T.C. ........ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/730 Esas - 2025/803
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
........
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/730 Esas
KARAR NO : 2025/803
...x....................x.....
..x.........xx..........x.......x
.....x............x.....................x
xxx........xxx.x.x....................x
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 04/11/2024
KARAR TARİHİ : 18/12/2025
KARAR Y. TARİHİ : 12/01/2026
BİRLEŞEN
...x....................x.....
..x.........xx..........x.......x
.....x............x.....................x
xxx........xxx.x.x....................x
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 04/11/2024
KARAR TARİHİ : 27/03/2025
KARAR Y. TARİHİ : 10/04/2025 (Birleştirme Karar yazım tarihi)
KARAR VE KARAR Y.TARİHİ : 18/12/2025- 12/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DOSYA
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; ........ 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2024 tarih ve 2023/188 Esas, 2024/227 Karar sayılı kararı ile ........ Ticaret Sicil Memurluğu'nun 91075 sicil no.sunda, ... VKN'da kayıtlı olan ............ Uluslararası Tic. ve Müt. Ltd. Şti.'nin iflasına, iflasın 28/03/2024 tarihinde açılmasına karar verildiğini, müflis ............ Uluslararası Tic. ve Müt. Ltd. Şti. hakkındaki iflas tasfiye işlemlerinin, ........ İflas Müdürlğü'nün 2021/30 İflas sayılı dosyasında yürütüldüğünü, 17.02.2022 tarihinde ........ İflas Müdürlğü'nün 2021/30 İflas sayılı dosyasına alacak kaydı talebinde bulunulduğunu, İflas müdürlüğünün 15.10.2024 karar tarihli 3 karar numaralı red kararının taraflarına 21.10.2024 tarihinde tebliğ edildiğini süresi içerisinde iş bu davayı ikame ettiklerini, İflas Müdürlüğünün 15.10.2024 tarih 3 karar numaralı kararında red gerekçesi olarak '' Her ne kadar kambiyo senetleri alacağın verlığını onaya koymakta ve senet borçlusunun borcun olmadığını ispat etmesi gerekmekte ise de; iflas hukukunda, işlemin KAMUSAL niteliği gereği, kambiyo senedi SOYUT nitelikte kaldığından, talep sahibinin alacağın varığını birbirini doğrulayan belgelerle ve temel borç ilişkisini orıaya koyacak şekilde ispat etmesi gerekmektedir. Talep sahibinin dilekçesinde temel borç ilişkisi ortaya konmadığı gibi, icra dairesinden alınan resmi yazıdan da takibin dayanağının kambiyo senedi olduğu SOYUT bir belge ile alacağın varlığı ispat edilemeyeceğinden ve talep sırasında temel borç ilişkisi dahi ortaya konmadığından (ticari defterlerden borcun varlığı da tespit edilemediğinden) talebin reddi... '' ne kararı verildiğini, 17.02.2022 tarihli alacak kaydı başvuru dilekçesinde de belirtildiği üzere, müflis davalı şirketim müvekkile çeşitli zamanlarda verilmiş senetleri bulunmaktadır. Senetler müvekkilin maliki olduğu, müflis şirketin ise kiracısı olduğu taşınmazın kira bedellerine karşılık olarak verilmiştir. Bu sebeple yargılamayı gerektirecek bir ihtilaf bulunmadığını, dolayısıyla söz konusu alacak için verilen ret kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, red kararında alacağın reddedildiğini fakat sırası belirtilmediğini, bu sebeple alacağım 4. sıraya kaydedilmesi gerektiğini, İflas müdürlüğü ise red kararında hiç bir sıraya dahil etmemiş olup sıra cetveli bu yönüyle de hatalı olduğunu, ayrıca kararda red gerekçesinin açıkça yazılmadığını beyan ederek öncelikle müvekkilinin 04.12.2024 tarihinde yapılacak ikinci alacaklılar toplantısına katılması hususunda ve alacağı oranında oy kullanmasına karar verilmesini, ........ İflas Müdürlüğü'nün 2021/30 İflas sayılı dosyasında iflas işlemleri devam eden müflis ............ Uluslararası Tic. ve Müt. Ltd. Şti. hakkında 3 başvuru numaralı alacak kaydı talebinden 3 karar numaralı 15.10.2024 tarihli kararı ile iflas idaresince reddedilen 237.000,00.-TL alacağın İİK 235. maddesine göre 4. sıraya kayıt ve kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA : Davalı, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmayarak davacının iddialarını inkar ile yetindiği anlaşılmaktadır.
