T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/257
KARAR NO : 2024/321
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - T.C. Kimlik No:...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 13/07/2022
KARAR TARİHİ : 02/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin “...” şeklinde yaptığı başvurunun davalı taraf itirazları sonucunda reddedildiğini, davalı tarafça müvekkili aleyhine daha evvel açılmış bir hükümsüzlük davası olduğunu, kararın aleyhe sonuçlanmış olmasının ... kararının gerekçesinde de yer aldığını, müvekkilinin “...” markasını yıllardır kullandığını, müvekkili başvurusunun hükümsüzlük davası gerekçe tutularak kötü niyetli olarak görülmesinin hatalı olduğunu, müvekkilin 09, 11, 12 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde başvuruda bulunduğunu, oysaki önceki dava konusu markanın sadece 12 sınıf malları kapsadığını, anılan mahkeme kararı emsal alınsa dahi sadece 12. Sınıf ile ilgili bir kararın işbu başvurunun tümü için esas alınamayacağını, müvekkilinin bu durumda “...” markasını hiçbir sınıfta tescil edemeyeceği gibi bir sonucun ortaya çıkacağını, müvekkilinin pay sahibi olduğu dava dışı şirketi aracılığıyla “... ...” markasını kullandığını, bu şirketin 2002 yılından beri var olduğunu, müvekkilinin marka lisans sözleşmesi ile sahip olduğu marka hakkını ilgili şirkete kullandırdığını, müvekkilinin bu markayı elektrikli araçlar için üretilen şarj sistemleri için kullandığını, müvekkili markasında kullanılan “...” eklentisinin de “electric vehicle” sözcüklerinin kısaltması olduğunu, müvekkilinin önceki yerel mahkeme kararının sonucunu etkisiz kılmak için başvuru yapmadığını, müvekkilinin bu markayla faaliyetlerini gösterir 2015 yılına ait bile faturaları olduğunu, davalı markasının 07 ve 12. Sınıf emtiaları kapsadığını, müvekkili başvurusunun davalı markası ile iltibas yaratmayacak olduğunu, markaların hitap ettiği ürünlerin ilgili pazarının basiretli tacirlerden oluştuğunu iddia ederek ... sayılı ... karar iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacı yanın ... no.lu başvurusunun reddi yönünde verilen kararın yerinde olduğunu, müvekkilinin yıllardır “...” markasını kullandığını, aynı zamanda .... sayılı marka başvurularının da sahibi olduğunu, bu başvuruların davalı yana ait ... sayılı marka nedeniyle reddedilmesi üzerine ... Mahkemesi huzurunda .... E. numarası ile görülen dava dosyası kapsamında davacıya ait markanın kullanılmama nedeniyle iptali istemiyle açtıkları davanın ... sayısı ile Kabul edildiğini, davacı yanın bunun üzerine kanunu dolanmak adına yeni başvurular yaptığını, ... sayılı başvuruya ... sayılı müvekkili markalarını mesnet tutarak itiraz ettiklerini, itirazların kötü niyet gerekçesiyle Kabul edildiğini, müvekkilinin yurt içi ve yurtdışında çok sayıda tescilinin bulunduğunu, davacı yanın aleyhine verilen kararın kesinleşmesi aşamasında yeni marka başvurularında bulunduğunu, bunun sonucunda markasının hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kararını işlevsiz hale getirmeyi amaçladığını, dava konusu marka, kullanılmayan ve bu sebeple de hükümsüz kılınan ... markasını birebir esas unsur olarak içerdiğini, davacının dahi dilekçesinde “...” ibaresinin tanımlayıcı yapısını, bu ibarenin elektrikli araçlara atıfta bulunduğunu belirterek kabul ettiğini, Yargıtay’ın bu çerçevede verdiği çok sayıda kötü niyet kararı olduğunu, kötü niyetin bölünmezliği ilkesi kapsamında davacı yanın dava konusu başvurunun kapsamındaki mal ve hizmetlerin, önceki dava konusu marka kapsamındaki emtialardan farklı olduğu noktasındaki savunmasına itibar edilemeyeceğini, davacı yanın markasını aktif olarak kullanıp kullanmamasının işbu dava konusu olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... ibaresinin tescili amacıyla 09 / 11 / 12 / 35. Mal ve hizmet sınıflarında tescili amacıyla 18.01.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.01.2020 tarih ve 341 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davalı tarafça itiraz edildiği, ...’nın 16.05.2021 tarihli kararı ile işbu itirazların reddolunduğu, söz konusu karara karşı davalı tarafça yeniden itiraz edildiği, davalı itirazlarını inceleyen ...’nun 24.05.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "...", "..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. İlk olarak kötüniyet gerekçesiyle SMK m. 6/9 kapsamında yapılan itiraz incelenmiştir. Bu kapsamda, itiraz sahibi firma, başvuru sahibi adına önceden tescilli bulunan ... sayılı "..." ibareli markanın kullanılmama nedeniyle iptali için dava açıldığını, ... Mahkemesi'nin 20.12.2018 tarihli ... sayılı kararında işbu itiraza konu başvuru sahibinin ... sayılı markasının kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine karar verildiğini; başvuru sahibinin, kullanmadığı ve hatta kullanmama sebebiyle iptal davasına konu bir markanın aynısını, tescil tarihinden itibaren 5 yıl dolduktan sonra yeni bir marka başvurusuna konu etmesinin ve bu sayede sicilde yeni tarihli fakat itiraz sahibinin markası ile iltibas yaratacak nitelikte olan kullanmadığı bir markaya sahip olmasının, başvuru sahibinin kötü niyetini ortaya koyduğunu ileri sürmektedir. Taraflarca öne sürülen iddialar, sunulmuş olan deliller ve önceki tarihli markaya ilişkin sicil kayıtları çerçevesinde yapılan incelemede, başvuru sahibinin ... sayı ile tescilli "..." ibareli marka tescilinin bulunduğu, anılan markanın tescil tarihinin 28/09/2011 olduğu, dolayısıyla tescil tarihinden itibaren beş yıldan uzun bir sürenin geçmiş olduğu tespit edilmiş olmakla birlikte anılan markaya karşı itiraz sahibi tarafından kullanmama sebebiyle iptal davası açılmış olduğu ve söz konusu davada ... Mahkemesi'nin 20.12.2018 tarihli ... . sayılı kararı ile başvuru sahibinin ... sayılı markasının kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine karar verildiğini tespit edilmiştir. Bu çerçevede, başvuru sahibi adına önceden tescilli bulunan ... sayılı markaya karşı açılmış olan bu dava, söz konusu markanın taraflar arasında çekişme konusu haline gelmiş olduğunu ispatlar mahiyette olduğundan ve bahsi geçen marka hakkında davanın nihai sonucuna göre iptal kararının kesinleşme ihtimali olduğundan belirtilen markanın inceleme konusu başvuru bakımından başvuru sahibi lehine kazanılmış hak doğurması mümkün görülmemiştir. İş bu itiraz sahibi tarafından, başvuru sahibine ait ... sayı ile tescilli "..." ibareli markaya yönelik olarak açılan kullanmama nedeniyle iptal davasının kabul edilmesinden sonra başvuru sahibi tarafından aynı ibare ile ve aynı malları kapsayacak şekilde işbu başvurunun yapılmış olduğu tespit edilmiş, bu çerçevede, başvuru sahibinin yapmış olduğu yeni başvurunun, kendi aleyhine açılmış olan iptal davasının aleyhine sonuçlanması halinde doğacak hukuki sonucu etkisiz kılma özelliği bulunduğu, böylelikle olası bir iptalin sonuçlarından kurtulmayı veya yeni başvuruyu tescil ettirerek iptal kararı verilmesi halinde oluşacak sonucu etkisiz kılmayı amaçladığı görüşüne varıldığından, işbu başvurunun iyi niyetli kabul edilemeyeceği sonucunu ulaşılmıştır. (aynı yönde bkz. ... 'nin 29/12/2016 tarihli ... sayılı kararı; ...'nin 08/12/2016 tarihli .... sayılı kararı)” şeklindeki gerekçeler ile SMK 6/9. madde hükmü kapsamında itirazın kabulüne ve başvurunun reddine şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için ayrı ayrı 2 bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş ise de; 07/05/2022 tarihli celsede, dosya kapsamı itibariyle sektör bilirkişisinden rapor alınmasının dosyaya katkı sağlamayacağı hususunun mahkememizce uyuşmazlık konusunun mahkememizin hukuki değerlendirmesi kapsamında değerlendirileceği anlaşılmakla sektör bilirkişisinden rapor alınmasına yönelik ara kararından dönülmesine, fazladan yatan bilirkişi ücretinin talep halinde davacı tarafa iadesine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Rapor kapsamında ayrıntılarına yer verilen tespitler çerçevesinde kötü niyetin varlığına delalet teşkil edebilecek hususlar rapora yansıtılmış olmakla birlikte bu anlamda nihai kararın hukuki bir yorum gerektirmesi nedeniyle Mahkemeye ait olacağı,
-Mahkemece kötü niyetin varlığına kanaat getirilmesi halinde Yüksek Mahkemece benimsenen kötü niyetin bölünmezliği ilkesine iştirak edilip edilmeyeceği tespitinin yine hukuki bir yorum gerektirdiği,
-Dava konusu başvuru yönünden davacı yanın ... sayılı tescilinin müktesep hakka esas teşkil etmeyeceği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Dava konusu uyuşmazlığın; ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
İptali talep edilen ... kararının dava konusu başvurunun SMK 6/9 maddesi hükmü bağlamında değerlendirme yapılarak başvurunun reddine karar verilmesi neticesinde temellendirildiği anlaşılmaktadır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
SMK 6/9 bakımından da yapılan değerlendirmelerin geçerli olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Mahkememizce 6769 sayılı SMK 6/9 , genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK’nun 2. maddesi, ilgili ... kararı ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince, başvuru sahibinin ... sayı ile tescilli "...'' ibareli marka tescilinin bulunduğu, anılan markanın tescil tarihinin 28/09/2011 olduğu, dolayısıyla tescil tarihinden itibaren beş yıldan uzun bir sürenin geçmiş olduğu; anılan markaya karşı kullanmama sebebiyle açılan iptal davasında ... Mahkemesi'nin 20.12.2018 tarihli ... . sayılı kararı ile başvuru sahibinin ... sayılı markasının kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine karar verildiği; bu çerçevede, başvuru sahibi adına önceden tescilli bulunan ... sayılı markaya karşı açılmış olan bu davanın, söz konusu markanın taraflar arasında çekişme konusu haline gelmiş olduğunu gösteren bir veri olduğu; bahsi geçen marka hakkında davanın nihai sonucuna göre iptal kararının kesinleşme ihtimali olduğundan belirtilen markanın inceleme konusu başvuru bakımından başvuru sahibi lehine kazanılmış hak doğurmasının mümkün olmadığı, başvuru sahibine ait ... sayı ile tescilli "..." ibareli markaya yönelik olarak açılan kullanmama nedeniyle iptal davasının kabul edilmesinden sonra başvuru sahibi tarafından aynı ibare ile ve aynı malları kapsayacak şekilde işbu başvurunun yapılmış olduğu; başvuru sahibinin yapmış olduğu yeni başvurunun, kendi aleyhine açılmış olan iptal davasının aleyhine sonuçlanması halinde doğacak hukuki sonucu etkisiz kılma özelliği bulunduğu, böylelikle olası bir iptalin sonuçlarından kurtulmayı veya yeni başvuruyu tescil ettirerek iptal kararı verilmesi halinde oluşacak sonucu etkisiz kılmayı amaçladığı anlaşıldığından, başvurunun iyi niyetli kabul edilemeyeceği; davacının kötü niyetli bir başvuru yaptığına delalet ettiği dikkate alınarak dava konusu, davacı adına tecil başvurusu yapılan ... sayılı marka başvurusuna karşı davalı tarafından yapılan itirazın kabulüne dair ... ...'nın 24.05.2022 tarihli ve ... sayılı kararının iptali şartlarının oluşmadığı anlaşılarak davanın REDDİNE karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/07/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır