T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/392
KARAR NO : 2024/283
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :....
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ...
Mersis No:...
...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Tescili
DAVA TARİHİ : 14/10/2022
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka tescili davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; “...” ve “ ... ... ...” markalarının, tüketici nezdinde iltibasa sebep olacak düzeyde benzer olmadığını, iki marka da bir tek “...” sözcüğünden değil, ikiden çok sözcüğün birleşiminden oluştuğunu, markaların bütünsel anlamının birbirinden çok farklı manalar ihtiva ettiğini, bu markaların farklı sözcüklerin dizilimi sonucunda meydana gelerek oluşturulmuş olduğunu, iki markada da tek ortak sözcüğün “...” sözcüğü olduğunu, “...” sözcüğünün markalar içindeki yerine dikkat edildiğinde, bu sözcüğün markaların ilk sözcüğü olmadığı, markalardan birinde son sözcük, diğer markada ikinci sözcük olarak kullanıldığının görüldüğünü, ayrıca “...” sözcüğünün, ... ilinin .... temsili ismi olduğunu ve bölgede hatta dünyada ...’yı ifade ederken kullanılan evrensel bir sözcük olduğunu, “...” sözcüğü bir manada, ... ilinin dünyadaki markası olduğunu, bu bakımdan evrensel manada ... ilini temsil eden ve bu ilin üst markası olan “...” sözcüğünün hiçbir markanın tekelinde kullanılması ya da başka markalarla karıştırılması ihtimaline binaen tek bir markaya tahsis edilmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte ülkemizde ve dünyada “...” sözcüğü kullanan sayısız marka mevcut olduğunu, davalı tarafın internet sitesindeki faaliyet alanlarına dikkat edilirse, davalının özellikle 30. sınıf kodunda bir faaliyetinin olmadığı bu bakımdan vekil eden ile karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığını, iki markanın da ürettiği ürünlerin birbirinden tamamen farklı olduğunu ifade ederek, ... sayılı kararının iptaline, markanın 29. ve 30. Sınıflarda dahil olmak üzere tüm sınıflar için tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkili markaları ile davacının tescilini talep ettiği markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal bir benzerlik olup aynı mal ve hizmet alanlarında olması nedeniyle ilgili tüketici tarafından karıştırılma, müvekkilin markasının serisi olarak algılanması, marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği dolayısıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın kısmen kabulü akabininde davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davacı şirket tarafından, 14.07.2021 tarihinde ... başvuru numarası ile “... ... ...” ibareli marka için 29 / 30 / 32 / 35 / sınıflarda marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 12.10.2021 tarihli ve 382 sayılı ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davalı şirket tarafından itiraz edilmiş, itiraz, ... tarafından 29. ve 30. sınıflarda yer alan mallar bakımından kısmen kabul edilmiş, davalı tarafından söz konusu ret kararına ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ...’nun ... sayılı kararı ile; '' (...) ... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli başvurunun .... sayılı "... ...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. … Bu husular çerçevesinde, başvuruya konu marka ile asli ayırt edici unsuru "... ..." , "... ..." olan itiraz gerekçesi markalar arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra, markaların kısmen aynı/benzer mal/hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sayılan nedenlerle, yayına itiraz incelemesi neticesinde verilen başvurunun kısmen reddine yönelik karar ve gerekçesi isabetli görülmüştür.'' gerekçesiyle '' İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
1.Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EKRAPORDA özetle:
1- Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların tamamının davalının markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı,
2- Dava konusu marka başvurusu ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunduğu,
3- Dava konusu marka ile davalı markaları arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu,
4- ... ... sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
2.Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
-Davaya konu olan ... sayılı “ ... ... ...” ibareli marka ile da redde mesnet olan ''... ...'', ''... ...'' ibareli markalarla görsel, işitsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunduğu,
-Dava konusu edilen 29 ve 30. Sınıfta yer alan malların tamamının redde mesnet gösterilen davalının markalarının tescil kapsamında birebir aynen yer aldığı,
-Bu nedenle taraf markalar arasında ... kararında da işaret edildiği üzere 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi bağlamında iltibasın gündeme geleceği,
bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Davalı Markası
.... ....
(29, 30, 32, 35. sınıf) ...
(29, 30. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu bütün malların davalı şirkete ait redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davacının markasının incelenmesinde; dava konusu “... ... ...” ibareli marka, siyah renkte, kalın küçük harflerle “...”, “...” ve “...” ibarelerinin alt alta yazılmasıyla oluşturulmuş, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markası olduğu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin İngilizce’de “....” eki, “...” ibaresinin İngilizce’de “doğal durum veya koşullar” anlamına geldiği tespit edilmiş, “...” ibaresi Türkiye'deki ... antik kentinin İngilizce adı olduğu, söz konusu ... ibaresi dışındaki sair ibarelerin dava konusu mallar hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan ibareler olması nedeniyle dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davalının markalarının incelenmesinde; redde mesnet markaların, sarı ve yeşil renklerin kullanıldığı dairesel bir şeklin içinde, bir inek resmi ile “... ...” ve “ ...” ibarelerinin yer aldığı karma markalar olduğu, “...” ibaresinin Türkiye'deki ... antik kentinin İngilizce adı olduğu, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davacının ''...'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, dava konusu markanın davalı markalarında yer alan “...” ibaresini esas unsur olarak içerdiği, dava konusu markada yer alan “...” ve “...” ibareleri ile davalı markalarında yer alan “...”, “...” ibarelerinin markalar arasındaki işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibası önleyici mahiyette olmadığı, ilgili tüketici kitlesinin yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının “...” esas unsurlu başvuru markasını gördüğünde, derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalının “...” ibaresini içeren markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, markaların aynı işletmenin markası veya idari-mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği, zira tüketici algısının baskın unsur olan “...” ibaresi üzerinde olacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "... ... ..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, neticeten hem dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu bütün malların redde mesnet markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde mesnet markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak bütünsel algı itibariyle iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu marka ile redde mesnet markalar arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu kabul edilmiş ve davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır