T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2018/324 Esas
KARAR NO : 2024/178
....
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/04/2018
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
GR.KR.YZM.TARİHİ : 0
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP : Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalılardan ... tarafından müvekkili şirket ve diğer davalılar aleyhine ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, icra takibine dayanak olarak da müvekkili tarafından davalılardan ...'ye teminat senedi olarak verilen senedin gösterildiğini, icra takibine konu senedin müvekkili şirket adına borç doğuracak nitelikte olmadığı gibi kambiyo senedi vasfının da bulunmadığını, kambiyo senedinin ön yüzünde müvekkili şirketin yalnızca kaşesinin bulunduğunu, kaşe üzerinde müvekkili şirkete borç doğuracak bir imza bulunmadığını, senet üzerinde sadece kefil olarak bulunan ... aval hükmünde bulunan imzasının mevcut olduğunu, müvekkili şirket ile davalılardan .... arasında 31/03/2008 tarihinde eser sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından sözleşmeye uygun olarak, sözleşmenin imzalanmasından ardından 23/05/2008 tarihinde vade tarihi boş olarak 300.000,00 TL bedelli senet tanzim edildiğini, müvekkili tarafından sözleşmeye ve teminat senedine konu tüm yükümlülüklerinin yerine getirildiğini, bu nedenle teminat senedi içeriği alacağın konusuz kaldığını, sözleşmeye esas taahhüdün yapımı esnasında meydana gelen 30.10.2008 tarihli iş kazası nedeniyle ticari ilişkinin bozulduğunu, ...kararları sonucunda teminat senedinin davalı şirketin temsile yetkili Yönetim Kurulu Üyesi ve Ortağı ...'a ciro edildiğini, davalılardan ...'a 18/04/2018 tarihinde ciro edilen senedin... yevmiye numaralı işlemi ile diğer borçlulara yönelik hiçbir işlem olmaksızın davalıların ortak kastını gösterir şekilde sadece ve sadece müvekkiline yönelik ödememe protestosu işlemine tabi tutulduğunu, ayrıca dava konusu senedin keşidecisi ve lehtarının ticari şirket olduğunu, bu nedenle tüm girdi ve çıktıların ticari defterlere işlenmesi zorunluluğunun bulunduğunu, ancak müvekkili şirket kayıtlarında tanzim tarihi itibariyle 300.000,00 TL tutarlı bir borç kaydının bulunmadığını, aynı şekilde...'nin defter ve kayıtlarında tanzim tarihi itibariyle böyle bir alacak bulunmadığını beyanla; yargılamaya esas ... Esas sayılı takip dosyası ve takibe dayanak senet nedeni ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, müvekkili açısından ileride giderilmesi mümkün olmayacak zararların doğmaması için icra veznesine giren paranın davalıya ödenmemesi için tedbir kararı verilmesine, davalının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalılar ... ile .... vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının müvekkillerine karşı açtığı menfi tespit davasının haksız olduğunu, dava konusu bononun tek başına borç ihtiva eden bir bono olduğunu, kambiyo senetlerinin düzenlenmesi ile birlikte mücerret bir borç ilişkisinin yaratıldığını, davacı tarafın temel borca ilişkin iddialarını ileri sürmesinin hukuken mümkün olmadığını, taraflar arasında kambiyo senedi düzenlendiği dikkate alındığında artık temel ilişkiye ilişkin hiçbir itirazın incelenmesinin mümkün olmadığını, temel ilişkiye ilişkin inceleme yapılmasına rızalarının bulunmadığını, kambiyo senedi düzenlenmesiyle mücerret bir borç ilişkisinin yaratıldığını, kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kurallarının uygulanacağını, temel ilişkiye ilişkin itirazların kambiyo senedinin geçerliliğini etkilemeyeceğini, bononun, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olduğunu, bu nedenle bonoyu düzenleyen davacının asıl borçlu olduğunu, takibe konu bononun kambiyo senedi vasıflarına haiz olduğunu, davacı tarafça senedin kambiyo senedi vasıflarına haiz olmadığının iddia edildiğini, ancak söz konusu iddianın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu bononun ... Kanununda düzenlenen tüm unsurları taşıdığını, bu nedenlerle davaya konu kambiyo senedi sebebiyle borçlu olan davacının haksız iddialarına dayalı davanın reddiyle % 20’den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini beyan ederek; davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Kahraman vekili cevap dilekçesi ile özetle; 16/04/2018 vade tarihli 300.000,00-TL değerindeki dava konusu bononun müvekkiline ciro edilmiş bulunduğunu, söz konusu kambiyo senedinde iyi niyetli 3. kişi vasfına haiz olan hamil müvekkilinin vade tarihinin gelmiş olmasının akabinde, davacı-borçlu ...'ye ihbarda bulunmasına rağmen, karşı yan tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, akabinde 19/04/2018 tarihinde bu kambiyo senedine haiz bonodan kaynaklanan cebri icra işlemlerinin keşideciyle birlikte bono üzerinde var olan tüm cirantalar aleyhine yapıldığını, söz konusu kambiyo senedinin borç ihtiva eden bir senet olduğunu ve teminat senedi niteliğinde olmadığını, zira teminat senetlerinde senedin teminat için verildiği senet üzerinde açıkça belirtilmesi gerektiğini, oysa davaya konu olan senedin üzerinde "teminat senedidir", "şu sözleşmeye konu olarak hazırlanmıştır" gibi herhangi bir ibarenin bulunmadığını, davaya konu olan senedin emre yazılı bono niteliğinde olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, iyiniyetli üçüncü kişi konumundaki müvekkiline karşı senet metninden anlaşılamayan şahsi defiilerin ileri sürülemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği hususların şahsi defi niteliğinde iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, kambiyo senetlerinin illetten mücerret senetler olduğunu, temel borç ilişkisinden bağımsız olduğunu, davacı-borçlu ile... arasındaki ticari ilişkinin geçerli olup olmamasının müvekkiline ciro edilen söz konusu senedin geçerliliğini etkilemediğini, davaya konu olan senedin emre yazılı olduğunu, müvekkilinin söz konusu emre yazılı senedin ticari hayatta yarattığı güvene dayanarak senedi kabul ettiğini, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği haksız hususları ispat etmekle mükellef olduğunu, davacının haksız iddia ve isnatlarla borcunu ödememe gayreti içinde olduğunu, ancak hukukun davacının kötüniyetini korumayacağını, tüm bu nedenlerle davacının haksız isnatlara dayalı davasının reddine karar verilmesini ve aleyhine % 20 inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Dava İİK 72. madde kapsamında açılan menfi tespit davasıdır.
Mahkememizin 30.04.2018 tarihli ara karar ile dosyaya dava dilekçesi ve vekalet dışında davanın esasına ilişkin davacı tarafın haklılığını yaklaşık olarak ispata elverişli herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesi ile verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın davacı tarafça istinafı üzerine, ... Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin İİK.'nın 72/3.maddesinin ilk cümlesi gereğince, iş bu menfi tespit davasının icra takibinden sonra açılmış olması sebebiyle icra takibinin durdurulmasını talep etmesi mümkün değil ise de, davacının, İİK.'nın 72/3.maddesinin 2. cümlesi gereğince gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklısına ödenmemesine ilişkin olarak ihtiyati tedbir konulmasını, icra takibinden sonra açılan iş bu menfi tespit davasında talep etmesi yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde mümkün olup, davacı vekilleri tarafından dosyaya sunulan belgelerle yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığından, mahkememizin icra veznesine giren paranın ödenmesinin durdurulması yönündeki ... Esas sayılı, 30/04/2018 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasına, HMK'nun 353/1.b.2.maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına, İİK.nun 72/3.maddesi gereğince ... Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında icra veznesine yatırılacak paranın münhasıran alacaklısına ödenmemesi için iş bu dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.
... Esas sayılı soruşturma dosyası ile açılan davanın ... Esasına kaydının yapıldığı davalıların davaya konu senedi bedelsiz kullandığı iddiası ile davacının şikayeti üzerine açılan kovuşturmanın halen devam ettiği, işbu dava sonucunda verilecek ilamda gösterilecek kararın davacı veyahutta davalılar leh ve aleyhine maddi vakıa tespitinin sonucu doğrudan etkili olacağı nazara alınarak, mahkememizin16/02/2020 ve 05/11/2020 tarihli celseler ile devam eden celselerde bekletici mesele yapılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
...., olduğu, sanıkların ..., ...,... olduğu, .... esas sayılı, 05/09/2019 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediği iddiası ile cezalandırılmaları için kamu davası açıldığı, katılan ile sanıklar arasında inşaat sözleşmesi bulunduğu anlaşılmış olup, bononun iradeye aykırı olarak doldurulduğu iddiasının ancak yazılı belge ispat edilebileceği, somut olayda iradeye aykırı doldurma iddiası ile ilgili olarak herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, bonoda teminat senedi ibaresinin bulunmadığı, katılan ile sanıklar ... ve ... ın yetkilisi olduğu şirket arasında sözleşme bulunduğu, bono dolayısıyla alacaklı olduğunun, sözleşmeden kaynaklı olarak alacaklı olunduğunu iddia edildiği, bu nedenle olayın esasen sözleşmeden kaynaklı hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu anlaşılmış olup; sanıkların müsnet suçu işlediği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla ayrı ayrı beraatlerine" karar verildiği mahkememizin basit yargılama usulüne tabi 06/01/2021 tarih, ... sayılı söz konusu kararına katılan vekili Av.... tarafından süresinde yapılan itiraz üzerine CMK'nın 252/2 maddesi uyarınca duruşma açılmasına ve genel hükümlere göre yargılamaya devam edilmesine karar verilmiş olmakla, dosya ... Esas sayısına kayıt edilerek yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 08/11/2021 tarih ve ... Karar sayılı kararı ile "suça konu bono sureti üzerinde yapılan incelemede teminat senedi şeklinde bir ibare olmadığı; katılan ile sanıklar arasında inşaat sözleşmesi bulunduğu anlaşılmış olup, bononun iradeye aykırı olarak doldurulduğu iddiasının ancak yazılı belge ispat edilebileceği, somut olayda iradeye aykırı doldurma iddiası ile ilgili olarak herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, bonoda teminat senedi ibaresinin bulunmadığı, katılan ile sanıklar ... ve... ın yetkilisi olduğu şirket arasında sözleşme bulunduğu, bono dolayısıyla alacaklı olduğunun, sözleşmeden kaynaklı olarak alacaklı olunduğunu iddia edildiği,.... esası ile bahse konu senetle ilgili açılan menfi tespit davasında aldırılan bilirkişi raporunda katılan ile sanıklar ... ve ... arasında 2010-2014 yılları arası katılanın bu sanıklardan alacaklı olduğu, 10/01/2014 tarihinde davalı tarafından gönderilen fatura ile cari hasarın kapatıldığı, bakiyesinin olmadığı, cari hesaptan dolayı borcun bulunmadığı ancak katılan tarafından verilen 300 bin TL lik teminat senedi ile ilgili olarak sanıkların alacaklı durumunda oldukları, sanık ... ın savunmasında söz konusu teminat senedi ile ilgili olarak katılanın inşaatla ilgilenmediğini, zamanında teslim edemediğini, inşaat sürecinde iş kazalarının meydana geldiğini, bundan dolayı açılan tazminat davalarında kendilerinin ödeme yapmak durumunda kaldıklarını, inşaatın gecikmesi sebebi ile geciken işleri üçüncü şahıslara yaptırmak zorunda kaldıklarını ayrıca şantiye şefi sözleşmesinden dolayı katılanın kendisine haksız şekilde alacak davası açtığını, tüm bu sebeplerden dolayı yapılan ödemeleri katılanın geri vermediğini bu nedenle teminat senedini kullandığını beyan etmesi karşısında olayın esasen sözleşmeden kaynaklı hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu anlaşılmış olup; söz konusu teminat senedinin bedelsiz kalma iddiasının da taraflar arasında ... hukuk davasına da konu olduğu görülmekle davaya konu olayın hukuki mahiyette bulunduğu, sanıklara yüklenen suçun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından sanıkların ayrı ayrı beraatlerine" karar verildiği söz konusu kararın katılanlar vekili tarafından istinafı üzerine, ...nin olduğu davanın iş kazasına dayalı maddi ve tazminat davası olduğu davacı işçinin 30/10/2018 tarihinde çalışırken gözüne demir çarpması sonucu yaralandığı, meydana gelen iş kazasında davalı ... Ştinin %30, davalı....nin %60 ve davacı işçinin % 10 oranında kusurlu bulunduğundan davanın kabulü ile 97.941,82 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30/10/2009 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahisili ile davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılıştır.
... Karar sayılı kararında, davacının . ile daval... Arasında iş kazası sebebiyle dava dışı Mücahit Yüksel'e ödenen tazminatın 31/03/2018 tarihli sözleşmenin 17. maddesi gereğince ödenenden davalının sorumlu olduğu ileri sürülerek itirazın iptali davası olduğu, eser sözleşmesin hükümlerine göre bir nedenselllik bağı kurulamadığından itirazın iptali davasının kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Fiziki dosya içeriğinde mevcut Sözleşme örneğinin davalılardan.... arasında 31/03/2008 tarihinde 29 maddelik sözleşme ekli proje ve fiyat listeleri bu sözleşmenin doğal ekleri olduğu anlaşılmıştır.
Sözleşmenin 1. maddesinde tarafların davacı yüklenici ile davalı işveren ... olduğu,
2. maddesinde davalı işverenin sözleşme projesi kapsamında yapımına başlanacak betonarme fabrika inşaatı olduğu,
5. maddesinde iş programı ve süresinin 150 gün içinde noksansız ve kusursuz olarak 15/10/2008 tarihine kadar bitirilmesini kabül ve taahhüt edildiği, işin başlangıç tarihinin 15/05/2008 olduğu.
17. maddesinde davalı işverenin, davacı yüklenicinin çalıştırdığı taşeron ve işçilere karşı herhangi bir sorumluluğunun olmadığı,
20. maddesinde yapılan imalat ve ihzarat ile işveren tarafından verilen makine ve ekipman sigorta sorumluluğu, 3. Şahıs mali mesuliyet sigortaları ve çalıştırdığı işçilerin sigorta sorumluluğunun davacı yükleniciye ait olduğu,
Teminat başlıklı 23. maddesinde yüklenici işin konusu işler için 300.000 YTL (üçyüzbin YTL) teminat senedi verecektir.... açılan taşeron dosyası kapatılarak, borcu yoktur yazısı alınarak İşverene teslim edildikten ve inşaattaki hata ve eksiklikleri tamamladıktan sonra teminat senedi yükleniciye iade edilecektir, hükümlerinin belirtildiği görülmüştür.
Sözleşme madde 23. Teminat yüklenici işin konusu işler için 300.000.00 TL teminat senedi verileceği ve inşaattaki hata ve eksiklikler tamamlandıktan sonra teminat senedi iade edileceği ve sözleşme imzalanmasından ardından senet 23.05.2008 tarihinde senedin düzenlenmiş olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu 300.000,00-TL. tutarlı senedin; düzenleyeni...İle ... ve ...'ın senedin 23.05.2008 tarihinde düzenlendiği, düzenlenme tarihi el yazıs ile değil daktilo ile doldurulmuş olup vade boş olarak 300.000,00 TL bedelli senet tanzim edilmiş olduğu, senedin ödeme tarihi 16.04.2018 ve 300.000,00.- TL tutarında olduğu, senedin bedeli kısmının boş bırakıldığı(senedin bedeli ahzolunmuştu bölümünde nakden malen hususunda bir kayıt bulunmadığı), Ankara senedin üzerinde teminat senedi ibaresinin bulunmadığı görülmüştür.
...E. sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde ödeme emrine ilişkin 300.000,00.-TL alacak takibine girdiği, takip talebinde alacaklının ..., Borçluların...ve ... olduğu, dosyada itiraz olmadığı, davalı ...; davacı... davalı ...'a... E. sayılı dosyası 19 Nisan 2018 tarihli ile ilamsız takiplerde ödeme emrine ilişkin 300.000,00.-TL alacak takibine başladığı ve .... sayılı dosyada kapak hesabı çıkarıldığı anlaşılmıştır.
Davalılar ... ve ... gerçek kişi olduğu için defter kayıt ve belgelerinde senet kaydı incelenememiştir.
Taraf şirketlerin ticari defterleri ve kayıtları Mali müşavir....tarafından incelenmiş bilirkişi 24/04/2029 tarihli raporunda davacı ticari defter kayıtlarına göre 01/01/2010 açılış kaydına göre 9.227,30. TL davacının davalıdan alacaklı olduğu, 31/12/2010, 31/12/2011, 31/12/2012 31/12/2013 tarihli kapanış kayıtlarına göre 13.410,28-1L davacının davalıdan alacaklı olduğu, 01/01/2014 açılış kaydına göre 13.410,28-TL davacının davalıdan alacaklı olduğu, 10.01.2014 hesap kapama kaydına göre 13.410,28.-1TL davacının davalıdan alacaklı olmadığı, davalı ...'nin davacıya 01/12/2015tarihinde 320055 nolu fatura kestiği kaydına göre 13.410,28.-TL davacının davalıya borçlu olduğu, davacının, yapılan sözleşme gereği 23.05.2008 tarihinde düzenlenen vade tarıhı olmayan 300.000,00.- TL bedelli senedin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı kayıtlarında 23/05/2008 tarihinde düzenlenen 16/04/2018 ödeme tarihli 300.000,00.-TL bedelli senedin ticari defterlerinde 05/01/2018 tarihinde ... nolu muhasebe fişi ile ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı kayıtlarındaki senet ...'a ciro edildiği, davacı kayıtlarında 2010 - 2014 yılları arası davalıdan(....) alacaklı durumda olduğu, 10/01/2014 tarihinde davalı tarafından gönderilen fatura ile cari hesabın kapatıldığı, bakiyesinin olmadığı, davalı kayıtlarında, davacıya cari hesabından dolayı borcu olmadığı, alacağının da bulunmadığı, davacı tarafından verilen 300.000.000 TL teminat senedinin kayıtlarında olmamasına karşın cari hesabından dolayı borcu olmadığı, teminat senedi olarak alacaklı durumda bulunduğu belirtilmiştir.
Mali müşavir Birsel Yeşil'in 01/03/2024 tarihli ek raporunda, 1-) Davacının, yapılan sözleşme gereği 23.05.2008 tarihinde düzenlenen vade tarihi olmayan 300.000,00.- TL bedelli senedin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının sözleşme kapsamında 23/05/2008 tarihinde düzenlenen vade tarihi olmayan, 300.000,00 TL bedelli senedin davalı ticari defter ve kayıtlarında olduğu, davacı ticari defter ve kayıtlarında olmadığı, davalı kayıtlarındaki senet cirosundan kaynaklı ... no.lu kararı gereği Sanıklar ..., ..., ve ...'ın ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, teminat gerekçesi ile verilen senedin davalının borçlu olmadığı davacının da alacağı bulunmadığından davaya konu senedin iade edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davaya konu bononun teminat bonosu olup olmadığı, teminat bonosu olarak vade tarihi boş olarak verilip verilmediği, ciranta ve hamil sıfatına haiz davalıların TTK 687 maddesi kapsamında iyi niyetli olup olmadıkları bu bağlamda bononya istinaden davacının borcu olup olmadığı var ise miktarı noktasında toplanmaktadır.
Kıymetli evrak nitelikli borç senedi mahiyetindedir (TTK m. 646). Borç senedi ise borç ikrarını içerir. Kıymetli evrakta -senette- hile veya ağır kusuru bulunmadıkça, borçlu vade geldiğinde senedin niteliğine göre alacaklı olan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur (TTK m. 646/2).
İlkesel olarak kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması ve bononun içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülememesi ve başkalarına da devredilememesi, vasıflı ve soyut bir borç ikrarı olması ilkeleri karşısında; eski borç ''asıl borç ilişkisi olarak'' varlığını korumaktadır.
... Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonola.... Kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkanı verilmektedir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer ...
Davaya konu alacak bakımından ispat yükü davacı tarafta olmakla birlikte ticari davalarda, ya da iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatlanmalıdır. Ticari defterler kesin delillerdendir.
... Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, bononun teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı hâllerde borçlu bu iddiasını İİK’nın 168/5 ve 169/a maddeleri kapsamında borca itiraz olarak ileri sürebilir bu bağlamda İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır.
Davacı defterlerinde senedin ticari defter kayıt ve belgelerinde kayıtlarında yer almadığı, Davalı defterlerinde davacıya ait 300.000,00 TL tutarlı senet yevmiye defterine 05.01.2018 tarihinde muhasebe fişi ile kaydedildiği, Diğer Çeşitli Alacaklar Hesabında alacaklı kaydetmek suretiyle kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Senedin sözleşme kapsamında verildiğinin kanıtlanması veya bu hususun tarafların kabulünde olduğu ancak sözleşmede açıkça senedin teminat olarak verildiğinin belirtilmediği hâllerde ise; senedin sözleşme kapsamında teminat amacıyla mı yoksa ifa amacıyla mı belirlenmesi gerekmiştir.
Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalıya (alacaklıya) düşer. Alacak kambiyo senedine dayanıyorsa kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır.
TTK’nın 778/1-a maddesi atfıyla uygulanacak olan aynı Kanun’un 687. maddesi gereğince; senedin teminat senedi olduğuna dayalı bedelsizlik şeklinde ortaya çıkan kişisel def’înin senet hamiline karşı ileri sürülebilmesi için öncelikle, senedin bedelsizliğine dair def’în yazılı delille ispatlanması zorunludur.
Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, .... Karar sayılı kararı, sözleşme örneği, dava konusu senet, bilirkişi raporları, dosya içerisinde toplanan tüm deliller ve tüm dosya içeriğine göre; davalı ... tarafından davacı ve davalı şirketler ile davalı ... haklarında başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak bononun üzerinde teminata ilişkin bir kaydın bulunmadığı, mahkememizce yapılan yargılamada davacının sözleşmeye ve senede konu tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu nedenle teminat senedi olduğunu ileri sürdüğü senetteki borcun konusuz kaldığını ileri sürmesi, takip alacaklısı davalı ...'ın ticari ilişki ile aldığı bonoda iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu ve senedin teminat senedi olmadığını ifade etmesi, davalılar ... ile ... 'nin mücerret bir borç ilişkisi ile bononun, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olduğunu beyan etmesi karşısında yukarıda belirtilen içtihatlarda belirtildiği gibi davacı borçlu bu iddiasını HMK’nun 200 ve 201’inci maddelerine göre yazılı delillerle ispatlamalıdır.
Davaya konu senedin illetten mücerret olduğu ve üzerinde teminata ilişkin bir ibarenin yer almadığı. bir belgeye de atıfta bulunulmadığı, Davaya konu sözleşmede ; “Yüklenici işin konusu işler için 300.000 YTL (üçyüzbin YTL) teminat senedi verecektir.... açılan taşeron dosyası kapatılarak, borcu yoktur yazısı alınarak İşverene teslim edildikten ve inşaattaki hata ve eksiklikleri tamamladıktan sonra teminat senedi yükleniciye iade edilecektir” ifadelerine yer verildiği, Sözleşmede davaya konu senede ilişkin bir düzenlemenin yer aldığı, ancak senedin vade ve tanzim tarihlerine açık bir şekilde atıfta bulunulmadığı, bu kapsamda senedin teminat senedi vasfında olmadığı, .... Esas sayılı ceza dosyasındaki kabulünde senedin iradeye aykırı doldurulduğu iddiası ile ilgili bir belge de sunulmadığının belirtildiği, bu durumda davaya konu senedin sözleşme kapsamında teminat amacıyla verildiğinin de kanıtlanmadığından ifa amacı ile verildiğinin kabulü gerekmiş; davacı defterlerinde senedin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu senet üzerinde yer alan ödeme tarihine göre bonoda davacı borcunu ödediğini İİK’nın 169/a maddesinde sayılan belgelerle ispatlayamadığından davanın reddine, .... verilen ihtiyati tedbir kararının HMK madde 397/2 maddesi gereğince iş bu kararın kesinleşmesine kadar devam etmesine, dava reddolunmakla İİK 72/4 maddesi gereğince alacağın %20'sine karşılık gelen 60.000,00 TL tazminatın davacıdan alınarak icra takibini başlatan davalı ...'a ödenmesine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
KARAR :
1- Davanın REDDİNE,
2- İİK 72/4 maddesi gereğince alacağın %20 karşılık gelen 60.000,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı ...'a ödenmesine,
3- Davacının talep ettiği ve ... karar sayılı kararı ile dava sonuna kadar konulan ihtiyati tedbir kararının HMK madde 397/2 maddesi gereğince iş bu kararın kesinleşmesine kadar devam etmesine,
4-Hüküm altına alınan 427,60-TL harçtan, peşin yatırılan 5.127,36-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.699,76-TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 47.036,06 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/04/2024
Başkan ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Katip ...
¸e-imza