T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/367 Esas - 2024/278
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/367
KARAR NO : 2024/278
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACILAR : 1-...
Mersis No:...
: 2- ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ...
Mersis No: ...
...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 26/09/2022
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı markasının kullanımda olan ve daha önce tescil başvurusu yapılan müvekkili markası ile aynı/benzer olduğunu, bu sebeple tescilinin olanaksız olduğunu, davalı markalarının tescil edilmek istendiği sınıfların aynı olduğunu, davalı markasının tescil başvurusundan (25.08.2020) önce müvekkili markasının ciddi şekilde kullanıldığını, önceye dayalı kullanım hakkı gereği davalı markasının tescilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin sadece olağan kullanım ile sınırlı kalmamış, markanın tanıtımı için dijital ortamda da reklam faaliyetleri de yürütmüş olduğunu, gerek sosyal medya (instagram, facebook vb) reklamları, gerekse google arama motoru reklamları ile ... markasının daha bilinir hale getirilmiş olduğunu iddia ederek ... kararının iptaline, dava konusu markanın tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacının marka başvurusu, bizzat müvekkili tarafından tescilli markaları gerekçe gösterilerek itiraz edilmesi sonucunda aynı/benzer ve karıştırılma ihtimali haklı görülmüş, ... tarafından davacının redde gerekçe başvurusunun reddedilmiş olduğunu, tanınmış marka korumasının 6769 sayılı SMK. 6/5 maddesinde yazılı koşulları gerçekleştirilmek kaydıyla mümkün olacağını, bilinirlik hususunun ise sadece reklam faaliyetleri şeklinde genel bir yaklaşımla mümkün olmadığını, davacı ... adlı şahsın mahkemeye sunmuş olduğu eskiye dayalı kullanımına yönelik hukuka uygun delilin bulunmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şirket tarafından 25.08.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile “... burada tam anlamıyla çok özelsiniz” ibareli marka için 16 / 41 / sınıflarda marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 27.10.2020 tarihli ve 359 sayılı .... 'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket tarafından itiraz edilmiş, işbu itiraz ... tarafından reddedilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu karara ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ... tarafından ...sayılı kararı ile; '' … Genel kural olarak, ... ... (...), bir başvuruyu veya işlem sürecindeki itirazları incelerken, inceleme tarihindeki mevcut verilere ve hukuki duruma göre karar verir. Mahkemeler de Kurum kararlarını aynı yöntemlerle incelemek durumundadır. Aksi halde sonu gelmeyen tescil süreçleri ve yargılamalarda bekletici mesele yapılması istemlerine yol açacaktır. Diğer taraftan ...'nun kendi kararından sonraki gelişmeleri öngörecek bir karar vermesi de mantıken beklenemez. (aynı yönde bkz. .... Mahkemesi, 18/12/2007 tarih, .... . sayılı kesinleşmiş kararı) Nitekim, .... . sayılı (dirk bikkembergs) ilamında, itirazın incelendiği tarih itibarıyla hakkında kesinleşmiş hükümsüzlük kararı bulunmayan markalara ilişkin olarak, Kurumun neticesi belirsiz olan hükümsüzlük davasının sonucunu beklemek gibi bir zorunluluğu bulunmadığını belirtmiştir. Bu hususlar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, itiraza dayanak olan markanın reddi hakkındaki ... kararının iptaline ilişkin dava hakkında verilen bir karar ile işbu kararın kesinleştiğine yönelik bilginin mevcut olmaması, mevcut yargı teşkilatında fikri ve sınai haklar alanında ilk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay olmak üzere üç aşamalı bir yargı süreci bulunması, verilen karara karşı da dava açılması halinde söz konusu davada kesinleşmiş kararın çıkmasının uzun yıllar alabilecek olması gibi hususları göz önüne alan Kurul, somut olayda yargı sürecinin bekletici sorun yapılması talebini kabul etmemiş ve mevcut hukuki duruma göre karar verilmesi gerektiği görüşüne ulaşmıştır. Bu çerçevede, mevcut hukuki durum çerçevesinde, itiraz tarihinin (22.09.2021) üzerinden oldukça uzun sürenin geçmesini ve makul sürenin de aşıldığını dikkate alan Kurul, idarenin sürekliliği ilkesini de dikkate alarak, itirazın incelenmesine karar vermiştir. Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda, itiraza mesnet olarak gösterilen ... sayılı "... anaokulu - ilkokul - ortaokul" ibareli başvurunun ... sayılı ... kararı ile reddolduğu ve hükümden düşmüş bulunduğu tespit edilmiştir. Bu çerçevede ve itiraza mesnet markanın hükümden düşmüş bulunması karşısında, karıştırılma ihtimali gerekçeli itirazın kabulü mümkün olmamıştır. Öte yandan, yukarıda belirtilen tespitler ve sunulan belgeler ışığında, SMK m.6/3 ve 6/6 koşulları oluşmadığı kanaatine varıldığından, eskiye dayalı kullanım ve diğer fikri haklar gerekçeli iddialar da kabul edilmemiştir. Ayrıca, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller, argüman ve savlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu yöndeki itiraz kabul edilmemiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için yeterli bir kanıt teşkil etmediğinden (aynı yönde bkz. .... Genel Mahkemesi, 01/02/2012 tarih, ... sayılı kararı, para. 90) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir... gerekçesiyle ''İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
1. Her ne kadar dava konusu marka ile davacının redde gerekçe markası arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunduğu ve dava konusu markanın kapsamındaki mallar/hizmetlerin redde mesnet markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer alsa da, davacının redde mesnet markasının hükümden düştüğü tespit edildiğinden davacının 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı,
2. Davacının eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
3. Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
4. .... Sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen EK RAPORDA özetle:
- Davacının .... esas numaralı davanın bekletici mesele yapılması hususunun mahkemenin takdirinde olduğu,
- Kök rapora itiraz dilekçesi sunulan ek delillerin mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde, dava konusu ibarenin dava konusu “eğitim ve öğretim hizmetleri” bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunduğu, dolayısıyla 6769 sayılı SMK'nın 6/3 maddesindeki koşullarının hükümsüzlük davası bakımından davacı lehine oluştuğu, ... kararının iptali bakımından ise davacının SMK 6/3 maddesi kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı,
bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (... ., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Davalı Markası Davacı Markası
... ...
.... ....
(16 ve 41. sınıf) (16 ve 41. Sınıf) - ....
Davacıya ait redde mesnet .... ibareli markanın hükümden düşmüş olması nedeniyle ... iptal talebi yönünden SMK 6/1 maddesi anlamında incelemeye esas olamayacağı, mal ve hizmet karşılaştırması ile benzerlik karşılaştırmasının yapılamayacağı anlaşılarak ... iptal talebi yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava konusunun ... iptal talebi yanında davalıya ait ... kod numaralı ... Burada tam anlamıyla çok özelsiniz+şekil ibareli markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkin olması nedeniyle hükümsüzlük yönünden ayrıca bir inceleme yapmak gerekmiştir.
Bu durumda SMK 6/3 maddesi uyarınca eskiye dayalı kullanım bakımından dosyaya sunulan deliller incelenmiş; davacının, dava dilekçesi ve cevaba cevap ve delil dilekçesi ekinde, eskiye dayalı kullanıma ilişkin dosya kapsamına sunduğu delillerin; tarihi belli olmayan 2 adet reklam panosu görseli, üzerinde “...” tabelasının yer aldığı bina görseli, davacı şirket tarafından düzenlenen 31.08.2017 tarihli fatura (faturada “...” ibaresi yer almamaktadır.), açıklamasında “Eylül Ayı Eğitim Ücreti” yer alan, davacı şirket tarafından düzenlenen 30.09.2018 tarihli fatura (faturada “...” ibaresi yer almaktadır.), .... uzantılı alan adının davacı şirket adına 20.12.2018 tarihinde tescil edildiğini gösterir belge, davacılardan ...’un davacı şirketin tek ortağı olarak tescil edildiğini gösterir 7 Ekim 2019 tarihli ticari sicil gazetesi, İstanbul ve Kayseri illerindeki özel kurumları gösteren 26.09.2022 tarihli ... Resmi Sitesi Kayıtları, Reklam hizmeti için 15.01.2018, 23.05.2018, 12.09.2017 ve 21.05.2018 tarihli davacı şirket adına düzenlenmiş 4 adet fatura (Faturalarda “...” ibaresi yer almakla birlikte, bu faturaların “Eren Koleji” ibaresinin dava konusu hizmetler üzerinde markasal kullanımının bulunduğunu ispatlamamaktadır.), 21.09.2022 tarihli ve noter onaylı “...” ibaresinin Google arama motoru sonuçları olduğu, sırf bu belgeler dikkate alındığında davalının marka başvurusundan önce davacının dava konusu ibareyi etkin ve yoğun olarak kullanıldığını ispatlayamadığı değerlendirilmiş ise de; davacı tarafından kök rapora itiraz dilekçesinde, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihli sunduğu 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait 18 adet faturaların dava konusu ibarenin markasal olarak “eğitim ve öğretim hizmetleri” için kullanıldığı anlaşılarak dava konusu ibarenin dava konusu “eğitim ve öğretim hizmetleri” bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunduğu, dolayısıyla 6769 sayılı SMK'nın 6/3 maddesindeki koşullarının hükümsüzlük davası bakımından davacı lehine oluştuğu kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre açıklanan nedenlerle; ... kararının iptali talebinin reddine, hükümsüzlük davasının "Eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından" SMK 6/3 maddesi uyarınca kabulü ile dava konusu ... sayılı markanın "Eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından" hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
... iptali talebi bakımından verilen kararın içeriği nedeniyle sair taleplerin şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-... kararının iptali talebinin reddine,
2-Hükümsüzlük davasının "Eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından" SMK 6/3 maddesi uyarınca kabulü ile dava konusu ... sayılı markanın "Eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından" hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair talebin reddine,
3- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-... iptali davasının reddi nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
5-Hükümsüzlük davasının kısmen kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine,
6-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 5.727,80-TL yargılama giderinin takdiren 2.863,90-TL'sinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalılar tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/06/2024
Katip .... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 211,30-TL
GİDER AVANSI :5.516,50-TL
TOPLAM :5.727,80-TL