T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/46
KARAR NO : 2024/273
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ....
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : 1- ... - T.C. Kimlik No:...
....
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 07/06/2023
KARAR TARİHİ : 07/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili şirketin, kurulmuş olduğu 2014 yılından günümüze kadar madencilik, enerji, çimento gibi spesifik konularda yetkin kadrosu ve etkili ekipmanlarıyla hem ülkemizin bu yöndeki ihtiyacını karşılamakta büyük rol oynamakta hem de ürettiği malzemeleri yurt dışına satarak ülkemizin ihracatını arttırdığını, müvekkiline ait olan internet sitesi .... bağlantısından da görülebileceği gibi; müvekkilinin, yapı ve gayrimenkul sektöründe uzmanlık ve tecrübe gerektiren çok değerli hizmetleri sağladığını, müvekkilin büyük emek ve çaba ile oluşturduğu, Türkiye’de uzun yıllardır yoğun bir biçimde kullanmakta olduğu, ciddi reklam ve yatırım harcamaları yaptığı, ... markasını yoğun kullanımları neticesinde tüketici nezdinde bilinir hale getirdiğini, müvekkili şirketin 04., 19., 35., 37. ve 39. sınıflarda tescilli ... markasını davalı markalarının başvurularından çok daha önce ... başvuru numarasıyla tescil ettirdiğini, müvekkili adına tescilli ... şeklindeki marka ile ... A.Ş. şeklindeki marka arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, markanın müvekkili lehine tescil edilmesi gerektiğini, müvekkili markasına yapılan itiraz dosyasında itiraza gerekçe olarak gösterilen .... başvuru numaralı markaların müvekkilin tescilini talep ettiği marka kapsamından farklı sektörde tescil edilmiş hem de müvekkilin 2018 tarihinde tescil edilen markasından sonraki tarihli olup, yapılan itirazların tamamen yersiz, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, itiraza gerekçe gösterilen “..., ..., ..., ...” ibareli markaların "... a.ş." ile aralarında benzerlik bulunmadığını, davalı yanın Kurum'a yapmış olduğu itirazda yer alan iddialarının aksine müvekkili markası bir bütün olarak davacı yanın markasından ayrıldığını, davalı tarafa ait marka ve marka şekilleri ile müvekkili markasının marka ve marka şekillerinin birbirinden farklı olduğunu, markalarda kullanılan renkler, şekiller, yazı stilleri ve sözcüklerin farklı olduğunu, tüm bu farklılıklar göz önüne alındığında tüketici nezdinde karıştırılacak düzeyde benzer olmadığını iddia ederek ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesiyle; ...’nın “...” ibaresini esas unsur olarak içeren markaları ile iletişim, tasarım, yapı, restorasyon, turizm ve otelcilik faaliyetleri yürüten, sektöründe özgün, ulusal ve uluslararası alanda çok sayıda ödül almış, sektörün tanınmış markalarına sahip, genel olarak fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması için Kurum nezdinde gerekli işlemlerini yapan bir kişi olduğunu, müvekkili ... içerisinde ... ile ortak olunan ... İnş. ve Tic. A.Ş.’nin de bulunduğu, uluslararası tanınmışlık düzeyine sahip “... ” otelinin ve ... Şirketler Grubu’nun sahibi olduğunu, aynı zamanda otelcilik alanında dünyaca tanınmış bir marka olan “...” markasını oluşturan ve büyüten kişi olduğunu, müvekkili ...’nın “...” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaların sahibi olduğunu, dava konusu ... başvuru numaralı “... A.Ş.” markasının, müvekkiline ait “...” markalarının da tescilli olduğu 36. ve 37.sınıflarda tescil talep ettiğini, müvekkiline ait “...” markasının özgün ve ayırt edici bir marka olduğunu, itiraz konusu “...” markasının ise müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, itiraz konusu “...” markasının, müvekkilinin “...” ibaresini içeren markaları ile işitsel, görsel ve kavramsal bakımdan benzerlik taşıdığını ve müvekkili markalarının bir serisi veya versiyonu gibi göründüğünü, itiraz edilen markada yer alan “....” harflerinin müvekkili markasında yer alan “...” harfleriyle neredeyse aynı okunuşa sahip olduğunu, bu nedenle markaların okunuşunu hemen hemen hiç değiştirmediğini, markalar işitsel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tüketici dikkatinin özellikle kelimenin başlangıç kısmında yoğunlaştığı göz önünde bulundurularak; müvekkiline ait “...” markasının ilk kısmında yer alan “...” harflerinin itiraz konusu “...” markasında aynı şekilde bulunduğunu; her iki markanın da 5 harften oluştuğu, markaların üç harfinin aynı olduğunu, markalarda yer alan sesli harflerin (“....”) tamamen aynı olduğunu, sessiz harf olarak da “...” harfinin ortak olduğu ve diğer iki sessiz harfin (“...” ) de okunuşlarının çok benzer olduğu dikkate alındığında “...” markasının müvekkiline ait ... markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tüketiciler nezdinde iltibas oluşturma ihtimali bulunduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun 07.04.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davacı şirket tarafından 01.10.2021 tarihinde ... başvuru numarası ile “... a.ş.” ibareli marka için 36. ve 37. sınıflarda yer alan hizmetler için marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 383 Sayı ve 27.10.2021 tarihli ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davalı şahıs tarafından itiraz edilmiş, işbu itiraz ... tarafından SMK 6/1 maddesi gereğince kabul edilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu karara ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ... tarafından ... sayılı nihai kararı ile; ''... başvuru numaralı ve "... a.ş." ibareli başvurunun .... sayılı ve "...", "...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. … Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen ve tescil tarihleri itibariyle kullanım ispatı uygulamasına konu olmayan .... sayılı ve "...", "...", "...", "..." ibareli markaların benzer oldukları ve aynı/aynı tür malları/hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiş olduğundan markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu kanaatine varılmış ve ... kararı yerinde görülmüştür.'' gerekçesiyle '' İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1-Dava konusu marka başvurusu kapsamında bulunan çekişme konusu hizmetler ile davalı tarafın redde mesnet markaları kapsamında bulunan hizmetlerin aynı olduğu,
2-Dava konusu marka başvurusu ile davalı markalarının, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin bulunmadığı,
3-Davacının ... sayılı markasından kaynaklı müktesep hak kuramından faydalanamayacağı,
4-Dava konusu ... Kararının, yukarıdaki değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Sınai Mülkiyet Uzmanı / Sektör uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1.Dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin davalının redde gerekçe markalarının kapsamında aynen yer aldığı,
2.Dava konusu marka başvurusu ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı,
3.Dava konusu marka ile davalı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
4.Davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı,
5. ... ... sayılı ... Kararı’nın yerinde olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, diğer yandan hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
....’nin 19.09.2008 tarih ve .... sayılı “...”, 14.11.2008 tarih ve .... sayılı “...” kararlarında kazanılmış hak sağlayan önceki markaların belirlenmesi yönünden bazı ölçütler getirilmiş ve önceki tarihli mükerrer markaların asli unsurlarına sahip sonraki markaların seri marka niteliğinde olduğu, önceki markalar hükümsüz kılınmadığı sürece sonraki markaların 7/1-b maddesi uyarınca reddedilmesinin kazanılmış haklar ilkesine uygun düşmeyeceği ve iltibas oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Buna göre Yüksek Mahkemenin söz konusu içtihatlar ile getirdiği kriterler,
-Öncelikle kazanılmış hak sağlayan markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, bir başka deyişle kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, kabullenilmesi gerekir.
-İkinci olarak bu markaya dayalı olarak yapılan başvurunun da kazanılmış hak sağlayan markanın asli unsuru muhafaza edilerek, işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması aranacaktır. Zira önceki markanın asli unsuru dahi değişmiş ise bu artık yeni bir marka başvurusu olacağından önceki markanın zaman içindeki değişikliklere uyarlanması için yapılmış bir başvuru olduğu kabul edilemez.
-Son olarak sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları içermesi, kapsamını genişletme yoluna gitmemesi zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Örnek Davalı Markaları
... A.Ş.+... ...
(36. ve 37. sınıf) ...
...
...
(35, 36, 37, 42, 43, 44. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davacı tarafa ait marka başvurusu 36 ve 37. Sınıflarda bulunan hizmetler için tescil edilmek istendiği, davalı tarafa ait markaların da 36 ve 37. Sınıflarda bulunan aynı hizmetler için tescilli oldukları, dolayısıyla, taraf marklarının emtialarının birebir aynı olduğu ve taraf markaları arasında emtia benzerliğinin oluştuğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davacının markasının incelenmesinde; davaya konu marka başvurusu, kelime, ... ve renk unsurundan oluşan bir karma marka olduğu, dava konusu markanın ilk iki harfi oldukça stilize yazım tarzıyla oluşturulduğu, oldukça büyük punto ile yazılarak öne çıkarılan Ʌ şeklinin iç kısmına uzun bir yapı yerleştirilmesiyle oluşturulmuş A harfi ve Ʌ harfinin arkasına konumlandırılıyormuş gibi bir izlenim veren bir daha küçük punto ile oluşturulan ... harfi şeklinde şeklinde oluşturulduğu, davacı markasında standart yazım karakteri ile yazılan kısım ... ibaresi olduğu, stilize ... harfi ile aynı puntoda olduğu, ibarelerin tümünün lacivert renkte oluşturulduğu, kelime unsurunun alt satırına küçük punto ile standart yazım karakteri ile yazılan “... A.Ş.” ibaresi firma unvanı şeklinde belirtilmesi ve dava konusu hizmetleri tanımlaması bakımından ayırt edici niteliği olmayan marka bütünü içerisinde tali unsur konumunda olan ibare olduğu, davacı markasının esaslı unsurunu ... ibaresi oluşturduğu, ... ibaresinin Türkçe sözlükte “.... , Birleşiminde feldspat bulunan, kum taşı türünden bir tortul kayaç” manasına gelmektedir ve yazıldığı şekilde /...-.../ şeklinde okunduğu, anlaşılmaktadır.
Davalının markalarının incelenmesinde; redde mesnet gösterilen davalı taraf markaları, ... ibaresi ile seri markalar şeklinde oluşturulan bileşik kelime markalar olduğu, davalı tarafa ait “...” standart yazı karakterinde oluşturulurken, davalı tarafa ait diğer markalarda “...” ibaresinde O harfinin içi göz şeklinde tasarlandığı, davalı tarafa ait markalar tamlama şeklinde oluşturulduğu ve bir bütün olarak algılandığı, ''...'' ibaresi ile birlikte kullanılan “...” günlük hayatta sık kullanılan ibareler olup dava konusu hizmetleri doğrudan tanımlamadığı için ayırt edici nitelikleri düşük ibareler olduğu, ''...'' ibaresinin davalı firmanın kullanım ispati dokümanları arasında sunduğu, argosiletisim.com adresinden alınan belgeden de anlaşıldığı üzere mitolojik bir karakterin adı olduğu, ''...'' ibaresinin yazıldığı şekilde /.../ şeklinde okunduğu, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." esas ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu,
Öte yandan davacı tarafın, ... sayılı ...+... markasının 04 / 19 / 35 / 37 / 39 sınıflarda bulunan mal ve hizmetler için 02.05.2019 tarihinde tescil edildiği ve dava konusu marka başvuru tarihi 01.10.2021 itibariyle 5 yıllık sürenin geçmediği; bu durumda davacının müktesep hak kuramından faydalanabilmesi için aranan kriterlerin mevcut olmadığı, müktesep hak koşullarının oluşmadığı kabul edilmiş,
Dava konusu ... ... sayılı ... Kararının iptali koşullarının oluşmadığı anlaşılmış,
aksi yöndeki beyan ve görüşlere itibar edilmemiş ve davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır