T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/139
KARAR NO : 2024/305
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : .... Mersis No:...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ... - T.C. Kimlik No:...
...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 17/08/2023
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ve diğer dilekçelerinde özetle; müvekkili ... A.Ş.’nin kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle; bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait “...” markası ... nezdinde tanınmış marka olarak tescilli bir marka olduğunu, aynı zamanda müvekkiline ait “...” markası .... nezdinde 23.02.2000 tarih ve ... no ile tescil edildiğini, yine markaların dünyanın pek çok ülkesinde tescilli olduğunu, müvekkilinin, dava konusu marka başvurusuna mesnet gösterdiği “...” ibaresinin ilk kez 2002 yılında kullanmaya başladığını, bahse konu markanın tescil edilmesi adına ilk olarak 2002 yılında marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin ... nezdinde “...” ibareli birçok tescilli markası olduğunu, söz konusu markalarını belli bir düzeye getirmek için yıllardır emek ve para harcamış ve tüketiciler nezdinde tanınan markalar haline getirmek için uğraş sarf ettiğini, müvekkilinin ... nezdinde sahibi olduğu “...” ibareli tescilli markalarının ve endüstriyel tasarım başvurularının bulunduğunu, müvekkilinin “... ...” esas unsurlu markasının ... nezdinde ... numara ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, müvekkili “...” ibareli markasının ... nezdinde 2002 yılından beridir tescilli olduğunu ve “...” ibaresinin gerçek ve öncelikli hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin ilgili çabaları sebebiyle “...” markasının bilgilenmiş/nihai tüketici tarafından müvekkil şirketi ile özgülenmiş olduğunu, davalı şahıs marka başvurusu “...” markası ile müvekkil şirket markaları arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunmakta olduğunu ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunu, davaya konu “...” markasının müvekkili adına tescilli “...” esas unsurlu markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturabilecek düzeyde benzerlik taşıdığını, davalı şahıs markasının “...” ve “...” kelimelerinin yan yana gelmesi ile oluşturulan bir marka olduğunu ve bu markanın okunuşu ve zihinde bıraktığı etkinin de “...” ve “...” olarak ayrı ayrı algılandığını, “...” kelimesinin markaya farklılık katmadığını aksine “...” ibaresini niteleyip ön plana çıkararak bu markanın müvekkil markalarının devamı, serisi, alt markası imajını verdiğini, taraf markalarının aynı ibarelerden oluşmasının, markaları görsel açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer kıldığını, ilgili tüketicinin “...” ibaresini okuduğunda, duyduğunda öncelikle “...” ibaresine dikkat kesileceğini ve bu sebeple de davalı şahıs marka başvurusunu müvekkil şirket markalarından biri zannedebileceğini, davaya konu marka başvurusunun kapsamında yer alan davaya konu 30. Sınıf ve 43. Sınıf hizmetlerinin, müvekkilinin markalarının kapsamında bulunan sınıflardaki mallarla benzer olduğunu, gıda sektöründeki ortalama tüketicinin dikkat seviyesinin düşük olduğunu, daha önceden “...”, “...” ibaresi içeren markalara karşı yürütülen yargılamalarda markaların benzer bulunduğunu, müvekkiline ait markaların tanınmış markalar olduğu, tanınmışlığın iltibası artırıcı bir unsur olduğunu, ... araştırma şirketi tarafından hazırlanan “....” adlı, Mayıs 2012 tarihli raporda ortalama gıda tüketicilerinin büyük bir çoğunluğunun “...” markasını müvekkili şirkete özgülediğinin araştırma sonucu ile sabit olduğunu, müvekkiline ait markanın tanınmışlık seviyesinin, markanın benzer markalar ile daha üst seviyede ve çok daha kolay bir şekilde ilişkilendirilmesine ve tüketici nezdinde iltibas oluşmasına neden olabileceğini, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, davalının markasındaki minimal farklılıklar, gerek görsel gerekse işitsel unsurlar temelinde markaların ayırt edilebilmesini sağlayacak nitelik ve yeterlilikte olmadığını, müvekkiline ait “...” ibareli markaların, tescil edildiği tüm emtialar bakımından müvekkili şirket tarafından yoğun ve ciddi şekilde kullanılmakta olduğunu ifade ederek davalı ...’in 21.06.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının 30. Sınıfın tamamı ve 43. Sınıfın “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” yönünden iptalini, davalı şahsın ... nezdinde 25.01.2022 tarih ve ... başvuru numarası ile kayıtlı "..." ibareli marka başvurusunun 30. Sınıfın tamamı ve 43. Sınıfın “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” yönünden iptaline, bahse konu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı şahıs vekilinin cevap dilekçelerinde özetle; müvekkilinin ...'de 2020'den itibaren küçük bir kafe işletmekte olduğunu, işletmesinin kalitesini ve şöhretini sembolize edecek bir marka ihtiyacı duyarak bir kaç denemeden sonra olası bulduğu "derin çatlağın, derin çatlaklar" anlamına gelen İngilizce "...." ibareli ... sayılı markası için 25.01.2022'de başvuruda bulunduğunu, ... Gıda AŞ'nin ..." unsurlu önceki tarihli markalarının ilgili pazarının Türkiye geneli paketli atıştırmalık ... ve bisküvi benzeri 30. sınıf bisküvi, ..., şeker vb. gıda olduğunu, ilgili ürün bazında, iki firmanın cesameti ve müşteri kitlesinin rekabet bakımından karşılaştırılmasının mümkün olmadığını, markaların benzer olmadığını, çok düşük benzerliğin karıştırma tehlikesi yaratmadığını, "..." ibareli markanın krakerin tüketildiğinde çıkardığı kırılma sesini ifade etmekte olduğunu, müvekkilinin markasının ise "derin çatlağın" anlamına gelen farklı bir sözcük olduğunu, müvekkilinin markasının genel izleniminin davacı markalarına yaklaşmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin marka düzenlemesi, renk, ..., kaligrafi ve içerik olarak bu tasarımlarla benzerlik arz etmediğini, SMK’nın 6/4. Madde şartlarının oluşmadığını, ortalama tüketicinin "...." ibaresini sık sık medyada reklamı dönen kendine özgü karakteristiği olan "..." markasıyla karıştırmasının düşünülemeyeceği, davacı vekilince firmanın markaya yaptığı yoğun reklam harcaması ve anketlerden bahsedildiği bu durumun savunmalarını desteklediğini, yoğun ve etkili reklamla bireylerin zihnine "..." ibaresini ve ürün imajını adeta çakıldığını, toplumun belli bir kesiminin "..." markalarını iyi bilmesi, anlamı, yazımı, şekli ve genel izlenimi farklı olan müvekkil markasıyla karıştırmayacakları gerçeğini doğrulayıcı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun 21.06.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline, dava konusu ... başvuru numarası ile kayıtlı "..." ibareli marka başvurusunun 30. Sınıfın tamamı ve 43. Sınıfın “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden iptaline, bahse konu markanın tescil edilmesi halinde 30. Sınıfın tamamı ve 43. Sınıfın “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı tarafından ...’e ... +... ibaresinin Uluslararası NICE Sınıflandırma Sisteminin 30. ve 43. Sınıfında yer alan mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla 24/01/2021 tarihinde tescil başvurusu yapıldığı, ... kod numarası verilerek işleme alınan ibare, yapılan inceleme sonucunda .... yayımlandığı, Yayım kararını takiben davacı ... A.Ş. tarafından kendisine ait .... sayılı "... ... ...." markaları ile başvuru konusu marka arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) madde 6/1 (Benzerlik/Karıştırılma), 6/4 (... Sözleşmesi Bağlamında Tanınmışlık) ve 6/5 (Tanınmışlık) ihtimallerinin bulunduğu gerekçesiyle itiraz edilmiş olup yapılan itiraz “Markalar benzer görülmediğinden karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilmiştir.” gerekçesiyle ... tarafından reddedildiği, ... vermiş olduğu ret kararına karşı davacı tarafından ... nezdinde itirazda bulunulduğu, ... tarafından yapılan inceleme neticesinde verilen ... sayılı karar ile davacı itirazlarının oy birliği reddedildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1-Taraf markalarının görsel ve işitsel olarak düşük seviyeli de olsa benzer olması, markaların başvuru/tescil sınıflarının ise yüksek derecede benzer olması, davacı markalarının Nice sınıflandırma sisteminin 30. Sınıfında yer alan “...”emtiası için belirli bir seviyede tanınırlığa ulaşması karşısında hedef tüketici kitlesinin en azından bir kısmının dahi olsa markaları ilişkilendirebilecek olması, markaların aynı seriden geldiğinin düşünülebilecek olması, markalar arasındaki düşük seviyeli benzerliğin, mal ve hizmetlerin yüksek dereceli benzerliği ile bertaraf edilebilecek olması karşısında çekişme konusu 30. Sınıf mallar bakımından 6769 sayılı SMK’nın 6/1. Maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunduğu,
Öte yandan çekişme konusu 43. Sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” 30. Sınıftaki emtialarla -bu meyanda sair gıda ürünlerinin yer aldığı 29,32 ve 33. Sınıflarda da- düşük seviyeli bir ilişki içinde olsa da; huzurdaki davada marka işaretleri arasındaki düşük seviyeli benzerlik de göz önüne alındığında 43.Sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'' bakımından iltibas ihtimali bulunmadığı,
2-SMK’nın 6/4. Maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı,
3.SMK’nın 6/5. Maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı,
4.Davacının kötüniyet iddiası ile ilgili takdirin mahkemeye ait olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1.Dava konusu ... sayılı marka kapsamındaki “30. Sınıf: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez” mallarının ve “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” hizmetlerinin davacının redde gerekçe markalarının aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı,
2.Dava konusu ... sayılı “...” ibareli marka ile davacının redde gerekçe “...” esas unsurlu markalarının görsel ve işitsel yönden benzerlik gösterdiği; davalının çekişme konusu 30. Sınıftaki mallar bakımından emtia listelerinin aynı mallardan oluştuğu ve markalar arasında bu mallar itibariyle iltibas ihtimali bulunduğu,
3.Davacının davaya mesnet olan “...” ibareli markalarının “...” emtiası üzerinde belirli bir seviyede tanınırlığa ulaşması sebebiyle SMK’nın m. 6/5 maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
- ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında bir tanınmış markanın bulunması.
- Tanınmış marka ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları olması.
-Marka ile başvurunun kapsamında aynı veya benzer mal veya hizmetlerin bulunması.
Ancak burada SMK m. 6/5 hükmünün hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (.... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ....’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ...
(30, 35, 43. sınıf) ...
...
....
...
...
...
...
...
....
...
...
....
....
(05,29,30,32. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davacı tarafından mesnet gösterilen ... sayılı markaların marka başvurusu/tescili geçersiz olması sebebiyle değerlendirmede dikkate alınmamıştır. Ayrıca, davacının mesnet gösterdiği markalarından .... sayılı markalar ise işbu davaya konu marka başvurusundan daha sonraki tarihli olup incelemeye esas alınmamıştır.
Dava konusu ... sayılı marka kapsamındaki “30. Sınıf: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez” mallarının ve “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” hizmetlerinin davacının redde gerekçe markalarının aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, çekişme konusu mal ve hizmetlerin hemen herkese yönelik mal ve hizmetler olması, ürünlerin dağıtım kanallarının dükkân, internet, AVM vb. çok geniş olması, bu tür mal ve hizmetler tercih edilirken tüketicilerin uzun zaman ayırmaması karşısında hedef tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin düşük olduğu anlaşılmaktadır.
Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu marka başvurusu, beyaz zemin üzerine, solda karton kahve bardağı çizimi, işareti çerçeveleyen ve bir üst kısmında “...” yazısının bulunduğu daire formu ve ortada “kahve bardağından dökülmüş kahve damlaları” illüstrasyonundan oluşan kompozisyon bir markası olduğu, markanın her ne kadar bir kompozisyon çerçevesinde oluşturulmuşsa da “kahve bardağı”, “kahve damlası” ve daire formunun, marka algısına doğrudan ve radikal bir ekleme yapmadığı kanaatine varılmakla markanın esaslı unsurunun yahut en azından esaslı unsurlardan birisinin “...” olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı markalarının “...” ibaresinin daha önce davacı adına birçok markaya konu edildiği, davacıya ait birtakım markalarda “...” ibaresinin davacı adına başka markalara konu edilmiş olması, anılan ibarelerin bağımsız olarak korumaya da sahip olması yaratılan seride “...” ibaresinin diğer markalarla farklılık katan unsur olması, markaların “...” ibaresi çerçevesinde yaratılan seri markalar olması karşısında işbu başvuru bakımından koruma talep edilen ve tüketiciye markasal algı ileten unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
....'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, davaya konu markada yer alan sair unsurların harc-ı alem unsurlar olması ve bu farklılığın genel izlenimde her bir ilgili tüketici tarafından ilk etapta markasal algı yaratamayabileceği, bu ibarelerin telaffuzda benzer olması, davacının “...” ibareli markalarının belirli bir tanınırlığa ulaşması karşısında en azından bir takım tüketicilerin bu ibareyi bağımsız olarak seçebilecek olması karşısında markaların karşısında taraf markaları arasında düşük seviyeli görsel benzerlik bulunduğu, “...” ibaresinin doğrudan bir anlamı bulunmamakla birlikte davacı tarafından kullanımın gerçekleştiği “...” emtiasının isminden yahut tüketilirken çıkardığı sesten hareketle oluşturulduğu; davalının davaya konu marka başvurusu ise İngilizcede “Derin çatlaklar” anlamına gelmekle taraf markalarının kavramsal olarak benzer olmadığı; davacının markalarının esaslı unsuru olan “...” ibaresinin “...” biçiminde telaffuz edilecek olması, davalının davaya konu başvurusunun esaslı unsuru yahut esaslı unsurlarından birisi olan “...” ibaresinin ise “...” biçiminde telaffuz edilecek olması, bu benzerlik her ne kadar markanın sonunda olsa da davacı markalarının belirli bir seviyede tanınırlığa ulaşması ve “...” ibaresine getirilen “S” harfi ile sesçil benzerliğin artırılması karşısında markaların düşük seviyeli sesçil benzerlik taşıdığı, çekişme konusu mal ve hizmetlerin hemen herkese yönelik mal ve hizmetler olması, ürünlerin dağıtım kanallarının dükkân, internet, AVM vb. çok geniş olması, bu tür mal ve hizmetler tercih edilirken tüketicilerin uzun zaman ayırmaması karşısında hedef tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin düşük olduğu; davacı tarafından sunulan delillerin incelenmesi sonucunda, “...” ibaresinin “...” emtiası üzerinde yıllara gelen yoğun kullanımları ve reklam tanıtımlarının bulunduğu; taraf markalarının görsel ve işitsel olarak düşük seviyeli de olsa benzer olması, markaların başvuru/tescil sınıflarının ise yüksek derecede benzer olması, davacı markalarının Nice sınıflandırma sisteminin 30. sınıfında yer alan “...” emtiası için belirli bir seviyede tanınırlığa ulaşması karşısında hedef tüketici kitlesinin en azından bir kısmının dahi olsa markaları ilişkilendirebilecek olması, markaların aynı seriden geldiğinin düşünülebilecek olması, markalar arasındaki düşük seviyeli benzerliğin, mal ve hizmetlerin yüksek dereceli benzerliği ile bertaraf edilebilecek olması karşısında çekişme konusu 30. sınıf mallar bakımından 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunduğu;
Öte yandan çekişme konusu 43. sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” 30.sınıftaki emtialarla -bu meyanda sair gıda ürünlerinin yer aldığı 29, 32 ve 33. sınıflarda da düşük seviyeli bir ilişki içinde olsa da; huzurdaki davada marka işaretleri arasındaki düşük seviyeli benzerlik de göz önüne alındığında 43. sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından iltibas ihtimali bulunmadığı,
Dosyada kullanım ispatına konu edilebilecek yani 5 yıllık tescil süresini doldurmuş olan .... tescil sayılı markaların yalnızca “...” emtiası bakımından incelemeye alınabileceği; ne var ki sair markaların yine de çekişme konusu ve yukarıda iltibasa sebebiyet vereceği değerlendirilen 30. Sınıftaki emtiaları içermesi sebebiyle kullanım ispatı talebinin sonucu değiştirmeyeceği; yine dosyada mübrez belgelerden, davacının yurt dışı markalarının bulunduğu görülmüşse de bu markaların tanınmış marka statüsüne ulaştığı yönünde bir kanaat oluşmamış olup somut uyuşmazlığa SMK m. 6/4 hükmünün uygulanma imkânı bulunmadığı;
Markanın davacı adına tanınmış marka olarak tescil edildiği ve yine dosyada mübrez belgelerden davacı markalarının “...” emtiası üzerinde kullanıldığı ve belirli bir bilinirliğe ulaştığı; ancak markaların düşük seviyeli benzerliği karşısında davacı markalarının ayırt ediciliğinin düşebileceği, marka itibarından haksız şekilde yararlanılabileceğine ilişkin bir kanaat oluşmamış olup SMK 6/5. Madde uygulama şartlarının oluşmadığı; davacı markalarının tanınmışlığının iltibası artırıcı bir husus olacağı,
Davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin iddianın ise somut delillerle desteklenmediği, sadece benzer marka başvurusu yapmış olmanın kötü niyete delalet etmeyeceği, kötü niyet iddiasının ispat olunamadığı kabul edilerek, açıklanan nedenlerle ... iptaline ilişkin davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 21/06/2023 tarih ve ... sayılı ... kararının 30. Sınıf emtialar bakımından İPTALİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, davaya konu ... sayılı markanın 30. Sınıf emtialar bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-... iptaline ilişkin davanın kısmen kabul kısmen reddi ile
21/06/2023 tarih ve ... sayılı ... kararının 30. Sınıf emtialar bakımından iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Davaya konu ... sayılı markanın 30. Sınıf emtialar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davanın kısmen kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davanın kısmen reddi nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 6.981,60-TL
yargılama giderinin takdiren 3.490,80-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 578,10-TL
GİDER AVANSI :6.403,50-TL
TOPLAM :6.981,60-TL