T.C. .............. 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/215 Esas - 2025/564
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
..............
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/215
KARAR NO : 2025/560
..................
..............
....................
...............................
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 19/03/2025
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
KARAR Y. TARİHİ : 02/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı borçlu arasındaki taşıma sözleşmesi ile taşınması üstlenilen emtianın davalının fiili mülkiyetindeki ve işletimindeki tır aracılığıyla taşınması sırasında Davalının; dava dışı oğlu şoför...'ın kusur ve ihmali neticesi üçüncü şahıslar tarafından çalınmış olması dolayısıyla çalınan emtianın sahibi zarara uğradığı sonrasında ise bu zararın, mal sahibine ödeme yaparak alacağı temlik alan ilk yükleniciden mahkeme kararlarına ve icra takiplerine dayalı aradaki ikinci yükleniciye ve nihai olarak yine kesinleşmiş mahkeme kararına dayalı ihtiyati haciz ve icra takibi tehdidi altında üçüncü yüklenici müvekkil tarafından ikinci yükleniciye rücuen karşılanmak / ödenmek zorunda kalındığı, bu olay nedeni ile ............... şirketinin, malın Almanaya'daki sahibine tazminat ödemek sureti ile alacağı temlik aldığını, akabinde ............... şirketinin hak sahibine ödediği bu tazminatı, taşıma işini verdiği ............ Uluslararası Nakliyat San. Tic.ltd.şti.'nden tahsil etmek için Almanya'da dava açtığını, Almanya'da görülen davada davanın kabulü kararı verildiğini, bu kabul kararına konu Almanya Augsburg Ticaret Mahkemesinin 16/08/2017 tarih, 01/06/2018 tarihli kesinleşme şerhini havi 2 HK O 4168/16 Esas sayılı kararı apostil şerhli tercümesi ile yine bu karara bağlı yine aynı esas numaralı 21.09.2017 tarihli apostil şerhli masraf tespiti kararı icraya esas olmak üzere tenfizi istemi ile ............... şirketi tarafından ............ ULuslararası Nakliyat San. Tic.ltd.şti. aleyhine ........... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/147 Esas sayılı dosyası ile kabul kabul kararının tenfizi istemiyle ........... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, ........... Asliye Ticaret Mahkemesi kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi sonrasına Alman şirketin bu kez İstanbul 19. İcra Dairesinin 2023/14315 E sayısında ............ Uluslararası Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine karşı başlatılan icra takibinde 03/05/2023 tarihinde 195.441,37 Euro 'nun fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kur karşılığı ile tenfiz davası ve icra takibindeki Türk Lirası, yargılama giderleri icra vekalet ücreti, harç ve masraflarını ve vekalet ücretinin stopajı ve tahsil harcından oluşan toplam 4.513.641,30 TL yi icra dosyasına ödediğini, icra tehdidi altında bu ödemeyi yapan şirketin bu kez müvekkili davacı şirkete karşı ........... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/204 D.İş. Sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talebinde bulunmuş olup mahkemece verilen ihtiyati haciz kararı ile birlikte ........... İcra Dairesinin 2023/182483 Esas sayısı ile müvekkili hakkında ilamlı takip başlattığını, müvekkilinin bu takip nedeniyle alacaklıya 195.669,38 Euro ve 1.079.902,00 TL ödemek zorunda kaldığını, bu ödemeyi yapan müvekkilinin, rücu kuralları gereğince ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte tahsili için Euro ve TL alacakları için ayrı ayrı olmak üzere .............. 3. Genel İcra Dairesinin 2024/85148 E. sayısı ile 201.530,38 Euro için, 2024/85133 E. sayısı ile 1.120.515,00 TL için davalı hakkında takip başlattığını, davalının oğlu... ile yapılan ve 55.000 Euro'nun ödenmesini içeren 1/11/2024 tarihli anlaşma karşılığında bu kişi hakkında takip başlatılmadığını,..............ibi takiplere haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek müvekkilin alacağına kavuşmasına engel olduğunu, oysa ki davalının emtianın çalınmasından doğan zarardan müvekkili ile yapılan 11/9/2017 tarihli sözleşme, TBK'nın haksız fiile ilişkin 49., adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin 66. maddeleri uyarınca sorumlu olduğunu ve icra takibine ve ihtarnameye rağmen borcunu ödemeyerek temerrüde düşen davalının mallarını kaçırma gayreti içinde bulunduğunu ileri sürerek, takibe vaki itirazının fazlaya ilişkin ksımı saklı kalmak kaydıyla 2024/85148 sayılı takip nedeniyle şimdilik 50.000,00 EURO üzerinden ve faiz oranı ve sair itirazlarını kapsayacak şekilde iptaline, takibin devamına, alacağın karar tarihindeki kur karşılığı üzerinden TL. olarak %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına ve 2024/85133 sayılı takip yönünden 600.000,00 TL. ana para ve 1.000,00 TL. işlemiş faiz miktarı üzerinden takibin devamına ve ayrıca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada müvekkili ile davacı arasındaki ilişkinin işçi, işveren ilişkisi olduğundan ve aralarındaki ilişkinin ticari nitelikte bir iş olmadığından davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığını, bahsi geçen 2024/85133 E. Sayılı icra takibinin UYAP sisteminden açılmayarak elden açıldığını, takip talebinde alacaklı ........... Ulus. Nak. Ltd. Şti. gözükse de yazılan ................... Vergi Numarasının................ Gümrükleme Turizm İnşaat İç Ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne ait olduğunu, nitekim ödeme icra emrinin de bu yönde düzenlendiğini, davacının ödeme icra emrini usulsüz olarak düzelttirdiğini alacaklı olarak davacıyı yazdırdığını, icra memuru tarafından re'sen ödeme emrindeki alacaklı tarafın değiştirilmesi işleminin hukuksuz olduğunu, kısmi olarak açılan işbu davanın reddini talep ettiklerini, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkiline hile, tehdit, aldatma, korkutma ve gabin yolu ile imzatılan ve aşırı yararlanma içeren 11.09.2017 tarihli taahhütnamenin iptali için taraflarınca .............. 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/232 E. Sayılı dosyası ile taahhütnamenin iptaline ilişkin dava ikame edildiğini, söz konusu taahhüdün iptali halinde işbu davaya dayanak teşkil eden icra emirleri dayanaksız kalacağından .............. 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/232 E. Sayılı dosyasının huzurdaki dava bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğini beyan ederek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Genel anlamda bir mahkemenin görevi: belirli bir davaya, dava konusunun niteliği veya değerine göre o yerdeki aynı yargı koluna ait ilk derece (hüküm) mahkemelerinden, hangisi tarafından bakılabileceğini belirtir. Bir yerdeki ilk derece (hüküm) mahkemeleri; genel mahkemeler ve özel mahkemeler olmak üzere ikiye ayrılır. Genel mahkemeler ise asliye ve sulh hukuk mahkemesi olmak üzere ikiye ayrılır. Hangi davalara; özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev, bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir.
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1.maddesi "İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur. düzenlemesini içermektedir.
25.10.2017 tarih ve 30331 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe gire 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde de a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,
b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,
c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.
Eldeki davada; Almanya'da bulunan .............. şirketinin Türkiye'de bulunan "Fu..........ogy S..............Limited Şirketi'ne mal göndermek amacıyla yine Almanya'da kurulu olduğu belirtilen "D.............MBH" ile anlaştığı, bu şirketin de taşıma işini ............ Uluslararası Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne onun da taşıma işinin bir kısmını davacı şirkete devrettiği, emtianın davalı .........tarafından Almanya/Augsburg'ta .................... plaka sayılı araç ve dorseye yüklenmesi sonrasında davalının oğlu...'ın sevk ve idaresinde yola çıkan aracın 24/12/2015 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı ve davalının oğlu...'ın Tem Otoyolunda aracı park edip uyuduğu sırada gerçekleşen hırsızlık sonucu bir kısım emtianın çalındığı,"..............H"'nin emtianın sahibi olan ..............'ye yapmış olduğu ödeme nedeniyle ............ Uluslararası Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne karşı Augsburg Ticaret Mahkemesinde açtığı davada verilen kabul kararının tenfizi istemiyle ........... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada yargılama sonucundaki ilam ile İstanbul 19. İcra Dairesinin 2023/14315 E sayısında ............ Uluslararası Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine karşı başlattığı takipte toplam 4.513.641,30 TL yi icra dosyasına ödediği, icra tehdidi altında bu ödemeyi yapan ............ Uluslararası Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin davacı şirkete karşı ........... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/204 D.İş. Sayılı dosyasındaki ihtiyati haciz kararı ile birlikte ........... İcra Dairesinin 2023/182483 Esas sayısı ile davacı hakkında başlatılan ilamlı takipte davacının bu takip nedeniyle alacaklıya 195.669,38 Euro ve 1.079.902,00 TL ödediği ve davacının da .............. 3. Genel İcra Dairesinin 2024/85148 E. sayısı ile 201.530,38 Euro için, 2024/85133 E. sayısı ile 1.120.515,00 TL için davalı hakkında takip başlattığı ileri sürülerek davalının oğlu... ile yapılan ve 55.000 Euro'nun ödenmesini içeren 1/11/2024 tarihli anlaşma karşılığında bu kişi hakkında takip başlatılmadığı, F.............r'ın üstlenmiş olduğu ödemeyi yapmasına karşın müteselsil borçlu davalı ...........'ın herhangi bir ödeme yapmadığından bahisle .............. 3. Genel İcra Dairesi'nin 2024/85148 sayılı takip nedeniyle şimdilik 50.000,00 EURO üzerinden ve faiz oranı ve sair itirazların iptali ile takibin devamı talep olunmuştur.
Taraflar arasındaki 11/09/2017 tarihli taahhütnamenin iptali için............. 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/232 E. Sayılı dosyası ile taahhütnamenin iptali davasının da olduğu anlaşılmaktadır.
Yükün kayıp olması; taşınmak üzere tesellüm edilmiş olan yüküm, teslim yerinde gönderilene teslim edilememesi olarak tanımlanmaktadır. Kayıp çalınma ya da hukuka aykırı el koyma şeklinde de gerçekleşebilir. (Yard. Doç. Dr. Aksoy Yavaş, Karayolunda Konteyner İle Yapılan Yük Taşımasında Kayıp veya Hasardan Doğan Sorumluluk -Türk Hukukunda ve Uluslararası Sözleşmelerde- İstanbul 2016, sayfa 59).
Davalı taraf cevap dilekçesinde taraflar arasında ticari ilişki değil işveren işçi ilişkisi bulunduğunu, davacı taraf ise cevaba cevap dilekçesinde davalı tarafın davacı şirkette işçi olarak çalışmaya başladığını, daha sonra davaya konu çekici araç ve dorseyi satın alarak araç işleten sıfatını kazandığını, buna karşı davalının resmiyette işçi olarak gözükmesinin borcun kaynağının işçi işveren ilişkisinden kaynaklandığını göstermediğini ileri sürmektedir.
Uyuşmazlık, davacı şirket ile dava dışı oğlu ve kendisi ile çalışan ya da davacı şirkete hizmet veren davalının; yine davacı şirkete hizmet veren oğlunun eylemi nedeniyle oluşan zararın, haksız fiilden mi, taşıma sözleşmesine aykırı eylemden mi veya iş sözleşmesine aykırı eylemden mi kaynaklandığı; burada varılacak sonuca göre zararın tazmini için açılan davada görevli mahkemenin iş mahkemesi mi yoksa genel mahkemeler mi olacağı noktasında toplanmaktadır.
Birden çok hukuk disiplinini ilgilendiren, bu bağlamda - özel ve genel mahkemelerin görev alanına dahil edilebilecek uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin belirlenmesinde ve tespitinde görevli mahkemenin; öğretide ve uygulamada işçi hakları sözkonusu olduğunda öncelikle iş mahkemeleri olduğu belirtilmektedir. Devletin, iş ilişkilerindi düzenlerken nasıl işçiyi koruma amacıyla özel mahiyette maddi hukuk kuralları vazetmesi gerekiyorsa, bir hukuk uyuşmazlığı olarak iş uyuşmazlıklarının çözümünü de genel yargıdan ayırmış, İş hukukuna has yani bu hukukun amacına hizmet edecek şekilde kolay, hızlı ve ekonomik usul kurallarıyla yargılayan uzman özel (spesifik) bir yargıya bırakması gerekmektedir. Bu durumda genel yargılama usullerinden farklı bir usule göre yürütülmesi yani bir iş yargısının varlığının zorunluluğu ifade edilmektedir. (Prof. Dr. H. Mollamahmutoğlu, İş Hukuku, 2004, sayfa 103; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 29/06/1960 gün, 1960/12 ve 1960/15 sayılı kararı ) (bkz. Yard. Doç. Dr. Nesibe Kurt Konca, "Yabancı Gemilerde Çalışan Gemi Adamlarının Hizmet Sözleşmelerinden Kaynaklanan Davalarda Görevli Mahkemenin Belirlenmesi", Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 18, Özel Sayı 2014, sayfa 1301).
Uluslararası hukuk uygulamasında da kabul gören iş yargılamasının ilkeleri 6100 sayılı HMK'da yer alan bir kısım ilkelerden de ayrılmaktadır. Keza iş hukuku işçi işveren ilişkisinde işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak sözleşme hukuku alanında ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir. Bir işçi işveren ilişkisinin ileri sürüldüğü halde Ticaret mahkemesinin görevli kabul edilmesi halinde yargılama usulüne ilişkin eksiklikler söz konusu olabilecektir. (Bektaş Kar, İş Yargılaması Usulü, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu -Arabuluculuk- 6100 sayılı HMK hükümlerine ve Emsal Yargıtay İçtihatlarına Göre, .............. 2018, sayfa 48, 229).
İş Hukuku Yargılama Kurallarının, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatının temel prensibi olan "işçinin korunması temel ilkesi" ne uygun düşecek biçimde yorumlanması Anayasa'nın 2. maddesinde tanımını bulan Sosyal Hukuk Devleti'nin gereğidir. Örneğin HMK'nın 16. maddesi 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup önceden planlaması veya iradesi olmaksızın zarara uğrayan mağdurun kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava açmak suretiyle hak araması kolaylaştırılmak istenmiştir. (Emsal Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 15/09/2014 tarih, 2014/11828 Esas, 2014/17436 Karar). Bu bağlamda bir uyuşmazlıkta işçi işveren ilişkisi olup olmadığını belirleyecek mahkeme de öncelikle iş mahkemesidir.
Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/04/2018 tarih, 2017/13-647 Esas, 2018/980 Karar sayılı kararında, "mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1’inci maddesine gerekse 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5’inci maddesine göre iş mahkemelerinin görevi; “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir". Olarak belirtilmiştir.
Mevcut belgelere göre, davada taşımacılık yapan davacı şirketin şöförü -fiili taşıyıcı davacı şirketin yardımcısı (işçisi)- olan dava dışı... olup; taşıma 24/12/2015 tarihinde davacı şirket üzerine tescilli araçta gerçekleştiği, taraflar arasında emtianın taşınmasında "gönderen", "taşıyan" "gönderilen" gibi taşıma hukukuna ilişkin bir ilişki değil; işçi işveren ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. İşveren ile işçileri arasında ise öncelikle iş hukuku kurallarının uygulanması gerekmektedir.
Uygulamada emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/04/2018 tarih, 2017/13-647 Esas, 2018/980 Karar sayılı kararında dava konusu olay kaçakçılık olmakla birlikte iş bu davaya konu olayda ise taşımaya konu emtiadaki hırsızlık diğer bir ifade ile hukuka aykırı eylem sırasında davalının oğlu olan dava dışı...'ın uyuduğu ileri sürülmüştür.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı şirket bünyesinde şoför olarak çalışan ve davalının dava dışı olan oğlu ile davalını iş ilişkileri devam ederken davacı adına tescilli (ancak fiili olarak davalıya ait olduğu ileri sürülen) ait araçtaki eylemi nedeniyle davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla, eldeki dava açılmıştır.
Uyuşmazlıkta taraflardan davacı şirketin işveren, davalının işçi sıfatını taşıdıkları ve zararın davalının ve davalının dava dışı oğlunun iş sözleşmeleri devam ederken yapmış oldukları hizmetten kaynaklandığı hususu dikkate alındığında davaya bakmakta görevli olan mahkemenin iş mahkemesi olduğu anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nun 114/1.fıkra (c) bendine göre görev hususu dava şartı olup, HMK'nun 115/2.maddesi gereğince dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1) Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince davanın USULDEN REDDİNE,
2) Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli ve yetkili .............. Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine,
3) HMK'nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
4) İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde resen HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına, (ihtaratın ekli gerekçeli kararın tebliği ile birlikte yapılmış sayılmasına)
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .............. Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/10/2025