T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/244
KARAR NO : 2024/345
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ... -..
DAVALI : 1- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 02/07/2013
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizden verilen 19/04/2016 tarih ve ... sayılı kararı ... Dairesi'nin 21/09/2023 tarih ve ... sayılı bozma ilamı gereğince dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi:
DAVA:
Davacı vekil dava dilekçesiyle; müvekkili adına ... markasının tescilli olduğunu, ... markasına ilişkin olarak Türkiye dışında 8 ayrı ülkede tescillerinin bulunduğunu, davalı şirketin 01. sınıfta kullanılmak üzere ...-... ibareli markanın tescili için yaptığı müracaatın ... tarafından kabul edildiğini, başvuruya yaptıkları itiraz üzerine davalı şirketin marka başvurusunun “gübreler ve topraklar” dışında kalan hizmetler için tesciline karar verildiğini, davalı şirket başvurusunun kısmen reddine ilişkin kararın yerinde olduğunu, ... kararının “gübreler ve topraklar” dışında kalan emtianın tescili yolundaki kararının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve emsal yargı kararlarına aykırı olduğunu, müvekkili adına tescilli ... esas unsurlu markaların her türlü gübre solüsyonları ile tarım ve bahçecilikte kullanılan verimi ve üretim miktarını arttırmaya yönelik kimyasal solüsyonlar emtiasında kullanılmakta olduğunu ve bu nevi ürünleri Türkiye pazarına ilk defa sunan firma olması nedeniyle sektördeki pek çok işletme ve tüketici tarafından bilinen bir kuruluş olması nedeniyle davalı adına işlem gören markanın müvekkilinin markalarının türevi gibi algılanacağını, müvekkilinin markaları ile dava konusu markanın benzer olduğunu, ihtilafın; davacı adına tescilli ... markasının emtia listesini oluşturan “gübreler, topraklar” malları ile ...'in davalı şirket adına tesciline karar verdiği emtiadan “tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” emtiasının benzer mal olup olmadığı olduğunu, müvekkili adına tescilli ... markasının emtia listesini oluşturan gübrelerin esas itibariyle sıvı gübre solüsyonları olduğunu, bilinen anlamda katı gübre olmadığını, dolayısıyla sıvı gübre solüsyonlarının tarım ve bahçecilikte kullanılan kimyasallardan olduğunu, aynı tüketici kitlesine hitap eden, aynı tür marketlerde satılan, aynı raflarda yer alan, birbirini tamamlayan, benzer ihtiyaçları gidermede kullanılan, dağıtım ve sunum kanalları ortak olan ürünlerin söz konusu olduğunu, açılan ceza davası ile ...’ın müvekkiline ait ... markasını kullanmasının 556 sayılı KHK’ya aykırı olduğu, bu sebeple ... firması yetkilisinin cezalandırılmasına karar verildiğini, davalı şirketin haklarında açtıkları davadan sonra ... – ... markasının tescili için başvuruda bulunmasının kötü niyetli olduğunu, ...’in usule ve yasaya aykırı kararının iptalinin gerektiğini, huzurdaki davanın açıldığı tarihte davalı şirketin noksan evrak ikmal süresi içinde bulunduğunu, davanın açılmasına sebep veren eylemin davalı şirketin eylemi olduğunu, ... ibaresinin kimyasal kısaltma olmadığını, marka olma niteliğini taşıyan bir ibare olduğunu iddia ederek davalı ...'in ... karar numaralı ... kararının davalı şirket markasının “gübreler ve topraklar” dışında kalan emtialar için tescilin devamına dair olan kısmının iptaline, davalı şirket markasının “tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” emtiası için tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle, ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, tescil işlemlerinin devamına karar verilen mal ve hizmetler yönünden markanın tescil edilmediğini bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, tescil edilmeyen bir markanın hükümsüzlüğünün talep edilmesinin mümkün olmadığını, marka tescil edilmediğinden ... kararının da bir hükmünün kalmadığını, bu nedenle husumet yokluğu, hukuki yarar yokluğu ve davanın konusuz olması nedeni ile reddi gerektiğini, ... ibaresinin ... formülünün kısaltılmış şekli olduğunu, ... ibaresinin .... ’ın kısaltması olarak tüm dünyada bilinip kullanıldığını, ticaret alanında kullanımı herkese açık olan bu ibarenin tek başına marka olarak tescil edilmesinin 556 sayılı KHK kapsamında mümkün olmadığını, ürün içeriğini belirtmek adına ... ibaresinin bu içerikli tüm ürünlerin ambalajı üzerine yazılmasının ve kullanılmasının aynı zamanda yasal zorunluluk olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını ve markaların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını, bir markanın birden fazla ülkede tescilli olmasının tanınmışlık anlamına gelmeyeceğini ve davacı markasının tanınmış marka kriterlerini taşımadığını, ... kararı ile itirazlarının kısmen kabul edilip benzer olmayan sınıflar yönünden başvurunun devamına karar verildiğini, tesciline karar verilen mal ve hizmetlerin davacının mal ve hizmetlerinden farklı olduğunu savunarak davanın hukuki yarar yokluğu ve konusuz olması nedeniyle reddine, ... kararının yerinde olması nedeniyle davanın ayrıca reddine, markaların benzer olmaması ve iltibas şartlarının oluşmaması nedeniyle davanın ayrıca reddine karar verilmesini istemiştir.
YARGILAMA:
Mahkememizce, 19/04/2016 tarih .... sayılı karar ile; ''... davalı şirket marka başvurusu ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacının itiraz aşamasında dayandığı tanınmışlık iddiasını ispat edemediği, dava konusu başvuruda davacı markasının ürün içeriğini gösterir şekilde kullanımının olması nedeniyle başvurunun kötü niyetli bir başvuru olmadığı yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın kötüniyetli bir başvuru olduğunu ispata yeterli olmadığı gibi davalı başvurusunun da davacı markasına benzer olmadığı ve davacı markasının davalı başvurusundaki kullanım şekli ve markada konumlandırılış şekli göz önünde bulundurulduğunda 556 sayılı KHK'nın 12 nci maddesi kapsamında kalan bir kullanım olduğu ve bunun da kötü niyetli başvuru olduğunu göstermediği ve kötüniyetin gerekçesi olarak gösterilen ... Mahkemesine açılan dava gerekçe gösterilmiş ise de ... E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulmuş olduğu ve raporda davalının ... ibaresini kullanımının 556 sayılı KHK'nın 12 nci maddesi kapsamında kullanım olduğu kullanımın kötü niyetten kaynaklanmadığı davalının ... ibaresini potasyum tiyosülfat için bir kısaltma olacak şekilde kullandığı, iyi niyetli bir kullanım olduğunun bilirkişilerce tespit edilmiş olduğu, bu nedenle taraflar arasında görülen bu davaya dayanılarak davalı başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunun söylenemeyeceği'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
... 'nin 21.09.2023 tarih, ... . Sayılı ilamıyla; ''... dava konusu ''...'' ibaresinin Latince kimyasal ürün isminin kısaltması olarak algılanmasına karşılık, tanımlayıcı işaret sayılması yönünde kesin bir görüş oluşmadığı, bununla birlikte, bu işaretin bir an için tanımlayıcı olduğu kabul edilmiş olsa bile, markanın başvuru tarihi olan 1999 ve tescil tarihi olan 2001 tarihinden bu yana kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı, tüketici gözünde ... ibaresinin piyasada bulunan gübre solüsyonları için marka haline geldiği, davalının her şeye rağmen ... ibaresini ürünün özü hakkında bilgi veren teknik bir ibare olarak kullanabilmesi olasılığı var ise de, bu kullanımın dava konusu edilen ölçekte ve biçimde olmayıp ancak, tüketicilere, alıcılara, ambalaj üzerinde markasal olmayan tarzda ve bilgi verici metin içinde gerçekleşebileceği, bu itibarla, davalının dava konusu edilen markasının “tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” emtiası yönünden davacı markası ile iltibas oluşturduğunun kabulü gerekirken mahkemece iltibas oluşmadığı'' gerekçesiyle ''davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş'' kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Davalı ... vekili; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiş ise de; ... 'nin 27.02.2024 tarih ... sayılı ilamıyla; ''Davalı ... vekili karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE karar verilerek dava mahkememizin ... E. Sırasına kaydedilmiştir.
... celp edilen işlem dosyasının tetkikinde; Davalı tarafından ... kod nolu ...-... ibaresinin 01 sınıfta yer alan “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar, işlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Gübreler ve topraklar. Yangın söndürücü maddeler. Ev ve kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar.” emtiaları yönünden tescil başvurusunda bulunulduğu, ... tarafından yapılan inceleme neticesinde başvurunun ...’nde yayınlanmasına karar verildiği, Dava konusu başvurunun yayınına davacı tarafından itiraz edildiği, ... ... tarafından yapılan inceleme sonucunda; “… söz konusu başvurunun, itiraza gerekçe olarak gösterilen marka ile aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ve ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle 556 sayılı KHK’nin 8’inci maddesi gereğince itiraz edilen başvurunun reddine karar verilmiştir.” şeklindeki karar tesis edildiği, verilen bu karara karşı başvuru sahibi tarafından itiraz edildiği, ... ... tarafından yapılan inceleme sonucu verilen ... ...'nın ... sayılı kararı ile; “ ... başvuru numaralı "...-..." ibareli başvurunun ... sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 556 s. KHK'nın 8 inci maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan incelenme sonucunda, başvuruda "..." ibaresinin esas unsurlardan biri olarak yer aldığı gibi "..." ibaresinin redde dayanak markada tek unsur olarak yer aldığı, söz konusu ortak ibare nedeniyle markaların 556 s. KHK'nın 8/1-(b) bendi anlamında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek ölçüde benzer oldukları kanaatine varılmıştır. Ayrıca başvuruya konu "Gübreler ve topraklar." malları ile aynı/aynı tür malların redde mesnet markanın tescil kapsamında bulunduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, belirtilen mallar bakımından markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmış, ancak başvuru kapsamındaki diğer mallar ile aynı/aynı tür mallar redde mesnet markanın kapsamında bulunmadığından ve markalar arasındaki benzerlik düzeyinin çok yüksek olmaması da göz önüne alındığında, "Gübreler ve topraklar." dışındaki mallar açısından markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. İlaveten başvuru sahibi tarafından ileri sürülen "..." ibaresinin Potasyum Tiyosülfat isimli kimyasalın kısaltması olduğu ve bu nedenle kimsenin tekeline verilemeyecek nitelikte bir ibare olduğu iddiası ise, başvurunun reddine gerekçe olan "..." ibareli markanın usulüne uygun bir şekilde tescil edilmiş ve yaklaşık 13 yıldır hüküm ifade eden, halen hükümsüz kılınmamış bir marka olması sebebiyle, "Gübreler ve topraklar." malları için markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracak bir husus olarak görülmemiştir. Sayılan nedenlerle "Gübreler ve topraklar." malları bakımından verilen karar yerinde görülmekle birlikte, başvurunun tümden reddi isabetli görülmemiş ve itirazın kısmen kabulü gerekmiştir.'' gerekçesiyle ''Başvuru sahibinin itirazının kısmen kabul edilerek başvurunun "Gübreler ve topraklar." malları HARİÇ 12/04/2011 tarihli ... yayınlanan mallar için tescil işlemlerinin devamına oybirliği ile karar verilmiştir.” şeklinde karar verildiği ve davacı tarafından iş bu davanın süresinde ikame edildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının başvurusunun konusu olan işaret ve mallar ile davacıya ait markalardaki ibare ve ürünlerin aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olup olmadığı ve bunun iltibasa yol açabilecek nitelikte bulunup bulunmadığı ... iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
556 sayılı KHK.’nın 8/1-b maddesinde; “Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş ….bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş …markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise,…halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş……marka ile ilişkili olduğunu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilmez” ifadelerine yer verilmiştir.
Madde metninde benzerlik, iltibas ve iltibas tehlikesi kavramları açıklanmamıştır. Ancak iltibas olgusu kaynak AB ülkelerindeki marka mevzuatları arasındaki uyumun sağlanmasıyla ilgili ... nolu direktifle uyumlu olarak iltibas tehlikesini de içine alacak derecede genişletilmiştir.
Uygulamada ve doktrinde benzerlik, iltibas ve iltibas tehlikesinin belirlenmesinde bazı kriterlerden hareket edilmesi önerilmektedir. Bunlardan birincisi görsel, biçimsel, anlamsal ve sesçil benzerlik, ikincisi tescili istenilen işaret ile buna engel olduğu düşünülen marka veya işaretin bütünsel anlamda potansiyel tüketiciler üzerinde bıraktığı genel intiba, üçüncüsü tescili istenilen işaretin bir diğer marka veya işareti andırıp andırmadığı, dördüncüsü markanın kullanılacağı ürün veya hizmetin ekonomik değeri ile bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyi, nihayet beşincisi alıcı grubunun markanın kullanılacağı ürün veya hizmetleri aldıkları sırada gösterecekleri muhtemel dikkat, ihtimam ve özenin derecesidir. Esasen tüm bu unsurların belli bir olayda hep birlikte ve aynı anda mevcut olması da şart de-ğildir. Bunlardan biri veya bir kaçının bulunması hallerinde, somut olayın özelliklerine göre markalar arasında KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında bir iltibas veya iltibas tehlikesine neden olabilecek bir benzerlikten bahsetmek mümkün olabilecektir.
İlke olarak benzerlikte, markaların tüketici üzerinde bıraktığı genel izlenim veya akılda kalan kaba görünüm dikkate alınmalıdır. Zira tüketici karşılaştırılan markaları genellikle yan yana koyarak inceleme imkanına sahip olamaz. Karşılaştırmada esas itibariyle markaların ayırt edici yada baskın (asıl) unsurları göz önüne alınmalıdır. Markaların ayırt edicilik sağlamayan yada herkesin kullanımına açık tali unsurları değerlendirme dışı bırakılır.
Benzerini kullanma yoluyla iltibasın varlığından söz edebilmek ve bunu bir nispi red nedeni ve hükümsüzlük sebebi olarak telakki edebilmek için, başkasının hak sahibi olduğu bir markanın benzerinin kullanılması unsurunun yanında bu benzerliğin alıcıların markaları karıştırmalarına neden olacak surette olması da aranmaktadır.
Markaların esas unsur itibariyle ayırt edilebilir olması bütünsel benzerlik şartının en önemli gereğidir, bir markanın esas unsuru şekil, sözcük yahut resimden oluşuyorsa ayırt edicilik özellikle bu unsurda bulunmalıdır. markanın sözcük resim veya şekillerin kombinasyonundan oluşması halinde sadece sözcük şekil veya resme bakılarak karar verilemez markanın toplu olarak bıraktığı intibaya bakılarak karar verilir.
Markalar şekil, sözcük v.b. açıdan farklı unsurlardan oluşuyor olsalar bile markaların bir birini çağrıştırması halinde markalar arasında benzerlik olduğu kabul edilir.
Sözcük markalarında ayırt edicilik bir hece veya harfle basit bir fark oluşturularak sağlanamaz, önemli olan markaların özellikle kulak veya gözde bıraktıkları tesirler bakımından ayırt edici nitelikte olmalarıdır. Ancak Kulakta kalan iz, gözde kalan ize nazaran daha ön plandadır.
Marka yazılışlarının benzer olması kulakta kalan iz bakımından karıştırılabilirliği arttıran bir faktördür.
Sözcük markalarında sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayinininde önemlidir.
Sözcüklerin hece sayıları ve son ekleri markaların birbirinden yeteri kadar ayrılıp ayrılmadıklarının incelenmesinde bilhassa göz önünde tutulur.
Sözcüklerin ilk eklerinin farklı olmasına rağmen orta ve son ekler yeterli vurgu yapmıyorsa karıştırma oranı yüksektir,
İltibas ihtimali; bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin) gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi bu yönde çağrışımlar yapmasıdır,
Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka bir mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil alıcıların mal ve hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen bunların kaynağının aynı işletme olduğunu veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğunu inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır.
Karıştırma ihtimali ve benzerliklerin tayini markaları aynı anda görebilen ve farklarını seçebilmek için yeterli zamana sahip olabilen müşteriler bakımından değil markaları aynı anda gözönünde bulundurmayan fakat aradığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan alıcılar bakımından yapılmalıdır.
Karıştırma ihtimali gerçekleşebilir nitelikte olmalı sadece şüpheye dayanmamalıdır.
Olayın özelliklerine göre, yapılan karşılaştırmada, işitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir yada birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Şekil markalarında doğal olarak görsel benzerlik önem taşır. Şekil ve sözcük bileşimi ile oluşturulan markalar da ise, ‘söz görünümden daha yüksek sesle konuşur’ ilkesi gereği genellikle sözcük baskın ve ayırt edici un-surdur.(...) Marka kapsamındaki mal veya hiz-metin türü de bu konuda ağırlık kazanabilir. Buna göre giyim ürünlerinde görünüm, lokanta hizmetlerinde işitsel benzerlik daha önemli role sahiptir. Yine özellikle, sözcüğün önceki markadan kısmen veya önemli bir bölümü itibariyle alınması yada değiştirilmesi suretiyle kullanılması durumlarında, sadece işitsel benzerlik karıştırılma ihtimalini için yeterli olabilir. Sözcük markalarında vurgunun hangi hece yada birden fazla sözcük olması halinde hangi sözcükte olduğu değerlendirilmelidir. Bu husus sözcüğün hangi dilde olduğuna göre de deği-şebilir. Görsel işitsel ve kavramsal benzerlik karşılaştırmasında özellikle önceki markanın tercih edilmesinin arkasında yatan fikrin gözden uzak tutulmamasında yarar vardır. Aynı düşünce başvuruya konu markanın seçilmesinde de etkili ise, bu durum vurgunun yada baskın unsurun görsel veya işitsel öğelerden birinde hatta bir sözcüğün tek bir hece veya harf gurubunda ortaya çıkmasını sağlayabilir.
... karıştırılma ihtimalinin tespitinde mal veya hizmetin hitap ettiği orta seviyedeki tüketicinin dikkatini esas almaktadır. ... ’nin 13.11.2003 tarih ve ... . sayılı kararında halk tarafından karıştırılma ihtimalinden anlaşılması gerekenin ne olduğunu şöyle açıklamıştır: “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil tüketici olan halkın olduğu göz önünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”
Yine karıştırma ihtimalinde ilgili mal veya hizmetin benzerliği üzerinde de durulmak gerekir. Mal veya hizmetin benzerliğinde, ortalama alıcı kitlesi, son kullanıcıları, malın alımına ayrılan zaman, satışa sunulma kanalları ve biçimi, birinin diğerini ikame etmesi gibi faktörler etkili olur. Karıştırma ihtimali kavramına çağrıştırma (bağlantı kurma) suretiyle karıştırma da dahildir. Bir başka deyişle tüketicinin, marka ve malların benzerliği nedeniyle her iki malın kaynağının aynı firma olduğu düşüncesi ile biri yerine diğerini tercih etme riski mevcut ise karıştırma ihtimali vardır.
Bu nedenle işin uzmanları yahut çok dikkatli kişilerden oluşmayan, yargılama konusu ürünler hakkında normal olarak bilgi sahibi olabilecek, yeteri kadar dikkatli ve tedbirli, marka ve işareti aynı anda göz önünde bulunduramayan, bunları seyrek olarak karşılaştırma imkânına sahip bulunan ve aradığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan, bu şekilde daha önce gördüğü, yararlandığı, satın aldığı ve denediği bir malın yahut hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine dayanarak hatırlayabildiği kadarıyla hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal ve hizmetlere ilişkin alışverişlerinde de aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü satın almak yahut hizmetten yararlanmak isteyen, bu bağlamda genel olarak ürünün/hizmetin önemine göre çok fazla düşünmeden hareket ederken, tanıdığı, beğendiği ve bilinirliği ile güvenilirliği kanıtlanmış bir markayı seçerek, fazla zaman ayıramamaktan doğan bir takım olumsuzluklardan da kurtulmuş olduğunu ve markanın sağladığı garanti fonksiyonunun kolaylığından yararlandığını düşünen malların/hizmetin alıcısı/yararlanıcısı konumundaki ortalama tüketici kitlesinden büyük bir kısmının, malların/hizmetin ekonomik önemine göre ayırabileceği alım/yararlanım süresi içerisinde, davacı markalarını taşıyan emtiaları satın almak yahut hizmetten yararlanmak isterken, davalının işaretini taşıyan emtiaları satın alma yahut hizmetten yararlanma olasılığı doğabilir.
Tüm dosya kapsamına göre:
Dava konusu ... kod nolu ...-... ibareli markanın 01. sınfta yer alan “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Gübreler ve topraklar. Yangın söndürücü maddeler. Ev ve kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar.” ürün ve hizmetler yönünden tescil başvurusunda bulunulduğu, davacıya ait itiraza mesnet ... kod nolu ... ibareli markanın 01. sınıfta yer alan “Potasyum tiyosülfat içeren gübre solusyonları” ürün ve hizmetleri yönünden tescilli olduğu, dava konusu 01. sınıftaki mallar (Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Gübreler ve topraklar. Yangın söndürücü maddeler. Ev ve kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar.) ile ilgili tüketici kitlesi kapsamında ziraat mühendisleri, tarım ve bahçecilik ile ilgilenen profesyoneller, çiftçiler, herhangi bir yaşam alanında hobi olarak bitki yetiştirenlerin olabileceği, belirtilen bu topluluk kapsamında eğitim ve dikkat seviyesi bakımından oldukça geniş bir yelpaze olması nedeniyle tüketici kitlesinin uzmanlar ya da konuya ilgileri nedeniyle dikkat düzeyi yüksek olan kişilerden oluştuğunu söylemenin mümkün olmayacağı, bu nedenle dava konusu başvuru kapsamında yer alan malların ortalama seviyedeki tüketiciye hitap ettiği anlaşılmaktadır.
....'nin 21.09.2023 tarih, ... Sayılı ilamında da zikredildiği üzere; dava konusu ''...'' ibaresinin Latince kimyasal ürün isminin kısaltması olarak algılanmasına karşılık, tanımlayıcı işaret sayılması yönünde kesin bir görüş oluşmadığı, bununla birlikte, bu işaretin bir an için tanımlayıcı olduğu kabul edilmiş olsa bile, markanın başvuru tarihi olan 1999 ve tescil tarihi olan 2001 tarihinden bu yana kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı, tüketici gözünde ... ibaresinin piyasada bulunan gübre solüsyonları için marka haline geldiği, davalının her şeye rağmen ... ibaresini ürünün özü hakkında bilgi veren teknik bir ibare olarak kullanabilmesi olasılığı var ise de, bu kullanımın dava konusu edilen ölçekte ve biçimde olmayıp ancak, tüketicilere, alıcılara, ambalaj üzerinde markasal olmayan tarzda ve bilgi verici metin içinde gerçekleşebileceği, bu itibarla, davalının dava konusu edilen markasının “tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” emtiası yönünden davacı markası ile iltibas oluşturduğu, bu durumda ... ... sayılı ... kararının "tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar" emtiası yönünden iptaline, hükümsüzlük talep edilen markanın tescil edilmemiş olması nedeniyle bu yöndeki talep yönünden karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-... ... sayılı ... kararının "tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar" emtiası yönünden iptaline,
Hükümsüzlük talep edilen marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi bakımından karar verilmesine yer olmadığına,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 5.762,60-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içinde ... da temyiz yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/07/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
DAVACI/MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 52,35-TL
İstinaf K. Yoluna Başvurma Harcı : 148,60-TL
İstinaf Karar Harcı : 54,40-TL
Temyiz Yoluna Başvurma Harcı : 397,80-TL
Temyiz Karar Harcı : 80,70-TL
Gider Avansı :5.028,75-TL
TOPLAM :5.762,60-TL