T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/84 Esas - 2024/290
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/84
KARAR NO : 2024/290
HAKİM : ....
KATİP :...
DAVACI : ....
....
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ....
...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ....
MÜTEVEFFA : ... ... - T.C. Kimlik No: ....
VARİSLERİ
DAVALILAR : ...
...
...
....
...
...
VEKİLİ : Av. ....
...
....
FERİ MÜDAHİLLER : ...
...
....
...
VEKİLİ : Av. ...
...
....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 11/07/2023
KARAR TARİHİ : 13/06/2024
YAZILDIĞI TARİH : 09/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı şirketin ... sayılı “... ...” ibareli 03, 16, 29, 30, 32 ve 35. sınıf mal ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, bu başvurunun ilanına müvekkili tarafından yapılan itirazın .... ve ... tarafından red edildiğini, müvekkilinin 6769 sayılı 6/3, 6/4 ve 6/6 maddeleri uyarınca da davalıya karşı üstün hakları bulunduğunu, müvekkilinin “...” ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin, 1995 yılında .... ’de kurulduğunu, .... arasında yer aldığını, kaliteli ürün stratejisi ve yoğun tanıtım çalışmalarıyla tanınmış marka haline geldiğini, 50’den fazla ülkede tescilli markaları ile dünyaca bilinir bir firma olduğunu, .... ’nde ‘‘...’’ ödülünü aldığını, dava konusu başvurunun tescili halinde, araya sızma girişimine izin verilmiş olacağını, tanınmış markasının itibarının zarar göreceğini ve ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, “...” ve “...” markalarının karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, “...” ibaresinden oluşan müvekkilinin markalarının 6 harften oluştuğunu, ... olarak okunduğunu, dava konusu markanın, ... olarak okunduğunu, her ne kadar dava konusu markada ek kelimeler de bulunmaktaysa da, markadaki ilk ve dikkat çeken unsurun “...” olacağını, “....” ile biten bir kelime, ilgili tüketici için sadece soyadından kaynaklı bir kelime olarak algılanacağını, tüketicinin ...’nun başvuru sahibinin soyadı olduğunu bilmesi gerekmediğini, tüketicinin söz konusu ibarenin uzunluğu ve bir soyadı olduğu algısı ile sadece “...” ibaresine odaklanacağını ve sadece bu ibareyi marka olarak algılayacağını, markalarda 6 harfin 5 tanesinin aynı sıralama ile yer aldığını, hem baştaki 3 harfin hem sondaki 2 harfin ayniyetinden kaynaklı benzerliğin dikkat çekici olduğunu müvekkilinin dava konusu marka başvurusunun sahibinden önceye dayalı haklarının korunması gerektiğini, ... ve .... adresinde ürünlerinin satıldığını, “...” ibareli ilk markasının başvuru tarihinin 1999 olduğunu, 1995 yılındaki kuruluşundan beri de ticaret unvanının asıl unsuru olan “...” ibaresinin müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğunu, 6769 sayılı SMK'nın marka tescilinde nispi red nedenlerine ilişkin 6/3 ve 6/6 maddeleri gereğince dava konusu markanın kapsamındaki tüm mal ve hizmetler için reddi şartlarının oluştuğunu, dava konusu marka başvurusu kötü niyetli olduğunu, ... ibareli markanın ...sayılı olup bu markanın da sadece “Hazır yemek, hazır çorba, donmuş yemek, konserve, sandviç, tost, reçel, marmelat, sucuk, salam, kavurma, bal, peynir, kaşar peyniri, beyaz peynir, tulum peyniri, eritme peyniri, füme peynir, mağlıç peyniri, dil peyniri, süt, yoğun süt, yoğurt, ayran, meşrubat, tereyağı, zeytin, zeytinyağı, sabun, şeker, çikolata, jiklet, pirinç, pirinç unu, fasulye, margarin, un, krema, irmik, nişasta, mercimek, nohut, makarna, kuru yemiş, şam fıstık, fıstık, çekirdek, leblebi, deterjan” için tescilli olduğunu, davalının... ibaresine bir sürü ek getirip tescil ettirmeye çalıştığını belirterek ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin 1967 yılından beri peynir sektöründe faaliyet gösterdiğini, ilk özel ambalajlı peynir üretimi yaptığını, 1978 yılında fabrikasyon üretimden... ibareli markaları yarattığını, ... nezdinde tescil ettirdiğini, ... adına... esas unsurlu markasını 03,16, 29, 30, 32 ve 35. Sınıflarda 09.02.1978 yılında 105263 sayı ile tescil ettirdiğini, 1978 yılından beri markayı aralıksız kullandığını, müvekkilinin... ibareli markasının üzerinde gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, ... ve ... markalarının sahibi olduğunu, bu markaların özgün olduğunu, hem merhum miras bırakan ... ...’nun varislerinin hem de merhumun kurucusu olduğu müvekkili şirket olan ... AŞ. ve ... A.Ş. tarafından kullanılan ve adlarına tescilli olan... ve ... markalarının 45 yıldır kullanıldığını, müvekkilinin... ve ... markalarının tanınmış hale geldiğini, ... ve ... markalarının müktesep hak oluşturduğunu, dava konusu... ve ... markasının seri marka niteliğinde olduğunu, merhum müteveffa ... ...’nun16.12.2021 tarihinde vefat ettiğini, vefatından sonra mirasçılık belgesi ile varislerinin vekaletnamelerinin sunulduğunu, davacının müvekkiline yönelttiği kötü niyet iddialarının kabul edilmez olduğunu, markaların bir bütün olarak değerlendirildiğinde benzer olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; .... sayılı kararının iptaline dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının ... ... ibareli markasının 31.12.2020 tarih ve ... sayılı ile 03 / 16 / 29 / 30 / 32 / 35. Sınıfa giren tüm tam ve hizmetlerde kullanılmak üzere yaptığı tescil başvurusunun kapsamından .... tarafından “Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünler” mallar çıkartılarak kalan mal ve hizmetler bakımımdan 12.11.2021 tarih ve 384 sayılı ...’ndeki ilanı üzerine davacının yukarıda bilgileri verilen tescilli markasına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ... tarafından reddedildiğini ve davacının bu red kararına karşı bu sefer ... nezdinde itiraz yaptığını ve huzurda dava konusu edilen 11.05.2023 tarih ve ... sayılı kararı ile; “Yapılan inceleme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle, ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığı değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığı, aynı zamanda 5/1-(ç) kapsamında da ayırt edilemeyecek derece benzer bulunmadığı anlaşılmıştır. 6769 s. SMK md. 6/5 "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmünü amirdir. 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi gereğince bir başvurunun reddedilebilmesi için, itiraza mesnet markanın ülkemizde tanınmış bir marka haline geldiğinin kanıtlanması ve bu tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya söz konusu markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikesinin doğabileceğinin ortaya konulması gerekmektedir. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda yukarıda belirtilen şartların oluşması gerekmektedir. Önceki markanın sahibi fiili ve mevcut zararı göstermek zorunda olmasa da, markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağına ya da markasının itibarına zarar verileceğine ya da markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceğine ilişkin olarak gelecekteki (markanın tescil edilmesi veya kullanılması halinde) riske dair farazi (varsayımsal) olmayan ve aksi ispat edilmedikçe iddiayı ispata yeterli ve geçerli olan deliller ileri sürmek zorundadır. Buradan hareketle, itiraz sahibi yukarıda sayılan durumların, olayların olağan akışı içinde öngörülebilir olması bakımından gerçekleşmesi muhtemel olduğunu ortaya koymak durumundadır. Muterizin md. 6/5 gerekçeli itirazı, karıştırılma ihtimaline ilişkin yukarıda yapılan değerlendirme ve sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelenmiş ve yerinde bulunmamıştır. Kötü niyet kavramı, "bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu" olarak tanımlanabilir. Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek vb. amaçları yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Gerçek hak sahibi ile arasında sözleşme yahut ön sözleşme bulunan başvuru sahibinin, tescil yolu ile ve dürüstlük ilkelerine aykırı biçimde marka üzerinde hak temin etme girişimi de kötü niyet olarak kabul edilir. ....'nin 01/02/2012 tarihli ... sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır. Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. Somut olaya ilişkin inceleme yukarıda zikredilen ilkeler ışığında yapılmıştır. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia somut delillerle ispatlanamadığından ve diğer başkaca koşulların varlığı bulunmaksızın, bir başvurunun sadece önceki tarihli marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiası, o başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru addedilmesini gerektirecek bir husus olmadığından, kötü niyet iddiasına dayalı itiraz kabul edilmemiştir. Belirtilen gerekçeler ile itirazın reddi gerekmiştir.'' gerekçesiyle, ''İtirazın reddedilmesine oy birliği ile karar verilmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Davaya konu olan ... sayılı ... ... başvuru ile davacının mesnet olan markalar arasında görsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunmadığı,
-Davalının dava konusu edilen 03, 16, 29, 30, 32 ve 35. Sınıfta yer alan tüm mal ve hizmetlerin tamamının davacının mesnet gösterdiği markaların tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerle birebir aynı olduğu,
-Markalar arasında mal ve hizmet benzerliği gerçekleşmiş olsa da görsel, işitsel benzerlik oluşmadığından markalar arasında iltibas tehlikesi oluşmayacağı,
-Taraf marka işaretleri arasında görsel ve işitsel benzerlik oluşmadığından SMK 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı,
-Davalının davaya konu ettiği ... markası üzerinde dava konusu mal ve hizmetler bakımından SMK m.6/3 hükmüne göre öncelik hakkının ispat edilmediği,
-Davalının dava konu markasının tescili talep edilen 03, 16, 29, 30, 32 ve 35. Sınıfta yer alan mal ve hizmetler bakımından öncelik hakkı olduğunu söylemenin mümkün olmayacağı,
-Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiası ispata elverişli delilin dosyada mevcut olmadığı, bununla birlikte bu hususun mahkemenin takdirinde olduğu,
bildirilmiştir.
Gıda Mühendisi /Uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu marka kapsamındaki mal/hizmetlerin tamamı açısından taraf markalarının mal/hizmetlerinin aynı/aynı tür/benzer olduğu, işaretlerin benzer olmadığı düşünüldüğünden ortalama tüketicinin işaretleri ayırt edebileceği ve aynı/aynı tür mallar üzerinde kullanılacak işaretler açısından karıştırılma ihtimalinin oluşmayacağı,
-Davalıların gerçek hak sahipliğine gerekçe olarak gösterdiği kullanımların SMK m. 6/3 hükmünde aranan “ciddi/yaygın/uzun süreli kullanım” şartının sağlandığını gösterme yetisinde olamadığı değerlendirildiğinden SMK m. 6/3 hükmüne dayalı iddiaların ispatlanamamış olduğu; dava konu markasının tescili talep edilen 03, 16, 29, 30, 32 ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetler bakımından öncelik hakkı olduğunun ispatlanamadığı,
-Somut vakada SMK m. 6/5'in şartlarının oluştuğunun ispatlanamadığı,
-Dosya içeriğinde davacının kötü niyet iddiasın destekleyen bir delilin de bulunmadığı görüldüğünden başvurunun kötü niyetle yapıldığını iddiasının ispatlamamış olduğu,
bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
6769 sayılı SMK’nın 5/1-ç bendi “Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.” tescil edilemeyeceği hükmünü amirdir. Bu düzenleme marka hukukuna hakim olan öncelik ve bir markanın tek bir sahibi olması ilkelerini ifade eder. Böylece daha önce tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış bir markanın aynı veya ayırt edilmeyecek kadar benzerinin, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetler için bir başkası adına mükerrer tesciline engel olunması amaçlanmıştır. Aksi halin bir markanın birden fazla kişi tarafından kullanılmasına ve halkın yanıltılmasına neden olacağı kabul edilmiştir. Bu hususu ... tescil sürecinde, kendiliğinden dikkate almakla yükümlüdür.
Başvuruya konu markanın (işaretin) daha önce tescil edilmiş (veya başvurusu yapılmış) marka ile aynı olması, karşılaştırılan markaların (işaretlerin) özdeş, farksız, tıpa tıp taklit, aynen veya bire bir kopya olmalarını ifade eder. Aralarında küçük de olsa farlılık bulunan markalar ise aynı sayılamazlar. Ancak markaların farklı büyüklükte olması veya sözcük markalarının yazı karakterinin (el yazısı, büyük-küçük harf) veya yazı tipinin (.... MS gibi) farklılaştırılması aynı olma durumunu etkilemez.
Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik ise, karşılaştırılan markalar aynı olmamakla birlikte, orta düzeydeki alıcıda bıraktığı genel izlenimlerinin hemen hemen aynı olmasıdır. Bir başka deyişle, markalar arasındaki farklılık o kadar önemsizdir ki, müşteri kitlesi nezdinde markalar yazılış, okunuş, görsel veya işitsel olarak aynı imiş gibi algılanırlar.
Ancak 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesindeki tescil engelinin varlığı için sadece başvuru ile önceki markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması yeterli değildir. Aynı zamanda başvuru ve önceki markanın kapsadığı mal ve hizmetlerin de aynı yada aynı tür olması zorunludur. Bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesi durumunda yasa koyucu halkın bu iki markayı karıştırma ihtimalinin bulunduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle, ... ayrıca karıştırma ihtimalinin var olup olmadığı üzerinde durmaksızın başvuruyu ret edecektir. Başvuru ve redde mesnet markanın kapsamındaki mal veya hizmetlerin bire bir örtüşmesi bir diğer söyleyişle özdeş olması halinde ayniyet mevcuttur. Aynı tür kavramı ise, kural olarak aynı sınıfın aynı alt gurubu içinde bulunmayı ifade eder. Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırmasına İlişkin ... sayılı Tebliğin 5 ve 7. maddeleri anılan ilkeyi açıkça ifade etmektedir. Bununla birlikte sınıflandırma Nice Anlaşmasının 2. maddesinde vurgulandığı üzere, tescil edilmiş herhangi bir markanın koruma kapsamının belirlenmesi bakımından bağlayıcı değildir.
Ayırt edilemeyecek kadar benzerlikten söz edilebilmesi için başvuru konusu işaret ile redde mesnet markalar arasında ortalama tüketici ve yararlanıcılar nazarıyla bakıldığında hiçbir araştırma ve herhangi bir inceleme yapılmasını gerektirmeyecek derecede açık ve net biçimde iltibasın ortaya çıkmasının kesin olarak öngörülebilir olması gerekir.
Yüksek Mahkeme uygulamalarına bakıldığında; 07/02/2011 tarih .... . Sayılı ... +... kararı, yine aynı yönde 28/05/2014 tairh .... sayılı ... Ltd.Şti. +... kararı, .... Sayılı ilamları,
... . Sayılı ilamıyla ''....; ... . Sayılı ilamıyla ....; ... . Sayılı ilamıyla ...+... ile ...; ... Sayılı ilamıyla .... ... . Sayılı ilamıyla ...+... ile ...; ... Sayılı ilamıyla .... ; ... . Sayılı ilamıyla .... ; ... . Sayılı .... ; ... . Sayılı .... ; markaları arasında 556 sayılı KHK m. 7/1-b maddesi (SMK 5/1-ç hükmüne karşılık gelmektedir.) kapsamında ayniyetin bulunmadığı yönündeki kararlarının bulunduğu,
Nitekim .... uygulamalarına bakıldığında da, markaların birinde kısmen de olsa ayniyet algısını ortadan kaldırır bir ... unsuru, bir mizanpaj var ise karşılaştırılan markaların özdeş olarak kabul edilemeyeceği vurgulanmaktadır. .... bu durumu “...” biçimindeki bir sözcük ile aynı markanın düzensiz bir yazı stili ile yazılmış biçiminin aynı olmayacağı örneği ile açıklamıştır. Yine .... markaları, .... markaları .... nezdinde aynı olarak kabul edilmeyen markalardır.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
- ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında bir tanınmış markanın bulunması.
- Tanınmış marka ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları olması.
-Marka ile başvurunun kapsamında aynı veya benzer mal veya hizmetlerin bulunması.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (... ., 16.07.2008 tarihli ve.... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ...’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Marka Hukuku bağlamında kazanılmış/müktesep haktan söz edilebilmesi için bazı koşulların gerçekleşmesi gerekmektedir. ... . 19.09.2008 gün ve ... sayılı
"..." yine, 14.11.2008 gün ve ... sayılı '...' kararlarında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir. Buna göre;
Öncelikle kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, yani kullanım ve tescilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması gerekir.
Kazanılmış hak teşkil ettiği ileri sürülen markaya dayalı olarak yapılan başvurunun, ilk markanın asli unsuru muhafaza etmesi ve bu markadan uzaklaşmadan oluşturulması gerekir (önceki markanın asli unsuru değişmiş ise, bu artık yeni bir marka başvurusu olacaktır).
Son olarak da; sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları/hizmetleri içermesi, emtia listesinin genişletilmesi yoluna gidilmemesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ...+...
(03, 16, 29, 30,32, 35. sınıf) ....
...
...
... ...
Müktesep Hak İddiasına İlişkin (01-(...)-45. Sınıf)
Hükmünü Sürdüren Davalı Markası
...
(03, 29, 30, 32. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamındaki mal/hizmetlerin tamamı açısından taraf markalarının mal/hizmetlerinin aynı/aynı tür/benzer olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu davalı markası kelime markası olup, ... ... ibaresinden oluşan bir marka olduğu, markadaki “...” ibaresinin ise sloganik bir ifade olduğu ve “...” ibaresinin üst konumda büyük harfle ve koyu biçimde tertip edilmekle baskın ve ayırt edici unsur olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacıya ait itiraza konu markalarında bir kısmı yazı ve ... (özel font) unsurlarından oluşan kompozisyon marka bir kısmı ise düz yazı markaları olduğu, davacı markalarında markasal algı oluşturan esaslı unsurun ise “...” ibaresi olduğu, bu ibare serisinde markaların tertiplendiği anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, davaya konu marka başvurusunda ön plana çıkan unsurun bir bütün olarak “...” oluşmakla davacının ''...'' esas unsurlu markalarının görsel olarak benzer olmadığı; taraf markalarında ortak bulunan ve davacının benzerlik iddiasının temelini oluşturan “...” ibaresi ile “...” ibaresinin kavramsal olarak benzer olmadıkları, davaya konu markalarda telaffuza konu olabilecek sözcüklerin “...” “...” ibareleri olması karşısında, markaların başlangıç harflerinin aynı olması, ancak sonraki seslerin farklılaşması karşısında taraf markalarının düşük derece sesçil benzerlik taşıdığı; ancak markaların sadece sesçil olarak düşük derece birbirlerine benzemesi karşısında markaların bütünsel olarak benzer olmadığı; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK m. 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı,
SMK m. 5/1-ç şartlarının da markalar arasında benzerlik bulunmamasından dolayı oluşmadığı,
İltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK m. 6 /5 uygulama alanı bulmayacağı;
SMK m. 6/3 bakımından yapılan incelemede dosya içeriğinde davacının davalı başvurusundan daha önceki tarihten itibaren incelemeye konu işareti markasal kullanımına ilişkin herhangi bir delil olmadığı gibi, davacı yanın; dava konusu işaretin tescilsiz kullanımına değil, kendi tescilli markası olan “...” ibareli markalarına dayanmış olduğu, bu durumda, SMK m. 6/3 hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığı;
Öte yandan çekişme konusu "...” ibaresi ile davacının “...” işaretinin benzer olduğu iddiasının tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamaya yeterli olmadığı, kaldı ki mahkememizce markaların benzer de bulunmadığı, dosya içeriğinde davacının kötü niyet iddiasın destekleyen bir delilin de bulunmadığı, bu durumda başvurunun kötü niyetle yapıldığını iddiasının ispatlamamış olduğu, SMK m. 6/9 koşullarının somut olayda oluşmadığı;
Ayrıca miras bırakan müteveffa adına ... ibareli tescilli herhangi bir marka bulunmadığı, markaların, biri hariç hükümden düşmüş olduğu, varlığını sürdüren ...sayılı markanın esaslı unsurunun... ibaresi olduğu, davaya konu olan markanın ise ... olduğu ve markalar arasında farklılık bulunduğu, müktesep hak olarak ileri sürülen bu markalar bakımından kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği, ... A.Ş. adına tescilli markalar arasında “... peynirin kralı” ibaresi yer alsa da söz konusu tüzel kişilik ile davalılar arasında illiyet bağı kurulamadığından bu markaların değerlendirmeye esas alınamayacağı anlaşıldığından, açıklanan tüm nedenlerle ... iptal ve hükümsüzlük talepli davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-... iptal talebinin REDDİNE,
Hükümsüzlük talebinin REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/06/2024
Katip .... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır