T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/397
KARAR NO : 2024/276
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ...
...
DAVALI : 1- ... - ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ...
...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 17/10/2022
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin meyve-sebze ve diğer yiyecek/içecek ürünlerinden teknoloji ürünlerine, kişisel bakım ürünlerinden temizlik malzemelerine, ev aletlerinden evcil hayvan besinlerine, bebek bezi ve bakım ürünlerinden bebek yiyeceklerine ve giyim/aksesuarlardan oyun ve oyuncaklara kadar pek çok çeşitli ürünü müşterilerinin bulunduğu noktaya 7/24 getirme hizmetini dünyada bir ilk olarak gerçekleştirdiğini, bu faaliyetlerinde 2015 yılından bu yana“...” markasını kullandığını, müvekkili faaliyetlerinin hem yurtiçi hem yurtdışında devam ettiğini, davalı yanın ... sayılı “...” ibareli marka başvurusunun yayınına itiraz ettiklerini, ancak bu itirazların Kurum tarafından reddolunduğunu, dava konusu markanın müvekkil markalarını bütün olarak ihtiva ettiğini, müvekkili markalarının günlük hayatta yaygın kullanımı olduğu gerekçesiyle zayıf marka olarak görülemeyeceğini, kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandığını, bu durumun Kurum tarafından da tespit edildiğini, müvekkilinin ...” markası tescili anında da unsurlarının eşsiz tasarımı sonucu ayırt edicilik ve özgünlük vasıflarına sahip olmakla birlikte, bir markanın en büyük değerlerinden biri kullanımı sonucunda tüketiciler nezdinde kazandığı anlam, ayırt edicilik ve tanınmışlık olarak da belli bir konum elde ettiğini, dava konusu markanın mevcut haliyle, müvekkili markalarının serisi gibi algılanacak olduğunu, markadaki “...” ibaresinin zayıf unsur olduğunu, anılan ibarenin faaliyeti tanımlayan bir anlamı markaya kattığını, dolayısıyla davalı markasının esas unsurunun “...” olacağını, bu ibarenin müvekkili markalarının sonuna “t” sesi getirilerek çekimlenmesi ile oluşturulmuş bir kelime olduğunu, muhtelif mahkemelerde yapılan yargılamalar sonucunda müvekkili lehine kararlar elde ettiklerini, yine Kurum nezdinde de çok sayıda “...” ibareli markanın reddini sağladıklarını, dava konusu markanın da aynı şekilde müvekkili markalarına benzerlik taşıyan ve karıştırılma ihtimalini doğurabilecek bir marka olduğunu, dava konusu marka kapsamında 35. Sınıftaki hizmetlerin yer aldığını, bu anlamda taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet bulunduğunu, “...” ibaresinin ayırt edici olduğu, ayırt edicilikten aciz diğer ifadelerin bu ibareyle birleştirilmesinin ya da bu ibareye çok benzer nitelikteki ibarelerin tescil edilmeye çalışılmasının ise karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yetersiz olacağını, müvekkili markalarının SMK m. 6/5 kapsamında tanınmış olduğunu, dava konusu markanın tescilinin bu tanınmışlığa zarar verebileceğini, müvekkili markalarının tanınırlığının mahkemelerce de tespit edildiğini, davalı başvurusunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu iddia ederek ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 35. Sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 26.10.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 6769 s. SMK 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.” ile 35.05 alt grubundaki hizmetlerin tamamı yönünden kısmen reddedildiği, kalan hizmetler bakımından ise 27.01.2021 tarih ve 365 sayılı bültende ilana çıktığı görülmüştür. Reddedilen hizmetler yönünden, başvuru sahibinin karara itiraz etmediği görülmüş olup kısmi redde konu emtialar yönünden kararın kesinleştiği, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli çok sayıda “...” esas unsurlu markasına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ...’nın 21.09.2021 tarihli kararı sonucunda itirazları haklı bulmayarak reddettiği, söz konusu karara karşı davacı yanca yeniden itiraz edilerek ... tarafından verilen kararın kaldırılması talebinde bulunulduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 12.08.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. …Kurul'da, başvuruya konu "... ..." ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen "..." ibaresini ihtiva eden markaların ihtiva ettiği ..., renk, ibareler itibariyle bütünüyle bıraktıkları izlenim bakımından birbirleriyle karıştırılmayacak derecede farklı olmaları, bu nedenle "..." kelimesinin bütünden ayrı biçimde algılanacak tertip veya görsel karakterde olmaması, ''...'' ibaresinin günlük hayatta yaygın kullanımı bulunan bir ibare olması tespit ve kanaatleri çerçevesinde, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraz gerekçesi markalar karıştırılabilecek veya ilişkilendirilebilecek derecede benzer markalar olarak görülmemiştir. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, itiraz gerekçesi markaların ilgili piyasadaki kullanımları veya bilinirliği hususlarının karışıklığa yol açmayacağı kanaatine varılmıştır. 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir" hükmünü içermektedir. İtiraza konu başvurunun itiraz gerekçesi markalar ile karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmemesi de dikkate alınarak başvurunun tescili halinde 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde belirtilen koşulların ortaya çıkmayacağı değerlendirildiğinden tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.'' şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
1.Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
-Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında ... kararı sonrasında kalan 35. Sınıftaki hizmetler bakımından taraf markalarının kapsamlarının aynı olduğu,
-Benzerliği tespit olunan hizmetler bakımından taraf markaları karşılaştırıldıklarında, ayrıntıları rapor içerisinde izah edilmiş olunmakla, işaretler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik halinin SMK m. 6/1 düzenlemeleri uyarınca mevcut olmadığı,
-Davacı yan markalarının 35.05 alt grubu hizmetlerde tanınır olduğu kanaati ile birlikte dava konusu markanın benzemezlik düzeyi ve başvuruda kalan hizmetlerin, anılan hizmetlerden farklı alt gruplara yönelik olması nedeniyle SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşma ihtimalinin bulunmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
2.Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA:
Çoğunluk Görüş:
-... sayılı başvuru bakımından SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı bu tespitimizin ... kararı ile uyumlu olduğu,
-SMK m.6/9 hükmünün uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda yapılacak değerlendirmenin salt hukuki nitelikte olması sebebiyle bu konuda değerlendirme yapılamayacağı,
-... sayılı markanın hükümden düşmüş olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Ayrık Görüş:
Raporda yer alan çoğunluk görüşüne sınırlı olarak iştirak etmediğini, dava konusu marka başvurusunun, “... ... + ...” ibareleri ile bir ... unsuru içerdiği, markanın esaslı unsuru olarak birbirinden ayrı iki kelime olarak tasarlanmış italik “... ...” ibaresi ön plana çıktığı, “...” kavramı, “doğal yolla yapılan”, “canlı” (...), “doğal yolla elde edilen”, “üretim ve elde edilme süreçlerinde kimyasal madde kullanılmayan” gibi anlamlara gelen bir sıfat olduğu, kişisel hayat tecrübelerimize göre, kavramın, özellikle gıda ürünleri konusunda oldukça yaygın bir kullanımı ve bilinirliği söz konusu olduğu, ... ürünlerin gıda ürünleri başta olmak üzere ayrı bir kategori haline geldiği ve öne çıkan doğallık özelliği nedeniyle toplumun her kesiminden talep gördüğü, markada tali konumda olan “...” ibaresi ise hem markanın faaliyet gösterdiği veya göstereceği (henüz aktif olmayan) web sitesi adresi olarak anlaşılmakta hem de tasarım olarak yeşil renkli ... unsurunun gölgesinde kaldığı, dolayısıyla söz konusu internet adresi markaya bir ayırt edicilik katmadığı, ... unsuru olarak seçilen dairesel yeşil renk ve yaprak figürü “...” kavramını tanımladığı, “...” “Getirme işini yaptırmak; celbetmek” konusunda emir içeren bir fiil olduğu, kavramın anlam açısından davacıya ait yaygın ve tanınmış bir marka haline gelen “...” ile olan anlam farkının önemsiz olduğu, söyleyiş ağırlığı sebebiyle Türkçe’de yaygın olmayan bir kullanım şekli olduğu, buna rağmen tercih edilmesindeki en önemli faktör “...” markalarının tanınmışlığından yararlanmak olarak görüldüğü, bu niteliği ile dava konusu “... ...” + ... markası, bu markaya muhatap olan orta seviye bir kimse nazarında “...’in ... versiyonu” şeklinde algılanmaya son derece müsait olduğu, marka serilerinde, markaya seriyi tanımlayan bir renk veya ... unsuruna yer verildiği, dolayısıyla davacı markaları ile dava konusu marka arasında SMK 6/1 anlamında karıştırma ihtimali bulunmakta, aynı zamanda SMK 6/5’in uygulanma şartları da bulunduğu, SMK m.6/9’ün uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığı konusundaki değerlendirme hukuki nitelikte olsa da buna işaret eden maddi ve somut vakıaların incelenmesine engel bulunmadığı, taraflar arasında kötüniyete işaret eden ikili bir ilişki dosya kapsamında tespit edilmemekle birlikte, davacı markalarının toplum nezdinde açık ve yaygın tanınmışlığı nedeniyle, bunlardan haksız bir şekilde yararlanma niteliği taşıyan “... ...” + ... işaretinin seçilmesi davalının kötüniyetine işaret olarak görüldüğü, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, raporların teknik içeriğinin ve hukuki sonucunun mahkememizce değerlendirmesi mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim .... vermiş olduğu bir kararda (.... ., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. .... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
.... ...
(35. sınıf) ...
...
... ...
...
...
... ...
...
...
(01- (...) - 45. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; ''... ... + ...'' ibareli dava konusu marka başvurusu kapsamında ... kararı sonrasında kalan 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 alt gruplarında yer alan hizmetlerin tamamı, davacı yanın önceki tarihli her bir markası kapsamında da yer aldığı, bu bağlamda taraf markaları arasında, kapsamlı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın, ayniyet düzeyinde bir mal/hizmet ilişkisi bulunduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; ''... ... + ...'' başvurunun yeşil, beyaz ve siyah renklerin kullanımı ile oluşturulmuş bir marka olduğu, markanın ... ve sözcük unsurlarını ihtiva ettiği, yeşil renkte ve beyaz fonda tasarlanmış ve alt bölümdeki çizgisi yaprak figürünü temsil edecek şekilde stilize edilmiş bir çember ile bu çemberin orta kısmında, sağa dayalı olarak siyah renkte harflerle konumlandırılmış “... ...” ibareleri ile bu ibarenin altında yeşil renkli yatay bir şerit içerisinde ... şeklindeki ibarelerden oluştuğu, markadaki esas unsurların, doğal olarak, “... ...” ibaresinin bütünü olarak algılanacak olduğu, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın markalarının ise neredeyse tamamı “...” sözcük unsurunu münhasıran ya da muhtelif jenerik/tali unsurlar ile içerir, mor ve sarı renkli ''...'' ibareli görselle yaratılmış veyahut tamamen düz yazım karakterleri ile yazılmış markalar olduğu, davacı markalarının da esas unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
.... 'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ... + ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, ayrık görüş raporunda da izah edildiği üzere; dava konusu marka başvurusunun, “... ... + ...” ibareleri ile bir ... unsuru içerdiği, markanın esaslı unsuru olarak birbirinden ayrı iki kelime olarak tasarlanmış italik “... ...” ibaresi ön plana çıktığı, “...” kavramı, “doğal yolla yapılan”, “canlı” (...), “doğal yolla elde edilen”, “üretim ve elde edilme süreçlerinde kimyasal madde kullanılmayan” gibi anlamlara gelen bir sıfat olduğu, kavramın, özellikle gıda ürünleri konusunda oldukça yaygın bir kullanımı ve bilinirliği söz konusu olduğu, ... ürünlerin gıda ürünleri başta olmak üzere ayrı bir kategori haline geldiği ve öne çıkan doğallık özelliği nedeniyle toplumun her kesiminden talep gördüğü, markada tali konumda olan “...” ibaresi ise hem markanın faaliyet gösterdiği veya göstereceği (henüz aktif olmayan) web sitesi adresi olarak anlaşılmakta hem de tasarım olarak yeşil renkli ... unsurunun gölgesinde kaldığı, dolayısıyla söz konusu internet adresi markaya bir ayırt edicilik katmadığı, ... unsuru olarak seçilen dairesel yeşil renk ve yaprak figürü “...” kavramını tanımladığı, “...” “Getirme işini yaptırmak; celbetmek” konusunda emir içeren bir fiil olduğu, kavramın anlam açısından davacıya ait yaygın ve tanınmış bir marka haline gelen “...” ile olan anlam farkının önemsiz olduğu, söyleyiş ağırlığı sebebiyle Türkçe’de yaygın olmayan bir kullanım şekli olduğu, buna rağmen tercih edilmesindeki en önemli faktör “...” markalarının tanınmışlığından yararlanmak olarak görüldüğü, bu niteliği ile dava konusu “... ...” + ... markası, bu markaya muhatap olan orta seviye bir kimse nazarında “...’in ... versiyonu” şeklinde algılanmaya son derece müsait olduğu, marka serilerinde, markaya seriyi tanımlayan bir renk veya ... unsuruna yer verildiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ... + ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK m. 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu,
Dosya kapsamındaki delillerden davacı markalarının 35. Sınıftaki “mağaza/perakende satış hizmetleri” alanında ve yine özellikle ''...'' şeklindeki görselle sektörel tanınmışlık elde ettiği ve davalının tescil talebinin davacının önceki tarihli markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık nedeniyle haksız bir yarar sağlanacağı, markanın itibarı zarar görebileceği veya ayırt edici karakteri zedelenebileceği ve davalının tescile ilişkin haklı bir sebebi bulunmadığı SMK m. 6/5’in uygulanma şartlarının ve ... kararının bu yönden de somut olayda oluştuğu ancak mal ve hizmet sınıflarındaki ayniyet ve SMK m. 6/1 kapsamında verilen karar nedeniyle sonuca etki etmediği,
Dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK m. 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı,
Kabul edilmiş, aksi yöndeki beyan ve görüşlere itibar edilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-Davaya konu ... sayılı ... kararının iptaline,
2-Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 18.930,80-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5- Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin davalı ... üzerinde bırakılmasına,
6- Davalı ... tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
DAVACI /MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :18.757,50-TL
TOPLAM :18.930,80-TL