T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/341
KARAR NO : 2024/284
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ... -....
VEKİLİ : Av. ... - (....)
DAVALI : 2- ....
VEKİLİ : Av. ... -....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 05/09/2022
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin, ... sektörünün lider firmalarından olduğunu, 1977 yılından bu yana hizmet verdiğini, uzun yıllardır ... markalı pirinç, bulgur, aşurelik buğday, nohut, mercimek, fasulye, bezelye, popcorn, börülce, buğday, hazır çorba ve diğer tüm ... ve hububat ürünlerini Türkiye'de ve yurtdışında 82 ülkede satışa sunduğunu, 2019 yılında tutturduğu ihracat hedefleriyle Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 500 büyük ihracatçı sıralamasında 324. sırada yer aldığını, “...” markası, sektörün en tanınan markası olduğunu, .... gibi ulusal zincir marketleri ve Tüm Türkiye genelinde bir çok yerel market zincirlerinde ve online sitelerde satıldığını, ....’de markalarının tescilli olduğunu, .... da ise tescil sürecinin devam ettiğini, davalı tarafından "...-... ..." ibareli marka için 29. Ve 30. Sınıf için başvuruda bulunduğunu ve bu başvurunun ilanına müvekkili tarafından yapılan itirazın ... ve ... tarafından red edildiğini, davalının marka tescil başvurusunun kapsamında yer alan mallar ile müvekkilinin ... seri unsurlu markalar ile aynı sınıflarda olduğunu taraf markaların ayniyet derecesinde benzer olduğunu, tüketici kitlesi tarafından karıştırıldığını, müvekkili tarafından ... markası altında üretilen emtiaların birebir aynılarını "...-... ..." markası altında üretileceğini, davalı yanın "...-... ..." markasındaki ayırt edici unsurun ... ibaresi olduğunu, markaya asıl ayırt edicilik katan unsurun “...” ibaresi olduğunu, müvekkilinin ...‘’ markalarının serisi niteliğinde olduğunu, müvekkilinin ... ibareli markasının yüksek bir ayırt ediciliğinin olduğunu, tarafların markalarında yer alan ... ibaresinin markanın ana unsurunu oluşturduğunu, müvekkil şirketin kendi adına tescilli ve münferit, gerçek ve tek hak sahibi olduğu ..., ...., bakımından ... ibareli markalarına davalı tarafın markasına iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı ... başvurusunun kötü niyetli olduğunu belirterek, ... 05.07.2022 tarih ve ... sayılı kararının başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, ... sayılı markanın tümüyle hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin kullanımındaki “...-... ...” ibaresi ile davacı adına tescilli markayı oluşturan “...” ibaresi arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, markalar arasında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil iltibasa neden olacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, ... ibaresinin günlük yaşamda sıklıkla kullanılan, ... alma duyusuyla algılanan duyum anlamına gelen, tek başına ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğunu, markalar arasında 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının 02.06.2020 tarih ve ... sayılı 29 / 30. Sınıfa giren mallarda kullanılmak üzere yaptığı marka başvurusunu (Bu başvurudan “ ...” malları dava dışı markalardan dolayı resen red edilmiş ancak davalının ... nezdinde yaptığı itiraz sonucunda red edilen malların ilan edilmesine karar verildiği de tespit edilmiştir.) ... ... tarafından 6769 s. SMK’nın m. 6/1 hükmüne binaen tescil edilmek üzere 12.08.2020 tarihli ve 354 sayılı ... ’nde ilanı üzerine davacının tescilli markalarına ve 6769 sayılı SMK’nın m. 6/1, 6/5 ve 6/9 hükümlerine dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ... tarafından 23.09.2021 tarih ve .... sayılı kararı ile red edildiği ve davacının bu red kararına karşı ... nezdinde itiraz yaptığı ve huzurda dava konusu edilen 05.07.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile özetle; ''...karıştırılma, ilişkilendirilme olasılığı ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin, "...-..." kelime unsuru yanında, stilize unsurlar da ihtiva eden başvuru ile "..." ibaresini baskın/esas unsur veya münhasıran içeren itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından, kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Son olarak, itiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından, kötü niyet gerekçeli itiraz kabul edilmemiştir. Sayılan nedenlerle itirazların reddedilmesi gerekmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA /EK RAPORDA özetle:
-Davaya konu ... sayılı markanın, tescili talep edilen 29 ve 30. sınıfta yer alan bütün mallar yönünden 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu,
-Davacı yan markasının, davaya konu ... sayılı markanın, tescili talep edilen 29. sınıfta yer alan “...” malları açısından, SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanabileceği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (...., 16.07.2008 tarihli ve.... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
...-... ...+... ... ...
...
...
....
...
...
...
...
... ...
...
(05, 29, 30, 31, 32, 35, 43)
Davaya mesnet olan markalardan ... sayılı marka 31. Sınıfta yer alan mallarda, .... sayılı markalar 39. Sınıfta tescilli yer alan hizmetlerde tescilli olduğundan bu markalar değerlendirmeye alınmamıştır. Sair markalar yönünden:
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mallar ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın dava konusu edilen 29. SINIFTAKİ: Hazır çorbalar, bulyonla ve 30. SINIF: Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. mallar davacı yanın mesnet olan markalarındaki mallar ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu; davalının 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” ile davalının markasının kapsadığı; 29. Sınıftaki: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Zeytin, zeytin ezmeleri. -Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil).-Yenilebilir bitkisel yağlar. -Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar.-Kuru yemişler. -Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. -Yumurtalar, yumurta tozları. -Patates cipsleri. 30. SINIFTAKİ: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler.-Makarnalar, mantılar, erişteler. -Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. -Bal, arı sütü, propolis. -Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar.-Mayalar, kabartma tozları.-Her türlü un, irmikler, nişastalar. -Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. -Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. -Sakızlar. -Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)mallar yönünden 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi hükmünün uygulama koşullarından olan mal ve hizmetlerin benzerliği koşulunun oluştuğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu marka, “... ... ...” ibaresinden oluştuğu, ibarelerin oluşturduğu bütünsel yapıda “...” ibaresi aslında markada ikinci kelime olarak yer alsa da markanın başında yer alan ... ibaresinin marka ciddi anlamda ayırt edicilik katmadığı, markada yer alan “...” ibaresi ise tescil edilmek istenilen bir kısım malların kendisine gönderme yaptığından bu ibarede markada adeta tali unsur olarak yer aldığı, davaya konu olan markanın baskın ve dikkat çeken unsurunun “...” ibaresi olduğu, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının dayanak markalarında ise genel olarak düz yazı karakteriyle ... ibaresi ön planda veya tescil kapsamı ile ilişkilendirilebilecek çeşitli cins adlarıyla (... evi, tane, süper foods gibi) oluşturulduğu, dava konusu markanın bütünsel yapısında ... ibaresinin ilgili tüketicilerin algısı bakımından ön planda kalması, taraf markalarının ..., sözcük, renk gibi unsurlarla oluşturdukları kompozisyonlarda ortak olan “...” ibaresinden başkaca unsurlar da bulunsa da bu ibarelerin markaya ayırt edicilik katmadığı, markaların esas unsurunun ... ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...-... ...+..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, dava konusu marka, “... ... ...” ibaresinden oluştuğu, ibarelerin oluşturduğu bütünsel yapıda “...” ibaresi aslında markada ikinci kelime olarak yer alsa da markanın başında yer alan ... ibaresinin marka ciddi anlamda ayırt edicilik katmadığı, markada yer alan “...” ibaresi ise tescil edilmek istenilen bir kısım malların kendisine gönderme yaptığından bu ibarede markada adeta tali unsur olarak yer aldığı, davaya konu olan markanın baskın ve dikkat çeken unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacının dayanak markalarında ise genel olarak düz yazı karakteriyle ... ibaresi ön planda veya tescil kapsamı ile ilişkilendirilebilecek çeşitli cins adlarıyla (... evi, tane, süper foods gibi) oluşturulduğu, dava konusu markanın bütünsel yapısında ... ibaresinin ilgili tüketicilerin algısı bakımından ön planda kalması, taraf markalarının ..., sözcük, renk gibi unsurlarla oluşturdukları kompozisyonlarda ortak olan “...” ibaresinden başkaca unsurlar da bulunsa da bu ibarelerin markaya ayırt edicilik katmadığı, bu unsurlar ilgili tüketici nezdinde markaların ayırt edilmesini sağlayabilecek düzeyde olmadığı, bütünsellik ilkesi gereği dava konusu markadaki dikkat çeken unsurun “...” ibaresi nedeniyle davacı markaları ile ilişkilendirmesi, ilgili tüketici bakımından söz konusu olacağı, dava konusu markanın ... ..., davaya mesnet olan markaların ... olarak okunacağından taraf markalar arasında işitsel anlamda benzerlik bulunduğu, ''...'' ibaresinin “... alma duyusuyla algılanan, kimi cisimlerin ... alma organı üstünde bıraktığı duyum” anlamında kullanıldığı, bu nedenle “...” ibaresi, tadına bakılabilen her türlü cisim ile ilgili nitelik bildiren bir ifade olduğu, markaların baskın unsurlarındaki örtüşme sebebiyle, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "...-... ...+..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu,
Öte yandan davacı şirket markalarının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, dava dosyasına dayanak yapılan markaların tanınmışlık düzeyi ile ilgili bakliyatlar ve hazır çorbalar malları bakımından tanınmışlık düzeyinin bulunduğunu ispatlayan delillerin dosyaya ibraz edildiği ve bu mallar bakımından tanınmış olduğu, davalı yanın başvurusunda yer alan 29. sınıfta yer alan “....” malları açısından, davacı yanın tanınmış markasından haksız yarar sağlayabileceği, tanınmış olduğu sektör açısından itibarına zarar verebileceği, ayırt edici karakterini zedeleyebileceği hususlarının bu minvalde ispat edildiği, davacı yan markasının, davaya konu ... sayılı markanın, tescili talep edilen 29. sınıfta yer alan “...” malları açısından, SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanabileceği kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1- ...'nın ... Sayılı kararının iptaline,
... sayılı markanın tescilli olduğu emtialar bakımından SMK 6/1 maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 5.728,40-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :5.555,50-TL
TOPLAM :5.728,40-TL