T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/532 Esas
KARAR NO : 2024/200
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
...
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 01/08/2016
KARAR TARİHİ : 25/04/2024
GR.KR.YZM.TARİHİ : 09/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili banka ...Kurumsal şubesince 08/08/2011, 02/07/2012 ve 08/11/2013 tarihli Genel Ticari sözleşmelerine istinaden .... ... Ltd.Şti’ne ticari kredi kullandırıldığını, diğer davalıların sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, hesabın katedildiğini, ihtarname keşide edildiğini, buna rağmen nakdi alacağın tahsil edilemediğini, ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini beyanla itirazın iptaline, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesiyle özetle, davalı ...’un 02/07/2012 ve 18/11/2013 tarihli kredi sözleşmelerine hiçbir şekilde imzasının bulunmadığını, müvekkilleri ... ve ... yönünden ise kefalet sözleşmelerinin geçerli olmadığını, eş rızalarının alınmadığını, faizin fahiş olduğunu, yanlış hesaplama yapıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Genel kredi sözleşmeleri, ihtarnameler, tebliğ mazbataları.
... E sayılı takip dosyasında; takip dosyası ile takip alacaklısı davacının, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak olduğundan bahisle başlatılan takipte takip borçluları olan davalılar ile dava dışı ... haklarında 690.466,77 TL üzerinden ilamsız icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin davalılar .... Şti, ..., ...'a 11.07.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...'a ise geçerli tebligat yapılamadığı, tüm davalıların süresi içerisinde (11.07.2016) tarihinde takibe borcun esası yönünden itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği, davacının süresi içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
İstinaf öncesi bilirkişi raporunda davacı bankanın kredi hesabının kat edilmesinden sonra borcu yapılandırdığı belirtilmiş, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen banka ekran görüntüsünden de 06/10/2015 tarihinde 509.017,18 TL "ticari kredi vade uzatım canlı yapılandırma" açıklaması ile borç kaydı yapıldıktan sonra 02/12/2015 tarihinde işlemiş faiz kapitalize edilerek davalı asıl borçlu şirketin toplam 517.034,20 TL "ödemesiz dönem sonu kapitalize" açıklamasıyla borçlu olduğunun kaydedildiği, 22/08/2016 tarihinde de aynı borcun kayıtlı bulunduğu görüldüğü belirtilmiştir.
İstinaf öncesi Mahkememize ibraz edilen 09.11.2018 tarihli bilirkişi ek raporuna göre, davacı banka tarafından 02.01.2014 tarihinde daval...15.07.2015 tarihinde, davalı ...'a 13.07.2015 tarihinde, davalı ...'a 23.07.2015 tarihinde, davalı ...'a ise 13.07.2015 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ sonrası davalı bankanın 06.10.2015 tarihinde kredi alacağını yapılandırdığı, yapılandırılan kredinin 498.172,39 TL'sinin ana para, 10.778,80 TL'sinin işlemiş faiz, 65.09 TL'sinin BSMV olmak üzere toplamda 509.017,18 TL olarak tamamı ana paradan oluştuğu, ancak davacı banka kayıtlarına göre 06.10.2015 tarihinde yapılandırılan ana para borcunun 498.172,39 TL olması gerektiği, davacı bankanın yıllık %16 akdi, %20,80 oranında temerrüt faizi talep edebileceği, ticari iş mahiyetindeki ihtilaf sebebiyle TBK. 88. ve 120. maddelerinin somut olayda uygulanamayacağı, bankanın alacak muaccel olup, kat ihtarnamesinin taraflara tebliğinden ve tarafların temerrütünden sonra kredi borcunun tamamını asıl alacak üzerinden yapılandırması karşısında takip tarihi itibariyle davacı banka alacağının 568.265,25 TL olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizin 27/12/2018 tarih, ... Karar sayılı kararı ile "davacı ile davalılar arasında birden fazla genel kredi sözleşmesinin bulunduğu, söz konusu genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalılara kredi kullandırıldığı, kullanılan kredilerin davalılar tarafından geri dönüşünün olmaması nedeni ile davacı tarafından davalılar hakkında icra takibi yapıldığı, söz konusu takibe itiraz edilmesi üzerine mevcut itirazı iptali davasının açıldığı görülmüş olup bu çerçevede yapılan incelemede; davacı tarafından davalılara kullandırılan kredilerin 08.07.2015 tarihinde hesabı kat edilerek muaccel hale getirildiği ancak alacak muaccel hale geldikten sonra davacı ile davalı asıl borçlu ... arasında 06.10.2015 tarihinde borcun yeniden yapılandırıldığı (taraflar arasındaki yapılandırma sistem üzerinden yapılmış olup bankaların her zaman kullandığı klasik bir yapılandırma sözleşmesi yapılmamıştır.), söz konusu yapılandırma ile birlikte yapılandırma tarihine kadar işlemiş faiz ve masraflar ana paraya dahil edilerek yeni ana para borcunun tespitinin yapıldığı, bu durumun bilirkişi tarafından hazırlanan 2. Ek raporun 6. Sayfasının 3. Paragrafında da aynen kabul edildiği, yapılandırma ile eski borcun sonlandırılarak yeni bir borcun ortaya konulduğu, yapılandırma sonrası ortaya çıkan yeni borç kapsamında davacı bankanın hesabı kat ederek alacağı muaccel hale getirmediği, zira yapılandırma öncesindeki borç ile yapılandırma sonrasında ki borcun farklı olduğu, yapılandırma öncesi çekilen hesap katın yapılandırma sonrası ortaya çıkan borcu muaccel hale getirmeyeceği anlaşıldığından davacının davasının takip tarihi itibari ile muaccel bir alacak bulunmadığından reddi"ne karar verilmiştir.
Mahkememizin 27/12/2018 tarih, ... Karar sayılı kararının taraf vekillerinin ayrı ayrı istinafı üzerine,...Karar sayılı kararı ile "Davalı asıl borçlu şirketin borcunun yapılandırıldığına ilişkin ekran görüntüsünün dayanağı bilgi ve belgeler dosya içerisinde yer almamaktadır. Bir başka anlatımla yapılandırılan kredi borcunda davacı bankanın davalı asıl borçluya yeni bir ödeme süresi verip vermediği, verilmiş ise bu sürelerin geçip geçmediği, davalı asıl borçlunun yapılandırmaya uygun hareket edip etmediğinin dosya kapsamı itibarıyla tespit edilmesi mümkün değildir. Öte yandan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkin iş bu davada, bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek bilirkişi raporu ile davacı bankanın takip tarihi itibarıyla davalılardan alacaklı olup olmadığı tespit edilmesi gerekmektedir. Ayrıca davalı kefil ... 08/08/2011 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil iken 02/07/2012 ve 18/11/2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinde ise kefaleti bulunmadığından davacı banka alacağının hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı da tespit edilmelidir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ise, mahkeme ara kararlarına rağmen banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içermediği gibi alacağın kaynaklandığı kredilerin kullanıldığı tarih ve hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı hususlarında bir incelemeyi de içermemektedir. İİK'nun 45/1. maddesi 'Rehinle temin edilmiş olan bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir.' hükmünü içermektedir. Davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen, diğer davalıların müteselsil kefil olduğu 08/08/2011 tarihli sözleşmenin 47. maddesinde davalı kefil ...'un taşınmazı üzerinde davacı banka lehine 6.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiği açıkça belirtilmiştir. Benzer şekilde 02/07/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin 47. maddesinde de ipotek kısmında ipotek tablosu boş ise de taşınmazın maliki sıfatıyla ....'ın imzasının alındığı görülmüştür. Anılan sözleşmelerde yer alan ipoteklere ilişkin ipotek resmi senetleri dosyaya ibraz edilmediği gibi hesap kat ihtarında kefillerin aynı zamanda ipotek borçlusu oldukları belirtildiği halde mahkemece bu yönde herhangi bir araştırma da yapılmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece yapılması gereken iş, banka ekran görüntüsünde yer alan kredi yapılandırmasına dayanak bilgi ve belgeler celp edilerek hesap kat ihtarnamesi ve verilen atıfet süresi sonunda ertelenen muacceliyet koşulu gerçekleşen takip konusu alacağa ilişkin olarak davacı bankanın davalıya yeni bir atıfet süresi verip vermediği, verilmiş ise davalının yapılandırma koşullarına uygun davrandığının tespit edilmesi halinde davacının davalılar aleyhine icra takibi başlatmasının TMK'nun 2. maddesine aykırı olup olmadığı hususları gözetilip, bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olup olmadığının tespit edilmesi, alacak var ise alacağın hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığının saptanması, 08/08/2011 ve 02/07/2012 tarihli genel kredi sözleşmelerinde belirtilen ipotek resmi senetleri getirtilerek İİK'nun 45. maddesinin değerlendirilmesi suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesinde ibarettir" gerekçesi ile mahkememizin red kararı kaldırılmıştır.
Mahkememizce istinaf kaldırma kararı sonrası devam edilen yargılamada mahkemece kaldırma kararı gereğinin yerine getirilmesi için 03.06.2021 tarihli celsede dosyanın bilirkişiye tevdiine, bilirkişiye 1.250,00 TL ücret takdiri ile davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için 2 hafta kesin süre verilmiş, davacı vekilince kesin süre içinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından mahkememizin 30/09/2021 tarih, ...Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı tarafça istinafı üzerine ... Karar sayılı kararı ile "Mahkemece 03.06.2021 tarihli celsede bilirkişi ücretinin yatırılmasına dair kesin süre verilmesine dair ara karar tesis edilmişse de anılan ara kararda, bilirkişinin hangi sıfata haiz olacağı belirtilmediği gibi,bilirkişinin daha önce rapor sunan bilirkişi mi yoksa yeni bir bilirkişi mi atandığının da belli olmadığı anlaşılmıştır. Kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için usulünce ve eksiksiz olması gerekmektedir.Bu nedenle davacı vekiline verilen kesin mehil usulüne uygun olmadığından kesin süre içinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.(.... Karar sayılı ilamı) Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir.
İstinaf sonrası mahkememizce yapılan yargılamada ibraz olunan 31/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda, ...ise, 2.500.000,00 TL tutarındaki anapara borcuna 2.001.827,61 TL tahsilat sağlandığı, tahakkuk etmiş faiz ve vergi tutarlarının tahsil edildiği, kalan 498.172,39 TL anapara borcunun ise, 19.08.2015 tahsilat tarihinden 06.10.2015 tarihine kadar işlemiş olan 10.844,79 TL akdi faiz+bsmv'si ile birlikte toplam 509.017,18 TL tutarı üzerinden 06.10.2015 tarihinde borçlularla imzalanan "Borç Tasfiye Protokolü" kapsamında yapılandırıldığı, Söz konusu yapılandırma ile; 509.017,18 TL olarak kabul edilen borcun, ödemesiz dönemde işleyen 8.017,02 TL faiz+bsmv tutarının kapitalize edilmesi ile anapara borç toplamının 517.034,20 TL olarak 11 ayda ödenmek üzere 1164 ek no ile ekli şekilde geri ödeme planına bağlanarak protokolde taraflarca imzalandığı,Önceki Bilirkişi tarafından söz konusu geri ödeme planının davacı bankadan alınmamış olduğu bu nedenle kredi faiz oranının tespiti ile protokolde sadece taksit tutarı olarak yer alan tutarların detaylarının incelenmeden hesaplama yapıldığı, bu nedenle hesaplamanın eksik yapıldığı banka kayıtlarının incelenmesinden davalılar tarafından protokoldeki geri ödeme planı kapsamında hiç ödeme yapılmadığının tespit edildiği ve banka tarafından 22.08.2016 tarihinde 517.034,20 TL'nin TOA (tahsili mümkün olmayan alacaklar) hesabına aktarıldığının görüldüğü, protokolde bahsedilen gayrinakdi alacağın takip tarihinden önce nakde dönüşüp dönüşmediğinin belirlenmesinin istendiği, taraflar arasında imzalanan "Borç Tasfiye Protokolü"nün, 3.1 Borç Tespiti başlıklı maddesi altında; Gayrinakdi alacağın 16.970.000,00 TL teminat mektubu+17.600,00 TL çek taahhüdü olmak üzere toplam 16.987.600,00 TL olarak kabul edildiği, 30.06.2016 takip tarihinde, davacı banka tarafından davalı kredi borçlusu .... .... lehine verilen çek yapraklarından ötürü 30.06.2016 takip tarihi itibariyle , 8 adet Karşılıksız İşlem Gören Çek x 1.120,00 TL=8.960,00 TL +7 adet Müşteri Nezdinde olan Çekx1.200,00TL=8.400,00 TL olmak üzere= TOPLAM 17.360,00 TL çek riskinin mevcut olduğu, dolayısıyla takip talebindeki nakdi alacak içerisinde tazmin ödemesi yapılmış teminat mektubu veya banka yükümlülüğü ödenmiş olan bir tutar olmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.
Aynı bilirkişi tarafından ibraz olunan 19/02/2024 tarihli ek raporda: borcun muaccel hale gelmediği takdir edilecek olur ise, davacı bankanın takip tarihi itibariyle vadesinde ödenmeyen taksitlerle, bu taksitlere ait gecikme faizi ve ferilerinin miktarını talep edebileceği, ancak davacı bankanın gecikme/temerrüt faizi talebi olmadığı değerlendirilerek 30.06.2016 Takip tarihi itibariyle banka alacağının 359.854,78 TL Asıl Alacak olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizce alınan bankacı bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli ve hüküm vermeye elverişli olduğu görülerek hükme esas alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın ödenmediği gerekçesiyle kredi hesabının kat edildiği, alacağın tahsili talebi ile davacının davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığı hususlarında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davanın tarafları arasında, davacı banka ile davalı ... arasında 08/08/2011, 02/07/2012, 18/11/2013 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesinin imzalandığı, uyuşmazlığın takip tarihi itibariyle alacak miktarı, kefalet sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce istinaf kaldırma kararı sonrası devam edilen yargılamada mahkemece kaldırma kararı gereğinin yerine getirilmesi için 23/11/2023 tarihli celsede dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. İİK'nun 45/1. maddesi "Rehinle temin edilmiş olan bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir." hükmünü içermektedir.
Davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen, diğer davalıların müteselsil kefil olduğu 08/08/2011 tarihli sözleşmenin 47. maddesinde davalı kefil ...'un taşınmazı üzerinde davacı banka lehine 6.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiği açıkça belirtilmiştir. Benzer şekilde 02/07/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin 47. maddesinde de ipotek kısmında ipotek tablosu boş ise de taşınmazın maliki sıfatıyla ...'ın imzasının alındığı görülmüştür.
...aleyhine 690.466,77 TL üzerinden ilamsız icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin davalılar ... ..., ...'a 11.07.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...'a ise geçerli tebligat yapılamadığı, tüm davalıların bu suretle süresi içerisinde (11.07.2016) tarihinde takibe borcun esası yönünden itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bu suretle davacının süresi içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
6098 Sayılı TBK'nın 583. maddesi; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ve kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." şeklindedir.
TBK m. 586'da "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir."
TBK m. 586'da "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir."
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67 "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir., Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminata hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır." hükümlerini haizdir.
6098 Sayılı TBK'nın 117. maddesi; "(1)Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. (2) Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakkadayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır".
Mübrez belgeler ve tüm dosya kapsamına göre. somut olayda, davacı banka ile davalı .... arasında 18.1.2013 tarihli, 30.000.000,00 TL limitli, genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeyi diğer davalılar ... ve ...'un müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, 02.07.2012 ve 18.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinde eş rızası bulunmakla kefalet sözleşmesinin akit tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'ya göre geçerli olduğu dosya kapsamı ile sabit olup, 15/01/2013 tarihli son limit artışıyla sözleşme limitinin 30.000.000,00 TL'ye, kefalet limitinin ise 34.500.000,00 TL'ye çıkarıldığı, eş rızalarının bulunduğu, dava dışı ...ın müteselsil kefaletinin de yer aldığı, davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen 18/11/2013 tarihli 30.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde diğer davalılar ... ve ...'un 34.500.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, kefaletlerin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan yasanın aradığı şekil koşullarına uygun olduğu anlaşılmıştır.
Banka kayıtlarının incelenmesinden 08.07.2015 kat tarihinden sonra 19.08.2015 tarihinde, 1155 nolu BCH'ın, kalan anapara ve tahakkuk etmiş faiz ve vergi tutarlarının tahsil edildiği, kredinin kapandığı 1152 nolu BCH'ın ise, 2.500.000,00 TL tutarındaki anapara borcuna 2.001.827,61 TL tahsilat sağlandığı, tahakkuk etmiş faiz ve vergi tutarlarının tahsil edildiği, kalan 498.172,39 TL anapara borcunun ise, 19.08.2015 tahsilat tarihinden 06.10.2015 tarihine kadar işlemiş olan 10.844,79 TL akdi faiz+BSMV'si ile birlikte toplam 509.017,18 TL tutarı üzerinden 06.10.2015 tarihinde borçlularla imzalanan "Borç Tasfiye Protokolü" kapsamında yapılandırıldığı görülmüştür.
"Borç Tasfiye Protokolü"nde, "Alacaklı ile Borçlu ve Müşterek Borçlular/Müteselsil Kefiller arasında imzalanmış bulunan Genel Kredi Sözleşmelerinin/Ek Sözleşmelerinin/Taahhütnamelerin eki ve ayrılmaz cüz'ü olup, hiçbir şekilde alacağın ertelenmesi (temdit), yenilenmesi (tecdit), borcun nakli anlamına gelmemektedir." şeklinde belirlendiği, Borç tespitinin, "Borçlular ve Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefiller, ..... yevmiye nolu ihtarnamesinin içeriğini aynen kabul ile ihtarname tarihi itibariyle .....ne kullandırılan krediler ile ilgili olarak 3.390.729,50 TL nakdi ve 16.987.600,00 TL gayrinakdi borçlu olduklarını, borcun ödeme vadesinin geçmiş olduğunu ve muacceliyet kesbettiğini beyan, kabul ve taahhüt ederler." şeklinde belirlendiği, Protokole Uyulmamasının Hukuki Sonuçlarının, "İşbu Protokolün herhangi bir maddesinin ihlal edilmesi ve/veya 3.1 ve 3.2 maddelerinde yer alan ödemelere ve diğer yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde, bu protokol ile sağlanmış olan tüm ayrıcalık ve avantajların geriye dönük olarak ortadan kalkacağı, Bankanın yukarıda Borçlular ve Müşterek Borçlular ve Müteselsil Kefillerce ikrar edilen 06.10.2015 tarihi itibari ile hesaplanan 509.017,18 TL Nakdi, 16.987.600,00 TL gayrinakdi olmak üzere toplam 17.496.617,00 TL borcun Bankaca belirlenecek oranda temerrüt faizi uygulanarak bulunacak tutarının tahsili için Bankanın yasal yollara başvurma hakkı bulunduğunu Borçlular ve Müşterek Borçlular ve Müteselsil Kefiller kabul, beyan ve taahhüt" ettikleri belirtilmiştir.
Somut olayda, dava konusu sözleşmelerde imzası bulunmayan ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Diğer davalılar yönünden; dava konusu icra takip dayanağı olan ve davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen 08/08/2011 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, 11/05/2012 tarihli son limit artışıyla sözleşme limitinin 15.000.000,00 TL'ye, kefalet limitinin ise 17.250.000,00 TL'ye çıkarıldığı, davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen 02/07/2012 tarihli 15.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davalılar ... ve ...'un 17.500.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, eş rızalarının bulunduğu, 15/01/2013 tarihli son limit artışıyla sözleşme limitinin 30.000.000,00 TL'ye, kefalet limitinin ise 34.500.000,00 TL'ye çıkarıldığı, eş rızalarının bulunduğu, dava dışı Ayşe Karaduman'ın müteselsil kefaletinin de yer aldığı, davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen 18/11/2013 tarihli 30.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde diğer davalılar ... ve ...'un 34.500.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, kefaletlerin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan yasanın aradığı şekil koşullarına uygun olduğu, davacı ile davalılar arasında birden fazla genel kredi sözleşmesinin bulunduğu, söz konusu genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalılara kredi kullandırıldığı, kullanılan kredilerin davalılar tarafından geri dönüşünün olmaması nedeni ile davacı tarafından davalılar hakkında icra takibi yapıldığı, söz konusu takibe itiraz edilmesi üzerine mevcut itirazı iptali davasının açıldığı görülmüş olup bu çerçevede yapılan incelemede; davacı tarafından davalılara kullandırılan kredilerin 08.07.2015 tarihinde hesabı kat edilerek muaccel hale getirildiği ancak alacak muaccel hale geldikten sonra davacı ile davalı asıl borçlu ... arasında 06.10.2015 tarihinde borcun yeniden yapılandırıldığı (taraflar arasındaki yapılandırma sistem üzerinden yapılmış olup bankaların her zaman kullandığı klasik bir yapılandırma sözleşmesi yapılmamıştır.), söz konusu yapılandırma ile birlikte yapılandırma tarihine kadar işlemiş faiz ve masraflar ana paraya dahil edilerek yeni ana para borcunun tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Borç Tasfiye Protokolü" kapsamındaki yapılandırma ile; 509.017,18 TL olarak kabul edilen borcun, ödemesiz dönemde işleyen 8.017,02 TL faiz+bsmv tutarının kapitalize edilmesi ile anapara borç toplamının 517.034,20 TL olarak 11 ayda ödenmek üzere 1164 ek no ile ekli şekilde geri ödeme planına bağlandığı, davacın icra takip taelibnde yapılandırma tarihinden takip tarihine kadar işleyecek akdi faiz ve bsmv'sini anaparaya kapitalize ederek "Asıl Alacak" talebinde bulunduğu, temerrüt faizi talebi olmadığı dikkate alınarak, akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılarak ana paranın 517.034,20 TL olarak kabulü ile yapılandırma tarihi olan 06/10/2015 tarihi ile takip tarihi olan 30/06/2016 tarihteki 268 gün sürede % 20 oranındaki akdi faiz oranı 76.980,65 TL ve BSMV 3.849.03 TL ilave edildiğinde toplam alacağın 597.863,88 TL olduğu anlaşılmakla Davalılar..., ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulü ile bu davalılar yönünden ...Esas sayılı takip dosyasına yapmış olunan itirazın kısmen iptali ile takibin 597.863,88 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihi itibariyle işleyecek yıllık % 36 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMV'si ile takibin devamına, İİK. 67. maddesi gereğince hükmolunan alacağın %20'si olan 119.572,77 TL icra inkar tazminatının davalılar ...Ltd. Şti., ... ve ...'dan müştereken alınarak davacıya verilmesine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... yönünden davanın reddine,
2-Davalılar ...., ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulü ile bu davalılar yönünden ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olunan itirazın kısmen iptali ile takibin 597.863,88 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihi itibariyle işleyecek yıllık % 36 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMV'si ile takibin devamına,
İİK. 67. maddesi gereğince hükmolunan alacağın %20'si olan 119.572,77 TL icra inkar tazminatının davalılar ...Ltd. Şti., ... ve ...'dan müştereken alınarak davacıya verilmesine
Davalıların kötü niyet tazminat istemlerinin yasal koşulları oluşmadığından reddine,
3-Alınması gereken 40.840,08 TL harcın peşin alınan 11.791,45-TL harçtan mahsubu ile bakiye 29.048,63-TL harcın davalılar ...Ltd. Şti., ... ve ...'dan müştereken alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 89.700,94-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ...Ltd. Şti., ... ve ...'dan müştereken alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 11.824,95-TL harç toplamı ile 5.700,00 TL bilirkişi ücreti ve 504,88-TL posta, tebligat ücreti olmak üzere toplam 18.029,83-TL yargılama giderinin 15.612,03-TL'sinin davalılar ...Ltd. Şti., ... ve ...'dan müştereken alınarak davacıya verilmesine, geri kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisine .... Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/04/2024
Başkan ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Katip ...
¸e-imza