T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/342 Esas - 2024/279
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/342
KARAR NO : 2024/279
HAKİM : ..
KATİP : ....
DAVACI :....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1-...
Mersis No: ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 05/09/2022
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin “...” markası ile faaliyet gösterdiğini, .... sayılı markalarının tescilli olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, davalı yanın ... sayılı başvurusuna yönelik itirazlarının kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından 36. Sınıfta yer alan bazı hizmetlerin çıkartıldığını, halbuki başvurunun tümden reddi gerektiğini, diğer yandan dava dışı 3. Bir firmanın itirazları sonucunda ise başvuru kapsamından 35, 36 ve 37. Sınıf hizmetlerin tamamının çıkartıldığını, 43. Sınıf hizmetler yönünden ise tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, taraf markalarının benzer olduklarını, dava konusu markanın özgün bir tasarımının bulunmadığını, markadaki “...” ve “...” ibarelerinin yeterli farklılık sağlamadığını,.... E sayılı dosyasında da davalı yanın .... sayılı “... ... ...” markası ile müvekkili markasının benzer görüldüğünü, dava konusu markanın bu haliyle müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin pay sahiplerinin, müvekkili şirkette pay sahibi olan ...’ün kızkardeşleri olduğunu, dolayısıyla davalı tarafın tesadüfi bir şekilde dava konusu markayı seçmediğini, tarafların mal varlıklarını ayırmak suretiyle ticari hayatlarına devam ettiklerini, bu kapsamda imzalanmış 27.09.2011 tarihli bir sözleşmenin de mevcut olduğunu, bu sözleşmeler davalı şirket yetkililerinin “...” markasının müvekkiline ait olduklarını kabul ettiklerini, ancak ... ..., ... vb. şekillerde kullanımlarına izin verildiğini, devredilen gayrimenkullerle sınırlı olarak “...” markasını kullanabileceklerini, yeni inşa edilecek gayrimenkullerde böyle bir kullanımlarının kilit ve hırdavat sektörü dahil hiçbir sektörde olamayacağının beyan ve taahhüt edildiğini, dolayısıyla davalı tarafa yalnızca kullanım hakkı verildiğini, mülkiyet ve tescil ettirme hakkının sadece müvekkiline ait olduğunu, davalı şirketin buna rağmen yaptığı başvurunun kötü niyetle yapıldığını, davalı tarafa bu hususta daha evvel ihtarname gönderdikleri halde davalı tarafın ihtar edilen hususları kabul etmediğine yönelik karşı cevapta bulunduğunu, .... E sayılı davasında davacı konumunda olan davalı yanın tüm taleplerinin reddedildiğini İddia ederek ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; taraflar arasındaki 2011 tarihli sözleşmede “... Şirketlerine ait olduğunu, ancak ... ..., ... vs. şekillerinde “...” ifadesinin başında “..., ” gibi ifadelere yer verilerek kullanılabileceğini, devraldıkları gayrimenkullerle sınırlı olarak “...” markasını kullanacaklarını ve bunlarda ... markasını değiştirmeden kullanmaya devam edeceklerini ve markanın itibarını koruyacaklarını, yeni inşa edecekleri gayrimenkullerde “...” markasını kullanmayacakları ve bu markayı doğrudan ya da dolaylı olarak kullanarak “kan ve kayın hısımları” da dahil, kilit ve hırdavat sektörü ̈ dahil, hiçbir sektörde faaliyet gösteremeyeceklerini.” Şeklinde uzlaşma sağlandığını, dolayısıyla 2011 yılında ... ..., gibi ifadelerin yanında “...” ibaresinin kullanılmasına izin verildiğini, davacı yanın bu aşamadaki taleplerinin hakkın kötüye kullanımı olduğunu, davacı şirketin müvekkilin bunca zamandır kullanımlarından bilgi sahibi olduğunu, taraflar arasında ticari ilişkilerin sürdüğünü, ... ... ve grup şirketlerinin 10 yılı aşkın süredir faaliyette bulunduğunu, taraflar arasında miras hukukundan kaynaklanan mevcut ihtilafa ilişkin hukuki süreçlerden kaynaklı davacı yanın bu aşamada dava ikame ettiğini, davacı yanın bu eylemlerinin TMK m.2’ye aykırı olduğunu, taraflar arasında görülen bir davada .... . sayılı tedbire itiraza ilişkin kararında taraflar arasında mevcut devir sözleşmesinin hukuki ihtilafa konu vakıada gözardı edilemeyeceği ve önemi vurgulandığını, .... E. sayılı kararının istinaf aşamasında olduğunu, kararı ve raporu Kabul etmediklerini, davacı yanın müvekkiline karşı sessiz kaldığını, 10 yılı aşkın süredir sözleşme uyarınca tanınan bir kullanım hakkının bugün itiraza konu edilmesi hem dürüstlük kuralına hem de hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil ettiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkili markasının hem genel görünüm hem de diğer unsurlar açısından ayırt ediciliğe sahip olduğunu, markaların hitap ettikleri tüketici kitlelerinin farklı olduğunu, davacı markasının tanınmış olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın kısmen reddi akabinde davacı tarafından yapılan itirazın reddi ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı belirlenerek tutanak taraf vekilleri tarafından okunmak suretiyle imza altına alındı.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ''... ...'' ibarenin 35, 36, 37 ve 43. Sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 13.02.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.05.2020 tarih ve 349 sayılı bültende ilan edildiği, anılan ilana karşı davacı yan ve dava dışı 3. Bir firma tarafından itiraz edildiği, ...’nın 26.08.2021 tarihli kararı sonucunda davacı taraf itirazlarının 36. Sınıftaki “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. ... hizmetleri.” ile sınırlı olacak şekilde Kabul edildiği, bununla birlikte dava dışı firma itirazı sonucunda başvuru kapsamından 35, 36, 37. Sınıf hizmetlerin tamamının çıkartılmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı hem davalı başvuru sahibi hem de davacı tarafça ve yine dava dışı 3. Kişi tarafından itiraz edildiği, 04.07.2022 tarih ve ... sayılı ... kararı neticesinde özetle; “Başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz; İnceleme sonucunda, başvuruda bağımsız ayırt edici unsurlardan biri olan "..." ibaresinin itiraz gerekçesi markalarda da esas unsur konumunda bulunduğu ve buna ilaveten başvuru ile ret gerekçesi markaların aynı / aynı tür ve benzer nitelikte malları/hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiştir. Bu bağlamda, başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda ...'nca verilen kısmi ret kararı yerinde görülmüştür. ... tarafından yapılan itiraz: ... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, yayına itiraz sahibi firma tarafından, başvurunun kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca tümden reddi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. 6769 s. SMK'nın 6 (9) bendi " Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir" hükmünü amirdir. Kötü niyet kavramı, "bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu" olarak tanımlanabilir. Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek amaçlarına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Özgün, ayırt edici niteliği yüksek, tek başına ve kelime ve/veya ... kombinasyonu olarak tesadüfi olarak seçilmesi ya da oluşturulması mümkün olmayan yurtiçi ya da yurtdışında tescilli veya kullanılan ibare veya şekilleri içeren marka tescil başvuruları kötü niyetli başvurular kapsamında değerlendirilmektedir.” şeklindeki gerekçeler ile başvuru sahibi ve diğer itiraz sahipleri tarafından yapılan nihai itirazların tamamının reddine karar verildiği; eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPOR özetle:
Dava konusu başvuru kapsamında yer alan 43. Sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” yönünden, rapor kapsamında ayrıntılı olarak açıklanan gerekçelerle taraf markaları arasında iltibas ihtimalinin mevcut olduğu, davacı yanın kötü niyetli tescil iddialarının takdir ve hukuki yorumunun mahkemeye ait olduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (.... ).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (.... ., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ... ... +...
(43. Sınıf) ...
...+...
(36, 41. Sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın 43.sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri; davacıya ait markaların ise ; 36.sınıf: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. ... hizmetler 41.sınıf: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetler için tescilli olduğu, taraf markaları karşılaştırıldıklarında aralarında sınıfsal bir ortaklık bulunmadığı; ancak gerek ülkemizde gerekse de yurtdışında görülen pek çok uyuşmazlıkta Nice sınıflandırması kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin bağlayıcı olmadığı açıkça kabul edilmiş olup benzerlik ihtimalinin mal ve hizmetler arasındaki ilişki gözetilerek ele alınması gerektiği kabul edildiğinden; Nice sınıflandırmasının esas sistem kabul etmesinin bağlayıcı değil ancak yardım fonksiyonlu olarak kabul edilmesinin doğru olduğu, bu bağlamda sınıflandırmadan bağımsız olarak emtiaların benzerliğinin de değerlendirmeye alınması gerekeceği, başka bir ifadeyle koruma kapsamı farklı mal ve hizmet sınıflarında dahi olsa, markaların tescilli oldukları emtialar arasında bir ilişkilendirme ihtimali mevcutsa koruma kapsamının belirlenmesinde bu benzer mal veya hizmetlerin esas alınabileceği; ... tarafından verilen kararlarda da mal ve hizmetlerin benzerliğinin araştırılmasında NICE sınıflandırması bağlayıcı görülmemekte, bu mal ve hizmetlerin aralarındaki ilişkiyi karakterize eden “tüm faktörler” in dikkate alınması gerektiğinin belirtildiği, bu nedenle; inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal ve hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelendiğinde, başvuruda yer alan 43. Sınıftaki yukarıda altı çizili bir kısım hizmetler ile; 41. Sınıfta yer alan hizmetler ile olan benzerliği bulunduğuna kanaat getirilmiştir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu başvurunun ''... ...'' şeklinde üç bağımsız unsurun bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir sözcük grubu markası olduğu, markada herhangi bir ... unsurunun yer almadığı, sırasıyla markayı oluşturan unsurların her birinin bağımsız ayırt edici karakterlerinin bulunduğu, bu haliyle markanın bütününün oluşturan unsurların her birinin tüketici algısını uyarıcı nitelikte unsurlar olarak değerlendirileceği, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; ... +..., ..., ...+... ibareli hiçbir ... unsuru içermeyen markaları olduğu gibi, ... +... görselinden oluşan bir logo ile birlikte bu markanın kullanıldığı seri markalarının da bulunduğu, “bina işletme” ek unsuruna haiz markadaki bu ek unsurun markasal nitelik atfedilemeyecek bir ek unsur olmasından ötürü davacı markalarının “...” esas unsurundan oluştuğu, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli '' ..." esas ibareli markalar ile davalının ''... ...'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; dava konusu marka ''... ...'' şeklinde olup 2 kelime ve bir harf/sayı kombinasyonundan oluşan bu markadaki sözcük unsurları olan “...” ibareleri, kelimeleri, davacı yanın markasının kendisini oluşturduğu, başka bir ifadeyle davacı yana ait marka, dava konusu başvuru içerisinde ön kısmında “...” ibaresinin dışında kalan tek unsur olduğu, dava konusu markadaki unsurların her birinin bağımsız ayırt edici varlıklarını koruyacak şekilde kullanılmış olup bu kullanımda tüketicinin markayı bir bütün olarak algılayarak telaffuz edeceği, bu algıda “...” kelimelerinin varlığını derhal idrak edebileceği, bu durumun işaretler arasında gerek görsel, gerek işitsel gerekse de ortak kelimelerin Türkçe ve bilinen sözcükler olmalarından kaynaklı kavramsal bir benzerlik kurulmasına yol açacağı, dava konusu markanın, davacı yanın markasını oluşturan sözcükleri homojen olmayan bir yapıda ihtiva ettiği ve ilk algıda davacı markalarını çağrıştırdığı, ilgili tüketicinin, esasen daha evvel davacı markalarından yararlandığı bir durumda, yukarıdaki tespit edilen hizmetler yönünden, dava konusu marka ile karşılaşma ihtimalinde, davacının markalarının ilgili sektörde faaliyet göstermek adına yeni bir marka yarattığını düşünebileceği, tüketicinin bu markadaki ek unsurları fark edeceği ancak davalı markasının, “...” bütününü, başka bir ifadeyle davacı markalarının kurumsal kimliğini işaret eden bütünü olduğu gibi taşıdığını fark ederek, taraf markaları arasında mutlaka bir bağlantı kuracağı, dava konusu markadaki “...” ek unsurunun markayı, davacı markalarından somut olarak uzaklaştırmayı sağlamadığı, aksine davacı markalarının bir serisi, devamı olarak algılanmasına yol açarak yine davacı yana ait bir marka olarak yorumlanmasını sağlayacağı; taraf markalarının başvuru kapsamındaki 43. Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. “ yönünden aralarında mevcut olan ortalama düzeyli emtia benzerliğinin, işaretler arasındaki yüksek düzeyli benzerlik ilişkisinden ötürü işaretlerin aynı iktisadi – idari kaynağa ait markalar oldukları yönünde tüketiciler nezdinde algı yaratmaya müsait sonuçlar doğuracağı, bu nedenle markaların bütünsel olarak tüketicide yarattıkları algıda birbiri ile iktisadi anlamda ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin doğabileceği,
Öte yandan kötü niyet iddiasına ilişkin olarak iddianın yeterli delil ile desteklenmediği, dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı,
... iptaline ilişkin davanın kısmen kabul kısmen reddi ile ... sayılı ... kararının 43. Sınıftaki “Yiyecek ve
içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile
ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli
toplantılar için yer sağlama hizmetleri” yönünden kısmen iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davaya konu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın kısmen kabulü ile, 43. Sınıftaki “Yiyecek ve
içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile
ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli
toplantılar için yer sağlama hizmetleri” yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-... iptaline ilişkin davanın kısmen kabul kısmen reddi ile
2-... sayılı ... kararının 43. Sınıftaki “Yiyecek ve
içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile
ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli
toplantılar için yer sağlama hizmetleri” yönünden kısmen iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davaya konu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın kısmen kabulü ile, 43. Sınıftaki “Yiyecek ve
içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile
ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli
toplantılar için yer sağlama hizmetleri” yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 6.465,40-TL yargılama giderinin takdiren 3.232,70-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/06/2024
Katip .... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :6.292,50-TL
TOPLAM :6.465,40-TL