T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/831 Esas
KARAR NO : 2024/365
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... ...
DAVALI : ... - ......
VEKİLLERİ : Av. ... -...
DAVA : Tazminat (Manevi Tazminat)
DAVA TARİHİ : 02/12/2022
KARAR TARİHİ : 12/06/2024
KR.YZl.TARİHİ : 27/07/2024
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine açılan eldeki manevi tazminat davasının dava evvel .... Esasına kayden açıldığını ve yapılan yargılama sonunda bu mahkemenin 13.07.2021 tarih ve...Karar sayılı kararı ile davalarının kısmen kabulü ile davalı aleyhine 150.000,00.-TL manevi tazminata hükmedildiğini, taraflarca istinaf edilen kararın ... sayılı kararı ile görevsizlik sebebiyle ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, istinaf mahkemesinin bu kaldırma kararı sonrasında .... Esasına kayden görülmüş ise de bu mahkemenin 06.06.2022 Tarih ve.... Esas sayılı kararı ile Arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması sebebiyle Arabuluculuk Kanunu'nun md.18/A-f.2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini, kararın 30.11.2022 tarihinde kesinleştiğini, .... sayılı taşınmazları konu alan .... Noterliği'nin 09.10.1998 tarih ve .... yevmiye sayılı “Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapım ve Satış Vaadi Sözleşmesi'ni ve gelişen süreç içerisinde de ana sözleşmeye ek protokoller imzalandığını, sözleşmede ve eki protokollerde davalı Kooperatif” in, davacı yüklenici firmanın inşaatları hangi aşamalara getirdiğinde aidiyeti yüklenici firmaya ait olan bağımsız bölümlerin satış ve devir yetkisini vereceği tek tek düzenlendiğini, müvekkilinin ana sözleşme ve eki protokollere uygun olarak inşaat imalatları yaptığını, davalının davacı yüklenici firmaya işin başlangıcında bir süre sözleşmede belirlendiği şekilde peyder pey hak edişlerinin tapu devir/satış yetkilerini verdiğini, davacının gelmiş olduğu inşaat seviyesine göre kendisine hak edişi karşılığında tapu devir/ferağ yetkisi verilen bağımsız bölümleri ya tapuda kendi adına devir aldığını ya da üçüncü kişilere satış işleminden devir ettiğini, durum bu iken arsa sahibi Kooperatif, yüklenici firmanın geldiği inşaat seviyesine ve taraflar arasındaki yazılı kararlaştırmaya uygun şekilde ... Noterliği 'nin 20.07.2007 tarih ve ... nolu vekaletnamesi ile ...sayılı taşınmaz üzerinde bulunan....numaralı dükkan niteliğindeki bağımsız bölümlerin tapu ferağ yetkisini yükleniciye vermiş olduğu halde bu kez müvekkili yüklenici firma aleyhine .... Esas sayılı dosyasıyla açmış olduğu davada, müvekkili yüklenicinin söz konusu bu 23 adet bağımsız bölümün %50 payının mülkiyetini alması gerekirken yolsuz tescil ile bağımsız bölümlerin tamamını kendi adına devri aldığını iddia etmiş ve yolsuz tescil nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açtığını, bu dava ile konu edilen 23 adet bağımsız bölümün tapuda firmaları adına yapılan devir işleminin hem taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine hem tapu mevzuatına hem de arsa sahibi Kooperatif Yönetim Kurulu tarafından verilen vekalet ve tapu ferağ yetkisine uygun olarak yapıldığını, herhangi bir usulsüz ve yolsuz tescil işleminin söz konusu olmadığını, yapılan yargılama sonucunda bu davanın reddine karar verildiğini, karar düzeltme aşamalarından geçen yerel mahkeme kararıırı 31.10.2019 tarihinde kesinleştiğini, davacı ve ilişki içinde olduğu grup firmalarının ...da birçok alanda faaliyet gösteren tanınmış marka bir firma olduğunu, taraflar arasında halen devam eden bir kısım başka hukuki ihtilaflar ve derdest davalarının olduğunu, davalı Kooperatif Yönetim Kurulu Üyelerinin... Hukuk Mahkemesi'ne konu ettikleri 23 adet bağımsız bölümün kiracılarına/işletme yetkililerine ve hatta.... üyelerine, dava sonunda kendilerinin tüm dükkanların sahibi olacakları şeklinde söylentiler yayılmasına sebep olduklarını, bu söylentilerin ....Hukuk Mahkemesi'nde görülen dava neticeleninceye kadar da devam ettiğini ve haksız, yersiz ve son derece kötü niyetli davayı, müvekkili firmanın bağımsız bölümleri sözleşmeye ve hukuka uygun iktisap tarihinden 6 yılı aşkın bir süre sonra açmış olup esas gayesi müvekkil firmayı zor durumda bırakmak, manevi olarak yıpratmak olduğunu, dava süresince taşınmazların tapu kayıtlarına "davalıdır” şerhi konulduğunu, gerçekten de müvekkili aleyhine açılan haksız ve yersiz bu dava sebebiyle kredi veren bankaların ve birçok ünlü marka ve işletmenin sorularına ve güven kaybına yol açtığını, kamuoyu nezdinde firma aleyhine son derece olumsuz sonuçlar doğurduğunu, dava sebebiyle firmalarının uluslararası ve ulusal marka sahibi kiracıları nezdindeki ticari itibarının sarsıldığını, Kooperatif üyeleri nezdinde de kötülediğini ve üyelerin firmalarına duyduğu güveni ve üyeler nezdindeki itibarını ve saygınlığını sarstığından manevi tazminatın koşullarının oluştuğunu beyan ederek, 250.000,00-TL manevi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatif tarafından ... Mahkemesinde açılan davanın sözleşme ihtilafı sebebiyle açıldığını ve bu davanın kooperatif açısından haklı nedenlere dayandığından hak arama hürriyetinin kullanılmasından ibaret olduğunu, işbu dava kapsamında manevi tazminatın talep şartlarının oluşmadığını, öncelikle manevi tazminatın duyulan elem, üzüntü veya bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda istenebilecek bir tazminat oluşu düşünüldüğünde ticari şirket olan davacının ancak ve ancak maddi bir zarara uğraması halinde üzüntü-elem duyacağını, davacı yanın hiçbir maddi zararı bulunmadığından üzüntü-elem duyduğundan bahisle manevi tazminata hükmedilmesinin de mümkün olmadığını, hiçbir şekilde dava dilekçesinde belirtilen tarzda davacının ticari itibarını sarsıcı söylentiler çıktığını kabul etmemekle birlikte şayet o tarzda söylentiler çıkmış ise de bu söylentilerin müvekkili kooperatif ile illiyet bağı bulunmadığını, illiyet bağı kurulmadan müvekkili kooperatif aleyhine tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat istemi ile açılan davada davacı tarafın tazminat talep etmek için hukuken geçerli şartların oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, hukuktaki temel kurallarandan olan hiçkimse kendi kusurundan yararlanamaz kuralı gereğince davanın reddinin gerektiğini, davacı yanın bizzat kendi kusuru ile sözleşme ve ek protokollerin uygulanmasında sorunlar çıkmasına davalar açılmasına sebep olduğunu, hal böyle iken davacının bizzat sebep olduğu davalardan birinde müvekkili kooperatif ile hiçbir illiyeti kurulamayan söylentiler çıktı iddiası ile davacının tazminat talebinin açıkça kötüniyetli olduğunu, davacının kötüniyetinin hukuk düzenince korunmaması gerektiğini beyanla, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, KABUL VE DEĞERLENDİRME : Dava, sözleşmeden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Dava açılmadan evvel arabulucuya müracaat edilmiş olup işbu dava şartı yerine getirilmiştir.
...., davanın...sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ... numaralı dükkan niteliğindeki bağımsız bölümlerin tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, dava tarihinin 02/06/2014, karar tarihinin16/06/2016 olduğu, yargılama neticesinde "...Tescile konu işlemin dayanağı olan vekaletnamenin içeriği, vekaletnamenin dayanağı olan kooperatif genel kurul kararı, ticari hayatın olağan akışı, dava açmak için beklenilen sürenin uzunluğu, dava konusu taşınmazların tescilinden sonra tarafların bir araya gelerek 15/04/2010 ve 24/05/2010 tarihlerinde protokoller gerçekleştirildiği ve bu protokollerde tescile ilişkin bir nizanın ifade edilmediği anlaşıldığından tescilin hukuka ve taraf iradelerine uygun şekilde gerçekleştiği kanaatine varılarak davanın reddine..." karar verildiği, kararın 31/10/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Davalı tanığı ... 17/05/2023 tarihli duruşmadaki beyanında: "Ben halen davalı kooperatifin yönetim kurulu üyesiyim, davaya dayanak ... mahkemesinde görülen davanın açıldığı ve yürütüldüğü tarihlerde de kooperatif yöneticisiydim, davacı şirket kooperatife ait arsada arsa kaşlığı inşaat yapım sözleşmesi kapsamında ...mevkiinde konut ve işyeri yaptı, inşaatlar tamamlanmadan önce davacı şirketin sözleşmeye uygun hareket etmediğinden ve kooperatife verilmesi gerekenden daha az bir alanı kooperatife teslim ettiğinden bahisle kooperatif tarafından davacı aleyhine ... Mahkemesinde dava açıldı, açılan dava sözleşmeye dayalı olarak açılmış, yürütülmüş ve nihayetinde reddolmuştur, red gerekçesi gözetildiğinde aslında kooperatifin talebinin haklı olduğu da anlaşılmaktadır, açılmış olan söz konusu dava nedeniyle yapılan iş yerlerindeki kiracıların rahatsız olmasına dair herhangi bir bilgim yoktur, bizim ... ta görülen davayı açmamızın ana nedeni de eldeki davada davacı şirketin kooperatife göndermiş olduğu ...çekilen 03/11/2011 tarihli ihtarnamedir, bilgim ve görgüm bundan ibarettir." beyanında bulunmuştur.
Davalı tanığı ... 17/05/2023 tarihli duruşmadaki beyanında: "Ben davalı kooperatifin üyesiyim, ... Mahkemesinde açılan dava ve sonrasındaki süreçte açılan davadan kaynaklı olarak davacı şirket hakkında herhangi bir olumsuz söylenti söz konusu olmamıştır, yine davacı şirketin yaptığı iş yerlerinde bulunan kiracılar arasında da herhangi bir tedirginlik ya da söylenti duymadım, bilgim bundan ibarettir." beyanında bulunmuştur.
Davalı tanığı ... 17/05/2023 tarihli duruşmadaki beyanında: "Ben davalı kooperatife 2007 yılında üye olarak katıldım,... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın tarihi olan 2014 yılından önce yöneticilik görevinde de bulundum, bahsi geçen davanın açıldığı tarihte yönetici değildim, kooperatifin genel kurullarında divan başkanlığını genellikle ben yaparım kooperatifin ...Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu davadan dolayı davacı şirketin itibarını zedeleyecek herhangi bir konuşmaya ya da vakıaya şahit olmadım, kooperatif ile davacı şirket arasında bildiğim kadarı ile halen görülmekte olan bir çok dava mevcuttur, ben kooperatif üyesi olarak halen tapumu da alabilmiş değilim, benim yönetici olarak 2009 yılında göreve gelmemin nedenlerinin biri de davacı şirketi yani müteahhiti kooperatifin önceki yöneticileri ile bir araya getirmek taraflar arasındaki ihtilafları gidererek kooperatifin amacına ulaşmasını sağlamaktır, bu kapsamda eski yönetimi değiştirdik, benim dahil olduğum yönetim ile davacı şirket arasında sözleşme kapsamındaki işlerin ne şekilde yürütüleceği konusunda yeni bir protokol tanzim edildi, davacı olan müteahhit şirket protokol kapsamında taahhütlerde bulundu ancak taahhütlerini yerine getirmedi, açılan davaların birçoğunun kaynağı bu nedenledir, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir." beyanında bulunmuştur.
Davalı tanığı ... 17/05/2023 tarihli duruşmadaki beyanında: "Ben davalı kooperatifin kurucu ortaklarındanım, kooperatifin kurulduğu tarihten sonra, 2010 yılından beri denetim kurulu üyesiyim, davacı müteahhit şirket ile davalı kooperatif arasında görülmekte olan 62 adet hukuk davası vardır, ayrıca suç duyurularından dolayı ceza dosyaları da açılmıştır, davacı şriketin imzalanan sözleşmeye uygun hareket etmemesi sebebiyle .... Mahkemesinde bahsi geçen dava açılmıştır, davadan sonra kooperatife ve müteahhite verilen işyerlerinin kiracılarından kooperatif yönetimine ya da denetçi olarak bize herhangi bir serzenişte bulunulmamıştır. Zaten kiracılar ile kooperatifin muhatap olması da söz konusu değildir, özetle açılmış olan davadan dolayı benim gördüğüm ya da duyduğum herhangi bir olumsuz itham (davacıya karşı ) söz konusu değildir." beyanında bulunmuştur.
Davacı tanığı ... 13/12/2023 tarihli duruşmadaki beyanında: ... life club'da 2013 yılından beri müdür olarak çalışırım, bu club davacı şirket bünyesindedir, davalı kooperatifi de bilirim, bir birine yakın yerlerdir, ben aynı zamanda üyelik görüşmelerine de girerim, ben direk kooperatifin yetkilileri ile görüşmedim, bana doğrudan bir şey demediler, ancak üyelik görüşmesi için gelenler, kooperatiftekilerin kendilerine burayı biz devralacağız dediklerini söylediler, ben bu söylemleri sürekli görüşmeye gelen insanlardan duydum, bunu söyleyen kooperatifteki kişilerin kim olduklarını bilmiyorum, bu söylemler bizim kulübümüze zarar verdi, üyelerimiz azaldı, marka değerini düşürdü, mevcut personel bu sebeple başka işler bakmaya başladı, aynı yerde başka işletmeler de vardır, bu işletmelerin müdürleri ile görüştüğüm zaman aynı söylemleri onlardan da duydum, ben bu söylemleri 2013 Temmuz ayından bu yana duymaktayım, kulübümüz 2009 yılında açılmıştır." beyanında bulunmuştur.
Davacı tanığı ... 13/12/2023 tarihli duruşmadaki beyanında: "... ortaklarından ... oğluyum ama şirkette herhangi bir ortaklığım veya görevim yoktur, 22 Dış Ticarette 2011 yılından itibaren emlak danışmanlığı yaparım, davacı... iş yerlerinin kiralanması ile de ben ilgilenirim, 2014-2015-2016 yıllarında sunum yaptığımız firmalar bizden değerlendirmek için süre istiyorlardı, geri dönüşlerde burası ...ya ait değilmiş, kooperatif devralacakmış, bizden iki gün sonra kooperatif kira isterse napacağız şeklinde beyanları oluyordu, bu sebeple bir çok dükkan uzun süre kiralanamadı, kiralananlar da rayiçin altında kiralandı, gelen kişiler kooperatif ile de görüştüklerini söylediler, kooperatifin merkezi zaten dükkanların yakınındadır, bu durum ... Yapının ticari itibarine zarar vermektedir." beyanında bulunmuştur.
Taraflar arasındaki ihtilafın; davalı tarafından ... Esas sayılı sırasına kayden açılan ve reddedilerek kesinleşen dava ile bu davaya bağlı olarak gerçekleştiği iddia edilen söylentiler/eylemler nedeniyle davacı şirketin kişilik haklarının ihlal edilip edilmediği, edilmiş ise manevi bir zarar oluşup oluşmadığı ve oluşmuş olması halinde bu manevi zararın giderilmesi istemine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
"Hak arama özgürlüğü kapsamında bulunan şikayet hakkı ve kişilik hakları anayasal güvence altındadır. Bu iki hakkın karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin her iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemeyeceğinden, daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında, belirli koşullar çerçevesinde, korumasız kalması söz konusu olabilecektir. Zira, hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde de olduğu gibi sınırsız olmayıp, kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için, hak arama özgürlüğünün sınırlarının aşılmaması, başkalarının kişilik değerlerine saldırı oluşturmaması gerekir....
Yapılan yargılama sonucunda; davacı tarafça, davalı kooperatif yönetim kurulu üyelerinin...'ndeki davayı da hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın kişisel hırs ve husumet ile açarak dava devam ederken de ...ne konu ettikleri 23 adet bağımsız bölümün kiracılarına/işletme yetkililerine ve hatta ... Clup üyelerine, dava sonunda kendilerinin tüm dükkanların sahibi olacakları şeklinde söylentiler yayılmasına sebep oldukları, haksız, yersiz, kötü niyetli dava açıldığı, asıl amacın davacı firmayı zor durumda bırakmak, manevi olarak yıpratmak olduğu, dava süresince taşınmazların tapu kayıtlarına "davalıdır” şerhi konulduğu, bu dava sebebiyle güven kaybının oluştuğu, ticari itibarının sarsıldığı iddiası ile davalıdan manevi tazminat talep edilmiştir. ... aleyhinde 02/06/2014 tarihinde tapu iptali ve tescil davası açıldığı, 16/06/2016 tarihinde davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. Dinlenen tanıkların doğrudan görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Dava açılması, kanuni hak kullanılması niteliğini taşır. Açılan bir davanın sonuçta reddine karar verilmiş olması, o davanın başlangıçta haksız açıldığını göstermez. Davacının, kendisi hakkında haksız yere dava açıldığı iddiasını somutlaştırmadığı gibi ispatlayamadığı da anlaşıldığından davalı tarafından açılan davanın kanuni hak arama sınırları içerisinde kaldığı, dava nedeniyle davacının kişilik haklarının zedelenmediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Reddine,
2-Alınması gereken 427,60-TL maktu harcın, peşin alınan 4.269,38-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.841,78-TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
3-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4- Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca hesaplanan 39.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6- Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/06/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır