YÜCE DİVAN KARARI
(TÜRK MİLLETİ ADINA)
Esas Sayısı : 2005/1 (Yüce Divan)
Karar Sayısı: 2005/1
Karar Günü : 3.2.2005
Başkan : Mustafa BUMİN
Başkanvekili : Haşim KILIÇ
Üye : Sacit ADALI
Üye : Fulya KANT ARCIOĞLU
Üye : Tülay TUĞCU
Üye : Ahmet AKYALÇIN
Üye : Mehmet ERTEN
Üye : Mustafa YILDIRIM
Üye : Fazıl SAĞLAM
Üye : A. Necmi ÖZLER
Üye : Serdar ÖZGÜLDÜR
Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı : Nuri OK
Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcı Vekili : Abdurrahman YALÇINKAYA
Yargıtay
Cumhuriyet Savcısı : Zafer EDİŞ
Anayasa Mahkemesi
Raportörleri : Mehmet Mahir KARA
Nurdan OKUR
Mehmet Oğuz KAYA
2
Tutanak Yazmanları : Cengiz TANRIVERDİ
Alaaddin AYTEN
Numan GÜNAY Bedri
TATLI
Davacı : Kamu Hakları
Sanık : Mustafa Cumhur ERSÜMER: Adem ve Şerife
Şükran oğlu, 29.10.1952 Çanakkale doğumlu, Çanakkale
ili Merkez Kemalpaşa Mahallesi nüfusuna kayıtlı, Ankara
Angoraevleri Kediseven Caddesi, 19181 parsel/12
adresinde oturur, emekli, evli, Enerji ve Tabii Kaynaklar
eski Bakanı.
Vekilleri : Av. Bülent Hayri ACAR
Av. Savaş KARAHİSAR
Suçlar ve Tarihleri : 1- 3096 sayılı Yasa uyarınca Yap-İşlet-Devret
modeline göre yapılması öngörülen Konya Ilgın
Termik Santraline ilişkin imtiyaz sözleşmesi
imzalanmadan ve sözleşme uyarınca yapılması
gereken diğer anlaşmalar tamamlanmadan şirkete
yer teslimi yapılması ve 17.12.1998 tarihinde santral
inşaatının başlaması nedeniyle görevi kötüye
kullanmak.
2- Koruluk Barajı inşaatında 2886 sayılı
Yasa’nın öngördüğü koşullar oluşmaksızın
29.5.1998 tarihinde %105,45 oranında keşif artışı
vermesi nedeniyle görevi kötüye kullanmak.
3- Baklan Ovası 4. Kısım Ana Kanal inşaatında
2886 sayılı Yasa’nın öngördüğü koşullar
oluşmaksızın 30.11.1998 tarihinde %168,01
oranında keşif artışı vermesi nedeniyle görevi
kötüye kullanmak.
3
I- DAVALARIN YÜCE DİVANA GELİŞ BİÇİMİ
Davaların Yüce Divan’a gelişleri şu şekilde olmuştur;
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliği’nin 16.07.2004 günlü,
KAN.KAR.MD. A.01.0.GNS.0.10.00.02-6781 sayılı yazısı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar
eski Bakanları Mustafa Cumhur ERSÜMER ve Zeki ÇAKAN’ın Anayasanın 100. maddesi
uyarınca Yüce Divana sevklerine karar verildiği bildirilmiş ve buna ilişkin Meclis
Soruşturma dosyaları da Yüce Divan Başkanlığı’na gönderilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 17.7.2004 günlü, 25525 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan 816 sayılı kararı şöyledir:
“Enerji ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanları Mustafa Cumhur ERSÜMER ve Zeki
ÇAKAN Hakkında
Karar No: 816 Karar Tarihi: 13.7.2004
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9.12.2003 tarihli ve 789 numaralı Kararı ile
kurulan (9/4,7) Esas Numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 25.6.2004 tarihli ve Esas
No: A.01. 1.GEÇ.9/4,7-234, Karar: 5 sayılı raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulunun 13.7.2004 tarihli 114 üncü Birleşiminde görüşülerek;
Bakanlığı döneminde görevini suiistimal ettiği ve yetkilerini aşıp selahiyetlerini
amaç dışı kullanarak kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı davranıp devlet alım satımına
ve yapımına fesat karıştırarak kamu zararlarına yol açtığı, ayrıca ihaleye hile karıştırma fiili
ile görevi ihmal eylemini işlediği ve bu eylemlerine uyan Türk Ceza Kanununun 205, 240,
366 ve 230 uncu maddelerine göre muhakeme edilmek üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar eski
Bakanı Mustafa Cumhur ERSÜMER’in 1 geçersiz, 12 boş, 3 çekimser ve 14 red oyuna karşı
369 kabul oyuyla,
Bakanlığı döneminde görevini suiistimal ettiği ve yetkilerini aşıp selahiyetlerini
amaç dışı kullanarak kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı davranıp devlet alım satımına
ve yapımına fesat karıştırarak kamu zararlarına yol açtığı ve bu eylemlerine uyan Türk Ceza
Kanununun 205 ve 240 ıncı maddelerine göre muhakeme edilmek üzere Enerji ve Tabii
Kaynaklar eski Bakanı Zeki ÇAKAN’ın, 3 geçersiz, 19 çekimser ve 57 red oyuna karşı 297
kabul oyuyla,
Anayasanın 100 üncü maddesi uyarınca Yüce Divana sevklerine karar verilmiştir.”
Bu karar gereğince Yüce Divan’ın 2004/3 Esas sırasında kayıtlı, sanıklar hakkındaki
davaların görülmesi sırasında 3.2.2005 günlü oturumda sanıklardan Mustafa Cumhur
ERSÜMER’in üzerine atılı suçlardan:
1. 3096 sayılı Yasa uyarınca Yap-İşlet-Devret modeline göre yapılması öngörülen
Konya Ilgın Termik Santraline ilişkin imtiyaz sözleşmesi imzalanmadan ve sözleşme
uyarınca yapılması gereken diğer anlaşmalar tamamlanmadan şirkete yer teslimi yapılması
ve 17.12.1998 tarihinde santral inşaatının başlaması nedeniyle;
4
2. Koruluk Barajı inşaatında 2886 sayılı Yasa’nın öngördüğü koşullar oluşmaksızın
29.5.1998 tarihinde %105,45 oranında keşif artışı vermesi nedeniyle;
3. Baklan Ovası 4. Kısım Ana Kanal inşaatında 2886 sayılı Yasa’nın öngördüğü
koşullar oluşmaksızın 30.11.1998 tarihinde %168,01 oranında keşif artışı vermesi nedeniyle;
Görevini kötüye kullandığına ilişkin açılan davaların suç tarihleri ve sevk
maddelerine göre 4616 sayılı Yasa’nın 1. maddesinin 4. bendi kapsamında görülerek; bu
davaların ayrılmasına ve ayrı esasa kaydedilmesine Başkanvekili Haşim KILIÇ, üyeler Sacit
ADALI, Ahmet AKYALÇlN, Mustafa YILDIRIM ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün “öncelikle
zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği ” yolundaki karşı oyları ve oyçokluğuyla
karar verilmiştir.
Ayrılmalarına karar verilen davaların Yüce Divan’ın 2005/1 esasına kaydı
yapılmıştır.
II- İDDİA VE SAVUNMA
TBMM’nin 816 sayılı kararına esas alınan Meclis Soruşturma Komisyonu’nun
25.6.2004 tarihli ve Esas No: A.01.1.GEÇ.9/4,7-234 sayılı raporunda sanık Mustafa Cumhur
ERSÜMER’in;
3096 sayılı Yasa uyarınca Yap-İşlet-Devret modeline göre yapılması öngörülen
Konya Ilgın Termik Santraline ilişkin imtiyaz sözleşmesi imzalanmadan ve sözleşme
uyarınca yapılması gereken diğer anlaşmalar tamamlanmadan şirkete yer teslimi yapılması ve
17.12.1998 tarihinde santral inşaatının başladığı;
Koruluk Barajı inşaatında 2886 sayılı Yasa’nın öngördüğü koşullar oluşmaksızın
29.5.1998 tarihinde %105,45 oranında keşif artışı verdiği;
Baklan Ovası 4. Kısım Ana Kanal inşaatında 2886 sayılı Yasa’nın öngördüğü
koşullar oluşmaksızın 30.11.1998 tarihinde %168,01 oranında keşif artışı verdiği;
İddialarıyla TCK’nun 240. maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması istenilmiştir.
Bu iddialarla ilgili olarak sanık Mustafa Cumhur ERSÜMER ve vekili Av. Bülent
Hayri ACAR Yüce Divan Başkanlığı’na verdiği dilekçeler ve duruşmadaki sözlü
savunmalarında; suçlamalara konu eylemlerin tarihleri ve sevk maddelerine göre dava
zamanaşımı süresinin sona erdiğini ve bu davaların diğer davalardan ayrılarak zamanaşımı
nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini; dava zamanaşımının
gerçekleşmesi halinde 4616 sayılı Yasa’nın uygulanmayacağını, CMUK’nun 253.
maddesinin amaçsal yorumuyla sanığın lehine olan kararın verilmesi gerektiğini
söylemişlerdir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri OK mütalaasında; 4616 sayılı Yasa’nın, 23
Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlarla ilgili koşullar ile üst sınırları belirtilen suçlarla
ilgili davaların açılmasının ve açılan davaların kesin hükme bağlanmasının ertelenmesiyle
ilgili olduğunu; Koruluk Barajı ve Baklan Ovası 4. Kısım Ana Kanal İnşaatları ile Ilgın
Termik Santralı imtiyaz sözleşmesiyle ilgili suçlamaların, suç tarihleri itibariyle 4616 sayılı
5
Yasa kapsamına girdiğini, 4616 sayılı Yasa’nın 1 inci maddesinin dördüncü bendinde yer
alan “erteleme konusu suçun dava zamanaşımı süresi içerisinde bu suç ile aynı cins veya daha
ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan
dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir...”
kuralına göre suç tarihleri itibariyle zamanaşımı süreleri dolan bu üç suç için 4616 sayılı
Yasa’yı uygulama imkânı bulunmadığını, zamanaşımıyla ilgili olarak da son hükümle karar
verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
III- GEREKÇE
İtiraz konusu 4616 sayılı Yasa’nın 1. maddesinin dördüncü bendinde yasa kapsamına
dahil olmakla birlikte üst haddi on yıldan az özgürlüğü bağlayıcı ceza gerektiren suçlar için,
haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına geçilmiş olmakla birlikte
henüz dava açılmamış veya dava açılmakla birlikte henüz hüküm verilmemiş veya verilen
hüküm henüz kesinleşmemiş soruşturmalar bakımından davanın açılması veya kesin hükme
bağlanmasının ertelenmesi imkanının getirildiği görülmektedir.
4616 sayılı Yasa’nın 1. maddesine ilişkin genel gerekçe şöyledir:
"Toplumda meydana gelen sosyal ve ekonomik değişimlerin, suçluların çeşitliliğinin
ve miktarının artmasında etken olduğu görülmektedir. Bu suçları işleyenlerin topluma
yeniden kazandırılmaları ve toplumla bütünleşmeleri bakımından, 23 Nisan 1999 tarihine
kadar işlenen suçların infaza esas olan cezalarının toplamından on yıl indirim yapılmaktadır.
Tasarıda, ölüm cezalarının yerine getirilmemesi, onun yerine ilgili kanunlarda
öngörülen infaz hükümlerinin uygulanması; müebbet hapis cezasına mahkum olanların ilgili
kanunlarına göre çekmeleri gereken cezalardan, diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı
gerektiren suçları işleyenler ile cezaları şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin
hükümlülük süresinden on yıl indirim yapılması, kişinin muhtelif suçları sözkonusu
olduğunda tüm suçlarının cezalarının toplamı üzerinden yapılacak indirimin on yılı
geçmemesi ilkeleri benimsenmiştir.
Ayrıca, 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen
şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı kamu davasının
açılmasının ve açılmış davaların kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi, ertelenen
davalardan dolayı varsa tutukluların salıverilmesine karar verilmesi ve bu suçlarla ilgili
dava ve delillerin öngörülen sürelerin sonuna kadar muhafaza edilmesi, erteleme konusu suç
kabahat ise bir yıl, cürüm ise beş yıl içinde bu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya daha
ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirilmesi halinde,
ertelemeden yararlanan hakkında kamu davasının açılmaması ve açılmış olan davanın
ortadan kaldırılması öngörülmüştür.
Buna karşılık bazı suçlar, kamu düzeni ve kamu güvenliğiyle yakın ilgileri nedeniyle
kapsam dışı bırakılmıştır."
