T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/876 Esas - 2024/768
T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/876 Esas
KARAR NO : 2024/768
HAKİM : .......
KATİP : .......
DAVACI : .......
VEKİLİ : Av. .......
DAVALI : 1- .......
VEKİLİ : Av. .......
DAVALI : 2- .......
VEKİLİ : Av. .......
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/12/2023
KARAR TARİHİ : 02/12/2024
KR.YZL.TARİHİ : 06/01/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nın eski eşi dava dışı ...'nın boşanmadan ve şirket yetkilerini devretmeden önce yetkilisi olduğu şirketlerin ... ve Tic. A.Ş., ... Taahhüt Tic. A.Ş., ... Tic. A.Ş., ... A.Ş. Ve ... ...A.Ş. Olduğunu, müvekkili şirket ile belirtilen şirketler arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili şirketten almış oldukları hizmet karşılığında işbu şirketlerin yetkilisi dava dışı ... tarafından imzalanan çeklerin müvekkili şirkete teslim edilmiş olup müvekkili şirketin bahsi geçen şirketlerden kambiyo senetlerine dayalı alacağının bulunduğunu, söz konusu şirketlerin grup şirketler olduğunu hissedarlarının da aynı aileden olduğunu, ticari ilişkiden doğan borçların ödenmemesine binaen taraflarınca ilgili çeklere ilişkin icra takipleri başlatıldığını, ....... E. sayılı dosyalarına ait ödeme emirleri ve dayanak çekleri sunduklarını, ismi belirtilen dava dışı şirketlerin konkordato taleplerine ilişkin yargılamanın yapıldığı ....... E. sayılı dosyasına sunulan 21.09.2023 tarihli dilekçede davalının kızı ...'nın, konkordato talep edenlere finansman sağlamak için şahsına ait bir gayrimenkul satacağı ve ... A.Ş.'ye olan 18.000.000,00-TL'lik borcu kapatacağı beyanının olduğunu, ...'nın işbu taahhütnamesinin sunulduğunu, bunun yanı sıra, dava dışı ismi anılan şirketlerin konkordato taleplerine ilişkin yargılamanın yapıldığı ....... E. sayılı dosyasında dava dışı ...'ya ait konkordato ön projesinde mal varlığına ait bilgilerin .......'de bulunan arsa: 2.500.000,00-TL , ........'de bulunan çatı aralıklı mesken: 1.800.000,00-TL, ........'de bulunan mesken: 1.800.000,00-TL, ........'de bulunan mesken: 800.000-TL, ........'de bulunan mesken: 1.000.000,00-TL olarak yer aldığı, dosyaya sunulan konkordato ön projesi kapsamında dava dışı ...'ya ait işbu taşınmazların tahmini piyasa bedeli toplamda 7.900.000,00-TL olarak beyan edilmişse de, söz konusu tahmini piyasa bedelleri gerçeği yansıtmadığını, nitekim işbu taşınmazlar için kıymet takdiri yapıldığında taşınmazların değerinin beyan edilenden çok daha fazla olduğu ortaya çıkacağını, dava dışı ..., öğrenim gördüğü üniversiteden 2018 yılında mezun olmuş henüz mesleğinin başında olan bir diş hekimi olduğunu, taahhüt ettiği üzere kendisine ait bir taşınmazı satarak 18 milyonluk bir borcu kapatabilmesinin, mesleğinin icrasıyla elde edeceği gelirle mümkün olmayacağı objektif aklın gerekleri içerisinde kolayca anlaşılabileceği gibi hayatın doğal akışına da uygun düşmediğini, söz konusu durumun, müvekkilin alacağından mahrum kalması kastıyla hareket edilerek dava dışı şirketlerin içlerinin boşaltıldığı ve bunun dava dışı ...'nın kızı üzerinden taşınmaz devri şeklinde gerçekleştirildiğini açık şekilde ortaya koyduğunu, ayrıca dava dışı ..., söz konusu konkordato sürecinde hasta olduğunu ve çeklerin davalı eşi ... tarafından verildiğini beyan etmişse de tedavi gördüğü dönemde dava dışı şirketlerin tüm yetkilerinin davalı ... tarafından kendisine devredildiğini, iddia olunduğu üzere hayati tehlike altında bulunan bir kişinin, şirketlerin yetkilerini devralmış olması ve piyasadan para toplayıp bizzat kendi imzası ile çek keşide etmesi abesle iştigal olup hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki, ....... E. Sayılı dosyasında yapılan duruşmada davalı ...'nın, piyasadan para toplandığını ikrar ettiğini, yine ....... E. Sayılı dosyasının 3. celsesinde şirketlerin birbirini finanse ettikleri, 4. celsesinde ise şahıs ve şirketlerin birbirine bağımlı oldukları ve iç içe geçtiklerinin beyan edildiğini, ilgili çeklerle ilgili imzaya ilişkin herhangi bir itiraz ve şikayet bulunmadığı gibi, herhangi bir menfi tespit davasının da açılmadığını, konkordato süreci ise, 01.02.2023 tarihinde üç aylık konkordato geçici mühlet kararı verilmesi, daha sonra kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdiklenmesi istemli dava açılarak başladığını, ....... Mahkemesi'nde görülen ....... E. Sayılı konkordato dosyasında davalı, 3 ay süreyle Konkordato Geçici Mühlet hükümlerinden faydalanmış ancak konkordato amacına uygun olmayan durumlar yerel mahkemece tespit edildiğinden geçici mühlet kararının kaldırılmasına, davalıların geçici mühletin uzatılması, kesin mühlet ve konkordato isteminin reddine karar verildiğini, söz konusu ....... Mahkemesi'nin 05.05.2023 tarihli hükmü, 25.05.2023 tarihinde, istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştirildiğini, mezkûr ret kararı akabinde bu kez ....... E. Sayılı dosyasıyla aynı ay içerisinde 2. defa konkordato başvurusunda bulunduğunu, ikinci defa yapılan söz konusu konkordato başvurusu ise 11.05.2023 tarihinde reddedilmiş olup 23.05.2023 tarihinde yine istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştirildiğini, son olarak ....... E. Sayılı dosyasının, aynı ay içerisinde yapılan üçüncü konkordato başvurusu olduğunu, ....... Mahkemesi'nin 12.10.2023 tarihli kısa kararında ise, dava dışı ... ve Tic. A.Ş., ... ...A.Ş., ... ...A.Ş. Ve ... ...A.Ş.'nin iflaslarına, diğer davalıların konkordato taleplerinin reddine karar verildiğini, iş ve aile ilişkileri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, alacaklı müvekkilin alacağından mahrum kalması adına mal kaçırma saikiyle hareket edildiği, iş ilişkilerinin bu yönde kurulduğu, dava dışı şirketlerin içinin kasıtlı olarak boşaltıldığı ve dolayısıyla müvekkil şirketin alacağını temin edebilmesinin tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasından başka bir yöntemle mümkün olmadığının son derece açık olduğunu, davalı ve dava dışı şirketlerin, sınırlı sorumluluk ilkesini müvekkil şirketin menfaatine zarar verecek şekilde ve dürüstlük kuralına aykırı davranarak kötüye kullandığını, dava dışı ...'nın yetkilisi olduğu dava dışı şirketleri aracı kılarak TMK'nın 2. Maddesi uyarınca dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılma yasağına aykırı davrandığı, muvazaalı işlemler yaparak alacaklılardan mal kaçırdığı ve müvekkil şirketi zarara uğrattığı ve dolayısıyla tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanması bakımından hukuki bir engel bulunmadığının son derece sarih bir şekilde ortada olduğunu, neredeyse aynı ay içerisinde üç defa konkordato talebinde bulunulmasının açıkça dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini ve perdenin aralanması teorisinin uygulanması açısından gerekli koşullardan ilkinun vuku bulduğunu, dava dışı ... ve davalı ...'nın muvazaalı şekilde boşandıklarını, dava dışı ... ve davalı eşi ..., ....... E. Sayılı dosyasında anlaşmalı bir şekilde boşandıklarını ve bunun tek gayesinin borçlarından kurtulmak olduğunun son derece açık bir şekilde ortada olduğunu, kaldı ki, ...'nın boşanma kararı sonrası kızlık soyadı yerine yine '...' soyadını kullanmak istediğini mahkemeye bildirdiğini ve bu doğrultuda karar kurulduğunu, tarafların her ne kadar boşanmışlarsa da, hala birlikte yaşamaya ve evlilik birliğini sürdürmeye devam ettiklerini, bunun yanı sıra, dava dışı şirketlerin tek yetkilisi ve sahibi ..., şirket borçlarına karşılık sayısız çek keşide ederek alacaklarının alacaklarına kavuşmasını engellemeye çalıştığını, bununla da yetinmeyerek mezkur protokol ve boşanma kararı itibarında tüm mal varlığını eşine devretmiş ve boşanmanın gerçekleşmesinden hemen sonra konkordato talebinde bulunduğunu, işbu husus da göstermektedir ki, alacaklılarından mal kaçırma saikiyle hareket eden ..., göstermelik bir boşanmayla tüm mal varlığını davalı eşine devrederek senaryoyu kurduğunu ve akabinde konkordato talebinde bulunduğunu, konkordatoya başvuran davalı ... A.Ş, konkordatoya başvuran diğer dava dışı şirketlere taşınmazlarını muvazaalı ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde kiraladığını, tüm bu açıklamalar ışığında, davalı ve dava dışı bahsi geçen gerçek kişilerin, ticari hayatta faaliyette bulunmakta, ticaretin nimetlerinden faydalanmakta, ticari riskleri ise kurdukları şirketlere havale etmekte olduğunu, davalının ve dava dışı bahsi geçen gerçek kişilerin bir birliktelik içinde ticari borçları tahsilsiz bırakmak amacıyla hareket ettiklerinin açık olduğunu, tüm bu sebeplerle müvekkili şirket yönünden ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması amacıyla davalılar adına kayıtlı tüm banka hesapları ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar ile taşınır ve taşınmaz mallarının tamamı üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına, müvekkilin alacaklısı olduğu ........ sayılı dosyaları borcundan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000-TL alacağın davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tüzel kişilik perdesinin kaldırılması şartlarının somut olayda oluşmadığını, tüzel kişilik perdesi genel olarak, şirketin sorumlu olduğu bir borç veya yükümlülükten ortakların da sorumlu olması yahut ortakların sorumlu olduğu bir borç veya yükümlülükten şirketin de sorumlu olması amacıyla aralandığını, burada, şirketin taraf olduğu hukuki ilişkinin kapsamına ortakları da dahil edilmekte, ortakların taraf olduğu hukuki ilişki kapsamına şirketin de dahil edildiğini, diğer davalı ...'nın bahsi geçen şirketlerin ortağı ve yetkilisi olmadığını, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması müessesi istisnai bir kurum olup şirket ve şirket ortağı arasında uygulanabilecek bir işlem olduğunu, bununla birlikte, davacı yan dava dilekçesinde, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerektirecek ne tür bir muvazaalı veyahut dürüstlük kuralına aykırı işlem gerçekleştirildiğini açıklamadığını, altı dolu olmayan iddialarla mesnetsiz bir dava ikame ettiğini, kaldı ki davacının alacağını müvekkil şirketten tahsil edebilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmadığını, zaten davacı yan, icra takipleri ve haciz işlemleri prosedürlerini yürütmekte, dosyalarda kıymet takdiri yapılmakta, dosyalar satış aşamasına ulaşmakta olduğunu, bu sebeple, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması isteminin somut durumda yersiz olduğunu, müvekkil şirket yetkilisinin muvazaalı şekilde boşandığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, diğer davalı ...'nın, müvekkil şirket yetkilisi eski eşi ...'dan ....... Mahkemesinin 27.01.2023 tarihli ....... sayılı kararı ile boşandığını, dava dışı ... ile ... arasında arasında yapılan protokol evlilik birliği içerisinde edinilen malların paylaşımı çerçevesinde karşılıklı bir kısım malların devri niteliğinde olduğunu, müvekkil şirket yetkilisi dava dışı ... ile diğer davalı ...'nın boşanması muvazaalı değil gerçek bir boşanma olduğunu, diğer davalı ..., müvekkil şirketteki %50 hissesini ve dava dışı diğer şirketlerdeki hisselerini ...'ya devrettiğini, ...'nın hisselerini müvekkil şirket yetkilisine devrettiği bu şirketlerin ise demirbaşları, araçları, taşınmazları, üzerlerinde olan ihaleli işleri, stokları, ciddi ekonomik değeri olan iş deneyim belgeleri, marka değerleri ve know-how değerleri olduğunu, müvekkili şirketinin 62 adet taşınmazı olduğunu, hal böyle olunca, esasen boşanma protokolü ile dava dışı ...'nın ...'ya devretmesi kararlaştırılan taşınmazlar, evlilik birliğinde edinilmiş olmaları nedeniyle zaten taşınmazların yarısının ...'in olduğu dikkate alındığında, ... tarafından devredilen şirket hisselerinin bedelini dahi karşılamayacağını, bu yönüyle de, boşanma protokolü ile müvekkilin ...'ya devredeceği taşınmazların alacaklılardan mal kaçırmak için yapıldığı iddiasının doğru olmadığının açık olduğunu, tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek işlemler somut olayda mevcut olmadığını, müvekkilinin, tüm borçlarını belli bir plan doğrultusunda, konkordato projesi kapsamında ödeme gayesiyle konkordato talebinde bulunduğunu, konkordato süreci mahkeme denetimi altında konkordato komiserinin de desteğiyle borçlular ve alacaklılar arasındaki müzakereler ışığında yürütüldüğünü, borçluların borca batıklıktan çıkabilecekleri kanaatinde olduklarını ve projelerini uyguladıklarında çıkabileceklerini konkordato komiserlerinin de kanaati ile ispatladıklarını, ancak mahkeme bütün bu izahlarımıza rağmen yanlış ve hatalı tespitlerle hukuka aykırı bir karar verdiğini, işbu haksız ve hukuka aykırı karara karşı tarafımızca istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, tüm bu sebeplerle müvekkilinin konkordato talebinde bulunmasının mal kaçırmaya elverişli bir eylem olmadığını, müvekkil şirket ile diğer davalının herhangi bir ortaklık ilişkisi bulunmamakta olup tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerektirecek bir hususunun da bulunmadığını, davacının mesnetsiz davasının reddi gerektiğini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin hangi şirket mallarını ne şekilde alacaklının zararına olacak şekilde edindiğini belirtmediğini, müvekkili bu şirket üzerindeki hisselerinin tamamınını dava dışı eski eşine devrettiğini, bu devir boşanma protokolü olarak Aile Mahkemenine ibraz edilen sözleşme gereği olarak yapıldığını, şirket mallarının tamamı şirkette kalmış olup müvekkil şirketten bir vida dahi almadığını, müvekkilin aldığı malların tamamının şahsi mallar olup şirket envanterine yada demirbaşına kayıtlı mallar olmadığını, bu sebeple tüzel kişilik perdesinin aralanması için gerekli olan şartların bu davada oluşmadığını, yasal bir hak olan Konkordato talep etmenin kötü niyetli olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, aksi halde yasal hakların kullanılması kötü niyetli olarak değerlendirilecekse bu davada olduğu gibi sürekli gerekçesiz davalar açmak sureti ile müvekkilin taciz edilmesinin de kötü niyetli davranışa örnek olarak gösterilmesi mümkün olabileceğini, halbuki yasal hakların kullanılması olarak açıldığını düşündüğümüz bu gerekçesiz dava açıldığını, davacının da aynı şekilde düşünmeye mecbur olduğunu, konkordato talebi hem şirketi hem de alacaklıları koruyan bir müessese olup yasal bir hak olarak borçlulara tanındığını, bu durumun kötü niyetli hareket olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacı diğer davalı ... Şirketini hangi mallarının yada varlıklarının müvekkile geçirildiğini açıkça ortaya koymadığını, bu yönü ile davacı dilekçesini somutlaştırmak zorunda olduğunu, müvekkil şirket hisselerini devrettikten sonra şirkete ait olan malların şirkette kaldığını, evlilik birliği içinde edinilen ve müvekkilin yasal hakkı olarak mal rejiminin tasfiyesine konu edilen kişisel malların davalı ... Şirketi ile bir alakasının olmadığını, aksini davacının ispatlaması zorunlu olduğunu, müvekkilin boşanmasının gerçek olduğunu, bunun aksine davacının ileri sürdüğü iddialarının tamamının gerçek dışı olduğunu, müvekkilin şirket ile bir bağı kalmadığı gibi şirkete ait hiçbir malın müvekkil üzerinde olmadığını, bu sebeple asılsız iddialara dayanan davanın reddinin gerektiğini talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilafın; davacı şirket ile aralarında ticari ilişki bulunan ... Müh...A.ş.., ... Aş., ... Müh...A.ş, ... Müh...A.ş ve davalı ... Müh...A.ş. şirketlerinin yetkilisi olan dava dışı ....... davacı şirkete olan borçlar nedeni ile vermiş olduğu ve ....... Esas sayılı icra dosyaları ile takibe konulan çekler nedeniyle şirketlerin tüzel kişiliklerinin sınırlı sorumluluk ilkesinin arkasına sığınarak MK.2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı davranmak suretiyle davacıdan olan borçlarından kurtulmak amacıyla, davacıya zarar uğratacak mahiyette kötü niyetli eylemlerde bulunup bulunmadığı, tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşup oluşmadığı, davalıların söz konusu icra takiplerinin tamamından sorumlu olup olmadıkları noktasında toplanmıştır.
.......'nün, yazı cevapları dosya kapsamına alınmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 125. (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 137.) maddesi gereğince ticaret şirketleri tüzel kişiliği haiz olup, kanuni istisnalar haricinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 48. maddesi kapsamında bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduklarına göre, istisnalar hariç olmak üzere, şirket malvarlığının, aktif ve pasifiyle birlikte, sahibi tüzel kişidir (.......). Tüzel kişiliğin bu malvarlığı, kendine özgü, bir amaç birliği içinde ve kendisini oluşturan kişilerin malvarlığından bağımsız bir malvarlığı olarak ortaya konulmalıdır. Tüzel kişiliğin bu malvarlığının onu oluşturan kişilerin malvarlığından da bağımsız olması gerektiğini belirten bu temel ilkeye “mal varlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı” ilkesi denilmektedir (........). Ayrılık ilkesi gereğince, tüzel kişilik çatısı altında bir araya gelen, başka bir deyişle tüzel kişiliği oluşturan gerçek veya tüzel kişiler, oluşturdukları tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu olmazlar. Tüzel kişi ile üyeleri arasındaki bu ayrılık ilkesinin mutlak olarak her durum ve koşulda uygulanması bazı haksız durumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Öğreti ve uygulamada, özellikle borç ve sorumluluktan kurtulabilmek amacıyla tüzel kişiliğin bir araç olarak kullanıldığı hâllerde, tüzel kişi ve üyeleri arasındaki bu ayrılığın kaldırılarak üyelerin sorumluluğuna gidilebileceği kabul edilmektedir (.......). Bu durum öğreti ve uygulamada “tüzel kişilik perdesinin aralanması” olarak ifade edilmektedir.Gerçekten de hukuk kuralları dolanılmak suretiyle kanuna karşı hile yapılması, ayrı tüzel kişilik kavramına sığınarak onun ardında yer alan kişilerin taraf oldukları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmeleri ya da üçüncü kişilere zarar vermeleri, sonra da tüzel kişilik kavramının ardına gizlenmeleri dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkelerine açıkça aykırı olup hukuk düzenince de korunamaz. Bu gibi durumlarda TMK’nin 2/2 maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması söz konusu olduğu için tüzel kişilik perdesi aralanmalı ve perdenin ardında yer alan kişiler gerektiğinde sorumlu tutulmalıdır (.......). Başka bir deyişle tüzel kişiye hukuk hayatında ayrı bir hukuki varlık tanınması ancak TMK’nin 2. maddesi kapsamında kurallara uygun hareket edilmesi ve tüzel kişiliğin ortakları veya yöneticileri tarafından kötüye kullanılmaması hâlinde söz konusu olabilir. İyi niyet kurallarına riayet edilmemesi ve tüzel kişiliğin kötüye kullanılması hâllerinde tüzel kişilik perdesi aralanarak, tüzel kişilik perdesinin arkasındaki gerçek duruma göre bir sonuca varılması gerekmektedir (........). Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı hâlinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan, mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Bu teori, yalnızca ticaret hukukunda değil iş hukuku, vergi hukuku, icra ve iflas hukuku ve diğer hukuk dallarında da uygulama alanı bulmuş; hatta 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 5941 sayılı Çek Kanunu gibi kanunlarda kamu yararı gibi özel menfaatlerin korunması amacı güdülerek gerektiğinde bu teorinin uygulanması ve sorumluluğa karar verilebilmesi için bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Elbette, kanundan kaynaklanan bu gibi durumlarda tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin tartışmaya gerek bulunmamaktadır. Yine muvazaa, kanuna karşı hile gibi durumlarda da bazen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi uygulanmadan da sorumluluğa hükmedilebilmektedir (........). Hemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir (........). Görüldüğü üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK’nin 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Bununla birlikte öğretide; tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıklarının birbirine karışması, ortağın kendi fiil ve işlemleriyle üçüncü kişilere karşı sanki tüzel kişilik ile kendisi arasında bir ayrım yokmuşçasına işlemler yapması ya da ortağın kendi malvarlığı ile şirketin malvarlığı birmiş gibi davranması, yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilmesi özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli (kötü niyetli) olarak üçüncü kişileri zarara uğratması hâllerinde perdenin aralanması gerektiğinden bahsedilmektedir (........).Öğreti ve uygulamada tüzel kişilik perdesinin aralanmasının genel olarak üç değişik durumda mümkün olabileceği ifade edilmektedir. Birinci durum perdenin düz aralanması olarak ifade edilen şirketin borcu için şirkete ilave olarak ortakların da borçtan sorumlu tutulmasıdır. İkinci durum perdenin ters çevrilerek aralanması olarak ifade edilen ortağın borcu için ortağın yanında şirketin de borçtan sorumlu tutulmasıdır. Nihayet üçüncü durum ise somut uyuşmazlık bakımından tartışılması gereken ve perdenin çapraz aralanması olarak ifade edilen, borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesidir (........). Perdenin çapraz aralanması sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olmaktadır (........). Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir (........). Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (........). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. rganik bağ ile tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması arasında benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da bulunmaktadır. Özellikle somut olayın niteliği gereği organik bağın tespitinde; şirketlerin aynı holdinge bağlı olması, yöneticilerinin veya kurucularının aynı olması, bir borç takibinden kurtulmak için hisselerin devredilmesi, muvazaalı işlemler yapılması, hatta belirli işlemlerin aynı şekilde ve aynı usulde yapılması bile rol oynayabilmekte iken; tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması için iki şirket arasında alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli olarak işlemlerin yapıldığının ve bu nedenle asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediğinin somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Bununla birlikte bu iki kavram arasındaki en önemli fark ise; organik bağın varlığı hâlinde bir şirketin borçlarından dolayı bir başka şirketin mal varlığına el atılabilmekte iken tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması hâlinde borçlu şirketin yanı sıra kardeş şirketin hatta talep hâlinde kardeş şirketin ortaklarının mal varlığına dahi el atılmasının mümkün olmasıdır (.......). Görüldüğü üzere aralarında bazı farklılıklar bulunmakla beraber organik bağ ile perdenin çapraz aralanması kavramları birbirinin alternatifi olan kavramlar değildir. Bu nedenle aynı olayda hem organik bağ hem de tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması yolları işletilerek sonuca ulaşılabilmesi mümkündür.(.......)
13.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda; taraflardan sadece davalı ....... ticari defterleri incelenmiş olup, davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre;Davalı ... Tek. Mak. İnş. Pro. Ve Org. San. Ve Tic. A.Ş ve Davacı ... San. Ve Tic. A.Ş” nin kendi aralarında ticari ilişkinin olduğu davalı muhasebe kayıtlarında davacı firmayı 320 Satıcılar Ana Hesabın Altında ... Alt hesabıyla takip ettiği; Dava dosyasındaki çeklerin kayıtlara alınmadığı ve aralarında borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Fakat dava dosyasında bahsi geçen icra takibindeki çeklerin ....İŞ AVANSLARI ana hesabın ....... alt hesabından, 159. Verilen sipariş Avansları ana hesabın ... Alt hesabına V.U.K. Ve genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun olmayan, herhangi bir belgeye dayanmadan 01.01.2023 tarihinde virman açıklaması ile 93 adet virman kaydı yapıldığı, davalı şirketin 2023- 2024 yılı ticari defterlerinin açılışlarının Noter tasdiklerini ve E-defter Beratlarını kanuni süresinde yaptırmış olduğu fakat 2023 kapanış beratlarının onaylatılmadığı, dolayısıyla 2024 açılış beratlarının ve noter tasdiklerinin rapor tarihi itibariyle verilmediği, usulüne uygun kayıtların tutulmadığı HMK 222. maddesi gereği kendi lehine delil olamayacağı, davacı ... San. Ve Tic. A.Ş. 05.07.2024 Tarihli dilekçede beyan edilen adreste Ticari Defter ve belgelerinin bulunmamasıve davacı şirket tarafından hazır edilmemesi sebebiyle inceleme yapılamadığı: uyuşmazlık konusu dava dilekçesindeanılan icra takiplerine konulan çekler nedeniyle; şirketlerin tüzel kişiliklerinin sınırlı sorumluluk ilkesinin arkasına sığınarak Türk Medeni Kanunu madde 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı davranmak suretiyle davacıya olan borçlarından kurtulmak amacıyla, davacıyı zarara uğratacak mahiyette kötü niyetli eylemlerde bulunup bulunmadığı; tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşup oluşmadığı, davalıların söz konusu icra takiplerinin tamamından sorumlu olup olmadıkları noktasında olduğu dikkate alınarak görevimiz kapsamında hukuki nitelendirme yapmak mümkün olmadığından; tarafların birbirleri arasındaki ilişki ile dava dışı şirketlerle taraflar arasındaki ilişkinin hukuki nitelendirmesinin Mahkememiz değerlendirmesine sundukları rapor edilmiştir.
Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden biri sözleşmelerin ve borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi, ortaklardan ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunun sonucudur. Diğer bir ifadeyle tüzel kişilerin ve ortakların mal varlığı ve sorumlulukları birbirinden ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir. Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir.
Borç yükümlüsü olarak bir tüzel kişilik bulunmakta iken, şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı borçtan dolayı yönelinemez. Ancak, tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle, gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilmektedir.
Uygulama ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketin birbirinden ayrı olan çalışma alanlarının ve malvarlıklarının birbirine karışması halinde ve ayrıca borçlu şirketin sermayesinin yetersiz kalması durumunda, yani istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği kabul edilmektedir.
Belirtmek gerekirse bu teoriye ihtiyatlı yaklaşılmalı, zira teori ile kurallara istisna getirildiğinde mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (....... )
Davalı şirket,ile dava dışı şirketlerin aynı adreste faaliyet gösterdiği anlaşılmış ,davalı ile dava dışı ...'nın kesinleşen Mahkeme ilamına göre anlaşmalı olarak boşandıkları görülmüş ise de,dava dışı şirketlerin konkordato ilan etmiş olmaları ,haricinde davacı tarafça talebini ispat edecek dosyaya delil sunulamamış, bu hali le davalıların kötü niyetlli hareket ettikleri ispat edilememiş ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL maktu harcın, peşin alınan 269,85-TL harçtan mahsubu ile bakiye 157,75-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 20.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan kısmının HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ....... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/12/2024
Katip ....... Hakim .......
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır