T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2020/14
KARAR NO : 2024/348
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
...
VEKİLİ : Av. ...
....
DAVALI : 1-... - ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : 2- ...
...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 14/01/2020
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin 1985 yılında ... ’de kurulan bir firma olduğunu, Müvekkilimizin ana iştigal alanı; “Bilgisayar yazılımları, anti-spam ve antivirus program yazılımları, güvenlik çözümleri, sunucu, şifreleme, wifi, e-mail yazılımları ve bilgisayara dair her türlü donanımı olduğunu, “...” markasının hem müvekkilinin dünya çapında özellikle bilgisayar programları üzerinde tescilli markası hem de ticaret unvanının kılavuz kelimesi olduğunu, davalı tarafın ticaret unvanının esas unsurunun ... olduğunu, aslen "..." ekini eklemek suretiyle, müvekkili markası ile neredeyse birebir aynı olan ... markasını tescil ettirmeye çalıştığını, birebir aynı ticaret unvanı ve aynı markayı seçmesinin kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin markasının ayırt edici karakterini ve itibarını zedelediğini, markaların neredeyse birebir aynı olduğunu, sınıfların aynı malları kapsadığını, ... markasının aynı tüketiciye hitap eden mallar üzerinde Türkiye'de kullanılması halinde özellikle karışıklığa yol açacağını, ... ibaresinin müvekkilinin "... " markasını ihtiva eden seri markası olarak algılanacağını, işitsel olarak markalasın S şeklinde okunmasının markaları yakınlaştırdığını, müvekkilinin ... markasını Türkiye’de bilgisayar sektöründe en azından 2007 yılından bu yana kullandığını, sektöründe bilgilenmiş tüketici tarafından tanındığını, ... sayılı dosyası ve ilgili dosyanın bilirkişi raporunun görüşlerinde müvekkili markasının Türkiye’de belirli düzeyde tanınmış olduğunun belirtildiğini, ilgili kararda, müvekkilinin ... markasının ayırt ediciliği yüksek bir marka olduğu ve 2007 yılından bu yana Türkiye'de bilgisayar sektöründe ve detayları kararda verilmiş olarak birçok mal üzerinde kullanıldığı gerekçeli kararda kaleme alındığını, müvekkilinin ... markasını ilk kez yaratan ve bulan firma olduğunu, bu sebeple markanın gerçek hak sahibi olduğunu, davalının ... VE ... markalarını bilgisayar sektöründe kullandığını, davalının dünya çapında kullanılan ... markasını bilmediğine,tesadüfen ... markasını seçtiğine inanmanın mümkün olmadığını, davalı Kurumun müvekkili markasını ... olarak algıladığını bu durumun markaları karıştırıldığını gösterdiğini, iddia ederek ... 'nun 07.10.2020 tarihli ... sayılı kararının iptaline; ... başvuru numaralı " ..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ...kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı tarafından “...” ibareli markanın 23.01.2019 tarihinde 09. Sınıfta “İndirilebilir mobil uygulamalar; ödeme hizmetlerine yönelik elektronik ve manyetik kimlik kartları; yazar kasa sistemleri için bilgisayar programları; bankalar için bilgisayar terminalleri; yazarkasalar; kaydedilmiş bilgisayar programları; elektronik yayınlar [indirilebilir]; bilgisayar programları [indirilebilir yazılımlar]; indirilebilir bilgisayar yazılım uygulamaları; konum belirleme [...] cihazları” emtialarında tescil edilmek üzere başvurusu yapıldığı, marka yayına davacı muteriz tarafından ... tescil numaralı markalarına dayanarak SMK 6/1, 6/3 ve 6/9’a göre, markaların neredeyse birebir aynı olduğunu, birebir aynı sınıfları ve aynı malları kapsadığını, kendi markalarının 09. Sınıfta “…haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar bilgisayar yazılımları ve bilgisayar çevre donanımları dahil (…) tescilli olduğunu, davacının 1985 yılında kurulduğunu, ... markasının hem ticaret unvanı hem de markası olduğunu, uzun yıllardır Türkiye’de kullandığını, başvurunun SMK 6/5 kapsamında reddedilmesi gerektiğini, dünya çapında tescilleri olduğunu, her iki tarafında da birebir bilgisayar üzerinden global iletişim ağları vasıtasıyla yayınların okuyucuya ulaştırılması hizmetlerinde de faal oldukları dikkate alındığında başvuru markasının tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verilmesinin kaçınılmaz olduğunu iddia ettiği, ... 12.07.2019 tarihli kararında markaları benzer görmeyerek ve SMK 6/3 ile 6/9 maddelerini de haksız bularak itirazın reddine karar verildiği, davacı muteriz aynı gerekçelerle itirazın yeniden incelenmesini talep ettiği, itirazı inceleyen .... numaralı kararında; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı ...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen ... sayılı "...", "..." ibareli markaların bütün itibariyle bıraktıkları izlenim dikkate alındığında markaların karıştırılacak ölçüde benzer markalar olmadığı, bu nedenle söz konusu markalar arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. İlaveten itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın tanınmış olduğu iddiası yeterli bilgi ve belge ile desteklenmediğinden yerinde bulunmamıştır.” gerekçesiyle ''itirazın reddine'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
- Davalı markasında yer alan “09. Sınıf: İndirilebilir mobil uygulamalar; kaydedilmiş bilgisayar programları; elektronik yayınlar [indirilebilir]; bilgisayar programları [indirilebilir yazılımlar]; indirilebilir bilgisayar yazılım uygulamaları; konum belirleme [...] cihazları” ile davacının ... tescil numaralı markasında yer alan 09. Sınıftaki “Bilgisayar donanımları; kablosuz erişim noktaları; veri,bitiş noktaları, bilgisayar sistemleri, bilgisayar ağları, sunucular, internet, ve mobil aygıtların yönetilmesi, izlenmesi, korunması, doğrulanması ve güvence altına alınması için bilgisayar yazılımları, bilgisayar programları ve indirilebilir mobil aplikasyonlar; zorunlu veri politikaları için bilgisayar yazılımları, bilgisayar programları ve indirilebilir mobil aplikasyonları; bilgisayar anti-virüs yazılımı; bilgisayar kötü amaçlı yazılıma karşı koruma yazılımı; bilgisayar istenmeyen e-posta koruma yazılımı; bilgisayar istenmeyen spame karşı koruma yazılımı bilgisayar istenmeyen reklam koruma yazılımı; bilgisayar casusluk koruma yazılımı; şifreleme için bilgisayar yazılımı; indirilebilir bilgisayar veri koruması programları; veri, e-postalar, elektronik belgeler, hızlı iletiler, web siteleri, yazılım, programlar, bilgisayar sistemleri ve bitiş noktalarının tehdit azaltıcı taraması için bilgisayar yazılımı; bilgisayar uyumluluk yazılımı; Internet içerik filtrelemesi, güvenli Internet içerik yönetimi, Internet içerik kontrolü ve veri içeriği kontrolünde kullanılmak için bilgisayar yazılımı; veri güvenliği ve bitiş noktaları, bilgisayar sistemleri, bilgisayar ağları, sunucuları, internet ve mobil aygıtların güvenliği alanında indirilebilir elektronik paylaşımlar ve veriler” malları ile aynı, aynı tür ve benzer olduğu; yine davacının işbu markası kapsamında yer alan 37.Sınıf: “Bilgisayar donanım kurulumu, bakımı ve onarımı; teknik destek hizmetleri; bilgisayar donanımı onarımında sorun çözümü; bilgisayar yazılım problemlerinde sorun çözümü; bilgisayar ve ağ güvenliği ile ilgili teknik tavsiyeler.” Hizmetleri; 42.Sınıf: “Yazılım koruması için bilgisayar hizmetleri; veri güvenliği hizmetleri; bilgisayar yazılım teknik destek hizmetleri; bilgisayar yazılım kurulumu, bakımı ve onarımı; bilgisayar güvenliği danışmanlığı; bilgisayar danışmanlık hizmetleri; bilgisayar yazılım, donanım, aygıt yazlımı, ağ, ve bilgisayar güvenliği danışma hizmetleri; veri, bitiş noktaları, bilgisayar sistemleri, bilgisayar ağları, sunucuları, internet ve mobil aygıtların yönetimi, izlenmesi, korunması, doğrulanması ve güvenliğinde kullanılmak için çevrimiçi, indirilemez yazılım sağlanması; zorunlu veri politikaları için çevrimiçi, indirilemez yazılım sağlanması; şifreleme için çevrimiçi, indirilemez yazılım sağlanması; çevrimiçi, indirilemez bilgisayar uyumluluk yazılım sağlanması; internet içerik filtrelemesi, güvenli internet içerik yönetimi, internet içerik kontrolü için çevrimiçi, indirilemez yazılım sağlanması; veri, bitiş noktaları, bilgisayar sistemleri, bilgisayar ağları, sunucuları, internet ve mobil aygıtların yönetimi, izlenmesi, korunması, doğrulanması ve güvenliğinde kullanılmak için yazılım içeren hizmet olarak yazılım hizmetleri; bilgi, bitiş noktaları, bilgisayar sistemleri, bilgisayar ağları, sunucuları, internet ve mobil aygıtların yönetimi, izlenmesi, korunması, doğrulanması ve güvenliğinde kullanılmak için yazılım içeren hizmet olarak platform hizmetleri; veri, bitiş noktaları, bilgisayar sistemleri, bilgisayar ağları, sunucuları, internet ve mobil aygıtların yönetimi, izlenmesi, korunması, doğrulanması ve güvenliğinde kullanılmak için yazılım içeren bulut bilişimi; bilgisayar hizmetleri; yetkilendirilmemiş elektronik iletiler ve ilgili bilgisayar saldırıları bildirimi; bilgisayar güvenlik hizmetleri; atanan kimliklere göre bulut, mobil ya da ağ olanakları ile bilgisayar kullanıcılarının erişim ayrıcalıklarını uygulama, sınırlama ve kontrol etme. Gizlilik, veri güvenliği ve bilgisayar güvenliği hakkında bilgi sağlanması” hizmetleri ve 45.Sınıf: Gizlilik ve veri güvenliği alanlarında çevrimiçi bilgi sağlama; güvenlik amaçları için bilgisayar sistemlerinin izlenmesi; güvenlik alanında bilgi içeren websitesi sağlanması” hizmetlerinin de davalının başvurusunda yer alan 09. Sınıf: İndirilebilir mobil uygulamalar; kaydedilmiş bilgisayar programları; elektronik yayınlar [indirilebilir]; bilgisayar programları [indirilebilir yazılımlar]; indirilebilir bilgisayar yazılım uygulamaları; konum belirleme [...] cihazları” mallarının birbiri ile ilişkili, birbirini tamamlayan mal ve hizmetler olduğu,
- Davacı markaları ile davalının markası arasında marka ve işaretler arasında benzerlik bulunmadığı, bu sebeple taraf markaları arasında ilişkilendirme de dâhil olmak üzere karıştırılma / benzerlik ihtimalinin bulunmadığı,
- Davacı yan tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde “...” ibaresinin 09. Sınıfta yer alan çekişme konusu mallarda tescilsiz olarak önceye dayalı kullanımına yönelik delile rastlanılmadığından davalıdan daha önceki tarihlerde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunun ispatlanamadığı,
- Davacı markasının tanınmışlığı ispata yönelik marka işlem dosyası ve dava dosyası içerisinde yeterli düzeyde delile rastlanılmadığı ancak bu hususun nihai anlamda hukuki bir tespitin varlığını gerektirdiğinden tanınmışlık iddiasının takdirinin mahkemeye ait olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 2.EK RAPORDA özetle:
Ek görevlendirme çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda .... sayılı kararında tespit edilen sektörel tanınmışlık halinin mahkeme kanaatine esas alınması halinde rapor kapsamında açıklanan nedenlerle başvurudaki “İndirilebilir mobil uygulamalar; yazar kasa sistemleri için bilgisayar programları; bankalar için bilgisayar terminalleri: kaydedilmiş bilgisayar camları; bilgisayar programları indirilebilir yazılımları; indirilebilir bilgisayar yazılım uygulamaları;" emtiaları yönünden SMK m. 6/5 koşullarının ortaya çıkabileceği, sair emtialar yönünden ise 6/5 koşullarının oluşmayacağı, tanınmışlık tespitinin dikkate alınmaması halinde ise kök ve ek raporlardaki görüş ve kanaatlerin aynı şekilde korunmakta olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun ve ek raporların her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (.... ., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. .... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Dava konusu başvuru kapsamında yer alan mallar ile davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan aynı ya da benzer mal ve hizmet sınıflarına yer verilmek suretiyle emtia karşılaştırması aşağıda yapılmış, davacı yanın ... sayılı markası kapsamında sair sınıflarda da genel anlamda bilgisayar ve yazılım hizmetlerine yönelik faaliyetler mevcut ise de 09 sınıf mallardaki ayniyet tespit edilebildiğinden, daha dolaylı mahiyetteki benzerlik ilişkisinin ayrıca irdelenmesine ihtiyaç duyulmamıştır.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markaları
... ...
(09. sınıf) (09. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu başvuru kapsamında 09. Sınıfta yer alan malların tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan emtialar ile aynı ya da aynı türdeki emtialar olup söz konusu mallar bakımından taraf markalarının doğrudan ticari rekabet ilişkisi içerisinde, benzer tüketicilere yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbirleri yerine tercih edilebilir mahiyette markalar oldukları görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; ... şeklindeki başvurunun sekiz harf ve tek kelimeden meydana gelen bir sözcük markası olduğu, ülkemiz tüketicisi açısından bütün olarak bilinen bir anlama sahip olmadığı, dolayısıyla ilgili tüketici nezdinde yaratılmış, uydurulmuş ya da anlamı bilinmeyen bir yabancı sözcük gibi algılanacak olduğu, Türkçe’nin soldan sağa ve yazıldığı şekliyle okunan bir dil olmasından ötürü yazımına en uygun olarak “...” şeklinde telaffuz edilecek olduğu, yabancı dil aşinalığı bulunan tüketicilerin ise markayı “...” olarak telafuz edecekleri anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın önceki tarihli markaları ise yine herhangi bir şekil unsuru ihtiva etmeyen ve “...” esas unsurundan oluşan markalar olup tek kelime ve altı harften oluşan bu markanın da ülkemiz tüketicisi açısından bütün olarak bilinen bir anlama sahip olmadığı, dolayısıyla ilgili tüketici nezdinde yaratılmış, uydurulmuş ya da anlamı bilinmeyen bir yabancı sözcük gibi algılanacak olduğu, Türkçe’nin soldan sağa ve yazıldığı şekliyle okunan bir dil olmasından ötürü yazımına en uygun olarak “...” şeklinde telaffuz edilecek olduğu, yabancı dil aşinalığı bulunan tüketicilerin ise markayı “...” olarak telaffuz edecekleri anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, davacı yanın önceki tarihli markaları ise yine herhangi bir şekil unsuru ihtiva etmeyen ve “...” esas unsurundan oluşan markalar olup tek kelime ve altı harften oluşan bu markanın da ülkemiz tüketicisi açısından bütün olarak bilinen bir anlama sahip olmadığı, dolayısıyla ilgili tüketici nezdinde yaratılmış, uydurulmuş ya da anlamı bilinmeyen bir yabancı sözcük gibi algılanacak olduğu, Türkçe’nin soldan sağa ve yazıldığı şekliyle okunan bir dil olmasından ötürü yazımına en uygun olarak “...” şeklinde telaffuz edilecek olduğu, yabancı dil aşinalığı bulunan tüketicilerin ise markayı “...” olarak telaffuz edecekleri, davacı yanın markaları “...” harf diziliminden meydana gelirken dava konusu markanın “...” harf diziliminden meydana geldiği, bu halde her iki markanın da ilk beş harfinin birebir aynı dizilimde yer aldığı, bununla birlikte dava konusu markanın son kısmında üç farklı harfin daha yer almakta olduğu, keza davacı markasının da son harfinin ve sesinin “-s” harfi ile bittiği, markalar arasında harf dizilimsel benzerlik kısmen mevcut ise de dava konusu markanın son sesini oluşturan “-...” harflerinin yarattığı görsel algı, işaretlerin nihai görünümlerini farklılaştırarak birbirinden bağımsız iki sözcük algısı oluşumuna yeter düzeyde olduğu, işitsel açıdan da işaretlerin başlangıç seslerinde harf dizilimine bağlı olarak bir benzerlik yine var ise de dava konusu markanın üç heceli telaffuzunun (“...” ya da “...”), davacı yanın markasının iki heceli şekildeki (“...” ya da “...”) telaffuzundan hem heceleme hem de nihai sesçil algıda yeterli düzeyde uzaklaştığı, her iki işaretin de somut kavramsal karşılıkları bulunmadığından, tüketiciler nezdinde işaretlerin kavram kökensel bir karşılaştırmaya tabi tutulamayacağı, bütünsel olarak markaların iki farklı marka algısı yarattığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "...'' markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı "...", "..." ibareli markaların bütün itibariyle bıraktıkları izlenim dikkate alındığında markaların karıştırılacak ölçüde benzer markalar olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı, öte yandan davacı yanın işlem ve dava dosyasına sunduğu ve gerçek hak sahipliği iddiasına dayanak gösterdiği deliller incelendiğinde; davacı yanın, ülkemizdeki ticari faaliyetlerine yönelik (çeşitli firmalar ve resmi distribütörleri aracılığı ile) 2007 – 2014 tarihleri aralığına ilişkin ve başta antivirüsu programları olmak üzere yazılım ürünlerine yönelik satışlarını gösterir fatura örnekleri, bilişim sektöründe faaliyet gösteren muhtelif firmalardan 2016 yılında temin edilmiş ve davacı yan ile ticari ilişkilerde bulunulduğu yönünde beyanlar içerir yazı örnekleri, “...” markasını taşıyan yazılım ürünlerini kullanan sektör firmaları tarafından kendi internet sitelerinde yapıldığı görülen tanıtımlara ilişkin web sitelerinden alınan ekran görüntü örnekleri, çeşitli sitelerde “...” markası ile ilgili yapılan tanıtım görselleri, ... sosyal medya platformunda yer alan kullanıcı yorumlarından örnekler, davacı yanın distribütörlük ilişkisi içerisinde olduğunu gösterir firmalar ile ilgili haber içerikleri vs. delillerin sunulduğu, bu delillerin tamamında davacı yanın “...” markasının “bilişim – bilgisayar hizmetleri – yazılım ürünleri” sektörüne yönelik kullanımların mevcut olduğu görülmekle birlikte esasen bu kullanımların davacı yanın hali hazırda tescilli markaları kapsamında kaldığı, hal böyleyken davacı yanın tescilli markaları bakımından yapılan değerlendirmeler sonucunda ulaşılan kanaatlerin ötesinde davacı yanın SMK m. 6/3 kapsamında sahip olduğu hak sahipliğinin davacı lehine ayrıca bir hak sağlamayacağı, davacının doğrudan dava konusu ibareye yönelik bir kullanımının ise mevcut olmadığı,
Dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, kabul edilmiş, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/07/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır