T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/309
KARAR NO : 2024/264
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ... - ..
DAVALI : 1- ... - ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ... - T.C. Kimlik No:...
...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 16/08/2022
KARAR TARİHİ : 06/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin 1999 yılı öncesinde tescilsiz sonrasında ise tescilli bir şekilde kullandığı “...” markalarının bulunduğunu, müvekkilinin şube tabelalarında 2006 yılından buna ... nezdinde tescilli “... ...” (... tescil no) markasını kullandığını ve süpermarket, alışveriş mağazası alanında faaliyet gösterdiğini, 5 ilde 193 şubesi olan marketler zincirinin bulunduğunu, müvekkilinin ayırt edici ve esas unsur olan “...” ibaresini aktif ve yoğun bir biçimde kullanarak ve bu unsuru değiştirmeksizin seri markalar yarattığını, müvekkilinin 2018 yılı “Marka Değerlenme Raporuna” göre, 29.289.149,00 Euro marka değeri olduğunu, müvekkilinin “...” ve “.... adresi üzerinden de sipariş almakta ve bu siparişleri Türkiye’nin her yerine ulaştırmakta olduğunu, müvekkilinin private label olan ... ... markaları ürünlerinin, 2020 yılı 12 aylık dönemde toplam satış adedi 1.005.363,00 ve toplam cirosu 14.717.999,55 TL olduğunu, ... ... ürünlerinin 2020 yılı 12 aylık dönem toplam satış adedi 2.230.386,00 ve toplam cirosu 23.039.855,19 TL’,2021 yılı satış adedi 1.887.556,00 ve toplam cirosu 27.413.714,36 TL olduğunu, Türkiye genelinde .... olarak; 2017 ve 2018 yıllarında toplam 569.000 adet sipariş ile müşterilerine ulaştıklarını, dolayısıyla müvekkili markalarının aktif bir şekilde kullanıldığı gibi tanınmış bir marka da olduğunu, davalı şahsın “...&...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurusu kapsamında 21,24,25,29,30,32,35 ve 43. Sınıfların yer aldığını, müvekkili markaları kapsamında bu mal ve hizmet sınıflarının tamamının yer aldığını, dava konusu markanın da müvekkilinin private label şeklindeki markalarından biri olarak algılanabilecek olduğunu, müvekkili markalarının esas unsurunun “...” olduğunu, davalı markasında da “...” ibaresinin “...” sözcüğünü daha da ön plana çıkartan bir anlamı yarattığını, markada bu sayede “...” kelimesinin vurgulandığını, taraf markaları arasında bu nedenle iltibas ihtimalinin ortaya çıkacağını, daha evvel “...” ibaresi içerir bir çok itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, ayrıca .... E. sayılı dosyasına konu "... baby" , .... E. sayılı dosyasına konu "... ..." , .... E. sayılı dosyasına konu "... " , .... E.sayılı dosyasına konu "... ..." ,.... E.sayılı dosyasına konu "... rose",.... E., .... E.sayılı dosyasına konu "... ..." markaları ile ilgili iltibas ihtimallerinin varlığının tespit edildiğini iddia ederek ... sayılı ... kararının iptali ve markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesiyle; temel olarak başvuru sahibinin kendi geçmişinden bahsettikten sonra “... ...” isimli çantalarla sağlıklı yaşama dair öğünleri tüketicilere sunduklarını, halihazırda .... ... sayılı markaların sahibi olduğunu, bu markaların hepsinde “...” kelimesinin markalarının ama kelimesi olduğunu, bu nedenle markalarının esas unsurunun “...” olmadığını, karşı taraf ile aynı sektörde faaliyet göstermediklerini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın ... tarafından kabulü akabinde davalı tarafından yapılan itirazın kabulü ile ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Yargılama sırasında davalı vekilin vekillikten istifa ettiği anlaşılmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "... & ..." ibaresinin 21 / 24 / 25 / 29 / 30 / 32 / 35 / 43. Sınıf mal ve hizmet sınıflarında tescili amacıyla 15.12.2020 tarih ve ... sayılı marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.04.2021 tarih ve 371 sayılı bültende ilanına karar verildiği, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli ve “...” esas unsurunu içerir çok sayıda markasına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ...’nın 03.02.2022 tarihli kararı sonucunda davacı taraf itirazlarının kabulüne karar verdiği ve başvuruyu reddettiğ, söz konusu karara karşı davacı bu defa davalı tarafça itiraz edildiği, davalı itirazlarını değerlendiren ...’nun 20.07.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "... & ..." ibareli başvurunun .... sayılı markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. …yapılan inceleme sonucunda başvuru ile ret gerekçesi markaların "..." ibaresini ortak olarak içerdikleri görülmekle birlikte başvuru konusu markada "..." ibaresinin "..." ibaresine göre geri planda bırakılmış olduğu, başvurunun özellikle anlamsal olarak bir bütün oluşturacak şekilde algılanır nitelikte bulunduğu ve "..." ibaresinin anlamı (mutlu) itibariyle ayırt edici niteliği yüksek olmadığı hususu dikkate alındığında işbu başvuru ile redde gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettikleri anlam, genel görünüm ve muhtemel tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki ve izlenim itibariyle karıştırılacak derecede benzer olmadığı ve markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha ve nihai olarak reddine karar verildiği; eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda ve ek raporda özetle:
-Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer olduğu,
-Taraf markaları arasında salt “...” kelimesinden kaynaklı olarak, ortalama zeka ve bilgi düzeyine sahip tüketiciler nezdinde, karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik ilişkisinin bulunmadığı,
- Davacı yan markalarının “...+... / ...+... ...” şeklinde bir bütün olarak 35.05 hizmetlerde, yıllara sair kullanım sonucunda ayırt edici hale gelerek sektörel bir tanınırlık kazandığı kanaatine varılsa dahi, dava konusu markanın sahip olduğu bütüne hakim imajın, davacı markalarından derhal farklılaşmış olmasından dolayı, dava konusu markanın tescilinin, SMK m 6/5 koşullarının oluşmasına yol açmayacağı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... & ...+... ... ...+...
(21, 24, 25, 29, 30, 32, 35. sınıf) ... ...+...
... ...
...
...
... ...
...
(21, 29, 30, 35, 43. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ... & ...+... şeklindeki markanın oldukça küçük harf karakterleri ile yazılmış söz öbeklerinin dairesel bir biçimde sıralanması ile oluşturulmuş bir logo, bu logonun içerisinde ilk anda görsel algıyı üzerine alır şekilde üst sağ kısımda ve koyu siyah harflerle konumlandırılmış “...” kelimesi, bu kelimenin simetriğinde ve fakat ters pozisyonda konumlandırılmış, silik gri renkte harflerle yazılmış “...” kelimesinin yer aldığı, bu iki kelimenin arasında sarı renkte “&” işaretinin kullanıldığı, işaretin de yine ters şekilde ve ilk anda algılanamayacak kadar küçük yazıldığı, logonun merkezinde ise ananas meyvesi figürüne yer verildiği, markanın hakim unsuru olarak görünen “...” kelimesi, dilimizdeki yazımı olan “...” kelimesinin Türkçe harf karakteri kullanılmaksızın yazım biçimi olup “...” kelimesi ise yine İngilizce “mutlu” anlamına gelen bir sıfat olduğu, esasen her iki kelimenin de temel düzeyde eğitim almış ülkemiz tüketicileri tarafından dahi anlamları bilinen, yaygın kullanımı bulunan ingilizce/ingilizce kökenli sözcükler oldukları, bütün olarak “... ...” ibaresinin, “...” gibi bir algıyı tüketiciye vereceği, markanın bütün olarak “... ...” şeklinde algılanacak olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın önceki tarihli markaları ise hafif sola yatık bir gülen yüz logosu ile birlikte oluşturulmuş ''... ...'' markası ile ... gibi tamamı “...” esas unsuru ile birlikte “Türkçe/İngilizce ek unsurlar ihtiva eden markalar olduğu, davacı markalarının tamamında “...” sözcüğü yer aldığı gibi birçok markada da sola yatık bir gülen yüz figürünün muhtelif ebatlarda kullanıldığı, davacı yanın .... sayıları ile başvuru konusu ettiği tanınmış marka başvurularının ise her ikisinin de reddedilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının ... & ...+... ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar bakımından taraf markaları arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde kalan bir emtia ilişkisi mevcut olmakla birlikte, dava konusu markadaki “...” ibaresinin kullanım biçiminin, davacı yanın önceki tarihli markalarına yanaşan ya da davacı yanın kurumsal kimliğini işaret eden/çağrıştıran mahiyette değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, anılan ibarenin marka içerisinde münhasır unsur olarak değil, bir bütünün içerisinde yer alan unsurlardan biri olarak kullanıldığı, dolayısıyla tüketicinin de dava konusu “... ...” ibaresini de bir bütün olarak algılayacak ve ifade edecek olduğu, bu algıda “...” kelimesi tamamen geri planda kalmasa dahi sahip olduğu anlam itibariyle, tüketici nezdinde yaratacağı algının bu ibarenin tek bir kişi tekeline bırakılmasını engelleyecek düzeyde olduğu, kaldı ki davacı markalarının hakim bir şekli unsura da sahip olduğu bir durumda, tüketici kitlesinin bu görselliğe yanaşmayan bir markayı, dava konusu marka altında sunulan hizmetler/mallarda görse dahi, davacı markaları ile karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu hizmetler/mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmadığı, zira tüketicinin “...” ibaresini günlük hayatta ve ticaret hayatında yüzlerce marka altında gözlemleyebilecek olduğu, dolayısıyla bu ibareye güçlü bir markasal vasfı tek başına zaten yüklemeyeceği, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının ... & ...+... markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı,
İltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır