T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/428 Esas - 2024/344
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/428
KARAR NO : 2024/344
HAKİM : ...
KATİP : ....
DAVACI : ....
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ..
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/11/2022
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; bugün Türkiye’nin lider ... ve kuru bakliyat üreticisi olduğunu, tesislerinde geleneksel ... lezzetini oluşturan ..., tecrübeli çok sayıdaki personeli, günlük 200 ton ... kapasitesi ve Türkiye ve Avrupa’da yaygın dağıtım sistemi ile müşterilere en iyi hizmeti sunduğunu, ... bugün, Türkiye’ nin ihracat yapan en büyük işletmelerinden biri ve yaygın üretimi ile ... markası altında bilindiğini, 2012 yılında hazırladığı “Tarihinden Tarifine ...” kitabı ile de dünyada yapılan ... yemeklerini ve bulgurun öyküsünü anlatan davacının, bugün 50% bilinirlik sahibi ve perakende pazar payı 30% olan bir marka olduğunu, davacının ... üzerinde pek çok çalışma yapmakta ve özellikle kendi geliştirdiği ve markalaştırdığı ürünleri ile ülkemizde olduğu kadar yurt dışında da geleneksel tadımız bulgurun tanınmasına ve tüketilmesine katkı sağladığını, pek çok yargı kararı ile de tanınmış olduğu belirlenen ... markaları yanında, ülkemiz için önemli bir besin kaynağı olan ve çok tercih edilen gıda ürünlerinden olan ... emtiası için yarattığı “...” markasının da tanıtımı için yatırımlar gerçekleştirdiğini, kendi özel bir üretim yöntemi ile piyasaya sürdüğünü ve kendi özgün anlatımı ve yaratımı ile “...’”markası adını verdiği bu markalı özel ürünü, tüketicilerce özellikle beğenilmekte, tercih edilmekte olduğunu, davacının ... sayılı ilgili tebliğin 05, 29 ve 30. sınıflarında tescilli “...” markasının sahibi olduğunu, “...” markası ... sayı ile uluslararası alanda da 2013 yılından bu yana tescilli olduğunu, markanın müvekkil ihracatının önemli bir payını sağladığını, tamamen kendi özel üretim yöntemi ile ürettiği bir tür ürününe, fantezi ve özgün bir marka buluşu ile ... markası adını verdiğini, ... markasının, ... ya da benzeri herhangi bir ürün için tür adı olma, vasıf belirtme ürün adı olarak bilinme gibi bir anlamı olmadığını, davacının bu ismi kendisinin yarattığını ve uzun süredir aktif bir şekilde kullandığını, başbaşının bir tür ... olmadığını, ... markasını verdiği tür bulgurunun Türk gıda kodeksine göre cins adının ‘tane ...’ olduğunu, tamamen fantezi bir marka olarak davacının kullanımı ile kulaklarımıza aşina ettiği reklam müzikleri sayesinde akıllarımıza kazındığını, ... toplam bilinirliği 74,8% iken ... 33,4% olduğunu, markasal olarak kullanan hem de bu ibare sanki bir ürün çeşidi imiş gibi algı yaratarak, markanın sulanmasına sebep olan haksız kullanımların tespit edildiğini, ... sayılı “... ...” ,... sayılı “...”, ... sayılı “... ...”, ... sayılı “... ...” marka başvurularının ilanına yapılan itirazların kabul edildiğini, markaların dava dışı kurum ... tarafından iptal olduğunu, taraflar arasında ... E Sayılı dosyası ile ihlal davası görülmeye başlandığını, ... markasının özgün ve ayırt edici olduğu sahibinin hususiyetini taşıdığı ve huzurdaki davanın da konusu genel tabiri ile ... emtiası üzerinde kullanımlarının olduğu tespit edildiğini, davanın istinaf aşamasında olduğunu, davacının ilk marka başvurularını 2006 yılında gerçekleştirdiği “...” markasının ve bu markayı tanımlayan özel bir üretim tekniğinden geçmiş bulgurun ilk üreticisi, yaratıcısı olduğunu bu tekniği geliştirenlerin kendileri olduğunu bu neden ile bu isim yaratılarak verildiğini ileri sürerek, davalının ... sayılı tescilli markasının 30. Sınıfa giren “ ... ...” emtiaları yönünden hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs davanın esasına cevap dilekçesinde özetle; ... ürünlerinin ambalajında ... ibaresini kullanması davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığını ve haksız rekabete neden olmadığını, zira; davalının "..." ibaresinin kullanımı, markasal nitelikte olmayıp, tanımlayıcı olduğunu, ürettiği ... ürünlerini ... ... markasıyla satışa sunduğunu, 1983 yılında gıda maddeleri alım, satım ve üretimi yapmak için ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti unvanıyla .... 'da kurulduğunu, 1985 yılından itibaren bakliyat, pirinç, un ve toz şeker gibi ürünleri paketleyerek, kendi firma ismi ile piyasaya sunmaya başladığını, 37 yıldır gıda sektöründe yer alan, gıda maddeleri üretim, satış, ithalat ve ihracatını yapan, özellikle... bilinilirliği yüksek, altmıştan fazla kendi adına tescilli markası bulunan bir firma olduğunu, bakliyat çeşitleri (nohut, fasülye, mercimek), pirinç, un, şeker, çay gibi gıda maddelerini kendisinin ürettiğini; paketleyip satışa sunduğunu, çatı markasının "... ..." olup, 40 yılı aşkın süredir adına tescilli bu ibareleri içeren markalarla piyasada varlığını sürdürdüğünü, ... ibaresinin bir ... türü olduğunu, ... ibaresi ayrı ya da bitişik yazılabilen bir kelime olmakla birlikte; '..., buğday vb. ürünlerin kalburlandığında kalburun üstünde kalan kısmı anlamına geldiğini, ''...'' ibaresini, ürettiği bulgurda cins bildirmek amacıyla kullandığını, davalının ürettiği diğer ... vb. ürünlerin paketlemelerinde de görüleceği üzere; ''çiğ köftelik ...'', ''pilavlık ...'' gibi ürünleri tanımlayıcı, tür bildirir bu ifadeleri kullandığını, davacı tarafın; ortalama alıcı kitlesi tarafından bilinilirliği yüksek, paketlemelerde kullanılan ve reklamı yapılan asıl markasının ... olduğunu, ''...'' ibaresini ise davacı tarafın ... markasıyla ürettiği bulgurun ambalajlı paketlemelerinde tür bildirir şekilde kullandığını, marka niteliğinde kullanmadığını, ... sayılı "... ..." ibareli davalı adına tescilli markanın ana unsuru da yine "..." ve "..." ibareleri olduğunu "..." kelimesi bu marka içerisinde de nitelik bildirir şekilde kullanıldığını, bu kullanımı gören ve duyan ortalama alıcı kitlesinin tamamının ürünlerin ambalajında ... ibaresini gördüğünde ve duyduğunda derhal ve hiç düşünmeden anılan bu ibarenin tanımlayıcı veya vasıf bildirici olduğunu anlayabilecek durumda olduğunu, neredeyse herkesin yemek tariflerini sosyal platformlar ve arama motorları üzerinden araştırdığı ve gastronomi eğitimi almış birçok kişinin bu sosyal platformlarda yemek tariflerini paylaştığı göz önünde bulundurularak ''... ... pilavı'' şeklinde birçok tarif bulunmakta ve bu tariflerin içeriğinde de ''...'' ibaresi yemeklerde cins bildirir şekilde kullanılmakta olduğunu, davacının vasıf bildirici işaretler marka olarak tescil edildiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
1) Karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu,
2) Davalının markasının kapsamına giren ve dava konusu edilen 30. Sınıftaki “... ...” mallar yönünden somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği,
3) Dava konusu edilen hizmetlerin hitap ettiği alıcı kesiminin, bilgi/bilinç/ dikkat/özen/algı seviyelerinin yüksek olmadığı,
4) Bu sebeplerden dolayı, karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen “1.madde” de yer alan mallar yönünden, karıştırılma ihtimalinden doğan (kısmi) hükümsüzlük nedeninin bulunduğu,
5) Davacının “önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği” iddiasının ispat edilemediğinden davalının markasının hükmüne bir etkisinin olamayacağı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen EK RAPORDA özetle:
- Türkiye'de üretimi yapılan farklı tür, sınıf ve çeşit buğdaylarda, farklı tür ve çeşit'te ... yapılabilmektedir.
-... yapımında en fazla kullanılan buğday türü makarnalık ve sert buğday sınıfında yer alan buğday çeşitleridir.
-Bu buğday çeşitlerinde farklı özellikte ve çeşitte ... çeşidi elde edilebilmektedir, Aynı buğday çeşidinde elde edilen ... ürünü işleme tekniğinden meydana gelecek farklılıklardan dolayı, farklı ... ürünü elde edilebileceği,
takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
6769 sayılı Kanunun 25. Maddesine göre;
“(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.
(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.
(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.
(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.
(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Hükümsüzlüğü Talep Olunan
Davalı Markası Davacı Markası
... ...
(29 ve 30. sınıf) (29, 30. sınıf)
Başvuru Tarihi :22.05.2020 Başvuru Tarihi:31.05.2006
Tescil Tarihi :21.08.2021 Tescil Tarihi :25.04.2007
Eldeki dava, davalı adına ... numara ile tescilli "..." ibareli markanın tescil kapsamında yer alan 30. Sınıf “ ... ...” emtiaları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebine ilişkindir.
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davacının önceki tarihli markası kapsamında bulunan 30. sınıf: “... ...” mallarının davalının sonraki tarihli markasının tescil kapsamında yer aldığı, bu nedenle somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Hükümsüzlüğü talep edilen davalının markasının incelenmesinde; markanın herhangi bir şekil unsuru içermeyen ... ibareli kelime markası olduğu, söz konusu marka “... ” ibarelerinin, aynı puntolarla, düz yazım karakterindeki siyah renkli baş harfleri büyük diğerleri küçük olacak biçimde yazıldığı, bütünleşik bir kelime öbeği olarak algılandığı anlaşılmaktadır.
Davacının mesnet markasının incelenmesinde; davacının markasının, bir şekil unsuru ihtiva etmeyen sadece kelime markası olup, eşit büyüklükte aynı sırada siyah kalın punto, standart ve büyük harflerle yazılmış iki kelimeden oluşan “... ...” ibaresinden oluştuğu, markada yer alan “...” ibaresi, Türkçe ’de “Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday, sert ve ufak taneler durumunda yağan kar; ebebulguru.” anlamlarına gelen bir bakliyat çeşidi olduğu, söz konusu mallar bakımından ayırt edicilikten yoksun olduğu, bu nedenle davacının markasında, asıl unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, davalının dava konusu markasının başında "...'' ibaresi yer alsa da bu ibare aslında kaynak gösterme özelliğine sahip olması nedeniyle markada "..." ibaresinin özgün olması ve bu ibarenin her iki markada da ortak olması nedeniyle tüketiciler nezdinde markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlikten söz edileceği, davaya konu olan markadaki “...” ibaresinin ... yer almadığından bu ibarenin tescil edilen mallar bakımından doğrudan tanımlayıcı ya da jenerik bir kavram olduğundan bahsedilmesinin ise mümkün olmadığı, bu anlamda ... ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu anlamda markanın başındaki “...” ibaresi bulunsa da bu ibarenin markayı davacının markasından ayırt edici hale getirerek özgünleştirmediği, görsel, işitsel ve kavramsal olarak tüketici algısında dava konusu markadaki ''...'' ibaresinin ön plana çıkan bir ibare olduğundan karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında 6/1 maddesi kapsamında iltibas bulunduğu kabul edilmiştir.
Öte yandan davacının gerçek hak sahipliği bağlamında dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden bilirkişi raporunda da zikredildiği üzere gerçek hak sahipliğine ilişkin iddia ispat olunamamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle eldeki davada SMK 6/1 maddesi anlamında 30. Sınıf “ ... ...” emtiaları yönünden hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu anlaşıldığından aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN KABULÜ İLE
Davalının ... sayılı "... ... markasının 30. Sınıftaki "Aşurelik Buğday, Pilavlık ..., Köftelik ..., İri pilavlık ..., pilavlık tane ..., esmer pilavlık ..., esmer köftelik ..., şehriyeli ..., siyes ..." malları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 10.185,80-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/07/2024
Katip .... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :10.012,50-TL
TOPLAM :10.185,80-TL