T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/140 Esas - 2024/275
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/140
KARAR NO : 2024/275
HAKİM : ....
KATİP :....
DAVACI :....
Mersis No: ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2-....
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 20/04/2022
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı yanın ... sayı ile “...” marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin ise “...." markalarının bulunduğunu, taraf markalarının benzer olduklarını, ancak buna rağmen Kurum tarafından ileri sürülen itirazların reddolunduğunu, davalının “...” markasının müvekkili markalarından tek farkının orta kısmındaki “n” harfinin yer değiştirmesi olduğunu, dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği emtiaların, müvekkili markaları kapsamındaki emtialar ile benzer olduğunu, davalı tarafça gerçekleştirilen marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu, davalı başvurusunun haksız rekabete sebebiyet vereceğini, iddia ederek ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiş, ön inceleme duruşmasına iştirak etmemiş, sonrasında vekili aracılığı ile davanın reddini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ''...'' ibaresinin 29. Sınıftaki bir kısım emtialarda tescili amacıyla 19.06.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.10.2020 tarih ve 359 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davacı yanın .... sayılı markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ancak bu itirazların ... tarafından haklı görülmeyerek reddolunduğu, söz konusu karara karşı davacı yanca yeniden itiraz edilerek ... tarafından verilen kararın kaldırılmasını talep ettiği, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun ... sayılı kararıyla; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı yapılan itirazın incelenmesinde, başvuru ile itiraza gerekçe gösterilen .... sayılı ve "...." ibareli markaların aynı/benzer mallar yönünden karıştırılacak kadar benzer olduğu kanaatine varılmakla birlikte, itiraz gerekçesi markalardan ... sayılı marka için kullanım ispatı talep edildiği ve bu markanın "şekerleme" malları yönünden kullanımının ispatlandığı, itiraz gerekçesi diğer malların ise 30. sınıfta yer alan mallar için tescilli olduğu dikkate alındığında, başvuru ile tescili talep edilen "Sınıf 29: Yenilebilir bitkisel yağlar, Zeytinyağları." malları yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. İtirazda ileri sürülen tanınmışlık iddiasının ise yeterli bilgi ve delille ispatlanmadığı tespit edildiğinden bu yöndeki iddialar da haklı bulunmamış ve itirazın reddi gerekmiştir” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
1.Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
- Dava konusu başvuru kapsamında spesifik olarak sınırlandırılan gıda ürünleri ile davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında 30. Sınıfta yer alan gıda ürünleri ile aynı, aynı tür ya da doğrudan benzer olmadığı, bununla birlikte salt gıda ürünleri çatısı altında olmalarından kaynaklı olarak aralarında düşük düzeyli bir benzerlik ilişkisi bulunduğundan bahsedilebileceği,
- Ancak benzerliği tespit olunan hizmetler bakımından taraf markaları karşılaştırıldıklarında, işaretler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik halinin mevcut olmadığı,
- Davacı yanca dosya kapsamına sunulan delillerin SMK m. 6/5 kapsamındaki tanınmışlık iddialarını somutlaştıramadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
2.Bilirkişi HEYETİ (5 kişilik) tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
-Davaya konu ... sayılı “...” ibareli başvuru ile itiraza dayanak gösterilen davacının mesnet esas unsurlu ...” ibareli markası arasında görsel, işitsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunmadığı,
-Bununla beraber davaya konu olan markanın başvuru kapsamında yer alan 29. Sınıftaki “Yenilebilir bitkisel yağlar, Zeytinyağları” malların davaya mesnet olan markanın tescil kapsamında yer alan 30. Sınıftaki mallarla aynı/benzer/ilişikli olmadığı, sadece temelde gıda emtiaları olmalarından kaynaklı düşük düzeyli bir benzerlik bulunduğu,
-Bu kapsamda markalar arasında 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi oluşmayacağı,
-Markalar arasında görsel ve işitsel bir benzerlik bulunmaması nedeniyle SMK’nın 6/5. Maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı,
bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markaları
... .....
(29. sınıf) ....
(30. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka başvuru spesifik bir gıda ürünü grubun ihtiva etmekteyken, davacı yanın önceki tarihli markaları ise 30. Sınıftaki farklı bir grup gıda ürünlerini kapsadığı, gıda ürünlerinin tamamının ortak satış kanallarından tüketiciye ulaştırılmaları mümkün ise de dava konusu marka kapsamında spesifik olarak sınırlandırılmış ürün grubunun, davacı yanın markalarındaki gıda ürünlerinden farklı nitelikte, farklı ihtiyaçlara yönelik ürünler oldukları, bu ürünlerin, davacı yan markalarındaki emtialar ile kullanılabilir nitelikte olmalarının, bahsi geçen emtiaları doğrudan benzer kılmadığı, gıda ürünlerinin tamamı yönünden doğrudan bir benzerlik kriterinin benimsenmesinin rasyonel bir yaklaşım olmayacağı, salt aynı ürün grubunda yer alan bu ürünler bakımından işaretler arasındaki benzerliğin, ancak ve ancak çok yüksek düzeyde bir ilişki içerisinde olmaları halinde karıştırılma ihtimalini doğurabilecek olduğu anlaşılmaktadır.
Benzerliği tespit olunan bu emtialar arasındaki bu ilişkinin işaretler arasında iltibas ihtimali yaratıp yaratmadığı hususunun tespiti, işaretler yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın mümkün olmadığından markaları oluşturan işaretler değerlendirildiğinde;
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ''...'' şeklindeki başvurunun kare formda bir logo içerisinde üst kısımda “...” alt kısımda “...” ibarelerini içerdiği, bu haliyle markanın “...” şeklinde algılanarak telaffuz edilecek olduğu, bütün olarak bir anlamı olmadığı, ayrı ayrı bakıldığında, “...” ibaresinin somut bir anlamı bulunduğu, “...” ibaresinin ise yine anlamsız bir kavram olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; önceki tarihli davacı markalarının “...” esas unsuruna haiz markalar olup anılan ibarenin muhtelif şekillerde tescile konu edildiği, yalnızca bir markada ek olarak “şekerler” anlamına gelen “...” ibaresinin yer aldığı, “...” ibaresinin de bütün olarak bir anlama sahip olmadığı, anılan ibarenin davacı markalarının esas unsuru olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, dava konusu marka görsel olarak davacı yana ait markalar ile herhangi bir benzerlik taşımamakla birlikte her iki taraf markasının da yalnızca “....” ve “...” harflerinin farklı dizilimleri ve yazım biçimleri ile kullanımından oluşan “...” ve “...” şeklindeki markalar olduğu, bu halde taraf markalarının benzer harf dizilimsel özellikle ihtiva ettikleri, yine aynı sesli ve sessiz harflerle oluşturulmuş olunmaları nedeniyle işitsel olarak benzer tınıları sahip olmakla markaların “...” ve “...” şeklinde telaffuzlarının nispeten farklılaştığı, ayrıca dava konusu markanın genel mizanpajında “...” ve “...” ibarelerinin alt alta ve ayrı şekilde yazımlarından kaynaklı ortaya çıkan algı ile yine davacı markalarının yarattıkları nihai algının birebir aynı olmadığı; doktrinde kabul edildiği üzere kısa sözcüklerden oluşan markaların koruma düzeyi, uzun sözcüklerden oluşan markalara göre daha düşük olacağı, sözgelimi kısa sözcük markalarında, sözcüğün ilk harfindeki değişiklik doğrudan farklılık yaratabileceği gibi (.... gibi) diğer harflerinde bir yer değişikliği yapılmış olması veya harf eklentisi sonucunda yeni hece/ses oluşumu gibi yeniliklerin ortaya çıkması görsel anlamda bir değişikliğin yanı sıra işitsel ve kavramsal değişikliklere de sebebiyet verebileceği, dolayısıyla 3-4 harften oluşan sözcük markalarının her birinin, salt ortak harf dizilimine haiz olduğu gerekçesiyle birbiri ile karıştırılabilecek sonuçlara yol açacak bir benzerlik ilişkisinde olduğundan bahsedilmesi mümkün olmadığı, taraf markalarının harf dizilimlerinde her ne kadar “...”harfleri kullanılmış ise de markaları nihai algılarının nispeten birbirinden uzaklaştıkları, ortaya çıkan bu farklılığın, taraf markalarının kapsamlarındaki emtialar açısından doğrudan bir benzerlik halinin mevcut olmayışı da gözetildiğinde, işaretler arasındaki karıştırılma ihtimalini engelleyebilecek sonuçlar meydana getirebileceği; taraf markaları arasında doğrudan bir emtia benzerliğinin mevcut olmadığı, salt gıda ürünü olmalarından kaynaklı bir benzerlik ilişkisi kurulmaya çalışıldığında ise “...” ve “...” şeklindeki markaların nihai algılarında birbirleri ile karıştırılabilecek düzeyde bir benzerlik ortaya koymayacağı, emtialar arasındaki düşük düzeyli benzerlik ile birlikte işaretlerin esas unsurları arasındaki düşük düzeyli benzerlik halinin, işaretler arasında iktisadi – idari anlamda bağlantı kurulmasının önüne geçeceği; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde, davalı markasının davacı markasında bulunmayan simetri algısı katması da dikkate alındığında, bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır