T.C. ........... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/291 Esas - 2025/463
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...........
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/291 Esas
KARAR NO : 2025/463
............x...............x
x....................x.....
.....x.........x..........x
..........x............
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/04/2019
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
KR.YZL.TARİHİ : 08/08/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.06.2018 tarihinde müvekkili ................, Şeyh Şamil Mahallesi 584. Cadde üzerinden 13. Cadde Etimesgut/........... adresi önünden karşıdan karşıya geçmeye çalışırken ............. sevk ve idaresindeki (.......... SİGORTA A.Ş. tarafından 3....9 poliçe numaralı poliçe ile zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunan ........... plakalı... marka aracın kendisine çarpması sonucu sol omuzda pelvik kırık oluşacak şekilde yaralandığını, davacı ................ için kazada kendisinin yaralanması ve yaşadığı kazanın yarattığı psikolojik travma sebebiyle aşırı derecede üzüntü duyduğundan 20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu, aynı zamanda meydana gelen kaza nedeniyle müvekkilinin tedavisi dolayısıyla uğramış olunan maddi zararlardan ötürü fazlaya ilişkin hakkı saklı tutularak 100,00 TL maddi tazminat talep ettiğini, müvekkilinin, ........... plakalı... marka aracın kendisine çarptığı kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, işbu sebepten müvekkilinin kazada yaralanmasının yarattığı psikolojik travma sebebiyle aşırı derecede üzüntü duymuş, elem ve keder içinde olduğunu, davacı, kusuru bulunmayan kaza sonucu yapmış olduğu tedavi harcamasını tazminini ........ plakalı aracın sahibi ............. ve belirtilen aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nın bulunduğu .......... Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi'nden isteme zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacıya çarpması sonucu oluşan kazada davacı yaralandığından, davacı tedavi görmek zorunda kaldığından, bu tedaviler sebebiyle birçok masraf yapıldığı gibi, davacı manevi zarara uğradığından müvekkilinin kazada yaralanmasının yarattığı psikolojik travma sebebiyle aşırı derecede üzüntü duymuş, elem ve keder içinde olduğundan meydana gelen kazada müvekkilinin maddi zararı dava açılma tarihinde bilenemediğinden, belirsiz alacak miktarının belirlenebildiği kadarı ile alacak miktarının tespit edilebildiği ilk durumda arttırılmak üzere, maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve talebin HMK m. 107/1 hükmü gereği belirsiz alacak davası olarak kabul edilmek kaydı ile şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi için sorumlu olduğu limitle sınırlı kalmak kaydıyla ve kaza gününden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsiline, maddi tazminata ilişkin talebinin tedavi giderleri 25,00 TL, kazanç kaybı 25,00 TL, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar 25,00 TL, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar 25,00 TL ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ............. (TC:..............)'dan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı .......... Sigorta A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça dava öncesi müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından, kanunda öngörülen başvuru şartı gerçekleşmediğini, davacı tarafından, dava öncesi müvekkili şirkete başvuru şartı yerine getirilmediğini, bu suretle müvekkili şirketin temerrüde düşmesi söz konusu olmayacağı gibi, henüz miktarı ve niteliği belirlenmemiş bir alacağa dair talep hakkının borcu muaccel hale getirmesi de imkânsız olduğunu, somut olayda davacı taraf dava yoluna gitmeden önce müvekkili şirkete başvurup gerekli belgeleri ibraz etmemekle, kanunda belirtilen başvuru şartını yerine getirmediğini, bu itibarla dava şartı yerine getirilmeden açılan huzurdaki davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddini, dava dilekçesinde bahsi geçen ........... plakalı araç, müvekkili şirkete, 15.02.2018-15.02.2019tarihleri arasında 33074269 numaralı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sürücüye kaza ile ilgili kusur atfedilemeyeceğini, davacı yanın kalıcı maluliyeti söz konusu ise; davacı yanın maluliyeti “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe” göre tespit edilmesi gerektiğini, davacı yanın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi talebinin haksız olduğunu, öyle ki davacı tarafça usulüne uygun bir başvuru yapılıp yasada belirlenen süre dolmadan müvekkili şirket yönünden alacağın muacceliyetinden söz edilmeyeceği gibi müvekkili şirket davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, temerrüde düşmediğinden davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla usulüne uygun başvuru yoksa temerrüdün dava tarihi olduğunun kabulü gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ............. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı meydana gelen kazada müvekkilinin %100 kusurlu olduğunu iddia etmiş ise de; kaza davacının aniden yola fırlaması sonucu meydana geldiğini, müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediğini, mahkemece öncelikle kusur raporu alınmasını, akabinde haksız iddialara dayalı işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, KABUL VE DEĞERLENDİRME: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava açılmadan evvel arabulucuya ve davalı sigorta şirketine müracaat edilmiş olup işbu dava şartları yerine getirilmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilafın; 06/06/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yayanın ................'nın yaralanması ile ilgili olarak tarafların kusur durumu, davacının kaza sebebiyle tedavi gideri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirmesinden doğan kaybı ile ekonomik durumunun sarsılmasından dolayı kaybının bulunup bulunmadığı var ise miktarı ile davacının manevi zararının olup olmadığı noktasında toplandığı tespit edilmiştir.
Mahkememizden yapılan yargılama neticesinde 2019/180 Esas 2023/182 Karar 22/03/2023 tarihli kararı ile davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine ........... Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2023/1444 Esas, 2025/202 Karar 20/02/2025 tarihli kararı ile, "... Somut olayda; mahkemece verilen kısa kararda, ‘ 1-Maddi tazminat istemli davanın kabulü ile; 3.482,18 TL geçiçi iş göremezlik ve 405.905,65 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 409.387,83 TL maddi tazminatın (davalı Doga Sigorta A.Ş. yönünden poliçe limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı ............. yönünden 06/06/2018 tarihinden itibaren, davalı Sigorta Şirketi yönünden ise 18/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1.136,52 TL bakıcı gideri tazminatının davalı ............. yönünden 06/06/2018 tarihinden itibaren, davalı Sigorta Şirketi yönünden ise 18/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine’ ifadelerine yer verildiği, gerekçeli kararın gerekçe kısmında ise; ‘Her ne kadar kısa kararda davalı Sigorta Şirketinin temerrüt tarihi 18/01/2019 tarihi olarak yazılmış ise de; bu hatanın maddi yanılgıdan kaynaklanmış olması sebebiyle hata gerekçeli kararda düzeltilmiştir.” ibaresine yer verilerek hükümde; ‘1-Maddi tazminat istemli davanın kabulü ile 360.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı ............. yönünden 06/06/2018 tarihinden itibaren, davalı Sigorta Şirketi yönünden ise 31/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1.136,52 TL bakıcı gideri tazminatının davalı ............. yönünden 06/06/2018 tarihinden itibaren, davalı Sigorta Şirketi yönünden ise 31/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine’ ifadesi kullanılarak kısa karar ile gerekçeli karar arasında davalı Sigorta Şirketinin temerrüt tarihine ilişkin çelişki oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde denetime elverişli, gerekçeli bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesinin kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda, açıklanan nedenlerle,istinaf eden taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı ve denetlenebilir olmaması nedeniyle kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek açıklanan ilkelere uygun bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.." ilamı ile kaldırılmasına karar verilmekle işbu esasa kayıt olmuştur.
Bam kaldırma ilamından önce; Mahkememizin talebi üzerine davacının sözkonusu kaza nedeniyle maluliyet durumunun tespit edilmesi amacıyla ........... Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen 11/02/2022 tarihli raporda; Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alındığında kişinin özür oranı %29 olarak hesaplandığı, 3 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 3 hafta süresince başka birinin yardımına ihtiyacı olduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12.maddesinde (03/08/2013-28727 sayılı resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı rapor edilmiştir.
Bam kaldırma ilamından önce; Tarafların maluliyet raporuna karşı itirazların değerlendirilmesi bakımından raporu sunan ATK'dan ek rapor alınmasına karar verilmiş, 20/05/2022 tarihli maluliyet ek raporunda; davacı ................'un 06/06/2018 tarihli yaralanması neticesinde; 30.03.2013 tarihli 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği'ne göre özür durumuna göre fonksiyon kaybı oranları belirlenirken özür durumunda bir değişikliğin olmayacağı kanaatine varılan kalıcı bozukluklar değerlendirilir. Hastanın aldığı 29/01/2019 tarihli 00055317 İşlem Numara'lı engelli sağlık kurulu raporunun söz konusu yaralanmadan yaklaşık 6 ay sonra düzenlendiğinin görüldüğü, nitekim kişilerin geçirdiği kaza sonrası tibbi iyileşme — süreleri içerisinde muayene — bulgularında — değişiklikler gözlenebileceğinin tıbben bilinmekle, şahsın özürlülük oranının tespitinde 31/12/2020 tarihinde yapılan muayene bulguları ve ilgili branşların son durum raporları dikkate alındığında %29 (yüzdeyirmidokuz) özür oranı olduğu, üst yazıda istendiği üzere hastanın maluliyetinin hesaplanmasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alındığı ve bu cetvelde solunum sistemi ile ilgili sekeller solunum fonksiyon testi sonucuna göre değerlendirildiği ve cetvelde kan gazı ile ilgili bir değerlendirme olmadığından hastanın mevcut yakınmasına yönelik solunum fonksiyon testi sonucu dikkate alınarak maluliyet hesaplamasında kullanıldığı, hastanın e-nabız ve medulla sistemlerindeki hastane başvuruları, tanıları, ilaçları, tahlilleri, görüntülemeleri, raporları incelendiğinde 06/06/2018 tarihli yaralanmasından önce omuz eklem hareket kısıtlılığı veya solunum fonksiyon testinde bozukluk ile illiyet kurulacak bir kayıt olmadığı, tıbbi bilgilerin genel çerçevesinde, klinik bilgi ve yaralanmaların tıbbi literatürde belirlenen iyileşme süreleri baz alınarak hastadaki klavikula kırığı, sol kalça eklemi anteriorunda lineer kırık, solda posterior 2.3.4.5.6.7.8.9.10. kotlarda kırıkları için 3 ay iş göremez halinde kaldığı ve 3 hafta başka birinin yardımına ihtiyaç duyduğu kanaatinde olduğu, 219 sayılı ve 11/02/2022 tarihli raporda değiştirilecek ya da eklenecek husus bulunmadığı rapor edilmiştir.
Bam kaldırma ilamından önce; ........... ATK Trafik İhtisas Dairesinden meydana gelen kazadaki kusur durumunun oransal olarak tespiti amacıyla alınan 18/04/2022 tarihli raporda; sürücü .............'ın %80 oranında kusurlu, yaya ................'nın %20 oranında kusurlu olduğu rapor edilmiştir.
Bam kaldırma ilamından önce; Dosya zarar hesabı amacıyla bilirkişiye tevdi edilmiş, 23/11/2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda; sigorta poliçesinin kaza tarihini kapsadığı ve sakatlanma halinde şahıs başına azami teminat limitinin 360.000,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin 31/01/2019 tarihi itibariyle temerrüdünün oluştuğu, davacı ................'nın trafik kazası sonucu uğradığı, geçici iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 3.482,18 TL, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 272.046,27 TL, bakıcı gideri nedeni ile oluşan madde zararının 1.136,52 TL olduğu, davacı tarafın tedavi giderine ilişkin alacak talebinin davacının yaralanma şekli ve iyileşme sürecine göre doktor bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği rapor edilmiştir.
Bam kaldırma ilamından önce; Tarafların bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmesi ve ayrıca 2023 yılı asgari ücreti esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması amacıyla aktüer bilirkişiden ek rapor alınması amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, 23/01/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; yapılan hesaplama neticesinde; sigorta poliçesinin kaza tarihini kapsadığı ve sakatlanma halinde şahıs başına azami teminat limitinin 360.000,00-TL'si olduğu, davalı sigorta şirketinin 31.01.2019 tarihi itibarıyla temerrüdünün oluştuğu, davacı ................'nın trafik kazası sonucu uğradığı, geçici iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının, 3.482,18 TL, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 405.905,65 TL, bakıcı gideri nedeni ile oluşan maddi zararının 1.136,52-TL olduğu, davacı tarafın tedavi giderine ilişkin alacak talebinin, davacının yaralanma şekli ve iyileşme sürecine göre doktor bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği rapor edilmiştir.
Bam kaldırma ilamından önce; Davalı tanığı Neriman Dallı'nın 29/12/2021 tarihli duruşmadaki beyanında ; "Kazaya dair doğrudan bir görgüm yoktur, ancak kaza olduktan sonra haber gelince davacının tedavi gördüğü hastaneye gittik; gittiğimizde davacıyı sedyede yatar durumda gördüm, ilk etapta bana ben aniden yola çıktım, davalı ...'ın herhangi bir kabahati yoktur, çocuğun geleceği ile oynamak istemiyorum, şikayetçi olmayacağım, dedi, davacı bir süre hastanede tedavi gördü, Hastanede tedavi gördüğü süre boyunca bende kendisini 3 kez ziyaret ettim, davacı ...'da davacının tedavi gördüğü süre boyunca sık sık hastaneye giderek davacı ile ilgilendi, hem maddi hem de manevi anlamda desteğini gösterdi, davacı hastaneden taburcu olup evine gidince bir bayram günü ...'ın olmadığı bir halde annesi, babası ve ben davacının evine gittik, evinde tanımadığım bir bayan vardı, bu bayanın davacıya hitaben davalı ... ve ailesi Bala'lıdır, Balalılar zengin olur, sen bunlardan biraz para kopar diye söylediğini duydum, buna karşılık olarak biz zengin değiliz, memur maaşı ile geçiniyoruz şeklinde karşılık verdikten sonra balkona sigara içmek üzere çıktım, bu sırada davacının oğlu ile konuşma imkanımız olduğunda oğlu bana hitaben annem yürüyebiliyor, diye söyledi, aslında bize davacı bize yürüyemediğini ve kalkamadığını söylemişti, genel itibari ile kazanın olduğu günden itibaren davalı ... davacının maddi ve manevi ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda elinden gelen çabayı göstermiştir" demiştir.
Bam kaldırma ilamından önce; Davalı tanığı ............'ın 29/12/2021 tarihli duruşmadaki beyanında;"Davalı ...'ın annesiyim, kazaya dair doğrudan bir görgüm yoktur, kaza olduktan sonra büyük oğlum ... beni arayarak kaza olduğunu bildirdi, davacının kaldırıldığı Sincan Devlet Hastanesi'ne gittik, durumu zaman zaman kötüleşsede iyi durumdaydı, Devlet hastanesinden GATA'ya sevki söz konusu oldu, Gata da tedavi gördüğü süre boyunca kendisini hemen hemen her gün ziyaret ettim ve yanlız bırakmadım, ... da tedavi süresince yanlış hatırlamıyorsam Gata da bir kez davacıyı ziyaret etti, davacı ...'a olumsuz bir şey söylemedi, gayet anlayışlı idi, davacı taburcu olup evine gittikten sonra da ben ve eşim ayrıca kız kardeşim ve dayımın kızı ile kendisini defalarca ziyaret ettik, her gittiğimizde bizi gayet iyi karşılıyordu, kendisine giderken eli boş gitmiyorduk, sürekli yiyecek - içecek tarzında destek de sağlıyorduk, aradan zaman geçince son gidişimizde bizi evden kovdu, oğlu ile de eşim arasında telefonda bir tartışma yaşandı ve oğlu dava açacaklarını ifade etti, eşim de ne yaparsanız yapın devletin vereceği karara saygılıyım şeklinde cevap verdi, özetle kazanın olduğu andan itibaren davacıya her türlü maddi ve manevi desteği sağladık, tümüyle iyiniyet gösterdik, ...'da gerekenleri yaptı, bilgim ve görgüm bundan ibarettir" demiştir.
Bam kaldırma ilamından önce; Davalı tanığı ...'un 29/12/2021 tarihli duruşmadaki beyanında; "davalı ......'ın çocukluk arkadaşıyım, kaza anında kaza yerinde değildim, ...'ın beni araması üzerine kazadan yaklaşık 10-15 dakika sonra kaza mahalline vardım, vardığımda ... kaldırımda oturuyordu, davacı ise kaza yerinde değildi, hastaneye götürülmüştü, ... ile biraz ilgilendikten sonra bende davacının götürüldüğü hastaneye ........'ın abisi ve davacının eşi ile birlikte gittik, gittikten sonra davacının bazı medikal ihtiyaçları oldu, çünkü omuzundan bir darbe alması söz konusuydu, davacının eşi bu ürünleri almak isteyince bende biz kendisine engel olarak duyduğumuz manevi sorumluluk karşısında bunları bizim almamış gerekir dedik ve aldık, bedelini de ödedik, sonraki süreçte de davacı Gata'ya sevk edildi, Gata da tedavi gördüğü süre boyunca davalı ... ve ailesi davacıya her türlü maddi manevi desteği gösterdiler, sık sık ziyaret ettiler, ellerinden gelen yardımları sağladılar, bilgim ve görgüm bundan ibarettir" demiştir.
Bam kaldırma ilamından önce; Davacı vekilince, dava dilekçesinde talep edilen miktarın artırılmasına yönelik olarak 03/02/2023 tarihli harçlandırılmış ıslah dilekçesi sunulmuştur. Islah dilekçesinde davacı vekili, dava dilekçesinde talep ettiği tedavi giderinden kastının bakıcı gideri olduğunu açıkça ifade etmiştir. Islah dilekçesine ve arttırılan miktarlara göre davacının talebi neticeten; 1.136,52 TL bakıcı gideri, 3.482,18 TL geçici işgöremezlik ( kazanç kaybı gideri ), 405.905,65 TL sürekli işgöremezlik gideri ve 50.000,00 TL de manevi tazminat isteminden ibarettir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliler ve Bam kaldırma ilamı ile birlikte yapılan değerlendirme neticesinde; davalı .............'ın sevk ve idaresindeki ve davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunan ........... plakalı aracı ile 06.06.2018 tarihinde, davacı yaya .........'ya çarpması neticesinde davacının 3 ay süre ile geçici iş göremez halde kaldığı, 3 hafta süresince başka birinin yardımına ihtiyaç duyduğu ve ayrıca %29 oranında sürekli işgöremezliği oluştuğu, kazanın meydana gelmesinde sürücü .............'ın %80 oranında, yaya ................'nın %20 oranında kusurlu olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Davacının maddi tazminat taleplerinin incelenmesi sonucunda; hükme esas alınan 23/01/2023 tarihli hesap bilirkişisi ek raporunda tespit edildiği üzere davacının geçici işgöremezlik zararının 3.482,18 TL, sürekli işgöremezlik zararının 405.905,65 TL, bakıcı gideri zararının ise 1.136,52 TL olduğu, davalı sigorta şirketi yönünden temerrütün 31/01/2019 tarihinde oluştuğu, davalı ............. yönünden temerrüdün kaza tarihi olan 06/06/2018 tarihinde oluştuğu anlaşılmış, davacının 03/02/2023 tarihli talep artırım dilekçesi doğrultusunda maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK m. 56. Maddesi uyarınca, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davacının manevi tazminat isteminin değerlendirilmesinde; mahkememizce aldırılan kusur ve maluliyete ilişkin bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacının kazada yaralandığı, davacının yaralanması nedeniyle duyduğu acı ve ızdırabı bir nebze olsun azaltabilmek amacı güdülerek karşı taraftan manevi tazminat alınmak suretiyle giderilmesinin uygun olacağı kanaatiyle, kazanın oluşmasında davalı sürücünün %80 oranında kusurlu olması, manevi tazminatın zenginleşmeye sebebiyet vermemesi, kazayı özlenir hale getirmemesi, davalı yanı ekonomik bir yıkıma sürüklemeksizin, davalıyı, gerekli özeni gösterme konusunda daha dikkatli olmaya sevk etmek hedeflenerek ve davacının kaza nedeniyle duyduğu elem ve acı ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları da dikkate alınarak, günün ekonomik koşulları ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 40.000,00 TL manevi tazminatın 06/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .............'dan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Maddi tazminat istemli davanın KABULÜ ile;
A)3.482,18 TL geçiçi iş göremezlik ve 405.905,65 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 409.387,83 TL maddi tazminatın (Davalı .......... Sigorta A.Ş. Yönünden poliçe limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı ............. yönünden 06/06/2018 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise 31/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
B)1.136,52 TL bakıcı gideri tazminatının davalı ............. yönünden 06/06/2018 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise 31/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Manevi tazminat istemli davanın KISMEN KABULÜ ile;
-40.000,00 TL manevi tazminatın 06/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .............'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Maddi tazminat yönünden alınması gerekli karar ve ilam harcı 28.042,92 TL olduğundan peşin alınan 7.865,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.177,33 TL harcın (davalı sigorta şirketinin sorumluğu oranında hesaplanan 17.694,07 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-Manevi tazminat yönünden alınması gerekli karar ve ilam harcı 2.732,40 TL harcın davalı .............'dan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
5-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.980,00 TL'nin kabul red oranına göre 1.937,00 TL'sinin (davalı sigorta şirketinin sorumluğu oranında hesaplanan 1.512,87 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen, geri kalan 43,00 TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
6-Davacı maddi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 65.578,65-TL vekalet ücretinin (davalı sigorta şirketinin sorumluğu oranında hesaplanan 57.507,71-TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı manevi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı .............'dan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı ............. manevi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile işbu davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan 7.909,99 TL harç toplamı ve 2.170,00 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.079,99 TL yargılama giderinin red kabul oranına göre hesaplanan 9.861,11 TL'nin (davalı sigorta şirketinin sorumluğu oranında hesaplanan 7.708,61 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ........... Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/07/2025