. (Hakkında Meclis soruşturması
istenen bakanların listesi eklidir.)
19 Ekim 1989 Tarihli Ve 89/14657 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararında İmzası
Bulunan Ve Haklarında Meclis Soruşturması Açılması istenen Bakanların Listesi
Ali Bozer Devlet Eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Kamran İnan Devlet
eski Bakanı, Güneş Taner Devlet eski Bakanı, Cemil Çiçek Devlet eski Bakanı, Işın
Çelebi Devlet eski Bakanı, Mehmet Yazar Devlet eski Bakanı, Saffet Sert Devlet eski
10
Bakanı, İsmet Özarslan Devlet eski Bakanı, Ercüment Konukman Devlet eski Bakanı,
İlhan Aşkın Devlet eski Bakanı, Mahmut Oltan Sungurlu Adalet eski Bakanı İsmail
Safa Giray Milli Savunma eski Bakanı, Abdülkadir Aksu İçişleri eski Bakanı, A.Mesut
Yılmaz Dışişleri eski Bakanı, Ekrem Pakdemirli Maliye ve Gümrük eski Bakanı, Avni
Akyol Milli Eğitim eski Bakanı, Cengiz Altınkaya Bayındırlık ve İskân eski Bakanı,
Halil Şıvgın Sağlık eski Bakanı, Cengiz Tuncer Ulaştırma eski Bakanı, Lütfullah
Kayalar Tarım Orman ve Köyişleri eski Bakanı, İmren Aykut Çalışma ve Sosyal
Güvenlik eski Bakanı, Şükrü Yürür Sanayi ve Ticaret eski Bakanı, Fahrettin Kurt
Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı, Namık Kemal Zeybek Kültür eski Bakanı,
İlhan Aküzüm Turizm eski Bakanı, Yıldırım Akbulut Eski Başbakan, Hüsamettin
Örüç Bayındırlık ve İskân eski Bakanı"
2‐ Meclis Soruşturma Komisyonu Raporu
Suçlamalarla ilgili maddi olgulara yer veren Meclis Soruşturma
Komisyonu'nun 9.11.1992 günlü, 9/1 esas sayılı raporu şöyledir:
"/.- Sunuş, Görev ve Yetki:
İzmir Milletvekili Veli Aksoy ve 45 arkadaşının; 30 Ekim 1989 tarihinde
yayımlanan 89/14657 sayılı Karar ile otoyol yapımlarını üstlenen firmalara fazla ve
haksız ödemeler yapılmasına neden oldukları, dolayısıyla Devleti zarara uğratarak
görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı
ve ilgili maddelerine uyduğu iddiasıyla, söz konusu Kararda imzaları bulunan
bakanlar ile eski Başbakan Yıldırım Akbulut ve Bayındırlık ve İskân eski Bakanı
Hüsamettin Örüç haklarında, Anayasa'nın 100 üncü maddesi uyarınca bir Meclis
Soruşturması açılmasına ilişkin 21.1.1992 tarihli, Esas:9/1 numaralı önergesi Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 23.1.1992 tarihli 30 uncu Birleşiminde
okunmuş, kabul edilen Danışma Kurulu önerisi gereğince Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulunun 18.2.1992 tarihli 37 nci Birleşiminde görüşülerek Meclis
Soruşturması açılmasına karar verilmiştir.
Anavatan Partisi Grup Başkanlığının usulü sebepler ileri sürerek Komisyona
aday göstermeyeceklerini yazılı olarak Başkanlığa bildirmesi üzerine Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulunun 28.4.1992 tarihli 69 uncu Birleşiminde Anayasa'nın
100 üncü maddesi uyarınca Meclisteki Anavatan Partisi Grubu dışındak diğer Siyasi
parti gruplarının güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı
olarak gösterdikleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle 11
kişilik Komisyon teşekkül ettirilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 18.2.1992 tarihli 37 nci
Birleşiminde Komisyonumuzun çalışma süresinin, Komisyonun üye seçimi
tarihinden itibaren başlaması kararlaştırılmıştı. Ancak, salon temininin gecikmesi
nedeniyle Komisyonumuzun çalışma süresinin başkan seçimi tarihinden itibaren
başlaması, Genel Kurulun 5.5.1992 tarihli 73 üncü Birleşiminde kabul edilmiştir.
11
7.5.1992 tarihinde toplanan Komisyonumuz; Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve
Kâtip seçimini yapmıştır.
Çalışmalarını muntazaman sürdüren Komisyonumuz, soruşturmayı ilk iki
aylık çalışma süresi içinde tamamlayamamış, soruşturmanın bitirilmesi ve raporun
yazılabilmesi amacıyla; iki aylık yeni bir çalışma süresi verilmesi için Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığından talepte bulunmuştur. Bu talep üzerine
Komisyonumuza, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 1 Eylül 1992 tarihli
1 inci Birleşiminde, 1.9.1992 tarihinden geçerli olmak üzere, iki aylık yeni ve kesin bir
çalışma süresi daha verilmiştir.
Komisyonumuzun Başkanvekili Adana milletvekili İbrahim Özdiş'in
mensubu olduğu siyasi partiden istifa etmesi nedeniyle Komisyonumuzdaki görevi
İçtüzük hükümlerine göre kendiliğinden sona ermiş bulunduğuna ilişkin Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tezkeresi komisyonumuza intikal etmiştir.
Boşalan üyeliğe, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel kurulunun 4.11.1992
tarihli 22 nci Birleşiminde, Denizli Milletvekili Adnan Keskin seçilmiştir.
Komisyonumuz çalışma süresi içinde gerekli gördüğü belgeleri Komisyona
celbetmiş ve bazı ilgililerin bilgi ve ifadelerine başvurmuştur.
Haklarında soruşturma istenen eski Başbakan ve Bakanlara isnad edilen suça
cevap vermek üzere kendilerine Komisyonumuzca gerekli tebligat yapılmış, ancak
hiçbiri davete icabet etmemiştir.
Anayasa'nın 100 üncü maddesine göre kurulması kararlaştırılan Meclis
Soruşturması Komisyonlarının üyelik şartları, çalışma usul ve esasları ile yetkileri ve
Soruşturma komisyonunun düzenleyeceği raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurulunda görüşülme usul ve esasları hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğü yapılıncaya kadar 17.2.1965 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi Birleşik
Toplantısı İçtüzüğünün Anayasaya aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel kurulunun 15.1.1985 tarihli 53 üncü Birleşiminde
karar verilmiştir.
II. - Soruşturmada Toplanan Deliller;
1.- Çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarından ve yüklenici firmalardan, gereğine
binaen celbedilmiş bulunan rapor, bilgi ve belgeler.
2.- Komisyonumuzda ifadeleri alınmış bulunan tanıklara ait ifade tutanakları.
İli.- Meclis Soruşturması Önergesinde İleri Sürülen İddiaların İncelenmesi ve
Soruşturulması:
Komisyonumuz; Meclis Soruşturması önergesinde ileri sürülen iddia ve
hususları evrak üzerinde incelemiş, Soruşturmasını yapmış ve ileri sürülen iddialar
ve bunlarla ilgili tespitler aşağıda belirtilmiştir.
A) Meclis soruşturması önergesindeki, Otoyol projelerinin gerçekçi bir plana
dayandırılmadığı, var olan ulaşım ana planındaki göstergeler ve hedeflerin dikkate
12
alınmadığı, hiçbir fizibilite yapılmadığı ve belli işlerin iktidarın koruduğu firmalara
dağıtıldığı iddiası:
(1) Otoyol ihalelerinde, önceden hazırlanmış avan veya uygulama projeleri ve
bu projelere dayalı olarak Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından ihalelerden önce
hazırlanmış keşiflerin olmadığı, işlerin projeleri ana yapım ihalelerinden sonraki
zamanlarda ihale edilerek yaptırıldığı, belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Ayrıca, Karayolları eski Genel Müdürü Atalay Coşkunoğlu'nun
Komisyonumuzca alınan yeminli ifadesinde, Kınalı-Mahmutbey arasındaki projeyi
yaptırdıklarını, ama bu projeyi uygulamadan değiştirmek zorunda kaldıklarını,
nedeninin de zeminin çok iyi etüt edilmesinin gerekli olduğunu beyan etmiş ve böyle
bir etüdü yapmak için çok iyi mühendislere ve müşavirlere ihtiyaç olduğunu
söylemiştir. (İfade tutanağı: S:70,71)
(2) Kınalı-Sakarya otoyolu ihalesinden sonra yapılan hiçbir otoyol ihalesinde,
Devlet ihalelerinde genellikle uygulanan ilan, resmi davet, teklif vermeye davet
anlamına gelecek bir resmi duyuru yapılmadığından dolayı rekabet ortamı
oluşmamıştır. (Ek:4)
Diğer taraftan Karayolları Genel Müdürlüğünce muhtelif yazılarla; kredi
temin etmek suretiyle otoyol yapım programında bulunan projeler için müracaat
etmiş firma ve firma gruplarınca yapılan müracaatlar arasından, yapılan pazarlık
sonucunda söz konusu otoyol projelerinin, bu yazılarda belirtilen firmalara ihale
edilmesi hususu Bayındırlık ve İskân Bakanının "Olurlarına sunulmuştur. (Ek: 14/a,
14/b)
Bayındırlık ve İskân Bakanı da Karayolları Genel Müdürlüğünün
yazışmalarında belirtilen firmalara işlerin ihale edilmesini uygun bulmuştur. (EK:
14/a, 14/b)
Gerek komisyonumuzca ve gerekse müfettişlerce yapılan inceleme ve
soruşturmalarda herhangi bir pazarlık komisyonunun ve onaylı pazarlık tutanağının
mevcudiyeti sorulmuş, bu tür belgelerin mevcut olmadığı ifade edilmiştir. (Ek:4)
B) Meclis Soruşturması önergesindeki, alışılagelmiş ihale yöntemleri
uygulanmamış, yurt dışından kredi temin şartını yerine getiren firmalara bu işler
doğrudan doğruya verilmiş; ne ulusal ne de uluslararası rekabet koşullan
işletilmemiştir. Bununla da yetinilmeyerek aynı şartlarda yüklenici firmaya proje
(tasarım ve çizim) yapım yetkisi verilmiş, yine kural dışı olarak ihale bedelinin çok
küçük bir bölümünü içeren proje bedeli üzerinden ödeme yapılması yerine, tüm
ihale bedelinin %20'si dolar bazında hemen avans olarak ödenmiş olduğu iddiası:
1. Karayolları Genel Müdürlüğü, 1985 yılından bu yana, ülkemizin muhtelif
yerlerinde otoyollar ihale etmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğünce otoyol ihalesi
olarak ilk gerçekleştirilen Kınalı-Sakarya otoyolu ihalesinde, Karayolları Genel
Müdürlüğünün yatırım programında yer alması nedeniyle İdarenin tabi olduğu 2886
sayılı Kanunun 89 uncu maddesi hükmüne uygun olarak alınan Bakanlar Kurulu
13
Kararıyla bu Kanun hükümleri dışında kalındığı, 89 uncu maddenin son cümlesi
gereğince ihale usul ve esaslarının KGM' nce hazırlanarak Bakanlık makamınca
onaylandığı, ihale hukukunun temel ilkelerinin gerçekleştirilmesini sağlayacak
düzeyde hazırlanmış olan ihale usul ve esaslarına uygun olarak, ihalenin tam bir
disiplin içinde, açıklık ve rekabetin sağlanması ilkesine uygun olarak, istekliler
açısından eşit ve adil şekilde sonuçlandırıldığı anlaşılmıştır.
Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinden sonra yapımı düşünülen otoyol projeleri
finansmanı için temin edilen dış kredilerin, Kamu Ortaklığı Fonu'na aktarılarak
buradan karşılanacağına ilişkin 28.11.1985 tarih ve K-11 sayılı Toplu Konut ve Kamu
Ortaklığı Kurul Kararı alınmış, daha sonra KGM'nün yatırım programında yer alan
otoyol projelerinin, "kendi usullerine göre yaptırılmasına imkân vermek bakımından
Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı projeleri arasına dahil edilmesine ilişkin" Bakanlar
Kurulu Kararı alınmış, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun 2.7.1986 tarih ve
K.23 sayılı kararı ile de söz konusu otoyol projeleri ihale İşlemlerinin KGM
tarafından hazırlanıp Bayındırlık ve iskân Bakanı tarafından onaylanan ihale usul ve
esaslarına göre KGM'nce yürütülmesine karar verilmiştir. Bu otoyol ihaleleri için
KGM'nce hazırlanan ihale usul ve esasları olarak anılan düzenlemeler Bakanlık
Makamınca çeşitli tarihlerde imzalanarak yürürlüğe konulmuştur.
2. Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinden sonra yapılan hiçbir otoyol ihalesinde,
Devlet ihalelerinde genellikle uygulanan ihale yöntemlerine uyulmamıştır.
Karayolları Genel Müdürlüğü, ihalelerde pazarlığa esas olmak üzere müteahhitlerin
karşısına herhangi bir resmi birim fiyat ve keşif bedeli ile çıkmadığı gibi, ihaleler
sırasında görevlendirilmiş bir resmi ihale komisyonu ve böyle bir resmi komisyonca
tutulmuş ve yazılmış herhangi bir resmi pazarlık tutanağı yoktur ve ihalelere katılım
sağlanmamıştır.
3. Karayolları Genel Müdürlüğü diğer karayolları işlerinde kullanılmak üzere
oluşturduğu analiz ve birim fiyatları otoyollar için resmi olarak oluşturmamıştır
4. Kınalı-Sakarya Otoyolu 17.4.1985 tarihinde ihale edilmiş, 10.5.1985 tarihinde
sözleşmeye bağlanmış olup aşağıdaki 4 etaptan oluşmaktadır.
a) Kınalı-Mahmutbey
b) Mahmutbey-Çamlıca
c) Çamlıca-Gebze
d) İzmit-Sakarya
1985 yılında başlayan otoyol ihalelerinin ilki olan bu ihale, daha sonra yapılan
diğer otoyol ihalelerinde pek çok bakımdan temel- model alınmıştır.
Karayolları Genel Müdürlüğü Otoyollar Dairesi eski Başkanı Ayşe Nurseli
Cezayirlioğlu'nun Komisyonumuzca alınan yeminli ifadesinde; "...ama şimdi biz her
birinden tekrar teklif alsak yine zaman kaybı. Halbuki elde krediler var. Dendiki
Kınalı-Sakarya Otoyoluna gelen teklifler değerlendirilsin. Orada elde edilen,
14
rekabetten elde edilen birim fiyatlarla diğer otoyollar için pazarlık yapılsın. Çünkü,
Kınalı-Sakarya'da dört değişik kesim vardı. Avrupa kesimi dalgalı arazi, İstanbul
kesimi şehir içerisinde zor, nihayet inşaat şartlarında çalışma, yani kendine göre ,her
birinin özelliği olan kesimler, ondan sonraki kesim daha arızalı, ondan sonraki İzmit
Doğu geçişi falan adamakıllı sorunlu, inşaat yönünden daha pahalıya mal olacak
kesimler. Biz böylece dört değişik kesime gelen birim fiyat yelpazesini aldık.
Bunların arasında her bir kalem için en çok tekrar eden birim fiyatı demek ki sağlıklı
birim fiyattır diye istettik. Ondan sonra bu listeleri müteahhitlere rasgele dağıttık,
yani aradan tabiî zaman geçti ve de fazla zaman da yoktu. Benim dairemde üç
müdürlük vardı. Daktilo ile beraber evrak memuru ile beraber toplu 40 kişi. Zaten
mühendis sayısı da az ve zaten daha önceden bir yerde iş yapmayan defo şeklinde
bir daireydi. Onun için çok fazla detay çalışması yapılabilecek bir durum yoktu,
kaydımız fazla yok, ama her şeyin kaydı işlemler tamamlandıktan sonra minimum
gereken düzeyde tutulmuş durumda. Oradan o fiyatları benzeterek, mesela İzmir
hangisine benziyorsa ona baktık ve o benzeyen kesimde hatta biz belki arazi
şartlarını belki yeterince bilemeyiz, daha tecrübeli araziyi gezen bir dairemize
gönderin dedi. Belki onu yazılı olarak göndermedi de elden gönderdim, onların da
mutabakatını aldım ve böyle müteahhitlere birim fiyatları dağıttık ve Kınalı-
Sakarya'nın da sözleşmesini de aldık örnek sözleşme olarak. Neticede, yani dört tane
kalemde, çok düşüktü Kınalı-Sakarya'nın fiyatları, onlar üzerinde tekrardan bizim
Karayollarının birim fiyat listelerinden fiyat çıkararak düzeltme yapıldı ve ortalama
birim fiyatı, Kınalı-Sakarya ihalesinin ortalama fiyatı baz alınarak müteahhitlerle
sözleşmeler bağlandı." demiştir. (İfade tutanağı: S: 18-20)
5. Otoyol sözleşmelerine göre verilen avanslar, işin %20 si seviyesinden
başlamak ve her hak edişten %30 kesilmek suretiyle mahsup edilmekte ve tamamen
itfa edilmesi 17 aya kadar uzayabilmektedir. (Hakedişler aylık yapılmakta ve keşif
bedelinin en az %5'i kadar bir bedel ihtiva edebilmektedir.) İnceleme konusu işlerde,
sözleşmeye bağlı avans oranı %20 olup, ilave avanslarla bu oran %25'e kadar
ulaşabilmektedir.
Ayrıca, Otoyol müteahhitlerine sözleşmelerine göre ihale bedelinin %20'si
oranında avans verilmiş olmasına rağmen, bilahare İzmir-Aydın Otoyolu müteahhidi
Kutlutaş Firmasına Yüksek Planlama Kurulu Kararma dayanılarak 15 Milyon ABD
Doları ek avans verilmiş, bu arada Kamu Ortaklığı idaresi, Hazine ve Dış Ticaret
Müsteşarlığı ve KGM arasında düzenlenen bir protokole dayanarak bazı firmalara da
ihracaat kredilerinin işlerlik kazanabilmesi için gerekli ön ödemeler denilerek
(Yurtdışından yapacakları ithalat için) avans niteliğinde muhtelif ödemeler yapılmış,
kredilerden karşılanan bu ödemelerin yükü idare tarafından karşılanmıştır.
(c) Meclis Soruşturması önergesindeki; 20 Ağustos 1988 gün ve 88/13181 sayılı
Genel Fiyat Farkı Kararnamesinin 16 ncı, Otoyol İhaleleri Sözleşmesinin "Fiyatların
Artması ve Azalması" başlıklı 70 inci maddesi, bedeli döviz karşılığı ödenen işlere
fiyat farkı verilmeyeceğini, bütün bunlara rağmen kamunun çıkarlarından çok şirket
çıkarlarını koruyan ANAP Hükümeti 30 Ekim 1989 günlü Resmi Gazetede
15
yayınlanan 89/14657 sayılı Karar ile "yabancı para birimlerine dayalı birim fiyatlarla
ihalesi yapılmış ve yapılacak olan, otoyol, köprü, tünel yapımı ile kontrollük,
mühendislik, etüt proje ve müşavirlik işlerinde fiyat farkı hesabında uygulanacak
esaslar"ı yeniden düzenleyerek, otoyol ve ilgili işlerde fiyat farkı ödenmesine neden
olduğu ve devleti çok büyük ölçüde zarara soktuğu şeklindeki iddia:
1. Otoyol yapım işlerini alan müteahhit şirket ve gruplar, içerikleri hemen
hemen aynı bazı yazılı şikâyetnamelerde, "yurtiçi maliyetlerin vergi, sigorta, zorunlu
tasarruf v.s. düzenlemelerdeki artışlar, Amerikan Dolarının (bu arada ihalelerde
geçerli diğer yabancı paraların) Türk Lirası karşısındaki değer artışının yurtiçi
(Türkiye) enflasyon oranının altında kaldığı, Doların dünya piyasalarında da
değerinin düştüğü" gibi birtakım gerekçeler ileri sürerek bu kayıplarını telafi etmek
üzere kendilerine fiyat farkı verilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
Burada hemen belirtmek gerekir ki, 1985 yılından bahis konusu fiyat farkı
kararnamesinin yürürlüğe girdiği 30.10.1989 tarihine kadar yapılan otoyol
ihalelerinde, müteahhitlerle idare (Karayolları Genel Müdürlüğü) arasında
imzalanan ana sözleşmeler herhangi bir şekilde fiyat farkı ödenmeyeceğini hüküm
altına almaktadır. Bu sözleşmelerin, birbirinin aynı olan 70 inci maddeleri şöyledir:
"70.- Fiyatların artması veya azalması:
İşlerin yapılış maliyetini etkileyen işçilik ve/veya malzeme veya diğer
hususların fiyatlarındaki yükselmelerde veya düşmelerde bunlarla ilgili ilave bir
ödeme veya kesinti yapılmayacaktır."
Yine bu sözleşmelerin 71 inci maddeleri ise şöyledir;
"71- Büyük Ekonomik Bunalımlar:
Teklif tarihini takiben işlerin inşa edilmekte veya edilecek olan ülke dahilinde
o ülke hükümetinin döviz kısıtlamaları koyması veya ülke parasının devalüasyonu
sonucu büyük bir ekonomik bunalım meydana geldiği takdirde idare söz konusu
ekonomik bunalım sebebiyle veya neticesinde işlerin icrası bakımından veya işlerle
ilgili olarak artan masrafları müteahhite ödemeyecektir. Ancak, işbu maddedeki
hiçbir husus söz konusu durumlarda müteahhite tanınmış olan her türlü hakları
veya hukuki yollan hiçbir şekilde ihlal etmeyecektir."
Görüldüğü gibi sözleşmeler, fiyatlar genel seviyesindeki oynamaları (hatta
ekonomik bunalım halinde bile) fark ödenme sebebi saymamaktadır. Müteahhitlerin
zam talepleri ise, tamamen bu gerekçelere dayanmıştır.
Bakanlar Kurulu'nun 19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı Kararı, 30.10.1989 gün
ve 20327 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kararın ekinde
fiyat esasları yer almıştır.
Buna göre: İş grupları;
a) Toprak işleri ve peyzaj,
b) Büyük sanat yapıları, küçük sanat yapıları ve tüneller,
16
c) Üst yapı işleri,
d) Güvenlik ve trafik İşaretlemesi,
e) Tesislerin etütlerinin, ön ve uygulama projelerinin, nihai (As- Built)
projelerinin hazırlanması,
f) Kontrollük, mühendislik ve müşavirlik hizmetleri,
Olmak üzere ana başlıklarda toplanmış ve işin özelliğine göre yurtiçi ve
yurtdışı endekslerle irtibatlı formüller ile fiyat farkı ödenmesi öngörülmüştür.
Kararnamenin 12 nci maddesinde, esasların yürürlüğe girdiği tarihten önce
sözleşmeleri yapılan ve devam eden işlerde, müteahhitler ile idare arasında
yapılacak zeyilname ile uygulamaya ilişkin hususların tespit edileceği hükme
bağlanmıştır.
2. Kararnamenin yürürlüğe girmesiyle, devam etmekte olan işler için "Ek
Sözleşmeler" yapılarak, Kararnamenin yürürlük tarihinden sonra yapılan ihalelerde
ise ana sözleşmelere bu yolda hükümler koymak suretiyle uygulamaya geçilmiş ve
31.12.1991 tarihi itibariyle ceman 1 152 457 550 78 ABD Doları ve 1 211 331 87 İNG..
Sterlini fiyat farkı ödemesi yapılmıştır. (EK:5)
3. İhalelerdeki birim fiyatlar; müteahhitler tarafından sözleşmedeki fiyat farkı
verilmeyeceği şeklindeki hüküm ve işin süresi, yapım şartları bilinerek önerilmiştir.
Bu öneriler, Kınalı- Sakarya Otoyolu ihalesi hariç, herhangi bir rekabet ortamının
oluşmadığı, tek katılımlı ve Karayolları Genel Müdürlüğünce herhangi bir karşı
öneri yapılmayan ortamlarda yapılmıştır.
4. Müteahhitlerin fiyat farkı taleplerinin samimi ve gerçek olup olmadığı
hakkında Karayolları Genel Müdürlüğünce herhangi bir resmi araştırma ve maliyet
karşılaştırması yapılmadığı gibi, kararı alan Bakanlar Kuruluna da böyle bir maliyet
karşılaştırması sunulmamıştır. Buradaki maliyet karşılaştırmasından anlaşılması
gereken, başlangıçta önerilmiş olan birim fiyatların haddi layık olup olmadığını
belirten fiziksel anlamda karşılaştırmalardır. Yoksa, bu hususu göz ardı eden ve
sadece enflasyon veya dolar değer düşüklüğünü hesaba katan karşılaştırmalar
değildir. Karşılaştırma yapıldığı takdirde sonuçta; 1987 yılında müteahhitlerce teklif
edilen birim fiyatların, 1991 fiyatlarıyla dahi yeterince fahiş olduğu görülecektir. Yani
5-6 yıl önce teklif edilmiş birim fiyatlar, bugünkü fiyat seviyelerinde bile fahiştir.
(Ek:6/a, 6/b, 6/c, 6/d, 6/e, 6/f, 6/g, 6/h, 6/ı, 6/i, 6/j, 6/k.)
5. Fiyat Farkı Kararnamesi geriye yürür şekilde düzenlendiğinde
Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten (30.10.1989) önce yapılarak teslim alınmış
ve bedeli de geçerli sözleşmelere uygun olarak hiçbir itiraz sözkonusu olmaksızın
ödenmiş imalata da fiyat farkı ödenmesi sonucu doğurmuştur. Kararnamenin
yürürlüğe girdiği tarihten önceki döneme ait olarak ödenen fiyat farkı toplam 90 070
809 42 ABD Doları ve 76 595 85 İNG. Sterlinidir. (EK:5)
6. Kararnamenin formülasyonu hakkında da aşağıdaki tespitler yapılmıştır:
17
a) Müteahhit kârı ve genel gider karşılığını veya verilen avansları temsil
etmesi gereken sabit (X), gerçekte %20-25 arasında olması gerekirken %10 olarak
alınmıştır.
b) Formüller, yabancı para ile yapılan yabancı personel ödemelerini %5 olarak
kabul etmekte, bunun dışında %30~45 civarında bir ağırlığa sahip olan yabancı para
ile yapılan makina- teçhizat ve girdi harcamalarının yurtdışından yapıldığını göz
ardı etmekte, tamamen yurtiçi enflasyon ile ilişki kurmaktadır.
Bu iki husus, formüllerin gerçek duruma hiçbir şekilde uymayan yüksek
katsayılar ile sonuçlanmasını sağlamıştır. Hemen bütün iş gruplarında ve fiyat farkı
verilen bütün yıllarda durum aynıdır. Fiyat farkı katsayıları bu istatistik yanılgılar ve
ihmaller ile, %25-30 civarında fazla hesaplanmış; bu yolla 300 Milyon ABD dolarına
varan fiyat farkı ödemeleri yapılmıştır.
c) Kararname, ancak yılın ilk 1-2 ayı için mantıklı sonuç verebilmekte, sonraki
aylarda meydana gelen enflasyonist ya da deflasyonist değişimler ile, TL/Döviz
paritesindeki farklılaşmaları hesaba katamamaktadır.
d) Otoyol işlerindeki imalatın sağlıklı analizleri bulunmadığından, hem fark
formüllerindeki indekslerin gerekliliği, hem de bu indekslerin formül içindeki ağırlık
katsayıları, istatistik bir hesaplamaya dayanmamaktadır ve afakîdir.
7. Gümüşova-Gerede Otoyolu, Astaldi S.P.A. Firmasına 10.10.1986 tarihinde
ihale edilmiştir. Ancak ihale tarihinden daha önceki tarihlerde yapılan öngörüşmeler
sonucunda idare ile müteahhit arasında sözleşme yapma vaadiyle protokol ve
anlaşmalar imzalanmıştır
Bu protokol ve anlaşmalar yapılırken Amerikan Express Bank önderliğindeki
konsorsiyumdan 115 000 000 ECU'luk kredi sağlanmış; ödemeler ABD Doları
cinsinden yapıldığı için 24.1.1986 tarihinde $/ECU paritesinin 1$~ 1.299272 ECU
şeklinde sabitleştirmesine karar verilmiştir. Ön anlaşmanın yapıldığı tarihte
(24.1.1986) gerçek kur 1 $=1.1179 ECU olmasına rağmen geçmiş tarihli bir döviz
kurunun esas alınmasıyla 1$= 1.299272 ECU hesabıyla 115 milyon ECU karşılığında
idare 14 360 350 ABD Doları zarara uğratılmıştır.
Bundan başka 16.4.1987 tarihinden 2.9.1991 tarihine kadar sözkonusu olan
hakedişler dikkate alındığında 1 ABD $=1.299272 ECU sabit kuru esas alınarak
krediden yapılan ödemenin 108 592 088.43 ECU olduğu; bu ödemelerin ödeme
tarihindeki reel kur üzerinden yapılması halinde toplam 67 807 144.21 ECU'luk
ödemenin yapılmış olması gerekeceği; dolayısıyla bu sabitleştirmeyle 2.9.1991 tarihi
itibariyle 40 784 944.22 ECU'luk miktarın fazladan ödendiği görülmüştür. Bu
miktarın ödeme tarihindeki reel kur üzerinden Dolara çevrilmesi halinde ise idarenin
bu yolla doğan zararının 51 320 197.45 ABD $ olduğu anlaşılmaktadır. (Liste:l)
IV. Değerlendirme:
18
Bu bölümde, inceleme ve soruşturma bölümünde yapılan açıklamalar ve
varılan tespitler ışığında, haklarında soruşturma açılan eski Başbakan ve bakanların
sorumlulukları değerlendirilecektir.
A) Genel olarak:
Anayasamızın 112 nci maddesine göre;
"Başbakan, Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, bakanlıklar arasında
işbirliğini sağlar ve hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetir. Bakanlar
Kurulu, bu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludur.
Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki
işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumludur.
Başbakan, bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine
getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür."
Ayrıca, Anayasamızın 8 inci maddesine göre de;
"Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından,
Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir." Bu madde hükmü
bir hukuk Devletinde kamu hizmetlerinin, diğer deyimle bütün Devlet faaliyetlerinin
önceden düzenlenmiş olan kaidelere göre yürütülmesi esasını getirmiştir.
Kamu hizmetlerinin önceden düzenlenmiş kaidelere (mevzuata) uyularak
yürütülmesi prensibi sadece bu hizmetlerin muayyen esaslara uygun surette
yapılmasından ibaret olmayıp, bununla birlikte kamu hizmetlerini yürütenlerin
görev ve yetkilerinin de önceden tespit edilmiş olmasını gerektirir.
Bir hukuk Devletinde, kamu hizmetlerinin görülmesi konusunda gerek esas
ve usul, gerekse görev ve yetki bakımından konmuş olan kurallara aykırı hareket
edilmesi, yerine göre Devletin veya onun adına hareket edenlerin siyasî, cezaî ve
hukukî sorumu ile neticelenir.
Diğer taraftan her kanunun yürürlük maddesi bakanlara görev yükleyen bir
özellik taşımaktadır.
B) Tespitlerin Tahlil ve Değerlendirilmesi:
Komisyonumuz; Meclis Soruşturması önergesinde İleri sürülen iddialara
ilişkin olarak yapılan tespitleri raporunun III ncü Bölümünde maddeler halinde
saptamış; burada da bu tespitlerin, kamu yararı ve ilgili mevzuat bakımından tahlil
ve değerlendirmesini yapmıştır.
1. 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 89 uncu maddesine göre "özelliği
bulunan İşler" de ilgili bakanlığın teklif edeceği ihaleler İçin bu Kanun hükümleri
dışında kalınmasına Bakanlar Kurulunca karar verilebilmekte, bu ihalelerde
uygulanacak esas ve usuller idarelerince hazırlanarak ilgili Bakanın onayı ile
belirlenebilmektedir.
19
Devlet İhale Kanununun 2.3.1984 tarihli ve 2990 Numaralı Kanunun 10 uncu
maddesiyle değiştirilen 89 uncu maddesinin gerekçesi de aynen şöyledir:
"Maddenin mevcut şeklinde özelliği itibariyle bu Kanun kapsamında
yapılması mümkün olmayan işler için istisnaî bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre,
istisna tutulması gereken her iş ve bu işe ait usul ve esasların Bakanlar Kurulu kararı
İle her seferinde yeniden belirlenmesi öngörülmüştür.
Ancak DSİ, Karayolları Genel Müdürlükleri gibi büyük ve özellik taşıyan iş
yapan kuruluşlar için madde bu şekli ile ihtiyaca cevap vermemektedir. Bu gibi
kuruluşlar 2886 sayılı Kanundan önce ihalelerini 2490 sayılı İhale Kanunu dışında
kendi özel kanunları ile yapmakta idiler. Bu Kanunun yürürlüğe girmesi ile
ihalelerde önemli sıkıntıya girmişlerdir.
Bu maddede yapılan değişiklikle, özellik taşıyan projelerin ihalesine kolaylık
getirilmiştir. Yeni şekille her proje için ihalede uygulanacak usul ve esaslar
hususunda izin alınmak yerine sadece istisna tutulmak istenilen ihaleler için izin
alınacak ve gerekli usul ve esaslar ilgili idarece tespit ve Bakanca onaylanarak
yürürlüğe konulacaktır. Bu şekilde bir uygulama özelliği olan yatırımların
gerçekleştirilmesine kolaylık ve hız kazandıracaktır."
1985 yılında yapılan Kınalı-Sakarya Otoyolu İhalesi, Bakanlar Kurulunun
3.1.1985 gün ve 85/8939 sayılı Kararı ile, 2886 sayılı Kanunun 89 uncu maddesindeki
düzenlemeye göre İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarılmıştır. Bundan sonra
gerçekleştirilen otoyol ihaleleri ise, Yüksek Planlama Kurulunun 14.4.1986/20. ve
23.10.1989/67 sayılı raporlarını uygun bulan 86/10611 ve 89/14686 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararları ile Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı projeleri arasına katılmış,
böylece 2886 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkarılmıştır.
Raporumuzun III ncü Bölümünün B/1,2 maddelerindeki tespite göre; Kınalı-
Sakarya Otoyolu için İhale Kanununun 89 uncu maddesi gereğince, ihale esas ve
usulleri Karayolları Gene! Müdürlüğünce hazırlanmış ve Bakanlık makamınca
onaylanmıştır. Bu ihale için anılan Kanunun ilgili maddesi bakımından bir aykırılık
söz konusu değildir.
Kınalı-Sakarya otoyolu ihalesinden sonraki ihalelerde, daha önce Bakanlık
Makamınca Kınalı-Sakarya Otoyolu için onaylanan ihale esas ve usulleri
uygulanmadığı gibi, Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinden sonraki ihalelerde
uygulanacak esas ve usuller düzenlenmemiştir.
Bayındırlık ve İskân Bakanlığına sunulan ihale olurlarının "ihale esas ve
usulü" olarak düşünülmesi mümkün değildir.
Düzenleyici işlem niteliğindeki esas ve usullerden amaç, 2886 sayılı Yasa
yerine geçecek, onun boşluğunu dolduracak, ihalenin her aşamasına ilişkin
hükümler getirecek, böylece kişisel takdir ve sübjektif davranışlara yer vermeyecek
hükümler olmalıdır.
20
Otoyol ihalelerinde geçerli olacak esas ve usuller düzenlenmediğinden, otoyol
ihaleleri hiçbir kurala bağlı kalınmaksızın, mutlak bir kişisel takdirle
gerçekleştirilmiştir. Bu hususta bir kural mevcut olmadığı için rekabet ortamı
oluşmamış, eşitlik ve açıklık ilkesine uyulmamıştır.
Kamu yararının sağlanması, bu ilkelere uygun davranılması ile mümkün olur.
Nitekim bu esas ve usullerin tespit edilmemiş olmasından doğan boşluk,
raporumuzun III üncü Bölümünün A/1, A/2, B/2, B/4, B/5 inci maddelerinde bahsi
edilen sübjektif ve kamu yararını gözetmeyen uygulamalara imkân tanımıştır.
Komisyonumuz; yukarıda anılan Kanunun ilgili maddesine aykırı işlemlerin
zamanın Bayındırlık ve İskân eski Bakanları İ. Safa Giray ve Cengiz Altınkaya
tarafından yapıldığı, bu suretle görevlerini kötüye kullandıkları kanaatine varmıştır.
2. Otoyol işlerindeki birim fiyatların müteahhitlerce iddia edildiği "zarar edici"
olup olmadığı konusunda Raporumuzun III üncü bölümünün C/3,4 maddelerinde
tespit edildiği gibi Karayolları Genel Müdürlüğünce veya başka bir resmi kuruluşça
kararname öncesinde her hangi bir maliyet analizi ve mukayesesi yapılmamıştır.
Karayolları Genel Müdürlüğünce münhasıran otoyol işlerinde kullanılmak
üzere hazırlanmış ve bu işlerdeki imalat kalemlerinin maliyetini hesaplamakta
kullanılan analizler ve birim fiyatları yoktur. İhaleye giren müteahhitler tarafından
hazırlanmış olan teklif birim fiyatlarla beraber bu teklif birim fiyatlara dayanak olan
analizler de istenmemiştir.
Karayolları Genel Müdürlüğü diğer karayolu işlerinde kullanılmak üzere
oluşturduğu analiz ve birim fiyatları otoyollar için resmi olarak oluşturmamış
olmakla beraber, ilgililerin muhtelif beyanları "1985 yılında yapılan Kınalı-Sakarya
Otoyolu ihalesi sırasında ihalelere katılan İsteklilerin teklif fiyatlarının bir baz
oluşturduğu, sonraki ihalelerin ise bu baza oturtulduğu" şeklinde olduğundan bu
husus irdelenmiştir. Söz konusu ilgililerden Otoyollar D. Bşk. Nurseli
Cezayirlioğlu'nun konu ile ilgili ifadesi Raporumuzun III üncü Bölümünün B/4 üncü
maddesinde ve Ek-4'de yer almıştır.
"1985 yılında ihale edilen Kınalı-Sakarya Otoyolu için oluşan fiyatların sonraki
ihalelerde baz oluşturduğu" şeklindeki yaklaşım Karayolları Genel Müdürlüğü
ilgililerince şöyle açıklanmaktadır:
Kınalı-Sakarya Otoyolunun her bir etabında, her bir iş kalemi için isteklilerce
teklif edilen birim fiyatlar içinden en çok tekrarlananlar, sonraki yıllarda o etaba
benzediği kabul edilen otoyol ihalelerinde Karayolları Genel Müdürlüğü için
"pazarlık baz"nı oluşturmuştur. (Ek:4)
1985 yılından sonra ihale edilen işler için müteahhitlerce önerilen birim
fiyatlar, o ihaleye benzediği kabul edilen Kınalı-Sakarya Otoyolu etabının "seçilmiş"
birim fiyatı ile karşılaştırıldığında ve ihalenin keşif cetveli buna göre yeniden
fiyatlandırıldığında sonuçta ortaya çıkacak farklar bakımından bu husus
irdelenmiştir. Bu konuda örnek teşkil etmesi bakımından:
21
- 1987 yılında ihale edilen İzmir Çevreyolu-Aydın Otoyolu keşif cetveli,
"benzeri" kabul edilen Mahmutbey-Çamlıca etabı fiyatlarıyla yeniden yapıldığında
(Mahmutbey-Çamlıca etabı için hazırlanan birleşik keşif cetvelinde mevcut imalat
pozları itibariyle) "Benzerinden" 11,5 milyon dolar civarında fazladır. (Ek:l2/a)
- Yine 1987 yılında ihale edilen Tarsus/Pozantı Ayırımı-Adana- Toprakkale-
Gaziantep Otoyolunun keşif cetveli, "benzeri" kabul edilen Çamlıca-Gebze etabı
fiyatlarıyla yeniden yapıldığında, "Benzerinden" 26,850 milyon dolar civarında
fazladır. (%12 civarında) (Ek:l2/b)
- Yine 1987 yılında ihale edilen Edirne-Kınalı Otoyolunun keşif cetveli,
"benzeri" kabul edilen Kınalı-Mahmutbey etabı fiyatlarıyla yeniden yapıldığında,
41,570 milyon dolar civarında fazladır. (%19 civarında) (Ek;l2/c)
Bu arada belirtilmelidir ki, Kınalı-Sakarya Otoyolu %11 civarında indirimle
alınmıştır. İhaleyi kazanan bu indirimli fiyatlarla aynı karşılaştırma yapıldığında
ortaya çıkan farkların daha büyük olacağı açıktır.
1985 yılında ihale edilen Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinde oluşan fiyatların,
sonraki yıllarda yapılan ihalelerle baz oluşturmasına dair yaklaşım ile ilgili tespitler
çok kısa ifadelerle şöyledir:
- Sonraki yıllarda yapılan ihalelerin keşif fiyatları, Kınalı-Sakarya Otoyolu
sırasında oluşan fiyatlardan önemli miktarda fazladır.
- Kınalı-Sakarya Otoyolu sırasında söz konusu olmayan bazı kalemler sonraki
ihalelerin keşiflerine girmiş olup, bunlar için Kınalı- Sakarya fiyatlarının nasıl baz
oluşturduğu anlaşılamamaktadır.
- Kınalı-Sakarya Otoyolu birim fiyatları da neticede müteahhitlerce önerilmiş
fiyatlardır.
- Karayolları Genel Müdürlüğünce Aralık 1985'te sadece 4 kalem imalat için
her nasılsa yapılmış olan analizler (ki bunlar baz oluşturan Kınalı-Sakarya
Otoyolunun ihale edildiği yıl hazırlanmıştır.) de sonraki yıllarda yapılan ihalelerde
arttırılmış, sonraki ihalelerdeki fiyatlar daha fazla olmuştur. (Ek:l3)
- Kınalı-Sakarya Otoyolu sırasında oluşan fiyatların arasından yapılan
seçimin, sonraki yıllarda yapılan ihaleleri bu otoyolun etaplarına "eşdeğer" kabul
etme anlayışının Yasal, resmi, teknik, kabul edilebilir mantıklı gerekçeleri yoktur.
- Kınalı-Sakarya teklif fiyatlarından yapılan "seçim"ler "ihaleyi kazanan
indirimli fiyatlar" değildir.
- Her şeyden önce, bazı ihale olurlarında açıkça ifade edildiği gibi, sonraki
yıllarda (1985 ile Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih arasında) yapılan ihaleler,
"1985 yılında ortaya çıkan fiyatlar üzerinden yapılan pazarlık sonucu oluşan
fiyatlarla" yapılmıştır. Yoksa "1985 yılında ortaya çıkan fiyatlarla" değil. Yani ihale
fiyatları, ihale yapıldığı anda oluşmaktadır. Bu andan önce (meğer ki 1985 yılında)
22
oluşmuş herhangi bir fiyat varsa bile, o fiyat değiştirilmiş, revize edilmiştir, ihalenin
fiyatı artık ihalede oluşan yeni fiyattır. (Ek:l4-örnek Olur'lar)
- Örneğin 1987 yılında ihale edilmiş bir otoyol için fiyat farkı baz yılı olarak
1987 yerine 1985 yılının esas alınması, 1987 yılında isteklinin o andaki tüm şartları
bilerek ve görerek teklif etmiş olduğu fiyatlara durup dururken ve daha ilk yıl için
bile zam yapılması sonucunu doğurmaktadır. örneğin:
1987 yılında "toprak işleri" grubundan herhangi bir imalat için 2.00 dolar teklif
eden istekliye, 1989 yılında Kararname çıkar çıkmaz 1987 için:
2.00x 1.063 (F. F. katsayısı) = 2.126 dolar ödenecek, yani istekliye 1987 yılı için
bile 0.126 Dolar fiyat farkı ödenmiş olacaktır. Uygulamanın bununla kalmayacağı,
daha sonraki yıllarda ödenecek fiyat farklarının da katlamalı şekilde fazla olacağı
gayet açıktır.
Sonraki yıllarda yapılan ihalelerde 1985 yılından gelen ve fiyat farkına esas bir
baz olmadığı, bazı ihalelerde mevcut ön protokollerin da bu anlamda baz teşkil
edemeyeceği, esasen ihaleler sırasında yapılan pazarlık sonucu oluşmuş olan ve
sözleşme eki keşif cetvellerinde yazılı bulunan fiyatların fiyat farkı için baz
olabileceği anlaşılmaktadır. Yani, 1987 yılında ihalesi yapılmış bir işin fiyat farkı baz
yılının 1987, 1989 yılında ihale edilmiş bir işin fiyat farkı baz yılının 1989 olması
gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Kararname yürürlüğe girdiği tarihte ek sözleşmelerle tespit edilmiş baz yılı
(1985) ile, olması gereken baz yılı (ihale yılı) ayrıntılı şekilde listelenmiş ve aradaki
farklar belirlenmiştir. (Ek:l6)
Baz yılının ihale yılı birim fiyatları olarak değil, 1985 yılı birim fiyatlarının
alınmasından dolayı 31.12.1991 tarihine kadar 114 495 025.03 ABD Doları fazla
ödeme yapılmıştır. (Ek:l7 ve Ek:5)
Sonuç olarak, raporumuzun III üncü Bölümünün B/5, C/4 ve 7 nci
maddelerindeki avantajlara rağmen, müteahhitlerin zarar edici iddialarının doğru
olup olmadığı hususunda idarece hiçbir çalışma yapılmamıştır.
Ayrıca, 13.12.1983 tarihli ve 180 numaralı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 15 inci maddesiyle
Yüksek Fen Kurulu Başkanlığının görevleri, 30 uncu maddesiyle de Bayındırlık
Kurulunun oluşumu ve görevleri düzenlenmiştir.
Bu Kararnamenin 15 inci maddesinin (c) bendinde "bakanlık birimlerince ve
diğer bakanlıklarca hazırlanmış olan kanun, tüzük ve yönetmelik tasarıları üzerinde
görüş bildirmek..." ve (d) bendinde de "Bayındırlık ve iskân işleri ile ilgili
şartnamelerle, tip sözleşme, yıllık rayiç ve fiyat analizlerini hazırlamak ve
yayınlatmak" hükmü yer almaktadır.
23
Yine bu Kararnamenin 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde de
"Yeni fiyat tayini anlaşmazlıklarını inceleyip kesin fiyatı tespit etmek" hükmü yer
almaktadır.
Otoyol ihalelerinde yüklenici firmaların fiyat farkı ile ilgili talepleri karşısında,
bu taleplerin değerlendirilebilmesi ve kesin bir çözüme kavuşturulabilmesi
bakımından anılan Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince konunun,
teknik alanda yurdun en yüksek danışma ve karar organı olarak kabul edilen
Bayındırlık Kurulu ve Yüksek Fen Kuruluna havalesi gerekirdi. Firmaların fiyat farkı
talepleri bu kurullara havale edilmemiştir. Nitekim, 11.4.1974 gün ve 7/7993 sayılı,
11.3.1977 gün ve 7/13220 sayılı, aynı gün ve 7/13221 sayılı, 12.5.1978 gün ve 7/15765
sayılı, 14.7.1978 gün ve 7/15990 sayılı hatta 18.3.1981 ve 8/2574 sayılı Kararnameler
ilgili Devlet Daire ve Kuruluşlarının görüşleri alınarak, getireceği malî yük,
Kalkınma Planı ve yıllık programlara yansıma biçimi ve uygunluğu açısından Maliye
Bakanlığı ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının görüşlerine hasseten
başvurulması alışkanlık haline getirilerek; toplanan görüş ve öneriler ışığında,
Yüksek Fen Kurulunda hazırlanmıştır.
Komisyonumuz; yukarıda belirtilen çalışmaları yapmayan ve anılan Kanuna
aykırı işlemlerin zamanın Bayındırlık ve İskân Bakanı Cengiz Altınkaya tarafından
yapıldığı, bu suretle görevini kötüye kullandığı kanaatine varmıştır.
3. Otoyol yapım işlerini alan müteahhit şirket ve gruplar, raporumuzun III
üncü Bölümünün C/1 maddesinde belirtilen gerekçelerle kendilerine fiyat farkı
verilmesini ileri sürmüşlerdir. Bu bağlamda Bakanlar Kurulu, 30 Ekim 1989 günlü ve
20327 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Yabancı Para Birimlerine Dayalı Birim
Fiyatlarla İhalesi Yapılmış ve Yapılacak Olan Otoyol, Köprü, Tünel Yapımı ile
Kontrollük-Mühendislik Etüd, Proje ve Müşavirlik İşlerinde Fiyat Farkı Hesabında
Uygulanacak Esaslarla ilgili 89/14657 sayılı Kararnameyi yürürlüğe sokmuştur.
Bu Kararnamenin gerekçesinde, ABD Dolarının Türkiye dışında ve Türkiye'de
satın alma gücünde 1985 yılından itibaren değer kaybı olduğu ve Türkiye'de fiyat
artış oranlarının, ABD Dolarının, Türk Lirası karşısında değer kazanma oranından
daha büyük olduğu vurgulanmıştır.
Aynı gerekçede, süresi bir yıldan uzun süren ihalesi yapılacak otoyol
işlerinde, yapancı para birimlerinde meydana gelebilecek değer kayıplarının, fiyat
farkı olarak kendilerine ödeneceğinin, teklif öncesinde, müteahhitlerce bilinmesi
halinde, teklif bedellerinin daha düşük olacağının beklendiği belirtilmektedir. Bu
mantık, ihalesi yapılacak otoyol işlerinde meydana gelebilecek değer kayıplarının
ekonomik bunalım halinde bile fiyat farkı ödenmeyeceği hükmünün müteahhitlerce
bilinmesi halinde, bu hususun müteahhitler tarafından dikkate alındığının ve
müteahhitlerin ileride doğabilecek riskleri göz önünde bulundurarak birim fiyat
tekliflerini yüksek tuttuklarının kabulünü gerektirir. Yukarıdaki (2) nci maddede
açıkça izah edildiği gibi müteahhitler fiyat farkı verilmeyeceğini bilerek birim
fiyatlarını o günün fiyatlarından çok yüksek tutmuşlardır.
24
Otoyol ihalelerine ilişkin sözleşmeler, müteahhitler ile idare (Karayolları
Genel Müdürlüğü) arasında imzalanmış olan "Özel Hukuk" ilişkilerine dair
sözleşmelerdir.
Bu özel hukuk sözleşmelerinin (Kararnameden önce imzalananlar)
raporumuzun III üncü Bölümünün C/1 inci maddesinde belirtilen 70 inci ve 71 inci
maddeleri, hiçbir surette fiyat farkı verilmeyeceğini (hatta ülkede ağır ekonomik
bunalım nedeniyle devalüasyon v.s. sebeplerle işle ilgili masrafların artması halinde
dahi) açık ve net bir şekilde hükme bağlamaktadır. Bu sözleşmelerin 80 inci maddesi;
"Sözleşmeler, T. C. Hükümetinin geçerli kanunlarına uygun olarak yürütülecek,
açıklaması da (bu) Kanunlara göre yapılacaktır" demektedir. Borçlar Hukukunun
temel prensiplerine göre, istisna akülerinde (eser sözleşmeleri) "iki tarafça önceden
düşünülemeyen olağan dışı sebeplerin vukuu" hariç, müteahhit bedelin arttırılmasını
isteyemez. Esasen tarafların; işle ilgili bütün riskleri "basiretli bir tüccar gibi" dikkate
almaları gerekir (TTK). Kaldı ki, sözleşmeler ekonomik bunalım halinde dahi fiyat
farkı ödenmeyeceğini hüküm altına almış olduğuna göre, müteahhitlerin fiyat farkı
isteme ve kendilerine bu ödemelerin yapılması için önceden öngörülmemiş muhik
hiçbir sebep yoktur. Ayrıca böyle bir sebep olsa bile, bu artırımı tayin ve tespit
yetkisi taraflardan birine değil, B.K.na göre hakime sözleşmelerin 67 nci maddesine
göre ise hakeme aittir.
Otoyol ihalelerine İlişkin sözleşmeler, yukarıda da değinildiği gibi, idare ile
müteahhit arasındaki hak ve borçlan tüm ayrıntıları ile ve eksiksiz düzenleyen özel
hukuk sözleşmeleridir.
Bu nedenle, icra organının bu alana müdahalesi mutad değildir.
Konu ile ilgili Yargıtay 15 inci Hukuk Dairesinin 1978 tarih, E. 78/1970 ve K.
78/2183 sayılı Kararında özetle: "Bakanlar Kurulunun, özel hukuk ilişkilerine el
atarak sözleşme taraflarının hak ve yükümlülüklerini değiştirmesi Yasal dayanaktan
yoksundur." denilmektedir.
Yine aynı dairenin 7.2.1975 tarih, E.975/288 ve K.975/707 sayılı kararında:
"Ticarî işletmesi gereği olarak, bir şey imal eden tacirin ticaretine ait bütün
faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranması gerekir (T.T.K.Md.20). Teklif
isteme mektubunu ve sözleşmeyi inceleyerek fiyatı etkileyebilecek bütün konularda
bilgi sahibi olduğunu söyleyen davacı yüklenicinin, sözleşmede, fiyatların artması
nedeniyle fark istemeyeceğini açıklaması kanunen geçerli bir taahhüttür. Taraflar
B.K.I9 ve 20 nci maddelerinde gösterilen ayrık durumlar dışında sözleşmeye
diledikleri parasal hükümleri koyabilirler. Fiyat farkı isteminde bulunmaktan
önceden feragat eden davacı Hükümetçe demir, akaryakıt, çimento ve benzerî
mallara yapılan zamlar nedeni ile fiyat farkı isteyemez" denilmiş olması, yukarıda
ortaya konulan görüşleri teyit etmektedir.
Raporumuzun III. Bölümünün C/1 maddesinde belirtildiği gibi Kararnamenin
12 nci maddesi ile, bu Kararname esaslarının yürürlüğe girdiği tarihten önce
25
sözleşmeleri yapılan ve devam eden işlerde, müteahhitler ile idare arasında
yapılacak zeyilname ile uygulamaya ilişkin hususların tespit edileceği hükme
bağlanmıştır.
Kararname, müteahhitler ve idare arasındaki özel hukuk sözleşmesine
müdahale ederken, geçmişe de şamil hükümler getirmiş ve yürürlüğe girdiği
tarihten önce müteahhitlerin idare ile yaptıkları sözleşmelere uygun olarak
tamamlayıp kendi teklif etmiş oldukları fiyatlar üzerinden ve hiçbir itirazi kayıt ileri
sürmeden bedelini almış oldukları işlere de fiyat farkı ödenmesini öngörmüştür. Bu,
idarenin kamu menfaatlerinden tek yanlı ve hiç sebepsiz vazgeçmesi anlamına
gelmektedir.
Müteahhitler ile idare arasındaki sözleşmeler özel hukuk ilişkisi olmakla
beraber, yürütmenin bunlara müdahalesi idarî işlem mahiyetindedir. İdare
hukukunun temel prensiplerinden biri ise, idarî işlemlerin genel olarak geçmişe
dönük sonuç doğurmamasıdır.
4.4.1973 tarih ve 14497 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan E.1972/6, K.1973/2
sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında "...İdare
hukukunun genel prensibi, bir idarî tasarrufun geriye yürüyemeyeceği şeklindedir"
denilmektedir.
Prof. Lütfü Duran'ın İdare Hukuku Ders Notlarının "Geriye Yürümezlik
Kuralı" başlıklı bölümünde (Sayfa:356-357) "...bu husustaki genel kural, idarî işlem ve
kararların geriye yürümezliğidir.
Çünkü idare, geçmişi değil, ancak geleceği düzenlemek ve etkilemek yetkisine
sahiptir. Hukukun genel ilkelerinden sayılan bu kuralın istisnası, kanunun geriye
yürür işlem yapılmasına ve karar alınmasına açıkça izin verdiği hallerdir. Bir de idarî
işlem ve kararların yargı yerlerinde iptal edilmesinden sonra, ortaya çıkan durumu
düzeltmek ve hükmü infaz etmek amacıyla gerek batıl tasarrufların, gerek bunlara
dayanan diğer işlemlerin geriye yürür biçimde yeniden yapılması zorunluluğu
bulunduğu kabul edilmektedir." açıklaması yer almaktadır.
Yine idare hukukunun bir diğer temel prensibi de, yönetimin çıkarının,
bireyin (gerçek ya da tüzel olsun) çıkarına üstün tutulmasıdır. (Prof. Dr. A. Şeref
Gözübüyük. Yönetim Hukuku, 1987 2 nci Baskı Sf. 14)
Tüm bu açıklamalardan sonra, Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce
yapılmış ve bedeli ödenmiş imalat vs. ye dahi fiyat farkı ödenmesi hükmünü getiren
4 üncü maddesindeki düzenlemenin, hukukun genel prensipleri ve kamu yararı
açısından hiçbir haklı yanı olmadığı, özellikle kamu yararına açıkça aykırı olduğu
söz götürmez biçimde ortadadır. Bu hüküm, 30.10.1989 tarihinden önce yapılmış
işler için haksız ve sebepsiz yere müteahhitlere fark ödenmesine neden olmuştur.
Kararnamenin genel düzenlemesi, "Yönetim çıkarının üstün tutulacağı"
kuralına aykırı biçimde müteahhitler lehine yapılmıştır. Öyle ki Kararname, doların
değer düşüklüğünden ötürü fiyat farkı ödeneceğini öngörmüş ancak, dolar değerinin
26
yükselmesi halinde kesinti yapılacağı hükmünü koymaktan kaçınmıştır. Oysa,
yurtiçi ihalelerde fiyat farkı ödenmesine ilişkin 8/13181 sayılı Kararname, "ödenir
veya kesilir..." ifadesiyle bu iki durumu da öngörmektedir. Yine Karayolları Genel
Müdürlüğünce otoyol işleri sözleşmelerinde yararlanıldığı ifade edilen, Türkçe adı
ile Uluslararası Müşavirler Birliği (FIDIC) orjinal tip sözleşmelerinde, fiyat farkı
sözleşmelerde öngörülüyor ise, iki seçeneğe de (ödenmesi-kesilmesi) yer verilmesi
gerektiği belirtilmektedir.
Kaldı ki; 28.7.1988 gün ve 88/13181 sayılı bir Kararname çıkarılmıştır. Bu
Kararnamenin 16/e maddesine göre; bedeli döviz ile ödenen işlere, taahhüt içinde dış
kaynaklı malzeme ve fiyat unsurları bulunup da fiyatı döviz veya döviz artı Türk
Lirası şeklinde iş kalemlerinin döviz kısımlarına, bedeli döviz karşılığı Türk Lirası ile
ödenen işlere, sözleşmesi gereği kur farkları ayrıca ödenen işlere fiyat farkı
ödenemeyeceğini hükme bağlamıştır. Dikkat edileceği üzere bu kararname, 1988
yılında çıkarılmıştır. Bu Kararname ile Bakanlar Kurulu; yabancı para birimleri ile
ihale edilen işlerde fiyat farkı ödenmeyeceğini öngörmüş, bir yıl sonra çıkarılan
1989/14657 sayılı Kararname ile de 1985 yılından geçerli olmak üzere fiyat farkı
ödeneceğini karara bağlamıştır. Bu bir çelişkidir. Zira 1985'ten 1988'e kadar geçen 3
yıllık zaman süresi içinde koşullarda bir değişikliğin olmadığını, Bakanlar Kurulu
88/13181 sayılı Kararla kabul etmiştir. Sonradan çıkarılan 89/14657 sayılı
Kararnameyle geçmişe yönelik olarak 1985 yılından itibaren fiyat farkı uygulanması
keyfidir.
"İdarenin görevi, kamu yararını yerine getirmektir; kamu idaresine tanınmış
olan üstünlükler, ancak idarî işlem ve eylemlerin kamu yararına olmaları şartıyla
haklı görülebilirler. Bu anlayıştan hareketle bir idarî otoritenin, ona emanet edilmiş
özel misyonun esprisini unutarak üstünlüklerini, kamunun yararına olmayan,
dolayısıyla meşru sayılmayan amaçlar için kullanılmaya kalkışması halinde yetki
saptırması mevcut demektir." Bu görüş başta Fransa olmak üzere diğer demokratik
ülkelerin idarî yargılarında hakim olan bir görüştür.
Her şeyden önce bir bakanın fiil veya İşlemi cezai neticeler de doğurmakta ise
kusurun şahsi olduğunda tereddüt edilemez.
89/14657 sayılı Kararnamede imzaları bulunan eski Bakanlar Kurulu Üyeleri
açıkça yetkisini ve amacını aşarak haksız ve keyfi ödemelere sebebiyet vermiştir.
Komisyonumuz; Kararnamede imzaları bulunan eski bakanların, yetki ve
amacı aşarak keyfî bir şekilde haksız ödemelere sebebiyet vermek suretiyle
görevlerini ihmal etmiş olmaları nedeniyle dövizin bugünkü kur üzerinden yapılan
hesaplanması sonucu ortaya çıkan 10 671 215 560 365 TL.lik haksız ödemenin
kendilerinden müştereken ve müteselsilen tahsili kanaatine varmıştır.
Eski Başbakan Yıldırım Akbulut ve Bayındırlık ve İskân eski Bakanı
Hüsamettin Örüç'ün 89/14657 sayılı Kararnamede imzaları yoktur. Ancak, bunların
90/29 sayılı Kararnamede imzaları mevcuttur. Bu kararname ile 89/14657 sayılı
Kararnamenin sadece başlığı değiştirilmek suretiyle kapsamı daraltılmıştır.
27
Bu nedenle; Komisyonumuz, 89/14657 sayılı Kararnamede imzaları
bulunmayan ve eyleme iştirak ettikleri kanıtlanmayan eski Başbakan Yıldırım
Akbulut ve Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Hüsamettin Örüç haklarında, Başbakan
veya Bakan sıfatı ile dava açılmasını gerektirecek bir sorumluluklarının bulunmadığı
kanaatine varmıştır.
V. Sonuç ve Karar:
Ayrıntıları ve dayanakları yukarıda açıkça gösterildiği üzere: Komisyonumuz;
I. Bayındırlık ve İskân eski Bakanı İ.Safa Giray'ın, Devlet İhale Kanununa
aykırı işlemlerden dolayı keyfî uygulamalara sebebiyet verdiği ve ayrıca 89/14657
sayılı Bakanlar Kurulu Kararını imzalamak suretiyle haksız ödemelere sebebiyet
vererek Devleti zarara uğrattığı ve bu eylemlerine uyan Türk Ceza Kanununun 240
ve 80 inci,
II. Bayındırlık ve iskân eski Bakanı Cengiz Altınkaya'nın Devlet İhale Kanunu
ile 180 sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve görevleri Hakkında
Kararnameye aykırı işlemlerinden dolayı keyfî uygulamalara sebebiyet verdiği ve
ayrıca, 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu Kararını imzalamak suretiyle haksız
ödemelere sebebiyet vererek Devleti Zarara uğrattığı ve bu eylemlerine uyan Türk
Ceza Kanununun 240 ve 80 inci,
III. Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Bozer, Devlet eski Bakanları
Kâmuran İnan, Güneş Taner, Cemil Çiçek, Işın Çelebi, Mehmet Yazar, Saffet Sert,
İsmet Özarslan, Ercüment Konukman, İlhan Aşkın, Adalet eski Bakanı Mahmut
Oltan Sungurlu, İçişleri eski Bakanı Abdülkadir Aksu, Dışişleri eski Bakanı A.Mesut
Yılmaz, Maliye ve Gümrük eski Bakanı Ekrem Pakdemirli, Millî Eğitim eski Bakanı
Avni Akyol, Sağlık eski Bakanı Halil Şıvgın, Ulaştırma eski Bakanı Cengiz Tuncer,
Tarım Orman ve Köyişleri eski Bakanı Lutfullah Kayalar, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik eski Bakanı imren Aykut, Sanayi ve Ticaret eski Bakanı Şükrü Yürür, Enerji
ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı Fahrettin Kurt, Kültür eski Bakanı Namık Kemal
Zeybek ve Turizm eski Bakanı İlhan Aküzüm'ün 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararını imzalamak suretiyle haksız ödemelere sebebiyet vererek Devleti zarara
uğrattıkları ve bu eylemlerine uyan Türk Ceza Kanununun 230 uncu,
Maddelerine göre ve sebebiyet verdikleri haksız ödemelerin bugünkü kur
üzerinden tutarı olan 10 671 215 560 364 Türk Lirasının kendilerinden müştereken ve
müteselsilen tahsil edilmesi için haklarında Yüce Divan sıfatıyla Anayasa
Mahkemesinde dava açılmasına,
IV. 89/14657 sayılı Kararnamede imzaları bulunmayan ve eyleme iştirak
ettikleri kanıtlanmayan eski Başbakan Yıldırım Akbulut ve Bayındırlık ve İskân eski
Bakanı Hüsamettin Örüç haklarında, dava açılmasını gerektirecek bir
sorumluluklarının bulunmadığına,
V. Yüklenici firmalardan gereğine binaen celbedilen bütün belgelerin iadesine,
28
Karar vermiş olup, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun tasvip ve
takdirlerine saygı ile sunulur."
B‐ Atalay Coşkunoğlu Yönünden
Sanık hakkındaki suçlamayla ilgili maddi olgulara yer veren Danıştay ikinci
Dairesi'nin 2.2.1993 günlü, E.1992/1904, K.1993/181 sayılı kararı şöyledir:
"Soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, 1985 yılında dört etap
halinde ihalesi yapılarak tamamlanan Kınalı-Sakarya otoyolundan sonra 30.10.1989
tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararına
kadar geçen süre içinde sekiz otoyolun ihalesinin yapılarak inşaasına başlandığı ve
6.12.1985 gün ve 2380 sayılı Bakan oluru uyarınca Kınalı-Sakarya otoyolunun
ihalesinden sonra ihalesi yapılan diğer otoyollarına ait birim imalat fiyatlarının,
ihalesi yapılacak otoyolun Kınalı-Sakarya otoyolunun daha önce serbest rekabet
koşullarına göre yapılan ihalesinde oluşmuş birim imalat fiyatları esas alınarak bu
otoyolun dört etabından hangisine benziyorsa o etaptaki fiyatlar gözönünde
bulundurularak yapılan pazarlık sonucunda yeniden tespit edildiği, fiyat artışının
inşaat genelinde %50 oranını bulduğu, ayrıca sonradan yapılan her ihale
sözleşmesinin fiyat farkı ödenmeyeceğine ve ödemelerin ABD Dolar cinsi üzerinden
yapılacağına ilişkin hükümler konulduğu anlaşıldığından ve Kınalı-Sakarya otoyol
ihalesinde oluşan birim imalat fiyatları sonraki ihalelerde pazarlık yapılarak revize
edilmiş bulunduğundan baz birim fiyatlardan söz edilemeyeceği ve anılan Bakanlar
Kurulu Kararında da 1985 yılının baz yıl alınacağına dair açık ve kesin bir hüküm
bulunmadığı cihetle fiyat farkı hesabında 1985 yılı baz yıl alınmak suretiyle
yüklenicinin kendi hür iradesiyle beyan ettiği sözleşme yılına da 1985 yılı için ön
görülen fiyat farkı katsayıları ve sözleşme yılını izleyen yıllara da yine 1985 yılı baz
alınarak bu yıllar için ön görülen yüksek fiyat farkı katsayıları uygulanması
sonucunda düzenlenen ek sözleşmelerle otoyol müteahhitlerine toplam 114.495.025
ABD dolarının haksız olarak ödenmesine neden olan sanık Atalay Coşkunoğlu'nun
TCK'nun 240 inci maddesi uyarınca lüzumu muhakemesine yargılanmasının
Kırıkkale Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına 2.2.1993 gününde oybirliği ile
karar verildi."
IV‐ YARGILAMANIN AŞAMALARI
A‐ Sanıkların Sorgulanması
1‐ Sanık İsmail Safa Giray sorgusunda özetle,
- Kınalı-Sakarya Otoyolu ile ilgili saptamaların doğru olduğunu,
- Dava konusu otoyolların Yüksek Planlama Kurulu'nun 20 ve Bakanlar
Kurulu'nun 86/10611 sayılı kararları ile 2886 sayılı Yasa kapsamından çıkarılıp 2983
sayılı Yasa kapsamına alındığını,
- Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun K.23 sayılı kararı ile yapılan
protokollerin yöntemi saptadığını,
29
- 2983 sayılı Yasa'nın 13. maddesinin bu işi 2886, 1050 ve 832 sayılı yasaların
kapsamı dışında tuttuğunu,
- Komisyon raporunda 2983 sayılı Yasa'dan hiç söz edilmediğini,
- Otoyolların dış kredi ile yapıldığını, Kınalı-Sakarya otoyolunun esas
alındığını, mukayese edilecek başka da otoyol bulunmadığını,
- Kınalı-Sakarya'nın km. maliyetinin yaklaşık 2 milyon dolar olduğunu,
- Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'nca dış krediye talip olunması
durumunda izin verileceğinin belirtildiğini,
- Usul ve esasların, 2983 ve 5539/ek 1 çerçevesi ve felsefesi doğrultusunda
onaylandığını,
- Dünyadaki otoyol maliyetlerinden daha ucuza maledildiğini,
- İzlenen yöntemde Devletin kârlı çıktığını,
- Fiyat farkı kararnamesi çıktığında Milli Savunma Bakanı olduğunu,
soruşturma dışı kalan öbür bakanlardan hiç farkının bulunmadığını,
- Sözde fiyat farkı kararnamesinin kaldırıldığını, ancak yürürlüğünün halen
sürdürüldüğünü,
söylemiştir.
İsmail Safa Giray, sorulan soruları da özetle aşağıdaki biçimde yanıtlamıştır
- Otoyollarımız gelişmiş ülkelere göre çok azdır. Ulus birliği, yol ve
telekomünikasyonla sağlanır. Otoyollar sosyo-ekonomik yönden çok gereklidir. Bu
nedenle Devlet Planlama Teşkilatı'nca ana planda değişiklik yapılmıştır.
- Fizibilite, araç sayısı ve sağlayacağınız yararın ölçülmesidir, özellikle Kınalı-
Sakarya otoyolunda fizibilite çalışması yapılmıştır.
- Avan proje, iki nokta arasında mücbir noktaları gösteren krokiden ibarettir.
- Keşifler tahminidir. Daha gerçekçi olsun diye metraj yükleniciye bırakılmış
ve metraj geldikten sonra keşif yapılmıştır.
- İstenen dış krediyi getirebilecek firma sayısı azdır.
- Karayolları Genel Müdürlüğü otoyol konusunda yeterli kadroya sahip
değildir.
- Dış kredileri Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı kabul eder. Onlar ne dediyse
o yapılmıştır.
- Dış kredi bulabilen firma sayısı 5-6'yı geçmemiştir. Teknik yeterlikte de aynı
durum söz konusudur. Bir firmaya birden fazla otoyol verilmesi durumunda kalite
düşer. Esasen tek firma birden fazla yol yapımına yetişemez.
- Fiyatlarda Karayolları Genel Müdürlüğü hakimdir. Yapılan pazarlık değil,
empozedir. Kınalı-Sakarya fiyatları yüklenicilere verilmiş, kabul etmesi durumunda
30
öbür hususların görüşülmesi için çağrılmıştır. Bundan daha ucuzunun haddi layık
olması imkânsızdır. Çünkü verilen fiyatlar zaten çok ucuzdur.
- Kınalı-Sakarya için 5-6 firma başvurmuştur. Otoyol yapacak firma sayısı
sınırlıdır.
- Dış krediler zorunlu olarak Eximbank ve ticari kredilerden oluşmaktadır.
Yani kredinin bir kısmıyla malzeme, teçhizat, araç, gereç alınması zorunludur.
- K.11 sayılı karar, ihalesi yapılan Kınalı-Sakarya ve Tarsus- Pozantı
otoyollarının KOİ'ye devri için çıkarılmıştır. Dayanağı Yüksek Planlama Kurulu
kararı ve Bakanlar Kurulu kararıdır.
- İhale usul ve esasından ne anlaşılması gerektiği anlatılmıştır.
- İhale usul ve esas olurundan sonra ihale olurunu vermek gerekli değildir.
Ancak idareyi kontrol altında tutmak için bu olurlar da imzalanmıştır.
- İlan yapılmamış, iş, tanınan firmalara ihale edilmiştir. Karayolları Genel
Müdürlüğü'nün otoyol yapımına devam edeceğini duyan firmalar başvurmuşlardır.
- Fiyatlar fahiş değildir. Müfettişler yanılmışlardır ya da kasıt vardır.
- Fatih Sultan Mehmet Köprüsü dışında işin tamamen bitirilip hesabın
kesildiği hiçbir iş yoktur.
2- Sanık Cengiz Altınkaya, sorgusunda özetle;
- Komisyon raporunda 2983 sayılı Yasa'dan hiç söz edilmediğini, oysa
kendilerinin bu Yasa'ya göre işlem yaptıklarını; bu Yasa'nın 13. maddesi uyarınca
2886, 1050 ve 832 sayılı yasaların uygulanamayacağını; uyulmaması gereken bu
yasalara uymadıkları için suçlandıklarını,
- İşler, 2886 sayılı Yasa'ya bağlı olmadığı için bu Yasa'ya aykırı davranışın da
söz konusu olamayacağını;
- İşlemlerin hiçbirinin 180 sayılı KHK kapsamında olmadığını,
- Çalışmanın Karayolları Genel Müdürlüğü'nce yapıldığını, Bakan olarak
yalnız kendisine ulaşan taslağı Başbakanlığa havale ettiğini,
- Fiyat farkı kararnamesinin çıkmaması durumunda otoyolların duracağını,
yapılan işin kamu yararına olduğunu ve hizmetin gereği olarak yapıldığını,
- Komisyon raporundaki teknik suçlamaların yanlış olduğunu; belirtmiştir.
Sanık Cengiz Altınkaya sorulan sorulara da özetle aşağıdaki yanıtları
vermiştir:
- TEM'in Türkiye içindeki payı olan 3600 km'lik yolu yapmak, Ege Bölgesi ve
GAP'tan kaynaklanan ihtiyaçları gidermek ve trafik kazalarını önlemek için otoyol
yapımına ağırlık verilmiştir.
- Programda olduğuna göre fizibilitesi vardır.
31
- İşler teknik yeterliliği olan firmalara verilmiştir.
- Proje ile uygulama arasında uzun zaman geçerse masraf büyük olur, bu
nedenle projenin yapım işini üstlenen firmaya yaptırılması avantajlı olmuştur. Proje
yapım yetkisi idarededir.
- 2886, 1050, 832 sayılı yasalar dışına çıkılmasının amacı, işlerin hızla
gerçekleştirilmesi ve mali akışın hızlandırılmasıdır.
Bu yüzden işler 2983 sayılı Yasa kapsamına alınmıştır.
- Belli ihale usul ve esasları bir hukuk düzeni içinde yerleştirilmiş ve bu düzen
içinde ilgili idareler bu ihaleleri gerçekleştirmiştir.
- Avanslar sözleşmesine uygundur. Yapılan uygulama dünyada yaygın bir
uygulamadır.
- Kredilerin bir bölümünün ihracat kredisi olması Hazine ve Dış Ticaret
Müsteşarlığı tarafından uygun bulunmuştur.
- İlan yapılmamıştır. Ancak, ihaleden firmalar haberdardır.
- Fiyatlar fahiş değildir. Başlangıçta doların eskalasyonu sağlayacağı
düşünülmüştür. Ancak Plaza Anlaşması Doların uluslararası değerini alt üst etmiştir
ve başlangıçtaki düşünce gerçekleşmemiştir.
- Firmalar kendiliklerinden başvurmuşlardır.
- Sözleşmelerdeki 70. madde, Dünya Bankası İhale Rehberinde Dünya
Müşavirlik Mühendisler Birliği'nin tip sözleşmesindeki 70. maddedir. Ancak orada
"ödenir" hükmü vardır. Dolara güvenilerek bu ifade "ödenemez"e çevrilmiştir.
Fiyat farkı verilmeyerek hakeme gidilmesi durumunda zararlı çıkılacağından,
hizmet nedeniyle fiyat farkı verilmesi Bakanlar Kurulu'nca kabul edilmiştir.
- İhale, teklif aldığınız tarihten başlar. Sözleşme şartlarını oluşturursunuz.
Sözleşmenin yapılması gecikirse ve şartlar bu arada değişirse fiyat farkı elbet verilir.
- Teslim alınmış, geçici kabulü yapılmış imalata fiyat farkı uygulanmamıştır.
1987'de yapılmış sözleşmenin baz yılı, 1985 şartlarıdır.
- Firmalar ihtirazi kayıt koymamıştır ama itirazını mektupla iletmiştir. 1987,
1988 ve 1989 yıllarında başvurmuşlardır. Bu talepler ve dolar-enflasyon farklılaşması
incelenmiştir.
- Yükleniciler sigorta, vergi, konut fonu artışlarını da gerekçe göstermişler,
ancak idare yalnız dolarla ilgili farklılaşmayı dikkate almıştır.
- 5539 sayılı Yasa'nın 32. maddesinin uygulanmaması bir eksiklik olarak
görülemez,
- İşin sahibi Kamu Ortaklığı İdaresi'dir.
- Fiyat farkı formülü kesinti yapılmasına da elverir.
32
- Yurtdışından sağlanan personel ve malzeme için fiyat farkı verilmesine
ilişkin suçlamalar ciddi değildir, ödemeler dolar cinsinden de yapılsa sonuçta bu
paralar Türkiye'de harcanmaktadır. Değer düşüklüğü bu nedenle o kalemleri de
ilgilendirmektedir.
3- Sanık Atalay Coşkunoğlu'da sorgusunda özetle;
- Sözleşme şartlarının tespit edildiği tarihle sözleşmenin yürürlüğe girdiği
tarih farklıdır. Sözleşme şartları 1985'te yürürlüğe girmiştir. Sözleşmeler ise,
kredilerin incelenmesi uzun sürdüğü için geç imzalanmıştır;
- Fiyat farkı kararnamesi yolların yapımının durmaması için çıkarılmıştır.
Ekonomik, can ve mal güvenliği yönlerinden yolların hızla bitirilmesinde kamu
yararı vardır.
demiştir.
Sanık Atalay Coşkunoğlu sorulan sorulara da özetle şu yanıtları vermiştir:
- Fiyat Farkı Kararnamesi Karayolları Genel Müdürlüğü'nce hazırlanmıştır.
Yükleniciler 1988'den itibaren bu konuda başvurmuşlardır. Ancak, onlara siyasi
karar gerektiği söylenmiştir.
- Revizyon, yolların fiziki koşulları gerektiriyorsa yapılmıştır, bu konuda
ekonomik konjonktür etkili olmamıştır.
- Revize edilen fiyatların toplam maliyet içindeki payı tarafımızdan
bilinmemektedir. Ancak maliyeti çok etkileyecek şartlar dikkate alınmıştır.
- Fiyat farkı kararnamesinden sonra yapılan ihalelerde fiyatlar ekonomik
duruma göre revize edileceğinden fiyat farkı yılı sözleşmenin yapıldığı yıl olmuştur.
- Baz olarak 1985 yılı esas alınmıştır. Ancak otoyollarda işe başlama 1987'de
olduğundan asıl fiyat farkı ödemeleri 1988 ve izleyen yıllarda olmuştur.
- Kınalı-Sakarya otoyol birim fiyatları düşük görüldüğünden, Danıştay'ın
görüşü alınarak bu yola %19.33 ek fiyat verilmiştir. Bu nedenle öbür otoyollarda
Kınalı-Sakarya otoyolu ihale fiyatları değil, makul görülenler esas alınmıştır.
- En çok tekrarlanan fiyatlar esas alındığından, birim fiyatlar Kınalı-
Sakarya'da oluşan STFA fiyatlarından yüksek olmuştur. Sonuç olarak fiyatlar 1985
bazındadır. 0 yıldaki teklif fiyatlarıdır.
- STFA'nın fiyatları çok düşük olduğu için yeni otoyolların bu fiyatlarla ihale
edilmesi olanaksız görülmüştür.
- Kınalı-Sakarya otoyolu ihaleye çıkarılırken şartnameleri ve birim fiyat
tarifleri vardır. Genellikle uluslararası ihalelerde uygulanan budur. Birim fiyat
tariflerini verir fiyat istersiniz. Kınalı-Sakarya'da da böyle olmuştur. Ancak, öbür
otoyollarda Karayolları Genel Müdürlüğünün tespit ettiği birim fiyatlar üzerinde
sınırlı pazarlıklar yapılmıştır.
33
- Kınalı-Sakarya'nın 4. etabı için de teklif veren firma sayısı dörtdür. Toplam
dokuz yüklenici ihaleye katılmıştır. Diğerlerinin teklifleri bir ya da iki etabı
kapsamaktadır.
B‐ Kanıtlar
1‐Yazılı Kanıtlar
- Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun 28.11.1985 günlü, K.11 sayılı
kararı şöyledir:
"Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu, Başbakan'm Başkanlığında
28.11.1985 tarihinde toplanarak;
1~ Dış kredi ile finanse edilen Kınalı-Sakarya Otoyolu (Fatih Sultan Mehmet
Köprüsü dahil) projesinin dış kredi ile karşılanamıyan kamulaştırma ve kontrollük
harcamalarının Yıllık Yatırım Programı Doğrultusunda bütçe kaynağına ilave olarak
Kamu Ortaklığı Fonu'ndan karşılanmasına ve bununla ilgili hususların Toplu Konut
ve Kamu Ortaklığı İdaresi ile T.C. Karayolları Genel Müdürlüğü arasında yapılacak
bir protokolle düzenlenmesine,
2-"Sakarya (Kazancı)-Hendek-Bolu-(Ankara Çevreyolu Dahil)", "İzmir-
Torbalı-Aydın-Denizli Otoyolu (İzmir Çevreyolu Dahil)","İzmir- Salihli Otoyolu",
"Edirne-Kmalı Otoyolu", "(Tarsus-Pozantı) Ayrımı- Adana-Toprakkale-Gaziantep
Otoyolu (Adana Kent Geçişi Dahil)" projeleri için sağlanan dış kredilerin Kamu
Ortaklığı Fonu'na aktarılmasına ve bu projelerin sağlanan dış krediler ile finanse
edilmesine, dış kredi ile karşılanamayan kamulaştırma ve kontrollük harcamalarının
yıllık yatırım programı doğrultusunda bütçe kaynağına ile olarak Kamu Ortaklığı
Fonu'ndan karşılanmasına ve bunlarla ilgili hususların Toplu Konut ve Kamu
Ortaklığı İdaresi Başkanlığı ile T. C. Karayolları Genel Müdürlüğü arasında
yapılacak bir protokolle düzenlenmesine ve bu projelerin ihale usulünün Bayındırlık
ve Iskan Bakanlığınca tespitine,
3- Büyük İstanbul içmesuyu projesi kapsamındaki Darlık Barajı ve İsale
Haiti'nin Yıllık Yatırım Programı doğrultusunda Bütçe kaynağına ilave olarak Kamu
Ortaklığı Fonu'ndan finanse edilmesine ve bununla ilgili hususların Toplu Konut ve
Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı ile Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü arasında
yapılacak bir protokolle düzenlenmesine, işin tamamlanmasını müteakip isale
hattından arıtma tesisine giriş vanası dikkate alınarak mesken aboneleri için
uygulanacak içme suyu m3 fiyatı üzerinden belirlenen toplam brüt gelirin yüzde 20
(% 20)sinin Kamu Ortaklığı Fonu'na aktarılmasına,
4- İçel ve Antalya Limanlar Serbest Bölge Düzenlemesi projesinin Bütçe
kaynağına ilave olarak Kamu Ortaklığı Fonu'ndan finanse edilmesine ve bununla
ilgili hususların Başbakanlık Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı idaresi Başkanlığı ile
Bayındırlık ve Iskan Bakanlığı arasında düzenlenecek bir protokolle belirlenmesine
ve bu projelerden elde edilecek brüt gelirin %30'unun Kamu Ortaklığı Fonu'na
aktarılmasına,
34
5- Darende'de (Malatya) bir iplik fabrikası tesis edilmesi amacıyla Sümerbank
Genel Müdürlüğü'nün de en az yüzde 15 oranında sermaye iştiraki ile kurulacak
anonim şirketin sermayesinin en fazla %30'luk kısmının Toplu Konut ve Kamu
Ortaklığı idaresinin sermaye iştiraki şeklinde Kamu Ortaklığı Fonundan
karşılanmasına; bu Şirket kuruluncaya kadar yatırımın hızlandırılması amacıyla
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi, Sümerbank Genel Müdürlüğü ile ileride
kurulacak anonim şirkete ortak olması muhtemel gerçek veya tüzel kişilerin iştiraki
ile kurulacak bir Adi Şirkete, yatırım harcamalarında kullanılmak ve daha sonra
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresinin kurulacak Anonim Şirketteki sermaye
payına mahsup edilmek üzere nakdi sermaye konulmasına ve ayrıca gerektiğinde
Adi Şirkete ve/veya Anonim Şirkete Kamu Ortaklığı Fonundan kredi tahsisine;
6- Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun, 8 Nisan 1985 ve K-8 Sayılı
Kararı'nın 6. maddesinde belirtilen şartlar çerçevesinde Kamu Ortaklığı Fonu'ndan,
a- Iğdır Et, Gıda ve Uluslararası Nakliye Pazarlama A.Ş.'ne Şirkete ait
Iğdır'daki Soğuk Hava Deposu Tesisinin işletme sermayesi ihtiyacı için kullanılmak
üzere 120.000.000.-TL. (Yüz yirmi milyon) tutarında işletme kredisi tahsisine;
b- Araş Tekstil Sanayii ve Ticaret A.Ş.'nin Iğdır'daki (Kars) Pamuklu İplik
Dokuma ve Baskı Tesisi Projesi için kredi talebinin Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı
İdaresi'nce değerlendirilerek, uygun görüldüğü takdirde yine Toplu Konut ve Kamu
Ortaklığı İdaresi'nce belirlenecek tutarlar üzerinden yatırım ve/veya işletme kredisi
tahsisine;
7- Abana Elektromekanik Sanayii ve Ticaret A.Ş.'nin, 1.000.000.000,-TL.dan
1.500.000.000.-TL.na artırılan sermayesinin, artırılan kısmına ait hisselerinden rüçhan
haklarının kullanılması ve halka arz sürelerinin sonunda tamamen ve nakden
ödenerek taahhüt edilmeyen hisse bedellerinin Kamu Ortaklığı İdaresi tarafından
ödenerek taahhüt edilmesine,
Karar vermiştir."
- Yüksek Planlama Kurulu'nun 14.4.1986 günlü, 20 sayılı raporunun kabulüne
ilişkin Bakanlar Kurulu'nun 20.4.1986 günlü, 86/10611 sayılı kararı şöyledir:
"Yüksek Plânlama Kurulu'nun 1986 Yılı Programında yer alan Karayolları
Genel Müdürlüğü otoyol projeleri hakkındaki 14/4/1986 tarihli ve 20 sayılı
raporunun kabulü; 8/6/1984 tarihli ve 223 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 34
üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 20/4/1986 tarihinde kararlaştırılmıştır."
- Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun 2.7.1986 günlü, K.23 sayılı
kararı şöyledir:
"Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu Başbakan Vekilinin Başkanlığında
2.7.1986 tarihinde toplanarak,
1. 20.4.1986 tarih ve 86/10611 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Toplu Konut ve
Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı'nın kendi usullerine göre yaptırılmasına imkan
35
vermek amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğü yatırım projeleri arasından
çıkarılarak Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı projeleri olarak yer alması uygun
görülen;
85 E010360 no'lu İzmir - Urla - Çeşme
72 E012330 " Tarsus - Pozantı
86 E010230 " Kınalı- Sakarya
86 E010170 " Sakarya - Hendek - Bolu - Ankara
86 E010180 " İzmir - Torbalı - Aydın - Denizli
86 E010190 " İzmir - Salihli
86 E010200 " Edirne - Kınalı
86 E010210 " (Tarsus - Pozantı) Ayr. Adana - Toprakkale -
Gaziantep
otoyol projelerinden henüz ihalesi yapılmamış olan bölümlerle ilgili ihale
işlemlerinin "Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı İhale
Yönetmeliğinin, İhale Usullerine Tabi Olmaksızın Kamu Kurum ve Kuruluşlarına iş
yaptırılması ile ilgili 59/a maddesi gereğince; Karayolları Genel Müdürlüğü
tarafından hazırlanıp Bayındırlık ve İskan Bakanı tarafından onaylanan ihale usul ve
esaslarına göre Karayolları Genel Müdürlüğünce yürütülmesine,
2. Bahsi geçen Otoyolların finansmanı için Kamu Ortaklığı Fonu'ndan Maliye
ve Gümrük Bakanlığı Karayolları Merkez Saymanlığı hesabına aktarılan tutarların
Saymanlık tarafından emanet hesabına alınarak Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı
İdaresince belirlenecek esaslar dahilinde Karayolları Genel Müdürlüğü'nce verilecek
talimatlara istinaden, gerekli Kanuni Kesintiler yapıldıktan sonra ilgili yerlere
ödenmesine ve bu ödemelerden yapılan kesintilere ait kanuni vecibelerin saymanlık
tarafından yerine getirilmesine,
3. Yukarıda zikredilen projelerden ihalesi yapılmış ve yapılacak olan işlerle
ilgili sair icraat ve finansman muamelelerinin Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi
Başkanlığı ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanacak birer Protokolle
düzenlenmesine,
Karar vermiştir."
K.23 sayılı karar uyarınca Karayolları Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut ve
Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 2.7.1986 günlü protokol
şöyledir:
"Bakanlar Kurulunun 20.4.1986 gün ve 86/10611 sayılı kararı ile kabul edilen
14.4.1986 gün ve 20 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Raporu gereğince, Karayolları
Genel Müdürlüğü 1986 yılı programında yer almakta iken, 2983 sayılı kanun
36
uyarınca Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığının kendi usullerine göre
yaptırılmasına imkan vermek bakımından Karayolları Genel Müdürlüğü Yatırım
projeleri arasından çıkarılarak Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı
projeleri olarak yer alması uygun görülen ve aşağıda Proje adı altında belirtilen
Otoyolu projelerinin Karayolları Genel Müdürlüğünce Toplu Konut ve Kamu
Ortaklığı İdaresi Başkanlığı adına aşağıda belirtilen şartlar dairesinde
gerçekleştirilmesi için mutabakata varılmıştır.
Bu protokolde geçen;
Kurul : Toplu Konut Ortaklığı Kurulu'nu
İdare : Başbakanlık Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi
Başkanlığı'nı
K.G.M : Karayolları Genel Müdürlüğü'nü
Fon : Kamu Ortaklığı Fonu'nu
Proje : Proje No Proje Adı
85 E010360 İzmir-Urfa- Çeşme
72 E012330 Tarsus-Pozantı
86 E010170 Sakarya-Hendek-Bolu-Ankara
86 E010180 İzmir-Torbalı-aydın-Denizli
86 E010190 İzmir-Salihli
86 E010200 Edirne-Kınalı
86 E010210 (Tarsus-Pozantı) Ayr. Adana-
Toprakkale-Gaziantep.
projesini ifade eder.
Madde 1: KGM'nin yapacağı işler
(İdare) programına alınan ve yukarıda (Proje) adı altında sıralanan projelerin,
mülkiyeti (KGM) uhdesinde kalmak üzere, (İdare) adına 2983 sayılı yasa
çerçevesinde gerçekleştirilmesini sağlamak gayesiyle;
1.1- Proje, yapım ve kontrollük işlerini, ihale usul ve esasları KGM tarafından
hazırlanıp Bayındırlık ve İskan Bakanı tarafından onaylanmak suretiyle, taahhüte
bağlayarak sözleşme akdetmek, aynı projeler kapsamında diğer kuruluşlarca
yapılması gerekli hizmetler için protokoller imzalamak, Projelerin yürütülmesi ile
ilgili dış transferler, kamulaştırmalar gibi her türlü hizmetleri yapmak,
1.2- Protokol kapsamına giren projelerin finansmanı ile ilgili yıllık ödeme
planını aylık ödemeleri gösterir şekilde tanzim ederek ilgili yıldan önceki Ekim ayı
37
sonuna kadar İdare'ye göndermek (KGM tarafından düzenlenen ödeme planı
İdarenin kabulü ve bunu KGM'ne bildirmesi ile kesinleşir). İdare, fonun nakit
planlamasını dikkate alarak KGM'nden ödeme planının revize edilmesini isteyebilir,
veya İdare KGM'nden intikal eden ödeme planını aynı gerekçe ile resen revize
edebilir.
1.3- Münhasıran bu projeler için yapılan ödemelerle ilgili tahakkuk
müzekkeresi ve verilen emirlerinin birer nüshası veya fotokopisi ile hesabın giriş ve
çıkışları ile bakiyesini gösteren bir vaziyet cetvelini aylık dönemler itibariyle İdare'ye
intikal ettirmek,
1.4- Protokol konusu projelerle ilgili olarak her dört ayda bir olmak üzere
Ocak-Nisan, Mayıs-Ağustos, Eylül-Aralık, dönemleri itibariyle düzenlenecek ve işin
rapor tarihine kadar yapılan kısmı ile bakiye iş miktarını (fiili durum ve yapılacak
işler tadat edilmek, yapılan ve yapılacak olan işin parayla ifade edilecek miktarları
belirtilmek, kalan işin süresi zikredilmek suretiyle) belirlediği tasdikli dönem
raporlarını, ilgili dönemi izleyen ay sonuna kadar idare'ye intikal ettirmek.
Müteahhidin işi, taahhüt etmiş bulunduğu tarihte bitirebilecek bir programa
göre yürütüp yürütmediğini takip etme sorumluluğu KGM'ne aittir. KGM yukarıda
bahsedilen dönem raporunda, işin taahhüt edilen tarihte bitirilip bitirilemeyeceğine
dair gerekçeli görüşünü mutlaka belirtir.
Madde 2: İdarenin Yapacağı İşler
2.1. KGM'nin yapacağı işlerle ilgili her türlü ödemelerin nakdinin (Hakediş,
avans akreditif, KDV, gümrük damga resmi, kur farkları, bankacılık masrafları,
akdedilmiş sözleşmelerin yürütülmesinden doğabilecek her türlü ödemeler vs.)
Fonun nakit durumu ve finansman planı dikkate alınmak kaydıyla FON tarafından
karşılanmasını sağlamak,
2.2. KGM Saymanlığınca adi emanet hesabından ilgili projelerin ödemelerinin
yapılmasını sağlamak üzere KGM Saymanlığı adına Merkez Bankası Ankara Şubesi
nezdinde açılan hesaba, KGM'nin vereceği ödeme planına göre, gerekli nakdi
aktarmaktır.
Madde 3: Ek Protokol
Bu protokolün uygulanması ile ilgili olarak gerek görüldüğünde taraflar
arasında ek protokoller düzenlenebilir.
Madde 4: İmza Tarihi
İş bu protokol taraflar arasında 2.7.1986 tarihinde tanzim ve imza edilmiştir."
Bunlar dışında diğer yazılı kanıtlar;
- Yüksek Planlama Kurulu'nun 23.10.1989 günlü, 67 sayılı raporunun
kabulüne ilişkin Bakanlar Kurulu'nun 23.10.1989 günlü, 89/14686 sayılı kararı,
- Yüksek Planlama Kurulu'nun :
38
. 11.12.1990 günlü, 90/T-106 sayılı,
. 13.4.1989 günlü, 89/T-27 sayılı,
. 24.10.1989 günlü, 89/T-91 sayılı,
. 27.10.1989 günlü, 89/T-95 sayılı,
. 10.9.1991 günlü, 91/T-70 sayılı,
kararları.
- Kamu Ortaklığı Yüksek Kurulu'nun 12.11.1992 günlü, KOF- 1992/34 sayılı
kararı,
- Bakanlar Kurulu'nun 3.1.1985 günlü, 85/8939 sayılı kararı,
- 21.11.1989 günlü, 14 sıra sayılı Devlet İhaleleri Genelgesi,
Bakanlar Kurulu'nun 19.10.1989 günlü, 89/14657 sayılı fiyat farkı hesabında
uygulanacak esasları yürürlüğe koyan kararı,
- Bakanlar Kurulu'nun 12.1.1990 günlü, 90/29 sayılı fiyat farkı hesabında
uygulanacak esaslarda değişiklik yapılması hakkındaki kararı,
- 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararının sunuş yazısı, gerekçesi ve taslağı,
- Bakanlar Kurulu'nun 21.3.1992 günlü, 92/2900 sayılı, fiyat farkı hesabında
uygulanacak esasları yürürlükten kaldıran kararı,
- Bakanlar Kurulu'nun 28.7.1988 günlü, 88/13181 sayılı kararı,
1983-1993 Ulaştırma Ana Planının uygulanmasına ilişkin karar ve eki esasların
yürürlüğe konulmasıyla ilgili 20.8.1982 günlü, 8/5277 sayılı Bakanlar Kurulu kararı,
- Resmi Gazete'nin 13.5.1985 günlü, 18753 sayısında yayımlanan Başbakanlık
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Başkanlığı İhale Yönetmeliği.
- Dava konusu otoyollara ilişkin ve aşağıda listesi verilen ihale usul ve esas
olurları:
USUL ve ESASA İLİŞKİN OLURUN
TARİHİ SAYISI
(1) Edirne- Kınalı 6.12.1985 2380
(2) Sakarya (Kazancı)-Hendek-
Bolu-Ankara (Ankara Çevre
yolu dahil)
6.12.1985 2380
(3) Tarsus Pozantı Ayrımı-
Adana- Toprakkale-Gaziantep
(Adana Kent Geçişi dahil)
6.12.1985 2380
(4) İzmir-Torbalı-Aydın-Denizli 6.12.1985 2380
39
(İzmir Çevreyolu dahil
(5) İzmir Salihli 6.12.1985 2380
(6) Gümüşova-Gerede (X) 9.4.1986 0742
(7) Tarsus-Pozantı 24.3.1989 2318
(8) İzmir-Urla-kavşağı (XX)
(Eskisi
28.8.1986
14.12.1984
2066
2819)
(9) İzmir-Urla-Çeşme
(İzmir şehir bağlantısı dahil)
27.10.1989 8195
(10) Tarsus-Mersin 2.11.1989 8395
(11) Toprakkale-İskenderun 14.11.1989 8676
(X) Sakarya (Kazancı)-Hendek-Bolu-Ankara (Ankara Çevreyolu dahil)
projesine dahil otoyol etapları:
-Kazancı-Gümüşova
-Gümüşova-Gerede
- Gümüşova-Düzce
- Düzce-Bolu (Bolu Dağı geçişi)
- Bolu-Gerede
-Gerede-Ankara (Ankara Çevreyolu dahil)
(XX) İzmir-Urla kavşağı otoyolu, İzmir-Urla-Çeşme (İzmir Şehir bağlantısı
dahil) otoyol projesi kapsamında bulunmaktadır.
- Dava konusu otoyollara ilişkin ihale olurları:
İHALE OLURUNUN
TARİHİ SAYISI
(1) Edirne- Kınalı 18.2.1987 0642
(2) Kazancı-Gümüşova 20.2.1987 0688
(3) Gümüşova-Gerede
(Bolu Dağı geçişi)
10.10.1986
19.1.1990
2140
0428
(4) Gerede-Ankara
(Ankara Çevreyolu dahil)
20.2.1987 0687
(5) Tarsus-Pozantı Ayrımı-
Adana-Toprakkale-Gaziantep
20.2.1987 0687
40
(6) İzmir-Torbalı-Aydın
(İzmir Çevreyolu dahil)
13.11.1987 4021
(7) Tarsus-Pozantı 1. Kesim
2. Kesim
24.3.1989
25.7.1989
2319
5488
(8) İzmir-Urla-Çeşme
(İzmir Şehir bağlantısı dahil)
a) İzmir-Urla
b) Urla-Çeşme
c) İzmir Şehir Bağlantısı
2.11.1989
15.3.1990
5.4.1991
8380
2076
3550
(9) Tarsus-Mersin 7.11.1989 8529
(10) Toprakkale-İskenderun 4.12.1989 9193
- İhale olurları uyarınca yüklenici firmalarla Karayolları Genel Müdürlüğü
arasında bağıtlanmış ana sözleşmelerle ek sözleşmeler.
- Dava açan belge ekinde gönderilen ve ara kararları uyarınca getirtilen
inceleme ve soruşturma raporlarının listesi aşağıdaki gibidir:
(1) "Yabancı para birimleri ile ihale edilen otoyol işlerinde fiyat farkı
ödenmesine ilişkin 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararnamesi ile buna dayalı ek
sözleşmelere ilişkin" savlarla ilgili müfettiş raporu ve ekleri,
(2) Karayolları Genel Müdürlüğünden Kamu Ortaklığı İdaresine devredilen,
Kamu Ortaklığı Fonundan finanse edilen ancak ihale öncesi, ihale aşaması ve ihale
sonrası işlemleri Karayolları Genel Müdürlüğünce yürütülen otoyollarla ilgili olarak
ihale öncesi işlemleri ve ihaleleri (ihale usulü) hakkında ileri sürülen savların
incelenmesi ile ilgili müfettiş raporu ve ekleri.
(3) Gümüşova-Gerede otoyolunun proje ve yapım işini üstlenen ASTALDİ
firmasının sağladığı krediler arasında yer alan ECU'nun kullanımında uygulanacak
Dolar/ECU paritesinin idare aleyhine olacak biçimde saptanmasına ilişkin savın
incelenmesiyle ilgili müfettiş raporu ve ekleri.
(4) 2886 sayılı Yasanın 44. maddesine göre ihale edilen bağlantı yolları ile
GÖÇAY firması hakkındaki savların incelenmesine ilişkin müfettiş raporu ve ekleri.
(5) Otoyolların inşaat kontrollüğü ihaleleri ile ilgili savların incelenmesine
ilişkin müfettiş raporu ve ekleri.
(6) Tarsus-Pozantı otoyolunun bazı kesimlerinde güzergâhın kasıtlı olarak
problemli bölgelerden geçirildiği, yüklenici yaranına kamu kaynaklarının boşa
harcandığı savına ilişkin müfettiş raporu ve ekleri.
41
(7) "Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı projeleri arasında yer alan ve bu İdare
tarafından finanse edilen ancak ihaleleri Karayolları Genel Müdürlüğünce
gerçekleştirilen otoyol projeleri avans ve kredi işlemleri ile kredi anlaşmalarına
dayanılarak yapılan uygulamalara ilişkin savlarla ilgili müfettiş raporu ve ekleri.
(8) Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığının finanse ettiği projeler arasında yer
alan, ihale ve yapım işleri ise Karayolları Genel Müdürlüğünce yürütülen otoyol
projeleri avans ve kredi uygulamaları hakkında Başbakanlık ile Bayındırlık ve İskân
Bakanlığı müfettişlerince düzenlenen rapor ve ekleri.
(9) 1.8.1994 günlü, "Edirne-Kınalı otoyolunda uygulanan çapraz kur ve avans
oranının yükseltilmesi hakkında"
(19.7.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; Yar. 1994/57)
(10) 3.8.1994 günlü, "Gerede-Ankara ve Ankara Çevreyolu inşaatına ilişkin
sözleşmenin 60.2/b maddesine aykırı olarak yapılan uygulamalar hakkında".
(1993'teki bir hakedişin ödemesiyle ilgili)
(19.7.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; Yar. 1994/55)
(11) 27.5.1994 günlü, "Anadolu otoyolu Kazancı-Gümüşova kesimi işinde
verilen süre uzatımları ve ödenek aktarımları ile iş programları ve revize
edilmelerinde KGM'nün idare olarak onay yetkisi hakkında".
(21.6.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; Yar. 1994/33)
(12) 5.5.1994 günlü, "Kamu Ortaklığı Fonunun Cumhurbaşkanlığı Devlet
Denetleme Kurulu tarafından denetlenmesi sonucundaki 1989/5 sayılı rapora konu
Kınalı-Sakarya otoyolu ile ilgili iddiaların incelenmesi hakkında".
(21.6.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; Yar. 1994/34)
(13) 6.4.1994 günlü, "İzmir-Aydın (İzmir çevreyolu dahil) otoyolu ihalesinde
verilen süre uzatımı ve ödenek aktarımları hakkında".
(28.3.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; Yar. 1994/27)
(14) 16.2.1994 günlü, "Kınalı-Sakarya otoyolunda başlangıçta belirlenen ve ana
sözleşmeye bağlanan birim fiyatlara 3.5.1988 tarihli ek sözleşme no 3 ile %19.33
oranında zam yapılması hakkında".
(19.7.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; Yar. 1994/60;
22.9.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; Yar. 1994/72)
(15) 22.4.1994 günlü, "Tarsus-Pozantı Ayırımı- Adana- Toprakkale-Gaziantep
otoyolundaki özel fiyat analizleri hakkında".
(16) 29.4.1994 günlü, "Kazancı-Gümüşova otoyolundaki özel fiyat analizleri
hakkında."
(17) 3.6.1994 günlü, "İzmir-Aydın (İzmir çevreyolu dahil) otoyolu inşaatının
yapımı sırasında düzenlenen yeni birim fiyatlar hakkında".
42
(5.7.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; 1994/42)
(18) 19.7.1994 günlü, "İzmir-Urla-Çeşme otoyolundaki özel fiyat analizleri
hakkında".
(19.7.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; 1994/55)
(19) 28.10.1994 günlü, "Tarsus-Pozantı otoyolu 1. ve 2. kesim, Tarsus-Mersin
otoyolu ve Toprakkale-İskenderun otoyolu inşaatlarının yapımı sırasında
düzenlenen yeni birim fiyat analizleri hakkında".
(8.12.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; 1994/88)
(20) 24.11.1994 günlü, "Kınalı-Sakarya otoyolu inşaatı II. kesim ile ilgili olarak
düzenlenen yeni birim fiyatlarının incelenmesi hakkında".
(24.11.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; 1994/85)
(21) 16.11.1994 günlü, "ASTALDİ S.P.A.'nın taahhüdünde bulunan
Gümüşova-Gerede otoyolunun 1. ve 3. kesimlerinin yapımı sırasında düzenlenen
yeni fiyat analizleri ve 4. Bölge Müdürlüğünce ihale edilen deplasman işlerindeki
fazla ödemeler hakkında".
(24.11.1994 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; 1994/84)
(22) 30.12.1994 günlü, "Edirne-Kınalı otoyolu inşaatının yapımı sırasında
düzenlenen yeni birim fiyat analizleri hakkında".
(27.2.1995 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; 1995/1)
(23) 24.11995 günlü, "Kınalı-Sakarya otoyolu 1., 3. ve 4. kesim inşaatlarının
yapımı sırasında düzenlenen yeni birim fiyat analizlerinin incelenmesi hakkında".
(27.2.1995 günlü ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; 1995/2)
(24) 8.2.1993 günlü, İzmir-Aydın Kontrollük hizmetlerindeki usulsüzlükle
ilgili (Yargılanmalarına gerek yok)
(23.11.1993 ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; 1993/100)
(25) 5.7.1993 günlü, otoyolların ihale işlemlerindeki usulsüzlüklerle ilgili
(Atalay Coşkunoğlu ve Nurseli Cezayirlioğlu görevi kötüye kullanmıştır; kimi yollar
için zamanaşımı)
(17.6.1993 ara kararı uyarınca gelen belgeler arasında; 1993/53)
(26) 30.1.1995 günlü, "Edirne-Kınalı otoyolunun proje ve yapım işine ait
sözleşmenin 60.2/a maddesi hükmünün 6.12.1985 tarihindeki TCMB çapraz kurlarını
öngörecek şekilde düzenlenmesi suretiyle idarenin zarara uğratıldığı hakkında".
(Atalay Coşkunoğlu ve Nurseli Cezayirlioğlu görevi kötüye kullanmıştır)
(27.2.1995 ara karar uyarınca gelen belgeler arasında; 1995/3)
43
(27) 28.8.1992 günlü, "Karayolları eski Genel Müdürü Atalay Coşkunoğlu'nun
otoyol müteahhitleri ile karşılıklı tanzim ettiği ek sözleşmelerde fiyat farkı baz yılını
hatalı tespit ederek Devlet zararına sebebiyet vermesi hakkında".
(Yüce Divan eldeki dava ile ilgili fezleke)
(28) 14.10.1992 günlü Dolar/ECU paritesinin yanlış tarihli sabitleştirmesi
sonucu idarenin 14.360.350.72 ABD Doları zararına sebebiyet vermek hakkında".
(AC)
-Karayolları Genel Müdürlüğü ile yüklenici firmalar arasında ihale öncesi ve
ihale sırasında yapılan yazışmalar.
- ATKİNS raporu çevirileri,
- Karayolları Genel Müdürlüğü, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Toplu
Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığı
arasındaki yazışmalar.
- Yukarıda belirtilen kamu kurumları ile kuruluşlarına, Yüce Divan ara
kararları uyarınca yazılan yazılara alınan yanıtlar ve eklerindeki belgeler.
- Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanlığı'nın 18.7.1994 günlü, 60429
sayılı yanıt yazısı, ekindeki açıklama ve tablolar.
- Devlet istatistik Enstitüsü Başkanlığının 14.7.1994 günlü, 3398 sayılı yanıt
yazısı ekindeki tablo ve endeksler.
- Sanıklardan;
(1) İsmail Safa Giray'ın 13.12.1983-30.3.1989,
(2) Cengiz Altınkaya'nın 31.3.1989 - 23.6.1991,
günleri arasında Bayındırlık ve İskân Bakanlığı görevinde bulunduğunu
bildirir Başbakanlığın 2.4.1993 günlü, 02889 sayılı yazısı.
- Sanık Atalay Coşkunoğlu'nun 11.10.1984-7.2.1992 günleri arasında
Karayolları Genel Müdürlüğü görevinde bulunduğunu bildirir Bayındırlık ve İskân
Bakanlığı Personel Daire Başkanlığı'nın 6.10.1993 günlü, 10988 sayılı yazısı.
- Sanıkların adli sicil ve nüfus kayıtları.
- Sanıkların sürücü belgelerine ilişkin yazılar.
- Sanıkların savunma dilekçeleri ekinde verdikleri çeşitli belge fotokopileri,
teyp ve video kasetleri.
2‐Tanıklar
a‐ Kamu Tanığı Olarak Dinlenenler: Veli Aksoy, Ercan Öz, Özcan
Lokmanoğlu, Ali Namık Ergün, İlkutlu Gönülal, Erhan Erdoğan, Mehmet Emin
Özkızıklı, Kayhan Türkmenoğlu, Muhtemit Dağlı, Hıfzı Deveci, Ayşe Nurseli
Cezayirlioğlu, Nurhan Karahan, Gönül Balkır, Arif Zeki Tutumlu, Erhan Hürol,
44
Hüseyin Barutçu, Erol Berker, Neşet Akmandor, Hüseyin Süha Somer, Korhan
Uzmay, Dumrul Apak, Fevzi Eren, Hacı Ömer Aytaç, Mehmet Ali Terim ve Ali İhsan
Sandıkçı.
b‐ Savunma Tanığı Olarak Dinlenenler: Hayri Erişen, Kayhan Yüceyalçın,
Gültekin Görgül, Sadettin Acar, Neşet Adalı, Aydın Pelin, Şarık Tara, Yavuz Kılıç,
Tuğsavrul Özdamar, Nihat Akgün, Ahmet Suzi Örnekol, İrfan Karaoğlu, Kamuran
Cörtük, Oktay Özyemişci ve Işın Çelebi.
C‐ Davaya Katılanlar ve Savları
1- a- Kamu Ortaklığı idaresi Başkanlığı Vekili Avukat Bülent Alp Uskarcı
13.4.1993 günlü dilekçesiyle; suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılmalarına ve
özel hukuka ilişkin her türlü hakların saklı tutulmasına, karar verilmesini istemiştir.
Bu istem, CMUY'nın 365. maddesi kapsamı içinde görülerek ve suçtan zarar
görme olasılığı gözetilerek 13.4.1993 gününde kabul edilmiştir.
b- Hazine Müsteşarlığı vekilleri Avukat Z. Baran Avcıoğlu, Avukat Çetin
Akıncı ve Avukat Murat Demirören'in 12.1.1995 günlü dilekçeleri ile davaya katılma
istekleri; aynı oturumda olumlu biçimde karara bağlanmıştır. Katılan vekiller
10.671.215.560.364 lira zararın tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
2- Karayolları Genel Müdürlüğü vekilleri Avukat Muammer Semiz ve Avukat
H. Kâmuran Coşkun 13.10.1994 günlü dilekçeleriyle davaya katılma ve Devlet
zararının tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuşlar ve aynı günlü oturumda
suçtan zarar görme olasılığı gözetilerek Karayolları Genel Müdürlüğü'nün de davaya
katılmasına karar verilmiştir.
Davaya katılan idare vekilleri, ilk dilekçelerinde de sözünü ettikleri
10.671.215.560.365 lira Devlet zararının fazlaya ilişkin istemleri saklı kalmak
koşuluyla tahsiline karar verilmesi biçimindeki dileklerini 12.1.1995 günlü
dilekçelerinde de yinelemişlerdir.
D‐ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımın Esas Hakkındaki Görüşü
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 12.1.1995 günlü oturumda sözlü olarak
da açıkladığı esas hakkındaki görüşü şöyledir:
7- İddia ve Savunmalar :
A) İddialar:
Anayasa'nın 100. maddesi uyarınca İzmir Milletvekili Veli Aksoy ve 45
arkadaşı tarafından T.B.M.M. Başkanlığına verilen 21.1.1992 günlü Meclis
Soruşturma önergesi nedeniyle;
T.B.M.M.de, 18.2.1992 gün ve 161 sayı ile önerge konusunun araştırılmasına
37. Birleşimde karar verilerek Meclis Soruşturma Komisyonu kurulmuş,
45
Komisyonca yapılan soruşturma sonucu hazırlanan 9.11.1992- 9/1 sayılı Meclis
Soruşturma Komisyonu Raporu, T.B.M.M. Genel Kurulunun 20.1.1993 gün ve 57.
birleşiminde görüşülerek, 20.1.1993 gün ve 211 sayıyla,
"1. Bayındırlık ve İskân eski Bakanı ve İstanbul Milletvekili İsmail Safa
Giray'ın,
a) Devlet İhale Kanununa aykırı işlemlerinden dolayı keyfi uygulamalara
sebebiyet verdiği,
b) Ayrıca 89/14657 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararını imzalamak suretiyle
haksız ödemelere sebebiyet vererek Devleti zarara uğrattığı ve bu eylemlerine uyan
Türk Ceza Kanununun 240 ve 80 nci maddelerine göre muhakeme edilmek,
2. Bayındırlık ve İskân eski Bakanı ve Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya'nın,
a) Devlet İhale Kanunu,
b) 180 Sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı işlemlerinden dolayı keyfi uygulamalara
sebebiyet verdiği,
c) Ayrıca 89/14657 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararını İmzalamak suretiyle,
haksız ödemelere sebebiyet vererek Devleti zarara uğrattığı ve bu eylemlerine uyan
Türk Ceza Kanununun 240 ve 80 nci maddelerine göre muhakeme edilmek, üzere
Yüce Divan 'a şevklerine karar verilmiş,
Bu karara bağlı olarak Anayasa Mahkemesi'ne gönderilen dava dosyası 1993/1
esasa kaydedilerek Yüce Divan sıfatıyla anılan sanıkların yargılanması başlamıştır.
Diğer yönden, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün çeşitli uygulamaları ile ilgili
usulsüzlük iddialarına ilişkin olarak 19.4.1990 tarih ve 3628 Sayılı Yasa çerçevesinde
incelenmesi ve gerekirse soruşturulması 16.1.1992 gün ve 172 sayılı Bakan oluru ile
uygun görülerek;
Bayındırlık ve İskân ile Maliye Bakanlıkları Müfettişleri ve Sayıştay
Denetçilerinden oluşturulan kurula ileri sürülen iddiaların incelenmesi ve gerekirse
soruşturulması görevi verilmiş, incelemenin konusu 30.10.1989 gün ve 20327 sayılı
Resmi Gazete'de yayınlanan 19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı "Yabancı Para
Birimlerine Dayalı Birim Fiyatlarla İhalesi Yapılmış ve Yapılacak Olan Otoyol,
Köprü, Tünel Yapım İle Kontrollük-Mühendislik Etüt, Proje ve Müşavirlik İşlerinde
Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar" hakkındaki Bakanlar Kurulu
Kararnamesi ile bu kararnameye dayanılarak ve bu kararnamenin uygulanmasına
yönelik olarak müteahhitler ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan "ek
sözleşmeler" ve bu Kararname ile anılan ek sözleşmelere dayanılarak yapılan "Fiyat
Farkı" ödemeleri olarak belirlenmiş, bu doğrultuda yapılan inceleme sonunda
hazırlanan 20.4.1992 gün ve N.E-19/2, İ.G-29/1, HD-59/1, M.D-60/1, E.Ö.-76/1, K.T-
79/3, E.E-71/2, Ö-L-1, E.Ö.-5, S.K.-3 sayılı raporda Karayolları eski Genel Müdürü
Atalay Coşkunoğlu'nun Fiyat Farkı Kararnamesi, buna dayalı olarak imzalanan ek
46
sözleşmelerin fiyat farkına ilişkin hükümleri ile yapılan fiyat farkı ödemelerinin
kararnamenin ruhuna ve lafzına, hukuki ve mantıki gerçeklere, korumak ve
kollamakla yükümlü olduğu Kamu yararına tamamen ters olan, sadece
müteahhitlere ilave çıkar sağlamayı amaçlayan ek sözleşmeler imzalayarak
114.495.025,03 ABD Doları tutarında Devlet zararına sebep olduğu ileri sürülerek
hakkında M.M.H.K. hükümlerine göre Görevi Kötüye Kullanma Savı ile Soruşturma
açılması istenmiş, 27.8.1992 gün ve E.B.I., M.B.15-92/2, R.A.38-92/7 sayılı fezleke ile
de soruşturmanın gerekliliği düşüncesine iştirak edilerek, birinci aşamada karar
verilmek üzere dosya Danıştay Başkanlığı'na gönderilmiştir.
Danıştay İkinci Dairesi yaptığı inceleme sonunda; 2.2.1993 gün ve 1992/1904
esas, 1993/181 karar sayı ile,
"1985 yılında dört etap halinde ihalesi yapılarak tamamlanan Kınalı-Sakarya
Otoyolundan sonra 30.10.1989 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 89/14657 Sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı'na kadar geçen süre içinde sekiz otoyolun ihalesinin
yapılarak inşaasına başlandığı ve 6.12.1985 gün ve 2380 sayılı Bakan oluru uyarınca
Kınalı-Sakarya Otoyolunun ihalesinden sonra ihalesi yapılan diğer otoyollarına ait
birim imalat fiyatlarının, ihalesi yapılacak otoyolun Kınalı-Sakarya Otoyolunun daha
önce serbest rekabet koşullarına göre yapılan ihalesinde oluşmuş birim İmalat
fiyatları esas alınarak bu otoyolun dört etabından hangisine benziyorsa o etaptaki
fiyatlar göz önünde bulundurularak yapılan pazarlık sonucunda yeniden tespit
edildiği, fiyat artışının inşaat genelinde %50 oranını bulduğu, ayrıca sonradan
yapılan her ihale sözleşmesine fiyat farkı ödenmeyeceğine ve ödemelerin ABD Doları
cinsi üzerinden yapılacağına ilişkin hükümler konulduğu anlaşıldığından ve Kınalı-
Sakarya Otoyol ihalesinde oluşan birim imalat fiyatları sonraki ihalelerde pazarlık
yapılarak revize edilmiş bulunduğundan baz birim fiyatlarından söz edilemeyeceği
ve anılan Bakanlar Kurulu Kararında da 1985 yılının baz yıl alınacağına dair açık ve
kesin bir hüküm bulunmadığı cihetle, fiyat farkı hesabında 1985 yılı baz yıl alınmak
suretiyle yüklenicinin kendi hür iradesiyle beyan ettiği sözleşme yılına da 1985 yılı
için öngörülen fiyat farkı katsayıları ve sözleşme yılını izleyen yıllara da yine 1985
yılı baz alınarak bu yıllar için öngörülen yüksek fiyat farkı katsayıları uygulanması
sonucunda düzenlenen ek sözleşmelerle otoyol müteahhitlerine toplam 114.495.025
ABD Dolarının haksız olarak ödenmesine neden olan sanık Atalay Coşkunoğlu'nun
TCK.nun 240 ncı maddesi uyarınca lüzumu muhakemesine, yargılanmasının
Kırıkkale Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına" karar verilmiş, bu karara yönelen
itirazı ikinci derecede inceleyen Danıştay İdari İşler Kurulu 25.5.1993 gün ve 1993/27
esas, 1993/23 karar sayı ile sanık hakkındaki lüzumu muhakeme kararının
onanmasına, itirazın reddine karar vermiştir.
Sanık Atalay Coşkunoğlu hakkında Kırıkkale Asliye Ceza Mahkemesi'ne
böylece açılan kamu davası ile daha önce açılan ve Anayasa Mahkemesi'nde Yüce
Divan sıfatıyla görülmekte olan, sanıklar İsmail Safa Giray ve Cengiz Altınkaya
haklarındaki kamu davası; CYUY.nın 2, 3, 230. maddelerinin ve Anayasa
Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Yasanın 35. maddesi
47
hükümleri ışığında; konu ve eylemsel bağ, kanıtların birlikte ele alınarak
bütünlüğünü bozmadan değerlendirilmesinde yarar görüldüğünden 19.3.1993 günlü
ara kararıyla 1993/1 esas sayılı dosyada birleştirilmiştir.
T.B.M.M.nin 20.1.1993 gün ve 211 sayılı Kararı, bu kararın yollama yaptığı
9.11.1992 gün ve 9/1 sayılı T.B.M.M.nin Soruşturma Raporu ile Danıştay ikinci
Dairesi'nin 2.2.1993 gün ve 1992/1904 esas, 1993/181 karar sayılı son soruşturmanın
açılmasına ilişkin kararının içeriğine göre:
Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinden sonra, sanıkların görevde bulundukları
süre içinde gerçekleştirdikleri suça konu otoyol ihalelerinde, kendilerine yüklenen ve
hukuka aykırı olduğu ileri sürülen eylemler, sırasıyla şunlardır;
1- İsmail Safa Giray için;
a) 1- Proje uzunluğu 150 km. olan, 18.2.1987 tarihinde Makam Oluru'na,
25.2.1987 tarihinde sözleşmeye bağlanan Edirne-Kınalı Otoyolu,
2- Proje uzunluğu 37. km. olan, 20.2.1987 tarihinde Makam Oluru'na, 5.3.1987
tarihinde sözleşmeye bağlanan Anadolu Otoyolu Kazancı-Gümüşova Kesimi,
3- Proje uzunluğu 116 km. olan, 10.10.1986 tarihinde Makam Oluru'na,
29.1.1987 tarihinde sözleşmeye bağlanan Anadolu Otoyolu Gümüşova-Gerede
Kesimi,
4- Proje uzunluğu 227 km. olan, 10.10.1986 tarihinde Makam Oluru'na,
10.12.1986 tarihinde sözleşmeye bağlanan Anadolu Otoyolu Gerede-Ankara ve
Ankara Çevre Yolu Dahil Kesimi,
5- Proje uzunluğu 250 km. olan, 20.2.1987 tarihinde Makam Oluru'na,
19.3.1987 tarihinde sözleşmeye bağlanan Tarsus/Pozantı Ayırım-Adana-Toprakkale-
Gaziantep Otoyolu,
6- Proje uzunluğu 144 km. olan, 13.11.1987 tarihinde Makam Oluru'na,
16.12.1987 tarihinde sözleşmeye bağlanan İzmir Çevre Yolu-Aydın Otoyolu,
7- Proje uzunluğu 15.2 km. olan, 24.3.1989 tarihinde Makam Oluru'na,
29.3.1989 tarihinde sözleşmeye bağlanan Pozantı-Tarsus Otoyolu 1. Kesimi,
İhalelerinde;
- Avan veya uygulama projelerine dayalı olarak, ihale öncesi keşiflerinin
hazırlanmasını,
- İlân, resmi davet, teklif vermeye davet anlamına gelecek bir resmi duyuru
yapılmasını, bunun sonucu olarak da rekabet ortamı oluşmasını,
- Yüklenicilere karşı yapılacak pazarlığa esas olmak üzere, ihale öncesi
herhangi bir resmi birim fiyat tespiti yapılmasını, sağlayacak biçimde, ihalenin tüm
aşamalarını düzenleyen, ihale hukukunun temel ilkelerinin gerçekleştirilmesine
yetecek düzeyde hükümler ihtiva etmeyen, kişisel takdir ve öznel (sübjektif)
48
davranışlara yer veren ve Karayolları Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan ihale esas ve
usullerine olur vermek,
b) Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından her ihale için ayrı ayrı hazırlanan
ve olur vermek suretiyle yazılı ve geçerli düzenleme haline dönüşen, ihale esas ve
usulü olarak kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun olacak şekilde, resmi ihale
komisyonları oluşturulmadan, pazarlık yapılmadan ve geçerli belgelere
dayandırılmadan gerçekleştirilen ihaleler ile sözleşmelerle ilkelere aykırı şekilde
verilen avanslara, kredisi ECU olarak temin edilen otoyol ihalesinde, Dolar/ECU
sabitleştirilmesinin, anlaşma tarihindeki kur yerine, geçmiş tarihteki kur esas
alınarak yapılan fazla ödemeye, müdahale etmemek,
c) Müteahhitlerce, yabancı para birimi ile ihale edilen otoyollarla ilgili olarak,
fiyat farkı verilmeyeceği, işin süresi, yapım şartları bilinerek, tek katılımlı, karşı öneri
yapılmayan ortamda tespit edilen, 1991 yılı fiyatları ile bile yeterince fahiş olan birim
fiyatlara, haddi layık olup olmadığı hususunda herhangi bir resmi araştırma ve
maliyet karşılaştırılması yaptırılmadan, itirazsız bitirilmiş ve bedeli ödenmiş işlerde
geriye yürür şekilde uygulanabilen, ihmal ve yanılgılar sebebi ile, olması gerekenden
daha yüksek fiyat farkı katsayısı veren, bir yıl boyu uygulama yeteneği bulunmayan,
yeterli istatistik hesaplama ve veriye dayanmayan formülleri ihtiva eden yüklenici
lehine olan ve idare çıkarını üstün tutmayan, "Yabancı Para Birimlerine Dayalı Birim
Fiyatlarla İhalesi Yapılmış ve Yapılacak Olan Otoyol, Köprü, Tünel Yapımı ile
Kontrollük-Mühendislik Etüd, Proje ve Müşavirlik İşlerinde Fiyat Farkı Hesabında
Uygulanacak Esaslarla ilgili, 1989/14657 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararını
imzalayarak, fiyat farkı verilmesini sağlamak,
2- Cengiz Altınkaya için,
a) 1- Proje uzunluğu 70 km. olan, 4.12.1989 tarihinde Makam Oluru'na,
14.12.1989 tarihinde sözleşmeye bağlanan Toprakkale- İskenderun Otoyolu,
2- Proje uzunluğu 28 km. olan, 27.10.1989 tarihinde Makam Oluru'na,
13.11.1989 tarihinde sözleşmeye bağlanan İzmir Urla- Çeşme Otoyolu İzmir-Urla
Kesimi,
3- Proje uzunluğu 58 km. olan, 7.11.1989 tarihinde Makam Oluru'na, 8.11.1989
tarihinde sözleşmeye bağlanan Tarsus-Mersin Otoyolu ve E-5 Bağlantısı,
İhalelerinde,
-Avam veya uygulama projelerine dayalı olarak, ihale öncesi keşiflerinin
hazırlanmasını,
-İlân, resmi davet, teklif vermeye davet anlamına gelecek, bir resmi duyuru
yapılmasını, bunun sonucu olarak da rekabet ortamı oluşmasını,
-Yüklenicilere karşı yapılacak pazarlığa esas olmak üzere, ihale öncesi
herhangi bir resmi birim fiyat tespiti yapılmasını,
49
sağlayacak biçimde, ihalenin tüm aşamalarını düzenleyen, İhale Hukukunun
temel ilkelerinin gerçekleştirilmesine yetecek düzeyde hükümler ihtiva etmeyen,
kişisel takdir ve öznel davranışlara yer veren ve Karayolları Genel Müdürlüğü'nce
hazırlanan ihale esas ve usullerine, olur vermek,
b) Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından her ihale için ayrı ayrı hazırlanan
ve olur vermek suretiyle yazılı ve geçerli düzenleme haline dönüşen, ihale esas ve
usulü olarak kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun olacak şekilde, resmi ihale
komisyonları oluşturulmadan, pazarlık yapılmadan ve geçerli belgelere
dayandırılmadan, gerçekleştirilen ihaleler ve sözleşmelerle ilkelere aykırı şekilde
verilen avanslara, kredisi ECU olarak temin edilen otoyol ihalesinde, Dolar/ECU
sabitleştirilmesinin, anlaşma tarihindeki kur yerine, geçmiş tarihli kur esas alınarak
yapılan fazla ödemeye, müdahale etmemek,
c) Müteahhitlerce, yabancı para birimi ile ihale edilen otoyollarla ilgili olarak,
fiyat farkı verilmeyeceği, işin süresi, yapım şartları bilinerek, tek katılımlı, karşı öneri
yapılmayan ortamda tesbit edilen, 1991 yılı fiyatları ile de yeterince fahiş olan birim
fiyatlara, haddi layık olup olmadığı hususunda herhangi bir resmi araştırma ve
maliyet karşılaştırılması yaptırılmadan, itirazsız bitirilmiş ve bedeli ödenmiş işlere de
geriye yürür şekilde uygulanabilen, ihmal ve yanılgılar sebebi ile, olması gerekenden
daha yüksek fiyat farkı katsayısı veren, bir yıl boyu uygulama yeteneği bulunmayan,
yeterli istatistik hesaplama ve veriye dayanmayan formülleri de ihtiva eden,
Yüklenici lehine olan ve idare çıkarını üstün tutmayan, "Yabancı Para Birimlerine
Dayalı Birim Fiyatlarla İhalesi Yapılmış ve Yapılacak Olan Otoyol, Köprü, Tünel
Yapımı ile Kontrollük-Mühendislik Etüt, Proje ve Müşavirlik İşlerinde Fiyat Farkı
Hesabında Uygulanacak Esaslarla ilgili 1989/14657 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nı
imzalayarak fiyat farkı verilmesini sağlamak,
d) Fiyat Farkı Kararnamesi'nin lafzına ve ruhuna, mantıki, matematiksel ve
hukuksal gerçeklerine, kamu yararına ters düşecek, müteahhitlere çıkar sağlayacak
biçimde, Bakanlar Kurulu Kararı'nda açıkça belirtilmediği halde 1985 yılı baz yıl
alınmak suretiyle, sözleşme yılına ve izleyen yıllara yüksek fiyat farkı katsayısı
uygulanmasına neden olan ve Karayolları Genel Müdürü tarafından yapılan ek
sözleşmelere engel olmamak,
e) Otoyol ihalelerinde, yüklenici firmaların fiyat farkı verilmesine ilişkin
taleplerini, 13.12.1983 gün ve 180 Sayılı Bayındırlık ve iskân Bakanlığının Teşkilat ve
görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinde düzenlenen
Yüksek Fen Kurulu'na, 30. maddesinde düzenlenen Bayındırlık Kurulu'na havale
etmemek,
3-Atalay Coşkunoğlu için;
Fiyat Farkı Kararnamesi'nin lafzına ve ruhuna, mantıki, matematiksel ve
hukuksal gerçeklerine, kamu yararına ters düşecek, müteahhitlere çıkar sağlayacak
biçimde, Bakanlar Kurulu Kararı'nda açıkça belirtilmediği halde, 1985, yılı baz yıl
50
alınmak suretiyle, sözleşme yılına ve izleyen yıllara yüksek fiyat farkı katsayısı
uygulanmasına neden olacak şekilde, yüklenicilerle ek sözleşmeler imzalamaktır.
B) Savunmalar:
Sanıklar aşamalarda 2886 sayılı Devlet İhale Yasası ile 180 Sayılı Yasa
Gücündeki Kararname'ye aykırı işlemlerde bulunmadıklarını ve keyfi uygulamalara
neden olmadıklarını;
Yapılan işlerin hiçbirisinin 180 Sayılı Yasa Gücündeki Kararname kapsamında
olmadığını,
Otoyol projelerinin Bakanlar Kurulu'nun 86/10611 Sayılı Kararı ile Karayolları
Genel Müdürlüğü programından ve 2886 Sayılı Yasa kapsamından çıkarılarak Kamu
Ortaklığı İdaresi Projeleri arasına böylece de 2983 Sayılı Yasa kapsamına alındığını,
Kamu Ortaklığı İdaresi Kurulu'nun kararı gereğince otoyol ihalelerinde Toplu Konut
ve Kamu Ortaklığı İdaresi İhale Yönetmeliğinin 59/a maddesi doğrultusunda ihale
usullerine tabi olmaksızın Karayolları Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan, Bayındırlık
ve İskân Bakanlığı'nca onaylanan ihale usul ve esaslarına göre Karayolları Genel
Müdürlüğü'nce yürütüldüğünü ve finansmanının Kamu Ortaklığı İdaresi'nce
karşılandığını, esasen 2983 Sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca 2886, 1050 ve 832
Sayılı Yasaların uygulama yerinin bulunmadığını, Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesi
sırasında görülen bürokratik engellerin diğer otoyol ihalelerinde aşılabilmesi ve 2983
Sayılı Yasanın öngördüğü hızın elde edilebilmesinin amaçlandığını,
Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesine katılan, ancak ihaleyi kazanamayan
firmaların sağladıkları hazır dış kredilerin Kamu Ortaklığı İdaresi Fonu'na
aktarılarak yeni otoyol projelerinin finansmanında kullanılmasının düşünüldüğünü,
Serbest rekabet ortamında gerçekleştirilen Kınalı-Sakarya Otoyolunun dört
ayrı kesimi için teklif edilen fiyatlardan en çok tekrarlanan baz alınmak suretiyle
eşdeğer kabul edilen otoyollarda fiyatların bu baza oturtulduğunu,
89/14657 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın; Doların değer artışının Türk
Lirasına göre enflasyon hızının gerisinde kalması, Doların dünyanın önde gelen
diğer para birimlerine karşı değer kaybı gibi beklenmeyen bir durumun
gerçekleşmesi ve bunu, yüklenicilerin mali yönden sıkıntıya düşmeleri ve işlerinin
aksamaya başlaması karşısında çıkarıldığını,
Diğer otoyollarda pazarlıkta baz alınan Kınalı-Sakarya Otoyolu için teklifler
1985 yılında verilmiş olduğundan, otoyollarla ilgili temaslara yüklenicilerle 1985
yılında başlanılmış ve bir kısmı ile 1985 yılı sonuna doğru, bir kısmı ile de 1986 yılı
başında önsözleşme (protokol) imzalanmış bulunduğundan 89/14657 Sayılı
Kararname'nin uygulanmasında 1985 yılının baz alındığını, savunmuşlar ise de;
20.4.1986 gün ve 86/10611 Sayılı Kararname yürürlüğe girene dek Kınalı-
Sakarya Otoyolu ayrık, diğer otoyollar Karayolları Genel Müdürlüğü projeleri
arasında bulunduğundan ve Bakanlar Kurulu'nca daha önce 5539 Sayılı Yasanın Ek 1
51
ve 2886 Sayılı Yasanın 89. maddeleri gereğince verilmiş bir karar olmadığından; bu
tarihe kadar otoyol ihaleleri 2886 Sayılı Yasaya bağımlıdır.
20.4.1986 tarihinden, 2.7.1986 gün ve K.23 Sayılı Kamu Ortaklığı Kurulu
Kararı ve buna dayalı protokollerin imzalanmasına değin de tasarruf hak ve yetkisi
bulunmadığından, bu dönemdeki otoyollarla ilgili tasarrufların tümü 2886 Sayılı
Devlet İhale Yasası'na aykırıdır.
Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesine katılan ancak kazanamayan yüklenicilerin
bu otoyol için getirdikleri kredilerden hiç biri sonraki otoyolların finansmanında
kullanılmak üzere Kamu Ortaklığı Fonu'na aktarılmış değildir.
Kınalı-Sakarya dışındaki otoyollar için Karayolları Genel Müdürlüğü'nce
seçilen firmalarla ayrı ayrı görüşme yapıldığı, pazarlıkta anlaştıktan sonra kredi
temininde kullanabilmeleri için, herhangi bir tutar da içermeyen önsözleşme
(protokol) imzalandığı,
Yeniden sağlanan bu kredilerin de ancak Hazine ve Dış Ticaret
Müsteşarlığınca uygun görülmesinden sonra kullanılabilirlik çalışmalarına geçildiği,
Bu nedenle hızlandırma, zaman kazanma durumu olmadığı gibi, kredinin;
proje, yapım, kontrollük ve bir yıllık bakım kamulaştırma giderlerinin tümünü
karşılaması gerekirken, ön keşifleri de kendileri yapan yüklenicilerin tahmini tutarı,
sağladıkları krediye göre bildirmeleri nedeniyle sonradan yüksek maliyetler ortaya
çıktığı ve sağlanan kredinin otoyolun bitirilmesine yetmediği,
Kınalı-Sakarya Otoyolu bölümlerinin sonraki otoyolların herhangi biriyle
eşdeğer, benzer olmadığı, esasen bu konuda teknik ve ciddi, bir veri de bulunmadığı,
Sonraki yıllarda yapılan ihalelerin birim fiyatları ve toplam keşif bedellerinin,
Kınalı-Sakarya Otoyolunda oluşan fiyatlardan fazla olması, Kınalı-Sakarya
Otoyolunda söz konusu olmayan kalemlerin, sonraki ihalelerin keşiflerine girmiş
bulunması nedeniyle; Kınalı- Sakarya Otoyolunda oluşan fiyatların "baz" niteliği
taşımadığı,
Bu durumda baz yılının ihalenin yapıldığı yıl olması gerektiği,
Yüklenicinin asıl sözleşmeyi, birim fiyatların otoyolun yapımında bu tarih
itibariyle zarar edici bulunması halinde imzalamasının düşünülemeyeceği, En
azından Bakanlar Kurulu'nun 88/13131 Sayılı Kararı ile; 28.7.1988'e kadar Dolar ile
yurt içindeki enflâsyon artışı, Doların diğer yabancı para birimlerine karşı
durumunda bir değişiklik meydana gelmediğinin kabullenildiği,
Baz yılının 1985 olarak benimsenmesini haklı gösterecek belge ve kanıt
bulunmadığı,
Denetim görevi yapılmamakla da 180 Sayılı Yasa Gücünde Kararname
hükümlerine aykırı davranıldığı,
Yüklenici firmalar ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasındaki yazışmalar,
olaylar ve kanıtları bölümünde açıklanan belge ve kanıtlar, sanıkların doğrudan
52
kendi açıklamaları ve tüm dosya içeriği ile saptandığından, savunmaları geçerli
görülmemiştir.
II- Olaylar ve Kanıtları:
Bayındırlık ve iskân Bakanlığı'nın katma bütçeli bağlı kuruluşlarından olan ve
tüzel kişiliğe sahip bulunan Karayolları Genel Müdürlüğü, ihaleler yönünden
8.9.1983 tarih ve 2886 Sayılı Yasaya bağımlıdır.
İhalelerini anılan Yasa hükümleri dışında yapabilmesi (5539 Sayılı Yasanın Ek
1, 2886 Sayılı Yasanın 89. maddeleri gereğince)
Bakanlar Kurulu'nun bu doğrultuda bîr karar vermesi koşuluyla olanaklıdır.
Bu nedenle; Karayolları Genel Müdürlüğü'nün 1985 yatırım programında yer
alan Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesi, Bakanlar Kurulu'nun 3.1.1985 gün ve 85/8939
sayılı kararıyla 2886 Sayılı Devlet İhale Yasası kapsamından çıkarılmış,
Uygulanacak usul ve esaslar; ihale hukukunun temel kuralları gözetilerek,
devlet ihalelerinde genellikle yerleşmiş yöntemler çerçevesinde hazırlanıp,
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın onaylarıyla yürürlüğe konulmak suretiyle, açıklık
ve yarışma ilkeleri korunarak, düzenli bir biçimde, katılanlar yönünden eşit ve
adalete uygun olarak gerçekleştirilmiştir.
Kınalı-Mahmutbey, Mahmutbey-Çamlıca, Çamlıca-Gebze, İzmit-Sakarya
bölümlerinden oluşan ve İkinci Boğaziçi Karayolu Köprüsü'nü de kapsayan 217 km.
uzunluğundaki Kınalı-Sakarya Otoyolu, sonraki otoyol ihalelerinde temel-model
varsayılmıştır.
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun 28.11.1985 gün K:11 sayılı
kararının ikinci bendindeki önerisi, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün 25.3.1986 gün
0843 sayılı başvurusu üzerine Yüksek Planlama Kurulu'nun 14.4.1986 gün ve 20
sayılı raporuyla "İzmir-Urla-Çeşme, Tarsus-Pozantı, Sakarya-Hendek-Bolu-Ankara,
İzmir-Torbalı-Aydın-Denizli, İzmir-Salihli, Edirne-Kınalı, Tarsus/Pozantı Ayırımı-
Adana-Toprakkale-Gaziantep Otoyollarının Karayolları Genel Müdürlüğü yatırım
projeleri arasından çıkarılarak, Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı projeleri olarak yer
alması..." uygun görülmüş ve Bakanlar Kurulu'nun 20.4.1986 gün 86/10611 Sayılı
Kararıyla kabul edilmiş,
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nca 2.7.1986 gün ve K.23 sayıyla;
(otoyol projelerinden henüz ihalesi yapılmamış olan bölümlerle ilgili ihale
işlemlerinin "Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı idaresi Başkanlığı İhale
Yönetmeliğimin, ihale usullerine tabi olmaksızın kamu kurum ve kuruluşlarına iş
yaptırılması ile ilgili 59/a maddesi gereğince, Karayolları Genel Müdürlüğü'nce
hazırlanıp Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından onaylanan ihale usul ve esaslarına
göre Karayolları Genel Müdürlüğü eliyle yürütülmesine, finansman işlemlerinin
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı ile Karayolları Genel Müdürlüğü
arasında imzalanacak birer protokolle düzenlenmesine) karar verilmiş,
53
Otoyol projelerinin gerçekleştirilmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü'yle
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı'nın yapacağı işler 2.7.1986 günü
imzalanan iki ayrı protokolle saptanmıştır.
Tüm bu açıklamaların ışığında;
a) Bakanlar Kurulu'nun 20.4.1986 gün ve 86/10611 Sayılı Kararı'na değin
(İzmir - Urla - Çeşme, Tarsus-Pozantı, Sakarya- - Hendek- Bolu - Ankara, İzmir -
Torbalı - Aydın - Denizli, İzmir-Salihli, Edirne-Kınalı, Tarsus/Pozantı Ayırımı-Adana
Toprakkale Gaziantep Otoyolları'nın Karayolları Genel Müdürlüğü yatırım projeleri
arasında bulunduğunda;
Bakanlar Kurulu'nca daha önce 5539 Sayılı Yasanın Ek 1 ve 2886 Sayılı
Yasanın 89. maddeleri gereğince verilmiş bir başka karar bulunmadığından Devlet
İhale Yasası hükümlerine bağımlı olduğunda;
b) 86/10611 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca anılan Otoyolların
20.4.1986 tarihinden itibaren Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı idaresi projeleri
kapsamına alındığı ve 2.7.1986 günü imzalanan protokoller gereğince ihale işlemleri
konusunda Karayolları Genel Müdürlüğü'nün görev yüklendiğinde;
Dolayısıyla da; 20.4.1986 tarihine dek gerek Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve
gerekse Karayolları Genel Müdürlüğü'nün bu konuda 2886 sayılı Devlet İhale Yasası
hükümleri dışında ve 20.4.1986 ile 2.7.1986 tarihleri arasında Karayolları Genel
Müdürlüğü'nün otoyollarla ilgili hiçbir tasarrufta bulunma yetkisi olmadığında;
duraksama yoktur.
1- Sanık İsmail Safa Giray'ın Bayındırlık ve iskân Bakanı olarak; (Kazancı-
Gümüşova, Gerede-Ankara, Tarsus/Pozantı Ayırımı Adana - Toprakkale -
Gaziantep, İzmir - Torbalı - Aydın, Edirne Kınalı Otoyol ihaleleri) Karayolları Genel
Müdürlüğü yatırım programında olduğu ve Devlet İhale Yasasına bağımlı
bulunduğu dönemde, 2886 sayılı Yasaya aykırı olarak, belirtilen otoyollar için
sonradan ihale usul ve esasları olarak kabul edilen 6.12.1985 tarih ve 2380 sayılı oluru
imzaladığı,
2- Yine aynı dönemde; Karayolları Genel Müdürlüğü ile Gümüşova - Gerede
Otoyolu için 29.11.1985 tarihinde Astaldi, Edirne Kınalı Otoyolu için 6.12.1985
tarihinde Doğuş, Gerede - Ankara Otoyolu için 27.1.1986 tarihinde Enka, Kazancı -
Gümüşova Otoyolu için 4.6.1986 tarihinde Entes firmalarıyla kredi temininde
kullanmaları için imzalanan ve herhangi bir bedel içermediği halde, 30.10.1989'dan
sonra düzenlenen ek sözleşmelerde baz yılı olarak 1985'in gösterilmesine neden olan
ön protokolleri denetlemediği gibi;
3- Devlet ihalelerinde genellikle uygulanan yöntemlere ve ihale hukukunun
duyuru, açıklık, katılım, yarışma olanağı, eşitlik ve adil olma ilkelerine uymayan;
Karayolları Genel Müdürlüğü'nce önceden hazırlanmış avan veya uygulama
projeleri, bunlara dayalı keşifler ve resmi birim fiyatlar olmaksızın yüklenicilerle
pazarlığa olanak veren;
54
Görevlendirilmiş resmi bir ihale komisyonu oluşturulması ve resmi pazarlık
tutanağı düzenlenmesini gerektirmeyen;
Tümden öznel takdir ve tasarruflara ortam hazırlayan; ihale usul ve esasları
olarak kabul edilen 6.12.1985 gün ve 2380, 19.4.1986 gün ve 742, 24.3.1989 gün ve
2318 sayılı olurlar ile;
4- a) Yalnızca bir firmayla görüşme yapılmasına ve dolayısıyle yarışma
(rekabet) ortamının kalkmasına;
b) Yüklenicinin temin ettiği kredi miktarıyla sınırlı, proje ve etüt çalışmalarına
dayanmayan (sonradan yüksek maliyet artışları yaratan) keşif özetleri
düzenlenmesine;
c) Proje yerine tüm ihale bedeli üzerinden yabancı para birimi olarak, aşırı
oranda ve hemen avans ödenmesine;
d) Benzer kabul edilen Kınalı-Sakarya Otoyol kesimi için verilen teklif
fiyatlarından (en çok tekrarlandığı görüşüyle) Karayolları Genel Müdürlüğü'nce
seçilip hazırlanan birim fiyatlara göre % 9.8, 10.2, 17.1, 18.9, 22.1, 22.9, 50.1 gibi
oranlarda yükseltilmiş fiyatlarla sözleşme yapılmasına neden olan;
Gümüşova-Gerede Otoyoluna ilişkin 10.10.1986 gün ve 2140
sayılı,
Gerede-Ankara Otoyoluna ilişkin 10.10.1986 gün ve 2141
sayılı,
Edirne - Kınalı Otoyoluna ilişkin 18.2.1987 gün ve 642 sayılı,
Tarsus/Pozantı Ayrımı -Adana- Toprakkale- Gaziantep Otoyoluna ilişkin
20.2.1987 gün ve 687 sayılı,
Kazancı-Gümüşova Otoyoluna ilişkin 20.2.1987 gün ve 688 sayılı,
İzmir - Aydın Otoyoluna ilişkin 13.11.1987 gün ve 4021 sayılı ihale olurlarını,
Yukarıda (4-a, b, c, d) açıklanan olumsuzluklara ek olarak; Tarsus - Pozantı
otoyolunun 1989 yatırım programında "yap-işlet-devret modeli" ile yapımı
öngörülmüş ve 13.4.1989'da Yüksek Planlama Kurulu'nun T-27 sayılı kararıyla bu
model kapsamından çıkarılıp" % 45-55 modeli"nin uygulanmasına geçilmiş olduğu
halde, 24.3.1989 günü (henüz yap-işlet-devret modeli kapsamındaki otoyolun, Yasal
olarak yürürlüğe girmemiş % 45-55 modeliyle) ihalesine olanak yaratan 2318 sayılı
oluru imzaladığı,
5- Sözkonusu olurlara dayanılarak Karayolları Genel Müdürlüğü'nce
yüklenicilerle 10.12.1986, 29.1.1987, 25.2.1987, 5.3.1987, 19.3.1987, 16.12.1987, 29.3.1989
tarihlerinde imzalanan sözleşmeleri ve uygulamalarını denetlemediği,
Bu denetimsizliğin;
55
24.3.1989 gün ve 2319 sayı ile Tarsus-Pozantı I. kesimini oluşturan 15 km.lik
otoyolun proje ve yapımı için verilen ihale onayına dayanılarak 29.3.1989 gün ve
2318 sayılı sözleşmeye (5 gün önceki ihale oluru 2319 sayılı olduğu halde, sonraki
tarihli sözleşmenin bundan önceki 2318 sayısını taşıması dikkat çekicidir), bir
maddeyle "otoyolun devamı olan 30 km.lik kısmın proje, yapım ve bakımını da
idarenin müteahhitten talep edebileceği" eklenerek, ihale oluru bulunmayan işin de
aynı yükleniciye verilmesi ve % 700'e varan maliyet artışına neden olacak düzeye
ulaştığı,
2- Sanık Cengiz Altınkaya'nın Bayındırlık ve İskân Bakanı olarak;
A) Yarışma ortamını kaldırıp bir firmayla görüşme yapılmasına,
Proje ve etüt çalışmasına dayanmayan, yüklenicinin sağladığı kredi miktarına
göre (sonradan yüksek maliyet artışları doğuran) keşif özetleri düzenlenmesine,
Yalnız proje yerine tüm ihale bedeli üzerinden yabancı para birimiyle aşırı
oranda ve hemen avans ödenmesine,
Benzer kabul edilen Kınalı-Sakarya Otoyol bölümü için önerilen fiyatlardan
Karayolları Genel Müdürlüğü'nce seçilip hazırlanan birim fiyatlarına göre % 50.3,
54.1, 57'ye varan oranlarda yükseltilmiş fiyatlarla sözleşme yapılmasına neden olmak
yanında;
1- a) Tarsus - Mersin Otoyolu yatırım programında hiç yok iken, Tarsus -
Pozantı I. ve II. Kesim Otoyolların yapımını üstlenen firmanın Ağustos-1989'daki
başvurusunu Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın önerisi olarak 16.10.1989 gün, 2974
sayılı yazıyla Yüksek Planlama Kurulu'na iletip 16.10.1989 gün ve 67 sayılı rapor ve
23.10.1989 tarih 89/14686 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yatırım programına
alınması sağlandıktan sonra anılan otoyolun da aynı yükleniciye verilmesine olanak
yaratan 3.11.1989 gün ve 8395 sayılı ihale usul ve esasına ilişkin oluru,
b) Yüksek Planlama Kurulu'nca 24.10.1989 gün ve T-91 sayı ile; İzmir - Urla -
Çeşme Otoyolunun yalnızca I. kesimini oluşturan İzmir - Urla bölümü yatırım
programına alınmış olduğu halde, "İzmir-Urla - Çeşme" denilerek yatırım
programında bulunmayan Urla- Çeşme II. kesimini de kapsamına alan, ayrıca henüz
Resmi Gazete'de yayınlanmamış ve yürürlüğe girmemiş 30.10.1989 tarih 89/14657
sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine dayanılarak, 1985 yılında yapılan Kınalı-
Sakarya otoyolu ihalesinde müteahhitlerce verilen fiyatlardan Karayolları Genel
Müdürlüğü'nce seçilerek oluşturulan birim fiyatların 1989 bazına getirilmek suretiyle
ve gerektiğinde revize edilerek belirlenmesine ortam hazırlayan açıklamayı içeren
ihale usul ve esaslarına ilişkin 27.10.1989 gün ve 8195 sayılı oluru,
c) Toprakkale-İskenderun Otoyolu 1989 yılı yatırım programında yok iken,
sonradan bu otoyolun yüklenicisi olan firmanın 21.9.1989 tarihli başvurusunu
benimseyip Tarsus-Mersin Otoyolu ile birlikte Bakanlar Kurulu'nun 23.10.1989 gün
ve 14686 sayılı kararıyla yatırım programına alınmasını gerçekleştirip, bu yatırım
programında bulunmayan (Ceyhan- Yumurtalık Bağlantısını ve 1985 birim
56
fiyatlarının 1989 bazına getirilmesi suretiyle ve revize edilerek ihalesini sağlayan
açıklamayı da içeren usul ve esaslara ilişkin 14.11.1989 gün ve 8676 sayılı oluru,
imzaladığı,
2- a) 24.3.1989 gün 2319 sayılı ihale usul ve esası oluru yalnızca Tarsus-Pozantı
I. kesimiyle sınırlı verilmiş olduğu halde, yükleniciyle Karayolları Genel Müdürlüğü
arasında imzalanan 29.3.1989 tarihli sözleşmenin 9. maddesindeki düzenlemeye
dayanılarak 31.4 km.lik II. kesim için toplam maliyette % 700 düzeyinde artışa ortam
yaratan ek sözleşmeyle ilgili 25.7.1989 gün ve 5488 sayılı oluru;
b) Tarsus-Mersin Otoyolunun finansman koşullarına Kamu Ortaklığı
İdaresi'nce yöneltilen itirazla ilgili araştırma yapılmaksızın 7.11.1989 gün ve 8529
sayılı sözleşme oluru;
c) Toprakkale-İskenderun Otoyolu ihale usul ve esaslarına ilişkin 14.11.1989
gün 8676 sayılı onaydan sonra Maliye ve Gümrük Bakanlığı'nın, yayınlanarak
yürürlüğe giren 21.11.1989 tarih ve 14 no.lu "Devlet İhaleleri Genelgesi" hükümlerine
aykırı olarak 5.12.1989 gün ve 9193 sayılı sözleşme oluru;
d) Yatırım programında olmadığı halde 27.10.1989 gün ve 8195 sayılı İzmir-
Urla ihalesi usul ve esası oluruna Urla-Çeşme kesiminin dahil edilmesinden sonra
"İdare, Urla-Çeşme kesiminin proje, yapım ve bir yıllık bakım işini müteahhitten
istediği takdirde, müteahhit bu kesimi de yapmayı taahhüt eder." ve "İzmir-Urla
kesiminin devamı olan Urla-Çeşme kesiminin de 1989 fiyatlarıyla aynı yükleniciye
yaptırılması" eklemeleri bulunan 2.11.1989 gün 8330 sayılı sözleşme oluru ve bundan
yola çıkarak yüklenicinin 11.1.1990 günlü isteği üzerine de Urla-Çeşme için 15.3.1990
gün 2076 sayılı ek ve önceki olurlarda yer almayan İzmir Kent Geçişi için 5.4.1991
gün 3550 sayılı oluru;
e) Gümüşova-Gerede Otoyolu; Gümüşova-Düzce, Düzce-Bolu (Bolu Dağı
Geçişi), Bolu-Gerede olmak üzere üç kesimde düşünülüp 9.4.1986 gün 742 sayılı ihale
usul ve esasları oluru, buna dayandırılan 10.10.1986 gün ve 2140 sayılı sözleşme
oluru ile I. ve III. kesimlerin proje ve yapımı, II. kesim Bolu Dağı Geçişinin ise yalnız
proje işinin ihalesine onay verildiği halde, "ön projenin hazırlanıp idareye verilmesi"
koşulu yerine getirilmeden, getirilmiş gibi ve baz yılı 1985 olarak uygulanıp
Karayolları Genel Müdürlüğü'nce oluşturulan birim fiyatlara göre % 53.6, bir ve
üçüncü kesimlerin sözleşme fiyatlarına göre de % 39.4 oranında yükseltilmiş,
yüklenici yararına beş yıl öncenin Dolar/Ecu paritesini geçerli kılan 10.1.1989 gün ve
428 sayılı sözleşme oluru;
verdiği,
B) Kınalı-Sakarya Otoyolundan sonraki diğer otoyol ihaleleri; benzer kabul
edilen bölümler için "en fazla tekrarlanan fiyat" baz alınarak yapılan pazarlık
sonucunda değiştirilerek (revize edilerek) ihale oluruna yansıyan % 9.8-57 arasında
değişen oranlarda yükseltilmiş, yeni fiyatlarla gerçekleştirilmiş ve pazarlık sonucu
oluşan bu birim fiyatlar kendileri için kâr edici bulunması (en azından zarar ettirici
57
olmaması) nedeniyle sözleşmeleri imzalamış olan yüklenicilerin, sonradan içerikleri
aynı yakınmalarla "Doların dünya piyasalarındaki değerinin düştüğü", "Doların ve
ihalede geçerli diğer yabancı paranın Türk Lirası karşısındaki değer artışının, yurtiçi
enflâsyon oranının altında kaldığı", "Yurtiçi maliyetlerin vergi, sigorta, zorunlu
tasarruf v.s. düzenlemeler nedeniyle arttığı" ileri sürülerek fiyat farkı istenilmesi
üzerine Karayolları Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan "Yabancı Para Birimlerine
Dayalı Birim Fiyatlarla İhalesi Yapılmış ve Yapılacak Olan Otoyol, Köprü, Tünel
Yapımı ile Kontrollük-Mühendislik Etüd, Proje ve Müşavirlik İşlerinde Fiyat Farkı
Hesabında Uygulanacak Esaslar"a ilişkin TASLAK, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'na
sunulduğunda;
a) 1985'ten beri yabancı para birimleriyle ihale edilen otoyolların ana
sözleşmelerinde (Md.70,71) "....ülkede ağır ekonomik bunalım ve devalüasyon olsa
bile fiyat farkı ödenmeyeceği....."ne ilişkin hüküm bulunduğunu,
b) 27.8.1988 tarih 88/13181 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi'nde de
"....yabancı para birimleriyle ihale edilen işlerde fiyat farkı ödenmeyeceği..... "nin
öngörülmüş, böylece bu kararname tarihine değin (diğer bir anlatımla 1985-1988
arasındaki sürede) koşullarda bir değişiklik meydana gelmediğinin Bakanlar
Kurulu'nca benimsenmiş olduğunu,
c) Önceki yıllarda çıkarılan fiyat farkı kararnamelerinde duraksamaya yer
bırakmayacak biçimde (sözleşme fiyatı) esas alındığı halde, kararname taslağında
(baz yılı), (Birim fiyat) gibi açık olmayan, uygulamada yoruma ve takdire yer bırakan
soyut sözcüklere yer verildiğini,
d) Geçerli sözleşmelere göre yapılıp hiç bir itiraza uğramadan bitirilmiş ve
ödenmiş imalata da fiyat farkı ödenmesi sonucunu doğurduğunu,
e) Formülasyonun saptanmasında; avansa, kâra, genel giderlere (D.S.İ.
ihalelerinde olduğu gibi) fiyat farkı verilmemesi gerekirken verildiğini,
f) Yabancı parayla yurt dışından gerçekleştirilen makine, teçhizat, hammadde
alımı, yabancı personel ödemelerine ilişkin artışa yabancı paranın ait olduğu
ülkedeki endeks yerine Türkiye'deki endeksin uygulandığını,
g) Kararname taslağına ait gerekçede "... Yabancı para birimlerinde meydana
gelebilecek değer kayıplarının, fiyat farkı olarak kendilerine ödeneceğinin, teklif
öncesinde müteahhitlerce bilinmesi halinde, teklif bedelinin daha düşük olacağının
beklenildiği" belirtilmekle, önceki ihalelerde "....fiyat farkı ödenmeyeceği...." hükmü
karşısında yüklenicilerin birim fiyat önerilerini yüksek tuttuklarının kabulü
gerektiğini,
Gözetmediği;
h) Tüm bunlar ile yüklenicilerin tez ve isteklerinin gerçeğe uygun olup
olmadığı, pazarlık sonucu oluşan sözleşme fiyatlarının zaman içinde "zarar edici"
duruma gelip gelmediğine dair herhangi bir resmi araştırma, maliyet karşılaştırması
58
yaptırmadan Bakanlar Kurulu'na göndererek 30.10.1989 tarih 89/14657 sayılı
Kararnamenin çıkmasına neden olduğu gibi;
Bu kararnameye dayanılarak Karayolları Genel Müdürlüğü'yle yükleniciler
arasında imzalanan ek sözleşmeleri ve uygulanmalarını denetlemeyerek;
30.10.1989'dan önceki ihalelerde baz yılının 1985 ve sonraki ihalelerde de 1985 birim
fiyatlarının 1989 bazına getirilerek ve gerektiğinde revize edilmesi suretiyle kamu
zararı doğmasına neden olduğu,
3- Sanık Atalay Coşkunoğlu'nun Karayolları Genel Müdürü olarak;
3.1.1985 tarih 85/8939 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ışığında ihalesi yapılan
Kınalı-Sakarya Otoyolu dışında 86/10611 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen
1986 yılı yatırım programındaki otoyollar, 20.4.1986 tarihine değin Karayolları Genel
Müdürlüğü projeleri arasında ve 2886 sayılı Devlet İhale Yasasına bağımlı
bulunduğu ve bunları Karayolları Genel Müdürlüğü projeleri arasından çıkarıp,
Kamu Ortaklığı İdaresi projelerine aktaran 86/10611 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı'nın yürürlük tarihi, 20.4.1986 ile Kamu Ortaklığı İdaresi ve Karayolları Genel
Müdürlüğünün arasında protokollerin imzalandığı 2.7.1986 tarihine dek de
Karayolları Genel Müdürlüğü'nün otoyollar üzerinde hiç bir tasarruf yetkisine sahip
olmadığı dönemlerde; 2886 Sayılı Yasaya aykırı biçim ve içerikteki 6.12.1985 gün ve
2380 Sayılı Olur'a konu; Gerede-Ankara, Edirne-Kınalı, Kazancı-Gümüşova,
Tarsus/Pozantı Ayırımı- Adana Toprakkale - Gaziantep, İzmir - Aydın Otoyolları ile
9.4.1986 gün ve 742 Sayılı Olur'a konu Gümüşova - Gerede Otoyolu için ihale usul ve
esaslarını hazırladığı,
Yine 2886 Sayılı Yasaya aykırı olarak; Gümüşova-Gerede Otoyolu için
29.11.1985, Edirne-Kınalı Otoyolu için 6.12.1985, Gerede - Ankara Otoyolu için
27.1.1986 tarihli ve hiç bir tasarruf yetkisi bulunmadığı halde Kazancı-Gümüşova
Otoyolu için de 4.6.1986 günlü (ilgili firmalara kredi sağlamada kullanılmak üzere)
ön protokolleri;
9.4.1986 gün ve 742 Sayılı ihale Usul ve Esası Olur'uyla Gümüşova-Gerede
Otoyolunun Gümüşova-Düzce ve Bolu-Gerede kesimlerinin proje ve yapım, Düzce-
Bolu (Bolu Dağı Geçişi) kesiminin ise yalnızca proje işinin ihalesine onay verildiği,
anılan kesimle ilgili "ön projenin hazırlanıp idareye verilmesi" koşulu
gerçekleşmeden (baz yılını 1985 ve Dolar/Ecu paritesini de bu tarihe göre geçerli
kılan) 10.1.1989 gün ve 428 Sayılı Sözleşmeyi;
1985 yılında Kınalı-Sakarya Otoyolunun bölümleri için ihalede yüklenicilerce
önerilen fiyatlardan en çok tekrarlananlar baz alınarak yapıldığı ileri sürülen
(gerçekte resmen oluşturulmuş birim fiyatla ilgili belge ve pazarlık tutanakları
bulunmayan) özel görüşmeler sonunda bu fiyatlara göre, Gümüşova-Gerede
Otoyolu I. ve III. kesim için 29.1.1987 tarihli %10.2, II. kesim (Bolu Dağı Geçişi) için
10.1.1989 tarihli %53.6, Gerede - Ankara Otoyolu için 10.12.1986 tarihli %22.9,
Tarsus/Pozantı Ayırımı-Adana-Toprakkale-Gaziantep Otoyolu için 19.3.1987 tarihli
%17.1, İzmir-Aydın Otoyolu için 16.12.1987 tarihinde % 22.1 Kazancı-Gümüşova
59
otoyolu için 5.3.1987 tarihinde %9.98, Edirne-Kınalı Otoyolu için 25.2.1987 tarihinde
%18.69) Tarsus-Pozantı Otoyolu I. kesimi için 29.3.1989 tarihinde %50.1,
Tarsus/Pozantı Otoyolu II. kesimi için 1.8.1989 tarihinde %54.88 oranında
yükseltilmiş fiyatlarla sözleşmeleri;
İmzaladığı,
1989 yılı yatırım programında yalnızca I. kesiminin "yap-işlet-devret"
modeliyle yapımı öngörülmüş olan, Tarsus-Pozantı Otoyolunun; Yasal olarak
yürürlüğe girmemiş "%45-55 modeliyle ihalesine ilişkin 24.3.1989 gün ve 2319 sayılı
usul ve esas olurunu hazırladığı, olur I. kesimle sınırlı olmasına rağmen 29.3.1989
gün ve 2318 sayılı sözleşmenin 9. maddesindeki düzenlemeye dayanarak 27.5.1989
tarih ve 5488 sayılı ek sözleşmeyle II. kesimin yapımını da aynı yükleniciye verdiği,
Yüksek Planlama Kurulu'nun 24.10.1989 tarih ve T-91 Sayılı Kararıyla İzmir-
Urla-Çeşme Otoyolunun yalnız I. kesimi oluşturan İzmir-Urla bölümü yatırım
programına alınmış olmasına karşın, 27.10.1989 gün ve 8195 Sayılı İhale Usul ve
Esası Oluru'na ;Urla- Çeşme II. kesimini ve henüz yayınlanmamış, yürürlüğe
girmemiş 89/14657 Sayılı Kararnamenin uygulanmasını sağlayıcı hükümleri eklediği,
Ayrıca;
Ana sözleşmelerle "...ağır ekonomik bunalım ve devalüasyon olsa bile fiyat
farkı ödenmeyeceği..." ni kabul edip pazarlık sonucu oluşan birim fiyatların sözleşme
tarihi itibariyle "zarar edici" olmadığını görerek imzalayan yüklenicilerin ileri
sürdükleri fiyat farkı isteklerini benimseyip, yeterli araştırma, inceleme ve
denetimden geçirmeden; önceki fiyat farkı kararnamelerinde sürekli kullanılıp
yerleşmiş bulunan "sözleşme fiyatı" yerine "birim fiyat" ve özellikle "baz yılı" gibi
soyut, yoruma ve öznel takdire neden olacak sözcüklere yer veren; avans, kâr, genel
giderin kapsam dışında bırakılmasına, yabancı parayla yurt dışından gerçekleştirilen
alımlar ve yabancı personel ödemeleriyle ilgili olarak yabancı paranın ait olduğu
ülkedeki endeksin uygulanmasına ilişkin örnekleri (DSİ sözleşmeleri gibi) gözardı
eden,..." Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar"a dair tasarıyı hazırlayıp
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'na gönderdiği,
30.10.1989 tarih 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi baz yılının 1985
olacağı konusunda hiçbir açıklık içermediği halde;
Yüklenicilerle Aralık 1989 ve Ocak 199O'da imzaladığı ek sözleşmelerle;
İhale oluru tarihi; 10.10.1986, ana sözleşme tarihi 10.12.1986 olan Gerede-
Ankara,
İhale oluru tarihi; 10.10.1986, ana sözleşme tarihi 29.1.1987 olan Gümüşova-
Gerede I. ve III. kesim,
İhale oluru tarihi; 18.2.1987, ana sözleşme tarihi 25.2.1987 olan Edirne-Kınalı,
60
İhale oluru tarihi; 20.2.1987, ana sözleşme tarihi 5.3.1987 olan Kazancı-
Gümüşova,
İhale oluru tarihi; 20.2.1987, ana sözleşme tarihi 19.3.1987 olan Tarsus/Pozantı
Ayırımı-Adana-Toprakkale-Gaziantep,
İhale oluru tarihi; 13.11.1987, ana sözleşme tarihi 6.12.1987 olan İzmir-Aydın,
İhale oluru tarihi; 24.3.1989, ana sözleşme tarihi 29.3.1989 olan Tarsus -
Pozantı I. kesim,
İhale oluru tarihi; 25.7.1989, ana sözleşme tarihi 1.8.1989 olan Tarsus-Pozantı
II. kesim Otoyolların Fiyat Farkı Baz Yılını 1985 olarak uygulamak suretiyle;
31.12.1991 itibariyle 114.495.025 Amerikan Dolan fazla ödemeye sebebiyet
verdiği,
Gümüşova-Gerede Otoyolunun II. bölümünü oluşturan Düzce- Bolu (Bolu
Dağı Geçişi) nin, 29.1.1987 tarihli olurla yalnızca proje işinin ihale edilmesine ve
koşulu gerçekleşmeden 10.1.1989 günlü (baz yılını 1985 ve Dolar/ECU paritesini de
bu yıla göre geçerli kabul eden) sözleşmeyle aynı yükleniciye verilmesinden sonra
Kamu Ortaklığı İdaresi ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının itirazları üzerine
baz yılının 1987 olarak düzeltildiği ve kamu zararının önlendiği,
Katılanların iddiaları, yukarıda anılan Yüksek Planlama Kurulu karar ve
raporları, Kamu Ortaklığı İdaresi Kurulu Kararları, Bakanlar Kurulu Kararnameleri,
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı İhale Yönetmeliği, Kamu
Ortaklığı İdaresiyle Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokoller,
ihale usul ve esasları olurları, ihale (sözleşme) olurları, ana ve ek sözleşmeler,
müfettiş soruşturma rapor ve özetlemeleri (fezlekeleri) ile ekleri, Devlet İhaleleri
Genelgesi, yüklenici firmalarla Karayolları Genel Müdürlüğü arasındaki yazışmalar,
Atkins Raporu çevirileri, Yüce Divan'ca yazılan yazılara Başbakanlık, Bayındırlık ve
İskân Bakanlığı, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Kamu Ortaklığı İdaresi,
Karayolları Genel Müdürlüğü'nce verilen yanıtlar ve eklerindeki belgeler, Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 18.7.1994, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı'nın
14.7.1994 tarihli yanıt yazılarına ekli tablo ve endeksler, sanıklara ait görev belgeleri,
nüfus ve adli sicil kayıtları, sürücü belgeleri ile ilgili yanıtlar,
Veli Aksoy, Ercan Öz, Özcan Lokmanoğlu, Ali Namık Ergün, İlkutlu Gönülal,
Erhan Erdoğan, Mehmet Emin Özkızıklı, Kayhan Türkmenoğlu, Muhtemit Dağlı,
Hıfzı Deveci, Ayşe Nurseli Cezayirlioğlu, Nurhan Karahan, Gönül Balkır, Arif Zeki
Tutumlu, Erhan Hürol, Hüseyin Barutçu, Erol Berker, Neşet Akmandor, Hüseyin
Süha Somer, Kornan Uzmay, Dumrul Apak, Fevzi Eren, Hacı Ömer Aytaç, Mehmet
Ali Terim, Ali İhsan Sandıkçı ile savunma amacıyla gösterilen Hayrı Erişen, Kayhan
Yüceyalçın, Gültekin Gönül, Sadettin Acar, Neşet Adalı, Aydın Pelin, Şarık Tara,
Yavuz Kılıç, Tuğsavrul Özdamar, Nihat Akgün, Ahmet Suzi Örnekol, İrfan
Karaoğlu, Kamuran Cörtük, Oktay Özyemişçi, Işın Çelebi'nİn birbirini aşama aşama
61
doğrulayıp destekleyen ve tümleyen antlı tanıklıkları, sanıkların savunmaları ve tüm
dosya kapsamıyla anlaşılmış,
Bunların ışığında;
1- Sanıklar İsmail Safa Giray ve Cengiz Altınkaya'nın; gerekli ve yeterli
inceleme yapmadan ya da yaptırmadan otoyollar için Karayolları Genel
Müdürlüğü'nce İhale Yasası ve Hukuk'un ilkelerine aykırı biçim ve içerikte
hazırlanan ihale usul ve esası olurları ile ihale (sözleşme) olurlarını onaylayarak,
sözleşmelerin düzenlenme ve uygulanmasını da denetlemeyerek; bu konuda
görevlerini savsadıkları,
2- Sanık Cengiz Altınkaya'nın ayrıca "....Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak
Esaslar" hakkındaki kararname taslağını; otoyolların sözleşme fiyatları bakımından
fiyat farkı verilmesini gerektirip gerektirmediği yönünden ve formülasyonun içerdiği
hatalar, ile soyut, yorum ve takdire olanak bırakan sözcüklerden arındırılması için
araştırma, inceleme yapmamak, 89/14657 Sayılı Kararnamenin uygulanması
sırasında; düzenlenen sekiz ayrı otoyolla ilgili ek sözleşmelerin düzenlenmesini ve
bunların uygulanmasını denetlememek suretiyle görevini ilkinden bağımsız ve
zincirleme biçimde savsadığı,
3- Sanık Atalay Coşkunoğlu'nun; otoyol yüklenicilerinin fiyat farkı
isteklerinin, sözleşme birim fiyatlarına göre gerçeğe uygun ve yerinde olup
olmadığını, görevinin gereğinin aksine araştırmadan aynen benimseyip soyut,
yoruma ve öznel takdire olanak sağlayan sözcüklere yer verdiği, formülasyonda
örnek sözleşmelerdeki düzenlemeleri gözardı ettiği taslağı, Bayındırlık ve İskân
Bakanlığı'na sevk etmek yanında; 2886 Sayılı Yasaya, İhale Hukuku'na aykırı ve
yetkisinin de bulunmadığı dönemlerde düzenlediği ihale olur ve esasları ile
imzaladığı ön protokollerden yararlanarak kamu zararına neden olacak biçimde baz
yılını 1985 olarak kabul eden sekiz adet ek sözleşme imzalayarak görevini ve
görevine dahil bulunan yetkiyi zincirleme olarak kötüye kullandığı,
sonuç ve görüşüne ulaşılmıştır.
III- Değerlendirme ve Nitelendirme:
Davanın konusu otoyollara ilişkin bulunduğundan, otoyolun tanımı ve genel
olarak (otoyolları da kapsayan) yatırımların gerçekleştirilme biçimine
değinilmesinde yarar görülmüştür.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 3. maddesine göre otoyol; "Erişme
kontrollü karayolu (Otoyol-ekspres yol); özellikle transit trafiğe tahsis edilen, belirli
yerler ve şartlar dışında giriş ve çıkışın yasaklandığı, yaya, hayvan ve motorsuz
araçların girmediği, ancak, izin verilen motorlu araçların yararlandığı ve trafiğin özel
kontrole tabi tutulduğu karayoludur." 5539 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa'nın 15. maddesinde; "Otoyollar: üzerinde
erişme kontrolünün uygulandığı devlet yollarıdır. Genel olarak otoyollar ücretlidir.
Bunlardan alınacak ücretin tespiti ve zaruri hallerde ücretsiz olması uygun görülen
62
kesimlerinin tayini Karayolları Genel Müdürünün teklifi üzerine Bayındırlık
Bakanına aittir." hükmüne yer verilmiştir.
Diğer yönden;
Uygulamada ilke olarak, yatırım yapacak kuruluşun, genel plân içerisinde
hazırladığı gereksinmesi konusunda Devlet Planlama Teşkilatı'nın onayını aldığı,
sonra Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nca tip proje için tatbikat, diğerleri içinde avan
projeler düzenlendiği, bu projelere dayalı keşifler sonucu yatırımın yaklaşık tutarının
saptandığı, yapımın süresi, maliyeti, ödenek dilimleri gibi bilgilen içeren ön proje ve
altyapı belgeleriyle Devlet Planlama Teşkilatı'ndan yatırım plânına alınması
istendiği, bu isteğin sırayla Yüksek Planlama Kurulu ve Bakanlar Kurulu'nca
kesinleştirildiği, T.B.M.M.nin onayı ile Yasalaştığı ve ödenek ayrılmasıyla ihale
çalışmalarına geçildiği anlaşılmıştır.
Anayasa'nın herkese dilediği alanda sözleşme özgürlüğü tanıması, "kamu
yararı" ereğiyle sınırlanabilir.
Yönetimin (idarenin) yan olduğu sözleşmelerde ise kamu yararı her zaman
sınırlamayı gerektirir. Çünkü, "kamu gücü"ne sahip olduğu ve bu gücü gerçek kişiler
(kamu görevlileri-memurlar) eliyle kullandığı, anılan gerçek kişiler kendi mal ve
paraları değil kamuya ait değerler üzerinde tasarrufta bulunduğu için yönetime
sözleşmenin diğer yanını dilediğince seçme olanağı tanınmamıştır
İhale (üsterme), bir işi veya malı, birçok istekli arasından en uygun koşullarla
kabul edene bırakma, olarak tanımlanabilecek hukuksal bir işlemdir.
Kamu ihalesi, yönetsel bir tasarruf oluşturur. Değişmeyen ilkeleri "açıklık" ve
"serbest yarışma"dır.
Kamu idarelerinin ihale işlerinde özel kişilerle ilişkilerini düzenleyen kurallar;
uzun yılların uygulama ve deneyimlerinden süzülerek bulunmuş, kamu yararına en
uygun sonucu, görevlilerle birlikte tüm toplumu her türlü zarardan korumak
suretiyle elde etmek için konulmuştur. İhale yöntemi yönetenleri kuşku ve zan
altında kalmaktan korur.
Kamu idareleri adına yapılacak bayındırlık işlerinin de ihale yoluyla
gerçekleştirilmesi esastır.
İhale öncesinde ön proje, keşif özeti, birim fiyat üstesi oluşturularak
yaptırılacak işin özellik, nitelik ve yaklaşık tutarını belirlemekte kamu yararı vardır.
Karayolu otoyol yapımında, toplam tutar (maliyet)in bu suretle kesine yakın
önceden belirlenmesi de olanaklıdır.
Yönetsel işlemler (idari tasarruflar) ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı
Karayolları Genel Müdürlüğü arasındaki ilişkiye gelince;
Anayasa hükümleri, Yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare
makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
(Anayasa Md. 11)
63
Anayasa'nın 2. maddesindeki "hukuk devleti" ilkesi, idareyi de hukuka bağlı
kılar. 8. maddedeki, yürütme yetki ve görevinin Anayasa ve Yasalara uygun olarak
kullanılacağı ve yerine getirileceği kuralını; hukuka uyma biçiminde anlamak
gerekir.
İdare kamu görev ve ödevini yerine getirirken, bunların yerine getiriliş
yöntemini belirlerken, sahip olduğu takdir hakkını erek yönünden (kamu yararı)
düşüncesine bağlamak zorundadır.
Anayasa'nın öngördüğü temel ilkelerden biriside idarenin bütünlüğüdür,
(Md.123)
Komisyon gerekçesinde vurgulandığı gibi "Nitelikleri gereği bazı hizmetler
ayrı tüzel kişiler eliyle görülmek yoluna gidilse de, idarenin bütünlüğü ilkesinin
gereği olarak bunlar denetime bağlı kalacaklardır. Ayrıca bu tür kamu tüzel kişileri
için, Anayasa ve kanunlarda özel hüküm bulunmayan durumlarda, Anayasa'nın
idareye ilişkin genel ilke ve hükümleri uygulanacaktır."
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasındaki
ilişkiyi incelerken, yerinden yönetim kuruluşlarıyla "idari vesayet"i de kısaca gözden
geçirmek gereklidir:
Yerinden yönetim kuruluşları, belirli kamu hizmetlerini görmek üzere
merkezi yönetim örgütü dışında oluşturulmuş, kendi adlarına yerine getirilebilir
karar alma ve bağımsız malvarlığına, ayrı hukuki varlığa sahip kamu tüzel
kişileridir. Bunlarda, tüzel kişilik hizmetin kendisine tanınmıştır. Tüzel kişiliğe sahip
olma dolayısıyla, hukuki tasarruflar ve yerine getirilebilir kararlar biçiminde
belirttikleri irade merkez yönetimi adına değil, kendi adlarınadır. Hukukumuzda
yerel yönden; il özel idaresi, belediye ve köy olmak üzere üç türü olan yerinden
yönetim kuruluşları, hizmet yönünden ise devlet dairesi ve genel müdürlük
biçiminde olanlar, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, iktisadi kuruluşlar,
sosyal yardım kurumları ve bilimsel teknik kültürel kuruluşlar olmak üzere beş
gruba ayrılır.
Burada bizim üzerinde duracağımız, devlet dairesi ve genel müdürlük
biçiminde örgütlenmiş hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşlarından olan
Karayolları Genel Müdürlüğü'dür. Kuruluşa varlık kazandıran 5539 sayılı
Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa incelendiğinde,
anılan genel müdürlüğün Bayındırlık (ve İskân) Bakanlığına bağlı olduğu tüzel
kişiliğe sahip bulunduğu ve katma bütçe ile yönetildiği (Md.1), kendisine belli
görevler yüklendiği (Md.2), belirli gelir kaynaklarına sahip kılındığı (Md.18)
görülmektedir. Yukarıda belirtilen ölçütler ile Yasadaki bu özellikler
karşılaştırıldığında, Karayolları Genel Müdürlüğünün bir hizmet yerinden yönetim
kuruluşu olduğunda kuşku yoktur
Hizmet yerinden yönetim kuruluşu kavramı, idari vesayet denilen bir başka
hukuksal kurumu çağrıştırmaktadır. İdari vesayet; merkez yönetiminin, yerinden
64
yönetim birimlerinin yerine getirilebilir kararları üzerinde uyguladığı denetimdir.
Her ne kadar yerinden yönetim birimleri kamu tüzel kişisi olmaları itibarıyla kendi
adlarına ve yerine getirilebilir nitelikte karar alma kudretine sahip iseler de, merkezi
yönetim ile yerinden yönetim birimleri arasındaki bağlantının uyumlu olmasını
sağlamak ve yerel yönetim kuruluşlarının yürütülebilir kararlarıyla kamu
hizmetlerinin tutarlılığını bozmamaları için böyle bir denetim gerekli görülmüştür.
İdari vesayetin, görülmekte olan davayla doğrudan ilgili özellikleri şunlardır
1- İdari vesayet ilişkisi Yasadan doğar ve sınırları Yasayla belli edilir. Yasa
koyucu önemli saydığı bazı durumlarda yerinden yönetim kuruluşunun kararlarının
merkez tarafından incelenip onaylanmalarını gerekli görmüştür. Bu tür kararlar
merkezi yönetimin onayı olmadan yerine getirilemez. Yasada onamaya tabi olduğu
açıkça belirtilmemiş olan bütün yerinden yönetim kararları kural olarak
kendiliğinden yerine getirilebilir niteliktedir.
2- İdari vesayet, yerinden yönetim kuruluşlarının idari kararları, organları ve
görevleri üzerinde uygulanır. Uygulamanın konusu yerinden yönetim kararlarının
incelenmesi ve onaylanması ya da onaylanmaması biçimindedir. İdari karar denince,
bir idari kuruluşun idare işlevine bağlı olarak, hukuksal durumu etkileyecek biçimde
oluşturduğu, tek yanlı, öznel işlemi anlamak gerekir.
İdari vesayetin bu özellikleri ile sanık bakanların ihale usul ve esaslarının
belirlenmesine olur veren veya ihalenin belli bir firmaya verilmesini uygun gören
işlemleri ve bu işlemlere esas olan Karayolları Genel Müdürlüğü'nün çeşitli yazıları
karşılaştırıldığında şu saptamaları yapmak olanaklıdır.
İdari vesayetin Yasada öngörülen durumlarda ve yine Yasada belirlenen
derece ve kapsamda söz konusu olmasına karşılık, ihale usul ve esaslarının
belirlenmesini içeren "olur"lar; ihale işlemleri 2886 sayılı Devlet İhale Yasası
kapsamından çıkartıldığından ve 2983 sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu
Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Yasa'da buna izin veren ya da gerektiren
bir hüküm bulunmadığından, bir Yasa hükmüne değil, sadece 20.4.1986 gün,
86/10611 sayılı Bakanlar Kurulu karan ve Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı
Kurulunun 2.7.1986 gün, K.23 sayılı kararı ile bu son karar uyarınca Toplu Konut ve
Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında
düzenlenen aynı tarihli protokole dayanmaktadır.
İdari vesayetin yerinden yönetim kuruluşlarının kararları ve tasarrufları
üzerinde uygulanmasına karşılık, ihale usul ve esaslarının belirlenmesine ilişkin
"olurlara konu olan Karayolları Genel Müdürlüğünün yazılarının hukuksal içerik
açısından "idari karar" olarak nitelendirilemeyeceği görülmektedir.
Gerçekten, bu yazılardaki ihale usul ve esaslarını belirleyen irade açıklamalı
birer idari karar değildir. Çünkü, işlem sonucunda hukuksal durumunun
etkilenmesi beklenen özne belli değildir. Karayolları Genel Müdürlüğünün bakan
oluruna sunulan bu yazılarının hukuksal içeriklerinin idari karar olmaktan ziyade,
65
öneri, düşünce veya ihale hazırlığı niteliğinde birer idari işlem benzeri olma
özelliğini taşıdığı görülmektedir. Buna karşılık, işin belli bir firmaya verilmesine
ilişkin yazılardaki irade açıklamalarının onanması biçimindeki işlemlerin birer öznel
koşul-işlem niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalardan, Karayolları Genel Müdürlüğünün yukarıda belirtilen her
iki tür içerikteki yazılarını sanık bakanların "olur" şerhi ile imzalamalarının Yasal
dayanağı bulunmadığından, idari vesayet kurumunun tipik özelliklerini taşımadığı,
dolayısıyla Karayolları Genel Müdürlüğü ile sanık bakanlar ya da temsil ettikleri
Bakanlık arasındaki bu ilişkinin idari vesayet esaslarıyla açıklanamayacağı ve
sanıkların sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı sonucuna varılmıştır.
Esasen, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki
13.12.1983 gün, 180 sayılı Yasa Gücünde Kararnamenin, bakana Bakanlığın bağlı
kuruluşunun faaliyetlerini ve işlemlerini denetleme görev ve yetkisini veren hükmü
karşısında, dengeyi sağlayacak şekilde sorumluluğun da yer alması doğal ve
gereklidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 112/2. maddesi; "Her bakan, Başbakana
karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem
ve işlemlerinden de sorumludur."
Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 180 Sayılı
Yasa Gücündeki Kararname'nin 5/2. maddesi; "Bakan, emri altındakilerin faaliyet ve
işlemlerinden sorumlu olup, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı kuruluşunun
faaliyetlerini, işlemlerini ve hesaplarını denetlemekle görevli ve yetkilidir." hükmüne
yer vermiş,
Anılan Yasa Gücünde Kararname'nin 26. ve 5539 Sayılı Yasanın 1.
maddesinde de; Karayolları Genel Müdürlüğü'nün Bayındırlık ve İskân
Bakanlığı'nın bağlı kuruluşu olduğu açıklanmıştır.
Diğer yönden yukarıda belirtilen Anayasa ve Yasa hükümleriyle TCY.nın
279/1, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 16.3.1949 gün ve 24/3 sayılı
kararı ışığında; Bakanların,
657 Sayılı Yasanın 92, 2451 Sayılı Yasanın 2 ve 5539 Sayılı Yasa'nın 12.
maddeleri uyarınca atanmış olan Karayolları Genel Müdürü'nün, Ceza Yasasının
uygulamasında "memur" olduklarında kuşku bulunmamaktadır.
Esasen, demokratik hukuk devletinde; Bakanların görevlerini, görevlerine
dahil yetkiyi kötüye kullandıkları ya da savsadıklarında hukuki ve cezai
sorumluluktan bağışık tutulmaları düşünülemez.
Görevin; Anayasa, yasa, tüzük, yönetmeliklerle belirlenen kurallara ve
yerleşmiş doğru ilkelere göre, kamu birey yararı dengesi adil düzeyde sağlanarak,
ereklenen sonucun uygun sürede elde edilmesi biçiminde yapılması gerekir.
66
Görevin genel olarak savsanması TCY.nın 230. ve kötüye kullanılması, 240.
maddede tanımlanıp yaptırıma bağlanmıştır.
Memurun, hangi nedenle olursa olsun, Yasal olarak yükümlü bulunduğu
görevi yerine getirmemesi ya da gecikmesi; görevi savsama suçunu oluşturur.
Diğer bir anlatımla görevi savsama; memurun Yasaca belirli bir kamu ödev ve
görevini, yapmaya zorunlu olduğu bir işi yapmaması ya da Yasa ve tüzüklerce
yapılmasının öngörüldüğü biçimde yerine getirilmemesi veya belirli ve uygun süre
içinde yapılması zorunlu bulunan hizmet veya davranışı geciktirmesi, süresinde
yapmamasıdır.
Yasa "hangi nedenle olursa olsun" diyerek görevin yerine getirilmemesi ve geç
yerine getirilmesinde kişisel yoruma olanak bırakmamıştır.
Göreve ilişkin bir hizmetin, görevin gereği olan işlemin (araştırmamak,
incelememek, denetlememek dahil) bilerek ve istenerek; genel kasıtla
yapılmamasıyla suç oluşup tamamlanır,
Yasalarda özel olarak düzenlenmiş halleri dışında, hangi nedenle olursa
olsun, görevini kötüye kullanan memur, TCY.nın 240. maddesiyle cezalandırılır.
Kamu görevinin ne olduğu ve nasıl yerine getirileceği; hukukun genel ilkeleri,
Yasal düzenlemeler, bunlara uygun yazılı ve sözlü kurallarla belirlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 12.10.1965 gün ve esas 1965/27, karar 1965/55 sayılı
kararında da vurgulandığı gibi; kamu hizmetlerinin yürütülmesini sağlayan
mevzuatla, her memurun görevinin niteliği, gerekleri, nasıl ve ne suretle yerine
getirileceği belli edilmiş ve sınırları çizilmiştir.
Görevin Yasa ve kurallara aykırı ya da belirlenen usuller dışında yapılması
(Yasal yetkinin aşılması, Yasal biçim ve yönteme uymama, takdir yetkisinin Yasanın-
hukukun öngördüğü ereğin dışında kullanılması, takdire olanak tanınmadan
uyulması zorunlu kararlara uymamakta bilerek direnmek gibi) görevi kötüye
kullanmak suçunu oluşturur.
Belirtilen ve benzen maddi öğenin kasten, bilinç ve istençle
gerçekleştirilmesiyle suç tamamlanır.
Sanıklara yükletilen eylemlere gelince;
1- Sanık İsmail Safa Giray'a yükletilen ve kamu davasını açan, T.B.M.M.nin
20.1.1993 gün ve 211 Sayılı Kararı'nda görevi kötüye kullanmak olarak belirtilen
eylemlerden;
2380 Sayılı ihale usul esasları oluru tarihi 6.12.1985, 742 sayılı ihale usul
esasları oluru tarihi 9.4.1986 ve ihale (sözleşme) olur tarihleri 10.10.1986, 18.2.1987,
20.2.1987 ve 13.11.1987 den; kamu davasını açan belgenin tarihi 20.1.1993'e dek, sevk
maddesinde (TCY.240) öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre TCY.nın 102/4.
maddesinde açıklanan 5 yıllık dava asli zamanaşımının,
67
13.11.1987 tarihli sözleşme oluru ayrık, diğer eylemler yönünden TCY.102/4.
maddesi de gözetilerek 7'şer yıl, 6'şar aylık dava genel zamanaşımının dolduğu
saptanmıştır.
2- Sanıklar İsmail Safa Giray ve Cengiz Altınkaya haklarında ayrıca "89/14657
Sayılı Bakanlar Kurulu Kararını imzalamak suretiyle" görevlerini kötüye
kullandıkları ileri sürülmüş ise de, bir yazının (belge taslağının) "Bakanlar Kurulu
Kararnamesi" olabilmesi ve hukuksal sonuç doğurabilmesi için; Bakanlar Kurulu'nu
oluşturan başbakan ve bakanların tümü tarafından, eksiksiz imzalanmış olması
gerekir.
Bakanlar Kurulu üyelerinden birinin imzalamaması durumunda belge
"kararname" niteliğini kazanamayacağı gibi bir ya da iki bakanın imzalaması
hukuksal sonuç doğurmaya yeterli değildir.
89/14657 sayılı kararnameyi imzalayan diğer Bakanlar Kurulu Üyeleri
hakkında dava açılmasına gerek görülmemiş olması karşısında; tek başına hukuksal
sonuç doğurmaya yeterli bulunmayan imzaları nedeniyle sanıklar İsmail Safa Giray
ve Cengiz Altınkaya'ya yükletilen bu eylemle sınırlı olarak suçun Yasal öğelerinin
oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
3- a) Sanık İsmail Safa Giray'ın;
Karayolları Genel Müdürlüğü'nce düzenlenip gönderilen; Devlet ihalelerinde
uygulanan yöntemlere ve İhale Hukukunun öngördüğü duyuru, açıklık, katılım,
yarışma olanağı, eşitlik ilkelerine uymayan, önceden hazırlanmış ön ve uygulama
tasarımları, bunlara dayalı keşifler ve resmi birim fiyatlar olmadan yükleniciyle
pazarlığa olanak veren, görevlendirilmiş resmi bir ihale komisyonu oluşturulmasını
ve resmi pazarlık tutanağı düzenlenmesini gerekli kılmayan, öznel takdir ve
tasarruflara ortam hazırlayan, Tarsus/Pozantı Otoyolu 1. kesim için; ihale usul ve
esası olarak kabul edilen 24.3.1989 gün ve 2319 sayılı olur ile bir firmayla görüşme
yapılmasına ve dolayısıyla yarışma (rekabet) ortamının kalkmasına, yüklenicinin
temin ettiği kredi tutarıyla sınırlı, proje ve etüt çalışmalarına dayanmayan (sonradan
kamu zararına yüksek maliyet artışları yaratan) keşif özetleri düzenlenmesine, proje
yerine tüm ihale tutarı üzerinden yabancı para birimi olarak aşırı oranda ve hemen
avans ödenmesine, benzer kabul edilen Kınalı-Sakarya Otoyolu kesimi için verilen
teklif fiyatlardan seçilip belirlenen fiyatlara göre % 50.1 oranında yükseltilmiş fiyatlar
yanında; 24.3.1989 tarihli ihale usul ve esası 15 km.lik 1. kesim otoyolun proje ve
yapımı ile sınırlı olduğu halde, otoyolun devamı olan 30 km.lik II. kesiminde aynı
yükleniciye verilmesini sağlayan ekleme yapılmış ve uygulandığında %700'e varan
maliyet artışına neden olan 29.3.1989 tarih ve 2318 sayılı sözleşme oluruna; yükümlü
olduğu inceleme, araştırma, karşılaştırma, gerektiğinde geri çevirme görevini, onay
vermek suretiyle yerine getirmediği,
Karayolları Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan ihale usul ve esasları ile ihale
sözleşmesi metinleri, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nca olur verilmediği,
onaylanmadığı takdirde yürürlüğe girmediğinden ve anılan onay, yapıcı işlem (İnşai
68
tasarruf) olduğundan eylemin TCY.nın 230. maddesinde tanımlanan "görevini yerine
getirmemek" suretiyle savsama suçunu oluşturduğu,
Bu savsama sonucunda Devletçe zarar meydana gelmiş olduğundan aynı
maddenin 2. fıkrasının uygulanması gerektiği,
b) Sanık Cengiz Altınkaya'nın;
aa) Karayolları Genel Müdürlüğü'nce hazırlanıp gönderilen ve yukarıda (3/a
bölümünde açıklanıp yinelenen) eksiklik, yetersizlik ve aykırılıklar yanında;
1989 yılı yatırım programında bulunmadığı halde Tarsus- Pozantı Otoyolu I.
ve II. kesimlerinin yüklenicisi firmanın başvurusu üzerine yatırım planına alınmasını
sağladığı Tarsus-Mersin Otoyolunu 15 gün sonra %57 oranında yükseltilmiş
fiyatlarla aynı yükleniciye verilmesine olanak yaratan 3.11.1989 gün 8395 sayılı ihale
usul ve esası oluru ile finansman koşullarına Kamu Ortaklığı İdaresi tarafından
yöneltilen İtirazları da gözardı eden 7.11.1989 gün ve 8529 sayılı sözleşme oluruna,
İzmir-Urla, Urla-Çeşme olarak iki kesimde düşünülen İzmir- Çeşme
Otoyolunun 1989 yatırım programında yer almayan Urla- Çeşme kesimini de
kapsamına alan, yürürlüğe girmemiş 89/14657 sayılı Kararnameye göre fiyat
tespitine ve %54.1 oranında yükseltilmiş fiyatlarla ihalesine ilişkin 27.10.1989 gün
8195 sayılı ihale usul ve esası oluru ile II. kesiminde 1989 fiyatlarıyla aynı yükleniciye
verilmesini sağlayan 2.11.1989 gün ve 8330 sayılı, 5.3.1990 gün ve 2076 sayılı, İzmir
Kent Geçişiyle ilgili 5.4.1991 gün 3550 sayılı sözleşme olurlarına,
Yine, yatırım programında bulunmayan Toprakkale-İskenderun Otoyolunu,
sonradan bu otoyolun yüklenicisi olan firmanın isteği üzerine 1989 programına
alınmasını gerçekleştirdikten 20 gün sonra %50,3 oranında yükseltilmiş fiyatlarla
ihalesine olanak veren 14.11.1989 gün 8676 sayılı ihale usul ve esası oluruyla,
21.11.1989 gün ve 14 nolu "Devlet İhaleleri Genelgesine aykırılık oluşturan 5.12.1989
gün 9193 sayılı sözleşme oluruna,
24.3.1989 gün 2319 sayılı ihale usul ve esası oluru yalnız Tarsus-Pozantı I.
kesimiyle sınırlı bulunduğu halde, 29.3.1989 tarihli sözleşmenin 9. maddesine
yapılan eklemeye dayanılarak % 54.88 oranında yükseltilmiş fiyatlarla düzenlenmiş
25.7.1989 gün 5488 sayılı sözleşme oluruna,
9.4.1986 gün 742 sayılı ihale usul ve esası oluru ile 10.10.1986 gün 2140 sayılı
sözleşme oluruna göre Düzce-Bolu (Bolu Dağı Geçişi) ile ilgili olarak öngörülen "ön
projenin hazırlanıp idareye verilmesi"ne ilişkin koşul gerçekleşmediği halde,
gerçekleşmiş gibi göstererek ve baz yılı 1985 olarak uygulanıp %53.6 oranında
yükseltilmiş fiyatlarla ayrıca 5 yıl öncesinin Dolar/ECU paritesini geçerli kılan
19.1.1990 tarihli sözleşme oluruna,
Onay vermek suretiyle;
Yükümlü olduğu İnceleme, araştırma, karşılaştırma, denetleme, gerektiğinde
geri çevirme görevini yerine getirmediği,
69
Açıklanan eylemlerinin TCY.nın 230/2, 80. maddelerine uygun ve zincirleme
biçimde, Devletçe zarar doğmasına neden olan görevi savsama suçu niteliğinde
bulunduğu,
bb) Sanık Cengiz Altınkaya'nın ayrıca;
".... Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar" hakkında kararname
taslağının içerdiği hususları gerçekliği, uygunluğu, gerekliliği yönlerinden zorunlu
inceleme, araştırma, karşılaştırma yapmadan Bakanlar Kurulu'na göndermek,
89/14657 Sayılı Kararname uygulanıp Karayolları Genel Müdürlüğü ile yükleniciler
arasında sekiz ayrı otoyol bölümüyle ilgili ayrı ayrı düzenlenen ek sözleşmeleri
denetlemeyerek yüklendiği görevi kamu zararına neden olacak ve TCY.nın 230/2, 80.
maddelerine uygun ve zincirleme biçimde savsadığı,
c- Sanık Atalay Coşkunoğlu'nun :
Otoyollara ilgili olarak hazırladığı ihale usul esasları ile ihale (sözleşme)
olurlarında; imzaladığı ön protokol, ana sözleşme ve ek sözleşmelerde; fiyat farkı
kararnamesi taslağında olduğu gibi 89/14657 Sayılı Kararnamenin uygulanmasında
da; yetkisi olmadığı halde tasarrufta bulunmak, Yasanın öngördüğü ve hukukun
belirlediği biçim ve yönteme uymamak, Yasal yetkisini aşarak ve Yasanın-hukukun
gösterdiği ereğin dışında kullanmak ve kamu zararına neden olan, baz yılını 1985
olarak uygulayan sekiz ek sözleşmeyi imzalamak suretiyle görevine dahil yetkisini
TCY.240/1, 80. maddelerinde tanımlanan şekilde kötüye kullandığı,
kanısına varılmıştır.
IV- Sonuç ve İstek
Açıklanan nedenlere dayanılarak;
1) Sanık İsmail Safa Giray hakkında 6.12.1985 ve 9.4.1986 tarihli ihale usul ve
esasları ile 10.10.1986, 18.2.1987, 20.2.1987 tarihli ihale (sözleşme) için olur verme
eylemleri TCY.102/4, 104/2. maddeleri gereğince genel ve 13.11.1987 tarihli ihale
(sözleşme) oluruna ilişkin eylemde kamu davasının açılması hakkındaki 20.1.1993
tarihli belgenin düzenlenmesinden önce TCY.nın 102/4. maddesi uyarınca asli zaman
aşımı kapsamına girmiş olduğundan; anılan eylemlerle ilgili kamu davalarının
Ortadan Kaldırılmasına,
2) Sanıklar İsmail Safa Giray ve Cengiz Altınkaya haklarında 89/14657 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararnamesine imza koymak suretiyle görevi kötüye kullanmaktan
açılan kamu davasında; yükletilen bu suçun Yasal öğeleri oluşmamış
bulunduğundan, anılan eylemle sınırlı olarak Beraetlerine,
3) Sanık İsmail Safa Giray'ın TCY.nın 230/2, ve 2918 Sayılı Yasanın 119/2.
maddeleri,
4) Sanık Cengiz Altınkaya'nm TCY.nın 230/2, 80, 2918 Sayılı Yasanın 119/2,
TCY.nın 230/2, 80, 2918 Sayılı Yasanın 119/2 ve TCY.nın 71. maddeleri,
70
5) Sanık Atalay Coşkunoğlu'nun TCY.nın 240/1, 80, 2918 Sayılı Yasanın 119/2.
maddeleri,
gereğince cezalandırılmalarına,
6) Katılanların maddi ödenceye ilişkin istekleri konusunda ilgili Hukuk
Mahkemesi'ne başvurmada özgür bulunduklarına,
7) Hükümlendirildikleri suçlar nedeniyle maktu avukatlık parası ile yargılama
giderlerinin sanıklara dayanışmalı olarak yükletilmesine,
Karar verilmesi kamu adına istenir."
E‐ Savunmalar
1‐ İsmail Safa Girayʹın Savunması
a‐ Sanığın duruşma sırasında aynen okuduğu yazılı savunması özetle
şöyledir:
Otoyollar bu ülkenin ihtiyacıdır. Otoyolların kısıtlı devlet bütçesiyle
yapılmasına olanak yoktu. Yolun bütçe dışı kaynakla yapılması gerekliydi. Kamu
Ortaklığı Fonu'da bu amaçla kurulmuştur. Dış dünyada bir projenin finansmanı için
bir çok isteklinin kredi araması Türkiye'nin kredi limitlerini bloke ettiğinden, Hazine
öbür gereksinimler için kredi bulmada zorlukla karşılaşıyor ve bunun önlenmesini
istiyordu. Krediyi alan Kamu Ortaklığı İdaresi'dir.
Otoyolların yapımı için 4 ilke saptanmıştır:
- Firma, ehil olacak,
- Firma, dış kredi bulacak,
- Firma, Kınalı-Sakarya birim fiyatlarıyla işi yapmayı kabul edecek,
- Yollar, 2886 sayılı Yasa dışında yeni usul konularak yapılacak.
2983 sayılı Yasa'ya geçiş işlemleri, Bayındırlık ve İskân Bakanı olarak resen
yaptığım işlemler değildir. Bakan bunlara uymak zorundadır. Bunlara rağmen 2886
sayılı Yasa'yı uygularsa o zaman usulsüzlük yapmış olur.
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu, Yüksek Planlama Kurulu ve Bakanlar
Kurulu kararları ile hukuki yapılanma tamamlanmış ve otoyollar 2983 sayılı Yasa
kapsamına alınmıştır. Otoyollar, 2983 sayılı Yasa çerçevesinde yapılmıştır.
"Otoyolların pahalı, birim fiyatların fahiş olduğu" savının kanıtı yoktur. Karayolları
Genel Müdürlüğü birim fiyatları ile karşılaştırılamaz. Kaldı ki, daha düşüktür.
1050 sayılı Yasa ile hizmet yapılamaz; maliyet çıkarılamaz. Yıllarca süren ve
sürüncemede kalan yapımlarda kamu yararı olduğu söylenemez. Tam tersine,
uzadıkça iş pahalıya mal olacağından kamu zararı söz konusu olur. Bakanın
denetlemesi gereken şey buradadır. Gerekirse şekil şartlarını değiştirerek işlerin
doğru yapılmasını sağlar. Bakanlıkta bir yılda yapılan ihale sayısı 5000'i aşkındır.
Bakan bunların uzmanı olmak durumunda değildir. Esas uzman olan, müsteşar ve
71
yardımcıları suçlanmamaktadır. Ben işleri dört misli hızla bitirdim. Bu nasıl "görevi
savsaklama" dır. Eğer söyleneni yapıp işleri geciktirseydim, o zaman görevi
savsaklamış olurdum. Kamu Ortaklığı İdaresi Başbakanlığa bağlıdır. Bu idarenin
işlemlerinden biz sorumlu tutulamayız.
Tarsus-Pozantı Otoyolu ile ilgili savunma da özetle şöyledir:
- Tarsus-Pozantı otoyolunda ihale usul ve esas oluru 24.3.1989 günlü, 2318
sayılıdır. 24.3.1989 günlü, 2319 sayılı olur İhale onayıdır. 29.3.1989'da yapılan işlem
sözleşmedir. (KGM ile üstlenici arasında) Öbür otoyollardan önemli farkı finansman
yönündendir. Finansman dış krediye değil TKKOİ'ne bırakılmıştır.
- 2318 sayılı usul ve esas oluru yolun tümünü kapsamaktadır. 2319 sayılı ihale
oluru I. kesim içindir.
- %700 maliyet artışı sözü yerinde değildir. Yolun II. Kesimi ile ilgili işlerde
ben Bakan değildim.
b‐ Sanık vekili Av.Teoman Evren'in, yazılı olarak da sunduğu savunması
özetle şöyledir:
- Bakanlık döneminde 7 otoyola olur verilmiştir. 1190 km. otoyolun yapımında
bizzat katkı sağlanmıştır. Yüce Divan'a sevke TBMM'nce karar verilmesi, yasama ile
yargının kesişme noktasını oluşturur ve sakıncalıdır.
Sakıncalar (Tüzük 18/1 )'de giderilmeye çalışılmış ise de, komisyon başkanı
fikrini açıklayarak aykırı davranmıştır. DYP milletvekilleri grup toplantılarında
konuya ilişkin konuşma yaparak Anayasa'nın 100. maddesine uymamışlardır.
- Tüm bunların sonucunda siyasî nitelikli ve siyasî gayretle iddianame
oluşturulmuştur. Basının dedikodu İhtiyacının tatmini, siyasî intikam, davaya neden
olmuş, ancak, yargılama sırasında hiçbir suiistimal bulunmadığı ortaya çıkmıştır.
aa‐ İhale kanununa aykırılık savına ilişkin savunmalar
TEM uluslararası bir projedir. 1984'de hükümet otoyol yapmaya öncelik
vermiştir. TEM'in Türkiye bölümü 3600 km.dir. Bütçe imkânları ile yapılması
olanaksızdır. Kaynak gerektirmiştir. 2983 sayılı Yasayla kurulan Kamu Ortaklığı
idaresi ve Fonu bu gibi amaçlar için oluşturulmuştur. Gelirleri, kredileri geri
ödeyebilir düşüncesiyle dış krediden yararlanılmıştır. Bu fikrin sonunda 216 km'lik
Kınalı-Sakarya gerçekleştirilmiştir. Ancak, projenin pek çok isteklisinin dışarıda ayrı
ayrı kredi araması, Hazine'nin işlevini güçleştirmiştir. Hazine, tek tek piyasaya
çıkılmasını önermiştir.
Böylece diğer otoyolların ihalelerinde izlenecek yöntemin esasları ortaya
çıkmıştır. Bu ilkeler:
72
- Firmalar Karayolları Genel Müdürlüğü'nce tanınan, uygun nitelikli firmalar
olacaktır.
- Firma, dış krediyi de bulacaktır.
- Firma, Kınalı-Sakarya'da oluşmuş fiyatlara göre belirlenen fiyatlarla bu işleri
yapacaktır.
- İhaleler, 2886 sayılı Yasa dışında yeni usuller saptanarak yapılacaktır.
K. 11 sayılı Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu Kararı, 20 sayılı Yüksek
Planlama Kurulu Kararı, 86/10611 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve K.23 sayılı Toplu
Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu Kararı çıkarılarak otoyolların hukuki çerçeve ve alt
yapısı tamamlanmıştır. 2.7.1986'da protokoller imzalanarak işler 2886 sayılı Yasa
dışında yürütülmüştür.
2983 sayılı Yasa'nın amacı da bu prosedürü uygun bulmaktadır. 2983 sayılı
Yasa'nın 13. maddesi, 2886, 832 ve 1050 sayılı yasaları dışlamaktadır.
- Bu hukuki yapılanmada, kanuna ve hukuka aykırı hiçbir işlem yoktur.
Suçlama çelişkilerle doludur.
- 2983 sayılı Yasa Anayasa'ya uygun bulunmuştur.
- Danıştay İdari İşler Kurulu'nun 1994/47-27 sayılı kararı ile "Otoyol
ihalelerinin gerçekleştirilme yöntem ve ilkeleri yeniden düzenlenen yazılı
metinlerdir." gerekçesiyle kimi kamu görevlileri hakkında yargılamaya yer
olmadığına karar vermiştir.
- Usulsüz oluşturulan inceleme ve teftiş kurulları raporlarında, tüm baskılara
karşın bakanların sorumluluğu olmadığı saptanmıştır.
Tüm bunlara göre, ihale kanununa aykırı keyfi uygulamalar suçlamaları
gerçek değildir.
bb‐ 89/14657 sayılı fiyat farkı kararnamesini imzalamak suretiyle zarara sebep
olduğu savına ilişkin savunmalar
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun, 1986/2 sayılı kararı da Bakanlar
Kurulu'nun böyle bir kararname çıkarabileceğini doğrulamaktadır. Aslında fiyat
farkının verilmeyeceği sözleşmede yer aldığı için (m.70-71) böyle bir kararname
çıkarılmıştır. Sorumluluk varsa, tüm bakanlarındır. İmza târihinde, İsmail Safa Giray,
Milli Savunma Bakanı'dır. Savcı da bu hukuki garabeti farketmiştir. Suç yoktur.
cc‐ $/ ECU sabitleştirilmesine ilişkin savunma
73
Parite belirlemek Hazine Müsteşarlığı'nın görevidir. Bu yönden bir usulsüzlük
yoktur.
Esas hakkındaki iddiada, tüm tasarrufların 2886 sayılı Yasa'ya aykırı olduğu
ileri sürülmüştür. Oysa, bu arada hiçbir ihale yapılmamıştır. Tüm işlemler, işlerin
hızlandırılmasına yönelik zorunlu, içe dönük, icrai olmayan hazırlık çalışmalarıdır ve
tümü hukuki yapıya uygundur.
Kınalı-Sakarya kredilerinin fona aktarılmadığı iddiasına gelince, aslında böyle
bir zorunluluk yoktur. Her kredi ayrıdır ve Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı
İdaresi'nce alınmıştır.
Savcılığın süre aşımına ilişkin görüşlerine aynen katılmaktayız. Ancak itham
olduğu için savunma gereği duyulmuştur.
dd- Tarsus-Pozantı Otoyolu İle İlgili İddialar Hakkında Savunma
İsmail Safa Giray'ın verdiği 24.3.1989 günlü, 2318 sayılı onayı ihale usul ve
esasına, 2319 sayılı onayı ise ihale oluruna ilişkindir. Cumhuriyet Savcılığı tarihleri
ve sıraları karıştırmıştır.
2318 sayılı "olur" da, kredi şartı yerine, finansmanın Toplu Konut ve Kamu
Ortaklığı İdaresi tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Diğerlerinden farklı olan bu
durum mevzuata uygundur.
2319 sayılı "olur" daki usul, yap-işlet-devret modelinden %55-45 modeline
geçiş, Kamu Ortaklığı İdaresi'nin yetkisindedir. Bu konuda Bakan sadece "olur"
vermektedir.
%700 maliyet artışı savı dayanıksızdır. Keşif artışından söz edilebilirdi. Yol, 15
değil 46 km.dir ve Safa Giray 30.3.1989'da görevden ayrılmıştır.
ee- Tarsus - Pozantı ihale usul ve esası ile ihale olurlarını imzalamakla,
TCK'nun 230. maddesine aykırı davranıldığı iddiasına ilişkin savunma
"Zarar" savı dayanaksızdır. Miktarı, kaynağı, sorumluları belli değildir.
Bilirkişi incelemesi gerekir. Müfettiş raporlarının yanlı beyanlarına dayanılamaz.
İhale usul ve esası ile ihale olurlarında, denetim görevinin hukuki dayanağı
Karayolları Genel Müdürlüğü ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı arasındaki
ilişki, "İdari vesayet" ilişkisidir. Çünkü, 5539 sayılı Yasa'ya göre KGM, Bakanlığın
bağlı kuruluşudur. Tüzel kişiliği vardır. Katma bütçelidir. Hiyerarşik ilişki yoktur.
KGM kendi iradesiyle işlem tesis etmeye yetkilidir. Bu nitelikteki işlemleri, merkezi
idarenin vesayet denetimine tabidir. Bu denetimi, ancak kanunda belirtilen işlemler
için geçerlidir. Yerine geçemezler. İşlemleri onadıklarında, aslında tamamlanmış
işlemlerin yürürlüğe girmesini sağlamış olurlar. Onama işlemi, tamamlayıcı öğe
74
olmayıp, tamamlanmış bulunan yerinden yönetim kuruluşunun işlemini yürürlüğe
koyan bir tasarruftur. Bu nedenledir ki, işlemden doğan sorumluluk, ona hiçbir öğe
katmayan, merkezi idare makamına değil, yerinden yönetim kuruluşuna aittir.
180 sayılı KHK'ye göre, Bakanlığın, yoğun bir denetim görevi vardır. Ancak
bu yoğunluk, vesayet yetkisinin niteliğini değiştirmez.
İhale usul ve esasları ile ihalenin bakanlık oluruna sunulması tasarrufun
yürürlüğüne ilişkin olup sorumluluk, işlemi yapan KGM'nündür.
Kaldı ki Danıştay bu işlemlerin de sorumluluğa yol açmayacağını, KGM
yetkilileri hakkında meni muhakeme kararı vererek saptamıştır.
Ayrıca, Cumhuriyet Savcılığı, ilişkinin yasadan değil, K.23 sayılı karardan
doğduğu için idari vesayet olarak nitelendirilemeyeceğini belirtmiş ise de,
bakanların, KGM tarafından hazırlanan ihale usul ve esaslarını onama yetkisi, 180
sayılı KHK'den doğmaktadır. K.23 sayılı karardan veya protokolden de doğsa
bakanın onama yetkisi, idari vesayet ilişkisidir. Bakanlık son mercidir. Tüm alt
kademeler, hiyerarşik olarak gerekli incelemeyi yaptıktan sonra işlemi onaya
sunarlar. Bakan da bu incelemelerin yapılıp yapılmadığını denetledikten sonra onay
verir. Bakana uyarıda bulunulmamıştır. Suçlama dayanaksızdır.
Görevi Savsaklama İddiası
- 2318 sayılı olura dayanmaktadır. Olayda, TCK'nun 230. maddesindeki suçun
oluşabilmesi için gerekli ihmal kastının varlığından söz edilemez.
Kesinlikle suç işlenmemiştir. Beraatine karar verilmesini arz ederim.
2‐ Cengiz Altınkayaʹmn Savunması
a‐ Sanığın sözlü savunması özetle şöyledir:
Dava konusu tüm işlemler yasal düzen içinde, Bakanlar Kurulu ve Yüksek
Planlama Kurulu kararları ile yürütülmüştür. Dava siyasi yaklaşımla açılmıştır.
Bakanlık dönemimde 3 otoyol ihalesine olur verilmiştir ve bu olurlar ve işlemler 2983
sayılı Yasa'ya dayanmaktadır.
Benim için;
- İhale usul ve esasına olur vermek, fiyat farkı kararnamesini Başbakanlığa
gönderirken, Yüksek Fen Kurulu'na inceletmemek ve fiyat farkı kararnamesini
imzalamak isnatlarında bulunulmuştur. Başsavcılığın esas hakkındaki görüşünde
ise, bunlara kararnamenin uygulanmasında zeyilnamelere ve Dolar- ECU paritesine
engel olmamak, suçlamaları eklenmiştir. Ben her konuya tek tek girmeyeceğim.
Bakanlık bağlı kuruluşun idari vesayet makamadır.
75
Hızlı davranmak, doğmuş kredi olanaklarını derhal devreye sokmak için 2983
sayılı Yasa'ya dayalı yeni bir yönteme geçilmiştir. 2886 sayılı Yasa neden
uygulanmadı denilemez.
KOİ işin sahibidir. İhale öncesi ihale evrakı KOİ'ye gönderilir. Öneri olursa
değişiklik yapılır. Sonra olura bağlanıp ihale gerçekleştirilir. Bunun örneği vardır.
Benim zamanımda işlerin hepsi %55-45 modeliyle yapıldı. Dış kredi yok ki
"Kredi miktarıyla ayarlanmış keşifler" olsun.
İşlerin programa alınması için önceden DPT'na KGM'nce yazı yazılmış, YPK
kabul etmiş, Bakanlar Kurulu da programa almıştır. Benim YPK ve Bakanlar Kurulu
kararlarında, öbür üyelerle birlikte yalnızca imzam vardır.
İzmir-Urla-Çeşme otoyolu 86/10611 sayılı kararnamede tek proje sayısı ile yer
almıştır. Dolayısıyla Urla-Çeşme kesimi programdadır.
Avans, teminat mektubu getirildiğinde, sözleşmedeki oranlarda verilmiştir.
Tarsus-Pozantı otoyolunun 1. ve 2. kesimi aynı sözleşmeyle yapılmıştır. Aynı
birim fiyatlarla ihale edilen işin fiyatlarının 1. ve 2. kesiminde %50.1, %54.88
oranında yükselmiştir iddiası anlaşılamamıştır. Tarsus-Pozantı otoyolunun, Kınalı-
Sakarya otoyolunun bir etabına benzetilmesi abesle iştigaldir. Bu yollar çok farklı
niteliktedir. Müfettişler benzetmeyle sonuca gitmişlerdir.
Tek firma haberdar edilerek iş yapılmamıştır. İzmir-Urla-Çeşme otoyolundan
19 firmanın haberi olmuştur.
Maliyet artışı ile keşif artışını karıştırmamak gerekir. Keşfin artması doğaldır.
Tarsus-Pozantı otoyolunda %700 artıştan söz edilmesi yanıltıcıdır. Otoyolun
tüm uzunluğunun 1. keşfiyle 2. keşfini oranlarsanız %80 çıkar. Bu da önemli değildir.
Artış olması doğaldır. Dünyanın her yerinde bu tür artışlar olmaktadır.
Dolar-ECU paritesinin sabitleştirmesi benimle ilgili değildir. Bu konuda
Danıştay'ın "Men-i Muhakeme" kararı vardır. (E.1994/47).
Birim fiyat tarifleri aynı olmadığı için otoyol birim fiyatları ile karayolları
birim fiyatları mukayese edilemez. Otoyolların üst yapı kalınlıkları fazladır. Yüksek
standarttadır. Kenarlarda tel çitler ve hemzemin geçitleri vardır. Müfettişler
tüneldeki betonu kaldırım betonuyla mukayese etmişler. Bir metre küp beton elde
edebilmek için, dünyanın her yerinde 1,20 metreküp kum çakıl kullanılır. Ama,
müfettişler yarım metreküp kullanılacağını varsaymışlardır. Bir metreküp kazık
malzeme İle bir metre kazık malzemesini karıştırmışlar. 5 kg'lık taşla 150 kg'lık taşın
yaptığı işi yapmış gibi mukayese etmişler. Bir tek hafriyat işi, bir tek asfalt kaplama
işi koymamışlar. Bunun da nedeni o işlerin karayollarında çok daha pahalı olmasıdır.
76
Birim fiyat analizlerini bakanlar yapmaz.
Otoyolların Temmuz 1994'deki toplam gideri 8.4 milyon dolar olmasına
karşın, müfettişlerin bundan dokuz ay öncesi için, (Kasım 1993) çıkardıkları tutar 9
milyon dolardır.
Türkiye'deki otoyolların yapım fiyatları, dünya fiyatlarından ucuzdur.
Fiyat farkı kararname taslağının Yüksek Fen Kurulu'ndan geçirilmesi, 180
sayılı KHK'ye göre zorunlu değildir.
Selahattin Kılıç olayında Yüce Divan, fiyat farkı kararnamesinden önceki
metni taslak olarak nitelemiştir. Taslak, Bakanlar Kuruluna değil, Başbakanlığa
gönderilir. Fiyat farkı kararnamesi olmasaydı işler tasfiye olur, otoyollar yarım
kalırdı. 88/13181 sayılı kararnamenin 16. maddesi istisna işleri sayar.
Sözleşmelerin 71. maddesi yanlış yorumlanıyor. Orada "Devalüasyon neticesi
büyük bunalım olursa" deniyor. Bu durumda yabancı para ile iş yapanlar çok kârlı
çıkacaklarından, bu önlenmek istenmiştir.
Benim zamanımda ihbar ve şikâyet olup da inceleme ve soruşturma
yaptırılmamış hiç bir işlem yoktur. Bu husus şu andaki Bakan Halil Çulhaoğlu
imzasıyla da doğrulanmaktadır.
Zeyilnameler bana gelmez. İhbar ve şikâyet de yoksa, bakanın ek sözleşmeleri
denetlemeleri gerekli değildir.
Atkins raporunda, Gavur Dağı'ndaki yolun Alpler'dekinden daha ucuz
olduğu belirtilmektedir.
Bu nedenlerle hakkımdaki tüm suçlamalardan beraatimi istiyorum.
b‐ Sanık vekillerinin yazılı savunmaları özetle şöyledir:
Son derece gerekli olan otoyollar yapılırken işin savsaklanması değil bir an
önce bitirilmesi amaçlanmıştır.
- Bu esaslar siyasi tercihin başarıyla hayata geçirilmesi ile oluşturulmuştur.
Dava, kısır politikacıların kİskançlıklarının eseri olup, tamamen siyasidir.
- 18.2.1992 ve 31.3.1993 tarihli müfettiş raporlarında da, onay veren bakanların
sorumluluğunun bulunmadığı saptanmıştır.
Siyasi görev yapan bakanın her şeyi bilmesi beklenemez. Teknik kadrosuna
güvenerek iş yapmak zorundadır. Öyle de olmuştur.
77
Teknik elemanlar (müsteşar ve yardımcısı) hakkında işlem yapılmaması da,
siyasi görev yapan bakanın sorumlu bulunmadığının kanıtıdır. Görevin ne şekilde
ihmal edildiği belli değildir.
- Danıştay İdari İşler Kurulu'nun 1993/75-37 ve 1994/47-27 sayılı kararları
ihalelerde yasaya aykırı işlem bulunmadığını, kesin olarak sonuca bağlamıştır. Bu
kararlar, herkesi bağlayan kesin yargı kararlarıdır.
- Savcılık lehte delilleri gözetmemiştir, Anayasa'nın 100. maddesi gereği sevk
kararı ile bağlıdır. Bu kararda yer almayan, "1985'in baz yılı alınıp uygulama
yapılmasını denetlememek" ve "Dolar-ECU paritesine müdahale etmemek"
eylemleriyle suç arasında ilgi kurulamaz. Çünkü, bu ihalenin modeli %45-55 olup,
dolar ve ECU paritesi ile bağlantısı yoktur.
- TCK'nun 230. maddesinde öngörülen suçun unsurları yoktur. TCK'nun 230.
maddesinin ikinci fıkrasında gerçekleşmesi öngörülen zarar yönünden bilirkişi
incelemesi yapılmamıştır.
Araştırmaya dayanan ve gerçek zararı, tespit eden bir belge de yoktur. İdare
tarafından düzenlenen soyut belgelere itibar edilemez.
Beraat kararı verilmesini arz ve talep ederiz.
c‐ Sanık vekili Av. Bülent savunmasının özeti aynen şöyledir.
"Usule İlişkin Savunma
Acar'ın 27.2.1995 günlü
1. Müvekkilim sanık bakan Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya'nın Yüce
Divan'a sevk kararı, yoklukla sakattır; Yüce Divan'a usulüne göre açılmış bir ceza
davası bulunmamaktadır.
Yüce Divan, 11.3.1993 tarihli ara karan ile 9.3.1993 tarihli yokluk iddiamızı
incelememiştir. Yüce Divan, ceza yargılaması işlemi kabul ettiği dava açan belgenin
yokluğuna ilişkin iddiamızı, - ister ceza yargısına isterse Anayasa Yargısına bağlı
olsun- her iki yargı KOİuna göre de görevinden ötürü kendiliğinden (re'sen)
incelemek ve yokluk iddiası hakkında bir karar vermekle görevlidir.
Yüce Divan'ın 9.3.1993 tarihli yokluk iddiamızı inceleyip karara bağlamaması
Anayasa'nın 36/son maddesine aykırıdır, Yüce Divan, 9.3.1993 tarihli yokluk
iddiasını incelememezlik ve bir karara bağlamamazlık edemez.
Bu nedenlerle:
1. TBMM'nin Yüce Divan'a sevk kararı yoklukla sakattır. Yüce Divan'a Cengiz
Altınkaya hakkında usulüne uygun açılmış bir ceza davası bulunmamaktadır.
78
2. Ortada Yüce Divan'a hukuksal olarak açılmış bir ceza davası olmadığından
ve yokluk iddiası hakkında incelenip verilmiş bir karar da olmadığından, Yüce
Divan'ın 11.3.1993-27.2.1995 arası yaptığı tüm işlemler yoklukla sakattır ve yapılan
faaliyet, bir ceza davasını görme şeklinde bir yargılama faaliyeti değildir.
Diğer bir söylemle, 11.3.1993-27.2.1995 arası yapılan işlemler, müvekkilim
Cengiz Altınkaya hakkında karar verilebilmesine temel olacak bir yargılama faaliyeti
ürünü işlemler değildirler.
2.1. Yüce Divan, 11.3.1993 tarihli kararının, son (nihai) karar olmayıp, bir ara
kararı olduğuna karar vermiştir.
2.2. Yüce Divan, 11.3.1993 tarihli ara kararı ile Yüce Divan'a sevk kararını bir
ceza yargılaması işlemi kabul etmiştir. Ancak dava açan belgenin yokluğuna ilişkin
yokluk iddiamızın incelenmesi Anayasa Yargısına bağlı tutulmuştur.
2.3. Yüce Divan, 'özel ceza yargılaması makamı'dır1 özel ceza mahkemesidir.
2.4. Yüce Divan'ın 11.3.1993 tarihli ara kararı, Anayasa'nın 100, 148/111, V.
maddeleri ile 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun'un 35/1 maddesi yollamasıyla CMUK'na aykırıdır.
2.5. Ortada hukuken varolan bir ceza davası bulunmadığından, yapılan
yargılama, salt dava açan belgenin kabule şayan olup olmaması ile sınırlı bir
yargılama faaliyetidir.
Yokluk iddiasının incelenip karara bağlanmaması nedeniyle, yapılan
yargılama faaliyeti, bir ceza davasını görüp karara bağlama faaliyeti de olamaz.;
yapılan faaliyet bu anlamı ile olmayan bir ceza davası yargılama faaliyetidir.
2.6. Yüce Divan'in dosyadan elini çekmezden önce 11.3.1993 tarihli ara
kararından dönerek ve/veya bu karara karşın, Yüce Divan'a sevk kararının yoklukla
sakatlığı iddiasını incelemek ve yokluk iddiasına ilişkin kanıtları toplamak ve iddiayı
bir karara bağlamak olanağı bulunmaktadır.
3. Yüce Divan'a sevk kararına ilişkin yokluk iddiasının incelenmesinin
Anayasa Yargısına bağlı olduğunun varsayılmasında bile, yokluk iddiamızdaki
'yokluk durumları'nın da, 'süreye bağlı olmaksızın' incelenip bir karara bağlanması
gerekir. Çünkü, yok olan dava açan belgenin incelenmesinin, belirli bir sürede
yapılmış itiraz olmadığı gibi bir gerekçeyle reddi olanağı yoktur.
Yüce Divan'ın 11.3.1993 tarihli red ara kararı, 'hukukun genel ilkeleri'nden
olan 'yokluk iddiasının incelenmesinin bir süreye ve/veya başvuruya
bağlanamayacağı' ve/veya 'yargı aykırılıkları örter kuralının yokluk durumunda
geçerli olmaması' ilkesine ve 'insan haklarını ve ana hürriyetleri korumaya dair
1 KUNTER, s.129, No:90
79
sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6/1. maddesine aykırılık
nedenleriyle de Anayasa yargısına aykırıdır.
II. Olmayan davada da, ceza yargılaması hukukunun emredici temel
kurallarına uyulmamıştır. Böylece, 'Doğru yargılama hakkı' çiğnenmiştir.
1. Soruşturma önergesinin ilk imzacısı Veli Aksoy'un, yani muhbirin, tanık
sıfatı ile dinlenmesi, doğru yargılanma hakkının çiğnenmesidir.
Muhbirin açıklaması, tanık beyanı/kanıt olamaz; Yüce Divan'ca tanık kanıtı
olarak karara dayanak yapılamaz.
2. Otoyol yapımları ile İlgili ihale ve diğer işlemleri 'inceleme' amacı ile sınırlı
incelemekle görevlendirilen müfettişlerin tanık sıfatı ile dinlenmesi, doğru
yargılanma hakkının çiğnenmesidir.
Müfettiş açıklaması, tanık beyanı/kanıt olamaz; Yüce Divan'ca tanık kanıtı
olarak karara dayanak yapılamaz.
3. Müfettişler, idari denetim organıdırlar, adli bir organ sıfatları yoktur. Bu
idari denetim organlarının inceleme raporları da idari işlemdir, adli işlem değildir.
Yargıtay Başsavcılığının, esas hakkındaki mütalâasında müfettiş inceleme
raporlarının iddianın kanıtı olduğuna ilişkin açıklaması, hukuksal dayanaktan
yoksundur.
Yüce Divan, iddianın tarafı olan müfettişlerin inceleme raporlarını, kanıt
olarak değerlendiremez ve kararına dayanak yapamaz. KOİ'nin özel olarak yabancı
müşavir bir firmaya yaptırdığı ve 18.12.1992 tarihli inceleme raporunda da yollama
yapılan 'Atkins Raporları' özel alınmış bir 'mütalâa'dır.
Atkins raporları, mütalâa olmanın yanısıra, mahkemece yeminli bir tercümana
çevirtilmemesi nedeniyle usuli olarak bir kanıt da olamaz.
Yargıtay Başsavcılığı'nın esas hakkındaki mütalâasında, Atkins raporlarını
'iddianın kanıtı' olarak göstermesi de, hukuksal dayanaktan yoksundur.
Yüce Divan, otoyol yapımlarından sorumlu otoyol projeleri sahibi KOİ'nin
özel olarak, KGM'nün protokola ilişkin işlemlerini denetleme amacıyla hazırlattığı
Atkins raporlarını kanıt olarak değerlendiremez ve kararına dayanak yapamaz.
5. Yüce Divan tarafından 18.12.1992 tarihli inceleme raporunu hazırlayan
müfettişlerin, tanık sıfatıyla dinlenilerek müfettişlerin açıklamalarının tanık kanıtı
olarak kabulü doğru yargılanma hakkının kapsamına giren 'silahların eşitliği'
ilkesine aykırıdır.
Esasa ilişkin Savunma I
80
Hukuki Değerlendirme
I. Dava açan belge ile kabul edilen Soruşturma Komisyonu
Raporundaki/Kararındaki, 'Otoyol ihalelerinde geçerli olacak esas ve usuller
düzenlenmediğinden, otoyol ihaleleri hiçbir kurala bağlı kalınmaksızın, mutlak bir
kişisel takdirde gerçekleştirilmiştir' ve bu yolla görevin kötüye kullanıldığı savına
konu otoyolları İhale usul ve esasları/mevzuatı tümü ile önceki bakan döneminde
oluşturulmuştur/tamamlanmıştır/uygulamaya konulmuştur.
Müvekkilim Bakan Cengiz Altınkaya, önceki Bakan döneminde
oluşturulan/tamamlanan otoyolları mevzuatını hazır bulmuştur; bakan Cengiz
Altınkaya döneminde otoyolları ihale usul ve esaslarında/mevzuatında bir
'değişiklik' de yapılmamıştır ve ihale mevzuatı, 'uyulması zorunlu hukuk kuralları'
olarak üç otoyol ihalesinde uygulamaya konulmuştur.
Böyle olunca 'geçerli otoyolları ihale usul ve esasları olmaksızın ihale
yapıldığı' savı yönünden iki sanık bakanın eylemleri aynı nitelikte ve derecede ele
alınıp değerlendirilemez; otoyolları ihale usul ve esasları/mevzuatı, önceki bakan
döneminde oluşturulmuştur/tamamlanmıştır ve yedi otoyol ihalesinde uygulamaya
konulmuştur. Müvekkilim Bakan Cengiz Altınkaya döneminde ise, oluşturulan ihale
mevzuatına uygun olarak, ihale mevzuatı/usul ve esasları üç otoyol ihalesinde
uygulamaya konulmuştur.
Müvekkilim Bakan Cengiz Altınkaya'nın, otoyolları ihale
düzeninin/mevzuatının oluşturulmasında/tamamlanmasında hiç bir biçimde eylemi
(işlemi) bulunmamaktadır. Bu nedenle, Bakan Cengiz Altınkaya'nın ihale
mevzuatının oluşturulması/tamamlanması aşaması ile ilgili olarak 'eyleminin
yokluğu' nedeniyle, suçlanması ve/veya sorumlu tutulması olanağı
bulunmamaktadır. (TCKm.l).
1. Otoyolları ihale usul ve esasları/mevzuatı tümü ile önceki bakan döneminde
oluşturulmuştur; yapısal olarak tamamlanmıştır. Oluşumuna/tamamlanmasına bir
işlemi ile katılmadığı ihale mevzuatından/ihale düzeninden dolayı Bakan Cengiz
Altınkaya'nın sorumluluğu iddiası, kasıtlı/hukuka aykırı/siyasal amaçlı bir iddia
olarak hukuksal dayanaktan yoksundur.
2. Müvekkilim Cengiz Altınkaya'nın göreve başlamasından önce
oluşturulan/tamamlanan otoyolları ihale mevzuatı/usul ve esasları, Bakan Cengiz
Altınkaya için 'kanun emri/uyulması zorunlu hukuk kuralları' hükmündedir.
3. Müvekkilim Cengiz Altınkaya, göreve başlamasında hazır bulduğu
otoyolları ihale mevzuatını 'idaredeki istikrar ilkesi' gereği doğru/yerinde olarak üç
otoyol ihalesinde de uygulamayı sürdürmüştür.
2. Bakanlar Kurulu, otoyolları ihalelerinin 2886 sayılı Yasa'nın 89. maddesine
göre, 2886 sayılı Yasa'ya bağlı olmaksızın yapılmasını kararlaştırmıştır.
81
3. Otoyolları projelerinin KGM'nün yatırım programından KOİ'nin yatırım
programına alınması işlemi, Bakanlar Kurulu'nca yapılmıştır.
Bu konuda gerek Bakan İsmail Safa Giray'ın, gerekse müvekkilim Bakan
Cengiz Altınkaya'nın herhangi bir eylemleri yoktur.
III. Anayasal organlarca yürürlükteki Yasal düzenlemelere (mevzuata) göre
oluşturulmuş ve 'özgün' bir yapısı olan, otoyolları İhale mevzuatı /düzeni/yapısı
'vardır'
1. Soruşturma Komisyonu raporu/kararı ile getirilen, otoyolları ihale mevzuatı
bulunmadığı iddiası
2. Otoyolları genel ihale kuralları:
A. 2983 Sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması
Hakkında Kanun
Al. Otoyolları projelerinin yapım ve ihaleleri yürürlükteki iki yasal düzenleme
olan KGM'nün bağlı olduğu 2886/1050/832 sayılı yasalardan oluşan yasal düzenleme
ile KOİ'nin bağlı olduğu 2983 sayılı Yasa'ya bağlı yasal düzenleme ile birlikte
yapılmasıdır.
Bir otoyolu projesinin hangi yasal düzenleme ile yapılacağını ise, o otoyolu
projesinin hangi kamu kurumunun (KOİnin veya KGM'nin) yatırım programında
yer alması belirler.
A.2. Dava açan belgede olmayan, ancak, yargılamada ileri sürülen, otoyolları
projelerinin yapım ve ihalesinin, KOİ tarafından KOİ ihale yönetmeliğinin 59/a
maddesine göre KGM'ye yaptırılmasında da, otoyolları ihalelerinin de KGM'nün
bağlı olduğu 2886/1050/832 sayılı yasalardan oluşan yasal düzenlemeye göre
yapılması gerektiği yolundaki bir iddia da, bir kasıt ürünü değilse, 2983 sayılı
Yasa'nın 13. maddesini tanımaz yani, yasa tanımaz bir iddiadır.
B. Anayasa Mahkemesi, 18.02.1985 tarih, 1984/9 E.1985/4 K.sayılı kararı ile de,
2983 sayılı Yasa ile 'özel bir kamusal İhale düzeni' kurulduğunu kabul etmiştir.
C. Kamu ortaklığı fonu yönetmeliği
Ç. Başbakanlık Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı idaresi Başkanlığı İhale
Yönetmeliği
D. Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun otoyolları projeleri ile ilgili
kararları
D. 1. K.11 ve K.23 sayılı kararlar
82
D. 2. K.11 ve K.23 sayılı kararların karşılaştırılması
E. Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun K.23 sayılı kararlarıyla
getirilen esaslara dayalı KGM'nce oluşturulan ve Bayındırlık ve iskân Bakanlarınca
yürürlüğe konulan 'otoyolları ihale usulleri'
E.1. 2.7.1986 tarih, K.23 sayılı karara dayalı olarak yapılan otoyolları
projelerinin yapım ve ihalelerinden önceki aşamada K.11 sayılı karara dayalı olarak
Bayındırlık ve iskân Bakanlığınca yapılan otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemi
E.2. Bakan Cengiz Altınkaya Döneminde yapılan üç otoyol ihalesinde K.23
sayılı karara dayalı olarak KGM'nce yapılan ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca
yürürlüğe konulan otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemi, genel, objektif,
düzenleyici bir işlemdir.
E2.1. Otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemi düzenleyici bir işlemdir.
E.2.2. KGM'nce belirlenen otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemi, objektif,
genel ve hukuka uygun bir düzenleyici işlemdir.
E.3. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun ilkeleri, bu Yasa ile sınırlıdır; bu
ilkeler, Türk İhale Hukuku Düzeninin/Mevzuatının genel normları değildir.
E.4. Danıştay İdari İşler Kurulu'nun 21.9.1993 tarih, 1993/75-37 sayılı kararı ile
de, 2886 sayılı Yasa'nın İlkeleri dışında yapılan her ihale için o ihaleye konu hizmetin
gereği ve özelliği ile ilgili ihale ilkelerinin uygulanabileceği, yani, olayda 'öncelik
sırasıyla pazarlığa davet' yönteminin uygulanacağı kabul edilmiştir.
F. Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun K.23 sayılı kararına göre KGM
ile KOİ arasında imzalanan protokollerle düzenlenen otoyolları ihale kuralları
F.l. Otoyol İhaleleri İhale Usulleri
a. KOİ-KGM Arasında Düzenlenen 2.7.1986 günlü protokol
aa. Protokol Girişi
bb. 2.7.1986 tarihli Protokol İle KGM'ye Verilen Görevler
cc. 2.7.1986 Tarihli Protokol İle KOİ'ye Verilen Görevler
F.2. KGM'nin Tespit Ettiği Otoyol İhaleleri 'İhale Usulleri'
G. 2983 sayılı Yasa'ya bağlı otoyol projeleri ihaleleri ihale yapısı/düzeni
G.I. Otoyolları ihaleleri idari alt-İhale düzeni 3. Otoyol ihaleleri 'ihale mali
düzeni'
83
A. Genel Olarak
B. Kamu Ortaklığı Fonu Yönetmeliğine göre otoyol ihaleleri mali usul ve
esasları (mali ihale düzeni)
B.l. Kamu Ortaklığı Fonu Yönetmeliği
B.2. Kamu Ortaklığı Fonu Yönetmeliğine göre altyapı tesislerinin finansmanı
B.1. Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulunun, 28.11.1985 tarih, KM ve
2.7.1986 tarih, K.23 sayılı kararlarında belirtilen otoyol ihaleleri mali ihale düzenine
İlişkin kurallar
B.2. KOİ ile KGM arasındaki 2.7.1986 tarihli protokol ile belirlenen 'mali
usuller'
B.3. KGM'nin tespit ettiği otoyol ihaleleri ihale usulleri arasında 'ihale mali
kurallarına' yer verilmiştir.
C. Yüksek Planlama Kurulu, 13.4.1989 tarih T.27 sayılı kararıyla otoyolları
%55-%45 mali ihale usulüne getirmiştir.
Bakan Cengiz Altınkaya, YPK'nın %55-%45 mali ihale usulüyle ilgili değişiklik
kararına uygun olarak ve uygulamakla yükümlü olduğu YPK kararını yerine
getirmek için döneminde yapılan üç otoyol ihalesine ve bakanlığı öncesi dönemde
yapılan ihale sözleşmelerinde %55-%45 mali ihale usulüne göre yapılacak değişiklik
anlaşmalarına olur imzası vermiştir.
Belirtilen nedenle, Bakan Cengiz Altınkaya tarafından yerine getirilmesi
zorunlu bir kural (mevzuat) olan YPK kararına göre olur imzası verilmesi, TCK'nun
49/1. maddesine göre Yasaya/hukuka uygundur.
4. DYP-SHP iktidarı döneminde de, otoyolları projelerinin yapım ve
ihalelerinin, yürürlükteki iki yasal düzenlemeden 2983 sayılı Yasa'ya bağlı otoyolları
ihale mevzuatına/yapısına/düzenine göre ihale yapılması kararlaştırılmıştır;
2886/1050/832 sayılı yasalardan oluşan otoyolları ihale
mevzuatına/düzenine/yapısına göre ihale yapılması yeğlenmemiştir.
Dava konusu otoyolları projelerinin ihale mevzuatının/ yapısının/ düzeninin
DYP-SHP iktidarı döneminde de sürdürülmesi ve buna ilişkin işlemlerin hukuka
bulunması karşısında dava konusu otoyolları projelerinin ihale işlemleri iki kez
hukuka uygundur.
5. 2.7.1986 tarih, K.23 sayılı kararda sayılan otoyolları projelerinin bağlı
olduğu, 2983 sayılı Yasa'ya bağlı otoyolları ihale düzeninde/yapısında, Bayındırlık ve
İskân Bakanının, salt idari vesayet gereğince KGM'nün yetki ve sorumluluğunda
84
hazırlanan otoyolları ihale usul ve esaslarını yürürlüğe koyma ile sınırlı görevi
vardır: bu yürürlüğe koyma işlemi dışında herhangi bir eylemi bulunmamaktadır.
Bayındırlık ve iskân Bakanı için, idari vesayet gereğince, KGM'nün yetki ve
sorumluluğu altında yapılan otoyolları ihale usul ve esaslarını (idari işlemini)
yürürlüğe koyma işleminden dolayı sorumluluğu söz konusu değildir. Bakanın
yürürlüğe koyma işlemi de, hukuka uygun bir işlemdir.
A. Karayolları Genel Müdürlüğü ile Bayındırlık ve İskân Bakanı arasındaki
ilişki, 'idari vesayet ilişkisi'dir.
A.l. KGM, tüzel kişiliğe sahip özel kanunla kurulmuş bir kamu kuruluşudur.
A.2. KGM'nün yetki ve sorumluluğu içinde hazırlayacağı otoyolları ihale usul
ve esasları, Bakanın onayından bağımsız ve tam olarak oluşmuş bir idari işlemdir.
A.3. KGM'nün yetki ve sorumluluğunda yapılan otoyolları ihale usul ve
esasları işleminin bağımsız bir işlem olmasının sonuçları
B. Bayındırlık ve İskân Bakanının, 2983 sayılı Yasa'ya bağlı otoyolları ihale
düzeni içerisindeki salt 'yürürlüğe koyma işlemi' ile, KGM'nün yetki ve sorumluluğu
altında yapılan otoyolların ihale usul ve esasları idari işleminden dolayı herhangi bir
sorumluluğu yoktur; Bakana bu işleminden dolayı cezasal sorumluluk hiçbir
biçimde ileri sürülemez.
C. Bakan Cengiz Altınkaya'nın, döneminde yapılan üç otoyol projesinin
ihaleleri için KGM'nün hazırladığı otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemine
onay vererek yürürlüğe koyma işlemi de hukuka uygun bir işlemdir.
Çünkü, tasdik makamı, tasdik/yürürlüğe koyma işlemini kendi Bakanlık
hiyerarşik yapısı içerisinde yerine getirmiştir.
C.l. Onay İşlemi bakan tarafından yapılmamıştır: Onay işlemi, Müsteşar
Yardımcısı+Müsteşar+Bakan tarafından bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde
yapılmıştır.
C.2. Müvekkilim Bakan Cengiz Altınkaya'nın Bakanlığından önceki dönemde
de KGM'nün hazırladığı otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe
koyan Bakanlık onay işlemi de, Bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde
oluşturulmuştur.
C.3. Yargıtay C. Başsavcılığının kanıt olarak gösterdiği müfettişlerin
18.12.1992 tarihli 'inceleme raporu'yla bile Bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde
oluşturulan Bakanlık onay işlemi hukuka uygun bir işlem olarak kabul edilmiştir.
C.4. Bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan onay işleminin ilk iki
parçasındaki müsteşar yardımcısı ile müsteşarın parafları ve bu parafların 'iddia
85
edenlerce' 'hukuka uygun bulunması' sonucu, hukuka uygun olan bu iki parçaya
bağlı olan ve bakanlık onay işleminin son parçası bulunan 'bakanın onay imzası' da
hukuka uygundur.
C.4.1. 'Parafın hukuksal değeri
C.4.2. Danıştay İkinci Dairesinin, paraf ve onay imzası ile ilgili bir kararı
C.4.3. KGM'nün yetki ve sorumluluğunda hazırlanan otoyolları ihale usul ve
esasları idari işlemi de, KGM hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulmuştur.
Müfettişlerin 18.12.1992 tarihli inceleme 'raporu'yla bakanlık onay işlemini
hukuka uygun bulması ve davaya etkisi.
C.4.5. Müsteşar Yardımcısı ile Müsteşarın paraflarının hukuka uygun
bulunmasının 'uygun sonucu' olarak, onay işlemini salt imzası ile tamamlayan bakan
Cengiz Altınkaya'nın, imza atma işlemi de hukuka uygundur.
D. Danıştay İdari İşler Kurulu'nun 7.4.1994 tarih ve 1994/47-27 sayılı kararıyla,
K.23 sayılı karara dayalı olarak KGM'nün yetki ve sorumluluğunda hazırlanan
otoyolları ihale usul ve esasları 'idari işlemi', 'hukuka uygun' bulunmuştur.
Böyle olunca, hukuka uygun olan otoyolları İhale usul ve esasları idari
işlemini, K.23 sayılı karara göre idari vesayet gereği yürürlüğe koyan 'Bakanlık onay
işlemi' de, 'hukuka uygun' bir idari işlemdir.
6. Bakan Cengiz Altınkaya'nın Bakanlığı döneminde yapılan üç otoyolu
projesinin ihalesinde de, KGM'nün yetki ve sorumluluğu altında yapılan otoyolları
ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyan ve Bakanlık hiyerarşik yapısı
içerisinde oluşturulan Bakanlık onay işlemi, yapılışı ile olduğu kadar işlem akışı
yönü ile de 'hukuka uygun bir idari işlem'dir.
6.1. KGM'nün yaptığı 'İzmir-Urla-Çeşme Otoyolu (İzmir şehir bağlantısı dahil)
projesinin' ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyan ve Bakanlık
hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan bakanlık onay işlemi, işlem akışı yönü ile de
hukuka uygun bir işlemdir.
6.2. KGM'nün yaptığı 'Tarsus-Mersin otoyolu projesinin' ihale usul ve esasları
idari işlemini yürürlüğe koyan ve bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan
bakanlık onay işlemi, işlem akışı yönü ile de hukuka uygun bir işlemdir.
6.3. KGM'nün yaptığı 'Toprakkale-İskenderun Otoyolu projesinin' ihale usul
ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyan ve bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde
oluşturulan bakanlık onay işlemi, işlem akışı yönü ile de hukuka uygun bir işlemdir.
IV. Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığının
yapımcısı/sorumlusu/yürütücüsü olduğu otoyol ihaleleri tüm ihale işlemleri, yani,
86
içerisinde 'ihale esas ve usulleri idari işlemi'nin, bu idari işleme dayalı olarak yapılan
harcamalar ve otoyol, projelerinin yapım ve ihaleleri ile ilgili teknik, mali, idari
faaliyetlerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kit Komisyonunun yaptığı denetleme ve
tasvip etmesi ile, hukuka uygun kabul ettiği ve bu kabulün kesinleşmesi ile TBMM'ce
ibra edilmesinin sonucu olarak kesin/ tartışmasız hukuka uygun idari işlemlerdir.
1. Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı, otoyol ihaleleri 'ihale
esası'nı düzenleyen Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulunun 2.7.1986 tarih, K.23
sayılı kararı ve otoyol ihaleleri 'ihale usulleri'ni düzenleyen KOİ-KGM arasında
düzenlenen 2.7.1986 tarihli 'iki protokol'a dayalı olarak, yapımcısı /sorumlusu/
yürütücüsü olduğu ve denetimi altında yapılacak otoyol yapımı ile ilgili harcamaları
Kamu Ortaklığı Fonundan karşılamış ve otoyol yapımlarını takip etmiştir.
2. Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu'nca
KOİ'nin 1988 yılı bilanço ve netice hesapları 'denetlenmiş' ve 'tasvip görmüştür'.
A. KOİ'nin bilanço ve netice hesaplarının denetlenmesi yöntemi
B. KOİ'nin 1988 yılı bilanço ve netice hesapları TBMM KİT Komisyonunca
'tasvip edilmiştir ve rapor da kesinleşmiştir'
3. TBMM KİT Komisyonunun kesinleşen İbra Kararı ile otoyol ihale, idari,
teknik, mali işlem ve giderlerinin varlığı ve hukuka uygunluğu kesinleşmiştir. Bu
nedenle, KOİ'nin yapımcısı/sorumlusu/yürütücüsü olduğu otoyol ihaleleri esas ve
usulleriyle otoyol harcama işlemleri hukuka uygundur; hukuka aykırılıkları iddiası,
hukuksal dayanaktan yoksundur.
4. KİT Komisyonunun kesinleşen tasvip karan ile otoyol ihaleleri esas ve
usulleriyle ihale idari, mali, teknik işlemleriyle giderlerin hukuka uygun bulunması
sonucu, en başta otoyol yapımcısı/sorumlusu/yürütücüsü KOİ Yöneticileri olmak
üzere, otoyol yapımı işi ile ilgili görev yapan diğer kamu görevlileri de, 1988 Yılı
otoyol Yapım ve ihale işlemlerinden dolayı ibra edilmişlerdir. Bunun sonucu olarak
ibra edilen KOİ yöneticileriyle diğer kamu görevlilerinin hukuksal ve cezasal
sorumlulukları ileri sürülemez.
B. KOİ, 1988 yılı otoyol harcamalarını, bilanço ve netice hesaplarında eksiksiz
ve doğru olarak göstermiştir.
C. KOİ'nin 1988 yılı otoyol yapım giderleri, ibra karar organı KİT
Komisyonunun bilgisine ulaştırılmıştır.
Ç. KOİ'nin 1988 yılı bilanço ve netice hesaplarının ibrası ile, KOİ yönetici ve
diğer kamu görevlilerinin, otoyol ihaleleri işlemleri ve yapım giderlerinden dolayı
sorumlulukları söz konusu edilemez.
87
5. TBMM KİT Komisyonu, KOİ'nin 1989 ve 1990 yılı işlem ve netice
hesaplarını 'tasvip etmemiştir', ancak tasvip etmemenin gerekçeleri arasında
otoyolları projelerinin ihale ve yapımı ile ilgili hiçbir olumsuz gerekçeye yer
vermemiştir.
Tasvip etmeme kararında bile otoyolları projeleriyle ilgili eleştirilere yer
verilmeyerek, otoyolları işlem ve netice hesapları için olumsuz bir görüş
bildirilmemiştir.
6. TBMM KİT Komisyonu, KOİ'nin 1991 ve 1992 yılları işlem ve netice
hesaplarını 'tasvip ve ibra etmiştir' ve tasvip etme ve ibra kararları da 'kesinleşmiştir'.
Otoyol Maliyet Hesapları ve Karşılaştırmalar
I- Giriş
II- Dünyadaki otoyol kilometre maliyetleri ile dava konusu otoyolların
kilometre maliyetlerinin karşılaştırılması
A- Müfettişlerin karşılaştırmaları
B- İsviçre'de otoyol kilometre yapım maliyetleri
C- Savunmanın uluslararası otoyol yapım maliyetlerinin Yüce Divan
aracılığıyla tespitini talebi ve sonuçları
III. Türkiye'de daha önce yapılmış Gebze-İzmit otoyolu maliyetleri ile dava
konusu otoyolların maliyetlerinin karşılaştırılması
Dava konusu otoyollarla Gebze-İzmit otoyolu km maliyet karşılaştırılması
Gebze-İzmit otoyoluna yapılan tüm harcamaların 1990 yılı ABD Doları değeri
cinsinden ifadesi.
Gebze-İzmit otoyolunun bir kilometresi için saptanabilen harcama bedeli 1990
yılı değerleri ile 6 milyon 102 bin 432 dolardır.
IV- Ulaştırma ana plânında öngörülen 2x2 şeritli bir km'lik otoyol maliyeti ile
dava konusu otoyolların km maliyetlerinin karşılaştırılması.
Ulaştırma ana planı'nda iki şeritli bir km otoyol için öngörülen tahmini
maliyet= 5.075.563 $/km'dir.
V- Karayolları birim fiyatları ile otoyolları birim fiyatlarını karşılaştıran
müfettiş hesaplarının irdelenmesi
a- TBMM Soruşturma Komisyonu Raporu'nda belirtilen hesapların kaynağı
müfettiş raporlarıdır.
88
b- Müfettişlerin otoyol birim fiyatları ile karayolları birim fiyatlarını
karşılaştırmalarının arkasındaki düşünce yanlış ve geçersizdir.
c- Karayolları birim fiyatlarıyla otoyolları birim fiyatları arasında tam
anlamıyla bir karşılaştırma yapmak mümkün değildir.
Otoyollar ve karayolları imalatları ile ilgili karşılaştırmalar.
C- Müfettiş hesaplarının genel olarak irdelenmesi:
I- Müfettişler, otoyolları birim fiyatlarına dahil olup da karayolları birim
fiyatlarına dahil olmayan ve müteahhitlere ayrıca ödenen ve otoyollarda
hesaplanması mümkün olmayan unsurları hiç dikkate almamışlardır.
II- Otoyol birim fiyatlarıyla karayolları birim fiyatlarının karşılaştırılmasına
dahil edilemeyen her bir otoyol birim fiyatının içine dahil olan bu genel unsurların
yanı sıra müfettişler karşılaştırabilir unsurlarda büyük hatalar yapmışlardır. Bu
hatalar sonucunda hesapların hiçbir inanılırlığı kalmamıştır.
1- Tünelde beton işleri birim fiyatları karşılaştırması
2- Tünelde demir işleri karşılaştırması hesabı
3- Yerinde dökme kazıklar imalatı karşılaştırmasındaki hesaplar
4- Taş tahkimat karşılaştırması hesabı
5- Kuru pere karşılaştırması hesabı
III- Müfettiş hesaplarındaki hatalar bir yanlışlık eseri değil, doğrudan kasıt
ürünüdür.
1- Seçilen örnekler rast gele değildir.
2- Müfettişlerin söylediğinin aksine 'Bu örnekler rast gele seçilmiş' olmadığı
gibi 'otoyollarda en çok kullanılan dolayısıyla maliyet içinde çok büyük paya sahip
olan kalemler' de değildirler.
3- Müfettişler mukayeseleri yaparken söylediklerinin aksine karayolları
analizlerini olabilecek en yüksek maliyeti içerecek şekilde fiyatlandırmamışlardır.
Yeni birim fiyat analizleri ile ilgili yardımcı hesaplar konusu
Sonuç
IV- Yeni hükümet döneminde %55-45 metodundaki ödemelerin %100 peşine
çevrilmesi
Otoyol maliyet hesapları ve karşılaştırmalardan çıkan sonuçlar
89
Birinci Bölüm
İhale Usul Ve Esasları Çerçevesindeki İddialar
ve Bu iddialara Karşı Savunmalar
İddialara Giriş- 'III. Meclis Soruşturması önergesinde ileri Sürülen İddiaların
İncelenmesi ve Soruşturulması.
Komisyonumuz Meclis soruşturması önergesinde ileri sürülen iddia ve
hususları evrak üzerinde incelemiş. Soruşturmasını yapmış ve ileri sürülen iddialar
ve bunlarla ilgili tespitler aşağıda belirtilmiştir.
İddia I-'A. Meclis soruşturması önergesindeki, Otoyol projelerinin gerçekçi bir
plana dayandırılmadığı var olan ulaşım ana planındaki göstergeler ve hedeflerin
dikkate alınmadığı'
İddia 1.e Yanıt
I- Bu isnadın Bakan Cengiz Altınkaya ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
Görüldüğü üzere, İddia ile Bakan Cengiz Altınkaya'ya 'işlemediği bir fiil', 'işlemeye
muktedir olmadığı' bir fiil isnad edilmiştir. Altınkaya, olmayan bir fiilinden dolayı
yargılanmaktadır.
II- Otoyol projeleri hükümet programlarında yer almıştır. Hükümet programı
bir bakan için uymak zorunda olduğu bağlayıcı bir düzenlemedir. (Any.m.112)
III- Otoyol projeleri gerçekçi bir plana dayandırılmış, var olan ulaşım ana
planındaki göstergeler ve hedefler dikkate alınmıştır
1- Otoyol yapımı Ulaştırma Ana Planı'nda yer almaktadır.
2- Ulaştırma Ana Planı'ndaki tüm hedefler, planın hazırlandığı dönemdeki
finans imkânları gözönünde tutularak tespit edilmiştir.
3- Otoyol Ağı'nın genişletilmesiyle ilgili kararlar Bakanlar Kurulu'nca
alınmaktadır.
4- Türkiye'nin planlanan otoyol ağı sürekli artmaktadır.
5- Bu isnadın Bakan Cengiz Altınkaya ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
İddia 2-'hiçbir fizibilite yapılmadığı'
İddia 2-ye Yanıt
Otoyol ihalelerinde hiçbir fizibilite yapılmadığı iddiasının gerçeklerle hiçbir
ilgisi bulunmamaktadır.
90
Otoyollarla ilgili belgeler konusu:
İddia 3- 've belli işlerin iktidarın koruduğu firmalara dağıtıldığı iddiası'
İddia 3-e Yanıt
Meclis önergesinde yer alan bu iddia TBMM Soruşturma Komisyonu
tarafından tutarlı görülmediği için değerlendirilmeye bile alınmamıştır.
İddia 4 '1. Otoyol ihalelerinde, önceden hazırlanmış avan veya uygulama
projeleri ve bu projelere dayalı olarak Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından
ihalelerden önce hazırlanmış keşiflerin olmadığı işlerin projeleri ana yapım
ihalelerinden sonraki zamanlarda ihale edilerek yaptırıldığı belgelerin
incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Ayrıca Karayolları eski Genel Müdürü Atalay Coşkunoğlu'nun
Komisyonumuzca alınan yeminli ifadesinde Kınalı-Mahmutbey arasındaki projeyi
yaptırdıklarını ama bu projeyi uygulamadan değiştirmek zorunda kaldıklarını
nedeninin de zeminin çok iyi etüd edilmesinin gerekli olduğunu beyan etmiş ve
böyle bir etüdü yapmak için çok iyi mühendislere ve müşavirlere ihtiyaç olduğunu
söylemiştir. (İfade tutanağı s.70-71)
İddia 4'e Yanıt
1- Otoyollarda yapım işi proje ile birlikte (tasarla-yap yöntemiyle) ihale
edilmiştir. Tasarla-yap yöntemi Türkiye'de ve dünyada geçerli olan bir yöntemdir.
Bu yöntemin Yasak olduğu veya suç sayıldığı, hizmet gereklerine aykırı ve kamu
yararına aykırı olduğuna ilişkin mevzuatımızda ve literatürde hiçbir hüküm ve bilgi
yoktur.
1- Yapım işinin proje ile birlikte ihale edilmesi uygulaması tüm dünyada
uygulanan yaygın muteber bir uygulamadır.
2- Yapım işinin proje ile birlikte ihale edilmesi uygulaması Türkiye'de bilinen
ve hizmet gereği/iş şartları gereği uygulanan bir yöntemdir.
3- Yüce Divan'ın 1982/2 E. ve 1983/1 K. Sayılı kararına konu olan olaydaki
ihalenin tam adı 'Arifiye-Sincan Demiryolu İnşaatı ve Gerekli Etüt ve Proje
Yaptırılması 1. Kısım (Ayaş Tüneli) işi'dir. (Yüce Divan kararları Cilt-2 Sh.366) Yüce
Divan anılan kararında 'yapım işinin projeyle birlikte ihale edilmesi'nde herhangi bir
suç unsuru görmemiştir.
II- Proje ve yapım İşinin birlikte ihale edildiği, hukuka ve fenne uygun tasarla-
yap sisteminde 'önceden hazırlanmış avan veya uygulama projeleri ve bunlara dayalı
keşif olmamasını suç saymak akla ve mantığa aykırıdır.
91
III- Otoyolların yapıldığı Edirne-İstanbul-Bolu-Ankara ve Tarsus- Adana-
G.Antep güzergahının Türkiye'nin en hareketli ve gelişmeye ve şehirleşmeye açıktır.
İddia 5- '2. Kınalı-Sakarya otoyolu ihalesinden sonra yapılan hiçbir otoyol
ihalesinde Devlet ihalelerinde genellikle uygulanan ilan, resmi davet, teklif vermeye
davet anlamına gelecek bir resmi duyuru yapılmadığından dolayı rekabet ortamı
oluşmamıştır (Ek:4)'
İddia 5'e Yanıt
1- İddianame yerine geçen belgede de yer aldığı üzere 'ilan, resmi davet, teklif
vermeye davet' usulleri devlet ihalelerinde her ihalede uygulanmayan usullerdir.
2- Otoyol ihalelerinde ilan edilmeme esası diğer ihale usul ve esasları gibi
Danıştay tarafından hukuka uygun, geçerli usul olarak kabul edilmiştir.
Danıştay, otoyol ihalelerinin geçerli ihale usul ve esaslarını içeren yazılı
düzenlemelere dayanılarak yapıldığını kabul etmiştir.
3- Otoyol ihalelerinde, finansman temin etmiş ve Kınalı-Sakarya ihalesinde
oluşan birim fiyatlarla yeni otoyol yapmayı kabul etmiş her müteahhit, ilgili bakan
olurları çerçevesinde idare ile oturup pazarlık yapabilmiştir.
İddia 6- 'Diğer taraftan Karayolları Genel Müdürlüğünce muhtelif yazılarla
kredi temin etmek suretiyle otoyol yapım programında bulunan projeler için
müracaat etmiş firma ve firma gruplarınca yapılan müracaatlar arasından, yapılan
pazarlık sonucunda söz konusu otoyol projelerini, bu yazılarda belirtilen firmalara
ihale edilmesi hususu Bayındırlık ve İskân Bakanının 'olur'larına sunulmuştur
(Ek:l4/a, 14/b)
Bayındırlık ve iskân Bakanı da Karayolları Genel Müdürlüğünün
yazışmalarında belirtilen firmalara işlerin ihale edilmesini uygun bulmuştur.
(Ek:l4/a, 14/b)
Gerek komisyonumuzca ve gerekse müfettişlerce yapılan inceleme ve
soruşturmalarda herhangi bir pazarlık komisyonunun ve onaylı pazarlık tutanağının
mevcudiyeti sorulmuş, bu tür belgelerin mevcut olmadığı ifade edilmiştir .(Ek:4)'
İddia 6'ya Yanıt
1- Bu iddianın Bakan Cengiz Altınkaya ile bir ilgisi yoktur. İhale işlemlerini
yürütecek olan Bayındırlık ve İskân Bakanlığı değil, KGM Genel Müdürlüğüdür.
2- Danıştay pazarlık komisyonu oluşturmadığı ve pazarlık tutanağı
düzenlemediği iddia edilen KGM Eski Genel Müdürü'nün ve Otoyolları Daire
Başkanı'nın işlemlerini hukuka uygun bulmuştur.
92
3- KGM tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından
onaylanan ihale usul ve esaslarında ihale usulü olarak pazarlık gösterilmiştir.
İddia 7- 'Meclis Soruşturması önergesindeki alışılagelmiş ihale yöntemleri
uygulanmamış, yurt dışından kredi temin şartını yerine getiren firmalara bu işler
doğrudan doğruya verilmiş, ne ulusal ne de uluslararası rekabet koşulları
işletilmemiştir.'
İddia 7'ye Yanıt
Otoyollarda hiçbir ihale doğrudan bir firmaya verilmiş değildir.
İddia 8- 'Bununla da yetinilmeyerek aynı şartlarda yüklenici firmaya proje
(tasarım ve çizim) yapım yetkisi verilmiş, yine kural dışı olarak ihale bedelinin çok
küçük bir bölümünü içeren proje bedeli üzerinden ödeme yapılması yerine, tüm
ihale bedelinin %20'si dolar bazında hemen avans olarak ödenmiş olduğu iddiası.'
İddia 8'e Yanıt
Otoyollarda yapım işi proje ile birlikte (tasarla-yap yöntemiyle) ihale
edilmiştir. Tasarla-yap yöntemi Türkiye'de ve dünyada geçerli olan bir yöntemdir.
Bu yöntemin yasak olduğu veya suç sayıldığına ilişkin hiçbir hüküm yoktur.
İddia olayın gelişimini anlatıyor.
İddia otoyol ihale mevzuatının doğuşunu ve oluşumunu anlatıyor:
İddia 9- '2. Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinden sonra yapılan hiçbir otoyol
ihalesinde, Devlet ihalelerinde genellikle uygulanan ihale yöntemlerine
uyulmamıştır.'
İddia 9'a Yanıt
Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinden sonra yapılan otoyol ihalelerinde, 2886
sayılı Devlet İhale Kanunu geçerli olmadığı için 2886 sayılı kanunda uygulanan ihale
yöntemlerine uyulmamıştır. Devlet ihalelerinde genellikle uygulanan mevzuatın
(2886 sayılı Yasanın) 2983 sayılı Yasayla uygulanmayacağının belirtilmesi karşısında
bu iddianın hiçbir değeri yoktur.
İddia 10- 'Karayolları Genel Müdürlüğü, ihalelerde pazarlığa esas olmak üzere
müteahhitlerin karşısına herhangi bir resmi birim fiyat ve keşif bedeli ile çıkmadığı
gibi.'
iddia 10'a Yanıt
1. Bu fiilin Bakan Cengiz Altınkaya ile bir ilgisi bulunmamaktadır.
93
2- 'Karayolları Genel Müdürlüğü, ihalelerde pazarlığa esas olmak üzere
müteahhitlerin karşısına' pazarlığa esas birim fiyatlara çıkmıştır. Bu hususta aksi bir
iddia sözkonusu değildir. Müfettişlerin iddiası 'pazarlığa esas birim fiyat'ların
resmileştirilmediği yolundadır.
3- Danıştay 'pazarlığa esas birim fiyatları resmileştirmediği iddia edilen KGM
Eski Genel Müdürü'nün işlemlerini hukuka uygun bulmuştur. İşlemi yapan tüzel
kişiliğe sahip KGM'nün Genel Müdürü'nün sorumluluğunun bulunmadığı bir yerde
ilgili bakanın sorumluluğundan bahsetmek mümkün değildir.
(Bakınız: Danıştay İdari İşler Kurulu'nun 'Otoyol ihalelerinin geçerli yöntem
ve ilkeler içeren yazılı düzenlemelere dayalı olarak yapıldığı anlaşıldığı'nı belirten
1994/47 Esas No'lu ve 1994/27 Karar No'lu kararı).
İddia 11- 've keşifbedeli ile çıkmadığı gibi,'
İddia 11'e Yanıt
1- Bu fiilin Bakan Cengiz Altınkaya ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Otoyolların
ihale işlemleri Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.
2- Otoyol ihalelerinde 'tasarla-yap sistemi kabul edildiği ve bu nedenle proje
ile yapım işi birlikte ihale edildiği için başlangıçta idare tarafından bir keşif bedeli
ortaya konulması mümkün değildir.
3- Danıştay keşif bedelini belirlemeden ihaleye çıktığı iddia edilen KGM Eski
Genel Müdürü'nün işlemlerini hukuka uygun bulmuştur.
(Bakınız: Danıştay İdari işler Kurulu'nun 'Otoyol ihalelerinin geçerli yöntem
ve ilkeler içeren yazılı düzenlemelere dayalı olarak yapıldığı anlaşıldığı'nı belirten
1994/47 Esas No'lu ve 1994/27 Karar No'lu kararı).
İddia 12- 'ihaleler sırasında görevlendirilmiş bir resmi ihale komisyonu ve
böyle bir resmi komisyonca tutulmuş ve yazılmış herhangi bir resmi pazarlık
tutanağı yoktur'
İddia 12'nin Yanıtı
1- Bu iddianın Bakan Cengiz Altınkaya ile bir ilgisi yoktur. İhale işlemlerini
yürütecek olan Bayındırlık ve İskân Bakanlığı değil, KGM Genel Müdürlüğüdür.
2- Danıştay pazarlık komisyonu oluşturmadığı ve pazarlık tutanağı
düzenlemediği iddia edilen KGM Eski Genel Müdürü'nün ve Otoyolları Daire
Başkanı'nın işlemlerini hukuka uygun bulmuştur.
3- KGM tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından
onaylanan ihale usul ve esaslarında ihale usulü olarak 'pazarlık usulü' gösterilmiştir.
94
İddia 13- "ve ihalelere katılım sağlanmamıştır.'
İddia 13'ün Yanıtı
Otoyol ihalelerinde katılım sağlanmış ve ihaleler hiç bir zaman tek katılımlı
olmamıştır. Pazarlık usulünde, pazarlığın firmalarla tek tek görüşmelerle yapılması
ile bir ihaleye tek bir firmanın katılması birbirinden çok farklı hususlardır.
3- Danıştay ihalelere katılımı sağlamadığı iddia edilen KGM Eski Genel
Müdürü'nün işlemlerini hukuka uygun bulmuştur.
İddia 14- '3. Karayolları Genel Müdürlüğü diğer karayolları işlerinde
kullanılmak üzere oluşturduğu analiz ve birim fiyatları otoyollar için resmi olarak
oluşturmamıştır.'
İddia 14'e Yanıt
1- Bu fiilin Bakan Cengiz Altınkaya ile bir ilgisi bulunmamaktadır.
2- 'Karayolları Genel Müdürlüğü, ihalelerde pazarlığa esas olmak üzere
müteahhitlerin karşısına 'pazarlığa esas birim fiyatlar'la çıkmıştır.
3- Danıştay 'pazarlığa esas birim fiyat'ları resmileştirmediği iddia edilen KGM
Eski Genel Müdürü'nün işlemlerini hukuka uygun bulmuştur.
4~ Karayolları Genel Müdürlüğü diğer karayolları işlerinde kullanacağı analiz
ve birim fiyatlara sahiptir. Ancak bu analiz ve birim fiyatlar uzun yılların mahsulü
olan büyük inceleme ve çalışmaların ürünüdürler.
5- Otoyol ihalelerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen KGM tarafından
birim fiyatlar şimdi bile oluşturulabilmiş değildir.
6- Türkiye'de bütün kurumlarca ve bu arada KGM'nce birim fiyat
oluşturulmadan ihale yapılabilmektedir.
İddianame Yerine Geçen Belgede Olayların Gelişimi Anlatılmaya Devam
Ediliyor.
İddia 15- '5. Otoyol sözleşmelerine göre verilen avanslar, işin %20'si
seviyesinden başlamak ve her hak edişten %30 kesilmek suretiyle mahsup edilmekte
ve tamamen itfa edilmesi 17 aya kadar uzayabilmektedir. Hakedişler aylık
yapılmakta ve keşif bedelinin en az % 51 kadar bir bedel ihtiva edebilmektedir.
İnceleme konusu işlerde sözleşmeye bağlı avans oranı %20 olup, ilave avanslarla bu
oran %25'e kadar ulaşabilmektedir.
Ayrıca otoyol müteahhitlerine sözleşmelerine göre ihale bedelinin %20'si
oranında avans verilmiş olmasına rağmen, bilahare İzmir-Aydın Otoyolu müteahhidi
95
Kutlutaş Firmasına Yüksek Planlama Kurulu Kararına dayanılarak 15 Milyon ABD
Doları ek avans verilmiş, bu arada Kamu Ortaklığı İdaresi Hazine ve Dış Ticaret
Müsteşarlığı ve KGM arasında düzenlenen bir protokola dayanarak bazı firmalara da
ihracaat kredilerinin işlerlik kazanabilmesi için gerekli ön ödemeler denilerek
(Yurtdışından yapacakları ithalat için) avans niteliğinde muhtelif ödemeler yapılmış,
kredilerden karşılanan bu ödemelerin yükü idare tarafından karşılanmıştır.
İddia 15'e Yanıt
1- Otoyol ihalelerinde avans verilmesi işlemiyle Bayındırlık ve İskân
Bakanlığının veya Bakanının hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
2- Otoyol ihalelerinde ihale bedelinin (ilk keşif bedelinin) %20'si oranında
avans verilmektedir. Dünyadaki ve Türkiye'de benzer uygulamalarda avans oranının
%20 olduğu gözönünde bulundurulduğunda %20 avans uygulamasının normal bir
uygulama olduğu görülecektir.
3- İhale bedelinin (ilk keşif bedelinin) %20'si oranında avans verilmesi
uygulaması Türkiye'de ve dünyada bilinen ve sıkça yapılan bir uygulamadır.
4- İhale sözleşmelerinde ilk keşif bedeline göre %20 oranında olan avanslar
zaman içerisinde keşif bedellerinin artması nedeniyle sonraki keşiflere göre çok
düşük oranlara tekabül etmektedirler.
5- İzmir-Aydın Otoyolu müteahhidi Kutlutaş Firmasına 15 Milyon ABD
Doları ek avans verilmesiyle ilgili Bakan Cengiz Altınkaya'ya atfedilebilecek
herhangi bir sorumluluk bulunmamaktadır.
6- Bazı firmalara 'ihracaat kredilerinin kullanılabilir hale gelmesi için kredi
anlaşmalarına göre yapılması gereken peşin ödemenin TKKOİ tarafından
karşılanması gerektiği' yolundaki kararlar Kamu Ortaklığı İdaresi, Hazine ve Dış
Ticaret Müsteşarlığı ve KGM arasında düzenlenen 15.7. 1988 tarihli protokola bağlı
olarak yapılmıştır ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile bir ilgisi bulunmamaktadır.
Bayındırlık Bakanlığı ile ilgisi bulunmayan bir olaydan dolayı Bakan Cengiz
Altınkaya'nın herhangi bir sorumluluğunun olması mümkün değildir.
İddia 16- 7. Gümüşova-Gerede Otoyolu, Astaldi S.P.A. Firmasına 10.10.1986
tarihinde ihale edilmiştir. Ancak ihale tarihinden daha önceki tarihlerde yapılan ön
görüşmeler sonucunda idare ile müteahhit arasında sözleşme yapma vaadiyle
protokol ve anlaşmalar imzalanmıştır.
Bu protokol ve anlaşmalar yapılırken Amerikan Express Bank önderliğindeki
konsorsiyumdan 115 000 000 ECU'luk kredi sağlanmış; ödemeler ABD Doları
cinsinden yapıldığı için 24.1.1986 tarihinde $/ECU paritesinin 1$= 1.299272 ECU
şeklinde sabitleştirmesine karar verilmiştir. Ön anlaşmanın yapıldığı tarihte
(24.1.1986) gerçek kur 1 $-1.1179 ECU olmasına rağmen geçmiş tarihli bir döviz
96
kurunun esas alınmasıyla 1$= 1.299272 ECU hesabıyla 115 milyon ECU karşılığında
idare 14 360 350 ABD Doları zarara uğratılmıştır.
Bundan başka 16.4.1987 tarihinden 2.9.1991 tarihine kadar sözkonusu olan
hakedişler dikkate alındığında 1 ABD $-1.299272 ECU sabit kuru esas alınarak
krediden yapılan ödemenin 108 592 088.43 ECU olduğu; bu ödemelerin ödeme
tarihindeki reel kur üzerinden yapılması halinde toplam 67 807 144.21 ECU'luk
ödemenin yapılmış olması gerekeceği; dolayısıyla bu sabitleştirmeyle 2.9.1991 tarihi
itibariyle 40 784 944.22 ECU'luk miktarın fazladan ödendiği görülmüştür. Bu
miktarın ödeme tarihindeki reel kur üzerinden Dolara çevrilmesi halinde ise idarenin
bu yolla doğan zararının 51 320 197.45 ABD $ olduğu anlaşılmaktadır.(Liste:l)
İddia 16'ya Yanıt
1- Gümüşova-Gerede Otoyolu ihalesinde Dolar/ECU sabitleştirmesi işlemi
Bakan Cengiz Altınkaya'nın bakanlık görevine gelmesinden çok önceki bir dönemde
gerçekleştirilmiştir. İhale sözleşmesi hükümleri Bakan Cengiz Altınkaya'nın göreve
gelmesinden önce uygulandığı gibi görevden ayrılmasından sonra da uygulanmıştır.
2- Konuyu soruşturan Bayındırlık ve İskân Bakanlığı müfettişleri 14.10.1992
tarihli Fezleke Raporlarında (Sh.57) ihale sözleşmesinin imzalanmasına olur veren ve
ilgili sözleşme bakanlığı döneminde uygulanmaya başlanan ve yıllarca uygulanan
dönemin Bayındırlık ve İskân Bakanı Safa Giray'ın herhangi bir sorumluluğunun
bulunmadığına karar vermiştir. Sözleşmenin imzalandığı ve bakanlığı döneminde
yıllarca yürürlükte kaldığı bir bakana sorumluluk yükletilemeyen bir durumda,
ortada 'idarede istikrar' ilkesi vardır ve Bakan Cengiz Altınkaya'ya herhangi bir
sorumluluk yükletilebilmesini cidden anlamak mümkün değildir.
İddianame Yerine Geçen Belgeyi Hazırlayanlarca Yukarıdaki
İddiaların Değerlendirilmesi
Değerlendirme Sonrası İddialar
Değerlendirme Sonrası İddia 1- 'Kınalı-Sakarya otoyolu ihalesinden sonraki
ihalelerde, daha önce Bakanlık Makamınca Kınalı Sakarya Otoyolu için onaylanan
ihale esas ve usulleri uygulanmadığı gibi Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinden sonraki
ihalelerde uygulanacak esas ve usuller düzenlenmemiştir'
Değerlendirme Sonrası İddia 1'e Yanıt
1- Otoyolları ihale usul ve esasları KGM'nce hazırlanmış ve Bayındırlık ve
İskân Bakanları tarafından onaylanarak yürürlüğe giren olurlarda yer almışlardır.
a- Yüce Divan tarafından ihale usul ve esaslarının olup olmadığı idareye
sorulmuş ve varsa birer örneği istenilmiştir. İdare, Yüce Divan'a ihale usul ve
esaslarını içeren ilgili bakan olurlarını göndermiştir.
97
b- Bu belgelerde yalnızca bir otoyol kesitinin ihale edileceği değil, o otoyol
kesitinin hangi usul ve esaslar çerçevesinde ihale edileceği de belirtilmiştir.
c- Bakan olarak onama görevinin verildiği K.23 sayılı TKKOI Kurulu
kararında ve KGM ile KOİ arasında yapılan protokolde ve diğer mevzuatta ihale
usul ve esasları ihaleye çıkma onayıyla aynı belgede birlikte yer alamazlar hükmü
yoktur.
d- İhale usul ve esasları, her ihaleye çıkış onayında ayrı ayrı tekrarlanmıştır.
Bu şekilde ihale usul ve esasları istikrar kazanmıştır. İhale usul ve esaslarının, her
ihaleye çıkış onayında ayrı ayrı tekrarlanması onların düzenleyici işlem olma
özelliklerine bir halel getirmez.
2- Danıştay, otoyol ihalelerinin geçerli ihale usûl ve esaslarını içeren yazılı
düzenlemelere dayanılarak yapıldığını kabul etmiştir.
Değerlendirme Sonrası İddia 2- 'Bayındırlık ve İskan Bakanlığına sunulan
ihale olurlarının 'ihale esas ve usulü' olarak düşünülmesi mümkün değildir.
Düzenleyici işlem niteliğindeki esas ve usullerden amaç, 2886 sayılı Yasa
yerine geçecek, onun boşluğunu dolduracak, ihalenin her aşamasına ilişkin
hükümler getirecek, böylece kişisel takdir ve sübjektif davranışlara yer vermeyecek
hükümler olmalıdır.'
Değerlendirme Sonrası İddia 2'ye Yanıt
A- Ülkemizde 2886 sayılı Yasa dışına çıkılarak ihale yapılması değişik
mevzuat hükümlerimizde düzenlenmiştir.
Bunlar:
1- 2886 sayılı Yasa'da sayılan durumlar:
a- 82. madde 'Uluslararası anlaşmalar uyarınca yapılacak işler'
b- 89. madde 'özelliği bulunan işler'
2- Diğer Yasalarda ve KHK'lerde 'bu kanunla ilgili olarak yapılan işlerde veya
bu maddede sayılan işlerde Devlet İhale Kanunu uygulanmaz' şeklinde bir hüküm
bulunması durumunda.
B- Mevzuatımızda, 2886 sayılı kanunun uygulanmayacağı veya 2886 sayılı
kanun dışına çıkılarak yapılacağı belirtilen durumlarda, yeni ihale usul ve esaslarının
kim tarafından ve nasıl oluşturulacağı konusunda tek tip bir düzenleme söz konusu
değildir.
98
C- Ülkemizde 2886 sayılı kanun kapsamından çıkarılan işlerde 'idaresince
hazırlanıp Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından onay verilen' sayısız 'ihale usul ve
esasları' belgesi vardır.
Devlet Bakanı Kilercioğlu'nun ihale usul ve esasları ile ilgili uyarı yazısı,
Haliç İhalesinin durdurulması,
Haliç Köprüsü ihale usul ve esasları oluru,
1- İhale usulü vardır. İhale usulü olarak 'pazarlık' yöntemi tespit edilmiştir.
2- İhale usulünün 'esasları' vardır.
İhale usulünün 'esasları' tüm olurlarda aynıdır: Olması gereken ihale usul ve
esasları konusu
Değerlendirme Sonrası İddia 3- 'Otoyol ihalelerinde geçerli olacak esas ve
usuller düzenlenmediğinden, otoyol ihaleleri hiçbir kurala bağlı kalınmaksızın,
mutlak bir kişisel takdirle gerçekleştirilmiştir.'
Değerlendirme Sonrası İddia 3'e Yanıt
Otoyol ihalelerinde geçerli olacak usul ve esaslar düzenlenmiştir. Otoyol
ihalelerini 'hiçbir kurala bağlı kalmaksızın, mutlak bir kişisel takdirle
gerçekleştirdiği' iddia edilen KGM Genel Müdürü'nün böyle davranmadığı
yargılama sırasında Danıştay'ın verdiği kararla ortaya çıkmıştır.
Değerlendirme Sonrası İddia 4- 'Bu hususta bir kural mevcut olmadığı için
rekabet ortamı oluşmamış, eşitlik ve açıklık ilkesine uyulmamıştır.'
Değerlendirme Sonrası İddia 4'e Yanıt
Yukarıda 'ihale usul ve esaslarının geçerliliği'nin anlatıldığı bölümde uzun
uzun açıklandığı üzere otoyol ihalelerinde geçerli kurallar mevcut olup,
değerlendirme öncesi iddialara verilen yanıtlarda da belirtildiği üzere rekabet
sağlanmış eşitlik ve açıklık ilkelerine uyulmuştur.
Değerlendirme Sonrası İddia 5- 'Kamu yararının sağlanması bu ilkelere uygun
davranılması ile mümkün olur.
Nitekim bu esas ve usullerin tespit edilmemiş olmasından doğan boşluk,
raporumuzun III üncü Bölümünün A/1, A/2 B/2 B/4 B/5 inci maddelerinde bahsi
edilen sübjektif ve kamu yararını gözetmeyen uygulamalara imkan tanımıştır'
Değerlendirme Sonrası İddia 5'e Yanıt
99
1- İhale usul ve esasları KGM tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskân
Bakanları tarafından onaylanan olurlarda tespit edilmiştir.
2- KGM tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanları tarafından
onaylanan ihale usul ve esaslarında kamu yararı ve hizmet gerekleri birlikte
gözetilmiştir.
3- Müfettişler ve TBMM Soruşturma Komisyonu üyeleri otoyol ihalelerinde
kamu yararı'nın yokluğu iddialarını gerçek olmayan ve ispatlanamamış bir başka
iddiaya, 'otoyolların pahalı yapıldığı pahalıya mal...
4- TBMM Soruşturma Komisyonu raporunda sözü edilen ' ...raporumuzun III
üncü bölümünün A/1, A/2, B/2, B/4, B/5 inci maddelerinde bahsi edilen sübjektif ve
kamu yararını gözetmeyen uygulamalara imkân tanımıştır.' ifadesi hiçbir şekilde
gerçeği yansıtmamaktadır.
Şöyle ki:
A- TBMM Soruşturma Raporunun A/1 maddesinde '1. Otoyol ihalelerinde
önceden hazırlanmış avan veya uygulama projeleri ve bu projelere dayalı olarak
Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından ihalelerden önce hazırlanmış keşiflerin
olmadığı işlerin projeleri ana yapım ihalelerinden sonraki zamanlarda ihale edilerek
yaptırıldığı, belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır.' denilmektedir. Oysa:
1- TBMM Soruşturma Raporu'nun A-1 bölümündeki iddiaya verilen
savunmamızın yanıt bölümünde ayrıntılı açıklandığı üzere Otoyollarda yapım işi
proje ile birlikte (tasarla-yap yöntemiyle) ihale edilmiştir.
2- Yapım işinin proje ile birlikte ihale edilmesi uygulaması tüm dünyada
uygulanan yaygın muteber bir uygulamadır.
3- Yapım işinin proje ile birlikte ihale edilmesi uygulaması, Türkiye de bilinen
ve hizmet gereği/iş şartları gereği kamu yatırımlarının ihalelerinde uygulanan bir
yöntemdir.
4- Proje ve yapım işinin birlikte ihale edildiği, hukuka ve fenne uygun tasarla-
yap sisteminde 'önceden hazırlanmış avan veya uygulama projeleri ve bunlara dayalı
keşif olmamasını suç saymak akla ve mantığa aykırıdır.
5- Otoyolların yapıldığı Edirne-İstanbul-Bolu-Ankara ve Tarsus- Adana-
G.Antep güzergahının Türkiye'nin en hareketli ve gelişmeye ve şehirleşmeye açıktır.
Sonuçta, proje ve yapım işinin birlikte ihale edildiği otoyollarında kamu
yararının gözetilmediği hiçbir şekilde söylenemez.
B- TBMM Soruşturma Raporunun A/2 maddesinde: '2. Kınalı- Sakarya
otoyolu ihalesinden sonra yapılan hiçbir otoyol ihalesinde Devlet ihalelerinde
100
genellikle uygulanan ilan, resmi davet, teklif vermeye davet anlamına gelecek bir
resmi duyuru yapılmadığından dolayı rekabet ortamı oluşmamıştır. (Ek 4)
denilmektedir.
Oysa:
1- Yapılması istenilen işin şartlan gereğine uygun olarak (hizmet gerekleri)
ihale usulünün seçilmesi zorunludur. Seçilen ihale usulüne uygun olarak 'ilan, resmi
davet, teklif vermeye davet' gibi esaslar kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
2- Otoyollarda finans modelleri tespit edildikten sonra her bir modelin
uygulanmasından önce firmalara belirlenen şartlarla otoyol yapım ihalelerine katılıp
katılmayacakları KGM tarafından resmen sorulmuş, buna ilişkin belgeler ve tanık
ifadeleri dava dosyasına girmiştir.
3- Otoyol ihalelerinde ilan edilmeme esası diğer ihale usul ve esasları gibi
Danıştay tarafından hukuka uygun, geçerli usul olarak kabul edilmiştir.
4- Bütün bu nedenlerden dolayı KGM Kınalı-Sakarya otoyolu için kredi
bulmuş, teknik yeterliliğe sahip olan firmalara Kınalı-Sakarya ihalesi fiyatları
üzerinden yeni otoyol kesitlerini ihale etmek istediğini ve bu şartlarda yeni
otoyolların ihalelerine talip olup olmadıklarını sormuştur. KGM'nün bu yazısı teklif
vermeye davetten başka birşey değildir.
Otoyol ihalelerinde, resmi davet sözkonusu olduğundan kamu
yararı gözetilmiştir.
C- TBMM Soruşturma komisyonu Raporu'nun B/2 bölümünde yer alan
'Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinden sonra yapılan hiçbir otoyol İhalesinde, Devlet
ihalelerinde genellikle uygulanan ihale yöntemlerine uyulmamıştır. Karayolları
Genel Müdürlüğü, ihalelerde pazarlığa esas olmak üzere müteahhitlerin karşısına
herhangi bir resmi birim fiyat ve keşif bedeli ile çıkmadığı gibi ihaleler sırasında
görevlendirilmiş bir resmi ihale komisyonu ve böyle bir resmi komisyonca tutulmuş
ve yazılmış herhangi bir resmi pazarlık tutanağı yoktur ve ihalelere katılım
sağlanmamıştır.' şeklindeki iddia soyut, gerçekleri yansıtmayan, sorumlulukları
ayrıştırmayan bir iddiadır.
Çünkü, buradaki iddialar ayrıştırılıp tek tek ele alınarak geçersizlikleri
yukarıda bölümlerde açıkça ortaya konmuştur.
D- TBMM Soruşturma Komisyonu Raporu'nun B/4 bölümünde belirtilen
fiiller, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün diğer ihaleler için 'esas' kabul edilen
'Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesi fiyatlarını' ne şekilde 'esas alınacak hale getirdiğine'
ilişkindir ve tamamıyla KGM bünyesinde cereyan eden bir olaydır
101
E- TBMM Soruşturma Komisyonu'nun Raporunun B/5 Maddesinde belirtilen
'5. Otoyol sözleşmelerine göre verilen avanslar, işin %20'si seviyesinden başlamak ve
her hak edişten %30 kesilmek suretiyle mahsup edilmekte ve tamamen itfa edilmesi
17 aya kadar uzayabilmektedir. (Hakedişler aylık yapılmakta ve keşif bedelinin en az
%5'i kadar bir bedel ihtiva edebilmektedir. İnceleme konusu işlerde, sözleşmeye
bağlı avans oranı %20 olup, ilave avanslarla bu oran %25'e kadar ulaşabilmektedir.
Ayrıca, otoyol müteahhitlerine sözleşmelerine göre ihale bedelinin %20'si
oranında avans verilmiş olmasına rağmen, bilahare İzmir-Aydın Otoyolu müteahhidi
Kutlutaş Firmasına Yüksek Planlama Kurulu Kararına dayanılarak 15 Milyon ABD
Doları ek avans verilmiş, bu arada Kamu Ortaklığı İdaresi, Hazine ve Dış Ticaret
Müsteşarlığı ve KGM arasında düzenlenen bir protokola dayanarak bazı firmalara da
ihracaat kredilerinin işlerlik kazanabilmesi için gerekli ön ödemeler denilerek
(Yurtdışından yapacakları ithalat için) avans niteliğinde muhtelif ödemeler yapılmış,
kredilerden karşılanan bu ödemelerin yükü idare tarafından karşılanmıştır.' İddiası
suç sayılmayan hususları suçmuş gibi gösteren, avansla ilgili dünyadaki ve
Türkiye'deki uygulamaları gözardı eden ve bu nedenle de tamamıyla boş bir
iddiadan ibarettir.
Şöyle ki:
1- Otoyol ihalelerinde avans verilmesi işlemiyle Bayındırlık ve İskân
Bakanlığının hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
2- Otoyol ihalelerinde ihale bedelinin (ilk keşif bedelinin) %20'si oranında
avans verilmektedir.
3- İhale bedelinin (ilk keşif bedelinin) %20'si oranında avans verilmesi
uygulaması Türkiye'de ve dünyada bilinen ve sıkça yapılan bir uygulamadır.
4- İhale sözleşmelerinde ilk keşif bedeline göre %20 oranında olan avanslar
zaman içerisinde keşif bedellerinin artması nedeniyle sonraki keşiflere göre çok
düşük oranlara tekabül etmektedirler.
5- İzmir-Aydın Otoyolu müteahhidi Kutlutaş Firmasına 15 Milyon ABD Dolan
ek avans verilmesiyle ilgili Bakan Cengiz Altınkaya atfedilebilecek herhangi bir
sorumluluk bulunmaktadır.
6- Bazı firmalara 'ihracaat kredilerinin kullanılabilir hale gelmesi için kredi
anlaşmalarına göre yapılması gereken peşin ödemenin TKKOİ tarafından
karşılanması gerektiği' yolundaki kararlar Kamu Ortaklığı İdaresi, Hazine ve Dış
Ticaret Müsteşarlığı ve KGM arasında düzenlenen 15.7.1988 tarihli protokola bağlı
olarak yapılmıştır ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile bir ilgisi bulunmamaktadır.
Bayındırlık Bakanlığı ile ilgisi bulunmayan bir olaydan dolayı Bakan Cengiz
Altınkaya'nın herhangi bir sorumluluğunun olması mümkün değildir.
102
İddianame Yerine Geçen Belgeyi Hazırlayanların Vardığı Sonuç
'Komisyonumuz, yukarıda anılan Kanunun ilgili maddesine aykırı işlemlerin
zamanın Bayındırlık ve İskân eski Bakanları İ. Safa Giray ve Cengiz Altınkaya
tarafından yapıldığı bu suretle görevlerini kötüye kullandıkları kanaatine varmıştır.'
Savunmanın Ulaştığı Sonuç
TBMM Soruşturma Komisyonu, Bakanların hangi fiillerinin hangi kanunun
hangi hükmüne aykırı olduğunu belirtmemiştir. Bütün fiil İsnatları soyuttur. Hangi
otoyolun ihalesindeki hangi fiilin hangi bakan tarafından işlendiği hususunda da
hiçbir açıklık yoktur. Soyut olarak belirtilen fiillerin hangi kanunun hangi hükmüne
aykırı olduğu için TCK'nun 240. maddesinden dolayı ceza istendiği belirtilmemiştir.
Bakanların fiillerinde kanuna aykırı bir husus bulunmamaktadır. İddiaların
soyutluğu ve dava dosyası münderecatı gözönünde bulundurulduğunda hiçbirisinin
ispatlanamadığı gözönünde bulundurulacak olursa Bakan Cengiz Altınkaya'nın
görevini hiçbir şekilde kötüye kullanmadığı ortaya çıkmaktadır.
İkinci Bölüm
89/14657 Sayılı Fiyat Farkı Kararnamesi Çerçevesindeki
İddialar ve Bu İddialara Karşı Savunmalar
İddia 1- T Otoyol yapımı işlerini alan müteahhit şirket ve gruplar, içerikleri
hemen hemen aynı bazı yazılı şikâyetnamelerde, 'Yurtiçi maliyetlerin vergi, sigorta,
zorunlu tasarruf vs. düzenlemelerdeki artışlar, Amerikan Dolarının (bu arada
ihalelerde geçerli diğer yabancı paraların) Türk Lirası karşısındaki değer artışının
yurtiçi (Türkiye) enflasyon oranının altında kaldığı, Doların dünya piyasalarında da
değerinin düştüğü' gibi birtakım gerekçeler ileri sürerek bu kayıplarını telafi etmek
üzere kendilerine fiyat farkı verilmesi gerektiğini iteri sürmüşlerdir.' (TBMM
Soruşturma Komisyonu Raporu Sh. 10)
I-İddia 1'e Yanıt
89/14657 sayılı Fiyat Farkı Kararnamesi çıkarılması öncesindeki gelişmeler
a- Otoyol ihalelerinde sözleşme para biriminin ABD Dolan olarak seçilmesinin
nedeni
b- Hükümetin döviz kuru politikasının değişmesi ve bunun sonuçları
c- 1985 sonrası mali mevzuattaki değişiklikler ve bu değişikliklerin otoyollara
yansıması
103
d- Otoyol yapım firmalarının işleri yapamaz hale geldiklerini belirten ve
idareden konuya çözüm bulmasını isteyen dilekçeleri
da- Otoyol yapım firmalarına göre işlerin yapılamaz hale gelmesinin nedenleri
db- Otoyol yapım firmalarının 'işlerin yapılabilir/yürütülebilir hale
getirilmesi'ni idareden talep etmeleri
e- Otoyol yapım firmalarının dilekçelerinin idare tarafından değerlendirilmesi
İddia 2- 'Burada hemen belirtmek gerekir ki, 1985 yılından bahis konusu fiyat
farkı kararnamesinin yürürlüğe girdiği 30.10.1989 tarihine kadar yapılan otoyol
ihalelerinde, müteahhitlerle idare (Karayolları Genel Müdürlüğü) arasında
imzalanan ana sözleşmeler herhangi bir şekilde fiyat farkı ödenmeyeceğini hüküm
altına almaktadır. Bu sözleşmelerin, birbirinin aynı olan 70 inci maddeleri şöyledir:
'70.- Fiyatların artması ve azalması:
İşlerin yapılış maliyetini etkileyen işçilik ve/veya malzeme veya diğer
hususların fiyatlarındaki yükselmelerde veya düşmelerde bunlarla ilgili ilave bir
ödeme veya kesinti yapılmayacaktır'
Yine bu sözleşmelerin 71 inci maddeleri ise şöyledir;
'71. Büyük Ekonomik Bunalımlar
Teklif tarihini takiben işlerin inşa edilmekte veya edilecek olan ülke dahilinde
o ülke hükümetinin döviz kısıtlamaları koyması veya ülke parasının devalüasyonu
sonucu büyük bir ekonomik bunalım meydana geldiği takdirde idare sözkonusu
ekonomik bunalım sebebiyle veya neticesinde işlerin icrası bakımından veya işlerle
ilgili olarak artan masrafları müteahhite ödemeyecektir. Ancak, işbu maddedeki
hiçbir husus sözkonusu durumlarda müteahhite tanınmış olan her türlü hakları veya
hukuki yolları hiçbir şekilde ihlal etmeyecektir' (TBMM Soruşturma Komisyonu
Raporu Sh. 10)
II. İddia 2'ye Yanıt
Otoyol ihale sözleşmelerindeki 70. ve 71. maddelerin çarpıtılarak, bu
maddelerdeki hükümler nedeniyle fiyat farkı verilmeyeceğini iddia etmek mümkün
değildir. İddiayı düzenleyenler 70 ve 71. maddeleri kasten veya bilgisizlik eseri
yanlış anlamışlardır.
a- İddianame yerine geçen belgedeki 71. maddedeki ağır 'bunalım ve
devalüasyonla ilgili çarpıtma
104
b- 71. madde, TL'deki devalüasyondan bahsettiği ve Dolardaki reel değer
kaybından/devalüasyondan bahsetmediği için fiyat farkı verilmemesi gerektiğinin
gerekçesi olamaz.
ba- Ülke parasının (TL) devalüasyonu ile sözleşme para biriminin (Doların)
devalüasyonu başka başka şeylerdir.
bb- Ülke parasının (TL) devalüasyonu ile sözleşme para biriminin (Doların)
devalüasyonunun neticeleri de farklıdır.
c- İşçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış kararnameye gerekçe alınmamış ve
bununla ilgili olarak kararnamede bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
d- 89/14657 Sayılı Fiyat Farkı Kararnamesinin gerekçesi.
İddia 3- 'Görüldüğü gibi sözleşmeler, fiyatlar genel seviyesindeki oynamaları
(hatta ekonomik bunalım halinde bile) fark ödenme sebebi saymamaktadır.
Müteahhitlerin zam talepleri ise, tamamen bu gerekçelere dayanmıştır' (TBMM
Soruşturma Komisyonu Raporu Sh. 10)
III- İddia 3'e Yanıt
Otoyol yapım firmalarının bir zam talebi bulunmamaktadır
a- Otoyol yapım firmalarının şikâyet gerekçeleri ve talepleri
b- İdarenin şikâyet, gerekçelerini değerlendirmesi
c- Zam vermek ile fiyat farkı birikirinden çok farklı kavramlardır.
İddia 4- 'Bakanlar Kurulu'nun 19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı Kararı,
30.10.1989 gün ve 20327 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu
kararın ekinde fiyat esasları yer almıştır.
Buna göre: İş grupları;
a. Toprak işleri ve peyzaj
b. Büyük sanat yapılan, küçük sanat yapıları ve tüneller,
c. Üst yapı işleri,
d. Güvenlik ve trafik işaretlemesi,
e. Tesislerin etütlerinin, ön ve uygulama projelerini, nihai (As- Built)
projelerinin hazırlanması,
f. Kontrollük, mühendislik ve müşavirlik hizmetleri,
105
Olmak üzere ana başlıklarda toplanmış ve işin özelliğine göre yurtiçi ve
yurtdışı endekslerle irtibatlı formüller İle fiyat farkı ödenmesi öngörülmüştür.
Kararnamenin 12 nci maddesinde, esasların yürürlüğe girdiği tarihten önce
sözleşmeleri yapılan ve devam eden işlerde, müteahhitler ile idare arasında
yapılacak zeyilname ile uygulamaya ilişkin hususların tespit edileceği hükme
bağlanmıştır.
2. Kararnamenin yürürlüğe girmesiyle, devam etmekte olan işler için 'Ek
Sözleşmeler' yapılarak, Kararnamenin yürürlük tarihinden sonra yapılan ihalelerde
ise ana sözleşmelere bu yolda hükümler koymak suretiyle uygulamaya geçilmiş ve
31.12.1991 tarihi itibariyle ceman 1 152 457 550 78 ABD Doları ve 1 211 331 87 İNG.
Sterlini fiyat farkı ödemesi yapılmıştır. (Ek:5)
3. İhalelerdeki birim fiyatlar, müteahhitler tarafından sözleşmedeki fiyat farkı
verilmeyeceği şeklindeki hüküm ve işin süresi, yapım şartlan bilinerek önerilmiştir.
Bu öneriler, Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesi hariç, herhangi bir rekabet ortamının
oluşmadığı, tek katılımlı ve Karayolları Genel Müdürlüğünce herhangi bir karşı
öneri yapılmayan ortamlarda yapılmıştır.' (TBMM Soruşturma Komisyonu Raporu
Sh.10-11)
IV- İddia 4'e Yanıt
İhalelerde birim fiyatların ne şekilde oluştuğuna ilişkin olarak yer alan
iddialar afakidir.
a- ABD Dolarının Türkiye'deki enflasyon oranına yakın bir şekilde arttığı
durumlarda, otoyol firmalarının kur makasını kapatacak olan fiyat farkının
verilmeyeceğini bilmelerinin bir önemi yoktur. Çünkü ortada kur makası yoktur.
b- Dava konusu otoyolların tamamında birim fiyatlar rekabet koşullarında
oluşturulmuştur.
c- Otoyol ihaleleri hiç bir zaman tek katılımlı olmamıştır.
d- 'ihalelerdeki birim fiyatlarla ilgili öneriler Karayolları Genel Müdürlüğünce
herhangi bir karşı öneri yapılmayan ortamlarda yapılmıştır.' İddiası herhangi bir
belgeye veya muteber bir delile dayandırılmış değildir, soyuttur.
İddia 5- '4. Müteahhitlerin fiyat farkı taleplerinin samimi ve gerçek olup
olmadığı hakkında Karayolları Genel Müdürlüğünce herhangi bir resmi araştırma ve
maliyet karşılaştırması yapılmadığı gibi, kararı alan Bakanlar Kuruluna da ve böyle
bir maliyet karşılaştırması sunulmamıştır. Buradaki maliyet karşılaştırmasından
anlaşılması gereken, başlangıçta önerilmiş olan birim fiyatların haddi layık olup
olmadığını belirten fiziksel anlamda karşılaştırmalardır. Yoksa, bu hususu gözardı
eden ve sadece enflasyon veya dolar değer düşüklüğünü hesaba katan
106
karşılaştırmalar değildir. Karşılaştırma yapıldığı takdirde sonuçta; 1987 yılında
müteahhitlerce teklif edilen birim fiyatların, 1991 fiyatlarıyla dahi yeterince fahiş
olduğu görülecektir. Yani 5-6 yıl önce teklif edilmiş birim fiyatlar, bugünkü fiyat
seviyelerinde bile fahiştir. (Ek:6/a, 6/b, 6/c, 6/d, 6/e, 6/f, 6/g, 6/h, 6/ı, 6/i, 6/j, 6/k).'
(TBMM Soruşturma Komisyonu Raporu Sh.11)
V- İddia 5'e Yanıt
Karayolları Birim Fiyatları İle Otoyolları Birim Fiyatlarını Karşılaştıran
Müfettiş Hesaplarının İrdelenmesi
A- Müfettişlerin otoyol birim fiyatları ile karayolları birim fiyatlarını
karşılaştırmalarının arkasındaki düşünce yanlış ve geçersizdir.
B- Müfettişlerin Otoyolları birim fiyatlarıyla Karayolları birim fiyatlarını
karşılaştırmalarında fahiş hatalar yapmışlardır. Burada fahiş olan husus otoyol birim
fiyatları değil, müfettişlerin hesaplarıdır.
a- TBMM Soruşturma Komisyonu Raporu'nda belirtilen hesapların kaynağı
müfettiş raporlarıdır.
b- Karayolları birim fiyatlarıyla otoyolları birim fiyatları arasında tam
anlamıyla bir karşılaştırma yapmak mümkün değildir.
Otoyollar ve Karayolları imalatları ile İlgili Karşılaştırmalar
Tablo-A
Otoyollar Birim Fiyatlarında Bulunup Da Karayolları Birim
Fiyatlarında Bulunmayan Genel Unsuriar
Tablo-B
Otoyolu Ve Karayolu Birim Fiyatlarında
İmalat Kalite ve Kapasitesini Etkileyen Unsuriar
Tablo-C Otoyol ve Birim Fiyat Tariflerinin Mukayesesi
C- Müfettiş hesaplarının genel olarak irdelenmesi:
I- Müfettişler, Otoyolları Birim Fiyatlarına Dahil Olup da Karayolları Birim
Fiyatlarına Dahil Olmayan ve Müteahhitlere Ayrıca ödenen ve Otoyollarda
Hesaplanması Mümkün Olmayan Unsurları Hiç Dikkate Almamışlardır. (TABLO:A)
II- Otoyol birim fiyatlarıyla Karayolları birim fiyatlarının karşılaştırılmasına
dahil edilemeyen her bir otoyol birim fiyatının içine dahil olan bu genel unsurların
107
yanı sıra müfettişler karşılaştırılabilir unsurlarda büyük hatalar yapmışlardır. Bu
hatalar sonucunda hesapların hiçbir inanılırlığı kalmamıştır.
1- Tünelde beton işlen birim fiyatları karşılaştırması
a- Müfettişlerin kasıtlı, eksik ve yanlış hesaplarına göre:
b- Müfettişlerce yapılan hesaptaki yanlışlıklar
ba- Müfettişlerin karşılaştırma için seçtikleri örnek yanlış ve kasıtlı bir
örnektir.
bb- Müfettişlerin KGM birim fiyatı hesabında hiç dikkate almadıkları ya da
eksik ve yanlış olarak dikkate aldıkları maliyet unsurları nedeniyle müfettişlerce
yapılan analiz otoyollardaki yapılan beton işleri tarifelerine uymamaktadır.
c- Müfettişlerce eksik ve yanlış olarak dikkate alınan maliyet unsurları
2- Tünelde demir işleri karşılaştırması hesabı
a- Müfettişlerin kasıtlı, eksik ve yanlış hesaplarına göre:
b- Müfettişlerce yapılan hesaptaki yanlışlıklar
b.1- Müfettişlerin karşılaştırma için seçtikleri örneğin herhangi bir
karşılaştırma için esas alınabilecek bir yanı bulunmamaktadır
b.2- TAG Otoyolunda, tünel işlerinde kaplama betonlarının dökümünde metot
değişikliğine gidilmiş ve kaplama betonları NATM metoduna göre demirsiz
dökülmüştür.
b. 3-3000 metreden uzun bir tünelde yapılacak imalatın tünel özelliği
taşımayan ve açıkta yapılan bir imalatla aynı unsurlar gözönünde bulundurulmadan
kıyaslanması mümkün değildir.
3- Yerinde dökme kazıklar imalatı karşılaştırmasındaki hesaplar
a- Müfettişlerin kasıtlı, eksik ve yanlış hesaplarına göre:
b- Müfettişlerce yapılan hesaptaki yanlışlıklar
4- Taş tahkimat karşılaştırması hesabı
a- Müfettişlerin kasıtlı, eksik ve yanlış hesaplarına göre:
b- Müfettişlerce yapılan hesaptaki yanlışlıklar
5- Kuru pere karşılaştırması hesabı
108
a- Müfettişlerin kasıtlı, eksik ve yanlış hesaplarına göre:
b- Müfettişlerce yapılan hesaptaki yanlışlıklar
III- Müfettiş hesaplarındaki hatalar bir yanlışlık eseri değil, doğrudan kasıt
ürünüdür.
1- Seçilen örnekler rasgele değildir.
2- Müfettişlerin söylediğinin aksine "Bu örnekler, rasgele seçilmiş" olmadığı
gibi "otoyollarda en çok kullanılan, dolayısıyla maliyet içinde çok büyük paya sahip
olan kalemler." de değildirler.
3- Müfettişler mukayeseleri yaparken söylediklerinin aksine Karayolları
analizlerini olabilecek en yüksek maliyeti içerecek şekilde fiyatlandırmamışlardır.
Yeni Birim Fiyat Analizleri ile İlgili Yardımcı Hesaplar Konusu
Sonuç
İddia 6- 'Fiyat Farkı Kararnamesi geriye yürür şekilde düzenlendiğinde,
kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten (30.10.1989) önce yapılarak teslim alınmış
ve bedeli de geçerli sözleşmelere uygun olarak hiçbir itiraz söz konusu olmaksızın
ödenmiş imalata da fiyat farkı ödenmesi sonucu doğurmuştur. Kararnamenin
yürürlüğe girdiği tarihten önceki döneme ait olarak ödenen fiyat farkı toplam 90 070
809 42 ABD Doları ve 76 595 85 İNG. Sterlinidir (Ek:5).'
VI- İddia 6'nın Yanıtı
Otoyollarında bitmiş herhangi bir işe fiyat farkı ödenmemiştir.
Fiyat Farkı Kararnamelerinin Yayın Tarihleri ve Uygulamayla ilgili Maddeleri
İddia 7- '6. Kararnamenin formülasyonu hakkında da aşağıdaki tespitler
yapılmıştır;
a. Müteahhit kân ve genel gider karşılığını veya verilen avansları temsil etmesi
gereken sabit (x), gerçekte %20-25 arasında olması gerekirken %10 olarak alınmıştır."
VII- İddia 7'ye Yanıt
Kararnamedeki formülde yer alan (x) sabitini (fiyat farkı verilmeyecek kısmı)
% 10 olarak gösteren ölçü doğru bir ölçüdür.
İddia 8- 'b. Formüller, yabancı para ile yapılan yabancı personel ödemelerini
%5 olarak kabul etmekte, bunun dışında %30- 45 civarında bir ağırlığa sahip olan
yabancı para ile yapılan makine-teçhizat ve girdi harcamalarının yurtdışından
yapıldığını gözardı etmekte, tamamen yurtiçi enflasyon İle ilişki kurmaktadır,'
109
VIII- İddia 8'e Yanıt
Otoyollarda makine ve teçhizat girdilerinin toplam maliyete oranının %30-45'e
ulaşması hiçbir şekilde mümkün değildir. Zaten ulaşamamıştır da... Bu nedenle
formülde yabancı endeksin kullanıldığı kısmın %30-45 arasında bir oranla temsil
edilmesi mümkün değildir.
İddia IX- 'Bu iki husus, formüllerin gerçek durumu hiçbir şekilde uymayan
yüksek katsayılar ile sonuçlanmasını sağlamıştır. Hemen bütün iş gruplarında ve
fiyat farkı verilen bütün yıllarda durum aynıdır. Fiyat farkı katsayıları bu istatistik
yanılgılar ve ihmaller ile, %25-30 civarında fazla hesaplanmış; bu yolla 300 milyon
ABD Dolarına varan fiyat farkı ödemeleri yapılmıştır.'
IX- İddia 9'a Yanıt
Müfettişlerin formülasyona ilişkin bu hesapları, bilime ve fenne uymayan
indi, sübjektif ve örneği görülmeyen bir hesaptır.
İddia X- 'Kararname, ancak yılın ilk 1-2 ayı için mantıklı sonuç verebilmekte,
sonraki aylarda meydana gelen enflasyonist ya da deflasyonist değişimler ile,
TL/Döviz paritesindeki farklılaşmaları hesaba katamamaktadır.'
X- İddia 10'a Yanıt
Bugüne kadar kamunun kârlı çıkması sonucunu doğuran ve müteahhitlerce
eleştirilen bir düzenlemenin, müfettişlerce ve iddianame yerine geçen belgeyi
hazırlayanlarda sonuçlarına yer verilmeden eleştirilmesi bir zihin karıştırma
taktiğinden başka birşey değildir.
İddia XI- 'd. Otoyol işlerindeki imalatın sağlıklı analizleri bulunmadığından,
hem fark formüllerindeki indekslerin gerekliliği, hem de bu indekslerin formül
içindeki ağırlık katsayıları, istatistik bir hesaplamaya dayanmamaktadır ve afakidir.'
XI- İddia 1Ve Yanıt
Tüm dünya için geçerli olan ve farklı analizler içeren ihalelerde uygulanan bir
formülün Türkiye ve otoyollar için geçerli olmamasının hiçbir mantıki gerekçesi
yoktur.
İddia XII- 'Sonuç olarak, raporumuzun III üncü Bölümünün B/5, C/4 ve 7 nci
maddelerindeki avantajlara rağmen, müteahhitlerin zarar edici iddialarının doğru
olup olmadığı hususunda idarece hiçbir çalışma yapılmamıştır.'
XII- İddia 12'ye Yanıt
Otoyol ihalelerinde müteahhitlere tanındığı söylenen avantajlar bir vehimden
ibarettir.
110
a- Müteahhitlere yüksek avans verilmemiştir.
Avans idarenin işi bir an önce başlatmak ve ifasını sağlamak üzere uyguladığı
bir yöntemdir. Bütün dünyada yaygındır ve otoyol işlerinde sözleşme gereği %20
oranında avans verilmektedir.
b- Otoyol birim fiyatları yüksek değildir.
c- Doların alım gücündeki düşüş ise çok açıktır Zaten hiçbir müfettiş raporu
bunun aksini iddia edememektedir.
İddia XIII- 'Ayrıca, 13.12.1983 tarihti ve 180 numaralı Bayındırlık ve İskân
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 15
inci maddesiyle Yüksek Fen Kurulu Başkanlığının görevleri, 30 uncu maddesiyle de
Bayındırlık Kurulunun oluşumu ve görevleri düzenlenmiştir.
Bu Kararnamenin 15 inci maddesinin (c) bendinde "bakanlık birimlerince ve
diğer bakanlıklarca hazırlanmış olan kanun, tüzük ve yönetmelik tasarıları üzerinde
görüş bildirmek." ve (d) bendinde de "Bayındırlık ve İskân işleri ile ilgili
şartnamelerle, tip sözleşme, yıllık rayiç ve fiyat analizlerini hazırlamak ve
yayınlatmak" hükmü yer almaktadır.
Yine bu Kararnamenin 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde de
"Yeni fiyat tayini anlaşmazlıklarını inceleyip kesin fiyat tespit etmek" hükmü yer
almaktadır.
Otoyol ihalelerinde yüklenici firmaların fiyat farkı İle ilgili talepleri karşısında,
bu taleplerin değerlendirilebilmesi ve kesin bir çözüme kavuşturulabilmesi
bakımından anılan Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince konunun,
teknik alanda yurdun en yüksek danışma ve karar organı olarak kabul edilen
Bayındırlık Kurulu ve Yüksek Fen Kuruluna havalesi gerekirdi. Firmaların fiyat farkı
talepleri bu kurullara havale edilmemiştir. Nitekim, 11.4.1974 gün ve 7/7993 sayılı,
11.3.1977 gün ve 7/13220 sayılı, aynı gön ve 7/13221 sayılı, 12.5.1978 gün ve 7/15765
sayılı, 14.7.1978 gün ve 7/15990 sayılı hatta 18.3.1981 ve 8/2574 sayılı Kararnameler
ilgili Devlet Daire ve Kuruluşlarının görüşleri alınarak, getireceği mali yük,
Kalkınma Planı ve yıllık programlara yansıma biçimi ve uygunluğu açısından Maliye
Bakanlığı ite Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının görüşlerine hasseten
başvurulması alışkanlık haline getirilerek; toplanan görüş ve öneriler ışığında,
Yüksek Fen Kurulunda hazırlanmıştır.
Komisyonumuz, yukarıda belirtilen çalışmaları yapmayan ve anılan Kanuna
aykırı işlemlerin zamanın Bayındırlık ve İskân Bakanı Cengiz Altınkaya tarafından
yapıldığı bu suretle görevini kötüye kullandığı kanaatine varmıştır"
XIII- İddia 13'e Yanıt
111
Fiyat Farkı Kararnamesi Taslaklarının Hazırlanması veya Başka Kurumlarca
Hazırlanan Anılan Taslakların İncelenmesi Konusunda Bayındırlık ve İskân
Bakanına Yürürlükteki Mevzuata Göre Verilmiş Bir Görev Bulunmamaktadır.
I- Bakanın işlemi nitelik itibarıyla bir havale işlemidir.
II- Fiyat Farkı Kararnameleri taslaklarının Yüksek Fen Kuruluna veya
Bayındırlık Kuruluna inceletilmedi yolunda Bakanlara emir veren bir mevzuat
hükmü yoktur.
a- Fiyat Farkı Kararnamesi taslağı; kanun, tüzük ve yönetmelik tasarısı
değildir.
b- Fiyat Farkı Kararnamesi taslağı; şartname, tip sözleşme, yıllık rayiç ve fiyat
analizi değildir.
c- Fiyat Farkı Kararnamesi taslağı; yeni fiyat tayini değildir.
d- Yüce Divan'ın 1982/2 E. ve 1983/1 K Sayılı kararı Yüce Divan da görülmekte
olan 1993/1 E. sayılı davada yukarıda İsnat edilen fiille de yakından ilgilidir.
e- Şu ana kadar çıkarılan tüm fiyat farkı kararnamelerinin Yüksek Fen
Kurulunca veya Bayındırlık Kurulunca hazırlandığı veya hazırlanan taslakların
anılan kurallarca incelendiği hususu da doğru değildir.
f- Yüce Divan'ın 1982/2 E. ve 1983/1 K. Sayılı kararında kararname havale
işlemi ve kararnameye imza atmak fiilleriyle ilgili olarak şu hususlar karara
bağlanmıştır.
g- Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın kendi işlerine ait olan bir konuda bile,
Fiyat Farkı Kararnamesi taslağının Yüksek Fen Kuruluna ve Bayındırlık Kuruluna
incelettirilmesinin bile hukuka uygun bulunduğu bir durumda, KGM gibi kendi
birim fiyatlarını, analizlerini kendisi hazırlayabilen teknik yeterliliğe sahip bir
kurumun işlerinde uygulanacak bir kararname taslağının anılan kurallara
incelettirilmemesinde hukuki bir eksiklik yoktur.
h- Kararname taslağını inceleme görevi Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar
Genel Müdürlüğü'ne aittir.
ı- KGM'nin Bayındırlık Bakanı ve Başbakanın havalesi işlemi ile Bakanlar
Kuruluna getirilen teklifi hukuksal niteliği itibariyle bir "Mütalaa"dır.
İddia XIV- 3 Otoyol yapım işlerini alan müteahhit şirket ve gruplar,
raporumuzun III üncü Bölümünün C/1 maddesinde belirtilen gerekçelerle
kendilerine fiyat farkı verilmesini ileri sürmüşlerdir. Bu bağlamda Bakanlar Kurulu,
30 Ekim 1989 günlü ve 20327 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Yabancı Para
Birimlerine Dayalı Birim Fiyatlarla İhalesi Yapılmış ve Yapılacak Olan Otoyol,
112
Köprü, Tünel Yapımı ile Kontrollük-Mühendislik Etüt, Proje ve Müşavirlik İşlerinde
Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar"la ilgili 89/14657 sayılı Kararnameyi
yürürlüğe sokmuştur.
Bu kararnamenin gerekçesinde, ABD Dolarının Türkiye dışında ve Türkiye'de
satın atma gücünde 1985 yılından itibaren değer kaybı olduğu ve Türkiye'de fiyat
artış oranlarının ABD Dolarının, Türk Lirası karşısında değer kazanma oranından
daha büyük olduğu vurgulanmıştır.
Aynı gerekçede, süresi bir yıldan uzun süren ihalesi yapılacak otoyol
işlerinde, yabancı para birimlerinde meydana gelebilecek değer kayıplarının, fiyat
farkı olarak kendilerine ödeneceğinin, teklif öncesinde, müteahhitlerce bilinmesi
halinde, teklif bedellerinin daha düşük olacağının beklendiği belirtilmektedir. Bu
mantık, ihalesi yapılacak otoyol işlerinde meydana gelebilecek değer kayıplarının
ekonomik bunalım halinde bile fiyat farkı ödenmeyeceği hükmünün müteahhitlerce
bilinmesi halinde, bu hususun müteahhitler tarafından dikkate alındığının ve
müteahhitlerin ileride doğabilecek riskleri gözönünde bulundurarak birim fiyat
tekliflerini yüksek tuttuklarının kabulünü gerektirir. Yukarıdaki 2) nci maddede
açıkça izah edildiği gibi müteahhitler fiyat farkı verilmeyeceğini bilerek birim
fiyatlarını o günün fiyatlarından çok yüksek tutmuşlardır.
XIV- İddia 14'e Yanıt
Doların TL karşısındaki değerinin Türkiye'deki enflasyona paralel bir seyir
takip ettiği dönemde imzalanan sözleşmelerde müteahhitlerin fiyat farkı
verilmeyeceğini bilmeleri onların yüksek fiyat istemeleri için bir neden olarak
gösterilemez.
İddia XV- "Otoyol ihalelerine ilişkin sözleşmeler, müteahhitler ile İdare
(Karayolları Genel Müdürlüğü) arasında imzalanmış olan "Özel Hukuk" ilişkilerine
dair sözleşmelerdir.
..................................................
Bu nedenle, İcra organının bu alanda müdahalesi mutat değildir.
XV- İddia 15'e Yanıt
Ülkemizde ilk çıkartılan fiyat farkı kararnamesi 89/14657 sayılı kararname
değildir. 89/14657 sayılı kararname bu alandaki son kararname de değildir. Fiyat
farkı kararnamesi ancak sözleşmesinde bu konuda hüküm bulunmayan ihaleler için
çıkarılabilir. Sözleşmesinde fiyat farkı verilmesi öngörülen işler için fiyat farkı
kararnamesi çıkarmaya zaten gerek yoktur. Ancak, gerekli görüldüğünde de ek
kararnameler çıkarılmıştır (örnek 94/6019).
113
a- Ülkemizde 1958 yılından bugüne kadar çok sayıda Fiyat Farkı Kararnamesi
herhangi bir yetki kanununa dayanılmadan çıkarılmıştır. En son olarak Yüce
Divan'da bu dava görülürken hükümet tarafından 20 Eylül 1994'te yeni bir Fiyat
Farkı Kararnamesi çıkarılmıştır. (1994/6019).
b- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu herhangi bir yetki
yasasına dayanmadan Bakanlar Kurulu tarafından Fiyat Farkı Kararnameleri
çıkarılabileceğini hükme bağlamıştır.
İddia XVI-".........................................
Tüm bu açıklamalardan sonra, Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce
yapılmış ve bedeli ödenmiş imalat vs ve dahi fiyat farkı ödenmesi hükmünü getiren
4 üncü maddesindeki düzenlemenin, hukukun genel prensipleri ve kamu yararı
açısından hiçbir haklı yanı olmadığı, özellikle kamu yararına açıkça aykırı olduğu
söz götürmez biçimde ortadadır. Bu hüküm 30.10.1989 tarihinden önce yapılmış işler
için haksız ve sebepsiz yere müteahhitlere fark ödenmesine neden olmuştur."
XVI- İddia 16'ya Yanıt
a- Kararname çıkarmak Bakanlar Kurulunun görev ve yetkisi dahilindedir.
İddianın Cengiz Altınkaya ile ilgisi yoktur. Kararname Başbakanlıkta incelenmiş ve
hukuka uygun bulunmuştur.
b- Otoyollarında bitmiş herhangi bir işe fiyat farkı ödenmemiştir.
c- Tüm kararnamelerde fiyat farkı çıkarılmasından önceki belirli bir dönemde
yapılmış hakedişlere yeni çıkartılan fiyat farkı kararnamesinin uygulanacağı yolunda
hükümler vardır. Konu "İddia 6'ya Yanıt" bölümünde ayrıntılı olarak incelenmiştir.
d- Geçmişe uygulandığı belirtilen fiyat farkı uygulaması karşılığında firmalar
da hangi nedene dayalı olursa olsun idareye karşı ileri sürdükleri tazminat
taleplerinden vazgeçmişlerdir.
e- Fiyat Farkı Kararnamesi geçmişe yürütülmemiştir. Çıkarıldığı andan ileriye
yürümüştür. İddia, geçmişin halde düzenlenmesiyle, düzenlemenin geçmişe
yürümesini birbirine karıştırmıştır. Geçmişi halde düzenlemek başkadır.
Düzenlemenin geçmişe yürümesi başka birşeydir.
İddia XVII- "Kararnamenin genel düzenlemesi, "yönetim çıkarının üstün
tutulacağı" kuralına aykırı biçimde müteahhitler lehine yapılmıştır. Öyle ki
Kararname, doların değer düşüklüğünden ötürü fiyat farkı ödeneceğini öngörmüş
ancak, dolar değerinin yükselmesi halinde kesinti yapılacağı hükmünü koymaktan
kaçınmıştır. Oysa, yurtiçi ihalelerde fiyat farkı ödenmesine ilişkin 8/13181 sayılı
Kararname, "Ödenir veya kesilir" ifadesiyle bu iki durumu da öngörmektedir. Yine
Karayolları Genel Müdürlüğünce otoyol işleri sözleşmelerinde yararlanıldığı İfade
114
edilen, Türkçe adı ile Uluslararası Müşavirler Birliği (FIDIC) orijinal tip
sözleşmelerinde, fiyat farkı sözleşmelerde öngörülüyor ise, iki seçeneğe de
(ödenmesi-kesilmesi) yer verilmesi gerektiği belirtilmektedir.
XVII- İddia 17'ye Yanıt
Fiyat Farkı Kararnamesinde, doların değer düşüklüğünden ötürü fiyat farkı
ödeneceğinin, ancak, dolar değerinin yükselmesi halinde kesinti yapılmayacağının
öngörüldüğünü söylemek kararnameyi anlamamak demektir.
İddia XVIII- "Kaldı ki; 28.8.1988 gün ve 88/13181 sayılı bir Kararname
çıkarılmıştır. Bu Kararnamenin 16/e maddesine göre; bedeli döviz ite ödenen işlere,
taahhüt içinde dış kaynaklı malzeme ve fiyat unsurları bulunup da fiyatı döviz veya
döviz artı Türk Lirası seklinde ödenen iş kalemlerinin döviz kısımlarına, bedeli döviz
karşılığı Türk Lirası ile ödenen işlere, sözleşmesi gereği kur farkları ayrıca ödenen
işlere fiyat farkı ödenemeyeceğini hükme bağlamıştır. Dikkat edileceği Üzere bu
kararname, 1988 yılında çıkarılmıştır. Bu Kararname ile Bakanlar Kurulu; yabancı
para birimleri ile ihale edilen işlerde fiyat farkı ödenmeyeceğini öngörmüş, bir yıl
sonra çıkarılan 1988/14657 sayılı Kararname ile de 1985 yılından geçerli olmak üzere
fiyat farkı ödeneceğini karara bağlamıştır. Bu bir çelişkidir. Zira 1985ten 1988'e kadar
geçen 3 yıllık zaman süresi içinde koşullarda bir değişikliğin olmadığını, Bakanlar
Kurulu 88/13181 sayılı Kararla kabul etmiştir. Sonradan çıkarılan 89/14657 sayılı
Kararnameyle geçmişe yönelik olarak 1985 yılından itibaren fiyat farkı uygulanması
keyfidir.
XVIII- İddia 18'e Yanıt
Türk Lirası ile yapılan ihaleler gözönünde tutularak hazırlanmış olan 88/13181
sayılı Fiyat Farkı Kararnamesinin yabancı para birimiyle yapılan ihalelere
uygulanmaması ile yabancı para birimiyle yapılan ihalelere fiyat farkı verilemez
hükmü ayrı şeylerdir. Burada iddianame yerine geçen belgeyi hazırlayanlarca
sahtekarlık yapılmıştır.
İddia XIX
.............................................
89/14657 sayılı Kararnamede imzaları bulunan eski Bakanlar Kurulu Üyeleri
açıkça yetkisini ve amacını aşarak haksız ve keyfi ödemelere sebebiyet vermiştir.
Komisyonumuz; Kararnamede imzaları bulunan eski bakanların, yetki ve
amacı aşarak keyfi bir şekilde haksız ödemelere sebebiyet vermek suretiyle
görevlerini ihmâl etmiş olmaları nedeniyle dövizin bugünkü kur üzerinden yapılan
hesaplanması sonucu ortaya çıkan 10 671 215 560 365 TL.'lik haksız ödemenin
kendilerinden müştereken ve müteselsilen tahsili kanaatine varmıştır.
115
İddia 19'a Yanıt
Sonuçta tekrar belirtmek gerekir ki, yukarıda yer alan iddiaların büyük
çoğunluğunun muhatabı ve sorumlusu Bakan Cengiz Altınkaya değildir. Fiyat Farkı
Kararnamesi ile ilgili olarak belirtilen iddiaların pek çoğunun muhatabı Başbakanlık
ve Bakanlar Kurulu'dur. İddianame yerine geçen belgeyi hazırlayanlar bu görevde
bulunan kişi ve kurumları suçlamak için suç sayılmayan bir nice olguyu suçmuş gibi
göstererek raporlarına almışlardır. Burada Bakan Cengiz Alttnkaya'ya ait olmayan
fiillere ilişkin açıklamalara yer verilmesinin nedeni, otoyollarla ilgili hiçbir hususun
karanlıkta kalmamasını sağlamak düşüncesidir.
Sonuç
Fiyat Farkı Kararnamesi ile ilgili olarak iddianame yerine geçen belgedeki ve
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın Esas Hakkındaki Mütalâası'ndaki iddiaların ve
yapılan açıklamaların bütünü gözönünde bulundurulduğunda şu sonuçlar ortaya
çıkmaktadır:
A- Cengiz Altınkaya'nın Yüce Divan'a sevk kararı
B- Cengiz Altınkaya'ya Fiyat Farkı Kararnamesi Dolayısıyla Yükletilen
İsnatlar:
1- 89/14657 Sayılı Fiyat Farkı Kararnamesini imzalamak TCK 240 (iddianame
sh 20) iddiasının yanıtı.
Esasa ilişkin Savunma-lll
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Esas Hakkındaki Mütalaasının
Değerlendirilmesi
1. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki "KGM'nün
yaptığı ek sözleşmelerle fazla fiyat farkına neden olduğu iddia edilen
uygulamalarının bakan Cengiz Altınkaya tarafından denetlenmediği" iddiası, Yüce
Divan'a sevk kararında olmayan bir iddiadır.
Yine, Yargıtay C. Başsavcılığının , aynı mütalaasındaki, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın "...kredisi ECU olarak temin edilen otoyol ihalesinde, Dolar/ECU
sabitleştirmesinin, anlaşma tarihindeki kur yerine, geçmiş tarihli kur esas alınarak
yapılan fazla ödemeye, müdahale..." etmediği İddiası da, Yüce Divana sevk
kararında olmayan bir iddiadır.
Yargıtay C. Başsavcılığının , dava açan belgede olmayan yeni ürettiği bu
iddiaları 2949 sayılı Yasanın 35/1. maddesi ile CMUK'nun 150/1, 257/1. maddelerine
aykırıdır, "isnadın değişmezliği" ilkesinin çiğnenmesidir.
116
Yüce Divan, dava açan belgede olmayan ve esas hakkındaki mütalâa ile
savunma aşamasında yargılamaya yeni getirilen bu iddiayı, dava konusu
uyuşmazlık kabul edip yargılayamaz. Kaldı ki, bu yeni iddia ile ilgili yapılmış bir
soruşturma ve toplanmış bir kanıtta bulunmamaktadır.
A. Yüce Divan sevk kararında, Bakan Cengiz Altınkaya ile ilgili olarak, fiyat
farkı "kararnamesinin yapılmasından önceki dönem"le ilgili olarak iki eylemi;
a. Fiyat farkı verilmesi konusunda gerekli araştırma yapılmaksızın, kararname
taslağını 180/KHK'nin 15/c, 30/b maddelerine göre Yüksek Fen Kurulu ile Bayındırlık
Kuruluna incelettirmeksizin Bakanlar Kuruluna havale etmek,
b. Fiyat Farkı Kararnamesini imzalamak,
Eylemleri nedeniyle TCK'nun 240. maddesine aykırı davrandığı iddia
edilmiştir.
Yüce Divana sevk kararında, Bakan Cengiz Altınkaya ile ilgili olarak, fiyat
farkı "kararnamesinden sonraki dönem"e ilişkin bir eylemi nedeniyle suç işlediğine
ilişkin bir iddia kesinkes yoktur.
B. Yüce Divana sevk kararında, Bakan Cengiz Altınkaya ile ilgili olarak,
"...kredisi ECU olarak temin edilen otoyol ihalesinde, dolar/ECU sabitleştirilmesinin,
anlaşma tarihindeki kur yerine, geçmiş tarihli kur esas alınarak yapılan fazla
ödemeye, müdahale..." etmediği eylemi ile ilgili bir iddia da kesinkes yoktur.
C. Yargıtay C. Başsavcılığının fiyat farkı kararnamesinin imzalanmasından
sonraki dönemle ilgili olarak "KGM'nün yaptığı ek sözleşmelerle fazla fiyat farkına
neden olduğu iddia edilen uygulamalarının, Bakan Cengiz Aitınkaya tarafından
denetlenmediği" iddiasının Yüce Divana sevk kararında bulunduğu iddiası "doğru
değildir".
Yargıtay C. Başsavcılığının, esas hakkındaki mütalaası ile yeni ürettiği bu
iddia, yüce divana sevk kararında bulunmamaktadır.
Yüce Divana açılan davanın dava açan belgesinde, Bakan Cengiz Altınkaya
hakkında yapılan iddialar arasında, "...kredisi ECU olarak temin edilen otoyol
ihalesinde,
Dolar/ECU sabitleştirilmesinin, anlaşma tarihindeki kur yerine, geçmiş tarihli
kur esas alınarak yapılan fazla ödemeye, müdahale.." etmediği iddiası da yoktur.
C. Yargıtay C. Başsavcılığının, dava açan belgede olmayan yeni yapılan bu
iddiaları 2949 sayılı Yasanın 35/1. maddesiyle CMUK'nun 150/1, 257/1. maddesine
aykırıdır; İsnadın değişmezliği ilkesinin çiğnenmesidir.
117
Dava açan belgede olmayan bir iddia, Yüce Divan tarafından yargılanacak bir
uyuşmazlık olarak kabul edilemez. Böyle bir kabule, sanık hakkı, yani insan hakkı
olan doğru yargılanma hakkı engeldir. Yüce Divanın, dava açan belgede olmayan bir
iddiayı yargılama yetkisi de yoktur.
C.l. Yüce Divana sevk kararı ile "Yargılanacak Uyuşmazlık" belirtilmiştir. Bu
nedenle, dava açan belgede belirtilen eylemler dışındaki eylemler dava konusu
yapılamaz. Buna "yargılamanın sınırlılığı" ilkesi engeldir.
C.2. Yüce Divan yargılanmasında da, "isnat edilen eylemin değişmezliği"
ilkesi uygulanacaktır (CMUK 150/1, 257/1).
C.3. Yargıtay C.Başsavcılığı, Yüce Divana sevk kararındaki iddiaları
genişletemez, buna yetkisi olmadığı gibi, savunma olarak onamamız
(Muvafakatımız) da yoktur.
D- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı esas hakkındaki mütalâasında iddianame
yerine geçen belgede bulunmayan başka isnatlarda da bulunmuştur.
2. Yargıtay C. Başsavcılığının esas hakkındaki mütalaasındaki, otoyolları
projelerinin yapım ve ihaleleri işlemleri ile ilgili iddiaları hukuksal dayanaktan
yoksundur.
A. Otoyolları ihale usul ve esasları, 2983 sayılı Yasanın 10/j ve 5/b maddelerine
göre, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nca belirlendiğinden, Yargıtay C.
Başsavcılığının , otoyolları projelerinin ihalelerinde Yasayla kurulmuş bir idari
vesayet olmadığı iddiası, hukuksal dayanaktan yoksun bir iddiadır.
B. Otoyolları projelerinin ihaleleri ile ilgili kurulan KGM ile Bayındırlık ve
iskân Bakanlığı arasındaki idari vesayet ilişkisi de, KGM ile Bakanlık arasındaki
genel idari vesayet ilişkisinden ayrı, otoyolları ihale usul ve esasları idari işleminin
yürürlüğe koyulmasıyla sınırlı ve 2983 sayılı Yasayla kurulan özel bir idari vesayet
ilişkisidir.
C. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki, 2983 sayılı
Yasayla kurulan hukuksal ilişkinin idari vesayet olmadığı özürlü temel önermesine
dayalı. "... ihale usul ve esaslarının belirlenmesine ilişkin "olur"lara konu (KGM'nün)
yazılarının hukuksal içerik açısından "idari karar olarak nitelendirilemez... " iddiası
ise, aslında yanıtlanmaya değmeyen hukuksal özürlü bir iddiadır.
Ancak, kafalardaki tüm kuşkuların giderilmesi için hukuksal özürlü bu
iddiaya da kısaca yanıt verilecektir.
Ç. Yargıtay C. Başsavcılığının, esas hakkındaki mütalaasındaki KGM'nün
yaptığı anılan idari işlemin, "... idari karar olmaktan ziyade, öneri, düşünce veya
118
ihale hazırlığı niteliğinde birer idari işlem benzeri olmaz özelliği taşıdığı.." iddiası,
hukuksal dayanaktan yoksundur.
D. Yargıtay C.Savcılığının, esas hakkındaki mütalaasındaki "...işin belli bir
firmaya verilmesine ilişkin yazılardaki irade açıklamalarının onanması biçimindeki
işlemlerin birer öznel koşul işlem niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır" iddiası, öznel
işlem ve/veya koşul İşlem olan bir idari işlemin, idari işlem benzeri olmaması
nedeniyle doğrudan doğruya Yargıtay C. Başsavcılığının , KGM'nün anılan idari
işleminin idari işlem benzeri olduğu iddiasını çürütmektedir.
Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki bu iki iddia
birbirine karşıt ve birbirini yok edici iki iddiadır. Bu nedenle, bu iki iddia arasında
bir çelişki olduğunu belirtmek bile, iki iddianın birbirini yok etmesi karşısında hafif
ve yetersiz kalır.
Yargıtay C. Başsavcılığının bu iddiası, iddia makamının "öznel işlem" ile
"koşul işlem" de ayıramadığı, Duran'ın açıklamalarını kaynak göstermeksizin
mekanik olarak esas hakkındaki mütalaaya aktarıldığının kanıtıdır.
E. Yargıtay C. Başsavcılığının esas hakkındaki mütalaasındaki, KGM'nün
yaptığı idari İşlemin, bir idari işlem olmayıp, bir idari işlem benzeri olduğuna ilişkin
iddiası, örtülü (zımni) olarak, iddia makamının, Bakan Cengiz Altınkaya'nın üç olur
imzası İle tamamlanan Bakanlık onay işleminin, K.23 sayılı Karara göre idari vesayet
ilişkisi içerisinde değil, K.11 sayılı karara göre Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca
doğrudan doğruya yapıldığı gibi bir yanlış anlama ile böyle bir iddia da bulunduğu
izlenimini vermektedir.
F. Yargıtay C. Başsavcılığının, esas hakkındaki mütalaasındaki, KGM'nün
yaptığı idari işlemin, bir idari işlem olmayıp, bir idari işlem benzeri olduğuna ilişkin
iddiasının, örtülü (zımni) olarak, Bakan Cengiz Altınkaya'nın üç olur imzası ile
tamamlanan Bakanlık onay işlemiyle KGM'nün anılan idari işleminin "aynı kağıt"
üzerinde yapılmış olmasından kaynaklanmış olabileceği gibi bir izlenim
doğmaktadır.
G. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki KGM'nün
yaptığı idari işlemin, bir idari işlem olmayıp, bir idari işlem benzeri olduğu iddiası,
bakanlık onay işleminin salt Cengiz Altınkaya tarafından yapılmayıp, bakanlık
hiyerarşik yapısı içerisinde Müsteşar Yardımcısı+ Müsteşar + Bakan tarafından
oluşturulması ve iddia makamının, "Müsteşar Yardımcısı ve Müsteşarın uygun
görüşle yaptıkları paraflarının hukuksal değerini görüp nitelendirememesi" ve
"KGM'nün idari işlemini yapan memurlar hakkında Danıştay İdari İşler Kurulu'nun
verdiği muhakemenin meni kararıyla KGM'nün idari işlemini hukuka uygun
bulması ve buna bağlı olarak, yürürlüğe koyan işlemin de hukuka uygun
bulunduğunu görmezlikten gelmesi" nedenleriyle hukuksal dayanaktan yoksundur.
119
3. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasında, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın "... 1989 yılı yatırım programında bulunmadığı halde Tarsus-Pozantı
Otoyolu I. ve II kesimlerinin yüklenicisi firmanın başvurusu üzerine yatırım planına
alınmasını sağladığı Tarsus-Mersin Otoyolunun 15 gün sonra %57 oranında
yükseltilmiş fiyatlarla aynı yükleniciye verilmesine olanak yaratan 3.11.1989 gün ve
8395 sayılı ihale usul ve esası oluru ile finansman koşullarına Kamu Ortaklığı İdaresi
tarafından yöneltilen itirazları da gözardı eden 7.11.1989 gün ve 8529 sayılı sözleşme
oluruna..." (Mütalaa s.35) / "..Onay vermek suretiyle, / Yükümlü olduğu inceleme,
araştırma, karşılaştırma, denetleme, gerektiğinde geri çevirme görevini yerine
getirmediği.." eylemiyle TCK'nun 230/11. maddesine aykırı davranarak, görevi
savsama suçunu işlediği iddiası,
"Eylem yokluğu" + "TCK'nun 49/1. maddesine uygun olarak işlem yapılması"
+ "2983 sayılı Yasa ile kurulan idari vesayet ilişkisi gereği KGM'nün yaptığı ve
hukuka uygun olduğu yetkili son yargı makamınca kesin olarak karara bağlanan
otoyollar ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyma işlemi olan bakanlık
hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan bakanlık onay işleminin yukarıda belirtilen
hukuka uygunluk nedenleriyle hukuka uygun bir idari işlem olması" nedeniyle,
hukuksal dayanaktan yoksundur.
A. Tarsus-Mersin Otoyolu yatırım programına alınması önerisi yazı ile
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından yapılmamıştır; öneri Karayolları Genel
Müdürlüğünce yapılmıştır.
Bakan Cengiz Altınkaya'nın "öneri getirme eylemi yoktur."
B. Bir proje, yüksek planlama kurulunun teklifi, Bakanlar Kurulu'nun kararı
ile yatırım programına alınır. Tarsus-Mersin otoyolu da, YPK'nun 23.10.1989 tarih 67
sayılı raporu ile yapılan teklifin, Bakanlar Kurulunun kabulü ile yatırım programına
alınmıştır.
Bakan Cengiz Altınkaya'nın Tarsus-Mersin otoyolunu yatırım programına
aldırma yetkisi yoktur. Bu durum "Güneşin gökte olması kadar açıktır."
Bakan Cengiz Altınkaya'nın Tarsus-Mersin Otoyolunun yatırım programına
alınmasında da "eylemi yoktur".
Böyle olunca, Yargıtay C. Başsavcılığının, Bakan Cengiz Altınkaya'nın Tarsus-
Mersin Otoyolunu yatırım programına aldırdığı iddiası;
"Eylem yokluğu" + "Karar almaya yetkili organların YPK ile Bakanlar Kurulu
olması" nedenleriyle, hukuksal değerliliği olmayan/hukuksal özürlü ve 304/KHK ile
değişik 223/KHK'nin 4, 5. maddelerini tanımaz, hukuksal dayanaktan yoksun bir
iddiadır.
120
C. YPK'nun teklifi Bakanlar Kurulu'nun kararıyla yatırım programına alma
kararı, Bakan Cengiz Altınkaya için yerine getirilmesi zorunlu bir kuraldır.
(mevzuattır).
Bakan Cengiz Altınkaya'nın bu karara dayalı olarak işlem yapması da,
TCK'nun 49/1. maddesine uygun bir işlemdir.
Ç. Bakan Cengiz Altınkaya'nın 3.11.1989 tarihli olur imzası, 2983 sayılı Yasayla
kurulan idari vesayet ilişkisi gereğince KGM'nün K.23 sayılı karara dayalı olarak
yaptığı otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyan bir işlem
bölümüdür.
Bakanlık hiyerarşisi içerisinde oluşturulan Bakanlık onay işlemini
tamamlayan Bakan Cengiz Altınkaya'nın 3.11.1989 tarihli olur imzası yukarda
"Savunmanın ilgili bölümünde" belirtilen hukuka uygunluk nedenleriyle hukuka
uygun bir işlemdir. Hukuka uygun olan bir işlem, hukuka aykırı, yani, suç oluşturan
bir işlem olamaz.
Böyle olunca, Yargıtay C. Başsavcılığının, Bakan Cengiz Altınkaya'nın
3.11.1989 tarihli olur imzası ile TCK'nun 230/11. maddesine aykırı davrandığı iddiası,
hukuksal dayanaktan yoksundur.
Ç.l. Bakan Cengiz Altınkaya salt 3.11.1989 tarihli Olur imzası vermiştir: 8395
sayılı bir Olur vermemiştir.
Ç.2. Danıştay İdari İşler Kurulunun 7.4.1994 tarih ve 1994/47- 27 sayılı
kararıyla, KGM'nün yaptığı idari işlemin usule, yani, hukuka uygun bulunması
sonucu, hukuka uygun bir idari işlemi yürürlüğe koyan Bakanlık Onay işlemini
tamamlayan 3.11.1989 tarihli Olur imzası da, "öncelikle" hukuka uygundur.
Ç. 3. Yargıtay C. Başsavcılığının yazılı belge kanıtı olarak gösterdiği
müfettişlerin 18.12.1992 tarihli İnceleme Raporu ile de, Bakanlık hiyerarşik yapısı
içerisinde "müsteşar yardımcısı" + "müsteşar" + "Bakan" tarafından oluşturulan
Bakanlık onay işleminin hukuka uygun bulunması nedeniyle, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın 3.11.1989 tarihli olur imzası da "öncelikle" hukuka uygundur,
Ç.4. Bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan Bakanlık Onay işleminin
müsteşar yardımcısı B.Erol Berker ile müsteşar Neşet Adalı'nın, paraflan altında,
uygun görüşle Bakanlık Makamına arz ederek yaptıkları ilk iki işlem bölümünün
usulüne, yani hukuka uygun olduğu, müfettişlerin 18.12.1992 tarihli İnceleme
Raporunun "Değerlendirme Bölümünün 17/f maddesinde", müsteşar yardımcısı ile
müsteşarın paraflan altında yaptıktan işlem bölümünün hukuka uygun olduğundan
herhangi bir sorumluluklarının olmadığına ilişkin istemleri, Bakanlık Makamının
(10.2.1993 tarih, 06.992-03/372) sayılı oluru ile uygun bulunarak kesinleşmiştir ve
bugüne kadar da müsteşar yardımcısı ile müsteşar hakkında bu işlemleri nedeniyle
açılmış bir inceleme ve soruşturma da yoktur.
121
Böyle olunca, müsteşar yardımcısı ile müsteşar tarafından yapılan ilk iki işlem
parçası hukuka uygun olan ve Bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan
Bakanlık onay işlemini tamamlayan Bakan Cengiz Altınkaya'nın 3.11.1989 tarihli olur
imzası da, "öncelikle" hukuka uygundur.
Ç.5. Bakan Cengiz Altınkaya'nın göreve başlamasından önce, KGM'nün
yaptığı yedi otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemi, bakanlık hiyerarşik yapısı
içerisinde oluşturulan bakanlık onay işlemleri, yedi bakan oluru imzası ile
tamamlanarak yürürlüğe koyulmuştur.
Ç. 6. KOİ'nin yapımcısı/sorumlusu/yürütücüsü olduğu tüm otoyolları ihale
işlemleri, yani, içerisinde ihale usul ve esasları idari işlemi ile bu idari işleme dayalı
yapılan harcamaların ve otoyolları projeleri ile ilgili yapını, teknik, mali, idari
faaliyetlerin, TBMM KİT Komisyonunca yapılan "denetleme"sonucu, 3346 sayılı
Yasanın 7/111. maddesine göre, "..mevzuata, uzun vadeli kalkınma planına ve planın
uygulama programlarına uygunluğu..." yönünden mevzuata, yani, hukuka uygun
bulunması nedeniyle "Tasvip edilerek, İbrası sonucu", Bakan Cengiz Altınkaya'nın
3.11.1989 tarihli olur imzası da "öncelikle"hukuka uygundur.
Ç.7. Dava konusu otoyolları projelerinin yapım ve ihale işlemlerinin TCK'nun
240. maddesine aykırı yapıldıkları iddiasının ortaya atılmasından ve Yüce Divan
yargılamasının başlamasından sonra, DYP-SHP iktidarı döneminde de, otoyolları
projelerinin yapım ve ihaleleri 2983 sayılı Yasaya bağlı otoyolları ihale
mevzuatına/yapısına/düzenine göre yapılmıştır.
D. Yargıtay C. Başsavcılığının , "..finansman koşutlarına Kamu Ortaklığı
İdaresi tarafından yöneltilen itirazları da gözardı eden 7.11.1989 gün ve 8529 sayılı
sözleşme oluruna" imza atmak eylemin hukuka aykırı olduğu iddiası da, iddianın
doğruluk kurallarına aykırı oluşturulması ve fazladan işlemin hukuka uygun olması
nedeniyle hukuksal dayanaktan yoksundur.
D.l. KOİ tarafından finansman koşullarına yöneltilen itirazların gözardı
edilerek 7.11.1989 tarihli sözleşme oluru verildiği iddiası, "doğru değildir".
D.2. Bakan Cengiz Altınkaya salt 7.11.1989 tarihli olur imzası vermiştir; 8529
sayılı bir olur vermemiştir.
D.3. Sözleşme oluru, İdare Hukukunda "fazladan işlem" diye tanımlanan
işlemdir. Fazladan işlemden dolayı sorumluluk söz konusu olmaz.
D.4. Yukarıda "Ç. Bakan Cengiz Altınkaya'nın 3.11.1989 tarihli olur imzası,
2983 sayılı Yasayla kurulan idari vesayet ilişkisi gereğince KGM'nün K.23 sayılı
karara dayalı olarak yaptığı otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe
koyan bir işlem bölümüdür.
122
Bakanlık hiyerarşisi içerisinde oluşturulan Bakanlık onay işlemini
tamamlayan Bakan Cengiz Altınkaya'nın 3.11.1989 tarihli olur imzası yukarıda
"savunmanın ilgili bölümünde" belirtilen hukuka uygunluk nedenleriyle hukuka
uygun bir işlemdir. Hukuka uygun olan bir işlem, hukuka aykırı, yani, suç oluşturan
bir işlem olamaz.
Böyle olunca, Yargıtay C. Başsavcılığının , Bakan Cengiz Altınkaya'nın
3.11.1989 tarihli olur imzası ile TCK'nun 230/11. maddesine aykırı davrandığı iddiası,
hukuksal dayanaktan yoksundur." Açıklamamızı, 7.11.1989 tarihli sözleşme olur
imzası yönünden de yineliyoruz.
E. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın "..%57 oranında yükseltilmiş fiyatlarla aynı yükleniciye verilmesine
olanak yaratan 3.11.1989 gün..oluru.." verdiği iddiası, "ispatlanmamış" ve kanıt
değeri bulunmayan ve teknik geçerli hiçbir ilke, yöntem ve hesaplamaya
dayanmayan, yani, "doğru olmayan" müfettişlerin 20.4.1992 tarihli inceleme
raporuna dayalı bir iddia olmakla, hukuksal dayanaktan yoksundur.
E.1. Yargıtay C. Başsavcılığının , "..%57 oranında yükseltilmiş fiyatlarla ihale
edildiği" iddiası, "ispatlanmamıştır."
Aksine, 3.11.1989 tarihli olur imzası ile tamamlanan Bakanlık onay işleminin
hukuka uygun olduğu ispatlanmıştır.
E.2. Yargıtay C. Başsavcılığının , "..%57 oranında yükseltilmiş fiyatlarla aynı
yükleniciye verilmesine olanak yaratan 3.11.1989 gün.." oluru verdiği iddiasının
dayanağı olan müfettişlik inceleme raporu, CMUK'da gösterilen bir kanıt değildir,
yani inceleme raporunun kanıt değeri yoktur.
Bu nedenle, kanıt olmayan müfettiş inceleme raporu ile %57 oranında
yükseltilmiş fiyatla ihaleye olanak veren olur verme iddiası kanıtlanamaz.
Böyle olunca, müfettişlik inceleme raporuna dayalı yapılan faaliyet, bir ispat
faaliyeti değildir.
E.3. Müfettiş inceleme raporundaki, Tarsus-Mersin Otoyolunun %57 oranında
yükseltilmiş fiyatlarla ihalesine 3.11.1989 tarihli olurun verildiği iddiası, teknik
geçerli hiç bir ilke yöntem ve hesaplamaya dayanmayan, yani doğru olmayan
20.4.1992 tarihli inceleme raporuna dayalı olması nedeniyle de, hukuksal dayanaktan
yoksundur.
E.3.1. Tarsus-Mersin Otoyolunun fiyatlarının %57 oranında yüksek olduğunu
bir tek müfettişler iddia etmişlerdir.
Müfettişler, otoyolları birim fiyatlarım belirlemek ve denetlemek bilgi ve
uzmanlığına sahip değildirler. Bu nedenle, müfettişlerin hesaplarına itibar edilemez.
123
Nitekim, müfettişler, "otoyolları yeni ilave birim fiyatlarını bilirkişiye
yaptırarak", otoyolları birim fiyatlarını belirlemeye ve denetlemeye ehil/uzman
olmadıklarını ikrar ve kabul etmişlerdir.
E.3.2. Müfettişlerin, 20.4.1992 tarihli inceleme raporundaki hesaplamalar da,
teknik geçerli hiçbir ilke, yönteme dayanmamaktadır.
Yargıtay C. Başsavcılığının esas hakkındaki görüşünün "II- Olaylar ve
Kanıtları Kısmının 2) A bölümünde" (S. 16), Tarsus-Mersin, İzmir-Urla-Çeşme,
İskenderun-Toprakkale Otoyollarının ihale birim fiyatlarının % 57.0, %54.1 ve %50.3
oranında yükseltilmiş fiyatlar olduğu iddia edilmektedir.
Bunlar kanıtı olmayan kasıtlı iddialardır. Yapılan mukayeseye ait bir açıklama
notu (Ek-....)'ndan da anlaşılacağı üzere bir takım müsvettelerden hareket ve garip
benzetmelerle bir takım hesaplamalar yapılmıştır.
Müfettişlerin keyfi ve denetlenmesi olanağı olmayan bir takım karalamalarına
dayalı 20.4.1992 tarihli inceleme raporuna dayalı olarak, fiyatların iddia edilen
oranlarda yükseltilmiş olduğu iddiası, hukuksal olduğu kadar teknik ve matematik
ilke ve hesaplama yöntemlerine de aykırıdır.
E.4. Müfettişler, taraf olmalarının yanısıra bilirkişi de değildirler. Müfettişlerin
bilirkişi olmamalarının sonucu olarak, 20.4.1992 tarihli inceleme raporu, bir bilirkişi
incelemesi değildir ve otoyolun %57 oranında yüksek fiyatlı olduğuna ilişkin
müfettişlik açıklaması da bilirkişi eliyle yaptırılmış bir inceleme sonucu değildir.
TBMM Meclis Soruşturma Komisyonu bu konuda bilirkişi incelemesi
yaptırmamıştır
Yüce Divan tarafından aynı konuda yaptırılmış bir bilirkişi incelemesi de
bulunmamaktadır.
Böyle olunca, 20.4.1992 tarihli inceleme raporu ile otoyolun %57 fiyatlı
ihalesine 3.11.1989 tarihli olur imzasının verildiği iddiası da yargılamada hiç bir
şekilde kanıtlanmış değildir.
F. Yargıtay C. Başsavcılığının esas hakkındaki mütalaasındaki, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın Tarsus-Pozantı ".. 31.4 km'lik II. kesim için toplam maliyette %700
düzeyinde artışa ortam yaratan ek sözleşme ile ilgili 25.7.1989 gün.."lü olur imzası
atması eyleminin hukuka aykırı olduğu iddiası, hukuksal dayanaktan yoksundur.
4. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasında, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın "İzmir-Urla, Urla-Çeşme olarak iki kesimde düşünülen İzmir-Çeşme
Otoyolunun 1989 yatırım programında yer almayan Urla-Çeşme kesimini de
kapsamına alan, yürürlüğe girmemiş 89/14657 sayılı kararnameye göre fiyat tespitine
ve % 54.1 oranında yükseltilmiş fiyatlarla ihalesine ilişkin 27.10.1989 gün 8195 sayılı
124
ihale usul ve esası oluru ile II. kesiminde 1989 fiyatlarıyla aynı yükleniciye
verilmesini sağlayan 2.11.1989 gün ve 8330 sayılı, 5.3,1990 gün ve 2076 sayılı, İzmir
Kent Geçişiyle ilgili 5.4.1991 gün 3550 sayılı sözleşme olurlarına, (Mütalaa s. 35)/"..
Onay vermek suretiyle; /yükümlü olduğu inceleme, araştırma, karşılaştırma,
denetleme, gerektiğinde geri çevirme görevini yerine getirmediği.." eylemiyle
TCK'nun 230/11. maddesine aykırı davranarak, görevi savsama suçunu işlediği
iddiası,
"Eylem yokluğu" + "TCK'nun 49/1. maddesine uygun olarak işlem yapılması"
+ "2983 sayılı Yasa ile kurulan idari vesayet ilişkisi gereği KGM'nün yaptığı ve
hukuka uygun olduğu yetkili son yargı makamınca kesin olarak karara bağlanan
otoyollar ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyma işlemi olan bakanlık
hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan bakanlık onay işleminin yukarıda belirtilen
hukuka uygunluk nedenleriyle hukuka uygun bir idari işlem olması nedeniyle,
hukuksal dayanaktan yoksundur.
A. Bakan Cengiz Altınkaya'nın iddia konusu olur imzaları, 2983 sayılı Yasayla
kurulan idari vesayet ilişkisi gereğince KGM'nün K.23 sayılı karara dayalı olarak
yaptığı otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyan bir işlem
bölümüdür.
Bakanlık hiyerarşisi içerisinde oluşturulan bakanlık onay işlemini tamamlayan
Bakan Cengiz Altınkaya'nın iddia konusu olur imzaları yukarda "savunmanın ilgili
bölümünde" belirtilen hukuka uygunluk nedenleriyle hukuka uygun bir işlemdir.
Hukuka uygun olan bir işlem, hukuka aykırı, yani, suç oluşturan bir işlem olamaz.
Böyle olunca, Yargıtay C. Başsavcılığının, Bakan Cengiz Altınkaya'nın iddia
konusu olur imzaları ile TCK'nun 230/II. maddesine aykırı davrandığı iddiası,
hukuksal dayanaktan yoksundur.
B. Bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan ve bir yürürlüğe koyma
işlemi olan bakanlık onay işlemini tamamlayan, Bakan Cengiz Altınkaya'nın iddia
konusu olur imzalan, yukarıda belirtilen hukuka uygunluk nedenlerine bağlı olarak
birden çok hukuka uygunluk nedeniyle "hukuka uygun bir işlemdir".
Bu konuda, yukarıda (3/Ç'de) Tarsus-Mersin Otoyolu ile ilgili olarak 3.11.1989
tarihli olur imzasının hukuka uygun olduğuna ilişkin (3/Ç.I-Ç.7'deki) hukuka
uygunluk nedenleri açıklamalarımızı yinelemekteyiz.
C. Yargıtay C. Başsavcılığının, esas hakkındaki mütalaasındaki, "...1989
Yatırım Programında yer almayan Urla-Çeşme kesimini de kapsamına alan.." iddiası
da, Bakan Cengiz Altınkaya'nın bu konuda bir yetkisinin olmayıp, yatırım
programına almayı önermenin YPK'nın yatırım programına almanın da Bakanlar
Kurulunun yetkisinde olması nedeniyle hukuksal dayanaktan yoksundur.
125
Ç. Yargıtay C. Başsavcılığının, esas hakkındaki mütalaasındaki, "..yürürlüğe
girmemiş 89/14657 sayılı kararnameye göre fiyat tespitine.." 27.10.1989 tarihli olur
imzası vermek eyleminin hukuka aykırı olduğu iddiası, bir maddi hataya
dayanmıyorsa, 19.10.1989 tarih, 89/14657 sayılı fiyat farkı kararnamesinin yürürlüğe
girmiş olması nedeni ile yapılması gerekli bir düzeltme olduğunun gözönüne
alınmaması nedeniyle, geçerli olmayan bir iddiadır.
Ç.1. KGM'nce ihalesi yapılan İzmir-Urla kesimi için KGM'nce fiyat farkı
kararnamesinin yürürlüğüne bağlı olarak yapılmış, aynı idari işleme alt iki ayrı işlem
metni vardır.
Ç.2. Yürürlüğe girmiş olan 19.10.1989 tarih 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararnamesine bağlı olarak gerekli düzeltmenin yapılması, doğru/yerinde ve
hukuka uygun bir düzeltme işlemidir.
Bakan Cengiz Altınkaya'nın verdiği 27.10.1989 tarihli olur imzası da hukuka
uygun bir işlemdir.
D. Yargıtay C. Başsavcılığının, esas hakkındaki mütalaasındaki, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın "..%54.1 oranında yükseltilmiş fiyatlarla aynı yükleniciye verilmesine
olanak yaratan 27.10.1989 gün..oluru.." verdiği iddiası, "ispatlanmamış" ve kanıt
değeri bulunmayan ve teknik geçerli hiçbir ilke, yöntem ve hesaplamaya
dayanmayan, yani, "doğru olmayan" müfettişlerin 20.4.1992 tarihli inceleme
raporuna dayalı bir iddia olmakla, hukuksal dayanaktan yoksundur.
DA. Yargıtay C. Başsavcılığının, "..%54.1 oranında yükseltilmiş fiyatlarla ihale
edildiği" iddiası, "ispatlanmamıştır."
27.10.1989 tarihli olur imzası ile tamamlanan bakanlık onay işleminin hukuka
uygun olduğu ispatlanmıştır.
D.2. Yargıtay C. Başsavcılığının , "..%54.1 oranında yükseltilmiş fiyatlarla aynı
yükleniciye verilmesine olanak yaratan 27.10.1989 gün.." oluru verdiği iddiasının
dayanağı olan müfettişlik inceleme raporu, CMUK'da gösterilen bir kanıt değildir,
yani, inceleme raporunun kanıt değeri yoktur.
Bu nedenle, kanıt olmayan müfettiş inceleme raporu ile %54.1 oranında
yükseltilmiş fiyatla ihaleye olanak veren olur verme iddiası kanıtlanamaz.
Böyle olunca, müfettişlik inceleme raporuna dayalı yapılan faaliyet, bir ispat
faaliyeti değildir.
D.3. Müfettiş İnceleme raporundaki, İzmir-Urla-Çeşme Otoyolunun %54.1
oranında yükseltilmiş fiyatlarla ihalesine 27.10.1989 tarihli olurun verildiği iddiası,
teknik geçerli hiç bir ilke, yöntem ve hesaplamaya dayanmayan, yani, doğru
126
olmayan 20.4.1992 tarihli inceleme raporuna dayalı olması nedeniyle de, hukuksal
dayanaktan yoksundur.
D. 3.1. İzmir-Urla Otoyolunun fiyatlarının %54.1 oranında yüksek olduğunu
bir tek müfettişler iddia etmişlerdir.
Müfettişler, otoyolları birim fiyatlarını belirlemek ve denetlemek bilgi ve
uzmanlığına sahip değildirler. Bu nedenle, müfettişlerin hesaplarına itibar edilemez.
Nitekim, müfettişler, "otoyolları yeni ilave birim fiyatlarını bilirkişiye
yaptırarak", otoyolları birim fiyatlarını belirlemeye ve denetlemeye ehil/uzman
olmadıklarını ikrar ve kabul etmişlerdir.
D.3.2. Müfettişlerin, 20.4.1992 tarihli inceleme raporundaki hesaplamalar da,
teknik geçerli hiçbir ilke, yönteme dayanmamaktadır.
Yargıtay C. Başsavcılığının esas hakkındaki görüşünün "II- Olaylar ve
Kanıtları Kısmının 2) A Bölümünde" (S. 16), Tarsus-Mersin, İzmir-Urla-Çeşme,
İskenderun-Toprakkale Otoyollarının ihale birim fiyatlarının %57.0, %54.1 ve %50,3
oranında yükseltilmiş fiyatlar olduğu iddia edilmektedir.
Bunlar kanıtı olmayan kasıtlı iddialardır. Yapılan mukayeseye ait bir açıklama
notu (Ek-....)'ndan da anlaşılacağı üzere bir takım müsveddelerden hareket ve garip
benzetmelerle bir takım hesaplamalar yapılmıştır.
Müfettişlerin keyfi ve denetlenmesi olanağı olmayan bir takım karalamalarına
dayalı 20.4.1992 tarihli inceleme raporuna dayalı olarak, fiyatların iddia edilen
oranlarda yükseltilmiş olduğu iddiası, hukuksal olduğu kadar teknik ve matematik
ilke ve hesaplama yöntemlerine de aykırıdır.
D.4. Müfettişler, taraf olmalarının yanısıra bilirkişi de değildirler.
Müfettişlerin bilirkişi olmamalarının sonucu olarak, 20.4.1992 tarihli inceleme
raporu, bir bilirkişi incelemesi değildir ve otoyolun %54.1 oranında yüksek fiyatlı
olduğuna ilişkin müfettişlik açıklaması da bilirkişi eliyle yaptırılmış bir inceleme
sonucu değildir.
TBMM Meclis Soruşturma Komisyonu bu konuda bilirkişi incelemesi
yaptırmamıştır.
Yüce Divan tarafından aynı konuda yaptırılmış bir bilirkişi incelemesi de
bulunmamaktadır.
Böyle olunca, 20.4.1992 tarihli inceleme raporu ile otoyolun %54.1 fiyatlı
ihalesine 27.10.1989 tarihli olur imzasının verildiği iddiası da yargılamada hiç bir
şekilde kanıtlanmış değildir.
127
E. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki, "..II.
kesiminde 1989 fiyatlarıyla aynı yükleniciye verilmesini sağlayan 2.11.1989 gün..,
5.3.1990 gün, İzmir Kent geçişiyle ilgili olarak 5.4.1991... sözleşme olurlarına.." olur
imzası vermek eyleminin hukuka aykırı olduğu iddiası, anlaşmanın 9. maddesindeki
düzenlemenin doğru/yerinde ve hukuka uygun olması nedeniyle, hukuksal
dayanaktan yoksundur.
E.l. Anlaşmanın 9. maddesi ile yapılan düzenlemede, Urla- Çeşme II.
kesiminin, İzmir-Urla kesimini yapan aynı yükleniciye verilebilmesine olanak
sağlanması değil, KGM'nün yükleniciye isterse, yeni işleri ilk sözleşme koşulları ile
yaptırması söz konusudur. Bu nedenle, iddianın veriliş biçimi yanlıştır.
13.11.1989 tarihli anlaşmanın, KGM'nün isterse aynı koşullarla yükleniciye ek
işleri yaptırması ile ilgili 9. maddesi, doğru/yerinde/kurum çıkarına uygun bir
işlemdir.
Böyle olunca, KGM'nün anılan idari işlemini yürürlüğe koyan bakanlık onay
işlemini tamamlayan 2.11.1989 tarihli olur imzası da hukuka uygun bir işlemdir.
Yargıtay C. Başsavcılığının anılan iddiası hukuksal dayanaktan yoksundur.
E.2. KGM'nün Urla-Çeşme II. kesimi ile İzmir Kent Geçişinin yapılmasının
aynı yükleniciye idare isterse verilmesine ilişkin takdir hakkını düzenleyen
anlaşmanın 9. maddesi, KGM'nin otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemi
içerisinde yer almaktadır.
Yukarıda belirtildiği gibi, KGM'nün idari işlemini yapanlar hakkında idari
işlemin usulüne, yani, hukuka uygun olduğuna ilişkin Danıştay İdari işler
Kurulunun meni muhakeme kararı ile KGM'nün idari işleminin hukuka uygunluğu
da tartışmasız bir duruma girmiştir.
Böyle olunca, KGM'nün idari işlemini yapanların işlemlerinin hukuka
uygunluğunun tartışmasız bir hukuksal sonuç olması karşısında, KGM'nün hukuka
uygun idari işlemlerini yürürlüğe koyan ve bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde
oluşturulan bakanlık onay işlemini tamamlayan bakan Cengiz Altınkaya'nın
2.11.1989 tarihli oluru, 5.3.1990 tarihli sözleşme oluru ile 5.4.1991 tarihli sözleşme
oluru imzaları da "öncelikle" hukuka uygun bir işlemdir.
E.3. Bakan Cengiz Altınkaya, salt 2.11.1989, 5.3.1990 ve 5.4.1991 tarihli olurları
imzalamıştır; sayılı bir olur vermemiştir.
Bu konuda yukarıda (3/D. 2-D.4'deki) açıklamalarımızı yineliyoruz.
5. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasında, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın "yine, yatırım programında bulunmayan Toprakkale-İskenderun
Otoyolunu, sonradan bu otoyolun yüklenicisi olan firmanın isteği üzerine 1989
programına alınmasını gerçekleştirdikten 20 gün sonra %50.3 oranında yükseltilmiş
128
fiyatlarla ihalesine olanak veren 14.11.1989 gün 8676 sayılı ihale usul ve esası
oluruyla, 21.11.1989 gün ve 14 nolu "Devlet İhaleleri Genelgesi"ne aykırılık oluşturan
5.12.1989 gün 9193 sayılı sözleşme oluruna," (Mütalaa s.35)/".. Onay vermek
suretiyle;/Yükümlü olduğu inceleme, araştırma, karşılaştırma, denetleme,
gerektiğinde geri çevirme görevini yerine getirmediği.." eylemiyle TCK'nun 230/11.
maddesine aykırı davranarak görevi savsama suçunu işlediği iddiası.
'Eylem yokluğu' + 'TCK'nun 49/1. maddesine uygun olarak işlem yapılması' +
'2983 sayılı Yasa ile kurulan idari vesayet ilişkisi gereği KGM'nün yaptığı ve hukuka
uygun olduğu yetkili son yargı makamınca kesin olarak karara bağlanan otoyollar
ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyma işlemi olan bakanlık hiyerarşik
yapısı içerisinde oluşturulan bakanlık onay işleminin yukarıda belirtilen hukuka
uygunluk nedenleriyle hukuka uygun bir idari işlem olması' nedeniyle, hukuksal
dayanaktan yoksundur.
A. Toprakkale-İskenderun Otoyolu yatırım programına alınması önerisi yazı
ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından yapılmamıştır; öneri Karayolları Genel
Müdürlüğünce yapılmıştır.
Bakan Cengiz Altınkaya'nın 'öneri getirme eylemi yoktur.'
B. Bir proje, Yüksek Planlama Kurulunun teklifi, Bakanlar Kurulunun kararı
ile yatırım programına alınır. Toprakkale-İskenderun otoyolu da, YPK'nun 23.10.1989
tarih 67 sayılı raporu ile yapılan teklifin, Bakanlar Kurulunun kabulü ile yatırım
programına alınmıştır.
Bakan Cengiz Altınkaya'nın Toprakkale-İskenderun otoyolunu yatırım
programına aldırma yetkisi yoktur. Bu durum 'güneşin gökte olması kadar açıktır.'
Bakan Cengiz Altınkaya'nın Toprakkale-İskenderun otoyolunun yatırım
programına alınmasında da 'eylemi yoktur'.
Böyle olunca, Yargıtay C. Bassavcılığının, Bakan Cengiz Altınkaya'nın
Toprakkale-İskenderun otoyolunu yatırım programına aldırdığı iddiası;
'Eylem yokluğu' + 'karar almaya yetkili organların YPK ile Bakanlar Kurulu
olması' nedenleriyle, hukuksal değerliliği olmayan / hukuksal özürlü ve 304/KHK ile
değişik 223/KHK'nin 4,5. maddelerini tanımaz, hukuksal dayanaktan yoksun bir
iddiadır.
Yukarıda (3/B'de) Tarsus-Mersin otoyolunun yatırım programına alınması ile
ilgili açıklamalarımızı yinelemekteyiz. KGM'nün 16.10.1989 tarih, 2979 sayılı yazısı,
YPK için tipik bir hazırlayıcı işlemdir. Çünkü, bu yazı KGM'nün YPK'ya yaptığı bir
öneridir. Öneri yapmadan, cezasal sorumluluk çıkarılamaz.
129
C. YPK'nun teklifi Bakanlar Kurulu'nun kararıyla yatırım programına alma
kararı Bakan Cengiz Altınkaya için yerine getirilmesi zorunlu bir kuraldır
(Mevzuattır).
Bakan Cengiz Altınkaya'nın bu karara dayalı olarak işlem yapması da,
TCK'nun 49/1. maddesine uygun bir işlemdir.
Ç. Bakan Cengiz Altınkaya'nın 14.11.1989 tarihli olur imzası, 2983 sayılı
Yasayla kurulan idari vesayet ilişkisi gereğince KGM'nün K.23 sayılı karara dayalı
olarak yaptığı otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyan bir
işlem bölümüdür.
Bakanlık hiyerarşisi içerisinde oluşturulan bakanlık onay işlemini tamamlayan
Bakan Cengiz Altınkaya'nın 14.11.1989 tarihli olur imzası yukarda 'savunmanın ilgili
bölümünde' belirtilen hukuka uygunluk nedenleriyle hukuka uygun bir işlemdir.
Hukuka uygun olan. bir işlem, hukuka aykırı, yani, suç oluşturan bir işlem olamaz.
Böyle olunca, Yargıtay C. Başsavcılığının, Bakan Cengiz Altınkaya'nın
14.11.1989 tarihli olur imzası ile TCK'nun 230/II. maddesine aykırı davrandığı
iddiası, hukuksal dayanaktan yoksundur.
D. Yargıtay C. Başsavcılığının , '..21.11.1989 gün ve 14 nolu 'Devlet İhale
Genelgesi'ne aykırılık oluşturan 5.12.1989 gün, 9193 sayılı sözleşme oluruna..' imza
atmak eyleminin hukuka aykırı olduğu iddiası da, 2983 sayılı Yasayla kurulan 'özel
bir usul'e bağlı olarak ihalesi yapılan Toprakkale-İskenderun otoyolu projesinin
ihalesi, 14 sayılı Devlet İhale Genelgesinin konusu ve kapsamı dışında kalmaktadır.
Yargıtay C. Başsavcılığının iddiasının dayanağını oluşturan 18.12.1992 tarihli
inceleme raporunda da, Bakanlık Makamına yöneltilmiş bir iddia olmayıp, KGM'ne
yöneltilmiş bir iddia vardır. Ancak KGM'nün idari işlemi ise, Danıştay İdari İşler
Kurulunun Meni Muhakeme Kararı ile hukuka uygun bulunmuştur.
Kaldı ki, KGM'nün 30.11.1989 tarih ve 9104 sayılı yazısına da , Maliye ve
Gümrük Bakanlığınca 14 sayılı Devlet İhale Genelgesinin 16 sayılı Devlet İhale
Genelgesiyle 22.2.1990 tarihinde iptal edilmesine kadar bir cevap verilmemesi ile de
örtülü (zımni) olarak KGM'nün yapacağı ihalenin 14 sayılı Devlet İhale Genelgesinin
kapsamına girmediği kabul edilmiştir.
Böyle olunca, Yargıtay C. Başsavcılığının anılan iddiası, hukuksal dayanaktan
yoksundur.
D.1. Toprakkale-İskenderun otoyolu projesinin ihalesi, 14 sayılı Devlet İhale
Genelgesinin kapsamı dışındadır.
D.2. Yargıtay C. Başsavcılığının iddiasının dayanağını oluşturan 18.12.1992
tarihli inceleme raporunda da, bakanlık makamına yöneltilmiş bir iddia olmayıp,
130
KGM'ne yöneltilmiş bir iddia vardır. Ancak KGM'nün idari işlemi ise, Danıştay İdari
İşler Kurulunun Meni Muhakeme Kararı ile hukuka uygun bulunmuştur.
D. 3. Kaldı ki, KGM'nün 30.11.1989 tarih ve 9104 sayılı yazısına da, Maliye ve
Gümrük Bakanlığınca, 14 sayılı Devlet İhale Genelgesinin 16 sayılı Devlet İhale
Genelgesiyle 22.2.1990 tarihinde iptal edilmesine kadar bir cevap verilmemesi ile de
örtülü (zımni) olarak KGM'nün yapacağı ihalenin 14 sayılı Devlet İhale Genelgesinin
kapsamına girmediği kabul edilmiştir.
D.4. Bakan Cengiz Altınkaya salt 5.12.1989 tarihli olur imzası vermiştir; 9193
sayılı bir olur vermemiştir.
Bu konu ile ilgili olarak, yukarıda (3/D.2-D.4'de) Tarsus Mersin otoyolu ile
ilgili yaptığımız açıklamalarımızı yinelemekteyiz.
Sonuç olarak, hukuka uygun olan anılan işlemler nedeniyle, Yargıtay C.
Başsavcılığının yukarıda verilen iddiası, hukuksal dayanaktan yoksundur.
E. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın '... %50.3 oranında yükseltilmiş fiyatlarla aynı yükleniciye verilmesine
olanak yaratan 14.11A989 gün..oluru..' verdiği iddiası, 'ispatlanmamış' ve kanıt
değeri bulunmayan ve teknik geçerli hiçbir ilke yöntem ve hesaplamaya
dayanmayan, yani, 'doğru olmayan' müfettişlerin 20.4.1992 tarihli inceleme raporuna
dayalı bir iddia olmakla, hukuksal dayanaktan yoksundur.
E.1. Yargıtay C. Başsavcılığının, "%50.3 oranında yükseltilmiş fiyatlarla ihale
edildiği' iddiası, 'ispatlanmamıştır.'
Aksine 14.11.1989 tarihli olur imzası ile tamamlanan Bakanlık onay işleminin
hukuka uygun olduğu ispatlanmıştır.
E.2. Yargıtay C. Başsavcılığının , '...%50.3 oranında yükseltilmiş fiyatlarla aynı
yükleniciye verilmesine olanak yaratan 14.11.1989 gün...' oluru verdiği iddiasının
dayanağı olan müfettişlik inceleme raporu, CMUK'da gösterilen bir kanıt değildir.
Yani, inceleme raporunun kanıt değeri yoktur.
Bu nedenle kanıt olmayan müfettiş inceleme raporu ile %50.3 oranında
yükseltilmiş fiyatla ihaleye olanak veren olur verme iddiası kanıtlanamaz.
Böyle olunca, müfettişlik inceleme raporuna dayalı yapılan faaliyet, bir ispat
faaliyeti değildir.
E. 3. Müfettiş inceleme raporundaki, Toprakkale-İskenderun otoyolunun
%50.3 oranında yükseltilmiş fiyatlarla ihalesine 14.11.1989 tarihli olurun verildiği
iddiası, teknik geçerli hiç bir ilke, yöntem ve hesaplamaya dayanmayan, yani, doğru
olmayan 20.4.1992 tarihli inceleme raporuna dayalı olması nedeniyle de, hukuksal
dayanaktan yoksundur.
131
E.3.1. Toprakkale-İskenderun otoyolunun fiyatlarının %50.3 oranında yüksek
olduğunu bir tek müfettişler iddia etmişlerdir.
Müfettişler, otoyolları birim fiyatlarını belirlemek ve denetlemek bilgi ve
uzmanlığına sahip değildirler. Bu nedenle, müfettişlerin hesaplarına itibar edilemez.
Nitekim, müfettişler, 'otoyolları yeni ilave birim fiyatlarını bilirkişiye
yaptırarak', otoyolları birim fiyatlarını belirlemeye ve denetlemeye ehil/uzman
olmadıklarını ikrar ve kabul etmişlerdir.
E.3.2, Müfettişlerin 20.4.1992 tarihli inceleme raporundaki hesaplamalar da,
teknik geçerli hiçbir ilke yönteme dayanmamaktadır.
Yargıtay C. Başsavcılığının esas hakkındaki görüşünün 'II- Olaylar ve kanıtları
kısmının 2) A bölümünde' (S.16). Tarsus-Mersin, İzmir- Urla-Çeşme, İskenderun-
Toprakkale otoyollarının ihale birim fiyatlarının %57.0, %54.1 ve %50.3 oranında
yükseltilmiş fiyatlar olduğu iddia edilmektedir.
Bunlar, kanıtı olmayan kasıtlı iddialardır. Yapılan mukayeseye ait bir
açıklama notu (Ek...)'ndan da anlaşılacağı üzere bir takım müsveddelerden hareket
ve garip benzetmelerle bir takım hesaplamalar yapılmıştır.
Müfettişlerin keyfi ve denetlenmesi olanağı olmayan bir takım karalamalarına
dayalı 20.4.1992 tarihli inceleme raporuna dayalı olarak, fiyatların iddia edilen
oranlarda yükseltilmiş olduğu iddiası, hukuksal olduğu kadar teknik ve matematik
ilke ve hesaplama yöntemlerine de aykırıdır.
E. 4. Müfettişler, taraf olmalarının yanısıra bilirkişi de değildirler.
Müfettişlerin bilirkişi olmalarının sonucu olarak 20.4.1992 tarihli inceleme raporu, bir
bilirkişi incelemesi değildir ve otoyolun %50.3 oranında yüksek fiyatlı olduğuna
ilişkin müfettişlik açıklaması da bilirkişi eliyle yaptırılmış bir inceleme sonucu
değildir.
TBMM Meclis Soruşturma Komisyonu bu konuda bilirkişi incelemesi
yaptırmamıştır.
Yüce Divan tarafından aynı konuda yaptırılmış bir bilirkişi incelemesi de
bulunmamaktadır.
Böyle olunca, 20.4.1992 tarihli inceleme raporu ile otoyolun %50.3 fiyatlı
ihalesine 14.11.1989 tarihli olur imzasının verildiği iddiası da yargılamada hiç bir
şekilde kanıtlanmış değildir.
F. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki, '...bu yatırım
programında bulunmayan (Ceyhan-Yumurtalık Bağlantısını..'n da İhalesinin
sağlandığı iddiası hukuksal dayanaktan yoksundur.
132
6. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki, '24.3.1989 gün
2319 sayılı ihale usul ve esası oluru yalnız Tarsus - Pozantı I. Kesimiyle sınırlı
bulunduğu halde, 29.3.1989 tarihli sözleşmenin 9. maddesine yapılan eklemeye
dayanılarak %54.88 oranında yükseltilmiş fiyatlarla düzenlenmiş 25.7.1989 gün 5488
sayılı sözleşme oluruna..' (mütalaa s.35-36)/ '..onay vermek suretiyle; yükümlü
olduğu inceleme, araştırma, karşılaştırma, denetleme, gerektiğinde geri çevirme
görevini yerine getirmediği.' eylemiyle TCK'nun 230/11. maddesine aykırı
davranarak, görevi savsama suçunu işlediği iddiası.
"Eylemin yokluğu" + "TCK'nun 49/1. maddesine uygun olarak işlem
yapılması" + '2983 sayılı Yasa ile kurulan idari vesayet ilişkisi gereği KGM'nün
yaptığı ve hukuka uygun olduğu yetkili son yargı makamınca kesin olarak karara
bağlanan otoyollar ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyma işlemi olan
bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan bakanlık onay işleminin yukarıda
belirtilen hukuka uygunluk nedenleriyle hukuka uygun bir idari işlem olması'
nedeniyle, hukuksal dayanaktan yoksundur.
A. 24.3.1989 günlü olur imzasına konu otoyol ihalesi, önceki Bakan I. Safa
Giray döneminde yapılmıştır. Ve 24.3.1989 tarihli olur imzasını da önceki bakan
vermiştir.
Sözü edilen 29.3.1989 tarihli sözleşme de, Bakan Cengiz Altınkaya'nın göreve
başlaması tarihinden önceki bakan döneminde yapılmıştır. 29.3.1989 tarihli
sözleşmenin 9. maddesinin konulusu ile Bakan Cengiz Altınkaya'nın bir ilgisi, yani,
bu konuda bir eylemi yoktur.
Böyle olunca, Yargıtay C. Başsavcılığının, 29.3.1989 tarihli sözleşmenin 9.
maddesinin düzenlenmesi ile ilgili olarak Bakan Cengiz Altınkaya'ya yönelik iddiası,
hukuksal dayanaktan yoksundur,
B. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki, '..24.3.1989
gün, ...ihale usul ve esası oluru yalnız Tarsus-Pozantı I. kesimi ile sınırlı bulunduğu
halde, 29.3.1989 tarihli sözleşmenin 9. maddesine yapılan eklemeye dayanılarak..'
olur imzası vermek eyleminin hukuka aykırı olduğu iddiası, anlaşmanın 9.
maddesindeki düzenlemenin doğru/yerinde ve hukuka uygun olması nedeniyle
hukuksal dayanaktan yoksundur.
B.1. Anlaşmanın 9. maddesi ile yapılan düzenlemede, Tarsus-Pozantı II.
kesiminin, Tarsus-Pozantı I. kesimini yapan aynı yükleniciye verilebilmesine olanak
sağlanması değil, KGM'nün yükleniciye isterse, yeni işleri ilk sözleşme koşulları ile
yaptırması söz konusudur. Bu nedenle, iddianın veriliş biçimi yanlıştır.
29.3.1989 tarihli anlaşmanın, KGM'nün isterse aynı koşullarla yükleniciye ek
işleri yaptırması ile ilgili 9. maddesi, doğru/yerinde/kurum çıkarına uygun bir
işlemdir.
133
Böyle olunca, KGM'nün anılan idari işlemini yürürlüğe koyan bakanlık onay
işlemini tamamlayan 25.7.1989 tarihli olur imzası da hukuka uygun bir işlemdir.
Yargıtay C. Başsavcılığının anılan iddiası hukuksal dayanaktan yoksundur.
B.2. KGM'nün Tarsus-Pozantı il kesiminin yapılmasının aynı yükleniciye idare
isterse verilmesine ilişkin takdir hakkını düzenleyen anlaşmanın 9. maddesi,
KGM'nün otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemi içerisinde yer almaktadır.
Yukarıda belirtildiği gibi, KGM'nün idari işlemini yapanlar hakkında idari
işlemin usulüne, yani, hukuka uygun olduğuna ilişkin Danıştay İdari İşler
Kurulunun meni muhakeme kararı ile KGM'nün idari işleminin hukuka uygunluğu
da tartışmasız bir duruma girmiştir.
Böyle olunca KGM'nün idari işlemini yapanların işlemlerinin hukuka
uygunluğunun tartışmasız bir hukuksal sonuç olması karşısında, KGM'nün hukuka
uygun idari işlemlerini yürürlüğe koyan ve bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde
oluşturulan bakanlık onay işlemini tamamlayan Bakan Cengiz Altınkaya'nın
25.7.1989 tarihli sözleşme oluru imzası da 'öncelikle' hukuka uygun bir işlemdir.
B.3. Bakan Cengiz Altınkaya, salt 25.7.1989 tarihli oluru imzalamıştır; sayılı bir
olur vermemiştir.
C. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın '..%54.88 oranında yükseltilmiş fiyatlarla aynı yükleniciye verilmesine
olanak yaratan 25.7.1989 gün..oluru..' verdiği iddiası, 'ispatlanmamış' ve kanıt değeri
bulunmayan ve teknik geçerli hiçbir ilke, yöntem ve hesaplamaya dayanmayan, yani,
'doğru olmayan' müfettişlerin 20.4.1992 tarihli inceleme raporuna dayalı bir iddia
olmakla, hukuksal dayanaktan yoksundur.
C.1. Yargıtay C. Başsavcılığının , '..%54.88 oranında yükseltilmiş fiyatlarla
ihale edildiği' iddiası, 'ispatlanmamıştır.' Aksine, 25.7.1989 tarihli olur imzası ile
tamamlanan bakanlık onay işleminin hukuka uygun olduğu ispatlanmıştır.
C.2. Yargıtay C. Başsavcılığının , '..%54.88 oranında yükseltilmiş fiyatlarla aynı
yükleniciye verilmesine olanak yaratan 25.7.1989 gün..' oluru verdiği iddiasının
dayanağı olan müfettişlik inceleme raporu, CMUK'da gösterilen bir kanıt değildir,
yani, inceleme raporunun kanıt değeri yoktur.
Bu nedenle, kanıt olmayan müfettiş inceleme raporu ile %54.88 oranında
yükseltilmiş fiyatla ihaleye olanak veren olur verme iddiası kanıtlanamaz.
Böyle olunca, müfettişlik inceleme raporuna dayalı yapılan faaliyet, bir ispat
faaliyeti değildir.
C. 3. Müfettiş inceleme raporundaki, otoyolun II. kesiminin %54,88 oranında
yükseltilmiş fiyatlarla ihalesine 25.7.1989 tarihli olurun verildiği iddiası, teknik
134
geçerli hiç bir ilke, yöntem ve hesaplamaya dayanmayan, yani, doğru olmayan
20.4.1992 tarihli inceleme raporuna dayalı olması nedeniyle de, hukuksal dayanaktan
yoksundur.
C.3.1, Otoyolun II. kesiminin fiyatlarının %54.88 oranında yüksek olduğunu
bir tek müfettişler iddia etmişlerdir.
Müfettişler, otoyolları birim fiyatlarını belirlemek ve denetlemek bilgi ve
uzmanlığına sahip değildirler. Bu nedenle, müfettişlerin hesaplarına itibar edilemez.
Nitekim, müfettişler, 'otoyolları yeni ilave birim fiyatlarını bilirkişiye
yaptırarak' otoyolları birim fiyatlarını belirlemeye ve denetlemeye ehil/uzman
olmadıklarını ikrar ve kabul etmişlerdir.
C.3.2. Müfettişlerin, 20.4.1992 tarihli inceleme raporundaki hesaplamalar da,
teknik geçerli hiçbir ilke, yönteme dayanmamaktadır.
Yargıtay C. Başsavcılığının esas hakkındaki görüşünün 'll-olay- lar ve kanıtları
kısmının 2) A bölümünde' (S. 16), Tarsus-Mersin, İzmir-Urla-Çeşme, İskenderun-
Toprakkale otoyollarının ve Tarsus-Pozantı II. kesiminin ihale birim fiyatlarının
%57.0,%54.1, %50.3 ve %54.88 oranında yükseltilmiş fiyatlar olduğu iddia
edilmektedir.
Bunlar kanıtı olmayan kasıtlı iddialardır. Yapılan mukayeseye ait bir açıklama
notu (Ek...)'ndan da anlaşılacağı üzere bir takım müsveddelerden hareket ve garip
benzetmelerle bir takım hesaplamalar yapılmıştır.
Müfettişlerin keyfi ve denetlenmesi olanağı olmayan bir takım karalamalarına
dayalı 20.4.1992 tarihli inceleme raporuna dayalı olarak, fiyatların iddia edilen
oranlarda yükseltilmiş olduğu iddiası, hukuksal olduğu kadar teknik ve matematik
ilke ve hesaplama yöntemlerine de aykırıdır,
C.4. Müfettişler, taraf olmalarının yanısıra bilirkişi de değildirler. Müfettişlerin
bilirkişi olmamalarının sonucu olarak, 20.4.1992 tarihli inceleme raporu, bir bilirkişi
incelemesi değildir ve otoyolun %54.88 oranında yüksek fiyatlı olduğuna ilişkin
müfettişlik açıklaması da bilirkişi eliyle yaptırılmış bir inceleme sonucu değildir.
TBMM Meclis Soruşturma Komisyonu bu konuda bilirkişi incelemesi
yaptırmamıştır.
Yüce Divan tarafından aynı konuda yaptırılmış bir bilirkişi incelemesi de
bulunmamaktadır.
Böyle olunca, 20.4.1992 tarihli inceleme raporu ile otoyolun %54.88 fiyatlı
ihalesine 25.7.1989 tarihli olur imzasının verildiği iddiası da yargılamada hiç bir
şekilde kanıtlanmış değildir.
135
7. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasında, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın '9.4.1986 gün 742 sayılı ihale usul ve esası olur ile 10.10.1986 gün 2140
sayılı sözleşme oluruna göre Düzce-Bolu (Bolu dağı geçişi) ile ilgili olarak öngörülen
'ön projenin hazırlanıp idareye verilmesi'ne ilişkin koşul gerçekleşmediği halde,
gerçekleşmiş gibi göstererek ve baz yılı 1985 olarak uygulanıp %53.6 oranında
yükseltilmiş fiyatlarla ayrıca 5 yıl öncesinin Dolar/ECU paritesini geçerli kılan
19.1.1990 tarihli sözleşme oluruna,' (Mütalaa s. 36)/ '... Onay vermek
suretiyle;/Yükümlü olduğu inceleme, araştırma, karşılaştırma, denetleme,
gerektiğinde geri çevirme görevini yerine getirmediği...' eylemiyle TCK'nun 230/11.
maddesine aykırı davranarak, görevi savsama suçunu işlediği iddiası,
'Eylem yokluğu' + '2983 sayılı Yasa ile kurulan idari vesayet ilişkisi gereği
KGM'nün yaptığı ve hukuka uygun olduğu yetkili son yargı makamı olan Danıştay
İdari İşler Kurulunun 7.4.1994 tarih, 1994/47-27 sayılı kararı ile kesin olarak karara
bağlanan otoyollar ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyma işlemi olan
bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan bakanlık onay işleminin yukarıda
belirtilen hukuka uygunluk nedenleriyle hukuka uygun bir idari işlem olması'
nedeniyle, hukuksal dayanaktan yoksundur.
A. Yargıtay C. Başsavcılığının 9.4.1986 tarihli ihale usul ve esası oluru ile
10.10.1986 tarihli sözleşme oluruna göre Düzce-Bolu (Bolu dağı geçişi) ile ilgili olarak
öngörülen 'önprojenin hazırlanıp idareye verilmesi'ne ilişkin koşulun
gerçekleşmediği halde gerçekleştirilmiş gibi gösterildiği iddiasını Bakan Cengiz
Altınkaya tarafından yapılmış gibi göstererek iddiada bulunması, doğruluk
kurallarına uygun olmayan, gerçek dışı bir iddiadır.
Çünkü 9.4.1986 tarihli ihale usul ve esası oluru ile 10.10.1986 tarihli sözleşme
oluru Bolu dağı geçişi ile ilgili olarak öngörülen 'önprojenin hazırlanıp verilmesi'
işlemleri ve buna bağlı diğer işlemler önceki Bakan İ.Safa Giray döneminde
yapılmıştır.
İddia konusu edilen bakan olurları ile Bakan Cengiz Altınkaya'nın bir ilgisi,
yani, 'bir eylemi yoktur'.
Bu durum, Danıştay İdari İşler Kurulunun 7.4.1994 tarih, 1994/ 47-27 sayılı
kararı ile de belirlenmiştir.
B. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasında sözü edilen,
'Bolu Dağı Geçişi ile ilgili olarak öngörülen ön projenin hazırlanıp idareye
verilmesine ilişkin koşulun gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi gösterilmesi'.
'%53.6 oranında yükseltilmiş fiyatlarla ihale yapılması' ve '5 yıl öncesinin Dolar/ECU
paritesinin geçerli kılınması' işlemleri, KGM'nün Bolu Dağı Geçişi ile ilgili idari
işlemleri içerisinde yer almaktadır; bu işlemler, 19.1.1991 tarihli bakanlık onay işlemi
ile ilgili işlemler değildir.
136
İddiaya konu işlemlerin de içerisinde yer aldığı KGM'nün anılan idari
işlemleri, bu konu ile ilgili yetkili son yargı makamı olan Danıştay İdari İşler
Kurulunun 7.4.1994 tarih, 1994/47-27 sayılı meni muhakeme kararı ile hukuka uygun
bulunmuştur.
Danıştay İdari İşler Kurulunun bu hukuka uygun bulması ile KGM'nün anılan
idari işlemlerinin hukuka uygun işlem oldukları tartışmasız bir duruma girmiştir.
Gerçekten, Danıştay İdari İşler Kurulunun 7.4.1994 tarih, 1994/47-27 sayılı
meni muhakeme kararına göre;
'Gerede-Gümüşova II. kesim (Bolu Dağı Geçişi) yapım sözleşmesinin
yapılmasının, o kısım ile ilgili birim fiyatların ve miktarların tespiti ile ilave bir etüdü
gerektirdiği, bu konunun sözleşmeye ek anlaşmanın 4 üncü maddesinde açıkça
belirtildiği, yapılan çalışmaların ön proje çalışmaları özelliğini taşıdığı, 10.1.1990 gün
ve 428 sayılı Bakan olurunun ise Bolu Dağı Geçişinin (II. kesim) ihalesine ilişkin bir
olur niteliğinde olmayıp, sözleşmesine uygun ön proje çalışmaları tamamlanan 'Bolu
Dağı Geçişinin yapımına yönelik ek sözleşme imzalanmasına dayanak teşkil eden'
bir olur niteliğinde bulunduğu, esasen Gümüşova-Gerede Otoyolunun tümünün
10.10.1986 gününde ihalesinin yapıldığı anlaşıldığından ön proje çalışmaları
yapılmaksızın Bolu Dağı Geçişinin ihalesini gerçekleştirdikleri ileri sürülen...' KGM
Genel müdürü ile KGM Otoyolları Dairesi Başkanı haklarında '...lüzumu
muhakemelerine ilişkin olarak verilen kararın bozularak meni muhakemelerine..
oybirliğiyle' karar verilmiştir.
Bakan Cengiz Altınkaya'nın iddia konusu olur imzası, 2983 sayılı Yasayla
kurulan idari vesayet ilişkisi gereğince KGM'nün K.23 sayılı karara dayalı olarak
yaptığı otoyolları ihale usul ve esasları idari işlemini yürürlüğe koyan bir işlem
bölümüdür.
Bakanlık hiyerarşisi içerisinde oluşturulan bakanlık onay işlemini tamamlayan
Bakan Cengiz Altınkaya'nın iddia konusu olur imzaları yukarda 'savunmanın ilgili
bölümünde' belirtilen hukuka uygunluk nedenleriyle hukuka uygun bir işlemdir.
Hukuka uygun olan bir işlem, hukuka aykırı, yani suç oluşturan bir işlem olamaz.
Böyle olunca, Yargıtay C. Başsavcılığının, Bakan Cengiz Altınkaya'nın iddia
konusu olur imzaları ile TCK'nun 230/II. Maddesine aykırı davrandığı iddiası,
hukuksal dayanaktan yoksundur.
İddiada sözü edilen işlemlerin içerisinde yer aldığı KGM'nün hukuka
uygunluğu tartışmasız duruma giren idari işlemlerini yürürlüğe koyan bakanlık
hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan bakanlık onay işlemini tamamlayan bakan
Cengiz Altınkaya'nın 19.1.1990 tarihli olur imzası da, "öncelikle" hukuka uygundur.
Hukuka uygunluğu tartışmasız olan iddia konusu olan işlemlerin de
içerisinde yer aldığı KGM'nün idari işlemlerini yürürlüğe koyan bakanlık onay
137
işleminin de hukuka uygun olmasına karşın, iki hukuka uygun işlemden, bir cezasal
sorumluluk çıkaran Yargıtay C. Başsavcılığının anılan iddiası da hukuksal
dayanaktan yoksundur.
C. KGM'nün yapıp bakanlık makamına gönderdiği 19.1.1990 tarih, 0428 sayılı
idari işlemi ve eki belgelerde, iddiada sözü edilen ön proje koşulunun yerine
getirildiği bildirilmiştir. Bu nedenle, bakan Cengiz Altınkaya'nın 19.1.1990 tarihli
olur imzasının hukuka aykırılığı iddiası, ciddi olmayan bir iddiadır.
Ç. Bakanlık hiyerarşik yapısı içerisinde oluşturulan ve bir yürürlüğe koyma
işlemi olan bakanlık onay işlemini tamamlayan, bakan Cengiz Altınkaya'nın iddia
konusu olur imzası, yukarıda belirtilen hukuka uygunluk nedenlerine bağlı olarak
birden çok hukuka uygunluk nedeniyle "hukuka uygun bir işlemdir".
Bu konuda, yukarıda (3/Ç'de) Tarsus-Mersin Otoyolu ile ilgili olarak 3.11.1989
tarihli olur imzasını hukuka uygun olduğuna ilişkin (3/Ç. 1-Ç. 7'deki) hukuka
uygunluk nedenleri açıklamalarımızı yinelemekteyiz.
D. Yargıtay C. Başsavcılığının, esas hakkındaki mütalaasındaki, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın "..%53.6 oranında yükseltilmiş fiyatlarla aynı yükleniciye verilmesine
olanak yaratan 19.1.1990 gün..oluru.." verdiği iddiası. "İspatlanmamış" ve kanıt
değeri bulunmayan ve teknik geçerli hiçbir ilke, yöntem ve hesaplamaya
dayanmayan, yani, "doğru olmayan" müfettişlerin 20.4.1992 tarihli inceleme
raporuna dayalı bir iddia olmakla, hukuksal dayanaktan yoksundur.
Ç.l. Yargıtay C. Başsavcılığının, ".,%53.6 oranında yükseltilmiş fiyatlarla ihale
edildiği" iddiası, "ispatlanmamıştır."
Aksine, 19.1.1990 tarihli olur imzası ile tamamlanan bakanlık onay işleminin
hukuka uygun olduğu ispatlanmıştır.
D.2. Yargıtay C. Başsavcılığının , "%53.6 oranında yükseltilmiş fiyatlarla aynı
yükleniciye verilmesine olanak yaratan 19.1.1990 gün.," oluru verdiği iddiasının
dayanağı olan müfettişlik inceleme raporu, CMUK'da gösterilen bir kanıt değildir,
yani inceleme raporunun kanıt değeri yoktur.
Bu nedenle, kanıt olmayan müfettiş inceleme raporu ile %53.6 oranında
yükseltilmiş fiyatla ihaleye olanak veren olur verme iddiası kanıtlanamaz.
Böyle olunca, müfettişlik inceleme raporuna dayalı yapılan faaliyet, bir ispat
faaliyeti değildir
D. 3. Müfettiş inceleme raporundaki, otoyolun II. kesiminin %53.6 oranında
yükseltilmiş fiyatlarla ihalesine 19.1.1990 tarihli olurun verildiği iddiası, teknik
geçerli hiç bir ilke, yöntem ve hesaplamaya dayanmayan, yani, doğru olmayan
138
20.4.1992 tarihli inceleme raporuna dayalı olması nedeniyle de, hukuksal dayanaktan
yoksundur.
D.3.1. Bolu Dağı Geçişinin fiyatlarının %53.6 oranında yüksek olduğunu bir
tek müfettişler iddia etmişlerdir.
Müfettişler, otoyolları birim fiyatlarını belirlemek ve denetlemek bilgi ve
uzmanlığına sahip değildirler. Bu nedenle, müfettişlerin hesaplarına itibar edilemez.
Nitekim, müfettişler, "otoyolları yeni ilave birim fiyatlarını bilirkişiye
yaptırarak", otoyolları birim fiyatlarını belirlemeye ve denetlemeye ehil/uzman
olmadıklarını ikrar ve kabul etmişlerdir.
D.3.2. Müfettişlerin, 20.4.1992 tarihli inceleme raporundaki hesaplamalar da,
teknik geçerli hiçbir ilke, yönteme dayanmamaktadır.
Yargıtay C. Başsavcılığının esas hakkındaki görüşünün "II- olaylar ve kanıtları
kısmının 2) a Bölümünde" (S. 16), Tarsus-Mersin, İzmir-Urla-Çeşme, Iskenderun-
Toprakkale Otoyollarının ve Tarsus- Pozantı II. Kesiminin ve Bolu Dağı geçişinin
ihale birim fiyatlarının %57.0, %54.1, %50.3, %54.88 ve %53.6 oranında yükseltilmiş
fiyatlar olduğu iddia edilmektedir.
Bunlar kanıtı olmayan kasıtlı iddialardır. Yapılan mukayeseye ait bir açıklama
notu (Ek-...)'ndan da anlaşılacağı üzere bir takım müsveddelerden hareket ve garip
benzetmelerle bir takım hesaplamalar yapılmıştır.
Müfettişlerin keyfi ve denetlenmesi olanağı olmayan bir takım karalamalarına
dayalı 20.4.1992 tarihli inceleme raporuna dayalı olarak, fiyatların iddia edilen
oranlarda yükseltilmiş olduğu iddiası, hukuksal olduğu kadar teknik ve matematik
ilke ve hesaplama yöntemlerine de aykırıdır.
DA. Müfettişler, taraf olmalarının yanısıra bilirkişi de değildirler, müfettişlerin
bilirkişi olmamalarının sonucu olarak, 20.4.1992 tarihli inceleme raporu, bir bilirkişi
incelemesi değildir ve otoyolun %53.6 oranında yüksek fiyatlı olduğuna ilişkin
müfettişlik açıklaması da bilirkişi eliyle yaptırılmış bir inceleme sonucu değildir.
TBMM Meclis Soruşturma Komisyonu bir konuda bilirkişi incelemesi
yaptırmamıştır.
Yüce Divan tarafından aynı konuda yaptırılmış bir bilirkişi incelemesi de
bulunmamaktadır.
Böyle olunca, 20.4.1992 tarihli inceleme raporu ile otoyolun %53.6 fiyatlı
ihalesine 19.1.1990 tarihli olur imzasının verildiği iddiası da yargılamada hiç bir
şekilde kanıtlanmış değildir.
139
E. Yargıtay C. Başsavcılığının , esas hakkındaki mütalaasındaki, Bakan Cengiz
Altınkaya'nın "..5 yıl öncesinin Dolar/ECU paritesini geçerli kılan 19.1.1990 tarihli
sözleşme olurunu.." imza vermesi eyleminin hukuka aykırı olduğu iddiası da, Bolu
Dağı Geçişi ile ilgili ihalenin %55-%45 mali ihale usul ile yapılması ve %55-%45 mali
ihale usulü ile yapılan bir ihalenin dış kaynaklı kredi ile yaptırılması sözkonusu
olamaması nedenleri ile hukuksal dayanaktan yoksundur.
Kaldı ki, KGM'nün Bakanlığa gönderdiği 19.1.1990 tarih, 0428 sayılı İdari
işleminin ekindeki, otoyolları projelerinin yapımcısı/sorumlusu/yürütücüsü KOİ'nin
16.1.1990 tarih, 513 sayılı yazısı ile de yapılan anlaşmanın "..finansman modeline
uygun bulunmuştur" denilerek 19.1.1990 tarihli bakan oluruna ilişkin KGM'nün idari
işleminde de mali ihale usulünün hukuka uygun bulunması karşısında, Yargıtay C.
Başsavcılığının iddiası doğru olmayan bir iddiadır.
E.1. Bolu Dağı geçişi ihale işleminin %55-%45 mali ihale usulü ile yapılması
karşısında, bu ihalenin iddia konusu şekilde 5 yıl öncesinin Dolar/ECU paritesini
geçerli kılan dış kredi ile yapılması olanağı yoktur. Bu nedenle Yargıtay C.
Başsavcılığının iddiası doğru değildir.
E.2. Kaldı ki, KGM'nün Bakanlığa gönderdiği 19.1.1990 tarih, 0428 sayılı idari
işleminin ekindeki, otoyolları projelerinin yapımcısı/sorumlusu/yürütücüsü KOİ'nin
16.1.1990 tarih, 513 sayılı yazısı ile de yapılan anlaşmanın "..finansman modeline
uygun bulunmuştur" denilerek 19.1.1990 tarihli bakan oluruna ilişkin KGM'nün idari
işleminde de mali ihale usulünün hukuka uygun bulunması karşısında, Yargıtay C.
Başsavcılığının iddiası doğru olmayan bir iddiadır.
8. Yargıtay C. Başsavcılığının, Esas Hakkındaki Mütalaasındaki;
"Katılanlar iddiaları, yukarıda anılan Yüksek Planlama Kurulu karar ve
raporları, Kamu Ortaklığı İdaresi Kurulu Kararları, Bakanlar Kurulu Kararnameleri,
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı İhale Yönetmeliği, Kamu
Ortaklığı İdaresiyle Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokoller,
ihale usul ve esasları olurları, ihale (sözleşme) olurları, ana ve ek sözleşmeler,
müfettiş soruşturma rapor ve özetlemeleri (fezlekeleri) ile ekleri, Devlet İhaleleri
Genelgesi, yüklenici firmalarla Karayolları Genel Müdürlüğü arasındaki yazışmalar,
Atkins raporu çevirileri, Yüce Divan'ca yazılan yazılara Başbakanlık, Bayındırlık ve
İskân Bakanlığı, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Kamu Ortaklığı İdaresi,
Karayolları Genel Müdürlüğünce verilen yanıtlar ve eklerindeki belgeler, Türkiye
Cumhuriyeti Merkez Bankasının 18.7.1994, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı'nın
14.7.1994 tarihli yanıt yazılarına ekli tablo ve endeksler, sanıklara ait görev belgeleri,
nüfus ve adli sicil kayıtları, sürücü belgeleri ile ilgili yanıtlar,
Veli Aksoy, Ercan Öz, Özcan Lokmanoğlu, Ali Namık Ergün, İlkutlu Gönülal,
Erhan Erdoğan, Mehmet Emin Özkızıklı, Kayhan Türkmenoğlu, Muhtemit Dağlı,
Hıfzı Deveci, Ayşe Nurseli Cezayirlioğlu, Nurhan Karahan, Gönül Balkır, Arif Zeki
140
Tutumlu, Erhan Hürol, Hüseyin Barutçu, Erol Berker, Neşet Akmandor, Hüseyin
Süha Somer, Korhan Uzmay, Dumrul Apak, Fevzi Eren, Hacı Ömer Aytaç, Mehmet
Ali Terim, Ali İhsan Sandıkçı ile savunma amacıyla gösterilen Hayrı Erişen, Kayhan
Yüceyalçın, Gültekin Gönül, Sadettin Acar, Neşet Adalı, Aydın Pelin, Şarık Tara,
Yavuz Kılıç, Tuğsavrul Özdamar, Nihat Akgün, Ahmet Suzi Örnekol, İrfan
Karaoğlu, Kamuran Cörtük, Oktay Özyemişçi, Işın Çelebi'nin birbirini aşama aşama
doğrulayıp destekleyen ve tümleyen antlı tanıklıkları, sanıkların savunmaları ve tüm
dosya kapsamıyla anlaşılmış.."
İddiası ile Yüce Divana sevk kararı ile yapılan iddiaların kanıtlandığı
yolundaki iddiası tümü ile "ispat hukuku"na aykırıdır.
A. Yargıtay C. Başsavcılığının, müfettiş soruşturma ve özetlemelerini
(fezlekelerini) yazılı belge kanıtı ve müfettişlerin 31.5.1994 tarihli oturumdaki
açıklamalarının tanık kanıtı olduğunu iddia etmesi, CMUK'na aykırıdır.
B. Yargıtay C. Başsavcılığının, Veli Aksoy'un tanık kanıtı olduğunu iddia
etmesi de, hukuksal dayanaktan yoksundur.
C. Yargıtay C.Başsavcılığının, Atkins raporu çevirilerini yazılı belge kanıtı
olarak göstermesi ise, CMUK'nun 252. maddesine aykırıdır.
Ç. Yargıtay C. Başsavcılığının, iddiayı tümü ile çürüten, dayanaksız bırakan
kamu tanıkları A. Nurseli Cezayirlioğlu, Nurhan Karahan, Gönül Balkır, Arif Zeki
Tutumlu, Erhan Hürol'un tanıklıkları ile iddianın kanıtlandığını ileri sürmesi ise,
tümü ile kamu tanıklarının duruşma tutanağına geçen tanıklıkları karşısında doğru
olmayan bir iddiadır.
D. Yargıtay C.Başsavcılığının, kamu tanıkları Neşet Akmandor, Hüseyin Süha
Somer, Korhan Uzmay, Fevzi Eren, Dumrul Apak, Hacı Ömer Aytaç, Mehmet Ali
Terim, Ali İhsan Sandıkçı'nın tanıklıkları ile iddianın kanıtlandığı iddiası da doğru
değildir.
E. Yargıtay C. Başsavcılığının, savunma tanıkları Hayrı Erişen, Kayhan
Yüceyalçın, Gültekin Gönül, Sadettin Acar, Neşet Adalı, Aydın Pelin, Şarık Tara,
Yavuz Kılıç, Tuğsavrul Özdamar, Nihat Akgün, Ahmet Suzi Örnekol, İrfan
Karaoğlu, Kamuran Cörtük, Oktay Özyemişçi, Işın Çelebi'nin tanıklıkları ile iddianın
kanıtlandığı iddiası ise, hiç doğru olmayan ve yanıtlanmaya değer bulunmayan bir
iddiadır.
F. Yargıtay C. Başsavcılığının, özellikle tanıkların "..birbirini aşama aşama
doğrulayıp destekleyen ve tümleyen antlı tanıklıkları.." ile iddianın kanıtlandığı
iddiası, kökten ispat hukukuna aykırı, hukuksal dayanaktan yoksun bir iddiadır,
2- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı birleştirilen iki dava arasında eylemsel bağ
açısından konu ve zaman yönünden bir ilişki bulunmadığını gözardı etmiştir.
141
3- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı mütalaasında dava dosyasında bulunan ve
savunma lehine olan Danıştay kararları ve müfettiş raporlarını görmezlikten
geldiğini kabul etmiştir.
9.B Yargılamada dinlenen tanıkların tanıklıkları ile dava açan belge ile
Yargıtay C. Başsavcılığının esas hakkındaki mütalaası ile ileri sürülen iddiaların
tümü çürütülmüştür; tanıkların tanıklıkları ile savunma eksiksiz ve tam olarak
kanıtlanmıştır.
A. Kamu tanıklıklarının tanıklıkları ile savunma tam ve eksiksiz olarak
kanıtlanmıştır.
B. WS Atkins raporlarının değerlendirilmesi WS Atkins'e göre eskalasyon
tahmini
C. İzmir Milletvekili Veli Aksoy ve müfettişlerin açıklamalarının ve
müfettişlerin inceleme raporlarının değerlendirilmesi
10. Yok hükmündeki dava açan belge ve Yargıtay C. Başsavcısının esas
hakkındaki mütalaasında isnat edilen suçların manevi unsuru oluşmamıştır.
A. TCK'nun 240. maddesindeki suçun manevi unsuru oluşmamıştır.
B. TCK'nun 230. maddesindeki suçun manevi unsuru oluşmamıştır.
11. Olayda herhangi bir zarar yoktur.
12. Yargıtay C. Başsavcılığının, esas hakkındaki mütalaasında Bakan Cengiz
Altınkaya'nın fiyat farkı kararnamesini imzalama eyleminden dolayı beraatine ilişkin
isteminin sonucu doğru, gerekçesi yanlıştır.
Son İstem
Yukarıda belirtilen hukuksal gerektirici nedenlerle;
1. Yüce Divana sevk kararının yoklukla sakatlığının tespitine ve yokluk
iddiasıyla ilgili kanıtlarımızın toplanmasına ve yokluk iddiamızın incelenerek karara
bağlanmasına,
2. Dava açan belgenin yokluğunun tespitine karar verilmesi halinde, davanın
kabule şayan olmadığına ve dava açan belge ve eklerinin TBMM'ne geri
gönderilmesine ve/veya sanığın lehine olarak davanın düşürülmesine,
3. Yukarıda ilk iki istemin kabul edilmemesi halinde, davanın esasına
girilerek, Müvekkilim Cengiz Altınkaya'nın dava açan belge ve esas hakkındaki
mütalaada kendisine yöneltilen suçlamalardan beraatine,
4. Mahkeme, aksi bir kanıya varacak olursa;
142
a. Olayda zararın oluşmaması yahut zarar verme kastının bulunmaması
nedenleriyle TCK'nun 230/1. maddesi hükmünün uygulanmasına, cezanın asgari
sınır üzerinden verilmesine, şartlarının olmaması nedeniyle TCK'nun 80. maddesinin
uygulanmamasına,
b. Müvekkilim hakkında TCK'nun 59. ve lehine olan diğer tüm indirim
nedenlerinin uygulanmasına,
c. 647 sayılı Yasanın 4. ve 6. maddelerine göre verilecek cezanın paraya
çevrilmesine ve ertelenmesine,
5. Haksız eylemle ilgili istemlerin özel hukuk hükümlerine göre incelenmesine
ve olayda haksız eylem sorumluluğunun hiç bir unsurunun bulunmaması nedeniyle
zarar ve tazminat istemlerinin reddine,
6. Olayda BK:nun 50,51. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Karar verilmesini saygı ile dilerim."
3‐Atalay Coşkunoğluʹnun Savunması
Atalay Coşkunoğlu ile vekilleri, savunmalarında, suçlamalara ilişkin geniş
açıklamalarda bulunmuşlardır. Ancak, CMUY'nın 150 ve 257. maddeleri uyarınca
kamu davasının konusu, dava açan belgede belirtilen eylemlerle sınırlı olduğundan
ve Danıştay 2. Dairesi'nce verilen "lüzumu muhakeme" kararında, fiyat farkı
kararnamesinin uygulanması sırasında sözleşme yılı yerine 1985 yılı baz alınarak ek
sözleşmeler yapılmasıyla sanığın devleti zarara uğratması nedeniyle görevi kötüye
kullandığı ileri sürüldüğünden, savunmaların bu saya ilişkin kısımları özetle aşağıya
alınmıştır:
a‐ Sanığın Sözlü Savunması Şöyledir:
- Kınalı-Sakarya otoyolu dışındaki otoyolların birim fiyatları, Kınalı-Sakarya
otoyolu teklifleri esas alınarak Temmuz 1985'te saptanmıştır.
- Saptanan birim fiyatları, yüklenicilerin işyerinin fiziksel ve jeolojik
özelliklerine dayanarak ileriye sürdükleri zorunlu nedenlerin idarece kabulü
oranında revize edilmiştir. Bu revizyonda, ekonomik şartlardaki değişmeler dikkate
alınmamıştır. Revizyon işlemleri 1985 yılının son aylarında yapılmıştır.
- Yüklenici ile sözleşme metni, idari ve teknik şartnameler ile birim fiyatlar
üzerinde mutabakata varıldıktan sonra bir ön anlaşma yapılmıştır. Sözleşme, kredi
müzakereleri sonuca bağlandıktan sonra ön anlaşmada varılan esaslar dahilinde
imzalanmıştır.
143
- Birim fiyatlarda, 1985 yılının son aylarında varılan mutabakattan sonra hiçbir
değişiklik yapılmamış; yüklenicilerin bu konudaki istemleri, fiyat farkı kararnamesi
çıkıncaya kadar reddedilmiştir.
- Bu gerekçelerin ışığında baz yılı 1985 yılıdır.
- Dinlenen bütün kamu ve savunma tanıkları bu hususu doğrulamışlardır.
Bu nedenle, fiyat farkı kararnamesi, 1985 yılının baz yılı olacağı konusunda
hiçbir açıklık içermediği halde, ek sözleşmeler imzalanarak devletin zarara
uğratıldığı savı, kararnamedeki baz yılı tarifi ile 6.12.1985 günlü, 2380 sayılı olur
birlikte düşünüldüğünde, 1985 yılından başkasının baz yılı olamayacağı gerçeği
karşısında asılsız ve geçersizdir. Ayrıca zarar tutarı hesaplanırken, yüklenicilerin
fiyat farkı kararnamesi karşısında geri çektikleri tazminat talepleri dikkate
alınmamıştır.
b‐ Sanık Vekili Duygun Yarsuvat'ın Savunması Şöyledir:
Türk Ceza Kanunu'nun 240. maddesinde; suçun maddi unsurunu oluşturan
"görevi kötüye kullanma"nın neler olduğunun açıkça belirlenmediği, "yasada yazılı
hallerden başka" sözcükleri kullanılarak, yasanın dışındaki durumların
saptanmasının yargıca bırakılmasının, yasama yetkesinin devri anlamına gelmesi
nedeniyle maddenin, Anayasa'nın 7., 8., 9. ve 38. maddelerine aykırılıktan iptal
edilmesi gerekir.
Fiyat farkı kararnamesinin gerekçesinde, "Yabancı para birimlerine dayalı
birim fiyatlarla ihalesi yapılmış ihalelerde, sözleşmeye esas para birimi olan ABD
Dolarının Türkiye dışında ve Türkiye'de satınalma gücünde 1985 yılından itibaren
değer kaybı olmuştur" denilmektedir.
Bu gerekçeden de anlaşılacağı gibi, 89/14657 sayılı kararname amaç yönünden
öbür fiyat farkı kararnamelerinden farklıdır. Öbür kararnamelerde enflasyonun
yarattığı yıpranma giderilmeye çalışılırken, bu kararnamede Dolar-enflasyon
farkının giderilmesi gözetilmiştir. Kararnamede baz yılı tanımında "baz birim
fiyatlardan söz edilmektedir, 2380 sayılı Olur'da Kınalı-Sakarya otoyolu birim
fiyatlarının esas alınacağı belirtilmiştir. Bu fiyatlar 1985'de oluşmuştur. Ayrıca
yüklenicilerle 1985 yılı içinde görüşmeler başlamış ve protokole bağlanmıştır.
Sözleşmelerin çok sonra örneğin 1987'de bağıtlanması kredi görüşmelerinin
uzamasından kaynaklanmıştır.
Fiyat farkı kararnamesinin baz yılını tanımlayan maddesinde "devam eden
işler - yeni işler" ayrımı yapılmıştır. Yeni işler için baz yılının "sözleşmede belirtilen
yıl" olduğu açıkça söylenmiştir. Bu da, devam eden işlerdeki baz yılının farklı
düşünüldüğünü gösterir.
144
Kamu tanığı olarak dinlenen Özcan Lokmanoğlu ela aynı doğrultuda beyanda
bulunmuştur.
1985 yılından gelen bir baz fiyat olsa bile ihalelerde yapılan öneri ve
pazarlıklarla bu fiyatın değiştirildiği, revize edildiği savı da yerinde değildir. Çünkü
fiyatlar Karayolları Genel Müdürlüğü'nce saptanmış ve yükleniciye empoze
edilmiştir. Değişiklikler ancak % 10-15 oranındadır. Bu değişikliklerde ekonomik
koşullardan değil, yol yapılacak alanın fiziki koşullarından kaynaklanmaktadır.
Bu nedenlerle 89/14657 sayılı kararnamenin uygulanmasında 1985 yılının baz
alınması kararnamenin metnine, ruhuna ve çıkarılış amacına uygundur.
Kararnamenin baz yılına ilişkin kuralının açık olmadığı kabul edilse bile, bu
kabul, anılan kuralın yorumu ile bir sonuca ulaşılabileceğini de içerir. Danıştay İdari
İşler Kurulu'nun 24.6.1994 günlü, E. 1993/31, K. 1994/26 sayılı kararındaki; "Yorumda
birliktelik sağlanamayan bir konuda belirli bir yorumun doğru olduğu kabul
edilerek aksi yönde uygulama yapan ilgililer hakkında ceza kovuşturması
başlatılması ceza yargılamasının genel ilkeleriyle bağdaşır bir uygulama değildir"
biçimindeki değerlendirmesi karşısında, müvekkilimin görevi kötüye kullanma
kastının varlığından söz edilemez.
Atalay Coşkunoğlu'nun görevi bırakmasından sonra yapılan ek sözleşmelerde
de baz yılı 1985 olarak alınmıştır. Ayrıca, 89/14657 sayılı kararname yürürlükten
kaldırılmış, ancak bir geçici maddeyle eski işler yönünden fiyat farkı ödemesinin
sürdürülmesi sağlanmıştır. Eğer yeni Hükümet isteseydi kararnameyi ve dayalı ek
sözleşmeleri ve uygulamayı değiştirebilirdi. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme
Büyük Genel Kurulu'nun 24.11.1986 günlü, E. 1986/2, K. 1986/2 sayılı kararı ile
Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973 günlü, E.1968/8, K.1973/14 sayılı
kararları ışığında bu olanaklıdır. Bütün bunlar karşısında aksi yapılmadığına göre,
yeni hükümetin de 1985 baz yılını kabul ettiği söylenebilir.
89/14657 sayılı fiyat farkı kararnamesine göre yapılan ek sözleşmelerde kamu
yararı amaçlanmıştır.
Sonuç olarak;
- Davaların ayrılmasına,
- Anayasa'ya aykırılık savının ciddi bulunarak Anayasa Mahkemesi'ne
gönderilmesine ve bu konuda bir karar verilinceye kadar davanın geri bırakılmasına,
- Suçun maddi ve manevi öğesi oluşmadığından müvekkilimin beraatına,
karar verilmesini arz ve talep ederiz.
c‐ Avukat Değer Heriş ve Avukat Üstün Günsan'ın Savunmaları Şöyledir:
145
- Baz yılının 1985 olarak kabulünde hukuksal ve yönetimsel olarak bir
yanlışlık bulunmamaktadır. Öncelikle, 89/14657 sayılı kararname gereğince fiyat
farkı ödenecektir. Baz yılının 1985 olarak kabulü de hukuka uygundur. Çünkü;
1- Birim fiyatlar 1985 yılında idarece saptanmıştır.
2- 89/14657'nin gerekçesinde "...ABD Dolarının satın alma gücünde 1985
yılından itibaren değer kaybı olmuştur..." denilmektedir:
3- Bakanlar Kurulu Kararı, sadece "İhalesi yapılmış" işleri değil, " ihalesi
yapılacak işleri" de içermektedir.
4- Birim fiyatların revize edilmesindeki sebep, "otoyolların fiziksel
özelliklerinden" kaynaklandığı halde, fiyat farkı ödenmesindeki sebep,
"ekonomik"tir.
5- Kararnamede, "sözleşme yılı fiyatları" yerine "baz yılı" "baz birim fiyatlar"
deyimlerinin kullanılmış olmasının anlamı vardır.
6- "Taslağın hazırlanması" suçlamasının da hukuksal değeri yoktur. Çünkü
taslak, Bakanlar Kurulu'nca tartışılmış, değerlendirilmiştir.
7- 1985 yılının baz alınması, TCK'nun 240. maddesindeki suçun oluşması için
gerekli "özel kastın" varlığını göstermeyip, belki gerekçeden kaynaklanan "fiili
yanılma" olarak kabul etmek mümkün olabilir.
Hizmetin en kısa sürede yerine getirilmesi, bürokratik engellerin kaldırılarak,
amacın gerçekleştirilmesi, üst yönetim birimlerince verilmiş bir prensip kararı
olunca, ait yönetim birimlerinin bu kararı yerine getirmeme gibi bir seçenekleri
olamaz.
Nitekim savunma tanıkları da,
- ABD dolarının satın alma gücünde enflasyon oranında artış olmadığı,
azalma olduğunu,
- Bunun için otoyol yapımında aksamalar oluştuğunu,
- Önlemin alınmaması halinde yapımların durma noktasına geleceğini,
- Bu durumun idareye yansıtılarak önlem alınmasının istendiğini;
açıklamışlardır.
Kamu tanıklarından,
146
- Raporu hazırlayan müfettişler, idarenin elemanları, Veli Aksoy ise iddiayı
TBMM'de gündeme getiren kişidir. Bunların iddiaları maddi kanıtlarla
desteklenmediğinden, mahkûmiyete esas alınamaz.
Sanığın beraatine karar verilmesini dileriz.
V‐ USUL SORUNLARI
Bu bölümde, yargılama sırasında sanıklar ve vekilleri tarafından ileri sürülen
usule ilişkin sorunlar incelenmiş ve bu sorunları çözümleyen ara kararların
gerekçelerine yer verilmiştir.
A‐ TBMMʹnin Yüce Divanʹa Sevk Kararına Yönelik İtirazlar
Sanık İsmail Safa Giray vekili Avukat Teoman Evren özetle;
- Anayasa'nın 100. maddesinin soruşturma komisyonunun 15 üyeden
oluşacağını belirten açık kuralına karşın Anavatan Partisi'nin üye vermemesi
nedeniyle 11 kişiden oluşturulmasının, TBMM Genel Kurulu'nun 15.1.1985 günlü, 15
sayılı kararında, "İçtüzük yapılıncaya kadar 7.2.1965 tarihli TBMM Birleşik Toplantı
İçtüzüğü'nün uygulanacağı" kurala bağlandığı halde, bunun gereklerinin yerine
getirilmediğini, hazırlık komisyonu oluşturulmadan soruşturma komisyonu
oluşturulmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu;
- Komisyon üyeliklerine ve başkanlığına konu hakkındaki görüşlerini
açıklamış kişilerin seçilmesinin, Yüce Divan'a şevkin siyasi düşüncelerle yapıldığını
gösterdiğini;
- Anayasa'nın 100. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürelere
uyulmamasının, Soruşturma Komisyonu raporunu hukuka aykırı duruma
getirdiğini;
- Doğru Yol Partisi'nin, Anayasa'nın 100. maddesine aykırı olarak Meclis
soruşturmasıyla ilgili grup kararı aldığını, ayrıca TBMM'nde bulunmayan bakanlar
yerine başka bir bakanın vekâleten oy kullanarak Anayasa'ya aykırı davrandığını;
ileri sürerek, CMUK'nun hükümlerine göre yargılamanın durmasına karar
verilmesini istemiştir.
Sanık Cengiz Altınkaya ile vekilleri,
- Soruşturma Komisyonu'nun Anayasa ve TBMM İçtüzüğü kurallarına aykırı
biçimde oluşturulduğu bu nedenle hukuken mevcut olmayan bir komisyon
bulunduğunu;
- Hukuken mevcut olmayan bu komisyonunun raporu ile kararının da yok
hükmünde olduğunu;
- Çalışmasını iki aylık hak düşürücü süre içinde bitirmemiş olan komisyonun
yetkisinin kalmadığını, bu nedenle Yüce Divan'a sevk kararının yok hükmünde
bulunduğunu, ve hukuksal sonuç doğurmayacağını;
147
- Yokluk durumlarının yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceğini ve
Yüce Divan tarafından da resen gözönüne alınmasının gerekli olduğunu;
ileri sürerek, Yüce Divan'a sevk kararının yoklukla sakatlığının tespitine karar
verilmesini istemişlerdir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, yukarıda belirtilen savlara ilişkin görüşünde:
- Anavatan Partisi Grup Başkanlığı üye adaylarını bildirmeye davet edilmiş ve
bu hakkı kullanmayacağını ifade etmiş olması karşısında soruşturma komisyonunun
bu partiye düşen dört üyenin katılımı olmaksızın görev yapmasında Anayasa'ya
aykırılık olamayacağını, aksine görüşün herhangi bir siyasi partinin üye adayı
bildirmemesi suretiyle parlamentonun denetim yollarından olan ve Anayasa'nın 100.
maddesinde düzenlenmiş bulunan Meclis soruşturmasını işlevsiz duruma
getirebileceğini;
- Anayasa'nın 100. maddesinin açıklığı karşısında hazırlık komisyonu
kurulmadan meclis soruşturma komisyonu kurulmasında hukuka aykırılık
olmadığını;
- Sanıkları suçlayan ve davayı açan TBMM olduğundan, soruşturma
komisyonu üyeleri söz ve davranışlarıyla oylarını belli etmiş olsalar bile yargılama
yapma ve hüküm verme makam ve mevkiinde bulunmadıklarından, bu durumun
hukuka uygun düşmeyen bir eylem olarak nitelendirilemeyeceğini;
- Anayasa'nın 100. maddesinde belirtilen komisyona verilecek süre ve ek
süreler soruşturma komisyonu işlemleri için geçerlilik koşulu olarak değil,
çalışmaların hızla sonuçlandırılmasını sağlayacak bir önlem olarak getirilmiş
bulunduğundan komisyonun soruşturmayı süresinden sonra tamamlamış olmasının
esasa ve sonuca etkili görülemeyeceğini;
- Anayasa'ya göre Yüce Divan'a sevk kararının Meclis üye tam sayısının salt
çoğunluğu ile alınabileceği, bu konuda yapılan oylamada Safa Giray için 245, Cengiz
Altınkaya için ise 253 kabul oyu ile Yüce Divan'a sevk kararı verildiğini, bunun
yanında
Anayasa'nın 96. maddesinin ikinci fıkrasında, bakanların bir başka bakan
yerine oy kullanabileceğinin belirtildiğini;
- Doğru Yol Partisi'nin Meclis soruşturması konusunda grup kararı aldığı
yolunda somut bir bilgi ve belge bulunmadığını;
ileri sürerek oylamanın geçersiz sayılmasını gerektirecek bir hususun mevcut
olmadığını, sanıklar ve vekillerinin tüm istemlerinin reddine karar verilmesini
istemiştir.
İtirazların ağırlık noktasını, TBMM'nin Yüce Divan'a sevk kararının yoklukla
malul olduğu hususu oluşturmaktadır.
Yokluk, işlemin geçerliliğini değil, doğrudan işlemin kendisini ortadan
kaldıran bir hukuksal sakatlıktır. Doğuracağı sonuçlar yönünden "yokluk", diğer
148
hukuka aykırılıklardan farklı olarak, bir işlemdeki çok ağır ve açık sakatlıkların
varlığı durumunda ileri sürülebilir. Bu nedenle, "geçerlilik" değil, ancak "varlık"
koşullarında oluşan noksanlık bir işlemi yoklukla sakat duruma getirebilir. Geçerlilik
koşullarının oluşmaması durumunda işlem "iptal edilebilir" nitelikte iken, varlık
koşullarının oluşmaması durumunda işlem yoktur. Varlık koşulları kurucu
öğelerdir. Bu öğelerdeki ağır ve açık sakatlık işlemin kimliğini yitirmesine ve
dolayısıyla yokluğuna yol açar. Öğretide yokluk durumu da "yetki ya da fonksiyon
gaspı" olarak açıklanmaktadır.
Anayasa'nın 100. maddesinde, bakanların Yüce. Divan'a şevkine karar verme
yetkisi TBMM'ne verilmiştir. Sanık İsmail Safa Giray ve Cengiz Altınkaya'nın Yüce
Divan'a gönderilmesine ilişkin 211 sayılı TBMM kararı, Genel Kurul'da üye
tamsayısının salt çoğunluğundan fazla sayıdaki üyelerce kabul edilmiştir.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Yasa'nın 35. maddesinde, Anayasa Mahkemesi'nin Yüce Divan sıfatıyla çalışırken,
yürürlükteki yasalara göre duruşma yapacağı ve hüküm vereceği kuralı getirilmiştir.
Bu hüküm uyarınca gönderme yapılan usul yasalarında "iddianamenin reddi"
prosedürü öngörülmemiştir. TBMM'nin Yüce Divan'a sevk kararı iddianame
niteliğinde olduğundan bu kararın reddi olanaksızdır.
Nitekim 11.3.1993 ve 12.4.1995 günlü oturumlarda sanık vekillerinin bu
konuya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
B- Davaların Birleştirilmesine İlişkin Karara Yönelik İtirazlar
Danıştay İdari İşler Kurulu'nun 20.5.1993 günlü, E.1993/27, K.1993/23 sayılı
kararı ile onanarak kesinleşen Danıştay İkinci Dairesi'nin 2.2.1993 günlü, E.1992/1904,
K. 1993/181 sayılı kararı ile yargılanması gerekli görülen Karayolları eski Genel
Müdürü Atalay Coşkunoğlu hakkındaki Kırıkkale 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde
1993/207 esas sayısı ile görülen kamu davası, TBMM'nin 20.1.1993 günlü, 211 sayılı
kararı ile Yüce Divan'a sevk edilen Bayındırlık ve İskân eski bakanları İsmail Safa
Giray ve Cengiz Altınkaya haklarındaki kamu davası ile Yüce Divan'ın 19.7.1993
günlü, 1993/1 esas sayılı kararıyla birleştirilmiştir.
Yargılama sırasında sanık Atalay Coşkunoğlu vekillerince verilen çeşitli tarihli
dilekçelerde ve yapılan açıklamalarda, özetle, İsmail Safa Giray ve Cengiz Altınkaya
ile Atalay Coşkunoğlu'na yüklenen suçlar arasında "fiili irtibat" bulunmadığı, kişisel
bağlantıdan da söz edilemeyeceği, bu durumda verilen birleştirme kararının tabii
hakim ilkesine, adil yargılama hakkına, Yargıtay içtihatları ve Yüce Divan kararlarına
aykırı olması nedeniyle davaların ayrılmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Sanıklar hakkında açılan davaların, müfettişlerce düzenlenmiş 20.4.1992 günlü
"Yabancı Para Birimleri ile İhale Edilen Otoyol İşlerinde Fiyat Farkı Ödenmesine
İlişkin 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile, bu kararnameye dayanılarak
Karayolları Genel Müdürlüğü ile otoyol müteahhitleri arasında tanzim edilen ek
sözleşmeler hakkındaki" inceleme raporundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
149
Sanıklar hakkındaki kamu davaları arasında, CMUY'nın 2. ve 3. maddelerinde
belirtilen kişisel ve eylemsel bağ (fiili irtibat) bulunmaktadır. Aynı suça ilişkin
eylemlerde bulundukları ileri sürülen kişilerin aynı yargı merci tarafından ve bir
dava içinde yargılanmaları, olaya ilişkin kanıtların birlikte gözetilerek bütünlüğü
bozulmaksızın değerlendirilmeleri sağlıklı bir sonuca ulaşabilme olanağı yaratacak
ve bu durum gerek kamu gerekse sanıklar yönünden güvenceli olacaktır.
Tüm bu nedenlerle, davaların birleştirilmesine karar verilmiş, ayırma istemleri
de yerinde görülmemiştir.
C- Anayasa'ya Aykırılık Savı
Sanık vekilleri dilekçelerinde özetle,
- Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan "kanunun suç saymadığı" ibaresinin
konulan yasağın açık ve anlaşılabilir olmasını gerektirdiğini; tersi durumda, açıkça
belirtilmeyen ya da anlaşılamayan yasa kurallarının keyfiliğe yol açacağını ve öznel
(sübjektif) değerlendirmelere neden olacağını,
- Oysa, TCY'nın 240. maddesinde ne gibi durumların görevi kötüye kullanma
sayılacağının açıkça belirtilmediğini, başka bir deyişle suç tanımının belirsiz
olduğunu; yine bu maddede "yasada yazılı hallerden başka" denildiğini, böylece
yasada gösterilmeyen eylemlerin cezalandırılmasına olanak tanındığını ve yasanın
dışında kalan durumların neler olduğunun saptanmasının yargıca bırakıldığını,
- İnsan Haklarını ve Ana Özgürlükleri Korumaya İlişkin Avrupa
Sözleşmesinin 7. maddesinde de suçun yasallığı ilkesinin bulunduğunu ve Avrupa
İnsan Hakları Divanı'nın yerleşik görüşüne göre, biçim koşullarının varlığının bir
hukuk kuralının sözleşmedeki anlamda "yasa" sayılmasına yetmeyeceğini;
- Anayasa Mahkemesi'nce daha önceki başvuruda verilen red kararında yer
alan gerekçenin yargıca, görevi kötüye kullanma suçunun oluşup oluşmadığına
karar verirken gerektiğinde yasakoyucu gibi davranma ya da kıyas yapma
olanağının sağladığını, bunun da ceza hukuku ilkelerine aykırı olduğunu;
- Anayasa'nın 91. maddesinde, KHK'yle bile suç ihdas edilemeyeceğinin
öngörüldüğünü;
- Anayasa Mahkemesi'nin aynı kural hakkında daha önce verdiği red
kararının üzerinden on yıldan fazla süre geçtiğini;
bu nedenlerle, TCY'nın 240. maddesinin, Anayasa'nın 7., 8., 9. ve 38.
maddesine aykırı olduğunu, bu itirazın ciddiliği konusunda karara varılarak
konunun Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesini
ve bu konuda karar verilinceye kadar davanın geri bırakılmasını istemişlerdir.
Buna karşılık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Anayasa'ya aykırılık savının
ciddi olmadığı yolunda görüş bildirmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin TCK'nun 240. maddesine ilişkin 12.10.1965 günlü,
E.1965/27 günlü, K.1965/55 sayılı kararında aynen şöyle denilmiştir:
150
" Türk Ceza Kanununun bir çok maddelerinde memuriyet görevini kötüye
kullanmak suretiyle işlenen, özel nitelikteki suçlara ilişkin ceza hükümleri vardır.
Bunlara Türk Ceza Kanununun 194., 209., 213., 228 inci maddeleri örnek olarak
gösterilebilir.
İptali istenen TCK.nun 240 inci maddesinde ise, genel olarak görevi kötüye
kullanma suçları söz konusudur. Maddede 'kanunda yazılı hallerden başka her ne
suretle olursa olsun vazifesini suiistimal eden' denilmesinin sebebi, yukarıda
örneğini verdiğimiz maddelerdeki gibi görevi kötüye kullanmayı da kapsayan
nitelikleri belli fiillerin dışında görevlerini kötüye kullananların cezasız
bırakılmamalarını sağlamaktır. Bu itibarla metindeki 'kanunda yazılı hallerden
başka' deyiminden, mahkemenin anladığı manada bir sonuca varmak mümkün
değildir.
Maddede, ne gibi hallerin görevi kötüye kullanma olacağının açıkça
belirtilmeyerek 'her ne suretle olursa olsun' diye genel bir ifade kullanılmış olması
sebebiyle hangi fiilin suç sayıldığının belli olmaması gibi bir durum yaratıldığı
yolunda bir iddiaya yer vermek de doğru olamaz.
Burada suçun maddi unsuru, görevin kötüye kullanılmış olmasıdır. Devlet
hayatında çeşitli kamu hizmetleri vardır. Bu hizmetlerin yürütülmesini sağlayan
mevzuatta, her memurun görevinin niteliği, gerekleri, nasıl ve ne suretle yerine
getirileceği belli edilmiş ve sınırları çizilmiştir.
Hâkim, önüne getirilen davada, bu esasları daima gözönünde tutarak olayda
memurun görevini kötüye kullanıp kullanmadığını kolayca tayin ve takdir
edebilecek durumda bulunduğuna göre; bu konuda suç unsuru belli demektir.
Ortada kanunsuz ve keyfi takdirlere yol açacak bir hal mevcut değildir. Bu bakımdan
Anayasa'nın 33 üncü maddesinin öngördüğü üzere kanunun suç saymadığı bir
fiilden dolayı ceza verilmesi gibi bir durumla karşılaşılması da söz konusu olamaz.
Suçun öteki unsurları da meydandadır. Bunlar da failin memur olması, işin
memurun görevi ile ilgili bulunması ve nihayet manevi olarak, kastın var olmasıdır.
Ceza da kanunda gösterilmiştir."
Konuya karşılaştırmalı hukuk yönünden bakıldığında, birçok Avrupa
ülkesinde, TCY'nın 240. maddesindeki düzenlemeye benzer kurallar bulunduğu
görülmektedir. İtalya, Avusturya, Danimarka, Polonya, Romanya ve Yunanistan bu
ülkeler arasında sayılabilir. Bu ülkelerle birlikte Türkiye'de de, görevin yasa
çerçevesinde ve zamanında yapılmasında kamu yararı gören Yasakoyucu aykırı
davranışı cezalandırmıştır.
İtalyan Anayasa Mahkemesi, TCY'nın 240. maddesine benzer nitelikte olan
yeni İtalyan Ceza Yasası'nın 323. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar
vermiştir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, uzun yılların getirdiği uygulama sonucunda
oluşan Yargıtay içtihatları ile suçun tanımı ve öğeleri belirginleşmiştir.
151
Yapılan açıklamalar karşısında, sanık vekillerinin, TCY'nın 240. maddesinin,
Anayasa'nın 38. maddesinde belirtilen suçun yasallığı ilkesini zedelediği ve buna
bağlı olarak 7., 8. ve 9. maddelerine de aykırı olduğu yolundaki savlan ciddi
bulunmamıştır.
Bu nedenlerle, Yekta Güngör Özden, Güven Dinçer, İhsan Pekel, Selçuk
Tüzün, Ahmet N. Sezer, Haşim Kılıç, Yalçın Acargün, Mustafa Bumin, Sacit Adalı,
Ali Hüner ile Lütfi F. Tuncel'den oluşan Yüce Divan, 12.4.1995 günlü oturumda,
"Türk Ceza Kanununun 240. maddesinin, Anayasa'nın 7 nci, 8 nci, 9 uncu ve 38 inci
maddelerine aykırı olduğu iddiasının ciddiliğine karar verilerek Anayasa
Mahkemesine gönderilmesi ve bu konuda karar verilinceye kadar davanın geri
bırakılmasına karar verilmesi" konusundaki istemin reddine, Güven Dinçer ve Lütfı
F. Tuncel'in karşıoyları ve oyçokluğuyla karar vermiştir.
D- Zamanaşımı Sorunu
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkındaki görüşünde, gerekçesi
belirtilmemekle birlikte sanıklardan İsmail Safa Giray'a atılı kimi suçlar yönünden
davanın, zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle ortadan kaldırılması istenmiştir.
Bu durum karşısında, zamanaşımı konusunun öncelikle ele alınıp sonuçlandırılması
gerekmektedir.
Türk Ceza Yasasının 102. maddesinin 4. bendinde, "Beş seneden ziyade
olmamak üzere ağır hapis veya hapis ... veya hidematı âmmeden muvakkaten
mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim cürümlerde beş sene"
geçmekle kamu davasının ortadan kalkacağı belirtilmiştir.
Aynı Yasanın 104. maddesinde ise, "Hukuku âmme davasının müruru
zamanı, mahkûmiyet hükmü, yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adlî
makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son
tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. Müddeiumumisi tarafından
mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.
Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar.
Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddit ise müruru zaman bunların en
sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler, müruru zaman
müddetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilâvesiyle
baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz" denilmektedir.
Türk Ceza Yasası'nın 103. maddesinde de, zamanaşımının başlangıcı
gösterilmekte olup madde aynen şöyledir: "Müruru zamanın başlangıcı tamamiyle
icra olunmuş cürüm ve kabahatler hakkında fiilin vukuu gününden ve teşebbüs
olunan veya icra ve ikmal olunamayan cürümler hakkında son fiilin işlendiği
tarihten ve mütemadi ve müteselsil cürümler hakkında dahi temadi ve teselsülün
bittiği günden itibar olunur"
Yine sorunun çözümünde başvurulması gerekli bir kuralda zincirleme
(müteselsil) suçu tanımlayan Türk Ceza Yasası'nın 80. maddesinde yer almaktadır.
152
Buna göre, "Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı
hükmünün bir kaç defa ihlâl edilmesi, muhtelif zamanlarda vâki olsa bile bir suç
sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır"
Türk Ceza Yasası'nın 240. maddesinin uygulanması istemiyle açılan kamu
davasının asli zamanaşımı süresi, aynı Yasa'nın 102. maddesinde belirtildiği gibi beş
yıldır. Sorun bu sürenin başlangıç tarihinin saptanmasındadır. Eğer atılı suçları
oluşturan eylemlerin herbirinin bağımsız suç oluşturduğu kabul edilirse,
zamanaşımı süresinin başlangıcı her suç için ayrı ayrı gözetilecek; yok eğer atılı
suçlan oluşturan eylemlerin teselsül ettiği kabul edilirse, sürenin başlangıcı Türk
Ceza Yasası'nın 103. maddesi uyarınca son eylem tarihi olarak alınacaktır.
Bu saptamalar ışığında olaya baktığımızda; sanık İsmail Safa Giray'ın,
TBMM'nin 24.1.1993 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 20.1.1993 günlü, 211 sayılı
kararıyla ve "Devlet İhale Kanununa aykırı işlemlerinden dolayı keyfi uygulamalara
sebebiyet verdiği ve ayrıca 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararını imzalamak
suretiyle haksız ödemelere sebebiyet vererek Devleti zarara uğrattığı ve bu
eylemlerine uyan Türk Ceza Kanununun 240. ve 80. maddelerine göre muhakeme
edilmek" üzere Anayasa'nın 100. maddesi uyarınca Yüce Divan'a sevk edildiği
anlaşılmaktadır.
Sanık için ileri sürülen "Devlet İhale Kanununa aykırı İşlemlerinden dolayı
keyfi uygulamalara sebebiyet verme" suçlaması, dava açan belgenin temelini
oluşturan Soruşturma Komisyonu'nun 9/1 esas sayılı raporunda, Kınalı-Sakarya
otoyolu dışındaki tüm otoyolların yapımına ilişkin ihale usul ve esas olurlarıyla ihale
olurlarının verilmesi biçiminde somutlaştırılmıştır.
Özetle belirtmek gerekirse, atılı bulunan suç, "otoyol yapım işi"nde görevi
kötüye kullanmaktır. "Otoyol yapımı ve bununla ilgili eylemlerin herbiri bu bütünün
parçalarını oluşturmaktadır. Nitekim otoyol yapım işi bir bütün olarak ele alınmış ve
bunun mevzuatı oluşturulmaya çalışılmıştır. Dava konusu otoyollara ilişkin ihale
usul ve esasları ile ihale olurları da bu mevzuatın parçalarındandır. Eylemlerin suç
oluşturup oluşturmadıkları sorunu bir yana bırakılırsa, tümünün zincirleme biçimde
oluştuğu anlaşılmaktadır. Nitekim dava açan belgede de sanığın Türk Ceza
Yasasının 240. ve 80. maddeleri uyarınca yargılanması istenilmektedir.
Sanığa atılı suçları zincirleme biçimde oluşturduğu kabul edilen eylemlerden
sonuncusu, Tarsus-Pozantı otoyoluna ilişkin ihale oluru tarihi olan 24,3.1989'da
gerçekleştirilmiştir. Bu duruma göre sanık hakkındaki kamu davasının
zamanaşımının başlangıç tarihi, teselsülün bittiği bu tarihtir. 24.3.1989 gününde
başlayan beş yıllık dava zamanaşımı süresi, henüz dolmadan, 20.1.1993 gününde son
soruşturmanın açılması niteliğindeki TBMM'nin 211 sayılı kararıyla kesintiye
uğramıştır. Bu tarihten sonraki dava zamanaşımı süresini kesen kimi işlemler,
sonucu değiştirmeyeceğinden, karar tarihi olan 12.4.1995 gününde, kesilmeden sonra
yeniden işlemeye başlayan dava zamanaşımı süresi dolmadığı gibi, son eylem tarihi
gözetilerek beş yıllık asli zamanaşımının yarısının eklenmesi suretiyle bulunacak
153
yedi buçuk yıllık süre de geçmemiş olduğundan sanık hakkındaki kamu davası
zamanaşımına uğramamıştır.
Bu gerekçelerle olayda zamanaşımı söz konusu olmadığından 12.4.1995 günlü
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı isteminin reddine karar verilmiştir.
VI‐ ESASA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 20.1.1993 gün ve 211 sayılı kararıyla,
- Bayındırlık ve İskân eski Bakanı ve İstanbul Milletvekili İsmail Safa Giray'ın,
Devlet İhale Kanunu'na aykırı işlemlerinden dolayı keyfi uygulamalara sebebiyet
verdiği, ayrıca 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararını imzalamak suretiyle haksız
ödemelere sebebiyet vererek devleti zarara uğrattığı,
- Bayındırlık ve İskân eski Bakanı ve Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya'nın
da Devlet İhale Kanunu ile 180 sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye aykırı işlemlerinden dolayı
keyfi uygulamalara sebebiyet verdiği, ayrıca 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı'nı imzalamak suretiyle haksız ödemelere sebebiyet vererek devleti zarara
uğrattığı,
- savıyla eylemlerine uyan TCK'nun 240. ve 80. maddelerine göre
cezalandırılması istemiyle Yüce Divan'a sevkedilmişlerdir.
A‐ İsmail Safa Girayʹa Yöneltilen Suçlamalarla İlgili Değerlendirme
13.12.1983 - 30.3.1989 tarihleri arasında Bayındırlık ve iskân Bakanlığı yapan
sanık İsmail Safa Giray hakkında, TBMM Genel Kurulu'nun 20.1.1993 gün ve 211
sayılı kararı ile aşağıda belirtilen otoyol projelerinin proje ve yapım işleriyle ilgili
kimi suçlamalarda bulunulmuştur.
- Projede uzunluğu 150 km. olan ve 18.2.1987 gününde makam oluruna,
25.2.1987 gününde de sözleşmeye bağlanan Edirne-Kınalı otoyolu;
- Projede uzunluğu 37 km. olan 20.2.1987 gününde makam oluruna, 5.3.1987
gününde de sözleşmeye bağlanan Kazancı- Gümüşova kesimi;
- Projede uzunluğu 116 km. olan 10.10.1986 gününde makam oluruna,
29.1.1987 tarihinde sözleşmeye bağlanan Gümüşova- Gerede kesimi;
- Projede uzunluğu 227 km. olan ve 10.10.1986 gününde makam oluruna,
10.12.1986 gününde sözleşmeye bağlanan Gerede- Ankara (Ankara Çevre yolu dahil)
kesimi;
- Proje uzunluğu 250 km. olan 20.2.1987 gününde makam oluruna, 19.3.1987
gününde de sözleşmeye bağlanan Tarsus- Pozantı ayrımı-Adana-Toprakkale-
Gaziantep otoyolu;
- Proje uzunluğu 144 km. olan 13.11.1987 gününde makam oluruna, 16.12.1987
gününde sözleşmeye bağlanan İzmir Çevre Yolu-Aydın Otoyolu;
154
- Proje uzunluğu 15,2 km. olan, 24.3.1989 gününde makam oluruna, 29.3.1989
tarihinde sözleşmeye bağlanan Pozantı-Tarsus Otoyolu 1. kesimi.
1- Devlet İhale Kanunu'na Aykırılık Savı
TBMM'nin Yüce Divan'a sevk kararında eylem, "Devlet İhale Kanunu'na
muhalefet" biçiminde özetle belirtilmesine karşılık sevk kararının dayanağını
oluşturan Meclis Soruşturması Komisyonu'nun 9.11.1992 gün ve Esas 9/1, Karar 6
sayılı raporunda belirtilen konularla somutlaştırılarak değerlendirme yapılmıştır.
a‐ Soruşturma Komisyonu raporunda, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 89.
maddesine göre, özelliği bulunan işlerin bu kanun kapsamı dışına çıkarılmasına
Bakanlar Kurulu'nca karar verilebileceğini, kapsam dışına çıkarılan işlerin
ihalelerinde uygulanacak esas ve usuller, idarelerince hazırlanarak ilgili Bakan'ın
onayı ile yürütüleceğini, oysa, Kınalı-Sakarya otoyolu ihalesinden sonraki otoyol
ihalelerinde uygulanacak esas ve usullerin saptanmadığını, Bayındırlık ve İskân
Bakanı'na sunulan olurların "ihale esas ve usulü" olarak düşünülemeyeceğini, ihale
usul ve esaslarının saptanmasından amaç, ihalenin her aşamasına ilişkin kurallar
getirilerek kişisel takdir ve davranışlara yer verilmemesi gerektiğini, kamu
hizmetlerinin önceden düzenlenmiş kurallara göre yürütülmesinin hukuk devletinin
gereği olduğunu belirterek Bakan'ın bu esaslara uymaması nedeniyle görevini
kötüye kullandığı açıklanmıştır.
Otoyol ihalelerinde, iki tür "ihale düzeninin uygulandığı anlaşılmaktadır.
Bunlardan birincisi, Devlet İhale Kanunu'nun 89. maddesine göre, Bakanlar
Kurulu'nca bu kanun kapsamı dışına çıkarılan ancak, ihale esas ve usulleri idarelerin
teklifi ilgili Bakan'ın onayı ile hazırlanarak yürütülen işlerdir. Raporda da belirtildiği
gibi Kınalı-Sakarya otoyolu bu ihale düzeni içinde geçekleştirilmiştir. İkincisi ise,
2983 sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında
Kanun hükümleri çerçevesinde yapılan ihalelerdir. Kınalı-Sakarya Otoyolundan
sonra yapılan on ihaleden yedisi İsmail Safa Giray, üçü de Cengiz Altınkaya
döneminde, 2983 sayılı Kanun'da belirlenen ihale düzeni içinde yapılmıştır.
Bu bölümle ilgili değerlendirmeye geçmeden önce 2983 sayılı Yasa'da
belirlenen ihale düzenine göre yapılmış olan on ihalenin aşamalarını belirtmek
gerekir.
Otoyol projeleri 2983 sayılı Yasa kapsamına alınmadan önce Karayolları Genel
Müdürlüğü'nce 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre yürütülüyordu. Nitekim,
Kınalı-Sakarya otoyolu bu Yasa'nın 89. maddesine göre belirlenen esas ve usullere
göre ihale edilerek gerçekleştirilmiştir. Bu noktada Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı
Kurulu'nun 28.11.1985 gün K. 11 sayılı kararının hukuksal konumunun açıklanması
gerekecektir. Çünkü, otoyol projeleri önce dış kredilere ilaveten Kamu Ortaklığı
İdaresi Başkanlığı'nca Fon'dan finanse edilirken, daha sonra KOİ'nin yatırım projeleri
arasına dahil edilerek 2983 sayılı Yasa'da öngörülen ihale düzeni içinde yapılmıştır.
K.11 sayılı kararda, projelerin finansmanına ilişkin kimi düzenlemelere yer
verilmiştir. Kararın 1. maddesinde, Kınalı-Sakarya otoyolunun dış kredi ile
155
karşılanmayan kamulaştırma ve kontrollük harcamalarının bütçe kaynaklarına ilave
olarak Kamu Ortaklığı Fonu'ndan karşılanması öngörülmekte; 2. maddesinde ise,
diğer otoyol projelerine ilişkin kimi harcamaların Fon'dan karşılanacağı
açıklandıktan sonra bu projelerin ihale usulünün Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca
tespit edileceği belirtilmektedir. K.11 sayılı kararın önemli yönü otoyol projelerinin
ihale usulünün Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca saptanmasıdır. Bu konu ileride
ayrıntılı biçimde açıklanacaktır.
Karayolları Genel Müdürlüğü, 25.3.1986 günlü 0843 sayılı yazılarıyla Toplu
Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı tarafından finanse edilecek otoyol
projelerinin, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı'nın kendi usul ve
yöntemlerine göre yaptırılmasına imkân vermek amacıyla, Karayolları Genel
Müdürlüğü Yatırım Programının dışına çıkılması için Yüksek Planlama Kurulu'nun
karar alması gerektiğini Devlet Planlama Teşkilatına bildirmiştir. Yüksek Planlama
Kurulu da 14.4.1986 gün ve 20 sayılı raporuyla, Karayolları Genel Müdürlüğü
yatırım programında yer alan ekli listedeki otoyol projelerinin kendi usullerine göre
yaptırılmasına imkân vermek amacıyla Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı yatırım
projeleri arasında yer almasının uygun olacağına ve konunun Bakanlar Kurulu'na
bildirilmesine karar vermiştir. Bakanlar Kurulu ise, 20.4.1986 gün ve 86/10611 sayılı
kararıyla Yüksek Planlama Kurulu'nun raporunda belirtilen konuları kabul etmiştir.
Bu aşamadan sonra, Karayolları Genel Müdürlüğü yatırım projeleri arasından
çıkarılarak Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı projeleri arasında yer alması uygun
görülen otoyol projelerinin henüz ihalesi yapılmamış olan bölümleriyle ilgili ihale
işlemlerinin "Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı İhale
Yönetmeliği"nin (ihale usullerine bağlı olmaksızın) kamu kurum ve kuruluşlarına
yaptırılmasını düzenleyen 59. maddesinin (a) fıkrası gereğince, (Karayolları Genel
Müdürlüğünce hazırlanıp, Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından onaylanan "ihale
usul ve esaslarına" göre) Karayolları Genel Müdürlüğü'nce yürütülmesine, Toplu
Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun 2.7.1986 gün ve K.23 sayılı yazısı ile karar
verilmiştir. Daha sonra, Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı ile Karayolları Genel
Müdürlüğü arasında düzenlenen 2.7.1986 günlü Protokol'da belirlenen koşullara
göre, otoyol projelerinin KOİ adına KGM'nce yürütülmesi kararlaştırılmıştır. K.11 ve
K.23 sayılı kararlar gereğince, "ihale usul ve esaslarına" ilişkin kurallar Karayolları
Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak Bayındırlık ve İskân Bakanı'nın
"Olur"larıyla onaylanmış ve söz konusu on ihalede uygulanmıştır.
Özetle, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yatırım programından çıkarılarak
KOİ yatırımları arasına alınan otoyol ihalelerinde 2983 sayılı Yasa, Kamu Ortaklığı
Fon Yönetmeliği, KOİ İhale Yönetmeliği, 28.11.1985 gün ve K.11 ve 2.7.1986 gün ve
K.23 sayılı Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu kararlarının çerçevesi içinde
belirlenen ihale düzeninin uygulandığı anlaşılmıştır.
2983 sayılı Kanun'un, 1. maddesinde, "Bu kanunun amacı, istikrarlı ve
güvenilir gelir verilmesi suretiyle tasarrufları teşvik ederek sağlanacak ek finansman
kaynakları ile kamu yatırımlarını süratle gerçekleştirmektir" denilmekte; 5.
156
maddesinde, Kamu Ortaklığı Fonu'nun (KOF) kullanım alanları belirlenmekte; 7.
maddesinde, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığının görevleri
sayılmakta ve maddenin (d) bendinde de kanunlar ve diğer mevzuatla verilen
görevleri yapacağı öngörülmektedir. Yasa'nın 13. maddesinde ise, bu kanunla
yapılması belirtilen işlerde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun, 1050 sayılı
Mahasebei Umumiye Kanunu'nun ve 832 sayılı Sayıştay Kanunu'nun
uygulanmayacağı kurala bağlanmaktadır.
Devlet İhale Kanunu'nun uygulanmaması nedeniyle, Toplu Konut ve Kamu
Ortaklığı İdaresi Başkanlığı'nın alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin
gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerine ilişkin ihalelerin yürütülmesi, 13.5.1985 günlü
Resmi Gazete'de yayımlanan İhale Yönetmeliği'ne göre yapılacaktır.
Belirtilen otoyollar, 2983 sayılı Yasa'ya dayalı olarak çıkarılan KOİ İhale
Yönetmeliği'nin kamu kurum ve kuruluşlarına iş yaptırılmasını öngören 59.
maddesinin (a) fıkrası gereğince Karayolları Genel Müdürlüğü'ne yaptırılmıştır.
"İhale usullerine tabi olmayan işler" başlığını taşıyan Yönetmeliğin altıncı
bölümünde, kamu kurum ve kuruluşlarına ihale usullerine başvurulmadan
doğrudan iş yaptırılması öngörülmektedir. Yönetmelikte kamu kuruluşlarına iş
yaptırılmasında herhangi bir esas ve usul belirtilmemişse de, bu konuda yetkili olan
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun, K.23 sayılı kararının 1. maddesinde,
ihale usul ve esaslarının Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanıp
Bayındırlık ve İskân Bakanı'nca onaylanacağı belirtilmiştir. Kararın 3. maddesinde
de, KOİ adına işi yürütecek olan Karayolları Genel Müdürlüğü ile bir protokol
imzalanacağı belirtilmiş ve bu protokol 2.7.1986 günü yapılarak karşılıklı hak ve
sorumluluklar açıkça gösterilmiştir.
Bu madde gereğince, alınan ihale esas ve usullerine ilişkin olurlar şunlardır:
-Sakarya-Hendek-Bolu- Ankara otoyolu 6.12.1985 günlü 2380 Sayılı olur
-Tarsus-Pozantı ayrımı- Adana-
Toprakkale- Gaziantep otoyolu
" " " "
-İzmir - Torbalı - Aydın – Denizli otoyolu " " " "
- İzmir- Salihli otoyolu " " " "
Gümüşova - Gerede 9.4.1986 günlü 0742 " "
-Tarsus - Pozantı 24.3.1989 günlü 2318 " "
-İzmir- Urla kavşağı 28.8.1986 günlü 2066 sayılı olur
İzmir- Urla-Çeşme 27.10.1989 günlü 8195 " "
-Tarsus- Mersin 3.11.1989 günlü 8395 " "
-Toprakkale - İskenderun 14.11.1989 günlü 8676 " "
157
6.12.1985 günlü ve 2380 sayılı Olur'la saptanan ihale usul ve esaslarının Toplu
Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı'nın 28.11.1985 gün ve K.11 sayılı
kararına dayanılarak belirlendiği anlaşılmaktadır. K.11 sayılı kararın 2. maddesinde,
ihale usulünün Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nca tespit edileceği öngörülmektedir.
Ancak, bu kararın alındığı tarihte, otoyol projeleri, Karayolları Genel Müdürlüğü
yatırım programları arasında yer almakta olduğundan ihalenin bağlı olacağı esas ve
usuller, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleridir. Ancak, Bakanlar Kurulu'nun
20.4.1986 gün ve 86/10611 sayılı kararı gereğince, ilgili otoyol projeleri Karayolları
Genel Müdürlüğü yatırım projeleri arasından çıkarılarak Kamu Ortaklığı İdaresi
Başkanlığı'nın projeleri arasına katılmıştır. Bakanlar Kurulu'nun bu kararından
sonra, otoyol projelerinin gerçekleştirilmesi 2886 sayılı Yasa'ya değil, 2983 sayılı
Yasa'ya göre yapılacaktır. Bu Yasa gereğince çıkarılmış olan Başbakanlık Toplu
Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı İhale Yönetmeliği'nin 59. maddesinin (a)
bendine göre, otoyolların, Karayolları Genel Müdürlüğünce KOİ adına yaptırılması
uygun görülmüştür. İhale Yönetmeliği'nin 59. maddesine göre yaptırılacak işlerde
uygulanacak esas ve usuller belirlenmediğinden bu boşluk, 2983 sayılı Yasa'nın 10.
maddesinin (j) bendi gereğince, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun 2.7.1986
günlü, K.23 sayılı kararıyla doldurulmuştur. Yukarıda da belirtildiği gibi K.23 sayılı
karar çıkmadan önce Bakanlığın 2380 sayılı kararda belirttiği esas ve usullere göre
neticelendirilerek ihale oluru verilmiş hiçbir otoyol projesinin olmadığı görülmüştür.
Başka bir anlatımla K.11 sayılı karar tarihi olan 28.11.1985 ile K.23 sayılı kararın
çıkartıldığı 2.7.1986 tarihleri arasında geçen 8 aylık süre içinde ihalesi sonuçlanmış
otoyol bulunmamaktadır. Nitekim dava kapsamındaki otoyol projelerine ait ihale
olurları şöyledir:
İhale olurunun
Firma adı Tarihi Sayısı
1- Edirne-Kınalı Doğuş 17.2.1987 0642
2- Kazancı - Gümüşova Entes 20.2.1987 0688
3- Gümüşova - Gerede Astaldi 10.10.1986 2140
4- Gerede- Ankara Enka 10.10.1986 2141
5-Tarsus-Pozantı(Ayr)- Adana Tekfan - İntes 20.2.1987 0687
Toprakkale - Gaziantep
6- İzmir - Torbalı - Aydın Kutlutaş 13.11.1987 4021
7- Tarsus - Pozantı Doğuş 24.3.1989 2319
8- İzmir - Urla -Çeşme Bayındır 2.11.1989 8380
Urla - Çeşme 15.3.1990 2076
İzmir bağlantısı 8.4.1991 3550
158
9- Tarsus Mersin Doğuş 8.11.1989 8529
10-Toprakkale - İskenderun Nurol 5.12.1989 9193
Bu ihale olurlarının bir kısmında, 6.12.1985 gün ve 2380 sayılı Bayındırlık ve
İskân Bakanlığının belirlediği ihale esas ve usullerine yollama yapılarak, 2983 sayılı
Yasa'nın öngördüğü ihale düzeni kapsamında 2380 sayılı Olur yasal dayanağa
kavuşturulmuştur. Ayrıca, K.23 sayılı karar çıkarılmadan önce 2380 sayılı ihale esas
ve usullerine göre yapılmış olan kimi işlemlerin kesin ve nihai olmadığı da
görülmüştür. Müteahhit firmalarla yapılan görüşmeler ve üzerinde anlaşma
sağlanan prensipler bir ön protokole bağlanmıştır. Bu protokoller bir niyet mektubu
niteliğinde hazırlanmış, dış krediyi bulmakla zorunlu tutulan yüklenicilere verilerek
dış finans kurum ve kuruluşlarına gönderilmiştir. Protokoller, yükleniciler için
bağlayıcı olmakla beraber İdare için "... Türkiye Cumhuriyetinin yetkili mercilerinin
nihai tasvibinden sonra bir sözleşme imzalama ..." koşuluna bağlı olarak
düzenlenmiştir.
Meclis Soruşturma Komisyonunun hazırladığı raporunda, "... Kınalı - Sakarya
otoyolu ihalesinden sonraki ihalelerde, daha önce Bakanlık Makamınca Kınalı -
Sakarya otoyolu için onaylanan ihale esas ve usulleri uygulanmadığı gibi Kınalı-
Sakarya otoyolu ihalesinden sonraki ihalelerde uygulanacak esas ve usuller
düzenlenmemiştir. ... Düzenleyici işlem niteliğindeki esas ve usullerden amaç, 2886
sayılı Yasa yerine geçecek, onun boşluğunu dolduracak, ihalenin her aşamasına
ilişkin hükümler getirecek, böylece kişisel takdir ve sübjektif davranışlara yer
vermeyecek hükümler olmalıdır." denilmektedir.
Komisyon, otoyol ihale işlemlerinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun
yerine geçecek ihale esas ve usullerinin tespitini istemektedir. Oysa, otoyol projeleri,
Başbakanlık Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı'nın kendi usullerine
göre yaptırılmasına imkân vermek amacıyla KGM yatırım projeleri arasından
çıkarılarak İdare'nin yatırım projeleri arasına aktarılmıştır. Kamu Ortaklığı İdaresi
daha önce otoyol projelerinin finansman ihtiyacını karşılarken, bu kez, Yüksek
Planlama Kurulu'nun önerisi ve Bakanlar Kurulunun kararı doğrultusunda kendi
usullerine göre gerçekleştirmek üzere yapımını üstlenmiştir. İdarenin, yatırım
projeleri arasına alınan otoyolların yapımında kuşkusuz kendi ihale yöntemleri
uygulanacaktır. Nitekim, 2983 sayılı Yasa, ihale Yönetmeliği, Kurul'un K.11 ve K.23
sayılı kararlarından oluşan ihale düzeninin uygulandığı görülmüştür. 2886 sayılı
Yasa'nın öngördüğü ihale düzeninin zaman kaybına yol açan kimi olumsuz
yönlerinin bulunması, otoyol projelerinin hızla yapılması ve dış finansman
ihtiyacının temini gibi nedenler, ihalelerin 2983 sayılı Yasa'ya göre yapılmasını
zorunlu kılmıştır. Böyle yapılmasına yasal bir engelde görülmemiştir. Kaldı ki, 2886
sayılı Yasa'nın 89. maddesine göre de, kimi durumlarda Bakanlar Kurulu kararı ile
ilgili Bakan'ın saptadığı ihale esas ve usullerine göre ihaleler yapılabilmektedir.
Başbakanlık Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı'nın bağlı olduğu
159
ihale düzeni içinde, K.11 ve K.23 sayılı kararlara dayanılarak Karayolları Genel
Müdürlüğü'nün hazırlayıp Bayındırlık ve İskân Bakanlığının onayladığı ihale esas ve
usullerinde;
- Projelerin, müteahhit firmalarca sağlanacak, Hazine ve Dış Ticaret
Müsteşarlığı'nca uygun görülecek dış kredi ile finanse edilmesi,
- 2983 sayılı Yasa'nın 13. maddesine göre, 2886, 1050 ve 832 sayılı yasalara
bağlı olunmaması,
- İhalenin ilan edilmemesi,
- Firma ya da firma gruplarının KGM'nce yeterli görülecek olması,
- Kınalı - Sakarya otoyolu için 1985 yılında verilen teklifler esas alınmak
suretiyle belirlenecek fiyatlar üzerinden pazarlık yapılması,
- Gerekli görülürse revize edilerek yeni birim fiyat oluşturulması,
- Sözleşme tasarısının hazır edilmesi,
- Birim fiyatların bir veya birkaç hizmeti içine alacak şekilde dolar cinsinden
belirlenmesi,
- Otoyol projelerinin her bölümünün bir firma veya firma grubuna ayrı ayrı
ihale edilebilmesi,
- İşin tahmini keşif özetinin, idarece pazarlık sonucu kesinleştirilmiş birim
fiyatlara göre firmalarca hazırlanacak ön proje etüt çalışmaları sonucunda oluşacak
metraj özetine göre tesbit edilmesi,
- Proje, yapım ve bakım dahil işin süresinin toplam 4 yıl olması,
- Otoyol projelerinin anılan bölümlerinde bulunan her türlü tünel, köprü,
kavşak, bağlantı ve yan yolların yapılması ve bir yıllık bakımı,
gibi konular ihaleden önce belirlenmiştir. Ayrıca, bakanlarla çalışmış
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Müsteşarı, müsteşar yardımcıları, KGM yetkilileri ve
diğer kamu görevlileri tanık olarak dinlenmiş, otoyollara ilişkin ihale esas ve
usullerin oluşturulmasında bakanların hiçbir baskı, telkin ve yönlendirme içinde
bulunmadıklarını beyan etmişlerdir. Bu bölümde yöneltilen suçlamalar yerinde
görülmemiştir.
b‐ Otoyol projelerinin gerçekçi bir plana dayandırılmadığı, var olan ulaşım
Ana Plan'ındaki göstergeler ve hedeflerin dikkate alınmadığı savı
Ulaşım Ana Planı, 16.9.1982 günlü ve 17814 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan Bakanlar Kurulu'nun 8/5277 sayılı kararının ekinde yer alan ve 1983-1993
dönemi içinde ulaştırma sektörünün sağlıklı bir yapıya kavuşturulması amacıyla
kara, deniz, havayolları taşımacılığında, kimi hedefler, ilkeler ve politikaların
öngörüldüğü bir düzenlemedir. Plân'da, 1983-1993 yılları arasında yapılacak kara,
deniz, hava taşımacılığına ilişkin yatırımlar 1981 fiyatlarıyla saptanmış, konumuzu
160
ilgilendiren karayolu taşımacılığında mevcut yolların iyileştirilmesi ile yapılacak
otoyollara ilişkin hedefler yer almıştır. Bunlar arasında, Kapıkule - İstanbul - Ankara
- Adana - İskenderun karayolunun bütünüyle duble, bazı kesimlerinin de otoyol
olarak inşâ edileceği vurgulanmıştır.
Ulaşım Ana Planı, dönemin Bakanlar Kurulu'nca çıkarılmış bir kararın ekidir.
Hükümetler yatırımlarla ilgili hizmetlerini, plan ve programlarını, hukuk kuralları
içinde politik tercihlerine uygun olarak yürütürler. Ulaşmak istediği hedefler
programlarında gösterilir. Bu hedefler, bütçe olanakları, yeni finans kaynakları ve
kalkınma planlarının öngörüleri doğrultusunda gerçekleştirilir.
Daha önce, otoyollar, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yatırım programları
arasında yer almakta iken, yol yapımının hızlandırılması, yeni finans kaynaklarına
işlerlik kazandırılması ve Avrupa Topluluğu'na her alanda olduğu gibi otoyollarda
da entegrasyonun sağlanması amacının gerçekleştirilmesi için Başbakanlık Toplu
Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığının yatırım programları arasına önceki
bölümde belirtilen yasal prosedür doğrultusunda alındığı görülmüştür. Yapılan
işlemler, Yüksek Planlama Kurulu ile Bakanlar Kurulu'nun kararı gereğince yerine
getirilmiştir. Bu kurulların kararları, bakanlar için uyulması ve uygulanması zorunlu
olan objektif düzenleyici hukuksal metinlerdir. Önceki Bakanlar Kurulu kararları
yeni hükümetlerce değiştirilebilir, kaldırılabilir ya da aynen uygulanabilir niteliği
bulunan düzenlemelerdir. Hemen belirtmek gerekir ki, Ulaşım Ana Planında
Kapıkule - İskenderun arasındaki E- 5 karayolunun çok şeritli duruma getirilmesi de
öngörülmektedir. Sanıkların, daha önce belirlenmiş Bakanlar Kurulu kararlarına
uymamaları anlamına gelen Ulaşım Ana Planı'na aykırı davrandıklarına ilişkin
savların hukuksal dayanağı yoktur.
c- İhalelerden önce avan ve uygulama projelerinin hazırlanmadığı, proje
ihalelerinin yapım ihalelerinden sonra yapıldığı savı TBMM'nin Yüce Divan'a sevk
kararının dayanağını oluşturan 9.11.1992 gün ve 9/1 esas sayılı Meclis Soruşturma
Komisyonu'nun raporu ile bu rapora esas alınan müfettişlerce hazırlanan 18.12.1992
günlü inceleme raporunda, bu konuda şöyle denilmektedir:
"İhale uygulaması, uygulama projelerini ve gerçek rayiçlerin varlığını zorunlu
kılar. 5539 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle, yol ağlarının yapım, bakım ve onarım ve
bu maddede sayılan işler için lüzumlu harita, etüt ve projelerin yapımı ve
yaptırılması görevi Karayolları Genel Müdürlüğü'ne verilmiştir. Bahse konu
otoyollarla ilgili harita, etüt ve proje çalışmalarının maliyet ve trafik analizlerinin
KGM'nce yapılmadığı ya da yaptırılmadığı dolayısıyla anılan Yasa hükümlerine
uyulmadığı, uygulama projesinin, keşif ve güzergâh çalışmalarının yapılmamış
olması parasal büyüklüklerin belirlenmesine imkân vermediği gibi kimi
belirsizliklere yol açtığı, bu nedenlerin ise rekabete dayalı ihalelerde, indirim
miktarlarını etkilediği, işe başlamadaki gecikmeler nedeniyle maliyette büyük
artışların doğmasına sebep oluşturmuştur. Ayrıca proje ile yapımının birlikte ihalesi,
müteahhit lehine tercihlerin projeye yansımasına fırsat vereceği için temel hatalar ve
neticesinde zararların doğması kaçınılmazdır"
161
Meclis Soruşturma Komisyonu'nun raporunda, bu konuda somut araştırma
yer almamış olup sadece müfettişlerin hazırladığı inceleme raporlarında yukarıda
belirtilen suçlamalara yer verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki müfettişlerce hazırlanan raporlar, otoyol
projelerinin Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2886 sayılı Devlet İhale
Kanunu kapsamında yapılması gerektiği düşüncesinden hareket edilerek
hazırlanmıştır. Oysa, yukarıda (a) nolu bölümde açıklandığı gibi, otoyol projeleri,
Karayolları Genel Müdürlüğü yatırım projeleri arasından çıkarılarak Toplu Konut ve
Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı'nın yatırım projeleri arasına alınmakla, 2886 sayılı
Devlet İhale Kanunu, 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu, 832 sayılı Sayıştay
Kanunu'nun uygulama alanları dışında bırakılmış ve KOİ'nin bağlı olduğu ihale
düzeni içinde gerçekleştirilmiştir. Buna göre, 2886 sayılı Kanun uygulanmayacağı
gibi 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Teşkilat Kanunu'nun 2. maddesinde
yer alan yol ağlarının inşâ, bakım ve onarım ve bunlar için gerekli harita, etüd ve
projelerin yapımı ve yaptırılması işinin KGM'nce yürütülmesi zorunluluğu da
ortadan kaldırılmıştır.
2983 sayılı Yasa ile buna dayalı olarak çıkarılan ihale yönetmeliğinin 59/a
maddesine göre, KOİ'nin otoyol projelerinin KGM eliyle yaptırılması uygun
görülmüş ve bu iki kuruluş arasında 2.7.1986 günü imzalanan protokolün 1.
maddesinin 1. alt bendi gereğince; proje, yapım ve kontrollük işlemini (ihale usul ve
esasları KGM tarafından hazırlanıp Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından
onaylanmak suretiyle) taahhüde bağlayarak sözleşme yapma görevi Karayolları
Genel Müdürlüğüne verilmiştir. KGM bu görevi kendi kuruluş yasasına göre değil,
belirlenecek ihale usul ve esasları çerçevesinde yapacağı sözleşme hükümlerine göre
yürütecektir. Yukarıda "ihale usul ve esasları"nın incelenmesinde belirtildiği gibi,
otoyol projelerinin tahmini keşif özetlerinin pazarlık sonucu kesinleşmiş birim
fiyatlarına uygun olarak "firmalarca hazırlanacak ön proje ve etüt çalışmaları
sonucunda oluşacak metraj özetlerine göre" tespit edileceği ilkesinin mevcut olduğu
görülmüştür.
Bu ilke gereğince, firmalarca proje yapım işinin nasıl gerçekleştirileceği
yapılan sözleşmelerde gösterilmiştir. Buna göre, yapım işini üstlenen firma projeyi
kendisi yapamayacaktır. Firma, proje yapım işi için 3 firmayı bulup KGM'ne teklif
edecek, KGM bunlar arasından uygun bulduğu firmayı seçerek projeyi yaptıracaktır.
Firma, KGM'nün seçiminden sonraki 30 gün içinde ön proje konusunda bir rapor
hazırlayıp KGM'ne sunması ve bunun onaylanmasından sonra ayrıntılı proje
yapımına geçecektir. Projenin her aşamasında müşavirlik ve kontrollük firması
projeyi denetleyecek, sonuçta, KGM'de uygun bulursa projeyi onaylayacaktır.
Sözleşmelerde öngörülen bu prosedür çerçevesinde, KGM'nün denetim ve
onayından da geçen proje yapımında, müteahhit lehine tercihlerin projeye yansıması
gibi keyfi tutumların engellenmeye çalışıldığı görülmüştür. Kaldı ki, 2983 sayılı
Yasa'nın öngördüğü ihale düzeni içinde, projelerin önceden yapılmasını zorunlu
kılan bir kural da yoktur.
162
Yapım işinin proje ile birlikte ihale edilmesi uygulamasının, hizmetin ve işin
hızla bitirilmesi amacından kaynaklanan bir zorunluluk olduğu anlaşılmaktadır.
d‐ Kınalı - Sakarya otoyolu ihalesinden sonra yapılan ihalelerde, Devlet
ihalelerinde genellikle uygulanan ilan, resmi davet, teklif vermeye davet anlamına
gelecek resmi duyuru yapılmadığından dolayı rekabet ortamının oluşturulmadığı
savı
Meclis Soruşturma Komisyonunun 9/1 esas sayılı Raporu'nda, "... Kamu
hizmetlerinin önceden düzenlemiş kaidelere (mevzuata) uyularak yürütülmesi
prensibi sadece bu hizmetlerin muayyen esaslara uygun surette yapılmasından
ibaret olmayıp, bununla birlikte kamu hizmetlerini yürütenlerin görev ve
yetkilerinin de önceden tespit edilmiş olmasını gerektirir.
Bir hukuk devletinde kamu hizmetlerinin görülmesi konusunda gerek esas ve
usul gerekse görev ve yetki bakımından konmuş olan kurallara aykırı hareket
edilmesi, yerine göre Devletin veya onun adına hareket edenlerin siyasî, cezaî ve
hukukî sorumu ile neticelenir...
..... Bayındırlık ve İskân Bakanlığına sunulan ihale olurlarının "ihale esas ve
usulü" olarak düşünülmesi mümkün değildir.
Düzenleyici işlem niteliğindeki esas ve usullerden amaç 2886 sayılı Yasa
yerine geçecek, onun boşluğunu dolduracak ihalenin her aşamasına ilişkin hükümler
getirecek, böylece kişisel takdir ve sübjektif davranışlara yer vermeyecek hükümler
olmalıdır.
Otoyol ihalelerinde geçerli olacak esas ve usuller düzenlenmediğinden, otoyol
ihaleleri hiçbir kurala bağlı kalınmaksızın, mutlak bir kişisel takdirle
gerçekleştirilmiştir. Bu hususta bir kural mevcut olmadığı için rekabet ortamı
oluşmamış eşitlik ve açıklık ilkesine uyulmamıştır" denilmektedir.
Devlet İhale Kanunu'nda bir işin ya da hizmetin en iyi şekilde, uygun şartlarla
ve zamanında gördürülmesi için kimi yöntemler konulmuştur. İlan, uygun bedel,
ihale usulleri gibi uygulamalar, ihalelerde açıklığın ve rekabetin oluşmasını
sağlayacak araçlardır. Rekabet ortamının oluşmasıyla işin veya hizmetin en uygun
bedelle yaptırılması sağlanır. Ancak, her zaman en uygun bedel işin en ucuz fiyat
anlamına gelmez. Kimi zaman işin niteliği, en ucuz olanı değil, durum ve konuma en
uygun olanı seçmeyi gerektirir. Bu nedenle
Devlet İhale Kanunu'nda da bu amacı gerçekleştirmek için kimi kurallara yer
verilmiştir. Nitekim Yasa'nın 89. maddesinde, "Bu kanun hükümlerinin
uygulanmasının mümkün olmayacağı hallerde ... ilgili bakanlığın teklif edeceği
ihaleler için bu Kanun hükümleri dışında kalınmamasına Bakanlar Kurulu'nca karar
verilebilir. Bu ihalelerde uygulanacak usul ve esaslar İdarelerince hazırlanarak ilgili
bakanın onayı ile belirlenir" denilerek özelliği olan işlerin daha kolay ve hızla
yapılmasını sağlamak amacıyla istisnai bir kural getirilmiştir. Bu maddeye göre
yapılacak olan işlerin niteliği, durumu ve konumu, uygulanacak olan ihale usul ve
163
esaslarının tespit edilmesinde çok önemli bir etkendir. Yasa'nın, 50. maddesinde,
"Pazarlık Usulü" ile yapılacak olan işlerin ihale esas ve usulleri belirtilmektedir. Buna
göre, pazarlık usulü ile yapılan ihalelerde teklif alınması belli bir şekle bağlı olmayıp
komisyon tarafından işin nitelik ve gereğine göre bir veya daha fazla istekliden yazılı
veya sözlü teklif almak ve bedel üzerinde anlaşma yapılmak suretiyle mümkün
olabilmektedir. 51. maddesinde de, hangi işlerin bu usulle yapılabileceği tek tek
belirtildikten sonra kimi işlerin gördürülmesinde şartname düzenlenmesi, tahmini
bedel tespiti, teminat alınması ve sözleşme yapılması gibi ihalede olması gereken çok
önemli unsurlar zorunlu görülmemiştir. Yasa'nın 17. maddesinde ise, ihale konusu
olan işlerin ilân yoluyla duyurulmasına ilişkin esas ve usuller belirtildikten sonra, 5.
bendinde, "pazarlık usulü ile yapılacak ihaleler için idareler, ilân yapıp yapmamakta
serbesttirler" denilerek rekabet ortamının oluşmasında önemli bir etken olan ilânın
kimi durumlarda yapılmayabileceği öngörülmüştür.
Devlet İhale Kanunu'nun belirtilen maddelerinde bile söz konusu işlerin
pazarlık usulü ile ihalelerinde ilân konusunun zorunlu olmaması, "teklifin bir veya
daha fazla istekliden yazılı veya sözlü olarak alınabilmesi, işin niteliğine ve
konumuna göre değişkenlik gösteren unsurlardır. Karayolları Genel Müdürlüğü'nün
yatırım projeleri arasından çıkarılarak Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi
Başkanlığı'nın yatırım projeleri arasına alınan ve 2983 sayılı Kanun'un 59. maddesi
gereğince otoyolların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından KOİ Başkanlığı adına
yaptırılmasını öngören Protokol'un 1. bendinin 1. alt bendinde, ihale usul ve esasları
Karayolları Genel Müdürlüğü'nce hazırlanıp Bayındırlık ve iskân Bakanı tarafından
onaylanması karara bağlandığından, buna uygun olarak düzenlenen ihale esas ve
usullerinde (6.12.1985 gün ve 2380 sayılı, 9.4.1986 gün ve 0742 sayılı, 24.3.1989 gün ve
2318 sayılı, 28.8.1986 gün ve 2066 sayılı, 27.10.1989 gün ve 8195 sayılı, 3.11.1989 gün
ve 8395 sayılı, 14.11.1989 gün ve 8676 sayılı) işlerin "ilân edilmeksizin", "idarece
uygun görülecek firma veya firma gruplarına", "pazarlık yapmak suretiyle" verilmesi
öngörülmektedir.
Buna uygun olarak, KGM, dış kredi veya yap-işlet-devret modeli ile otoyol
ihale etmeden önce, yapım firmalarına yazı göndererek otoyol yapmak istedikleri
takdirde idareye başvurmalarını istemiştir. Duyuru yapılanların çoğunluğunu,
Kınalı-Sakarya otoyolu ihalesine yurt dışından kredi bularak katılan firmalar
oluşturmuştur. Otoyol yapımında finansman sağlayacak firmaların sınırlı olması, dış
kredi bulmanın zorluğu, Kınalı-Sakarya otoyolu için bulunmuş hazır kredilerin
olması, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının çok sayıda firmanın aynı anda dünya
para piyasasına çıkmasını engelleyici önlemler alması belli sayıda firmanın davetini
zorunlu kılan nedenlerdir. Öte yandan, Kınalı-Sakarya otoyolu ihalesinde, birim
fiyatların tam rekabet koşulları içinde oluşması nedeniyle diğer ihalelerde bunlar baz
alınmış ve rekabet sonucu ulaşılması gereken amaç gerçekleşmiştir. Kınalı-Sakarya
otoyolu için kredi bulmuş, teknik yeterliliğe sahip firmalara çağrı yapılmıştır.
Yapılan bu çağrıların "teklif vermeye davet" biçiminde kabulü gerekir.
Açıklanan nedenlerle ileri sürülen savlar yerinde görülmemiştir.
164
e‐ Otoyollar için birim fiyatlar oluşturulmayarak pazarlığa Kınalı-Sakarya
otoyolunun birim fiyatlarının baz olarak alındığı savı
Bu sava ilişkin olarak TBMM Soruşturma Komisyonu'nun 9/1 sayılı
raporunda şu görüşlere yer verilmiştir:
"Otoyol işlerindeki birim fiyatların müteahhitlerce iddia edildiği "zarar edici"
olup olmadığı konusunda Raporumuzun III üncü Bölümünün C/3,4 maddelerinde
tespit edildiği gibi Karayolları Genel Müdürlüğünce veya başka bir resmi kuruluşça
kararname öncesinde herhangi bir maliyet analizi ve mukayesesi yapılmamıştır.
Karayolları Genel Müdürlüğünce münhasıran otoyol işlerinde kullanılmak
üzere hazırlanmış ve bu işlerdeki imalat kalemlerinin maliyetini hesaplamakta
kullanılan analizler ve birim fiyatları yoktur. İhaleye giren müteahhitler tarafından
hazırlanmış olan teklif birim fiyatlarla beraber bu teklif birim fiyatlara dayanak olan
analizler de istenmemiştir.
Karayolları Genel Müdürlüğü diğer karayolu işlerinde kullanılmak üzere
oluşturduğu analiz ve birim fiyatları otoyollar için resmi olarak oluşturmamış
olmakla beraber, ilgililerin muhtelif beyanları "1985 yılında yapılan Kınalı-Sakarya
Otoyolu ihalesi sırasında ihalelere katılan isteklilerin teklif fiyatlarının bir baz
oluşturduğu, sonraki ihalelerin ise bu baza oturtulduğu" şeklinde olduğundan bu
husus irdelenmiştir. Söz konusu ilgililerden Otoyollar D.Bşk. Nurseli
Cezayirlioğlu'nun konu ile ilgili ifadesi raporumuzun III üncü Bölümünün B/4 üncü
maddesinde ve Ek-4'de yer almıştır.
"1985 yılında ihale edilen Kınalı-Sakarya Otoyolu için oluşan fiyatların sonraki
ihalelerde baz oluşturduğu" şeklindeki yaklaşım Karayolları Genel Müdürlüğü
ilgililerince şöyle açıklanmaktadır:
Kınalı-Sakarya Otoyolunun her bir etabında, her bir iş kalemi için isteklilerce
teklif edilen birim fiyatlar içinden en çok tekrarlananlar, sonraki yıllarda o etaba
benzediği kabul edilen otoyol ihalelerinde Karayolları Genel Müdürlüğü için
"pazarlık bazı"nı oluşturmuştur.
1985 yılından sonra ihale edilen işler için müteahhitlerce önerilen birim
fiyatlar, o ihaleye benzediği kabul edilen Kınalı-Sakarya Otoyolu etabının "seçilmiş"
birim fiyatı ile karşılaştırıldığında ve ihalenin keşif cetveli buna göre yeniden
fiyatlandırıldığında sonuçta ortaya çıkacak farklar bakımından bu husus
irdelenmiştir. Bu konuda örnek teşkil etmesi bakımından:
- 1987 yılında ihale edilen İzmir Çevreyolu-Aydın Otoyolu keşif cetveli,
"benzeri" kabul edilen Mahmutbey-Çamlıca etabı fiyatlarıyla yeniden yapıldığında
(Mahmutbey-Çamlıca etabı için hazırlanan birleşik keşif cetvelinde mevcut imalat
pozları itibariyle) "benzerinden" 11,5 milyon dolar civarında fazladır.
- Yine 1987 yılında ihale edilen Tarsus/Pozantı Ayırımı-Adana- Toprakkale-
Gaziantep Otoyolunun keşif cetveli, "benzeri" kabul edilen Çamlıca-Gebze etabı
165
fiyatlarıyla yeniden yapıldığında, "Benzerinden" 26,850 milyon dolar civarında
fazladır.
- Yine 1987 yılında ihale edilen Edirne-Kınalı Otoyolunun keşif cetveli,
"benzeri" kabul edilen Kınalı-Mahmutbey etabı fiyatlarıyla yeniden yapıldığında,
41,570 milyon dolar civarında fazladır.
Bu arada belirtilmelidir ki, Kınalı-Sakarya Otoyolu % 11 civarında indirimle
alınmıştır. İhaleyi kazanan bu indirimli fiyatlarla aynı karşılaştırma yapıldığında
ortaya çıkan farkların daha büyük olacağı açıktır.
1985 yılında ihale edilen Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinde oluşan fiyatların,
sonraki yıllarda yapılan ihalelerde baz oluşturmasına dair yaklaşım ile ilgili tespitler
çok kısa ifadelerle şöyledir:
- Sonraki yıllarda yapılan ihalelerin keşif fiyatları, Kınalı-Sakarya Otoyolu
sırasında oluşan fiyatlardan önemli miktarda fazladır.
- Kınalı-Sakarya Otoyolu sırasında sözkonusu olmayan bazı kalemler sonraki
ihalelerin keşiflerine girmiş olup, bunlar için Kınalı-Sakarya fiyatlarının nasıl baz
oluşturduğu anlaşılamamaktadır.
- Kınalı-Sakarya Otoyolu birim fiyatları da neticede müteahhitlerce önerilmiş
fiyatlardır.
- Karayolları Genel Müdürlüğünce Aralık 1985'te sadece 4 kalem imalat için
her nasılsa yapılmış olan analizler (ki bunlar baz oluşturan Kınalı-Sakarya
Otoyolunun ihale edildiği yıl hazırlanmıştır.)de sonraki yıllarda yapılan ihalelerde
arttırılmış, sonraki ihalelerdeki fiyatlar daha fazla olmuştur.
- Kınalı-Sakarya Otoyolu sırasında oluşan fiyatların arasından yapılan
seçimin, sonraki yıllarda yapılan ihaleleri bu otoyolun etaplarına "eşdeğer" kabul
etme anlayışının yasal, resmi, teknik, kabul edilebilir mantıklı gerekçeleri yoktur.
- Kınalı-Sakarya teklif fiyatlarından yapılan "seçimler "ihaleyi kazanan
indirimli fiyatlar" değildir."
Otoyol ihalelerinde saptanan "birim fiyatların" keyfi biçimde oluşturulduğuna
ilişkin bu iddia müfettişlerce hazırlanan 18.12.1992 günlü inceleme raporunda da
şöyle açıklanmıştır:
"a- İhale usul ve esasları olarak anılan olurlarda; "Kınalı- Sakarya Otoyolu için
verilen teklifler esas alınmak suretiyle belirlenecek birim fiyatlar üzerinden pazarlık
yapmak suretiyle gerekli görüldüğünde revize edilerek oluşturulacak yeni birim
fiyatlar üzerinden ihale edilmesinin düşünüldüğü" belirtilmiştir.
Kınalı-Sakarya Otoyolu için verilen teklifler esas alınarak birim fiyatların
belirlenmesi hususunun, objektif esaslara dayalı ve hukuken geçerli hiçbir nedeni
bulunmamaktadır.
166
Birim fiyatlı ihalelerde, birim fiyatların oluşturulması iki şekilde mümkün
olabilir.
- Birim fiyatlar Bakanlığın yetkili birimlerince belirlenir.
- Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinde olduğu gibi teklif verme usulü ile ihaleye
çıkılarak firmalarca teklif edilen birim fiyatlar değerlendirilir ve sözleşme birim
fiyatları o ihale koşulları içinde gerçekleşir.
İhale usul ve esasları olarak anılan olurlarda bu iki yol da benimsenmemiş
Kınalı-Sakarya Otoyolu için verilen teklifler esas alınarak birim fiyat belirleme görevi
idareye verilmiştir.
b- İdareye verilen bu görev, objektif esaslara dayalı olarak yerine getirilmemiş
ve resmi birim fiyatlar oluşturulmamıştır. Bu konuda idareye yönelttiğimiz sorulara;
"Kınalı-Sakarya Otoyolunun dört kesiminden her birinin jeolojik, tepografik ve
yapım şartları bakımından yeni otoyol projelerinden hangisine benzer olduğunun
tesbiti yapılarak, ihale edilecek Edirne-Kınalı, İzmir-Salihli ve Aydın- Denizli
otoyolları Kınalı-Mahmutbey Otoyolunun, Sakarya-Gerede ve Gaziantep-Toprakkale
otoyolları Çamlıca-Gebze Otoyolunun, Gerede-Ankara ve İzmir-Aydın otoyolları,
Mahmutbey-Çamlıca Otoyolunun, Ankara Çevreyolu ile Mersin-Toprakkale
otoyolları İzmit- Sakarya Otoyolunun benzeri olarak belirlenmiştir." "Her kesimin
birim fiyatları, karşılarında yer alan benzer proje için belirlenmiş ortalama fiyatlara
göre belirlenir." şeklinde cevaplar verilmiştir. (Ek: 121, 122, 122/17)
Kınalı-Sakarya Otoyolunun dört kesimi için 1985 yılındaki ihalede teklif veren
firmaların bu teklifleri her etap için ayrı ayrı yanyana yazılmış, bir anlamda her
kesim için tekliflerinin teklif birim fiyat cetvelleri yanyana getirilmiş, sonra bu
fiyatlar içinden her poz imalat için bir tanesinin altı kırmızı kalemle işaretlenmiş yani
"seçilmiştir".
Seçilen bu fiyatlar en düşük fiyatlar ya da ihaleyi kazanan firmanın fiyatları
değildir. İlgililer bunların "en düşük" değil "en çok tekrarlanan" fiyatlar olduğunu,
bir anlamda "tüm tekliflerin ortalamasına yakın" fiyatlar olduğunu ifade
etmektedirler. Sonuçta Kınalı-Sakarya Otoyolunun her bir kesiminde, her imalat
kalemi için isteklilerce teklif edilen birim fiyatlar içinden seçilenler, sonraki yıllarda o
kesime benzediği kabul edilen otoyol ihalelerinde KGM'nün pazarlığa çıktığı birim
fiyatlar oluşturmuştur.
Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinden sonra yapılan diğer ihalelerde, gerek
otoyolların jeolojik, topografik ve yapım şartları bakımından Kınalı-Sakarya Otoyolu
kesimlerinden birine benzer sayılmasının, gerekse Kınalı-Sakarya Otoyolu kesimleri
için teklif edilen fiyatlar arasından seçim yapılmasının ciddi, teknik verilere dayalı
kriterleri bulunmadığı gibi hiç bir resmi tarafı da yoktur. Yapılan belirlemeler
tamamen keyfi niteliktedir. Bu konudaki belgeler tamamen "karalama-müsvedde"
şeklinde, herhangi bir imzayı taşımayan, hiçbir yasal kâra ve emre isnad etmeyen
167
kağıtlardır. KGM'nün kendisine verilen birim fiyat belirleme görevini bu tarzda
yerine getirmesini idare hukuk açısından ciddiyetle bağdaştırmak mümkün değildir.
c- Bugüne kadar ihalesi gerçekleştirilen otoyollarda sözleşmeye bağlanan
birim fiyatlar ile baz olarak alındığı belirtilen benzer otoyollara ait birim fiyatlar ve
bu kesimlerde Kınalı-Sakarya Otoyolu sözleşme fiyatları Komisyonumuzca
karşılaştırmalı liste halinde tesbit edilmiştir.
1989 yılında ihalesi yapılan Tarsus- Pozantı, İzmir-Urla-Çeşme, Tarsus-Mersin
ve Toprakkale-İskenderun otoyollarının hangi otoyolun benzeri olduğu KGM'nce
belirlenmediği için, bu otoyollar Kınalı-Sakarya Otoyolu 4. Kesime benzer olarak
değerlendirilmiştir.
Karşılaştırmalı listeden anlaşılacağı üzere; Gerede-Ankara ve İzmir-Aydın
otoyollarında tünel işleri, güvenlik işaretleri ve peyzaj birim fiyatları mevcut olup,
baz olarak alındığı belirtilen Mahmutbey- Çamlıca Otoyolunda sözkonosu imalat
gruplarının baz fiyatları bulunmamakta, Gümüşova-Gerede, Kazancı- Gümüşova ve
Adana- Gaziantep otoyollarında tünel işleri birim fiyatları mevcut olup, baz olarak
alındığı belirtilen Çamlıca-Gebze Otoyolunda da tünel işleri baz fiyatları yer
almamaktadır. Ayrıca İzmir-Urla-Çeşme Otoyolu 3. kesimi keşif özetinde yer alan
"Deniz İçinde Toprak İşleri" imalatları için de herhangi bir baz fiyat sözkonosu
değildir. Dolayısıyla bahsedilen otoyollar için sözkonusu birim fiyatlarda benzer
kesimin nasıl baz oluşturduğunu anlamak mümkün değildir.
Baz olarak belirlendiği ifade edilen birim fiyatlardan hareketle, ihalesi yapılan
otoyolların sözleşme keşif miktarları kullanılarak, (KGM) baz fiyatlarıyla keşif
özetleri yeniden düzenlenmiş ve sözleşme keşif özetleriyle karşılaştırılmıştır.
Aynı şekilde, her otoyol için benzer kabul edilen Kınalı-Sakarya Otoyolu
kesimlerine ilişkin ihaleyi alan firma grubu (STFA) nun sözleşme birim fiyatlarından
hareketle, ihalesi yapılan otoyolların sözleşme keşif miktarları kullanılarak (STFA)
birim fiyatlarıyla keşif özeti yeniden düzenlenmiş ve (KGM) baz fiyatlarıyla
hazırladığımız keşif özetleriyle karşılaştırılmıştır.
Yapılan bu karşılaştırmalar sonucunda, Ek:123/8 Tablo 1'de söz konusu
otoyolların (KGM) baz fiyatları keşif özeti ile (STFA) birim fiyatlı keşif özeti
arasındaki farklar belirlenmiş olup, (KGM) baz fiyatlarının (STFA) birim fiyatlarına
göre;
Gümüşova-Gerede (1. ve 3. Kesim) Otoyolunda %6
Gümüşova-Gerede (2. Kesim) " (-)%3,4
Gerede-Ankara (ve Ankara Çevreyolu) " %4,6
Kazancı-Gümüşova " %14,2
Tarsus-Pozantı Ayr. -Adana-Gaziantep " %4,7
168
İzmir-Torbalı-Aydın " %7,69
Edirne-Kınalı " %6,4
Tarsus-Pozantı (1. ve 2. Kesim) " (-)%8,5
İzmir-Urla-Çeşme (1., 2. ve 3.Kesim) " (-)%3,48
Tarsus-Mersin " (-)%8,4
Toprakkale-İskenderun " (-)%2,2
oranında farklılaştırıldığı tespit edilmiştir.
Bu farklılaşmanın tüm ihalelerde tutar olarak toplam sonucu 45.970.007,66 $
olup, birim fiyatların ortalama olarak %2,48 artırıldığı şeklindedir.
Ek: 123/B-Tablo 2'de ise tünel imalatı olan otoyollarda benzeri olarak
belirlenen otoyol kesimlerinde tünel fiyatı olmaması nedeniyle diğer fiyatlardaki
farklılaşmanın belirlenmesi amacıyla tünel işleri hariç tutularak otoyol keşif özetleri
aynı şekilde karşılaştırılmış ve buna göre;
Gümüşova-Gerede (1. ve 3. Kesim) Otoyolunda %6
Gümüşova-Gerede (2. Kesim) " %4,5
Gerede-Ankara (ve Ankara Çevreyolu) " %8,3
Kazancı-Gümüşova " %14,2
Tarsus-Pozantı Ayr. -Adana-Gaziantep " %8,7
İzmir-Torbalı-Aydın " %10,2
Edirne-Kınalı " %6,4
Tarsus-Pozantı (1. ve 2. Kesim) " (-)%0,5
İzmir-Urla-Çeşme (1., 2. ve 3.Kesim) " (-)%3,48
Tarsus-Mersin " (-)%0,4
Toprakkale-İskenderun " (-)%2,2
Oranında farklılaştırıldığı tesbit edilmiştir.
Bu farklılaşmanın tüm ihalelerde tutar olarak toplam sonucu ise 79.229.022.42
$ olup, birim fiyatların ortalama olarak %4.9 artırıldığı şeklindedir.
Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesini alan firma grubunun İstanbul Boğazı II.
Karayolu Köprüsü hariç 4. kesimde %9.8 (2. kesimde %10,8 dir.) İndirim yaptığı
dikkate alındığında, Ek:123/B Tablo 2'de yer alan toplam keşif tutarları farkının
237.717.459.76$ yükseldiği ve birim fiyatlardaki ortalama artışın %16.3 olduğu
görülmektedir.
169
Ek 123'te düzenlediğimiz tablolarda yer alan oranlar ilk keşif özetlerine göre
hazırlanmış olup keşif artışlarını içermemektedir. Keşif artışı olması durumunda
Kınalı-Sakarya Otoyolu birim fiyatlarından ya da baz fiyatlarından daha yüksek
fiyatı olan imalat kalemlerindeki, keşif artışı oranından daha fazla artış tespit
ettiğimiz oranları daha da yükseltecektir.
Bu karşılaştırmalarda Kınalı-Sakarya Otoyolu 4. kesimi benzeri olarak
değerlendirdiğimiz, 1989 yılında ihaleleri yapılmış olan otoyollarda (-) sonuç
alınması tamamen tesadüf olup, 4. kesim KGM fiyatlarının 1985 sonrasında (1986-
1987) ihalesi yapılan otoyollarda kullanılmayacağı için bu şekilde oluşturulduğu
izlenimini vermektedir. 1989 yılında ihalesi yapılan otoyolların sözleşme fiyatlarının
KGM baz fiyatlarına göre zaten %50'nin üzerinde artırılmış olduğu da bir gerçektir.
Kısaca, KGM'nce Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesine verilen tekliflerden
hareketle belirlenen baz fiyatların (STFA) sözleşme fiyatlarına göre %4.9 oranında
(STFA)indirimli fiyatlarına göre ise %16,3 oranında artırılmış olduğu, daha önce
açıklandığı üzere KGM'nce birim fiyatlar hususundaki belirlemelerin hiçbir tutarlı ve
ciddi yanı bulunmadığı, tamamen keyfilik taşıdığı, KGM'ne verilen birim fiyat
belirleme görevinin objektif kurallara bağlı ve kamu yararı gözetilerek yerine
getirilmediği, aksine fiyatların yükseltilmesi yönünde yani Hazine aleyhine
kullanıldığı tesbit edilmiştir."
Otoyol projelerine ilişkin, 2983 sayılı Yasa ile buna bağlı olarak çıkarılmış olan
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı İhale Yönetmeliği, Karayolları
Genel Müdürlüğü ve KOİ arasında hazırlanmış 2.7.1986 günlü protokol ve bu
protokolün 1. maddesinin
1. alt bendi gereğince Karayolları Genel Müdürlüğü'nce hazırlanıp Bayındırlık
ve İskân Bakanı tarafından onaylanan ihale esas ve usullerinden oluşan hukuksal
düzen önceki bölümlerde açıklanmıştır.
Otoyol ihalelerinin bu hukuksal düzene uygun ya da aykırı biçimde
gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin saptanması gerekir.
İhale düzenini oluşturan Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi
Başkanlığı'nın K.23 sayılı kararı ve 27.1986 günlü Protokol' gereğince hazırlanmış
olan ihale esas ve usulleri, otoyol projelerinin ihalesinde uyulması gereken
unsurlardır.
Önceki bölümlerde yasal dayanağı belirtilen Karayolları Genel
Müdürlüğü'nce hazırlanmış ve Bayındırlık ve İskân Bakanı'nca onaylanmış olan
6.12.1985 gün ve 2380 sayılı ihale esas ve usullerine göre yapılacak olan işler:
- Edirne-Kınalı,
- Sakarya-Hendek-Bolu-Ankara, (Ankara çevreyolu dahil)
- (Tarsus-Pozantı) ayrımı - Adana Toprakkale-Gaziantep, (Adana kent geçişi
dahil)
170
- İzmir-Torbalı-Aydın-Denizli, (İzmir çevreyolu dahil),
- İzmir-Salihli,
otoyolları olarak belirtilmiş ve bu projelerin yapımı, üzerinde bulunan her
türlü tünel, köprü, kavşak, bağlantı ve yan yolların yapılması, bir yıllık bakım işleri,
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na bağlı olmaksızın ve ilan edilmeksizin KGM'nce
yeterli görülen firma ya da firma gruplarıyla ihalesi gerçekleştirilmiş bulunan Kınalı-
Sakarya otoyolu için verilen teklifler esas alınmak suretiyle belirlenecek birim fiyatlar
üzerinden pazarlık yapmak suretiyle, gerekli görüldüğünde revize edilerek
oluşturulacak yeni birim fiyatlarla ihale edileceği ve birim fiyatların bir ya da birkaç
hizmeti içine alacak biçimde Amerikan doları üzerinden değerlendirileceği
öngörülmüştür.
233
24.3.1989 günlü, 2318 sayılı Olur'da da, Tarsus-Pozantı Otoyolu yapımına
ilişkin esas ve usuller belirlenmiş, sanık Cengiz Altınkaya döneminde yapılan;
- İzmir-Urla-Çeşme, (İzmir şehir bağlantısı dahil)
- Tarsus-Mersin,
- Toprakkale -İskenderun,
otoyolları içinde sırasıyla 24.10.1989 günlü 8195 sayılı, 3.11.1989 günlü 8395
sayılı, 14.11.1989 günlü 8676 sayılı olurlarda birim fiyatların, Kınalı-Sakarya Otoyolu
ihalesi için müteahhitlerce verilen teklif birim fiyatlarının baz alınarak ve
gerektiğinde de revize edilerek saptanacağı belirtilmiştir.
Birim fiyatların nasıl saptanacağına ilişkin esas ve usule göre; Kınalı-Sakarya
Otoyolu ihalesinde verilen tüm teklifler baz alınarak birim fiyatlar oluşturulacak bu
değerler üzerinden pazarlık yapılmak suretiyle gerekirse revize edilerek yeni birim
fiyatlar belirlenecektir. Kınalı-Sakarya otoyoluna verilen tekliflerin birim fiyat
tespitinde baz alınmasının nedeni, söz konusu otoyol ihalesinin kimi gecikmeler olsa
da tam rekabet koşullan içinde, makul seviyelerde gerçekleşmiş (verilmiş) birim
fiyatların olması düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim, davanın esas itibariyle
dayanağı kabul edilen müfettiş raporlarında da Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinin
çok isabetli ve yasal koşullar çerçevesinde gerçekleştiği kabul edilmektedir. Ayrıca,
Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesine teklif veren firma ve firma gruplarının elinde hazır
dış kredilerin bulunması ve bunların kullanılmasını teşvik için verdikleri tekliflere
yakın birim fiyatlarla ihaleye çıkma düşüncesi, bu tekliflerin baz alınmasının başka
bir nedenidir.
Belirtmek gerekir ki, söz konusu otoyol ihalelerinin yapılmasında bağlı olunan
ihale düzenine göre; (2983 sayılı Yasa, KOİ İhale Yönetmeliği, K.23 sayılı Karar ve
KGM ile KOİ arasında yapılan protokol) birim fiyatların tespitinde, Karayolları
Genel Müdürlüğü'nce hazırlanmış resmi birim fiyatların kullanılmasını zorunlu
171
kılan bir kural bulunmamaktadır. Tam tersine, bunu zorunlu kılan 2886 sayılı Devlet
İhale Kanunu'nun uygulanmayacağı yolunda kural bulunmaktadır.
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı'nın K.23 sayılı kararında
Devlet İhale Kanunu yerine, KGM'nce hazırlanıp Bayındırlık ve İskân Bakanı
tarafından onaylanan "İhale esas ve usullerinin" uygulanacağı açıkça belirtilmektedir.
Devlet İhale Kanunu kuralları dışına çıkarılmasının en önemli nedeni de, bu ihale
düzeni içindeki biçimsel kuralların gecikmelere yol açması, işin özelliğine,
durumuna ve konumuna göre yöneticilere hareket alanı bırakmamasıdır.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'da yukarıda belirtilen ihale düzenine benzer
kurallar bulunmaktadır. 2886 sayılı Yasa'nın 9. maddesinin ikinci fıkrasına göre,
yapım işlerinde, kanunların verdiği yetkiye dayanılarak ilgili dairelerince tespit
edilmiş birim fiyatlar varsa bunların uygulanacağı öngörülmüş, 10. maddesinde ise,
sınai ve teknolojik zorunlulukların gerektirdiği durumlarda ilgili bakanın onayı
alınmak suretiyle, bedel tahmini yapılmadan kapalı teklif usulü ile ihalelerin
yapılabilmesi olanağı getirilmiştir. Yasa'nın 50. maddesinde de, pazarlık usulü ile
yapılan ihalelerde teklif alınması belli bir şekle bağlı olmayıp, komisyon tarafından
işin nitelik ve gereğine göre bir veya daha fazla istekliden yazılı veya sözlü teklif
almak ve bedel üzerinde anlaşmak yoluyla ihale yapılabileceği belirtilerek bu
konuda şartname düzenlenmesi, tahmini bedel tespiti, teminat alınması ve sözleşme
yapılmasının zorunlu olmadığı öngörülmektedir. 89. maddede ise, 2886 sayılı Yasa
kurallarının uygulanmasının mümkün olmadığı hallerde, bu Yasa kurallarının
dışında idarelerce hazırlanıp ilgili Bakan'ın onayı ile (2983 sayılı ihale düzeninde
olduğu gibi) belirlenen ihale esas ve usullerinin geçerli olacağı öngörülmüştür.
Karayolları Genel Müdürlüğü'nün 5539 sayılı Kuruluş Yasası'nın Ek 1. maddesinde,
2886 sayılı Yasa'nın 89. maddesine benzer bir kural yer almaktadır. Bu ihale esas ve
usullerinin nasıl tespit edileceğine ilişkin kayıtlayıcı bir kural bulunmamakta,
yapılacak işin niteliği, konumu, firmanın temini, işlemlerin hızla yürütülmesi ve
içinde bulunulan durumlar, ihale koşullarının oluşmasına etkili olmaktadır.
Görüldüğü gibi sadece 2886 sayılı Yasa'nın 9. maddesinde, bu yasaya tabi
ihalelerde kanunların verdiği yetkiye dayanılarak ilgili dairelerince tespit edilmiş
resmi birim fiyatları varsa bunların uygulanacağı belirtilmiş, bunun dışında
TKKOİ'nin bağlı olduğu ihale düzeninde KGM'nün resmi birim fiyatlarının
uygulanacağını öngören bir kural yer almamıştır.
Bu yasal düzenlemelere karşın, TBMM Soruşturma Komisyonu'nun raporuna
dayanak yapılan müfettiş inceleme raporlarında, "KGM'nce Kınalı-Sakarya Otoyolu
ihalesine verilen tekliflerden hareketle belirlenen baz fiyatların Kınalı-Sakarya
ihalesindeki sözleşme fiyatlarına göre %4,9 oranında, dolar bazında ise 79.229.022
dolar artırıldığı, Kınalı-Sakarya ihale indirimi gözönüne alınırsa bu artışın %16.3
oranında, dolar bazında ise 237.717.459 dolara yükseldiği belirtilerek birim fiyat
belirlemesindeki keyfi davranışlar nedeniyle Hazine'nin zarara uğratıldığı iddia
edilmektedir.
172
Müfettişlerin 18.12.1992 günlü İnceleme raporlarında, Karayolları Genel
Müdürlüğünün resmi birim fiyatlarının baz alınmaması neticesinde doğan Hazine
zararı, Kınalı-Sakarya Otoyolu'nda ihaleyi alan firmanın (STFA grubunun) ihale
birim fiyatlarıyla karşılaştırılarak bulunmuştur. İnceleme raporunda belirtilen
konuları soruşturmak üzere Bayındırlık ve İskân Bakanı'nın olurları ile kurulan
Soruşturma Kurulu'nun hazırladığı 5.7.1993 günlü raporun 46. sayfasının son
paragrafında, belirtilen birim fiyat karşılaştırması aynen şöyle değerlendirilmektedir:
"Aslında pazarlığa esas olacak birim fiyat değerlerinde farklılıkların olmasını
da normal görmek lazımdır. Çünkü Kınalı- Sakarya Otoyolunun her kesimi için
firmalarca verilen teklifler de kendi içinde çok çeşitlidir. Ayrıca Dolar bazında tespit
edilen birim fiyatların Kınalı-Sakarya Otoyolunun 1985 yılında gerçekleştirilen
ihalesinden sonraki tarihlerde oluşturulacak değerlerinde, Dolar/enflasyon
ilişkisinden dolayı da farklar meydana gelmiştir. Bu bakımdan yeni ihale edilen
otoyolların sözleşme fiyatları ve keşif özetleri ile, Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesine
ait birim fiyatlar ve keşif özeti ile bağlantı kurmak ve % şu kadar (+,-) farklılık
olduğu gibi sonuçlar çıkarmak, ayrıca Kınalı-Sakarya Otoyolu birim fiyatlarına
Danıştay Kararı ile %19,53 oranında zam yapıldığı da gözönüne alınırsa,
gerçekçi değildir"
Ancak, Bakanlık Soruşturma Kurulu, "yeni yapılacak otoyollar için pazarlığa
esas birim fiyatların oluşturulmasında idarece alınan herhangi bir ilke ve prensip
kararı olmadığı gibi, resmi bir birim fiyat listeside bulunmamaktadır. (aynı rapor s.
47)" görüşüyle tespit edilen Hazine zararına katılmamakla beraber, hazırlanan ihale
esas ve usullerinin bir ilke getirmediğini belirterek müfettişlerin inceleme
raporlarındaki düşüncelerine katılmışlardır. Bakanlık Soruşturma Kurulu, bu
düşüncesinin yasal dayanağını raporunda belirtmemiştir.
Her ne kadar 2983 sayılı Yasa'ya göre yapılan otoyol ihalelerinde, Karayolları
Genel Müdürlüğü'nce hazırlanmış resmi birim fiyatların kullanılması gerektiğine
ilişkin bir kural yoksa da, Meclis Soruşturma Komisyonu ve müfettiş raporlarında
Otoyol ihalesinde gerçekleşen birim fiyatlarla (Kınalı-Sakarya ihalesindeki işi alan
STFA firmasının fiyatları) Karayolları Genel Müdürlüğü'nün resmi birim fiyatlarını
karşılaştırmış olmaları ve buna dayanarak Hazine zararını gündeme getirmeleri
nedeniyle konunun incelenmesi gerekmiştir.
Müfettişlerce hazırlanan 18.12.1992 günlü inceleme raporunda (s.88), birim
fiyatların, bakanlığın yetkili birimlerince ya da Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesinde
olduğu gibi teklif verme usulü ile ihaleye çıkarılarak verilen teklifler üzerinde
yapılan anlaşma sonucu ortaya çıkması gerektiği belirtilmekte, ancak, dava konusu
otoyol ihalelerinde iki yol da benimsenmeyerek Kınalı-Sakarya Otoyolu için verilen
"tekliflerin" esas alınarak birim fiyatların belirlenmesi yoluna gidildiği ifade
edilmektedir. Böylece, İdarenin (KGM) yapmış olduğu bu saptamanın "objektif
esaslara" dayalı olarak yerine getirilmediği, tamamen keyfi nitelikte olduğu, bu tarz
bir çalışmanın "idare hukuku açısından ciddiyetle bağdaşmadığı" sonucuna
173
varılmaktadır. TBMM Soruşturma Komisyonu da bu düşüncelere katılarak ilgili
bakanları suçlamakta ancak, ne Komisyon, ne de müfettişler bu konuda idarenin
uyması gereken yasal bir dayanak gösterememektedirler.
Öte yandan, Kınalı-Sakarya otoyolundan sonra yapılan ihalelerde birim
fiyatların Kınalı-Sakarya Otoyolu için verilen tekliflerin tamamının esas alınarak
belirlenecek birim fiyatlar üzerinden pazarlık yapmak suretiyle gerektiğinde revize
edilerek oluşturulacağı ihale esas ve usullerinde açıkça belirtilmesine karşın,
müfettişlerin inceleme raporlarında sadece Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesini alan
firmanın (STFA) ihale birim fiyatlarını baz aldığı görülmüştür. Oysa, sanıklar,
yaptıkları savunmalarda dava konusu otoyol ihalelerinde tespit edilen birim
fiyatların ihale esas ve usulleri gereğince şu şekilde oluştuğunu ifade etmişlerdir:
"İnceleme ve soruşturma yapan müfettişlerce de tam rekabet koşulları içinde
yapıldığı kabul edilen Kınalı-Sakarya Otoyolu ihalesine verilen tekliflerin
tamamından yararlanılarak ihalesi düşünülen otoyollar için birim fiyat listeleri
hazırlanmıştır. Dört kısım olarak ihaleye çıkarılan Kınalı-Sakarya Otoyolu farklı
fiziksel özelliklerinin olması nedeniyle her kesim için teklif edilen fiyatlarda farklı
olmuştur. Kınalı-Sakarya otoyollarının dört kesiminin birim fiyatları, mukayese
skalasını oluşturmak için kullanılmıştır. Yoksa bu otoyol şu kesime benziyor o halde
birim fiyatı da o kesimin birim fiyatı olmalıdır şeklinde uygulanmamıştır.
Birim fiyat listeleri hazırlanırken ihale tekliflerinden makul görülen birim
fiyatlar seçilmiş bunlar Karayolları Genel Müdürlüğünün aynı baza indirgenmiş
birim fiyatları ile karşılaştırılarak normal dışı sapmalar önlenmiştir. Bu hususta,
Genel Müdürlük keşif şartname şube müdürlüğünün birikiminden faydalanılmıştır.
Hazırlanan birim fiyat listeleri yeterli görülen müteahhitlere veya müteahhit
gruplarına verilmiş veya gönderilmiş, (Kınalı-Sakarya Otoyol ihalesine teklif
verenlerde dahil) bu fiyatlarda otoyol işlerini yapmayı kabul ediyorlarsa kredi
bulmaları, Kınalı-Sakarya Otoyoluna teklif vermiş iseler buldukları krediyi yeni
otoyol ihalesinde kullanma imkânını aramaları istenmiştir. Böylece, KGM'nün
belirtilen biçimde saptadığı birim fiyatlar müteahhitlere empoze edilmiştir. İlgi
duyan firmalar, bir taraftan işyerini ve şartlarını incelerken diğer taraflardan da kredi
arayışlarını sürdürmüşlerdir. Hazırlıklarını tamamlayan firmalar, pazarlık masasına
oturarak talip oldukları İşyerinin fiziksel ve jeolojik şartları gibi mücbir sebeplerle
birim fiyatlarda istedikleri değişiklikleri belirtmişler ve pazarlık sonunda idarece
bunların kabulü oranında birim fiyatlar revize edilmiştir. Bu aşamada yapılan
değişiklik, rayiçlerin artmasından veya eksilmesinden kaynaklanmayıp sadece o
kesimin fiziksel ve jeolojik farlılığının birim fiyatlarına yansımasından
kaynaklanmıştır. Nasıl ki, Kınalı-Sakarya Otoyolunun dört kesiminin birim fiyatları,
her kesim, değişik fiziksel ve jeolojik özellikler taşıdığından farklı olmuşsa, aynı
şekilde diğer otoyollarda da birim fiyatlarda yapılan değişiklikler onların
özelliklerinde ki farklılığı yansıtmıştır.
Müfettiş raporlarında, otoyollarda yapılan işlerin devlet yolları inşaatıyla
benzer kalemlerin karşılaştırması yapılmaktadır. Yapılan karşılaştırma hem yanlış
174
hem de büyük ölçüde eksiktir. İşlerin tarifi ve birim fiyatların isimleri benzer gibi
görünüyorsa da şekilleri, şartları ve içeriği tamamen başkadır. Nitekim aynı baza
indirgenmiş Karayolları Genel Müdürlüğü birim fiyatları ile karşılaştırıldığında bu
durum açıkça görülmektedir. Aynı baza indirgenmiş tanımından anlatılmak istenen
husus şudur. Karayolları Genel Müdürlüğünün bazı fiyatlarında taşıma masrafları
yoktur. Ayrıca ödenir. Sadece toprağın kazılmasının bedeli vardır. Halbuki
otoyollarda kazılan malzemenin taşınması ve diğer masraflarda birim fiyatın
içindedir, bu sebeple, mukayesenin yapılabilmesi için iki birim fiyatında aynı baza
getirilmesi gerekir.
Aynı şekilde, Kara yollarının beton birim fiyatlarında sadece işçilik ve kum-
çakıl bedeli varken, otoyol birim fiyatlarında ilave olarak çimento, kalıp, iskele ve
katkı malzemeleri ile betona giren bütün malzemelerin taşıma bedelleri de dahildir.
Görüldüğü gibi bu şekilde bulunmuş karayolları birim fiyatları, otoyol birim
fiyatlarından haliyle yüksek olacaktır.
Öte yandan, otoyollar müteahhitlere ek yükler getirmesi bakımında da normal
karayollarından farklıdırlar.
- Otoyolların işletmeye açılmasından sonraki yıllık bakımı, müteahhide aittir.
Bunun için ilave bir bedel ödenmez.
- Otoyollarda yapılan işler, müteahhit tarafından tam değerler üzerinden
sigorta ettirilmiştir. Yani, sözleşmenin yürürlükte olduğu sürede herhangi bir
sebeple yolda, bir hasar meydana geldiği takdirde, hasarın tazmini, sigorta poliçesi
ile teminat altına alınmıştır.
- Müteahhit, gerek kendi personelini ve gerekse üçüncü şahısları, inşaat
sırasında maruz kalacakları bedeni ve maddi her türlü zarar ve ziyana karşı sigorta
ettirmek mecburiyetindedir.
- Müteahhidin istihkaklarından %5, ek teminat kesilir ve işin kabulünden
sonra iade edilir.
- Otoyollarda servis yollarının yapımı ve bakımı, müteahhide aittir. Servis
yollarının, çok ağır makinaların sür'atle seyirlerine imkân verecek düzgünlükte ve
sağlamlıkta olması gerekmektedir.
Karayollarında, servis yolu parası ayrıca ödenir.
-İşin özelliği ve başlangıçta öngörülen yapım süresinin kısalığı sebebiyle
müteahhit, çok büyük bir makine parkını oluşturmağa ve idame ettirmeğe mecbur
kalmıştır. Yine aynı sebeplerden, otoyolun tulü boyunca heryerde aynı anda
çalışmak gerektiğinden, birden fazla şantiye açmak mecburiyetinde kalmıştır.
- Ocak bulmak ve işletmek, müteahhide aittir.
İşte, Karayollarının normal sözleşmeleriyle karşılaştırınca, otoyol sözleşmeleri,
müteahhide, maliyeti %5-10 etkileyebilecek bu ek vecibeleri getirmiştir. Tabiatıyla bu
175
ilave harcamalar, birim fiyata yansıtılmıştır. Ek yüklere rağmen, otoyol birim fiyatları
yine de Karayolları birim fiyatlarından düşüktür."
Müfettiş raporlarında, ihalelerde aranan "uygun bedel" kavramı, "en düşük"
ya da "en ucuz" teklifler olarak değerlendirilmiştir. Oysa, 2886 sayılı Devlet İhale
Kanununun 28. maddesinde, uygun bedel şöyle açıklanmaktadır:
"Artırmalarda uygun bedel; tahmin edilen bedelden aşağı olmamak üzere
teklif edilen bedellerin en yükseğidir.
Eksiltmelerde uygun bedel, tahmin edilen bedeli geçmemek şartı ile teklif
edilen bedellerin tercihe layık görülenidir.
Kapalı teklif usulüyle yapılan ihalelerde; bedel tahmini yapılmışsa uygun
bedel, teklif edilen bedellerden tahmin edilen bedeli geçmemek şartıyla tercihe layık
görüleni, bedel tahmini yapılmamışsa uygun bedel, teklif edilen bedellerin tercihe
layık görülenidir."
Buna göre, Devlet ihalelerinde bazen en düşük bedelin, kamu ihtiyaçlarının
sağlanmasında en iyi sonucu vermediği, kimi zaman düşük teklifin netice de en
pahalı teklif olarak sonuçlandığı görülmüş, bu nedenle 2886 sayılı Yasa'da
eksiltmelerde en düşük bedelin uygun bedel olduğu biçimindeki anlayıştan
vazgeçilerek, kamu ihtiyaçlarının en iyi şekilde teminine olanak veren teklif
bedelinin "uygun bedel" olacağı anlayışı kabul edilmiştir. Böylece, tekliflerin en
ucuzunun değil, en uygununun bulunması ile malî ve teknik yönden yetersiz olan
teklif sahiplerinin sadece ucuz teklifte bulunduğu gerekçesiyle ihaleyi almaları
engellenmiş, İşin yarıda kalmaması ve istenilen kalite ve standartta gerçekleştirilmesi
amaçlanmıştır.
Bu nedenle otoyol ihalelerinde, ucuz olanının değil, Kınalı-Sakarya
otoyolunda rekabet ortamında oluşmuş makul olan fiyatlar üzerinden pazarlık
yapılarak saptanmış uygun bedelin esas alınmasının, böylece de işin hızla
yürütülmesinin amaçlandığı anlaşılmıştır.
Savunma, tanık beyanları ve diğer delillerin incelenmesinden, Kınalı-Sakarya
otoyolundan sonra yapılan otoyol ihalelerinde belirlenen ihale esas ve usullerine
uygun olarak birim fiyatların tespit edildiği; yapılan bu tespitlerin 2983 sayılı
Yasa'nın herhangi bir kuralına aykırılık oluşturmadığı anlaşılmıştır. Rekabet
koşullarının en iyi gerçekleştiği Kınalı-Sakarya Otoyoluna verilen tüm tekliflerden
makul olanının seçilerek yapılan pazarlık sonucunda yeni birim fiyatların
oluşturulduğu, görülmüştür.
f‐ Avans ve Kredi Ödemelerinde usulsüzlük yapıldığına ilişkin savlar
TBMM Soruşturma Komisyonu'nun 9/1 sayılı raporunda, bu konuda:
"İhale esas ve usullerinin tespit edilmemiş olmasından dolayı doğan boşluk,
raporumuzun III. bölümünün B/5. maddesinde bahsedilen sübjektif ve kamu
yararını gözetmeyen uygulamalara imkân tanımıştır.
176
Otoyol sözleşmelerine göre verilen avanslar, işin %20'si seviyesinden
başlamak ve her hakedişten % 30 kesilmek suretiyle mahsup edilmekte ve tamamen
itfa edilmesi 17 aya kadar uzayabilmektedir. (Hakedişler aylık yapılmakta ve keşif
bedelinin en az % 5'i kadar bir bedel ihtiva edebilmektedir. İnceleme konusu işlerde,
sözleşmeye bağlı avans oranı % 20 olup, ilave avanslarla bu oran % 25'e kadar
ulaşabilmektedir.
Ayrıca, Otoyol müteahhitlerine sözleşmelerine göre ihale bedelinin % 20'si
oranında avans verilmiş olmasına rağmen, bilahare İzmir-Aydın Otoyolu müteahhidi
Kutlutaş Firmasına Yüksek Planlama Kurulu Kararına dayanılarak 15 Milyon ABD
Doları ek avans verilmiş, bu arada Kamu Ortaklığı idaresi, Hazine ve Dış Ticaret
Müsteşarlığı ve KGM arasında düzenlenen bir protokole dayanarak bazı firmalara da
ihracaat kredilerinin işlerlik kazanabilmesi için gerekli ön ödemeler denilerek
(Yurtdışından yapacakları ithalat için) avans niteliğinde muhtelif ödemeler yapılmış,
kredilerden karşılanan bu ödemelerin yükü idare tarafından karşılanmıştır"
denilmiştir.
Bu konudaki iddia, ihalelerde uyulması gereken esas ve usullerin tespit
edilmemiş olmasından dolayı keyfi uygulamaların yapıldığı esasına dayanmaktadır.
Ayrıca, bu uygulamalar sonucunda Hazine'nin maddi yükler altına sokularak faiz ve
masraf kayıplarının doğmasına neden olunduğu da vurgulanmıştır. Soruşturma
Komisyonunun Raporu'nda belirtilen bu iddiaların dayanağını teşkil eden 5.7.1993
günlü, 93/19-2/29-2/76-2/79-2/59-3/60-2/71- 2/E.Ö.3/S.K.2 sayılı Bayındırlık ve İskân
Bakanlığı müfettişlerinin "İnceleme Raporu"nda:
".........................
Otoyol ihaleleri nedeniyle, sözleşmelerdeki hükümler uygulanarak, ön
programın onanması ve yazılı talepte bulunulması üzerine müteahhitlere, ihale
bedellerinin %20'si oranında toplam (ek avanslar hariç) 723.606.135 ABD Doları (veya
karşılığı) avans ödemesi yapılmıştır.
KG.M.ce İnşaat sahaları (kamulaştırma sorunları çözülmeden) ve kesin
projeleri hazırlanmadan (projeler ihale kapsamında yer almaktadır) ihale
yapıldığından, iş yeri tesliminden sonra hemen otoyol yapımına başlanılmamakta ve
avansın geri alınmasına başlanması için de işin % 20 seviyesine ulaşması
öngörüldüğünden, mahsuben tahsilata başlanması yaklaşık 2-3 yıl sonra mümkün
olabilmektedir.
Bu durum, kaynak tahsisinde idare tarafından maliyet-yarar analizinin ve
sağlıklı bir nakit planlamasının yapılmamış olduğunu göstermektedir.
Avansların verildikleri tarihler ile kesintiye başlama tarihleri arasında
müteahhitler tarafından uzun süre kullanılmış olması karşısında, geri ödemesiz
döneme ilişkin olarak avans maliyetinden dolayı Hazineye yüklediği külfetin (Ek:11)
listeden de anlaşılacağı gibi 190.821.000 $ olduğu ortaya çıkmaktadır. Avans
kesintilerinin bitim tarihleri dikkate alındığında bu yükün giderek artacağı da açıktır.
177
..............
Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığının K. G. M. ne muhatap 7.12.1989 günlü,
13450 sayılı yazılarında değinilen; "sonradan yapılan sözleşme eki anlaşmalarda
"Avans verilmesi ve şartlarının değiştirilerek, avansın,
# Yer teslimi yapıldıktan ve işe ait ön program onandıktan sonra,
# Şantiye kurulması, lüzumlu makine ve teçhizatın nakli,
# Demir, çimento, kereste gibi önemli ihzarat malzemesinin temini için gerekli
giderleri karşılamak,
üzere verilmelerinin öngörülmesiyle, daha önce ortaya çıkan bazı problemler
ve sakıncaların bertaraf edilmesinin amaçlandığı, oysa, devam etmekte olan otoyol
projelerinde,
# Güzergah değişiklikleri,
# Kamulaştırmaya esas olacak projelerin zamanında hazırlanmaması,
# Kamulaştırma işlerinin belirli bir zaman alması,
nedenleriyle yer tesliminin gecikmesinin fiili yapım işinin başlamasını da
önemli ölçüde geciktirdiği, dolayısıyla sözleşmenin yürürlüğe girmesi ile birlikte
alınan avansların işe fiilen başlanmadan önce İdarenin veya K.G.M.'nin bir denetimi
olmadan uzun süre müteahhitlerde kaldığı ve muhtemelen uygun koşullarda
değerlendirilememesi sonucu, müteahhitlerin işin yapımı aşamasına geldiğinde nakit
sıkıntısına düştüklerinin gözlendiği" şeklindeki görüşlerinin ilk bölümünde yer alan
ve yeni sözleşmelerde avans verilme şartı olarak açıklanan hususların açık olarak
yazılmasıyla, önceki sözleşmelerde açıklanmaması veya mobilizasyon hizmetleri için
denilmesi arasında bir fark yoktur. Avans zaten bu amaç için verilmektedir. Ancak
yazının devamında değinilen hususlara katılmamak mümkün değildir.
Komisyonumuzun tespit ve gözlemleri de bu yönde olup raporumuzun ilgili
bölümlerinde değinilmiştir.
K.O.İ Başkanlığının bu görüş ve düşüncelerini neden daha önceleri ortaya
koymadığı ve İdarenin menfaatlerini savunmadığı da anlaşılamamıştır.
K.G.M.'nün, K.O.İ. Başkanlığının anılan yazılarına cevap teşkil eden 15.12.1989
tarihli 9288 sayılı yazılarında değinilen; "avans verilmesi idaremizce o kadar zaruri
görülmektedir ki, evvelki sözleşmelerde yer alan verilebilir ibaresi verilecektir
şeklinde değiştirilmiştir." düşüncesini, ancak rekabetin sözkonusu olduğu bir ihalede
kabul etmek mümkündür. Oysa incelememize konu ihalelerde rekabetten söz etmek
mümkün değildir.
Avans vermenin veya avans oranlarını arttırmanın birim fiyatlarla yakından
ilgili olduğu, rekabet ortamını ve dolayısıyla teklif fiyatları etkileyeceği mutlaktır. K.
G. M. yazısında bu konuya değinirken bunun olumsuz örneğini Kınalı-Sakarya
Otoyolunda avans oranını arttırarak ve artan keşif oranında avans verilmesini
sağlayarak sergilemiştir.
178
......
Devlet Bakanlığından intikal eden konular arasında %55-%45 modeline göre
yapılan otoyol ihalelerinde de ihale bedelinin %20'si oranında avans verilmesinin
kararlaştırıldığı, ancak avans verilme nedeninin açıklanmadığı gibi bir iddia da
bulunmaktadır.
Dış kredilerle finanse edilen ve ihale bedelinin %20'si oranında avans verilen
bir işe nazaran, %55-%45 modeli denilen ve %55'i İş yapıldığı anda parası ödenirken
%45'lik bölümü için ilerideki tarihlerde ödenmek üzere senet verilen işlerde avansa
daha fazla ihtiyaç duyulacağı muhakkaktır. Bu modele göre iş yapmayı kabul eden
müteahhidin başlangıçta alacağı bu avansı çok iyi değerlendirmekle işlerini
yürütebileceğini de kabul etmek gerekmektedir.
Avans verilme nedeni Kınalı-Sakarya Otoyolu Sözleşmesinde (Zeyilname 1)
açık bir şekilde belirtilmiş olup, bir kısım sözleşmelerde bu detayın açıklanmamış
olmasının, avans verilme nedeninin gizliliği şeklinde algılanması gerektiği
kanısındayız. Avans verilme nedeni tüm işlerde aynı olup, makine ve teçhizat ithali,
şantiye organizasyonu ve gerekli ihzarat malzemelerinin temini içindir.
Bu nedenle %55-%45 modeline göre yapılan otoyollarda %20 oranında avans
verilmesinde diğerlerine nazaran bir aykırılık sözkonusu değildir.
.........
Ek sözleşmelere, avansın tenzilinden sonra kalan işler için fiyat farkı
uygulanacağı yolunda getirilecek bir kuralla, faizsiz ödenen avanslar nedeniyle
uğranılan reel kaybın en aza indirilmesi sağlanabilirdi.
Bu husus dikkate alınmadan yapılan düzenlemelerle, fiyat farkı
kararnamesinden önce ödenen avanslarla (İdarenin peşin ödediği paralarla)
gerçekleştirilen işler (ihale bedelinin %20'si) için de fiyat farkı ödenmesine yol
açılmıştır.
İhale bedellerinin, %20'sine (avans miktarına) isabet eden fiyat farkının yapım
işlerinde yaklaşık 157.000.000 $ olarak gerçekleşmiş olması bu uygulamadan
kaynaklanan Hazine kaybını göstermektedir.
.......
Ayrıntıları önceki bölümlerde açıklandığı üzere; ek avans, ön (peşin) ödeme
adı altında müteahhitlere doğrudan veya onların adına ödenen avanslardan dolayı
ve bu avansların yasal kesintileri yapılmayarak İdarenin değişik şekillerde parasal
kayıplara uğratılmasının yanısıra, ihracat kredileri peşin ödemelerinin dışında bu
kredilerden akreditif açılarak gerçekleştirilen ödemelerde ithal edilen idare malı
malzeme için de ihzarat bedeli verilerek ve krediden yapılan bu ödemeleri
hakedişlerden düşük oranlarda kesilmesiyle idarenin kredi kuruluşlarına fazladan
faiz ödenmesiyle de müteahhitlere sözleşme dışında imkanlar sağlanmıştır.
179
Bu kesintilerin yapılması gerektiği K. G. M. nün muhtelif yazılarında
belirtilmiş olmasına rağmen, projelerin finansmanından sorumlu K.O.İ. Başkanlığı ile
kredi anlaşmalarını sevk ve idare eden ve bunların ya borçlusu, ya da garantörü
durumundaki Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bu düşünceye rağbet
etmedikleri anlaşılmıştır. Hatta Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının görüşleri
doğrultusunda da ön ödemelerin K.O.İ. Başkanlığınca karşılanması gerektiği
hakkında 15.7.1988 tarihli protokol düzenlenmiştir.
Komisyonumuzun; her iki kuruluşa yönelttiği, Ön Ödemelerin yapılması ve
buna ilişkin 15.7.1988 tarihli protokolün yasal dayanağının ne olduğuna ilişkin
sorularına karşılık,
Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı 14.10.1992 günlü 2910 sayılı yazısında:
"Kredilerin işleyişinde tıkanıklık çıktığı ve bunun da KGM ile müteahhit arasında
yapılan sözleşmelerde, ödemelerin avans ve hakediş ödemeleriyle sınırlı tutulmuş
olmasından kaynaklandığı" ifade edilirken, yapım sözleşmelerinde avansın yanısıra
ihracat kredileri ön ödemelerinin de ayrıca karşılanacağının kararlaştırılmamış
olmasının bir noksanlık ve tıkanıklık yaratma sebebi gibi gösterilmeye çalışıldığı
görülmektedir.
Oysa, sözleşmelerde ödemelerin avans ve hakediş ödemeleriyle sınırlı
tutulmuş olması son derece normal bir uygulamadır. Tüm yatırımcı kuruluşlarda da
uygulama bu yöndedir
Otoyol projelerinde ihracat ve ticari krediler toplamı her işte genellikle
sözleşme bedeline eşit olup, avanslar da sözleşme bedeli üzerinden verilmektedir.
Avansın verilme amacı da, zaten müteahhitlerin şantiye kuruluşu, makine ve
malzeme ihzaratı gibi çeşitli nakit ihtiyacını karşılamaktadır. Yani, ticari kredinin
yanısıra ihracat kredileri de hesaba katılarak %20 oranında avans verilirken, ihracat
kredisinin ön ödemeleri avansın içine dahil edilmiş olmaktadır. Bir başka ifadeyle,
avansın veriliş gerekçelerinden birisi de sözkonusu ihracat kredilerinin ön
ödemelerinin karşılanmasıdır.
H.D.T. Müsteşarlığı aynı yazısında; "%15-%85 oranındaki bir finansman
paketiyle bir makinanın alımı dikkate alındığında, peşinat (avans) ödemelerinin
%15'lik kısmının ticari krediden, %85'lik kısmının ihracat kredisinden karşılanması
gerekir." şeklinde örnek verirken, zımnen Komisyonumuzun görüşünü teyit
etmektedir.
........
Çünkü bu protokol, KGM Saymanlığınca KOİ'den para talep edilmesi, KOİ
tarafından bu paranın KGM'ye gönderilmesi, KGM tarafından da tahakkuk
müzekkeresi kesilerek gereken net ödemenin müteahhide yapılması ve yasal
kesintilerin de böylece yapılması şeklinde bir işleyişi öngörmektedir.
Olayda ise durum bunun tersi olmuştur. KOİ parayı doğrudan müteahhitlere
kendisi ödemiş, ancak KGM'ye sonradan bilgi vermiştir. Kesintilerin, ödeme
180
yapıldığında gerçekleştirilmesi gerektiği düşünülürse, KGM'nin, hiçbir şekilde
müdahale edemediği bu ödemelerin yasal kesintilerini yapmasının mantıken
olanaksız olduğu görülecektir.
Bir avansın, hiçbir kesinti yapılmadan brüt olarak ödenmesini de anlamak
mümkün değildir. Diğer taraftan, yasal kesintilerin avans verilirken değil de,
hakedişlerden mahsup sırasında yapılması, vergi kanunlarımıza aykırı olduğu gibi,
pratikte de sakıncalıdır. Avans verildikten sonra herhangi bir sebeple uzun süre
hakediş ve dolayısı ile mahsup yapılmamışsa, yasal kesintiler nasıl yapılacaktır?
Sonuç olarak, söz konusu avanslardan yapılmayan yasal kesintilerin bütün
sorumluluğu K.O.İ.'ye aittir.
.......
İzmir-Aydın Otoyolu Müteahhidi' Kutlutas-Dillingham Ortak Girişimine
15.000.000 US $ ek avans verilmesinin, Yüksek Planlama Kurulunun 26.4.1991 tarihli
91/1-48 sayılı kararına dayandığı,
Yüksek Planlama Kurulunun bu kararının 3701 sayılı Devlet Planlama
Teşkilatı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 5. maddesindeki yetkileri
çerçevesinde alındığı ve idare elemanlarını bağlayıcı olduğu,
.......
Bu nedenle, ön ödeme, peşin ödeme adı altında veya doğrudan yapılan ek
avans ödemelerinden dolayı idarenin uğratıldığı faiz ve masraf kayıplarının
(ilgililerine rücu hakları saklı kalmak üzere) ödemeye sebebiyet verenlerden
kesilmesi, gerektiği belirtilmiştir.
Müfettişlerin tespitleri, yapılmış olan ihalelerin ihale esas ve usullerinde ya da
sözleşme eklerinde bulunan şartnameye göre belirlenmiş avans ödemelerinin
uygulama aşamasına ilişkindir. Uygulama aşamasında yapılan bu ödemelerden
dolayı Hazine'nin uğradığı faiz ve masraf kayıplarının dökümü yapılmaktadır.
Ancak, TBMM Soruşturma Komisyonu'nun raporunda belirtilen iddia,
-Avans ödemelerine ilişkin ihale esas ve usullerinin tespit edilmemiş olması,
-Böylece doğan boşluk nedeniyle keyfi uygulamalara olanak verilerek
Hazine'nin zarara uğratılması, olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır.
TBMM Soruşturma Komisyonu'nun raporunda; düzenleyici işlem
niteliğindeki ihale esas ve usullerinin amacının, 2886 sayılı Yasa'nın yerine geçecek,
onun boşluğunu dolduracak kişisel takdir ve sübjektif uygulamalara yol açacak
davranışların engellenmesi olduğu belirtilmektedir. Komisyonun bu anlayışına göre,
Devlet İhale Kanunu kapsamından çıkarılan ihalelerde de bu Yasa da öngörülen
kurallara paralel esas ve usul tespit edilmelidir. Raporda, takdire dayalı hukuksal
tasarruflar kabul edilmemekte, bağlayıcı kurallar konulmasının gereği
vurgulanmaktadır.
181
Değerlendirmeye geçmeden önce, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun "avans
ödemeleri"ne ilişkin düzenlemelerinden sözetmek yerinde olacaktır. Yasa'nın
tanımlar başlıklı 4. maddesinde, şartname; yapılacak işlerin genel, özel, teknik ve
idari esas ve usullerin gösterilmesi olarak belirlenmiş, 7. maddesinde de, şartnamede
bulunması zorunlu olan konular tek tek açıklanmıştır. Maddenin (j) bendinde de,
"Avans verilip verilmeyeceği, verilecekse miktarı, şartları ve ödeme yerinin
gösterilmesi" zorunluluğu öngörülmüştür. Yasa'nın 8. maddesinde ise, şartnamelere
konulmak üzere 7. madde de sayılan hususlarla ilgili veya bunların dışındaki
konularda genel esaslar, tespit etmeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır,
İhale aşamasında şartnameye konulacak avans verilmesine ilişkin esas ve
usuller, 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ile de sınırlandırılmıştır. Yasa'nın
83. maddesinin (B) bendinin (a) alt bendinde, "Taahhüt tutarının üçte birine kadar
Bakanlar Kurulu'nca kararlaştırılan oranlarda, hizmet yerine getirildikçe mahsubu
yapılmak üzere, müteahhitlere teminat karşılığı bütçe dışı avans verilebilir. Bu
avansların verilebilmesi sözleşmelerinde öngörülmüş olması koşuluna bağlıdır"
denilmektedir. Buna göre, 1050 sayılı Kanun'a bağlı kuruluşlar, ihale
şartnamelerinde taahhüt tutarının %33,3 kadar (Bakanlar Kurulu'nca kararlaştırılan
oranlar da) avans verebileceklerdir.
Öte yandan, 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun'un Ek 1. maddesinde, genel hükümler içinde ihalesi
mümkün olmayan yol, köprü ve tünellerin, Bakanlar Kurulu'nca karar alınması
koşuluyla 2886 sayılı Kanun'la 1050 sayılı Kanun'un 83. ve 135. maddeleri hükümleri
uygulanmaksızın yerli ve yabancı firmalara pazarlıkla yaptırılabileceği
belirtilmektedir. Bu gibi durumlarda, karayolu ihaleleri 1050 sayılı Kanun'un 83.
maddesinde öngörülen avans ödemelerine ilişkin sınırlamalara uyulmaksızın
yapılabilir.
Otoyol projelerinin ihaleleri 2983 sayılı Yasa kapsamına alındığından, bunlara
ilişkin avans ödemelerinin de bu yasa kurallarına göre yapılması gerekir. Yapılan
otoyol ihalelerinin, ihale esas ve usullerinde avans ödemelerine ilişkin kurallar
bulunmakla beraber, ayrıntılı düzenlemeler ihale şartnamelerinde gösterilmiştir.
Örneğin, Gerede-Ankara (Ankara Çevre yollan dahil) otoyol ihalesine ilişkin
şartnamenin 60/9 nolu "Avans verilmesi ve şartları" bölümünde aynen, "İşe ait ön
program onandıktan sonra müteahhidin yazılı isteği üzerine avans teminat
mektubunun ibrazı üzerine kredi andlaşmasındaki şartlara ve para birimlerine göre
ihale bedelinin %20'si oranında avans verilebilir. Avans mektupları idarece kabul
edilebilecek nitelikte ve usulüne uygun olacaktır.
İş programında gecikmeler olduğu veya iş'e gereken süre içinde başlanmadığı
takdirde İdare, her zaman için (mahsubu yapılmamış avansın veya bakiyesinin
bölümünü), bu gibi hallerin vukuunu takip eden ilk hakedişte defaten kesmek veya
aylık ödeme kalmamış veya yetersiz ise, teminat mektubunu nakde tahvil etmek
hakkına sahiptir.
182
Avans, yapılan işlerin tutan ihale bedelinin yüzde yirmisine (%20) eriştiğinde
başlamak üzere, işlerle ilgili her hakedişin yüzde otuzuna (%30) tekabül eden bir
meblağın aylık ödemelerden kesilmesi suretiyle tahsil edilir.
Teminat mektubu, tahsil edilen avans ile aynı meblağda serbest bırakılır.
İşlerin tasfiyesi halinde, Müteahhit, tasfiyenin kabul edildiği tarihten itibaren
bir ay zarfında tahsil edilmemiş olan avansı nakden ödemek zorundadır. Bu sürenin
sonunda söz konusu ödeme yapılmadığı takdirde, avansın bakiyesi, teminat
mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle mahsup edilir.
Avanslar hiçbir surette başkalarına temlik edilemez, avans teminat
mektuplarına ihtiyati tedbir konulamaz" denilmektedir.
İhale esas ve usullerinde ise, müteahhitlere, sözleşmede belirtilen şartlarla
ihale bedelinin %20 nispetinde avans verilmesi öngörülmektedir. Ancak, yukarıda
belirtildiği gibi bunun ayrıntıları şartnamelerde gösterilmiştir.
Bu nedenle, TBMM Soruşturma Komisyonunun raporunda yer alan "avans
ödemelerine ilişkin ihale esas ve usullerinin tespit edilmemesi nedeniyle boşluk
doğduğu" savı yerinde görülmemiştir.
Avans ödemelerinde hukuksal boşluk sonucu doğan keyfi uygulamalar
nedeniyle Hazine'nin zarara uğratıldığı savına gelince, Sözleşme eki şartnamede
avansa ilişkin öngörülen kurallar, ihale konusu işin yapım ve uygulama aşamasında
gerçekleşen ödemeleri kapsamaktadır. Avans ödemelerine ilişkin uygulama ise,
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun 2.7.1986 gün ve K.23 sayılı kararı ve
Karayolları Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı
arasında imzalanan 2.7.1986 günlü protokol gereğince yürütülmektedir. 2983 sayılı
Yasa'nın öngördüğü ihale düzeninin birer parçası durumunda olan bu karar ve
protokol uyulması zorunlu olan düzenlemelerdir. Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı
Kurulunun K.23 sayılı kararının 2. maddesinde, "Bahsi geçen otoyolların finansmanı
için Kamu Ortaklığı Fonu'ndan Maliye ve Gümrük Bakanlığı Karayolları Merkez
Saymanlığı hesabına aktarılan tutarların Saymanlık tarafından emanet hesabına
alınarak Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresince belirlenecek esaslar dahilinde
Karayolları Genel Müdürlüğü'nce verilecek talimatlara istinaden, gerekli kanuni
kesintiler yapıldıktan sonra ilgili yerlere ödenmesine ve bu ödemelerden yapılan
kesintilere ait kanuni vecibelerin saymanlık tarafından yerine getirilmesine"
denilmekte 3. maddesinde de "Yukarıda belirtilen projelerden ihalesi yapılmış ve
yapılacak olan işlerle ilgili sair icraat ve finansman muamelelerinin Toplu Konut ve
Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında
imzalanacak birer protokolle düzenlenmesine" karar verildiği belirtilmektedir. Bu
kurallar gereğince KGM ile Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi arasında 2.7.1986
gününde bir protokol yapılmış olup bunun 2. maddesinde İdare'nin (Toplu Konut ve
Kamu Ortaklığı İdaresi) yapacağı işler, "Karayolları Genel Müdürlüğünün yapacağı
işlerle ilgili her türlü ödemelerin nakdinin (Hakediş, avans, akreditif, KDV, gümrük
damga resmi, kur farkları, bankacılık masrafları, akdedilmiş sözleşmelerin
183
yürütülmesinden doğabilecek her türlü ödemeler vs.) Fonun nakit durumu ve
finansman plânı dikkate alınmak kaydıyla fon tarafından karşılanmasını sağlamak,
KGM Saymanlığınca adi emanet hesabından ilgili projelerin ödemelerinin
yapılmasını sağlamak üzere KGM Saymanlığı adına Merkez Bankası Ankara Şubesi
nezdinde açılan hesaba, KGM'nün vereceği ödeme planına göre, gerekli nakdi
aktarmaktır" biçiminde belirlenmektedir.
Görüldüğü gibi, KGM'nce 2983 sayılı Yasa kapsamında gerçekleştirilecek olan
otoyol projelerinin uygulanma aşamalarında, hakediş, avans, akreditif, KDV ve kur
farkları gibi sözleşmenin yürütülmesinden doğan tüm ödemeler için hem Karayolları
Genel Müdürlüğü'ne, hem de Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi'ne kimi görev
ve sorumluluklar yüklenmiştir. Başka bir anlatımla, avans ödemeleriyle bunların her
hakedişten belli oranlarda kesilmesi görev ve sorumluluğu başta KGM olmak üzere,
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi sorumlularına aittir.
Sorumluluk bu şekilde olmasına karşın, TBMM Soruşturma Komisyonu
raporunda, otoyol yapımlarında sözleşmeye bağlı avans oranının %20 olduğu, ilave
avanslarla bu oranın %25'e kadar çıktığı belirtilerek bakanlar suçlanmaktadır.
İsmail Safa Giray ve Cengiz Altınkaya ise ihale sözleşmelerindeki ilk keşif
bedeline göre %20 oranında olan avansların zaman içinde keşif bedellerinin artması
sonunda çok daha düşük oranlara tekabül ettiğini savunmuşlardır. Bu konuda
27.2.1995 günlü savunmasında dönemin Karayolları Genel Müdürü Atalay
Coşkunoğlu ise aynen:
"Müfettişlerin usulsüz addettiği işlemlerden birisi de verilen avanslardır.
Avansların hem miktarı ve hem de zamanlaması sorgulanmıştır. Bir defa avans,
müteahhidin, işin başında, şantiye kurma ve mobilizasyon sebebiyle karşılaştığı
büyük finansman yükünü hafifletmek ve bu suretle sağlanan mali rahatlık içinde
hazırlıklarını hızla yapması için verilir. Bu dönemde, şantiyelerini kuracaktır,
makine, araç-gereç ve malzeme alacaktır, personel kadrolarını oluşturacaktır. Otoyol
işlerinde, avans daha da önem kazanmıştır: İş hacmi çok büyüktür. (Toplam 1 milyar
m3 toprak işi, Atatürk Barajındaki toprak hacminin 6 katından fazla) Diğer inşaat
işleri gibi toplu değildir, kilometrelere yayılmıştır. Bu sebeple, birden fazla şantiye
kurmak gerekmiştir. Her şantiye, bürolarıyla, yaşama alanlarıyla, atölye ve
ambarlarıyla, çeşitli imalat yerleri ile adeta bir şehir gibidir. (Ankara yakınında
Mürted'de böyle bir şantiye vardır; gezilip görülebilir...) Diğer taraftan, inşaat için
öngörülen süre, bu büyüklükteki projelere göre kısa tutulmuştur. İnşaatın
başlamasına yeterli ilk projelerin yapılması ve mobilizasyon için gerekli süre dahil,
genelde dört yıldır. (Çeşitli ihale olurlarında görülmektedir.) İş hacminin büyük
olması ve inşaat süresinin de kısa tutulması sebebiyle müteahhidin işin başında
büyük bir makine araç-gereç parkını (Ek-56) oluşturması gerekmiştir, işte, bu
sebeplerle avans, müteahhidin hızla mobilizasyonunu hızla tamamlayabilmesi için
başlangıçta verilmiştir. Ama fiili avans ödemeleri, sözleşmede öngörülen sürelerde
yapılamamıştır.
184
Müfettişlerin görüşüne göre başlangıçta, avans, sadece sözleşme bedelinin
tasarıma tekabül eden kısmının %20'si kadar olmalıydı. Yapım keşfine tekabül eden
avans ise, eğer doğru anladıysam, inşaata başlarken verilmeliydi. Avansın bu şekilde
ödenmesinin, müteahhidin mobilizasyonuna bir faydası olmayacağından, hazırlıklar
tamamlanıncaya kadar çalışmalarda hızlı bir gelişme de beklenemezdi. Bütün
dünyada avans işin başında verilir ve genelde de %20'dir. (Tut.s.526, 628) (Haliç
Köprüsünün Genişletilmesi projesinde de %20'dir.,.)
Bizde de avansın işin başında verilmesiydi, sürenin ilk yılında, bir taraftan
proje hazırlanırken diğer taraftan inşaatın başlaması için gereken hazırlıkların
tamamlanması, yani şantiyelerin kurulması, makine, araç-gereç siparişi ve şantiyeye
getirilmeleri, personel kadrolarının oluşturulması ve işe başlamaya yeterli miktarda
demir, çimento, kereste, kum-çakıl gibi inşaat malzemelerinin ihzar edilmesinin
sağlanması amaçlanmıştır. Çünkü bu aktiviteler zaman almaktadır. Örneğin bir
makinanın siparişinden şantiyeye gelmesine kadar 6 ay ila 1 yıla ihtiyaç vardır.
Çünkü büyük iş makinaları, sipariş üzerine yapılır. Gidip stoktan alamazsınız. Eğer,
avansı, inşaata başlarken verirseniz, siparişlerin gelip işe girmelerine kadar geçecek
zamanı kaybedersiniz. Bu büyüklükteki bir iş için gerekli makine parkı, büyük bir
yatırım demektir. Kınalı-Sakarya Otoyolunun sadece makine parkının satın alma
değeri, 120 milyon dolar mertebesindedir. Aynı değer, İzmir-Aydın Otoyolunda
85.000.000.- Dolardır. (Ek-57) Şantiye kurulması, diğer araç-gereç ve malzeme
ihzaratı gibi ihtiyaçlar için yapılan harcamaları da düşünürsek, müteahhidin
mobilizasyon için, verilen avansın çok üzerinde mali kaynağa ihtiyacı olduğu
görülür. Bu sebeple, %20 avans, inşaat işleri için yüksek bir meblağ değildir. Çünkü
işin başında, büyük çapta finansman gereği vardır. Avans, o zaman verilirse derde
deva olur, beklenen fayda sağlanır.
Müfettişlerin avanslar konusundaki bir iddiası da kredi anlaşmaları gereği
ödenen peşinatlarla beraber verilen avans miktarının %20'yi geçtiğidir. İlk sözleşme
bedellerine oranlarsanız, bu doğru olabilir. Ancak, sözleşmelerin avansla ilgili
maddesinde ihale bedelinin %20'si oranında avans verilebileceği belirtilmiştir. Keşif
bedeli arttıkça, verilebilecek avans miktarı da artmaktadır. Bu sebeple, verilmiş her
türlü avans toplamını son keşif bedeli ile karşılaştırırsak nihai avans oranını
bulabiliriz.
Bilgi toplayabildiğim bazı otoyollarda, avans oranları şöyledir:
İzmir Çevre Yolu - Aydın Otoyolu %9.35 (Ek-57)
(Tarsus-Pozantı) Ay.-Adana-Gaziantep %7.7 (Ek-58)
Kazancı-Gümüşova Otoyolu %7.41 (Ek-59)
Gümüşova-Gerede Otoyolu %14.02 (Ek-60)
Gerede-Ankara ve Ankara Çevreyolu %9.54 (Ek-61)
185
Görüleceği gibi, kredilerden yapılan peşin ödemeler de dahil olmak üzere
avans oranları, sözleşme sınırı olan %20'nin çok altındadır" demiştir.
Sorun, avans ödemelerine sözleşmedeki ihale bedelinin mi, yoksa sonradan
keşif artışları sonucu oluşan toplam ihale bedelinin mi baz alınacağından
kaynaklanmaktadır.
Ancak, sanıkların hakediş, avans, akreditif gibi ödemelerde onaylayıcı
nitelikte herhangi bir imzaları bulunmamaktadır.
Ayrı bir tüzelkişiliğe sahip olan Karayolları Genel Müdürlüğünün
müteahhitlere yapılan ödemelerle ilgili görev ve sorumluluğuna herhangi bir şekilde
katılmamış olan kişilere cezai sorumluluk yüklenemez. Nitekim, yukarıda bölümler
halinde alınan 5.7.1993 günlü müfettiş inceleme raporunda da, ön ödeme, peşin
ödeme adı altında veya doğrudan yapılan ek avans ödemelerinden dolayı idarenin
uğratıldığı faiz ve masraf kayıplarının ödemeye sebebiyet verenlerden alınması
gerekeceği belirtilmiştir. 2983 sayılı Yasa'ya göre yapılan otoyol projelerinde KGM ile
Bayındırlık ve İskân Bakanı arasındaki ilişki, ihale esas ve usullerinin saptanması ve
ihale oluru verilmesi dışında herhangi bir sorumluluğa olanak vermemektedir.
Sözleşmelerin yapılması (ek sözleşme dahil), uygulanması, 2.7.1986 günlü protokol
gereğince KGM'ne aittir. Bakanları, Anayasa'nın 112. maddesiyle Bayındırlık ve
İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 180 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname'nin 5. maddesindeki, "emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden
sorumlu" olacaklarına ilişkin kurallara dayanılarak sorumlu tutmak olanaksızdır.
Ayrıca, otoyol müteahhitlerine sözleşmelerine göre ihale bedelinin %20'si
oranında avans verilmiş olmasına karşılık, İzmir- Aydın Otoyolu müteahhidi
Kutlutaş firmasına Yüksek Planlama Kurulu kararına dayanılarak 15 milyon ABD
doları ek avans verildiği iddia edilmiştir. Ek avansla ilgili firmanın gerekçeli talebi
Devlet Bakanlığı'nca Yüksek Planlama Kurulu'na aktarılmış, Kurul, 26 Nisan 1991
günlü, T-40 sayılı kararla bunu kabul etmiştir. 3701 sayılı Devlet Planlama Teşkilatı
Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 5. maddesinde öngörülen yetkiler
çerçevesinde Yüksek Planlama Kurulu'nun almış olduğu bu karar uygulamayı
yürüten idareler yönünden bağlayıcı ve uyulması zorunlu olan düzenlemelerdir.
Belirtilen nedenlerle, avans ödemelerine ilişkin sanık bakanların
sorumlulukları saptanamadığından ileri sürülen iddialar yerinde görülmemiştir.
g‐ TBMM Soruşturma Komisyonu Raporu'nun III. nolu "Meclis Soruşturması
Önergesinde İleri Sürülen İddiaların İncelenmesi ve Soruşturulması" bölümünde,
önergede ileri sürülen iddialar incelenerek kimi saptamalar yapılmıştır. Bu bölümün
(c) bendinin 7. sırasında yapılan belirleme şöyledir:
"Gümüşova-Gerede Otoyolu, Astaldi S.P.A. Firmasına 10.10.1986 tarihinde
ihale edilmiştir. Ancak ihale tarihinden daha önceki tarihlerde yapılan öngörüşmeler
186
sonucunda idare ile müteahhit arasında sözleşme yapma vaadiyle protokol ve
anlaşmalar imzalanmıştır.
Bu protokol ve anlaşmalar yapılırken Amerikan Express Bank önderliğindeki
konsorsiyumdan 115.000.000 ECU'luk kredi sağlanmış; ödemeler ABD Doları
cinsinden yapıldığı için 24.1.1986 tarihinde $/ECU paritesinin 1$=1.299272 ECU
şeklinde sabitleştirmesine karar verilmiştir. Ön anlaşmanın yapıldığı tarihte
(24.1.1986) gerçek kur 1$=1.1179 ECU olmasına rağmen geçmiş tarihli bir döviz
kurunun esas alınmasıyla 1$=1.299272 ECU hesabıyla 115 milyon ECU karşılığında
idare 14.360.350 ABD Dolan zarara uğratılmıştır.
Bundan başka 16.4.1987 tarihinden 2.9.1991 tarihine kadar sözkonusu olan
hakedişler dikkate alındığında 1 ABD $=1.299272 ECU sabit kuru esas alınarak
krediden yapılan ödemenin 108.592.088.43 ECU olduğu; bu ödemelerin ödeme
tarihindeki reel kur üzerinden yapılması halinde toplam 67.807.144.21 ECU'luk
ödemenin yapılmış olması gerekeceği; dolayısıyla bu sabitleştirmeyle 2.9.1991 tarihi
itibariyle 40.784.944.22 ECU'luk miktarın fazladan ödendiği görülmüştür. Bu
miktarın ödeme tarihindeki reel kur üzerinden Dolara çevrilmesi halinde ise idarenin
bu yolla doğan zararının 51. 320. 197.45 ABD $ olduğu anlaşılmaktadır."
Raporun IV nolu bölümünde de, III. bölümde yapılan açıklama ve varılan
tespitler yönünden haklarında soruşturma açılan eski Başbakan ve bakanların
sorumlulukları değerlendirilmiş V. bölümde ise, "sonuç ve karar" başlığı altında,
sorumlular ve sorumlulara isnat edilen suçlar belirtilerek, yargılanmak üzere Yüce
Divan'a şevkleri istenmiştir.
Ancak, III. bölümün (c) bendinin 7. sırasında yer alan ECU ve ABD doları
arasındaki parite farkından kaynaklanan idarenin uğradığı 51.320.197.45 dolar zarar
için Meclis Soruşturması açılan Başbakan ya da bakanlar hakkında IV. ve V.
bölümlerde herhangi bir sorumluluk tespiti ve suç isnadında bulunulmadığı gibi
dava açılmasına esas olan TBMM'nin 20.1.1993 günlü, 211 sayılı kararında da bu
konuya değinilmediğinden bu iddiaya ilişkin herhangi bir değerlendirme
yapılmamıştır.
2‐ 89/14657 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararını İmzalayarak Müteahhitlere
Fiyat Farkı Ödenmesine Olanak Verilerek Hazinenin Zarara Uğratıldığı Savı
TBMM'nin kararına dayanak yapılan Soruşturma Komisyonu raporunda
Karayolları Genel Müdürlüğü ile otoyol ihalelerini alan firmalar arasında imzalanmış
olan ana sözleşmelerin 70. ve 71. maddelerinde, bedeli döviz karşılığı olarak ödenen
işlere fiyat farkı verilmeyeceğinin öngörülmesine karşın, Bakanlar Kurulu'nun
"Yabancı para birimlerine dayalı birim fiyatlarla ihalesi yapılmış ve yapılacak olan,
otoyol, köprü, tünel yapımı ile kontrollük, mühendislik, etüt proje ve müşavirlik
işlerinde fiyat farkı hesabında uygulanacak esaslar"ı içeren 89/14657 sayılı kararıyla,
otoyol yapım işlerinde fiyat farkı ödenmesi sonucunda hazinenin zarara uğratıldığı
ileri sürülerek, kararı imzalayan İsmail Safa Giray'ın TCK'nun 240. ve 80. maddeleri
gereğince cezalandırılması için Yüce Divan'a şevki istenmiştir.
187
Safa Giray'ın 13.12.1983-7.7.1988 tarihleri arasında Bayındırlık ve İskân
Bakanı, 7.7.1988-20.10.1990 tarihleri arasında da Milli Savunma Bakanı olarak görev
yaptığı anlaşılmıştır. Buna göre sanık, hazineyi zarara uğrattığı iddia edilen 89/14657
sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi'ni, Milli Savunma Bakanı olduğu sırada
imzalamıştır.
Safa Giray'ın, 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararını imzalamak suretiyle
hazineyi zarara uğrattığı konusunda, TBMM Soruşturma Komisyonu raporunun
gerekçesinde şöyle denilmektedir:
" Bu Kararnamenin gerekçesinde, ABD Dolarının Türkiye dışında ve
Türkiye'de satın alma gücünde 1985 yılından itibaren değer kaybı olduğu ve
Türkiye'de fiyat artış oranlarının, ABD Dolarının, Türk Lirası karşısında değer
kazanma oranından daha büyük olduğu vurgulanmıştır.
Aynı gerekçede, süresi bir yıldan uzun süren ihalesi yapılacak otoyol
işlerinde, yabancı para birimlerinde meydana gelebilecek değer kayıplarının, fiyat
farkı olarak kendilerine ödeneceğinin, teklif öncesinde, müteahhitlerce bilinmesi
halinde, teklif bedellerinin daha düşük olacağının beklendiği belirtilmektedir. Bu
mantık, ihalesi yapılacak otoyol işlerinde meydana gelebilecek değer kayıplarının
ekonomik bunalım halinde bile fiyat farkı ödenmeyeceği hükmünün müteahhitlerce
bilinmesi halinde, bu hususun müteahhitler tarafından dikkate alındığının ve
müteahhitlerin ileride doğabilecek riskleri gözönünde bulundurarak birim fiyat
tekliflerini yüksek tutuklarının kabulünü gerektirir. Yukarıdaki (2) nci maddede
açıkça izah edildiği gibi müteahhitler fiyat farkı verilmeyeceğini bilerek birim
fiyatlarını o günün fiyatlarından çok yüksek tutmuşlardır.
Otoyol İhalelerine ilişkin sözleşmeler, müteahhitler ile İdare (Karayolları
Genel Müdürlüğü) arasında imzalanmış olan "Özel Hukuk" ilişkilerine dair
sözleşmelerdir.
Bu özel hukuk sözleşmelerinin (Kararnameden önce imzalananlar)
raporumuzun III üncü Bölümünün C/1 inci maddesinde belirtilen 70 inci ve 71 inci
maddeleri, hiçbir surette fiyat farkı verilmeyeceğini (hatta ülkede ağır ekonomik
bunalım nedeniyle devalüasyon v.s. sebeplerle işle ilgili masrafların artması halinde
dahi) açık ve net bir şekilde hükme bağlamaktadır. Bu sözleşmelerin 80 inci maddesi;
"Sözleşmeler, T.C. Hükümetinin geçerli kanunlarına uygun olarak yürütülecek,
açıklaması, da (bu) Kanunlara göre yapılacaktır" demektedir. Borçlar Hukukunun
temel prensiplerine göre, istisna akitlerinde (eser sözleşmeleri) "iki tarafça önceden
düşünülemeyen olağan dışı sebeplerin vukuu" hariç, müteahhit bedelin arttırılmasını
isteyemez. Esasen tarafların; işle ilgili bütün riskleri "basiretli bir tüccar gibi" dikkate
almaları gerekir (TTK). Kaldı ki, sözleşmeler ekonomik bunalım halinde dahi fiyat
farkı ödenmeyeceğini hüküm altına almış olduğuna göre, müteahhitlerin fiyat farkı
isteme ve kendilerine bu ödemelerin yapılması için önceden öngörülmemiş muhik
hiçbir sebep yoktur. Ayrıca böyle bir sebep olsa bile, bu arttırımı tayin ve tespit
188
yetkisi taraflardan birine değil, B.K.na göre hakime, sözleşmelerin 67 nci maddesine
göre ise hakeme aittir.
Otoyol ihalelerine ilişkin sözleşmeler, yukarıda da değinildiği gibi, idare ile
müteahhit arasındaki hak ve borçları tüm ayrıntıları ile ve eksiksiz düzenleyen özel
hukuk sözleşmeleridir.
Bu nedenle, icra organının bu alana müdahalesi mutat değildir.
...............................
Kararname, müteahhitler ve idare arasındaki özel hukuk sözleşmesine
müdahale ederken, geçmişe de şamil hükümler getirmiş ve yürürlüğe girdiği
tarihten önce müteahhitlerin idare ile yaptıkları sözleşmelere uygun olarak
tamamlayıp kendi teklif etmiş oldukları fiyatlar üzerinden ve hiçbir itirazı kayıt ileri
sürmeden bedelini almış oldukları işlere de fiyat farkı ödenmesini öngörmüştür. Bu,
idarenin kamu menfaatlerinden tek yanlı ve hiç sebepsiz vazgeçmesi anlamına
gelmektedir.
Müteahhitler ile idare arasındaki sözleşmeler özel hukuk ilişkisi olmakla
beraber, yürütmenin bunlara müdahalesi idarî işlem mahiyetindedir. İdare
hukukunun temel prensiplerinden biri ise, idarî işlemlerin genel olarak geçmişe
dönük sonuç doğurmamasıdır.
.............................
Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış ve bedeli ödenmiş
imalat v.s. ye dahi fiyat farkı ödenmesi hükmünü getiren 4 üncü maddesindeki
düzenlemenin, hukukun genel prensipleri ve kumu yararı açısından hiçbir haklı yanı
olmadığı, özellikle kamu yararına açıkça aykırı olduğu söz götürmez biçimde
ortadadır. Bu hüküm, 30.10.1989 tarihinden önce yapılmış işler için haksız ve
sebepsiz yere müteahhitlere fark ödenmesine neden olmuştur.
Kararnamenin genel düzenlemesi, "Yönetim çıkarının üstün tutulacağı"
kuralına aykırı biçimde müteahhitler lehine yapılmıştır. Öyle ki Kararname, doların
değer düşüklüğünden ötürü fiyat farkı ödeneceğini öngörmüş ancak, dolar değerinin
yükselmesi halinde kesinti yapılacağı hükmünü koymaktan kaçınmıştır. Oysa,
yurtiçi ihalelerde fiyat farkı ödenmesine ilişkin 8/13181 sayılı Kararname, "ödenir
veya kesilir..." ifadesiyle bu iki durumu da öngörmektedir. Yine Karayolları Genel
Müdürlüğünce otoyol işleri sözleşmelerinde yararlanıldığı ifade edilen, Türkçe adı
ile Uluslararası Müşavirler Birliği (FIDIC) orjinal tip sözleşmelerinde, fiyat farkı
sözleşmelerinde öngörülüyor ise, iki seçeneğe de (ödenmesi-kesilmesi) yer verilmesi
gerektiği belirtilmektedir.
Kaldı ki; 28.7.1988 gün ve 88/13181 sayılı bir Kararname çıkarılmıştır. Bu
Kararnamenin 16/e maddesine göre; bedeli döviz ile ödenen işlere, taahhüt içinde dış
kaynaklı malzeme ve fiyat unsurları bulunup da fiyatı döviz veya döviz artı Türk
Lirası şeklinde ödenen iş kalemlerinin döviz kısımlarına, bedeli döviz karşılığı Türk
Lirası ile ödenen işlere, sözleşmesi gereği kur farkları ayrıca ödenen işlere fiyat farkı
189
ödenemeyeceğini hükme bağlamıştır. Dikkat edileceği üzere bu kararname, 1988
yılında çıkarılmıştır. Bu Kararname ile Bakanlar Kurulu; yabancı para birimleri ile
ihale edilen işlerde fiyat farkı ödenmeyeceğini öngörmüş, bir yıl sonra çıkarılan
1989/14657 sayılı Kararname ile de 1985 yılından geçerli olmak üzere fiyat farkı
ödeneceğini karara bağlamıştır. Bu bir çelişkidir. Zira 1985'ten 1988'e kadar geçen 3
yıllık zaman süresi içinde koşullarda bir değişikliğin olmadığını, Bakanlar Kurulu
88/13181 sayılı Kararla kabul etmiştir. Sonradan çıkarılan 89/14657 sayılı
Kararnameyle geçmişe yönelik olarak 1985 yılından itibaren fiyat farkı uygulanması
keyfidir.
"İdarenin görevi, kamu yararını yerine getirmektir; kamu idaresine tanınmış
olan üstünlükler, ancak idarî işlem ve eylemlerin kamu yararına olmaları şartıyla
haklı görülebilirler. Bu anlayıştan hareketle bir idari otoritenin, ona emanet edilmiş
özel misyonun esprisini unutarak üstünlüklerini, kamunun yararına olmayan,
dolayısıyla meşru sayılmayan amaçlar için kullanmaya kalkışması halinde yetki
saptırması mevcut demektir.
..........................................
Her şeyden önce bir bakanın fiil veya işlemi cezai neticeler de doğurmakta ise
kusurun şahsi olduğunda tereddüt edilemez."
İddianın önemli dayanağını oluşturan ve ihalesi yapılmış otoyollarda fiyat
farkı verilmeyeceğini öngören ana sözleşmelerin 70. ve 71. maddeleri ise şöyledir:
"70- Fiyatların artması ve azalması:
İşlerin yapılış maliyetini etkileyen işçilik ve/veya malzeme veya diğer
hususların fiyatlarındaki yükselmelerde veya düşmelerde bunlarla ilgili, ilave bir
ödeme veya kesinti yapılmayacaktır."
"71.- Büyük Ekonomik Bunalımlar:
Teklif tarihini takiben işlerin inşa edilmekte veya edilecek olan ülke dahilinde
o ülke hükümetinin döviz kısıtlamaları koyması veya ülke parasının devalüasyonu
sonucu büyük bir ekonomik bunalım meydana geldiği takdirde idare söz konusu
ekonomik bunalım sebebiyle veya neticesinde işlerin icrası bakımından veya işlerle
ilgili olarak artan masrafları müteahhide ödemeyecektir. Ancak, işbu maddedeki
hiçbir husus söz konusu durumlarda müteahhide tanınmış olan her türlü hakları
veya hukukî yolları hiçbir şekilde ihlal etmeyecektir".
Bakanlar Kurulu'nun 19.10.1989 günlü, 89/14657 sayılı fiyat farkı kararnamesi
kararı, 30.10.1989 gün ve 20327 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir.
Buna göre:
İş grupları;
a) Toprak işleri ve peyzaj,
190
b) Büyük sanat yapıları, küçük sanat yapıları ve tüneller,
c) Üst yapı işleri,
d) Güvenlik ve trafik işaretlemesi,
e) Tesislerin etütlerinin , ön ve uygulama projelerinin, nihai
(As-Built) projelerinin hazırlanması,
f) Kontrollük, mühendislik ve müşavirlik hizmetleri,
olmak üzere ana başlıklarda toplanmış ve işin özelliğine göre yurtiçi ve
yurtdışı endekslerle bağlantılı formüllere göre fiyat farkı ödenmesi öngörülmüştür.
Kararnamenin 12. maddesinde ise, esasların yürürlüğe girdiği tarihten önce
sözleşmeleri yapılan ve devam eden işlerde, müteahhitler ile idare arasında
yapılacak ek sözleşmelerle uygulamaya ilişkin konuların saptanacağı belirtilmiştir.
Kararnamenin yürürlüğe girmesiyle, devam etmekte olan işler için "Ek Sözleşmeler"
yapılarak, yürürlük tarihinden sonra yapılan ihalelerde ise, ana sözleşmelere kurallar
konularak uygulamaya geçilmiş ve fiyat farkı ödemeleri yapılmıştır.
Devam etmekte olan otoyol yapımlarında fiyat farkı verilmesini zorunlu kılan
nedenler, firmaların buna ilişkin talep yazılarında ve sanıkların savunmalarında
ayrıntılı biçimde açıklanmaktadır.
Müteahhit firmaların başvurularında belirttikleri olumsuz şartların başında
"sözleşmedeki baz para birimi olan Amerikan Doları'nın Türkiye'de ve Türkiye
dışında uğradığı değer kaybı" gösterilmiştir. Bunun dışında, Türk mali mevzuatında
yapılan kimi değişikliklerin de maliyet artışları üzerinde önemli etkiler doğurduğu
anlatılmıştır. (Doğuş firmasının KGM'ne verdiği 22.8.1989 gün ve TŞ- KB-1901/282
sayılı dilekçe, Enka-Bectel ortaklığının 22.8.1989 gün ve AA/KGM/7029 sayılı
dilekçeleri; Balfour Beatty-Entes ortaklığının 23.8.1989 gün ve YE/61078/KGM
6.1/5161 sayılı dilekçeleri v.b. diğerleri). Bu olumsuz koşulların işleri yapılamaz
duruma getirdiği, hatta işi bırakabilecekleri dilekçelerde vurgulanarak konunun
acilen çözüme kavuşturulması istenilmiştir.
Firmaların bu yoğun talepleri karşısında 89/14657 sayılı fiyat farkı ödenmesini
öngören Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkarılmıştır.
Kararnamenin gerekçesinde, 1985 yılından İtibaren Amerikan Doları'nda
meydana gelen değer kaybının "zorunlu sebep" olarak kabul edildiği görülmektedir.
Amerikan Doları'nın Türk Lirası karşısındaki artışıyla, Türkiye'deki enflasyon
oranındaki artış arasında dolar aleyhine gelişen bu durum hakkında Mahkememizin
11.7.1994 gün ve 1994/38 sayılı yazısı ile T.C. Merkez Bankası Başkanlığı'na yazılan
yazıya verilen cevapta, 1984 ile 1994 yılları arasında TL/$ kur oranları ile enflasyon
oranı arasında karşılaştırma yapılarak tablolar düzenlenmiş ve buna ilişkin
açıklamalarında da aynen:
"İlgili yazınız ekinde yer alan (1.) soruya cevap olarak;
191
Tablo 1' de 31/12/1984 tarihinden başlayarak yıl sonları itibariyle resmi ve
serbest piyasa TL/$ kurları ile kurdaki ve enflasyon oranındaki aylık yüzde
değişimler gösterilmektedir. Ayrıca söz konusu Tabloda 31/12/1984-100 alınarak
kurlarda ve enflasyon oranındaki kümülatif değişimler verilmiştir.
31/12/1984=100 alındığında resmi TL/$ kur endeksi 30/06/1994 tarihi itibariyle
6986.2, serbest piyasa TL/$ kur endeksi 6732.0, Toptan Eşya Fiyat Endeksi ise 8177.4
olarak hesaplanmıştır. Buna göre anılan tarihler arasında gerek resmi, gerekse
serbest piyasa TL/$ kurunun, enflasyon oranının altında değer kazandığı
görülmektedir. Bu durumda Türk Lirasının ABD Dolarına karşı reel olarak değer
kazandığı söylenebilir. Bu durum Tablo 1'de hesaplanan reel kur endeksinden de
izlenebilir. Reel kur endeksi, TL/$ kur endeksinin Toptan Eşya Fiyat Endeksine
oranlanması sonucu hesaplanmıştır. Kurdaki değişim enflasyon oranındaki değişime
eşit ise endeksin 100 çıkması, kurdaki değişim enflasyon oranındaki değişimin
üzerinde ise 100'den büyük; kurdaki değişim enflasyonun altında ise 100'den küçük
çıkması gerekir. Bu değerler gerek resmi gerekse serbest piyasa kurları baz
alındığında 100'den küçük çıkmıştır. Bu durumda TL/$ kurundaki artışın enflasyon
oranındaki artışın altında kaldığı söylenebilir.
Yazınız ekindeki (2.) soruya cevap olarak ise;
Tablo ll'de yıllık ortalama DEM/$, Yen/$ ve $/STG kurları gösterilmektedir
($/STG ters kotasyondur. 1 seterimin kaç Dolara eşit olduğunu gösterir). Yıllar
itibariyle söz konusu üç para birimi de ABD Doları karşısında değer kazanmıştır"
denilmiştir.
Merkez Bankasının bu cevaplarından anlaşılacağı gibi, Bakanlar Kurulu'nca
çıkarılan 89/14657 sayılı kararnamenin gerekçesinde belirtilen konular
doğrulanmaktadır. Ayrıca, kararnamenin gerekçesinden doğmuş ve doğacak
hukuksal sorunların ortadan kaldırılmasının da amaçlandığı anlaşılmaktadır. Zira,
ihaleye esas alınacak birim fiyatların 1985 yılında tespit edilmesine karşın, Hazine ve
Dış Ticaret Müsteşarlığı'nca yüklenicilerin buldukları dış kredilere ilişkin işlemlerin
sırayla yapılmış olması uzun zaman aldığından, sözleşmeler ancak 1987 yılında
gerçekleşmiştir. 1985 yılı koşullarına göre gerçekleşen birim fiyatlar nedeniyle
yükleniciler tazminat taleplerinde bulunmuşlardır. Bu yoğun taleplerin çok sayıda
dava konusu yapılarak çözümlenmesi yerine, objektif, genel bir düzenleyici işlemle
sonuçlandırılması siyasi bir tercih olarak nitelendirilmelidir. Bu nedenle, yapılmış
olan ek sözleşmelerde fiyat farkı uygulaması karşılığında hangi nedene dayalı olursa
olsun firmaların idareye karşı ileri sürdükleri tazminat taleplerinden
vazgeçeceklerine ilişkin kurallar bulunmaktadır. Kuşkusuz, gerekçede belirtildiği
gibi, tüm bu uygulamaların amacı otoyol projelerinin zamanında
sonuçlandırılmasını temin etmektir.
Bakanlar Kurulu, otoyol projelerine fiyat farkı uygulamak suretiyle hukuksal
sorunları bitirmek, işleri hızlandırarak hayata geçirilmesini sağlamak gibi temelinde
siyasal takdir niteliği baskın olan bir kararname çıkarmıştır. Anayasa'nın 112.
192
maddesine göre, Bakanlar Kurulu üyelerinin genel siyasetin yürütülmesinden dolayı
sorumlulukları ortaklaşadır. Başka bir anlatımla, Bakanlar Kurulu kararlarından
doğan sorumluluk siyasi sorumluluktur. Ancak, siyasi sorumluluk yanında cezai
sorumluluktan söz edebilmek için başka koşulların varlığı gerekir.
Bir Bakan'a siyasi sorumluluk kapsamında değerlendirilen Bakanlar Kurulu
Kararnamesini sadece imzalanmış olması nedeniyle cezai sorumluluk yöneltilemez.
Safa Giray, 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesini Milli Savunma
Bakanı sıfatı ile imzalamış bulunduğundan, Kurul'un diğer üyelerini özel bir amaç
için hataya düşürerek yönlendirmesi de söz konusu değildir.
Ayrıca;
89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile KGM ve firmalar arasında
yapılmış olan özel hukuk ilişkisine dayalı ana sözleşme kurallarının
değiştirilemeyeceği biçimindeki bir iddiayı kabul etmek de mümkün görülmemiştir.
Zira, Anayasa'nın 8. maddesiyle Devletin yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı
ve Bakanlar Kurulu'na verilmiş bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu Anayasa'dan aldığı
bu yetki ve görevin doğal sonucu olarak Devlet hizmetlerinin sağlıklı bir biçimde
yürütülmesini sağlamak ve kamu yatırımlarının en kısa süre içinde bitirilmesi gibi
esasen hükümetin genel siyaseti içinde düşünülmesi gereken amaçlarını kanunlara
aykırı olmamak koşuluyla gerçekleştirebilmek için genel ve objektif düzenleyici
tasarruflarda bulunabilir. Bu nedenle, otoyol yapım süreci içinde ortaya çıkan ya da
çıkması muhtemel hukuksal sorunları yargı yoluna başvurmadan çözmek ve
yatırımların en kısa sürede sonuçlanması gibi kamu yararının gözetildiği alanda
Kurul'un söz konusu fiyat farkı kararnamesini çıkarması mümkündür ve genel
siyasetin düzenlenmesinin de doğal sonucudur.
TBMM Soruşturma Komisyonunun raporunda, Kararname'nin 4.
maddesinde, idarenin geçmişe yürür şekilde bitmiş iş kalemlerine fiyat farkı
ödenmesini öngören kurallar koyduğu, ayrıca, Dolar'ın Türk Lirası karşısında değer
yitirmesi nedeniyle fiyat farkı verilmesine karşın, Dolar değerinin yükselişi
durumunda kesinti yapılacağına ilişkin kurallar konulmadığı iddiaları sanık Safa
Giray'ın sorumluluğu kapsamında değerlendirilmemiştir.
B- Cengiz Altınkaya'ya Yöneltilen Suçlamalarla İlgili Değerlendirme
Cengiz Altınkaya 31.3.1989 - 23.6.1991 tarihleri arasında Bayındırlık ve İskân
Bakanı olarak görev yapmıştır. Dava konusu olan,
- İzmir - Urla - Çeşme, (İzmir bağlantısı dahil)
- Tarsus - Mersin,
- Toprakkale - İskenderun,
otoyollarına ilişkin ihalelerin "esas ve usullerinin" bu dönemde tespit edildiği
ve ihalelerinin de buna göre gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. TBMM Soruşturma
Komisyonu raporunun sonuç bölümünde, ihale esas ve usullerine ilişkin suçlamalar
193
"Devlet İhale Kanunu'na aykırı hareket etmek" biçiminde nitelendirilmiş, TBMM'nin
Yüce Divan'a sevk kararında da aynı ifadelere yer verilmiştir. Ancak, Soruşturma
Komisyonu Raporunun "Tesbitlerin Tahlil ve Değerlendirilmesi" bölümünde Devlet
İhale Kanunu'na aykırı davranışlar belirtilmiştir.
1- İhale Esas ve Usullerine İlişkin Suçlamalar
TBMM Soruşturma Komisyonu raporunda, ihale esas ve usullerine İlişkin ileri
sürülen savlar, Kınalı-Sakarya ihalesinden sonra yapılan tüm ihalelerin hazırlık ve
gerçekleştirme aşamalarına ilişkin olup, sanıklar yönünden herhangi bir ihale ayrımı
yapılmayarak dava konusu 11 otoyol ihalesinden de sorumlu olacakları anlamı
çıkacak biçimde ifadelere yer verilmiştir. Bu nedenle, Safa Girayla ilgili bu konulara
ilişkin değerlendirmelerin Sanık Cengiz Altınkaya içinde yapılması gerekli
görülmüştür.
Soruşturma Kurulu raporunda, Kınalı-Sakarya ihalelerinden sonra yapılmış
otoyol ihalelerinde uygulanacak esas ve usullerin saptanmadığı, Bayındırlık ve İskân
Bakanı'na sunulan olurların "ihale esas ve usulü" olarak düşünülemeyeceği, ihale
esas ve usullerinin saptanmasından amacın, ihalenin her aşamasına ilişkin kurallar
getirilerek kişisel takdir ve davranışlara yer verilmemesi ve kamu hizmetlerinin
önceden düzenlenmiş kurallara göre yürütülmesinin hukuk devletinin gereği
olduğu, otoyol projelerinin gerçekçi bir plâna dayandırılmadığı, ulaşım ana planının
dikkate alınmadığı, ihaleden önce hazırlanmış avan ve uygulama projelerinin
olmadığı, projelerin yapım ihalelerinden sonraki zamanlarda ihale edilerek yapıldığı,
Devlet ihalelerinde genellikle uygulanan ilân, resmi davet, teklif vermeye davet
anlamına gelecek resmi duyuru yapılmadığından rekabet ortamının oluşturulmadığı,
KGM'nün diğer karayolları işlerinde kullanılmak üzere belirlenen analiz ve birim
fiyatlarının otoyollar için resmi olarak saptanmaması nedeniyle, Kınalı- Sakarya
ihalesine verilen tekliflerin baz olarak alındığı, avans ve kredilerin sözleşmeye uygun
olarak ödenmediği, $/ECU paritesinin yanlış uygulanması sonucu devletin zarara
uğratıldığı konularındaki iddialar Cengiz Altınkaya için de ileri sürülmüştür.
Bakanlık görevine 31.3.1989 günü başlamış olan sanığın, bu tarihten önce
başlanmış ve sözleşmesi yapılmış otoyol ihalelerine ilişkin yukarıda belirtilen "ihale
esas ve usullerine" yönelik iddialardan sorumlu tutulması söz konusu olamaz.
Çünkü Safa Giray döneminde 2983 sayılı Yasa'nın öngördüğü ihale düzeni içinde
oluşmuş, esas ve usulleri bu Bakan tarafından onaylanmış ve buna göre
sonuçlandırılarak sözleşmeleri yapılmış otoyol ihalelerinin, yapım işlerinin Cengiz
Altınkaya döneminde devam ediyor olması, onun sorumluluğunu gerektirmez.
İdarelerde devamlılık ve istikrar esastır. Kendisinden önce tespit edilmiş kurallara ve
yapılmış sözleşmelere bağlı kalmak hukuk devleti olmanın da bir gereğidir. Bu
nedenle, Cengiz Altınkaya bakanlık görevine başlamasından önce tesbit edilmiş
esaslara göre sonuçlanan otoyol ihale işlemlerinden sorumlu tutulamaz.
Ancak, göreve geldiği 31.3.1989 tarihinden sonra yapılmış olan otoyol
ihalelerinde uygulanan ve sanık tarafından onaylanan "ihale esas ve usullerine"
194
ilişkin suçlamalar Safa Giray'a yöneltilenlerle aynıdır. Bu nedenle suçlamalara ilişkin
yukarıda açıklanan değerlendirmeler Cengiz Altınkaya için de geçerlidir.
Zira, bu dönemde gerçekleştirilen otoyol ihaleleri de, 2983 sayılı Yasa,
Başbakanlık Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı İhale Yönetmeliği,
Yüksek Planlama Kurulu Raporu, 86/10611 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, Toplu
Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun K.11 ve K.23 sayılı kararları doğrultusunda
Karayolları Genel Müdürlüğü'nce hazırlanıp, Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından
onaylanan "ihale esas ve usulleri" gereğince yapılmıştır.
İzmir-Urla-Çeşme otoyolu için 27.10.1989 günlü 8195 sayılı, Tarsus-Mersîn
otoyolu için 3.11.1989 günlü 8395 sayılı, Toprakkale-İskenderun otoyolu için
14.11.1989 günlü 8676 sayılı olurlarla Bakan Cengiz Altınkaya tarafından onaylanan
ihale esas ve usulleri ile Safa Giray döneminde yapılmış ve önceki bölümlerde
incelenmiş otoyol ihalelerinde uygulanan ihale esas ve usulleri aynı olduğundan,
tekrardan kaçınmak için bu konuda ileri sürülen suçlamalar hakkında yeniden
değerlendirme yapılmamıştır.
2‐ 89/14657 Sayılı Fiyat Farkı Kararnamesine Yönelik Suçlamalar
a‐ Kararnamenin hazırlık ve çıkarılmasına ilişkin olanlar
aa‐ Rekabet ortamının oluşmaması nedeniyle otoyol ihalelerinin esasen
yüksek bedellerle verilmesi, 1991 yılı birim fiyatlarına göre bile yeterince yüksek
olmasına karşın bunun gözetilmemesi, KGM'nce maliyet analizi ve karşılaştırma
yapılarak Bakanlar Kuruluna sunulmaması ve yüklenicilerin zarar ettikleri savlarının
doğruluğu konusunda gerekli çalışmanın yapılmadığı savları
Yukarıda açıklandığı gibi, otoyol ihalelerinde birim fiyatların ne şekilde
saptanacağı, KGM tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskân Bakanı'nca
onaylanan ihale esas ve usullerinde belirtilmiştir. İhale esas ve usullerinde birim
fiyatların, Kınalı-Sakarya otoyol ihalelerinde verilen tüm tekliflerin esas alınması
suretiyle belirlenecek fiyatlar üzerinden pazarlık yapmak suretiyle, gerekirse revize
edilerek saptanacağı öngörülmüştür. Kınalı-Sakarya ihalesine verilen tüm teklifler
esas alınarak ortalama ağırlıklı fiyatların oluşturulduğu, bunların kimileri üzerinde
pazarlıklar yapılarak yeni otoyolların fiziki koşullarına uygun duruma getirildiği
anlaşılmıştır. TBMM Soruşturma Komisyonu'nun raporunda dayanak yapılan
müfettişlerin inceleme raporları ile soruşturma raporlarının tamamında, Kınalı-
Sakarya otoyolu İhalesinin tam rekabet koşulları içinde gerçekleştiği belirtilmektedir.
Kabul gören bu ihale koşullarında verilen tekliflerin baz alınarak en uygun bedelli
yeni birim fiyat saptanması rekabet ortamının oluşmadığı biçimde nitelendirilemez.
Oto yolların Devlet İhale Kanunu'nun öngördüğü ihale düzeninden çıkarılarak 2983
sayılı Yasa kapsamındaki ihale düzenine bağlı TKKOİ Başkanlığının yatırım projeleri
arasına alınmasının bir nedeni de, hükümetin genel tercihlerini (çok kısa sürede
otoyol yapılmasını gerçekleştirmek gibi) hayata geçirebilmek için, işin konumuna ve
özelliğine uygun kararların kolaylıkla alabilmesini sağlamaktır. Nitekim, hükümetin
Kınalı-Sakarya ihalesinde müteahhitlerin bulmuş oldukları dış kredileri yeni otoyol
195
projelerinde kullanma düşüncesi, verdikleri tekliflere yakın fiyatlarla birim fiyat
tespitini zorunlu kılmaktadır. Kınalı-Sakarya ihalesinden sonra yapılan otoyol
ihalelerinde de bu mevzuatın gereklerine uyulduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle,
rekabet ortamının oluşturulmaması sonucu ihalelerin esasen yüksek bedellerle
verildiği iddiası dayanaktan yoksundur.
Soruşturma Komisyonunun raporunda, ayrıca, otoyol ihalelerinde tespit
edilen birim fiyatların analizlerinin bulunmadığı, hiçbir maliyet karşılaştırılmasının
yapılmadığı, müteahhitlerin gerçekten zarar edip etmedikleri konusunda Bakanlar
Kurulu'na bilgi sunulmadığı belirtilerek, bu konulardaki sorumluluğu nedeniyle de
Cengiz Altınkaya'nın görevini kötüye kullandığı iddia edilmektedir.
Soruşturma Komisyonu, bu konuda müfettişlerce hazırlanan 20.4.1992 günlü
inceleme raporundaki bilgi ve tespitlerden faydalanarak bu neticeye varmıştır.
Ancak, müfettişler de inceleme raporlarında, birim fiyatların 1991 yılında bile yüksek
olduğunu, bu nedenle fiyat farklarının verilmemesi gerektiğini belirtirken otoyol
ihalelerinde kullanılan birim fiyat tarifleri ile Karayolları Genel Müdürlüğü'nün
diğer Devlet ve il yolları yapım işlerinde kullandığı resmi birim fiyat tariflerini
karşılaştırmak suretiyle bu sonuca ulaşmışlardır. Devlet ve il yollarında kullanılan
ancak müfettişlerin deyimiyle "teknolojik olarak hiçbir fark bulunmayan" bazı imalat
fiyatlarıyla, otoyol işlerindeki keşif fiyatları arasında karşılaştırma yapılmıştır.
Otoyol yapımının tümünde gözetilen ancak tek tek alındığında birim fiyat
kalemlerine yansımayan ve Devlet ya da il yollarında da bulunmayan bakım,
finansman ve sigorta giderleri, kullanılan makine ve teçhizatların niteliklerindeki
farklılıklar, fiziki standartlar, üst yapı kalınlıkları, malzemenin nakliye bedelleri gibi
faktörler gözönüne alındığında böyle bir karşılaştırmanın yerinde olmayacağı
anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ihale esaslarına göre Kınalı-Sakarya ihalesine verilen
tüm tekliflerin baz alınmasıyla yapılan pazarlıkla ortaya çıkan fiyatların keyfi
davranışlarla yüksek saptandığı sonucuna katılmak olanaklı değildir.
Öte yandan, Dolar-Lira arasındaki dengenin Dolar aleyhine değişmesi sonucu
işlerin yapılmasını olanaksız duruma getirdiği yolundaki taleplerin de incelenmesi
gerekir. Kuşkusuz bu inceleme yapılırken "zarar edici" faktörün baz alınması tek
başına yeterli değildir. Bu konuda, doğan ya da doğması muhtemel uyuşmazlıklar
nedeniyle işlerin durma noktasına gelmesi, otoyolların hızla bitirilmesi gerektiği
konusunda genel bir politika izleyen hükümetin hiç arzu etmediği bir sonuç olması
nedeniyle, yüklenici talepleri Bakanlar Kurulu Kararı ile karşılanmıştır. Kuşkusuz,
önceki bölümlerde açıklandığı gibi, 1985 yılı koşulları içinde Dolar bazında
saptanmış olan birim fiyatların işleri durma noktasına getirdiği, bunun Dolar/TL
arasındaki oranın enflasyon oranının altında kalması sonucundan kaynaklandığı,
Merkez Bankası'ndan getirtilen belgelerden anlaşılmıştır. Otoyol yapım
sözleşmelerinde fiyat farkı ödenmemesi öngörülmesine karşın, Bakanlar Kurulu'nun
genel siyasal tercihleri doğrultusunda sorumluluğu üzerine alarak fiyat farkı
kararnamesi çıkarabileceği, bu nedenle bakanlara cezai sorumluluk
yöneltilemeyeceği önceki bölümde açıklanmıştır. Bayındırlık ve İskân Bakanının,
196
Bakanlar Kurulu'nu bilgilendirmesi konusundaki sorumluluğu ise, 180 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname'nin 15. ve 30. maddelerine aykırılık iddiasının ileri sürüldüğü
bölümde incelenmiştir.
Bu nedenlerle sanık Cengiz Altınkaya hakkında bu konuda ileri sürülen
iddialar yerinde görülmemiştir.
bb‐ Bakanlar Kurulu'nca fiyat farkı kararnamesinin çıkarılmasından önce
Bayındırlık ve İskân Bakanlığının kuruluşunu düzenleyen 180 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname'nin 15. ve 30. maddelerinde öngörülen hazırlık ve
incelemelerin Cengiz Altınkaya tarafından yaptırılmadığı savı.
Meclis Soruşturma Komisyonu raporunun (B) bölümünde, "Tespitlerin Tahlil
ve Değerlendirilmesi" yapılarak, ileri sürülen bu iddia hakkında şöyle denilmiştir:
"...13.12.1983 tarihli 180 numaralı Bayındırlık ve iskân Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 15 inci maddesiyle Yüksek
Fen Kurulu Başkanlığının görevleri, 30 uncu maddesiyle de Bayındırlık Kurulunun
oluşumu ve görevleri düzenlenmiştir.
Bu Kararnamenin 15 inci maddesinin (c) bendinde "bakanlık birimlerince ve
diğer bakanlıklarca hazırlanmış olan kanun, tüzük ve yönetmelik tasarıları üzerinde
görüş bildirmek..." ve (d) bendinde de "Bayındırlık ve İskân işleri ile ilgili
şartnamelerle, tip sözleşme, yıllık rayiç ve fiyat analizlerini hazırlamak ve
yayınlatmak" hükmü yer almaktadır. Yine bu Kararnamenin 30 uncu maddesinin
ikinci fıkrasının (b) bendinde de "Yeni fiyat tayini anlaşmazlıklarını inceleyip kesin
fiyatı tespit etmek" hükmü yer almaktadır.
Otoyol ihalelerinde yüklenici firmaların fiyat farkı ile ilgili talepleri karşısında,
bu taleplerin değerlendirilebilmesi ve kesin bir çözüme kavuşturulabilmesi
bakımından anılan Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince konunun,
teknik alanda yurdun en yüksek danışma ve karar organı olarak kabul edilen
Bayındırlık Kurulu ve Yüksek Fen Kuruluna havalesi gerekirdi. Firmaların fiyat farkı
talepleri bu kurullara havale edilmemiştir. Nitekim, 11.4.1974 gün ve 7/7993 sayılı,
11.3.1977 gün ve 7/13220 sayılı, aynı gün ve 7/13221 sayılı, 12.5.1978 gün ve 7/15765
sayılı, 14.7.1978 gün ve 7/15990 sayılı hatta 18.3.1981 ve 8/2574 sayılı Kararnameler
ilgili Devlet Daire ve Kuruluşlarının görüşleri alınarak, getireceği malî yük,
Kalkınma Plânı ve yıllık programlara yansıma biçimi ve uygunluğu açısından Maliye
Bakanlığı ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının görüşlerine hasseten
başvurulması alışkanlık haline getirilerek; toplanan görüş ve öneriler ışığında,
Yüksek Fen Kurulunda hazırlanmıştır.
Komisyonumuz; yukarıda belirtilen çalışmaları yapmayan ve anılan Kanuna
aykırı işlemlerin zamanın Bayındırlık ve İskân Bakanı Cengiz Altınkaya tarafından
yapıldığı, bu suretle görevini kötüye kullandığı kanaatine varmıştır."
Fiyat farkı hesabında uygulanacak esasların yürürlüğe konulması için Bakan
Cengiz Altınkaya 16.10.1989 günlü, 710/7850 sayılı yazı ile Bakanlar Kurulu kararı
197
alınmak üzere Başbakanlığa başvurmuştur. 89/14657 sayılı "Yabancı para birimlerine
dayalı birim fiyatlarla ihaleleri yapılmış ve yapılacak olan otoyol, köprü, tünel
yapımı ile etüt, proje, kontrollük, mühendislik işlerinde fiyat farkı hesabında
uygulanacak esaslar"ı içeren Bakanlar Kurulu kararı, 30.10.1989 günlü Resmi
Gazete'de yayımlanmıştır.
180 sayılı KHK'nin 15. maddesinde, "Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı'nın"
görevleri düzenlenmektedir. Başkanlık, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın "Danışma
ve Denetim Birimleri" bölümünde yer almaktadır. Bakanlık yapısı içinde "sürekli
kurul" olarak öngörülen "Bayındırlık Kurulu"nun kuruluş ve görevleri ise 30.
maddede gösterilmiştir.
Danışma ve denetim birimleri bölümünde yer alan Yüksek Fen Kurulu
kararları, kesinlik arzetmeyen, başka bir anlatımla uygulanması zorunlu olmayan
"istişari" nitelikte, yol gösterici ve aydınlatıcı kararlardır. Kararnamenin 30.
maddesine göre düzenlenen Bayındırlık Kurulu'nun aldığı kararların bir kısmı,
yönetici, görevli ve ilgilileri bağlayan kesin nitelikli düzenlemeler olmasına karşılık,
bir kısmı da istişari nitelik içeren görüşlerdir.
Aykırı davranıldığı ileri sürülen Kararname'nin 15. maddesinin (c) bendinde,
bakanlık birimlerince ya da diğer bakanlıklarca hazırlanmış, kanun, tüzük ve
yönetmelik tasarıları hakkında Yüksek Fen Kurulu'nun görüş bildirmesi, (d)
bendinde ise, bayındırlık ve iskân İşleriyle ilgili şartname, tip sözleşme, yıllık rayiç
ve analizlerin Kurulca hazırlanması ve yayınlanması öngörülmüştür. 30. maddenin
(b) bendinde Bayındırlık Kurulu'na, yeni fiyat tespiti ile ilgili anlaşmazlıkları
inceleyerek kesinleştirme görevi verilmiştir.
Firmaların fiyat farkı taleplerinin bu kurullara havale edilmesi gerektiği, ya da
kararnamenin Yüksek Fen Kurulu'nca hazırlanması yönünde 15/c,d ve 30/b
bentlerinde belirlenmiş bir görev yoktur. Fiyat farkı kararnamesi, kanun, tüzük ve
yönetmelik dışında idarenin objektif, düzenleyici bir işlemidir. Fiyat farkı
ödenmesini öngören düzenlemeyi, şartname, tip sözleşme, yıllık rayiç ve fiyat analizi
gibi değerlendirerek Yüksek Fen Kurulu'nun hazırlaması gerektiğini söylemekte
olanaksızdır. Öte yandan, fiyat farkı kararnamesi 30. maddesinin (b) bendinde
belirtilen "yeni bir fiyat yapım anlaşmazlığı"nı gideren düzenleme olarak da
nitelendirilemez. Zira, yeni fiyat, yeni bir İmalat türü için öngörülen bedeldir.
Karayolları Genel Müdürlüğünce hazırlanmış ve Bayındırlık ve İskân
Bakanlığınca Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulmak üzere Başbakanlığa
gönderilmiş olan bu taslak üzerinde, gerekli inceleme ve araştırma yapma görevi
Başbakanlığa aittir. Çünkü, 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un 8. maddesinin
(a) bendi gereğince, bakanlıklardan Başbakanlığa havale edilen "Bakanlar Kurulu
kararlarına ait tasarılar", Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü tarafından
Anayasa'ya, kanunlara, genel hukuk kurallarına, kalkınma plan ve programları ile
hükümet programlarına uygunluğu açısından incelenmekte ve Bakanlar Kurulu'nda
198
görüşülecek hale getirilmektedir. Maddenin (f) bendinde, Kanunlar ve Kararlar
Genel Müdürlüğü, ayrıca görev alanına giren konularda kamu kurum ve kuruluşları
ile koordinasyonu sağlayarak, mevzuat hazırlama ve esasları ile ilgili ilkeleri
belirlemekle görevlendirilmiştir.
Ayrıca, Bakanlar Kurulu kararına dönüşen fiyat farkı ödeme esaslarının
hazırlık aşamasına ilişkin konularda bir bakanı sorumlu tutmak da mümkün
değildir. Çünkü Bakanlar Kurulu tasarı ya da hazırlıkları değiştirme, aynen kabul
etme ya da kabul etmemeye yetkilidir.
Öte yandan dinlenen tanıklar da ifadelerinde, Cengiz Altınkaya'nın, yaptıkları
işlere ilişkin olarak, baskı, telkin veya direktif gibi yönlendirici bir davranışta
bulunmadığını belirtmişlerdir.
İddia, geçerli görülmemiştir.
cc‐ Otoyol yapım sözleşmelerinin 70. ve 71. maddelerinde hiçbir şekilde fiyat
farkı verilmemesi öngörülmesine karşın, Cengiz Altınkaya'nın 89/14657 sayılı
Bakanlar Kurulu kararını imzalamak suretiyle fiyat farkı ödenmesini sağlayarak
hazineyi zarara uğrattığı savı.
Safa Giray'a ilişkin bölümün 2. sırasındaki gerekçeler Cengiz Altınkaya için de
geçerli olduğundan, bu konudaki savlar yerinde görülmemiştir.
b‐ Kararnamenin Uygulanmasına İlişkin Olanlar
aa‐ Fiyat farkı kararnamesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce bedeli ödenmiş
imalatlara fark ödenmesini öngören kararnamenin 4. maddesinin hukukun genel
prensiplerine ve kamu yararına açıkça aykırı olduğu savı.
89/14657 Sayılı Bakanlar Kurulu kararının 4. maddesinin ilk paragrafında, "Bu
esaslar, devam eden işlerde baz birim fiyatların yabancı para birimleri cinsinden
tespit edildiği baz yıldan sonra gerçekleştirilen ve gerçekleştirilecek İş kalemlerine
uygulanacaktır" denilmektedir. Buna göre, devam eden işler için birim fiyatların
saptandığı baz yıldan sonra (Ek sözleşmelerde baz yıl 1985 olarak tespit edilmiştir)
gerçekleştirilen ya da gerçekleştirilecek olan imalat kalemlerine fiyat farkı
ödenecektir. Burada ifade edilen "devam eden işler" den, tamamen bitmemiş, kabulü
yapılmamış otoyol yapımlarının anlaşılması gerekir. Bir işin bitmiş olduğundan söz
edebilmek için kabulünün yapılmış olması gerekir. İşin kabulü ise, akdin ifasının
sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirildiğinin tespit
edilmesidir. Böyle bir tespit yapılmadığı ve idarece onaylanmadığı sürece işin bitmiş
olduğundan söz edilemez. Nitekim bugüne kadar çıkarılmış fiyat farkı
kararnamelerinde de aynı uygulama yapılmıştır. Kimi kararnamelerde kapsama
girmeyen işler tarif edilirken "kararnamenin yayımlandığı tarihten önce fiilen inşaat
ve yapımı bitirilerek geçici kabul, kesin kabul, kesin hesap, fesih işlemleri Olur'a
bağlanmış işlere" kararname hükümlerinin uygulanmayacağı yolunda tanımlar
getirilmiştir.
199
Yargılama aşamasında, 16.3.1993 gün ve 370 sayılı yazı ile Bayındırlık ve iskân
Bakanlığından bitmiş işlerin bulunup bulunmadığı, biten işler varsa bunlara fiyat
farkı ödenip ödenmediği sorulmuş, verilen cevapta:
"Sözkonusu 89/14657 sayılı fiyat farkı kararnamesinden önce 14.04.1986 gün
ve 20 sayılı YPK raporu ile 20.04.1986 gün ve 86/10611 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararında konu otoyol projelerinde Kınalı-Sakarya otoyolunun 2 no'lu kesimindeki
İstanbul Boğazı II. Karayolu Köprüsü'nün (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü) geçici
kabulü 29.9.1988 tarihi itibarıyla; Levent bağlantılı kolu Büyükdere Caddesi Kavşağı,
Kozyatağı Kavşağı arasındaki otoyol bölümünün geçici kabulü 2.7.1988 tarihi
itibariyle yapılmış olduğundan bu kesime kararname uyarınca fiyat farkı
ödenmemiştir. Bunun dışında kalan otoyol inşaatlarında "teslimi yapılıp kesin hesabı
görülmüş bir otoyol ihalesi" bulunmamaktadır" denilmiştir.
Bu durumda, kesin kabulü yapılıp biten işlere fiyat farkı ödenmediği
anlaşıldığından bu konuda ileri sürülen sav yerinde görülmemiştir.
bb‐ 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararında, doların değer düşüklüğünden
dolayı fiyat farkı ödenmesinin öngörülmesine karşın, yükselmesinde kesinti
yapılacağına ilişkin kuralın konulmaması savı.
Soruşturma Komisyonu raporunun fiyat farkıyla ilgili bölümü, 20.4.1992
günlü Bayındırlık ve İskân Bakanlığının müfettişleri ile diğer kurumlardan oluşan
denetim elemanlarının ortaklaşa düzenlediği inceleme raporuna dayandırılmıştır. Bu
rapor da, fiyat farkı kararnamesinin hazırlanması, formülasyonu ve uygulanması
aşamalarında:
- Fiyat farkı formüllerinde, müteahhit kârı ve genel gider karşılığını veya
verilen avansları temsil etmesi gereken sabit (X) sayısının %20-25 arasında olması
gerekirken %10 olarak alındığı, bunun da fiyat farkı katsayısını arttırması sonucunda
fazla fark ödenmesine neden olduğu;
- Formüllerde yabancı para ile yapılan personel ödemelerinin %5 olarak kabul
edildiği, bunun dışında %35-45 civarında ağırlığa sahip olan ve yabancı para ile
yapılan makine-teçhizat ve girdi harcamalarının yurt dışında yapıldığı gerçeği
gözardı edilerek yurtiçi enflasyonu ile ilgilendirildiği;
- Doların değer kazanması durumunda kesinti yapılmasına formüllerin imkân
vermediği,
hususlarına yer verilmiş, ancak Bakanlar Kurulu kararının hazırlık
çalışmalarını yürüten Karayolları Genel Müdürü hakkında herhangi bir suçlamada
bulunulmamış, sadece idare hukuku yönünden değerlendirme yapılarak, kamu
yararı aleyhine sonuçlar doğuran 89/14657 sayılı kararnamenin ivedilikle
yürürlükten kaldırılması gerektiği ileri sürülmüştür.
TBMM Soruşturma Komisyonu, bu raporu değerlendirerek Bakanlar Kurulu
kararına dönüşen fiyat farklarının çıkarılma ve uygulama aşamalarına ilişkin
konuların, müfettişlerce yanlış, isabetsiz, gerçekçi bulunmayan, ya da kendi
200
anlayışlarına göre formüllerin hazırlanması durumunda daha iyi olacağı biçimindeki
önerilerini Cengiz Altınkaya'ya suç olarak yöneltmiştir.
Ancak, bu konuda belirtilen tüm iddialar, bir idari işlem olan Bakanlar
Kurulu'nun 89/14657 sayılı kararının iptalini gerektirecek nitelikteki uygulamalardır.
Bakanlar Kurulu'nun ortak siyasi sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi
gereken bu konularda sanığın görevini kötüye kullandığı iddiaları geçerli
görülmemiştir.
cc‐ Yapımı devam eden otoyollarda, fiyat farkına esas olarak "sözleşme yılı"
yerine 1985 yılının baz alınmasıyla, hazinenin toplam 114.495.025.03. ABD Doları
zarara uğratıldığı iddiası,
89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 12. maddesinde, kararnamenin
yürürlüğe girdiği tarihten önce sözleşmeleri yapılan ve yapımı halen devam eden
işlere fiyat farkı ödenebilmesi için, müteahhit firmalarla idare arasında uygulamaya
ilişkin konuları içeren "zeyilnamelerin" düzenlenmesi gerektiği öngörülmüştür.
Kararnamenin tanımlar başlıklı 3. maddesinde de, İdare, "otoyol, köprü, tünel yapım
işleri ile bunlarla ilgili etüt, proje, kontrollük, mühendislik ve müşavirlik
hizmetlerinin ihalelerini yapmakla yetkili kuruluşlar" olarak tanımlanmıştır. Toplu
Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı'nın projeleri arasına alınan otoyol
projelerinin İhalesi ve uygulaması önceki bölümlerde açıklandığı gibi, 2983 sayılı
Yasa, TKKOİ İhale Yönetmeliği, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Kurulu'nun
K.11 ve K.23 sayılı kararları doğrultusunda gerçekleşmiştir. K.11 ve K.23 sayılı
kararlar gereğince, TKKOİ ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında yapılmış olan
2.7,1986 günlü protokole göre, ihale esas ve usulleri KGM'nce hazırlanıp Bayındırlık
ve İskân Bakanı'nca onaylandıktan sonra buna uygun olarak yapılacak ihalelerin
sözleşmelerini akdetmeye Karayolları Genel Müdürlüğü yetkili kılınmaktadır. Fiyat
farkı kararnamesi çıktıktan sonra yapılan tüm "ek sözleşmeler" Karayolları Genel
Müdürlüğü ile yüklenici firmalar arasında yapılmıştır. Yapılan bu ek sözleşmelerde
devam eden işlerde uygulanacak fiyat farkı ödemelerinin baz yılı olarak 1985 yılının
esas alınacağı öngörülmektir. Baz yılın 1985 olarak saptanması, sözleşmeyi
imzalayan Karayolları Genel Müdürü tarafından yapılmıştır. Bu konu da Bayındırlık
ve İskân Bakanı'na 2983 sayılı Yasa ve buna bağlı ihale mevzuatıyla verilmiş
herhangi bir görev bulunmamaktadır. Soruşturma kurulunun raporunda belirtilen,
"1985 yılı ile BKK'nın çıktığı tarih arasında yapılan ihalelerde oluşan birim fiyatların
sözleşmelerin yapıldığı yılda pazarlıkla oluştuğu bu nedenle fiyat farkı ödemelerinde
esas alınacak baz yılın sözleşmenin yapıldığı yılın olması gerektiği oysa, 1985 yılının
baz alındığı, bu nedenle Bayındırlık ve İskân Bakanı'nın gerekli çalışmayı yapmadan
ya da yaptırmadan hazinenin zarara uğramasına neden olduğu", iddiasının dayanağı
yoktur. Toplanan delillerden, Bakan'ın bu konuda verilmiş talimat, direktif,
yönlendirme ya da baskı ve telkini de saptanamamıştır. Bu nokta da, sanığa, gerekli
denetim, gözetim ve inceleme görevini yapmadığı gerekçesiyle cezai sorumluluk
öngörmekte mümkün değildir. Önceki bölümlerde belirtildiği gibi Bakan'ın hiçbir
şekilde iştirak etmediği emri altındakilerin eylem ya da işlemlerinden dolayı
201
sorumluluğu, ancak, siyasal sorumluluk kapsamında düşünülmesi gereken bir
husustur. Bu nedenle, ek sözleşmelerde baz yılın saptanmasından dolayı hazinenin
zarara uğradığı iddiası ile sanığı cezai yönden sorumlu tutmak mümkün
görülmemiştir.
C‐ Atalay Coşkunoğlu ile İlgili Sav
Atalay Coşkunoğlu, 11.10.1984 - 7.2.1992 tarihleri arasında Karayolları Genel
Müdürü olarak görev yapmıştır. Bu görevi sırasında, "89/14657 sayılı Bakanlar
Kurulu kararı gereğince yapımı devam eden otoyolların müteahhitlerine ödenecek
fiyat farkı ile ilgili uygulamalarda görevini kötüye kullanarak hazineyi 114.495.025,03
ABD Doları zarara uğrattığı" gerekçesiyle Danıştay İkinci Dairesi'nin 2.2.1993 gün ve
E. 1992/1904, K. 1993/181 sayılı kararı ile Atalay Coşkunoğlu'nun yargılanması
gerektiğine karar verilmiştir. Bu karar Danıştay İdari İşler Kurulu'nun 20.5.1993
günlü, E. 1993/27, K.1993/23 sayılı kararı ile de onanmıştır. Sanık hakkında Kırıkkale
1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan kamu davası bakanlar hakkında açılan kamu
davası ile birleştirilmiştir.
Danıştay İdari İşler Kurulu'nun onama kararındaki özetle belirtilen suçlama
şöyledir:
"19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı Yabancı Para Birimlerine Dayalı Birim
Fiyatlarla İhalesi Yapılmış ve Yapılacak olan Otoyol, Köprü, Tünel Yapımı ile
Kontrollük-Mühendislik Etüt, Proje ve Müşavirlik İşlerinde Fiyat Farkı Hesabında
Uygulanacak Esaslar başlıklı Bakanlar Kurulu kararına aykırı biçimde ek sözleşmeler
yapıp 1985 yılını baz yıl kabul etmek suretiyle fiyat farkı hesaplanarak işin
yüklenicilerine toplam 114.495.025 A.B.D. Doları fazla ödemeye neden olmak."
Bu suçlamayla ilgili ayrıntılı gerekçeler, Danıştay İkinci Dairesi'nin yukarıda
belirtilen kararı ile bu kararın kaynağı olan Bayındırlık ve İskân Bakanlığının
28.5.1992 gün ve 1520 sayılı olurları ile kurulan Soruşturma Kurulu'nun düzenlediği
28.8.1992 gün ve EB-1, MB 15-92/2, RA.38-92/7 sayılı Raporu'nda belirtilmiştir.
Danıştay kararına dayanak yapılan Bakanlık müfettişleri soruşturma
raporunun değerlendirme bölümünde özetle şöyle denilmektedir:
"Herşeyden önce, 1985 yılından sonra (30.10.1989 tarihinde Kararname
yürürlüğe girene kadar) ihale edilen otoyol işlerinde, söz konusu Kararname'nin
uygulanabilmesini teminen ek sözleşmeler yapıldığı, bu ek sözleşmelerde ise (ana iş
grupları için) fiyat farkı baz yılının 1985 olarak belirlendiği, yani bu ek sözleşmelere
göre 1985 yılını 1,00 kabul eden hesaplamalara dayalı katsayılarla fiyat farkı
ödenmesinin öngörüldüğü konusunda anlaşmazlık yoktur.
Fiyat farkı baz yılının, ihalenin yapıldığı yıl yerine 1985 olarak alınmasıyla,
müteahhitlere fazladan ödemeler yapıldığı, çünkü: Örneğin 1987 yılında yapılan bir
ihalede baz yılın 1987 kabul edilmesi halinde fiyat farkı uygulanırken 1987=1,00
kabul edileceği, böylece 1987 için fiyat farkı verilmeyeceği, ancak 1988 ve sonraki
yıllarda fiyat farkı verileceği, oysa, örnekteki işte fiyat farkı baz yılının 1985 alınması
202
halinde, 1987 yılı için bile fiyat farkı verileceği gibi, 1988 ve sonraki yıllarda verilecek
fiyat farkı katsayısının da, bazın 1987 olmasına nazaran fazla olacağı, olayda da
gerçekleşmenin böyle olduğu ve bu nedenle (yani baz yılın ihalenin yapıldığı yıl
yerine 1985 yılı olarak alınmasıyla) ortaya çıkan Hazine aleyhine farkın
114.495.025.03 Dolar olduğu konusunda da anlaşmazlık yoktur.
Tartışma konusu olan, 1986 ve sonraki yıllarda yapılan ihalelerde (Kararname
yürürlüğe girene kadar yapılan 8 ihalede) fiyat farkı baz yılının 1985 mi, yoksa başka
bir yıl mı olacağıdır. Yani Karayolları eski Genel Müdürü Atalay Coşkunoğlu
tarafından tanzim ve imza edilen ek sözleşmelerde fiyat farkı baz yılının (ana iş
grupları için) 1985 olacağına ilişkin hükmün doğruluğu ve yerindeliği konusu, olayın
özüdür.
Her şeyden önce, ne 14657 sayılı kararnamede, ne de bir başka resmi belgede
(Ek sözleşmeler hariç) fiyat farkı baz yılının 1985 olacağına ilişkin bir hüküm yoktur.
Kararname, baz yılı tanımlarken, "baz birim fiyatların yabancı para birimleri
cinsinden tespit edildiği yıldır" ifadesini kullanmaktadır.
Söz konusu işlerde, ihale tarihlerinden önceki herhangi bir tarihte
oluşturulmuş, önceden bilinen yasal, resmi bir baz fiyat yoktur.
Genel Müdür Atalay Coşkunoğlu'nun Komisyonumuza verdiği yazılı
savunmasında; 1985 yılından sonraki yıllarda yapılan söz konusu 8 ihalenin birim
fiyatlarının, 1985 yılında yapılan Kınalı- Sakarya otoyolu ihalesi sırasında ortaya
çıkan birim fiyatlara dayandırıldığı ve bu ihalenin ise Nisan 1985 tarihinde yapıldığı,
bu nedenle de baz yılın 1985 olarak kabul edildiği şeklinde açıklanmaktadır.
Oysa, Kınalı-Sakarya otoyolu ihalesinde firmalarca verilen tekliflerin en
düşüğünün mü yoksa ortalamasının mı alındığı konusunda resmi ve yasal şekilde
tespit edilmiş fiyat yoktur.
İhale olurlarında; "Kınalı-Sakarya Otoyolu için verilen teklifler esas alınmak
suretiyle belirlenecek birim fiyatlar üzerinde pazarlık yapmak suretiyle belirlenecek
yeni birim fiyatlar üzerinden ihale edilmesi..." deyimi, kesinlikle 1985 Kınalı-Sakarya
fiyatlarının fiyat farkına baz olacağı anlamına gelmez. Bu deyim, ancak, Kınalı-
Sakarya fiyatlarının sonraki ihalelerde sözleşme bedeli oluşturmak için yararlanılan
bir kriter olarak dikkate alındığını gösterir. Ya da, ancak pazarlığa baz olduğunu
gösterir, fiyat farkına değil. Fiyat farkına baz olabilmesi için, Kınalı-Sakarya
fiyatlarının sonraki yıllarda yapılmış sözleşmelere aynen konulmuş olması şarttır.
"Baz" sözcüğünün anlamı budur.
Yani bir fiyat, sonradan yapılacak bir ödemeye baz teşkil ediyorsa, işin
sözleşmesinde o fiyat bulunacaktır. O zaman, fiyat farkı bu baza göre uygulanırdı ve
doğru olurdu.
1985 yılından sonraki yıllarda yapılan ihalelerde 1985 yılı fiyatları pazarlıkla
arttırıldığına göre bu artışların ekonomik konjoktürden kaynaklanmadığını iddia
etmek gerçeği yansıtmamaktadır. Müteahhitler her türlü görülebilir koşulu, ama
203
belki de en önce ekonomik konjonktürü değerlendirmişler ve fiyat pazarlığını ona
göre yapmış ve 1985 fiyatlarını arttırarak sözleşme imzalamışlardır. Bunun anlamı,
fiyatların artık 1985 şartlarından koparıldığı, ihalenin yapıldığı yıl bazına (1986, 1987
veya 1989) getirildiğidir. Yapılan pazarlığın ve artan fiyatların başka anlamı yoktur.
Saklanamaz gerçek şudur: Pazarlık yapılmıştır ve bu pazarlık, ihale tarihinde
yapılmıştır. Başlangıçta, yani pazarlık öncesi var olan fiyat her ne ise, bu fiyat
değiştirilmiştir. O günkü şartların bazına oturtulmuştur. Artık fiyat farkına esas baz
fiyat, pazarlıktan sonraki fiyattır. Kararnamede, bunun aksine yorumlanabilecek tek
bir cümle dahi yoktur.
Sanık Atalay Coşkunoğlu, ifadesinde, Kararnamenin 6.3 maddesinde fiyat
farkı baz yılının, sözleşmeye esas baz birim fiyatların ilgili yabancı para birimleri
cinsinden tanzim edildiği yıldır şeklinde tanımlandığını ifade etmektedir. Bu ibare,
tanzim edilen sözleşmelerdeki fiyatları anlatmaktadır.
Kararnamenin amacı, gerekçesinde açıklanmıştır. Buna göre amaç, birim
fiyatlarda enflasyon nedeniyle oluşan aşınmayı gidermektir. Müteahhitler, ihale
yapıldığı andaki pazarlık ve fiyat revizyonları ile o ana kadar olan aşınmayı gidermiş
olmaktadırlar. Dolayısıyla, telafi edilecek aşınma, ihale yılı ile uygulama yılı
arasındaki aşınmadır. İhalenin yapıldığı yıl şartlarına getirilmiş bir fiyata geçmiş
yıllardan gelen bir katsayı uygulamak, mükerrer fiyat farkı anlamına geleceğinden,
kararnamenin (gerekçesi de göz önüne alındığında) böyle bir oluşumu amaçladığını
söyleyebilmek mümkün değildir.
Buna göre, Devlet memurunun görevi, kanun, kararname v.s. dokümanları,
yanlış düşüncelerle Devlet aleyhine yorumlamak değil, durumun gerektirdiği
objektif kriterlere göre davranarak Hazine menfaatlerini korumaktır. Atalay
Coşkunoğlu'nun Fiyat Farkı Kararnamesinin lafzına ve ruhuna, bütün hukuki,
matematiksel ve mantıki gerçekleri, korumak ve kollamakla yükümlü olduğu kamu
yararına ters olan ek sözleşmeler tanzim ve imza etmek suretiyle sebep olduğu
Devlet zararı, 1991 yılı sonu itibariyle 114.495.025.03 Dolardır. Anılan ek
sözleşmelerin, ait oldukları işler bitene kadar yürürlükte kalmasının getirdiği bir
zorunlulukla, bu Devlet zararı artmaya devam edecektir."
Bu suçlamalara karşılık Atalay Coşkunoğlu ve vekilleri savunmalarda
bulunmuşlardır.
Atalay Coşkunoğlu 27 Şubat 1995 günlü yazılı savunmasında şöyle demiştir:
"Birim fiyatlar listelerinin Karayolları Genel Müdürlüğünce 1985 yılında
hazırlandığı, müteahhitlerle görüşmelerin Eylül 1985 'den itibaren yapıldığı,
müteahhitlerin bu birim fiyatları incelemelerinden sonra mücbir sebeplerden dolayı
(kazı klası, ocak mesafeleri, çimento, demir, su ve kereste gibi inşaat malzemelerinin
taşıma mesafeleri) birim fiyatlarda kimi ayarlamaların olduğu, ancak, bu
ayarlamaların Karayollarınca tespit edilen fiyatlardan en fazla onbeş kaleminde
gerçekleştirildiği ve esas yapı ve dengenin bozulmadığı,1985 yılı sonlarında tespit
edilen birim fiyatlarla ön anlaşmalar yapıldığı, bu ön anlaşmalarla yüklenicilerin dış
204
kredi bulmalarına olanak sağlandığı, bulunan dış kredilerle ilgili görüşmeleri
yürüten Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının kredilerle ilgili bu görüşmeleri sıraya
koyduğu, bu süreç'in uzaması nedeniyle otoyol ihalelerinin 1987 yılında
gerçekleştirilmeye başlandığı, 1985 yılı ile 1987 yılı başlarına kadar ABD Dolarının
Türk Lirası değeri ile enflasyon oranı arasında %5-6 kadar fark doğduğu, bu fark
nedeniyle yüklenicilerin fiyatlarda değişiklik yapılması gerektiği yolunda yoğun
istekler de bulundukları, ancak Fiyat Farkı Kararnamesinin imzalanmasına kadar bu
isteklerin hepsinin reddedildiğini;
............................................
Müfettişler, birim fiyatlar revize edildiği için artık baz fiyatlardan
bahsedilemeyeceğini, bu sebeple baz fiyat olarak sözleşme fiyatlarının alınması
gerektiğini iddia etmişlerdir. Bu yorum kararname ile çelişkilidir. Eğer, Kararname,
müfettişlerin yorumunu kabul etseydi, fiyatların revize edilmesinden dört yıl sonra
"baz yılı", "baz fiyat" kavramlarını Kararnameye ithal etmezdi. Fiyat Farkı
Kararnamesinin 6.3 maddesi, Fiyat Farkı Baz Yılını şöyle tarif etmiştir:
a) Devam eden işler için: Sözleşmeye esas olan Baz Birim Fiyatların ilgili
Yabancı Para Birimi Cinsinden tanzim edildiği yıldır.
Peki, sözleşmeye esas olan baz birim fiyatlar hangileridir?
Bunun için, İhale Usul ve Esaslarını tespit eden 6 Aralık 1985 tarih ve 2380
sayılı Bakan "Olur"una dönelim. Bu Olur'un 2. paragrafında şöyle denilmektedir: "...
İdaremizce yeterli görülen firma veya firma grupları ile idaremizce ihalesi bu yıl
gerçekleştirilmiş bulunan Kınalı-Sakarya Otoyolu için verilen teklifler esas alınmak
suretiyle belirlenecek birim fiyatlar üzerinden pazarlık yapmak suretiyle gerekli
görüldüğünde revize ederek oluşturulacak yeni birim fiyat üzerinden ihale
edilmesi..." Şimdi Fiyat Farkı Baz Yılı tarifi ile hemen yukarıdaki paragrafta
söylenilenleri karşılaştıralım: Baz yılı tarifinde devam eden işler için: Sözleşmeye
esas olan baz birim fiyatların ilgili para birimi cinsinden tanzim edildiği yıldır
deniyor. Bakan Olur'unda ne diyor? "Kınalı-Sakarya Otoyolu için verilen teklifler
esas alınmak suretiyle belirlenecek birim fiyatlar...."
Kınalı-Sakarya Otoyolundan sonra ihale edilecek otoyolların birim fiyatlarını
nasıl tespit ettik?
Kınalı-Sakarya Otoyolu için verilen teklifleri esas aldık, bu tekliflerdeki birim
fiyatlardan seçmeler yaparak her ihale edilecek otoyol için birim fiyat listesi yaptık.
Bu yaptığımız işlemler Bakan Olur'unda söylenenlerin aynı değil midir? Tıpa
tıp aynıdır.
Bakan Olur'u, sonra, ne diyor?
".... belirlenecek birim fiyatlar üzerinden pazarlık yapmak suretiyle gerekli
görüldüğünde revize ederek oluşturulacak yeni birim fiyat üzerinden ihale
edilmesi...."
205
Biz ne yaptık?
Tespit ettiğimiz birim fiyatları, ilgilenen müteahhitlere verdik. Gittiler, iş
yerini gördüler ve geldiler bizimle pazarlık masasına oturdular. Fiyatlarda istedikleri
değişiklikleri ve mücbir sebeplerini anlattılar. Eğer, bizim daha evvel yaptığımız
tespitlerden farklı ve maliyet arttırıcı mücbir sebep getirmişlerse, onun etkisi kadar
ilgili birim fiyatı revize ettik. Bu suretle 10-15 kadar fiyatta değişiklik yapıldı ve
revize edilmek suretiyle oluşturulan yeni birim fiyatlar üzerinden ön anlaşma
yapıldı. Yapılan revizyon, her kesimin fiziksel ve jeolojik özelliklerinin birim fiyatlara
yansımasından kaynaklanmıştır.
Görüldüğü gibi bu safhada yapılan işlemler, Bakan Olur'unda ifade edilen
işlemlerin kalem kalem aynısıdır.
Demek oluyor ki, Kınalı-Sakarya Otoyolu tekliflerinin birim fiyatları,
sonradan ilahe edilen otoyol birim fiyatlarının esasıdır, temelidir, köküdür. Peki,
Kınalı- Sakarya Otoyolu teklifleri hangi yıl verilmiştir.
Teklifler, Nisan 1985'te verildiğine göre, 1985 yılında oluşturulmuşlardır.
Diğer otoyolların birim fiyatları, Bakan Olur'undaki usul ve esaslar göz
önünde tutularak, ne zaman oluşturulmuşlardır?
Diğer otoyolların birim fiyatları, Bakan Olur'undaki usul ve esaslara göre,
1985 yılında oluşturulmuşlardır. Bu birim fiyatlarda, ön sözleşmeye bağlandıktan
sonra, hiçbir değişiklik yapılmamış ve müteahhitlerin değişiklik teklifleri, Fiyat Farkı
Kararnamesi çıkıncaya kadar Karayolları Genel Müdürlüğünce reddedilmiştir."
Sanık avukatları da, isnat edilen suça ilişkin maddi ve manevi unsurun
oluşmadığını ileri sürerek sanığın yazılı savunmasında belirttiği konuları
tekrarlamışlardır.
Bakanlık soruşturma kurulu raporunda:
- Fiyat farkı kararnamesinin 6. maddesinin 3. bendinde öngörülen "fiyat farkı
baz yılının" devam eden işler için "sözleşmenin yapıldığı yıl" olarak anlaşılması
gerektiği,
- 1987 yılı ve sonrasında ihale yapılarak sözleşmesi imzalanan otoyollarda,
fiyat farkı ödemelerine esas birim fiyatların 1985 yılında değil, 1987 yılında revize
edilerek ve de pazarlık yapılarak saptandığı, bu nedenle, 1987 yılı ve sonrasında fiyat
farkı ödenmesi gerektiği,
açıkça vurgulanmıştır.
Buna göre;
1‐ Devam Eden İşlerde Fiyat Farkı Ödemesine Esas Olacak ʺBaz Yılıʺnın
Sözleşmenin Yapıldığı Yıl Olması Gerektiği Savı
Müfettişler, kararnamede baz yılının 1985 olacağına ilişkin açık bir hüküm
bulunmadığını, ihale fiyatlarının ihalenin yapıldığı anda oluştuğunu, ihalelerin de
206
1987 ve sonrasında gerçekleştiğini, bu nedenle baz yılının 1987 ve sonrası olması
gerektiğini belirtmişler, ancak "yorum" sonucunda ulaştıkları bu düşünceye
kararnameden bir dayanak göstermemişlerdir.
Oysa, 89/14657 sayılı kararnamenin gerekçesinde, "Yabancı para birimlerine
dayalı birim fiyatlarla ihalesi yapılmış ihalelerde, sözleşmeye esas para birimi olan
ABD dolarının Türkiye dışında ve Türkiye'de satınalma gücünde 1985 yılından
itibaren değer kaybı olmuştur............ İhalesi yapılmış yıllara sari işlemin, kesintiye
uğramadan ivedilikle tamamlanması ve ülke ekonomisine katkısının sağlanması
açısından bu değer kayıplarının telafi edilmesi için fiyat farkı verilmesi gerekli
görülmektedir" denilerek 1985 yılından itibaren dolarda meydana gelen değer
kayıpları giderilmek istenmiştir.
Kararnamenin tanımlar başlıklı 3. maddesinin (f) bendinde, "teklif yılı, teklif
fiyat esasına göre yapılan ihalelerde tekliflerin ihale şartnamesine uygun olarak
idarece alındığı, baz birim fiyatlar mevcutsa bu baz fiyatların tespit edildiği yıl"
olarak tanımlanmış, 4. maddesinde ise, kararname esaslarının devam eden işlerde,
baz birim fiyatların yabancı para birimleri cinsinden tespit edildiği yıldan sonra
gerçekleştirilecek iş kalemlerine uygulanacağı öngörülmüş ve 6. maddesinin 3.
bendinde de, fiyat farkı, "baz yılı"nın sözleşmeye esas olan baz birim fiyatların ilgili
yabancı para birimi cinsinden tanzim edildiği yıl olduğu belirtilmiştir.
Buna göre, "baz yıl"ı, birim fiyatların yabancı para birimi cinsinden tanzim
edildiği yıl olarak kabul edilmektedir. Kararnamede sözleşme yılının, baz yılı
olduğuna ilişkin açık bir kural bulunmamaktadır. Tam tersine, sözleşmenin yapıldığı
yıl dışında "yapılan bir işlemden - yapılan bir düzenlemeden" söz edilmektedir.
Kararnamenin hazırlanması bu amaca yöneliktir. Kararnamenin gerekçesi ve
tanımları "baz yılın" sözleşme yılı olarak nitelenmeyeceği düşüncesini güçlendiren
ifadelerdir. Nitekim, Atalay Coşkunoğlu'ndan sonraki Genel Müdür'de Gümüşova-
Gerede 2. kesim (Bolu dağı geçişi dahil) için yaptığı ek sözleşmede "baz yılı" 1985
olarak tespit etmiş, ancak müfettiş raporları ve bakanlık talimatları doğrultusunda ek
sözleşmeyi yeniden değiştirmek zorunda kalmıştır.
Bu konuda 16.9.1992 günlü, 3786 sayılı yazıyı yüklenici firmaya göndermiştir.
"Taahhüdünüz altında devam etmekte olan Gümüşova-Gerede Otoyolu'na
ilişkin Müfettişlik Raporları sonucu Sözleşmelerinin uygulamasında ortaya çıkan
sorunların çözümü için Şirketiniz Yönetim Kurulu Başkanı ve Yetkililerinin
Ankara'da her düzeyde yapılan toplantılara bizzat katılarak gösterdiği çaba ve özveri
takdirle karşılanmıştır.
Müfettişlik raporları ile, Projenin 1. ve 3. Kesimleri için yapılmış olan Ek
Sözleşmelerin yürürlükte olduğu ve bunların Özel Hukuk Sözleşmeleri olmaları
nedeniyle Fiyat Farkı ödemesine esas olan Baz Yılın 1985 olarak devam ettirilmesi
gerektiği bildirilmiş, ayrıca bu konuda Baz Yılının 1987 yerine 1985 olarak esas
alınmasından doğan sorumluluğun Firmanıza değil sadece Ek Sözleşmeyi İdare
adına imzalayan şahsa ait olacağı açıklanmıştır.
207
Bu nedenle, Ek Sözleşmelere göre 1. ve 3. Kesimler için baz yılının 1985
alınarak ödemelerin devam ettirilmekte olduğu malumlarınızdır.
Ancak Müfettişlik incelemeleri devam etmekteyken Kesim 2 Bolu Dağı Geçişi
dahil projeye sağlanan ek Kredinin yürürlüğe girmesi için 03.04.1992 tarihinde teati
edilen Ek Sözleşme 3A'da Baz Yılın 1985 olarak esas alınmasına ilişkin hükmün
korunmasını imzalayan şahsımın cezai, mali ve hukuki yönden sorumluluğunun
doğacağı, birkaç kez, Müfettişlik Raporları üzerine Bakanlığımızca tarafıma
bildirilmiştir. Bu nedenledir ki Ek Sözleşme 3A'nın kredinin işlerliğine ilişkin
işlemlerinin de tamamlanarak mevcut haliyle uygulamaya sokulmasının mümkün
olamayacağı tarafınıza bildirilmişti.
Cezai, hukuki ve mali yönden sorumluluğumu gerektirecek olan Ek Sözleşme
3A'nın ilgili maddesinin değiştirilmesi önerimizin Şirketinizce kabul edilmiş olması
hem Kredi alımını sonuçlandırarak Projenin devamını sağlamış hem de işi
bitirmekteki iyi niyet ve kararlılığınızın bir göstergesi olarak takdirle karşılanmıştır.
Bu itibarla Projenin uygulanmasında ortaya çıkmış ve çıkacak olan sorunların
Sözleşme hükümleri çerçevesinde süratle çözülmesi için elimizden gelen her türlü
destek ve gayret gösterilecektir.
Son olarak, bu konularda daha başka anlaşmazlık olmadığı ve ortaya
atılmayacağını ifade ederken, eskiden olduğu gibi Bolu Dağı gibi zor bir Kesimde de
başarılı çalışmalarınızın devam edeceğine olan inancımı belirtirim" Böylece, 1985 yılı
olması gereken baz yılın talimat doğrultusunda 1987 yılı olarak değiştirildiği
belirtilmiştir. Kararnamede açıklanan tanımlardan, baz yılın 1985 olarak
anlaşılmasında suç unsuru görülmemiştir.
2‐ Fiyat Farkına Esas Alınan Birim Fiyatların 1985 Yılında Değil 1987
Yılında Saptandığı Savı
Müfettiş soruşturma raporunda 1985 yılının "baz yıl" olabilmesi için Kınalı-
Sakarya otoyolu ihalesini alan firmanın teklif ettiği birim fiyatların 1987 ve
sonrasında yapılan ihalelerde "aynen" esas alınması koşulu ile fiyat farkı
ödenebileceği, oysa, bu fiyatların sonradan revize edilerek ve pazarlık yapılarak yeni
birim fiyatlar oluşturulduğu, 1985 yılı fiyatlarıyla ilginin kesildiği, yeni fiyatların
ihalenin yapıldığı anda gerçekleşmiş olacağı, bu nedenle de fiyat farkının 1985 yılının
değil sözleşmenin yapıldığı yılın baz alınarak ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Raporda ayrıca, Kınalı-Sakarya otoyolu ihale fiyatlarıyla diğer otoyollar için
saptanan birim fiyatlar karşılaştırılarak arada büyük farkların olduğu saptanmış,
bunun da yüklenicilerin ekonomik koşulları düşünerek pazarlıkla fiyatları
yükseltmelerinden kaynaklandığı, aradaki bu büyük fiyat artışlarının 1985 yılı ile
yeni sözleşmelerin yapıldığı 1987 yılı arasındaki değer kaybını karşılamış olacağı, bu
nedenle, fiyat farkı ödenmemesi gerektiği vurgulanmıştır.
Müfettişlerin, Kınalı-Sakarya otoyolu ihalesinde en düşük teklifi vererek
ihaleyi alan firmanın (Sezai Türkeş-Fevzi Akkaya grubu) birim fiyatları ile sonradan
208
yapılan otoyol ihalelerinin birim fiyatlarını karşılaştırarak fahiş farklar olduğu
düşüncesiyle fiyat farkı ödenmemesi gerektiği görüşü uygun bulunmamıştır. Kınalı-
Sakarya ihalesinden sonra yapılan otoyol ihalelerinde uygulanacak esas ve usuller
olarak kabul edilen ve önceki bölümlerde açıklanan "olurlarda" ihale birim
fiyatlarının nasıl ve ne şekilde tespit edileceği belirtilmiştir. Buna göre, otoyollar,
Kınalı-Sakarya otoyolu için verilen tüm teklifler esas alınarak belirlenecek birim
fiyatlar üzerinden pazarlık yapmak suretiyle, gerekli görüldüğünde revize edilerek
oluşturulacak yeni birim fiyatlar üzerinden ihale edilecektir. Yeni birim fiyatların
oluşmasında esas alınması gereken, Kınalı-Sakarya ihalesinde gerçekleşen en düşük
teklif değil, tüm firmaların verdiği tekliflerin tamamıdır. Savunmada da belirtildiği
gibi; tekliflerin tamamı değerlendirilmiş içlerinde en çok tekrarlanan fiyatlar "uygun
bedel" olarak kabul edilmiştir. Önceki bölümlerde de belirtildiği gibi uygun bedel, en
düşük bedelin esas alınması anlamına gelmemektedir. İşin niteliği, konumu ve
durumu, yüklenici firmanın yapısı ve özelliği, uygun bedelin oluşmasında etkili ve
önemli unsurlardır. Bu şekilde tespit edilen birim fiyatların revize edilebileceği
öngörüldüğüne göre, yeni otoyolun fiziki koşullarına uygun değişikliklerin
yapılmasını da doğal karşılamak gerekir. Yeni birim fiyatlar, 1985 yılı koşullarına
göre gerçekleşen bir baza oturtulmuştur. Yeni birim fiyatlar bu şekilde saptandığına
göre, Kınalı-Sakarya ihalesini alan firmanın birim tekliflerine nazaran yüksek olması
çok doğaldır. Kaldı ki, Kınalı-Sakarya birim fiyatları daha sonra Danıştay'ın uygun
görüşü ile % 19,33 oranında da arttırılmıştır. Bu nedenle, Karayolları Genel
Müdürlüğü'nce saptanan birim fiyatlarla STFA fiyatlarını karşılaştırmak suretiyle
arada çok büyük fiyat farkının olduğunu ve bu farkın da firmaların 1987 yılı
koşullarına göre yaptıkları pazarlıktan kaynaklandığını söylemek, ihale esaslarına
uygun olmayan bir yaklaşım olur. Müfettişlerin, sözleşme 1987 yılında yapıldığına
göre yeni birim fiyatlarda sözleşmenin yapıldığı yıl içinde saptanmıştır düşüncesi bir
varsayımdır. Kredi anlaşmalarının sonuçlanması sürecinin uzun zaman alması
nedeniyle sözleşmenin 1987 yılında yapılmış olması, tüm birim fiyatların bu yıl
içinde saptandığı anlamına gelmez.
Öte yandan, kamu tanıkları olarak dinlenen Kayhan Yüceyalçın, Neşet
Akmandor, Süha Somer ile diğer savunma tanıkları da fiyat farkı kararnamesinde
tanımlanan baz yılının, 1987 yılı ve sonrasında gerçekleşen dava konusu otoyol
ihalelerinde 1985 yılı olarak alınmasının doğru bir uygulama olduğunu
belirtmişlerdir. Buna göre, Bakanlar Kurulu'nca çıkarılan 89/14657 sayılı fiyat farkı
kararnamesinin gerekçesi, tanımlar bölümündeki ifadeler ve 6. maddesinin üçüncü
bendi, müfettiş raporlarında açıklanan sekiz otoyol ihalesi için fiyat farkı verilmek
üzere sanık tarafından imzalanan ek sözleşmelerde baz yılın 1985 yılı olarak
saptanmasını zorunlu kılan kurallar olduğu ve yeni birim fiyatların 1985 yılı
koşulları içinde saptandığının anlaşılmış olması nedeniyle iddialar yerinde
görülmemiştir. Türk Ceza Kanunu'nun 240. maddesinde öngörülen "Görevi kötüye
kullanma" suçunun öğelerinin oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
VII‐ HÜKÜM
209
Ayrıntıları ve dayanakları yukarıda açıkça gösterildiği üzere;
I. Sanıklardan;
A. İsmail Safa GİRAY'a yüklenen;
1. Devlet ihale Kanunu'na aykırı işlemlerinden dolayı keyfi uygulamalara
sebebiyet vererek görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal etme suçları sabit
görülmediğinden, sanığın BERAETİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Ahmet N. SEZER,
Yalçın ACARGÜN ile Ali HÜNER'in "Sanığın Türk Ceza Yasası'nın 240. ve 80.
maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği" yolundaki karşıoyları ve
OYÇOKLUĞU ile,
2. 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararını imzalamak suretiyle haksız
ödemelere sebebiyet verip Devleti zarara uğratarak görevi kötüye kullanma ve
görevi ihmal etme suçları sabit görülmediğinden (Yekta Güngör ÖZDEN, Yalçın
ACARGÜN ve Ali HÜNER'in değişik gerekçeleriyle) sanığın BERAETİNE, Ahmet N.
SEZER'in "Sanığın Türk Ceza Yasası'nın 240. maddesi uyarınca cezalandırılması
gerektiği" yolundaki karşıoyu ve OYÇOKLUĞU ile,
B. Cengiz ALTINKAYA'ya yüklenen;
1. Devlet İhale Kanunu'na aykırı işlemlerinden dolayı keyfi uygulamalara
sebebiyet vererek görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal etme suçları sabit
görülmediğinden, sanığın BERAETİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Ahmet N. SEZER,
Yalçın ACARGÜN ile Ali HÜNER'in "Sanığın Türk Ceza Yasası'nın 240. ve 80.
maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği" yolundaki karşıoyları ve
OYÇOKLUĞU ile,
2. 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararını imzalamak suretiyle haksız
ödemelere sebebiyet verip Devleti zarara uğratarak görevi kötüye kullanma ve
görevi ihmal suçları sabit görülmediğinden (Ali HÜNER'in değişik gerekçesiyle)
sanığın BERAETİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Ahmet N. SEZER ile Yalçın
ACARGÜN'ün "Sanığın Türk Ceza Yasası'nın 240. maddesi uyarınca
cezalandırılması gerektiği" yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞU ile,
3. 180 sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı işlemlerinden dolayı keyfî uygulamalara
sebebiyet vererek görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçları sabit
görülmediğinden, sanığın BERAETİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Ahmet N. SEZER ile
Yalçın ACARGÜN'ün "Sanığın Türk Ceza Yasası'nın 230. ve 80. maddeleri uyarınca
cezalandırılması gerektiği" yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞU ile,
C. Atalay COŞKUNOĞLU'na yüklenen;
19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı Yabancı Para Birimlerine Dayalı Birim
Fiyatlarla İhalesi Yapılmış ve Yapılacak olan Otoyol, Köprü, Tünel Yapımı ile
Kontrollük-Mühendislik Etüt, Proje ve Müşavirlik İşlerinde Fiyat Farkı Hesabında
Uygulanacak Esaslar başlıklı Bakanlar Kurulu kararına aykırı biçimde ek sözleşmeler
210
yapıp 1985 yılını baz yıl kabul etmek suretiyle fiyat farkı hesaplanarak işin
yüklenicilerine toplam 114.495.025 A.B.D. Doları fazla ödemeye neden olarak
görevini kötüye kullanma ve görevi ihmal suçları sabit olmadığından, sanığın
BERAETİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Ahmet N. SEZER, Yalçın ACARGÜN ile Ali
HÜNER'in "Sanığın Türk Ceza Yasası'nın 240. ve 80. maddeleri uyarınca
cezalandırılması gerektiği" yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞU ile,
II. Sanıkların neden oldukları ileri sürülen zararları için davaya katılanların
yetkili mahkemelere başvurmakta serbest olduğuna OYBİRLİĞİ ile,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yardımcıları ile davaya katılanların
vekilleri ve sanıklar ve vekillerinin yüzlerine karşı 12 Nisan 1995 gününde kesin
olarak verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12.4.1995
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
KARŞIOY YAZISI
A. Sanıklardan İsmail Safa GİRAY'ın;
1. Devlet İhale Yasası'na aykırı işlemlerden dolayı sorumluluğu açıktır.
Kamuoyunda ve yasama organında yankılanan olayları duymuştur. Bayındırlık ve
İskân Bakanı olarak başında bulunduğu devlet örgütünün çalışmaları hakkında
bilgisi olmaması düşünülemez. Doğrudan elatması söz konusu olmasa bile yetki
alanı içindeki bir kuruluşun yürüttüğü işlerin gidişini izlemesi, sorumlularının
tutum ve davranışlarını işlemler bağlamında incelemesi, gerekli ve yeterli önlemleri
alarak hukuk dışı oluşumlardan uzak tutması, görevi gereği kendisinden beklenmesi
doğal özen çabaları kapsamındadır. Karayolları Genel Müdürlüğü üzerindeki
Bakanlığın gözetim ve denetim yetkisi kimi kötülükleri önleyecek etkinlikte yerine
getirilseydi suç konusu eylemlerin yaşama geçmesi olanağı güçleşirdi. İlgi alanı,
yetki ağırlığı, sorumluluk duygusuyla birlikte gözetildiğinde yanlışlık ve
yolsuzlukların önlenmesi gerekir. Sanık Bakan'ın Karayolları üzerinde hiçbir yetkisi
yokmuş ya da yaygınlaşan yakınmaları, söylentileri hiç duymamış veya bu
konularda üzerine düşenleri yapıp yaptırmış gibi sorumlu tutulamayacağı yargısına
211
katılamıyorum. Duruşma evrelerindeki anlatımları, savunmaları ve dosya içeriğini
oluşturan belgeler, sanık İsmail Safa GİRAY'ın savsaklamadan ötede, yerine
getirilmesi zorunlu bir görevi yerine getirmeyerek olumsuz sonuçların doğmasına
neden olduğundan Türk Ceza Yasası'nın 240. maddesi uyarınca cezalandırılması ve
işlemlerin birden fazla olması gözetilerek ayrıca yine Türk Ceza Yasası'nın 80.
maddesi uyarınca cezasının artırılması kanısında olduğumu belirtiyorum.
2. Bakanlar Kurulu'nun 89/14657 sayılı kararını imzalayarak haksız ödemeler
yapılıp devleti zarara uğratarak görevini kötüye kullandığı da anlaşılmıştır. Bakanlar
Kurulu'nun yukarda değinilen kararı özel bir uygulama düzeni ve yöntemi, kimi
yapımcıların yararlanmasını sağlayacak ayrıcalıklı bir işlem olarak alınmıştır. Bunun
sonucu olarak yol yapımcılarına haksız yarar sağlanmış, bu ölçüde de Devlet zarara
uğratılmıştır. Bu nedenle, bu suçtan ötürü de Türk Ceza Yasası'nın 240. maddesini
uygulamak gerektiği kanısındayım.
B. Sanıklardan Cengiz ALTINKAYA'nın;
1. Devlet İhale Yasası'na aykırı işlemlerinden dolayı gelişigüzel uygulamalara
neden olarak görevi kötüye kullanma suçunu işlediği, yukarda öbür sanık
hakkındaki kanılarımı açıkladığım bölümdeki gerekçelerle, kanıtlara bağlanmıştır.
Duruşma evrelerindeki anlatımları, savunmaları, dinlenen tanıkların sözleriyle dosya
içeriğini oluşturan belgelerin ortaya koyduğu gerçek, bu sanığın daha açık ve ağır
biçimde görevinin gereklerini bilerek yapmadığı, yapmaması gereken işlemleri
yaptığıdır. Yapımcıları yararlandırmak amacıyla gelenekleşmiş işlemlerin dışına
çıkıp ayrıcalık getiren yöntemlerle verdiği zarar, Türk Ceza Yasası'nın 240. maddesi
uyarınca cezalandırılmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca, işlemlerin birden fazla
olması nedeniyle de Türk Ceza Yasası'nın 80. maddesi uygulanmalıdır.
2. Bakanlar Kurulu'nun 89/14657 sayılı kararını kendi görev süresi içinde
yapımcıları yararlandırmak amacıyla imzalanmış olduğu kanısına vardığımdan bu
suçundan ötürü de Türk Ceza Yasası'nın 240. maddesinin uygulanması gerektiği
görüşündeyim.
3. Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 180 sayılı
KHK'ye aykırı işlemleriyle gelişigüzel uygulamalara neden olmakla açıkça görevini
savsaklamıştır. Bakan olarak üzerine düşen özeni gösterse, zorunlu incelemeleri,
gözetim ve denetimi yapsa ya da yaptırsa idi alt sıradaki Bakanlık görevlileriyle
özellikle Karayolları Genel Müdürlüğü'nde devletin zararına yol açan uygulamaları
önleyebilirdi. Bu nedenle Türk Ceza Yasası'nın 230. maddesi uyarınca
cezalandırılmalı ve eylemin sayısı gözetilerek ayrıca yine Türk Ceza Yasası'nın 80.
maddesi de uygulanmalı idi.
C. Sanıklardan Atalay COŞKUNOĞLU'nun;
10.10.1989 günlü, 89/14657 sayılı Yabancı Para Birimlerine Dayalı Birim
Fiyatlarla İhalesi Yapılmış ve Yapılacak Olan Otoyol, Köprü, Tünel Yapımı ile
Kontrollük-Mühendislik Etüd, Proje ve Müşavirlik İşlerinde Fiyat Farkı Hesabında
212
Uygulanacak Esaslar konusundaki Bakanlar Kurulu kararma aykırı biçimde ek
sözleşmeler yapıp 1985 yılını baz yıl kabul etmek suretiyle yükleniciler yararına fazla
ödemeye neden olduğundan Türk Ceza Yasası'nın 240. maddesi gereğince
cezalandırılması, ayrıca eylem sayısı gözetilerek Türk Ceza Yasası'nın 80.
maddesinin de hakkında uygulanması gerektiği kanısındayım.
Sanık Atalay ÇOŞKUNOĞLU, Bakanlar Kurulu'nun temelde amaçlı biçimde
alınmış yanlı kararını da aşarak, kişisel yorumlarla fazla ödemeler yaptırmıştır.
Hesaplama yöntemine ilişkin savunmalar sırasında Yüce Divan'a sunulan, getirtilen
ve açıklamaları yapılan yöntemlerin uygulamayı haklı çıkarmadığı anlaşılmıştır.
Kural belirsizliği ve yöntem karışıklığı savunmayı doğrulamamış, sanığın kimi
devlet katlarına güvenerek ya da onların yönlendirip yüreklendirmesiyle suçu
işlediği belli olmuştur. Aslında, bir sanığın, gözetim ve denetim yetkisi olan üst
makamlarla ilgililerin bilgisi dışında bu tür eylemleri kendi başına gerçekleştirmesini
düşünmek de güçtür.
Kararda ve öbür karşıoylarda incelenip irdelenen belge, anlatım ve yasal
düzenlemelerde ayrıntıya girip zaman ve yer almamak için durumları özetle
belirtiyor, çoğunluğun değerlendirmelerine katılamıyorum. Dava konusu otoyolların
yapımını etkilediği söylenen siyasal kaynaklı elatmalar, işlemler ve teknik yönden bu
yollara ilişkin sakınca savları ayrıdır. Devletin her organının, her biriminin her
katının hukuka sımsıkı bağlılığı ile aykırılıklara karşı çıkması, rüşvet söylenti ve
olaylarını önleyecek her önlemi alması gerekir.
Çoğu, sanıkları kayırmaya yönelik yanlı tanık anlatımları, dosyadaki tüm
belgeler birlikte incelendiğinde, katılan vekilleriyle Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısının istem ve görüşlerinin olaylara daha uygun düştüğü kanısındayım.
Karşıoylarımı bu inanla, bu nedenle kullandım.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOY GEREKÇESİ
Bayındırlık ve İskân eski Bakanlarından İsmail Safa Giray ile Cengiz
Altınkaya'nın Devlet İhale Kanunu'na aykırı işlemler sonucunda keyfi uygulamalar
yaptıkları; 19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nı imzalamak
suretiyle haksız ödemeler sonucunda Devlet'i zarara uğrattıkları; Ayrıca, Cengiz
Altınkaya'nın 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırı davrandığı; bu nedenle
görevlerini kötüye kullandıkları savıyla her iki Bakanın da yargılanmak üzere Yüce
213
Divan'a şevkine TBMM Genel Kurulu'nun 20.1.1993 günlü ve 211 sayılı kararı ile
karar verilmiştir.
Öte yandan, Danıştay İkinci Dairesi'nin kesinleşen 2.2.1993 gün ve E.
1992/1904, K. 1993/181 sayılı kararında, Karayolları eski Genel Müdürü Atalay
Coşkunoğlu'nun 89/14657 sayılı Fiyat Farkı Kararnamesi'nin uygulanmasında
sözleşme yılı yerine 1985 yılını "baz yılı" kabul ederek fazla fiyat farkı ödenmesi
sonucu devleti zarara uğrattığı, bu nedenle yargılanması gerektiği belirtilmiş,
Kırıkkale Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan dava Yüce Divan'da görülen diğer
sanıkların davasıyla ilgisi nedeniyle birleştirilmiştir.
A‐ İsmail Safa Giray ve Cengiz Altınkaya'nın Devlet İhale Kanunu'na aykırı
davranarak keyfi uygulamalara neden olduklarından görevlerini kötüye
kullandıkları savı:
5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanun'un 2. ve 15. maddeleri gereğince, otoyol yapım, onarım ve bakım hizmetleri
Karayolları Genel Müdürlüğü'nün görevleri arasında sayılmıştır. Genel Müdürlük,
diğer görevleri yanında otoyol yapım işinde de çalışmalarını 2886 sayılı Devlet İhale
Kanunu, 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu, 832 sayılı Sayıştay Kanunu
hükümlerine göre yürütmek zorundadır. Karayolları Genel Müdürlüğü'nün bu
yasalara uymak zorunda olmadığı durumlar hem kendi kuruluş yasasında hem de
belirtilen yasalarda açıkça gösterilmiştir. Nitekim 5539 sayılı Kanun'un Ek 1.
maddesinde "Karayolları Umum Müdürlüğü görevleri dahilindeki işlerden umumi
hükümler dairesinde ihalesi mümkün görülmiyen yol, köprü ve tüneller Maliye
Vekâletinin mütalâasına istinaden İcra Vekilleri Heyetinden karar alınmak suretiyle
2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanunu ile 1050 sayılı Muhasebei Umumiye
Kanunu'nun 83 ve 135 inci maddeleri hükmüne tabi olmaksızın fenni liyakatları ve
iktidarları Nafıa Vekâletince kabul edilmiş yerli veya yabancı uzman ve firmalara
veya icabında bu firmalardan birine pazarlıkla yaptırmaya işletmeye selâhiyetlidir."
denilmektedir. Ayrıca, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 1. maddesinde, genel
bütçeli daireler, katma bütçeli idareler, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet
yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu Kanun'a
göre yürütüleceği belirtildikten sonra, 89. maddesinde de bu Kanun'un
uygulanmasının mümkün olmadığı hallerde, bu Kanun hükümleri dışında
kalınmasına Bakanlar Kurulu'nca karar verilebileceği, ancak ihalede uygulanacak
usul ve esasların idarelerce hazırlandıktan sonra ilgili Bakan'ın onayı ile yürürlüğe
konacağı öngörülmüştür.
Buna göre, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün Kuruluş Yasası ile 2886 sayılı
Yasanın 89. maddesi, ihale edilecek işin önemi, konumu ve özelliği, zorunlu
durumlarda bazı işlerin ihalesinde farklı uygulama yapılmasına izin vermektedir.
Otoyol yapımı öngörüldüğü gibi, konumu ve özelliği gereği Devlet İhale
Kanunu'nun uygulanmasına olanak vermiyorsa bunun çözümü yasalarda
gösterilmiştir. Nitekim, suçlama konusu otoyolların ihalesinden önce gerçekleştirilen
214
Kınalı-Sakarya İhalesi 2886 sayılı Yasa'nın 89. maddesine göre yapılmıştır. Yasalarda
bu tür çözümler olmasına karşın, otoyol ihalelerinde başka bir yol izlenmiştir.
Devlet İhale Kanunu, Sayıştay Kanunu ve Muhasebei Umumiye Kanunlarının
uygulandığı ihale düzeninden kurtulabilmek için Karayolları Genel Müdürlüğü,
25.3.1986 gün ve 0843 sayılı yazılarıyla Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi
Başkanlığı tarafından finanse edilecek otoyol projelerinin, Toplu Konut İdaresinin
kendi yöntemlerine göre yaptırılmasına imkân vermek amacıyla Karayolları Genel
Müdürlüğü'nün yatırım programının dışına çıkarılması için Yüksek Planlama
Kurulu'nun karar vermesi gerektiğini, Devlet Planlama Teşkilatı'na bildirmiştir.
Yüksek Planlama Kurulu'nun uygun görüşü üzerine Bakanlar Kurulu 86/10611 sayılı
kararıyla belirtilen otoyol projelerini Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi'nin
projeleri arasına dahil etmiştir. Bu aşamadan sonra, otoyol projelerinin ihale ve
yapım işleri 2983 sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması
Hakkında Kanun hükümlerine göre yürütülmüştür. Ancak, Toplu Konut ve Kamu
Ortaklığı İdaresi projeleri arasına aktarılmadan önce, 28.11.1985 gün ve K-11 sayılı
kararla Başbakan başkanlığında toplanan Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu,
dava konusu edilen otoyol projelerinin finansmanının Toplu Konut Fonu'ndan
karşılanmasına, bunlarla ilgili konuların TKKOİ Başkanlığı ile KGM arasında
yapılacak bir protokol ile belirlenmesine ihale esas ve usullerinin de Bayındırlık ve
Iskan Bakanlığı'nca saptanmasına karar vermiştir. Açıkça görüldüğü gibi 28.11.1985
günlü, K-11 sayılı karar, otoyol projelerinin TKKOİ'nin projeleri arasına katılmasına
ilişkin 20.4.1986 gün ve 86/10611 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'ndan öncedir. Buna
göre, K-11 sayılı karar, verildiği tarihte yasal dayanaktan yoksundur. Başka bir
anlatımla K-11 sayılı kararın verildiği tarihte yasal dayanak olarak ileri sürülen
Bakanlar Kurulu Kararı yoktur. Bu nedenle, K-11 sayılı kararın alındığı tarihte, 2886
sayılı Devlet İhale Kanunu'nun kuralları geçerli olup, otoyol projelerinin bu Yasa
kurallarına göre yürütülmesi gerekirdi. Oysa, sanıkların görevini kötüye
kullanmakla suçlandıkları otoyol projelerinin ihale esas ve usullerinin tamamı K-11
sayılı karar içeriği esas alınarak saptanmış, 2983 sayılı Yasa'nın öngördüğü ihale
düzeni uygulanmıştır.
Ayrıca, K-11 sayılı Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu kararı, Bakanlar
Kurulu'nun belirtilen kararından sonra alınmış olsa da, otoyol projelerinin 2983 sayılı
Yasa kapsamına alınarak ihale edilmesi olanaksızdır. Çünkü, 2983 sayılı Yasa'ya göre
kurulmuş olan Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı'nın sözkonusu
otoyol projelerini gerçekleştirmek gibi bir görevi yoktur. Bu projelerin ihale ve
yapımını üstlenemez. Nitekim 2983 sayılı Yasa'nın 1. ve 2. maddelerine göre, İdare,
bu projelerin ancak finansman ihtiyacını karşılayabilir. Bu Yasa'ya göre kurulan
Kamu Ortaklığı Fonu'nun amacı da budur. Otoyol projeleri finansmanını karşılaması
gerekirken, ihale ve yapım işini de üstlenen Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi
Başkanlığı, kendi ihale usullerini kullanarak Karayolları Genel Müdürlüğü'nü bir
protokolle yeniden yapım işi ile görevlendirmiştir.
215
Kaldı ki, otoyol yapım işinin Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi
Başkanlığınca da yapılabileceği, kabul edilmesi durumunda da İhale esas ve
usullerinin keyfi uygulamaya yol açmayacak biçimde saptanması gerekirdi. TBMM
Soruşturma Komisyonu'nun raporunda da belirtildiği gibi, kamu çıkarlarını
korumak için ihale esas ve usullerinde bulunması gereken rekabet ortamı ve açıklık
ilkeleri gereği otoyol ihalelerinde ilân ya da duyuru yapılmamış ve olurlarda teminat
alınması, teklif verme tarihi ve ihale günü gibi önemli konulara yer verilmediğinden,
fiyatlar oldukça yüksek oluşmuştur. İhale komisyonlarının nasıl oluşacağı
belirlenmemiş, pazarlık tutanakları da düzenlenmemiştir. Otoyolların ihale edildiği
firmaların yeterliliklerinde hangi ölçütlerin uygulandığı belirlenmediğinden işin
nasıl verildiği anlaşılamamıştır. Yüklenici firmalara aynı zamanda proje yapım işinin
de verilmesiyle keşif bedelinin kamu zararına neden olacak biçimde bellenebileceği
gerçeği gözardı edilmiştir. Otoyol projelerinin kontrollük hizmetleri, yapım işini
üstlenen diğer firmalara yaptırılmıştır. Özetle, 2886 sayılı Yasa'nın uygulanmasından
kaçınıldığına göre, bu Yasa'nın uygulanmaması nedeniyle doğacak boşluğu
dolduracak, ihalenin her aşamasına ilişkin düzenlemelerin olması, kişisel takdir ve
sübjektiflikten kurtaracak esas ve usullerin saptanması gerekirdi.
Buna göre, her iki sanıkta Devlet İhale Kanunu'nda öngörülen ihale esas ve
usullerine aykırı davranışlarından dolayı keyfi uygulamalara neden olduklarından
eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 240 ve 80. maddeleri uyarınca
cezalandırılmaları gerekir.
B‐ 1‐ Sanık Bakanların 19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu'nca
çıkarılan Fiyat Farkı Kararnamesi'ni imzalamak suretiyle haksız ödemeler sonucunda
Devleti zarara uğrattıkları savı:
Otoyol projelerinin ihalesi sonucunda yapılmış olan ana sözleşmelerin 70.
maddesinde maliyetleri etkileyen işçilik, malzeme ve diğer konularda meydana
gelen fiyat artışı ve azalışları sonucunda ilave bir ödemenin ya da kesintinin
yapılmayacağı; 71. maddesinde de, döviz kısıtlaması veya ülke parasının
devalüasyonu sonucunda büyük bir ekonomik bunalım meydana gelse bile,
yüklenicilere herhangi bir fazla ödemenin yapılmasının söz konusu olmayacağı
belirtilmiştir. Sözleşmelerde bu kurallar olmasına karşın, yüklenici firmaların,
enflasyon oranı ile dolar artışı arasındaki dengenin bozulması ve buna benzer kimi
nedenlerle fiyat farkı talebinde bulunması karşısında, Bakanlar Kurulu 19.10.1989
günlü, 89/14657 sayılı Fiyat Farkı Kararnamesi'ni çıkarmıştır. Kararname'nin 12.
maddesinde, sözleşmeleri yapılan ve devam eden işlere yüklenici firmalarla idare
arasında yapılacak ek sözleşmelerle fiyat farkı verileceği öngörülmüştür.
Yüklenici firmaların, birim fiyatları zarar edici bulduklarına ilişkin yoğun
talepleri karşısında Fiyat Farkı Kararnamesi'nin çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Ancak,
otoyol ihalelerine ilişkin sözleşmeler yüklenici firmalarla Karayolları Genel
Müdürlüğü arasında yapılmış olan özel hukuk kapsamındaki sözleşmelerdir. Bu
sözleşmelerde, hak ve borçlar tüm ayrıntılarıyla belirlenmiştir. Yükleniciler teklif
isteme mektubunu ve sözleşmeyi inceleyerek fiyatları etkileyecek tüm olasılıkları
216
gözönünde tutmuşlardır. Sözleşmenin 70 ve 71. maddelerinde, ağır ekonomik
bunalımlarda bile fiyat farkı verilmeyeceğini bilen yükleniciler, ileride doğacak
riskleri gözönüne alarak birim fiyat tekliflerini yüksek tutmuşlardır. Bu gerçeğe
karşın, özel hukuk ilişkisi içinde gerçekleşen otoyol yapım sözleşmelerine Yürütme
Organının elatarak, sözleşme kurallarını değiştirmesi düşünülemez.
Sözleşme şartlarında meydana gelen değişiklikler sonucu doğan
uyuşmazlıkların nasıl çözümleneceği yine sözleşmelerde belirlenmiştir. Bunun
gözardı edilerek Yürütme Organı'nın sözleşme hükümlerini değiştirir nitelikte
kararname çıkartmasını siyasi sorumlulukla açıklamak kabul edilemez. Öte yandan,
89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi'nden önce, 28.7.1988 günlü, 88/13181
sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkarılmıştır. Bu Kararnamenin 16. maddesinde,
bedeli döviz karşılığı ödenen işlerle, sözleşme gereği kur farkları ayrıca ödenen işlere
fiyat farkı ödenmeyeceği belirtilmiş ancak, bu kararnameden bir yıl sonra 89/14657
sayılı Kararname çıkarılarak 1985 yılından itibaren fiyat farkı ödeneceği
öngörülmüştür. Kısa bir zaman dilimi içinde yapılan bu uygulama ancak keyfi bir
davranış olarak nitelendirilebilir.
Savunmalarda, sözleşmelerdeki birim fiyatların Kınalı-Sakarya otoyol
ihalesinde verilmiş olan birim tekliflerin baz alınarak ortalama bir fiyat çıkarıldığı
belirtilmekte ise de, sonradan yapılan ihalelerde sözleşme birim fiyatlarının revize
edilerek Kınalı-Sakarya birim fiyatlarının da çok üstünde yüksek saptandığı
görülmüştür. Böylece, yüklenicilerle 1985 yılı fiyatlarına göre sözleşme yapıldığı ve
1985 yılı ile sözleşmelerin yapıldığı daha sonraki yıllar arasındaki farkın, fiyat farkı
olarak ödendiği yolundaki savunma dayanaktan yoksun kalmaktadır.
Otoyol ihalelerinde yapılmış olan ana sözleşmelerin 70 ve 71. maddelerinde,
fiyat farkı ödenmeyeceğine ilişkin kurallar olmasına karşın, 89/14657 sayılı Bakanlar
Kurulu kararnamesini imzalamak suretiyle fazla ödeme yapılmasını sağlayarak
Devleti zarara uğratan sanıkların görevlerini kötüye kullandıkları sonucuna
varıldığından Türk Ceza Kanunu'nun 240. maddesine göre cezalandırılmaları
gerekir.
2‐ Bakanlar Kurulu'nca Fiyat Farkı Kararnamesi'nin çıkarılmadan önce
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın kuruluşunu düzenleyen 180 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname'nin 15. ve 30. maddelerinde öngörülen hazırlık ve
incelemelerin Cengiz Altınkaya tarafından yaptırılmadığı savı:
13.12.1983 günlü, 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin (c) bendinde,
"Bakanlık birimlerince ve diğer bakanlıklarca hazırlanmış olan kanun, tüzük ve
yönetmelik tasarıları üzerinde görüş bildirmek...", (d) bendinde de "Bayındırlık ve
İskan işleri ile ilgili şartnamelerle, tip sözleşme, yıllık rayiç ve fiyat analizlerini
hazırlamak ve yayınlatmak" görevleri Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı'na verilmekte,
30. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde de, "yeni fiyat tayini anlaşmazlıklarını
217
inceleyip kesin fiyatı tesbit etmek" görevi Bayındırlık Kurulu'nun görevleri arasında
sayılmaktadır.
Otoyol ihalelerinde yüklenici firmaların fiyat farkı taleplerinin teknik yönden
incelenerek yerinde olup olmadıklarının saptanması konusunda Yüksek Fen
Kurulu'nun görüşlerinin alınması devletin zarara uğramaması için getirilmiş bir
güvencedir. Bakanlık kendi içindeki birimler üzerinde denetim ve gözetim görevini
ancak bu yolla gerçekleştirebilir. Belirtilen Kurullar deneyimli ve birikimli
uzmanlardan oluşan teknik bir heyettir. Fiyat farkı ödenmesine ilişkin kararnamenin
Bakanlar Kurulu'na sunulmadan önce bu heyetten geçirilmiş olması Başbakanlıkla
yapılacak incelemenin de teknik yönden sağlıklı bir yapıya kavuşturulmasının
temelini oluşturacaktır.
Nitekim, sanık Atalay Coşkunoğlu hakkında yapılan suçlamalar fiyat farkı
kararnamesinin kimi bölümlerinin yanlış yorumlanması sonucu devletin zarara
uğratıldığı konusundadır. Belirtilen Kurullardan görüş alınmaması yanlış yorumlara
neden olarak belirsizliklerden kaynaklanan sonuçlar doğurmuştur.
Sanık Cengiz Altınkaya'nın bu konuda da görevini kötüye kullandığı
sonucuna varılmıştır.
C‐ 19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı "Yabancı Para Birimlerine Dayalı Birim
Fiyatlarla İhalesi Yapılmış ve Yapılacak Olan Otoyol, Tünel Yapımı ile Kontrollük,
Mühendislik, Etüt, Proje Müşavirlik İşlerinde Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak
Esaslar" başlıklı Bakanlar Kurulu kararına aykırı olarak 1985 yılını "baz yıl" kabul
etmek suretiyle işin yüklenicilerine toplam 114.495.025 A.B.D Doları fazla ödemeye
neden olan Karayolları eski Genel Müdürü Atalay Coşkunoğlu hakkındaki sav:
89/14657 sayılı Fiyat Farkı Kararnamesinin tanımlar başlıklı 3. maddenin (f)
bendinde, "Teklif yılı, teklif fiyat esasına göre yapılan ihalelerde tekliflerin ihale
şartnamesine uygun olarak idarece alındığı, baz birim fiyatlar mevcutsa bu baz
fiyatların tespit edildiği yıl" olarak tanımlanmış, 4. maddesinde de, kararname
esaslarının devam eden işlerde, baz birim fiyatların yabancı para birimleri cinsinden
tesbit edildiği yıldan sonra gerçekleştirilecek iş kalemlerine uygulanacağı
öngörülmüş ve 6. maddenin 3. bendinde ise fiyat farkı "baz yılı"nın sözleşmeye esas
olan baz birim fiyatların ilgili yabancı para birimi cinsinden tanzim edildiği yıl
olduğu belirtilmiştir.
Buna göre, "baz yıl" tanımlanırken "baz birim fiyatlarının yabancı para
birimleri cinsinden tespit edildiği yıldır" ifadesi kullanılarak otoyol ihalelerinde
sözleşmelerin yapıldığı yılda saptanan birim fiyatların baz yıl olarak fiyat farkı
ödemelerine esas alınacağı açıkça belirtilmiştir. Ancak, kararnamenin bu tanımı
yanlış uygulama sonucu otoyol ihalelerinin yapıldığı yıl yerine, 1985 yılı baz alınarak
Devlet zarara uğratılmıştır. Karayolları Genel Müdürü Atalay Coşkunoğlu,
yüklenicilerle yaptığı ek sözleşmeler gereğince baz yılını 1985 kabul ederek
kararnamenin çıktığı tarihe kadar yapılan imalatlara da fiyat farkı ödenmesine neden
olmuştur. Oysa, birim fiyatlar 1985 yılında değil, otoyol ihalelerine ilişkin
218
sözleşmelerin yapıldığı yılda saptanmıştır. Savunmalarda, Kınalı-Sakarya otoyolu
için 1985 yılında verilen tekliflerin küçük değişikliklerle yeni yapılan diğer ihalelerin
sözleşmelerinde de baz alındığı, bu nedenle birim fiyatların 1985 yılında saptanmış
olduğu, fiyat farkı ödemelerinde de bunun "baz yıl" olarak kabul edilmesinin doğal
olacağı belirtilmiştir. Ancak, 1985 yılından sonraki yıllarda yapılan ihalelerde birim
fiyatların Kınalı-Sakarya otoyol ihalesinde gerçekleşen birim fiyatlar olmadığı,
enflasyon nedeniyle 1985 yılı birim fiyatlarının düşük olması nedeniyle yeniden
revize edilmek suretiyle arttırılmış ve "yeni birim fiyatlar" olduğu görülmüştür. Yeni
sözleşmeler, 1985 yılı değil, sözleşmenin yapıldığı tarihteki yeni birim fiyatlar
üzerinden yapılmıştır. Savunmada belirtildiği gibi arttırılan yeni fiyatlar Kınalı-
Sakarya otoyolundan farklı olan yeni otoyolların fiziki yapısından
kaynaklanmamaktadır. Paranın değer yitirmesi gözetilerek fiyatlar yeniden
oluşturulmuştur. İhale olurlarındaki "Kınalı-Sakarya otoyolu için verilen teklifler
esas alınmak suretiyle belirlenecek birim fiyatlar üzerinde pazarlık yapmak suretiyle
belirlenecek yeni birim fiyatlar üzerinden ihale edilmesi..." biçimindeki "ihale
esası"da, 1985 yılındaki Kınalı-Sakarya otoyolundaki birim fiyatların değil, artış
yapılarak oluşturulmuş yeni birim fiyatların esas alındığı gerçeğini açıkça
göstermektedir.
Buna göre, Fiyat Farkı Kararnamesi'nde belirtilen "baz yıl" ölçeğinin
sözleşmelerin yapıldığı yıl değil, 1985 yılı olarak değerlendirilmek suretiyle
yüklenicilere hak ettiklerinden daha fazla yıla ilişkin fiyat farkı ödenmesi Devletin
zarara uğramasına neden olmuştur. Buna ilişkin ek sözleşmelerin bizzat Atalay
Coşkunoğlu tarafından imzalanmış olması nedeniyle görevini kötüye kullanan
sanığın Türk Ceza Kanunu'nun 240. ve 80. maddeleri uyarınca cezalandırılması
gerekir.
Bu nedenlerle, sanıkların beraatlerine ilişkin çoğunluk görüşüne
katılmıyorum.
Üye
Ahmet N. SEZER
KARŞIOY YAZISI
Sanıklar Bayındırlık ve İskân eski Bakanları İsmail Safa GİRAY ve Cengiz
ALTINKAYA'nın, otoyol yapımlarının yüklenici firmalara ihalesi aşamasında Devlet
İhale Kanunu'na aykırı şekilde usulsüzlükler yaptıkları, ayrıca otoyolların
yüklenicilere ihalesi sırasında yapılan ana sözleşmelerde fiyatların yabancı para
219
kurları üzerinden yapılması, bu nedenle de fiyat farkı ödenmeyeceği yolundaki
düzenleme taraflarca da kabul edilmiş olmasına rağmen yüklenici firmalara
sözleşmeye aykırı olarak fiyat farkı ödenmesine dair Bakanlar Kurulu Kararı'nı
imzalamak suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları; sanık Atalay
COŞKUNOĞLU'nun ise Karayolları Genel Müdürü olarak görevli bulunduğu sırada
bu fiyat farkı kararnamesinin uygulanmasında 1985 yılını baz yılı olarak kabul ve
uygulayarak Hazine'yi zarara uğratacak ve yüklenicilere haksız çıkar sağlayacak
işlemlerde bulunduğu, bu nedenle de sanıkların cezalandırılmaları istendiğine göre;
öncelikle tarafsız ve ehil bir veya birkaç bilirkişi kurulu oluşturularak yaptırılacak
incelemeler sonucunda iddia edilen, usulsüzlükler ve devlet zararıyla ilgili olarak bu
kurullardan yeterli raporlar alındıktan sonra meydana çıkacak sonuca göre bir karar
verilmesi gerekirken muhalefetimize rağmen bu yoldaki istemi kabul etmeyen
çoğunluğun eksik soruşturmaya dayalı nihai kararına öncelikle bu noktadan
karşıyım.
Sanıklar İsmail Safa GİRAY ve Cengiz ALTINKAYA'nın otoyol ihalelerinde
usulsüzlük yaptıkları iddiaları yönünden:
- "Kınalı-Sakarya" otoyolu dışında 1985 yılından sonra ihale edilen dava
konusu otoyolların yapımında, daha önce 10 yıllık süre için yapılan ulaşım ana
planındaki hedefler dikkate alınmamıştır.
- Bu otoyolların ihalesinden önce avans ve uygulama projeleri ile buna dayalı
keşifler yaptırılmamıştır.
- 6.12.1985 günlü, 2380 sayılı İhale usul ve esası olarak anılan Olur'da yer alan
"tahmini keşif özeti, idarece pazarlık sonucu kesinleştirilmiş birim fiyatlara göre
firmalarca hazırlanacak ön proje ve etüt çalışmaları sonucunda oluşturulacak metraj
özetine göre tespit edilecektir" söyleminden, tahmini keşif özetinin hazırlanmasının
birim fiyatların kesinleştirilmesinden sonra gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. Belli
olmayan keşif tutarları için fiyatlarda pazarlık yapılarak kamu yararı
gözetilmemiştir. Daha sonra bu yöntemden de vazgeçilerek 6.12.1985 günlü, 2380
sayılı ve 9.4.1986 günlü, 742 sayılı ihale usul ve esası olarak anılan olurlarda belirtilen
tahmini keşif özetinin saptanmasında firmalarca önproje ve etüt çalışması yapılacağı
kuralı öbür otoyolların ihale usul ve esası olarak anılan olurlarında yer almamıştır.
- Yüklenici firmaya aynı zamanda proje yapımı işinin de verilmesiyle keşif
bedelinin kamu zararına sebep olabilecek şekilde bellenebileceği gerçeği gözardı
edilmiştir.
- Kontrollük hizmetleri, yapım işini üstlenen diğer otoyol yüklenicilerine
yaptırılmıştır.
- Usul ve esasın, ihaleler 2886 sayılı Yasa kapsamı dışına çıkarılmaya
çalışıldığına göre, bu Yasa'nın boşluğunu dolduracak ihalenin her aşamasına ilişkin
düzenlemeler getirecek, açıklık ve rekabeti gerçekleştirecek, ihaleyi kişisel takdirden
ve sübjektiflikten kurtaracak "düzenleyici işlem" niteliğinde olması gerekir.
220
Devlet çıkarlarını korumak için her ihalenin özünde bulunması gereken
rekabet ortamı yaratma ve açıklık ilkeleri gözetilmeden otoyol ihalelerinde ilan ya da
duyuru yapılmadığı gibi, olurlarda geçici teminat alınması, son teklif verme tarihi ve
ihale tarihi gibi önemli hususlara yer verilmemiş, buna bağlı olarak rekabetsiz
ortamda gerçekleştirilen ihalelerde fiyatlar yüksek oluşmuştur.
- İhale usul ve esasları olarak anılan olurlarda açıklıkla belirtilmemesi
nedeniyle pazarlık komisyonu oluşturulmamış ve tutanağı düzenlenmemiştir.
Bunun denetimi ortadan kaldırdığı açıktır.
- İhale usul ve esasları olarak anılan olurlarda, ihalenin yapılacağı firmaların
yeterliliklerinin hangi ölçütlere göre belirleneceği belirtilmemiştir.
- İhale usul ve esaslarında kimi ölçütler getirilmesine karşın dış kredi bulma
ölçütüne öncelik verilmiş, her otoyol ihalesi, dış kredi bulan tek firmayla pazarlık
yapılarak sonuçlandırıldığından "en uygun bedel"e ulaşılamamıştır. Kaldı ki, temin
edilen kredinin tüm finansmanı karşılayıp karşılamadığı da denetlenmemiştir.
- 2886, 1050 ve 832 sayılı Yasalar dışına çıkmak için uygulanan yöntemin ilk
basamağı Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nun K.11 sayılı kararıdır. Bu
kararın yasal dayanağı bulunmamaktadır.
- Bu karardan sonra Yüksek Planlama Kurulu ve Bakanlar Kurulu kararlarıyla
otoyol projeleri KGM'nden KOİ'ne aktarılmış ve sonra da, Toplu Konut ve Kamu
Ortaklığı Kurulu'nun K.23 sayılı kararı ve bu karara dayanılarak düzenlenen
protokollerle yapım işi yeniden KGM'ne bırakılmıştır.
5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevlerine Dair Yasa'ya
göre, otoyolların yapımı görev ve yetkisi KGM'ne ilişkin bulunduğuna ve yapımı
işinde yeniden KGM'ne dönüleceğinin bilinmesine karşın amacı gerçekleştirmek için
bu yola başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Hiçbir hukuksal dayanak olmadan ihale usul ve esasları olarak anılan
olurlardan önce, firmalar ile yazışmalar, toplantılar yapılmış, kimilerinde anlaşma,
sözleşme, protokol gibi metinler imzalanmış, sözleşme koşulları vs. üzerinde
uygunluk sağlandığı anlaşılmıştır. Bu görüşme ve yazışmaların bağlayıcı niteliği
bulunmayan hazırlık çalışmaları olduğu savunulmuşsa da bu biçimde ilişki kurulan
firmalarla sonuçta sözleşmeler yapıldığı görülmüştür.
Bu nedenlerle her iki sanığında eylemlerine uyan TCK'nun 240 ve 80.
maddeleri gereğince cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken, aksine oluşan
çoğunluk görüşüne karşıyım.
Her iki sanığın otoyol ihalesini alan firmalara sözleşmeye aykırı olarak fiyat
farkı verilmesine dair Bakanlar Kurulu kararını imzalamaları yönünden:
-Cengiz ALTINKAYA Yönünden;
Otoyol yapımını üstlenen firmalarla yapılan sözleşmelere göre, ihaleler
yabancı para birimi üzerinden yapılmış bu nedenle de anasözleşmelerin 70 ve 71.
221
maddelerine göre olağanüstü gelişmelerde bile fiyat farkı verilmeyeceği belirtilmiş
ve bu husus taraflarca da kabul edilmiş, buna dayalı olarak da ihale birim fiyatları
yüksek tutulmuş olmasına karşın bu sanığın sorumluluğu altında 89/14657 sayılı
fiyat farkı kararnamesi hazırlanarak Başbakanlığa oradan da Bakanlar Kurulu'na
sunulmuştur. Bu Kararname'nin çıkarılması ile ilgili olarak:
-Fiyat farkı kararnamesi çıkarılmadan önce, firmaların isteklerinin samimi ve
gerekçelerinin gerçeğe uygun olup olmadığı konusunda bir araştırma
yaptırılmamıştır.
- 88/13181 sayılı genel fiyat farkı kararnamesinde (M.16/e) yabancı para
üzerinden yapılan ihaleler için fiyat farkı verilmeyeceği belirtilirken, 1985 yılından
kararnamenin çıkarıldığı tarihe kadar yabancı para ile yapılan ihaleler için kuşkusuz
dolar-enflasyon değerlendirmesi yapılıp bu sonuca ulaşılmıştır. Bir başka deyişle bu
kararnamede, doların enflasyon karşısındaki değer kaybının fiyat farkı verilmesini
gerektirecek boyutta olmadığı saptanmıştır.
Bu durum karşısında bundan kısa bir süre sonra çıkarılan 89/14657 sayılı
kararnamenin çıkarılma gerekçelerinden birini oluşturan dolar-enflasyon
dengesizliğine ilişkin gerekçenin kabulü olanaksızdır.
- Tüm otoyol ihalelerine ilişkin sözleşmelerin 70 ve 71. maddelerinde,
olağanüstü gelişmelerde bile fiyat farkı verilmeyeceği belirtilmişken ve bu husus iki
tarafça başlangıçta kabul edilmişken, hatta bu nedenle ihale birim fiyatları yüksek
tutulmuşken, 89/14657 sayılı fiyat farkı kararnamesinin çıkarılmasının haklı
nedeninin olamayacağı açıktır.
- İhale birim fiyatlarının yüksek tutulduğunun bir başka kanıtı da 89/14657
sayılı fiyat farkı kararnamesinin gerekçesindeki, bu kararnamenin sonraki ihalelerde
birim fiyatların düşük tutulmasına neden olacağı yolundaki söylemdir. Çünkü bu
söylemde, önceki ihalelerde fiyat farkı verilmeyeceğinin bilinmesinin fiyatların
yüksek oluşmasına neden olduğu belirtilmiştir.
- 180 sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevlerine ilişkin
KHK'nin 15. maddesinin ( c ) ve (d) bentlerindeki prosedüre, daha önceki fiyat farkı
kararnamelerinde uyulmasına karşın 89/14657 sayılı kararname çıkarılırken
uyulmamıştır.
- Genel uygulamaya göre fiyat farkı ödenmeyecek kısım yüklenici kârı
gözetilerek %22'den yüksek olması gerekirken kararnamede yer alan formüllerde bu
kısım %10 olarak belirlenmiştir.
- Bu formüllerde, yurtdışı personel ödemeleri gözününde bulundurulurken,
yurtdışından getirtilen malzeme, makine ve teçhizatı için de fiyat farkı verilmesine
neden olunmuştur.
- Kararnamede, amacı gizlemek için, olanaklı iken (ki öbür benzer
kararnamelerde açıkça gösterilmiştir) bilerek ve isteyerek uygulama yılı açıkça
gösterilmemiştir.
222
Bu nedenlerle sanık Cengiz ALTINKAYA'nın eylemine uyan TCK'nun 240.
maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, aksine oluşan
çoğunluk kararına karşıyım.
Sanık İsmail Safa GİRAY yönünden:
Aynı suçtan sanık İsmail Safa GİRAY'ın ise, diğer Bakanlar Kurulu
üyelerinden farkı, Bayındırlık ve İskân eski Bakanı olmasından ibaret olup, fiyat farkı
kararnamesinin hazırlanıp, Bakanlar Kurulu'na sunulmasında herhangi bir katkısı
olamaz. Bu sanığın kararnameyi imzalayan Bakanlar Kurulu'nun diğer üyeleri
hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce bu suçtan Yüce Divan'a şevklerine gerek
olmadığına karar verilmiş olmasına karşın, bu sanığın Yüce Divan'a şevkine karar
verilmiş ve yapılan yargılama sonunda diğer Bakanlar Kurulu Üyeleri gibi bu
işlemden dolayı siyasi sorumluluğu olduğunda herhangi bir şüphe ve duraksamaya
neden bulunmamakla beraber, ceza hukuku yönünden cezalandırılmasını
gerektirecek herhangi bir eylemi saptanmadığından bu gerekçeyle beraatine karar
verilmesi gerekirken, çoğunluk tarafından gösterilen gerekçeye karşıyım.
Karayolları eski Genel Müdürü Atalay COŞKUNOĞLU yönünden:
Otoyol yapımını yüklenen firmalarla yapılan sözleşmelere aykırı olarak bu
firmalara fiyat farkı verilmesini öngören 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın
uygulayıcısı olan Karayolları eski Genel Müdürü sanık Atalay ÇOŞKUNOĞLU'nun ;
- Yapımı Fiyat Farkı Kararnamesinden önce bitirilmiş, bedelleri herhangi bir
itiraz olmadan ödenmiş kısımlar için de fiyat farkı ödenmesini sağladığı,
- Her otoyol ihalesine ilişkin birim fiyatlar 1985 yılı Kınalı-Sakarya otoyol
birim fiyatları esas alınarak belirlenmiş olmakla beraber, her ihale pazarlık sonucu ve
yapım yılına göre arttırılarak yeniden oluşturulmuşken, 1986 ve sonraki yıllarda
ihalesi yapılan işler için dahi, 1985 yılı fiyatları baz alınarak haksız ve Devleti zarara
uğratacak fiyat farkları ödenmesine neden olduğu ,
Bu nedenlerle de, sanığın eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu
oluşturduğu maddi ve manevi unsurlarıyla oluşan bu suçtan dolayı sanığın
hareketine uyan TCK'nun 240. maddesi gereğince ve TCK'nun 80. maddesi de
uygulanmak suretiyle cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, aksi yönde
oluşan çoğunluk görüşüne karşıyım.
Üye
Yalçın ACARGÜN
223
KARŞIOY YAZISI
Meclis Soruşturma Komisyonu'nun, 9.11.1992 gün ve 9/1 esas, 6 karar sayılı
raporu, TBMM Genel Kurulu'nun 20.1.1993 günlü ve 57. birleşiminde görüşülerek
211 sayılı kararı ile kabul edilerek;
Bayındırlık ve İskân eski Bakanları İsmail Safa GİRAY ile Cengiz
ALTINKAYA'nın, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na aykırı işlemlerinden dolayı
keyfi uygulamalar yaptıkları, 19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı'nı imzalamak suretiyle haksız ödemelere sebebiyet vererek Devlet'i zarara
soktukları, ayrıca Cengiz ALTINKAYA'nın, 180 sayılı Bayındırlık ve İskân
Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında KHK'ye aykırı işlemlerinden dolayı
keyfi uygulamalar yaptığı belirtilerek her iki eski Bakanın, eylemlerine uyan
TCK'nun 240 ve 80. maddelerine göre yargılanmak üzere Anayasa'nın 100. maddesi
uyarınca Yüce Divan'a şevklerine karar verilmiştir.
Diğer taraftan Danıştay İdari İşler Kurulu'nun 20.5.1993 günlü, E. 1993/27, K.
1993/23 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Danıştay İkinci Dairesinin 2.2.1993
günlü, E. 1992/1904, K. 1993/181 sayılı kararında, Karayolları eski Genel Müdürü
Atalay COŞKUNOGLU'nun 19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı fiyat farkı
kararnamesinin uygulanmasında sözleşme yılı yerine 1985 yılını baz yılı olarak alıp
ek sözleşmeler düzenleyerek 114.495.025.03 ABD Doları fazla ödemeye neden
olduğu, böylece görevini kötüye kullandığı kabul edilerek TCK'nun 240. maddesi
uyarınca lüzumu muhakemesine, yargılamanın Kırıkkale Asliye Ceza
Mahkemesi'nde yapılmasına karar verilmiş, bu sanık hakkındaki dava dosyası, Yüce
Divan'da görülen diğer sanıklarla ilgili dava ile birleştirilmiştir.
Yüce Divan'da yapılan yargılamaları sonunda, üç sanığın da, isnat edilen
suçlardan beraatlerine oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Hükümde belirtildiği veçhile, aşağıda izah edeceğim nedenlerle çoğunluk
görüşüne katılamıyorum.
1) Sanıklardan Bayındırlık ve İskân eski Bakanları İsmail Safa GİRAY ve
Cengiz ALTINKAYA'nın, Devlet İhale Kanunu'na aykırı işlemlerinden dolayı keyfi
uygulamalara sebebiyet verdiklerine ilişkin suçlamalar:
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 1. maddesinde sayılan kuruluşlar
kapsamında yer alan idareler, kendi programları içindeki alım, satım, hizmet, kira,
trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerini bu Kanun'da yazılı
hükümlere uygun biçimde yürütmek zorundadırlar. Ancak, 2886 sayılı Kanun'un
"özelliği bulunan işler" başlığını taşıyan 89. maddesinde, bu Kanun hükümlerinin
uygulanmasının mümkün olamayacağı hallerde, ilgili idarelere, Bakanlığın önerisi ve
Bakanlar Kurulu Kararı ile adı geçen Kanun hükümleri dışında ihale gerçekleştirme
olanağı tanınmıştır. Bu gibi durumlarda ihalenin usul ve esaslarının idarece
saptanması ve ilgili Bakan tarafından onaylanması gerekmektedir. Bu yöntemle
224
yapılacak bir uygulama ile özelliği olan yatırımların ve diğer işlerin
gerçekleştirilmesine hız ve kolaylık sağlanmış olmaktadır.
25.4.1985 tarihinde KGM'nce ihalesi yapılan KINALl-SAKARYA OTOYOLU,
2886 sayılı Kanun'un 89. maddesine dayanılarak yaptırılan ilk otoyoldur. Bu
otoyolun ihalesi, Bakanlar Kurulu'nun 3.1.1985 gün, 85/8939 sayılı kararı ile 28.2.1985
gün, 416 sayılı "İHALE USUL ve ESAS OLUR" una ve 5.4.1985 gün, 661 "EK OLUR" a
göre yapılmış ve Kanun hükümlerine uygun bir biçimde 2886 sayılı Kanun
kapsamından çıkarılmıştır.
Ancak KINALl-SAKARYA otoyol ihalesinden sonra yapılan otoyol
ihalelerinde, bir başka yöntem izlenmiştir. Yüksek Plânlama Kurulu'nun raporları
nazara alınarak Bakanlar Kurulu'nun 20.4.1986 gün, 86/10611 sayılı kararı ile otoyol
projeleri, KGM yatırım projeleri arasından çıkarılarak Kamu Ortaklığı İdaresi
Başkanlığı projeleri arasına katılmış, 2886 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkarılmış,
Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu'nca 28.11.1985 gün, K-11 sayılı ve 2.7.1986
gün, K-23 sayılı kararlar alınmıştır. K-11 sayılı karara göre, otoyol projelerinin Kamu
Ortaklığı fonundan karşılanmasına ve bu hususların KOİ ile KGM arasında
yapılacak bir protokolle düzenlenmesine, K-23 sayılı kararla da, KGM yatırım
projeleri arasından çıkarılarak KOI Başkanlığı projeleri arasında yer alması uygun
görülen ve isimleri belirtilen sekiz otoyol projelerinden henüz ihalesi yapılmamış
olan bölümlerle ilgili işlemlerinin, TKKOİ Başkanlığı İhale Yönetmeliğimin, ihale
usullerine tabi olmaksızın kamu kurum ve kuruluşlarına iş yaptırılmasına ilgili 59/a
maddesi gereğince, KGM tarafından hazırlanıp Bayındırlık ve İskân Bakanı
tarafından onaylanan usul ve esaslara göre KGM'nce yürütülmesine, sair icraat ve
finansman muamelelerinin TKKOİ Başkanlığı ile KGM arasında imzalanacak birer
protokolle düzenlenmesine karar verilmiştir. Böylece otoyol ihaleleri, 20.4.1986
tarihinden itibaren KGM yatırım projeleri arasından çıkarılmış, TKKOİ yatırım
projeleri arasına dahil edilmiş, 2.7.1986 gün, K-23 sayılı kararla da otoyolların yapımı
KGM'ne devredilerek, her iki kuruluş arasında yapılan protokollerle yürütülmüştür.
Görüldüğü gibi KINALI-SAKARYA otoyol ihalesinden sonra yapılan otoyol
ihalelerinde, 2886 sayılı Kanun hükümleri uygulanmamış, bu Kanun'un 89.
maddesine uygun olarak Bakanlar Kurulu Kararı alınmamış, İHALE ESAS ve
USULLERİ düzenlenmemiş, 2.7.1986 gün ve K-23 sayılı karar uyarınca TKKOİ
Başkanlığı ile KGM arasında yapılan protokollere dayanılarak zamanın Bayındırlık
ve İskân bakanlarının ihale "OLUR" ları ile yetinilmiştir. Sadece Bakan "OLUR"
larının ise "İHALE ESAS ve USULLERİ" olarak kabulü olanaklı değildir.
Diğer yandan TKKOİ Başkanlığımın 28.11.1985 gün, K-11 ve 2.7.1986 gün, K23
sayılı kararları ile bu kararlara göre düzenlenen 2380, 742, 2318, 2319, 2066, 8195,
8395 ve 8676 sayılı ilahe usul ve esaslarına ilişkin Bakan "OLUR" ları ile yapılan
protokollerin yasal dayanağı bulunmamaktadır.
225
Böylece, KINALI-SAKARYA otoyolu ihalesinden sonra yapılan tüm otoyol
ihalelerinde, İHALE USUL ve ESASLARI belirlenmeden, Devlet ihalelerinde
genellikle uygulanan ilân, resmi davet, teklif vermeye davet anlamına gelen resmi
duyuru yapılmadığından ihalenin asıl amacı olan rekabet ortamı oluşturulmadan,
KINALI- SAKARYA otoyol ihalesinde olduğu gibi 2886 sayılı Kanun'un 89. maddesi
kuralına uygun olarak Bakanlar Kurulu'nca ihale usul ve esaslarıyla ilgili karar
alınmadan, sadece Bakan "OLUR" ları ile ve protokollerle ihaleler yapılmış
olduğundan, bu ihalelerin yapıldığı tarihlerde Bayındırlık ve İskân Bakanları olan
İsmail Safa GİRAY ve Cengiz ALTINKAYA'nın, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na
aykırı hareket ettikleri anlaşıldığından her iki sanığın da eylemlerine uyan TCK'nun
240 ve 80. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken
beraatlerine karar verilmiş olduğundan bu yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
2- Sanıklardan İsmail Safa GİRAY ve Cengiz ALTINKAYA'nın 19.10.1989 gün,
89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararını imzalamak suretiyle müteahhitlere fiyat
farkı ödenmesine olanak verilerek Devleti zarara soktuklarına ve görevlerini kötüye
kullandıklarına ilişkin suçlamalar:
Bakanlar Kurulu'nun 28.7.1988 gün ve 88/13181 sayılı kararında, yabancı para
birimleri ile ihale edilen işlere fiyat farkı ödenmeyeceği kabul edildiği ve KGM ile
otoyol ihalelerini alan firmalar arasında imzalanan ana sözleşmelerin 70 ve 71.
maddelerinde, bedeli döviz karşılığı olarak ödenen işlere fiyat farkı verilmeyeceğinin
belirlendiği halde, 19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı kararname ile otoyol ihalelerini
alan firmalara fiyat farkı ödenmesine karar verilmesi nedeniyle bu Bakanlar Kurulu
kararını imzalayan her iki sanığın da müsnet suçu işledikleri ileri sürülmüştür.
Sanıklara isnat edilen suç, memuriyet görevini kötüye kullanma suçudur.
Yaptırımı da TCK'nun 240. maddesinde belirtilmiştir. Görevi kötüye kullanma, şekil
bakımından, memurun kanunun yasakladığı bir fiili işlemesi veya emrettiği bir şeyi
yapmaktan kaçınması şeklinde tarif olunmaktadır. Görevin kötüye kullanılmasından
maksat, memurluk görevinin kanun ve nizamın gösterdiği usulden ve esaslardan,
başka surette yapılmış olmasıdır. Bu suçun teşekkülü için; failin memur sıfatını haiz
olması, kanunda yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, vazifenin kötüye
kullanılması ve failde suç kastının bulunması gerekir. Buna göre; memurun,
herhangi bir şekilde kanuni yetkisini aşması veya kanunun koyduğu usul ve şekle
uymaması veya takdir yetkisini gayesi dışında kullanması veya hareketinin kanun ve
nizama uyduğu hallerde, bu hareketinin gerektirdiği ön şartlara aykırı hareket
etmesi halleri görevi kötüye kullanma olarak kabul edilmektedir. TCK'nun 240.
maddesinde "kanunda yazılı hallerden başka" ibaresi yer almaktadır. Madde, genel
olarak görevi kötüye kullanmayı cezalandırmaktadır. Memurun füli, kanunun belli
maddelerini ihlâl ediyorsa, ihlâl edilen madde uyarınca cezalandırılacak, ancak
kanunda yazılı haller dışında memuriyet görevi kötüye kullanılmışsa TCK'nun 240.
maddesinin uygulanması yoluna gidilecektir.
226
Yukarıda belirtildiği gibi Bakanlar Kurulu'nun 88/13181 sayılı kararnamesinde
ve ayrıca müteahhit firmalarla KGM arasında yapılan ana sözleşmelerin 70 ve 71.
maddelerinde, bedeli döviz karşılığı olarak ödenen işlere fiyat farkı verilmeyeceği
açıkça belirtilmesine karşın 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile otoyol
ihalelerini alan müteahhit firmalara fiyat farkı verilmesi kabul edilmiş ve her iki
sanık da adı geçen kararnameyi imzalamış olduklarından müsnet görevi kötüye
kullanma suçunun maddi unsurları teşekkül etmiş bulunmaktadır. Her ne kadar
sanıklardan İsmail Safa GİRAY, mezkûr kararnameyi Bayındırlık ve İskân Bakanı
olarak değil, Milli Savunma Bakanı olarak imzalamışsa da, aynı kararnameyi
imzalayan diğer bakanlardan farklı bir konumda bulunmaktadır. Bu sanık,
13.12.1983 tarihinden 313.1989 tarihine kadar Bayındırlık ve İskân Bakanlığı yapmış,
bedeli döviz karşılığı olarak ödenen işlere fiyat farkı verilmeyeceğine dair 88/13181
sayılı kararnameyi Bayındırlık ve İskân Bakanı olarak imzalamış, otoyol ihalelerini
alan müteahhit firmalarla KGM arasındaki çoğu Ana Sözleşmeler bu sanığın
bakanlık görevini sürdürdüğü tarihlerde yapılmış, ilk otoyol ihalesi olan KINALI-
SAKARYA Otoyolu ihalesinden itibaren diğer otoyol ihalelerinin çoğunda
Bayındırlık ve İskân Bakanı olarak bulunmuştur. Bu sebeplerle cezaî sorumluluk
açısından diğer bakanlarla bir tutmak olanaklı değildir. Siyasi sorumluluğunun
yanında cezaî sorumluluğu da bulunmaktadır.
Otoyol sözleşmelerinde birim fiyatların ABD Doları bazında olması nedeniyle
fiyat farkı verilmemesi esas olmasına karşın, ABD Dolarının dünyada ve
Türkiye'deki değer kaybı itibariyle yerli ve yabancı firmaların 1986 yılından itibaren
muhtelif vesilelerle bu durumdan zarar gördüklerini ileri sürmeleri, Türk mali
mevzuatında yapılan bazı değişikliklerin de maliyet artışları üzerinde olumsuz
etkilerinin görülmesi nedeniyle, otoyol yapımlarını olumsuz yönde etkileyecek bu
durum karşısında iki seçenekten birinin kabulü gerekmiştir. Bunlardan birincisi, işini
sürdüremeyecek duruma gelen müteahhidin sözleşmesini feshederek işlerin tasfiyesi
ve yeniden ihale yapılması, ikincisi de fiyatlarda gerekli ayarlamaları yaparak işin
bitirilip hizmete açılmasının ve gelir getirir bir durumun sağlanması olarak
değerlendirilmiştir. Birinci seçeneğin kabulü halinde, işlerin tasfiyesi, yeniden
ihalesinin gerekmesi, bu yüzden otoyolların yapımında büyük gecikmelerin olacağı,
aynı fiyatlarla işlere alıcı bulunamayacağı, parasal yönden idarenin bir kazanç
sağlayamayacağı, işlerin bitirilememesi gibi hususlar nazara alınarak ikinci seçeneğin
kabulü yoluna gidilerek 19.10.1989 gün, 89/14657 sayılı Bakanlar Kurulu kararının
çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi sanıklara isnat edilen ve yukarıda izahı yapılan görevi kötüye
kullanma suçunun oluşabilmesi için bu suçun maddi unsurlarının yanında manevi
unsurunun da bulunması gerekmektedir. Müsnet suçun manevi unsuru "özel kast"
tır. Görevi genel nitelikte kötüye kullanma suçunun oluşması için özel kasıt ile
işlenmiş olması gerekir. Faildeki suç işleme kastı, ihmal suçundan farklı olarak
memuriyetle ilgili yetki ve görevin gayrimuayyen maksatlar için (kendisine veya bir
başkasına menfaat temini, başkasına bir zarar vermek gibi) yerinde kullanılmaması
227
veya bu yetki ve görevin gayelerine aykırı kullanılması, harekete geçilmesi gerektiği
hallerde lüzumlu ve gerekli işlerin yapılmaması şuur ve iradesidir.
Otoyol yapımı ve ihalesiyle ilgili olarak yüklenici firmalara fiyat farkı
verilmesi, yukarıda belirtilen ve kabul edilen olumsuz koşulların yarattığı zorunlu
nedenlere dayandığından ve her iki sanık da bu kararnameyi açıklanan bu sebeplerle
imzalamış olduklarından kendilerine isnat edilen görevi kötüye kullanma suçu
"manevi unsur" yönünden oluşmamaktadır. Bu nedenlerle her iki sanığa isnat olunan
suçtan beraatlerine dair çoğunluk kararına bu gerekçe ile katılıyorum.
3- Sanıklardan Karayolları eski Genel Müdürü Atalay COŞKUNOĞLU'nun
89/14657 sayılı yüklenici firmalara fiyat farkı verilmesine dair Kararnamenin
çıkarılmasından sonra kamu yararına ters olan, müteahhit firmalara çıkar sağlamayı
amaçlayan, KGM ile firmalar arasında EK SÖZLEŞMELER imzalayarak görevini
kötüye kullandığına ve Devleti zarara uğrattığına ilişkin suçlamalar:
KGM'nün çeşitli uygulamaları ile ilgili usulsüzlük iddialarının yaygınlaşması
nedeniyle Bayındırlık ve İskân Bakanı'nın 16.1.1992 gün ve 172 sayılı, konunun
incelenmesine dair "OLUR" u üzerine, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Maliye ve
Gümrük Bakanlığı müfettişleri ile Sayıştay uzman denetçisinin müştereken
hazırlayıp imzaladıkları 20.4.1992 günlü raporda, Atalay COŞKUNOĞLU'nun, fiyat
farkı kararnamesinin ruhuna ve lâfzına, hukukî ve mantıkî gerçeklere, korumak ve
kollamakla yükümlü olduğu kamu yararına tamamen ters olan, sadece
müteahhitlere ilâve çıkar sağlamayı amaçlayan EK SÖZLEŞMELER imzalayarak
14.495.025.03 ABD Doları tutarında Devlet zararına sebebiyet verdiği, hakkında
görevini kötüye kullanma savı ile soruşturma açılmasının gerektiği belirtildiğinden
28.5.1992 gün, 1520 sayılı Bakan "OLUR" u ile kurulan soruşturma kurulunca
hazırlanan 28.8.1992 günlü fezleke ve soruşturma dosyası Bakanlıkça Danıştay'a
gönderilmiştir. Sanığın TCK 240. maddesi uyarınca lüzumu muhakemesine,
yargılanmasının Kırıkkale Asliye Ceza Mahkemesî'nde yapılmasına dair Danıştay 2.
Dairesi kararının, Danıştay İdarî İşler Kurulu'nca onanması sonucu Kırıkkale Asliye
Ceza Mahkemesi'nde görülen kamu davasının, diğer iki sanık hakkındaki dava
dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş olduğundan, bu sanık hakkında da
yargılama yapılarak isnat edilen suçlamadan oyçokluğu ile beraatine karar
verilmiştir.
Sanığa isnat olunan suçlama, Danıştay 2. Dairesi'nin ve İdarî İşler Kurulu'nun
kararlarında açıkça gösterilmiştir. Buna göre, sanık Atalay COŞKUNOĞLU,
19.10.1989 gün, 89/14657 sayılı Yabancı Para Birimlerine Dayalı Birim Fiyatlarla
İhalesi Yapılmış ve Yapılacak olan Otoyol, Köprü, Tünel Yapımı ile Kontrollük-
Mühendislik Etüt, Proje ve Müşavirlik İşlerinde Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak
Esaslar başlıklı Bakanlar Kurulu kararına aykırı biçimde EK SÖZLEŞMELER yapıp
1985 YILINI BAZ YIL OLARAK KABUL ETMEK suretiyle fiyat farkı hesaplanarak
228
işin yüklenicilerine toplam 114.495.025.03 ABD Doları fazla ödemeye neden
olduğundan fiiline uyan TCK'nun 240. maddesi uyarınca yargılanmıştır.
Sanık hakkında yapılan soruşturma evresinde düzenlenen 20.4.1992 günlü
inceleme raporunda ve 28.8.1992 günlü Fezlekede sanığa isnat edilen fiiller
gösterilmiş ve müteahhit firmalarla KGM arasında yapılan ek sözleşmelerde baz
yılının sözleşmelerin yapıldığı yıl yerine 1985 yılının esas alınmasının izahı ayrıntılı
bir biçimde yapılmıştır.
Yapılan yargılamada, sözü edilen rapor ve fezlekenin ve dava dosyasında
mevcut kararname, sözleşme, ek sözleşme, tanık beyanları vs. bilgi ve belgelerin
incelenmesinden, fiyat farkı baz yılının, sözleşmelerin yapıldığı yıl yerine 1985 yılı
olarak esas alınacağına dair gerek 19.10.1989 gün, 89/14657 sayılı Kararnamede ve
gerekse bir başka resmi belgede herhangi bir hüküm ve kayıt bulunmamakta, sadece
KGM ile müteahhit firmalar arasında yapılan ek sözleşmelerde yer almaktadır. İdare
adına KGM olarak bu ek sözleşmeleri de sanık yapmıştır. Sanık savunmasında,
müteahhit firmalarla ek sözleşmeler yapmadığını, fiyat artışlarında baz yılı olarak
1985 yılının esas alınmadığını ileri sürmemiş, aksine bunları Karayolları Genel
Müdürü olarak kendisinin yaptığını, Kınalı-Sakarya otoyol ihalesinden sonra
müteahhit firmalarca ileri sürülen fiyat farkı isteklerinin kararname çıkıncaya kadar
reddedildiğini, 89/14657 sayılı Kararnamede tarif edilen baz yılının 1985 yılı olarak
kabul edilmesi gerektiğini beyan ve izah ederek yorumlarda bulunmuştur. Yapılan
yargılamada, müfettiş raporlarında ve fezlekede ileri sürülen isnatların aksi ileri
sürülemediği gibi sanığın lehine olabilecek yeni deliller de ibraz edilmemiştir. Sanık
hakkında rapor düzenleyen müfettişler, kamu tanığı olarak verdikleri yeminli
beyanlarında, hazırladıkları raporu aynen tekrar etmişler, bu raporun
düzenlenmesinde, herhangi bir kimsenin, makam ve merciin tesirinde
kalmadıklarını, kendilerine sanığın aleyhine olabilecek biçimde rapor düzenlenmesi
yolunda emir verilmediğini, telkin ve tavsiyelerde bulunulmadığını ifade
etmişlerdir.
Beyanları hükme esas alınan savunma tanıkları da, sanığa isnat edilen
suçlama ile ilgili olarak açık ve net bir biçimde sanığın lehine olabilecek ve suçlamayı
çürütecek nitelikte bir beyanda bulunmamışlar, muğlâk ve genelde ihalelerin nasıl
yapılması gerektiği yönünde izahlarda bulunmuşlardır. Bu nedenle bu tanıkların
suçlama ile ilgili olarak beyanlarına itibar etmek mümkün değildir.
Gerek 19.10.1989 gün ve 89/14657 sayılı fiyat farkı Kararnamesinde ve gerekse
herhangi bir resmi belgede, fiyat farkı baz yılının 1985 yılı olacağına dair bir kural
olmadığı halde sanığın, 1985 yılından sonra ve Kararnamenin yürürlüğe girdiği
tarihe kadar ihale edilmiş otoyol inşaatlarında müteahhit firmalarla yaptığı ek
sözleşmelerde fiyat farkı baz yılını bilerek ve isteyerek, kendi görüş ve yorumuna
dayandırarak 1985 yılı olarak tespit edip fazladan ödemelerde bulunduğu ve bu
suretle görevini kötüye kullandığı ve müsnet suçu işlediği sübuta ermiş olduğundan
229
tecziyesine karar verilmesi gerekirken beraatine karar verilmiş bulunduğundan
çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Ali HÜNER
Full & Egal Universal Law Academy