T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/181
KARAR NO : 2024/315
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
Mersis No:...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... - T.C. Kimlik No:...
....
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/05/2022
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... ... Tic. Ltd. Şti., ...'ne bağlı olarak ... sicil numarası ile 27 Nisan 2009 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan ana sözleşme ile kurulduğunu, müvekkili şirketin, bir aile şirketi olarak kurulduğunu kurucu ortakları ... (davalının babası), ... (davalının annesi), ... (davalının ağabeyi) ve ... (davalı) olmak üzere 4 kişiden oluştuğunu, ...'in 21.01.2010 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile hisselerini ... ve ...'e devretmesinin akabinde, şirket merkezi .... 'ya taşınmış ve ... şirketin müdürü olarak seçildiğini, uzun bir süre babası ...'in öncülüğünde işleri yürüten ...'in; tarafların aldığı karar doğrultusunda, 04.03.2022 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile şirketteki tüm hisselerini diğer ortak ...’e devrederek şirket ortaklığından ayrılmış ve şirket müdürlüğü de son bulduğunu, akabinde 17.03.2022 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile ... ve ... hisselerini ...'e devrettiğini, şirketin tek ortağı ve müdürü ... olduğunu, ... ve ..., şirket devir işleri ve kayıtların denetimi ile uğraşırken; şirketin ticari ünvanı olan "..." markasının davalı ... adına 11.07.2014 tarihinde ... no.su ile tescil ettirildiğinin öğrenildiğini, şirketin ünvanı olarak kullanılan "..." ibaresinin, o tarihteki şirket müdürü olan davalı tarafından kendi adına kötü niyetle tescil ettirildiğini, öncelikle sulh ile anlaşma yoluna gidildiğini ve ...'e bu markayı devretmesi talepli .... Noterliğinin 25 Mart 2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, bu ihtarnameye cevaben, ... vekili tarafından .... Noterliğinin 1 Nisan 2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bu taleplerinin kabul edilmediğini, bildirdiğini, yapılan görüşmelerden de olumlu bir sonuç alınamadığını, neticeten davanın kabulü ile davalı ... adına ...'nda ... numara ile tescilli "..." markasının hükümsüz olduğunun tespitine ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesiyle; davacının ... Ltd. .... Noterliğinden keşide ettiği 25.03.2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile dava konusu TR ... nolu markanın müvekkili ... tarafından kötü niyetli olarak tescil ettirildiği, “...” ibaresinin davacı Şirket’in ticaret ünvanının esaslı unsuru olup izin ve onayı olmadan böyle bir tescilinin yapılamayacağının bildirilerek çekişmeli markanın devrinin talep edildiği, müvekkili tarafından keşide edilen .... Noterliği’nin 01.04.2022 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile ''... Ltd. kurucu ortaklarının ..., ..., ... ve ... olduğu; ...’in 27.01.2010 tarihinde hisselerini babası ... ile kardeşi müvekkil ...’e devredip Şirket’le ilişkisini kestiği; Dava konusu TR ... nolu ''...'' ibareli markanın tescil başvuru tarihindeki ortakları ..., ... ve müvekkil ...’in bilgileri dahilinde onayları ile müvekkil ... adtına tescil ettirildiği; Tescili takiben çekişmeli markanın müvekkil ... ve izniyle davacı Şirket tarafından eylemli olarak 9 yıldan bu yana kullanıldığı; davacı ... Ltd’nin 9 yıl süreyle sessiz kaldıktan sonra ihtarname keşide etmesinin sessiz kalmak suretiyle hak kaybı ilkesi ve 4721 sayılı TMK’nın 2. maddesi gereğince kötü niyetli olduğu; dava konusu markanın 6769 sayılı SMK’nın 6/3. maddesi anlamında gerçek hak sahibi olan müvekkil ... adına tescil ettirilmesinin kötü niyetli bir iş ve işlem olmadığı'' belirtilerek ... Ltd. talepleri kabul edilmediğini, bunun üzerine eldeki marka hükümsüzlüğü davası açıldığını, davacı ... Ltd. 20.04.2009 tarihinde müvekkili ..., baba ..., anne ... ve kardeş ... tarafından kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, davacı şirketin ticaret ünvanı kurucu ortaklar tarafından hep birlikte tespit ve tescil edilmiş, kuruluşu takiben de ünvansal olarak kullanıldığını, şirket ortağı kardeş ... 27.01.2010 tarihinde sahibi olduğu % 30 hissenin yarısını babası ...’e, diğer yarısını ise kardeşi ...’e devredip ortaklıktan ayrılmış ve aynı tarihte yapılan genel kurul toplantısında müvekkil ... 25 yıl süreyle münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandığını, böylece davacı Şirket’in anılan tarih itibariyle ortakları % 45 pay sahibi ..., % 45 pay sahibi ... ve % 10 pay sahibi ... olduğunu, müvekkili ... 'in ortaklık ve yöneticilik statüsü 04.03.2022 tarihine kadar hukuki ve fiili olarak devam ettiğini, dava konusu TR ... nolu marka da değinilen süreçte anılan tarihteki şirket ortaklarının izin ve onaylarıyla müvekkil ... adına tescil edildiğini, müvekkili ... 04.03.2022 tarihinde diğer Şirket ortakları babası ... ve annesi ... ile bir araya gelip yaptıkları müzakereler sonucunda, davacı ... Ltd.’in bir aile şirketi olması nedeniyle ötelenmiş 2013 ila 2021 aralığındaki olağan genel kurul toplantıları yapılmış, bu toplantıda Şirket Müdürü müvekkili ... ile değinilen yıllara ait yönetim faaliyet raporları, bilançolar ve ayrıntılı gelir tabloları ayrı ayrı okunup müzakere edildikten sonra oybirliğiyle ibra edildiğini, bahsi geçen genel kurul toplantısını takiben müvekkil ... .... Noterliğince düzenlenmiş 04.03.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senetle kendisine ait 45 adet payın tamamını babası ...’e devrettiğini, devri takiben davacı Şirket’in % 90 hisse sahibi baba ... ile % 10 hisse sahibi anne ... 15.03.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararla, tüm hisselerini oğulları ...'e devrettiğini, böylece davacı ... Ltd. tek ortaklı Limited Şirket haline geldiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlık gerçek hak sahipliği ve kötü niyet nedenlerine dayalı marka hükümsüzlüğü isteminden kaynaklandığını, müvekkili ... ... nolu dava konusu markanın tescili için 11.07.2014 tarihinde marka vekili aracılığıyla başvuru yaptığını, ... 08.07.2015 tarihinde tescil işlemini gerçekleştirdiğini, eldeki davanın açılış tarihi ise 18.05.2022 olduğunu, dava konusu markanın tescil tarihinden 8, başvuru tarihinden ise yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra eldeki dava açıldığını, 6769 sayılı yasanın 25/6 maddesi ile 4721 sayılı yasanın 2. Maddesi anlamında birlikte değerlendirme yapıldığında kanunda, doktrinde ve ... içtihatlarında belirlenen sürelerin geçtiği aşikar olup davacı ...’in sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığı, sırasıyla 7 ve 8 yıl geçtikten sonra eldeki davayı açmasının hakkın kötüye kullanımı olacağını, davacı her ne kadar şirket ortakları ... ve ...’in dava konusu ... nolu markanın tescil işlemlerinden haberdar olmadıklarını, ortaklardan habersiz yapılan tescilin kötü niyetli olduğunu ve şirket ortağı olmakla birlikte aynı zamanda aile fertleri olan ... ve ...’in 2022 yılında tescilden haberdar olunca çok şaşırdıklarını ve üzüldüklerini iddia etmiş ise de ''...'' ibaresinin marka olarak ... adına tescil işlemleri, marka tescil işlemleri ile ilgili danışmanlık hizmeti veren ve sektörün ileri gelen ofislerinden olan ... A.Ş. tarafından yapıldığını, marka vekilliğini yürüten ... A.Ş. ile yapılan tüm görüşmelerden bizzat şirket ortağı ve müvekkil ...’in babası ...’in haberi/bilgisi olduğunu, ...’in ... A.Ş.’ye ''...'' ibaresinin marka olarak tesciline ilişkin attığı ve içeriğinde hangi sınıflarda tescil edileceğine, ...’in faaliyet alanına ve şirket logosuna ilişkin bilgilerin paylaşıldığı “... MARKA TESCİLİ” başlıklı 26 Haziran 2014 tarihli mailin bir kopyası da(...) ...’e ait şirket mail adresi olan “...” adlı mail adresine gönderildiğini, ... A.Ş. yetkilisi ... tarafından ...’e “...” başlığıyla gönderilmiş 2 Haziran 2014, 1 Temmuz 2014, 2 Temmuz 2014, 7 Temmuz 2014 tarihli dört mailin de birer kopyası cc’ye eklenmek suretiyle ...’e ait şirket mail adresi olan “....” adlı mail adresine de gönderildiğini, devamla ''...'' ibaresinin ... adına tescili işleminin ödemesi ... A.Ş.’ye bizzat ... tarafından yapıldığını, bu hususa ilişkin ..., ...’na, “....” adlı mail adresinden 7 Temmuz 2014 tarihinde gönderdiği mailinde ödemenin ...’nun hesabına yapıldığını belirtmiş ve altına adını soyadını eklemek suretiyle imzasını da attığını, ...’in kendisine ait şirket mailine gelmiş bu maillerden haberdar olmadığını öne sürmesi ve hatta bizzat ücretini ödediği bir işlemden haberinin olmadığını iddia etmesi basiretli bir iş adamının yapacağı bir davranış olmadığını, dava konusu ... nolu markanın tüm tescil sürecinde bizzat şirket ortaklarından ...’in haberi olduğu gibi, marka tescili için ödenmesi gereken ödemeyi de ... yaptığını, tüm bu bilgiler ışığında ...’in ve eşi ...’in marka tescilinden haberi olmadığı iddiası somut gerçekliklerle uyuşmadığını, davacı ... Ltd. dava dilekçesinde müvekkil ...’in ''...'' ibaresini marka olarak tescil ettirmiş olsa da bu markayı kendi adına kullanmamış olması dolayısıyla kötüniyetli olduğunu öne sürmüş ise de, bu doğrultudaki iddialarının müvekkil ...’in kötüniyetli olduğuna bir emare olarak kabul edilmesi mümkün olmadığını, ... dava konusu ... nolu markayı adına tescil ettirdiği sırada ... Şirketinin %45 hissesine sahip olduğunu, ortağı ve yöneticisi olduğu şirkete vermiş olduğu izin ile şirket ... nolu markayı eylemli olarak tescil tarihinden itibaren kullandığını, bu hususun bizzat dava dilekçesinde de ikrar edilerek taraflar arasında tartışma konusu olmadığını, diğer bir anlatımla müvekkil ... adına tescilli ... nolu markayı vermiş olduğu izin kapsamında ortağı ve yöneticisi olduğu şirkete kullandırdığını, müvekkili ..., ailenin sahip olduğu diğer şirket olan ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin ticari ünvanı olan “...” markasını Davacı Şirket vekilinin de belirttiği üzere 21.01.2013 yılında (şirket hisselerinin müvekkiline devredilmesinden 9 yıl 1 ay 11 gün önce ) şirketin adına tescil ettirmesinin ve şu an bu şirketin hisselerinin kendisine devredilmiş olmasının ...’in kötüniyetine bir emare olduğu iddiasında bulunmuş ise de, kötüniyet iddiasında bulunan tarafın, iddiasını somut ve bilimsel kanıtlara dayalı bir şekilde ispat etmesi gerektiğini, “...” ibaresinin tescili dava konusu tescilden de yaklaşık 1 buçuk yıl önce olduğunu, dava ile arasındaki bağlantının anlaşılması güç olan bu markanın tescili işlemi herhangi bir şekilde ...’in kötüniyetli olduğunu göstermediğini, müvekkili ...'in ''...'' İbaresi Üzerinde Gerçek Hak Sahibi olduğunu, gerçek hak sahibinin birden fazla olduğu durumlarda, hak sahiplerinden birinin markayı kendi adına tescil ettirmesinin mümkün olduğunu, müvekkili ... ihdas ve istimal ettiği işareti şirket ortaklarının bilgisi dahilinde 2014 yılında kendi adına tescil ettirdiğini, tescil işlemi müvekkil ...’in gerçek hak sahipliği kapsamında yapılmış olup diğer ortaklarında bilgisi dahilinde olması nedeniyle hükümsüz kılınmasının mümkün olmadığını, dava konusu ... nolu markanın başvuru tarihinden dava tarihine yaklaşık 8 yıllık bir süre geçmiş ve sessiz kalma yolu ile hak kaybı ilkesinin koşullarının gerçekleştiğini, gerçek hak sahiplerinden biri olan müvekkil ...’in tescilinin hükümsüz kılınması mümkün olmadığını, davacı şirketin tek ortağı ...'in iyi niyetli olmadığını, baba oğul olan ... ve ...’in böylesine önemli bir tescil işlemini daha önce hiç duymadıklarını iddia ettiklerinin davacı Şirketin dava dilekçesinde belirtilmesinin bu kişilerin iyiniyetli olmadıklarının ve özellikle ...’in müdürü olduğu şirketin tüzel kişiliğini kullanarak kişisel amaçlarına ulaşmak amacıyla davanın açıldığına işaret ettiğini, bu davranışın ise TMK’nın 2. maddesiyle yasaklanan ve kamu düzeninden olan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, neticeten müvekkil ...’in ''...'' ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olması, davacı ...’in sessi kalma suretiyle dava açma hakkını kaybetmesi, müvekkil ...’in kötü niyetli olmaması, dahası tüm tescil sürecinden şirket ortaklarının haberi olması ve davacı ...’in kötüniyetli olması nedenleriyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı adına tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Gelen müzekkere cevapları UYAP sisteminde kayıtlıdır.
... tarafından mahkememizce yazılan müzekkereye cevap verilmiştir.
Gelen cevap:
Sayın Mahkemeniz tarafından gönderilmiş olan 23.11.2023 tarih, ... esas sayılı ve “2. Tekit müzekkeresi” konulu müzekkerede ... markasının tescili için berk.turken(.... adresinden ... ve/veya ... adresinden ... ile yapılan 26 Haziran 2014 ilâ 7 Temmuz 2014 tarihlerini kapsayacak, ancak bunlarla sınırlı olmayacak şekildeki tüm yazışmaların ekleri ile birlikte tetkik ve iade edilmek üzere mahkemenize gönderilmesi talep edilmiştir....Yapılan araştırma neticesinde; belirtilen tarihler arasında kullanılan servis sağlayıcı ile halihazırda kullanılan servis sağlayıcısının birbirlerinden farklı olması, ilgili dönemin teknolojik şartları gereği yalnızca fiziki disklerle kayıt tutulabiliyor olması nedeniyle tutulan fiziki disklerin üzerinden çok zaman geçmesi sonucu kullanılamaz hale gelmesi ve söz konusu marka müracaatının gerçekleştirilebilmesi için belirtilen kişiler ile iletişim halinde olan şirket personelinin çok uzun bir süre önce müvekkil şirketten ayrılmış olması nedenleriyle belirtilen e-posta adresleri ile ilgili herhangi bir yazışmaya ulaşılamadığı şeklinde olduğu tetkik edilmiştir.
GEREKÇE:
Eldeki davanın ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 25. Maddesine göre;
“(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.
(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.
(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.
(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.
(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, dava konusu ... ibaresinin marka olarak tescili için 11.07.2014 tarihinde ... adına vekili ... (... AŞ) tarafından ... nezdinde tescil başvurusu yapıldığı, başvurunun neticesinde 08/07/2015 tarihinde tescil edildiği; anlaşılmaktadır.
Eldeki davada dava konusu ... nolu markanın esaslı unsuru olan ''...'' ibaresinin ilk defa davacı ...’in ticaret ünvanı olarak 2009 yılında kullanıldığı, ''...'' ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olan ...’in kurucu ortaklarının ..., ..., ... ve ... olduğu, davacı ...'in 27.01.2010 tarihinde şirketteki hisselerini dava dışı ... ve davalı ...’e devrederek şirketten ayrıldığı, şirketten ayrılırken şirketin ticaret ünvanının esaslı unsuru olan '''...' ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliğini de devir etmiş olduğu, şu halde dava konusu markanın esaslı unsuru olan ''...'' ibaresi üzerinde tescil tarihi itibariyle gerçek hak sahiplerinin ..., ... ve ... olduğu, gerçek hak sahibinin birden fazla olduğu durumlarda, hak sahiplerinden birinin markayı kendi adına tescil ettirmesinin mümkün olduğu, ...'in davaya konu markayı 2014 yılında kendi adına tescil ettirdiği, davalının markayı ...'e kullandırmış olması da kendi kullanımı sayılacağı, marka sicilinin açık bir sicil olması nedeniyle marka sahibinin bilinmediği iddiasının dinlenilemeyeceği, kötü niyet iddiasına ilişkin dosya kapsamındaki delillerin yeterli olmadığı, marka tescilinin dayanaksız olmadığı, davanın ispat edilemediği anlaşılmış davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır