T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/285 Esas - 2024/319
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/285
KARAR NO : 2024/319
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI :...
Mersis No:....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 01/08/2022
KARAR TARİHİ : 02/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla; davacının 1998 yılından beri online alışveriş/... ticaret sektöründe faaliyet gösteren, sektörünün lider kuruluşlarından biri olduğunu, davacıya ait .... web sitesinin günümüzde 32 milyon kayıtlı üyesinin bulunduğunu ve günde 200 milyon kere ziyaret edildiğini, Türkiye’nin saygın kuruluşları tarafından ... ticaret sektöründe verilen birçok ödülün de sahibi olduğunu, 2020 yılında satış gelirini %145 arttırarak 6.4 milyar TL’ye yükselttiğini, davacının “...”lı markalarını bu faaliyetleri kapsamında aktif olarak kullandığını ve tüketici nezdinde bilinir hale getirdiğini, “...”lı markalarıyla seri markalar oluşturduğunu, aynı zamanda davacının markasının ... nezdinde ... sayı ile tanınmış marka statüsüne de alınmış olduğunu, dava konusu edilen markanın davacının bu tescilli/tanınmış markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer bir marka olduğunu, zira bu markada geçen “...” ve “...” kısaltmalarının “...” ve “...” ibarelerinin kısaltmaları olarak tanımlayıcı/tasviri nitelikte olduklarının ve markasal hüviyette ayırt ediciliklerinin bulunmadığını, davalı ...’in emsal kararlarının “...” kısaltması ve devamında gelen tanımlayıcı başka bir ibarenin oluşturduğu markaların ayırt edici olmadığı yönünde oluşturulduğunu, bu çerçevede dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin ve .... alan adı uzantısının tek başlarına ayırt ediciliğinin bulunmadığını, zira bu ibarelerin ... ortamda ... ile ilgili bilgilerin, haberlerin vs. paylaşılacağı bir platform olduğunun doğrudan anlaşıldığını, ayrıca dava konusu marka kapsamında yer alan 41. Sınıf açısından “...” ibaresinin de tanımlayıcı olduğu göz önüne alındığında dava konusu markadaki esas unsurun “...” kelime öbeği olduğunun kabulünün gerektiğini ve tüketiciler tarafından duyulduğunda ve görüldüğünde davacıyı akla getirecek olan başta “...” markası olmak üzere “...” ibaresinin, tıpkı davacının “...” ibaresi ile oluşturduğu marka ailesinde kullandığı gibi “... + ...” şeklinde birebir kullanıldığını ve dolayısıyla anılan markanın da davacıya ait bir marka zannedilmesinin kaçınılmaz olduğunu, nitekim huzurdaki dava dışı uyuşmazlıklarda “...” ile biten kelime öbeklerinden oluşmuş markaların tesciline davacının dosyaladığı itirazların kabul edildiğini ve bu kararların mahkemeler tarafından da onandığını, bu kararların ve bu dosyalara sunulan bilirkişi heyeti raporlarının somut uyuşmazlık açısından da emsal nitelikte olduğunu, bu benzerlikler ve davacının markalarının tanınmışlığı göz önüne alındığında, dava konusu markanın tescilinin davacının markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, davalının haksız olarak davacının markalarının tanınmışlığından fayda sağlayacağını, davalının bu markayı kendisine seçerken davacı ile haksız rekabet yapma saikini taşıdığını iddia ederek, ... ...’nın 01.06.2022 tarihli ve ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı marka başvurusunun tescile uygun olmadığının tespitini ve işlemden kaldırılmasını veya tescil işlemleri tamamlanmış ise hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesiyle; dava konusu edilen markanın karma bir işaret olduğunu, bu işarette küçük puntolarla yazılmış olan “...” kelime öbeğinin markanın tali unsuru olduğunu ve görsel açıdan ön planda yer almadığını, aynı zamanda bu ifadenin bir slogan markası olduğunu ve yaygın olarak kullanılıyor olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde yer alan, “...”lı markalarına ilişkin iddialarının somut uyuşmazlık açısından önem arz etmediğini, zira somut uyuşmazlığa konu edilen, taraf markaları arasındaki ortaklığın “...” ifadesinden kaynaklandığını, davacı tarafın “...” ifadesi içeren güncel marka başvurulara yapmakta olduğu diğer itirazların da ... tarafından reddediliyor olduğunu, bu red kararlarında ...’in “...” ifadesinin özgün olmayan bir slogan olduğu ve yaygın olarak kullanıldığı yönünde kararlar verdiğini, davacının ... nezdinde dosyaladığı itirazlarında bahsi geçmeyen, davalının markasındaki “...” ibaresinin “...” kelimesinin kısaltılmışı olmasına dayalı iddiaların huzurdaki davada dinlenemeyeceğini, zaten de “...” kelimesinin kısaltmasının “...” “...” şeklinde olduğunu, ayrıca “... ...” ifadesinin kısaltmasının “...” olduğunu, Google arama motoruna da “...” yazıldığında herhangi bir anlam çıkmadığını, dolayısıyla dava konusu edilen markada geçen “...” ibaresinin özgünlüğünün ve markanın esas unsuru olduğunun kabulünün gerektiğini, yani somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının huzurdaki davayı açmakta kötü niyetli olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; ... numaralı marka tescil başvurusu dosyasının örneği incelendiğinde; davalı şahsın 14.11.2020 tarihinde, 35 ve 41. Sınıflara giren hizmetlerde kullanılmak üzere dosyaladığı görselli marka başvurusunun tescil edilmek üzere 12.01.2021 tarihli ve 364 sayılı ...’nde ilanı üzerine davacının SMK m. 6/1, m. 6/5 ve haksız rekabet hükümlerine ve .... sayılı markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ...’nın 26.08.2021 tarihli ve ... sayılı kararı ile, markalar benzer görülmediğinden, tüm gerekçeleri ve itiraza mesnet alınan tüm markalar yönünden bütünüyle reddedildiği, bunun üzerine davacının itirazını aynı gerekçelere ve aynı markalara dayalı olarak tekrar ettiği, ancak bu itirazın da ... ...'nın 01.06.2022 tarihli ve ... sayılı kararı ile;'' “....Yukarıda belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda, başvurunun esas unsurunun "..." ibaresi olması sebebiyle ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
1) Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı,
2) Dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm hizmetler açısından, davacının muhtelif markaları yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği,
3) Dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerin hitap ettiği alıcı kesiminin, bu hizmetleri satın aldıkları anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı,
4) (1) ve (3) nolu bentte yer alan değerlendirmelerden dolayı, (2) nolu bentteki tespite rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
5) Davacının “tanınmışlık” ve “haksız rekabet” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
6) Dava konusu edilen 01.06.2022 tarihli ve ... sayılı ... kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu,
7) Davacının hükümsüzlük talebinin bu değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
(5) Kişilik Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
- Dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35. ve 41. sınıf hizmetlerin tamamının davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer nitelikte oldukları,
-Taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik ilişkisi kurmayacağı,
- Davacı yanın ...-ticaret ve online pazaryeri hizmetlerinde “...” markasının bütünsel algısı/kimliği itibariyle tanınır olduğu ancak dava konusu markanın tescilinin 6/5 maddesinde aranılan kriterlerin meydana gelmesi sonucunu doğuracağı yönünde bir kanaate varılamadığı,
bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak ... 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Dayanak tutulan bu markalar kapsamında uyuşmazlık konusu olmayan çok sayıda mal ve hizmet grubu yer aldığından yalnızca dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetler ile varsa aynı tür hizmetler öncelikli olarak gösterilmiş, ayrıca davacı yanın dayanak markalarının birçoğu “...” esas unsurunu ihtiva ettiğinden, tabloda temsili olarak bir kısmına yer verilmiş, “...” esas unsurundan bağımsız “...+...” şeklindeki markalarından, dayanak tutulan bir kısım markasına ise örnek olarak yine aşağıda yer verilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... .... ....
(35. 41. sınıf) ...
...
...
...
(18, 25, 35, 38, 41, 42 ve 45. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; başvuru kapsamında yer alan 35.sınıf hizmetlerin tamamının, davacı yanın sair markaları kapsamında aynı sınıflarda yer alan hizmetler ile aynı – aynı tür hizmetler olup taraf markalarının kapsamları itibariyle ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmaksızın, benzer tüketici kitlelerine yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, birbirleri yerine tercih edilebilir, satış ve sunum biçimleri benzer mahiyetteki hizmetleri kapsadıkları görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; ''... ...-...'' ibareli başvurunun mavi ve turuncu renklerle yazılmış, birden çok ... unsuru ve figüratif unsurların yer aldığı bir bileşke marka olduğu, markanın hakim ve ilk anda göze çarpan unsurlarının mavi renkte yazılmış “...” harfi ve bu harften daha büyük şekilde turuncu renkte yazılmış “...” harflerinden oluşan kısmı olduğu, bu kısmın alttan kavisli bir şeritle çerçevelendiği ve şeridin uç kısmında bir yıldız görselinin kullanıldığı, markanın sağ alt köşesinde ise tamamen tali nitelikte kalmış “...” ve “ ....” ibarelerine yer verildiği, markanın hakim unsuru olarak kullanılan “...” ve “...” şeklinde ayrıştırılmış harf diziliminin bir kısım tüketici tarafından, “...” olarak bilinen tanımlama ile ilişkilendirmesi ihtimal dahilinde olmakla birlikte genel anlamda tüketicinin “...” harflerinden oluşan bu dizilimi, alelade bir harf kombinasyonu şeklinde algılama ihtimali çok daha yüksek olacağı, tüketicinin dava konusu markayı “... “ şeklinde yorumlaması halinde “...” ibaresinin “sporun geleceği sanal dünyada” anlamını doğrudan tüketiciye vereceği, “...” şeklindeki algıda ise genel anlamda geleceğe yönelik bir mesajı tüketiciye vereceği; her iki halde de başvurunun esas unsurunun ''...'' ibaresi olduğu, başvurudaki şekil unsuru ve tali şekilde konumlandırılmış ... unsurlarının, tüketicinin bütünsel algısında etkili olmayacağı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın ise temel anlamda ... şeklindeki markası üzerinden türetilmiş ....com tek tıkla güvenli alışveriş, ... ...., Türkiye'nin ...'sı, ... ... Moda vb. şekillerde “...” ibaresinin esas unsur olarak içerir şekilde oluşturulmuş ve tamamında bu kalıbın bütün olarak korunduğu markaları veyahut hepsifinans ..., hepsikredi ..., hepsitaksit ... vb. gibi şekillerde “...” sözcüğü sabit tutularak alternatif/seri markalar ile oluşturulmuş markalarının mevcut olduğu, davacı yana ait markalardan yalnızca ”... ...” markasında “...” ikincil sesinin “...” ön sesiyle birlikte kullanıldığı; davacı yanın, dava konusu markanın başvuru tarihinden evvel “...” sözcüğü etrafında yarattığı başkaca bir alternatif markasının mevcut olmadığı, dolayısıyla davacının “...” kelime kökünü korumak suretiyle yarattığı alternatif bir marka serisinin bulunmadığı, davacı yanın dayanak yaptığı markaların her biri aynı sistematik ile oluşturulmuş (...+... ... +...) olup bu şekilde özellikle “...” markası ile ciddi bir seri marka ailesi yaratıldığı, davacı yanın dava dilekçesinde bahsi geçen ve “...” sözcüğü sabit tutularak yaratılmış markaların ise, dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraki tarihli markalar oldukları görülmektedir.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, dava konusu marka ''....'' şeklinde oluşturulduğu, uyuşmazlığın temelini oluşturan “...” ibaresi “bu yerde” şeklinde anlamı bulunan bir ... olduğu, tüketicinin “... ...” şeklinde bir marka karşı karşıya kaldığı bir durumda, ilgili “...” olarak belirlenen malı ya da hizmeti temin edebileceği bir marka adı olarak algılayacağı, aynı şekilde davacı yanın “...” markaları da kavram olarak “akla gelebilecek ne varsa satın alınabileceği, her şeyin satıldığı” bir ...-ticaret sitesi/işletme adı algısı yarattığı, dolayısıyla “...” ibaresi münhasıran özgün, ayırt ediciliği yüksek veya yaratım bir ... olmadığı gibi “... +...” şeklindeki yaratım markalarda da ortaya çıkan bütünde, “...” ibaresine, ortalama zekadaki tüketicinin güçlü bir markasal algı yüklemeyeceği, davacı yanın markaları ile “...” ibaresi içerir herhangi bir marka için salt “...” sözcüğünden kaynaklı işitsel, görsel ve kavramsal bir benzerlik hali sonraki markanın davacı markalarının kurumsal kimliğine bir yanaşma göstermediği sürece bir iltibas ihtimaline yol açmayacağı, taraf markaları bütüne hakim imajları itibariyle birbirleri ile herhangi bir yakınlaşma içerisinde olmadığı, “...” kelimesinin doğası gereği ayırt edici gücü zaten yüksek olmayıp salt bu ibareden kaynaklı bir benzerliğin ortalama dikkat ve zeka seviyesine sahip tüketiciler açısından bir yanılgı durumu ortaya koymayacağı, dolayısıyla “...” ibaresinin tüketici nezdinde yarattığı algı, ticaret hayatında herkesin kullanımına açık olan işaretler ile eşdeğer düzeyde olacak olup tüketicinin salt bu ibare nedeniyle taraf markaları arasında iktisadi – idari ilişkilendirme ihtimali dahil bir benzerlik kurmasının beklenemeyeceği, ticaret hayatında, “...” ibaresinin “... + ...” şeklindeki kullanımı ile oluşturulan markaların her birinin davacı taraf markaları ile ilişkilendirilmesinin beklenmesinin gerçekçi bir yaklaşım olmayacağı; davacının ''...'' ibareli markası yönünden incelendiğinde; dava konusu markada “...” ibaresi bir bütün olarak, marka içerisinde tali nitelikte kullanıldığı, bu kullanım davacı yanın ''...'' görseline haiz markası ile herhangi bir benzerlik taşımamakta yalnızca birebir aynı ... unsurlarını ihtiva ettiği, ancak dava konusu marka içerisinde bu ibarenin kullanımının bütünsel ayırt ediciliği katkısı tamamen tali nitelikte olup kalıpsal olarak kullanımı itibariye de slogan niteliğinde ve nihai algıda dikkat çekmeyecek pozisyonda olduğu, bu mahiyette kendisini meydana getiren kelimelerin sahip olduğu anlamlardan farklılaşmamış, kelimelerin anlamları ile bir oynama, ironi, uyak veya ses tekrarı içerme ya da bilinçaltına mesaj gönderme gibi yollarla yaratıcılık dava konusu markanın da bütünsel algısında, markasal yönden ayırt edicilik sağlayan tek ibarenin “...” şeklindeki harf dizilimi olacağı, davalı markadaki “...” ibarenin tamamen tali nitelikte kalan, özgünlüğü son derece zayıf ve tüketicinin ilk anda dikkat dahi etmeyeceği şekilde bir kullanım olduğu; bu durumda anılan marka yönünden de taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, “...” ibaresinin davacı yanın “...” markası gibi kullanım ile ciddi ayırt edicilik kazandığı ve yalnızca davacı iktisadi kimliği ile özdeş hale geldiği yönünde bir bulgunun da dosya içerisinde mevcut olmadığı; neticeten, taraf markaları arasında, dava konusu markada yer alan 35 ve 41. sınıf hizmetler bakımından aynı – aynı tür bir ilişki bulunmakla birlikte markaların bütünsel algılarının birbirinden farklılaşmış olması, ortak unsurları zayıf olan ibarelerle yaratılan markaların her birinin önceki markalar ile ilişkilendirileceği beklentisinin gerçekçi olmayacağı, tüm bu nedenlerle dosya kapsamında belirlenen ilgili tüketici kitlesi nezdinde taraf markaları arasında iktisadi – idari anlamda ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı; öte yandan davacı yanın ...-ticaret ve online pazaryeri hizmetlerinde “...” markasının bütünsel algısı/kimliği itibariyle tanınır olduğu ancak dava konusu markanın tescilinin 6/5 maddesinde aranılan kriterlerin meydana gelmesi sonucunu doğuracağı yönünde bir kanaate varılamadığı anlaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/07/2024
Katip ... Hakim ....
...-imzalıdır ¸ ...-imzalıdır