BİRLEŞEN DOSYA
İDDİA :
Davacı vekili dava dilekçesi ile; ........ 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2024 tarih ve 2023/188 Esas, 2024/227 Karar sayılı kararı ile ........ Ticaret Sicil Memurluğu'nun 91075 sicil numarasında ... VKN'da kayıtlı olan ............ Uluslararası Tic. ve Müt. Ltd. Şti.'nin iflasına, iflasın 28/03/2024 tarihinde açılmasına karar verildiğini, müflis ............ Uluslararası Tic. ve Müt. Ltd. Şti. hakkındaki iflas tasfiye işlemlerinin ........ İflas Müdürlğü'nün 2021/30 İflas sayılı dosyasında yürütüldüğünü, 28.12.2021 tarihinde ........ İflas Müdürlğü'nün 2021/30 İflas sayılı dosyasına alacak kaydı talebinde bulunulduğunu, iflas müdürlüğünce düzenlenen Sıra Cetvelinin taraflarına 21.10.2024 tarihinde tebliğ edildiğini ve süresi içerisinde iş bu davayı ikame ettiklerini, İflas Müdürlüğünün 15.10.2024 tarih 1 karar numaralı kararında kabul gerekçesi olarak '' Alacak talebi ve ekindeki belgeler incelenmiştir, Alacaklı alacağını ........ 18. lş Mahkemesi'nin 2009/43 Esas, 2009/94 Karar sayılı ilamına ve bu ilamı icraya koyduğu .............. 23. İcra Dairesi'nin 2014/15726 Esas sayılı takip dosyasına dayandırmıştır. Yapılan inceleme sonucunda ilama dayalı alacak isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Alacaklının alacak talebi iş aktinden kaynaklandığından alacak 1. sırada değerlendirilmiştir." kararı verildiğini, 28.12.2021 tarihli tarihli alacak kaydı başvuru dilekçesinde de belirtildiği üzere, müflis davalı şirketin aleyine ........ 18. İş Mahkemesi 2009/43 E-2009/94 K. sayılı sayılı ilamı, .............. 23. İcra Müdürlüğü'nün 2014/15726 E. sayılı takip dosyasından işleme konulduğunu, başvurcu ..........'ın müflis şirketten ilamlı icra takibinde 23.568.87 USD ve 5.543,10-TL olan alacağının yasal faizleri ile birlikte 32.794,36 USD ve 30.779,33-TL alacağı bulunduğunun beyan edildiğini, hesabın 28.12.2021 tarihi itibariyle yapıldığını, hesap da olmaması gereken tahsil harcının da olduğunu, iflas kararının 18/11/2021 olduğunu, hesabın bu tarihe kadar ve tahsil harcı olmadan çıkarılması gerektiğini, talep edilen alacağa işleyecek faiz ve yabancı paranın Türk Lirasına çevrildiği kurun hatalı olduğunu, faiz ve kur tarihinin hatalı olaması nedeniyle 1. Sıra alacaklısı olarak kaydedilen ..........'ın alacak miktarı olması gerekenden fazla hesaplanarak 1.867.455,25-TL tutar üzerinden kabul kararı verildiğini, söz konusu alacak için verilen kabul kararının usul ve Yasaya aykırı olduğunu beyan ederek; ........ İflas Müdürlüğü'nün 2021/30 İflas sayılı dosyasında iflas işlemleri devam eden müflis ............ Uluslararası Tic. ve Müt. Ltd. Şti. hakkında 1 başvuru numaralı alacak kaydı talebinden 1 karar numaralı 15.10.2024 tarihli kararının kaldırılmasına, iflas idaresince kabul edilen 1.867.455,25-TL alacağın alacak miktarına ve sırasına itiraz ettiklerinden, alacak miktarının başvuru tarihi esas alınarak hesaplanması ile çıkan miktarın 4. sıraya kayıt ve kabulü gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmayarak davacının iddialarını inkar ile yetindiği anlaşılmaktadır.
DELİLLER:
........ 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2024 tarih ve 2023/188 Esas, 2024/227 Karar sayılı kararı ile ........ Ticaret Sicil Memurluğu'nun 91075 sicil no.sunda, ... VKN'da kayıtlı olan ............ Uluslararası Tic. ve Müt. Ltd. Şti.'nin iflasına, iflasın 28/03/2024 tarihinde açılmasına dair verilen kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 13/06/2024 gün ve 2024/1809-2170 sayılı ilamıyla onanmakla 13/06/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
........ İflas Dairesi'nin müflis şirket hakkında 17.02.2022 tarihinde düzenlenen ilk alacaklılar toplantısında alacaklılarca iflas idaresine aday gösterilmediğinden İİK’nun 222.maddesi uyarınca İflas Dairesinin ikinci alacaklılar toplantısına kadar masayı idare etmesine karar verilmiş olduğundan tasfiye işlemleri ikinci alacaklılar toplantısına kadar müdürlük tarafından yapıldığı belirtilmiştir.
Müflis ............ Uluslararası Tic. ve Müt. Ltd. Şti. hakkındaki iflas tasfiye işlemleri, ........ İflas Müdürlğü'nün 2021/30 İflas sayılı dosyasında yürütüldüğü, 17/02/2022 tarihinde ........ İflas Müdürlğü'nün 2021/30 İflas sayılı dosyasına alacak kaydı talebinde bulunduğu, davacının İflas Dairesine 17/02/2021 tarihli başvuru dilekçesinde, Uluslararası Ticaret ve Müteahhitlik 1td.Şti'nin tarafıma çeşitli tarihlerde alınmış olan ve tahsil edemediği borçlarından dolayı toplam 12.000 USD, 2.500 Euro ve 35.000 Türk lirası alacağı olduğunu (Toplam:237.000 Türk Lirası) belirterek Şirketin iflas kaydı için açılâcak olan alacaklılar listesine adımında alacaklı olarak yazılmasını talep etmiştir. Ekinde 3 adet senet (bono) sunduğu anlaşılmıştır.
İflas müdürlüğünün 15/10/2024 karar tarihli 3 karar sayılı kararı ile Talep sahibinin dilekçesinde temel borç ilişkisi ortaya konmadığı gibi, icra dairesinden alınan resmi yazıdan da takibin dayanağının kambiyo senedi olduğu soyut bir belge ile alacağın varlığı ispat edilemeyeceğinden ve talep sırasında temel borç ilişkisi dahi ortaya konmadığından (Ticari defterlerden borcun varlığı da tespit edilemediğinden) talebin reddi gerekmiştir gerekçesi ile osyada mevcut belge ve suretleriyle yapılan inceleme neticesinde İİK'nun 206, 207, 230 maddeleri gereğince talep edilen 1.796.674,61 TL alacağın reddine karar verildiği, red kararının davacıya 21/10/2024 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Davacının dava dilekçesine ve iflas Dairesine başvuru dilekçesine ekli senet örneklerinin incelenmesinde, 35.000 TL tutarındaki Emre Muharrer. Senedin Alacaklısının ..........., Borçlusunun ise ............ Uluslararası Ticaret ve Müteahhitlik Limited Şirketi olduğu, Emre Muharrer Senedin 25 Kasım 2016 tarihinde tanzim edilmiş olduğu ve ilgili senedin üzerinde yer alan Ödeme Günü kısmında ise herhangi bir ödeme gününün yer almadığı, 12.000 USD tutarındaki Senedin Alacaklısının ..........., Borçlusunun ise ............ Uluslararası Ticaret ve Müteahhitlik Limited Şirketi olduğu, senedin 14.10.2019 tarihinde düzenlendiği ve ilgili senedin üzerinde yer alan ödeme günü kısmında ise herhangi bir ödeme gününün yer almadığı, 2.500 Euro tutarındaki senedin alacaklısının ..........., Borçlusunun ise ............ Uluslararası Ticaret ve Müteahhitlik Limited Şirketi olduğu, senedin 07.02.2020 tarihinde tanzim edilmiş olduğu ve ilgili senedin üzerinde yer alan ödeme günü kısmında ise herhangi bir ödeme gününün yer almadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafın 03/12/2024 havale tarihli dilekçesine ekli 15/05/2013 başlangıç tarihli kiraya verenin ........... İnşaat ve Tic. Koll. Şti. Kiracının ............ Uluslararası Ltd. Şti olan kira sözleşmesi örneği.
17/02/2022 tarihli alacak kaydı başvuru dilekçesinde de belirtildiği üzere, müflis davalı şirketim müvekkile çeşitli zamanlarda verilmiş senetleri bulunmaktadır. Senetler müvekkilin maliki olduğu, müflis şirketin ise kiracısı olduğu taşınmazın kira bedellerine karşılık olarak verilmiştir.
İflas Müdürlüğünün 15.10.2024 tarih 3 karar numaralı kararında red gerekçesi olarak '' Her ne kadar kambiyo senetleri alacağın verlığını onaya koymakta ve senet borçlusunun borcun olmadığını ispat etmesi gerekmekte ise de; iflas hukukunda, işlemin KAMUSAL niteliği gereği, kambiyo senedi SOYUT nitelikte kaldığından, talep sahibinin alacağın varığını birbirini doğrulayan belgelerle ve temel borç ilişkisini orıaya koyacak şekilde ispat etmesi gerekmektedir.
Talep sahibinin dilekçesinde temel borç ilişkisi ortaya konmadığı gibi, icra dairesinden alınan resmi yazıdan da takibin dayanağının kambiyo senedi olduğu SOYUT bir belge ile alacağın varlığı ispat edilemeyeceğinden ve talep sırasında temel borç ilişkisi dahi ortaya konmadığından (ticari defterlerden borcun varlığı da tespit edilemediğinden) talebin reddi... '' ne kararı verilmiştir. Kararda 'Reddedilen Miktar" ve "Masa İncelemesi" başlıkları altında başvuru ve reddedilen miktar 237.000,00-TL olarak yazılmışsa da "Karar" başlığı altında reddedilen miktar 1.796.674,61-TL olarak yazıldığı görülmüştür.
Birleşen dosyada İflas Müdürlüğünün 15.10.2024 tarih 1 karar numaralı kararında kabul gerekçesi olarak '' Alacak talebi ve ekindeki belgeler incelenmiştir, Alacaklı alacağını ........ 18. lş Mahkemesi'nin 2009/43 Esas, 2009/94 Karar sayılı ilamına ve bu ilamı icraya koyduğu .............. 23. İcra Dairesi'nin 2014/15726 Esas sayılı takip dosyasına dayandırmıştır. Yapılan inceleme sonucunda ilama dayalı alacak isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Alacaklının alacak talebi iş aktinden kaynaklandığından alacak 1. sırada değerlendirilmiştir." kararı verilmiştir.
28.12.2021 tarihli tarihli alacak kaydı başvuru dilekçesinde de belirtildiği üzere, müflis davalı şirketin aleyine ........ 18. İş Mahkemesi 2009/43 E-2009/94 K. sayılı sayılı ilamı, .............. 23. İcra Müdürlüğü'nün 2014/15726 E. sayılı takip dosyasından işleme konulmuştur. Başvurcu ..........'ın müflis şirketten ilamlı icra takibinde 23.568.87 USD ve 5.543,10 TL olan alacağı yasal faizleri ile birlikte 32.794,36 USD ve 30.779,33-TL alacağı bulunduğu beyan edilmiştir.
Asıl davaya ilişkin mali müşavir bilirkişinin 08/05/2025 tarihli raporunda ............ Uluslararası Ticaret ve Müteahhitlik Limited Şirketi'nin 2016 ve 2024 yılları arası döneme ait hesap hareketlerine göre ........... İnş.Ve Tic.Koll.Şti. ve ........... ile olan Ticari Münasebetlerinin Davacı şirketin 331.00.M01 ...........” hesabında takibinin yapıldığı, hesabın ilk hareket tarihinin 01.01.2016 son hesap tarihinin ise 31.12.2024 tarihinde oluştuğu, son kayıt tarihi olan 31.12.2024 tarihi itibarı ile Davacı ...........'ın Davalı ............ Uluslararası Ticaret ve Müteahhitlik Limited Şirketinden 691.459,04 TL Alacağının bulunduğu (EK-I), Ancak Raporu Ekinde ver alan Hesap Hareketlerine göre Davacı tarafın 12.000 USD, 2.500 EURO ve 35.000 TL alacağa ilişkinolarak tarafıma tevdi edilen Muavin Defter hareketlerinde herhangi bir kayda rastlanmamış olduğu, Davalı yanın Defterlerin 6100 Sayılı HMK'nın 222/2 maddesine göre defterler kayıtlarının kendi içinde birbirini doğrulayıp doğrulamadığı hususunda bilirkişi olarak bilgi edinilemediği belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen dava sıra cetveline itiraz niteliğinde olup, asıl davada kayıt kabul birleşen dava kayıt terkin davasıdır.
Asıl davada davacı ........ İflas Müdürlüğü'nün 2021/30 İflas sayılı dosyasında iflas işlemleri devam eden müflis ............ Uluslararası Tic. ve Müt. Ltd. Şti. hakkında 3 başvuru numaralı alacak kaydı talebinden 3 karar numaralı 15.10.2024 tarihli kararı ile iflas idaresince reddedilen 237.000,00.-TL alacağın İİK 235. maddesine göre 4. sıraya kayıt ve kabulü talep edilmiştir. ,
Birleşen davada davacı faiz ve kur tarihinin hatalı olaması nedeniyle 1. Sıra alacaklısı olarak kaydedilen ..........'ın alacak miktarı olması gerekenden fazla hesaplanarak 1.867.455,25-TL tutar üzerinden usul ve Yasaya aykırı olarak kabul kararı verildiği, ........ İflas Müdürlüğü'nün 2021/30 İflas sayılı dosyasında iflas işlemleri devam eden müflis ............ Uluslararası Tic. ve Müt. Ltd. Şti. hakkında 1 başvuru numaralı alacak kaydı talebinden 1 karar numaralı 15.10.2024 tarihli kararının kaldırılmasına, iflas idaresince kabul edilen 1.867.455,25.-TL alacağın alacak miktarına ve sırasına itirazen alacak miktarının başvuru tarihi esas alınarak hesaplanması ile çıkan miktarın 4. sıraya kayıt ve kabulü talep edilmiştir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 235. maddesinde;
“Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir.
İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar.
Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür.
Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde sıra cetveline itiraz ve neticeleri düzenlenmiştir.
Uygulamada bu dava “kayıt kabul davası” olarak nitelendirilmekte ve dava dilekçesinde, alacaklı, alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2022 tarih ve 2020/(23)6-663 Esas, 2022/1789 Karar sayılı kararında iflas ve masa alacaklarına ilişkin ilkeler belirtilmiştir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 184/1. maddesinde; “İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen “alacaklar” teriminden maksat, aslında yalnız “iflâs alacaklarıdır.” İflâs alacakları, iflâs açıldığı anda müflise (borçluya) karşı hukuken mevcut olan alacaklardır. Başka bir deyimle, müflisin iflâs açıldığı andaki borçlarıdır. İflâs alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ........ 2013, s. 1212).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/10/2022 tarih, 2019/23 (6)-852 Esas, 2022/1226 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere İspatı gerekli ve önemli olan vakıalar, hâkimin vereceği kararı etkileyen ve hâkimin karar verirken dikkate alması gereken vakıalardır Kural olarak hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; HMK'da senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Açıklanan bu hususlara Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/15-425 E., 2021/440 K.; 29.04.2021 tarihli ve 2017/15-3098 E., 2021/546 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarih, 2019/11-172 Esas, 2022/69 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere HMK’nın 219/1. maddesi gereğince taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazı yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar. Anılan düzenleme ile ispat yükü üzerinde olmayan tarafın da belirli koşullarda belge ibrazı ile yükümlülük altına alınarak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunması sağlanmakta, bu suretle gerçeğe ve hakkaniyete uygun karar tesisine imkân tanınmaktadır. Tarafların mahkemeye ibraz ile yükümlü oldukları belgeler, ileri sürülen hususların ispatı ile ilgili olanlardan ibaret olup bunun belirlenmesi ise HMK’nın 194. maddesi çerçevesinde taraflarca gerçekleştirilecek somutlaştırma faaliyeti ile mümkündür. Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir. Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK’nın 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, İstanbul 2017, s, 1814, 1815)
HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; "(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde ise: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir.
Anılan madde gerekçesinde de: “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır.
03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.
Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır.
........ Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi'nin 19/10/2022 tarih, 2021/782 Esas, 2022/1162 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249 sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir.
Bilirkişi Asgari Ücret Tarifesi 29.12.2023 tarihli ve 32414 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, 2024 yılı bakımından Asliye Ticaret Mahkemesi için en az (asgari) 2.200,00 TL olduğu belirtilmiştir.
Asıl dava bakımından Kayıt kabul davalarında, ispat yükü, kural olarak, hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının varlığını gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekmektedir. Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da, bunlar tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmayıp, bononun hangi alacak nedeniyle verildiğinin dayanağı davacı tarafça kanıtlanmalıdır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/10328 Esas, 2014/7923 Karar sayılı ilamı). Her zaman düzenlenmesi mümkün olan bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli olmadığı (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/10117 Esas, 2015/7607 Karar sayılı ilamı). Bu durumda davacı, kayıt başvurusunda bulunulan bononun hangi hukuki ilişkiye dayanarak elinde bulundurduğunu kanıtlaması gerektiği dosya kapsamına göre; bizatihi taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, bononun davalı şirketine ticari defter kayıtlarında yer aldığının ispatlanmadığı davacının dayandığı bononun vade tarihinin yer almadığı ve davalının iflas tarihinden önce olduğuna ilişkin delil ibraz edilmediği, bononun iflas tarihinden önce resmi bir işleme (protesto, ihtiyati haciz, icra takibi vs.) konu olmadığı dikkate alındığında davacının alacağını sadece bono ile ispatlanmadığı anlaşılmakla asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizin 16/10/2025 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı ile; "2-1 sayılı ara karar yerine getirildiğinde veya asıl ve birleşen dosyalarda uyuşmazlık konularında mevcut belge, kayıtlar mübrez defterin incelenebilmesi bakımından Mahkememizin 30/01/2025 tarihli celsesinin 4 sayılı ara kararı gereğince dosyanın bilirkişi kuruluna tevdiine, mahkememizin 2024/730 Esas sayılı dosyasındaki mali müşavir bilirkişinin raporuna karşı itirazlar incelenmek ve ek rapor düzenlenebilmesi ve söz konusu ara kararın yerine getirilebilmesi bakımından mahkememizin 30/01/2025 tarihli ara kararı gereğince bir nitelikli hesap bilirkişisinin eklenmesine, mali müşavir ile nitelikli hesap bilirkişinden müteşekkil ve kurul halinde ek rapor istenilmesine, her bir bilirkişi bakımından 10.000,00 TL’den toplam 20.000,00 TL delil avansının ödenmesi bakımından davacı vekiline iki hafta kesin süre verilmesine, 2 haftalık kesin süre içerisinde delil avansı ikmal edilmediği takdirde, bu delilden vazgeçmiş sayılacakları hususunun hatırlatılmasına (hatırlatıldı) bilirkişi raporunun taraf sayısından bir fazla örneğinin dosyaya sunulmasına, sunulduğunda taraf vekillerine tebliğine, varsa itirazların ve yazılı beyanların sunulması için 2 hafta mehil verilmesine, itirazlar bildirildiğinde ve gerektiğinde resen ek rapor alınmasına, bilirkişilere HMK'nın 278/4 maddesi uyarınca ........ Adli Yargı dahilinde olma koşulu ile mahallinde inceleme yetkisi verilmesine, mahallinde ve İflas Dairesinde inceleme gerektiği takdirde taraflara ve varsa vekillerine haber verilerek birlikte veya taraf vekillerin bilgisi dahilinde inceleme yapılmasına," karar verildiği, bu hususun 16/10/2025 tarihli duruşmada hazır bulunan davacı vekiline ihtar edildiği, kesin sürenin ise HMK'nun 92 ve 94. maddelerine göre 31/10/2025 tarihinde sona erdiği ve kesin süreye ilişkin ara kararda belirtilen ihtarata rağmen kesin süre içerisinde belirtilen delil avansının ödenmediği ve mahkememizin 18/12/2025 tarihli celsesinde davacı tarafça celse ara kararının yerine getirilemediğinin belirtildiği, asıl ve birleşen davalarla ilgili olarak kapsamlı bilirkişi incelemesi de yapılamadığı, ispat yükü ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla yükümlü olmakla mevcut, mübrez delil durumuna göre ispatlanamayan asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar vermek keza asıl davanın reddine karar verildiğinden bu alacağa bağlı olan terkin davasının da reddi gerektiği gibi kayıt terkin davasında husumetin sırasına itiraz edilen alacaklıya yöneltilmesi gerektiğinden (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 29/11/2013 tarih, 2013/7701 Esas, 2013/7588 Karar) sonuç olarak birleşen davanın da reddine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
KARAR : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
A-ASIL DAVADA
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesine uygun şekilde davacıya iadesine,
B-BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2024/731 E, 2025/208 K, SAYILI DAVADA
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesine uygun şekilde davacıya iadesine,
Dair, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ........ Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2025