T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2018/308
KARAR NO : 2024/324
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
...
DAVALI : 1- ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 10/09/2018
KARAR TARİHİ : 02/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... “...” , “... “...”, ... “ ...” , ... “...” , ... “... ...” , ... “...” , ... “...” , ... “...” , ... “...” , ... “...” , ... “...” , ... “...” , ... “...” , ... “... ...”, ... “...” markalarının sahibi olduğunu, davalı yanın ... numaralı marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruya yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, oysaki taraf markalarının benzer olduklarını, davalı markasının “...” esas unsurundan oluştuğunu, müvekkili markalarının esas unsurunun ise “...” olduğunu, markaların gerek genel görünüş gerekse de okunuşlarının neredeyse aynı olduğunu, davalı başvurusunun 35. Sınıf hizmetleri kapsadığını, müvekkili markalarının tanınmış marka olduğunu iddia ederek ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... sayılı kararının iptali ve dava konusu ... numaralı “...” ibareli markasının tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ''...'' ibaresinin 35. sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 19.09.20117 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.10.2017 tarih ve 287 sayılı bültende ilanına karar verildiği, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli bir kısım markalarına dayalı olarak itirazlar ileri sürdüğü, ...’nın 12.03.2018 tarihli kararı neticesinde davacı yanın dayanak markalarının birçoğunun kayıtlara sonradan girmiş olduğu tespitiyle dikkate alınmadığı, kalan markalar yönünden ise taraf markalarının benzer olarak görülmedikleri tespitlerinde bulunulduğu, söz konusu karara karşı davacı tarafça yeniden itiraz edilerek ... tarafından verilen kararın kaldırılması ve başvurunun reddine karar verilmesi talebinde bulunulduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 05.07.2018 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde davacı itirazlarının bir kez daha reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35. Sınıf hizmetlerden “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar. İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden taraf markaları arasında aynı tür hizmetlerin yer aldığı,
-Bununla birlikte rapor kapsamında açıklanan gerekçeler ile davacı yana ait markalar ile dava konusu marka arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı,
-Davacı markasının SMK m. 6/5 kapsamında tanınır olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Eczacı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35.Sınıf hizmetlerden taraf markaları arasında aynı tür hizmetlerin yer aldığı,
-Davacı yana ait markalar ile dava konusu marka arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı,
-Davacı markasının SMK m.6/5 kapsamında tanınır olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ...
(35. sınıf) ...
...
...
...
(01. ve 05. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; taraf markaları aynı mal veya hizmet sınıflarını kapsamadığı ancak dava konusu marka 35.05 alt grubunda muhtelif emtiaların satışına özgülenmiş satış hizmetlerini kapsamadığı ve bu satış hizmetlerine konu emtialar arasında, davacı yana ait tescilli markaların kapsamını oluşturan 01. ve 05. Sınıf malların da yer aldığı; bu kapsamda dava konusu marka kapsamında yer alan 35. Sınıftaki satış hizmetlerine konu mallardan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar. İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları ile ile davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan mallar arasında mal / malın satışı hizmeti bağlamında değerlendirilebilecek bir benzerlik ilişkisi bulunduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan 01. Sınıftaki mallar ile genel olarak yetişkin ve hatta ilgili ürünlerin satışının yapıldığı sektörlerde faaliyet gösteren profesyonellerce satın alınan türden mallar olup gerek kimyasal, organik, mikrobiyolojik, tarımsal nitelikteki içerikleri gerek kullanım amaç ve biçimleri gözetildiğinde, olağan bir tüketicinin günlük tüketim rutininde yer alan türden ürünler olmadıkları, dolayısıyla ilgili tüketicilerin bu ürünleri satın alımları esnasında ortalamanın daha üstü düzeyde dikkat, özen ve seçicilik ile hareket ederek tercihlerini somutlaştıracağı, zira bu ürünlerin kişisel sağlığa etki edebilecek kimyasal içeriklerinin mevcut olduğu, dolayısıyla tüketicinin yararlanacağı ve özellikle kendi bedeni üzerinde kullanacağı ürünlerde daha yüksek bir dikkate ile hareket edeceği değerlendirilmektedir. 05.sınıftaki malların ise bir bölümü doğrudan kişi sağlığına ilişkin tıbbi veya kimyasal nitelikteki emtialar oldukları, dolayısıyla her ne kadar bu ürünlerin gerçek anlamdaki nihai kullanıcısı herhangi bir tüketici olabilir ise de gerek tüketicinin bu ürünlere erişiminin genel olarak doktor, eczacı, diş hekimi gibi sektör uzmanlarının reçetelendirmesi ve sair uygulamaları sayesinde mümkün olması gerekse de alanında uzman danışmanlar aracılığı ve yönlendirmesi ile bu ürünlerden yararlanması ve en nihayetinde ilgili ürünlerin hususiyetle kişinin kendi sağlığını ilgilendirmesi nedeniyle (reçetesiz dahi olsa) yüksek düzeyde bilinç, dikkat ve özene sahip tüketicilerin ilgili tüketiciler olduklarının kabulünün gerektiği değerlendirilmektedir. Pek tabi 05.sınıftaki “bebek mamaları; Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler.” emtiaları yönünden ilgili tüketici grubu ilaç, tıbbi içerikli diyetetik maddeler veya kimyasal ürünlerin ilgili tüketicileri ile aynı düzeyde bilinçli ve bilgili kimseler değil iseler de kişinin hijyen, sağlık, kişisel bakım ve temizlik ihtiyacını doğrudan etkileyecek nitelikteki bu emtialar yönünden de tüketicinin yine standart bir market tüketicisinden çok daha dikkatli hareket edecek olduğu anlaşılmaktadır.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın ''...'' şeklinde bir kelime markası olduğu, kelimenin bütün olarak herhangi bir anlama sahip olmadığı, yazımına uygun şekilde ilgili tüketici grubu tarafından “...” olarak telaffuz edilecek olduğu, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın ise temel olarak ..., ... ve ... esas unsurlarına haiz markalarının bulunduğu, davacı yana ait sair markaların, bu markalara eklenmiş ek sözcük unsurları ile oluşturulduğu, her üç markayı oluşturan kelimenin de somut bir anlama sahip olmadıkları, sırasıyla “...”, “...” ve “...” şeklinde telaffuzlarının olacağı, markalarda herhangi bir figüratif unsurun yer almadığı anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu benzerliği tespit olunan mal ve hizmetlerin ilgili tüketici gruplarının da “...” kelimesinin sahip olduğu bu anlamı ve buna bağlı olarak ilgili sektörlerdeki yaygın kullanımını bilebilecek nitelikteki tüketiciler olduklarının kabulü gerekmektedir. Nitekim ... inceleme kılavuzunda da “....” gibi ibarelerin tanımlayıcı/ayırt edici nitelikte olmayan kelimeler olarak kabul edikleri bilinmektedir. Buna göre kendisine, kullanmak istediği emtialar ile doğrudan bağlantılı veyahut ilgili mal ya da hizmetin bulunduğu sektörde ayırt ediciliği zayıf ya da ticaret hayatında genel anlamda yaygın olarak kullanımı bulunan bir işareti marka olarak seçen kimsenin, bu ibareye daha sonra eklenen ek unsurlarla oluşturulan farklı markaların varlığına katlanması gerekliliği pek çok yargı kararında kabul edilmiştir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..., ... ve ..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, taraf markalarının baş kısmındaki bu ibarenin sahip olduğu anlamlar itibariyle ticari pazarda yaygın şekilde kullanıldığı, ticari pazarda “...” ibaresinin muhtelif biçimlerdeki kullanımlarını içerir şekilde satılan bir çok ürün ve hizmetin bulunduğu, bu ibarenin aynı zamanda bir kalite ve standard simgesi olarak kullanıldığı, zira “...” ibareli ürünlerin söz gelimi gıda sektöründe “doğal / hiçbir katkı içermeyen ürünler” anlamlarına geldiği, kimyasal ürünler sektöründe ya da ilaç sanayinde “biyolojik” bilimsel terimini doğrudan temsil ettiği, dolayısıyla münhasıran tanımlayıcı nitelikteki böyle bir ibarenin kullanımının tek başına hiç kimsenin tekeline bırakılamayacağı, taraf markalarında bu ibare dışında kalan kısımlar arasında ise bir benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla taraf markalarının bütünsel açıdan oluşturdukları algının, tespit edilen ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açmayacak olduğu; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/07/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır