T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2016/338 Esas - 2024/261
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2016/338
KARAR NO : 2024/261
HAKİM : ...
KATİP ...
DAVACI :....
VEKİLİ :Av. ....
DAVALI :...
....
DAVA KONUSU :Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Tecavüzün Durdurulması ve Men'i,
Maddi Ve Manevi Zararın Tazmini Talebi
DAVA TARİHİ : 03/08/2016
KARAR TARİHİ : 06/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024
Davacı vekili tarafından mahkememizin .... Esas sırasında açılan davadan tefrik edilerek mahkememizin .... sırasına kaydedilen davada, .... tarafından 01/03/2018 tarih .... . sayılı ve .... tarafından 01/03/2018 tarih .... . sayılı birleştirme kararları ile davalılar arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğundan mahkememizin .... E. sayılı dosyası ile birleştirildiği, mahkememizce yargılama sırasında birleştirilen dosyalar yönünden mahkememiz .... E. sayılı dosyası ile bire bir bağlı olmayıp tek görülmesi gerektiği anlaşıldığından, birleştirilen dosyaların mahkememiz dosyasından tefrik kararı verilmek suretiyle dönüldüğü ve eldeki davaya ... yönünden devam olunduğu görülmüş olmakla, yapılan yargılama neticesinde;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle, müvekkilinin 1995 yılından beri emlakçılık sektöründe Türkiye çapında tanınmış
ve önde gelen firmalardan biri haline geldiğini, yoğun emek ve çabası sonucunda ayırt
edicilik kazandırdığı “... ...” markasının ... sayı ile “sigorta hizmetleri,
Finansal ve parasal hizmetler, Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi
hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri” kapsamında 36. sınıf hizmetlerinde tescil
ettirdiğini, müvekkilinin tescilli ve tanınmış markasının hukuka aykırı şekilde davalı ... tarafından kullanıldığının tespiti üzerine ...'de bulunan ...'in yetkilisi olduğu ... ...'a gönderilen .... Noterliğinin 10.06.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile durumun
bildirildiğini, davalı tarafından cevap verilmediğini, davalının internet sitesinde kiralık ve satılık ilanlarının halen bulunduğunu, davalının müvekkiline ait ... ... esas ibareli markasındaki ayırt edici ... ibaresi kullanmak konusunda ısrarla devam ettiğini, kötüniyetli bu eylemlerin müvekkilinin
marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ve müvekkilinin maddi zarara
uğradığını ileri sürerek, davalı tarafından müvekkilinin markasının kullanımının marka hakkına
tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile durdurulmasını ve men’ini, şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava
etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... cevap dilekçesiyle, davacı tarafından gönderilen .... Noterliğinin 10.06.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacının ... ... ibaresinin tescil edildiğini öğrendiğini, bunun üzerine faaliyet gösterdiği .... adresindeki ... ... levhasını kaldırdığını, durumu da davacı şirket yetkilisine bildirdiğini, esasında .... adresinde ... ...- ... olarak 1997 yılında ... tescil edildiğini, 1997 yılından bu yana ... ...- ... olarak faaliyet gösterdiğini, söz konusu işyerinde çalıştığını, daha sonra işyeri sahibi vergi mükellefiyetini kapatınca kendi adına faaliyete devam ettiğini bu kullanımın bir sadakat duygusu ile devam ettiğini, düşük kapasiteli mahalle emlakçılığı şeklinde kullanımını ihtarname üzerine kaldırdığını, davanın konusuz kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kullanımlarının davacının tescilli markasına tecavüz edip etmediği, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dava, cevap, cevaba cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, alâkalı tescil ve ticaret sicil kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Dosyadaki belgelerden; davacı vekilinin tecavüz ihtimalinin varlığını öğrenmesinin ardından 10.06.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile durumun davalıya bildirildiği, ihtarnameye cevap verilmediği, davanın “Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Tecavüzün Durdurulması Ve Men'i, Maddi Ve Manevi Zararın Tazmini'' istemli olarak 03/08/2016 tarihinde mahkememizin .... Esas sırasında açıldığı, ... yönünden tefrik edilerek mahkememizin ... sırasına kaydedilen davada, ... tarafından 01/03/2018 tarih .... sayılı ve ... tarafından 01/03/2018 tarih .... sayılı birleştirme kararları ile davalılar arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğundan mahkememizin .... E. sayılı dosyası ile birleştirildiği, mahkememizce yargılama sırasında birleştirilen dosyalar yönünden mahkememiz .... E. sayılı dosyası ile bire bir bağlı olmayıp tek görülmesi gerektiği anlaşıldığından, birleştirilen dosyaların mahkememiz dosyasından tefrik kararı verilmek suretiyle dönüldüğü ve eldeki davaya ... yönünden devam olunduğu tetkik edilmiştir.
GEREKÇE:
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesine göre;
a) Markanın tescil kapsamına giren aynı mal veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması,
b) Tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk üzerinde, işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması halinde marka sahibinin, izni alınmadan markasının kullanılmasının önlenmesini talep etme yetkisi bulunmaktadır.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61. Maddesi a bendine göre ise 9 uncu maddenin ihlali, marka hakkına tecavüz teşkil etmektedir.
Görüldüğü üzere 61. maddenin a bendine göre marka hakkına tecavüz sayılan hallerden biri de 9. maddenin ihlalidir. 9. maddenin kapsamına ise aynı veya benzer markaların aynı veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması girmektedir.
Bilindiği üzere, bir markanın sahibinin izni olmadan, başkası tarafından 556 sayılı KHK’ nin 9. maddesinin 1. fıkrasının a, b ve c bentlerinde öngörülen model ve 2. fıkrasında açıklandığı şekilde kullanılması marka hakkına tecavüzdür. Çünkü anılan KHK’ nin 61/a maddesinde tecavüz, 9. maddenin ihlâli olarak ifade edilmiştir. Diğer yandan kullanma ile neyin kastedildiği de 556 sayılı KHK’ nin 9/2. maddesinde gösterilmiştir. Anılan 9. maddenin II. fıkrasının a bendi uyarınca tescilli markanın izinsiz biçimde, mal veya ambalajı üzerine konulması marka hakkına tecavüz teşkil etmektedir.
Ayrıca d bendinde "Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek." ihlallerden sayılmıştır.
556 sayılı KHK'nın 9. Maddesinin ikinci fıkrasında ''aşağıda belirtilen durumlar, birinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir.'' düzenlemeleri yapılmış olup, 9. Maddenin II. Fıkrasının (e) bendinde yasaklanabilecek fiiller arasında ''..işareti kullanan kişinin , işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde , alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması da sayılmıştır.
Türk hukukunda alan adlarının isim benzeri bir işaret olduğu adres gösterme işleminin yanında web sitesinin arkasında bulunan işletmelerin bir birinden ayırt edilmesini sağlayan isim işlevine sahip olabileceği belirtilmiştir.
İnternet alan adı altında arz edilene veya satılan mallar veya himztler alan adı yoluyla, en azında dolaylı olarak işletmesel kökenine göre ayırt edilebilir. Bu nedenle internette alan adı adında bu şekilde yararlanma tamamen tasviri nitelikte bir alan adı söz konusu olmadıkça markasal yararlanma olarak değerlendirilir.
556 sayılı KHK 9/II-e maddesinin uygulanabilmesi için işaretin kullanımının ticari etki yaratacak biçimde olması gerekir.
Ayrıca 9/II -e bendi anlamında işareti kullananın işaretin kullanımına ilişkin hakkı ve meşru bir bağlantısının da olmaması gerekir.
Tecavüzün varlığına hükmedebilmek için; davacı markalarıyla davalının tescilsiz kullandığı işaretin ve bunların emtia ve hizmetlerinin aynı veya benzer bulunması ve bunun iltibasa yol açması zorunludur.
556 sayılı KHK 62. maddesine göre;
Marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, mahkemeden, aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması,
b) Tecavüzün giderilmesi ve maddi ve manevi zararın tazmini,
c) (Değişik: 4128 - 3.11.1995 / m.5) Marka hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el koyulması talebi
d) (c) bendi uyarınca el konulan ürünler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması, (Bu durumda, söz konusu ürünlerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değer, kabul edilen tazminatı aştığı zaman, marka sahibinin fazlayı karşı tarafa ödemesi gerekir.)
e) (Değişik: 4128 - 3.11.1995 / m.5) Marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle bu maddenin (c) bendine göre el koyulan ürünlerin ve araçların üzerlerindeki markaların silinmesi veya marka hakkına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası talebi ,
f) Marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulması.
Bir eylemin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet sayılabilmesi için gerekli şartları 54. maddede yapılan tanımdan çıkartmak mümkündür. Buna göre haksız rekabet eyleminin varlığı için üç unsurun kümülatif olarak bulunması gerekmektedir: İktisadî rekabet, iyi niyet kurallarına aykırılık ve kötüye kullanım. Haksız rekabetin varlığı için ilk şart, iktisadi hayatta gerçeklesen bir rekabet ortamının varlığıdır. Haksız rekabetin varlığına ilişkin ikinci şart objektif iyi niyet (dürüstlük) kurallarına aykırı bir davranıştır ki, bu kriter, haksız rekabet hukukunun özünü oluşturmaktadır. 54. maddede açıkça “dürüstlük kuralları ve diğer şekillerdeki davranışlar” ifadesi kullanıldığından, aldatıcı hareketi iyiniyet kurallarına aykırı davranışların bir görünüm biçimi olarak nitelendirmek gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin uygulanması açısından varlığı gereken iyi niyet kurallarına aykırılık kriteri kaynağını Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından almaktadır. Bu iyiniyet kuralına aykırı hareketler iktisadi rekabetin kötüye kullanımıdır. Nitekim TTK’ nun 55. maddesinin 2. bendi hükmüne göre; " Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek" iyiniyet kurallarına aykırı bir hareket tarzı olarak düzenlenmiştir.
556 sayılı KHK’ nin 62/1-a ve b maddesi gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi tecavüz fiillerinin durdurulması, giderilmesi, maddi ve manevî zararlarının tazminini, aynı biçimde Türk Ticaret Kanunu’ nun 56/a, b, c, d. maddesi gereğince, haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimse, fiilin haksız olduğunun tespitini, haksız rekabetin men`ini ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını ve manevî zararlarının tazminini isteyebilir. Bu tedbirlerin istenebilmesi için mütecavizlerin kusurunun bulunması da gerekmez.
Dürüstlük kuralına aykırlık hallerini ise, TTK'nın 55/a-1-4 maddesinde; "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" denilmektedir.
TTK'nın 55/e maddesinde; İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur." denilmektedir suretiyle dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden halleri belirtmiştir.
TTK'nın 56. Maddesinde; "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. '' denilmektedir.
TTK 58 /1. maddesine göre, (1) Haksız rekabet, her türlü basın, yayın, iletişim ve bilişim işletmeleriyle, ileride gerçekleşecek teknik gelişmeler sonucunda faaliyete geçecek kuruluşlar aracılığıyla işlenmişse, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, ancak, basında yayımlanan şeyin, programın; ekranda, bilişim aracında veya benzeri ortamlarda görüntülenenin; ses olarak yayımlananın veya herhangi bir şekilde iletilenin sahipleri ile ilan veren kişiler aleyhine açılabilir.
TTK 58/ 4. Maddesine göre, Haksız rekabet fiilinin iletimini başlatmamış, iletimin alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçmemiş veya fiili gerçekleştirecek şekilde değiştirmemişse, bu maddenin birinci fıkrasındaki davalar hizmet sağlayıcısı aleyhine açılamaz; tedbir kararı verilemez.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller, davacının davalıya ihtarname keşide ettiği tarihte mülga 556 sayılı KHK’nın 61. Maddesi ile düzenlenmişken, 10.01.2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile 556 sayılı KHK yürürlükten kalkarak mülga hale gelmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının iddia ve talepleri 10/06/2016 tarihli ihtarname ve öncesindeki kullanımlara dayandırıldığından iş bu davada ihtarname döneminde yürürlükte olan KHK hükümleri esas alınarak değerlendirme yapılmıştır.
Davacı Markaları Davalı Kullanımları
... kod numaralı
... ... ... ...
....
... kod numaralı
...+...
Toplanan delillere, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacının davasına mesnet gösterdiği markaların ... esas ibareli marka olup, davacının markaların 2007 yılından beri tescilli olduğu, davalının ise tescilli bir markasının bulunmadığı, davalı yanın davacıya ait ''...'' ibareli tescilli markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerde aynı veya benzeri şekilde ''Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri'' ne ilişkin olarak kullanımının bulunduğu, yukarıdaki tabloda gösterilen markasal kullanımların davacının tescilli ... esas ibareli markası ile iltibas teşkil edecek şekilde davalı tarafından ön plana çıkacak şekilde internet sitesinde ve tabelasında kullanıldığı, davalı yan tarafından kullanılan ibarelerin davacıya ait markalar ile birebir aynı/ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğu, bu durumun tüketiciler nezdinde aldanmaya sebebiyet vereceği, ortalama dikkat düzeyine sahip tüketicilerin bu kullanımları gördüklerinde ürünlerin davacı markasına ait olduğunu düşünebileceği, davacı ile davalı arasında organik bir bağ olduğu yönünde kanaat oluşabileceği, davacının markasının koruma altında olan emtia listesi ile davalının kullanımlarının benzer mahiyette olduğu, bu durumda davacı adına tescilli bir işaretin kullanılması halinin ve bu kullanımların ticari amaç güderek gerçekleştirilmiş olmasının davacı markasından doğan hakların ihlali anlamına geleceği, dolayısıyla davalı eylemlerinin 556 s. KHK 61. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz niteliği taşıdığı; bu eylemlerin tecavüz teşkil etmesi nedeniyle TTK 56 maddesi kapsamında davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilmiştir.
Davalının ticari faaliyetleri nedeniyle elde ettiği kazanç miktarlarının bulunamaması, sektörel teamüller, eylemin süresi, davacı markasının tanınmışlığı, tescilli olduğu süre gibi hususlar göz önünde bulundurularak Borçlar Kanunu 50/2 maddesi kapsamında maddi tazminat tutarının bilirkişi raporları kapsamında 2.000-TL olarak tespiti ile taleple bağlı kalınarak 100,00-TL maddi tazminata hükmetmek gerekmiştir.
Davacı manevi tazminatta da talep etmiştir. Mütecavizin kusurlu olması şartıyla, markası ile işletmesinin ticari hayattaki imajının ve kendisine duyulan güvenin sarsılması nedeniyle, marka sahibinin ticari ve kişisel varlığında meydana gelen olumsuz sonuçların ortadan kaldırılması amacıyla manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir. Somut olayda davalı, davacıya ait ... esas unsurlu markaya çeşitli mecralarda (internet sitesinde ve tabelalarında) kullanarak davacının marka hakkına tecavüz eylemini gerçekleştirmiştir. Bu durum davalının davacı ile haksız rekabet içinde de bulunduğunu göstermektedir. Davalının, davacının marka hakkına tecavüz eylemi ve haksız rekabeti kusur niteliğinde olduğundan davacının manevi tazminata hak kazanacağından hareket ile somut olayın özelliği hak ve nesafet ilkesi gereği 5.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi yönünde hüküm vermek gerekmiştir.
Hükmün ilanında davacının menfaati olduğu anlaşılarak kararın hüküm fıkrasının Türkiye'de yurt çapında yayın yapan trajı yüksek bir gazetede ilanına da hükmetmek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
DAVANIN KABULÜ İLE,
1-Davacıya ait ... ... tescilli markasına davalının ... esas unsurlu kullanımı ile tecavüzünün ve aynı kullanım nedeniyle haksız rekabetinin tespiti ile tescilli markaya tecavüzün ve haksız rekabetin men'ine ve ref'ine,
2-Davalının davacıya ait ... ... markasını veya buna iltibas oluşturacak herhangi bir ibare taşıyacak ürünlerini kullanmamasına, satmamasına, ... ... markasını tanıtma vasıtası içeren tabela, dekorasyon, ilan, kartvizit gibi basılı malzemeler ile diğer her türlü malzemenin kullanımının sona erdirilmesine, söz konusu malzemelerin masrafı davalıdan alınmak suretiyle toplanarak imha edilmesine,
3-Maddi tazminatın 2.000 TL olarak tespiti ile taleple bağlı kalınarak Davalıdan 100,00 TL maddi tazminatın ihtarın tebliği tarihinden itibaren işleyecek temerrüd faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalıdan 5.000 TL manevi tazminatın ihtarın tebliği tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Kararın hüküm fıkrasının Türkiye'de yurt çapında yayın yapan trajı yüksek bir gazetede ilanına,
6-Harçlar Yasasına göre hesaplanan 348,38-TL nispi karar harcından peşin alınan 29,20-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 319,18-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabet Taleplerinin Kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Maddi Tazminat Talebinin Kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 100,00-TL nispi ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Manevi Tazminat Talebinin Kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 5.000,00-TL nispi ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Dosya kapsamında birleşen ve sonrasında tefrik edilen davalar yönünden de yargılama masraf yapıldığı anlaşılmakla, davacının ...'e yöneltmiş olduğu davaya ilişkin yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 2.041,20-TL yargılama giderinin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, sair masrafların tefrik edilen dosyalarda ele alınmasına,
11-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
12-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/06/2024
Katip .... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 58,40-TL
GİDER AVANSI :1.982,80-TL
TOPLAM :2.041,20-TL