T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/79
KARAR NO : 2024/295
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - T.C. Kimlik No:...
...
DAVALI : ....
VEKİLİ : Av. ... -....
DAVA : Davalının Marka Tescilinin Ve Bu Markaya İlişkin Kullanımlarının Markanın
Başvuru Kapsamı Dışına Çıkıp Çıkmadığı, Davacının Marka Hakkına Tecavüz
Teşkil Edip Etmediği, Maddi Ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 17/03/2021
KARAR TARİHİ : 13/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/08/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan davalının marka tescilinin ve bu markaya ilişkin kullanımlarının markanın başvuru kapsamı dışına çıkıp çıkmadığı, davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği bu kapsamda maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı istemlerine ilişkin davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı tarafın dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; davalının ... sayılı “... ...” ibareli markasının 40. Sınıfta tescilli olduğunu, ancak davalının markasını tescili kapsamı dışında kullandığını, bu kullanımların müvekkilinin ... sayılı “...” markasından doğan hakları ihlal ettiğini, bunun üzerine .... D.iş sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine tespitte bulunulduğunu, davalı kullanımlarının 35 ve 42. Sınıf hizmetler kapsamında kaldığının tespit edildiğini, davalının buna rağmen ihlal eylemlerini sürdürdüğünü, davalıya bir ihtar gönderildiğini, takibinde arabuluculuk görüşmelerinde de bir sonuç elde edilemediğini, müvekkilinin 1999 yılından beri “...” ibaresi üzerinde hak sahibi olduğunu, buna ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının bulunduğunu, .... sayılı ilamının ... tarafından da .... sayısı ile onandığını, ... ibaresinin bilinen bir kelime olmadığını, fantezi – yaratım bir ibare olduğunu, bu ibarenin İngilizce sözlüklerde yer almadığı gibi reklam terimleri arasında da olmadığını, davalının gerçekleştirdiği kullanımların bu anlamda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının müvekkili markalarının varlığını bildiği halde bu eylemlerini sürdürdüğünü, davalının bir reklam ajansı olarak hizmet verdiğini, .... adresine girildiğinde de bu durumun görülebileceğini, davalının grafik tasarım, kurumsal kimlik, logo, web sitesi, katalog, tanıtım vs. hizmetlerinin bulunduğunu, ayrıca medya planlaması, organizasyon işleri, reklamcılık faaliyetlerinin bulunduğunu, davalının ... ilinde faaliyet gösterdiğini, sosyal medya hesaplarından, ... sitesinden,... hesaplarından faaliyetlerinin görülebileceği gibi alan adının da doğrudan davalıya ait olduğunu, davalının açıkça kötü niyetli olduğunu, davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabete sebebiyet verdiğini iddia ederek davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürdüğü kullanımlarının tespit, men ve ref’i ile 5.000 TL manevi, 1.000 TL maddi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla özetle; müvekkilinin markasının ... sayısı ile tescilli olduğunu ve “... ... farklı düşünür” şeklinde ibarelerden oluştuğunu, davacı yanın söz konusu başvuruya karşı itirazlarının kurum tarafından reddedilmiş olduğunu, dolayısıyla davacı yanın marka hakkına tecavüz ve haksız kullanım iddialarının reddedildiğini, müvekkili markasının ayırt edici unsurunun “...” olduğunu, “...” ibaresinin reklam sektöründe tanımlayıcı bir unsur olduğunu, dolayısıyla karışıklık yaratma ihtimalinin bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin “...” adıyla bilindiğini, web sitesi yaptıran kişilerin, web sitelerinin, milyarlarca site içerisinde bulunabilirliğinin ve ulaşılabilirliğinin arttırılmasını talep ettiğini, müvekkilinin de bu alanda faaliyet gösterdiğini, “...” markası özgün bir ibare olarak marka tescili yapılmış ise de sektörde günümüzde sıkça kullanılan bir kelime haline geldiğini, davacı tarafın dilekçe ekinde sunmuş web sitesi görüntülerinde öne çıkan ibarenin ... olduğunun görülebileceğini, müvekkilinin markasının 40. Sınıfta olduğunu, davacı tarafın ise 35. Sınıfta olduğunu, farklı sınıflardaki markaların tecavüz teşkil etmeyeceğinin açık olduğunu, davacı yanın markalarını kullandığının ortaya konulması gerektiğini, davacı yanın dilekçesinde "..." markasının 1999 yılından beri gerçek hak sahibi olduğunu, bu konuda kesinleşmiş mahkeme kararlarının olduğunu, ...'un bir kelime olmadığını ve böyle bir kelimenin İngilizce'de ve İngilizce sözlüklerde yer almadığını iddia ettiğini, halbuki ... kelimesinin özellikle son 20 yıldır tüm dünya tarafından kullanılan ve reklamcılık alanında faaliyet gösteren birçok şirkete ismini verdiğini, Google markasının sunmuş olduğu reklam hizmetinin adının dahi "..." olduğunu, davacı iddiaları aksine müvekkili işyerinde yapılan tespitlerde “...” ibaresinin ön plana çıktığının tespit edilmiş olduğunu, rapordaki aleyhe değerlendirmeleri kabul etmediklerini, davacı tarafın gerek tespit talebinde gerekse de dava dilekçesinde 2013 yılından itibaren herhangi bir kullanımının bulunmadığının görüldüğünü, davacının pasif konumda olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının marka tescilinin ve bu markaya ilişkin kullanımlarının markanın başvuru kapsamı dışına çıkıp çıkmadığı, davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği bu kapsamda maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA özetle:
- Davalı tarafın .... web sitesi ve muhtelif sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdiği görülen kullanımları ile .... D.iş sayılı tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu kapsamında yapılan incelemeler sonucunda, davalı yanın ticari faaliyetlerine konu ettiği hizmetlerin, davalı adına tescilli ... sayılı marka kapsamında kalan kullanımlar olarak değerlendirilemeyeceği, bununla birlikte mezkur kullanımlar ile davacı adına tescilli ... sayılı marka kapsamında yer alan bir kısım mal ve hizmetlerin (35 ve 42. Sınıftaki) benzerlik gösterdiği,
- Taraf markalarının fiili faaliyet alanlarının hitap ettiği ilgili tüketici grubunun 35.sınıftaki hizmetler açısından bilgi ve bilinç düzeyi yüksek, genellikle yetişkin ve seçici kişiler olduğu, 42. Sınıf hizmetlerin ise daha geniş alternatiflilikte bir tüketici grubuna hitap ettiğinden bahsedilebileceği,
- Bununla birlikte ilgili tüketici kitleleri nezdinde dahi davalı tarafın fiili kullanımlarında markasal nitelik arz edecek mahiyette kullandığı “... ...” ibaresinin, davacı adına tescilli “...” ibaresini bir bütün olarak içerdiği, davacı yanca sunulan Yüksek Yargı kararları ile birlikte bu durum göz önüne alındığında, davalı eylemlerinin, davacı marka tescilinden doğan hakları olağan şartlarda ihlal ettiğinden ve bu durumun aynı zamanda haksız rekabete sebebiyet vereceğinden bahsedilebileceği,
- Davalı yanın anılan ibarenin reklamcılık hizmetlerinde sektörel bir kavram olduğu yönündeki iddiaları ve aksi yönlü Yargı kararlarının nihai takdir ve hukuki yorumun Mahkemeye ait olduğu,
- .... D.iş dosyasında düzenlenen raporda, davalı kullanımlarının 7 yılı aşkın bir süreye dayandığı beyanı yönündeki tespit ile birlikte işbu rapor kapsamındaki tespitlere ilişkin takdir ve hukuki yorumun Mahkemeye ait olduğu,
- Davacı yanın 25.11.2021 havale tarihli dilekçesinde ticari defterlerinin Şişli/İstanbul’da bulunan muhasebecilerinde, davalı tarafın ise 22.11.2021 tarihli dilekçesinde ticari defter ve kayıtlarının İzmit/... ilinde bulunduğunu belirttikleri ve yerinde inceleme yapılmasını talep ettikleri görülmüş olup mevcut durumda davalı eylemlerinden kaynaklı davacı yanın SMK m. 151/2-b kapsamında talep ettiği yoksun kaldığı kazanç hesaplamasının söz konusu defter ve kayıtlar incelenmeksizin mümkün olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
05/09/2022 tarihli talimat raporunda:
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; Dosya kapsamına göre yukarıda yapılan incelemelerde davacının haksız rekabet nedeniyle tazminat talebinde bulunduğu, ancak dosyanın incelenmesinde yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan; haksız rekabet alanına giren faaliyetlere ilişkin ticari sözleşmeler, faturalar, beyannameler ile belirtilen maliyetlere ilişkin belgelerin dosyada yer almadığı, dolayısıyla davacı tarafından istenebilecek maddi tazminat bedeline ait hesaplamaların hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesin ve doğru şekilde yapılmasının mümkün olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
19/01/2023 tarihli talimat raporunda:
Davalı yasal defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde;
-Davalının 2021, 2020 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK'nın amir hükümlerine göre zamanında ve yetkili makamlarca tasdik ettirildiği, lehine delil olup olmama yönünde takdirin mahkemeye ait olduğu
-Davalının 2021 yılında 53.878,98 TL zarar, 2020 yılında 96.812,22 TL zarar, 2019 yılında 72.503,46 TL zarar ettiği,
- 6769 sayılı SMK 151.madde hükümlerine göre davalı tarafından ... ... adı kullanılarak yapılan herhangi bir mal/hizmet satışı olmadığı ve net kazanç sağlanmadığı,
Takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
ISLAH:
Davacı vekili 18/10/2023 tarihli ıslah dilekçesiyle, ''dava dilekçesinin SONUÇ ve İSTEM taleplerimizi tekrar eder iken, dava dilekçemizde, davalının davacı tescilli markası " ... " aleyhine, marka tecavüzü ve haksız rekabet gerçekleştirdiği süre zarfında, maddi tazminata ilişkin " yoksun kalınan kazanç " hesaplamasının SMK 151/2-b 'ye göre hesaplanması talebimizi ıslah hakkımızı kullanarak ıslah ettiğimizi beyan eder, ” yoksun kalınan kazanç " hesabının 151/2-c uyarınca mevcut bilirkişi heyetince ek rapor alınması kapsamında hesaplanmasını talep ederiz'' şeklinde ıslah dilekçesi sunmuştur.
ISLAHA KARŞI BEYAN:
Davalı vekili beyan dilekçesiyle, davacı tarafından sunulmuş olan ıslah dilekçesini kabul etmediklerini bildirmekle ve ıslaha ilişkin itirazları tekrarla, davacı tarafından açılan haksız ve hukuka aykırı DAVANIN REDDİNE karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen EK RAPORDA özetle:
Kök raporda yer alan görüşlerine EK OLARAK;
-Davacı yanın talep etmiş olduğu tazminat talebi kapsamında, davacı yan defterlerinin de incelenmesi gerektiği,
-Davacı yanın 25.11.2021 havale tarihli dilekçesinde ticari defterlerinin .... ’da bulunduğunun belirtildiği, dosya kapsamında yer almadığı,
-Davalı yana ait sadece 2019-2020-2021 yıllarını kapsayan inceleme yapıldığı, yapılacak incelemenin 2012-2021 yılları arasında olması gerektiği, bu kapsamda davalı yan defterleri ile ilgili yeniden bir inceleme yapılması gerektiği,
-Davacı yanın 2012 yılından davanın açıldığı 2021 yılı arasına ait sahip olduğu lisans sözleşmelerini, varsa lisans sözleşmeleri yapılan firmaların elde ettiği ciro tutarlarını, varsa marka reklam harcamalarını, markanın değerini gösterir rapor / analiz veya bu yönde mali nitelikte bilgi ve belgelerini sunması gerektiği, mezkur lisans sözleşmesinin emsal olarak dikkate alınamayacak olduğunu,
-Eski tarihli lisans sözleşmelerinin olmaması halinde .... müzekkere yazılmak sureti ile emsal lisans sözleşmesi veya lisans oranlarının sorulması gerektiği,
-Söz konusu eksiklikler giderilmeden mevcut durumda davalı eylemlerinden kaynaklı davacı yanın SMK m. 151/2-c kapsamında talep ettiği yoksun kaldığı kazanç hesaplamasının söz konusu defter ve kayıtlar incelenmeksizin heyetçe yapılmasının mümkün olmadığı,
bildirilmiştir.
GEREKÇE:
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddesine göre:
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin ya-yım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddesine göre,
(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç)Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2)19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 50. Maddesi uyarınca; “Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.” denilmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 52 nci maddesine göre,
(1)Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2)Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.
Markaya tecavüz dolayısıyla uğranılan "manevi zarar" ise KHK'da başkaca bir hüküm bulunmadığından borçlar Kanunun 49. Maddesindeki şartlar dairesince tanzim edilir. Markaya tecavüz, çoğunlukla bir kişinin ticari itibarının zedelenmesine sebebiyet verir. Manevi tazimanata hükmedilebilmesi için failin kusuru gerekmekle birlikte, kusurun ağırlığı herhangi bir rol oynamaz.
Markaya tecavüz halinde kişilik değerlerinden biri olan ticari itibarda vukua gelen kayıpları karşılamak için manevi tazminat isteyebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Tüm dosya kapsamına göre:
Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki kullanma hakkına (tekel hakkı) dayanarak, kendisinin izni alınmadan, tekel hakkı kapsamında yer alan işlemlerin yapılmasını önleyebilir. Tescil edilmemiş bir markanın sahibi de genel hükümlere göre tecavüzün önlenmesini isteyebilir. Tescil edilmiş markaya hangi hallerde tecavüz edilmiş sayılacağı 6769 s. SMK’nın 29. Maddesinde hükme bağlanmıştır.
Taklit, bir markanın aynen ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması iken; tağyir, başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen değil de, değiştirilerek kullanılmasıdır. Bu hallerde fiilin marka hakkına tecavüz sayılabilmesi için, muhataplarının zihninde karışıklık meydana getirebilecek nitelikte olması gerekir. SMK’ da, “marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek”, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir. Zira tescilli bir markanın aynısının ya da benzerinin kullanılması zaten marka üzerindeki “tekel hakkı” na tecavüz oluşturmaktadır.
Markadan doğan tekel hakkına tecavüzden söz edilebilmesi için öncelikle markanın üzerinde kullanıldığı mal ve hizmetlerin benzer olması gerekmektedir.
Devamla;
Tecavüze Konu Davacı markası Davalı Kullanımları
... ....
...
....
Alınan bilirkişi raporları, sunulan deliller ve tüm dosya kapsamına göre: .... sitesinin alan adı olarak 13/10/2010 tarihinde alındığı, 2009/ yılından bu yana davalının bu isimle faaliyet gösterdiği, davalının ... ... adıyla kullanımlarının bulunduğu, bu ibareyi markasal nitelikte kullandığı ve reklam ve tanıtım işleri yaptığı, davacı yanın markasının ise ... sayılı ... ibareli marka olduğu, 35 ve 42 . Sınıf hizmetleri kapsadığı, bu kapsamda davalı hizmetlerinin bu sınıflar kapsamında kalan hizmetler olduğu, bu nedenle davalı kullanımlarının davacının tescilli markası kapsamında kalan kullanımlar olduğu, davalının ... markasının ... şeklinde olup 40. Sınıf hizmetleri kapsadığı, söz konusu hizmetlerin davalı yanın fili olarak faaliyet gösterdiği hizmetlerin davalı yanın tescilli markası kapsamında olmadığı, davacı yana ait ... sayılı marka kapsamında ise 35. Sınıftaki ve 42. Sınıftaki hizmetler olduğu, bu faaliyetlerin genel olarak '' bilgisayar hizmetleri'' alanında kullanıldığı, dolayısıyla davalının fili faaliyet alanlarının davacı adına tescilli markası kapsamındaki bir takım mal ve hizmetler ile bire bir, aynı, aynı tür ya da yüksek düzeyli bir benzerlik içerisinde olan mal ve hizmetler olduğu, dosya kapsamındaki delillerden davacının ... ibaresini yaklaşık 20 yıla yakın süredir muhtelif sınıflarda tescilli olarak koruduğu ve kullandığı; davalı kullanımlarının dosya kapsamındaki delillerden ve davalı yana ait internet sitesinden görüleceği üzere ... ... şeklindeki kullanımlar olduğu, bu kullanımın davalının ... sayılı markası ile örtüştüğü, davalının .... ve .... sosyal medya hesabındaki kullanımlarının ... şeklinde olduğu, ... sosyal medya hesabındaki kullanımlarının ise ... şeklinde olduğu; tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın fiili kullanımlarının, davalı adına tescilli ... sayılı marka kapsamında kalan kullanımlar olmadığı, mezkur kullanımlarının, davacı adına tescilli ... sayılı marka kapsamında 35 ve 42. Sınıfta yer alan hizmetler ile ilişkilendirilebilir, başka bir ifadeyle davacı markası kapsamında kalan kullanımlar oldukları, uyuşmazlık konusu markalar karşılaştırıldıklarında, davalı yanın kullanım görsellerinin bir kısmında “...” ibaresinin de en az “...” sözcüğü kadar ön planda olacak şekilde kullanıldığı, dolayısıyla bu noktada davalı tarafın “...” ibaresini tamamen tali nitelikte kalacak şekilde kullandığından bahsedilemeyeceği, anılan kullanımın bütün olarak tüketici algısında da markasal bir etki doğuracak şekilde bir kullanım olarak algılanacağı, anılan ibarenin davacı yan adına uzun yıllardır tescilli olduğu ve yine uzun süreli kullanım ile belli düzeyde ayırt edicilik de kazandığı, dolayısıyla tüketicinin daha evvelden davacı adına tescilli “...” markasını taşıyan hizmetlerden yararlandığı bir durumda, dava konusu markayı da davacı taraf ile ticari bir işbirliği içerisinde hareket eden bir işletme markası veyahut doğrudan davacı taraf markası olarak algılama ihtimalinin kuvvetle muhtemel olacağı ve bu durumun karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede bir benzerliğe sebebiyet vereceği, bu durumun ise davacı yanın tescilli markasından doğan hakların ihlaline sebebiyet vereceği; davalının kullanımlarının davacının tescilli markasından doğan hakları ihlal ettiğine ilişkin dosya kapsamından davalı yanın ihlal teşkil eden eylemlerinin davacıya ait tescilli markaya tecavüz teşkil eder eylemler olduğu, davacının tecavüz iddiasına yönelik davalı eylemlerinin 6769 sayılı SMK anlamında markaya tecavüzün yanında ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği de anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında 151/2-b maddesi kapsamında bilirkişilerce inceleme yapılamadığından davacı markasının tecavüz ve haksız rekabete maruz kalmış olması nedeniyle isteyebileceği maddi tazminat tutarı mahkememizce 1.000-TL olarak takdir edilmiştir.
Davacı tarafça tazminat talebi 151/2-c maddesi bakımından hesaplanması için dava ıslah edilmiştir. SMK 151. Madde kapsamındaki tercihlerin ıslah ile değiştirilip değiştirilemeyeceğine ilişkin olarak ... Dairesinin bu konuda verdiği kararların istikrarlı olmadığı ve .... 'nın aksi yönde kararı bulunmakta ise de ... İçtihadı Birleştirme kararı haricindeki kararlarının yerel mahkemeler bakımından bağlayıcı olmadığı, ancak yol gösterici olduğu dikkate alındığından mahkememizin ıslah ile sadece usule ilişkin işlemlerin değiştirilebileceği maddi hukuka ilişkin yenilik doğuran hakların kullanılmakla tükendiği ve ıslah suretiyle değiştirilemeyeceği kanaatine varması nedeniyle davacının bu kapsamda yaptığı ıslah dikkate alınmamıştır.
Bir tür haksız eylem niteliği taşıyan davalının haksız rekabet eylemi sonucu davacı marka sahibinin piyasada edindiği imaj ve güvenden oluşan manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar ile uzun süren çabalarla yaratılan marka imajının zedelenmesi nedeniyle davalının eyleminin MK ve TTK hükümlerine aykırı bir haksız eylem niteliğinde olması, davacının manevi ticaret varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar nedeniyle manevi tazminat talebinin yerinde olduğu kabul edilerek bir taraf için zenginleşme amacı ve diğer taraf içinde önemli bir zarar doğurmayacak şekilde 5.000-TL manevi tazminata hükmolunmuştur.
Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN KABULÜ İLE
Davalının ... unsurlu kullanımlarının SMK kapsamında marka ihlali olduğu tespiti ile men ve ref'ine
Davalının ... unsurlu kullanımlarının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile men ve ref'ine,
Manevi Tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Maddi Tazminat talebinin takdiren 1.000,00 TL olarak kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Yasasına göre hesaplanan 409,86-TL karar harcından peşin alınan 102,47-TL’nin mahsubu ile bakiye 307,39-TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 14.201,67-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf /vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 161,77-TL
GİDER AVANSI :14.039,90-TL
TOPLAM :14.201,67-TL