T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/472
KARAR NO : 2024/208
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
Mersis No:...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ...
....
DAVALI : 2- ... - T.C. Kimlik No: ...
...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 3- ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 06/12/2022
KARAR TARİHİ : 21/05/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde ve sair beyanlarıyla; ... başvuru numarası ve ... ibaresi ile yapılan marka başvurusuna müvekkili tarafından yapılan itirazların ... sayılı ... kararı ile reddedildiğini, müvekkilinin alkollü içecek sektörüne yaptığı ciddi yatırımlar ile “...” ve “... " ana markasıyla sektörün en hızlı büyüyen, marka değeri ve bilinirliği en hızlı yükselen firmalarından birisi haline geldiğini, ... ibaresinin müvekkili adına 08.09.2005 tarihinde ... numaralı tescil başta olmak üzere 30’dan fazla ulusal ve uluslararası tescil ile korunmakta olduğunu, müvekkilinin ... ibaresine ilişkin eskiye dayalı kullanımı ve üstün hak sahipliğinin tescilli markaları göz önünde bulundurulduğunda açıkça anlaşıldığını, dava konusu marka başvurusunun 31, 33 ve 44. sınıftaki mal ve hizmetler için yapıldığını, müvekkiline ait ... ibareli tescilli marka ile bu ibareyi içeren diğer birleşik markalarında ... ibaresinin bir kök unsur olarak yer aldığını, dava konusu markanın görsel, fonetik ve anlamsal olarak "..." ibaresini içerdiğini, dava konusu markada ... ibaresinin sonuna bir adet daha Y harfi eklendiğini, ancak harf tekrarı şeklindeki bu eklemenin fonetik ve anlamsal olarak bir farklılık yaratmadığını, bu kapsamda dava konusu ... ibareli marka tescil başvurusunun müvekkiline ait ... ibareli markalarla benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunan bir ibare olduğunu ve tüketicinin söz konusu markaları ilişkilendirmesi riski de bulunduğunu, davaya konu başvuruda kullanılan logonun müvekkiline ait markanın kullanıldığı ürünlerde başvurudan çok daha önceki tarihlerde kullanılagelen etiket görsellerindeki marka ve logo kullanımlarına da benzediğini, bu nedenle dava konusu başvuruda kullanılan logonun müvekkilinin marka ve tasarım hakkını ihlal ettiği gibi tüketici nezdinde ürün ve hizmetlerin farklı kaynaktan geldiğine dair bir ayırt edicilik de yaratmadığını, markalar arasında SMK m. 6/1 kapsamında benzerlik bulunduğunu ve bu benzerliğin iltibasa neden olacak düzeyde olduğunu, dava konusu markadaki ... ibaresinin tescil talep edilen emtialar yönünden tanımlayıcı bir unsur olup yan ve/veya tali unsur teşkil ettiğini, markaların aynı mal ve hizmetleri kapsadığını ve aynı alıcı çevresine hitap ettiğini, alkollü içeceklerin hammaddesinin üzüm ve benzeri tarımsal ürünler olduğunu, dava konusu başvurunun içerdiği 31 ve 44. sınıfların ilişkilendirilebilir mal ve hizmetler içerdiğini, hem markanın benzerliği hem içerdikleri emtiaların aynı ve benzer nitelikte olmasının ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa neden açabileceği gibi her iki markanın aynı firmaya ait olduğu zannını da uyandırabileceğini, davalı tarafın tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın tescil başvurusu yaptığı ya da ticaret alanında kullandığı markasını seçerken bu seçimin üçüncü bir kişinin haklarına tecavüz edip etmediği konusunda basiretli davranmak zorunda olduğunu, dava konusu markanın davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösterdiğini, tarafların faaliyet gösterdiği alkollü içecek ve özelinde rakı sektörünün regülasyonun çok sıkı uygulandığı, az sayıda üreticinin yoğun rekabet içinde olduğu bir piyasa yapısına sahip olduğunu, davalının müvekkiline ait markalardan ve ... ibaresine ilişkin kullanımdan bihaber olmasının mümkün olmadığını, aynı sektörde bulunan tacirlerin başkasının markasını kendi adına tescil ettirmesinin bir kötü niyet karinesi teşkil ettiğini, dava konusu ... kararının hukuka aykırı olduğunu, ... ibaresinin zayıf ibareli bir marka olduğuna ilişkin iddianın kabul edilemeyeceğini, ... ibaresinin 33. Sınıfta yer alan emtialar olan alkollü içecekler bakımından vasıf bildirici, tanımlayıcı, jenerik ya da anonim bir kullanımının söz konusu olmadığını iddia ederek; dava konusu ... ...'nun ... sayılı kararının iptaline, dava konusu ... sayılı ... ibareli marka başvurusu tescil edildiği takdirde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; markalar arasında SMK m. 6/1 kapsamında benzerlik olmadığını, karşılaştırmada markaların tüm unsurlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, iptali istenen ... kararının isabetli olduğunu, müvekkillerinin davaya konu markasının 31 / 33 / 44. sınıflar için başvuruya konu edildiğini, davacının iddialarına dayanak teşkil eden markalarının hiçbirinde 31 ve 44. sınıflarda tescili bulunmadığını, bu iki sınıf için markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin ön koşulu olan mal ve hizmet benzerliği sağlanmadığından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini, müvekkillerinin markasının dominant ve esas unsurunu logosunun oluşturduğunu, 3 harften oluşan son derece düşük ayırt edici “...” kelimesinin her iki markada da bulunmasının davacı iddialarının aksine mutlak surette işaretler arasında benzerlik bulunduğu anlamına gelmeyeceğini, kaldı ki davacı markası olan “...”nin bir yer adını ifade ettiğini, ... gibi yer adlarının içinde bulunduğu başvuruların düşük ayırt edici olup, bu başvurularda karıştırılma ihtimali incelemesinin başvuru parçalara ayrılmadan bir bütün olarak bıraktığı izlenim çerçevesinde değerlendirilerek ve buna göre aynılık ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerlik incelemesi yapılacağını, davacının markasal kullanımını öne sürdüğü ibareyle müvekkillerinin markası arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/3. maddesi kapsamında benzerlik bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından ... başvurusu esnasında öne sürülmemesine rağmen ilave delil olarak işbu davada öne sürülen belgelere muvafakatlerinin bulunmadığını, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; dava konusu ... ...'nun ... sayılı kararının İPTALİ, dava konusu ... sayılı ... ibareli marka başvuru tescil edildiyse HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ve SİCİLDEN TERKİNİ taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; 02.03.2021 tarihinde yapılan dava konusu marka başvurusunda 31, 33 ve 44. sınıf için tescil talebinde bulunulduğu, dava konusu marka başvurusunun yayımına davacı ... tarafından itiraz edildiği, itiraz gerekçeleri; “benzerlik/karıştırılma ihtimali (6/1)”, “eskiye dayalı kullanım (6/3)”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları (6/6)” ve “kötü niyet (6/9)” olarak belirtilmiştir. İtirazda dayanak gösterilen benzer markalar; .... numaralı markalar olduğu, dava konusu marka başvurusunun yayımına yapılan itirazların incelenmesi neticesinde davacı muterizin itirazları reddedildiği, ...’nın yayıma itirazları reddetmesi üzerine ... davacı tarafından karara itiraz edildiği, bu aşamadaki itiraz gerekçelerinin; “benzerlik/karıştırılma ihtimali (6/1)”, “eskiye dayalı kullanım (6/3)”, “kötü niyet (6/9)” ve “diğer” olarak belirtildiği, itirazda dayanak gösterilen benzer markaların; .... numaralı markalar olduğu, bu markalardan koyu olarak belirtilenler yayıma itiraz aşamasında dayanılmamış olup, karara itiraz aşamasında muterizin genişletme yoluyla dayandığı markalar olduğu, karara itiraza ilişkin açıklamaların önceki itirazlarla ve dava aşamasındaki iddialarla benzer mahiyette olduğu, karara itirazın incelenmesi üzerine verilen ve dava konusu yapılan 06.10.2022 tarih ve ... sayılı ... kararında; “... başvuru numaralı ve "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ...,.... sayılı ve "...", "... ...