T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/303
KARAR NO : 2024/363
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :...
...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : 1- ...
...
VEKİLİ : Av. ... -..
DAVALI : 2- ... -...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 12/08/2022
KARAR TARİHİ : 18/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı şahıs tarafından 09.11.2020 başvuru tarihli ... no’lu ve “..." ibareli başvuru ile 09., 35., 37., 39., 41., 42. sınıflarda yer alan ürün / hizmetler için yayınlanması üzerine marka yayımına müvekkilleri şirket tarafından 10.05.2021 tarihinde itiraz edildiğini, itirazın reddi ile müvekkilleri şirket tarafından 03.11.2021 tarihinde karara itiraz edildiğini, itiraz üzerine ... ...’nun 14.06.2022 tarihli kararı ile itirazın reddi yönünde karar verdiğini, müvekkillerinin sektörde bilinirliğini ve çevresini “...” markasıyla uzun yıllar boyunca sıkı bir çalışma programı ve emekle bilinen bir marka haline getirdiğini, müvekkillerine ait “...” markasını taşıyan 60’ın üzerinde mağazası bulunduğunu, bu mağazaların büyük çoğunluğunun İstanbul’un çeşitli ilçelerinde faaliyet gösterdiğini, “...” ibaresini içerir neredeyse 80 adet markası bulunduğunu, markalar incelendiğinde, “...” ibaresinin müvekkilleri tarafından neredeyse her marka başvurusunda kullanıldığını, “...” markasını gören ve müvekkillerinin Türkiye’nin önde gelen firmalarından olduğunu bilen tüketicinin, “..." markası ile sunulan hizmetleri/malları da müvekkillerinin hizmetleri/malları ile ilintilendirebileceğini, hatta karıştırabileceğini, dava konusu marka ile aynı veya benzer müvekkilleri şirkete ait tescilli markaların ise ... "... ...", .... "..." no'lu markalar olduğunu, başvuru sahibinin işbu redde konu marka başvurusunun Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde temelini bulan dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, başvuru sahibinin yaptığı bu davranışın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen basiretli tacir kavramına da aykırı olduğunu, başvuru sahibinin müvekkillerinin “...” ismini ve tanınmışlığını bilmesine rağmen böyle bir başvuru yapmasının hem MK md. 2’ye hem TTK md. 18/2’ye aykırı olduğunu belirterek; ... sayılı kararının iptaline, davalının Kurum nezdinde 09.11.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı "..." + ... marka ve görselinin hükümsüzlüğüne ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçeleriyle; müvekkilinin 25 yılı aşkın bir süredir, yazılım ve bilişim sektöründe faaliyet gösterdiğini, iştirakleriyle birlikte birçok firmaya da yazılım danışmanlığı hizmeti verdiğini, "..." markasını da, geliştirdiği dijital bir hizmet sunma platformunun / yazılımının adı olduğunu, faaliyet alanının da, insanların ihtiyaç duyduğu ve ücreti belli olan hizmetlere erişimi mümkün / kolay ve hızlı hale getirmek olduğunu, bu nedenle de marka başvurusunda bulunduğunu, davacı tarafından itiraz edildiğini, ilgili daire tarafından itirazın reddedildiğini, ret kararının taraflara tebliğinden sonra davacı tarafından ... nezdinde itirazda bulunulduğunu, 14.06.2022 tarih ve ... sayı ile ... itirazın reddine karar verdiğini, müvekkilinin tescilli markasının tamamen özgün olduğunu, davacının "..." markası ile müvekkilinin "..." markası arasında ne anlamsal ne fonetik ne de görsel bir benzerlik bulunmadığını, müşteriler açısından markalar arasında herhangi bir çağrışım ve ilişkilendirme durumunun söz konusu olmadığını, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarla, kendisini adeta içinde “...” harflerinin olduğu tüm kelimelerin sahibi olarak gördüğünü, davalı kurumun veri tabanında kayıtlı ve içerisinde “...” ibaresi olduğu halde, davacıya ait olmayan birçok marka bulunduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, markalar arasında belirgin farklılıklar bulunduğunu, müvekkili adına oluşturulan markanın renk, yazı stili, görsellik olarak benzerlik göstermediğini, davacının markası ile dava konusu müvekkili markasının aynı sınıfta tescilli olmadığını, davacının markasının “...” olduğunu, bilinen ve marka değeri ifade edecek tanınmaya haiz faaliyet alanının, marketçilik olduğunu, yani mal/ürün sattığını, müvekkili markasının ise “...” olduğunu, faaliyet alanının, hizmet üretenle, hizmet alan tarafı buluşturan dijital platform olduğunu, dijital ortamda çalışmakta ve “hizmet pazar yeri” olarak tanımlandığını, itiraza gerekçe olan “...” ibareli markaların ayırt ediciliğinin yüksek olmadığını, haksız rekabet oluşturacak bir durum söz konusu olmadığını beyanla; davacının markasını ciddi bir şekilde kullanmaması sebebiyle ... kararın iptali ile marka hükümsüzlük davası açmasında menfaati olmadığından davacının davasının hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YETKİ VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE İTİRAZI:
Ön inceleme duruşmasında davanın konusunun aynı zamanda ... iptal davası olması nedeniyle yetkisizlik ve hukuki yarar itirazlarının reddine, davalının hak düşürücü süre yönündeki itirazlarının da davanın süresinde açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şahsın 09.11.2020 tarihinde ... sayı ile yapmış olduğu başvuruda, “ç ...+...” markası için, 09.(01-16), 35.(01-04), 37.(01-13), 39.(01-09), 41.(01-08), 42.(01-04) sınıfta yer alan mallar / hizmetler için başvuruda bulunduğu; ... tarafından, başvurunun yayımlanmasına karar verildiği, yayım üzerine, davacı tarafından başvuruya itiraz edildiği, davalı şahıs tarafından karşı görüş sunulduğu, ..., 08.09.2021 tarihli kararı ile davacı itirazının reddine karar verdiği, kararda “(6/1) Benzerlik/Karıştırılma ihtimali - Haksız Bulunmuştur, (6/5) Tanınmışlık - Haksız Bulunmuştur” ibarelerinin yer aldığı, davacı tarafından itiraz dayanağı olarak gösterilen, ... / "...", ... / "..." sayı / ibareli markalar açısından “markalar benzer görülmediğinden karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilmiştir” kaydının bulunduğu, karar üzerine davacı tarafından Kurum kararına karşı itiraz edildiği, davalı şirketin karşı görüş sunmadığı, 14.06.2022 tarihinde itiraza karşı ..., yapmış olduğu incelemede, ... sayılı davaya konu kararı ile; (...) Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi markanın görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmış, aynı yöndeki ... kararı isabetli görülmüş ve itirazın reddi gerekmiştir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. İtiraz sahibinin kötü niyet gerekçeli itirazı ise, itiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından haklı bulunmamıştır...'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EKRAPORDA özetle:
-Davaya konu ... sayılı markanın, tescili talep edilen / tescil edilen 9. – 35. – 37. – 41. ve 42. sınıfta yer alan malların / hizmetlerin tamamı, 39. sınıfta yer alan hizmetlerden, “Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri.”nin, davacı yanın davasına mesnet yukarıda listelenen markalarında yer alan mallar / hizmetler ile aynı / aynı tür / benzer nitelikte olduğu,
-Davaya konu ... sayılı markanın, tescili talep edilen / tescil edilen 39. sınıfta yer alan “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri.. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri”nin, davacı yan markalarında yer alan mal ve hizmetlerden farklı olduğu,
-Davaya konu ... sayılı davalı şahıs markası ile davacı şirketin itiraza dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu,
-Davacı yan markasının, 6769 s. SMK’nun 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı,
-Dosya kapsamında kötü niyet iddiasına dair delile rastlanamadığı, haksız rekabet şartlarının oluşmadığı, takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
-Heyetin yukarıda belirtilen inceleme yöntemleri, bilimsel ve teknik dayanakları kapsamında, varılan sonucu ile FARKLI nitelikte olan dava konusu ...’nun 14.06.2022 tarih ve ... sayılı kararının yerinde olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemede olduğu,
-Davaya konu ... sayılı davalı markası tescil edilmiş olmakla, (I). bentte sayılan mal ve hizmetler açısından hükümsüzlük şartlarının oluştuğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen 2.RAPORDA özetle:-Kullanmama def’inin ileri sürülebileceği markaların; ... sayılı ''...'' markası, .... sayılı ''...'' markası ve ... sayılı ... ...… markaları olduğu,
-Davacının kullanımına dair dosyaya bilgi ve/veya belge sunmadığının görüldüğü,
-''...'' ibareli markalar özelinde işbu rapor kapsamında yapılan değerlendirmenin tamamen davalının sunduğu davacı kullanımı evraklarına (arama motoru görüntülerine) ve internet üzerinden yapılan incelemeye dayanması sebebiyle davacıya ait ''...'' ibareli markaların İstanbul ilinde çok sayıda mağazası ile uzun yıllardır perakendecilik sektöründe hizmet verdiğinin tespitinin karar için yeterli olup olmadığı yönünde kararın mahkemeye ait olduğu,
- ''... ...…'' markasının kullanımına dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve/veya belge olmaması ve internet araştırması sonuçlarında direkt davacıyı işaret eden ve ilgili markayı ihtiva eden bir kullanımın tespit edilememesi durumunun kullanmama def’i bakımından hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı hususunun mahkemeye ait olduğu,
bildirilmiştir.
TEKNİK YÖNÜNDEN (mal ve hizmet) itibar edilen bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ...’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
...+... ...+...
...
... +...
...
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka ile davacı markalarının kapsadığı mallar/hizmetler karşılaştırıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mallar/hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın dava konusu edilen 09. sınıfta yer alan mallarının tamamı, 35., 37., 41. ve 42. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı ile 39. sınıfta yer alan bir kısım hizmetlerin davacı yanın markalarında yer alan mal ve hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu; davacı yanın ... sayılı markada yer alan mallar ile davaya konu markada yer alan mallar/hizmetler farklı olduğu, diğer taraftan davaya konu markanın 09. sınıfında yer alan mallar ile davacı yana ait .... sayılı markalarda yer alan 09. sınıfta yer alan malların satışa konu edilmesi hizmetlerinin benzer olduğu, davaya konu markanın mal grubunda yer alan emtialar ile davacı yana ait markanın 35.05. alt sınıfında sayılan malların benzer olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davacı mesnet markaları “...” esas unsurlu sözcük-... kombinasyonu şeklinde
oluşturulmuş markalar olduğu, davalı ... ise “...+...” şeklinde oluşturulmuş bir
marka olduğu, markada kullanılan ...; sözcük unsurundan daha büyük boyutta ve ilk bakışta
göze çarpacak şekilde logonun başında yer alan baskın bir unsur olduğu, bu nedenle markanın
esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu iddia etmek marka hukuku ilkelerine aykırılık teşkil
edeceği, davalı markasının; sözcük unsurunun telaffuz ediliş şekli, renk, ..., yazı stili gibi
kullanılan diğer unsurlarla birlikte genel görünümü itibariyle davacı markalarından
farklılaştığı, davacıya ait markalarda kullanılan “...” sözcüğü “davet” anlamına
gelen bir isim olduğu, davalı markada kullanılan “...” ibaresi ise “Birinin gelmesini kendisine
yüksek sesle söylemek, seslenmek” anlamına gelen “çağırmak” fiilinin çekimlenmiş hali olduğu, markaların arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "...+..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, kaldı ki her iki kelimenin ayrı manasının bulunduğu, konuya ilişkin ABAD kararı da şu şekildedir: "Anlaşmazlık konusu işaretler arasındaki görsel ve fonetik benzerlikler kavramsal farklılıklarla etkisiz kalabilir. Bu tür etkisiz kalma için, anlaşmazlık konusu işaretlerden en azından biri ilgili tüketicinin bakış açısından derhal kavranabilecek belirgin ve özel bir anlama sahip olmalıdır ve diğer marka bu anlama sahip olmamalı veya tamamen farklı bir anlamı olmalıdır" ....
İltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı; davalının kullanmama def'ine ilişkin olarak süresinde bu hususa dayanmadığı kanaatine varılmış, ancak markalar mahkememize zaten benzer görülmediğinden SMK 6/1 maddesi kapsamında davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/07/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır