T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/163
KARAR NO : 2024/293
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 18/08/2014
KARAR TARİHİ : 13/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizden verilen 22/12/2015 tarih ve .... sayılı kararı ... Dairesi'nin 22/11/2022 tarih ve .... sayılı bozma ilamı gereğince mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmış, yapılan yargılama neticesinde;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ".... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek için davalı Kuruma başvuruda bulunduğunu, ... başvuruyu 3. kişiye ait .... sayılı markaları gerekçe göstererek 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından reddettiğini, anılan karara karşı yapmış oldukları itirazın da kabul görmediğini ileri sürerek davaya konu ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Mahkememizce, 22/12/2015 tarih ve .... sayılı karar ile; davacı markası ile redde mesnet markaların, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, davacı başvurusunun kapsadığı tüm hizmetlerin redde mesnet markaların hizmetleri ile aynı/aynı tür olduğu, bu sebeple de dava konusu ... kararının yerinde olduğu, gerçek hak sahipliğinin davacıya bir hak bahşetmeyeceği, tescil engeli içeren marka hükümden düşmedikçe davacı markasının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
.... 'nin 22.11.2022 tarih ve .... sayılı ilamında oy çokluğu ile; ''...Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesi uyarınca reddedilebilmesi için karşılaştırma konusu markalarda yer alan işaretler arasında herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeyecek ve ilk bakışta aynı veya ayırt edilemeyecek ölçüde benzerlik bulunması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile 556 sayılı KHK’nın 7/1-b hükmü, 8/1-b maddesi hükmünden farklı olarak “ayırt edilemeyecek kadar benzer” olmayı aramaktadır. Somut olayda, başvuru markası “... ...” ibaresinden oluşmaktadır. Davalı kurumca, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b. maddesi anlamındaki değerlendirmeye mesnet gösterilen markalar ise “...+...” ve ... ...+...” ibare ve şekillerinden oluşmaktadır. Karşılaştırma konusu işaretler yukarıda belirtilen ilkeler ışığında bütüncül olarak değerlendirilecek olursa, her ne kadar markalar arasında ortak unsur olarak içerdikleri “...” ibaresi sebebiyle görsel ve sescil benzerlik bulunmakta ise de, bu benzerliğin herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeyecek ölçüde aynı veya ayniyete yakın bir benzerlik olduğunu kabule imkan bulunmamaktadır. Zira mesnet markalar, başvuru markasında bulunmayan ... unsurları içerdiği gibi, kompozisyonları itibariyle de başvuru markasından farklıdır. Belirtilen farklılıklar ise markaların aynı veya ilk bakışta ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak kabul edilmesine imkan vermeyecek ölçüdedir. Bu itibarla, mahkemece, başvuru markasında yer alan işaretle mesnet markalarda yer alan işaretler arasında 556 sayılı KHK’nın 7/1-b. maddesi anlamında ayniyet veya benzerlik bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.'' gerekçesiyle BOZMA KARARI verildiği; Karşı oy sunan üyelerce;''...Davacı yanın dava konusu marka başvurusu; ... nolu ".... ..." olup 38. sınıfta yer alan haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetlerine ilişkindir. ... tarafından redde dayanak alınan markalar ise, ... nolu ...+.... ... nolu ...+..., ... nolu ...+..., ... ... +... olup tamamı 38 ve 41. sınıf tür mal ve hizmetler adına dava dışı ... Şirketi adına tescillidir. Dava konusu marka başvurusunun kapsadığı tüm hizmetler, redde dayanak markalar kapsamında koruma altındadır. Taraf markalarının kapsamı, redde konu hizmetler bakımından aynı veya aynı türdedir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere marka başvurusunda yer alan "...." ibareleri markanın kullanılacağı "haberleşme ve haber ajansı hizmetleri" bakımından tanımlayıcı ibarelerdir. Bu ibarelerin markanın ayırt ediciliğine etkisi bulunmamaktadır. Tüketicilerde, bu ibareleri markaları farklılaştıran unsurlar olarak algılayamaz. Markaların asıl ayırt edicilik özelliği "..." ibaresidir. Markaların çok yakın yazım karakterleri ile oluşturulmamaları, okunuşlarının aynı oluşu, yazım karakterleri aynı olup, birbirlerine ayırt edilemeyecek kadar benzemelerine yol açmıştır. Sonuç olarak ... sayılı davacı markası ile redde dayanak markaların 556 sayılı KHK'nın 7/1-b bendi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, davacı başvurusunun kapsadığı tüm hizmetlerin redde dayanak markalarının hizmetleri ile aynı /aynı tür olduğu bu nedenle de dava konusu ... kararının yerinde olduğu mahkemece ... kararının iptaline yönelik taleple ilgili davanın reddine ilişkin kararın onanması gerektiğinden sayın çoğunluğun dosya içeriğindeki delillere bilirkişi raporunun ve Dairemiz emsal kararlarının aleyhine yapmış olduğu bozma kararına katılamamaktayız.'' şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme yoluna gitmiştir.
.... 'nin 20.12.2023 tarih ve .... sayılı ilamıyla; davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE karar verildiği anlaşılmıştır.
Dava mahkememizin .... E. Sırasına kaydedilmiştir.
GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusunun 556 KHK 7/1-b maddesi gereğince reddiyle ilgili verilen ... kararının iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu marka işlem dosyasının tetkikinden; davacı şirket tarafından ... kod nolu ... ... ibareli markanın 38. sınıfta yer alan emtialarda tescili için ...'ye başvuruda bulunulduğu, Başvuruyu inceleyen ... 25.09.2013 tarih ve ... sayılı kararıyla, ... sayılı “... ... ...”, .... sayılı “... ...”, ... sayılı “... ...” markaları gerekçe gösterilerek başvurunun 556 sayılı KHK’nın 7/1-b bendi gereğince reddine karar verildiği, Ret kararına davacı tarafından markaların benzer olmadığı gerekçesi ve gerçek hak sahipliği iddiasıyla itiraz edildiği, İtirazı inceleyen .... ’nun 05.06.013 tarih ve ... sayılı kararı ile; “... başvuru numaralı ‘... ...’ ibareli başvurunun 556 s. KHK’nın 7/1-(b) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda başvuru ile ret kararına gerekçe olarak gösterilen .... sayılı ve ‘... ...’, ‘... ...’, ‘... ...’, ‘... ... ...’ ibareli markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca, başvurusu yapılan markanın kullanılıyor, daha önceki tarihte aynı/aynı tür markalar için tescil edilmiş/tescil başvurusu yapılmış ayırt edilemeyecek derecede benzer markaların varlığını, dolayısıyla 7/1-(b) bendinin uygulanabilirliğini ortadan kaldırmayacağından kullanım gerekçeli itirazlar da haklı bulunmamıştır.” gerekçesiyle itirazın ve başvurunun reddine karar verildiği ve davacı tarafça iş bu davanın yasal süresi içinde ikame edildiği anlaşılmıştır.
556 sayılı KHK’nin 7/1-b bendi “Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer markaların” tescil edilemeyeceği hükmünü amirdir. Bu düzenleme marka hukukuna hakim olan öncelik ve bir markanın tek bir sahibi olması ilkelerini ifade eder. Böylece daha önce tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış bir markanın aynı veya ayırt edilmeyecek kadar benzerinin, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetler için bir başkası adına mükerrer tesciline engel olunması amaçlanmıştır. Aksi halin bir markanın birden fazla kişi tarafından kullanılmasına ve halkın yanıltılmasına neden olacağı kabul edilmiştir. Bu hususu ... tescil sürecinde, kendiliğinden dikkate almakla yükümlüdür.
Başvuruya konu markanın (işaretin) daha önce tescil edilmiş (veya başvurusu yapılmış) marka ile aynı olması, karşılaştırılan markaların (işaretlerin) özdeş, farksız, tıpa tıp taklit, aynen veya bire bir kopya olmalarını ifade eder. Aralarında küçük de olsa farlılık bulunan markalar ise aynı sayılamazlar. Ancak markaların farklı büyüklükte olması veya sözcük markalarının yazı karakterinin (el yazısı, büyük-küçük harf) veya yazı tipinin (.... gibi) farklılaştırılması aynı olma durumunu etkilemez.
Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik ise, karşılaştırılan markalar aynı olmamakla birlikte, orta düzeydeki alıcıda bıraktığı genel izlenimlerinin hemen hemen aynı olmasıdır. Bir başka deyişle, markalar arasındaki farklılık o kadar önemsizdir ki, müşteri kitlesi nezdinde markalar yazılış, okunuş, görsel veya işitsel olarak aynı imiş gibi algılanırlar.
Her bir somut olay bakımından sağlıklı bir sonuca ulaşmak için sorulması gereken soru şudur: başvuru sahibinin yaptığı değişiklik veya eklemeler, başvuruyu, itiraz yada redde mesnet marka veya markalardan farklı kılmaya yeterli midir? Soruya verilecek cevap olumsuz (hayır) ise başvurunun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu kabul etmek gerekecektir. Yüksek .... “...” kararında (....’nin 05.05.2003 gün ve .... sayılı kararı. Karar için Bkz. ....) esas itibariyle üç aşamalı bir inceleme yöntemi ortaya koymuştur.
Buna göre ilk olarak marka birden fazla unsuru içeriyorsa asıl unsurun ne olduğu saptanmalıdır. “Asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.” İkinci olarak tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin “markasındaki mevcut eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının” olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bu eklentinin başvuruya önceki markaya nazaran ayırt edicilik kazandırmamış olması halinde başvurunun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu kabul edilmelidir.
Ancak 7/1-b maddesindeki tescil engelinin varlığı için sadece başvuru ile önceki markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması yeterli değildir. Aynı zamanda başvuru ve önceki markanın kapsadığı mal ve hizmetlerin de aynı yada aynı tür olması zorunludur. Bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesi durumunda yasa koyucu halkın bu iki markayı karıştırma ihtimalinin bulunduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle, ... ayrıca karıştırma ihtimalinin var olup olmadığı üzerinde durmaksızın başvuruyu ret edecektir. Başvuru ve redde mesnet markanın kapsamındaki mal veya hizmetlerin bire bir örtüşmesi bir diğer söyleyişle özdeş olması halinde ayniyet mevcuttur. Aynı tür kavramı ise, kural olarak aynı sınıfın aynı alt gurubu içinde bulunmayı ifade eder. Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırmasına İlişkin ... sayılı Tebliğin 5 ve 7. maddeleri anılan ilkeyi açıkça ifade etmektedir. Bununla birlikte sınıflandırma Nice Anlaşmasının 2. maddesinde vurgulandığı üzere, tescil edilmiş herhangi bir markanın koruma kapsamının belirlenmesi bakımından bağlayıcı değildir.
556 sayılı KHK’nın başvuru tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 7/son maddesinde; “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar ve hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise a, c ve d bentlerine göre tescil reddedilemez.” denilmiştir.
KHK’nın 7/son maddesinde bahsi geçen ayırt edicilik kavramı aslında iki ayrı yerde düzenlenmiştir. Bunlardan birincisi bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinin bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayrılmasını sağlayan soyut ayırt edicilik iken (KHK md.5), ikincisi 7/son maddede düzenlenen, tanınmış markanın tanınmışlık derecesinin tespitinde olduğu gibi eylemli kullanıma dayalı, para, emek ve zaman harcamak suretiyle elde edilmiş somut bir ayırt edici niteliği ifade eder.
Burada ayrıca ayırt edici niteliğin kazanıldığı toplumsal çevrenin de tanımlanması gerekir. Bu anlamda ilgili toplumsal çevre, tescilsiz marka veya diğer işaretlerin kullanıldığı mal veya hizmetlerin gerçek ya da potansiyel tüketicileri, bu alandaki iş çevreleri ve mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarında yer alan görevli kişilerdir. Ancak her bir somut olayda bunun ayrıca tespiti gerekir.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre;
Dava konusu .... kod nolu ... ... ibareli markanın 38. sınıfta yer alan “Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri.” yönünden tescil başvurusunda bulunulduğu,
Redde mesnet .... kod nolu ; ...+... markasının 38 ve 41. Sınıflarda yer alan hizmetler için dava dışı ... Şirketi adına tescilli olduğu,
Redde mesnet .... kod nolu; ...+... markasının 38 ve 41. Sınıflarda yer alan hizmetler için dava dışı ... Şirketi adına tescilli olduğu,
Redde mesnet .... kod nolu; ...+... markasının 38 ve 41. Sınıflarda yer alan hizmetler için dava dışı ... Şirketi adına tescilli olduğu,
Redde mesnet .... kod nolu; ...+... markasının 38 ve 41. Sınıflarda yer alan hizmetler için dava dışı ... Şirketi adına tescilli olduğu,
tetkik edilmiştir.
Dava konusu marka başvurusunun kapsadığı tüm hizmetlerin, redde mesnet markalar kapsamında koruma altında olduğu, Taraf markalarının kapsamının, redde konu hizmetler bakımından aynı/aynı tür olduğu, marka işaretlerinin “aynı” ya da “ayırt edilemeyecek kadar benzer” olması halinde; davacı başvurusunun 556 sayılı KHK’nin 7/1-b bendi kapsamında reddinin yerinde olduğu, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markaların “ayırt edilemeyecek kadar benzer” oldukları, marka başvurusunda yer alan “....”, “....”, “....” ve “....” ibarelerinin markanın üzerinde kullanılacağı “haberleşme ve haber ajansı hizmetleri” bakımından tanımlayıcı ibarelerden olduğu, bu ibarelerin markanın ayırt ediciliğine tesiri bulunmadığı, tüketicilerin de bu ibareleri markaları farklılaştıran unsurlar olarak algılamayacakları, dolayısıyla da başvuru konusu marka ile redde mesnet markalar ... ibaresi sebebiyle benzer markalar oldukları, markaların çok yakın yazım karakterleri ile oluşturulmaları ve marka işaretinin bütünsel algısına farklılık katacak başkaca esaslı bir unsura haiz olmamaları; birbirlerine ayırt edilmeyecek kadar benzemelerine yol açtığı, 556 sayılı KHK’nin 7/1-b maddesi kapsamında yapılacak kıyaslamada markaların ayırt edilmelerine imkân verecek esaslı bir farklılıktan yoksun olmaları ve işaretler arasındaki benzerliğin tartışmasız olması gerektiği, Somut olayda karşılaştırılan markalarla karşılaşan ortalama bir tüketicinin bu markaların farklı markalar olduğunu anlamasının neredeyse olanaksız olduğu, dolayısıyla redde mesnet markalarla görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olan davacı markasının hizmet listesinin tamamı yönünden reddinin yerinde olduğu, zira markalar arasında ilk bakışta, hiçbir inceleme ve araştırma yapılmasını gerektirmeyecek şekilde, hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde algılanacak düzeyde benzerlik söz konusu olduğu, bu nedenle dava konusu ... sayılı davacı markası ile redde mesnet markaların, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b bendi anlamında “ayırt edilemeyecek kadar benzer” oldukları; davacı başvurusunun kapsadığı tüm hizmetlerin redde mesnet markaların mal ve hizmetleri ile aynı/aynı tür olduğu; bu sebeple de dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve mutlak bir benzerlik olduğu, davacıya ait marka ile redde mesnet markaların 556 sayılı KHK’nın 7/1-b bendi kapsamında “ayırt edilemeyecek kadar benzer” oldukları, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının, 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi kapsamında kendisine bir hak bahşetmeyeceği ve tescil engeli içeren markalar hükümden düşmedikçe davacı markasının tescil edilemeyeceği; açıklanan nedenlerle neticeten; ... sayılı ibareli davacı markası ile redde mesnet markaların, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b bendi anlamında “ayırt edilemeyecek kadar benzer” oldukları; davacı başvurusunun kapsadığı tüm hizmetlerin redde mesnet markaların hizmetleri ile aynı/aynı tür olduğu; bu sebeple de dava konusu ... kararının yerinde olduğu; davacı marka başvurusu ile redde mesnet markalar 556 sayılı KHK’nın 7/1-b bendi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğundan; gerçek hak sahipliğinin KHK 7/son kapsamında davacıya bir hak bahşetmeyeceği, tescil engeli içeren marka hükümden düşmedikçe davacı markasının tescil edilemeyeceği kabul edilmiştir.
.... 'nin 22.11.2022 tarih ve ... sayılı ilamıyla; ''...başvuru markasında yer alan işaretle mesnet markalarda yer alan işaretler arasında 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayniyet veya benzerlik bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden bozma kararı verilmiş ise de, yukarıdaki gerekçelerle davacı markası ile redde mesnet markaların, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, davacı başvurusunun kapsadığı tüm hizmetlerin redde mesnet markaların hizmetleri ile aynı/aynı tür olduğu, bu sebeple de dava konusu ... kararının yerinde olduğu, gerçek hak sahipliğinin davacıya bir hak bahşetmeyeceği, tescil engeli içeren marka hükümden düşmedikçe davacı markasının tescil edilemeyeceği yönündeki mahkememizce verilen 22/12/2015 tarih ve ... sayılı önceki kararında direnme kararı verilerek ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin önceki kararında direnilmesine ve davanın REDDİNE,
2-Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 497,60-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içinde Yargıtay da temyiz yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ (DAVALI)
Karar Düzeltme Harcı (Maktu) :122,50-TL
Gider Avansı :375,10-TL
TOPLAM :497,60-TL