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve sair gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (…)Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu nedenle, markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. (…) Bu çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde başvuruya konu "..." markasının başvurunun eşya listesinde yer alan mallar ve hizmetler açısından 6769 s. SMK'nın 6/III maddesinde tanımlanan ve reddini gerektirecek düzeyde itiraz sahibi lehine hak sahipliği doğuracak nitelikte tescil başvurusundan önce Türkiye’de markasal olarak aktif ve yoğun kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varılmış olduğundan bu yöndeki iddianın da reddi gerekmiştir. (…) Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve incelenen başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. İtiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır.” gerekçeleriyle itirazın reddine şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1)Dava konusu marka ile davacının aşamalarda dayandığı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,
2)Davacının aşamalarda eskiye dayalı kullanım iddiasını ispata elverişli delil ibraz etmediği,
3)Davacının aşamalarda diğer fikri ve sınai haklara ilişkin herhangi bir dayanak göstermediği,
4)Davacının aşamalarda kötüniyetli marka başvurusuna ilişkin iddiasını ispata elverişli delil ibraz etmediği ve bu iddiaya ilişkin nihai takdir ve kanaatin mahkemeye ait olduğu,
bildirilmiştir.
Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu marka kapsamındaki 33. sınıfın tamamı açısından taraf markalarının mallarının aynı/aynı tür olduğu, 31. Sınıf mallar ve 44.sınıf hizmetlerin ise farklı olduğu,
-Taraf markaların kapsadığı aynı/aynı tür/benzer bulunan 33. Sınıf mallar üzerinde kullanılacak işaretler açısından karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için işaretlerin de benzer olma şartının da sağlanması gerektiği, taraf marka işaretlerinin benzer olmadığı ve ortalama tüketicinin işaretleri ayırt edebileceği,
-Davacının, davalı kurum nezdinde ve dava aşamalarda eskiye dayalı kullanım iddiası, diğer fikri ve sınai haklara ilişkin herhangi bir dayanak göstermemiş olması, kötüniyetli marka başvurusuna ilişkin iddiasını ispatlayan delillerin dosya içeriğine bulunmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (.... ., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ...’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Öncelikle dava konusu yapılan ... kararında yayıma itiraz aşamasında dayanak gösterilmemiş olan .... numaralı markalara da karıştırılma ihtimaline ilişkin itiraz gerekçesi bakımından dayanıldığı, belirtilen bu markaların, dava konusu yapılan ... kararında dikkate alınmamış -karada dikkate alınan markalara ilişkin açıklamaya işlem dosyası incelemesinde özel olarak yer verilmiştir-, bu duruma ilişkin olarak da herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir.
Dava konusu yapılan ... numaralı markanın başvurusu 02.03.2021; ... davacının karara itiraz aşamasında yayıma itiraz aşamasındakilere ilaveten dayanak yaptığı .... numaralı marka veya marka başvurularının başvuru/koruma tarihleri ise sırasıyla; 03.03.2021, 03.03.2021, 03.03.2021, 03.03.2021, 24.05.2021, 18.06.2021, 18.06.2021, 12.11.2021, 26.11.2021 ve 26.11.2021 olduğu, şu halde davacı muterizin karıştırılma ihtimali bakımından dayanak gösterdiği ilave markaları itiraza ve davaya konu olan markadan sonraki tarihli olduğu, sonraki tarihli marka başvurularının / markalarının önceki tarihli marka başvuruları / markaları bakımından tescil engeli oluşturması söz konusu olmayacağı için belirtilen bu markaların gerek ... kararı iptali gerek hükümsüzlük talebi bakımından herhangi bir etkisi olmayacağı anlaşılmıştır.
Davacının dayanak gösterdiği markalardan .... numaralı marka başvurularının tescil edilmemiş olması nedeniyle ve bazı dayanak markalar ve sona eren koruma tarihlerinin; ... – 03.05.2016, ... - 17.11.2016, ... – 17.11.2016 olduğu görülerek, dava konusu marka başvurusunun yapılmasından önce koruma sürelerinin dolmuş olmasından dolayı değerlendirmelerde dikkate alınmamıştır.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ...
(31, 33, 44. sınıf) ...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
(32 ve 33. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu
markanın tescil edildiği 33. sınıftaki malların tamamının, davacının dayanak markalarının kapsamındaki
mallarla aynı/aynı tür/benzer olduğu; dava konusu markanın tescil edildiği 31. sınıftaki mallar ile 44. sınıftaki hizmetler bakımından davacının
dayanak yapıp değerlendirmelere esas alınabilen markalarının kapsamındaki mal/hizmetlerle herhangi
bir aynılık veya benzerlik içermediği, tamamen farklı olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri 33. sınıftaki malların tamamı yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde;
Dava konusu ... ibareli markanın şekil, renk ve kelimeden oluşan karma bir marka olduğu, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının ... tescil numaralı “...” markasının dışındaki markaların tamamında “...” sözcüğünün yanında başka sözcükler de (papaz, mavi, delüks, halis rakı, yalın, rakı gibi rakı, gold, black gibi) yer aldığı, davacı markalarında herhangi bir şekil unsuru bulunmadığı, ... ibaresinin İstanbul iline bağlı bir semt olup, ... gibi önemli tarihi ve kültürel yapıları içermesi nedeniyle tarihi ve turistik öneme sahip bir yer olarak bilindiği anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, davacının dayanak yaptığı ''...'' ibaresinin davacıya herhangi bir tekel hakkı bahşedemeyecek nitelikte olduğu, “...” ibaresi ilgili tüketici kitlesinde doğrudan doğruya davacıyı veya markalarını çağrıştırmayıp, İstanbul’daki turistik bir semti de çağrıştırabileceği, taraf markaları arasında işaret benzerliği ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, SMK 6/1 maddesi kapsamında markaların benzer olmadığı / iltibas bulunmadığı,
Marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında davacı tarafından sadece önceki tarihli markalara (ve hatta sonraki tarihli markalara) dayanıldığı, davacı tarafından gerek marka işlem dosyası gerek dava dosyası kapsamında bu işaret ile ilgili olarak önceye dayalı hak sahibi olunduğuna ilişkin delil ibraz edilmediği, davacıya hangi kullanımın ne şekilde bağlandığına ve üstün hak bahşettiğine ilişkin ispatın gerçekleştirilmediği, gerek ... kararı iptali gerek marka hükümsüzlüğü talebi ile ilgili olsun davacının ileri sürdüğü eskiye dayalı kullanımdan kaynaklı bir tescil engelinden söz edilebilmesinin mümkün olmadığı, SMK 6/3 maddesi şartlarının somut olayda oluşmadığı,
Öte yandan gerek marka işlem dosyası gerek dava dosyası kapsamında davacı tarafından önceki tarihli markaları dışında somut olarak dayanılmış olan başka bir fikrî mülkiyet hakkı bulunmadığı, SMK 6/6 maddesi şartlarının somut olayda oluşmadığı,
Davacının kötüniyetli marka başvurusuna ilişkin iddiasını ispata elverişli delil ibraz etmediği, yalnızca benzer başvuru yapılmasının kötü niyeti ispata yeterli olmadığı, SMK 6/9 koşullarının somut olayda oluşmadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır