T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/172 Esas - 2024/311
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/172
KARAR NO : 2024/311
HAKİM : ..
KATİP ...
DAVACI : .....
...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ...
....
...
...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 08/11/2023
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin “...” esas unsurlu markasının ... nezdinde ... numara ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, müvekkiline ait “...” esas unsurlu markalar ile davaya konu “...” ibareli marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, “...” ibaresinin müvekkili markalarının esas ve ayırt edici unsuru olduğunu, davalı markası incelendiğinde onun da esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, zira “...” ifadesini takiben markada yer alan “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, “...” kelimesine eklenen bir ibare olmaktan öteye geçememekte, davalı markasının tüketicilerde müvekkilinin “...” marka ailesinin bir üyesi izlenimi uyandırdığını, davaya konu markaların gıda sektöründe yer aldığını ve ilgili sektörün tüketicisinin de düşük dikkatli tüketici kitlesi olup işbu tüketicilerin genellikle marka tercihini detaylıca araştırma içine girmeden kulaklarında kalan marka imajı üzerinden yaptıklarını, davalı markasının Türkçede “...” şeklinde telaffuz edildiğini ve işitildiğini, davalı markasının ayırt edici unsuru ve telaffuz sırasında asıl vurgunun yüklendiği kısım olan “...” ifadesinin telaffuzu ile müvekkili marka ailesinin esaslı unsuru olan “...” markasının telaffuzunun aynı olduğunu, dava konusu markaların kapsadığı mal ve hizmetler, genellikle süpermarket gibi kalabalık ve gürültülü ortamlarda tüketiciler ile buluştuğunu, dolayısıyla bir tüketici davalı markasını telaffuz ettiğinde stresin yüklendiği “...” sesinden sonra gelen “...” sesinin duyulacağının şüpheli olduğunu, davaya konu marka başvurusunun kapsadığı sınıf ve malların, müvekkili markalarının kapsadığı sınıf ve mallar ile bire bir aynı/benzer ve doğrudan bağlantılı olduğunu, davaya konu “...” marka başvurusu ile müvekkilinin “...” markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olması ve benzer mal ve hizmetleri kapsamasının doğal bir sonucu olarak söz konusu marka ile müvekkilinin tescilli markaları arasında halk arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıktığını, müvekkilinin yıllar süren reklam, tanıtım faaliyetleri ve oldukça yüksek bir bütçe kullanılarak oluşturduğu marka imajı ile “...” markalarının tanınmışlık ve ayırt edicilik karakterini kazandığı açık olup, söz konusu niteliği nedeniyle “...” markasına sağlanması gereken korumanın ... tarafından göz ardı edilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olduğunu iddia ederek davalı ...’in ... sayılı ... kararının iptaline, 2. Davalı şirkete ait 20.05.2022 tarih ve ... başvuru numarası ile kayıtlı “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde 9. 35. ve 41. sınıf altında yer alan 29 ve 30. sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; markaların birbirileriyle karıştırılma riskinin bulunmadığını, hatta; ... firması ''... '' ana unsuruyla özellikle tanınmış bir firma olduğunu, davalının iddiasının aksine bu tanınmışlığın aslında iş bu davada müvekkilinin lehine destekleyici bir olgu olduğunu, çünkü zaten ... olarak tüketici tarafında bu tanınmışlık tüketicinin özellikle bu markayla alakası olmayan her iki markayı özellikle tüketici bilinç düzeyi bakımından karıştırma riskini sıfıra indirgeyeceğini, yani daha somut ve açık bir anlatımla bu kadar tanınmış olduğu iddia edilen ... ... markasının bir çikolatası varken, bunun tüketiciler nezdinde ayırt edici bir faktör olacağını ve seçim yaparken dikkatini daha da bu markaya yoğunlaştıracaklarını, hiç bir tüketicinin müvekkil şirket markasının farklı dizayn ve davalı markasından genel görünüm olarak bile tamamen farklı olmasını ve sınıf farklılığını bırakın; aynı emtialarda bile olsa bir çikolata ürünü bile olsa yanlışlıkla diğerini alayım diyemeyeceğini, davalının mesnet markaları ve müvekkili şirket markalarının ticari kaynağı konusunda halkın yanılmasının mümkün olmadığını, davalının kötü niyet iddiasının yerinde olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 14.09.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı “...” ibareli markanın tescil edilmesi halinde 9. 35. ve 41. sınıf altında yer alan 29 ve 30. sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şirket tarafından 20.05.2022 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli marka için 09 / 35 / 41 / sınıflardaki mallar için marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 27.09.2022 tarihli ve 405 sayılı .... 'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket tarafından itiraz edilmiş, davacı şirketin itirazı reddedilmiş, söz konusu karara davacı şirket tarafından ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ... tarafından 14.09.2023 Tarihli ... Sayılı ... Kararıyla; ''... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..... sayılı "... ... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, itiraz gerekçesi "... ..." markasının tanınmışlığı (...) ve kötü niyet gerekçeleriyle başvurunun 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (…) Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin farklılıklar içerdikleri, tüketicilerin çekişme konusu markaları, birbirinden farklı ve ilişkisiz ticari kaynaklara ait, birbirinden farklı markalar olarak algılayacakları, bu bağlamda markaların iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Markalar arasında iltibasa yol açabilecek düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı gibi "..." ibareli başvurunun, eşya listesinde yer alan mal ve hizmetler için tescili veya bu mal ve hizmetlerle ilgili olarak kullanımı halinde 6769 s. SMK'nın 6(5) maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak, itirazda, muterizin çikolata sektöründe tanınmışlığa sahip "... ..." markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak vakıalar, deliller veya argümanlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6(5) maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu kapsamdaki itiraz haklı bulunmamıştır. (…) Markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından SMK m. 6(4) hükmünün uygulama koşullarının somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmış ve anılan madde kapsamındaki itirazın da reddi gerekmiştir. Markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından kötü niyet iddiasına dayalı itiraz da haklı bulunmamıştır.'' gerekçesiyle ''İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
1.Dava konusu markanın kapsamındaki malların/hizmetlerin davacı markalarının kapsamlarında ilişkili olarak yer aldığı,
2.Dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığı,
3.Dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
4.Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
5.Kötü niyet değerlendirmesinin mahkemenin takdirinde olduğu,
6.... ... Sayılı ... Kararının yerinde olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
-Dava konusu marka kapsamındaki tüm mal/hizmetler açısından, taraf markalarının mal/hizmetleri arasında ilişkilendirmeye dayalı (orta/düşük düzeyli) benzerliğin bulunduğu; taraf markalarını oluşturan işaretlerin ise bir bütün olarak benzer olmadığı, ilgili tüketiciler nezdinde karıştırma ihtimalinin oluşmayacağı; dava konusu marka başvurusunun bütünsel algısı itibariyle herhangi bir şekilde davacı markalarını çağrıştırmadığı/anımsatmadığı bir durumda SMK m. 6/5'in somut olayda uygulama alanı bulmayacağı,
-Dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat olunamadığı düşünülmekle birlikte, kötü niyetin varlığının/yokluğunun tespiti, hukuki niteliği yüksek bir değerlendirme olduğundan bu konuda nihai takdirin mahkemeye ait olduğu,
bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
- ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında bir tanınmış markanın bulunması.
- Tanınmış marka ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları olması.
-Marka ile başvurunun kapsamında aynı veya benzer mal veya hizmetlerin bulunması.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim .... vermiş olduğu bir kararda (....sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
...+... ...
(09, 35, 41. sınıf) ... ...+...
...
...
... .
...
...
(05, 29, 30. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki 09., 35. ve 41. sınıftaki malların tamamının davacının redde gerekçe markalarının kapsamlarında ilişkili olarak yer aldığı; şöyle ki; söz konusu redde gerekçe markaların kapsamındaki 29. ve 30. sınıflardaki malların dava konusu markanın kapsamındaki 35. sınıftaki malların satışı hizmetleri ilişkili olduğu zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu o malın pazarlanması olup, satışa konu ürün söz konusu olmadıkça bu ürünün pazarlanması hizmetinden de söz edilemeyeceği, bu nedenle dava konusu 29 ve 30. sınıflardaki emtiaların pazarlanması hizmetleri ile bu emtialar arasında birbirini tamamlayıcı ilişkinin bulunduğu; öte yandan dava konusu markanın kapsamındaki 09. ve 41. sınıflardaki hizmetlerin de gıda mallarına yönelik yazılım ve eğlence hizmetleri olması nedeniyle davacı markalarının kapsamında yer alan 29. ve 30. sınıflardaki mallarla ilişkili olduğu, zira bu mallar ve hizmetlerin benzer tüketici kitlesine hitap ettiği, kaynaklarının aynı olmasının kuvvetle muhtemel olduğu; somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan 29. ve 30. sınıfa giren mallar yani gıda maddelerinin satışı hizmetleri, gıdalar ile yazılım ve eğlence hizmetlerinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; bu emtiaların hepsi, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdendir ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin seçicilik/algı/dikkat/özen/bilinç seviyesinin ortalama/makul düzeyde olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu “...+...” ibareli marka siyah renkte, kalın harflerle, ilk harfi büyük “...” ibaresi, bu ibarenin üzerinde ... ile “...” ibaresi ve “...” anlamında kullanılan dili dışarıda bir ağız şeklinin yer aldığı karma bir marka olduğu, markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının redde gerekçe markaları münhasıran veya ürün ambalajının üzerinde “...” ibaresi veya “...” ibaresi ile birlikte ayırt edici niteliğe haiz olmayan veya ayırt edici niteliği zayıf olan gurme, creation gibi ibarelerin yer aldığı kelime markaları veya karma markalar olduğu, davacı markalarının esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, davacının redde gerekçe birçok markasında yer alan “...” ibaresinin çatı marka olarak yer aldığı, “....” gibi ibarelerin tali unsurlar oldukları anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
....'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...+..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; davacı markalarını oluşturan ''...'' kelimesi 5 harften ibaret olduğu, dava konusu davacı markası ''...'' ibaresinin ise 9 harften oluştuğu, markaların ilk beş harfi aynı olup, sadece davalı markasının sonundaki -... eki itibariyle farklılaştıkları; bu kapsamda ''...'' markasının, davalının ''...'' markasının ek almış hali görünümünde olduğu, soldan sağa okuma prensibi gereği ortalama tüketici, kelimenin başlangıcına, diğer kısımlarına nazaran daha büyük dikkat vereceği, özellikle kelimelerin sonunda yaygın biçimde karşılaşılan son ekler veya heceler, kelimenin işitsel karakteri üzerinde daha az etkiye sahip olduğu, somut olayda da taraf markalarında, sadece sondaki ''-...'' eki değiştiğinden, ''...'' ve ''...'' markaları arasında benzerlik bulunduğu; tüketicilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (...) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları; dava konusu marka dil bilgisi kurallarına uygun olarak hecelerine ayrıldığından ''...'' şeklinde yada ''...'' şeklinde telaffuz edileceği, davacının markaları ise ''...'' şeklinde okunduğu, sondaki ''-...'' ekinin kulakta ve zihinde bıraktığı etki oldukça zayıf olduğundan, markalar işitsel açıdan benzer olduğu; sondaki ''-...'' eki, her ne kadar markaları anlamsal olarak farklılık getirmiş olsa da markaların kavramsal kurgulanışları da örtüştüğü, tüketicinin önceden bildiği bir ibareyi başka bir marka içerisinde görmesi halinde; oluşturulan yeni ibarenin, önceki markaya dayanılarak yaratılmış yeni bir marka olduğu, önceki marka ile ilişkisi bulunduğu algısına kapılabileceği, bu bağlamda taraf markaları arasında tek tek görsel, kavramsal ve fonetik unsurlar yönünden doğrudan yoğun bir benzerlik bulunmamakla birlikte dava konusu marka içerisinde ''...'' ibaresinin görsel ve işitsel olarak varlığını sürdürdüğü bir durumda, tüketicinin dava konusu markayı, davacı markaları ile ilişkilendirmesinin mümkün olduğu, en basit haliyle de davacının ''...'' markalarını ''...'' şeklinde günceleyerek yeni bir ticari işaret yarattığı şeklinde yorumlayabileceği; bu durumun ise dava konusu marka lehine davalı markalarından bir imaj transferi oluşmasına neden olabileceği; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu,
SMK'nın 6/4 hükmünde belirtilen koşullarının varlığının dosya kapsamında ispatlanmadığı,
Davacıya ait “...” ibareli marka ... nezdinde ... sayı ile tanınmış olarak kabul edildiği gibi dosya kapsamından da anlaşıldığı, davalı markasının tescil edilmesi halinde yargılama konusu gıda ürünleri bakımından dava konusu markanın davacı markasından haksız yarar sağlama, davacı markasının itibarına zarar verme, ayırt ediciliğini zedeleme ihtimali olduğu bulunduğu, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı;
Dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, anlaşılmış, açıklanan nedenlerle; .... sayılı ... kararının iptali ile ... başvuru numaralı markanın 09, 35 ve 41. Sınıf altında yer alan 29. ve 30. Sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN KABULÜ İLE,
.... sayılı ... kararının iptali,
... başvuru numaralı markanın 09, 35 ve 41. Sınıf altında yer alan 29 ve 30. Sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 7.211,10-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/06/2024
Katip .... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 578,10-TL
GİDER AVANSI :6.633,00-TL
TOPLAM :7.211,10-TL