T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/132
KARAR NO : 2024/357
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 13/04/2022
KARAR TARİHİ : 16/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; “...” ibaresinin ilgili sektörde davacı şirket tarafından uzun yıllardır kullanılmış olan bir ibare olduğunu; davacı şirket tarafından bu ibare için kullanıldığı ilk günden bu yana yatırımlar yapıldığını ve bu uğurda maddi ve manevi emek harcandığını; bu ürüne özgülenmiş satış yerlerinde ve satış noktasında yer almak suretiyle “...” markasını tanıtan ve tüketiciler zihninde bu şekilde bir yer edinen davacı şirketin bu ibare ile özdeşleştiğini, davacı şirket tarafından kullanılmak suretiyle ayırt edicilik kazandırıldığını; davacı şirkete ait ... asli unsurlu seri markalarının bulunduğunu, davacının ... tescil nolu “...” markasının tanınmış marka olarak tescil edildiğini; davalının ...sayılı “...” marka başvurusu ile davacı markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu; 03. Sınıfta tescili için ilan edilen “...” markasına yönelik itiraz ettiklerini ve bu itirazın red edildiğini, davalının marka başvurusunda kullanılan “...” kelimesinin, davacının ... ibareli tanınmış markası ile iltibasa sebebiyet verileceğini; “...” ibaresine “...” ibaresi eklenerek farklılık yaratılmaya çalışıldığını, bu ibarenin ... kelimesini tanımlamak/vurgulamak amaçlı kullanıldığını, herhangi bir ayırt edicilik vasfı bulunmadığını, markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğunu, davalı başvurunun kötüniyetle yapıldığını; ... ...’nın 21.03.2022 tarih ve ... sayılı karanının iptali ile davalının ...sayılı “...” markasının tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun 21.03.2022 tarih ve ... sayılı kararının iptali ve dava konusu ...başvuru numaralı “...” ibareli markasının tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davacının ... ibareli 28.07.2020 tarih ve ...sayılı 05. Sınıflarda yer alan “....” mallarda kullanılmak üzere yaptığı tescil başvurusunun ... ... tarafından 27.11.2020 tarih ve 361 sayılı ...’nde ilan edildiği, bu ilan üzerine davacının yukarıda detaylı bilgileri verilen tescilli markasına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ... tarafından red edilmesi üzerine bu sefer ... nezdinde itiraz yaptığı ve bu itirazın 21.03.2022 tarih ve ve ... sayılı kararı ile; “…….İtiraz, yukarıda belirtilen genel ilkeler çerçevesinde incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar ihtiva ettikleri bütün unsurlar dikkate alındığında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır. Markalar arasında karıştırılma ihtimali ortaya çıkmayacağından kullanım ispatı incelemesine gerek görülmemiştir. Öte yandan, eskiye dayalı kullanım ve kötü niyet gerekçeli itirazların yeterli bilgi, belge ve delil ile ispatlanmadığı tespit edildiğinden bu gerekçeler bakımından yapılan itiraz da haklı bulunmamıştır. Bununla birlikte, markalar arasında yeterli düzeyde benzerlik bulunmaması da dikkate alındığında, somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. Yukarıda sayılan nedenlerle işbu itirazın da tüm gerekçeleriyle reddi gerekmiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Davaya konu olan ...sayılı ... başvuru ile davaya mesnet olan davacının “...” markaları arasında görsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunmadığı,
-Dava konusu edilen 05. Sınıfta yer alan malların tamamının davaya mesnet gösterilen davacının markalarının tescil kapsamında birebir aynen yer aldığı,
-Taraf markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi bağlamında iltibasın gündeme gelmeyeceği,
- Markalar arasında görsel ve işitsel bir benzerlik bulunmaması nedeniyle SMK’nın 6/5. Maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
- Dava konusu edilen 5. Sınıfta yer alan çekişmeli malların tamamının, davaya mesnet gösterilen davacı markaları kapsamındaki mallarla aynı/aynı tür olduğu, taraf markalarında “... ibaresi aynen yer almakla birlikte işaretlerin bir bütün olarak benzerlik bulunmadığı,
-Taraf markaların kapsadığı aynı/aynı tür/benzer bulunan 5. Sınıf mallar üzerinde kullanılacak işaretlerin benzer olmadığı, ilgili tükecinin bilinç düzeyi yüksek olduğundan taraf markaları arasında karışrılma ihmalinin oluşmayacağı ve SMK’nın 6/5 maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda özetle:
Davalının itirazları doğrultusunda, kök raporda tespit ve değerlendirmeleri değiştirmeyi gerektirecek bir husus bulunmadığı ve buna ek olarak dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiası ispata elverişli delilin dosyada mevcut olmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda özetle:
Kök rapordaki tespitlerin korunduğunu İlaveten, Kötü niyetin varlığının/ yokluğunun tespiti hukuki niteliği yüksek bir değerlendirme olduğundan bu konuda nihai takdirin mahkemeye ait olduğu
bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının ve ek raporların her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... ...’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ...
(05. sınıf) ...
...
...
...
...
...
....
...
...
(05. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın başvuru kapsamında yer alan ve dava konusu edilen 05. Sınıftaki mallarının ''....( Radyofarmasötik ürünler, yani lutesyum içeren öncüller; tıbbi amaçlı radyoaktif maddeler.) olduğu, bu malların tamamının davaya mesnet gösterilen davacının markalarının tescil kapsamında birebir aynen yer aldığı, görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ''...+...'' ibareli marka kelime ve şekilden oluşan karma bir marka olup üstte “endolucin” ibaresi ile bunun üstünde ise damla şeklinde bir ... ile altta “...” ibaresinden oluştuğu, markada ilk konumlandırılan “endolucin” ibaresi olup “...” ibaresi ön plana çıkarılmadığı, dolayısı ile davalının marka başvurusunda ön plana çıkan ayırt edici ibare bir bütün halinde “...” ibaresi olduğu, bu ibarelerin bir bütün olarak marka algısı yarattığı, yapılan araştırmada ... ibaresinin herhangi bir anlamının olmadığı, tescil edilmek istenilen malların kendisine, niteliğine ya da cinsine gönderme yapdığı ve bu kelimenin tamamen fantezi bir kelime olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının itirazına mesnet markaları ise, "...", "..." ibarelerinden oluştuğu, söz konusu markalarda çeşitli kompozisyon ve ibareler bulunduğu, ancak markada ön plana çıkan husus, “...” ibaresi olup davacının markalarının tescilli olduğu sınıflar gözetildiğinde tea, yeşil çay, kahve evi, mayıs çayı gibi ibarelerin markada yardımcı unsur olduğu ayırt edicilik sağlamadığı anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; taraf markalarının esaslı unsurlarının incelenmesinde davacı markalarının esaslı unsuru olan ... ibaresinin davalı markasının sonunda yer aldığı, ancak davalı markası içerisinde kullanılan bu ibarenin bağımsız ayırt edici özelliğini korumadığı, marka içerisinde eriyerek yeni bir ifade şeklinde ortaya çıktığı, bu hâli ile markaların görsel, anlamsal benzerliğinin bulunmadığı, düşük düzeydeki işitsel benzerliğin ise tüketici zihninde davacı markasını çağrıştırmayacağı; davaya konu olan ''... (Radyofarmasötik ürünler, yani lutesyum içeren öncüller; tıbbi amaçlı radyoaktif maddeler) malların reçeteye tabi olduğu ve bu ilaçların doktorlar tarafından yazıldığı ve eczacılar tarafından hastaya verildiği, bu nedenle bu emtiaların ilgili tüketici kitlesinin doktor, eczacı, ilaç mümessili gibi nitelikli tüketiciler olabileceği, bu durumda ilgili alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı,
SMK 6/3 maddesinin uygulama şartlarının bulunmadığı,
iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı,
Dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır