T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/220
KARAR NO : 2024/328
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ...
...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 26/09/2018
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizden verilen 22/10/2019 tarih ve ... sayılı kararı ... Dairesi'nin 28/12/2023 tarih ve ... sayılı Bozma ilamı gereğince dosya mahkememize iade edilmiş olmakla mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi:
DAVA:
Davacı vekil dava dilekçesiyle; davalının ''...'' ibareli marka başvurusuna, müvekkiline ait ... esas unsurlu markalar dayanak gösterilerek yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, dava konusu markanın esas unsur bağlamında aynı olmakla tüketiciler nezdinde karıştırılmaya yol açacağını ileri sürerek, Kurum kararının iptaline, ... sayılı “...” ibareli markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
YARGILAMA:
Mahkememizce, 22/10/2019 tarih ve ... . sayılı karar ile; dava konusu yapılan ve davalı Şirket adına tescil başvurusu yapılmış olan marka ile davacının dayanak yaptığı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların ispat edilemediği, dava konusu yapılan ... kararının yerinde olduğu, dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... 'nin 03.03.2022 tarihli ... . sayılı kararıyla; davalı şirketin başvuru konusu yaptığı "..." ibareli marka ile davacının itirazına mesnet gösterdiği "..." asıl unsurlu markaları arasında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle benzerlik olmadığı, ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, markalar arasında benzerlik bulunmadığından davacının markasının tanınmış olup olmamasının sonuca etkili olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun da ispatlanamadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
... 'nin 28/12/2023 tarihli ve ... . sayılı ilamıyla; ''Davacının itiraza gerekçe markalarının ‘‘ ...’’ unsurlu, davalı başvurusuna konu ibarenin ise ‘‘...’’ olduğu anlaşılmaktadır. Markaların karıştırılma ihtimali değerlendirilirken her iki markanın başlangıç harflerinin ortalama tüketici kitlesi üzerinde daha etkili olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Bu bağlamda ortalama tüketici kitlesi genel bakış açısı dikkate alındığında aynı tür mallar yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlik bulunduğu dikkate alınarak davacı tarafın iltibas ve tanınmışlık itirazlarının değerlendirilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle ''1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,'' şeklinde karar verilmiştir.
Dava mahkememizin .... E. Sırasına kaydedilmiştir.
GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının 6769 sayılı SMK 6/1, 5, 6, 9 md kapsamında yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu “...” marka başvurusunun 11.07.2017 tarihinde 29, 35 ve 40 sınıflar için davalı firma adına yapıldığı, ...’nın ilk incelemesinden sonra marka başvurusunun 28.08.2017 tarih ve 283 sayılı ...’nde ilan edilmesine karar verildiği, dava konusu marka başvurusunun yayımına 12.10.2017 tarihinde davacı şirket tarafından 6769 s. SMK’nın 6/1, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9. maddeleri gerekçeleriyle davaya da dayanak gösterilen markalar dayanak gösterilerek itiraz edildiği; ...’nın 16.03.2018 tarihli kararı ile markaların benzer bulunmadığı ve diğer gerekçeler de haklı bulunmayarak itirazın reddedilmesi üzerine 15.05.2018 tarihinde davacı tarafın söz konusu karara itiraz ettiği, karara itirazın da dava konusu yapılan 26.07.2018 tarih ve ... sayılı ... kararı ile : “… Kurul’da ilgili tüketicilerin başvuruya konu “...” ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. Kanun’un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. 6769 s. SMK’nın 6/5 maddesi uyarınca, başvuru konusu marka ile itiraza gerekçe olan markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği sonuçlar doğurabileceği durumlarda, başvurunun farklı mal ve hizmetler için dahi reddedilebileceği hükme bağlanmıştır. Somut olay açısından, 6769 s. SMK’nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşabileceği yönünde kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da yerinde görülmemiştir. Ayrıca, itiraz dilekçesinde ifade edilen kötü niyet iddiası ispatlanamadığından ve bu iddianın kabulü yönünden Kurul’da kanaat oluşmadığından, kötü niyet iddiası haklı bulunmamıştır. Öte yandan, başvurunun itiraz sahibinin ticaret unvanından kaynaklanan hakları ihlal eder nitelikte olmadığı kanaatine varıldığından, 6769 s. SMK’nın 6/6 maddesi çerçevesindeki itiraz da haklı bulunmamıştır. Her somut olayın kendi özellikleri ve somut koşulları çerçevesinde, ayrı olarak incelenmesi gerekliliği marka hukukunun temel prensiplerinden biridir. Bu genel ilke çerçevesinde, hele ki marka örnekleri ve esas unsurları işbu başvurudan farklı olan başvurular için verilmiş olan kararların işbu başvuru için emsal karar teşkil etmesi mümkün görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir.” şeklinde karar tesis edildiği ve ... kararının davacı şirkete 30/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde 26/09/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmış, davacı vekilinin eldeki davayı ikame ettiği tetkik edilmiş, işin esasına girilmiştir.
Toplanan delillere, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre;
-dava konusu ... kod numaralı ... ibareli marka başvuru kapsamının;
29/ Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.
35/ Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)
40/ Gıdaların kurutulması, konservelenmesi, dondurulması, pişirilmesi, tütsülenmesi, salamura edilmesi hizmetleri; gıda işleme ve üretimi konularında bilgi verilmesi hizmetleri.
Olduğu,
-itiraza mesnet davacı markalarının:
Başvuru/Tescil No: Koruma Tarihi Marka Nis sınıfları
...
... 26.05.2016 ... 29 / 30
... 07.12.2015 ... 29
... 11.08.2015 ... 29
... 15.05.2015 ...+... 29
... 03.03.2015 ...+... 29
... 20.05.2011 ... 29
... 04.05.2011 ... +... 29
... 04.05.2011 ... +... 29
... 04.05.2011 ... ...+... 29
... 25.02.2011 ... + ... 29/30
... 02.06.2019 ... ''...'' 05 / 29 / 30 / 31 / 32
... 06.02.2019 ... 29 / 30 / 32
... 10.09.2011 ...+... 29 / 30 / 32
... 22.06.2016 ... +... 29 / 30
Olduğu,
tetkik edilmiştir.
6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir.
Görüldüğü gibi markayı oluşturan ibareler arasındaki iltibas değerlendirmesi tamamen emtialardan bağımsız olarak yapılabilecek bir değerlendirme değildir. Bir başka anlatımla salt emtiaların benzer olması ve markaların ilişkili görülmesi iltibas olduğunu söylemek için yeterli olmayabilir. Markaların tescilli oldukları mallar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa mahal vermeyeceğini söylemek mümkündür. Bir başka anlatımla markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta ve önceki-sonraki marka arasında çok büyük farklar aramaya da gerek kalmamaktadır.
Taraf markalarının kapsamındaki mal veya hizmetlerin karşılaştırması yapılacaktır. Bu karşılaştırmada dikkate alınacak olan Türkiye’nin de taraf olduğu Nice Anlaşması’nın 2/1 maddesi; "sınıflandırma tescil edilen herhangi bir marka için temin edilen koruma sınırlarının değerlendirilmesi konusunda özellikle bağlayıcı olmayacaktır" hükmünü amirdir. Bu hüküm uyarınca; markalara ait mal ve hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle; inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal ve hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. Bu hususta, doktrin ve uygulamada benimsendiği üzere; benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin tespitinde, mal veya hizmetlerin; benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri, benzer ihtiyaçları giderip gidermedikleri, son kullanıcıları ve tüketici profilleri, birbirleri yerine ikame edilip edilemeyecekleri ve birinin diğerini tamamlama imkânının bulunup bulunmadığı, rekabet etme olanakları, kullanım amaçları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, kullanım yöntemleri, hedeflenen tüketici kesimi, dikkate alınmalı ve bu şekilde mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı tespit edilmelidir.
Bu açıklamalar kapsamında dava konusu ... sayılı başvuru ile itiraza mesnet gösterilen markaların emtia listeleri karşılaştırıldığında;
Dava konusu ... kod numaralı marka tescil başvuru kapsamında yeralan:
Sınıf 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.
35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)
Malları ve hizmetleri ile
... sayılı marka tescil kapsamındaki:
Sınıf 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.
... sayılı marka tescil kapsamındaki:
Sınıf 29: Yenilebilir bitkisel yağlar
... sayılı marka tescil kapsamındaki:
Sınıf 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.
... sayılı marka tescil kapsamındaki:
Sınıf 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Tıbbi amaçlı olmayan ve tamamlayıcı gıda maddeleri (polen, proteinler, karbonhidratlar dahil). Patates cipsleri. Sıvı yağlar.
... sayılı marka tescil kapsamlarındaki:
Sınıf 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Tıbbi amaçlı olmayan ve tamamlayıcı gıda maddeleri (polen, proteinler, karbonhidratlar dahil). Patates cipsleri. Turşu
... sayılı marka tescil kapsamındaki:
Sınıf 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Tıbbi amaçlı olmayan ve tamamlayıcı gıda maddeleri (polen, proteinler, karbonhidratlar dahil).Patates cipsleri. Turşular, sıvı yağlar.
... sayılı marka tescil kapsamındaki:
Sınıf 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Tıbbi amaçlı olmayan ve tamamlayıcı gıda maddeleri (polen, proteinler, karbonhidratlar dahil). Patates cipsleri.
... sayılı marka tescil kapsamındaki:
Sınıf 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura Yumurtalar, yumurta tozları. Tıbbi amaçlı olmayan ve tamamlayıcı gıda maddeleri (polen, proteinler, karbonhidratlar dahil). Patates cipsleri.
... sayılı marka tescil kapsamındaki:
Sınıf 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri; et mamulleri, et hülasaları, et suları, bulyonlar; işlenmiş su ürünleri (yumuşakçalar ve kabuklu hayvanlar); kurutulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, konservelenmiş, dondurulmuş et ürünleri... Kuru bakliyat hariç kurutulmuş, pişirilmiş, konservelenmiş, dondurulmuş sebzeler... Kuru bakliyat, yani fasulye, bezelye, nohut , mercimek, soya... Hazır çorbalar ve hazır yemekler, Zeytinler, turşular... Yenilebilir sıvı yağlar. Patates cipsleri, patates kızartmaları... Kuru yemişler, kurutulmuş meyveler, pestiller... Fındık ve fıstık ezmeleri, Yumurtalar, yumurta tozları, Jöleler, jelatinler, Tıbbi amaçlı olmayan ve tamamlayıcı gıda maddeleri niteliğindeki perhizle ilgili olan veya olmayan ürünler için bitkisel ve vitamin bazlı ürünler olarak kullanılan proteinler, karbonhidratlar, madensel maddeler, az miktarda bulunan kimyasal elementler, aminoasitler, yağ asitleri , polen müstahzarları... Konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş meyveler; pekmezler, reçeller, marmelatlar, meyve ezmeleri, kompostolar
... sayılı marka tescil kapsamındaki:
Sınıf 29, 30: yağ,
mal/hizmetleri bakımından aynı/benzer olduğu kabul edilmiştir.
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, bölünen bu unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
Doktrinde kabul gören görüşlere göre markalar arasındaki benzerlik çeşitli biçimlerde olabilir. Nitekim ... (...) da karıştırma ihtimalinin tartışıldığı davalarda görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik incelemesini de içerecek şekilde “global değerlendirme” yapılmasını ve ancak bu değerlendirme yapılırken markaların ayırt edici ve baskın unsurlarının dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır.
Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ... iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine ... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.
Bununla birlikte tüketiciler bir markayı duyduklarında veya okuduklarında iltibas tehlikesi ile karşı karşıya kaldıklarında standart düşünce yapısının bir gereği olarak algılarını birleştirmekte ve bu birleşim sonucu oluşan bütüne göre bir karar vermektedirler. Eğer oluşan bu bütün içerisinde tüketicinin aklında iki markanın birbiri ile ilişkili olduğu yönünde az da olsa bir ihtimal beliriyorsa ve markaya güvenle mal ve hizmetlerin karıştırılma ihtimali doğuyorsa, markalar arası iltibasın veya en azından iltibas tehlikesinin kabulü zorunludur.
Olayın özelliklerine göre yapılan karşılaştırmada, işitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilir. ... markalarında doğal olarak görsel benzerlik önem taşır. ... ve sözcük bileşimi ile oluşturulan markalar da ise, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ilkesi gereği genellikle sözcük baskın ve ayırt edici unsurdur . Marka kapsamındaki mal veya hizmetin türü de bu konuda ağırlık kazanabilir. Buna göre giyim ürünlerinde görünüm, lokanta hizmetlerinde işitsel benzerlik daha önemli role sahiptir. Yine özellikle, sözcüğün önceki markadan kısmen veya önemli bir bölümü itibariyle alınması ya da değiştirilmesi suretiyle kullanılması durumlarında, sadece işitsel benzerlik karıştırılma ihtimalini için yeterli olabilir.
Taraf markaları görsel olarak incelendiğinde davalı şirketin davaya konu olan markası, beyaz zemin üzerine baş harfi büyük diğer harfleri küçük standart harf karakteri ile ... ibaresinden oluşmuştur. Kelime markası olan davalı taraf marka başvurusunda başkaca bir ..., kelime unsuru olmayıp markanın asli unsuru ibarenin kendisi yani ... ibaresidir.
Davacı tarafa ait markaların ... ana unsurundan oluştuğu, davacı tarafın ilk markasının standart büyük harf karakteri ile ... ibaresi ile sağ tarafına 4 yapraklı bir ... figürünün yerleştirilmesiyle oluştuğu, daha sonra davacının esaslı ana unsurunu muhafaza ettiği yeşil stilize küçük harf karakteri ile ... ibaresi ile sol tarafına her bir yaprağı kalp şeklinde 3 yapraklı ... figürü ile oluşturulduğu görülmektedir. Davacı taraf aynı renk ve yazı karakterine farklı yazı ve ... unsurları ekleyerek seri markalar oluşturduğu, bu markalarda eklenen ibarelerin cins isim olduğu ve ayırt edici nitelikleri düşük olduğu için markaların esaslı ana unsurunu “...” ibaresi oluşturduğu, ayrıca davacı tarafın ... ibaresi ile slogan markaları oluşturduğu ve bir bütün olarak algılandığı tespit edilmiştir. Davacı taraf markalarında ... ibaresinin ilk bakışta algılan ibare olması, eklenen ibare ve şeklin markanın ana unsur algısını değiştirmemesi nedeniyle davacı taraf markalarının asli unsurunun “...” ibaresi olduğu tespit edilmiştir.
Taraf markalarında marka ibarelerini oluşturan ilk 4 harf olan ... ibaresinin ortak olduğu, davalı taraf markasına eklenen –ino ibaresinin davacı taraf markaları olan ... ibaresinden farklılaşmasını sağlamıştır. Ayrıca, davacı taraf markalarının renk, stilize yazı ve ilave kelime unsurları ile oluşturulmuş karma markalar olması, taraf markalarını görsel olarak birbirinden oldukça farklılaştırmıştır. Var olan bu farklılıkların taraf markalarına ciddi anlamda ayırt edicilik kazandırdığı düşünülmektedir. Bir başka ifade ile taraf markaları arasında ortak unsur “...” ibaresi olsa da davacı markalarının anlamı olan bir ibare olması, ibarenin sonuna eklenen kelime unsurlarıyla bileşik kelimeler oluşturması, davalı taraf markasının anlamı olmayan tek ibare olması, sondaki hecenin farklı olması, taraf markalarını benzerlikten uzaklaştırıp ayırt ediciliği yükseltmiş ve özgün birer marka haline getirmiştir. Kaldı ki benzer harflerden hareketle ortak unsur oluşturma çabası, yukarıda belirttiğimiz üzere markaların karşılaştırılmasında bütünsellik ilkesine de aykırı olacaktır. Bu bağlamda markaların göz ve hafızada bıraktığı etkinin farklı olması sebebiyle tüketiciler nezdinde markaların ayırt edilmesi kolay olacağından davacının dayanak gösterdiği markalar ile davaya konu olan marka başvurusunun görsel olarak farklı olduğu kabul edilmiştir.
Netice itibariyle, taraf markalarının kompozisyonlarının oldukça farklı olduğu, markaların bütünsel olarak birbirleriyle ilişki kurulabilecek nitelikte bir görsel algı uyandırmadığı kabul edilmiştir.
Taraf markaları fonetik olarak incelendiğinde, taraf markalarının yazıldıkları gibi okunacakları, davalı taraf markasının /yon-ci-no/ olarak telaffuz edileceği, davacı taraf markalarının /yon-ca/ şeklinde okunacağı, taraf markalarında ilk hece aynı olsa da kulakta kalacak son sesin davacı markasında /ca/ sesi olacakken davalı taraf markasında /-cino/ sesi olacağı, söz konusu seslerin birbirini çağrıştıracak benzerlikte olmadığı, davalı taraf marka başvurusu kulakta anlamlı bir ibare çağrıştırmazken, davacı markalarının ... ibaresinin anlamlarını çağrıştıracağı ve bu nedenle taraf markalarının işitsel açıdan da ilişkilendirilmeyeceği ve benzerlik oluşturmayacağı kabul edilmiştir.
Taraf markaları kavramsal olarak incelendiğinde, davalı taraf marka başvurusu olan ... ibaresinin anlamı olan bir ibare olmadığı, davacı tarafa ait ... ibaresinin tdk.gov.tr adresinde “Baklagillerden, başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renkli, hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı” anlamına geldiği, günlük hayatta sık kullanılan bir ibare olduğu ve taraf markalarının kavramsal olarak da benzer olmadığı kabul edilmiştir.
Bu kapsamda taraf markaların görsel mizanpajının oldukça farklı olduğu, kavramsal olarak birbirini çağrıştırmadığı, işitsel olarak da benzerlik bulunmadığı, tüketiciler nezdinde markaların ayırt edilmesinin mümkün olacağı bu nedenle markaların bütünsel olarak benzer olmadığı kabul edilmiştir.
Yerleşik içtihatlarda; halk tarafından markalar arasında idari - ekonomik bir bağlantının var olduğunu düşünme riski olması durumunda, karşılaştırmaya konu mal veya hizmetlerin aynı teşebbüsten geldiği ya da ekonomik bağlantılı teşebbüslerin malları/hizmetleri olduğu kararına varabileceği, dolayısıyla markaların karıştırılma olasılığının bulunduğu kabul edilmektedir. Aynı içtihatlarla; karıştırılma olasılığının global olarak değerlendirilmesi gerekliliğine işaret edilmekte ve davanın koşulları ile ilgili tüm faktörlerin dikkate alınarak, özellikle işaretler arasındaki benzerliğin, tetkike konu mal ve hizmetlerin değerlendirmesinde de dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır.
Dava konusu markaların kapsamlarında aynı/benzer mal veya hizmetler bulunsa da iltibas tehlikesinden söz edebilmek için yalnızca aynı ya da benzer mal/hizmet olması yeterli değildir. Marka işaretleri bakımından da aynılık ya da benzerlik şartının gerçekleşmesi ve bu aynılık ya da benzerliğin halk nezdinde markalar arasında karışıklık doğurma ihtimalinin bulunacağının tespiti gerekir. Markaların kapsadıkları mal veya hizmetler arasında da benzerlik nedeniyle halkın markaları karıştırma olasılığının olup olmadığı hususu yukarıda belirtilen ilkeler ve somut olayın bütün şartları dikkate alınarak belirlenmelidir. Buna göre dava konusu marka ile davacı markalarının bütünsel anlamda yapılan karşılaştırmada, taraf markalarının; birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan işaretler oldukları, “...” ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketicinin bu ibareyi davacının markası olarak algılama yoluna gitmeyeceği, taraf markaları arasında bütünsel olarak benzerlik bulunmadığı tespit edilmiştir. Hal böyleyken, dava konusu yapılan davalı şirket markası ile davacının marka işlem dosyası kapsamında ve işbu davaya dayanak yaptığı markalarının genel izlenim yönünden benzer olmadığı, aralarında ilişkilendirme ve karıştırma olasılığının olmayacağı değerlendirilmektedir. Açıklanan gerekçelerle taraf markaları arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı kabul edilmiştir.
6769 s. SMK’nın 6/5 maddesine bakıldığında “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” düzenlemesine yer verildiği görülmektedir. Söz konusu düzenleme ile birlikte önceki markanın tanınmış olması halinde aynı veya benzer mal ve hizmet gruplarının yanı sıra farklı mal ve hizmetlerde de korunabileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu nedenle, markanın tanınmışlığı ve anılan şartlardan en az birinin varlığı maddenin uygulanması açısından bir zorunluluktur.
Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır.
Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır.
Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır .
Yukarıda da belirtildiği üzere bu hallerden her birisinin aynı anda mevcudiyeti mecbur olmayıp bunlardan herhangi birisinin varlığının söz konusu olması ihtimali dahi maddenin uygulanabilirliği açısından yeterli olduğu kabul edilmektedir.
Davacı firma itiraz aşamasında örnek Yargı ve Kurum kararlarını, dava aşamasında ek Yargı kararları ve markanın kullanımına dair Türkçe ve İngilizce yaprak katalogları dosyaya delil olarak ibraz etmiştir. Sunulan bu belgeler incelendiğinde, davacı firmanın ... nezdinde ... sayılı (07.03.2016 tarihinde tanınmışlık için başvuru yapılmıştır) ile markasının tanınmış marka olarak tescilli olduğu, davacı markasının “sıvı yağlar” alanında tanınmış olduğu, ancak yine de 6/5 maddesinde aranılan şartlardan birinin gerçekleşme ihtimalinin bulunup bulunmadığının da ayrıca araştırılmaya muhtaç olduğu, SMK’nın 6/5 maddesi koşullarının oluşması için gereken şartlardan en önemlisi olan marka işaretleri arasında bulunması gereken benzerlik şartının markalar arasında oluşmadığı görülmüştür. Bu nedenle, SMK m. 6/5’den kaynaklı bir tescil engelinin somut uyuşmazlık kapsamında oluşmayacağı düşünülmektedir.
6102 sayılı TTK’nin 39 uncu maddesine göre “(1) Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır.” TTK m. 50 ise; “Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.” şeklindedir.
Görüldüğü üzere, usulüne uygun biçimde Ticaret Sicili’ne tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanı koruma altındadır. Bu korumanın ticaret unvanı olarak kullanımla sınırlı olduğu tartışmasızdır. Yani tescilli ticaret unvanı, sahibine unvanın marka olarak da korunması yönünde bir hak bahşetmez. Zira markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı veya sunduğu benzer hizmeti birbirinden ayırt etmeye yarar iken, ticaret unvanları işletmenin kendisini tanımlar. 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesi “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü içerir. Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınai haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Söz konusu işaret, sahibinin SMK’nın 6/6 fıkrası uyarınca itiraz etmesi halinde, marka olarak tescil edilemez.
6769 sayılı SMK’nin 6/6 maddesindeki koşulların varlığı halinde, aynı veya benzer sınıflarda markasal bir kullanım olup olmadığına bakılmaksızın, fikri veya sınai hak sahiplerinin kendilerinden izinsiz olarak başkaları tarafından yapılan marka başvurusuna itiraz etme ya da dava açma hakları mevcuttur. Ancak, şirketlerin ticaret unvanları Ticaret Siciline kaydedilirken, faaliyet (iştigal) alanına her türlü mal ve hizmeti yazabildikleri ve ticaret unvanını bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülüklerinin bulunmadığı dikkate alındığında, ticaret unvanının fiilen (markasal olarak) kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir.
Somut olayda davacı taraf ticari faaliyet alanının hususiyetle “gıda sanayi” olduğu, ... şeklindeki davacı tarafın ticaret unvanın ... ibaresinin davacının dayanak yaptığı markalarında da esas unsur olarak yer aldığı tespit edilmiştir. Davalı tarafın “...” ibareli marka başvurusunun SMK m. 6/1 açısından yapılan değerlendirmelerinde açıkladığımız gerekçelerle davacının ticaret unvanıyla da benzerlik taşımadığı değerlendirilmiştir. Bu durum karşısında davacının ticaret unvanı nedeniyle dava konusu markanın tescil engeli bulunmadığı, başka bir ifadeyle SMK m. 6/6’dan kaynaklanan bir tescil engelinden söz edilemeyeceği görüş ve kanaatine ulaşılmıştır.
6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesinde; “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” düzenlemesi yapılmıştır.
... kararlarında kötüniyetin varlığı için şunlar benimsenmiştir;
"Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir." Y.HGK., 16.07.2008 T., ....
Kötüniyet iddiasını kanaat oluşturmaya yeterli olacak bilgi ve belgelerin gerek marka işlem dosyasında gerek dava dosyasında mevcut olmadığı tespit edildiğinden, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı kabul edilmiştir.
Neticeten, dava konusu yapılan ve davalı şirket adına tescil başvurusu yapılmış olan marka ile davacının dayanak yaptığı markaları arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, somut uyuşmazlık açısından SMK m. 6/5’in uygulanma imkânı bulunmadığı, somut uyuşmazlık açısından SMK m. 6/6’in uygulanma imkânı bulunmadığı; dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların ispat edilemediği, dava konusu yapılan ... kararının yerinde olduğu, dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, anlaşılmış, mahkememizin önceki hükmünde direnilmesine karar verilerek ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1- Mahkememizin önceki hükmünde DİRENİLMESİNE VE DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içinde ... da temyiz yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı.
04/07/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır