T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/166 Esas - 2024/274
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/166
KARAR NO : 2024/274
HAKİM : ...
KATİP : ....
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
Mersis No: -....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 10/05/2022
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... sayılı marka başvurusunun yayına karşı davalı tarafça itirazda bulunulduğu, itiraz sonucunda başvurunun reddolunduğu, müvekkili şirketin 2016 yılında kurulmuş bir firma olduğunu, kurulduğu günden bu yana “... ...” markasını kullandığını, bu ibare üzerinden gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin markasını, davalı yanın redde gerekçe markasının başvuru tarihin olan 2018 den önce kullandığını, müvekkilinin .... sayılı tescilli markalarının bulunduğunu, “... ...” ibaresinin, doğrudan redde mesnet gösterilen “... ...” ibaresinin birebir karşılığı olmadığını, “...” kelimesinin karşılığının “...” olmadığını, “...” ibaresinin ...’ya özgü olan gibi bir anlama sahip olduğunu ve bu haliyle “anadolulunun savunması” gibi bir anlamı tüketiciye verdiğini, markaların bütün olarak birbirlerinden farklı olduklarını, 13. Sınıf malların daha ziyade avcılara hitap ettiğini, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal bir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin ticaret unvain ile markasını fiilen kullandığını, bu dönemde hiçbir iltibas ihtimalinin ortaya çıkmadığını, davalının sessiz kalmaya bağlı hak kaybı oluştuğunu iddia ederek ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; eldeki davanın konusunun yalnızca SMK m. 6/1 kapsamında verilen ... kararının iptali istemi olduğunu, başvuru sahibinin markasını kullanıyor olmasının karıştırılma ihtimalini etkileyen bir unsur olmadığını, davacı yanın iddialarının somut uyuşmazlık açısından yapılacak değerlendirmelerde bir etkisi olmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiasının dayanaksız olduğunu, ... ...” ve “... ...” ibarelerini kendi adına tescil ettiremeyen davacının, “... ” anlamına gelen “... ... ...” ibareli bir markayı tescil ettirmek suretiyle “... ...” ibaresine yaklaşmaya çalıştığını, davacının daha evvel de ..... sayılı başvurularını tescil ettiremediğini, ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusunun ise müvekkili itirazları sonucunda reddedildiğini, davacının daha sonra ise ... nolu “... ... ...” şeklinde başvuruda bulunduğunu, davacı yanın yaptığı başvurular ile müvekkili markasına sistematik şekilde yaklaşmaya çalıştığını, “... ...” ibaresinin davacının ifadesiyle 2016 yılından beri yoğun ve ciddi bir biçimde davacı tarafından marka olarak kullanıldığı bir an için kabul edilse bile, müvekkilinin söz konusu marka başvurularına ... yayımlanmasına müteakip itirazda bulunduğunu, dolayısıyla sessiz kalmak suretiyle hak kaybı koşulları oluşmadığını, davacı taraf ile aralarında zaten hukuki ihtilaflar bulunduğunu, taraf markalarının aynı emtiaları kapsadığı gibi işaretler arasında da benzerlik olduğunu, markaların esas unsurlarının aynı olduğunu, davacı yanın iddialarının aksine dava konusu markanın Türkçe karşılığının birebir müvekkili markasını verdiğini, bu haliyle markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan yüksek düzeyde benzer olduklarını, müvekkilinin “... grubu” markasının ... sayısı ile tanınmış markalar sicilinde kayıtlı olduğunu, müvekkilinin fiili olarak da “... ...” markasını kullandığını, taraf markaları arasındaki benzerliğin tüketicinin dikkat düzeyinin yüksekliğini telafi edecek mahiyette olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın MDB tarafından kabulü akabinde davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "... ... ..." ibaresinin 13. Sınıf mallarda tescili amacıyla 09.07.2020 tarih ve ... sayısı ile gerçekleştirildiği görülen marka başvurusunun, yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.10.2020 tarih ve 358 sayılı bültende ilan olunduğu; anılan ilana karşı davalı yanın .... sayılı markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ... tarafından itirazın kabulüne ve başvurunun reddine karar verildiği; söz konusu karara karşı bu defa başvuru sahibi davacı tarafça kararın kaldırılması ve tescil işlemlerinin devamı talebiyle itiraz edildiği, davacı taraf itirazlarını inceleyen ...’nun 09.03.2022 tarih ve .... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli başvurunun .... sayılı "... ...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Bu hususlar çerçevesinde, "... ... ..." ibareli başvuruya konu marka ile itiraz gerekçesi markaların yan unsurlarla birlikte görsel, işitsel, kavramsal yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/benzer malları kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Öte yandan başvurusu yapılan markanın kullanılıyor olması daha önceki tarihte aynı / aynı tür mallar için tescil edilmiş / tescil başvurusu yapılmış benzer markaların varlığını, dolayısıyla 6/1 bendinin uygulanabilirliğini ortadan kaldırmayacağından kullanım gerekçeli itirazlar da haklı bulunmamıştır.” şeklinde gerekçeler ile davacı yan itirazlarının ve başvurunun nihai olarak reddolunduğu; eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
-Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında reddine karar verilen 13. Sınıf malların tamamının, davalı yanın redde gerekçe markası kapsamında birebir yer aldığı,
-Rapor kapsamında açıklanan nedenlerle taraf markaları arasında özellikle görsel ve işitsel açıdan güçlü bir benzerlik mevcut olup tüketicilerin taraflara ait markaların aynı iktisadi kaynağa ait olduklarını zannedebileceği, markalardaki ek unsurların bu algıyı ortadan kaldırmaya elverişli olmadığı, bu halde tüketicilerin işaretler arasında yanılgıya düşebilecekleri, bu nedenle karıştırılma ihtimaline dair koşullarının somut olayda oluşacağı,
-Davacı yanın gerçek hak sahipliği veya ticaret unvanına dayalı üstün hak sahipliği iddialarının, davacı lehine sicilde kayıtlı bir markanın varlığına rağmen, doğrudan tescil hakkı bahşetmeyeceğinden, somut olay bakımından davacı lehine yorumlanması ve sonuç doğurmasının mümkün olmayacağı
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen EK RAPORDA özetle:
Verilen ek görevlendirme kapsamında heyetin kök rapordaki görüş ve kanaatlerini değiştirmesini gerektiren yeni bir iddia veyahut belgenin dosyada mevcut olmadığı bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Örnek Davalı Markaları
.... ...
(13. sınıf) ...
(13. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu başvurunun 13. Sınıfta yer alan: Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar malları içerdiği, davalı markalarının da aynı sınıflar yönünden tescilli olduğu, bu durumda taraf markalarının her biri 13. sınıftaki emtiaları birebir ve aynı şekilde kapsamakta olup bu hususta ayrıntılı bir inceleme yapılmasına gerek olmaksızın, markaların doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde, benzer tüketici grubuna hitap eden, benzer ihtiyaçları karşılayan, aynı sektörde aynı satış, pazarlama ve dağıtım kanalları ile tüketiciye ulaşan emtiaları kapsadıkları görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davacının markasının incelenmesinde; başvurunun siyah bir fon üzerine kırmızı renkte ve markanın hakim unsurunu oluşturan şekilde yazılmış “...” ibaresi ve bu ibarenin hemen altında “... ...” kelimelerinden oluşan bir marka olduğu, “...” kelimesinin “...” kelimesinin birebir karşılığı olduğu gibi “anadoluya özgü, anadolulu olan” anlamlarına sahip olduğu, “... ...” kelimelerinin ise “... endüstrisi/... sanayii” anlamlarına geldiği, bu haliyle markanın asli unsurunun “...” kelimesi olduğu anlaşılmaktadır.
Davalının markalarının incelenmesinde; redde gerekçe davalı markalarının ... ... ve “... ” markaları olduğu, “... ...” ibareli markanın herhangi bir şekil unsuru içermediği ilk harfleri büyük diğerleri küçük bir biçimde yazıldığı, “... ” markasında ise ay ve yıldız görseli ile oluşturulmuş bir logo bulunduğu, her iki markanın da esas unsurunun bütün olarak “...” şeklinde algılanacağı anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli “...” esas ibareli markalar ile davalının “...” ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, taraf markalarında yer alan “.../...” kelimelerinin birebir aynı anlamı taşıyan kelimeler olduğu, “...” sözcüğünün İngilizce karşılığı “...” ya da “...” şeklinde kabul gördüğü, kelimelerin Türkçe – İngilizce karşılıkları, her hal ve koşulda tüketiciler nezdinde aynı etkiyi yaratmayacak ise de birebir/yüksek düzeyli benzer yazım biçimleri ile dilimize yerleşmiş (.... vs) kelimelerinin, tüketiciler nezdinde doğrudan aynı algıları yaratacakları; somut olayda da bu iki ibarenin birebir aynı kelime olarak algılanacakları, “...” kelimesi sözlük anlamı olarak “....'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı” anlamına gelen, esasen üzerinde yaşadığımız coğrafyayı tanımlayan, bu nedenle de bulunduğumuz coğrafyada gerçekleştirilen üretimlere/yerlilik algısına dönük tüketiciye bir algı yaratmak adına ticaret hayatında birçok sektörde tercih edilen bir sözcük olduğu, bununla birlikte anılan ibarenin uyuşmazlık konusu emtialarda doğrudan doğruya bir kavramsal karşılığı ise bulunmadığı, bu halde markaların esas ve ayırt edici unsuru konumundaki “... – ...” ibarelerinin kavramsal olarak aynı kökeni işaret ettikleri gibi yine görsel (harf dizilimsel açıdan) ve işitsel anlamda da (“....”) yüksek düzeyli benzerlikleri bulunduğu, bununla birlikte yine dava konusu markadaki “...” ibaresinin dilimizdeki karşılığının “....” anlamına geldiği, dolayısıyla esasen her iki markada da “... ...” anlamına gelen öbeğin Türkçe ve İngilizce karşılıklarının birebir kullanıldığı, hem esas unsur hem ek unsurlar itibariyle işaretler arasındaki benzerliğin son derece yüksek olduğu, ortaya çıkan bütünsel algılarda, işaretler arasındaki görsel farklılıkların markaların aynı iktisadi kaynağa ait olabileceği şüphesini ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı, dava konusu 13. Sınıf mallarda taraf markalarının birebir aynı emtiaları kapsadıkları, davalı yanın önceki tarihli markaları ile dava konusu marka arasında yüksek düzeyli bir benzerlik halinin mevcut olduğu, bu iki husus bir arada gözetildiğinde, taraf markalarının, 13. Sınıf emtiaların ilgili tüketici kitlesi nezdinde dahi taraf markalarının karıştırılabilecek düzeyde benzer olarak algılanabilecekleri, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının “...” markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu; öte yandan gerçek hak sahipliğinin, kullanım yoluyla kazanılan ayırt ediciliğin, ticaret unvanına dayalı hak sahipliğinin ya da tanınmışlık gibi kriterlerin tescil engelini aşmaya hak bahşetmediği de gözetildiğinde, davacı yanın bu husustaki iddialarının somut olay bakımından davacı lehine yorumlanamayacağı anlaşılarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2024
Katip .... Hakim ....
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır