T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/475 Esas - 2024/338
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/475
KARAR NO : 2024/338
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI :...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1-...
...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 08/12/2022
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı tarafın ... başvuru numaralı markasının incelemesi ile bu markanın müvekkili şirket markasının esaslı unsurlarının tamamını ihtiva edecek şekilde, müvekkili markası ile okunuşları ve görüntüsü aynı kalmakla birlikte renk ayrımı bakımından Türkçe ya da İngilizce “'...-...”' okunuşu ile müvekkili şirkete ait yeni bir marka izleniminin verilmiş olduğunu, “...” markasının tüketiciler nezdinde müvekkili şirketin markası olduğu izlenimi edinileceğinin kaçınılmaz olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin tanınmışlığından, şöhretinden, yaygın pazarlama dağıtım ağı ile reklam ve tanıtımlarından yararlanacağını, tercih sebebi haline geleceğini, aynı zamanda “...” markası ile kötü verilecek hizmetler ile kötü üretilebilecek ürünler nedeni ile de müvekkilinin marka ve işletmesinin zarara uğrayacağını, marka değerinin düşebileceğini, müvekkiline ait “...”, “... ...”, “... ” markaları ile davalıya ait “...” marka başvurusunun ya da bu markaları ihtiva eden ürünlerin yan yana getirilmesi durumunda davalı taraf markasının müvekkilin markası olduğu ya da marka tescillerinin devamı olduğunu, seri marka olduğu imajının elde edileceğini, davaya konu iki markanın da benzer sınıflar bakımından tescilli olduğunu ifade ederek, ... kararının iptaline, ... başvuru numarası ile kayıtlı olan markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesiyle; davacı markaları ile müvekkiline ait markanın birbirinden tamamen farklı markalar olduğunu, müvekkiline ait markanın müvekkili tarafından üretilmiş ve özgün içeriğe sahip bir marka olduğunu, müvekkili markası bir bütün olarak kullanılmakta ve ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, davacıya ait markaların ise cins kelimelerin yan yana getirilmesi ile oluşturulmuş; hiçbir ayırt ediciliği bulunmayan markalar olduğunu, müvekkiline ait marka davacı markalarından birçok yönüyle farklı olup esas ve ayırt edici unsuru “...” ibaresi olmayıp markanın tamamı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde her iki marka ilk bakışta ayırt edilebilecek nitelikte olduğunu, müvekkiline ait marka ile davacıya ait markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin tamamen farklı olduğunu, İtiraz edene ait markanın herkese açık bir marka olduğunu, “...” ibaresinin “sana teşekkür ederim” anlamını taşıdığını, yani tamamen herkesin kullanımına açık ve cins ibarelerden oluştuğunu, “....” ve “....(...)” ibareleri yan yana getirilerek hiçbir ayırt edicilik vasfı olmayan bir markanın meydana getirilmiş olduğunu, Müvekkiline ait marka başvurusunun 03 / 05 / 08 / 35 nice sınıfındaki mal ve hizmetler bakımından yapılmış olduğunu, oysa itiraz edenin, itiraz gerekçesi olarak gösterdiği markaların 08. sınıfı bakımından tescilli olmadığını, davacının markalarını hangi coğrafi bölgede kullandığını sayın mahkemeye sunmasının gerektiğini, davacı dava dilekçesi kapsamında iltibas ve karıştırılma ihtimalinden bahsetmiş olsa da; markaları altında hangi sektörde, hangi ürün ve/veya hizmet gruplarında, nerede hizmet sağladığını sunmamış olduğunu, davalı müvekkilinin, davacı markalarının tescilinden önceki tarihlerde markasını kullandığını, davalı müvekkilinin SMK madde 6/3 kapsamında; “...” ibaresinin ve markasının önceye dayalı kullanımından kaynaklı üstün hakkının bulunduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şirket tarafından 22.09.2021 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli marka için 03 / 05 / 08 / 35 / sınıflarda marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 13.12.2021 tarihli ve 386 sayılı ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket ve dava dışı bir şirket tarafından itiraz edilmiş, itirazlar ... tarafından reddedilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu ret kararına ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ... tarafından ... sayılı kararı ile; ''... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..., sayılı "...", "... ...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. … Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.'' gerekçesiyle, '' İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA ve EKRAPORDA özetle:
1. Dava konusu markaların kapsamındaki “03. Sınıf: Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks. 05. Sınıf: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. 08. Sınıf: Değerli madenlerden olanlar dahil çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, doğrama, soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri. Kesici ve dürtücü silahlar. Güzellik amaçlı ve kişisel bakım için kullanılan bu sınıfa dahil aletler: tıraş, epilasyon, manikür, pedikür aletleri, saç düzleştirme ve kıvırma amaçlı el aletleri, makaslar. Makine, cihaz ve taşıt onarımı, inşaat, ziraat, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili elle çalışan (elektrikli olmayan ve motorsuz) aletler.” malları/hizmetlerinin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/ilişkili olarak yer aldığı,
2. Dava konusu marka ile davacının redde gerekçe markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunmadığı,
3. Dava konusu markalar ile davacının redde gerekçe markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
4. Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
5. ... ...’nın ... sayılı kararının yerinde olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markası
.... ....
(03, 05, 08, 35. sınıf) ...
...
(03, 05, 35. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu ... sayılı ve “...” ibareli markanın kapsamındaki malları/hizmetleri ile davacıya ait redde mesnet markaların kapsamındaki mallar/hizmetler, ayrıca aynı/aynı tür mallar bulunduğu, dava konusu markanın kapsamındaki 03. ve 05. sınıflardaki malların tamamının davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı; dava konusu markanın kapsamındaki 03., 05. ve 08. sınıflardaki malların tamamının davacının redde gerekçe ... sayılı markasının kapsamında ilişkili olarak yer aldığı (dava konusu markanın kapsamında yer alan 03., 05. ve 08. sınıflardaki malların davacının redde gerekçe ... sayılı markasının kapsamındaki 35. sınıfta yer alan 03., 05. ve 08. sınıflardaki malların satış hizmetleri ile ilişkili olduğu (...) 03. ve 08. Sınıf emtiaların birbirinden çok bağımsız mallardan oluşması ve hitap ettiği tüketici grubunun eğitim, yaş, uzmanlık bakımından çeşitlilik göstermesi, hemen her kesimden tüketiciler olabileceği, bir kısmının alım öncesinde araştırma ve karşılaştırma yapma ihtiyacı duyulan bir kısmının ise anlık kararlarla alınabilen türden mallar olması, parasal değerlerinin farklılık göstermesi diğer bir ifadeyle ilgili emtiaların tüketici kitlesi, parasal değeri gibi benzeri unsurların geniş bir yelpazede olması nedeniyle ilgili tüketici kitlesinin göstereceği dikkat düzeyinin düşük, orta ve yüksek olabileceği, 05. Sınıftaki emtiaların ise tıbbi içerikli gıda ürünleri olduğu, bu ürünlerin ilgili tüketicilerinin ve/veya alıcılarının çoğu zaman yetişkin kimselerden veya ebeveynlerden oluşacağı, bu kişilerin doğrudan kendi bedenleri, çocuklarının bedenleri veya besledikleri evcil hayvanlarının bedenleri için kullanacakları bu gıda ürünlerini alelade bir şekilde değil mutlak bir ön araştırma ya da profesyonel bir satış danışmanının yönlendirmeleri sonucunda satın alacağı, bu satın alım esnasında tercihlerinde dikkat düzeyi görece yüksek bir şekilde ve bilinçli bir şekilde hareket edecek oldukları; dolayısıyla taraf markalarında benzer olarak kabul edilen emtialar yönünden ilgili tüketicilerin hem düşük düzeyde bilgiye, dikkate ve özene sahip sıradan tüketicilerden hem de dikkat, özen bilgi düzeyi daha yüksek olan bilinçli tüketicilerden oluştuğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; davalının dava konusu “...” ibareli markasının, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, kalın, standart harflerle “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markası olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının redde gerekçe markaları, büyük harflerle “...” ibaresini münhasıran veya bu ibare ile birlikte ayırt edici niteliğe haiz olmayan “...”, “...” ibarelerinin yer aldığı, “O” harfinin figüratif bir unsur gibi tasarlandığı karma markalar olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, her ne kadar dava konusu marka ile davacının markaları “...” ibaresini ortak olarak içerseler de, dava konusu markanın tüketici tarafından bütüncül olarak “...” şeklinde algılanacağı, markanın başında ve sonunda yer alan “...” ve “...” ibarelerinin dava konusu markayı işitsel, görsel ve kavramsal olarak farklılaştırdığı, dava konusu marka “...” şeklinde hecelenirken davacı markalarının “...” şeklinde hecelendiği, ayrıca dava konusu marka standart, kalın harflerle yazılırken davacı markalarının büyük harflerle ve “O” harfinin figüratif bir unsur gibi tasarlanması nedeniyle markaların tertip tarzlarının da farklı olduğu, dolayısıyla bu durumun markalar arasındaki görsel farklılığı arttırdığı, markaların hecelenmesinin (“...” – “...”) farklı olması nedeniyle işitsel farklılığı belirgin kıldığı, somut uyuşmazlıkta bu farklılıkların görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan ilgili tüketicileri/alıcıları nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacının redde mesnet markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının ''...'' markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, her ne kadar bir kısım mallar bakımından (03, 05, 08. Sınıf) taraf markaları benzer bulunmuş ise de, markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer görülmediğinden SMK 6/1 maddesinde sayılan çifte benzerlik şartının somut olayda oluşmadığı anlaşıldığından taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı,
İltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/07/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır