T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/30 Esas - 2024/373
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/30
KARAR NO : 2024/373
HAKİM : ....
KATİP :...
DAVACI : ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 02/02/2021
KARAR TARİHİ : 10/09/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin “...” tescilli markasının sahibi olduğunu ve satışlarını da bu isimli mağazası aracılığı ile yaptığını, '... ...’lü ...'' ("...") isimli ürünün müvekkilinin tescilli ve onaylı ürünü olduğunu, barkod numarası ... olan ... isimli ürünün işbu davanın konusunu oluşturan marka ve ürünlerden biri olduğunu, davalı firmanın ...'da, kar amaçlı ürün satışı yaptığı "..." isimli mağazası bulunduğunu, bu mağazada müvekkilinin tescilli ürününün ''... ...’li ...'' ismiyle satışa sunulduğunu, davalı tarafından ... isimli mağazasının satış sayfasında kullanılan ürün resmi gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafından satılan ürünün ambalajında "..." ibaresi bulunduğunu, müvekkilinin içerisinde ... ürün bulunan ve ambalajında da "..." ibaresi yer alan herhangi bir ürünü olmadığını, davalının, müvekkil ...'ın tescilli ve onaylı ürününün ambalajı üzerinde oynama yaparak satışa sunduğunu, söz konusu ürünün ambalajının "..." ibaresi dışında kalan kısımları ...'ın tescilli markasının ambalajıyla tamamen aynı olduğunu, böyle bir durumda tüketicilerin müvekkili tarafından üretilmeyen ve aslında var olmayan ürünü satın aldığında karşılaşacağı olumsuz durumların sorumlusu olarak müvekkili göstereceğini, davalının ... isimli ... mağazasından #... sipariş numarası ile ... ürünü sipariş edildiğini, sipariş teslim edildiğinde, “... ...’li” ürününün gönderildiğini, davalının satışa sunduğu şekliyle birebir aynı bir ürününün mevcut olmaması gerçeği göz önünde bulundurulduğunda tüketicinin ürünü ...'nden satın almasının ardından satın alma sürecinin memnuniyetle sonuçlanması ve müvekkilin zarara uğramaması mümkün olmayacağını, bu durumun müvekkili tarafından ... yetkililerine 07.12.2020 tarihinde mail yoluyla bildirildiğini ve ayrıca davalı tarafından hukuka aykırı fiil ile gerçekleştirilen marka hakkına tecavüz suçuna ilişkin 23.12.2020 tarihinde ...'na tarafımızca şikayette bulunulduğunu, davalının iddialarının aksine müvekkilinin ... ürün kutuların yalnızca kakaolu ve portakallı ürünlerde olduğunu, dava konusu üründe olmadığını, mevcut ürünün orman meyveli olduğunu, bu ürünün yalnızca ... paketi olduğunu, ... paketinin bulunmadığını, davalının da ... satış görselinde ... orman meyveli ürün yer alırken, gönderilen ürünlerin kakaolu ya da portakallı olduğunu, yani davalının müvekkilinin ... kakaolu ya da portakallı ürünlerini satın aldığı ancak aslında mevcut olmayan orman meyveli ürün grubunda da ... paket görseli ile satış gerçekleştirdiğini iddia ederek, davalının elinde bulunan tecavüze konu ürünlere el konulmasına ve davalı firmanın tecavüze konu ürünleri ... başta olmak üzere online alışveriş sitelerinde satışının önlenmesi için tedbir kararı verilmesine, müvekkili ...'ın marka hakkına tecavüzün tespitine, tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, tecavüzün meni ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davalının tecavüz niteliği teşkil eden eylemleri nedeniyle müvekkil ...'ın tescilli markasının itibarsızlaşmasından doğan 15.000,00-TL itibar tazminatı, 100,00-TL maddi tazminat ve 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin davacı şirkete ait dava konusu ürünü satın aldığını, buna ilişkin müvekkiline kesilmiş fatura olduğunu, davacının iddialarının aksine davacı yanın ... paketli ürününün gerek kendi sosyal medya hesaplarında gerekse de ürünün satışı için anlaşmış olduğu diğer sitelerde görülebilir olduğunu, .... linklerinde bu ürünlerin görülebileceğini, davacının açtığı davanın kötü niyetli olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının sattığı ürünlerin tedarikçi firmasının davacı firma olup olmadığı satılan ürünler ve tanıtım şeklinin itibar kaybına ve tecavüze sebebiyet verip vermediği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA özetle:
- Davalı yanca internet üzerinden satışa konu edilen “...” şeklinde bir ürünün davacı envanterinde bulunduğu ve davacı ile davalı arasında bu ürüne yönelik bir ticari alışverişin mevcut olduğu yönünde bir belgeye dosya içerisinde rastlanılmadığı,
- Taraflarca sunulan fatura niteliğindeki belgelerden, taraflar arasında yapılan ticari alışverişin “... ” ürünü ile “...” ürününe yönelik olduğu, bu halde davalı yanın doğrudan davacı yandan ya da piyasadaki 3. bir diğer kişiden “...” şeklinde orijinal ambalajlı ürün satın aldığı yönünde bir kanaate varılamadığından, davalının “...” şeklindeki ambalaj içerisindeki ürün satışının, davacı yanın orijinal nitelikteki bir ürünü olarak değerlendirilemeyeceği, bu halde ambalaj üzerinde yapılan oynama sonrasında tüketiciye satılan ürünlerin, davacının tescilli marka hakkını ihlal eden bir kullanım olarak değerlendirilebileceği, zira satışa konu edilen ürün nedeniyle ortaya çıkabilecek olası zararların muhatabının davacı taraf marka olacağı, bu durumun da bir nevi ihlal olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen EK RAPORDA özetle:
- Kök rapordaki kanaatler ile TBK m. 50 kapsamında yapılan hesaplamaya dair görüşün esasen korunmakta olduğu,
- İşbu ek rapor kapsamında yapılan alternatif hesaplama yöntemine göre ise davacı yana, dava tarihine kadar iade işlemlerinin davacının iddiaları doğrultusunda yalnızca davalının ihlale konu eylemlerinin yarattığı imaj kaybından ötürü meydana geldiği hususunun Mahkemece kabul edilmesi halinde Davacı yanın SMK m. 151/2-a doğrultusundaki seçimlik hakkı uyarınca yapılan hesaplamada 43.134,85 TL tutarındaki bir kazançtan mahrum kaldığının kabul edileceği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
ISLAH DİLEKÇESİ:
Davacı vekili ıslah dilekçesiyle, fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak koşuluyla, ıslah talebinin KABULÜNE, davanın açıldığı tarihte fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımızı saklı tutarak talep edilen 100-TL'nin, 43.134,85-TL'ye arttırılarak, hesaplanan 43.134,85-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari (reeskont) avans faizi ile birlikte davalı taraftan TAHSİLİNE karar verilmesi talep edilmiştir.
GEREKÇE:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiilleri” içeren 29. maddesinin (a) bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.” marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmektedir.
SMK’nun “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı ile düzenlenen 7. maddesi ise aşağıdaki şekildedir:
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.”
6769 sayılı SMK'nın 29 maddesinde, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller belirtilmiş olup;
(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
6769 sayılı SMK'nın 149 ncu maddesine göre, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.,
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.,
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.,
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
6769 sayılı SMK’nın 151/2-a maddesinde; “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir'' hükmü amirdir.
Markaya tecavüz dolayısıyla uğranılan "manevi zarar" ise KHK'da başkaca bir hüküm bulunmadığından borçlar Kanunun 49. Maddesindeki şartlar dairesince tanzim edilir. Markaya tecavüz, çoğunlukla bir kişinin ticari itibarının zedelenmesine sebebiyet verir. Manevi tazimanata hükmedilebilmesi için failin kusuru gerekmekle birlikte, kusurun ağırlığı herhangi bir rol oynamaz.
Markaya tecavüz halinde kişilik değerlerinden biri olan ticari itibarda vukua gelen kayıpları karşılamak için manevi tazminat isteyebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Davacı Markaları
...
Nice Sınıfları :05. sınıf
Başvuru tarihi :19/12/2018
Tescil Tarihi :18/06/2019
...
Nice Sınıfları :05, 09, 10, 35. sınıf
Başvuru tarihi :01/08/2017
Tescil Tarihi :23/02/2018
Davalı Kullanımları
... ..
” ürün görseli
Dosya kapsamında yeralan bilirkişi raporları ve sair delillerden de anlaşıldığı üzere,
Davacı yan iddialarının temelinde, davalı yanın ... ...” şeklindeki ürün görseli ile gerçekleştirdiği satışa konu olan bu ambalajda orijinal bir ürünün mevcut olmadığı, anılan ürünün orijinal ambalajının ...’lü pakete yönelik olduğu, dolayısıyla davalı yanın ürün ambalajı üzerinde oynama yaptığı, davalı yanı davacı taraftan fatura karşılığında satın aldığı ürünlerin bu ambalajı içerir ürünler oldukları, nitekim ... adresinden tüketiciye satılan ürün yerine gönderilen ürünün de yine çikolatalı ürün ambalajını taşıyan ürün olduğu iddialarına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın temelinde davalı yanın davacı yana ait ... ve ... markalarını taşıyan ürünleri satışa konu edip etmediği veya satılan ürünlerin davacı tescilli markaları kapsamında yer alan ürünler ile benzer olup olmadığı hususunun bulunmadığı, davalı ürününün, davacı markalarını doğrudan taşıyan ve hatta davacı ambalajları ile birebir aynı nitelikte olan bir ürün olduğu, davacı tarafın ticari kayıtlarının incelenmesi neticesinde, gerek davacı gerekse de davalı tarafça da taraflar arasındaki ilişkiyi gösteri mahiyette dosyaya sunulan deliller ile örtüşür nitelikte iki adet fatura tespit edildiği, bunun dışında herhangi bir fatura tespiti yapılamadığı, ticari defterler üzerinden ürün satışının tespitinin ise mümkün olmadığı, davacı taraf kayıtlarından temin edilen bu faturaların dosya kapsamında da mevcut olup faturalarda davaya konu “...” markasını taşıyan pastil ürünlerinin “...’lü” ve “...” şeklinde faturalarda tanımlandığı, dolayısıyla mevcut faturalarda davalı yanın “...” şeklinde bir ürünü, davacı yandan temin ettiği yönünde bir kaydın taraf ticari kayıtlarında mevcut olmadığı gibi davalı yanın davaya konu olan ...” şeklinde bir ürünü herhangi bir 3. Satıcıdan temin ettiği yönünde de dosyaya kazandırdığı hiçbir delilin mevcut olmadığı; dolayısıyla her ne kadar davalı yan bu delillere dayanarak, dava konusu ürünleri davacı taraftan temin ettiğini ileri sürmüş ise de faturalarda davacının farklı bir ürünü olan “...” ürününün ... kutu ve “...’lü” ürününün alış faturasını sunduğu; dolayısıyla mevcut durumda her iki tarafın da esasen taraflar arasındaki ticari ilişkiyi göstermek açısından dayanak olarak sunduğu bu faturalarda “...” şeklinde bir ürünün alım – satım bilgisinin mevcut olmadığı, davalının ... sitesi üzerinden satışa konu ettiği görülen “...” şeklinde davacı yan envanterinde bir ürün gamı olduğu yönünde de herhangi bir bilgiye ulaşılamadığı, bu halde esasen var olduğu ve ticari faaliyetlere konu edildiği belgelerle ortaya konulamamış bir ürün gamında, davalının, davacı markası altında ... sitesi üzerinden satış faaliyetinde bulunması ve bu faaliyetindeki birebir kullanımda yalnızca kutu içerisindeki ürün adedini gösterir (...’lü – ...) kısımda yaptığı değişiklikle, davacının marka hakkını ihlal ettiği, davalı yanın satışa konu ettiği davaya konu olan ambalajdaki ürünü doğrudan davacı yandan ya da piyasadaki 3. bir kişiden temin ettiğini ispatlayamadığı, davacının dava tarihinden önceki dönem kesmiş olduğu faturaları üzerinden yapılan incelemede ''... ...’li ...'' ismiyle böyle bir ürün satışına rastlanmadığı, davalının cevap dilekçesinde sunduğu ve davacının ürünlerini gösterdiğini iddia ettiği internet sitelerinde satışa konu edilen ürünler arasında da orman meyveli ... bir ürünün de bulunmadığı, bu halde davalı tarafça satışa konu edilen görselin, davacı yanın tescilli markalarından doğan haklarını ihlal ettiği, davalının eylemli kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kabul edilmiştir.
İhlalin tespit, men ve refi taleblerinin kabulü nedeniyle vekalet ücreti takdirinde bulunulmuştur.
Maddi Tazminat
Marka hakkı sahibinin, markaya tecavüz sebebiyle uğradığı maddi zararın, fiili zarar ve yoksun kalınan kazancı kapsadığı SMK m.151/1’de açıkça düzenlenmiştir. Fiili zarar marka hakkı sahibinin malvarlığında meydana gelen net azalmadır. Fiili zarar hali aktiflerin azalması şeklinde olabileceği gibi pasiflerin artması şeklinde de meydana gelebilir. Fiili zarar hali dışında kalan yoksun kalınan karın hesaplanmasında marka hakkına sahip kişiye 3 farklı seçenek sunulmaktadır. Bu seçenekler, SMK m.151/2’de düzenlenmiş olup “a) Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, b) Marka hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç, c) Marka hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” seçenekleridir.
Davacı vekili seçenek hakkını SMK 152/2-a fıkrasına göre kullanmıştır.
Mahkememizce net bir hesaplama yapılamamış olması karşısında bilirkişi raporları ve dosya kapsamı itibariyle bilirkişi hesabına göre zarara hesabında dikkate alınan iade faturaların tamamının ihlal nedeniyle olamayacağı kabulü ile 43.134,88 TL'lik iade faturanın takdiren yüzde yetmişbeşine tekabül eden 32.351,13-TL maddi tazimatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine şeklinde karar vermek gerekmiştir.
Kabul ve red miktarına göre avukatlık ücreti takdirinde bulunulmuştur.
Manevi Tazminat
Bir tür haksız eylem niteliği taşıyan davalının haksız rekabet eylemi sonucu davacı marka sahibinin piyasada edindiği imaj ve güvenden oluşan manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar ile uzun süren çabalarla yaratılan marka imajının zedelenmesi nedeniyle davalının eyleminin MK ve TTK hükümlerine aykırı bir haksız eylem niteliğinde olması, davacının manevi ticaret varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar nedeniyle manevi tazminat talebinin yerinde olduğu kabul edilerek bir taraf için zenginleşme amacı ve diğer taraf içinde önemli bir zarar doğurmayacak şekilde 10.000,00 TL manevi tazminata hükmolunmuştur. Kabule göre vekalet ücreti takdirinde bulunulmuştur.
İtibar Tazminatı:
Davacının itibar tazminatı talebi de bulunmaktadır. Ticari itibar tazminatı SMK m.150/2’de düzenlenmiştir: “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir.” görüleceği üzere itibar tazminatı düzenlemesinde ne fiili zarar ne de yoksun kalınan kar söz konusudur. Öğretide itibar tazminatı hem maddi hem de manevi tazminat özelliği taşıdığı ve bu tazminat taleplerinin anında istenebilen bir tazminat türü olduğu belirtilmiştir. Somut olay açısından SMK 150/2. Maddesi kapsamında “hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi” şartını sağlar nitelikte dosya kapsamında örneğin taklit ürün vb. bir somut delil bulunmadığından “kötü şekilde kullanılması” veya “üretilmesi”, “bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi” yahut “uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi” tespit edilmediğinden talep ispatlanamamıştır. İtibar tazminatı talebinin sübut bulmaması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Reddedilen miktar üzerinden vekalet ücreti takdirinde bulunulmuştur.
Tedbir talebi bakımından esas karar ile birlikte karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre neticeten aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
A) TEDBİR TALEBİ BAKIMINDAN
Davalının elinde bulunan ... ...’li ibareli ürünlere el konulmasına ve davalı firmanın tecavüze konu ürünleri ... ve diğer online alışveriş sitelerinde satışının İHTİYATİ TEDBİR SURETİYLE ÖNLENMESİNE,
B)ESAS TALEPLER BAKIMINDAN
1-Davalının ... ...’li şeklindeki kullanımı ile Davacının marka hakkına tecavüzün TESPİTİNE, MENİNE VE REF'İNE,
2-Davalının tecavüz niteliği teşkil eden ... ...’li şeklindeki kullanımları nedeniyle
a-Maddi Tazminat talebin kısmen kabul kısmen reddiyle takdiren 32.351,13 TL maddi tazminat ve DAVA TARİHİNDEN İTİBAREN İŞLEYECEK REESKONT FAİZİ İLE BİRLİKTE DAVALIDAN TAHSİLİYLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
b-Manevi tazminat talebinin kabulüyle 10.000,00 TL manevi tazminatın DAVA TARİHİNDEN İTİBAREN İŞLEYECEK YASAL FAİZİ İLE DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
c-İtibar tazminatı talebinin SUBÜT BULMAMASI NEDENİYLE REDDİNE,
2-Harçlar Yasasına göre hesaplanan 2.893,00-TL karar harcından (peşin harç + ıslah harcı) olmak üzere alınan toplam 1.163,65-TL’nin mahsubu ile bakiye 1.729,35-TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Markaya tecavüz talebinin kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Manevi tazminat talebinin kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 10.000,00-TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Maddi tazminat talebinin kısmen reddi nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 10.783,72 -TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-İtibar Tazminatı Talebinin reddi nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00-TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 6.708,65-TL yargılama giderinin takdiren 3.354,325-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/09/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 496,65-TL
GİDER AVANSI :5.447,00-TL
ISLAH HARCI : 765,00-TL
TOPLAM :6.708,65-TL