-D.7/82 Anayasa Mahkemesi 12/82
(Lefkoşa Dava No.661/81)
Anayasa Mahkemesi olarak oturum yapan
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay, Başkan, Salih S. Dayıoğlu,
N.Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
Anayasan-ın 114(1) maddesi hakkında.
(Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 661/81 sayılı davasında)
Davacı: İzzet Riza Yalın, Lefkoşa
İle
Davalı: Şerif Salâhi, Lefkoşa
a r a s ı n d a.
"17/81 sayılı Yasanın 7. maddesinin 1. fıkrasının (1) bendinin 2'nci paragra-fının ve Geçici 1(a) maddesinin Anayasanın 1, 4, 5, 6, 102 ve 103. maddelerine aykırı olup olmadığı"
8.4.1982 tarihinde yapılan havale.
Davacı namına: Mustafa Menteş adına Kemal Aktay.
Davalı namına: Hasan Hasipoğlu.
Amicus curiae olarak Başsavcı namına -Yaşar Boran.
---------------
k a r a r
konu:
22/1981 sayılı Kira (Denetim) (Değişiklik) Yasası ile tadil edilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasasının 7. maddesinin (1). fıkrasının (ı) bendinin ikinci paragrafının ve Geçici 1(a) maddesinin A-nayasanın 1, 4, 5, 6, 27, 102 ve 103. maddelerine aykırı olup olmadığı.
I. OLAY:
Davacı, 28.1.1978 tarihli bir icar mukavelesi uyarınca Lefkoşada Yenicami sokağında bulunan 18/1 numaralı bir dükkânı davalıya 1.3.1978'den 28.2.1979'a kadar kiraladı. İlk-in ayda TL600.na kiralanan dükkân için halen ödenmekte olan aylık kira ayda TL1000.'dır. Davacı 17.8.1981 tarihinde davalı aleyhine bir dava açtı ve davalının halen söz konusu dükkânı kanuni kiracı olarak işgal etmekte olduğunu, kendisinin söz konusu dükk-âna esasa müteallik tadilât ve/veya müessir yeni inşaat ve/veya yıkmak maksadı ile ihtiyacı olduğunu, aynı zemin kat üzerinde bulunan diğer iki dükkânın da dava konusu dükkân ile birleştirilerek tek dükkân veya büro şekline dönüştürüleceğini, davalıya 3 ay-lık ihbarın verildiğini ve sözü edilen tadilât, inşaat ve yıkım için gerekli ruhsatın alındığını iddia ederek davalının dükkânı tahliye etmesi için hüküm ve emir istedi.
Davalı dosyladığı müdafaa takririnde davacının iddialarını reddetti ve ilâveten dava-cının dava konusu dükkâna esasa müteallik tadilât ve/veya yıkım için ihtiyacı bulunmadığını ve konu dükkâna, yeni olduğu cihetle, yasanın öngördüğü şekilde tadilât yapılmasına olanak olmadığını iddia etti.
Davanın duruşma için Lefkoşa Kaza Mahkemesi huzu-runa gittiği 6.5.1982 tarihinde davacı 17/81 sayılı Yasanın 7. maddesinin (1). fıkrasının (ı) bendinin ikinci paragrafı ile Geçici 1(a) maddesinin Anayasanın 1, 4, 5, 6, 27, 102 ve 103. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek konunun karara bağlanmak üze-re Anayasa Mahkemesine havale edilmesini istedi. Kaza Mahkemesi de söz konusu yasa maddelerinin davanın karara bağlanmasında etkisi olabileceği kanaatına vararak konuyu karara bağlamak üzere Yüksek Mahkemeye, Anayasa Mahkemesi olarak, sundu ve Anayasa Mah-kemesinin kararına dek davanın duruşmasını durdurdu.
II. İLGİLİ YASA METİNLERİ:
22/1981 sayılı Yasa ile tadil edilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasasının 7. maddesinin (1). fıkrasının (ı) bendinin ikinci paragrafı ve Yasanın Geçici 1(a) mad-desi aynen şöyledir:
"7.(1)(ı) .................
Bu bend amaçları bakımından "esasa müteallik tadilât" ile "müessir yeni inşaat", taşınmaz malın temelinde veya dış duvarlarında veya çatısındaki esaslı yıkıma dayalı ve kiracının tahliye edilmesi zorunl-uluğunu içeren inşaat işleridir.
Geçici 1(a) Bu Yasa kuralları, bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce 1973 Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Yasası, 1978 Konut Kiralarının Dondurulması (Geçici Kurallar) Yasası ve Kira ilişkisinin sona ermesinden -sonra Haksız Fiiller Yasası (Fasıl 148) uyarınca açılmış olan ve henüz kesin hükme bağlanmayan davalara konu olan konutlara veya bu gibi konutları fiilen tasarruf etmekte olan ve aleyhlerine yukarıda sayılan yasalar altında verilen herhangi bir tahliye kar-arı henüz icra edilmemiş bulunan kişilere de uygulanır.
Bu madde amaçları bakımından "kesin hüküm" istinaf edilmeyen hallerde aradan kırk iki gün geçtikten sonra veya istinaf edilen hallerde yüksek mahkeme kararıyle kesinleşen hüküm demektir."
III. İL-GİLİ ANAYASA METİNLERİ:
"Madde 1.
Kıbrıs Türk Federe Devleti, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan lâik bir cumhuriyettir.
Madde 4.
Yasalar, Anayasaya aykırı olamaz.
Anayasa kuralları, yasama, yürütme ve yargı organlarını, de-vlet yönetimi makamlarını ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Madde 5.
Her Türk yurttaşı, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahiptir.
Devlet, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, kişi huzuru, sosy-al adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşamayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal bütün engelleri kaldırır; İnsanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlar.
Madde 6.
Temel hak ve özgürlükler, özüne doku-nmadan, kamu yararı, kamu düzeni, genel ahlâk, sosyal adalet, ulusal güvenlik, genel sağlık ve kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak gibi nedenlerle ancak yasalarla kısıtlanabilir.
Madde 27.
Hiçbir kimse, bu Anayasa ile veya bu Anayasa gereğince kend-isine gösterilen mahkemeye başvurmak hakkından yoksun bırakılamaz. Her ne ad altında olursa olsun adlî komisyonlar veya istisnaî mahkemeler oluşturulması yasaktır.
Herkes, medenî hak ve yükümlülüklerinin veya kendisine karşı yapılan bir suçlamanın karara -bağlanmasında, yasa ile kurulan bağımsız, tarafsız ve yetkili bir mahkeme tarafından, makul bir süre içinde âdil ve açık bir surette davanın dinlenmesi hakkına sahiptir. Karar gerekçeye dayanır ve açık bir oturumda okunur. Ulusal güvenlik, Anayasal düzen-, kamu düzeni, kamu güvenliği veya genel ahlâk yararına olduğu veya küçüklerin çıkarları veya tarafların özel hayatlarının korunması için gerekli olduğu veya mahkemece, yayının adaletin sağlanması için zararlı görüldüğü özel durumlarda, basın mensupları ve- halk, mahkeme kararıyle duruşmanın tamamına veya bir kısmına sokulmayabilir.
Herkes -
mahkeme önüne çıkarılması nedenlerinin kendisine bildirilmesi;
davasını mahkemeye sunmak ve bunu hazırlamak için gerekli zamana sahip olmak;
delillerini göstermek veya g-östertmek veya tanıkların yasaya uygun olarak sorguya çekilmesini istemek;
(ç)kendi seçtiği bir hukukçu tutmak ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, yasanın gösterdiği şekilde kendisine parasız bir hukukçu atanması.
mahkemede kullanılan dili a-nlıyamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından parasız yararlanmak, hakkına sahiptir.
Madde 102.
Kıbrıs Türk Federe Devletinde yargı yetkisi bağımsız mahkemelerce kullanılır.
Madde 103.
Yargıçlar, görevlerinde bağımsızdırlar; A-nayasaya, yasaya, hukuka ve vicdanî kanaatlarına göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde- bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında, Kıbrıs Türk Federe Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz; görüşme yapılamaz veya herhangi bir demeçte bulunulamaz. Yasama ve Yürütme organları ile Devlet yönetimi makamları, mahk-eme kararlarına uymak zorundadır; bu organ ve makamlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
IV. İDDİANIN GEREKÇESİ:
A. Davacının iddiasının gerekçesi özetle şöyledir:
Dava, 17.8.1981 tarihind-e ve böylelikle 17/81 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 24.4.1981 tarihinden sonra açılmış olmakla beraber yasal ihbarlar yürürlükten kaldırılan 18/1973 sayılı Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Yasası altında ve 17/81 sayılı Yasa yürürlüğe girmezden önce gönde-rildi ve inşaat için Belediyeden ruhsat da aynı şekilde 17/81 sayılı Yasa yürürlüğe girmezden önce alındı. Bu böyle olduğuna göre 17/81 sayılı Yasanın konu maddeleri davacının mevcut dava sebebini olumsuz yönde etkileyerek müktesep haklarını haleldar etmi-ştir ve bu nedenle Anayasanın 1, 4, 5, 6, 27, 102 ve 103. maddelerine aykırıdır.
B. Davalının iddiasının gerekçesi özetle şöyledir:
22/1981 sayılı Yasa ile tadil edilen 17/1981 sayılı Yasanın Geçici 1(a) maddesi açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış -davalarla ilgilidir. Konu dava ise Yasa geçtiğinde henüz açılmış değildi. 17/1981 sayılı Yasa geçmezden önce davacının attığı herhangi bir adım müktesep hak kazandırmaya yeterli değildir.
C. Amicus curiae olarak Başsavcı adına bulunan Savcının görüşü ö-zetle şöyledir:
17/1981 sayılı Yasa geçtiğinde davacı tarafından gönderildiği iddia edilen 3 aylık ihbarın süresi dolmamış olduğu cihetle henüz bir dava sebebi doğmamış ve bir müktesep hak tekamül etmemişti.
V.İNCELEME:
Konu, ileri sürülen iddia, g-örüşler ve ilgili yasa ve Anayasa metinleri ışığında, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü.
Tadil edilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasasının Geçici 1(a) maddesi Yasanın kurallarına açılmış davalar bakımından hangi binalara ve kişilere uy-gulanacağını hükme bağlamaktadır. Yasanın 7. maddesinin (1). fıkrasının (ı) bendinin ikinci paragrafı konu bend amaçları bakımından "esasa müteallik tadilât" ile "müessir yeni inşaat"ın taşınmaz malın temelinde veya dış duvarlarında veya çatısındaki esas-lı yıkıma dayalı ve kiracının tahliye edilmesi zorunluğunu içeren inşaat işleri olduğunu hükme bağlamaktadır. Halbuki 18/1973 sayılı Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Yasası altında tadilât, esaslı olması halinde, taşınmaz malın sadece iç kısmındaki yıkıma d-ayalı da olabilirdi. Bu durumda 17/1981 sayılı Yasanın konu kuralı bu husustaki eski yasal durumu değiştirmiş olmaktadır.
Yasalar veya yasaların belli kuralları daima kaldırılabilir veya değiştirilebilir. Bu böyle olduğuna göre de kurallar, sadece eski- yasal durumu değiştirmiş olması nedeni ile, Anayasaya aykırı sayılamaz. Davacının, havalenin duruşmasında, kendisinin de atıfta bulunduğu ve Dr. Sıddık Sami Onarın İdare Hukukunun Umumi Esasları isimli eserinde, 3. baskı, Cilt I, s.552-3'te yer alan pasa-jda, şöyle denmektedir:
"Teşriî veya tanzimî tasarruf şeklinde görünen yani anayasa, kanun, nizamname, talimatname, kararname veya bu mahiyette olan şartname gibi kaide-tasarruflar daima kaldırılabilir veya değiştirilebilirler. Bu da bunları ilga veya fe-sih veyahut tâdil eden yeni bir teşriî veya tanzimî tasarrufla vâki olur.
..........................................................
Zaman ve mekân ihtiyaçlarından doğan ve o zaman ve mekânın kıymet hükümlerine tâbi olan objektif kaidenin değişmezliğine d-air olan hiç bir hüküm, kayıt ve şartın kıymeti yoktur. Bu gibi kayıt ve şartlara rağmen kaide-tasarruf değişebilir ve buna tâbi olan umumî hukukî durumlar da aynı surette değişirler. Esasen, yukarıda söylediğimiz gibi, mücerret ve umumî hukukî durumları-n en esaslı karakteri bunların daima değişebilmesi ve bu değişikliğin de herkese karşı dermeyan olunabilmesidir."
Yasalar veya muayyen kurallarında daima değişiklik yapılabilirse de yapılan değişikliğin kazanılmış hakları ortadan kaldırmaması gerekir. -Ortadan kaldırdığı takdirde özellikle Anayasanın 1. maddesinde öngörülen hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı düşmüş olur.
Davacının esas itibarı ile iddiası konu yasa maddelerinin kazanılmış haklarını haleldar ettiği ve lehindeki dava sebebini ortadan kald-ırdığıdır. Bu durumda tezekkür edilmesi gereken husus konu Yasa yürürlüğe girdiği tarihte davacının kazanılmış haklarının mevcut olup olmadığı ve, eğer varsa, bu haklarının söz konusu madde tarafından haleldar edilip edilmediğidir.
AM 18/80 sayılı kar-ar ile başka kararlarda da belirtildiği gibi kazanılmış hakkın tanımı bugüne kadar tam ve kesin olarak yapılamamış, nitelik ve kapsamı hakkında görüş birliğine varılamamıştır. Dr. Sıddık Sami Onarın İdare Hukukunun Umumi Esasları isimli eserinde, 3. baskı-, Cilt I, s.481-2'de şöyle denmektedir:
"Müktesep hak mefhumu müellifler arasında çok ihtilâflı, mahiyeti ve şümulü müphem mefhumlardan biridir. Müktesep hak mefhumunun daha geniş bir yer tuttuğu medenî hukuk sahasında bile müktesep hakkın mahiyeti ve bu-nunla ihtimal dahilinde olan bir husus, daha kısa tâbiri ile ihtimaller, muhtemel haller (expectative) ile müktesep hakkın hangi kriterle ayrılacağı münakaşalıdır. Planiol gibi tanınmış bir medenî hukuk âlimi bile müktesep hakkı kimsenin tarif edemediğini- söylüyor......................
Kanaatımızca müktesep hakkı Lasal daha güzel belirtmekte ve müktesep hakkın, ferdin, muayyen iradî fiili ile iktisap edip artık kendisinin olmuş olan hakları olduğunu söylemektedir."
T.C. Anayasa Mahkemesi 13.1.1977 günl-ü ve 1976/45-1977/1 sayılı kararında (AMKD Sayı.15 s.47-48'de) şöyle demiştir:
"Öğretide ve içtihatta kazanılmış hakkın tam bir tanımı yapılamamış, niteliği ve kapsamı hakkında görüş birliğine varılamamıştır..............................................
-Gerek öğretide ve gerek uygulamalarda tanımı çeşitli görüşe ve kabule elverişli bir kavram olan (kazanılmış hak), özel hukuk ve kamu hukuku alanlarında bireyler açısından önemli bir konudur ve genel olarak bir hak sağlamaya elverişli nesnel yasa kuralların-ın bireylere uygulanması ile onlar için doğan öznel hakkın korunması anlamında kabul edilebilir."
T.C. Anayasa Mahkemesi 1976/51-1977/16 sayılı kararında da kazanılmış haktan aynı şekilde bahsetmiştir.
T.C. Anayasa Mahkemesinin yaptığı tanı-ma göre kazanılmış hak genel olarak bir hak sağlamaya elverişli nesnel yasa kurallarının bireylere uygulanması ile ortaya çıkar.
İngiltere'de Abbot v. Minister of Lands (1895) A.C.425'te Privy Council yasada verilen bir hakkın kazanılmış hak sayılabilmes-i için kişinin o hakkın elde edilmesi yönünde işlem yapmış olması gerektiğine karar verdi.
Yüksek Mahkeme, birleştirilmiş AM 20, 21, 22, 23, 24, 25 ve 27/81 sayılı havalelerde, 17/81 sayılı yeni Yasanın 18/1973 sayılı eski Yasa altında verilmiş hükümlere- ve açılmış davalara şamil olamıyacağına karar verdi. Bu meselede ise yeni yasa yürürlüğe girdiğinde eski yasa altında ne alınmış bir hüküm ne de açılmış bir dava mevcut idi.
Davacının eski yasa altında bir inşaat ruhsatı aldığı ve davalıya 3 aylık bir- ihbar verdiği ve bu suretle eski yasanın tanıdığı hakkın temini yolunda bir işlem yaptığı ve bu nedenle yeni yasa yürürlüğe girdiğinde davacının eski yasa altında kazanılmış bir hakka, dava etme hakkına veya diğer bir deyimle bir dava sebebine, sahip oldu-ğu ileri sürüldü. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için yasanın tanıdığı bir hakkın temini yolunda yapılan işlemin böyle bir hakkı kazandırmaya yeterli olması gerekir. 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası ile yürürlükten kaldırılan 18/1973 sayılı K-ira Kontrol (Geçici Hükümler) Yasasının 7(1)(i) maddesi tetkik edildiğinde bir mal sahibinin bu madde altında bir dava sebebine hak kazanmış olması için kiracıya konu malı tahliye etmek için 3 aydan az olmamak üzere yazılı bir ihbar vermesi gerekli bir koş-ul idi. Böyle bir ihbarın süresi tamamlandıktan sonra mal sahibi lehine bir dava sebebi doğabilirdi. Bu meselede ise yeni yasa yürürlüğe girdiğinde 3 aylık ihbarın süresi dolmamış ve davacı henüz dava etme hakkını kazanmamış idi. Bu durumda davacının ya-ptığı işlemin kendisine eski yasa altında bir kazanılmış hak bahşetmeğe yeterli olduğu söylenemez.
Davacının 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası yürürlüğe girdiğinde 18/1973 sayılı Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Yasası altında kazanılmış bir hakkı bulun-madığına göre yeni Yasanın konu edilen maddelerinin Anayasaya aykırı olup olmadığı hususunun, bu meselede, incelenip karara bağlanması gerekmemektedir. Yargıç Salih S. Dayıoğlu bu görüşe değişik gerekçe ile katılmaktadır.
Son olarak bir hususa daha deği-nmek istiyoruz. Anayasanın 114. maddesine göre herhangi bir mahkeme işlemindeki bir taraf, bu işlemin herhangi bir safhasında, bu işlemdeki uyuşmazlık konularından herhangi birinin karara bağlanmasında etkisi olabilen herhangi bir yasanın veya kuralının A-nayasaya aykırı olduğunu ileri sürebilir ve bunun üzerine ilgili mahkeme konuyu, kararını vermek üzere, Yüksek Mahkemeye, Anayasa Mahkemesi olarak, sunar. Görüleceği gibi Yüksek Mahkemenin Anayasa Mahkemesi olarak 114. madde uyarınca bir karar vermesi içi-n sözü edilen yasa veya kuralının ihtilâf konusunun karara bağlanmasında etkisi olabilen bir yasa veya kural olması gerekir. Bu meselede havalenin yapıldığı davada tahliyesi istenen ve davaya konu olan bir dükkândır. 22/1981 sayılı Yasa ile tadil edildiğ-i şekli ile 17/1981 sayılı Yasanın geçici 1(a) maddesinin ise dükkânlara şumulü yoktur. Bu böyle olduğuna göre de bu maddenin davadaki uyuşmazlık konularından herhangi birinin karara bağlanmasında etkisi olamaz. Bu nedenle de bu maddenin Anayasaya aykırı-lığının tezekkür edilmesi gerekmemektedir.
SONUÇ:
Sonuç olarak 22/1981 sayılı Kira (Denetim) (Değişiklik) Yasası ile tadil edilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasasının 7. maddesinin (1). fıkrasının (ı) bendinin ikinci paragrafının ve Geçic-i 1(a) maddesinin Anayasaya aykırı olup olmadığının tezekkür edilip karara bağlanmasının gerekmediğine Yargıç Salih S. Dayıoğlunun değişik gerekçesi ile ve oybirliği ile karar verilir.
(Şakir Sıdkı İlkay)(Salih S. Dayıoğlu)
Başkan Yargıç
-
(N. Ergin Salâhi)(Niyazi F. Korkut)(Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
21 Ekim, 1982.
DEĞİŞİK GEREKÇE YAZISI
22/81 sayılı Yasanın Geçici 1(a) maddesi ile, içeriğinden de açıklıkla görülebileceği gibi, bu yasa ile getirilen deği-şiklik Yasanın sadece konuları konut olan davalara, geriye dönük olarak uygulanacağını öngörmektedir. Konuları iş yeri olan davalar için geriye dönüklülük söz konusu değildir. Önümüzdeki meselede de davanın konusu bir iş yeri olması nedeniyle, geçici 1(a-) maddesinin davadaki ihtilâfın hallinde herhangi bir etkisi olamaz. Bu durumda geçici 1(a) maddesinin Anayasaya uygunluğu veya aykırılığı hakkında bir karar vermek gerekmemektedir.
Anayasaya aykırılığı iddia olunan 22/81 sayılı Yasa ile değiştirilmiş 1-7/81 sayılı Yasanın 7(1)(a) maddesinin 2. paragrafının kendi başına Anayasaya aykırılığından söz edilmesi olanaksızdır. Bütün sorun bu maddenin ilgili paragrafının 22/81 sayılı Yasa geçmezden önceki yasal durumun, değişiklikten önce verilen ihbar dolayısı-yle 22/81 sayılı Yasaya rağmen devam edip etmeyeceğidir. Kanımca bu husus Bölüm I madde 10(2)(c) de öngörülenlerin tefsiri ve dolayısıyle ilk etabta kaza mahkemelerinin ve daha sonra istinaf yapılması halinde Yargıtayın yetkisi dahilindedir. Bölüm I, mad-de 10(2)(c) aynen şöyledir:
"10.(2)(c) affect any right, privilege, obligation, or liability acquired, accrued, or incurred under any enactment so repealed;"
İktibası yapılan maddeden de açıklıkla görülebileceği gibi içinde aksine bir hüküm bulunmaması- halinde yeni yasa ileriye dönüktür ve yeni yasadan önce sair şeyler meyanında elde edilmiş bir takım muktesep haklar varsa yeni yasa ile bunlar etkilenmez. Diğer bir deyimle bu gibi haklara ilga edilmiş yasa veya yasa maddesi uygulanmaya devam edilir. O- halde sorun davacının 22/81 sayılı Yasa geçmezden önce davalıya verdiği ihbar ile kendisine yeni davacıya eski yasa hükmünden yararlanmasına olanak verecek muktesep bir hak elde edip etmediği sorunudur. Bu sorun ise sözü edilen ihbar verme işleminin "muk-tesep hak" kavramı içinde mütalâa edilip edilemeyeceği hususunda ilgili Kaza Mahkemesinin vereceği tefsirle çözümlenebilir. Kaza Mahkemesinde bu hususta verilecek herhangi bir karardan tabiatıyle Yargıtaya istinaf edilebilir.
Yukarıdaki nedenlerle haval-e konusu olan 22/81 sayılı Yasa ile değişikliğe uğrayan 17/81 sayılı Yasanın 7(1)(a) maddesinin Anayasaya aykırı olup olmadığı hususunun tezekkür edilip karara bağlanması gerekmemektedir.
(Salih S. Dayıoğlu)
Yargıç
-
12
-
Full & Egal Universal Law Academy