T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/187 Esas - 2023/261
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/187
KARAR NO: 2023/261
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACI : ....
Mersis No: ....
VEKİLİ: Av. ... - ....
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI : 2- ...
Mersis No: ....
...
VEKİLİ: Av. ....
DAVA: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Tescili
DAVA TARİHİ: 10/05/2022
KARAR TARİHİ: 26/12/2023
KARAR YAZIM
TARİHİ:17/01/2024
Mahkememizden verilen 10/11/2022 tarih ve ... sayılı kararı .... Mahkemesi'nin 09/11/2023 tarih ve .... sayılı ilamıyla kaldırılarak mahkememize iade edilmiş, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yapılan yargılama neticesinde:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla; müvekkili şirketin uzun yıllardır kullandığı "..." markası için ... ... 03.09.2020 tarihinde ... numarası ile 43. sınıf için tescil başvurusunda bulunduğunu, davalının yayına itirazı üzerine ... ...'nın ... sayılı kararı ile başvurunun reddine karar verildiğini, Kurum tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı ... ... kararının iptalini ve müvekkilinin markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... ... vekili, davanın iki aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkili şirketin “...” ismi altında 1988 yılından bu yana otelcilik, konaklama ve rezervasyon hizmeti verdiğini, 1990 yılında ... Şubesini açtığını, 1999 yılında “...” ünvanına ... aldıklarını ve o tarihten bu yana da markayı aralıksız olarak kullandıklarını, 2005 yılında ''... ..." adı altında ... kod numarası ile marka müracaatında bulunduklarını, bu müracaatın başka bir markaya benzerlik nedeni ile reddedildiğini, bu red kararı üzerine redde gerekçe gösterilen bu marka sahibine karşı hükümsüzlük davası açıldığını, bu dava .... ve .... nolu dosyaları ile devam ettiğini ve davalarda müvekkili lehine eskiye dayalı kullanım nedeniyle mahkemece de kabul edildiğini ve tescile engel olan markanın iptal edildiğini, yargılamanın tamamlanmasından sonra 2013 yılında .... nolu başvuru için marka tescilinin alındığını, müvekkilinin markayı kullanmaya başlama tarihinin buradan da anlaşılacağı üzere 1988 yılı olduğunu, “...” ibaresinin, müvekkilin 1988 yılından bu yana fiilen ve aralıksız olarak kullandığını, 2005 yılında ilk marka müracaatında bulunduğu, 2013 yılında da mahkeme kararı sonrasında ilk tescili aldıklarını ve 2017 yılında da seri marka haline getirdiği “...” müvekkilin bölgesel tanınmış markası olduğunu, halen ... bölgesinde iki adet beş yıldızlı oteli ile "..." markası altında faaliyet gösterdiğini, müvekkili markasının sadece “...” ibaresinden oluştuğunu, bu ibarenin aynı zamanda markanın asli unsuru olduğunu, davacı tarafın da markasında bu ibarenin aynısı olan ve telaffuzu da aynı olan “...” ibaresini kullanarak müvekkili markasına tecavüz ettiğini, davalı tarafın otelinin, müvekkilin oteliyle karıştırıldığını ve aynı işletmenin farklı bir oteli olarak algılandığını ve tüketiciyi yanılttığını, davalı markasında kullanılan “...” ibareleri tali kelimeler olup, bu ibareler asıl markaya yönlendirme yapmakta ve “...” markasına aidiyeti simgelediğini, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalleri (iltibas) olduğunu, bu husus nedeniyle .... nolu dosya ile “markaya tecavüzün tespiti, men ve refi davası açtıklarını ve davanın halen derdest olduğunu, davacının “eskiye dayalı kullanımı” nın bulunmadığını, Kurum tarafından verilen dava konusu ... sayılı ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Mahkememizce, 10/11/2022 tarih ve ..... sayılı karar ile; somut olayda ... sayılı ... kararının 04/03/2022 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği ve anılan kararın iptali istemli davanın 10/05/2022 tarihinde açıldığı, 5000 sayılı ... ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 15/C maddesinde belirlenen 2 aylık hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ... kararının müvekkiline 04.03.2022 tarihinde değil 11.03.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, kabul anlamına gelmemekle bir an için kararın müvekkiline 04.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği tezahür edilse dahi vekilin iş göremezlik raporunun mevcut olduğundan, davanın süresinde sayılmasının gerektiğini, zira söz konusu süreçte hamile olması ve doğum yapması sebebiyle 23.12.2021 tarihi ile 27.04.2022 tarihleri arasında kesintisiz şekilde raporlu bulunduğunu, iş göremezlik raporunun 28.04.2022 tarihinde sona ermiş olup, işlerinin yasa gereği raporun sona eriş tarihinden itibaren 2 hafta içinde yapılmasının gerektiğini, işbu davanın da rapor süresinin bitişinden itibaren 2 hafta içerisinde açıldığını, mahkemece bu konuda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar verildiğini, işin esasına yönelik olarak da davanın haklı bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
.... 'nin 09/11/2023 tarih ve ..... sayılı ilamıyla;
''Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK.'nın 98. maddesi "Yapılamayan işlem için eski hâle getirme, bu işlem hakkında hangi mahkemede inceleme yapılacak idiyse, o mahkemeden talep edilir. Eski hâle getirme, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde, bölge adliye mahkemesinden; temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde ise ... talep edilir." hükmünü haizdir.
Somut uyuşmazlıkta da davalı ... vekili tarafından davanın 2 aylık yasal hak düşürücü süresinde açılmadığının savunulmasının ardından, davacı vekilince sunulan 13.06.2022 tarihli cevaba cevap dilekçesi ile vekilin iş göremezlik raporunun mevcut olduğu bildirilmek suretiyle davanın süresinde açılmış sayılmasının gerektiği ileri sürülmüş ve eski hale getirme talebinde bulunulmuştur. Her ne kadar anılan dilekçenin ekinde işgöremezlik raporlarının sunulduğu da bildirilmiş ise de dilekçenin ekinde veya UYAP kayıtlarında bu raporlara rastlanmamıştır.
İlk derece mahkemesi ise davacı vekilinin eski hale getirme talebi konusunda herhangi bir inceleme veya değerlendirme yapmamıştır. Oysa yukarıda anılan HMK.'nın 98. maddesi hükmü uyarınca, davacı vekilinin anılan eski hale getirme talebi konusunda, öncelikle ilk derece mahkemesi tarafından bir karar verilmesi gereklidir.
22/7/2020 tarihli 7251 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine gönderilmesine, duruşma yapmadan kesin olarak karar verir.
Somut uyuşmazlıkta da davacı vekilince sunulan cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü eski hale getirme talebi konusunda, ilk derece mahkemesince bir incelemenin ve değerlendirmenin yapılmaması, 6100 sayılı HMK’nın 7251 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 353/1-a-6. maddesi uyarınca "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halini oluşturur.
Bu itibarla Dairemizce, gerekirse 13.06.2022 tarihli cevaba cevap dilekçesi ekinde sunulduğu bildirilen iş göremezlik raporunun getirtilmesi ve davacı vekilinin eski hale getirme talebi konusunda bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta hiçbir karar verilmemesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.''
gerekçesiyle,
''1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile .... Mahkemesi 10/11/2022 gün ve .... sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
şeklinde karar verilmiştir.
Dava mahkememizin .... E. Sırasına kaydedilmiştir.
GEREKÇE:
Davacı vekili tarafından 27/11/2023 tarihli dilekçe ile müvekkili ...'un 23/12/2021 tarihi ile 27/04/2022 tarihleri arasında raporlu olduğuna ilişkin iş göremezlik raporunu dosyaya sunduğu, uyap sistemine kayıt edildiği görülmüştür.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; ... adına "..." ibaresinin Uluslararası NICE Sınıflandırma Sisteminin 43. sınıfında yer alan hizmetlerde kullanılmak üzere tescil başvurusu 03/09/2020 tarihinde yapıldığı, .... kod numarası verilerek işleme alınan marka tescil başvurusunun, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 16. maddesi uyarınca 12/11/2020 tarih ve 360 sayılı ... ilanına karar verildiği, dava konusu "..." ibareli başvurunun yayınına ... tarafından itirazda bulunulduğu, itiraz üzerine ilgili daire tarafından yapılan inceleme neticesinde itirazın reddine karar verildiği, İlgili Dairenin almış olduğu karara itiraz sahibi ... tarafından ...’da görüşülmesi için itiraz dilekçesi sunulduğu, ...’nın ... sayılı kararıyla; “.... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve eskiye dayalı kullanım gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. 6769 s. Kanun'un 6 ncı maddesi (1) inci fıkrası, "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü amirdir. Hükümden de anlaşılacağı üzere, 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır. Bilindiği gibi markalar arasındaki karıştırılma ihtimali incelemesi; markalar arasındaki benzerlik düzeyi, mal/hizmetler arasındaki benzerlik düzeyi, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücü ve ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi gibi bir dizi unsurun değerlendirilmesine dayanır. Bu değerlendirme son tahlilde bütün unsurların birlikte değerlendirilmesiyle yapılmalıdır (....). Bununla birlikte, ortalama tüketicilerin farklı markalar arasında doğrudan bir karşılaştırma yapma şansına nadiren sahip olduğu, bunun yerine markaların zihninde kalan tam olmayan imajını (hatırasını) esas aldığı faktörü dikkate alınmalıdır. Başka bir deyişle, satın alma işlemi sırasında markalar arasında detaylı bir karşılaştırma yapma imkanı her zaman mümkün olmadığından, tüketiciler markaları tam ve eksiksiz bir şekilde hatırlamayabilirler, ancak hafızalarında kaldığı kadarıyla markaları hatırlarlar. Belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan incelemede, başvuru konusu "..." ibareli marka ile itiraz gerekçesi "...." ibareli markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzer oldukları, markaların tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin de aynı olduğu dikkate alındığında ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında idari veya iktisadi anlamda bir bağlılığın bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir deyişle başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Muterizin eskiye dayalı kullanıma dayalı itirazını ispatlayıcı somut belge veya delile rastlanamadığından sözkonusu iddia yerinde bulunmamıştır.” gerekçesiyle itirazın kabulüne, başvurunun reddine karar verilmiştir. '' şeklinde karar verildiği; ... kararının davacı tarafa 04/03/2022 tarihinde tebliği edildiği, eldeki davanın 10/05/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Eldeki dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
5000 sayılı ... ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 15/C maddesinde yer alan hüküm gereği ...’in nihai kararı niteliğindeki ... kararına karşı ikame edilecek iptal davalarında iki aylık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Anılan düzenleme, “.... kararları Kurumun nihai kararlarıdır. Bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde .... Mahkemesinde dava açılabilir.” şeklindedir.
HMK m. 95 yargılama sürecine ilişkin olup, “(1) Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir.” hükmünü içerdiği, hüküm, yargılama sürecine ilişkin olan usuli bir işlemin, elde olmayan sebeplerle yerine getirilememesine ilişkindir.
HMK kapsamında öngörülen bir süreye veya hakim tarafından yargılama sırasında belirlenen bir süreye uyulamamasının sonuçlarını düzenlemektedir. Oysa marka tescil süreçleri ve prosedürü SMK kapsamında özel olarak düzenlenmiştir.
Somut olayda, .... sayılı ... kararı 04/03/2022 tarihinde davacı tarafa tebliğ edilmiş ve anılan kararın iptali istemli dava 10/05/2022 tarihinde mahkememizde ikame edilmiş olup, Kanunda belirlenen hak düşürücü süre geçirilmiştir.
Neticeten, HMK'da düzenlenmemiş olan ve SMK içerisinde düzenlenmiş olan davacı vekilinin bu süreyle irtibatının bulunmadığı dönemdeki hak düşürücü süre niteliğindeki dava açma süresinin kaçırılmış olmasından dolayı HMK'da düzenlenen eski hale getirme müessesinin kapsamında kalmadığı anlaşılan eksi hale getirme talebinin REDDİNE karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-SÜRESİNDE AÇILMAYAN DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/12/2023
Katip ..... Hakim ....
e-imzalıdır
e-imzalıdır