T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/186 Esas - 2024/306
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/186
KARAR NO : 2024/306
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
Mersis No:...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ....
İHBAR OLUNAN : ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 20/05/2022
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı taraf dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; Müvekkilinin “....” esas unsurlu birçok marka tescilinin sahibi olduğunu, bu markaların müvekkilinin tasarrufa dayalı finansman sistemi içerisindeki faaliyetleri ile ilgili mal ve hizmetler bakımından koruma altında olduğunu, ayrıca müvekkilinin ... nolu “...” ibareli marka tescilinden doğan hakları kullandığını, dava konusu ... nolu “...” ibareli marka başvurusunun müvekkilinin markaları ile benzerlik taşıdığını, başvuruya dönük itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin markalarında “....” gibi ibarelerinin açıkça kullandığını, müvekkili markalarının “...”, “...” markaları ile uyumlu kompozisyonlar taşıdığını, dava konusu markanın da “...” şeklinde bir başvuru olduğunu, ev ve anahtar figüründen oluşan şekil unsuruna dikkatle bakılmadığından, taraf markalarının aynı olduklarını, markalar arasında kavramsal, görsel ve işitsel benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markalarında da ev ve anahtar figüründen oluşan şekillerin yer aldığını, dava konusu marka kapsamında ... nolu sınıfların yer aldığını, 12. Sınıftaki ürünlerin otomotiv sektörü, 19. Sınıftaki malların bina sektörüne yönelik olduğunu, .... nolu sınıflar ise bu ürünlerin üretilmesine ve satılmasına ilişkin hizmetleri kapsadığını, her iki taraf markasının da tüketicilere finansman sağlayan yapılarda kurulduğunu, müvekkilinin itiraza ve davaya dayanak diğer tüm markalarını, dava konusu marka başvurusu kapsamındaki mal ve hizmetler üzerinde korunduğunu, müvekkilinin eskiye dayalı kullanımı olduğu gibi dava konusu markada kullanılan ” ve “...” ibarelerini ve görsel benzerliğe esas şekil unsurlarını dava konusu başvurudan önce fiilen de kullanmak suretiyle de üstün hak sahipliğinin bulunduğunu, davalı yanın başvurusunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu, iddia ederek ... sayılı ... kararının iptali ve ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı taraf vekili davaya cevap dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; Müvekkilinin faizsiz tasarruf esaslarına göre tüketicilere finansman kullandırılması faaliyetini yerine getirmekte olan bir tasarruf finansman şirketi olduğunu, müvekkilinin gerçekleştirdiği başvurunun, davacının dayanak tuttuğu markalardan farklı olduğunu, markalar arasında hiçbir unsur açısından benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin "..." ibareli marka başvurusunda yer alan anahtar üzerinde ev ve ... figürü, baskın unsur olduğunu, tasarruf finansman şirketlerinin, müşterilerini taşınır / taşınmaz mal sahibi olmasını sağlamak amacıyla faaliyetlerini gerçekleştirmesi ve dolayısıyla ortalama tüketici nezdinde taşınır terimi yerine kullanılan "..." ve taşınmaz terimi yerine kullanılan "...." ibarelerinden oluşan markaların yalnızca kendi uhdesinde olduğunun iddiası kötü niyetli olmakla birlikte ticari hayatın olağan akışına aykırı olacağını, logoda kullanılmak üzere tasarlanmış olan ev, bir sanat eseri niteliğine haiz, özgün, eşsiz, farklı bir tasarım olmadığını, müvekkili şirketin kötü niyetle başvuruda bulunduğu iddialarını kabul etmediklerini, savunarak davanın reddini talep ettiği görülmektedir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 12 / 19 / 35 / 36 / 37 / 39. Mal ve hizmet sınıflarında tescili amacıyla 17.11.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.01.2021 tarih ve 365 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli bir kısım markasına dayalı itirazda bulunduğu, ... tarafından bu itirazların haklı görülmeyerek reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı davacı tarafça yeniden itiraz edilerek ... tarafından verilen kararın kaldırılması ve başvurunun reddinin bir kez daha talep olunduğu, davacı itirazlarını inceleyen .... sayılı kararında özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9 uncu maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (...) Yapılan incelemede, ihtilaf konusu markaların ''....'' ibarelerini ihtiva ettiği görülmekle birlikte, söz konusu ibarelerin ilgili piyasadaki serbest kullanım nedeniyle tek başına ayırt edici niteliği zayıf ibareler olduğu, gerek başvurunun gerekse itiraz gerekçesi markaların bütünsel düzeyde ayırt edici niteliği haiz bulunduğu düşünülmüştür. Bu çerçevede, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. İtiraz sahibinin ilgili piyasadaki kullanımları veya markasının bilinirlik düzeyinin de bu sonucu değiştirmeyeceği kanaatine varılmıştır. Markaların karıştırılmayacağı değerlendirmesi ve dosyada sunulan bilgi ve belgeler kapsamı birlikte dikkate alındığında, diğer itiraz gerekçelerinin haklı ve yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir..” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha ve nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
-Dava konusu ... sayılı marka kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından, taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer emtiaları kapsadıkları,
-Bununla birlikte rapor kapsamında açıklandığı üzere taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin mevcut olmadığı,
-Somut olayda SMK m. 6/3, 6/5 ve 6/6 maddelerinde aranılan koşulların hiçbirinin meydana gelmediği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
(5) Kişilik Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA:
Çoğunluk görüşü:
-Dava konusu başvuruya ilişkin olarak SMK m.6/1, m.6/3, m.6/6, m.6/6, m.6/9 hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, bu değerlendirmemizin ... kararıyla uyumlu olduğu,
-Dava konusu başvurunun hükümden düşmüş olduğu ve yukarıdaki hükümler kapsamında da hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Ayrık Görüş: (...)
Davacı markalarının ayırt edici unsuru "bir" ibaresi olduğu, bu açıdan dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında ilgili mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi bulunduğu, kaldı ki davalı şirket vekilinin de cevaplarında ".... ibarelerinin çekişme konusu mallar ve hizmetler bakımından özgün, ayırt edici olmadığını, ortak kullanıma açık görseller olduğunu" belirttiği, dolayısıyla dava konusu başvurudan bu unsurlar çıkarıldığında geriye, davacı markalarının da ayırt edici unsuru olan "bir" ibaresi kaldığı, bu da taraf markalarının benzer olduğu anlamına geldiği, bu nedenle benzerlik analizi bakımından çoğunluk görüşüne katılmadığını, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişi raporları her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (... ., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. .... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
.... ...
(12, 19, 35, 36, 37, 39. sınıf) ...
...
...
....
(19, 35, 36, 37, 39. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu başvuru kapsamında 12. Sınıf mal grubu dışındaki tüm mal ve hizmet sınıflarının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında doğrudan yer aldığı, bununla birlikte davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında 12. sınıf malların satışını da içerir şekilde 35.05 alt grubundaki perakende satış hizmetleri bulunduğu, bu halde davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında 12. Sınıf mallar doğrudan yer almamakta ise de açıklanan nedenlerle taraf markaları arasında bu emtialar yönünden de benzerlik düzeyinde bir ilişki bulunduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; ...+ şekil şeklindeki başvurunun, şekil ve sözcük unsurlarından oluşan karma bir marka olduğu, markanın hakim unsurlarının .... görselinin, stilize biçimde tasarlanması ile oluşturulmuş şekiller olduğu, bu şekillerin hemen altında ise “...” şeklinde bir söz öbeğine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın markaları ise muhtelif görselliklerde “....” gibi ibarelerin hakim sözcük unsurları şeklinde kullanıldığı markalar olduğu, markalardaki esas unsurun ''bir'' ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "BİR" esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, davacı markalarının ayırt edici unsurunun "bir" ibaresi olduğu, bu açıdan dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında ilgili mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi bulunduğu, davalı şirket vekilinin de cevaplarında "ev ve ... görselleri ile ev ve ... ibarelerinin çekişme konusu mallar ve hizmetler bakımından özgün, ayırt edici olmadığını, ortak kullanıma açık görseller olduğunu" belirttiği, dolayısıyla dava konusu başvurudan bu unsurlar çıkarıldığında geriye, davacı markalarının da ayırt edici unsuru olan "bir" ibaresinin kaldığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu kabul edilmiştir.
Öte yandan dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, “...” ibaresinin, davacı adına sektörde belli düzeyde tanınmışlığa ulaştığına ilişkin somut bir verinin dosya içerisinde mevcut olmaması nedeniyle; SMK 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı, davacı yanın önceki tarihli kullanımlarının, tescilli marka örneklerinde yer alan kullanımlarını ihtiva etmekte olup tescilli marka örneklerinde mezkur kullanımların, dava konusu marka ile hiçbir şekilde benzerlik taşımadığı,
Davacı yanın, dava konusu ibareye yönelik önceye dayalı bir kullanımının ise mevcut olmadığı, bu halde somut olayda SMK m. 6/3 koşullarının meydana gelmediği;
SMK 6/6 maddesi yönünden tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermediği; sırf ''....'' figürlerinin davacının mülkiyetinde olan unsurlar olmadığı anlaşıldığından SMK m. 6/6 şartlarının somut olayda oluşmadığı kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu ... kararının SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle iptaline karar vermek gerekmiş, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-Davaya konu ... sayılı ... kararının iptaline,
Davaya konu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 20.647,90-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/06/2024
Katip .... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 184,40-TL
GİDER AVANSI :20.463,50-TL
TOPLAM :20.647,90-TL