T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/144 Esas - 2024/325
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/144
KARAR NO : 2024/325
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 22/08/2023
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; ... Şirketi'ne ait ... başvuru numaralı "... ..." markası, ... başvuru numaralı "..." markası, ... başvuru numaralı "... " markası, ... başvuru numaralı "... " markası, ... başvuru numaralı "... " markası, ... başvuru numaralı "... " markası ve ... başvuru numaralı "... " markalarının 02.08.2023 tarihinde .... Noterliğinde yapılan ... yevmiye numaralı "Devir Senedi" ile müvekkil şirkete devredildiğini, davalı tarafından müvekkili şirkete ait tescilli marka kullanılarak taklit edildiğini ve işbu haksız eylemi neticesinde haksız kazanç elde ederek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, müvekkil Şirkete ait ilgili markalar ile itiraza konu markanın genel görünüm itibariyle aynı olduğunu, davalı şirkete ait itiraza konu markanın hiçbir şekilde ayırt edici bir unsur barındırmadığını, bu nedenle, ayırt edicilikten yoksun olan itiraza konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi, davalı tarafından tescili istenen başvuruyla müvekkili şirkete ait tescilli markaların aynı emtia sınıfında olup ortalama tüketici nezdinde her iki markanın birbiriyle ilişkilendirilebileceğini, davalı şirketin işbu tescil başvurusuyla müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ettiğinin kabulüyle, hatalı olarak verilen ... kararının iptalini ve itiraza konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı başvuru sahibi taraf vekilinin cevap dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; müvekkili şirkete ait tescilli marka adının .... ... (dev) ... ile ...'in kızı olan "..." ile İngilizcede "ev" anlamına gelen "..." ibarelerinin birleştirilmesi ile oluşturulduğunu, ayırt ediciliği yüksek olduğunu, "..." marka adı ayrık biçimde değil bir bütün halinde "..." şeklinde olup, markanın ayırt edici unsurunu bu ibarelerin oluşturduğunu, davacı markalarının seri marka niteliğinde olduğu ve müvekkil markası ile ortalama tüketici nezdinde herhangi bir karıştırılma ihtimali içermediği, davacının markaları ... ilinin ... ilçesi direkt olarak markaya eklenerek "..." esas unsuru öne çıkarılmış olup bu ibareye "..." gibi ibareler eklenerek markalar benzerlerinden ve müvekkil markadan farklılaştırıldığını, markaların yazılışlarının ve okunuşlarının birbirlerinden farklı olduğunu, davacı taraf markaları ile müvekkili marka ibaresi arasında yalnızca "..." harflerinin ortak olarak bulunduğunu, başkaca herhangi ortak ibare yahut harf dahi bulunmadığını, markalar arasında herhangi bir işitsel benzerlik bulunmadığını, davacının tarafın seri markaları ile müvekkilinin bütün haldeki “...” ibareli markasının marka adı yönünden ortalama tüketici nezdinde herhangi bir karıştırılma ihtimali içermediğini, müvekkili markasının "..." şeklinde yazılarak oluşturulduğunu, davacı markalarında ise "..." ibaresi ön plana çıkarılmış ve bu ibarenin altına markaların yan unsurları seri marka oluşturulmak üzere ilave edildiğini, markaların mal ve hizmet sınıflarının herhangi bir benzerliğinin bulunmadığını, müvekkili markası için 24 ve 35 mal ve hizmet sınıflarında tescil başvurusunda bulunduğunu, davacı yana ait markalar incelendiğinde ise, söz konusu seri markaların 20. sınıfta tescilli olduğunu, davacı yanın ... numaralı markasının yalnızca 20. mal ve hizmet sınıfında tescilli olduğunu, tescil olunan mal ve hizmetlerin aynı veya benzer nitelikte olmadığını, 35. sınıf yönünden perakende satışa ilişkin bir kısım emtianın daha bulunduğunu, ancak 35. Sınıfın mahiyeti göz önüne alındığında bunların karıştırılma ihtimali oluşturmayacağını, markaların farklı olduğunu, markalara ilişkin mal ve hizmet sınıfları incelendiğinde de herhangi bir benzerliğin bulunmadığını, mal ve hizmetler arasında herhangi bir benzerlik olmadığını, mal ve hizmetlerin bir biri yerine ikame edilmediklerini, marka örnekleri arasında hiçbir ortak nokta dahi bulunmayan markaların benzer olmadığını ve itiraz sahibinin itirazının kötüniyetli olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ... ...’nun 23.06.2023 Tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline, dava konusu ... sıra numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 24. ve 35. sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerde tescili amacıyla 02.02.2022 tarih ve ... sayısı ile gerçekleştirildiği görülen marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 26/05/2022 tarih ve 397 sayılı marka bülteninde ilan olunduğu, anılan ilana karşı davacı tarafından “...” ibareli muhtelif ibareli markalar mesnet gösterilerek 6769 sayılı SMK’nın ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle itirazda bulunduğu, anılan itiraz ... tarafından incelenmiş ve itirazın reddine karar verildiği, söz konusu ret kararına karşı davacı yanın itirazda bulunulduğu, itirazları inceleyen ...’nun 23.06.2023 tarihli ... kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "... ", "...", "... ...", "... ", "... ", "... ", "... ", "...", "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.” Yukarıda belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 6769 s. SMK'nın 6/3, 6/5 ve 6/9 maddelerine dayalı itirazın kabulüne yönelik yeterli kanaat oluşmadığından belirtilen maddelere dayalı itirazlar kabul edilmemiştir. Son olarak, Kurum kendisine yapılan başvuruyu, marka örneği kapsamında ve tescili talep edilen mallar/hizmetler kapsamında değerlendirmekle mükellef olduğundan farklı marka örneklerini haiz markalar hakkında verilen kararlar işbu başvuru için emsal teşkil eder nitelikte bulunmamıştır...” gerekçesine yer verilmek suretiyle, itirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu ... sayılı ... ibareli marka başvurusu kapsamında yer alan emtiaların tamamının davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan emtialar ile aynı, aynı tür olduğu,
-Başvurunun, davacı yanın seri marka ailesi ile karıştırılma ihtimali doğurabilecek düzeyde benzer bir algı yaratmadığı,
-Somut olayda SMK m. 6/3 maddesinde aranılan koşulların hiçbirinin meydana gelmediği,
-Dava konusu markanın tescilinin davacı yan markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama ve davacı yanın ilgili piyasada oluşturduğu/oluşturmaya çalıştığı ayırt edici karakteri zedelemeyeceğinden davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Sektör Uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu ... sayılı ... ibareli marka başvurusu kapsamında yer alan Emtiaların tamamının davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan emtialar ile benzer veya aynı çeşit olduğu,
-Başvurunun, davacı yanın seri marka ailesi ile karıştırılma ihtimali oluşturabilecek düzeyde benzer bir algı yaratmadığı,
-Somut olayda SMK m. 6/3 maddesinde aranılan şartların hiçbirinin, meydana gelmediği,
-Dava konusu markanın tescilinin davacı yan markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama ve davacı yanın ilgili piyasada oluşturduğu/oluşturmaya çalıştığı ayırt edici karakteri zedelemeyeceğinden davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ...’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ...
(24, 35. sınıf) ...
...
... ...
...
...
(20, 35, 37. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın kapsamında yer alan 35. Sınıf hizmetlerinden 35.01-04 alt grup ve 35/05- 24, 26 ve 27. Sınıfta yer alan satış hizmetlerinin, davacı şirketin redde mesnet göstermiş olduğu markalarının kapsamındaki 35. Sınıfında yer alan hizmetler ile aynı olduğu; ayrıca, davacı markalarında 24. Sınıf mallar yer almıyor olsa da davacının itiraza mesnet markaları kapsamında 35.05/24. Sınıfın satış hizmetini kapsıyor olmasından dolayı da söz konusu 24. Sınıf mallar bakımından tamamlayıcı mal/hizmet olduğu anlaşılmıştır.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın ''...'' şeklinde beyaz zemin üzerine siyah renk, tümü büyük harf ve düz yazı karakteri ile tasarlanmış bir kelime markası olduğu, anılan ibare her ne kadar tek kelime formunda yazılmış olsa da “...” ve “...” kelimelerinin yan yana getirilmesiyle oluşturulmuş, markada yer alan “...” kelimesinin “.... (dev) ... ile ...'in kızıdır. Şiddetin, gücün tecessüsüdür (cismanileşmesi)..... kardeşidir. .... 'nın en büyük kızıdır.” anlamına geldiği, “...” kelimesinin ise ingilizce bir kelime olduğu ve “ev” anlamına geldiği markanın bir bütün olarak ''...'' olduğu ve ''...'' şeklinde telaffuz edilerek algılanacağı, markada yer alan ... kelimesinin zayıf ve ayırt ediciliği düşük olduğu dikkate alındığında markanın esas unsurunun ... olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; ... ibaresi ile ek bazı (..., store, ison, meuble, furniture,mobilya, africa)sözcüklerden oluştuğu, bu anlamda davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresinin kendisi olduğu, ''...'' kelimesi etrafında oluşturduğu seri bir marka ailesinin yer aldığı, davacı yan markalarında yer alan ''...'' kelimesi dilimizde somut bir anlama sahip olup, tüketicinin ilk anda derhal “... ilinin ... ilçesi” olarak algılayacağı anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, dava konusu markanın üç harf, davacı markalarının ise dört harf, her ikisinin de iki heceden oluştuğu, markalar arasındaki tek farklılığın davacı markasındaki fazladan “G” harfinden kaynaklandığı, markalardaki tek harf değişikliğinin iltibasa yol açacağına dair genel bir algı mevcut ise de, bu hususun her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekmekte olup, somut uyuşmazlıkta tek harf değişikliğinin görsel, işitsel, yazılış ve anlamsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dava konusu markanın hecelemesinin “...”, davacı markalarının hecelemesinin ise “...” şeklinde olduğu, her iki marka bakımından vurgunun farklılaştırdığı, taraf markalarının kavramsal olarak da birbirlerinden derhal farklı kelimeler olarak algılanacakları ve davacının markalarında yer alan “G” harfinin özellikle işitsel ve anlamsal olarak dava konusu markadan farklılaştırdığını, bu farklılığın ortalama tüketici tarafından algılanabilir nitelikte olduğu, bunun yanı sıra markaların tertip tarzlarının farklı olduğu, somut uyuşmazlıkta bu farklılıkların görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı,
İltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı,
Davacı yanın önceki tarihli kullanımları, tescilli marka örneklerinde yer alan kullanımlarını ihtiva etmekte olup tescilli marka örneklerinde mezkur kullanımların, dava konusu marka ile hiçbir şekilde benzerlik taşımadığı, davacı yanın, dava konusu ibareye yönelik önceye dayalı bir kullanımının ise mevcut olmadığı, bu durumda SMK m. 6/3 koşullarının meydana gelmediği,
Dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı,
Anlaşılmış, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/07/2024
Katip .... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır