T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/433
KARAR NO : 2024/297
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ... -....
DAVALI : 1- ... - T.C. Kimlik No: ...
...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 21/12/2021
KARAR TARİHİ : 13/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı taraf vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; müvekkilinin “...” ismini taşıyan birden fazla markanın sahibi olup, bu markaları eski sahibi ...'den büyük yatırımlarda bulunmak amacıyla devraldığını, müvekkilinin, markasının ismini taşıyan ve ... birçok şubesi bulunan “...” markalı işletmelerin de sahibi olduğunu, uzun yıllar adı ile kebapçılık alanında restoran hizmetleri veren “...” ve "..." markasının müvekkili lehine ayırt edilebilirlik kazandığı gibi müvekkilinin, gıda sektöründeki çeşitli faaliyet alanlarında bu marka ile tanındığını, müvekkilinin ... başvuru numaralı "... ..." ibareli marka için başvuruda bulunduğunu, davalı yanın bu markaya itiraz ettiğini, davalı itirazlarının kısmen kabul edildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak görülmesi gerektiğini, davalının bu itirazında kötü niyetli olduğunu, Kurum kararının hatalı olduğunu iddia ederek ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı taraf vekili davaya cevap dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; taraflar arasında .... E. Sayılı dosyasının bulunduğunu, davanın konusunun hükümsüzlük olduğunu, anılan dosyanın halen derdest olduğunu, dosyadaki raporların müvekkilinin lehine olduğunu, davacının bu derdest dosyaya rağmen ayrıca .... E. dosyasını da ikame ettiğini, davacının yeni başvuruları ile müvekkilinin faaliyet alanı olan düğün organizasyon işine girmeye çalıştığını, davacının bu şekilde müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden girişimler gerçekleştirdiğini, davacının bu şekilde müvekkiline karşı haksız zarar vermeyi hedeflediğini, davacının "... ..." başvurusu ile müvekkilini hakkını gasp etmeye çalıştığını, bunu istediği şekilde elde edemeyince haksız ve hukuksuz bir biçimde "... ..." ismiyle yine düğün yapma işine girmeye çalıştığını, dava konusu başvurunun müvekkili markası ile aynı emtiaları kapsadığını, davacının markayı ilk kullanan taraf olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin markasının ilk tescilinin 2006 yılına dayandığını, müvekkilinin düğün, davet, balo salonu olarak faaliyet hayatına 1987 yılında babası ..., annesi ... ile başladığını, 1987 yılından beri düğün salonu işlettiklerini ve halen de devam ettiklerini, “... ...” ismiyle işletilen salonun uzun yıllardır hizmet verdiğini, müvekkilinin 2006 yılında ilk başvurusunu yaptığının, daha sonra yeni bir logo ile yeni başvuru yaptığını, müvekkilinin önceki kullanımlarında, kestiği faturalarda, işletme kayıtlarında “... düğün salonu” ibaresinin yer aldığını, davacının markalarının seri marka niteliğinde olmadığını, dava konusu başvurunun müvekkili markaları ile benzer olduğunu,tüketicinin bu markaları karıştırabileceğini, dava konusu markayı da müvekkili markalarından biri zannedebileceğini, müvekkiline ait markalar 41 ve 43. sınıflarda tescilli iken davacı yanın "... ..." başvurusu ise markasını 31, 35, 40, 41, 43 ve 44. sınıfta koruma altına almak istediğini, taraf markalarının kapsamlarının bu nedenle örtüştüğünü belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın ... tarafıdan kısmen kabulü akabinde davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celb edilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "... ..." ibaresinin 31 / 35 / 40 / 41 / 43 / 44 . sınıf mal ve hizmetlerde tescili amacıyla ... sayısı ile 16.03.2020 tarihinde marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 13.04.2020 tarih ve 346 sayılı bültende ilan olunduğu, söz konusu ilana karşı davalı yanın ... sayılı markasına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ...’nın 15.01.2021 tarihli kararı sonucunda itirazların kısmen haklı görüldüğü ve başvuru kapsamından 41. ve 43. Sınıf hizmetlerin bir kısmının reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı başvuru sahibince itiraz edildiği ancak .... sayılı kararı sonucunda özetle; “... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ... sayılı "... "" ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan incelemede, "..." ibaresinin hem başvuruda hem de kısmi ret gerekçesi markada asli ayırt edici unsur olarak kullanıldığı, bu nedenle aynı ya da benzer mal ve hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılacak düzeyde benzerlik bulunduğu, ayrıca redde konu olan 41 ve 43. sınıflardaki hizmetlerin de kısmi ret gerekçesi markanın tescil kapsamında bulunan hizmetlerle aynı ya da benzer türden olduğu, bu nedenle ilgili hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda ...'nca verilen kısmi ret kararı yerinde görülmüştür. Başvurunun kısmen reddine dayanak olan ... sayılı marka hakkındaki hükümsüzlük ve iptal davaları hakkında henüz verilmiş bir karar bulunmaması, mevcut yargı teşkilatında fikri ve sınai haklar alanında ilk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ve ...olmak üzere üç aşamalı bir yargı süreci bulunması, bu davanın henüz bu aşamalardan ilkinde bulunması ve İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek karara karşı da kanun yoluna başvurulması veya istinaf incelemesi neticesinde bir bozma kararı verilmesi halinde söz konusu davada kesinleşmiş kararın çıkmasının uzun yıllar alabilecek olması gibi hususları göz önüne alan Kurul, somut olayda mevcut hukuki duruma göre karar verilmesi gerektiği görüşüne ulaşmıştır. Son olarak, başvuru sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının nihai olarak reddine şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
-Dava konusu ... sayılı marka başvurusu kapsamında reddine karar verilen 41 ve 43. Sınıftaki Eğitim ve öğretim hizmetleri.Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri.Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri. Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri..Kır düğünü, nişan, kına gecesi için yemek organizasyonu hizmetleri”nin tamamının davalı yanın önceki tarihli redde gerekçe markası kapsamındaki mal ve aynı sınıflarda yer alan hizmetler ile aynı olduğu,
-Yine taraf markalarının esas unsurlarının “...” kelimesi olduğu, markalarda bu kelimenin yanında yer alan ek unsurların işaretler arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya elverişli olmadığı gibi markaların iktisadi idari anlamda ilişkili olabileceği yönündeki algıyı da ortadan kaldırmadığı, bu halde taraf markalarının kapsamlarının ayniyeti karşısında işaretler arasındaki bu benzerlik düzeyinin ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabileceği,
-Davacı yanın SMK m. 6/3 kapsamındaki gerçek hak sahipliği iddialarını somutlaştırır delillere dosya içerisinde yer vermediği gibi uyuşmazlığın konusu itibariyle de davacı yanın gerçek hak sahibi olup olmamasının nihai kanaati etkilemeyeceği,
-Davacı yanın müktesep hak kapsamında değerlendirilebilir markalarından yalnızca ... ve ... sayılı markaların, bu hususta müktesep hakka karine teşkil edebileceği yorumlanmakla birlikte Yüksek Mahkeme içtihatlarında aranılan önceki markanın kullanılması gerekliliği ilkesi uyarınca, davacı yanın işlem dosyasına hiçbir kullanım delili sunmaması nedeniyle müktesep hak koşullarının somut uyuşmazlıkta meydana gelmeyeceği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
...kararlarında kazanılmış hak sağlayan önceki markaların belirlenmesi yönünden bazı ölçütler getirilmiş ve getirilen bu kriterler güncel kararlarda geçerliliğini korumuştur. Buna göre;
-Öncelikle kazanılmış hak sağlayan markanın tescilli olması, bir başka deyişle kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, kabullenilmesi gerekir. (Bkz aynı doğrultuda ....)
-İkinci olarak bu markaya dayalı olarak yapılan sonraki başvuruda kazanılmış hak sağlayan markanın asli unsuru muhafaza edilerek, işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması gerekmektedir. Zira önceki markanın asli unsuru dahi değişmiş ise bu artık yeni bir marka başvurusu olacağından önceki markanın zaman içindeki değişikliklere uyarlanması için yapılmış bir başvuru olduğu kabul edilemez. (Bkz aynı doğrultuda ...)
-Son olarak sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları içermesi, kapsamını genişletme yoluna gitmemesi zorunludur.
Görüleceği üzere müktesep hak iddiasının temel sebebi her şeyden evvel markanın taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıktığının kabul edilmiş olunmasıdır.
Yüksek Mahkemenin güncel içtihatlarında müktesep hakkın varlığı için, önceki dayanak markanın fiili kullanımının varlığının da aranılması gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamakta olduğu bilinmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Redde Gerekçe Davalı Markası
... ... ... ... ...
(41. ve 43. sınıf) (41. ve 43. sınıf)
Müktesep Hak İncelemesine Konu Tescil Üzerinden 5 Yıl Geçmiş
Davacı Markaları
... sayılı ...
... sayılı ...
... sayılı ....
... sayılı ...
(04,35,40,43. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; taraf markalarının kapsamlarının, başvuru konusu markada reddine karar verilen hizmetlerin tamamı bakımından birebir aynı/aynı tür olduğu, bu hususta kapsamlı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı, bu hizmetlerin tamamı benzer ihtiyaçları karşılayan, tüketiciye aynı kanaldan ve aynı tür satış yöntemi ile ulaştırılan, birbirleri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde bulunan, hedef tüketici kitleleri benzer olan, birbirlerini tamamlayan ya da birbirleri yerine ikame edilebilirliği bulunan hizmetler olduğu, görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Somut uyuşmazlıkta taraf markalarında benzerliği tespit olunan emtialar yönünden ilgili tüketicilerin hem düşük düzeyde bilgiye, dikkate ve özene sahip sıradan tüketicilerden hem de dikkat, özen bilgi düzeyi daha yüksek olan bilinçli tüketicilerden oluştuğu anlaşılmıştır.
Davacının markasının incelenmesinde; ... ... şeklindeki başvurunun sözcük tamlaması markası olduğu, markayı oluşturan her iki kelimenin de Türkçe, günlük dilde kullanılan ve bilinen anlamlara sahip kelimeler olduklarını, “...” kelimesinin ticaret hayatında öncül bir ayırt edici sözcük sonrasındaki kullanımında genel olarak geri planda kalır bir algısının olduğu, nitekim markanın soldan sağa okuma ilkesi uyarınca ilk olarak algılanacak ve markasal vasıf yüklenecek olan unsurunun “...” kelimesi olacağı anlaşılmaktadır.
Davalının markalarının incelenmesinde; davalı yanın redde gerekçe markası ise ... ... ... şeklinde şekil ve sözcük unsurlarından oluşan bir marka olmakla birlikte gerek şekil unsurunun da yer aldığı logo üzerinde “... ...”, gerekse de logonun alt kısmındaki bölümde “... düğün balo salonu” yazmasından ötürü, esas ve hakim unsurunun “...” kelimesi olduğu, bu ibare dışında kalan tüm sözcük unsurlarının ve yıl bildirir nitelikteki “...” sayısının tali nitelikte olduğu, yine birbirine dönük ve evlenen bir çiftin temsilen kullanıldığı şeklin de bütüne etkisinin ikincil önemde olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "... ... ... " ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; her iki taraf markasında da ortak sözcük unsuru, markaların esas unsurunu oluşturan “...” ibaresi olduğu, anılan ibarenin uyuşmazlık konusu emtialar açısından ayırt edici niteliği bulunan, somut anlama sahip, derhal algılanabilir nitelikte Türkçe bir kelime olduğu, anılan ibarenin taraf markalarındaki ortaklığı, “...” kelimesinin ilgili sektördeki yaygın/yerleşik kullanımından ya da sektörle doğrudan bağlantılı bir anlamından kaynaklı olarak da görülmediği, dolayısıyla ortalama zeka düzeyinde bir tüketici bu ibareye markasal bir vasıf şüphesiz ki yükleyeceği, dava konusu marka şekli bir unsur taşımadığından taraf markalarının şekli unsurları itibariyle değerlendirilemeyeceği gibi markalardaki ikincil sözcük unsurlarının / tali ibarelerinin de bütüne olan etkisi geri planda olduğu, bu halde her ne kadar markalarda ek birtakım sözcük ve şekilsel unsurlar yer almakta ise de bu unsurların hiçbiri, markaların bütünsel algılarını birbirlerinden farklılaştırmaya elverişli olmadıkları gibi her iki taraf markasını da ayrı zamanlarda deneyimleyecek olan bir tüketicinin markalara yönelik tecrübelerini üçüncü kişilere aktarımında ön plana çıkacak olan unsurun öncelikli olarak “...” sözcüğü olacağı; taraf markaları arasında “...” ibaresinden kaynaklı ortaya çıkan benzerliğin ve bu benzerliğin taraf markalarının esas unsurları yönünden var olmasının, markaları somut bir biçimde birbirine benzer kıldığı, sair unsurların markaları yeterince uzaklaştırmadığı, bu halde taraf markalarının aynı iktisadi çatı altında sunulan hizmetlere yönelik oldukları yönünde bir algı yaratacak benzerlik taşımaya devam ettikleri; işaretlerin bütünsel algı itibariyle birbirleriyle ilişkilendirilebilirliği karşısında üst düzey dikkate ve özene sahip tüketicilerin bile yanılgı yaşamalarının mümkün olacağı; taraf markalarının başvuru kapsamında reddedilen 41 ve 43. sınıf hizmetlerde birebir aynı hizmetleri kapsadıkları bir durumda, işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin önüne geçilebilmesi adına tercih edilen işaretler arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal farklılıkların çok daha belirgin bir şekilde olması gerektiği, halbuki somut uyuşmazlıkta taraf markalarının “...” esas unsurunu ortak olarak içerdikleri ve bütünsel açıdan benzer algıları tüketiciye verdikleri, uygulama ve doktrinde de kabul edildiği üzere tüketicinin aklında iki markanın birbiri ile ilişkili olduğu yönünde ciddi bir ihtimal beliriyorsa ve markaya güvenle tercihlerini somutlaştırıyorsa markalar arası iltibasın veya en azından iltibas tehlikesinin mevcut olduğunun kabulü gerekeceği, “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler açısından ayırt ediciliği bulunan bir kelime olduğu, hal böyleyken tüketicinin markaların farklılaşan unsurları itibariyle iki ayrı marka karşısında olduğunu algılasa dahi bu markaların işletmesel kaynakları yönünden aynı kaynağa ait olduklarını düşünebileceği ve buna bağlı olarak yanılgı yaşayabileceği bu durumun ise tam olarak karıştırılma ihtimalinin bir karşılığı olduğu;
Her ne kadar davacı yan SMK m. 6/3 ile düzenlenen gerçek hak sahipliği karinelerine dayalı olarak dava konusu başvurunun tescilinin gerektiğini ileri sürmüş ise de bu kapsamdaki iddiaların, iddiaların yerindeliğinin tespitinden bağımsız, sicilde kayıtlı önceki markaların varlığına rağmen, iddia sahibine doğrudan bir tescil hakkı sağlamayacağı, zira emsal kararlarda da kabul edildiği üzere gerçek hak sahipliği, kullanım yoluyla kazanılan ayırt edici nitelik ya da tanınmışlık gibi kriterlerin tescil engelini aşmaya hak bahşetmediği gözetildiğinde, davacı yanın bu husustaki iddialarının somut olay bakımından davacı lehine yorumlanması ve sonuç doğurması zaten mümkün olamayacağı; davacı yanın ... sicil kayıtlarında yer alan ve müktesep hak açısından incelenebilir olduğu tespit edilen dava konusu markanın başvuru tarihi olan 16.03.2020 tarihinden önceki tarihli “...” ibaresini içerir markaları incelendiğinde, dava konusu markanın başvuru tarihi olan 16.03.2020 tarihinden önceki tarihli ve anılan başvuru tarihi itibariyle, tescili üzerinden (başvuru tarihi değil) 5 yıldan uzun süre geçmiş davacı markaları ... sayılı ... .... , ... sayılı .... ..., ... sayılı .... şekil, ... sayılı ... şeklindeki markalar olduğu, bu markalardan .... ve ... sayılı .... şekil markalarının, sahip oldukları şekli unsur ve ayrıca ek ayırt edici sözcük unsurlarının varlığı nedeniyle dava konusu markanın esas unsurundan, müktesep hak için aranılan kriterler uyarınca, ciddi şekilde uzaklaştığı; anılan markaların müktesep hakka esas teşkil etmesinin mümkün olmadığı, davacı yana ait ... sayılı markanın ise tescili kapsamında 03, 35 ve 40. Sınıf mal ve hizmetler yer almakta olup anılan mal ve hizmetlerin uyuşmazlık konusu 41 ve 43. Sınıf hizmetler açısından müktesep hak teşkil etmesinin yine mümkün olmadığı, ... ve ... sayılı markaların ise esas unsurlarının “...” olduğu ve tescilleri kapsamında 43. Sınıftaki hizmetlerin yer aldığı; dolayısıyla davacı yanın anılan markalarının tescili üzerinden 5 yıldan uzun bir süre geçtiği, bu markaların esas unsurlarının doğrudan “...” kelimesi olduğu, kapsamlarında uyuşmazlık konusu reddine karar verilen hizmetlerden 43. sınıftaki hizmetlerin tamamının yer aldığı görülmekle birlikte ...uygulamaları ışığında müktesep hak karinesinin son unsuru olan markanın kullanımı sonucunda da taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmaktan çıkması gerekliliği ilkesi uyarınca davacı yanın söz konusu markalarını evvelden beri kullandığını gösterir mahiyette işlem dosyası kapsamındaki tek delilin bir adet google arama motoru sonucu olduğu, hangi tarihte alındığı belli olmayan bu ekran görüntüsünü destekleyen kullanıma yönelik hiçbir delilin mevcut olmadığı, bu halde bahsi geçen iki markanın, dava konusu marka başvurusu açısından “müktesep hak sağlayabilecek” olduğu yorumunda bulunulabilse dahi kullanım sonucunda çekişme konusu olma kriterinin somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle bu yönde bir kanaate nihai olarak varılmasının mümkün olamayacağı, neticeten, dava konusu marka başvurusu kapsamında reddine karar verilen 41 ve 43. Sınıftaki hizmetlerinin tamamının davalı yanın önceki tarihli redde gerekçesi kapsamındaki mal ve aynı sınıflarda yer alan hizmetler ile aynı olduğu, markaların esas unsurları bakımından benzer olması nedeniyle ilgili tüketici nezdinde karıştırma ihtimaline yol açacağı, markalar arasında 6/1 maddesi kapsamında çifte benzerlik şartının yerine geldiği ve taraf markaları arasında 6/1 maddesi kapsamında iltibas bulunduğu, dosya kapsamındaki delillerden SMK 6/3 iddialarını somutlaştırır delillere rastlanılmadığından SMK 6/3 koşullarının somut olayda oluşmadığı, davacı yanın işlem dosyasına hiçbir kullanım delili sunmaması karşısında müktesep hak iddiasının ispat edilemediği anlaşılmış, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır