T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/44
KARAR NO : 2024/296
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...-
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ... -....
DAVALI : ...
Mersis No: ...
...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVA : Marka Hakkına Tecavüz, Haksız Rekabet, Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 07/02/2022
KARAR TARİHİ : 13/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan Marka Hakkına Tecavüz, Haksız Rekabet, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin, ... markası, ilk kez, 20.sınıf başta olmak üzere ilgili diğer sınıflarda, 1992 senesinde tescil ettirdiğini, ... markasını, 1992 yılından bu yana, yurt içi ve yurt dışında, aralıksız ve çok etkin bir biçimde kullanmak ve ... markasına önemli miktarlarda yatırımlar yapmak suretiyle; Türkiye genelinde oluşturduğu bayilikler, yurt genelinde faal mağazaları ve sürekli yaptığı reklam kampanyaları vasıtasıyla, bu markayı tanınmış ve son derece ayırt edici bir hale getirdiğini, müvekkili şirketin, sadece mobilya, dekorasyon ve ev aksesuarları alıp satmamakta; aynı zamanda her tür mobilya, dekorasyon ve ev aksesuarlarının tasarım, imalat ve teslimatını da yapmakta; ürünlerini ... markası altında ambalajlanmış olarak teslim etmekte; ürün ve hizmetlerini tanıtmak için ... ve ... internet adreslerinden yayın yapmakta; ürün katalogları dağıtmakta olduğunu, bu anlamda, örneğin müvekkili şirketin, ... markası altında, aydınlatma emtiası; duvar saati, vazo dahil her tür ev aksesuar, dekorasyon malzemesi satış / ticaretini de yapmakta olduğunu, tüm bu anlatılmaya çalışılan hususlar haricinde, müvekkili adına tescilli olan ... ibaresinin aynı zamanda ... tarafından ... no ile “tanınmış marka” olarak da özel koruma altında olduğunu, yine ... markasının, yurt dışında .... Protokolü kapsamında yapılan uluslar arası marka tescili ile .... gibi ülkelerde de müvekkilimiz adına marka olarak tescilli bulunduğunu, davalı firma ve bu firmanın “... .../ ibaresini, sosyal ağlarda ve ... isimli e-ticaret sitesinde, doğrudan müvekkili şirket faaliyet alanı ve tescilli markalarının kapsamı içerisine giren mal ve hizmet sınıflarında, markasal şekilde kullanmakta olduğunu, bu markasal kullanımlara son verilmesi hususlarını içeren ihtarname, davalı tarafa, iadeli taahhütlü posta aracılığıyla gönderilmiş ve işbu ihtarnamenin, davalı tarafça, 07.12.2020 tarihinde tebliğ alınmış olduğunu, davalı tarafça, 16.12.2020 tarihinde taraflarına tebliğ edilen cevabi ihtarnamede; oldukça net bir şekilde “... .../ adı ile markasal kullanıma devam edileceğinin bildirilmiş olduğunu, davalı tarafın yukarıda yer verilen kullanımlara ek olarak, ... nezdinde, fiili kullanımları ile birebir aynı olan “... ... ...' gibi ... no'lu bir marka başvurusu yapmış ve müvekkili şirket tarafından yapılan itiraz üzerine, bahse konu marka başvurusunun, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu md.6/1 anlamında, karıştırılmaya neden olacak derecede bir benzerlik bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, tüm bu anlatılmaya çalışılan hususlara rağmen; davalı tarafın, işbu dava dilekçesi tarihi itibariyle dahi, ... internet alan adı; ... isimli sosyal ağda, “.....” kullanıcı adı; ... isimli sosyal ağda, “.....” kullanıcı adı; ... isimli sosyal ağda “...” isimli kullanıcı adı ve ... isimli eticaret sitesindeki “... .../ ibareli hesabına ilişkin markasal kullanımlarını devam ettiğini, bu noktada, davalı, müvekkili şirketten haberdar olmasına, kendisi ihtarname ile uyarılmasına ve bu markasal kullanımlar, Mahkeme kanalıyla tespit ettirilmesine rağmen ve ısrarla ... ... ibaresini; müvekkilinin markalarının tescil kapsamları ile birebir aynı olan mal/hizmetler üzerinde satışa çıkarmakta; tüketiciye arz etmekte, dağıtmakta ve/veya başka şekillerde ticaret alanına çıkarmakta olduğunu, tüm açıklamaları sebebi ile:
-Tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden karşı taraf fiillerinin önlenmesi ve durdurulmasına; aleyhine tespit istenen tarafından üretilip piyasaya sunulmuş ... ... markasını üzerinde barındıran ürünlere, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde el konulması ve bunların saklanmasına;
-Aleyhine tespit istenen tarafın, ... isimli sosyal ağda, “.....”; ... ve ... isimli sosyal ağlarda, “...” isimli kullanıcı adları altında gerçekleştirdiği kullanımın önlenmesine, eğer var ise, işbu tespit dosyası ile ortaya çıkacak diğer sosyal ağ / mecralardaki kullanımlarının da önlenmesine,
-Aleyhine tespit istenen tarafın ... isimli e-ticaret sitesinde ... ... ibaresi altında gerçekleştirdiği kullanımın önlenmesine, eğer var ise, işbu tespit dosyası ile ortaya çıkacak diğer e-ticaret sitelerindeki kullanımlarının da önlenmesine,
-Aleyhine tespit istenen tarafa ait ... alan adı ve bu alan adı altında yayın yapan internet sitesine erişimin engellenmesine ve .... şeklinde ilan edilen iletişim elektronik posta adresi kullanımının önlenmesine,
-Müvekkili şirketin tescilli ve tanınmış ... markasının birebir aynısını içeren ... ibaresinin, davalıya ait ... — internet sitesinde kullanılması nedeniyle yaratılan haksız fiilin ve bu haksız fiilin müvekkilimiz adına tescilli ve tanınmış ... markasına ilişkin haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile işbu tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına,
-Davalı tarafa ait ... alan adının iptali ile bu alan adı altında yayın yapan internet sitesinde yer alan web sayfalarına erişimin engellenmesine,
-Davalının internet sitelerinde kullanmakta olduğu ... ... ibaresinin kaldırılmasına ve bu suretle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin men'ine,
-... isimli sosyal ağda, “.....” kullanıcı adı altında, ... isimli sosyal ağda, “.....” kullanıcı adı altında, ... isimli sosyal ağda “...” isimli kullanıcı adı altında ve ... isimli e-ticaret sitesinde “... .../' ibaresi ile bulunan hesabının, sosyal ağ platformları üzerinden gerçekleştiren kullanımın ve satışının önlenmesine,
-Davalılar tarafından üretilip piyasaya sunulmuş ... ... markasını üzerinde barındıran ürün/hizmetlere, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde el konulmasına; bu ürünler üzerindeki ... ... markalarının silinmesi veya tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına; ... ... markasının bahse konu ürünler üzerinde yer almasını sağlayan cihaz, makine ve benzeri tüm araçlara el konulması, bunların şekillerinin değiştirilmesi, mümkün değil ise imhasına,
-... ... ibaresini taşıyan her tür tabela, basılı evrak ve sair evrakların kaldırılmasına; bu ibarenin, iş evrakı ve reklamlarda kullanılmasının durdurulmasına, ... ... ibaresinin, internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması eylemlerinin durdurulmasına,
-Maddi tazminat bakımından, dosyanın HMK md.107 anlamında belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesine ve fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00TL maddi tazminatın, ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 07.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine,
-Müvekkilimize ait ... markasının tanınmışlığı; bu markaya yapılan yatırım, müvekkilimizin iyi niyetli biçimde gösterdiği tüm çabaya rağmen davalının müvekkilimiz markasından haksız olarak yararlanmak amacıyla açık şekilde sergilediği kötü niyetli tutum ve davranışlar da göz önüne alınarak, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz nedeniyle, 50.000 TL manevi tazminatın; ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 07.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine,
-Hükmün kesinleşmesinden sonra ve masrafı davalıya ait olmak üzere, mahkeme kararının,Türkiye'de yayınlanan ve tirajı en yüksek olan gazetelerden bir tanesinde bir kez ilanına,
-Müvekkilinin işbu davanın açılması öncesi, davalının markasal kullanımı tespit etmek amacıyla, .... D.İş sayılı dosyası için yapmış olduğu tüm masrafların davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine,
-İşbu dava için yapılan/yapılacak tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine
karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davaya konu olan ve müvekkili şirket tarafından kullanılmak amacıyla ... nezdinde 17.03.2020 tarih ve ... Başvuru numarası ile kaydı yapılan ve 27.04.2020 tarih ve ... nolu bültende yayınlanan ... ... ... marka başvurusuna konu ibareler, ... ... tarafından verilen karar ve yaşanılan süreç gözetilerek artık kullanılmadığını, zaten müvekkili şirketin, kendisine özgü ... ... ismiyle yeni bir marka tescil ettirerek bir süredir onu kullanmaya başladığını, ... ibaresini her türlü ticari faaliyetinden kaldırdığını, ilk marka tescil başvurusunda doğan haklar ve yasal süreler dikkate alındığında, müvekkilinin davacı şirketin markalarına bir tecavüzü bulunmadığını, bu haliyle müvekkili şirketin, hali hazırda davacının tescilli markasına yönelik bir müdahalesi ve haksız rekabeti bulunmadığını, yapılacak bilirkişi incelemesinde, bu beyanının ispatlanacağını, ancak müvekkili şirketin ... ... ... ibarelerini kullanmayı sonlandırmasının, huzurdaki davayı kabul ettiğimiz anlamını taşımadığını, müvekkili şirket tarafından marka başvurusunun yapılması tarihi itibarıyla, Sayın Mahkeme tarafından da kabul edileceği üzere ön kullanım hakkı başlamakta olduğunu, marka hakkının tescili ile birlikte tanınan inhisari haklar, marka başvurusu tarihinden itibaren kabul edildiğini, müvekkili şirketin marka başvurusu sonucu 27.04.2020 tarihinde başvurunun marka bülteninde yayınlanması ile birlikte yasadan kaynaklı olarak, tescilini talep ettiği marka ibarelerini kullanmaya hakkı olduğunu, müvekkili şirketin yasadan kaynaklanan bu hakkını kullanarak, sadece sosyal medyada bulunan birkaç platformda sayfa açmış olduğunu, ayrıca sadece e-ticaret platformlarından olan ... firmasına ait web sitesinde bir sanal mağazada çok az sayıda görsel paylaştığını, şu an itibariyle onların da marka isminin ... ... olarak değiştirildiğini, gerek ihtarnamenin keşidesi tarihi ve gerekse arabuluculuk faaliyetinin yapıldığı tarih, müvekkilinin itiraz haklarını kullandığı döneme tekabül ettiğini, davacı tarafın zamanlama olarak, müvekkili şirket üzerinde baskı kurmaya çalışarak, zorlamalı bir mantık ile kendi lehine delil yaratma çabası içine girdiğini, oysaki hem ihtar tarihinde hem de arabuluculuk tarihinde, müvekkili şirketin, marka başvurusundan kaynaklı ön kullanım haklarının mevcut olduğunu, bu kullanımda yasadan kaynaklandığı için davacının haklarına tecavüz niteliği taşımadığını, müvekkili şirketin açtığı sosyal medya hesaplarındaki ifadelerin sadece tanıtım amaçlı olduğu, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, davacı tarafın taleplerine konu olabilecek bir ticari satışın yapılmadığının tespit edileceğini, davacı tarafça talep edilen 50.000 TL manevi tazminatın, ayrıca sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğu, manevi tazminat talep etme unsurlarının oluşmadığını, tüm açıklamaları sebebi ile: müvekkili şirketin ... ibaresini kullanmaması sebebiyle konusuz kalan tespit, önleme ve tedbir taleplerinin reddine, açılan davanın müvekkiline tanınan yasal itiraz süreleri beklenmeksizin açılmış olduğunu belirterek; davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafından kullanıldığı iddia edilen ... ibaresinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı bu kapsamda maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Mahkememizce TALİMAT YOLUYLA bilirkişilerden rapor ve ek rapor alınmıştır.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
-Davacı tarafa ait ... dosya numaralı ... ibareli markasının TANINMIŞ markalar siciline kayıtlı olduğuna,
-Davacı tarafa ait ve asli ibaresi ... olan markaların dava konusu Nice 11. Sınıf “iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri” ile Nice 20. Sınıf “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır. boynuz, kemik, fildişi, balina kemiği, istiridye kabuğu, kehribar, sede lületaşı, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller” emtialarında tescilli olduğu, koruma sürelerinin devam ettiğine,
-Yapılan incelemeler neticesinde: Taraf markalarının kısmi benzerliği, markaların aynı sektöre işaret etmesi, taraf markalarının kapsamlarındaki emtiaların aynı olmaları, aynı alıcı kitlesine hitap etmeleri, aynı ihtiyaçları karşılamaları, önceki markanın ayırt edici niteliği birlikte ele alındığında, tüketici, sonraki markayı, önceki markanın yeni bir varyasyonu veya önceki markanın yenilenmiş bir hali olarak algılayabileceğinden kaynaklı markalarının karıştırılma ihtimali olduğu, nihai tüketiciler nezdinde gerek malların gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldükleri yönünde çağrışım yapabileceği, sadece alıcıların belirli bir mal yerinde başka bir malı almak istediklerinde değil, alıcıların malların birbirinde farklı olduklarını anlamalarına rağmen bunların kaynağının aynı işletme olduğunu veya malları sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğunda inanabilecekleri bunun da iltibas ihtimali yaratacağı için, davalı marka kullanımlarının, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz niteliği taşıdığı, sonucuna ulaşıldığı,
-Her ne kadar davalı yan adına başvurusu yapılmış markanın varlığı nedeni ile davalı yanın kullanımlarının “tescil başvurusu markaya dayanıp dayanmadığı” hususu tartışılabilecek ise de;
Önceki tarihli hakların etkisi
MADDE 155- (1) Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.'' hükmü çerçevesinde, davalı yanın başvuru konusu markasını “tecavüz davasında savunma argümanı olarak ileri süremeyeceği”;
-Davalının çok fazla seçenek özgürlüğüne sahip olmasına rağmen davacının TANINMIŞ ve tescilli markalarına benzeyen web sitesi ve sosyal mecra hesapları oluşturmasının ve bu hesaplarda davacının tescili kapsamındaki ürünleri satmasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğinin ve TTK m. 55/1, a-4 kapsamında haksız rekabet olarak değerlendirilebileceğinin kabul edilebileceği;
-Davalı ... iddia edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiilinin işlendiği dönemlerde satışlarının olduğu ancak bu satışlarının sonucunda net kazancının oluşmadığı satışların maliyetinin yüksekliği ve faaliyet giderlerinin yüksekliği nedeniyle zarar ettiği;
-Marka hakkı ihlali ile markanın genel itibariyle hukuki sebebe dayanmaksızın kullanılması suretiyle haksız rekabetin hak sahibine sağladığı dava ve talep yollarından maddi tazminata ilişkin olarak, salt davalının kusuru ile marka hakkını ihlal etmesi sebebiyle maddi tazminat şartlarının oluştuğu söylenebileceği gibi; zarar şartının oluşmadığı, hatta davalının kazanç sağlaması bir yana ekonomik zararının mali tablolardan anlaşıldığı üzere, haksız rekabet fiili, marka hakkı tecavüzünden ve tanınmış markanın itibarından yararladığına dair ispat vasıtalarını da dikkate alarak maddi tazminat ödenmesinin şartlarının oluşmadığına da kanaat edilebileceği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen EK RAPORDA özetle:
-Davalı vekilinin kök rapora yaptığı itirazların değerlendirilmesi sonucunda, kök rapordaki görüş ve düşüncelerimizde değişiklik olmadığına,
-Davacı vekilinin kök rapora yaptığı itirazları değerlendirilmesi ve ek görevlendirme kapsamında, 6098 Sayılı T.B.K. md. 50 göz önüne alınarak davacının 10.000 TL zararının oluşabileceği;
takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
ISLAH:
Davacı vekili 18/03/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava dilekçesinde 1.000,00-TL olarak talep edilen miktarın 9.000,00-TL arttırılmak suretiyle 10.000,00-TL'ye yükseltilmesini ve 10.000,00-TL maddi tazminatın davalıya markasal kullanımına son vermesi için gönderilen ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 07.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiilleri” içeren 29. maddesinin (a) bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.” marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmektedir.
SMK’nun “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı ile düzenlenen 7. maddesi ise aşağıdaki şekildedir:
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.”
6769 sayılı SMK'nın 29 maddesinde, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller belirtilmiş olup;
(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
6769 sayılı SMK'nın 149 ncu maddesine göre, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.,
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.,
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.,
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
6769 sayılı SMK 150 maddesine göre; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu bildirilmiş olup, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir.
Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Örnek Davacı Markaları
...
...+...
...
....
(01, 02, 03 , 04 , 05 , 08, 09 , 10 , 11 , 14, 17, 16, 18, 19 , 20 , 21 ,22, 24, 26 , 27 , 28 , 29 , 30, 31,
32 , 33 , 34 , 35 , 36 , 37 , 38 , 40 , 41 , 42 , 44 , 45. Sınıf)
Kullanım Markaları
...
...
..... (....), ..... (... Hesabı),
... ... (... Hesabı), ... (....)
Tarafların emtia grupları incelendiğinde; davacı tarafa ait ... ibareli markaların dava konusu Nice 11.Sınıf “iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri” ile Nice 20. Sınıf “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır, boynuz, kemik, fildişi, balina kemiği, istiridye kabuğu, kehribar, sedef, lületaşı balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller” emtialarında tescilli olduğu, koruma sürelerinin devam ettiği; davalı tarafın internet ortamında yaptığı paylaşımların ''Aydınlatma cihazları, yastıkları, sandalyeler, süs eşyaları olduğu görülmüş olunup, ılgılı emtiaların davacı tarafa ait ve asli ibaresi ... olan markaların Nice 11. Sınıf “iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri” ile Nice 20. Sınıf “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır, boynuz, kemik, fildişi balina kemiği, istiridye kabuğu, kehribar, sedef, lületaşı, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller” emtialarının kapsamında kaldığı tespit edilmiştir.
Davaya konu davalı kullanımları incelendiğinde, davalı kullanımlarının “... ...” kelime unsurlarından oluştuğu, markada ... ibaresinin markasal algıyı üzerinde toplayan esaslı unsur olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davaya konu davacı markalarından ... tescil numaralı marka, üst kısmında altıgen geometrik şekli içerisinde çeşitli boyutlarda “c” harflerinin bulunduğu ... unsuru, altında büyük ve bold (koyu) puntolarla yazılmış “...” ve altında “...” kelime unsurlarından oluştuğu, davacıya ait diğer markaların ise herhangi bir ... unsuru içermeyen kelime markaları olduğu; markaların tamamında ortak “...” ibaresi bulunmakta olup, davacıya ait markaların “...” ibareli seri çerçevesinde yaratılan markalar olduğu, dolayısıyla markaların esaslı unsurunu “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki bilgi, belge ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davacı yanın ''...'' esas unsurlu tescilli markalarının 01, 02, 03 , 04 , 05 , 08, 09 , 10 , 11 , 14, 17, 16, 18, 19 , 20 , 21 ,22, 24, 26 , 27 , 28 , 29 , 30, 31, 32 , 33 , 34 , 35 , 36 , 37 , 38 , 40 , 41 , 42 , 44 , 45. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli olup, tescili kapsamında yer alan ''20. Sınıf'' malların ve bu malların satışına yönelik ''35. Sınıf'' hizmetlerin de yer aldığı, davalının yukarıda belirtilen davalı kullanımlarından da görülebileceği üzere ''...'' ibaresinin kullanımlarda yer aldığı, bu bağlamda davalı yana ait olduğu iddia olunan işletmenin faaliyet alanının, davacı adına tescilli marka kapsamında kalan bahsi geçen mallar ve hizmetler ile birebir örtüştüğü, davalı faaliyetlerinin, davacı tescilli markasının kapsamında kaldığı; markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer/ilişkili olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer/ilişkili olması koşulu bulunduğu, davacı yanın tescilli markalarının esas unsurunun ''...'' ibaresinden oluştuğu, davalının ... ... ibareli kullanımının, davacı adına tescilli ''...'' esas unsurlu markanın esas unsur itibariyle bire bir aynı kullanımı olduğu, “...” esas unsurlu bu markanın, tarafların faaliyetlerine konu hizmetler açısından ayırt edici vasfı güçlü bir kelime olduğu; taraf markaları arasında ayrıntılı bir değerlendirmede bulunulmasını gerektirmeyecek şekilde ayniyet derecesinde bir benzerlik halinin mevcut olduğu; öte yandan ... ibareli markanın davacı adına ... no ile tanınmış marka olarak tescil edildiği; davacı tarafından tanınmışlığı ispatlamaya dair dosya kapsamında davacı tarafça sunulmuş uluslararası marka tescil belgeleri, tanınmışlık iddialarının incelendiğini belirttiği mahkeme karar suretleri, faturalar, gazete, dergi vb. yayınlarda yer alan reklam çıktıları, haber çıktıları, spor organizasyonları sponsorluk belgeleri, reklam harcama belgeleri, ödül görselleri bulunduğu, davaya konu markayı gören tüketicilerin aklına davacının gelmesi ve tüketicilerin mezkûr markayı davacının seri markalarından birisi zannetmesi veya davacı ile bir bağlantısı olduğu yanılgısına düşmeleri, davalının haksız bir kazanç sağlaması, markanın daha kolay hatırlanır olması yahut markanın itibarına zarar verilmesi, özellikle ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşmesi tehlikesinin bulunduğu, davalı taraf kullanımlarının davacı taraf markasının birebir aynısı olmasından kaynaklı özellikle ilgili tüketici kitlesinin niteliği ne olursa olsun, tüketicinin, davalı kullanımlarının, davacı tescilli markalarına dayalı olarak elde edilmiş bir lisans ya da yasal izne bağlı olarak gerçekleştirildiği zannıyla davalı taraf işletmesinden faydalanmak isteyeceği; davalının internet ortamındaki (...) ... ... kullanımlarının davacı tescilli markasının birebir kullanımı biçiminde olduğu, ayrıca ... isimli sosyal ağda, “.....” kullanıcı adı altında, ... isimli sosyal
ağda, “.....” kullanıcı adı altında, ... isimli sosyal ağda “...”
isimli kullanıcı adı altında ve ... isimli e-ticaret sitesinde ‘... ...’ ibaresi ile bulunan
hesaplarda, sosyal ağ platformları üzerinden yapılan tanıtım ve satışların davacı yanın markasının tescili kapsamındaki hizmetlerde gerçekleştirildiği, neticesinde bu durumun davacı markasından doğan hakların ihlali sonucunu meydana getirdiği; bununla birlikte sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında düzenlenen marka hakkına tecavüz teşkil eden eylem biçimleri, aynı zamanda haksız rekabet eylemlerinin de özel bir biçimi olduğu, dolayısıyla marka hakkına tecavüz iddiaları açısından yukarıda yer verilen değerlendirmelerin tamamının, haksız rekabet düzenlemeleri açısından da geçerli olacak olup davalı taraf kullanımlarının “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklinde TTK m. 55/1-4’te tanımlanan haksız rekabet biçimini ortaya çıkartacağı, kullanımların haksız rekabet yarattığı kabul edilmiştir.
Davacı yanın işbu davadaki tecavüz iddiası nedeniyle uğradığı zararlardan doğan tazminat talebini; 6769 sayılı SMK’nın 151/2-b maddesinde yer alan “marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre yaptığı” görülmektedir. Söz konusu maddenin bu seçeneği, marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanması sonucu elde ettiği kazancın gelir tabloları üzerinden hesaplanması ile bir bedel belirlenmesini öngörmektedir. Bu bedel belirlenirken de markanın kullanıldığı ilgili sektöre bağlı olarak markasal kullanımın elde edilen gelire etkisinin araştırılması, kıyaslanması ve diğer birçok kriter göz önüne alınmaktadır.
Bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalar neticesinde, 6769 s. SMK’nın 151/2-b bendi uyarınca ve TBK m. 50/2 uyarınca dosya kapsamında yer alan mevcut deliller ışığında davacının davalı yandan talep edebileceği maddi tazminat tutarının 10.000-TL olacağı bildirilmiş, mahkememizce 10.000-TL maddi tazminata hükmetmek gerekmiştir.
Ayrıca bir tür haksız eylem niteliği taşıyan davalının haksız rekabet eylemi sonucu davacı marka sahibinin piyasada edindiği imaj ve güvenden oluşan manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar ile uzun süren çabalarla yaratılan marka imajının zedelenmesi nedeniyle davalının eyleminin MK ve TTK hükümlerine aykırı bir haksız eylem niteliğinde olması, davacının manevi ticaret varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar nedeniyle manevi tazminat talebinin yerinde olduğu ve bir taraf için zenginleşme diğer taraf içinde ekonomik çöküntü sağlamayacak şekilde tespit edilerek 30.000-TL manevi tazminata hükmolunmuştur.
Davacının hüküm özetinin ilanında menfaati olduğu kabul edilerek SMK 149/g hükmü uyarınca hüküm özetinin ilanı yönünde karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ BAKIMINDAN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE DİĞER TALEPLER YÖNÜNDEN KABULÜ İLE,
Davacı şirketin tescilli ... markasının birebir aynısını içeren ...
... ibaresinin, davalıya ait “...” internet sitesinde kullanılması
nedeniyle yaratılan haksız fiilin ve bu haksız fiilin davacı adına tescilli ...
markasına ilişkin haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile işbu tecavüz ve
haksız rekabetin durdurulmasına;
Davalı tarafa ait ... alan adının iptali ile bu alan adı altında yayın yapan
internet sitesinde yer alan web sayfalarına erişimin engellenmesine;
Davalının internet sitelerinde kullanmakta olduğu ... ... ibaresinin kaldırılmasına
ve bu suretle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin men’ine;
... isimli sosyal ağda, “.....” kullanıcı adı altında, ... isimli sosyal
ağda, “.....” kullanıcı adı altında, ... isimli sosyal ağda “...”
isimli kullanıcı adı altında ve ... isimli e-ticaret sitesinde ‘... ...’ ibaresi ile bulunan
hesabının, sosyal ağ platformları üzerinden gerçekleştiren kullanımın ve satışının önlenmesine;
Davalılar tarafından üretilip piyasaya sunulmuş ... ... markasını üzerinde barındıran
ürün/hizmetlere, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar
dâhil, bulundukları her yerde el konulmasına; bu ürünler üzerindeki ... ... markalarının
silinmesi veya tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına; ... ... markasının
bahse konu ürünler üzerinde yer almasını sağlayan cihaz, makine ve benzeri tüm araçlara el
konulması, bunların şekillerinin değiştirilmesi, mümkün değil ise imhasına;
... ... ibaresini taşıyan her tür tabela, basılı evrak ve sair evrakların kaldırılmasına;
bu ibarenin, iş evrakı ve reklamlarda kullanılmasının durdurulmasına;
... ... ibaresinin, internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı,
yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması eylemlerinin
durdurulmasına;
Maddi tazminat bakımından, dosyanın HMK md.107 anlamında belirsiz alacak davası
olarak değerlendirilmesine ve fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik
10.000,00TL maddi tazminatın, ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 07.12.2020 tarihinden
itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine,
Haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz nedeniyle, 30.000-TL manevi tazminatın; ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 07.12.2020 tarihinden itibaren
işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine;
Hükmün kesinleşmesinden sonra ve masrafı davalıya ait olmak üzere, mahkeme
kararının hüküm kısmının Türkiye’de yayınlanan ve tirajı en yüksek olan gazetelerden bir tanesinde bir kez ilanına,
2-Harçlar Yasasına göre hesaplanan 2.732,40-TL karar harcından peşin harç: 80,70-TL+ıslah harcı:153,70-TL) olmak üzere toplam 234,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.498,10-TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-a)Maddi tazminat talebinin kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 1.000,00-TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Manevi Tazminat Talebinin kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Markaya tecavüz ve haksız rekabet davasının kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 5.171,60-TL yargılama giderinin takdiren 5.000,00-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
ISLAH HARCI : 153,70-TL
GİDER AVANSI :4.845,00-TL
TOPLAM :5.171,60-TL