T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/394 Esas - 2025/391
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/394 Esas
KARAR NO: 2025/391
HAKİM: ......
KATİP: ......
DAVACILAR: 1- ......
2- ......
......
VEKİLİ: Av. ......
DAVALI:......
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/05/2025
KARAR TARİHİ: 13/06/2025
GR.KR.YZM.TARİHİ: 13/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP : Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; borcun konusunun bir ticari işletme devrine dayandığını, müvekkili ...'ın davalının hissedarı olduğunu, diğer müvekkil ... Şirketi’ni 16/10/2025 tarihinde aktif ve pasifleriyle birlikte devraldığını, bu devir işleminin Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, devir sözleşmesine göre, satış bedelinin bir kısmı peşin ödendiğini, kalan bedel için ise 500.000,00-TL bedelli bir bono düzenlendiğini, takip konusu kambiyo senedinin kısmen ifa edildiğini, ancak haksız takibe konu edildiğini, takip konusu senedin borçlusunun müvekkili şirket, alacaklısının ise davalı olduğunu, ancak müvekkili tarafından, senet bedelinin önemli bir kısmı çeşitli tarihlerde ve doğrudan davalının banka hesaplarına ödendiğini, 12/11/2024 tarihinde 20.000,00-TL., 25/02/2025 tarihinde 209.000,00-TL., 16/04/2025 tarihinde 60.000,00-TL., 17/04/2025 tarihinde 5.500,00-TL., 18/04/2025 tarihinde 70.000,00-TL. ve 23/04/2025 tarihinde 20.000,00-TL. Olmak üzere toplam 384.500,00-TL. ödeme yapıldığını, ödemelerin tamamının belgeye dayalı olduğunu, taraflar arasında başka bir hukuki ilişki ve buna bağlı bir borç ilişkisinin bulunmadığını, alacağının önemli bir kısmı ödenmiş olmasına karşın, tam senet bedeline yakın bir miktar üzerinden icra takibi başlatıldığını, bu takibin açıkça kötü niyetli olduğunu ve müvekkilinin zararına sonuçlar doğurduğunu, menfi tespit davası açılmasında hukuki yararlarının mevcut olduğunu, somut olayda müvekkilinin borcun çok büyük bir kısmını ödediğini, sadece 115.500,00-TL. bakiye borcu kaldığını, icra takibinin ise 385.000,00-TL. üzerinden başlatıldığını, bu nedenle takibe konu edilen tutarın büyük bölümü bakımından borç bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin elzem olduğunu beyan ederek; müvekkillerinin ...... Esas sayılı sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, takibin borçlu olunmayan 384.500,00-TL. kısmı yönünden menfi tespitine, takibin durdurulmasına ve dosyadaki hacizlerin dava sonuna kadar kaldırılmasına, davanın sonuna kadar, ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına, tedbirin teminatsız olarak verilmesine; aksi kanaat halinde, sadece kalan borç tutarı olan 115.500,00-TL. esas alınarak uygun teminat karşılığında tedbir kararı verilmesine, davalı alacaklının, ödemelerden haberdar olmasına rağmen tamamı tahsil amacıyla takip başlatarak kötü niyetli davrandığı dikkate alınarak, İİK 72/3 maddesi uyarınca, icra takibine konu tutarın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraflara tebligat çıkarılmamıştır.
DELİLLER, KABUL VE DEĞERLENDİRME :
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
18.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 Sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK'na eklenen 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 5/A maddesinde ; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." düzenlemesi ile menfi tespit davaları arabuluculuk kanun yoluna tabi tutulmuştur.
6325 Sayılı HUAK'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu suretle dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı yasanın 18/a maddesi gereğince mahkememizce düzenlenen 03/06/2025 tarihli Tensip Tutanağı ile "Arabuluculuk Son Tutanağı"nın aslının eklenmemesi nedeniyle 7155 sayılı Kanunun 23.maddesi ile değiştirilen 6325 sayılı Kanunun 4.bölümünden sonra gelmek üzere eklenen "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 18/a-2. maddesi gereğince davacı tarafça "Arabuluculuk Son Tutanağı'nın aslının veya arabulucu tarafından onaylı suretinin, tensip zaptının tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması, aksi takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtarına" 1 haftalık kesin süre verilerek ihtarat çıkarıldığı, ayrıca Uyap sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda Arabuluculuk Başvuru Formu'nda başvuru tarihinin 31/05/2025 olarak görüldüğü, davacı vekilinin 13/06/2025 tarihli dilekçesi ile arabuluculuk tutanağını mahkememize ibraz ettiği ancak arabuluculuk tutanağında sürecin başlama tarihinin 04/06/2025 olduğu, davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, kendisine tebliğ edilen muhtıra üzerine dava açıldıktan sonra arabuluculuk başvurusunda bulunduğu anlaşılmakla, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası tesis kılınmıştır.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısım var ise karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ...... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/06/2025
Katip ......
¸e-imza
Hakim ......
¸e-imza