21.12.2000 gün ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan
Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun’un 1 inci
6
maddesinin (2), (4) ve (9) numaralı bentleri Anayasa Mahkemesi’nin 18.7.2001 tarihli ve
E.2001/4, K.2001/332 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Karar, 27 Ekim 2001 günlü ve 24566
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal hükmüyle TCK’nun 240. maddesinde düzenlenen
görevi kötüye kullanma suçu da 4616 sayılı Yasa’da düzenlenen erteleme kapsamındaki
suçlar arasına girmiş, iptal hükmüyle oluşan hukuki boşluğun giderilmesi için 21.5.2002 gün
ve 4758 sayılı “23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye,
Dava Ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”
yürürlüğe girmiştir.
4758 sayılı Yasa’nın genel gerekçesinde “4616 sayılı Yasa’nın 1 inci maddesinin (2),
(4) ve (9) numaralı bentlerine ilişkin iptal hükmü, Anayasa Mahkemesi kararının Resmî
Gazetede yayımlanmasından itibaren altı ay sonra yürürlüğe girecektir. İptal kararı
sonucunda 4616 sayılı Kanunda ortaya çıkacak eksikliklerin giderilmesi için iptal
gerekçeleri de dikkate alınarak söz konusu bentler yeniden düzenlenmek suretiyle bu Tasarı
hazırlanmıştır.” ifadesine yer verilmiştir.
21.12.2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan
Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Yasa’nın Anayasa
Mahkemesi’nce bir bölümü iptal edilen 1 inci maddesinin (4) numaralı bendi 4758 sayılı
Yasa’nın 1. maddesiyle aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir:
“4. 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen
şahsî hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı haklarında
henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava
açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm
verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme
bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili
dosya ve deliller, her bir suçun dava zamanaşımı süresinin sonuna kadar muhafaza edilir.
Erteleme konusu suçun dava zamanaşımı süresi içinde bu suç ile aynı cins veya daha
ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan
dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir.
Bu süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı
gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu
davası açılmaz; açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir.
Bu bentle ilgili olarak bu Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde
dosyanın bulunduğu yargı merciine başvurmak suretiyle soruşturmaya veya davaya devam
edilmesini istediklerini bildirenler hakkında soruşturma veya davaya devam olunur.
Mahkûmiyet halinde verilen ceza, dava zamanaşımı süresince ertelenir. Bu süre içinde
erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren
bir suç işlendiğinde ertelenen ceza da infaz edilir. Aynı süre, erteleme konusu suç ile aynı cins
veya daha ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin
geçirildiğinde, mahkûmiyet vaki olmamış sayılır.”
7
Anayasa Mahkemesi’nin 15.10.2003 günlü, 2003/84-89 esas, karar sayılı karan ile
4616 sayılı Yasa’nın 4758 sayılı Yasa ile değişik 1. maddesinin birinci paragrafı
“...haklarında ... son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş...
” olanlar yönünden iptal edilmiştir.
4616 sayılı Yasa’nın 4758 sayılı Yasa ile değişik 1. maddesinin (4) numaralı bendi
gereğince, 4616 sayılı Yasa kapsamındaki suç için dava açılamayacak; açılmış ise, davanın
kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilecektir.
Sanık Mustafa Cumhur ERSÜMER hakkında açılan ayırma kararına konu 4616 sayılı
Yasa gereğince erteleme kapsamındaki davaların dava zamanaşımı süreleri sona erdikten sonra
açıldıkları da iddia edilmekle zamanaşımı kurallarının mı, 4616 sayılı Yasa kurallarının mı
öncelikle uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Yasalarda dava zamanaşımı ile ilgili belirlenmiş olan süre geçtikten sonra, kamu davası
açılamaz; açılmış ise davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir. Zamanaşımı, devletin
yargılama hakkının sona ermesi gibi bir sonuç doğurması nedeniyle, soruşturma, kovuşturma,
istinaf ve temyiz aşamalarının tümünde re’sen dikkate alınır.
Kamu davasını bütün sonuçları ile ortadan kaldıran zamanaşımı koşullarının oluşup
oluşmadığının tespiti hukuki tartışmayı gerektiren yargılama faaliyeti ile anlaşılabilecek bir
olgudur. Ayırma kararına konu davalarda da zamanaşımı süresinin gerçekleşip gerçekleşmediği,
bu süreleri kesen veya durduran sebeplerin bulunup bulunmadığı, sürelerin başlangıcının tespiti
araştırmayı ve buna bağlı olarak yargılama faaliyetini gerektirmektedir. Oysa ki; 4616 sayılı
Yasa gereğince erteleme kapsamına konu suçlar bakımından mahkemelerin yargılama yetkisi
bulunmamaktadır. Bu nedenle zamanaşımı ile 4616 sayılı Yasa kuralları karşılaştırıldığında
önceliğin erteleme kurallarına verilmesi 4616 sayılı Yasa’nın amacına da uygundur.
Sanık Mustafa Cumhur ERSÜMER hakkında açılan davalardan;
3096 sayılı Yasa uyarınca Yap-İşlet-Devret modeline göre yapılması öngörülen Konya
Ilgın Termik Santraline ilişkin imtiyaz sözleşmesi imzalanmadan ve sözleşme uyarınca
yapılması gereken diğer anlaşmalar tamamlanmadan şirkete yer teslimi yapılması;
Koruluk Barajı inşaatında 2886 sayılı Yasa’nın öngördüğü koşullar oluşmaksızın
%105,45 oranında keşif artışı vermesi;
Baklan Ovası 4. Kısım Ana Kanal inşaatında 2886 sayılı Yasa’nın öngördüğü koşullar
oluşmaksızın %168,01 oranında keşif artışı vermesi;
Suretiyle işlendiği iddia edilen görevi kötüye kullanma suçlarının; suç tarihlerinin
sırasıyla 17.12.1998, 29.5.1998 ve 30.11.1998 olduğu anlaşılmıştır.
4616 sayılı sayılı Yasa’nın 1. maddesinin 4. bendinde; “23 Nisan 1999 tarihine kadar
işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı
geçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına
girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla
beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya
kesin hükme bağlanması ertelenir;...” kuralı gereğince Sanık Mustafa Cumhur ERSÜMER
hakkında açılan ve 4616 sayılı Yasa kapsamında kaldığı anlaşılan davaların kesin hükme
bağlanmasının ertelenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
8
IV- HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık Mustafa Cumhur ERSÜMER’e yüklenen;
1- 3096 sayılı Yasa uyarınca Yap-İşlet-Devret modeline göre yapılması öngörülen
Konya Ilgın Termik Santraline ilişkin imtiyaz sözleşmesi imzalanmadan ve sözleşme
uyarınca yapılması gereken diğer anlaşmalar tamamlanmadan şirkete yer teslimi yapılması
ve 17.12.1998 tarihinde santral inşaatının başlaması nedeniyle;
2- Koruluk Barajı inşaatında 2886 sayılı Yasa’nın öngördüğü koşullar
oluşmaksızın
29.5.1998 tarihinde %105,45 oranında keşif artışı vermesi nedeniyle;
3- Baklan Ovası 4. Kısım Ana Kanal inşaatında 2886 sayılı Yasa’nın öngördüğü
koşullar oluşmaksızın 30.11.1998 tarihinde %168,01 oranında keşif artışı vermesi nedeniyle;
Görevini kötüye kullandığına ilişkin açılan davaların 4616 sayılı Yasa’nın 1. maddesinin
4. bendi gereğince kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine; davalara ilişkin delillerin dava
zamanaşımı süresinin sonuna kadar muhafaza edilmesine;
Başkanvekili Haşim KILIÇ, üyeler Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Mustafa
YILDIRIM ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün “öncelikle zamanaşımı hükümlerinin uygulanması
gerektiği” yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞU ile;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Başsavcı Vekili ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ile
sanık ve vekilinin yüzüne karşı isteme aykırı kesin olarak verilen karar açıkça okunup
anlatıldı.3.2.2005.
Başkan Başkanvekili Üye
Mustafa BUMİN Haşim KILIÇ Sacit ADALI
Üye Üye Üye
Fulya KANT ARCIOĞLU Tülay TUĞCU Ahmet AKYALÇIN
Üye Üye Üye
Mehmet ERTEN Mustafa YILDIRIM Fazıl SAĞLAM
Üye Üye
A. Necmi ÖZLER Serdar ÖZGÜLDÜR
Full & Egal Universal Law Academy